Şiir Akademisi - Ana Sayfa

Geri git   Şiir Akademisi Forum > SAYFAM / Bir Emekle... > Şiir Sayfam

Cevapla
 
Seçenekler Stil
  #11  
Alt 01-10-2012, 22:23
Muhammet Akyıldız Muhammet Akyıldız isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Feb 2011
Nerden: Antalya
Mesajlar: 52
Standart GİTMEK ZAMANI

bozkırın tezenesine

sözü kirletmeden gitmek var ya bu dünyadan
işte ben ona yaşamak dedim
aşk dedim bozkıra
yokluğa yoksunluğa
darlığa susmak dedim de
sevdalandım söze bedeniyle can verenlere
aşık dedim
söz kıtlığı zamanların buz dağlarını
tezenesiyle eritenlere
ve bozlak dediğimden beri
susturamadım
dudağımdaki çığlığını sevdanın

dedim ki
giderken girmek var ya gönüllere
işte odur garibin ahı
öyleyse ko gitsin aşık
vur teline kaderin
ölümün tam zamanıdır

Muhammet Akyıldız
(25 Eylül 2012)
Alıntı ile Cevapla
  #12  
Alt 01-11-2012, 20:00
Muhammet Akyıldız Muhammet Akyıldız isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Feb 2011
Nerden: Antalya
Mesajlar: 52
Standart YOR BENİ AŞK

yor beni aşk
ürküt gücümü kımıldayan yerlerimden
ko yitsin
erisin bu can bir kor içinde
soyun da gel üryanlığıma
sıyır tenimi şehvetli tırnaklarınla
esvap diye bürüneyim
tepeden tırnağa oluk oluk harları
bir volkanı tersyüz edip
giydir yoksunluğumun üstüne
ateşlerle çimdir ıssızlığımın rengini
helke helke delilikler döküneyim
aklımın içime fosiller kustuğu
kumullarda yiten ayak izlerinden

ey aşk
keskinliğinle tepin sözümün üzerinde
dilimde tutulsun gerisin geri giden
en ilkel
ve en ağır bir zamanın çetelesi
müebbet gözlerle bakan bir mahpusun
hayatı iplemeyen gülümseyişindeki uçuk olayım
ölüm dilinde çatlayan dört mevsimin
üzerine söykensin çığlığım
sil baştan

soy beni aşk
erginliğimi kanırtıp
altından çıkar toy yanlarımı
yu beni kirlendikçe
ve kandır beni tekrar tekrar
alet olayım aklımı çiğneyip emellerine
hazlanmadım o bengisulardan
ve kanmadım
baldıran zehri dolu taslar daya ağzıma
yumarken kirpiğimi
bıraktığın karanlığı sürme diye çekeyim
ağaran son gün üstüne


Muhammet Akyıldız (Anafilya Sayı:99 Eylül-2009)
Alıntı ile Cevapla
  #13  
Alt 06-11-2012, 23:40
Muhammet Akyıldız Muhammet Akyıldız isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Feb 2011
Nerden: Antalya
Mesajlar: 52
Standart Yangının Bismillahı-9


en son insandan da kovulduk
meğer katmerli günahlar yüklüymüşüz
titrek mumlarda görememişiz ilahların suretini
bozmuşuz/gökyüzünün ilk kovgunu
daha tanrısızken yeryüzü
doğunun çorak iklimlerinden yontulmuşuz
benzimiz dağların taşlığında teyemmüm edermiş ha bire
bir kutlu yüz ile çıkamamışız
gelip geçmiş gözlerimizin önünden denizler
içkinmiş sevdamız ne diyelim
utangaçmış ateşimiz
yanmazmış gibi dururmuş yüreğimiz de
bu yüzden bahşedilmiş bize cehennem

deriz ki
zaten ateş dostluğudur
sürgünlüğümüz yar dilinden
cehennem ne ki

Muhammet Akyıldız (yangının bismillahı/Kasım-2012)

Alıntı ile Cevapla
  #14  
Alt 14-11-2012, 00:14
Muhammet Akyıldız Muhammet Akyıldız isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Feb 2011
Nerden: Antalya
Mesajlar: 52
Standart BUZ DUASI


buz

koynumdaki ateşin gelinliği
toprağın canhıraş çığlıklarına
göklerden üflenen tanrının soğuk nefesi
ince ince dökül de gel
elif ol yağ kar dilinde üstüme
kızıl güllerin sınandığı nisan vurgunu canımı
ağustosun güze kapandığı yollardan çevirip
zemherinin ak göğsüne kör bıçakla kazınan
koyaklara sürgün edeyim

cehennem ocağıma yağ
kokum duymasın sevdalım
naçar yanlarımda delirsin terli küheylanlar
bir kefen serinliği ol
miadı dolmuş soyka dilim üstüne

bürü de gel yüksekleri
ben durayım
bu kez dağlar dönsün üstüme
kırağılar örtünsün tuzlu yangınlarım
beyaz patiskalardan yollar biçeyim
yar yürüsün karakıştan bahara
ben bakayım
uzaklardan ayağının izine


Muhammet Akyıldız (Anafilya Sayı:98/Ağustos-2009)
Alıntı ile Cevapla
  #15  
Alt 18-11-2012, 20:42
Muhammet Akyıldız Muhammet Akyıldız isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Feb 2011
Nerden: Antalya
Mesajlar: 52
Standart mahpusmahal

Öksüzler yurdunun kimsesizi, Köy Enstitülerinin müzik öğretmeni, müziğin tok sesi Ruhi Su'nun 100. yaş günü için..
Asırlık çınarlar ormanına hoş geldin öğretmenim..


demek o ki
zamana vurulan prangadır söz
alıp başını gider de gönlü kalabalıklar
öksüz ve yetim bakışlardan
bir kalkışmadır deyişler
biliriz bizdendir
güz ıssızlığını yırtan ağıtlar
deriz ki ele karşı
sevdanın kışlasıdır zindanımız
deliliğimiz mahsustandır

Muhammet Akyıldız/16 kasım 2012
Alıntı ile Cevapla
  #16  
Alt 30-11-2012, 22:14
Muhammet Akyıldız Muhammet Akyıldız isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Feb 2011
Nerden: Antalya
Mesajlar: 52
Standart DESTAN YİTİKLERİ/TUZ GÜZELLEMESİ


1

bin yıllık bir yoldan geliyorduk
ecinniler ülkesini geçip
alacanlı atıl bir dağ aradık ağzımıza öykünecek
içi közlendikçe
dışı lime lime bir mitile benzeyen

sol yanımda
sazıyla sözümü dürtükleyen bir ozan
sağ yanımda
erdemli ışıltısıyla aklımı yoklayan bir bilgeyle
yoldaş olup öylece yürüdük
kıymıklı yollarda avaz avaz bakışaraktan

keşke
köşkerimizi teziktirmeseydik yolun sapağında
iğneli gözlerle bakıp duruyor diye ayağımıza
nerden bilirdik ki
çarık diktiğini börklerimizden
sanki şimdi başımızın dumanına bakıp duran
ve aklımızda çatlak arayanlar
dost mu ki
diye diye tepinerek yaktığımız ağıtı
dizimizde allandırıp nar eyledik
bir tutam tuz güzellemesi ekeleyip üstüne

işte azığımız bu dedi bilge
bir dıkımlık söz
coşkuyu acıya katık edin hadi
azı çoğa
tamah etmeden

yüksünüp yolda dökmeseydiniz sözü
heybemizde tuz taşıyor olmazdık
ve yaramızı deşmek için bir kama
kınını atın da yeğnilin bari
can havlinizden başka ünleminiz yoksa


şu gölü tutsam karşınıza
aval yüzünüze yük ettiğiniz şaşkınlığa
kikirdediğime gücenmezdiniz

2

ağzının yalağını
fetbaz denizlerle çalkalayan
yeniyetme şairlere
patırtılı avurtlarıyla heykiren
ve dilinde bakır zehri sözler göğerten
çapulcu şairlerin
atışmalarının arasından savuştuk

her biri bir yamacı tutup
güngörmüş ve toy sözleri boğuşturuyorlardı uğultularıyla
onlar gözlerini belerterek baktılar vadiye
kalaysız kılığımıza boyunlarını sündürerek
ve şeleğimize eğerek alaycı ağızlarını
yüksekten güler gibi yaptılar

yonganızdan mı utanacaksınız dedi bilge
içinizin çıngısından mı sakınacaksınız yoksa
diklenin
dağın emanetidir taşıdığınız
yeğdir bir avuç tuz bir okyanusu içmekten
özlüyse serptiğiniz
pınarlar boşandırır doruklardan
yıkıp yükünüzü
sözünüzün yularını
bu koyaklara mı bağlayacaksınız

isteklenin ki gönenesiniz
sevişgen ve doğurgandır yaylalarda söz
aç çıkınını da bir türkü çığır yükümüze
yolaklar açalım şuralardan
dedi kaykılarak soluma

3

aldı ozan

ah
yurdu dağın taşlığında kalan tuz
dalgaların endamına meyledip de
ağlamasaydı dağlar
kımıl kımıl kurtlanır da
içten içe kokuşurdu denizler

gittiğin sulardan
gevrek bir göğe şavkıyor yitikliğin şimdi
ha deyip
yekinse doruklar ipildeyen yıldızlara
huylanıp çatlayacak gök dokunmadan
bu yüzdendir
eksilmez başında dumanı dağın

yiğit olan
garip bir dağ bulup
kavlayan yarasına bastırır
sözü uğrun uğrun yükseklere yürütür
yaranın hışmını kendi içine

deyip sustu
gözlerini benzimizin solgunluğuna
uyaklı bakışlarla kımıldatarak


Muhammet Akyıldız (Anafilya Sayı:94 Nisan-2009)
Alıntı ile Cevapla
  #17  
Alt 09-12-2012, 22:16
Muhammet Akyıldız Muhammet Akyıldız isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Feb 2011
Nerden: Antalya
Mesajlar: 52
Standart DESTAN YİTİKLERİ/GÖÇEBELER

toprağı ve suyu duyumsamadan önce
sezgiyi öğrendiydik göğe tapınırken
ve ezgiyi
belikler çözülürken doladık dilimize

kar suyu içerken öğrendiydik
çağıldayan buzulların ateşperestliğini
bir dağa söykenip
bozkıra hal hatır sora sora göçebeliği

kırbaç bakışlı çocuklarıydık zamanın
tanrılar ilenirken üstümüze
demirden toynaklar dövdük söylencelerde
altın ve gümüş koşumlu atlarımıza

taştan obalar kurmanın gizemini
ay’ı yontup geceden hilal çıkaranlardan
sonra gökyüzüne baka baka
kılıcı büküp orak yapanlardan öğrendik

atlarımızı kurban ederek
göğe söylediğimiz destanları
konduğumuz yurtlarda kalem oynatanlardan
ve sağdan sola devrilerek dilimize çevrilen
kitaplardan ezberledik

biz destan yitikleri tarihin
dilimizi döke saça giden göçebelerdik


Muhammet Akyıldız (Anafilya Sayı:92 Şubat-2009)
Alıntı ile Cevapla
  #18  
Alt 21-12-2012, 21:20
Muhammet Akyıldız Muhammet Akyıldız isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Feb 2011
Nerden: Antalya
Mesajlar: 52
Standart SÖZ KURAK İKLİMLERİN IRMAKLARIDIR

soluk soluğa bir isyan bastırılır
kan ve kin biriktirilir yontulurken dağlar
doğu denir adına
bir okyanustan bir okyanusa
sahraların bütün kumları
yeni bir zamana doldurulur

dağlar başkaldırışla özdeşleşince
bozkır da sürülür
medeniyetin düzenli bahçesinden

soluk soluğa bir isyan bastırılır
yenilgilerden doğar yeni bir doğu
ve yeni bir yürek üstüne
ağıt yakmanın hazırlıklarıdır
dilden dile sözler aktarılır
bu türküdür
ve ozanlar bunun üstüne söyler
odalardan yeni kapılar açılırken dağlara

soluk soluğa bir isyan bastırılır
ve yeni başlangıçlar yazılır
ipekten ten giydirilirken
bir çocuğun bedenine
kara bir baht muştulanmıştır önceden
kulaklara fısıldanan ezanlarla
üstüne ant içilen ölümler vardır
yazgısında gözü kara delikanlıların

ve sazlar çalınır
sazlar çalınır
söz kurak iklimlerin ırmaklarıdır

tanrıdan beri bir şölendir
adaklarla akıtılan kan
ve sazlar çalınır
susulur yeminlere saygıdan
inanmışlara bir yıkım öğretilir
ötelenirken düzen
yeni imanlar bayraklaştırılır

soluk soluğa bir isyan bastırılır
upuzun çığlıklarla süslenir
bir uçtan bir uca
sıradağların ateşe alıştırılan yamaçları
yıkımlar tasarlanır
ve baş belası bir öç
kendi yazgısını işler
batının insafsız belleğine

geriye bir söz kalır ozanların dilinde
bunun üstüne çalınır sazlar
bir bozkırın ortasına akar ay ışığı
ve sazlar çalınır
sazlar çalınır
söz kurak iklimlerin ırmaklarıdır

Muhammet Akyıldız (Anafilya Sayı:104 Şubat-2010)

Konu Muhammet Akyıldız tarafından (21-12-2012 Saat 21:30 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #19  
Alt 23-12-2012, 21:05
Muhammet Akyıldız Muhammet Akyıldız isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Feb 2011
Nerden: Antalya
Mesajlar: 52
Standart BOŞLUK OYUNU

ilkin ben daha yokken bile
gebresi bir tasarımmışım güya
boşluğa bir oyuncak diye bırakılmışım
çeşnisiymişim tanrılar sofrasının
bir tadımlıkmışım
evet ölüm deniyor buna
beni ortalığa fırlatıp geri çekecek olan
diyecekmiş ki
işte boşluk denen şey bu
düşünün bir
annenizin size
içine geri çeker gibi baktığını

hayır diyorum ki
nasıl olur bu böyle diyorum
onca gerçeği sırtlamışken yokuşlarda
bir kenara yıkın yükümü
meğer ben bile yalanmışım düşünün
evet düşünün bir boşluğun dünyayı taşıdığını
gördüm inanın kendimi böyle yok edilirken gördüm
bir dağı yutar gibi bakıyordular bana
gözlerinden aklına sokulduklarım
evet düşünün bir
yazgısına direnen bir ölünün
durmadan hortladığını

kendi boşluğuna kalıbını basan
toy bir oyuncu dediler bana tanrıyla böyle oynaşırken
zındık da dediler ümüğümü gözleriyle ölçüp
nefesimi diline dolayan alacanlı yoldaşlarım
ama ben ütüldükçe kızışan bir kumarbazım
zar zor aklımı topladım da bu oyunda
elimde kalan domino ayazıyla
yaşamak adına son eli daha oynamadım

Muhammet Akyıldız (İnsancıl Dergisi Sayı:269 Aralık-2012)
Alıntı ile Cevapla
  #20  
Alt 01-01-2013, 20:14
Muhammet Akyıldız Muhammet Akyıldız isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Feb 2011
Nerden: Antalya
Mesajlar: 52
Standart ISSIZLIK GEZİNTİLERİ / BOŞLUĞA DUĞRU

bir yerlerden geçerdik seninle
eski bir pencerenin önünden
dağlara yaslı şehirlerden kaçıp gelirdin sen
ben genzimi yakan denizlerden
kervanların soluklandığı bir yer bulup eğleşirdi söz
eşkıyalar çöle söver gibi bakardı kapı önlerinde

ışık sancılanırken tepelerde
biz ıssız bir günü daha yitirirdik erkenden
taş duvarların dibinde

gözlerin kenevirdi o zamanlar
kirpiğinin kıpırdattığı
gölgelere tapınırdık seninle
kaşlarını eğdikçe sürmelenirdi akşam
gerilen bir yay boşanırdı aklıma

yakılan türküler közlenirken gecenin ortasında
çetrefilli bir hüzün düğümlenirdi boğazıma
hüznü bırak
beni sev derdin
aklımızdaki haşhaşı kanat
zamanı çekiştirecekler
ve denklerimize bıçak çalacak birazdan eşkıyalar

insan işte böyle bir boşluğa bakıp kalırmış
dağları da terk ederken

göçelim artık birbirimizden
yum gözlerini sevdiğim
atlar nasıl geçiyor
son kez dudaklarımızdan bak o zaman
sonra beni hıncında yitir
bırak o ela gecenin kıyısında
incecik bir ay’ı boğazıma düğümle
bir boşluk olayım iki bıçak arasında
yer gök unutsun beni
kirlenen aynalarda
kaşlarını inceltirken anımsa

Muhammet Akyıldız (Anafilya Sayı:101 Kasım-2009)
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


şu Anki Saat: 14:56


Online Ziyaretçi: site statistics
Powered by vBulletin
Şiir Akademisi Forum