Şiir Akademisi - Ana Sayfa

Geri git   Şiir Akademisi Forum > DÜNYADA EDEBİYAT > Dünyada Öykü

Cevapla
 
Seçenekler Stil
  #1  
Alt 16-03-2017, 10:45
admin admin isimli üye şimdilik offline konumundadır
Administrator
 
üyelik tarihi: Jan 2009
Mesajlar: 1.806
Standart Kafka’dan yana ve Kafka’ya karşı

Kafka’dan yana ve Kafka’ya karşı

Günther Anders, Kafka’nın öykücülüğünü alegorik ya da sembolik olarak görenlerin tersine onu gerçekçi masal yazarı olarak nitelendirir



Günther Anders (1902-1992), Türkçeye ilk kez çevrilen bir düşünür ve “Kafka’dan Yana Kafka’ya Karşı” onun otuzlu yıllarda yaptığı bir sunumun metni. Anders, Kafka hakkındaki yorumlarını soğukkanlı bir şekilde lehte ve aleyhte olmak üzere ikiye ayırıyor ve yazarın dünyasına eleştirel bir bakış atıyor. Karşımıza çıkan üslup ise bu soğukkanlı bölümlemenin aksine hayli ateşli. Kafka gibi kült bir isme yöneltilen eleştirilerin ilgiyle okunacağını tahmin etmek mümkün.

Günther Anders’in Kafka okumasının öngörüsü, çok yakın bir gelecekte - belki de halihazırda, kim bilir? - soyut kimliklerimizin zaten ve çoktan yenilip yutulduğunu/yutulacağını okuyucuya sezdiriyor. Artık “nereye ait olduğumuz”a ya da “kime karşı yükümlü olduğumuz”a dair sorular da geçer akçe değil. Bir davamız yok, yaşam anlamını yitirmiş olsa da bunalımda değiliz. Çünkü Dünya biziz ve biz Dünya’yız. Kısacası kimlikler üzerinden ‘insan yerine konma’ ve ‘insan gibi muamele görme’ defteri çoktan kapandı; şimdi karşılıklı yenilip yutulmanın, sindirilmenin ve boşaltılmanın oluşturduğu bir sistemin nesneleriyiz…

Anders kendini de sakınmayan keskin diliyle Kafka’yı incelerken ve daha 1934 yılında olası bir Kafka modasına karşı uyarırken her şeyden önce kendi düşünsel serüveninin Kafka yapıtlarıyla en fazla kesiştiği tema ‘dünyasızlık’, kendi deyişiyle “dışarıda kalmak, içeri (Dünya’ya) alınmamış olmak” üzerinde durur. Dünyasız insanlar - ki Yeryüzünde ezici çoğunluğu oluştururlar - Anders’e göre, “kendilerine ait olmayan bir dünyanın içinde yaşamak zorunda bırakılanlardır; her gün çalışarak bu dünyayı üretmelerine ve ayakta tutmalarına karşın onlar için kurulmamış, onların hizmetinde olmayan bir dünyanın içinde. Bu dünya için seçildikleri, kullanıldıkları ve var oldukları halde, onun standartlarından, erişmek istediklerinden, dilinden ve lezzetinden yararlanamazlar.” Bir sınıf olgusu olduğunu vurguladığı dünyasızlaşmanın kaynağını eşzamanlı tüketim ve sıradanlaşmada görür Anders. “Sıradanlaşmanın asıl marifeti” ise “yabancılaşmanın nedenlerini ve semptomlarını, bir bakıma tüm açmazı karartması, yabancılaştırılmış insanın bu gerçeği algılama yetisini gasp etmesi, onun fütursuz etkinliğinin önünü açmasındadır.” Sıradanlaşmanın ve vasatlığın “perde gerisindeki müvekkili bizzat yabancılaşmadır” (İnsanın eskimişliği).

Anders, Kafka’nın öykücülüğünü alegorik ya da sembolik olarak görenlerin tersine onu gerçekçi bir masal yazarı olarak nitelendirir. Teknolojinin, daha doğrusu nesnelerin özne haline geldiğini söyleyen (“biz insanlara da tarihe iliştirilmişlik kalmıştır”) düşünür Anders’le yazar Kafka’nın bir başka kesişmesidir bu; Kafka da “insanlar nesnedir rezaletini teşhir eder.” Öte yandan Kafka’daki ‘dört dörtlük’ dile hayranlığına rağmen özellikle ‘Şato’daki ait olabilme ve kabul görme çabasını itici bulur ve incelemesinin tamamında, yererken de överken de ilginç bir mesafeli tavır ve yine ilginç bir içtenlik sergiler Anders: “İnsan, uyarıları da konacağı bir miras olarak görmeli; büyük uyarılarla zenginleşerek kendini terbiye ederken, başkalarını eğitmeli. Kafka’nın çizdiği Dünya resmini - ki Dünya’nın nasıl olmaması gerektiğini gösterir - sözünü ettiği duruşları - ki asla bizim duruşlarımız olmasın - uyarı levhası olarak iç dünyalarımıza dikersek işe yarayacaktır.”

Başyapıtı ‘İnsanın Eskimişliği’ne yazdığı önsözü okurlarına ve genç kuşaklara hitaben “...sorumluluklarınız, babalarınızın da sorumluluğuydu dedelerinizin de. Tutkulu bir dilekle bitiriyorum, umarım tüm öngörülerimde haksız çıkarım,” sözleriyle tamamlamış Günther Anders. Teknoloji çağına “en amansız ve en saydam eleştiriyi yöneltmiş”(Jean Amery), “Alman dilinin sıra dışı üslubu ve direniş düşüncesinin açık sözlü oksijeni”, İkinci Dünya Savaşı ve sürgün sonrası kendi ülkesinde de yazınsal serüvenine (aslında otuzlu yılların başında kaleme alıp sunumunu yaptığı) Kafka incelemesiyle atılmış. Filozofun ‘Türkçede ağırlanması’nın (E. Batur), aynı yapıtla başlaması ilginç tesadüf. Diğer yapıtlarının konukluğunu da hak eden bir düşünür olmasının ötesinde Anders’e kulak vermenin kaçınılmaz olduğu bir çağda yaşıyoruz. Dahası günümüzü ve insanlığın sayısız düzlemde içinde bulunduğu absürtlüğü anlatmak isteyen düşünürlerin ne yapıp edip ‘İnsanın Eskimişliği’nin üçüncü ya da dördüncü cildini kaleme almaları gerekiyor. Zarif nezaketsizliği de elden bırakmadan: “Filozof esasen nezaketsizin biridir. Karşı çıkar, inatçıdır, ilkeleri vardır. Bu nezaketsizliğe zarif biçimler kazandırmak çelişkili bir hedefmiş gibi görünür. Bu hedefe üstelik taviz vermeden yaklaşılabileceğini Sokrates ve Kant kanıtlamışlardır.” (“Hakikat Yönünde Abartılar”)



Mehmet Elmas
birgun.net
Eklenmiş Resmin önizlemesi
Resmi gerçek boyutunda görmek için tıklayın.

Resmin ismi:  kafka.jpg
Görüntüleme: 285
Büyüklüğü:  57,0 KB (Kilobyte)  
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


şu Anki Saat: 09:10


Online Ziyaretçi: site statistics
Powered by vBulletin
Şiir Akademisi Forum