Şiir Akademisi - Ana Sayfa

Geri git   Şiir Akademisi Forum > SAYFAM / Bir Emekle... > Anı ve Günce Sayfam

Cevapla
 
Seçenekler Stil
  #1  
Alt 14-10-2005, 22:54
emre gümüşdoğan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
emre gümüşdoğan emre gümüşdoğan isimli üye şimdilik offline konumundadır
Administrator
 
üyelik tarihi: Aug 2005
Nerden: Turkey
Mesajlar: 11.854
emre gümüşdoğan - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart




.. /.. / 200. Gemlik





Biraz önce gitti...


Gelişi, nasıl yüreğimde kırlangıç fırtınaları yaratıyor; içim, kar suyu emmiş bahar toprağı gibi kabarıyor, ışığın, sesin rengi nasıl değişiyorsa, gidişi de öylesine ters etkiliyor beni.


Sahilde yürüyorum. Üzerimde o tatlı yorgunluk, dudaklarımda dudaklarının tınısı, tenimde teninin çıldırtan kokusu, belleğimde paylaştığımız her anın, her boyuttan fotoğrafı. Bir dahaki gelişine kadar bana bıraktığı tadlar... Onlarca kez, bencilce yaşayacağım bu tadları, yeni baştan.


Biliyorum, gidişlerinden biri "son" olacak, günün birinde gerçekleşecek bu olgu, doğanın yasası böyle ve yine biliyorum ki her aşk bir sonrakini tetikleyecek. Artık "son"u düşünmüyorum, anı yaşıyorum. Yaşamın, anlar toplamı olduğunu öğrendim, ne mutluluk, ne hüzün ne de başka yaşananlar... Hiçbiri bütün değil. Yaşamın içinden bize gülümseyen, belleğimizdeki kirli fotoğraf kareleri hepsi de. Yan yana geldiklerinde var olmayan bir zamanı, var olmayan bir yaşamı oluşturan yansımalar sadece...


Şimdi otobüsün penceresinden bakıyordur...


Birazdan sıcak etkisini azatacak, insanlar akın edecekler sahile. Bir aşağı bir yukarı gidip gelecekler. Kafe önleri canlanacak, kaçamak bakışlar, kesişen gülücükler, beden dili ile yapılan söyleşiler başlayacak. İnce belli narin kızlarımız, kendilerinden iki beden büyük aşklar filizlendirecek düşlerinde, bakışlardan anlam çıkarmaya, iris kitabından fallar okumaya başlayacaklar.


Balık halinin önünden geçerken Çarli sesleniyor. "Çok güzel sardalyam var gelsene." yanına gidiyorum.


Çarli ile uzun zamandır tanışırım. Bu kasabaya geldiğim günlerde, havanın, suyun, denizin, insanların kirlenmediği eski dönemden gelir dostluğumuz. Boş zamanlarımda teknesi ile denize açılırdık, amaç balık tutmaktan çok eğlenmekti. Tayfalar; voli çevirir, ığrıp, manyat, tarata atardı. Biz mangal başında, balık ve rakıya meze yapardık muhabbeti.


Daracık bir dükkana sığdırmaya çalışıyor şimdi, denizlerin özgürlüğünü tatmış yüreğini. Bir yandan balık satışı ile uğraşırken, öte yandan, masa yerine küfelerin üstüne yerleştirdiği tablalarla donattığı, salaş yerde izgara yapıyor.


Asma yaprağı olgunlaşmadan sardalyanın tadı olmaz, diyorum. "Sen hangi zamanda yaşıyorsun, asma yaprağı dolma oldu." diyor, salata hazırlayan hanımı, "Bak, sızma zeytinyağlı, çoban salata da hazırladım size."


Şimdi feribottadır...


Beyaz et öneriyor doktorlar, tavuk ve balık... Bırakın beyaz eti, et olmaktan çıktı günümüzde tavuk ve balık. Hormonla bir kaç haftada semirtilen, kesime hazırlanan, tatsız tuzsuz piliçler, denizde kurulan çiftliklerde, sunni şekilde yetiştirilen balıklar... Bunların sağlıklı olduğundan emin değilim, doğallığını yitirdi herşey... Ege çuprası bulmak zor, çuprada o eski lezzeti aramak boşuna şimdilerde.


"Sardalya Çanakkale'den geldi.", sonra ekliyor, "Eskisi kadar balık gelmiyor artık." belli ki usunda, bir zamanların mangal söndüren, yağlı sardalyaları geziniyor. "Balığı mundar ediyorsun, rakısız balık olur mu?" diyorum, hayıflanıyor, "Basma damarıma, zaten rakıyı yasaklayan doktorun, yedi ceddi küfürümden nasiplendi." "Oh olsun, içtiklerine say." diyor hanımı.


Şimdi eve varmıştır...


"Kim eve varmıştır?" Hiçbir şey anlamadan yüzüme bakarken yineliyor soruyu, "Kim eve varmıştır?" Kendi kendime konuştuğumu düşünüyor belli ki. Gülümsüyorum, "Boşver Çarli, kalabalıklarda yalnız olmanın ruhumda oynadığı bir oyun bu. " diyemiyorum.


Yaşamı eksiltmeye yürüyorum sonra, bir dahaki gelişine kadar. Belki de bir daha olmayacak... Belki de güncemin sayfalarında, bir anı olarak kalacak bu yaşananlar...


__________________
ellerin kına türküsü
dokunsam
iliklenir parmakların parmaklarıma
*emre gümüşdoğan
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 21-10-2005, 01:07
FulyaÇelikbilek FulyaÇelikbilek isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Oct 2005
Nerden: stanbul
Mesajlar: 1.081
FulyaÇelikbilek - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart






[img]smileys/smiley1.gif[/img]


_________________


Kopuk dügmelerimi bir köseye gizledim...
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 24-10-2005, 11:39
Ahmet Taşcıoğlu
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart



Eline,yüreğine, düşlerine, yaşam sevincine sağlık Emre. Beni de dolaştırdın Gemlik sahilinde, balıkçı teknelerinde. Rakının ve balığın kokusu sardı burun deliklerimi ve sıcak sohbetin güzelliği düşüncelerimi... Yüzüme bir tebessüm oturdu birden...


Ayrılıklar, kavuşma özlemi, kavuşmalar sonra yine ayrılıklar... Yaşamın kendisi bu değil mi?...
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 12-11-2005, 18:58
emre gümüşdoğan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
emre gümüşdoğan emre gümüşdoğan isimli üye şimdilik offline konumundadır
Administrator
 
üyelik tarihi: Aug 2005
Nerden: Turkey
Mesajlar: 11.854
emre gümüşdoğan - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart



.../.../200. Gemlik



Uzun süre; kısa kızıl saçlarının çevrelediği, dingin bir koy gibi duran yüzünü izliyorum. O masum, o çocuksu ifade, yanaklarındaki pembelik, dudağının hafif aralık duruşu, nefes alıp vermesindeki düzen... Bir bebek kadar huzurlu uyuyor. "Onunla aynı sabaha uyanmak, mutlulukların en güzeli olmalı." diyorum.


Sessizce salona geçiyorum, bozarmış, isli perdelerin arasından sızan loş ışıkta herşey darmadağınık görünüyor. Koltukların üzerinde gelişi güzel bırakılmış giysiler, sağda solda bazı bölümlerini okuduğumuz, tartıştığımız kitaplar, dinlediğimiz kasetler, iki şarap kadehi, yerde minderler, minderin yanında devrilmiş, boş şarap şişesi, sağa sola serpiştirilmiş, kimi tükenmiş, kimi söndürülmüş renk renk mumalar, tütsülük, çevresinde tütsü kalıntıları, küller...dolu küllükler...


Geceyi düşünüyorum; o, koltukta oturuyor, yanıbaşında bir minderde oturuyorum ben de. Kitaplardan bölümler okuyor heyecanla, tartışıyoruz, uzun uzun gülüyor, kahkahalar atıyoruz.


Ve zaman, yivinden kayıp giden bir mermi kadar hızlı geçiyor...


Dağınıklığımdan yakınıyor, "Bu evdeyken en çok kendi evimin düzenini, temizliğini özlüyorum." diye sitem ediyor. Sonra bir ev düşü başlıyor, "Bir tarafı dereye bakmalı mutlaka." diyor, "Ağaçların arasından süzülüp akan berrak bir dereye.", "Afyon taşından işlenmiş şöminesi de olmalı." diyorum, "Şöminenin önünde koyun postu." diyor ve ekliyor, "Kocaman bir kütüphane ve binlerce kitap", "İki çalışma odası diyorum kütüphanenin iki yanında.", "Rahat yazman için sana kocaman bir koltuk hazırlamalıyım, minderlerle yastıklarla destekli." "Okadar yaşlı mıyım?" diye soruyorum, susuyor... "Ve yatak odası" diyor, "kocaman... "


Bilmiyor ki, evim ne kadar dağınık ve düzensiz ise, yaşlı ruhum o kadar düzenli ve huzurlu o'nun yanında... Hiçbir şeyi dert etmeyen, o tatlı rehavet doldurmuş benliğimi.


Perdeyi aralıyorum, sonbahar güneşi doluyor içeriye, pencereyi açıyorum, serin sonbahar havasını çekiyorum çiğerlerime. Sabah telaşını çoktan tüketmiş sokak, karşı çatıda birkaç güvercin, sonbaharla birlikte çoğalan tüylerini temizliyor, serçeler çınarın seyrelen yaprakları arasında uçuşuyorlar. Renk renk çiçeklerle süslü balkonlar tenhalaşmış.


Herkesle, herşeyle paylaşmak istiyorum mutluluğumu, haykırmak istiyorum...


Tekrar yatak odasına dönüyor, bir süre daha, yüzünü izliyorum. O'na dokunmak, saçlarını sevgiyle, şefkatle okşamak istiyorum. Eğilip yanağını öpüyorum, saçlarında geziniyor parmaklarım. Gülümseyerek aralıyor gözlerini... gözlerindeki ışık... o ışık benim mutluluğum...
__________________
ellerin kına türküsü
dokunsam
iliklenir parmakların parmaklarıma
*emre gümüşdoğan
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 19-11-2005, 21:58
esra saygı esra saygı isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Oct 2005
Mesajlar: 914
esra saygı - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart

<TABLE id=HB_Mail_C***111;ntainer height="100%" cellSpacing=0 cellPadding=0 width="100%" border=0 UNABLE="***111;n">
<T>
<TR height="100%" width="100%" UNABLE="***111;n">
<TD id=HB_Focus_Element vAlign=top width="100%" background="" height=250 UNABLE="off">Anılarınız bu kadar mı hocam...Devam edin okumak için dört gözle bekliyorum..</TD></TR>
<TR hb_tag="1" UNABLE="***111;n">
<TD style="FONT-SIZE: 1pt" height=1 UNABLE="***111;n">
<DIV id=hotbar_promo></TD></TR></T></TABLE>
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 21-11-2005, 00:09
B.B.
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart



Tarihi olmasın - kent ise sadece bir pencere görünümünde


Zaman durunca, sardunyalar ölecek sanıyorum....


Peki, ben bunun neresinde?








NOT DEMEYELİ NE KADAR OLDU:


Gidince, dönecek midir her hangi bir etin peynire dönüşmesi?!!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


şu Anki Saat: 01:57


Online Ziyaretçi: site statistics
Powered by vBulletin
Şiir Akademisi Forum