Şiir Akademisi - Ana Sayfa

Geri git   Şiir Akademisi Forum > ŞİİR > Şairlerimizden Şiirler

Cevapla
 
Seçenekler Stil
  #1  
Alt 16-02-2008, 17:12
merâl özcan merâl özcan isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Dec 2007
Nerden: İstanbul
Mesajlar: 2.658
Standart

ben seni neden mi sevdim

ben seni bir okyanusun derinliğinde buldum da sevdim
parlak bir inciydin benim için
paha biçilmez bir inci


ben seni soğuk ve yağmurlu bir günde
seni düşünürken gülüşündeki sıcaklığın içime dolup da
beni sardığı bir anda sevdim
seni sadece selvi boyun, siyah saçların yada kara gözlerin
güzel bir yüzün var diye değil
fikirlerinle,konuşmandaki güzelliğin ve benim o kor halde yanan
yüreğimle sevdim
ben seni derinden ve hissederek sevdim
her kalp atışımda vücudumun dört bir köşesine yayıldığını
beni sardığını her nefes alışımda ciğerlerime işlediğini bilerek sevdim
seni kış gecelerinin o soğuk yatağında birlikte uyuyup beni ısıttığın
yaz sıcağında uyuyamayıp sıkıntılarım olduğun
ve rüyalarımda buluştuğumuz gecelerde sevdim
seni ellerinden tutup kanımın kaynadığı
kalbimin yerinden fırlayacağını hissettiğim anlarda
o ıslak dudaklarınla beni sevdiğini söyleyeceğin anları düşünerek sevdim
ben seni o sensiz anlardaki boş ve değersiz geçen dakikalarda
kayıp zamanlarımızda, seni arayıp bulamadığım
çaresizlik içinde olduğum,içki sofralarını dost bildiğim anlarda sevdim
sen ne kadar uzak olsan da,
aramızdaki kilometreler nasıl çoksa
bende seni o kadar yoğun ve o denli çok sevdim
seni kalbimde yanan ateşin ile
zihnimde oluşan hayallerin o ay parçası çehrenle
bana derinden bakan o gözlerindeki ışıltıyı göreceğim anları beklerken
kalbimin yanıp tutuştuğu anlarda
gelip o bu ateşi alevlendirerek
bana sarılarak beni sevdiğini söyleyeceğin anları düşünerek sevdim


korkuyorum!
hakkettiğin mutluluğu sana verememekten korkuyorum.
seni beni sevdiğinden fazla sevememekten korkuyorum.
senin sevgine layık olduktan sonra başkaları tarafından o sevgiyi
kaybetmekten korkuyorum.
seni kazandım derken kaybetmekten korkuyorum.
aramızdaki maneviyat haricindeki uçurumlardan korkuyorum.
senin kalbini daha fazla kırmaktan korkuyorum.
o temiz ve masum göz yaşlarını daha fazla akıtmaktan korkuyorum.


evet korkuyorum;
seni kaybetmekten, seni daha fazla üzmekten...
sana kendimi ifade edememekten korkuyorum.
yada yanlış anlaşılmaktan korkuyorum.
uçurumun kenarında yalnız kalmaktan korkuyorum.
dostluğuna doyamadan uluorta yalnız kalmaktan korkuyorum.
yüreğimdeki o ince sızının bir gün çoğalmasından ve beni sarmasından
korkuyorum.
sevgi denen güzelliğinin bir gün beni terk etmesinden korkuyorum.
dostluğun ölüp yerine nefretin yeşermesinden korkuyorum.


korkuyorum evet;
seni kaybetmekten ve seni daha fazla üzmekten...
bir çiçek misali ne ellemeye nede koparmaya kıyamıyorum uzaktan
seyrediyorum
çünkü;
seni daha fazla incitmekten korkuyorum.
ömründe yaşadığın mutluluğu huzuru sana yaşatamamaktan korkuyorum.
sana kalbimden fazlasını verememekten korkuyorum.
sonunda sana gözyaşından başka bir şey bırakamamaktan korkuyorum.
seni sevmekten değil;
dostluğunu suiistimal etmekten,
seni kaybetmekten ve değerini bilememekten ve yüce rabbime hesap
verememekten korkuyorum.
belki de çok fazla korkuyorum...


çünkü; ben ilk defa seviyorum...



Attilâ İlhan



Edited by: merâl özcan
__________________
bir yolcu\"
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 16-02-2008, 17:13
merâl özcan merâl özcan isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Dec 2007
Nerden: İstanbul
Mesajlar: 2.658
Standart

tatyosun kahrı

son yolcunun adı attilâ ilhan’dı
miyoptu kısa boylu bir adamdı
dostu yoktu yalnızlığı vardı
yazı makinasıyla binmişti
bizimle konuşmaktan çekinmişti
gözlerini görseniz korkardınız
polis’ten kaçıyordu derdiniz
bir cinayet işlemişti derdiniz
halbuki kendinden kaçıyordu


tatyosyan’la arkadaş oldu
güvertede birlikte gördük
hırsızlama durduk dinledik
ermeni sicim gibi ağlıyordu
karısı marsilya’da kalmıştı
çocuğu karısında kalmıştı
anası istanbul’da bekliyordu
palermo feneri parlıyordu


tatyos’u iki polis getirdiler
marsilya’daydık kıştı kıyametti
rıhtıma kelepçeli getirdiler
mistral zehir kusuyordu
deniz bildiğiniz felaketti
bölük pürçük akşam oluyordu
tatyos’u göz hapsine koydular
katiyen cigara içiyordu


“dövülmüş süt gibi yorgunum
geceleyin kapımı çalsalar
öyle telaş telaş uyanıyorum
iflahımı kesti fransızlar
taşların üstünde yattım
karımla konuşturmadılar
üç günde bütün ihtiyarladım
üç gün dua ettim küfrettim
beni süreceklerdi biliyordum”


tatyos’un camları kırılmıştı
vapur ecel teri döküyordu
gizli gizli şimşek çakıyordu
haham levi dua ediyordu
tatyos’un kahrını anlamıştı
allah da anlasın istiyordu
allah tatyos’u görmüyordu
ellerini kana bulamıştı


tatyos’un üç cigarası olursa
ikisi mutlaka bizimdi
iki göz gibi birbirimize yakındık
aynı kahırla bakıyorduk
aynı sancıyı çekiyorduk
bindiğimiz bu gemi batsa
çırpına çırpına boğulsak
allah bilir ki sevinirdik
yalnız çocuklardan utanırdık
madem ki ölmemiz lazımdı



“aşkale’de kel bir dağ vardı
nefesimi keserdi tıkanırdım
beni varlık vergisi yıktı
üç sefer askerlik ettim
gözüme kargalar konardı
elimde değildi ne yapayım
marsilya uzakta duruyordu
macera beni çekiyordu
istanbul’u sevmiyordum
alıp başımı gidecektim”


attilâ ilhan bir şiir yazacaktı
herifin yüreği delinmişti
içi taun gibi uğulduyordu
tatyos’un kahrını yazacaktı
sırılsıklam utanacaktık
tatyos mutlaka mesut olmalıydı
ömründe bir dakika olmalıydı
o dakika mesut olmalıydı
bunun çaresine bakmalıydık
yoksa yüzümüz olmazdı
doğru dürüst ölemezdik
ölüler bizi ayıplardı


Attilâ İlhan


Edited by: merâl özcan
__________________
bir yolcu\"
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 17-02-2008, 11:28
merâl özcan merâl özcan isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Dec 2007
Nerden: İstanbul
Mesajlar: 2.658
Standart



maria missakian


yüksekkaldırım'da bir akşam
maria missakian'i düşündüm
eğer kendimi bıraksam
yağmur olabilirdim yağardım


kasım'da bir çınar olurdum
yaprak yaprak dökülürdüm
kalbimi sıkı tutmasam


döküp saçıp boşaltsam
içimde yükselen şiiri
kaldırımlara döküp harcasam
gözleri balıkçıl gözleri
dudaklarında tutup rüzgarı
maria missakian adında biri
gelse göğsüne kapansam


gece gölgesine sokulsam
gökyüzünde bulutlar büyüseler
yağmuru dinlesem anlatsam
şimşekler kırılıp dökülseler
bizi sokaklarda bıraksalar
leylekler üşüyüp gitseler
dönüp arkalarına bakmadan


yine akşam oldu attilâ ilhan
üstelik yalnızsın sonbaharın yabancısı
belki paris'te maria missakian
avuçlarında bir çarmıh acısı
gizlice bir sefalet gecesi
çocuğunu boğarmış gibi boğup paris'i
sana kaçmayı tasarlar her akşam
Attilâ İlhan
__________________
bir yolcu\"
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 18-02-2008, 14:08
merâl özcan merâl özcan isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Dec 2007
Nerden: İstanbul
Mesajlar: 2.658
Standart

ıssızlığın çığlığı

cam ipliğinden sıkı dokunmuştur
kristal vitrindeki bu loş kadın
soğuk tenhalığında kaşları alnının
ince bir hayretle sanki donmuştur
yansımaları sokağa vurmuştur
kafasındaki müstehcen dazlaklığın
sedef boşluğunda aralık ağzının
sevişmelere çağrısı korkunçtur


taşralı bir 'köpek' buna tutulmuştur
simsiyah bir ünlem önünde camların
her gece jiletle kazıyamadığın
kaç kere kaçırmayı filan kurmuştur
çünkü kadınlar gözünü korkutmuştur
kraliçesi budur yalnızlığın
ürettiği nilüfer iç bataklığının
cansız olmasından neler ummuştur


ıssızlık çığlığını şehirde unutmuştur
Attilâ İlhan
__________________
bir yolcu\"
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 18-02-2008, 14:10
merâl özcan merâl özcan isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Dec 2007
Nerden: İstanbul
Mesajlar: 2.658
Standart



neydi o bir zamanlar


istanbul ve sen / neydi o bir zamanlar
sanki gençliğime doğru yaşlanıyordum
çengelköy'de yaz unutulmaz erguvanlar
hangi yanıma dönsem seni bulurdum
içimdeki lambanın kırıldığı anlar


istanbul ve sen / sırılsıklam yaşananlar
yanardöner bir ayna yeniden ruhum
çengelköy'de yaz unutulmaz erguvanlar
gözlerinin sisinde sevdalı bir yolcuyum
hayal meyal gemiler dumanlı ilkbahar


istanbul ve sen / ikinizden kalanlar
tekrar tekrar ısrarla yaşayıp durduğum
çengelköy'de yaz unutulmaz erguvanlar
rüya mıdır gerçek mi kendi kendime sorduğum
istanbul ve sen / neydi o bir zamanlar


Attilâ İlhan
__________________
bir yolcu\"
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 18-02-2008, 23:24
merâl özcan merâl özcan isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Dec 2007
Nerden: İstanbul
Mesajlar: 2.658
Standart



üçüncü şahsın şiiri


gözlerin gözlerime değince
felâketim olurdu ağlardım
beni sevmiyordun bilirdim
bir sevdiğin vardı duyardım
çöp gibi bir oğlan ipince
hayırsızın biriydi fikrimce
ne vakit karşımda görsem
öldüreceğimden korkardım
felâketim olurdu ağlardım


ne vakit maçka'dan geçsem
limanda hep gemiler olurdu
ağaçlar kuş gibi gülerdi
bir rüzgâr aklımı alırdı
sessizce bir cıgara yakardın
parmaklarımın ucunu yakardın
kirpiklerini eğerdin bakardın
üşürdüm içim ürperirdi
felâketim olurdu ağlardım


akşamlar bir roman gibi biterdi
jezabel kan içinde yatardı
limandan bir gemi giderdi
sen kalkıp ona giderdin
benzin mum gibi giderdin
sabaha kadar kalırdın
hayırsızın biriydi fikrimce
güldü mü cenazeye benzerdi
hele seni kollarına aldı mı
felâketim olurdu ağlardım


Attilâ İlhan
__________________
bir yolcu\"
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 19-02-2008, 09:57
merâl özcan merâl özcan isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Dec 2007
Nerden: İstanbul
Mesajlar: 2.658
Standart



hanneliise


yağmurda çıkıp geleceksin hannelise
yağmur gözlerinden çıkıp gelecek
bir öğle sonu paris'te hannelise
bir kahvede grands boulevards türküsünü çalacaklar
paris ve yapraklar sararmış etrafımda
seine'e kanat vurup bir rüzgar geçiyor
gare d'orleans'da saat şimdi üç diyecek
yağmurdan çıkıp geleceksin hannelise


gözlerine bakıp sanki mavi diyeceğim
sanki çocuk diyeceğim
aydınlanacaklar
balığa çıkmış bir ihtiyar rıhtımda
suya atıp söndürecek
cigarasını
bir öğle sonu paris'te hannelise
bir kahvede grands boulevards türküsünü çalacaklar


insan kendisine rağmen yaşayamaz
kalbimiz beyaz derken biz siyah diyemeyiz
diyemeyiz hannelise
sen mutlaka lichtenstein dükalığından bahsedersin
yapraklarını döker ıhlamur ağaçları katedralin önünde
ben içimde müstesna bir ateş bahçesi donatırım
bembeyaz
bembeyaz hannelise


Attilâ İlhan
__________________
bir yolcu\"
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 19-02-2008, 09:58
merâl özcan merâl özcan isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Dec 2007
Nerden: İstanbul
Mesajlar: 2.658
Standart



karantinalı despina
bir gül takıp da sevdalı her gece saçlarına
çıktı mı deprem sanırdın ' kara kız ' kantosuna
titreşir kadehler camlar kırılır alkışlardan
muammer bey'in gözdesi karantina'lı despina


çapkın gülüşü şöyle faytona binişi kordelia'dan
ne kadar başkaydı her kadından her bakımdan
sınırsız bir mutlulukta uyuturdu muammer bey'i
ustalıkla damıttığı o tantanalı aşklarından


işgal altüst etti nasıl da izmir'de her şeyi
öğrendi kullanmasını despina bu yanlış geceyi
körfez'de parıldayan yunan zırhlılarına karşı
miralay zafiru'yla ispilandit palas'ta sevişmeyi


gemi sinyallerinin gece bahçelere yansıması
havuzda samanyolunun hisarbuselik şarkısı
demlendikçe yalnızlığı aydınlanıyor muammer bey
olmayacak şey bir insanın bir insanı anlaması


Attilâ İlhan
__________________
bir yolcu\"
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 19-02-2008, 21:38
merâl özcan merâl özcan isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Dec 2007
Nerden: İstanbul
Mesajlar: 2.658
Standart



nöbet değişimi


istediğim yağmur hazır mı bakalım
yerlerine konuldu mu soğuk katiller
karanlığı ya gevşek dokudularsa
öldürüleceğimden emin olmalıyım


şimşekler gecikti herhalde unutulmuş
acı yeşil keseceklerdi birden yolumu
hani viraj ıslıklarıyla hain otomobiller
sarı sarı göz kırpan trafik ışığı


yeryüzünde çok fazla bir yalnızlığım
başka yalnızlıklara hak tanımayan
biliyorum kuralları bozduğumu
yerimi uysal birine bırakmalıyım


Attilâ İlhan
__________________
bir yolcu\"
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 19-02-2008, 21:40
merâl özcan merâl özcan isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Dec 2007
Nerden: İstanbul
Mesajlar: 2.658
Standart



gibi redifli gazel


yorgun kadınlar içtik
yalnızlıktan uğuldayan
tuzlu kan gibi
nice akşamlar devirdik
çengi kıyamet
'kızıl sultan' gibi


vurdukça mızrap
öyle yoğun bir melâl
dağılır ki tamburdan
bastırır eski sevdalar
göz gözü görmez
duman gibi


su karanlıktır
ve kadehler boşalmış
leylaklar darmadağan
kıvılcımlar savurup narçiçeği
çöker bir daha başımıza gökyüzü
tutuşmuş tavan gibi


kanlı hesapları vardır
kıyamete kadar sürecek
ölümlü şairlerin
kim bilir nerden bilecek
ne çığlıklar geçer daha dünyadan
attilâ ilhan gibi


Attilâ İlhan


__________________
bir yolcu\"
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


şu Anki Saat: 12:43


Online Ziyaretçi: site statistics
Powered by vBulletin
Şiir Akademisi Forum