Şiir Akademisi - Ana Sayfa

Geri git   Şiir Akademisi Forum > ŞİİR > Şiir Seçkim

Cevapla
 
Seçenekler Stil
  #1  
Alt 17-08-2012, 00:48
Muhammet Akyıldız Muhammet Akyıldız isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Feb 2011
Nerden: Antalya
Mesajlar: 52
Standart Günden Taşan Şiirler

Deli Kızın Türküsü / Gülten Akın

I

Sabahleyin

Karayı kaldırın mavi koyun umudumu yitirmedim
Beni çağırın gülümserken uykunun bir yerinde
Eliniz beyazken uzatın isterim
Karayı kaldırın sevgi koyun umudumu yitirmedim
...
Ben ışıklar konfetler bayramlar istemem
Uzanmışım gölgeliğe bir başıma
Şu uzaktan tükenmez yalnızlıktan
İçten içe ürküyorum ama
Böyle de iyiyim

Siz dayanılmaz bir "Günaydın"sınız
Sabah sabah insanı ayağına getiren
Hiç yoktan dünyayı kendini sevdiren
Siz çocuk ağızlı bir "Günaydın"sınız

Çocuk ağzınızla biraz daha durun
Gittiğinizde güz gelmiş olacak

Güz gelirken bir yanı kara sevdalarla
Avcumda bu yavru kuş varken tedirgin
Sizde tutunacak yaslanacak kollar
Biraz daha durun biraz daha
Karayı kaldırın mavi koyun umudumu götürmeyin

Akşamüstü

Yollarda akşam dönüşü yorgun argın
Siz yoksunuz şiir yazan ellerim yok
Yarımla dışa dönmüşüm yarım susken
Çizginin üstindekiler yüz yüze
Koca bir gün ne yapmışım nasıl yaşamışım
Haberim yok

Dokunup çekilen bir şarkı rüzgarla
Vakti yalanlıyor sıcak sıcak
Sinema dönüşü iş dönüşü yahut bahanesiz
Beyazın tam ortasında bekliyorum
Ya gelmezseniz ne olacak

Maviyi kaldırın kara koyun sırasıdır
Bana yeni tutkular gerek bıktım
Bir solukta buz gibi yaşamak isterim
Beni öldürürse bu umut öldürür

Gece Türküsü

Alıp ayaklarımı yollardan şöyle rahat
Tam kendimi bulacakken
Kim getirir sizi başucuma
Kim kaldırır uzun uykunuzdan

Başlar gecenin oyunu delice
Dizlerime yükselir bir deniz
Anıları küçük yıldızlar gibi karanlıkta
Yanıma yöreme indirirsiniz

Ben ışıklar konfetler bayramlar istemem
Uzak uzak gitmede fayda yok
Şimdii bütün şehirler birbirine benzer
Bir kendi kendime doyasıya
Bu gece sussanız dinlensem
Ne gezer

II

Şimdi insanların yalnız kolları var
Ve ben delice bir şey istiyorum
Şimdi insanların yalnız kolları var
Ve ben başımı koyuyorum

Tuttu bir alacakaranlık bastı
Bütün şehirler birbirine benzedi
Saklı köşem bir daha aldattı ellerimi
Ellerimde iki üç isim kaldı

Adına yakılan mumlar İsa'nın
Yana yana bitti umutsuz
İsa, resimleri kadar güzel değildi
Biri kardeşliiğimi aldı gitti
Şimdi ben delice yaslanmak istiyorum
Şimdi insanların yalnız kolları var

III

Sana büyük caddelerin birinde rastlasam
Elimi uzatsam tutsam götürsem
Gözlerine baksam gözlerine konuşmasak
Anlasan

Elimi uzatsam tutamasam
Olanca sevgimi yalnızlığımı
Düşünsem hayır düşünmesem
Senin hiç haberin olmasa
Senin hiç haberin olmaz ki
Başlar biter kendi kendine o türkü

Yağmur yağar akasyalar ıslanır
Bulutlar uçuşur gecelerin
Ben yağmura deli buluta deli
Bir büyük oyun yaşamak dediğin
Beni ya sevmeli ya öldürmeli

Yitirmeli büyük yolların birinde ne varsa
Böcekler gibi başlamalı yeniden
Bu Allahsız bu yağmur işlemez karanlıkta
Yan garipliğine yürek yan
Gitti giden

Gülten Akın (1955)
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 28-08-2012, 00:29
Muhammet Akyıldız Muhammet Akyıldız isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Feb 2011
Nerden: Antalya
Mesajlar: 52
Standart

BAKIŞSIZ BİR KEDİ KARA/ECE AYHAN

Gelir dalgın bir cambaz. Geç saatlerin denizinden. Üfler lambayı. Uzanırağladığım yanıma. Danyal yalvaç için. Aşağıda bir kör kadın. Hısım. Sayıklarbir dilde bilmediğim. Göğsünde ağır bir kelebek. İçinde kırık çekmeceler. İçer içki Üzünç Teyzetavanarasında. İşler gergef. İnsancıl okullardan kovgun. Geçer sokaktan bakışsız birKedi Kara. Çuvalında yeni ölmüş bir çocuk. Kanatları sığmamış. Bağırır Eskici Dede.Bir korsan gemisi! girmiş körfeze.Ece AYHAN (1965)
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 09-09-2012, 23:26
Muhammet Akyıldız Muhammet Akyıldız isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Feb 2011
Nerden: Antalya
Mesajlar: 52
Standart Bir Devrimcinin Armonikası/İsmet Özel

Binlerce binlerce çocuk
koşarak dokumuş benim kumaşımı
hançeremdeki bu şehrin
o geçimsiz mushafı
vardım dayandığım parmaklığına o büyük hesapların
Hazırım ey kalaycı çırakları ve güyümcüler
ey rakı sürülmüş yaralarım gövdeleşin
kırçıl acılarım benim
gök de bir mendil takınsın boynuna
benim kağşayan umutlarım gövdeleşin
çünkü ben oraya gidiyorum : boğulmaya.

Nasıl birer suç çağrışımıyız dünyada
adamlar,kadınlar,şehre indirdikleri bakraçları
ne kadar uydurma
ne kolay öpüşüyorlar yıllar süren intiharlarla
Oysa
insan zemheriyi
ve kadının doğurma vaktini bilir
hergün kalkıp öpüşebilir sabahın üniformasıyla
yeni şeyler,yeni şeyler yaratmak için tabi.

İşte potin bağlıyor çocuk
bütün uykularından sürülmüş kurşunlar
tütün gibi bakıyor nisanlara
ve ben sahici kılmak için öpüşlerimi
oraya gidiyorum : boğulmaya.

Ben ki gövdemi bütünüyle ne yapmalıyım
tahta bir bavul
gibi duruyorum insan kıyısında
makina
çok acemi buluyor beni sanırım
seyrek bir ölü vurdular alnıma,ekşi
1300 tarihli şehbenderlere dair talimata
ve anamın kanserine alıştım
ve de bir simsar gibi asvalta ve otobüslere
bir vitrin gibi
bir bıçak,bir
setre.
Tutuşan bir bıçak.
içerimde tozuyan bağırtılar vardır
Ondan işte gidiyorum oraya : boğulmaya.

Oraya gidiyorum boğulmaya
BOĞULMAYA
bir partizanın armonikasında.
Artık mazgallardan fırlamak
büyük kamalar saplamak
böğrüne coşarlığın
büyük bir çatırtının ayaklarını ovmak
armonikamla.
Ey çatlayan tohumun hengamesi!
İnsan,gülümsemeyi
ve ürün kaldırmasını bilir
çünkü derbeder bir okul çantasından
serin ve sevişli bir ırmağa girilir
ve benim o boğulduğum armonika
halklara seğirtir,coşar
o,korkunç bir yekinmedir buralarda
Hannoy'da bir uçaksavar.

İsmet ÖZEL
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 11-10-2012, 23:56
Muhammet Akyıldız Muhammet Akyıldız isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Feb 2011
Nerden: Antalya
Mesajlar: 52
Standart Kufe’de Bir Hüseyni Akşam/Hüseyin Ferhad



Saplı kalsın göğsümde
Kanıma teşne hançerin,
Yaramdan damlar tekrar
Nasıl olsa bir Hüseyin

Hüseyin bir ayna değil
ki kırılsın bir Yezid’e,
kan dökülsün ister hırkası
Yezid bir bahane

Sırı aşikar bir Hüseyin
aşka verirser’ini,
tebeşir dairesinde Azrail’in
çözer zifaf düğmesini

Hüseyin kadar şivekar
kaç isim var dilinde,
kimseye ve herkese ait
bir başka menkıbe

Sanır mısın ki Hüseyin
kumların fısıltısıdır bes,
yazılan sağdan sola
iki ve üç hecelik bir nefes

Hüseyin bir cinaslı avazdır
kişiye özel bir temrin,
bengisuda boğmak gerekir
onu öldürebilmek için

Harelidir elbet Hüseyin
bir o kadar çocuk,
ateş çemberi değil ki bu çizdiğin
basbayağı bir boşluk

Hüseyin gece bir vakit
dokunmak gibidir güneşe,
eski yarasını Küfe’nin
yıldızlar basmadan önce

Bencileyin külden bir Hüseyin
ezbere bilir ihaneti,
ruhuma sapladığın hançer
şehvetle ürpertir etimi

Hüseyin bir sırma kamerdir
tasviri nafile bir şehrayin,
zaten Kerbela’ya uçar
sureti haktan her Hüseyin

Hüseyin Ferhad
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 23-10-2012, 23:31
Muhammet Akyıldız Muhammet Akyıldız isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Feb 2011
Nerden: Antalya
Mesajlar: 52
Standart KEŞKE YALNIZ BUNUN İÇİN SEVSEYDİM SENİ / CEMAL SÜREYA



İKİ KALP

İki kalp arasında en kısa yol:
Birbirine uzanmış ve zaman zaman
Ancak parmak uçlarıyla değebilen
İki kol.

Merdivenlerin oraya koşuyorum,
Beklemek gövde gösterisi zamanın;
Çok erken gelmişim seni bulamıyorum,
Bir şeyin provası yapılıyor sanki.

Kuşlar toplanmış göçüyorlar
Keşke yalnız bunun için sevseydim seni.



EŞDEĞERİYLE YAN

Eşdeğeriyle yanyana yürürken
Cehennem sokağında birey olmak,
Ve en inceldikten sonra
İlkel sözcüklerle konuşmak seninle.

Saat beş nalburları pencerelerden
Madeni paralar gösteriyorlar,
Yalnızlığı soruyorlar, yalnızlık,
Bir ovanın düz oluşu gibi bir şey.

Hiçbir şeyim yok akıp giden sokaktan başka
Keşke yalnız bunun için sevseydim seni.



ÇEKİRGE BULUTU

Çekirge bulutu içinde
Koynuma soktuğun ekin;
Çalgılar iki durur sürgün ilinde,
Bir gözü mavidir bir gözü blue.

Gölgede boy atmış top fesleğen,
Bir ilkokul bahçesinde görmüştüm seni,
Marienbad ilkokulu, Nişantaş'ta;
Bir çocuk yeşil örtüyü çekiverdi.

Hızla geçen otobüslerin ardında benzeşmek...
Keşke yalnız bunun için sevseydim seni.



SÜLÜNÜN YÜZÜ

Sülünün yüzü bir atmosfer olayıdır.
Rasgele yazarı avcıdan öğrendim:
Yaban ördekleri donmasın diye,
Suya nöbetleşe kanat vururlar.

Ve işte şamandırasıyla Beşiktaş'ınız,
Çapraşık bir yüzyılı geriye atar;
Tanrım siz şu uzun Anadolu'yu
Çocukluk günlerinizde mi yarattınız?

Senaryocu bayanla bir bankta oturuyoruz
Keşke yalnız bunun için sevseydim seni.



İLKOKULU BİTİRDİĞİ

İlkokulu bitirdiği gün Cumhuriyet şairi,
Saçında kurdelesi Lozan gibi;
Sonra her yıl öldürüldü, öldürüldükçe de
Hemeninden göğe huthutler çizildi.

Gelecek zaman oldu şimdiki zaman;
Irmak aşağı inen güz parçası,
Çok süslü bir halkın arasından,
Benimsin!

İyi anlarında sesin kalınlaşıyor
Keşke yalnız bunun için sevseydim seni



BİLGİSAYAR OLARAK

Bilgisayar olarak kullanılmış bir gölü
Selçukluya pragmalar taşıyan Gazali
Bir ilk aptallığı düğüm sayarak
Yadsımış dört yanı hep yukarı bakmış.

Bu yüzden önündeki ayna kırılır kırılmaz
İntihar etti sayılmış tasavvuf ehli,
Yine bu yüzden doğduğu an
Kaymaya başlamış Osmanlı yıldızı,

Baktım yeri toparlıyor ayak izleri
Keşke yalnız bunun için sevseydim seni



AFYON GARINDAKİ

Afyon garındaki küçük kızı anımsa, hani,
Trene binerken pabuçlarını çıkarmıştı;
Varto depremini düşün, yardım olarak Batı'dan
Gönderilmiş bir kutu süttozunu ve sütyeni.

Adam süttozuyla evinin duvarlarını badana etmişti,
Karısıysa saklamıştı ne olduğunu bilmediği sütyeni,
Kulaklık olarak kullanmayı düşünüyordu onu kışın;
Tanrım gerçekten çocukluk günlerinizde mi?..

Eşiklere oturmuş bir dolu insan
Keşke yalnız bunun için sevseydim seni.



DAHA BEN

Daha ben ilk kazmayı vurmadan
Elime gelen Karabitki'li testi,
Nefertiti'nin mutfağı sayılan yerde
Koyu sır yeni hicret yollarını kesti.

Terimler eşekarıları sözcüklerin,
Acımasızdırlar, adsız ve sueldirler,
Önlerine katarak insan ve hayvan listelerini
Sabah akşam kapınızın önünden geçirirler.

Fazıl Hüsnü diyor ki, ne diyor Fazıl Hüsnü?...
Keşke yalnız bunun için sevseydim seni.



İÇTİM O

İçtim o bin yıllanmış testiden, içtim, içtim,
Örtüler arasında yeryüzü beğenisiyle
Ayışığını paylaşırdı bacakları,
Öptüm ayak parmaklarını, öptüm, öptüm.

Put'unu cezalandırıyor kır delisi;
Oğlan iki ev ötede, Londra'dan gelmiş;
Yazsınlar felaketlerin hep çift geldiğini,
Garson acıması tutmuş içkievini.

Ortaoyunumuzun dekoru bir kağıt mendil
Keşke yalnız bunun için sevseydim seni.



BİR MİNELİ

Bir mineli altın saat,
Bir altın köstek ve madalyon
Bir roza maşallah,
On iki miskal inci.

Madalyonunu ve boncuğunu
İttim içeri,
Gözlerimizin dibi karıştı
Dağyollarının uzak dumanı gibi.

Ve konsolun üstünde noksan bir gümüş kutu
Keşke yalnız bunun için sevseydim seni.



METİNLERDE BULUŞTUK

Metinlerde buluştuk kopkoyu deyimlerde,
Koşut ve eş zamanlı okuduk kimi kitapları;
O arada iki de defterimiz oldu,
Biri babasına daha çok benziyor.

Bir türlü kotarılamayan uğraş,
Ç harfini daha yeni dönmüşüz;
Gözlerimizde İbni Sina bozukluğu,
Dostumuzsa, Bodrum'da, dönmez geri.

Uzaklardaydın, oracıkta, öbür kıtada,
Keşke yalnız bunun için sevseydim seni.



KÜÇÜK ANNE

Küçük anne, kelepir kız,
Bir şey söyle bana,
bana bir laf et ki binlerce,
Onbinlerce görüntü anlatamasın.

Genceli Nizami'nin dediği gibi
Taşı onunla yıkasalar
Üzerinde akik biter,
Bakışların ki...

İkinci bir parıltı var senin bakışlarında
Keşke yalnız bunun için sevseydim seni.


18 ARALIK

18 Aralık 1985'te o salonda
Kişi nasıl kestirebilirdi ileriyi?
Siz, kazıbilimler, alınyazısıbilimler,
Geçsin yıllar geçsin, seneler gibi.

Olur mu anımsamamak Onaltıncı Louis'yi
14 Temmuz 1789 akşamı, Louis,
Şöyle yazmamış mıydı defterine:
"Bugün kayda değer bir şey yok.."

"Kehanet" adlı kısacık bir şiir buldum
Keşke yalnız bunun için sevseydim seni.


HİÇBİR SEMTTE

Hiçbir semtte berberin olmadı,
1954-1980 yılları arasında,
26 yılda 28 ev değiştirdin;
Leke kuşağı nasıl bilmez seni!

Arabesk nedir diye düşünmüştünüz:
Şebboy sesli bir cümbüş, eza içinde;
Eşitlik midir komedya, içtenlik mi,
Erdem diye benimsenmesi mi fırsatsızlığın?

Yürütüyoruz bütünlemeye kalmış bir sessizlikte
Keşke yalnız bunun için sevseydim seni.



MUTSUZLUK GÜLÜMSEYEREK

Mutsuzluk gülümseyerek gelir, adıyla süslenmiştir;
Banliyo treninde rastladığımız
Sınav saatini kaçırmış liseli kız,
Hep kazanırsın ey çözümsüzlük!

Ey otobüssever ey Troya yolcusu!
Anımsarsın günlerce konuşup durmuştuk
O İB(ipekböceği) sesli kadını;
Birinin Grönland'ı olmaya hazırlanıyordu.

İki çay söylemiştik orda, biri açık,
Keşke yalnız bunun için sevseydim seni.



BİR KIŞ

Bir kış göğü gibi o saat alçalır ölüm,
Yalnız işitme duyusu kalır ortada.
Asya kentleri yürür dururlar,
Höyükler burnumda hızma.

Uzakta dev bir damla:Pırıl pırıl Pencap!
Tabanlarından kayıp duran sütunlar
Yitmiş bir geleceğin işaret parmakları:
Horasan uykusuna havlayan köpekler, Buhara.

Uzaklara bir bakışın vardı kafeteryada
Keşke yalnız bunun için sevseydim seni.



PİRİ REİS

Piri Reis geri çekmiştir haritasını
Azmayı çoktan unutmuştur hayvanlar;
Başlamıştır Sultanahmet sürüncemesi,
Kızlar yatakta yan yatmaya başlar.

Ben atımı böyle dört sürüyorum ya,
Yetişmek için mi, bilmem, kaçmak için mi?
Ya sen? Neden sende tehlike anlarına
Bunca hazırlıksız olma özeni?

Bir şey var, ancak makilerin orda söyleyebilirim,
Keşke yalnız bunun için sevseydim seni.



BİR ÇİÇEK

Bir çiçek duruyordu, orda, bir yerde,
Bir yanlışı düzeltircesine açmış;
Gelmiş ta ağzımın kenarında
Konuşur durur.

Bir gemi bembeyaz teniyle açıklarda,
Güverteleri uçtan uca orman;
Aldım çiçeğimi şurama bastım,
Bastım ki yalnızlığımmış.

Bir başına arşınlıyor bir adam mavi treni
Keşke yalnız bunun için sevseydim seni.



GECE BİTKİLERİNDEN

Gece bitkilerinden korkuyorum,
Hayır, geceleri bitkilerden!
Gizlenirken vurulmuş ulaklara ağıttır
Bana açtığın her telefon.

İki kalp arasında en kısa yol:
Birbirine uzanmış ve zaman zaman
Ancak parmak uçlarıyla değebilen
İki kol.

An ki fıskiyesi sonsuzluğun
Keşke yalnız bunun için sevseydim seni.



ATI'LAR DELTALARA

Atı'lar deltalara gömülen atı'lar,
Saçı'lar fiyortları öpen saçı'lar,
Kutu'lar, Haliçlerden susmuş kutu'lar,
Takı'lar eski aşkları imler takı'lar.

Bol dökümlü gömleğinin içinde
Sırtını ve karnını dolanan
Ve sonunda sincap olan
O kuş.

Seni o kadar yakından görünce,
Keşke yalnız bunun için sevseydim seni.


Cemal SÜREYA (Güz Bitiği kitabından)
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 23-11-2012, 19:35
Muhammet Akyıldız Muhammet Akyıldız isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Feb 2011
Nerden: Antalya
Mesajlar: 52
Standart Asmin/Ahmet Telli


Kimdi cesaretimi kıran,üstelik
Yeni serüvenlere hazırlarken kendimi
Sesimi cılız,rüzgarımı yelkensiz
Bulan kimdi, ki şimdi geniş zaman
Kipiyle düşürüyor gölgesini anılarıma
Ama kimdi adını bir kadına ödünç verip
Doruklara çekilen büyülü doruklara
Biz Asmin dedik ona,sevgilim,kadınım,
Anamdı belki, ama o çoktandır
Üç bin metrenin altına inmiyor artık

İçimde bir fil sezgisi,kopup gitmeliyim
Dağlara yazmalıyım aşkı ve ayrılıkları
Asminli düşler kurmalıyım ya da birisi
Karşılık bulmalı canımı yakan sorulara
Kim demiyorum kim olursa olsun

Boynu kırılan bir oyuncaksam hırçın
Bir çocuğun elinde, ki celladım
Gözlerimi de oymuştu fırlatıp atarken
Yine de özlüyorum onu, niyetçi
Tavşanlara dönerken beklediklerim

Aynı soruyu sormaktan, minör
Ağrılardan yoruldum,gitmeliyim buralardan
İçimde buharlaşan cıvayı soluyorum artık
Yoruldum yoruldum yoruldum
Gereklilik kipinde yaşamaktan


Ahmet Telli
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 09-01-2013, 00:11
Muhammet Akyıldız Muhammet Akyıldız isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Feb 2011
Nerden: Antalya
Mesajlar: 52
Standart nâzım hikmet/Hilmi Yavuz

hüzün ki en çok yakışandır bize
belki de en çok anladığımız

biz ki sessiz ve yağız
bir yazın yumağını çözerek
ve ölümü bir kepenek gibi örtüp üstümüze
ovayı köpürte köpürte akan küheylan
ve günleri hoyrat bir mahmuz
ya da atlastan bir çarkıfelek
gibi döndüre döndüre
bir mapustan bir mapusa yollandığımız

biz, ey sürgünlerin nâzım'ı derken
tutkulu, sevecen ve yalnız
gerek acının teleğinden ve gerek
lâcivert gergefinde gecelerin
şiiri bir kuş gibi örerek
halkımız, gülün sesini savurup
bir türkünün kekiğinden tüterken
der ki, böyle yazılır sevdamız

hüzün ki en çok yakışandır bize
belki de en çok anladığımız

Hilmi Yavuz ("Gülün Ustası Yoktur" Toplu şiirleri kitabından)
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 19-01-2013, 23:06
Muhammet Akyıldız Muhammet Akyıldız isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Feb 2011
Nerden: Antalya
Mesajlar: 52
Standart Gazel Sarısı

başka yolu yok
yağmur tozu serpeceksin
saçlarıma

ya da
dördüncü zamanın
çürüyen tenimde küf tutan
toprağına

içime konuşur gibiyim nicedir
çınar altlarında arama suretimi
yaprak hışırtısından sorma hiç
böyle yetim akıyor nehrim
söğüt küs
yosun tutmaz oldu su kenarları

nicedir kum masallara bağışlandım
onlar ki
dilsiz ve sağırdırlar

cinlerden vergi
bir sayrılık böğrümde kıyasıya yüzleştiğim
kırık dökük heceler dans ediyor eteklerimde
işgâlci hüznümle dörtnala koşan
infazcı dilim bir de

susacak elbet nal sesleri bir gün
dalını yitiren serçeler yas tuttuğunda
gideceğim rüzgârın oğlu ey!
şarkılar gülmeyi unuttuğunda

solgun mevsimlerin en şaşaalısı
aşkı bilenim
sararmış yapraklara yazdığım divanı yakmak
yine sana kaldı
ellenmeden solan delifişek düşlerim
adak ağaçlarında

bir yağmur inmeli diyorum gazel sarısına
yok başka yolu, anla!

bir yağmur ki boylu boslu, hüznümün endamında…

Naime Erlaçin


Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 25-01-2013, 23:16
Muhammet Akyıldız Muhammet Akyıldız isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Feb 2011
Nerden: Antalya
Mesajlar: 52
Standart Pençenin Şüphesi Sendromları/Küçük İskender

tertemiz cerahatlerle yıkanırken
sinir sistemimde saklanan mahlûk,
harikulâde komalarla aşkın esrarını çözen
eski bir anons gibi tabiatın hayaleti,
gezdirir beni taklidi zor ruhbozumlarında
eşyalarla özdeşleşir, onlarla mezun
olmak için buruşur ihanetlerin müsveddesi
dişi cinayetlerde. benim de çocuğum
öldü herkesin halkı önünde: içi
boşaltılmış çoğunluğun kasvetiyle solgun
düştüğüm mısralarla avundum
atlara düşkün bir at kestanesi biçiminde:
terkedilmiş akıl hastanesi tenimde
gerçek cismin aksi, dövmeydi; tesadüfî
kavuşmalarla oyalanan şehirlerin şairleri
zarif ayışıkları sevdiler hep
ışık hızını aşan arseniğin beni teselli etmesinde;
tasavvuru dışlanmış habis bir iyilik namına
nankör dualarla soyundukları ılık nehirlerde
unuttular boğulduklarını - evleri cinler bastı
oyunları cinler bastı - etleri cinler bastı
fevri dudaklarıyla öpüşmemi istedi onun da
sarhoş cini. tertemiz
cerahatle yıkanırken
sinir sistemimde saklanan mahlûk
yüzüme zebanilerin gözyaşlarını serpti

herkes ağır bir mutluluğun pençesindeydi
Küçük İskender
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 06-02-2013, 00:54
Muhammet Akyıldız Muhammet Akyıldız isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Feb 2011
Nerden: Antalya
Mesajlar: 52
Standart İKİMİZİN ARASINDA/Can Yücel



Bir gün şayet camsız çerçevesiz penceresiz
Bir gün ben, çadır bezi bir perdeden
Günlerin toz-toprak şarkısını çırparken
Canevimin önünden geçersen,
Bir gün şayet boynumda yem torbası hayallerim asılı
Bir gün şayet samançöpü bir sokak dişlerim arasında
Canevinin önünden geçersem
Anlatırım nasıl nerde
Bir ulu çınara takılı bir kuyrukluyıldız
Bir yeşil telaşta çırpınan ışığımız
Anlatırım nasıl nerde...
Sonra eğilir kulağına derim: Bekle
Çocukken kaçırdığım uçurtma dönsün gelsin
Hele çarpsın bu çerçi yükü şehirlere,
Hele ürksün fincancı katırları!


Can Yücel
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


şu Anki Saat: 01:41


Online Ziyaretçi: site statistics
Powered by vBulletin
Şiir Akademisi Forum