Şiir Akademisi - Ana Sayfa

Geri git   Şiir Akademisi Forum > SAYFAM / Bir Emekle... > Öykü Sayfam

Cevapla
 
Seçenekler Stil
  #1  
Alt 29-07-2010, 01:00
Sevda Karakaya Sevda Karakaya isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Sep 2009
Mesajlar: 15
Standart Kısa Anı Öykü Denemelerim

Mapushane..
Senin yolunda kavuşum var. Özlemler ekiyoruz bir bir uzak şehirlere.Her görüş gününde topluyoruz onları kucaklarımıza.Parmaklıklı kirli camdan, gözlerine veriyoruz mahpuslumuzun.Paslı, ince tellerin aralığından, sesimize koyuyoruz hasretlerimizi.Soluğumuzu birleştirip doyasıya sarılıyoruz…
--- Bu uygulama insan haklarına aykırıdır….Görüşe girmeyeceğiz….Ayakkabı çıkarılarak arama yapılması dayatması insan onuruna dair işlenen bir suçtur..diye bağırıyordu kısa boylu, cılız görüşçü göğsünü gererek öne doğru;
----Görüşe girmeyecekseniz cezaevi önünde beklemeyin! dedi.Genç ve parlak tenli komutan.Beş, altı asker dizilmişti müracaatın önünde…

---Bu uygulama insanlık adına hakarettir…Ayakkabı çıkarmayacağız….Bu uygulama olmadan ailelerin görüşe girmelerine müsaade edene kadar burada bekleyeceğiz!

Siyah gözbebekleri kanlı akından fırlayacak öfke mermisiydi adeta.Dudaklarının her iki yanında kurumuş tükürükler, pamuklaşmış bir yara gibi duruyordu.Kafasını dikleştirirken omuzlarını yukarı kaldırıyor, ellerini şiddetle boşluğa vuruyordu.Anneler, kardeşler, babalar hep bir ağızdan konuşuyor, bağırıyor, haykırıyordu..Keskin ayazın içinde kurumuş göz yataklarıyla analar, duvarlar ardında bekleyen oğullarını göremeyecekleri korkusuyla bağırıyordu askerlere doğru.Az sonra müracaat kapısı önünde itişme başlamıştı bile…
Komutan;
----Kapıyı kapatın! Asker! Uzaklaştırın! Ayakkabısı aranmadan kimse alınmayacak!
Komutan hiddetle kalabalığın içinden ayrılıp cezaevine doğru yürürken, askerler etten duvarlarla ite kaka görüşçüleri merdivenlere sürüklemişti. İnsan yumağı olmuş görüşçüler, neler olduğunu anlamaksızın üst üste, apar topar merdivenleri inip kendilerini karlı yolda bulmuşlardı Bir ağızdan bağırıyor, figan ediyor, çaresizce askerleri itmeye çalışıyorlardı.
Yol kenarına oturtulan yaşlılar, sakinleşmeye çalışırken, gençler birer öfke topu gibi gövdelerini fırlatıyordu askerlerin üzerine…

----Durun çocuklar!.Bekleyeceğiz !Elbet görüşe alacak komutan! Almaz ise kamuoyuna ve savcılığa kadar yolumuz var ! Sakin olun!..dedi..Ak saçlı, uzun boylu, göbekli adam.

Gençler, güçlükle yaşlı görüşçülerin yanına getirilirken ufak ufak kar taneleri düşmeye başlamıştı. Her birinin burunları, yanakları al al olmuş, ağızlarından çıkan buharlar birbirine karışmıştı.

----Ben neylerim… Oğlumu göremeden. Çok uzaktan geldim. Göremeden neylerim… diye ağlamaya başladı bir ana. Siyah leçeğinin ucuyla çökmüş, küçük, kırışık derili gözlerini siliyordu. Askeri nöbetçi kulübesinin altındaki taşa oturmuştu. Etrafındaki diğer genç ve orta yaştaki analar, öfkelerini dizginleyemiyor, birbirlerine ne yapmaları gerektiği hakkında fikirler veriyordu.

--Çocuklarımızı görmeden bizi buradan gönderemeyeceksiniz! Diyordu analardan biri. İnce ve uzun parmağını askerlere doğru sallayarak.

İki saat süren cezaevi bekleyişi sonunda, cezaevi müdürü ve komutan kapıyı açtı. Esmer müdür, mantosunun yakasını yüzüne doğru çekmişti. Gözlerinde hüzün kar bir bakış ve yumuşak uslübla konuşuyordu;
----Aranızda yaşlılar var demeye kalmadan… Sıska ve kısa boylu görüşçü;
----Görüş hakkımızı engelliyorsunuz!..Ayakkabı aratma dayatması psikolojik saldırıdır!…Bu dayatmayı kaldırın! Görüş yaptırtmazsanız bekleyeceğiz!
Müdür kısa boylu adamın omzuna elini koyarak..
----Sakin ol! Fevri davranıp diğer görüşçülerin görüş yapma olanağını ellerinden alma…Provokasyona gerek yok!.Bu bakanlığın bir genelgesidir…Güvenlik tedbiridir…Daha fazla sorun çıkartmadan görüşünüzü yapınız….
__Ayakkabı aramasını kaldırın! dedi. Ak saçlı, göbekli adam parmakları arasındaki sigarayla elini kaldırarak…
Müdür sert mizacını takınıp;
----Bütün görüşçüler ayakkabısını çıkarırsa görüş yapabileceklerdir…Görüşmek isteyenler görüşe alınacaktır…Görüşmek istemeyip bekleyenlere kanuni işlem yapılacaktır…Deyip ardını döndü..
Komutan.
-----Asker ! Görüşe girmek isteyenleri tek tek içeri al! Emrini vererek müracaat kapısından içeri girdi…
Görüşçüler aralarında homurdanarak birbirlerine bakıyordu….
Kısa boylu adam;
----Ayakkabı dayatmasına karşı geleceğim! Ben girmiyorum görüşe! dedi…Onunla birlikte birkaç kişi daha aynı fikirle yolun karşına geçip karların üstüne oturdu.

Anneler belli sürelerle, teker teker müracaat kapısından içeri girmeye başladılar.İlk kapıda, değerli eşya, bozuk para, cep telefonu, kemer, sigara paketleri ile çakmakları aldılar. Boyası eskimiş, derisi kavlak ayakkabıları çıkarttırıp içlerine, tabanlarına, görüşçülerin çoraplarına kadar ayrıntılı kontrol ettiler. İkinci kapıda elle aramaya girildi. Didik didik aranan görüşçüler, ziyaretçi kartlarını alıp bir askerin önderliğinde, görüş yerlerinin olduğu bina kapısından içeri girdiler.
Bina gür sloganlarla inliyordu. Görüş salonuna girdiklerinde mahpuslular çıkarılmamıştı henüz. Görüşçüler şaşkındı.Sloganlar, görüş salonunun duvarlarına çarparken görüş yeri kapısında iki gardiyan nöbete durmuştu.

Zindan konuşur mu? Konuşuyordu soğuk duvarlar… Taşa bakıyordu annenin yüreği. Taş vuruyordu revanlaşarak… Yürek durur mu? Çarpardı annenin yüreği… Yavrusun sesi, yankılanıyordu görüş salonunda… Haykırıyordu… Ses öpüyordu kahverengi lekeli, gerilmiş elinin üstünü… Can dayanır mı? Dökülüyordu siyah leçeğine tuzlu suları…

Bir müddet devam eden gür haykırışlar yavaş yavaş uzaklaştığında, görüş yerindeki görüşçüler korku ve endişeye kapılmıştı. Askerler, gardiyanlar koşar adım görüş salonuna gelip görüşçüler;

----Mahkumlar görüş yapmayacaklar!Görüş yok! Dediğinde kollarından tutulan mahpus anaları kâh sürüklenerek, kâh itilerek karga tulumba çıkarılıyordu…

Mahpusun önünde, irileşmiş kar taneleri arasında özlemleri kucaklarında görüşçüler, beyaz yola bıraktılar ağıtlarını, isyanlarını, çaresizliklerini, acılarını. Döndüler. Uzak şehirleri birleştiren o uzun ve ıssız yollara ektikleri sevinçli özlemleri veremeden parmaklıklar ardına, biriktirdiler diğer görüş gününe buruk hasretlerini.
Mahpushane.
Senin yolunda direnmek var…..
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


şu Anki Saat: 01:22


Online Ziyaretçi: site statistics
Powered by vBulletin
Şiir Akademisi Forum