Şiir Akademisi - Ana Sayfa

Geri git   Şiir Akademisi Forum > ŞİİR > Şairlerimizden Şiirler

Cevapla
 
Seçenekler Stil
  #1  
Alt 28-01-2012, 15:07
Amarilis Amarilis isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Mar 2009
Nerden: Balıkesir
Mesajlar: 103
Standart Mustafa Köz

Ne Anladık

Bazı zulümler bir tayın doğrulması kuru otlardan
bir samanlık yangını bazı zulümler
su sesini yolcu sanan Adilcevazlı çoban kızın
masmavi kirpiğidir bazı zulümler, gizli bir ovayı
dağılan bir suskunluk olarak takmış göğsüne,
kör bir istasyon şefinin öğle uykusudur bazı zulümler
çağlayanlar, gözeler, ırmak boyları, yıkık bir sanatoryum

tipide donmuş bir köy öğretmeni, terekesi yalnızlık ve keder
yaprakla dolar kapılar önü, üç kişi çıkar sabahla evden
bir tabut, bir takunya, bir sarık
ayaklarına mayınlar giyinmiş köylüler
tanrıdan çok gökyüzüne inanan, sütle boğulmuş bebe
Gediz pazarında çocuklarını yitirmiş bir kadın
gözleri kıyıya vurmuş iki gemi iskeleti

Evler dağılır, karteller, üniversiteler, pazar yerleri
her yerde alışıldık bir korsan baskını
her şenlik, bir yas günü doğuda ve batıda
fenerler, hamayıllar, kınaçiçekleri,
vurulmuş üç jandarma, üç kaçak
boynuzlarında göller büyüten bir geyik
durur eski bir çarşı izni gibi tedirgin
mektuplara pul diye yapıştırılan kardeş ölüleriyle
seviyorum seni dersiniz, aşk, o bizim yaralı, küçük hayvanımız
seviyorum seni, nasıl söylerse şimşekler şarkısını
nasıl taşırsa kırlangıç, yavrusunu hırçın bir alışkanlıkla
nasıl girerse odalara gün ışığı, karıştırmak için kitaplarımızı
ışıtmak için kararıp duran küskün kalpleri
aşklar ki yemyeşil bir aydır,
pencereye pervaz ruha merdiven
zulümdür onlar da hiçbir şey bizim değil
şimdi bazı zulümlerdir herkese kalan
onlar ki bir saat gibi işler şuracıkta
içimizde, derimizin altında, bir akşam yemeğinde,
bir garson gelir incelikli, tepsiler dolusu zulüm
birden kararır ortalık masalar, vazolar, umarsızlık gülleri
ne anladık kimleyiz bir kadın,
köylüler, öğretmen, istasyon şefi
bebek, garson, sığırtmaç, üç jandarma, üç kaçak
ne anladık zulümden başka dünyadan.

(Ateş Bağı’ndan)
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 28-01-2012, 15:09
Amarilis Amarilis isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Mar 2009
Nerden: Balıkesir
Mesajlar: 103
Standart

Belki Bir Nehir Azalır

Belki bir nehir azalır dökülürken denize,
çoğalır acıyla ve her şeyle, kim bilir
ve deriz ne zamandır görmemişiz, neyi görmüşsek
gül taşıyan, karanfil çiğneyen, sözcükler çırpıştıran
bazen epriyen bellek, bazen de birkaç şiir.

Dağılan ve derlenen bir ormanı bırakarak geride,
yaşarız yıllar yıllarla ve her şeyle, kim bilir
ve deriz ne zamandır gitmemişiz, neyi gitmişsek
çünkü ağrısıymışız bu biten, hayatın ve sevincin
yorulduk ey taflan diyerek aşktan da erinçten de.

Ey taflan, ey sulara atılan düğüm ve keder
kentler, nehirler ve utkular taşıyan bilge,
yiten anılardır, ki bellek, şiirin mihenktaşı
ve deriz ne zamandır bilmemişiz, neyi bilmişsek
çıkarız çocuklarla ve her şeyle hayata ve her şeye.

Siz seviyorsunuzdur bizi, ah evet seviyorsunuzdur
ne varsa erinçle, yengiyle kırgın ve sarsak
ve deriz ne zamandır gülmemişiz, neyi gülmüşsek
çünkü akan her nehir durulur ve susar acının andacında
geliriz güllerle, ardıçlarla gönenmiş patikaya.
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 28-01-2012, 15:09
Amarilis Amarilis isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Mar 2009
Nerden: Balıkesir
Mesajlar: 103
Standart

Bir Ağacı İlk Adıyla

Sen ki ipek örtüler gibi kımıldıyorsun içimde
garsonların, aktarların ellerindeki yaz güneşleriyle
durgun sularımsın, aksın mı akmasın mı bir türlü
çevrilmiş iskemleleriyle kır kahvelerinin
ıslak kilimler gibi günler geceler
yabansı bir koku almış yürümüş
yüzünün en güzel yalnızlığından,
oysa yılın ilk çıtırtıları içindeyiz
dün yağmur yağdı, yarın yine yağar
her yerde bir sümbül sesi, masmavi
bir zar gibi kaplamış dünyayı
dünya dediysem, bir yalnızlık seninle sen arasında

biz bu yalnızlığı aldık, çarşılar pazarlar gezdirdik
örtük kapılarla sıkı sıkıya
sözgelimi bir sandal ölüsüne doluşan bir tutam gökyüzü
bir bulutun gecikmesi, bir adamın dalgınlığı
bir atın sürçmesi, sonra vurulması
sonra o uzaklık, korkuluklar gibi dikilmiş bahçelere
sonra yüzün yarıya inmiş bir bayrak, bir dilim gün ışığı
bir elma gibi tutuyorum aklımda seni
bazen yeşil, bazen göz alabildiğine sarı
işte, ağır ağır büyüyorsun da nedir öyleyse bu kamaşma
bir ağacı ilk adıyla çağırmaklık, nedir öyleyse bu karanfil
patlaması

aşksa aşk, her yengeç kendi suyunda sevgilim
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 28-01-2012, 16:08
Amarilis Amarilis isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Mar 2009
Nerden: Balıkesir
Mesajlar: 103
Standart

Su Takvimi

Elim varmıyor ki yazsam aşk şiiri
otursam masa , küllük, islemle
oturmasam istasyonlar,çingülleri
bir zaman gitmişim, git allah bitmez
yazmakla başlamışsam bu aşk da dar ikimize
uzakdoğu, küçükasya, üç dilde kil tabletler
kim kazır kim eşeler, kim söyler okumaya
sen kıyısız bir kasabasın, üstünde Aral gölleri
yürüdüydüm onu da tuzaklar , faklar
belki Asur’dan başlamalıydım seni sevmeye
bir kral başı, kuzeye akan bir ırmak
kavmine mayın yarası gibibağlanan bir yetim Musa
ney kokusunda boğulan bir semazen
hırkasını bir atlas hüznüyle gezdiren bir Kazakabdal
Palandöken Dağları’nı saat gibi kullanan bir eski mezra
kırgın, unutkan bir bahçıvan
-ki kuyu taşı gibi içedönüktür yenilgilerden
bu sözler senin için
kekre bir yemiş gibidağılan ağızda
bir nar, bir peygamber hurması
öylesine bir taam
öylesine bir istek
öylesine bir ateşçiçeği
öylesine bir bedesten yalnızlığı
öylesine çatılmış silahlar
gürlüğün, çıplaklığın, iyiliğin silahları
kurulmuş üstüne yeryüzünün
Ortodoks bir aynaya bakar gibi uzun
masmavi bir bere gibi güvenilir
ağaçsıl bir dünyaya inanır gibi serin
düzeltmekte cevahir, anlamakta toy
bir aşkı şemsiye gibi tutmakta usta
birazdan yıkılacak bir köprü gibi sıkıntılı
neydi gelmelerden gitmelerden o mekik, o palanga

bir elinde dalgın bir kasımpatı, gökkuşakları
güngörmüş bir yangın yeri öte elinde.
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 28-01-2012, 16:09
Amarilis Amarilis isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Mar 2009
Nerden: Balıkesir
Mesajlar: 103
Standart

Gidenlerden Biri Gibi

Ben suların çağrılısı ozan,
geldim aranıza, gidenlerden biri gibi
size yakın, kendime uzak
bütün koruganlarım yıkık artık.

Geldim aranıza, gidenlerden biri gibi
hüznü rengârenk yazma, onuru keten mendil
bu nasıl ömrümdür ki kavruldu tarla tapan,
alnımın bir yeri var kimsenin gitmediği.
Suları düğümledim, ödedim bedelini ateşin
kemiğin uğultusu etin denizinde
geldim aranıza, gidenlerden biri gibi
yanarken de görklüydü insan.

Ben kendini Mustafa Köz sanan ozan,
kestim kurdelesini yüreğimin sizin için
şenlikler, şehrâyinler, donanma fişekleri
geldim aranıza, gidenlerden biri gibi.
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 28-01-2012, 18:48
Amarilis Amarilis isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Mar 2009
Nerden: Balıkesir
Mesajlar: 103
Standart

edit
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 28-01-2012, 18:52
Amarilis Amarilis isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Mar 2009
Nerden: Balıkesir
Mesajlar: 103
Standart

GEÇİT


Yağmurla geldim buraya
Yağmurdan sonra

Irmağa kazınmış bir sözcük
Sesten önce dikilmiş
Irmağa kazınmış bir sözcük
Sesten önce dikilmiş arı görüntü
adın, güneşli bir bahçeye
çekilmiş sandal


Ey sonsuzluk,
işte söyledim seni!

(Açık Yara-2004)
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 19-06-2017, 18:42
Gülseren Yağız Gülseren Yağız isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Jun 2017
Mesajlar: 10
Standart

Öyle Çok Söyledim ki Seni

Göğün düşündüğüne inandırdılar bizi
ateşin iyi bir çocukluk geçirdiği söylenir
külün sevinci bundan bir daha yeşermeye
hızar gibi işliyor sözlerimiz
ben ağzınla konuşuyorum
rüzgâr rüzgârla, su suyla
belki bu yüzden şiir
bize hep küçük sokaklar getirir
bahçemize bir incir, kuşlar için
yaz gölleri gibi aydınlık, tenha
balkonlarımıza reyhanlar, hanımelleri
avlularımıza cümle kapıları, lirik güneşler

öyleydi güzelliğin, gittim geldim gün boyu
bir yağmur bir yağmura açardı ikindilerle
bir yaprak ilk görürdü ağacını
dalgın göç yolları, Piri Reis haritaları
devriamber çiçekleri, İznik evanileri, kök
kilimler
çölü üç adımda geçen yalvaçlar
taş taş üstüne koyan Lidya işçileri

(-ki kralları Krezüs'ün, deve kokusuyla
Pers bozgununa uğrayan uzun yüzlü, uzun mızraklı süvarilerini adlarıyla çağırdığı bilinir.)

bir tabletin silinmemiş son yüzü
kar altında dağ köyleri
kıyıda yıkanmış çakıllar
mor şimşekleri ellerinin

öyle çok söyledim ki seni
bir daha bir daha beyazlığın
çınlayıp durdu boşluğumda.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


şu Anki Saat: 06:16


Online Ziyaretçi: site statistics
Powered by vBulletin
Şiir Akademisi Forum