Şiir Akademisi - Ana Sayfa

Geri git   Şiir Akademisi Forum > SANATIN DİĞER DALLARI > Sinema - TV

Cevapla
 
Seçenekler Stil
  #1  
Alt 09-11-2005, 09:02
zühtü kayalı
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart



Eleştirmenler, köşe yazarları, duayenler, uzmanlar bir yana; kendimize göre anlatalım filmleri, ne hissettik, neydi bize vuran, neydi bizi alıp götüren ... neyi gördük, neyi duyduk, neyi dinledik en önemlisi orada da, o film yer ediverdi içimizde ve yıllarca çıkmadı yüreğimizden.


Bu "benim filmim" diyen herkes alıp gelsin filmini. hep beraber seyredelim.


Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 09-11-2005, 09:33
zühtü kayalı
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart



ATLARI DA VURURLAR


Horace McCoy, bir gazeteci ve yazar. "Atları da Vururlar" en önemli kitabı. Sonra filmi çekildi, tiyatroda oynandı. Filmini 1973'de seyrettim. İlk kez. 11 yaşındaydım. karanlık bir filmdi. sonra tekrar seyrettim ve kitabını buldum üniversite kütüphanesinden onu okudum. sonra oyunu ve tekrar tekrar filmini.


Michael Sarrazin ve Jean Fonda oynuyordu. Yönetmen Sydney Pollack'tı.


***********


1930'lar. 1929'un Kara yıkımından daha kurtulmamış bir dünya, bir Amerika. John Steinbeck'in "Gazap Üzümleri"nin geçtiği yıllar. "Bitmeyen Kavga"nın geçtiği yıllar. Bir taraftan "Yitik Kuşak"ın başkaldırısı "Muhteşem Gatsby"si ile Scott Fitzgerald. Hemingway'ın Afrika'ya sığınışı.


Göçler, dağılmalar, yıkılmalar, erimeler...


Ya biz? Yani sıradan, basit, yalın, hayatının tek boyutundaki insanlar? Nerdeydik? Bir şeylerin kuyruklarındaydık. ikramiye çekilişlerinde, at yarışlarında, tombalalarda, uzun iş kuyruklarında ve intiharlarımızda idik.


Umudumuz yalnızca kendimiz idik. Geleceklerimiz yok idi.


Birden birisinin aklına dahice bir fikir geliyor. Yarışmalar düzenleyelim diyorlar. Maratonlar. herkes küçük bir katkı koyacak yarışmaya. Maraton sonunda kim ayakta kalırsa tüm biriken parayı o alacak.


Basit bir fikir. Ama yokedici. Ne yarışması yapılacak? Artık yarışmalar icat edilmeye başlanıyor. En çok tutan ise "Dans Maratonları"


Ülkenin her yerinde ölümüne dans maratonları organize ediliyor.


İşte böyle bir ortamda, karanlıkta başlıyor film. Tek umudu kendisi kalmış Jean Fonda, artık yorgun. Ama yapacak başka bir şeyi yok. Bir maratona daha katılmalı. Umudu kendisi. Ama partneri yok. Genç Michaal Sarrazin'i bulur. Onu ikna eder ve maratona son paralarını verirler. Yarışmaya katılırlar. Kapalı büyük bir salon. Seyirciler yığılmış. Belki 1 hafta sürecek maraton veya daha fazla bilinmez. Bahisler oynanıyor.


Kurallar basittir. 2 saatte bir -hatırlamıyorum- 15 dakikalık molalar olacaktır. temizlenme, boşaltma, yeme hep bu aralarda olacaktır. Günde -hatırlamıyorum- en fazla 2 saat uyunacaktır. Çiftlerin birbirine yaslanarak uyumaları yasaktır.


Başlar maraton.


Zaman içinde çözülmeler başlar, kavgalar, yıkılmalar, bayılmalar.


Pist seyrekleşir artık. Koşma yarışmaları, dönme yarışmaları. geceleri slow müzik eşliğinde salınmalar. sabah seyirci geldiğinde hızlı ritmik müzikler. dayanamayan düşer gider.


Jean direnmektedir. Michael gençtir. Ama Jean artık bıkmıştır yaşamaktan. Umudu olmaktan çıkmıştır bedeni ve beyni ve düşleri.


4 veya 5 çift kalmıştır pistte. Bunlardan biri de bizimkilerdir. Bir çift daha yığılır. Mola gelmemiştir. ama Jean ayakta duracak gibi değildir. Sürüklenmektedir. Mola gelir.


Artık bitmiştir Jean. Dayanamayacaktır.


Bir silah uzatır Michael'e molada. "Beni vur" der. "Artık ben bittim". Oğlan kabul etmez. Üsteler. Bağırır. "Bu paçavra ne işe yarar bu hayatta" der. Bitmiştir.


Bir silah sesi.


Michael'i polisler götürmektedir.


Bir gazeteci mikrofonu uzatır aradan. "Neden yaptınız".


Michael:


ATLARI DA VURURLAR"


der.


NOT : 2000'ler de yaşadığımız travma bu değil miydi? BBG evleri, arabaya dokunma oyunları, ikinci bahar'lar, maceralar, survivor'ler. siz söyleyin.


Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 09-11-2005, 11:09
evin okçuoğlu
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart



gecikmiş bir izlemeydi benimki vcd olarak... DOGVILLE..


Lars Von Trier'in vizyona yeni giren MANDERLAY filminin (bir üçlemeymiş) birincisi oluyor Dogville.


ilginç olan imgesel olayların olması vetiyatro ortamında (yapay bir plato, simgesel) geçmesi.


filmin bitiminde düşünmeye başlanıyor... kim neyi simgeledi diye...


dikkatle izlenmezse birçok şey kaçabiliyor.


ilginç ve cesur bir yapımcı bu Trier...


kibir, bedel, iyilik kavramlarını acımasızca irdelemiş
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 09-11-2005, 14:53
zühtü kayalı
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart



benim son dönemde en etkilendiğim filmdir dogville. özellikle öykücü, yazar, yol gösterici olarak çıkan çocuğun kaypaklığı, sözlere bağlı hayattan kopukluğu ve duru güzelliği ile nicole kidman... ve acımasız baba ile james caan. muhteşem bir film...





sağol evin... ikinci filmimi elimden aldın...
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 09-11-2005, 22:49
evin okçuoğlu
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart



margaras özür dilerim yine de konuşalım bu filmi derim ben... bak o genç aydını simgeliyordu değil mi hayattan kopmuş aydına kaypak aydına bir göndermeydi...


pekii nicole neyi simgeledi ya mafia babası ve köpek?


köpek hadi daha net adı musa ve almadan bir o verdi (kemiği) bedel istemedi ve vermesinin karşılığında "yaşadı"
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 10-11-2005, 17:35
zühtü kayalı
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart



dogville bir kasaba. sıradan bir kasaba. bu kasabanın sakinleri kendi küçük hayatlarını yaşıyorlar. bir doktor var ve oğlu. bir elma yetiştiricisi, kör, taşımacı, kadınlar, erkekler, çocuklar... hastalıklı kişiler... akıl hastaları, sürekli yenildiği oyunu oynamaya direnenler... şiir yazan, kılavuzluk yapmak isteyen, doğru yolu göstermek isteyen bir genç ve musa. köpek.


kendilerinin hayatlarını kendilerine göre yaşıyorlar. elmacı köre göre, kör doktora göre, doktor taşımacıya göre... her biri kendi içinde anlamlı bir bütünlük içinde. genç... buradaki durağanlaşmayı aşmak istiyor. okuyor. yazıyor... yol gösterici olmak istiyor. kasabada haftalık toplantılar düzenliyor ve onlara önderlik etmek istiyor. ama çalışmıyor. yalnızca kendi hülyalarının peşinde.


bir gün bu kasabaya gangasterlerden ve polislerden kaçan bir kız geliyor. kızı saklıyorlar. kız da onlara yardım etmeyi öneriyor.


artık kör adamla konuşuyor, hastalıklı kıza bakıyor, elma yetiştiricisinin çocuklarına bakıyor.


zaman içinde kızın neden kaçtığını çözdükçe kasabalı, onun üzerine baskı uygulamaya başlıyor. onu kullanıyorlar. erkekler kızla yatıyorlar. kadınlar aşağılıyorlar.


kız kaçmak istiyor. ve gençten yardım istiyor. genç babasından ödünç para alabileceğini söylüyor. bir gün sonra kıza on doları veriyor. kız o on dolarla taşımacıdan kendisini kaçırmasını istiyor. taşımacı kabul ediyor. ancak o da on dolar yetmez diyerek kızla cinsel ilişkiye giriyor ve dönüp kasabanın ortasına getiriyor.


genç babasından o ondoları habersiz almıştır ve kız gittiği için de kızın parayı çaldığını söylemiştir. ve kız tekrar kasabaya dönünce onu hırsız olarak damgalarlar. ve boynuna bir boyunduruk takarlar kaçmasın diye. çocuklar hariç kasabanın tüm erkekleri kızla yatarlar.


elma yetiştiricisinin karısı çocuklarını dövdüğü gerekçesi ile zarzor biriktirdikleriyle tek sahip olduğu 7 küçük bibloyu tek tek kırar. ve her kırılışında biblo eğer ağlarsa kırmayacaktır. kız inat eder ve ağlamaz ve 7 biblo da kırılır.


gangasterler gence ilk geldiklerinde kızı görürlerse kendilerini araması için bir kartvizit vermiştir. kız o kartviziti atmasını istemiştir ama genç attım demesine rağmen atmamıştır.


kartviziti bulur ve telefon eder.


kız boynunda boyunduruk ile yaşamaya devam etmekte ve kasabanın erkekleri kızla olmaktadırlar. sessiz bir anlaşma yapılmıştır. herkes kabullenmiştir.


bir gün arabalar aniden çıkıp gelirler. gangasterlerdir.


ve kızı sorarlar. kızı boyunda boyundurukla buldukları için ona boyunduruğu takanları döverler. kız arabaya girer.


onu arayan gangaster, kızın babasıdır. ve konuşurlar. acımasızlıktan, kurallardan, kabullenmişlikten, haklardan...


ve en sonunda kız kasabanın tamamının öldürülmesini isterler. ve herkes öldürülür. kendi biblolarını kıran kadına kendisine yapılanı yaptırır. her çocuğu tek tek öldürülecektir. ağlamazsa bağışlanacaktır. kadın her çocuğunun ölümünü tek tek görür ve ağlar ve en son o da öldürülür.


adamlar kasabayı yakarlar... kızyol gösterici kılavuz olarak gören genci kendisi öldürür.


nedir? kız nedir. bir fikirdir. tehlikeli bir fikirdir.


baba nedir? o fikri tehlikeli yapan güç.


kasaba kayo,paklığın, kendisini sonsuza dek ölümsüz gören anlayıştır ve kurtuluşu için kendini kurban eder.


kasaba güç değildir çapuldur, kullanma ve hırstır. farklılığı yok etmek ve kendi dar kalıpları içinde eritmek demektir. gücü güçsüzlüğüdür. güçsüzlüğü gücüdür.


kendi için değildir.


kendinin farkında değildir.


yok edicidir ve yok eder. kullanıcı ve tüketicidir.


korkaktır


işte bu toplum içinde yaşadığımız kırılma bu değil midir?


dogville biziz. aydını ile doktoru ve üreticisi sakatı körü ile biziz. biz satıyoruz kendimizi. sonsuza dek yaşayacakmışçasına pişmanlıklarımızı sarınıyoruz ve onu kimliğimizin veya kişiliğimizin bir parçası haline getiriyoruz.


ama en sonunda mutlaka ölüyoruz.








Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 13-11-2005, 18:18
zühtü kayalı
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart



[img]resim/margaras/2005-11-13_181738_axpaz012.jpg[/img]


SEVMEK ZAMANI





Yıllar oldu seyredeli... En azından bir 20 yıl. Müşfik kenter. Sema Özcan. Siyah ve beyaz. 1960'lar. Metin Erksan.


Müşfik Kenter duvardaki bir resme bakıyordur. O resmi sevmiştir. O resimdeki masumiyete aşık olmuştur. Sema Özcan gelir. Ama sırtını döner ona. O resme bakmaktadır. O resmi, o fotoğrafı düşünmektedir. Zamanın o akışında durdurulmuş, unutulmuş, değişmeyen ve değişmeyecek olan masumluğu yudumlamaktadır duvarlardan.


Yalnız bir tahta iskele ve ucuna doğru yürür müşfik kenter. sırtında bir pardesü. hava kapalıdır.


bir sandal. içinde bir gelinlik giymiş manken ve sema özcan'ın portresi.


iki el silah sesi.


boş bir sandal


[img]resim/margaras/2005-11-13_181811_focus.jpg[/img]








Edited by: margaras
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 13-11-2005, 18:28
evin okçuoğlu
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart



margaras bir sorum var size:


FAHRENAYT adlı filmin eskiden yapılanla ilgisi yok siz eskisini biliyor musunuz?
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 14-11-2005, 09:53
zühtü kayalı
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart



Francois Truffaut tarafından 1960'larda çevrilen Fahreneit 451 Ray Bradbury'in en önemli anti ütopya denemesi olan kitabıdır. Julie Chirtie bu filmde iki karakteri canlandırıyordu.


1. İtfaiyecinin karısı


2. Öğretmen.


Fahreneit 451 genellikle Flash TV ve benzeri küçük TV kanallarında yayınlanıyor sık sık.


Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 14-11-2005, 12:12
muki muki isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Nov 2005
Nerden: Netherlands
Mesajlar: 96
Standart



Olu Ozanlar Dernegi


Bu filmde siradisi bir ogretmen ogrencilerine ezber bilgi ogretmek yerine yasama farkli bir gozle bakmayi, sinirlari asmayi, kendisi olmayi ogretmeye calisiyor. Fakat sistem bu ogretmeni ezmeye calisiyor ve dolayisiyla cocuklarin da gelecegi ezilmis oluyor. Intihar eden cocuk icin sorumlu ogretmen gosteriliyor fakat bas sorumlu ezici aile disiplini ve "ana-baba ne yaparsa cocugun iyiligi icin yapar"saplantisinin olmasina ragmen ogretmen cezalandiriliyor.


Oysa ogretmen cocuklara; kendi olmak, hayati ozumsemek, bircok seyin zevkini yasamak, siiri tanimak ve onunla butunlesmek gibi guzel seyler ogretmeye calisiyordu.


Bizim ulkede de boyle ogretmenlere ihtiyac var. Bizde de ana-baba olarak cocugun iyiligini istedigimizden onu yaris atina ceviriyoruz. Cocuk kendini Bermuda ucgenininden kurtaramiyor (ev-okul-dershane). Ona kendi yasam alani tanimiyoruz. Yurtdisinda bu gibi okullar var. Almanya, Hollanda, Isvicre vs. gibi ulkelerde Robert Steiner okullari var ve bu okullarda cocuga sanat agirlikli ogrenim sunuluyor, zorlama yok, yazmayi cizmeyi nasilsa ogrenecek diyor bu okul yonetimi. Bizde de boyle okullara ve ogretmenlere ihtiyac var sanirim.


Bu filmde anlatilmak istenen Carpe Diem. Fakat Carpe Diem sadece Ani Yasa demek degil. Oscar Wilde'in da dedigi gibi:


Vazgecme, erteleme


yasami umursa!


Kendi gercegini bulmak istiyorsan,


dusunu kovala!





Edited by: muki
__________________
Bir sürünün kusursuz bir üyesi olmak için ilk önce bir koyun olmak gerekir.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


şu Anki Saat: 10:37


Online Ziyaretçi: site statistics
Powered by vBulletin
Şiir Akademisi Forum