Şiir Akademisi - Ana Sayfa

Geri git   Şiir Akademisi Forum > ŞİİR > Şiir Seçkim

Cevapla
 
Seçenekler Stil
  #281  
Alt 27-04-2011, 14:51
Burcu Yalkın Burcu Yalkın isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Jan 2008
Nerden: Ankara
Mesajlar: 1.924
Standart

Uzun Koşu


Sana yeni ulaşan şimdi eski bir bakışdan gelmedir.
Onun gözü senden öncedir, bir yalnız kalıştan gelmedir.
Senin şimdi duyduğun sıcak ve yaşamını onaran ses
Çok ölümlü savaşlar kadar zorlu bir yarıştan gelmedir.

Özdemir Asaf
__________________
gökyüzüne sürülmüş ölüm ruju / hatırlarım o günden beri güneşin boynunda kapalı yazısı...b.y.
Alıntı ile Cevapla
  #282  
Alt 30-04-2011, 13:43
Burcu Yalkın Burcu Yalkın isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Jan 2008
Nerden: Ankara
Mesajlar: 1.924
Standart

ESKİ SOKAK

Küçük ahşap bir dizi evlerdi,
On yıl önce o sokak.
Sonra geniş caddelere çıktık,
Apartman, sizden uzak.

Çocuklar orda büyüdü.
Orda okula gitti.
Komşunuzduk ama görüşemedik,
Hiç vakit yoktu ki!

Sizdendik, yalnız biraz okumuş,
İki kadın, bir erkek, iki çocuk.
Uykulu, acele bir karı koca:
Bizdik geçen önünüzden başları eğik.

Akşamları çanta, file.. yorgun, ağır
Dönerdik eve.
-Bir hamal bile tutmaz, cimriler!
Diye düşünürdünüz her halde.

Bilmezdik, siz
(Hiçbir şey paylaşılamazdı)
Çarşılardan neler getirirdiniz
(Herkese kendi telaşı) .

Girer miydi evinize, yer miydi
Turfanda bir meyva, iyi bir besin?
Kalın kağıtlarda çöplerimiz --
Çocuklar görüp imrenmesin!

Açılan kapıyı hemen kapatmak
Karşılıklı gizlemekti bir şeyleri.
Gelip gidenimiz olurdu ya
Gülüşmeler bizden değildi.

Kimi günler evdeydim
Masada kağıtlara kapanarak.
Ne de çok çocuk
Sesleriyle dolardı sokak.

Bir cami avlusunda kuşlarca
Bunun sekiz, onun on - - duyardım.
Ürküp kaçmasınlar, pencereden
Yavaşça bakardım.

Hani ben çok sigara - - öksürükler,
Hele çalışırken.
Ya gece yarısı, göğsü parçalanırdı
O kadın, iki ev öteden.

Bilmezdik kaç nüfus her hane,
Duyulurdu sertçe sesi bir kapının:
Bağıran bir erkek boşluğa karşı
Ağlayan bir genç kadın.

Kimdin sen, karşımızdaki ev,
Sarı ampul söner onbire doğru.
Eğilirdim, havasız sokak - -
Camlar kararırdı.

Bitmezdi makinede dikişin,
Kimdin sen, bitişik komşu?
Üç yavrunla kalmışsın,
Bir tanıdık söylemişti.

Kimsin sen - - sorsaydım hepinize,
Gelirdi aynı yankı hepinizden:
Sana mı kaldı, işine bak,
Kimsin sen?

Bilinmedi, ne çare, sizdendik,
Yalnız biraz daha iyi yaşamaya özlemli.
Şimdi aynı uzaklık, aynı utanç
Düşündükçe o sokağı, o evleri.

BEHÇET NECATİGİL
__________________
gökyüzüne sürülmüş ölüm ruju / hatırlarım o günden beri güneşin boynunda kapalı yazısı...b.y.
Alıntı ile Cevapla
  #283  
Alt 30-04-2011, 16:05
Burcu Yalkın Burcu Yalkın isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Jan 2008
Nerden: Ankara
Mesajlar: 1.924
Standart

Esrik Gemi

Çığırtan Kızılderililer çarmıha germiş,
Çakmış kanlı direklere yedekçilerimi;
Kendimi özgür Irmaklara kapıp koyvermiş,
Gidiyorum...sular alıp götürüyor beni.

Ne İngiliz pamuğu, ne de Felemenk unu,
Ne tayfa patırtısı, ne başka derdim kaldı.
Bitirdi yedekçiler ahret yolculuğunu,
Özlediğim yerlere yelkenlerim açıldı.

Geçen kış öfke ile çalkalanırken sular,
Çocuk beyinlerinden daha dilsiz, sağır, ben,
Öyle koştum durdum ki Yarımadalar
Bu yılmamıştı büyük gürültülerden.

Sabah uyanışımı fırtınalar kutsadı,
Mantar gibi, on gece dalgalarda oynadım,
Ölüm kervanı sular beni durduramadı,
Fenerlerin budala gözlerine bakmadım.

Çocuklar nasıl hazla elmayı ısırırsa,
Öyle iştahla doldu çam tekneme yeşil su,
Alıp gitti her şeyi; dümen, kanca, ne varsa,
Ne kusmuk kaldı ne de mavi şarap tortusu.

Sütbeyazım, yıldızlar akıyor her yanımdan,
Denizin Şiirinde yunduğum günden beri.
Kemirdiğim yeşil maviliğin solgun, hayran
Boşluğuna bazen dalgın bir ölü inerdi.

Orada mavilikler, coşkular ve güneşin
Parıltısı, ezgiler bir sönüp bir yanıyor,
Telli sazlardan büyük, alkolden daha etkin,
Aşkın acı kızıllıkları mayalanıyor!

Bilirim nasıl döver kıyıları dalgalar,
Şafağın güvercinler gibi coştuğu anı,
Akıntı ne, hortum ne, gökler nasıl çatırdar,
Ben gerçekte yaşadım düşlerde yaşananı.

Gizemli korkularla yüzünde benek benek,
Güneşi gördüm, uzun, mor buzlarla ışıldayan,
Ve dalgalar gördüm usta oyunculara denk,
Ürpertilerini çok uzaklara yansıtan.

Denizin gözlerine yükselen bir öpücük
Yeşil geceyi gördüm o büyülü karlarla
Nice besi suları ve sarının, mavinin
Uyanışını gördüm şarkıcı fosforlarla!

Aylarca, isterik bir hayvan sürüsü gibi
Sığ kayalara binen çalkantıyı izledim,
Götürsün diye azgın suları, Meryemlerin
Nurlu ayaklarından bir yardım beklemedim!

Biliyor musunuz, Florida’ya bindirdim,
Deri panter gözler karışmıştı çiçeklere,
Ve ebemkuşakları denizlerin ufkunda
Dizginlerini çekmişti yeşil sürülere.

Kaynayıp mayalanan dev bataklıklar gördüm,
Çürümüştü içinde sazlarla Leviathan!
Ortalık sütlimanken yarılan sular gördüm.
Nice burgaçlar gördüm enginlikleri yutan!

Buzlar, gümüş güneşler, kor gökler, sedef sular..
Derken dalgalar beni bir körfeze savurdu,
Tahtakurularının kemirdiği yılanlar
Kara kokularıyla dallardan sarkıyordu!

Görsün isterdim, görsün çocuklar altın pullu
Gümüş balıkların o mavi dalgaların!
-Salladı beni beyaz köpükler çiçek dilli,
Kanadına takıldım tarifsiz rüzgârların.

Kutbun ve karaların yorgun kurbanı deniz
Hıçkırınca bazen, tatlı tatlı salınırdım,
Ve sundukça sarı dilli çiçeklerini, diz
Çökmüş bir kadın gibi öyle kalakalırdım...

Sallanan bir adayım, gidiyorum, bordama
Ela gözlü, kavgacı, cırlak kuşlar konuyor,
Ölüler var takılmış iplerin arasına,
Uykuya yatmak için dalgalara iniyor!

Kasırganın kuş uçmaz enginlere attığı
Ben, koyların saçları altında yitik gemi,
Bulamaz ne zırhlılar, ne Hans kadırgaları
Esrik su kemiğine dönen iskeletimi;

Duvar gibi kızaran gökyüzünün damını
Bendim özgür, tüterek, sisler içinde oyan,
Tanınmış ozanlara mavilik yosunları,
Ve güneş likenleri, cins reçeller taşıyan.

Denizötesi gökleri sopalarla temmuz
Kızgın hunilerin içine çökerttiği an,
Üstümde elektrikli aylar, bütün bir yaz,
Bendim denizaygırlarıyla çılgınca koşan.

Nasıl da titriyordum elli mil ötelerden
Korkunç Canavarları duyumsatınca deniz,
Mavi durgunlukların palamarcısıyım ben,
O eski Avrupa’yı ne özledim bilseniz!

Göklerinin kapısı yelkenlere açılan
Takımadalar gördüm, yıldız yıldız adalar,
Dipsiz gecelerde mi, ey geleceğin Gücü,
Uyur, göç edersiniz, ey milyonlarca kuşlar?-

Akşamlar ağlatıyor, ağladım, çok ağladım!
Ay ışığı insafsız, güneşler acımasız:
Buruk aşklar elinde uyuşup esrik kaldım,
Yeter, yarılsın teknem! Alsın beni bu deniz!

Avrupa’da sevdiğim tek su var: kara, soğuk
Akıyor yarıklardan, burcu burcu tan vakti
Yüzdürüyor diz çökmüş hüzün dolu bir çocuk
Kelebek kadar narin kağıttan gemisini.

Acılarda çalkalanıp güçsüz düştüm dalgalar!
Pamuk tüccarlarına hayır diyor dümenim,
Artık benim için ne bayrak ne bandıra var,
Bu öfkeli sularda ne de yüzebilirim.

Arthur Rimbaud
Çeviri: Erdoğan Alkan
Bütün Şiirleri s. 110
__________________
gökyüzüne sürülmüş ölüm ruju / hatırlarım o günden beri güneşin boynunda kapalı yazısı...b.y.
Alıntı ile Cevapla
  #284  
Alt 02-05-2011, 16:34
Fatih Yavuz Fatih Yavuz isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Sep 2007
Nerden: Kırıkkale
Mesajlar: 118
Standart

KİLİT

Yitiriyor belleğini dünya
İnsanda
Sonsuzluk özlemi uyandıran
Zaman gibi


Ah aşk
Göğsüme vurulan kilit


- Seslen bana sığınaklardan
Sevdiğim kadınları anlat
Düşlerinde güneş gören çocukları
Ve onların karda kalan ayak izlerini
Beyaz bir yemeni bağla boğazıma
Parçalasın gırtlağımda biriken lekeyi

Seslerden yarattım sessizliği.


Metin Güven
Alıntı ile Cevapla
  #285  
Alt 02-05-2011, 16:47
Fatih Yavuz Fatih Yavuz isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Sep 2007
Nerden: Kırıkkale
Mesajlar: 118
Standart

UZAYDAKİ ODA


Sağnak boşandı boşanacak bir havada yaban güvercininin ötüşü gibi
-yağmurla, yeniden açan güneşle toz toz oluyor hava-,
yunmuş yıkanmış olarak uyanıyorum,kalkarken eriyip bitiyorum;
tazecik göğün üzümlerini deriyorum.

Sana yaslanıp uzanmışım, içindeki özgürlüğü kıpırdatıyorum senin.
Çiçeğini isteyen bir toprak yığınıyım ben.

Yontulup biçilmiş bir boğaz var mı seninkinden daha ışıltılı?
Sormak ölmek demektir!

Senin iç çekişinin kanadı yumuşacık bir tüy bırakıyor yapraklara.
Sevgimin ışını kapatıyor meyveni, emip içiyor onu.

Karanlıklarımın sevinçle kapladığı o yüzünün güzelliğindeyim ben.

Bana senin suskunluğunu veren şu çığlığın ne güzeldir!

Rene Char
Çeviri : Tahsin Saraç
Alıntı ile Cevapla
  #286  
Alt 01-06-2011, 18:13
Burcu Yalkın Burcu Yalkın isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Jan 2008
Nerden: Ankara
Mesajlar: 1.924
Standart

KUŞ MİTİNGİ


Sonbahardan sonra ağaçlar
Hep duman açar Ankara'da
Saksılarda yeşil bir yalnızlık
Uzayıp gider ev tutsaklığında
Kış boyu rüzgârsız ve çiçeksiz
Ne gün kalır güneşin yüreğinde
Ne şafak ne sabah
Kar altında dilsiz ve sessiz
Bir tohum gibi bekler baharı
Taş üstünde topraksız çaresiz

Sonbahardan sonra Ankara'ya dair
Hep aynı sözler söylenir
Ama yağmur
Yine utanır yağarken
Kar yine yağmadan kirlenir


Sonbaharda sonra Ankara'da
Yalnızca kuşların isyanı vardır
Bakarsınız bir akşamüstü
Bütün ağaçlar kuş açmıştır
Ve gökyüzü meydanında
Kuş dilinde bir miting başlamıştır


Bir çığlıktır artık yaşanan
Sözcükler yetmez anlatmaya
Notalar fırçalar susar
Çünkü mitingden sonra kuşlar
Kırıp kanatlarını
Ankara'ya ölüm bırakırlar


Adnan YÜCEL
__________________
gökyüzüne sürülmüş ölüm ruju / hatırlarım o günden beri güneşin boynunda kapalı yazısı...b.y.
Alıntı ile Cevapla
  #287  
Alt 01-06-2011, 20:28
Burcu Yalkın Burcu Yalkın isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Jan 2008
Nerden: Ankara
Mesajlar: 1.924
Standart

DÜŞMAN

İçinden parlak güneşler geçse de yer yer,
Gençliğim hep karanlık bir fırtına oldu;
Öyle yakıp yıktı ki, yağmurlar, şimşekler,
Bahçemde tek tük kızarmış meyve kaldı.

İşte, dokundum güzüne düşüncelerin,
Sular mezar açar gibi oymuş her yanı,
Kazmayla, kürekle, yeni bir hasat için
İşleyip alt üst etmeli batak toprağı.

Kimbilir, düşlediğim o yeni çiçekler
Belki bu yunmuş toprakta yeşerecekler
Gizemli, gürbüz besini buldukları an?

-Ey acı! ey acı! Zaman yaşamı yiyor,
Yüreğimizi kemiren karanlık Düşman
Yitirdiğimiz kanla semirip güçleniyor!



CHARLES BAUDELAIRE / Kötülük Çiçekleri, Varlık Yayınları S.34

Türkçesi: Erdoğan Alkan
__________________
gökyüzüne sürülmüş ölüm ruju / hatırlarım o günden beri güneşin boynunda kapalı yazısı...b.y.

Konu Burcu Yalkın tarafından (01-06-2011 Saat 20:43 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #288  
Alt 10-11-2011, 15:10
Burcu Yalkın Burcu Yalkın isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Jan 2008
Nerden: Ankara
Mesajlar: 1.924
Standart

Ceza

göğü unut
tek başına ölmüş bir karanlık ol
banliyö trenlerinin camından bakan yenilgi gibi
bak, denizi nasıl denetliyor martılar
uzaklaşıp git, kendinde eri, çözül
değil mi ki orda yoktun.

gemi enkazlarının dibindeki katranla hesaplaş
limandaki halatların arasına sıkışmış yengeç gibi
çaresizliği incele, bir sonuca var yalnızlığından
hani ilk rüzgârla düşen yapraklar vardır
onlara oy ver, yaşamıyor olmayı seç
değil mi ki söylemedin.

çalışkanlığın haritasını çizen karıncaları gözet
ağaçlara koş, köklere yalvar
kiminse kumdaki ayak izleri, onu bul, tartış
takip edilen bir pars gibi
geceyle arandaki boşluğu ölç
değil mi ki göremedin.

Salih Bolat

Varlık, 1207, Nisan
__________________
gökyüzüne sürülmüş ölüm ruju / hatırlarım o günden beri güneşin boynunda kapalı yazısı...b.y.
Alıntı ile Cevapla
  #289  
Alt 10-11-2011, 15:11
Burcu Yalkın Burcu Yalkın isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Jan 2008
Nerden: Ankara
Mesajlar: 1.924
Standart

BİR KENTİ AĞLIYORUM

Dün gece uyuyamadım
bir kenti ağlıyorum
gözlerimden kaçgın görüntüleri dökülüyor

dilini yitiren kent
söyle
bir yaşamı güzellemeyi
sana kim yasakladı

şiirlerden yaşama taşınmış insanı arıyorum
sen insana tıkanan yollara...
akmayan sulara gizledin
bir çocuk babasını öldürdü
bir kadın bedenini
bir adam böbreğini sattı
söyle... kocamış kent
düşlerimi nereye bıraktın

Sevgilim...
bu kent beni hırpalıyor
bir gün...

söyle...
dilini yitiren kent
sana konuşmayı öğretirsem
düşlerimi kapatan örtüyü kaldıracak mısın
insana gülecek misin.

Berrin TAŞ
__________________
gökyüzüne sürülmüş ölüm ruju / hatırlarım o günden beri güneşin boynunda kapalı yazısı...b.y.
Alıntı ile Cevapla
  #290  
Alt 10-11-2011, 15:13
Burcu Yalkın Burcu Yalkın isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Jan 2008
Nerden: Ankara
Mesajlar: 1.924
Standart

KARA KEDİ

- Arap için

Uyukluyor yağ tenekelerinin ortasında kara kedi

- Uyan, aç mercan gözlerini
Kabuklanıyor bıçağı bile delerek geçen zaman
Ve külleniyor can çekişen uğursuz dünya

Düşlerinde beyaz bir mendil, uyukluyor kara kedi.



Metin GÜVEN

(Geriye Söz Kalır s.17)
__________________
gökyüzüne sürülmüş ölüm ruju / hatırlarım o günden beri güneşin boynunda kapalı yazısı...b.y.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


şu Anki Saat: 01:13


Online Ziyaretçi: site statistics
Powered by vBulletin
Şiir Akademisi Forum