Şiir Akademisi - Ana Sayfa

Geri git   Şiir Akademisi Forum > HALK EDEBİYATI > Halk Şiiri

Cevapla
 
Seçenekler Stil
  #1  
Alt 02-03-2007, 20:10
NuriCAN NuriCAN isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Sep 2006
Nerden: Netherlands
Mesajlar: 348
Standart

.


Beklenen Nuri Can ın kitabı çıktı, bu kitapta,
Halk Edebiyatının belirli şekil, konu ve ezgi özellikleri bulunan
koşma, mani, türkü, ağıt, destan ve deyişlerden örnekler bulacaksınız.
KORA YAYIN







Bölüm - 1 -
(AŞK Şiirleri)
Hayat sensin, Sevgi sensin, Aşk sensin
Başka Söz Demedim Bilmedi dilim

Başka söz demedim bilmedi dilim
başka el tutmadım ermedi elim
başka saz vurmadım çalmadı telim
ömrümce bir seni sevdim bilesin
ey sevdalı bohçam, al güllü bağım
ey gönül bülbülüm, dumanlı dağım
ruhuma can katıp akan ırmağım
kalbimi bir sana serdim bilesin
sen yoksan sevdiğim, gönül divane
sen yoksan vatanım, hanem virane
sen yoksun sümbülden, gülden bana ne
hasretinden çile derdim bilesin
bahar yeşil yeşil al bahçelerde
mehtap ışıl ışıl bak gecelerde
sular pırıl pırıl akar derede
gönlümü bir sana verdim bilesin
sen ki, aşkın, ateşin, hasretin adı
şu garip gönlümün bitmez feryadı
çeker mi bu aşkı bir kuş kanadı
kalbimi bir sana gerdim bilesin
sazında inleyen tele yaz beni
türkünü söyleyen dile yaz beni
saçını okşayan ele yaz beni
ömrümce bir seni sevdim bilesin
hep seni düşledim gelirsin diye
gelir gözyaşımı silersin diye
bir gün sevdiğimi bilirsin diye
bir ömür seni bekledim bilesin
Can Nuri sevdikçe sen uzak durdun
şu seven yüreğe hep tuzak kurdun
en son kurşununla kalbimden vurdun
dünyada yenilmez devdim bilesin


Sevgi Yağmurum Ol

Günüm güneşim ol ısınacağım
Ümit duvarım ol yaslanacağım
Sevgi yağmurum ol ıslanacağım
Gül kokun bir ömür tenimde kalsın

Sen uykuysan ben gördügün düş olam
Sen yuvaysan ben bir yavru kuş olam
Ağlar isen yanağında yaş olam
Gözlerin bir ömür gözümde kalsın

Sevgili ol ömrüme, düş kaçağım
Göğsüne başımı yaslayacağım
Kalbimin içinde saklayacağım
Özlemin bir ömür gönlümde kalsın

Bir dünya sun bana tutunacağım
Gönlümü sevginle avutacağım
Bütün ihanetleri unutacağım
Ellerin bir ömür elimde kalsın

Sevgi mırıldayan nehirler gibi
Derin uykularda şehirler gibi
İsminki dualar, şiirler gibi
Ölünceye kadar dilimde kalsın






Mehtabım Olsan

Karanlık gecede mehtabım olsan
Süzülsen o hayal sessizliğinle
Dilinde nağmeler elinde keman
Okşasan ruhumu güzel sesinle

Özge canım olsan, gönül yoldaşım
Bir ömür dizinde dinlense başım
Akarsa uğruna aksın gözyaşım
Yakarsa ateşler yaksın elinle

Bir daha sönmesin içimde közün
Bir daha çalmasın kapımı hüzün
Çiçekler açtırsa gülünce yüzün
Dağılsa efkarım gül nefesinle

Kimse okşamasın al yanağını
Öpmesin başkası gül dudağını
Bana bağışlasan gönül bağını
Sevgiden bir yuva kursak seninle









IŞIL IŞIL
Kapama gözlerini gök kararmasın
b
ir ömür yüzüme bak ışıl ışıl
s
evda çöllerinde aşk pımarımsın
ak benim gönlüme ak ışı ışıl
akarsa uğruna aksın göz yaşım
ağr
ırsa uğrunda ağrısın başım
bitmez hasretimsin, kavım,
ataşım
sarıl bedenime yak ışıl ışıl
şu gönül hanemde ak meleğimsin
yalancı dünyada tek dileğimsin
nazlı kardelenim, kelebeğimsin
çıkıp yücelerden bak ışıl ışıl






Hayat sensin, Sevgi sensin, Aşk sensin

Sen canımın canı
gönlümün sultanı
düşlerimin mekanı
hayatımın anlamısın anlıyor musun
şu yalancı dünyada
sevgi sensin, hayat sensin, can sensin
bahar sensin, umut sensin, aşk sensin

gözlerin ufkumda bir nur inanki
en umutsuz karanlık gecelerde
seninle kördüğüm gibiyim sanki
çözülmek bilmeyen bilmecelerde

Sen sevgilerin adı
mutluluğun tadı
gönlümün gül feryadı
düşlerimin kanadısın anlıyor musun
şu yalancı dünyada
sevgi sensin, hayat sensin, can sensin
bahar sensin, umut sensin, aşk sensin

sen bir leyla isen bende mecnunum
bir sana yangınım bir sana vurgunum
sensiz yaşayamam anlıyor musun
hava gibi su gibi sana mecburum
Sen baharımın çiçeği
yüreğimin gerçeği
duygularımın ölçeği
dağlarımın ceylanısın anlıyor musun
sensin içli sevdam nazlı çiçeğim
benim tatlı hülyam haklı gerçeğim
bu can bu bedende var oldukça
seni ölümüm gibi bekleyeceğim

şu yalancı dünyada
sevgi sensin, hayat sensin, can sensin
bahar sensin, umut sensin, aşk sensin














Sen ol bu dünyada güneşim ayım

Dönderme yüzünü kurban olaym
Sen ol bu dünyada güneşim ayım
Yalnız ben seveyim, ben okşayayım
Gezmesin bir başka el saçlarında

Kalbimin içidir en güzel yerin
Tutmasın bir başka eli ellerin
Gözlerin gözümde bak derin derin
Kaybolup gideyim bakışlarında

Yüce dağ başına yağan karlarca
Seyrine dalayım senin yıllarca
Gönül ırmağında coşan sularca
Bin huzur bulayım akışlarında

Süsenim sümbülüm reyhancasına
Kekliğim maralım ceylancasına
Tamburum cümbüşüm kemancasına
Şarkılar derleyim ağaçlarında

Tanrıya dilenen dilekler gibi
Cennette dolanan melekler gibi
Sevda dağındaki çiçekler gibi
Bir ömür kalayım yamaçlarında













Bir Ömür Seninle

Bir ömür seninle başbaşa kalsak
Hayatı beraber koşsak ne olur
Bütün yıldızları bir bir dolaşsak
Zamanı beraber aşsak ne olur

Şarkılar söylesek aşkın dilinden
Nağmeler dinlesek seher yelinden
Bahar yağmuruyla duygu selinden
Gönül ırmağına taşsak ne olur

Dudaktan dudağa bir şiir gibi
Gönülden gönüle bir nehir gibi
Yıldızlara hasret bir şehir gibi
Derin uykulara dalsak ne olur

Kuşlar gibi geçip tüm hudutlardan
Selamlar iletsek ak bulutlardan
Kovup elemleri şen duygulardan
Sonsuz mutlulukla coşsak ne olur



















Bir Sen Değişmedin Şu Yüreğimde

Yıllar gelip geçti zaman değişti
Bir sen değişmedin şu yüreğimde
Dağlara kar düştü duman değişti
Bir sen değişmedin sevdiğim bende

Ovalar nehirler düzler değişti
Baharlar, rüzgarlar güzler değişti
İnsanlar, nesiller, yüzler değişti
Bir sen değişmedin şu yüreğimde

Sen hala içimde incecik sancı
Biricik sevdiğim başımın tacı
Sevenler eskidi herkes yabancı
Bir sen eskimedin şu yüreğimde

Mevsimler,takvimler, yıllar eskidi
Resimler, kavimler, kullar eskidi
Gelenler, gidenler, yollar eskidi
Bir sen eskimedin sevdiğim bende

Şaşsa da yollarım kesilsede hız
Gözlerin gönlümde sönmeyen yıldız
Hala yavuklumsun o nazenin kız
Bir sen değişmedin şu yüreğimde

Kurallar, töreler, bazlar değişti
Sevdalar, sevgiler, hazlar değişti
Kadınlar, gelinler, kızlar değişti
Bir sen değişmedin şu yeryüzünde

Eserken başımda kavak yelleri
Bağlanmıştı gönlüm öyle serseri
Sen hala sevecen, nazlı, cilveli
Hiç mi değişmedin sevdiğim bende

Bakışlar, işmarlar, gözler değişti
Şarkılar, duygular, sözler değişti
Saçlara ak düştü, yüzler değişti
Bir sen değişmedin sevdiğim bende

Şehirler, sokaklar, evler değişti
Bahçeler, tarlalar, köyler değişti
Ağalar, köleler, beyler değişti
Bir sen değişmedin şu yeryüzünde

Can Nuri'yim yıllar ne çabuk geçti
Avurtlarım çöktü şeklim değişti
Doldu vadem ölüm çağım erişti
Bir sen değişmedin durursun öyle









Sarılıp kalalım bir ömür boyu
Bitmesin bu hayal bitmesin hülya
kıyamete kadar sürsün bu rüya
sevgi ekseninde dönerken dünya
sarılıp kalalım bir ömür boyu
Seninle gül açsın tüm emeklerim
sevginle büyüsün tüm çiçeklerim
gerçeğe dönüşsün tüm dileklerim
sarılıp kalalım bir ömür boyu
Sen gül bahçesinde en güzel gülsün
ne gözler ağlasın ne kalp üzülsün
dilerim ömrünce hep yüzün gülsün
sarılıp kalalım bir ömür boyu
Bu masal yıllarca sürsün isterim
kalbin ağlamasın gülsün isterim
ayrılık ateşi sönsün isterim
kavuşup kalalım bir ömür boyu









Şerbet-i Dilinin Şivanesiyim

Medet mürvet ey sema-i hidayet
Serveti mülkümün yeganesiyim (bigadesiyim)
Halimi kimlere edem şikayet
Serseri gönlümün divanesiyim

Hasbahçede karanfilsin destesin
Buram buram gül kokuyor nefesin
Sensiz kimler bu gönlümü eylesin
Şerbet-i dilinin şivanesiyim

Aşkın badesini içtimde geldim
Gönül kafesini deştimde geldim
Sevda sıcağında piştimde geldim
Uflet-i mecnunun avaresiyim ( biçaresiyim)

Ben bir Can Nuri’yim ey gülü gülşen
Hasreti narına tutuşup pişen
İflah olmaz bir kez derdine düşen
Feryadı bülbülün figanesiyim















Çöz leyli leyli

Yağmur ol göklerde yağ üzerime
Yeşersin gönlümde güz leyli leyli
Güneş ol ufkumda doğ yüreğime
Ağlasın sevinçten göz leyli leyli

Hayalsin sevdiğim düşsün gördüğüm
Benliğim seninle olmuş kördüğüm
Bir kul sevgisidir sarıp ördüğüm
Tanrı aşkı için çöz leyli leyli

Savrulmuş umutlar tutulmuş yele
Gitmiyor hüzünler bitmiyor çile
Yıllardır yanarım ben bu dert ile
Sönmüyor sinemde köz leyli leyli

Gözümde hayalin ne yana baksam
Bir dertli türküdür gelen her akşam
Kırıldı çanağım tellerde bin gam
Durur garip garip saz leyli leyli

Dağlara mı çıktın çöle mi düştün
Güller açmaz oldu sümbüller üzgün
Ellere mi kastın bana mı küstün
Yeter eylediğin naz leyli leyli

Bir ömür beklettin yana yakıla
Yakışmaz sevdiğim böylesi kula
Eğer gelmiyorsan bir selam yolla
Arada bir mektup yaz leyli leyli















Kör Olayım

"Lesbia
Açıyor ağzını yumuyor gözünü,
Bana demedik laf komuyor Lesbia.
Ama kör olayım beni sevmiyorsa.
Ne belli mi? Bana bakın anlarsınız.
Ben de ona söylemedik laf bırakmam.
Ama kör olayım, onu sevmiyorsam."
Catullus İ.Ö.84-54.

Catullus'lama

Bir zaman ömrümüz yazdı bahardı
Ne bülbül ah eder, ne gül ağlardı
Değişti mevsimler hazanlar sardı
Ama kör olayım onu sevmiyorsam

Beni nerde görse kızgın bakıyor
O küskün bakışı içim yakıyor
Gel ki, söylenmedik laf bırakmıyor
Ama kahrolayım beni sevmiyorsa

Her gördüğü yerde asar yüzünü
Açıyor ağzını yumuyor gözünü
Dinlemiyor bile benim sözümü
Ama kör olayım oda sevmiyorsa

Nerden mi biliyorum gözüme bakın
Sanmayın özlemedim, umursamadım
Bende söylenmedik söz bırakmadım
Ama kahrolayım onu sevmiyorsam















O yarin elinde mendil olaydım

O yarin elinde mendil olaydım
sürmeli gözüne süreydi beni
hayat bahçesinde bir gül olaydım
her bahar rüzgara vereydi beni

üşüdüm der ise ateş olaydım
yalnızım der ise bir eş olaydım
istemezse yine kardeş olaydım
canından candostu bileydi beni

bir şarkı olaydım gönül dilinde
savrulup gideydim seher yelinde
gül olaydım ben o yarin elinde
her sabah koklayıp öpeydi beni

yüce dağ başında pınar olaydım
akıp yücelerden kalbe dolaydım
gül olup uğruna her gün solaydım
her gelip geçende göreydi beni

gidipte dönmese yine beklerdim
ömrümü verseler ona eklerdim
dermansız dert olsa yine çekerdim
yeterki bir gelip göreydi beni

mecnunun düştüğü çöle döneydim
rüzgarda savrulan küle döneydim
geçtiği yollarda güle döneydim
her bahar gelende dereydi beni

dönmese bir ömür hasret çekerdim
sümbül ile ağlar boyun bükerdim
gözlerimden kanlı yaşlar dökerdim
yağan yağmurlara diyeydi beni

gidip kapısında taşa döneydim
dolanıp dolanıp başa döneydim
gözünde süzülen yaşa döneydim
her gece yastıkta sileydi beni

Can Nuri uğruna dağlar deleydim
bir mendil olaydım yaşın sileydim
elleri elimde düşüp öleydim
kalbinin içine gömeydi beni













Bir Alevsin Avuçlarımda

Çicek çiçek açıp ağaçlarımda
Yaprak yaprak dalda solan sevdiğim
Damla damla akıp göz uclarımda
Derya derya kalbe dolan sevdiğim

Bazen bir alevsin avuçlarımda
Bazen bir menekşe yamaçlarımda
Bazen bir rüzgarsın kır saçlarımda
Tutam tatam başım yolan sevdiğim

Bir zaman ömrümüz yazdı, bahardı
Ne bülbül ah eder ne gül ağlardı
Dört mevsim kalplerde bir aşk yanardı
Şimdi bir külleri kalan sevdiğim

Kalmadı içimde sevgiye bir yer
İşkenceye döndü saatler, günler
Yüreğim bir mezar sığmaz ölüler
Sonsuz acılara salan sevdiğim

Benimdir bu çile, bu ayrılıklar
Dinmeyen gözyaşı, bu hıçkırıklar
İçimde bin özlem, bin kahır var
Anladım bu dünya yalan sevdiğim








Damla Damla Yanağına Çiz Beni

Sen uykuysan, ben gördüğün düş olam
Sen yuvaysan, ben bir yavru kuş olam
Ağlar isen gözlerinde yaş olam
Damla damla yanağına çiz beni

Sen sevda ol, ben uğrunda can veren
Sen gülnişah, ben eteğe yüz süren
Sen avcı ol, ben yaralı bir ceren
Sıra sıra kurşunlara diz beni

Sen güneş ol, ben günyüzü görmeyen
Sen neşe ol, ben ömrünce gülmeyen
Sen tabip ol, ben derdinden inleyen
İlmek İlmek acılardan süz beni

Sen leyla ol, ben yağmursuz çöl olam
sen yangın ol, ben savrulan kül olam
sen bahçevan, ben bahçende gül olam
arı gibi daldan dala gez beni

Ben bir etek, sen kocaman bir dağ ol
ben bir çalı, sen alımlı bir bağ ol
ben Can Nuri, sen canımda bir can ol
isterisen toprak toprak ez beni
















Ümitlerim Yeşil Yeşil Sevdiğim

Bir zaman günlerim yazdı bahardı
Değişti mevsimler hazanlar sardı
Umduğum dağlara dolu kar yağdı
Gediklerim yeşil yeşil sevdiğim

Kolları kesilmiş ırmağım şimdi
Yağmura susamış toprağım şimdi
Dalında kurumuş yaprağım şimdi
Ümitlerim yeşil yeşil sevdiğim

Geçip gitti ömür hicranla, gamla
Bazen nehir gibi, bazen bir damla
Aldıklarım kuru bir daldı amma
Verdiklerim yeşil yeşil sevdiğim

Bülbülü terkeden güllere döndüm
Bulanıp akmayan göllere döndüm
Kırkına varmadan kellere döndüm
Hayallerim yeşil yeşil sevdiğim










İşit beni, Dinle beni, Bul beni...

Ey uğruna bunca kahır çektiğim
yollarına gözyaşımı ektiğim
sanadır bu çağrım sana sevdiğim
işit beni, dinle beni, bil
beni...

sil şu gözlerimin akan yaşını
duy şu yüreğimin haykırışını
dinle de gönlümün yalvarışını
bir cevap ver, işit beni, bil
beni

yok mudur kalbinde bir dirhem vefa
bitmiyor yıllardır çektiğim cefa
bu kaçıncı çağrı, kaçıncı defa
bir cevap ver, işit beni, bil
beni

ey benim ömrümün sevda gerçeği
ey benim gönlümün hasret çiçeği
şaşırdım yönümü, gündüz, geceyi
ara beni, bir sor beni, bil
beni...

Üşüdüğün yerde güneş olayım
sevdanla tutuşan ateş olayım
gidersen yanında bir eş olayım
anla beni, dinle beni, duy beni...
uy beni de kömür gözlüm uy beni

savurdun yellere hayallerimi
soldurdun bağımda al güllerimi
Can Nuri sormadın şu hallerimi
ara beni, bir sor beni,
bul beni...







Mavi mavi bakıp gider gözlerin

Deniz esrarında huzur mu bulur
Mavi mavi bakıp gider gözlerin
Kadeh kadeh dudaklara sunulur
Derya derya akıp gider gözlerin

Hasret yağmuruyla yaşlar inerken
Duygu denizinde tufan dinerken
Yüreklerde tüm arzular sönerken
Alev
alev yakıp gider gözlerin

Yapraklar gibisin güller gibisin
Sazlarda inleyen telden hislisin
Yıldız yıldız bulutlarda gizlisin
Şimşek şimşek çakıp gider gözlerin

Bitmez bir hayalsin, sonsuz bir hülya
Mehtaplı gecede en güzel rüya
Seninle sabah olur, döner dünya
Duygu duygu akıp gider gözlerin










Darılmam, gücenmem, küsmem sevdiğim

Aşk yolunda cefa verip yorsan da
darılmam, gücenmem, küsmem sevdiğim
binbir okla yüreğimden vursan da
darılmam, gücenmem, küsmem sevdiğim

Giderken son kez dönüp baksan da öyle
içimi ateş - alev yaksan da öyle
önümde sel gibi aksan da öyle
darılmam, gücenmem, küsmem sevdiğim

Gönlüme kış düşse mevsim baharken
çöle dönse bahçem yağmur yağarken
ecel gelse de
daha vakit varken
darılmam, gücenmem, küsmem sevdiğim

Seni özlemekten kahrolsam bile
yollara bakmaktan usansam
bile
başımı taşlara vursam da
bile
darılmam, gücenmem, küsmem sevdiğim

Ülkeden ülkeye kovsanda sürgün
yağmurla gözyaşım aksada her gün
kalpte mekan tutsa çile-i vurgun
gücenmem, darılmam, küsmem sevdiğim

Sen bir güneş olsan aşkım kar olsa
aksa damla damla kalbime dolsa
sevda sana göre yalanda olsa
darılmam, gücenmem, küsmem sevdiğim

Güneş gökyüzünde insede yere
sürünsemde ardında hep yara - bere
gecelerim dönse de kahr-
ı mahşere
gücenmem, darılmam, küsmem sevdiğim

Can Nuri'yim bin dert versende bana
darılmam sevdiğim, gücenmem sana
aşk ile tutuşsamda ben yana yana
darılmam, gücenmem, küsmem sevdiğim
Aşk İksiri

Zaman kadehinden aşk iksirini
İçti gönlüm eyvah eyvah diyerek
Sürüyüp ardından gam zincirini
Geçti ömrüm eyvah eyvah diyerek

Yıllarca dolaşıp bir aşk peşine
Düşemedim bu cihanda eşime
Sümbül kucağına gül ateşine
Yandı gönlüm eyvah eyvah diyerek

Şu figan bülbülün yaslı sesi mi
Yaralı kalbimin inlemesi mi
Yakama sarılan aşk perisi mi
Deşti gönlüm eyvah eyvah diyerek

Üzerime yağan kar diyemeden
Üşüdü yüreğim sar diyemeden
Benimde sevenim var diyemeden
Göçtü ömrüm eyvah eyvah diyerek

Ne yazlara doydum ne baharına
Ne koklayıp doydum gülü zarına
Bir umut kalmadı deyip yarına
Küstü gönlüm eyvah eyvah diyerek

Hayatta nihayet bulunca demim
Çile deryasında kayboldu gemim
Olmadı dünyada candan sevenim
Geçti günüm eyvah eyvah diyerek

Can Nuri'yim hasret ile del oldu
Gözlerimin yaşı bahri sel oldu
Bazen tipi boran, bazen yel oldu
Biçti ömrüm eyvah eyvah diyerek











Sen Sebep Oldun

Önüm tipi boran, yollar toz duman
Kalmadı dermanım sen sebep oldun
Kahpe felek vermez ömrüme aman
Yazıldı fermanım sen sebep oldun

Başladı ömrümde gazele döküm
Kırıldı dallarım, söküldü köküm
Yıkıldı berhanem, devrıldi yüküm
Gitmiyor kervanım sen sebep oldun

Gülerler halime algınım deyü
Divane gezerim dalgınım deyü
Bilmezler ben niye dargınım deyü
Güzellim sultanım sen sebep oldun

Ne kanadım oldu, ne havalandım
Sürüdüm zinciri hayli dolandım
Deli çaylar gibi aktım bulandım
İfet-i devranım sen sebep oldun

Yağdığın başıma kar diyemeden
Üşüdü yüreğim sar diyemeden
Ömür gelip geçti yar diyemeden
Tükendi kararım sen sebep oldun

Yılların elinden ömrüm perişan
Sevdanın elinden gönlüm perişan
Bu günüm perişan, dünüm perişan
Ey canı cananım sen sebep oldun

Ben bir Can Nuri'yim yeldim, dumandım
Çileyi cefadan bezdim usandım
Ateşi aşk ile gark olup yandım
Ey şah-ı merdanım sen sebep oldun












Aşk bir masal mıydı?

Her sabah kapımda bir kız geçerdi
ipek saçlarından yeller eserdi
ıssız gecelerin tek mehtabıydı
o dağları, gönlüm onu severdi

aşk bağında meyve veren dalımdı
derya içre tutunduğum salımdı
şu garip halime sevgiyle bakan
güzelim, ceylan gözlüm, kınalımdı

her seher dağlara esen yel idi
diyar diyar gezen, coşkun sel idi
türkü türkü, dilden dile dolaşan
şu kırık sazımda yanık tel idi

şu yalnız gönlümün sevgi nûruydu
süt kadar saftı, su kadar duruydu
kutsal kalesiydi umutlarımın
kalbim aşk sarayı, o bir sûruydu

elim, kolum, konuştuğum dilimdi
umudumdu, arzumdu, emelimdi
cemre gibi gönül bahçeme düşen
sümbülümdü
, nergizimdi, gülümdü

alnımın akına yazmıştım onu
canımın içine kazmıştım onu
sabâ rüzgârlarıyla dalgalanan
gönlümün tülüne sarmıştım onu

çekip gitti bir gün hayali
kaldı
gamlandı yüreğim, acılar
sardı
aşk bir masal mıydı o bir leyla mı?
en son
mecnun edip çöllere saldı








Bahar Saçlarındı Koklamadığım

Bahar saçlarındı koklamadığım
hasret gözlerindi bakamadığım
bir ateşti şu gönlümde tutuşan
hep yandığım ama yakamadığım

her gece gönlüme efkar yükled
im
esen rüzgarlardan haber bekled
im
ceylan bakışına vurulduğum yar
sensiz sanma şifa bulur dertlerim

dolunay nurunu gözünden almış
maviyi gökyüzü özünden almış
şu yanan yüreğim bunca ateşi
seven yüreklerin közünden almış

su yine akıyor aktığı yerden
el yine bakıyor baktığı yerden
sana mühürlenmiş gönlümün odu
gel yine yakıyor yaktığı yerden

ey canı cananım bu can senindir
eser gam yelleri sanma serindir
bülbülüm bir güle ah-ü zar gönlüm
senden ayrılalı yaram derindir















Kalbimde hasretin hıçkırıkları

Yıllarca anlatsam sana sevgimi
kalemler tüketsem bitirememki
çıkarmak istesem kalbimdekini
hasret ırmağına götürememki

sensin bu gönlümün gülü, dikeni
sensin bu ömrümün sevda yelkeni
aşkın hançeriyle vursanda beni
gözlerim görmeden ben ölememki

gönlümde acının cam kırıkları
gözümde hasretin hıçkırıkları
kalbine saklarsan ayrılıkları
senin sevdiğini ben bilememki

duy artık gönlümün haykırışını
şu seven kalbimin yalvarışını
kırma gönlümdeki sabır taşını
ölünceye kadar bekleyememki

Can Nuri ömrümce seni aradım
kanadıkça kalbim hasretle sardım
hep isyan ettim böyle, hep ağladım
gözyaşım silmezsen ben gülememki














Sularda hülyalı bakışın kalmış

El ele gezdiğimiz dar sokaklar
Bir içli sevdanın sırrını saklar
Uzanır ellerin usulca okşar
Sevgimi incinen nazlı yerinde

Sen gittin ardında bir sızın kalmış
Şu deli gönlümde
gül nazın kalmış
Başımda dolaşan aşk türküleri
Duvarda üç telli bir sazın kalmış

Geçip gider günler hicranla gamla
Bazen nehir gibi, bazen bir damla
Kahrolmakta varmış, bir gün acınla
Ömrümün karanlık gecelerinde

Duvarda incecik nakışın kalmış
Sularda hülyalı bakışın kalmış
Sevda bir çiçekmiş gönül bağında
Koparıp göğsüme takışın kalmış

Baktığın her dalda bir izin durur
Her köşe başında bir gizin durur
Süsenin sünbülün nergizin durur
Gönlümün har düşmüş bahçelerinde

Has bahçede karanfilsin destesin
Gül kokardı buram buram nefesin
Şimdi hangi diyar, acep nerdesin
Arar mısın sende beni düşlerinde?

baktığın her yerde bir izin kalmış
dokunduğun yerde bir gizin kalmış
Süsenin, sünbülün, nergizin kalmış
Gönlümün har düşmüş bahçelerinde











Herşeyi yel aldı gitti neyleyim
Dönerken içimde acısı aşkın
kimi gün dargınım, kimi barışkın
bakarım yollara gözlerim şaşkın
ben sevdim el aldı gitti neyleyim
vurunca yüreğe bitimsiz boran
kalmadı kanayan yaramı saran
ne bir dostun eli, ne de bir yaran
hepsini yel aldı gitti neyleyim
açmadı bir çiçek gönül dalında
tatmadım bir defa sevgi balında
yürürken sevinçle kendi yolunda
herşeyi sel aldı gitti neyleyim
sazlarda inleyen teller yok oldu
türküler söyleyen diller yok oldu
saçımı okşayan eller yok oldu
hepsini yel aldı gitti neyleyim
bahar yeşil yeşil ben güzlerdeyim
ay ışıl ışıl ben hüzünlerdeyim
el güler, oynar ben üzgülerdeyim
herşeyi yel aldı gitti neyleyim
Can Nuri yaralar oyuk oyuktu
sineme saplanan zehirli oktu
kudurdu dalgalar tufanlar koptu
herşeyi alt üst etti neyleyim








Hicranla Kurudu Güllerim Benim

Ardından bakarken gözlerim yaşlı
kırıldı kollarım, ellerim şimdi
sen gittin gideli Türküler yaslı
bir düzen tutmuyor telerim şimdi

araya yüce yüce dağlar girdi
üstüme simsiyah perdeler indi
sen orda, ben burda ağlarız şimdi
hasretle yanıyor yüreğim şimdi

baharın gülünde taşıdım seni
sazımın telinde yaşadım seni
türküler elinde aşırdım seni
sonsuza sustu yar dillerim şimdi

her yerde seni sordum, seni aradım
gün begün hasretle kavrulup yandım
dönüşsüz bir yola düştü feryâdım
hicranla kurudu güllerim şimdi

bir yanım çöllerde kavrulur gider
bir yanım rüzgarda savrulur gider
Can Nuri aşk ile kahrolur gider
gör ki, perperişan hallerim şimdi

















Süzgün
Bakışlarla Yürek Delensin

Süzgün bakışlarla yürek delensin
Ay mısın güneş mi bilmemki nesin?
En hoş musikiden tatlıdır sesin
Keman mı cümbüş mü bilmemki nesin?

Özenmiş bezenmiş yaratmış tanrım
En güzel renklerle donatmış tanrım
Kalbimi aşk ile kanatmış tanrım
Melek mi şeytan mı bilmemki nesin?

Yalvardım, yakardım, boynumu büktüm
Kapandım önüne eşikler öptüm
En körpe çağımda yaprağım döktün
Bahar mı hazan mı bilmemki nesin?

Bazen kalbe girip baş döndürürsün
Kah ağlatıp beni kah güldürürsün
Hem yaşatıp beni hem öldürürsün
Dertmisin derman mı ecel mi nesin?

Gözlerin ufkumda bir nur inan ki
Seninle kördüğüm gibiyim sanki
Sensiz geçen ömür neye yarar ki
Gece mi gündüz mü sevgilim nesin?


















Sana tutulursam bırakma beni

Sana tutulursam bırakma beni
Bir köşede boyun büktürme n’olur
Ümitle süslenen gönül bahçemi
Sonbahar gelmeden döktürme n’olur

Gönlümde goncalar dermeyeceksen
Saçların koluma sermeyeceksen
Bu aşka bir ömür vermeyeceksen
Kiraz dudağını öptürme n’olur

Alev alev bir gül olsun yakışın
Ay gibi doğsun baygın bakışın
Ömrünce kalbime dol ışın ışın
Bana hasretini çektirme n’olur

Aşkımın kadrini bilmeyeceksen
Akan göz yaşımı silmeyeceksen
Eğer candan beni sevmeyeceksen
Deli divaneye döndürme n’olur

Sevgi yüreğimdir sevda okulum
Sevgidir vatanım, pusulam yolum
Sevgisiz dünyada bir garip kulum
Aşkın hançeriyle öldürme n’olur
















B
ir açıp bir solan sen değil miydin?

Şu gönül bahçemde lale, sümbüle
şarkılar söyleyip güle, bülbüle
el ele, göz göze, gönül gönüle
kalpten kalbe dolan sen değil miydin?

nasibin almışken yeşilden, aldan
sözlerin tatlıyken şekerden, baldan
yanağı gül veren ol hüsnü daldan
bir açıp, bir solan sen değil miydin?

kadife saçların vurup beline
kaptırıp gönlünü sevda yeline
her bahar savrulup gönül seline
deniz, derya dolan sen değil miydin?

bazen dolu yağdı bazen kar, tipi
sevda bir uçurum derindi dibi
güneş gibi, yıldız gibi, ay gibi
bir doğup, bir batan sen değil miydin?

ne sevgimi bildin ne de acımı
büyüttün gün be gün gönül sancımı
özenle tararken siyah saçımı
tutam tutam yolan sen değil miydin?

Can Nuri
kaybettim doğru yönümü
gittiğim her yerde kestin önümü
bülbül gibi güle yakıp gönlümü
daldan dala konan sen değil miydin?








Sevda Üstüne

Yaralı kalplere bir ilmik atsak
oturup ağlasak sevda üstüne
uzanıp göklerde yollara baksak
bulut bulut yağsak sevda üstüne

hazanlar değmeden güllerimize
rüzgarlar esmeden çöllerimize
mızraplar vurdukça tellerimize
türküler yoklasak sevda üstüne

sen bir ekin olsan bende bir başak
tane tane harmanlarda buluşsak
pınar olup aksak sel olup taşsak
toprağa karışsak sevda üstüne

engeller girmeden hiç aramıza
sürmeden elini gül yaramıza
mehtaplar vurdukça dağlarımıza
yıldızlar toplasak sevda üstüne

Can Nuri arı olsam, sende bal olsan
damla damla akıp kalbine dolsam
sen bir yaprak olsan, ben rüzgar olsam
çiçekler koklasak sevda üstüne
















Hani nerde kaldı o eski günler

Hani nerde kaldı o eski günler
Bakıp bakıp göz ettiğin sevdiğim
Gizli gizli tenhalarda buluşup
Sevdalardan söz ettiğin sevdiğim

Güzel duygulara gönlünü verip
Beni sevdiğine yeminler edip
İpek saçlarını göğsüme serip
Türlü türlü naz ettiğin sevdiğim

Nerde eski tebessümler,
gülüşler
Kurduğun hayaller gördüğün düşler
Giydiğin fistanlar,
taktığın süsler
Kurda kuşa haz verdiğin sevdiğim

Her ayrılış yüreğıni yakarken
Yanağından damla damla akarken
Boyun büküp ardımsıra bakarken
Mektup, şiir yaz dedığin sevdiğim

Can Nuri günlerce durup diz dize
Usanmadan bakışırdık göz göze
Nazara mı geldik ne oldu bize
Bin yıl bile az dediğin sevdiğim

Alnıma son kurşun sıktında gittin

Öyle bir ateşki yanar içimde
bağrımı kor gibi yaktında gittin
çektiğim her acı başka biçimde
alnıma son kurşun sıktında gittin

ben bir Kerem idim, sende bir aslı
sen gittin gideli bu yürek yaslı
ardından bakarken gözlerim yaşlı
kurduğum dünyamı yıktında gittin

yoluna bakmaktan bıktım yoruldum
ah edip başımı taşlara vurdum
sen gittin gideli yandım, kahroldum
beynimde şimşekler çaktında gittin
o sahte sevgine takıldım kaldım
zifir gece gibi rûhumu sardın
aşkın bıçağıyla kalbimi yardın
son bir defa dönüp baktında gittin

dostlarım el oldu gittin gideli
gözlerim sel oldu gittin gideli
Can Nuri del oldu gittin gideli
Önümde sel gibi aktında gittin






Saçına yıldızlar saçmaya geldim

Kanadı kırılmış yavru serçeyim
Kınalı elinde uçmaya geldim
Tomurcuk vermeden soldu çiçeğim
Sevdalı gönlünde açmaya geldim

Sevincine
, hevesine kat beni
Lal kesilem al sesine kat beni
Seher kokan nefesine kat beni
Saçına yıldızlar saçmaya geldim

Yalansız yürekten yaşamak için
Düşmanımda olsa barışmak için
Bir sonsuz ırmağa karışmak için
Aşkın kevserinden içmeye geldim

Yalnızım yollarda bir denk oluver
Gönül tellerime ahenk oluver
Can Nuri dünyama bir renk oluver
Seninle cennete kaçmaya geldim



Senin gözlerinde bahar yeşili

senin gözlerinde bahar yeşili
benim üzerime karlar düşüyor
senin hayallerin yazdır, bahardır
benim yüreğimde dağlar üşüyor
senin hayalinde en güzel yerler
benim dudağımda yağmursuz çöller
senin hayatında sümbüller, güller
benim bağlarıma hazan düşüyor
her nereye varsam el beni taşlar
zehrolur bal diye yediğim aşlar
senin her günün huzurla başlar
benim hayatımda dağlar göçüyor
içimde dağ dağ dalgalar kudurur
gelir göğsümün üstüne oturur
bütün mutluluklar hep seni bulur
benim dudağımda sevda üşüyor

bir fırtına misali ruhuma daldın
ok gibi bağrıma saplanıp kaldın
senin neonlara yazılır adın
bütün alem önünde diz çöküyor

ahımdır sazlarda inleyen teller
ş
u ağlayan gözler, titreyen eller
senin hayalinde en güzel yerler
benim yüreğimde dağlar göçüyor














Zülfünün teline alıp as beni

Harman eyle beni esen yellere
Savrulup gideyim elden ellere
İster boyun eğem günde yüz kere
Kurbanım de hiç acıma kes beni

Sen bir pınar isen ben de göl olam
Sen bir yağmur isen akan sel olam
Yolunun üstünde açan gül olam
Zülfünün teline alıp as beni

Sarıl şefkat ile, sarıl haz ilen
Usandırma türlü türlü naz ilen
Keman ile, cümbüş ile, saz ilen
Türkü türkü sevdalara yaz beni

Bir derdin var ise anlatki bilem
Kapında kul olam, uğrunda ölem
Acınla ağlayam, neşenle gülem
Hasret ile al sinene bas beni

Yüce dağbaşında kar olacaksan
Gönül bağlarıma har olacaksan
Gidip yadellere yar olacaksan
Sıra sıra kurşunlara diz beni















Sevda kokan bir türküye yak beni
Bu evreni baştan başa dolaştım
Sevgi denen bir dergaha ulaştım
gönül ummanına sığmadım taştım
seher yeli bir kıyıya at beni

dağlardan dağlara esen yel eyle
çağlardan çağlara koşan sel eyle
sazlarda inleyen sarı tel eyle
sevda kokan bir türküye yak beni

gönlümü geldiğim ellere savur
sümbüller derdiğim yerlere savur
bu aşkı dillerden dillere savur
alıp götür bir damlaya kat beni

bir yanım yollarda sıralı kalsın
bir yanım dağlarda yaralı kalsın
şu gönül pencerem aralı kalsın
suyu kesik bir pınara kat beni



.













Nazlı yarin el olunca anlarsın

Seninde ben gibi bir gün sevdiğin
Uzaklarda el olunca anlarsın
Ak göğsünde sarı güller derdiğin
Hasretinden del olunca anlarsın

Gazele vurunca gönül bağların
Geç kalır kıymeti yazın, baharın
Bir gün duru duru akan pınarın
Bozbulanık sel olunca anlarsın

Güller ile güler iken seherde
Türkü türkü söylenirken dillerde
Bir gün gezip dolastığın yerlerde
Boran tipi yel olunca anlarsın

Can Nuri yoluna kurbanlar eyle
İstersen adına türküler söyle
Yalancı dünyanın kanunu böyle
Gür saçların kel olunca anlarsın

Nara Tutuldum

Düştüm aşk çölüne ah etmek karım
Garip bülbül gibi zara tutuldum
Tüterim tüterim dinnmez efkarım
Yüreğimde sönmez nara tutuldum

Yalancı dünyada bir garip kuşum
Uçarım uçarım bitmez yokuşum
Yetmedi sevgiye ömür sunuşum
Vefa bilmez bir ağyara tutuldum

Hasretin acısı boynumu büktü
Esti hazan yeli yaprağım döktü
Gönül dağlarıma dumanlar çöktü
Tipi, boran ile kara tutuldum

Ben bir Can Nuri'yim hallerim yaman
Kalmadı mümkünüm tükendi derman
Yoruldu kervanım verildi ferman
Dar-ı mansur gibi dara tutuldum







Sevenler Ah Çeker Neylersin Ceylan

Sen dalları kırılmış boynu bükük karanfil
unutulmuş bir türküsün dağ başlarında

çıkıp yücelerde gezersin ceylan
kalbinde sızılar sezersin ceylan
ben seni severim canımdan öte
sen yüce dağları seversin ceylan

yüce dağbaşları duman kar olur
sevenin gönlünde
ahu zar olur
sanmaki bir ömür hep bahar olur
yücelerden bakıp seyran eylersin

aşk ile gönlünü eylersin ceylan
rüzgara şarkılar söylersin ceylan
yalancı dünyanın kanunu böyle
sevenler ah çeker neylersin ceylan

yolunun üstüne tuzak kurulur
sevgiye vurulan bir gün vurulur
sanmaki uzaklar hep seni korur
dağlara şarkılar söylersin ceylan







Kalbinin İçinde Al Götür Beni

Güzel gözlerine düşen ışıltı
merhemdir sevdiğim gönül yarama
kalbinin içinde al götür beni
gittiğin yerlerde beni arama

rüzgar olup daldan dala essemde
kor olur hasretin her nefesimde
bir içli şarkısın buruk sesimde
kirpiğin ok olur
gönül yarama

umuduna karlar yağsa da götür
gönlünü kederler boğsa da götür
başına dumanlar ağsa
da götür
geçtiğin yollarda beni arama






Yürü usul boylum yol eyle beni
Her seher başında yeller esince
yürü usul boylum yol eyle beni
çözüver duvağın inceden ince
önünde diz çöken kul eyle beni
bir daha bırakma, terk etme beni
susuz kıraçlarda herk etme beni
yıllarca ağlatıp bekletme beni
damgalı, damgasız pul eyle beni
Can Nuri sazında telin olayım
türküler söyleyen dilin olayım
saçını okşayan elin olayım
kapını bekleyen kul eyle beni




Gülü Kıskandırır Gülüşün Gülüm

Cemâlin benzemiş güneşe
, aya
cenneti andırır gülüşün gülüm
sensin hayatımda en güzel rüya
gülü kıskandırır gülüşün gülüm

sensin şu kalbimin ezel
sahibi
lal olmuş dillimin duygu
hatibi
yaralı gönlümün sevgi
tabibi
canıma can verir öpüşün gülüm

dostlarım el oldu sevdiğim için
gözlerim sel oldu sevdiğim için
umudum yel oldu sevdiğim için
gel Allah aşkına bir düşün gülüm

ben bir Can Nuri'yim gönülden seven
aşk için bir ömür bağrını döven
ölürsem hasretinden
ölürüm ben
bağrımı yakıyor gidişin gülüm


















Gülen Gözlerinle Bak Yeter

Dudağın kevserdir gözlerin nehir
gülen gözlerinle bana bak yeter
bakışın gönlüme dökülen zehir
seven gözlerinle bana bak yeter

isterse dağıma dumanlar çöksün
bağımda serviler yaprağın döksün
baktığım her çiçek boynunu büksün
gülen gözlerinle bana bak yeter

varsın aşk gönlüme bin demir atsın
hayat denizinde bin gemim batsın
köle diye beni pazarda satsın
sevgimi al başına taç yap yeter

garip ömrüm yollarına sereyim
daha gel demeden çıkıp geleyim
bir canım var iste benden vereyim
seven gözlerinle bana bak yeter

varsın dağlar sıra sıra dizilsin
allı turna gökyüzünde süzülsün
bu yürek önünde bin kez eğilsin
sırma saçlarına türkü tak yeter

varsın bu yangınlar içimi yaksın
beynimde durmadan şimşekler çaksın
akarsa uğruna gözyaşım aksın
yılda bir kez olsun bana ak yeter

istersen dağlara duman çökeyim
istersen bağlara yaprak dökeyim
kırık bir dal gibi boyun bükeyim
gülen gözlerinle bana bak yeter

bir gül olsam başka bahçede bitmem
cennet bağışlasalar bırakıp gitmem
Can Nuri ölsemde yine gam etmem
mezarım başında bir mum yak yeter

















Zehroldu içtiğim aşk yudum yudum

Baygın gözlerinde aşkı okudum
kirpiğine tel tel sevgi dokudum
saadet denizinde yüzerken gönlüm
zehroldu içtiğim aşk yudum yudum

bir boran misali ruhuma daldın
ok gibi bağrıma saplanıp kaldın
aşk bir masal mıydı sen bir leyla mı?
mecnun edip beni
çöllere saldın

araya upuzun seneler girdi
üstümüze simsiyah perdeler indi
sensiz bunca cefa çektim, ah çektim
ne sen çıkıp geldin, ne ağrım dindi

uzak düştük artık uzak yollarım
aklıma düştükçe ağlarım ağlarım
bir sevda uğruna tükendi ömü
r
boş hayaller sarıyor şimdi kollarım

veda mevsimi şimdi göç katar katar
gözlerim yollarda, gönül intizar
kalpte mekan tuttu çileyi keder
hasretlik taş olsa erirdi ey yar

gönlüm kışa düştü mevsim baharken
bahçem çöle döndü yağmur yağarken
herkes aleminde kendi keyfinde
güler mi Can Nuri bunca dert varken














Artık dön demeye lüzum kalmadı

Ne güneşim doğar, ne bahar gelir
İnan hiç bir şeyde gözüm kalmadı
Her sabah içimde bir ah yükselir
Artık dön demeye lüzum kalmadı

İstersen rüya de geçen yıllara
İster gözyaşı dök akan sulara
Bir daha ne sor beni, ne de ara
Kimseye diyecek sözüm kalmadı

Yalancı dünyada hep cefa gördüm
Yüreği kavrulmuş toprağa döndüm
Hasreti,
acıyı içime gömdüm
Baharım kalmadı yazım kalmadı

Her tufan ardında bir güz bıraktı
Solan yapraklarda bin giz bıraktı
Çektiğim her acı bir iz bıraktı
Takatım kalmadı gücüm kalmadı

Yaralı yollarda ömür treni
Bir sonsuz acıya sürükler beni
Sarın yüreğime beyaz kefeni
Ölümden başka bir çözüm kalmadı














Hiç kimseyi senin kadar sevmedim

Mevsimler tükendi, mevsimler geçti
Gözlerim yollarda haber bekledim
İnsanlar
, nesiller, yüzler değişti
Bir benim gönlümde sen değişmedin

Bir çiçektin açıp soldun gönlümde
Bin yıl çalıp gittin sanki ömrümde
Nice yerler gezdim diyar gördümde
Hiç kimseyi senin kadar sevmedim

Özleminle geçti aylar, seneler
Hicranla tükendi günler, geceler
Benim gibi sevemezki kimseler
Her köşeye gül kokunu işledim

Bilmemki hangi yol sana ulaşır
Hangi rüzgarlarda sesin dolaşır
Her gece içimde gözlerin ışır
Ay mısın güneş mi nesin bilmedim

Akan sullar denizlere erişti
Dallar çiçek açtı, kuşlar sevişti
Hasretin hançeri bağrımı deşti
Gittiğin yollarda geri gelmedin

















Dünya ahret bacım deyip küserim

Nazlı yarim bu ellerden gidersen
Keklik olur yollarını gözlerim
Unutupta hayallerden silersen
Ateş olsun yaksın seni közlerim

Bir ateş verdinki yandı sönmüyor
Kör oldu gözlerim bir şey görmüyor
Bir kez giden daha geri dönmüyor
Dağlar taşlar kahrol deyi seslerim

Amanı da nazlı yarim amanı
Dağılmaz başımın gamlı dumanı
Her bahar mevsimi yayla zamanı
Rüzgar olup mor dağlara eserim

Can Nuri'yim bakmaz isen halime
Hazanlar işlesin gönül teline
Ölürsem sevdiğim üstüme gelme
Dünya ahret bacım deyip küserim













Teselli dediğin sözü neyleyim

Geceler uykusuz gündüzler zalim
Teselli dediğin sözü neyleyim
Senden uzaklarda dertlidir halim
Gül yüzün görmeyen gözü neyleyim

Hazan rüzgarları esmiş savurmuş
Sevda ayazları yakmış kavurmuş
Hasretlik yoluma pusular kurmuş
ovayı
, yokuşu, düzü neyleyim

bir yorgun gezginim, bir garip
düşkün
hayata darılmış kadere küskün
her günüm bir ah, her anım üzgün
dünyada gülmeyen yüzü neyleyim

gezdim boynu bükük, gezdim ar ile
gelip geçti ömür tipi kar ile
bülbül oldum iniledim zar ile
baharı olmayan güzü neyleyim

ceylanım vuruldu yaslıdır dağlar
ömür gazel döktü kurudu bağlar
her gece içimde bir pınar ağlar
türküyü, kemanı,
sazı neyleyim














Divane gezerim bilmezsin güzel

Efkarlı başımda dumansın yelsin
Gözümün yaşında ummansın selsin
Düşmüşüm derdine dermanım sensin
Divane gezerim bilmezsin güzel

Gönüldür isteyen aşk ocağını
Sümbülün saçını kor kucağını
Hayat busesini gül sıcağını
Ölürüm ver desem vermezsin güzel

Kavuştursun diye gözü elaya
Gece gündüz dua yaktım mevlaya
Aşk elinden düştüm onmaz belaya
Perişan halimi görmezsin güzel

Bulut olup gökyüzüne ağarım
Boran olup yağmur ile yağarım
Gahi iç çekerim, gahi ağlarım
Akan gözyaşımı silmezsin güzel

Mutluluk bir çiçek açıp solmasın
Esmesin sam yeli
, saçın yolmasın
Sarılki Nuri'ye sabah olmasın
Bir gece gel desem gelmezsin güzel
















Sen Ve Ben

Ben karlı dağların ardında kalmış çocuk
Kanatları kırılmış yavru bir serçeyim
Dikenleri çağına ermemiş tomurcuk
Yaprakları dağılmış sarı bir çiçeğim

Sen danslı gecelerde atılan şuh kahkaha
Modern diskolarda baş döndüren alkolsun
Zengin vitrinlerde değer biçilmez paha
Saray bahçelerinde en bakımlı gülsün

Ben savaşlarda yanmış yıkılmış diyar
Kimselerin uğramadığı bir evdeyim
Dalları fırtınalarda kopmuş çınar
Dikenlerin sarmaladığı bir yerdeyim













Meyro

Hasret acı dertler bizi bulmadan
Gayrı gel seninle birleşek meyro
Ölüm habercisi kapım çalmadan
Ah du sefa ilen eyleşek meyro

Muhabet kuşları kalkıp göçerken
Üstümüzde havalanıp uçarken
Sabah seherinde güller açarken
Dertli bülbül ilen söyleşek meyro

Gönül bağımızda otlar bitmesin
Kuşlar dalımızda uçup gitmesin
Bir kıyıda gençliğimiz yitmesin
Koklaşak,sevişek, eyleşek meyro

Fitne fesat aramıza girmeden
Hasret oku bağrımızı delmeden
Kahpe felek can almaya gelmeden
Kavlimiz üstüne birleşek meyro

Can Nuri'yim sevdan ile ölmesin
Konu komşu bu haline gülmesin
Muhannetler aşkımızı bölmesin
Derdimiz üstüne dertleşek meyro












Gönlüm Bir Sende Değilse Kahrolayım

Gönlüme sen ektin aşk hevesini
bağrıma sen diktin gül ezgisini
dilime sen döktün figan sesini
gönlüm bir sende değilse kahrolayım

bak şu yüreğimi yakan közüne
dünya güzel dolsa bakmam yüzüne
gel aldırma el alemin sözüne
bir sende değilse gönlüm kahrolayım

var
mı benim gibi gönülden seven
aşk için bir ömür bağrını döven
ölürsem senin için ölürüm ben
bir sende değilse gönlüm kahrolayım

Dünyayı başıma dar eylesen de

bülbülü bir güle zar eylesen de
sevdayı göğsüme nar eylesen de
bir sende değilse gönlüm kahrolayım

ömür boyu sana meyil verdimse
kaderimi yollarına serdimse
daha gel demeden çıkıp geldimse
gönlüm bir sende değilse kahrolayım

Gah-i küstüm hayata, gahi dargın
bir sana vuruldum,
bir sana yangın
umudum, sevdamsın, canımda canım
gönlüm bir sende değilse kahrolayım

nice yüce dağlar aştım geldimde
uçup gittin bir kuş gibi elimde
b
ir sızısın şu zavallı kalbimde
gönlüm bir sende değilse kahrolayım

Can Nuri'yim aşkın ile del oldum
hasretin narıyla yandım kavruldum
ne kurtuldum,
ne bir çıkar yol buldum
bir sende değilse gönlüm kahrolayım









Ebedi Sönmeyen Bir Köz Bıraktın

Kapandı yarına giden yollarım
Kalkmadı bir daha düşen kollarım
Kaç yıl geçti hala seni ararım
Ardında dumanlı bir iz bıraktın

Sen gittin gideli ham toprağımda
Bir daha bitmedi güller bağımda
Sevda yangınıyla yanan bağrımda
Ebedi sönmeyen bir köz bıraktın

Umut kapılarım bir bir kapandı
Hasret oku yüreğime saplandı
Ne sen geldin, ne bu gönül uslandı
Ömrümce ağlayan bir göz bıraktın









Bi-tanem

Düştüğüm her uçurumda sen varsın yanımda
seni taşıdım içimde bir damla gözyaşı gibi
bütün yıldızlara ismini haykırdım, bütün gecelere
bir sen yoksun, bir sen duymuyorsun bi-tanem

rüyalarımı hicran alır her gece gelmezsin
çağrılarım isyan olur her gece bilmezsin
sevdasını yüreğime taht kurduğum nerdesin
bir sen yoksun, bir sen bilmiyorsun bi-tanem

bil ki, hep sana aktım bu sevdalı nehirlerde
yalnız seni düşledim süründüğüm yerlerde
ümit kervanları bir bir gelip giderler de
bir sen gittin, bir sen gelmiyorsun bi-tanem










Söyle Nereye
Nereye gidiyorsun alıp başını
Söyle ey vefasız söyle nereye
Izdırap çileden elemden başka
Ne kalır, ne kalır söyle geriye

Hiç mi hatırı yok geçen günlerin
Solan sümbüllerin, açan güllerin
Öpülen dudağın, yaşlı gözlerin
Söyle ey vefasız söyle nereye

Yüzüne en zalim tavrını takıp
Sönmez ateşlere kalbimi atıp
Acılar içinde yalnız bırakıp
Geçip gidiyorsun söyle nereye

Hiç mi hatırı yok hatıraların
Okşanan saçların, saran kolların
El ele gezilen ıssız yolların
Söyle ey vefasız söyle nereye

İçimde kaynayan ırmaklar gibi
Dalımda kuruyan yapraklar gibi
Çiğneyip kalbimi topraklar gibi
Geçip gidiyorsun söyle nereye

Hiç mi sızlamıyor seven yüreğin
Ettiğin yeminin, tuttuğun elin
Yağan yağmurların, çağlayan selin
Söyle ey vefasız söyle nereye

Sanmaki bir daha mutlu olursun
Kaybolan yılları geri bulursun
Elbet gün gelir sende yorulursun
Söyle ey vefasız söyle nereye

Hiç mi sızlamıyor seven yüreğin
Hiç mi hatırı yok geçen günlerin
Söylenen şarkının, okunan şiirin
Söyle ey vefasız söyle nereye

Bir gün ne kalmışsa maziden yana
Doldurup gözyaşınla gönder bana
Beddua etmeye kıyamam sana
Söyle ey vefasız söyle nereye










İçimde her akşam bir çocuk ağlar

Eser bahar yeli dağlar serindir
yardan ayrılmışım yaram derindir
kara gözlerine kurban olduğum
gel de bu gönlümü artık sevindir

elden ele uçup gitmiş cankuşum
bak ağzıma kilit vurmuş susmuşum
yüreğimde yumru yumru sancı var
aşk yüzünden sararmışım solmuşum

bu dünyada göremeden günümü
aşk acısı yaraladı gönlümü
gurbet vatan oldu, hasret bedenim
boş hayaller alıp gitti ömrümü

her sabah başımda bir deli rüzgar
eser dumanlanır başımda
dağlar
hicran ateşiyle yanarken tenim
içimde her akşam bir çocuk ağlar









Doyamam sana
Yaz ayında meyve veren dal olsan
doyamam tadına doyamam senin
sevda kovanında sarı bal olsan
doyamam tadına doyamam senin
gözümden aksada nehirler taşkın
yansada içimde ateşi aşkın
uzaktan uzağa bakarım şaşkın
varamam yanına varamam senin
başlayınca yürekte ahlar, yıkımlar
gözlere batıyor camdan kırıklar
özledikçe uzaklaşır yakınlar
varamam yanına varamam senin

sensiz olmayacağını bilsem de
yüreğimi bin parçaya bölsem de
hasretinden dirhem dirhem ölsem de
varamam yanına varamam senin
Sen gelmezsen ben ölürüm bilesin
bir zaman benim de gonca güllerim vardı
her sabah bahçemde burcu burcu kokardı
yel esti üstüne hepsi soldu, sarardı
sen gelmezsen ben ölürüm, ölürüm bilesin
hep seni bekledim bir gün gelirsin diye
ömrümce seni sevdigimi bilirsin diye
yaşlı gözlerimi gelir silersin diye
sen silmezsen ben ölürüm, ölürüm bilesin
her gün içimde ateşle seni beklerken
durmadan yol alır hasrete bir garip tren
Kerem gibi Aslı'ya yanıp tutuşurken
sen bilmezsen ben ölürüm,ölürüm bilesin
ben bir güle hasret kalan bülbül ahıyım
aşk acısı çeken kalplerin günahıyım
bütün kaleleri yıkan şahların şahıyım
sen sevmezsen ben ölürüm, ölürüm bilesin


Dudağıma kilit vurdum gel de gör
Zindanlarda tutunduğum elimdin
çanağımda dokunduğum telimdin
sustuğumda konuştuğum dilimdin
dudağıma kilit vurdum gel de gör
Ben Mecnun sen sahralarda çöl idin
ben bir yangın sen savrulmuş kül idin
ben bahçevan sen bahçemde gül idin
viran oldu yerim yurdum gel de gör
Nakış nakış işlediğim kilimdin
türkü türkü söylediğim dilimdin
hem özlemim, hem vatanım, ilimdin
acıları vatan kurdum gelde gör
İçimde koskoca bir dağ gibiydin
seyrine daldığım bir bağ gibiydin
altın harflerle yazılan çağ gibiydin
her seher aradım durdum gel de gör
İlmik ilmik dokuduğum halımdın
nazlı nazlı sokulduğum dalımdın

hem çiçeğim, hem arım, al balımdın
her durakta seni sordum gel de gör
Gel sağım ol benim, ister solum ol
sevgiye uzanan ömür kolum ol
çıkmaz sokaklarda gönül yolum ol
bir ömürdür köle durdum gel de gör
Hasret Damlaları

hasret damlaları düştü kalbime
içimde ne varsa küle dönderdi
sevda bahçesinde hüzünle açan
boynunu bükmüş bir güle dönderdi

günbe gün büyüyen arzular gibi
yürekte dinmeyen sızılar gibi
vakitsiz dökülen yağmurlar gibi
akan gözyaşımı sele dönderdi

hep seni bekledim seni özledim
yıllarca içimde seni gizledim
sevda bir ıstırap bunu bilmezdim
ömrümü sahipsiz ile dönderdi

yol vermez yolumu bağlamış dağlar
gittiğin yollarda hasretim ağlar
viran oldu bahçem kavruldu bağlar
içimde ne varsa çöle dönderdi

her gece içimde bir od yakarım
oturup camlardan yola bakarım
ey benim en kutsal sevgi pınarım
hasretin gönlümü tele dönderdi

yoruldu bu gönül hep beklemekten
yoruldu yıllara kahır ekmekten
yoruldu yollara gözyaşı dökmekten
yolcusu dönmeyen yola dönderdi

başımda kederin düş kırıkları
kalbimde sevdanın kor yanıkları
Can Nuri ayrılık hıçkırıkları
elden ele esen yele dönderdi

Sen benim en güzel aşk çiçeğimdin

Sendin benim al ipeğim, nakışım
aşkın için şu gönlümü yakışım
yarınlara bin umutla bakışım
sen benim en güzel aşk çiçeğimdin

Daha tanımadan baharı, yazı
doymadan sevdana, tatmadan hazı
yıkıldı üstüme aşkın enkazı
sen benim en soylu aşk gerçeğimdin

Issız gecelerde mehtabım oldun
damla damla akıp ruhuma doldun
gönlümde açmışken, gözümde soldun
sen benim en güzel aşk çiçeğimdin

bir yanım çöllerde kavrulup gitti
bir yanım rüzgarda savrulup gitti
ağlayan yüreğim kahrolup bitti
sen benim en güzel aşk çiçeğimdin

herkes kavuşurken gönül eşine
terkedipte gittin elin peşine
dayanmadı yürek aşk ateşine
sen benim en güzel aşk çiçeğimdin


Yadeller sararsa ölürüm gülüm

indirme başından gönül tacını
bir sende ararım can ilacını
gözden sakındığım ipek saçını
yadeller tararsa ölürüm gülüm.

ver artık gönlüme, gönül elini
sensin hayatımın nazlı gelini
dokunmaya kıyamadığım belini
yadeller sararsa ölürüm gülüm

bir zamanlar bana benden yakınken
ha kavuştuk kavuşacağız derken
bakmaya doyamadığım yüzünü benden
yadeller sorarsa ölürüm gülüm




Mendil bulup saramadım de deyim

hayat limanında savdım sıramı
bitti gözyaşımın dağlı dramı
yıllar yılı tuz bastığım yaramı
mendil bulup saramadım de deyim

Ey öksüz gönlümün uzak gelini
öpemedim saçının tek telini
bu hayat yolunda ince belini
saram dedim saramadım ne deyim

senki şu dağların kınalı kızı
şu yaslı gönlümün seher yıldızı
sensiz geçen her an içimde sızı
varam dedim varamadım ne deyim
Sana ne deyim
Bir ömür boyunca hep seni sevdim
sen başka sevmişsin sana ne deyim
canımı, ruhumu, kalbimi verdim
yüreği yaralı bana ne deyim
deste deste iri güller elinde
savrulup gidersin seher yelinde
sen güler oynarken kendi halinde
benim gözümdeki yaşa ne deyim
gönül kuşum elden ele salmışım
gözü bağlı dert içine dalmışım
bir sevda ki, bak çaresiz kalmışım
garip gönlümdeki ah'a ne deyim
tufan yağmurdadır selinde değil
yara yürektedir dilinde değil
insanın kaderi elinde değil
ellerin attığı taşa ne deyim
Baygın bakışlarla süzme ne olur
Bana uzaklardan göz eden dilber
baygın bakışlarla süzme ne olur
aşktan ayrılıktan söz eden dilber
tanrı selamını kesme ne olur
her gece rüyamda telli gelinsin
bir buse gönderki gönlüm sevinsin
tanrım bana yazmış, yalnız benimsin
şu kırık kalbimi üzme ne olur
hasbahçe gülüsün koklayan çoktur
sineme attığın zehirli oktur
benim senden gayrı hiç kimsem yoktur
şu garip adama küsme ne olur
gönül ormanıma şimşekler vurdu
aşkın ateşiyle yaktı kavurdu
elden ele, yelden yele savurdu
bir de sen çiğneyip ezme ne olur
bir gün terkedersen ortada kırgın
güller boyun büker, sümbüller dargın
bir sana vurgunum, bir sana yangın
gidip yadel ilen gezme ne olur
Ecelim Sensin
Kalbimde çarpan o tatlı heyecan
kemiğimde ilik, damarımda kan
dimağımda ateş, bedenimde can
Özlemim, sevincim, herşeyim sensin
hayalim, hülyamsın, sevdiğim, eşim
ümidim, dünyamsın, günüm, güneşim
sümbülüm, nergizim. nazlı menevşim
süsenim, sümbülüm, çiçeğim sensin
İstersen ardından süründür koştur
istersen yanında ulve kavuştur
kalbimi aşk ile yandır tutuştur
cananım, canevim, gerçeğim sensin
sensiz yaşayamam, sensiz gülemem
dünyamı dönüyor sensiz bilemem
yüzyıl yaşasamda yaşadım demem
yaşamım, ölümüm, ecelim sensin
Sevda Yıldızı

Atarken dağlara sevda yıldızı
Yakmıştı derinden o ince sızı
Sen hala kalbimin biricik kızı
Hiç mi değişmedin bende sevdiğim

Yaprak yaprak döktü dalın ağaçlar
Gülmüyor baharda artık yamaçlar
Kar düştü dağlara, ağardı saçlar
Bir sen değişmedin bende sevdiğim

Ovalar, nehirler,
düzler değişti
Baharlar, rüzgarlar,
güzler değişti
Alınlar, şekiller,
yüzler değişti
Bir sen değişmedin bende sevdiğim

Gurbete gidenler sılaya döndü
Ocaklar tutuştu, ocaklar söndü
Nesiller türedi, nesiller öldü
Bir sen değişmedin bende sevdiğim

Baharlar değişti,
yazlar değişti
Sevdalar, dualar,
hazlar değişti
Şarkılar, türküler,
sazlar değişti
Bir sen değişmedin bende sevdiğim

Gül verir sevdan
Gecede mehtap yıldızda ahenksin
dört mevsim bir başka yeşerir sevdan
dallarda goncasın, goncada renksin
her bahar dağlara gül verir sevdan
bakışın bir çiçek, bir yeşil bahar
saçların rüzgarda titreyen çınar
yüzün gülücükler serpilen pınar
yanmış yüreklere su verir sevdan
damarda dolaşan sıcak kan gibi
kalplerde titreyen heyecan gibi
sonsuzluk içinde bir zaman gibi
her sabah ruhlara can verir sevdan
bazen bir mehtapsın, büyülü bir ses
bazen bir rüzgarsın, serin bir nefes
taptaze hayatsın, tükenmez heves
yoksula, düşküne el verir sevdan
Can Nuri bulamam dünyada dengin
adın yüce senin dağlarca engin
asırlar geçsede bozulmaz rengin
bütün engelleri devirir sevdan
Asırlar sürsede bu aşk biter mi?
Sen yoksun sevdiğim, gönül divane
sen yoksun sevdiğim, hanem virane
sen yoksan sümbülden, gülden bana ne
sensiz bu bağlarda bülbül öter mi
sen yoksun damarda kanım kan değil
sen yoksun bedende canım can değil
sen yoksan yıl değil, ay değil, an değil
bir asır sürsede bu aşk biter mi
sen yoksun diye yanmış, kavrulmuşum
sen yoksun diye sararmış, solmuşum
yaprak yaprak yellerle savrulmuşum
geçmediğin yerde hiç gül biter mi
Sen yoksan sokaklarda berduşum
Sen yoksan dalında yaralı kuşum
Can Nuri yoluna can baş koymuşum
sensiz bu dünyada yüzüm güler mi
Ne dedimde sana niye darıldın
Ne dedimde sana niye darıldın
bir selamda vermiyorsun ne deyim
hiç mi özlemedin, hiç mi sevmedin
gittin geri gelmiyorsun ne deyim
gönül ormanında bir ince daldım
hazan vurdu, yel savurdu gam aldım
bir nazlı çiçektim girdaba kaldım
tufan oldu, çöl kavurdu ne deyim
gün oldu hasretlik içimi yaktı
gün oldu hayalin gözümden aktı
her yara içimde bir iz bıraktı
neler çektim bilmiyorsun ne deyim
gün oldu aşk ile yandım tutuştum
gün oldu kuş olup dağlara uçtum
Can Nuri bir ömür ardından koştum
halimi bir sormuyorsun ne deyim
Göz yaşımı koyup heybeme geldim
dünya merhametsiz insanlar zalim
bu garip ellerde hal değil halim
üşüyor ellerim, üşüyor kalbim
sana geldim sana sarılır mısın?
bir gece olsa yanına alır mısın?
yabancı ellerde yağmurdum, seldim
vurdukça göksüme bağrımı deldim
göz yaşımı koyup heybeme geldim
sana geldim sana sarılır mısın?
bir gece olsa yanına alır mısın?
ne talih güldü bana, ne gün gördüm
sonsuz fırtınalarda aşındı ömrüm
aşksız tapınaklarda yoruldu gönlüm
sana geldim sana sarılır mısın?
bir gece olsa yanına alır mısın?
yüce dağ başında yağan kar benim
bülbülün dilinden ahu zar benim
hiç yüze gülmeyen bahtım var benim
sana geldim sana sarılır mısın?
bir gece olsa yanına alır mısın?
Bir renk cümbüşüsün ruha ışıyan
kırılmış düşlere hülya taşıyan
ben'im bir tek hayalinle yaşıyan
sana geldim sana sarılır mısın?
bir gece olsa yanına alır mısın?

Affetmem sevgilim seni affetmem

İçimde her hazan bir yaprak ağlar
Canlanır gözümde tüm hatıralar
Unutmam sevdiğim ölene kadar
Bana ettiğini asla unutmam

Gönülden sevmiştim vefasız çıktın
Umutla ördüğüm hülyamı yıktın
Acılar içinde yalnız bıraktın
Unutmam sevgilim asla unutmam

Bin parça olsada bende yaralar
Silinip gitsede tüm hatıralar
Barışsa dünyada bütün dargınlar
Barışmam seninle asla barışmam
Yükledin gönlüme bunca hasreti
Yıllarca çektirdin bu kahrı, derdi
Gezdiğim her sokak bana ar verdi
Affetmem sevgilim seni affetmem

varsın kırık sazım çalmasın gayrı
kimseler selamım almasın gayrı
dostlarım yaramı sarmasın gayrı
Barışmam seninle asla barışmam

Bağımda yaş döken güle ne deyim

Elin bahçesinde çiçekler açmış
bağımda yaş döken güle ne deyim
Mecnun L
eyla'sını çölde ararmış
benim gönlümdeki çöle ne deyim

ömrümce bir aşkın sanığı oldum
ihanetin sefil tanığı oldum
bir zalim sevdanın yanığı oldum
rüzgarda savrulan küle ne deyim

hayat çiçek çiçek, renk renk açarken
kuşlar daldan dala konup uçarken
herkes sefasın
ı sürüp yaşarken
benim gözümdeki sele ne deyim
dağ başları geçilmiyor kar ile
ayrı düştük bahar yüzlü yar ile
bir ömür tükendi ah-u zar ile
başıma dolanan yele ne deyim
yıllarca sinemde yılan emzirdim
dost diye başımda düşman gezdirdim
bir yarin cevrine bağrım ezdirdim
halime hor bakan ele ne deyim
Bir dokunsan bin inlersin ah yürek
Duygular var içten içe kor olur
aşk peşinden koşan bir gün yorulur
sevip çekip ayrılması zor olur
bir dokunsan bin inlersin ah yürek
sana sevda sana hasret ne gerek
dallarda kuruyan güle benzersin
çağlayıp yorulan sele benzersin
sazlarda inleyen tele benzersin
bir dokunsan bin inlersin ah yürek
sana sevda sana hasret ne gerek
sabır diye diye tükettin sabrı
yoldaş ettin bana dert ile kahrı
hayata isyankar eyledin gayrı
bir dokunsan bin inlersin ah yürek
sana sevda sana hasret ne gerek
Bir kuru yaprağa döndürdün beni
Ne bir umut ne de heves bıraktın
sokak sokak silip süpürdün beni
gönlüme doldukça gözümden aktın
her damlada alıp götürdün beni
onca ümit verdin sonra terkettin
nadas nadas yüreğimi herkettin
yerimi yurdumu belirsiz ettin
sınırdan sınıra sürdürdün beni
yıllarım, aylarım elemle doldu
ümitler, sevinçler gitti yok oldu
bahçemde al yeşil çiçeğim soldu
bir kuru yaprağa döndürdün beni
ıssız çöl içinde bir gülüm şimdi
dalında inleyen bülbülüm şimdi
rüzgarda savrulan ak külüm şimdi
tütmeden ocağım söndürdün beni
acılar tutundum, hüzünler öptüm
yalvarıp yakardım, boynumu büktüm
merhamet diledim, gözyaşı döktüm
acımadan vurup öldürdün beni
Başına çiçekler takta öyle gel
Üzüm bağlarından gül bahçesinden
başına çiçekler takta öyle gel
hasret dağlarından gün ötesinden
çıkıp yücelerden bakta öyle gel
uzak diyarlardan uzun yollardan
hasrete açılan yorgun kollardan
soğuk pınarlardan billur sulardan
kıvrım kıvrım dolan akta öyle gel
kırklar gözesinden, kır tepesinden
Yunus dizesinden, pir nefesinden
bülbülün sesinden, gül hevesinden
alıp türkü türkü yakta öyle gel
Can Nuri boynunu büktüğü zaman
gönlünden damlalar döktüğü zaman
semaya bulutlar çöktüğü zaman
varıp şimşek şimşek çakta öyle gel
Sevince yaşamak öyle güzel ki
Baktıkça yüzüne içim titriyor
hayalin gözümde bir an gitmiyor
sevda dedikleri hemen bitmiyor
sevince yaşamak öyle güzel ki
Sevgiyle yapılır hanlar, yapılar
sevgiyle açılır kitli kapılar
sevgiyle yıkılır kinler, tabular
sevince yaşamak öyle güzel ki
Sevmek en kutsal ibadet belki
sevmek en yüce saadet belki
sevgisiz bir dünya düşünememki
sevince yaşamak öyle güzel ki
Sevginin yolu zor, sarptır, yokuştur
durmadan bir ömür ardından koştur
sevgisiz bir yaşam inan ki boştur
sevince yaşamak öyle güzel ki
Ne zaman hayale dalsam

Ne zaman hayale dalsam seni arar gözlerim
viran olan kalbimde seni bir dağ gibi özlerim
öyle bitmez bir sevda, öyle bir hasret ki bu
anlatmaya ne gücüm yeter ne de sözlerim

sonbahar geldi yine, yine hüzün, yine gam
ağaçlar yaprak döker yine, nereye baksam
sazlar üzgün, şarkılar dertli, gelen her akşam
yıllardir seni sevdiğimi herkesten
gizlerim










Bir ömrü kurban verdim sevdana

Bu ömrümü kurban verdim sevdana
düsler kurdum, hayal kurdum bilmedin
ferhat gibi dağlar serdim yoluna
mecnun
ettin, kerem ettin gelmedin

ömrümden bir asır çaldında gittin
gönlümden bin parça al
dında gittin
gülüm dedim sana, gülümsün dedim
onulmaz dertlere saldında gittin

bir ömürdür böyle ağlamaktayım
üstüme karalar bağlamaktayım
gelmek istediğim yollar kapalı
kalbimi hasretle dağlamaktayım

sendin bu dünyada düşüm, hayalim
sendin dilim,
kolum, ayağım, elim
bir sevda çölüne bıraktın gittin
kalmadı dünyada tek bir emelim

zehir ettin çanağımda aşımı
taştan taşa vurdum
dertli başımı
bir hasret yüküydü vurdun sırtıma
silmedin sel gibi akan yaşımı










Gözümün yaşıyla büyüyen güldün

Gözümün yaşıyla büyüyen gül’dün
gözyaşı döktükçe sen bana güldün

Bir yanım çöllerde kavrulu
p gitti
bir yanım rüzgarda savrulup gitti

Sendin bu dünyada düşüm, hayalim
sendin dilim, kolum, ayağım, elim

Ey benim ömrümün hasret çiçeği
Ey benim gönlümün sevgi gerçeği

Ne aşkımı yazdım ne çizebildim
ne de bu kördüğümü çözebildim

Duy artık kalbimin haykırışını
şu deli gönlümün yalvarışını

Şu kırık sazımda inleyen telsin
başımda bekleyen sonsuz ecelsin


Çiçek özlüm, şiir sözlüm, gelinim

Hasret benim, figan benim, ah benim
Aşkın ile divanenim delinim
Koma beni yadellerde umutsuz
Sabah gözlüm, seher yüzlüm, gelinim

Ellerine kınalar yaktığım yar
Gizli gizli ardından baktığım yar
Can gözümden bile sakındığım yar
Kara kızım, ak yıldızım, gelinim
Gözyaşım yağmur gibi düşmeden gel
Yüreğim ateşlerde pişmeden gel
Kara talih kaderime küsmeden gel
Alın yazım, gönül sızım, gelinim

Gel benim canım ol, gönül yoldaşım
Bir ömür dizinde dinlensin başım
Akarsa uğruna aksın gözyaşım
Çiçek özlüm, şiir sözlüm, gelinim
Sabırla çektim ümitle yaşadım
Bana taş atana gül bağışladım
Yine de ben sana kavuşamadım
Semah gözlüm, sabah yüzlüm, gelinim
Hazan Geldi Sen gelmedin insafa

Nerde bir dağ gördüm,
başı dumanda
gönül feryat eder aht-ı amanda
bilmedim kavuşmak acep ne yanda
bahar geldi sen gelmedin insafa

dağ demedim, taş demedim, yürüdüm
gönül derdim peşim sıra sürüdüm
duman oldum yüce dağlar bürüdüm
karlar yağdı sen gelmedin insafa

engine de deli gönül engine
bilemedim şu hasretin rengi ne
bülbül olup düştüm gülün derdine
hazan geldi sen gelmedin insafa

yollarıma güneş doğmuyor sensiz
yağmurlar çöllere yağmıyor sensiz
acı yüreğime sığmıyor sensiz
ecel geldi sen gelmedin insafa

kuşlar gökyüzünde uçmuyor artık
bahçeler çiçeğin açmıyor artık
etrafa kokular saçmıyor artık
giden geldi sen gelmedin insafa

deli gönül inil inil inliyor
ne uslandı ne de bir söz dinliyor
Can Nuri'yim sensiz yüzüm gülmüyor
zalim geldi sen gelmedin insafa











Tertemiz kalbimle sevdim ben seni

Bilmesende, sormasan da ben kimim
tertemiz kalbimle sevdim ben seni

ağzım kapansa, lal olsa da dilim
şu garip halimle sevdim ben seni


çiğneyip geçsende toprak misali
bağrımda bitsen
de yaprak misali
benzeri olmayan bir aşk misali
bitmeyen bir hazla sevdim ben seni

aşkınla cüceydim aşkınla devdim
bir ömür boyunca hep seni sevdim
bütün varlığımı önüne serdim
kocaman yürekle sevdim ben seni

koluma gür saçların sermesende
seviyorum seni hiç demesen
de
gittiğin yerden geri gelmesen
de
bitmez bir hasretle sevdim ben seni


dağlardan dağlara esse de gönlüm
mecnun gibi çöle düşse de gönlüm
aşkın ocağında pişse de gönlüm
tertemiz bir aşkla sevdim ben seni

gönülden gönüle kovsanda sürgün
yağmurla gözyaşı döksem
de her gün
ister bayram olsun isterse düğün
en garip halimle sevdim ben seni


Can Nuri yorulsa da beklemekten
Gittiğin yola gözyaşı dökmekten
geçen her yıla bin kahır ekmekten
bitmeyen bir hazla
sevdim ben seni





Efil efil esen seher yelleri
Efil efil esen seher yelleri
söylen güzel gözlüm üzmeyiversin
benden gayrısına verip meylini
baygın gözler ilen süzmeyiversin
yüce dağbaşına karlar düşerse
güller açmaz, tomurcuklar üşürse
selvi boylum varıp benden küserse
gidip yadel ilen gezmeyiversin
bizim elde bahar gelir gül olur
yanar bağrım hasret ile kül olur
akar gözyaşlarım kanlı göl olur
silmezse sevdiğim silmeyiversin
bülbül ağlar dal üstüne kan damlar
dağbaşını karlar alır, sis kaplar
gurbet elde garip geçer akşamlar
gelmezse sevdiğim gelmeyiversin
nice kışlar gördüm, yazlar devirdim
nice sular geçtim, bentler devirdim
bir canım var sevdiğime verirdim
bilmezse sevdiğim bilmeyiversin
aşkın narı ile yandı yüreğim
yıkıldı canevim, düştü direğim
son bir defa gül yüzünü göreyim
ölürsem kabrime gelmeyiversin
İlmik İlmik Dokuduğum Kilimsin

ilmik ilmik dokuduğum kilimsin
türkü türkü okuduğum dilimsin
özlemimsin, vatanımsın ilimsin
düştün uzaklara daha gelmezsin
hasretinden ne çekerim bilmezsin

sevgiye uzanan ömür kolumdun
çıkmaz sokaklarda gönül yolumdun
sen sağımdın benim, hem de solumdun
düştün uzaklara daha gelmezsin
hasretinden ne çekerim bilmezsin

bir zaman ben yağmurdum,
sen sel idin
zindanlarda tutunduğum el idin
ben çanaktım, sen ses veren tel idin
düştün uzaklara daha gelmezsin
akıp gider gözyaşlarım silmezsin

ben mecnundum, sen sahrada çölümdün
ben bağbandım, sen bahçemde gülümdün
ben yangındım, sen savrulmuş külümdün
düştün uzaklara daha gelmezsin
akıp gider gözyaşlarım silmezsin

sendin benim sevdiceğim, dileğim
sendin benim gönül bahçem, çiçeğim.
sendin kardelenim, al kelebeğim
düştün uzaklara daha gelmezsin
hasretinden ne çekerim bilmezsin

İlmik ilmik dokuduğum halımdın
nazlı nazlı sokulduğum dalımdın
hem çiçeğim, hem arımdın, balımdın
düştün uzaklara daha gelmezsin
akıp gider gözyaşlarım silmezsin

sendin bir zamanlar ayım, güneşim
kalbimin içimde yanan ateşim
sendin tek sevdiğim, yeğane eşim
düştün uzaklara daha gelmezsin
hasretinden ne çekerim bilmezsin

varlığım, yokluğum, derdim,dermanım
yaşamım, ölümüm, idam fermanım
Can Nuri yanarım tütmez dumanım
düştün uzaklara daha gelmezsin
akıp gider gözyaşlarım silmezsin

Rüzgar olsam saçlarına eserdim

Kurban olam endamına boyuna
Dökme zülüflerin kaşın üstüne
El ne derse desin güzel huyuna
Selamın gelirse başım üstüne

Cümbüşüm kemanım ince sazımsın
Kirlenmiş dünyada kar beyazımsın

Pınar olsam yalnız ismin seslerdim
Rüzgar olsam saçlarına eserdim
Ne yüzüm dönderir ne de küserdim
Gel yarim ol gözüm başım üstüne

Köknarım cevizim gül beyazımsın
Kanaviçem gözgizim akyazımsın

Gonca isen aç kalbini gireyim
El değmemiş mor gülünü dereyim
Can Nuri bir canım var iste vereyim
Ahtım olsun suyum aşım üstüne

Cümbüşüm kemanım ince sazımsın
Kirlenmiş dünyada kar beyazımsın

Esom
Bir garip yolcuyum ben bu diyarda
gidersen yanına al beni Esom
yüreğim yaralı kanadım kırık
gönül mehtabına sar beni Esom
İstersen ardından süründür koştur
istersen yanında ulve kavuştur
kalbimi aşk ile yandır tutuştur
çile dergahına sal beni Esom
Diz çöküp önüne sana yalvarsam
anlar mısın beni, halim anlatsam
bir gün seni bir kenara atarsam
hakkın divanına sal beni Esom


Kimsesiz Kalınca Kış Geceleri

Kimsesiz kalınca kış geceleri
Kalbin ürperir mi sinende gülüm
Fırtına sarsınca pencereleri
Korku can verir mi teninde gülüm

Şimşekler çakınca karanlıklarda
Rüzgar uğuldar mı kırık dallarda
Uzak diyarlarda ıssız yollarda
Sesler getirir mi derinde gülüm

Munzur gediğinde şafak sökünce
Rüzgar semah dönüp kuşlar ötünce
Yastığa kapanıp yaşlar dökünce
Yüreğin erir mi seninde gülüm





Şiir Gözlüm

Bağımda bülbülüm, dalımda gülüm
Sensiz yaşamanın her anı ölüm
İster savaş olsun isterse zulüm
Ben seni isterim ey barış özlüm

Gir benim gönlüme bir ömür sürsün
Yas tutan yüreğim baharı görsün
Öldürürse beni aşkın öldürsün
Bir sana hasretim ey şiir gözlüm

Gündüz güneşimsin, gecede ayım
Sensin hayatımda mutluluk payım
Sar beni bir ömur sende kalayım
Bir seni seveyim ey bahar yüzlüm

Tutkunun olmuşum yanarım özden
Bir yanım ayazda bir yanım közden
Hak seni korusun kem bakan gözden
Budur bir dileğim ey şirin sözlüm









Gülüşü Gül Gibi

Aşağıdan gelir geline benzer
Saçları sırmanın teline benzer
Hasbahçe içinde taze gül gibi
Nefesi seherin yeline benzer

Özenmiş bezenmış yaratmış hüda
Derdinden bağrımı kanatmış hüda
En güzel renklerle donatmış hüda
İrem bağlarının gülüne benzer

Gülüşü gül gibi, bakışı gülden
Kokusu gül gibi, yakışı gülden
Akışı gül gibi, nakışı gülden
Dilleri bülbülün diline benzer

Yüce dağbaşını kervan yol tutmuş
Sevenin derdini mevlam bol tutmuş
Can Nuri'yi güzellere kul tutmuş
Gözlerim fıratın seline benzer












Güldür Gül

Toprağın gül olmuş, taşın gül olmuş
Dudağın gül olmuş, başın gül olmuş
Yanağın gül olmuş, kaşin gül olmuş
Gözünde dökülen yaşlar güldür gül

Sevişin gülcedir, duyun gülcedir
Öpüşün gülcedir, huyun gülcedir
Gelişin gülcedir, soyun gülcedir
Teninde serpilen benler güldür gül

Bakışın güldendir, gözun güldendir
Yakışın güldendir, özün güldendir
Gülüşün güldendir, yüzün güldendir
Rüzgarda savrulan tüller güldür gül

Sen benim sümbülüm, gülüm, gülcemsin
Sen benim yıldızım, ayım, gecemsin
Sen benim şiirim, dilim, hecemsin
Dilinde dökülen sözler güldür gül










Seher Gözlüm

Bir deli sevdadır yaşıyor bende
Ayrılık at koşar yorgun sinemde
Bu yağmur bu dolu bir gün dinende
Bir sevgi seliyle gel seher gözlüm

Dilimde türkü ol, kulağımda ses
Elimde bir defne, gönlümde heves
İstersen bir yaprak, bir sıcak nefes
Bin özlem yeliyle gel seher gözlüm

Pınardan pınara karışmış gibi
Sonsuza bitmeyen yarışmış gibi
Duygular kalbinde gül açmış gibi
Sazların diliyle gel seher gözlüm




Kalbimi aşk ile yaktılar tanrım

Hayat bahçesinde bir güldü kalbim
Koklayıp yerlere attılar tanrım
Tutku lehçesinde bülbüldü kalbim
Susturup aşk ile yaktılar tanrım

Kar yağan dağların rüzgarıydım ben
Al yeşil bağların gülzarıydım ben
Sevincin,
umudun özvarıydım ben
Bir kıymet bilmeze sattılar tanrım

Gün olur dağlara koku saçardım
Gün olur bağlara güller açardım
Özgürlüğüm için konup uçardım
Kanadımdan vurup kırdılar tanrım

Bir zaman bahçeler yazdı bahardı
Ne bülbül ah eder, ne gül ağlardı
Yaprağıma ayaz vurdu, kar yağdı
Kalbimi sonsuza yaktılar tanrım

Pınar olup seller ile çağlardım
Çınar olup yeller ile ağlardım
Umudumu gül dalına bağlardım
Koparıp dikene taktılar tanrım
Umutlar kuşanıp yazda baharda
sevdalar içerdim ak pınarlarda
Özgür bir ceylandım yüce dağlarda
Alıp bir sürüye kattılar tanrım

Kapanmaz yürekte sevda yarası
Can Nuri silinmez alın karası
Ah bu dünya zalimlerin dünyası
Dünyamı başıma yıktılar tanrım

Hasret Treni
Söyle hangi yanınla özlesem seni
hangi posta pulunda gözlesem
hangi yanık türküde söylesem seni
hangi hasret treninde beklesem
kanaviçem, mormenevşim, nergizim
kaç yıl oldu böyle suskun, sensizim
hangi zifir gecede düşlesem seni
hangi gönül bağlarına işlesem
hangi hasret yangınıyla öpsem seni
hangi sevda çiçeğiyle süslesem
kızıl gülüm, al tomurcuğum, nergizim
kaç yıl oldu böyle garip sensizim
O güzel cemalin güneş mi ay mı?
Kaşların keman mı, kirpiğin yay mı?
Dağlarda rengarenk çiçekler gibi
Yanağın hayat mı gönlün bahar mı?
kanaviçem, mormenevşim, nergizim
kaç yıl oldu böyle suskun, sensizim

Bu kaçıncı sonbahar

Şu gönül bahçemde açan kıpkızıl bir gülsün
Dönderde yüzünü bir kez bu yüzüm gülsün

Bir çıkıp gelsen ah akan gözyaşımı silsen
Nasıl sevinir şu kalbim nasıl sevinir bir bilsen

Sürünür gezerim sensiz bu uzak diyarlarda
Geçip gitti seneler gelmedin bu sonbaharda

Özlenen bir diyar gibi
, bir vefalı yar gibi
Çiçekler açtırsan bahçeme serin bir bahar gibi

Bu kaçıncı yaz geçti kaç sonbahar bekledim
Soldu bütün yapraklar sen hala gelmedin
Şiir olup gözlerine yağdığım Yar

Ah! şiir olup gözlerine çisil çisil yağdığım
yangın olup sevdasına yandığım yar
bakıp bakıp yollarına ağladığım
yüreğimde sır gibi sakladığım yar

Bak hasretinle gözlerim yollarda şimdi
geçti aşk mevsimi gönlüm sonbaharda şimdi

Hangi nehir kurursa kurusun ömrümde artık
hangi yaprak düşerse düşsün gönlümde artık

Yeter her gece yeni baştan bir hayal kurduğum
rüzgarın önünde yaprak yaprak savrulduğum

Sensiz geçen her günde elem var, gam var, ey yar
senden ayrı yaşadığım her gün bana
zindan, bana dar

Sen olmasan da bir ömür yanımda hayalin vardı
gülen gözlerin bana en içten dost en güzel yar dı

Söyle kaç yıl daha böyle divane bekleyeyim?
bu hicranla daha kaç geceyi sabaha ekleyeyim?

Ne dalgalar duydu, ne deniz duydu

Ellerin elimde yürüdük durduk
ne dalgalar duydu, ne deniz duydu
her taşın üstüne bir gönül koyduk
ne kıyılar duydu, ne gediz duydu




İnleyen Teller

benim ahımdır bu sazlarda inleyen teller
benim aşkımdır bu dallarda kuruyan güller
umutlar içinde umutsuzluklar toplayan
bu ağlayan gözler gülüm, bu titreyen eller
__________________
Nuri CAN

Konu NuriCAN tarafından (12-02-2010 Saat 00:23 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 02-03-2007, 20:12
NuriCAN NuriCAN isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Sep 2006
Nerden: Netherlands
Mesajlar: 348
Standart

Bölüm - 2 -
(Hasret ve Gurbet Şiirleri)
Geldi hazân, Yine hüzün, Yine gam


Geldi hazân, Yine hüzün, Yine gam

Cümbüş kırık, neyzen suskun, ney suskun
geldi hazân, yine hüzün, yine gam
şarkı suskun, meyhan suskun, mey suskun
geldi hazân, yine hüzün, yine gam
gönüllere elem konuk her akşam ...

Hicran dilsiz, yaş gözsüz, mevsimler güz
şair suskun, şiir suskun, tar sözsüz
yine boyun büktü akşamlar öksüz
geldi hazan, yine efkar, yine ah-u zar
yine hasret, yine gurbet ah leyli yar
bir ince sızı düşer sineye her akşam

Bülbülü bir güle zar eylemişler
dünyayı sevene dar eylemişler
sevdayı göğsüme nar eylemişler
geldi hazân, yine hüsran, yine figan
yine hicran, yine giryan, yine efgân
bir ince sızı düşer geceye nereye baksam

Rüzgar hicran inler gönül secdede
nağmeler aşkı kanar her hecede
ay küser bir efkâr basar gecede
geldi hazan, yine hüsran, yine efgân
yine sürgün, yine firgat, yine figan
bir kara dumandır iner sokaklara her akşam

Felek ki, demirden örmüş ağını
ceylanlar aşk için yakmış dağını
gazeller savurmuş ömür bağını
geldi hazân, yine hüzün,yine giryan, yine isyan
yan ey deli gönül dermansız derdine yan

İşte yine çöktü efkar her yer karardı
bahçe gazel döktü yaprak sarardı
her sokak başını bir elem sardı
geldi hazân, yine hüzün, yine gam
yine sürgün, yine giryan, yine hicran
bir ince sızı düşer sineye nereye baksam

Tipi bize, boran bize, kar bize
feryat bize, figan bize, zar bize
hicran bize, fizan bize, har bize
yine firgat, yine gurbet, yine hasret ey Ozan
dinmez bir sızı düşer yüreğine ne yapsan
gönüllere elem konuk her akşam

Bahçe mahsun, gül mahsun, gönül hicran
bülbül zar-ı figan, zar-ı fizan, zar-ı efgân
ey vah yine hicrân, yine giryân, yine hüsran, yine gam
ince bir duman gibi geçip gidiyor zaman
yan ey deli gönül dermansız derdine yan

Geldi hazân, yine hicran,yine hüsran,
yine giryân bana düştü ah!..
yine firgat, yine hasret,yine figan,
yine efgân cana düştü ah!....
attı felek, her birimiz bir yana düştü
ince bir duman gibi geçip gidiyor zaman
yan ey deli gönül yan, dermansız derdine yan

hüzünlere yazılmış bir ömür bizimkisi neylersin
ah! leyli yar...
geldi kış, yine tipi, yine boran, yine duman
yine her gece kalbimize yağıyor kar...














Hasret çiçeğim

Yağmurlar düşerken körpe bağına
süzülür damlalar gül yaprağına
takılıp gurbetin hüzün ağına
bir sen mi solarsın hasret çiçeğim

Sarıp dikenlere gönül acını
indirme başından ümit tacını
rüzgarda savrulan ipek saçını
bir sen mi yolarsın hasret çiçeğim

Estikçe başından gurbet yelleri
okşarsın hasretle açan gülleri
mutluluk içinde eski günleri
bir sen mi anarsın hasret çiçeğim

Dalıp anıların buruk seyrine
gözyaşı dökersin hasret nehrine
yediğin ekmeği gurbet zehrine
bir sen mi banarsın hasret çiçeğim

Denizler dalgalı alınlar sisli
yollar sıra sıra engel dizili
herkesin ateşi içinden gizli
bir sen mi yanarsın hasret çiçeğim

Seller feryad eder, dağlar ses verir
bir ömre bir sevda sanma az gelir
şimdi her gönülde bir ah yükselir
bir sen mi ağlarsın hasret çiçeğim

Coşkun akan seldim duruldu kalbim
gurbet eller gezdim yoruldu kalbim
aşkın hançeriyle vuruldu kalbim
bir sen mi kanarsın hasret çiçeğim

Bir tek sen değilsin hasretlik çeken
gizli köşelerde boynunu büken
sılada sevdalar gül gül iken
bir sen mi solarsın hasret çiçeğim

Can Nuri’yim nice canlar canıyım
diyar diyar gezen garip arıyım
gurbetin, hasretin en kör yanıyım
bir sen mi dolarsın hasret çiçeğim

















Hasretim Seni

Derya, deniz olup çile çağlarsın
Göller anlamıyor hasretim seni
Yağmur yağar yaşın yaşın ağlarsın
Seller anlamıyor hasretim seni

Bir dost gülüşüne uçup sevinçten
Medetler umarsın hayalden düşten
Bir çiçek ezilse kanarsın içten
Güller anlamıyor hasretim seni

Nerde öksüz görsen boyun bükersin
Herkesin gönlünce dilek dilersin
Mevsimi gelmeden yaprak dökersin
Yeller anlamıyor hasretim seni

Alın yazgısına ayak direndin
Gönül yazısına boynunu eğdin
Güzelmiş, çirkinmiş demedin sevdin
Eller anlamıyor hasretim seni

Bülbülün çektiği kendi dilinden
Güllerin çektiği bülbül elinden
Bin türkü söylesen gönül halinden
Diller anlamıyor hasretim seni

Bilmem kimler yazmış kara yazını
Kimler çeker gayrı gönül nazını
Çalıp dertli dertli kırık sazını
Teller anlamıyor hasretim seni














Hasret Çırası

Ne zaman akşam olsa bir hüzün çöker
İçimde bin özlem beslenir durur
Bilirim ne yapsam ulaşmaz sesim
Yüreğim çaresiz seslenir durur

Her gece kahırla anarken seni
Bir hasret çıkmazı kucaklar beni
Uzayan raylarda ömür treni
Gözlerde bir bulut izlenir durur

Yetmiyor hayale kollar sarışım
Gidenler dönmüyor ah garip başım
Her gece yastığa akarken yaşım
Taş duvarlar bile hislenir durur

Ah edip ağlama ey deli gönül
Gözyaşı verdiğin bana tek ödül
Arzular bağında kopardığın gül
Her dem hicran ile süslenir durur

Can Nuri silinmez alın karası
Deva bulmaz artık gönül yarası
Ümitle yaktığım sevda çırası
Hasret konağında islenir durur
















Yolcu

Saatler geçmiyor günler bir sancı
Gidenler dönmüyor yollar yalancı
Burda herkes garip herşey yabancı
Bir dertli türküdür ömrümüz yolcu

Sevda kuşlarının kanadı kırık
Kim taşır özlemin yükünü artık
Bir yanımız efkar, biri ayrılık
Gülmüyor gözümüz, gönlümüz yolcu

Şarkılarda bir kuş öter bilen yok
Gözyaşımız kan gölüdür silen yok
Kaç yıl oldu bekliyoruz gelen yok
Sürüp gider böyle küsümüz yolcu

Ta ezelden sarpa sarmış yolumuz
Tutmaz kanadımız, kırık kolumuz
Yaban elde garip kalmak korkumuz
Açmadan solacak gülümüz yolcu

Ne ana, ne baba, ne kardeş bacı
Dünya bir han gibi ömür kiracı
Can Nuri Bulunmaz gönül ilacı
Bilmem nerde kal
ı
r ölümüz yolcu












Dostlar düsman olmuş anlayamadım

Yarama tuz basma ne olur hekim
bak geçip gidiyor eylül, hem ekim
şu gurbet ellerde sor neler çektim
gözyaşım buz tutmuş ağlayamadım

El sürme ey tabip onmaz yaraya
sürdü felek bizi ordan oraya
yorgun bir hasretle döndüm sılaya
dostlar düsman olmuş anlayamadım

Gözlerim maziyi arıyor hekim
bağrım ölenlere yanıyor hekim
saçımı beyazlar tarıyor hekim
aynada kendimi tanıyamadım
Bir ömürdür acı çekerim böyle
var tabib sen yine bildiğinsöyle
yaralı sineme bir umareyle
kanadı yüreğim bağlayamadım

Can Nuri bağrımı yaktığım nerde
hasreti boynuma taktığım nerde
her gece
huzurla yattığım nerde
ok atıp sinemi dağlayamadım



Sevda unuttuğum bir sözdür şimdi

Bir zaman aşk ile çarpan yüreğim
Bir çocuk misali öksüzdür şimdi
Ne bir heves kaldı ne de dileğim
İçimde her bahar bir güzdür şimdi

Anılar o yeşil dallarda kaldı
Mutluluklar geçen yıllarda kaldı
Dönüşü olmayan yollarda kaldı
Hasreti içimde bir közdür şimdi

Ümitler esmiyor seher yelinden
Deryalar coşmuyor aşkın selinden
Aşıklar dilinden, duygu telinden
Sevda unuttuğum bir sözdür şimdi










Elvedâ ey şeh
ri yar Güzel diyar Erzincan

Hoşçakal ey şeh
ri yar hoşça kal şimdi
acıya, kedere, sana elvedâ
üstüme simsiyah perdeler indi
elveda ey şeh
ri yar
sana elvedâ

hoşçakal sevdiğim hoşça kal şimdi
yıllarca çektiğim bu yağmur dindi
gidiyorum işte ardıma bakmadan
elveda sevdiğim elveda şimdi

hoşçakal sevdiğim duramam artık
ayrılık saati vurdu
bu şehirde
varsın ağlamasın ardımdan kimse
dönerim belki yine gün gelirde

susku mevsimi,dil mevsimi elvedâ
hazan mevsimi, çöl mevsimi elvedâ
nazlı gelincik, gül mevsimi elvedâ
sevgiye, sevdaya,ey
şehri yar sana elvedâ

Ardıma bakmadan gidiyorum işte
bir daha geçmeyeceğim
belki bu sokaklardan
bir köşede sessiz gözyaşımı bırakıyorum
bir odada gerçekleşmeyen düşlerimi
elvedâ ey şeh
ri yar, güzel diyar Erzincan
elvedâ

Hoşçakal ey güzel diyar
hoşça kal şimdi
hoşçakal sevdiğim
, ey güzel yar hoşça kal
bir daha anma beni arama
kirpiğin değmesin yarama

Gidiyorum belki dönmemek üzere
hüzünle birlikte elveda ey bahri diyar
ey gönlümü bıraktığım güzel yar
başımın tacı, şehri Erzincan elveda!
Elveda ey ayrıldığım anılarımın can şehri
seni dağlarınla, bağlarınla başbaşa bırakıyorum.
gözlerim dolduğunda hiç bakma
arkamdan el sallama n'olur
tüm sokaklarından, tüm anılarından sil beni
elvedâ ey şehri yar, güzel diyar Erzincan elvedâ






Ah Anadolum

Yükledin yükümü gurbet ellere
Dur diyen olmadı ah anadolum
Kor düştü yanıyor bak yüreklere
Su veren kalmadı vah anadolum

Dalımda bir heybe gözyaşı dolu
Uzadıkça uzar gurbetin yolu
İstersen ardımda çalma davulu
Gidenler dönmüyor ah anadolum

Dağların başına duman sis çökmüş
Her geçen bu yolda gözyaşı dökmüş
Bakarım yavrular boynunu bükmüş
Gitmek zor geliyor ah anadolum

Çekeriz çileyi çekeriz kahrı
Adımız garibe çıkmıştır gayrı
Anadan babadan bacıdan ayrı
İçimiz kanıyor ah anadolum

Kimi zevk peşinde sefaya dalmış
Kimisi yokluktan derten bunalmış
Kimi sakat kimi arada kalmış
Yoksulluk ar geliyor vah anadolum

Hainler maskeyi yüzüne çekmiş
Doğrunun gözleri ırmakmış selmiş
Can Nuri namerde boynunu eğmiş
Gücümüz yetmiyor ah anadolum












Gez Garip Garip

Vurup omuzuna tahta bavulu
Varıp gurbet eli gez garip garip
Yollara düşüp de gözler buğulu
İlet haberini tez garip garip

Varsın yaban eller mekanın olsun
Sılanın hasreti bağrına dolsun
Anadan babadan bacıdan yoksun
Oturup derdini yaz garip garip

Her akşam dönünce yurda yönünü
Hasretle hicranla doldur özünü
Kalbine çevirip yaşlı gözünü
Çilenin selinde yüz garip garip

Ay geçsin yıl geçsin uzansın ara
Hasretin yol olsun karlı dağlara
Aktıkça gözyaşın akan sulara
Kalsın yanağında iz garip garip

Sevdiğin selamın salmasın gayrı
Kimseler yaranı sarmasın gayrı
Varsın kırık sazım çalmasın gayrı
Sılaya ağıtlar diz garip garip

Can Nuri’m kalbinde gizle ağrını
Sağır gökler yutsun gönül çağrını
Varsın gamdan dağlar delsin bağrını
Uçsun dudağında söz garip garip




Burcu Burcu Hasret Kokuyor Şimdi

S
en gidince zara düştü bülbüller
boyun büktü kızıl güller
,
sümbüller
yasa girdi sevda çeken gönüller
burcu-burcu hasret kokuyor şimdi.

Uçup gitti işte ardından sözler
dağlar
,
taşlar şimdi hep seni özler
şaşkın şaşkın bakan uykusuz gözler
bulut bulut
yağmur
döküyor şimdi

Yasa girdi gönül, eğildi başlar
hasretle ağardı simsiyah saçlar
sen yoksun diye dallar, ağaçlar
baharda yaprağın döküyor şimdi
Dağlarda çiçekler yaprağın dök
dallarda ümitler boy
nunu büktü
yollara
ayrılıkelemi çökt
ü
hasret, alev-ateş yakıyor şimdi
Can Nuri'yim uzattıkça arayı
çıkardım alları, giydim karayı
yıkıldı gönlümün köşkü, sarayı
ümitler boynunu büküyor şimdi




Göz göz oldu yaralarım nerdesin

Hasretlik ölümdür acısı derin
Göz göz oldu yaralarım nerdesin
Kaldı mı sinende bana bir yerin
Göz göz oldu yaralarım nerdesin

Süsenim sümbülüm reyhandı sesin
Kekliğim cerenim ceylandı sesin
Dermansız derdime dermandı sesin
Göz göz oldu yaralarım nerdesin

Döküldü yaprağım karda yağmurda
Beklerim çiçeğim açmaz baharda
Gönlum sende kaldı, gözüm yollarda
Göz göz oldu yaralarım nerdesin

Kah zülfünün tellerinde yiterdim
Kah hüsnünün cemalinde biterdim
Allahım bu sevda bitmesin derdim
Göz göz oldu yaralarım nerdesin

Bülbül zar eylesin güller uyansın
Derdine Can Nuri yansında yansın
Ah zavallı kalbim nasıl dayansın
Göz göz oldu yaralarım nerdesin







Yol vermezki nazlı yarim tez gele

Karlı dağlar bulutların ağıtır
yol vermezki nazlı yarim tez gele
eser yeller yaprakların dağıtır
gül vermezki nazlı yarim tez gele

yandı yandı küle döndü közlerim
bahar gelir ben gülümü özlerim
ağlamaktan kan çanağı gözlerim
el vermez ki nazlı yarim tez gele

uzak bir adada canlarım kaldı
dünyaya bedel mercanlarım kaldı
yürekte bitmez hicranlarım kaldı
gel demez ki nazlı yarim tez gele

haram oldu gecelerde uykular
yediğim ekmekler, içtiğim sular
lal mı oldu ağızlarda dualar
dil vermezki nazlı yarim tez gele

Can Nuri çöllerde mecnun olduğum
her gün ateşiyle yanıp solduğum
hasretinden saçlarımı yolduğum
yel vermezki nazlı yarim tez gele







Yolmaz mı saçını gülün sümbülün

Bir türkü duyduğumda yanmaz mı için
Hasret doluşmaz mı yaşlı gözüne
Aklına düşünce vatanın evin
Çiçekler ağlamaz mı bakıp yüzüne
Yolmaz mı saçını gülün sümbülün

Munzur yaylasında sabah serince
Keklikler ötmez mi yeller esince
Eğilip suyundan içtiğin çeşme
Aklına düşmez mi bahar gelince
Yolmaz mı saçını gülün sümbülün

Amanıda be hey dağlar amanı
Dağılmaz başının gamlı dumanı
Rüzgar olup mor dağlara esmen mi
Her bahar mevsimi yayla zamanı
Yolmaz mı saçını gülün sümbülün

Can Nuri gönüle mihman olmaz mı
Arasa özüne bir öz bulmaz mı
Hasretinden can gülleri solmaz mı
Yolmaz mı saçını gülün sümbülün




Tutar taştan taşa el vurur beni
Her akşam üstüme bir hüzün çöker
Hasret mazgalında kül vurur beni
Baktığım her çiçek boynunu büker
Kalbin yarasında gül vurur beni

Geçip gider günler hicranla gamla
Bazen nehir gibi bazen bir damla
Ağla ey gözlerim durmadan ağla
Akar bozbulanık sel vurur beni

Belalı, karalı şu garip başım
Ağlarım ömrümce dinmedi yaşım
Ne bir dostum
oldu,
ne arkadaşım
Tutar taştan taşa el vurur beni

Tükendi baharım, tükendi yazım
Gün be gün artıyor kederim, sızım
Kırıldı çanağım çalmıyor sazım
Bakar dertli dertli tel vurur beni

Can Nuri bir zaman ömrün bahardı
İçinde yemyeşil duygular vardı
Umut dağlarımı dumanlar sardı
Eser badi sabah yel vurur beni




Bir yanım dağlarda yaralı şimdi

Yine bahar geldi karlar eridi
Sılanın yolları aralı şimdi
Bir yanım fıratta çağlayıp durur
Bir yanım dağlarda yaralı şimdi

Gönlümü geldiğim yerde bıraktım
Fidanlar büyüttüm yelde bıraktım
Akan gözyaşımı selde bıraktım
Günlerim yas ile karalı şimdi

Hasret burgu burgu kalbimde işler
Çok uzakta kaldı gördüğüm düşler
Munzur yaylasında başlamış göçler
Kervanlar yollarda sıralı şimdi

Ey Nuri yar beni anar mı bilmem
Anıp da yüreği yanar mı bilmem
Menekşe gözleri kanar mı bilmem
Acep neyler gözüm maralı şimdi


Kim sarar yaranı gurbet ellerde
Kime naz edersin,ah kimin varki
kim anlar halini gurbet ellerde
yüreğe bıçaklar saplanmış sanki
kim sarar yaranı gurbet ellerde
kuşlar seni alıp götürsün dersin
takıp kanadına döndürsün dersin
hasretlik bir alev söndürsün dersin
kim yanar haline gurbet ellerde
ne kapın çalınır ne uyku tutar
yatak diken olur tenine batar
yürek yangın yangın, dert katar katar
kim sorar halini gurbet ellerde
yandıkça ciğerin yanıyor işte
kanadıkça yaran kanıyor işte
yüreğin bir merhem arıyor işte
kim sarar yaranı gurbet ellerde
Sılaya Dönecek Kervan mı Kaldı

Şu gurbet ellerde perişan olduk
sılaya dönecek aman mı galdı
ölüm gelip tepemize oturdu
ecelden kaçacak zaman mı galdı

kırıldı kemanlar çalmıyor utlar
nafile avuntu boşa umutlar
üstümüzde kara kara bulutlar
dağlara çekilir duman mı galdı

ne yazımız galdı, ne baharımız
ne ovamız galdı ne de dağımız
uzak ele düştü yük katarımız
sılaya dönecek kervan mı galdı

gurbette tükendi ömrümüz heyhat
merhem kar etmiyor yaralar kat kat
kimi hasta yatar kimimiz sakat
dertler sıra sıra derman mı galdı

kimi gün garipçe, kimi gün hasta
kimi gün karalı, kimi gün yasta
hasret kaldı gönül sılaya, dosta
bize bir acıyan yanan mı galdı

bahar gelir neydim, ömür kış iken
dudak gülse n
olur gözler yaş iken
bağrımıza bastığımız taş iken
yüzümüze gülen canan mı galdı

bazen boran gibi bazen bir tipi
bir ömür hasretle tükendi bitti
Can Nuri geçenler seyredip gitti
halimi yazacak ozan mı galdı





Kardeş, bacı, oğul el olur gider
Garipler gurbette yalnız kalınca
hasret oklarıyla yaralanınca
hazanlar hüsrana sevdalanınca
akar gözyaşları sel olur gider
ne arayan olur ne de bir soran
için için kanar kalbinde yaran
aramaz dostların usanır yaran
kardeş, bacı, oğul el olur gider
başlarsa ömründe hazan mevsimi
kırar bellerini, kısar sesini
yitirirde kalbin son nefesini
eser daldan dala yel olur gider
kalırsın köşende baharsız, yarsız
yıllar düşman olur, dostlar vefasız
inerse yastığa başın umarsız
düşer haldan hala del olur gider













Şimdi ne mehtabım ne ayım kaldı

Göğsüme işledim sızılarımı
her acıdan dertten bir payım kaldı
çaldılar göğümde yıldızlarımı
şimdi ne mehtabım ne ayım kaldı

duymadı dalgalar yalvarışımı
görmedi çağlayıp akan yaşımı
taştan taşa çaldı deli başımı
okum paramparça bir yayım kaldı

önüm tipi boran, önüm fırtına
bir sevda yüküydü vurdum sırtıma
kara talih çıktı kara bahtıma
deryalar kurudu bir çayım kaldı

Canlar canı derler soyuma benim
gül damladı gönül suyuma benim
elde güzel çokmuş neyime benim
şimdi ne kısrağım ne tayım kaldı





Gidersen ardında bakışım kalır

Gidersen ardında bakışım kalır
İpek gömleğinde nakışım kalır
Kuzusuz meleyen koyunlar gibi
Yanık yüreğimi yakışım kalır

Yüce dağbaşları kardır dumandır
Koklayıp sevecek haldır zamandır
Senden başka kimin varki bu yerde
Gidersen yaşamak bana haramdır

Sevip doya doya kanışım mı var
Benim senden özge yanışım mı var
Gidersen gözlerim yollarda kalır
Haber getirecek tanışım mı var

Gelince her mevsim yayla zamanı
Dağılır dağların gamlı dumanı
Savrulup dursada gönül harmanı
Ne baharım kalır ne kışım kalır

Ömrümde nihayet bulursa demim
Sonsuz ufuklarda kaybolur gemim
Deryadan deryaya durulmaz selim
Gittiğin yollarda gözyaşım kalır

Süsenler, sümbüller saçını yolar
Gül açmaz bahçeler yapraklar solar
Gözlerim dört mevsim boşalır dolar
Dertli çaylar gibi akışım kalır

Kuşlar vedalaşıp yeller eserken
Gitme sarıl bana zaman var iken
Mezarım üstünde bir sarı diken
Bir de ah yazılı bir taşım kalır

Sevda oku değer paralanırım
Hasretle, hicranla yaralanırım
Can Nuri dünyada yalnız kalırım
Her gece yastığı sarışım kalır





Dalgalar dalgalar deli dalgalar

Dalgalar dalgalar deli dalgalar
Vurun kıyılara vurun taşlara
Dostlar gitti ıssız kaldı buralar
Kim dokunur gözümdeki yaşlara

Dumanlı dumanlı dağlar arkası
Bitmiyor günlerin gamı, tasası
Dostlar gitti viran oldu buralar
Kapanmaz yürekte hasret yarası

Anılar anılar güzel anılar
Şu garip gönlüme küsen anılar
Baktığım her kıyı gözyaşı doldu
Ey sonsuz denizde yüzen anılar

Zehr ettiler çanağımda aşımı
Taştan taşa vurdum dertli başımı
Bir hasret çölünde yandım kavruldum
Kimler siler gözlerimde yaşımı

Geceler geceler uzun geceler
Hasret kurşun olur bağrımı deler
Her gece bir ateş düşer içime
Gelince uzaktan dertli nağmeler






Hayal adasında giz vurdu beni

Şu gurbet ellerde kimsesiz garip
Her öksüz bakışta göz vurdu beni
Sen benim derdimi bilmezsin tabip
Bahar ortasında güz vurdu beni

Sel suyunda bir katrecik zerreyim
Bazen gökyüzünde bazen yerdeyim
Bilmem nerelerde hangi eldeyim
Hayal adasında giz vurdu beni

Deyme tabip deyme gönül yarama
Dermansız derdime derman arama
Saçları sırmadan geçilir amma
Kaşlar karasında göz vurdu beni

Bulut olup yağdım gül bahçesine
Gül olup ağladım bülbül sesine
Dolaştım yıllardır delicesine
Sevda yollarında iz vurdu beni

Çile kaynağından içtimde geldim
İhanet çağından geçtimde geldim
Aşkın sıcağından piştimde geldim
Hasret yarasında köz vurdu beni

Deyme tabip deyme bu gönül hasta
Gülmedi kaderim kederde, yasta
Dökemem derdimi yarene, dosta
Dudak arasında söz vurdu beni

Depreştirme beni dertlerim çoktur
Sineme saplanan zehirden oktur
Bin tabip çağırsan faydası yoktur
Diken tarlasında öz vurdu beni






Dostlarım yabancı yabancı bana

İçimde bir efkar bir özlem varki
Başı duman duman bir dağım sanki
Eyvah bu ben miyim aynalardaki
Gözlerim yabancı yabancı bana

Yıllardır yurdumdan yuvamdan ayrı
İçime işledim hasreti kahrı
Bunca gam yükünü çekmiyor gayrı
Dizlerim yabancı yabancı bana

Nerede hayaller kurduğum eylül
Gönül viranedir örenler hep kül
Şimdi elifi solmuş kırık bir gül
Ellerim yabancı yabancı bana

Mevsim kışa döndü ömür eksildi
Bahar geçip gitti, umut kesildi
Eveli insanlar böyle değildi
Dostlarım yabancı yabancı bana

Can Nuri bu dünya fanidir fani
Emeller nerede, umutlar hani
Ne aşk ebedidir, ne gönül kani
Sevgilim yabancı yabancı bana

Boynumu Kime Bükeyim Gönül

Hazan esti gönül bağım bozuldu
sarardı yaprağım çiçeğim soldu
genç yaşımda dertler çekilmez oldu
mihnetim kimlere edeyim gönül
bu yarayla nere gideyim gönül

ümit yaprağımı yel yoldu gitti
gönül bentlerime sel doldu gitti
açmadan goncalar tez soldu gitti
mihnetim kimlere edeyim gönül
bu sevdayla nere gideyim gönül

yok ettim ömrümü yollara baktım
kül ettim gönlümü uğruna yaktım
bu benim kaderim, bu benim bahtım
mihnetim kimlere edeyim gönül
bu yarayla nere gideyim gönül

Ben ki aşk çölünde bir garip seyyah
Gülmedi talihim gülmedi eyvah
Düşünce içime her gece bir ah
boynumu kimlere bükeyim gönül
derdimi kimlere dökeyim gönül

geçen günler bir hayaldi masaldı
gönlüm bir çiçeğe takılıp kaldı
günden güne can suyumuz azaldı
mihnetim kimlere edeyim gönül
bu yarayla nere gideyim gönül

bahar oldu dağlar taşlar uyandı
ölüm gelip başucuma dayandı
gönül yandı, ahım yandı, can yandı
boynumu kimlere bükeyim gönül
derdimi kimlere dökeyim gönül

çöl oldu önümde çaylar, denizler
ne sümbülüm güler ne de nergizler
silindi sevdadan son kalan izler
boynumu kimlere bükeyim gönül
derdimi kimlere dökeyim gönül

bana ne bahardan bana ne yazdan
kavruldu yüreğim kardan, ayazdan
usandım o yarin ettiği nazdan
mihnetim kimlere edeyim gönül
bu sevdayla nere gideyim gönül

gözlerimde yaşlar içimde sızım
yalancı dünyada bir ben yalnızım
bu benim kaderim, alnımda yazım
mihnetim kimlere edeyim gönül
bu yarayla kime gideyim gönül






Gönlümün hüznüne kelepçe taktım

Geceler boyunca hayaller kurdum
kendimi avuttum deliler gibi
hüzün denizinde kaybolup durdum
dümensiz, kaptansız gemiler gibi

ay mı, yıl mı geçti ah bilemedim?
her gece sessizce sesler dinledim
rüzgar inledikçe bende inledim
yaprağı savrulan serviler gibi

kalbimde yüce dağlar gibi duran
karanlıktı her gece ruhumu saran
şimdi ne arayan ne de bir soran
sokakta sahipsiz kediler gibi

gönlümün hüznüne kelepçe taktım
yağmur olup düştüm, sel gibi aktım
hasret ateşiyle bağrımı yaktım
elden ele gezen dertliler gibi













Ey ayrılık çalıp durma kapımı
Ey ayrılık çalıp durma kapımı
Hasretlere dayanmıyor bu yürek
Neyleyeyim bu dünyanın malını
Bana vatan gerek, bana il gerek

Bulut olup yağdım gül bahçesine
Gül olup ağladım bülbül sesine
Bilmem bu dünyanın geldim nesine
Bana sümbül gerek, bana gül gerek

Esince başımda kasvet yelleri
Akar gözlerimde hasret selleri
Neyleyim parayı, gurbet elleri
Bana sevda gerek, bana aşk gerek

Gahi bulutlarla yoldaş olurum
Gahi turnalarla haldaş olurum
Gidip gariplerle gardaş olurum
Bana yaran gerek bana yar gerek














Feryadım figanım duymayan dağlar

Başı pare pare duman bağlamış
Yağmuru boranı dinmeyen dağlar
Kimler geçmiş burdan, kimler ağlamış
Öfkeyle gazapla inleyen dağlar

Ben boynumu hangi yele bükeyim
Gözyaşımı hangi sele dökeyim
Bunca kahır yükü nasıl çekeyim
Hey benim derdimi bilmeyen dağlar

Gönül ormanıma şimşekler vurdu
Hasretin oduyla yaktı kavurdu
Elden ele, yelden yele savurdu
Sevdası serimden gitmeyen dağlar

K
uş olup uçacak kanadım mı var
Yürekten seven bir
cananım mı var
Bu dertli halime
yananım mı var
Akan gözyaşımı silmeyen dağlar

Şu gönül yarama merhem mi verdin
Öksüzüm üstüme kanat mı gerdin
Yaz bahar ayında gülüm mü derdin
Feryadım, figanım duymayan dağlar

Ben başımı hangi taşa çalayım
Yitirdim yönümü nasıl bulayım
Can Nuri bir ömür ağlar kalayım
Vurgunum, yaramı sarmayan dağlar








Herkeste bir nida herkeste bin ah

Herkeste bir nida herkeste bin ah
Duyulmaz sesimiz sesler içinde
Bir ışık ararız doğan her sabah
Karalar içinde, sisler içinde

Geçip gider günler hicranla, gamla
Bazen derya olur, bazen bir damla
Şiirler dökülür gelen ilhamla
Hayeller içinde, düşler ıçinde

Dar sokaklar dumanlanır, sislenir
Ah çekilir taş duvarlar hislenir
Yürekler ki hep acıyla beslenir
Dargınlar içinde, küsler içinde

Hüsran çukuruna düşmüş gönüller
Bir yanı ah çeker, bir yanı inler
Aşkın girdabında döner de döner
Yangınlar içinde, közler içinde

Güneş kaybolurken sisler çığında
İsyanlar yükselir her çığlığında
Yiğit kalkmaz bir kez yıkıldığında
Yaralar içinde, kanlar içinde



















Arar Gözlerim

Yüce dağbaşında bir serin yeldim
Baharı görmeden kışı getirdim
Tipi boran oldu yolum yitirdim
Bir gözü sürmeli arar gözlerim

Mutluluk isterken dertlere daldım
Her acı çekenden bir yara aldım
Sevda ocağında çırasız kaldım
Alevsiz dumansız yanar gözlerim

Ah yürek ağrısı pişirdi beni
Çıkmaz tuzaklara düşürdü beni
Dağlardan dağlara aşırdı beni
Bir yorgun kıyıda ağlar gözlerim

Gözleri sürmelim gitmiyor serde
Hasreti ufkumda bir siyah perde
Gemi nerden kalkar limanlar nerde
Bir sonsuz ummanı çağlar gözlerim

Eremedim bu dünyada maksuda
Hayal darmadağan ölüm pusuda
Bin yürek çırpınır her akan suda
Bir çeşmi pınarı kanar gözlerim











Sılaya gitmenin vaktidir şimdi

Yine bahar geldi karlar eridi
Sılaya gitmenin vaktidir şimdi
dağlar çiçek açtı dallar yeşerdi
Tomurcuk dermenin vaktidir şimdi

Kaç sevda renklenir şu açan gülde
Kaç hasret tükenir şu yanan külde
Arzular sel olur akan gönülde
Bir güzel sevmenin vaktidir şimdi

Avunmaz bu gönül sılayı özler
Her anı yürekte bin acı gizler
Şimdi mühür gözlüm yolumu gözler
Varıpta görmenin vaktidir şimdi

Sular akıp denizlere erişir
Rüzgar eser nazlı güller devrişir
Kuşlar bile yuva yapmış sevişir
Murada ermenin vaktidir şimdi

Türküler gül açar şimdi dillerde
Badi seherlerde esen yellerde
Yükleyip hasreti gurbet ellerde
Yollara düşmenin vaktidir şimdi

Can Nuri hasrete zincir vurulmaz
Gönül kuşu havalandı yorulmaz
Bahar geldi gayrı burda durulmaz
Sevinip gülmenin vaktidir şimdi









Bahar yüzlüm sen gideli buradan

Bahar yüzlüm sen gideli buradan
Ben üzgünüm, kalbim üzgün, dil uzgün
Bilmem kaç yıl geçip gitti aradan
Günler üzgün, aylar üzgün, yıl üzgün

Hasretin ateşi serden gitmiyor
Bir çile verdinki çektim bitmiyor
Sevda bülbülleri suskun ötmüyor
Bağlar üzgün, dallar üzgün, gül üzgün

Sarı turnam idin meri kekliğim
Yollarına gözyaşımı ektiğim
Yeter bunca hasretini çektiğim
Yollar üzgün, boran üzgün, yel üzgün

Sendin bahar bahçem, sendin ilk yazım
Sendin gönül sızım, sendin son nazım
Kırıldı çanağım çalmıyor sazım
Mızrap üzgün, çanak üzgün, tel üzgün


















Karlar erimeden ben nasıl gelem

Aldım mektubunu tez gel diyorsun
Karlar erimeden ben nasıl gelem
Keklikler ötmeden bahar gelmeden
Gonca derilmeden ben nasıl gelem

Pencere önünde yaslanıp cama
Seni düşünürüm sabah akşama
Derman bulunmadan gönül yarama
Hasret örülmeden ben nasıl gelem

Ağlarım gurbette kan doldu didem
Başka kimim varki ben kime gidem
Kahpe felek ilen kozum bölmeden
Hesap görülmeden ben nasıl gelem

Pencere önünde yaslanıp cama
Seni düşünürüm sabah akşama
Sitemin eyleme bu Nuri Can’a
Hesap verilmeden ben nasıl gelem





Güzel Köyüm

Güzel köyüm sarı gülün nerede
Gülen kuşun, gam bülbülün nerede

Süsenin, sümbülün, reyhanın hani
Maralın, cerenin, ceylanın hani

Gurbet kahrı nedir çektin mi köyüm
Gözyaşın yollara ektin mi köyüm

Sende ağladın mı kimsesiz kalıp
Ben gibi kederli, ben gibi garip

Sen küsersen kime umut bağlayam
Kime derdim dökem kime ağlayam

Sende yar peşinde gezip koştun mu?
Yıldızlarla sohbet edip coştun mu?

Keklik olup dağdan dağa sektin mi?
Bir güzelin hasretini çektin mi?

Ben bir Can Nuri’yim yanık dertliyim
Yeter köyüm hasretini çektiğim







Bağrım yanık, ben garibim, bilen yok

Dokunma ey seher gönül teline
Türküler yolladım yare yeline
Genç yaşımda düştüm gurbet eline
Bağrım yanık, ben garibim, bilen yok

Kaç bahar geçiyor geçecek derken
Dağlara kar yağdı yazı beklerken
Çiçekler içinde bir sarı diken
Gözyaşları sel misali silen yok

Yüreğimden vurmuş bizi ayrılık
Can Nuri gülmüyor gülmüyor artık
Sevda kuşlarının kanadı kırık
Yıllar oldu bekliyorum gelen yok







Gurbet Türküsü

Ekmek kavgasıdır belamız bizim
Belçika isveci sılamız bizim
Yadelde perişan halımız bizim
Hollanda, Fransa, Alamanyası
Ah neyleyim dünya kahpe dünyası

Ne yerimiz belli, ne de yurdumuz
Çıkıp elden ele göçer dururuz
Gelecek günlerde tek umudumuz
Hollanda, Fransa, Alamanyası
Ah neyleyim dünya kahpe dünyası

Gözyaşımız pınarımız gölümüz
Aşk yarası hasretimiz çölümüz
Can Nuri’yim nerde kalır ölümüz
Hollanda, Fransa, Alamanyası
Ah neyleyim dünya kahpe dünyası











Ağla gönül ağlanacak hal şimdi

Yüce dağbaşına duman yürüdü
Hasret odu yüreğimi bürüdü
Garip ömrüm gurbet elde çürüdü
Ağla gönül ağlanacak zamandır

Yıkıldı yollarım önüm bend oldu
Dolandı boynuma bir kemend oldu
Bütün sevdiklerim muhannet oldu
Ağla gönül ağlanacak hal şimdi

Baykuşlar ötüyor kuru dallarda
Kırıldı kanadım yaban yollarda
Bir başıma kaldım ben buralarda
Ağla gönül ağlanacak zamandır

Yaralı ceylanım dört dağ içinde
Çırpınıp dururum bir ağ içinde
Ne güller çürüdü has bağ içinde
Ağla gönül ağlanacak gün bu gün

Ben bir Can Nuri’yim ey gülü gülşen
Hasret ateşiyle kavrulup pişen
İflah olmaz bir kez dertlere düşen
Ağla gönül ağlanacak hal şimdi















Dudaklar gülmüyor gülmüyor dostum

Rüzgarlar esmiyor kuşlar telaşlı
Baharlar gelmiyor gelmiyor dostum
Her gülün gözleri içinden yaşlı
Dudaklar gülmüyor gülmüyor dostum

Bulutlar kapkara maviler küsmüş
Her seven yüreğe bir elem düşmüş
Beklenenler birer hayal birer düş
Gidenler gelmiyor gelmiyor dostum

Ümit dağlarını dumanlar sarmış
Hasret yollarını hazanlar almış
Gönülki bir güzele sevdalanmış
Yadeller bilmiyor bilmiyor dostum

Sevgiler nerede sevenler kimmiş
Araya simsiyah perdeler inmiş
Gözlere bir bulut bir yağmur sinmiş
Mendiller silmiyor silmiyor dostum

Ben bir Can Nuri’yim canan ilinde
Sevda türküleri düşmez dilimde
Her akşam bir çiçek solar gönlümde
Bahçeler bilmiyor bilmiyor dostum














Nasıl terkederim gurbet diyarı

Nasıl terkederim gurbet diyarı
Ekmeğim burada duruyor dostum
Neyleyeyim gelip geçen baharı
Bağımda çiçekler kuruyor dostum

Hicranla yanarken geçen ömrüme
Bir sızı saplanır hasta böğrüme
Neşemi ararsın gamlı gönlüme
Nabzımda elemler vuruyor dostum

Ayrılık ölmenin bir başka adı
Kalmadı bir nebze yaşamın tadı
Yüreğim çırpınan bir kuş kanadı
Her gece sılaya uçuyor dostum









Her pınar başında gözyaşım kaldı

Bülbülün sedası zar
-ı figandır
Güller boyun eğer, ben ah ederim
Bahçesi tarumar leyli zamandır
Yeller feryat eder, ben ah ederim

Yüce dağbaşları kar ile duman
Vermedi geçeyim bana bir aman
Ağlayıp gurbete düştüğüm zaman
Yollar feryat eder, ben ah ederim

Görmedim gününü bahar yazımın
Almadım methini oğul kızımın
Kırıldı çanağı dertli sazımın
Teller figan eder, ben ah ederim

Yarimin dudağı şekerdi baldı
Yanağı gül açmış bir hünsü daldı
Her pınar başında gözyaşım kaldı
Sular feryat eder, ben ah ederim




Garip beni, yetim beni, oy beni

Ayrı yollar diken olur, taş olur
gözlerimde boran boran yaş olur
gülmez kara bahtım matem, yas olur
gurbet beni, hasret beni, vay beni

uçan kuşlar beni burdan almasın
gayrı sığınacak bir yer kalmasın
her gece bir başka içim kanasın
yara beni, kara beni, oy beni

dağ demeden, taş demeden yürüyem
duman olam karlı dağlar bürüyem
kaderimi peşim sıra sürüyem
gidem beni, nidem beni, oy beni

dünyanın kahrından bıktım yoruldum
her gece başımı taşlara vurdum
yaprak oldum sokak sokak savruldum
hazan beni, fizan beni, ey beni

kırıldı tutmuyor kolum kanadım
duyulmuyor yürek yakan feryâdım
kara topraklara yazıldı adım
anam beni, babam beni, vay beni

dardayım ey deli gönül dardayım
garip bülbül gibi ah-u zardayım
yıllar gelip geçer, ben hep gamdayım
garip beni, yetim beni, oy beni

Can Nuri’yim söyle kime ne ettim
acılar şehrinde eriyip bittim
dertlerin içinde kaybolup gittim
gayrı bu dünyada ölü say beni





Dilenir Olduk

Gurbet ele döndü yönümüz bizim
Yaslı, gamlı geçer günümüz bizim
Dünyaya nam iken ünümüz bizim
Şimdi kapı kapı dilenir olduk

Sallandık yokluğun boş beşiginde
Koştuk diyar diyar ekmek peşinde
Aşındı ayaklar el eşiğinde
Kötü kaderlere ilenir olduk

Çalıştık durmadan hasta, dermansız
Tükendi ömrümüz baharsız, yarsız
Gurbetten gurbete öksüz, arkasız
Yandıkça bağrımız küllenir olduk

Gülmüyor yüzümüz gönlümüz hasta
Hasret kaldık anam sılaya dosta
Güller açmaz oldu sümbüller yasta
Garip bülbül gibi dillenir olduk

Kara toprağadır bir can borcumuz
Garip ölmek asıl bizim korkumuz
Ne bir yakınımız ne de dostumuz
Kendi kendimizle söylenir olduk










Neden ayrı düştün ilinden gülüm

Her bahar gelince açarsın böyle
Bülbüller perişan elinden gülüm
Neden ah çekersin derdini söyle
Hiç anlar yokmudur dilinden gülüm

Dikenler bürümüş bağrın yoz olmuş
Bahçeler tarumar bağın bozulmuş
Esmiş hoyrat yeli başın toz olmuş
Hiç eser kalmamış halinden gülüm

Varıp viran yerde mekan kurarsın
Ne arayanın var, ne sen sorarsın
Gurbeti kendine yurt mu sanarsın
Neden ayrı düştün ilinden gülüm












Dolandım Durdum

Ne eğleşecek bir durağım oldu
Ne gönlüme göre bir yuva kurdum
Kanadı kırılmış kuşlar misali
O daldan bu dala dolandım durdum

Bir yanım borandı bir yanım tipi
Daldıkça derine kayboldu dibi
Yolunu şaşırmış çocuklar gibi
Hep seni aradım hep seni sordum

Varmayın üstüme yıllar varmayın
Toplanıp gönlümde hep ağlamayın
Nasıl dövünmeyim, nasıl yanmayım
Kimsesiz kalmışım kimsesiz yurdum












Elveda

Acılar göverip yeşerdi dal dal
Elveda ey yağmur gözlüm elveda
Gider oldum bu ellerden hoşça kal
El bağlayıp ardımsıra ağlama

Gönül mihrabıma koyup başını
Gidiyorum diye çatma kaşını
Deryalar misali gözün yaşını
Bendeyleyip çaylar gibi çağlama

Yine bahar gelir kuşlar ötüşür
Sümbüller saçılır güller gülüşür
Ayrılık zamanı gönüller üşür
Ah eyleyip yüreğimi dağlama

Can Nuri’yim dağlar sıra sıralı
Günler yaslı geçer, gönül yaralı
Ayrılık başladı dağlar maralı
Kemend atıp yollarımı bağlama




Kara gözlerine kurban olduğum

Kara gözlerine kurban olduğum
umutsuz çaresiz bırakma beni
yeter aşk ile
yanıp tutuştuğum
hasret
ateşiyle gel yakma beni

bir garip insanım hor bakma bana
kölemdir de yine darılmam sana
yıllardır gezerim ben yana yana
şu gurbet ellerde bırakma beni

aşkın çöllerinde mecnun olduğum
her gün ateşiyle yanıp solduğum
hasretinden saçlarımı yolduğum
tutupta bir köşeyeatma
beni

yandı yandı küle döndü közlerim
ağlamaktan kan çanağı gözlerim
bahar gelir ben sılamı özlerim
gurbette kimsesiz
bırakma beni













Yıllardır yolunu gözler dururum

Ne selamın gelir ne de haberin
Yıllardır yolunu gözler dururum
Yokluğun içimde derin mi derin
O güzel yüzünü özler dururum

Bazen saçlarıma düşen bir kırsın
Bazen bir yıl gibi bazen asırsın
Kalbimin içinde en kutsal sırsın
Aşkımı herkesten gizler dururum

Bitmez hasretimsin yanan gönlümde
Yüzyıl çalıp gittin sanki ömrümde
Kaç bahar tükettim, kaç güz gördümde
Hala deli gibi gezer dururum

Nağmeler inlerken ince sazlardan
Türkünü duyarım bahar yazlardan
Uzak bir düş gibi her bir yıldızdan
Yüzünü mehtaba çizer dururum

Başladı ömrümde yaprak dökümü
Kırdı dallarımı söktü kökümü
Kervanlar taşırken sevda yükümü
Ardında çaresiz izler dururum

Deli rüzgarlara verdim sesimi
Yağan yağmurlara çizdim resmini
Hiç bir gemi taşıyamaz sevgimi
Can Nuri deryalar yüzer dururum

















Uyandım Başıma Kar Yağmış Gönül

Bin haber gizliydi yolculuklardan
Bin ümit süslüydü tomurcuklardan
Uyuyup kalınca gül kucaklardan
Uyandım başıma kar yağmış gönül

Aşkın girdabında günaha düştün
Hasret rüzgarında bir ah’a düştün
Düştükçe derine bir daha düştün
Elinden bir tutan kalmamış gönül

Kırılan dallarda kaldı umudun
Şimşekler yüklendi özlem bulutun
Sevincin nasıldı rengi unuttun
Düşlerin hazanla sararmış gönül

Baharlar nerede yazlar nerede
Sevdalar dolusu hazlar nerede
Şarkılar türküler sazlar nerede
Her telinde bir göz ağlamış gönül

Ne bir haber gelir şimdi uzaktan
Ne ömür kurtulur düşen tuzaktan
Ufuktaki güneş kayboldu çoktan
Günlerin geceyle kararmış gönül















Hasret Damlaları

hasret damlaları düştü kalbime
içimde ne varsa küle dönderdi
sevda bahçesinde hüzünle açan
boynunu bükmüş bir güle dönderdi

günbe gün büyüyen arzular gibi
yürekte sızlayan sızılar gibi
vakitsiz dökülen yağmurlar gibi
akan gözyaşımı sele dönderdi

hep seni bekledim seni özledim
yıllarca içimde seni gizledim
sevda bir ıstırap bunu bilmezdim
ömrümü sahipsiz ile dönderdi

yol vermez yolumu bağlamış dağlar
gittiğin yollarda hasretim ağlar
viran oldu bahçem kavruldu bağlar
içimde ne varsa çöle dönderdi

her gece içimde bir od yakarım
oturup camlardan yola bakarım
ey benim en kutsal sevgi pınarım
hasretin gönlümü tele dönderdi

yoruldu bu gönül hep beklemekten
yoruldu yıllara kahır ekmekten
yoruldu yollara gözyaşı dökmekten
yolcusu dönmeyen yola dönderdi

başımda kederin düş kırıkları
kalbimde sevdanın kor yanıkları
Can Nuri ayrılık hıçkırıkları
elden ele gezen yele dönderdi







Kimbilir şimdi nerede hangi diyarda?
Kimbilir şimdi nerede hangi diyarda?
kaç ceylan yaralı gezer dağlarda
kaç balık çırpınır şimdi ağlarda
gözyaşları sel misali silen yok
Kimbilir şimdi nerede hangi diyarda?
kaç kız düşlerini örer rüzgarda
kalbinde incecik bir kor yanarda
dudağında bin gül kanar bilen yok
Kimbilir şimdi nerede hangi seherde?
kaç çiçek ürperir hoyrat ellerde
kaç şair düşünür yüreği kederde
her kirpiğinde bir göz ağlar silen yok
Kimbilir şimdi nerede hangi şehirde?
kaç dalgın bakış birikir bir nehirde
kaç yürek incinir yalnız bir şiirde
her mısra bin özlem saçar gelen yok


Satıldık Balam

Çıkmaz yadımızda dostun hayali
Oy bizim halimiz kimsesiz hali
Yuvasız duldasız kuşlar misali
Sınırdan sınıra atıldık balam

Kuru bir yaprağız ağaç dalında
Savrulur gideriz sam rüzgarında
Asrın kölesiyiz iş pazarında
Ülkeden ülkeye satıldık balam

Alların, akların karası olduk
Oyuk oyuk hicran yarası olduk
Gurbetle sılanın arası olduk
Sürgünden sürgüne katıldık balam

Dinler yabancıdır diller yabancı
Hele hor görülmek sargısız sancı
Sıla uzaklarda gurbetse acı
Türküden türküye yakıldık balam

Büküldü belimiz düştü başımız
Ağlarız sızlarız dinmez yaşımız
Zehir – zıkkım oldu bize aşımız
Ezildik itildik kakıldık balam

Can Nuri’yim neden böyleyiz böyle
Uyanıklar eder durmadan hiyle
Kendi emeğimize eyleyip köle
Küçülen gözlerle bakıldık balam














Sen ey gurbet elin garip hamalı

Sen ey gurbet elin garip hamalı
Kaderin yüzüne güler mi bilmem
Gözlerin yaşlıdır gönlün yaralı
Dostların yasını böler mi bilmem

Çekersin çileyi çekersin kahrı
Ünlerin garibe çıkmıştır gayrı
Anadan babadan bacıdan ayrı
Bağrında ateşin söner mi bilmem

Senin ki, vatanın diyarı eldir
Kalbinde acılar pınarı seldir
Ayrılık dağlarda esen bir yeldir
Bir of çekmeyinen diner mi bilmem

Arzular ümitler boynunu bükmüş
Saçların ağarmış avurdun çökmüş
Ömür bahçelerin yaprağın dökmüş
Yiten umutların döner mi bilmem

Gözünden gönlüne bütün yaş dolmuş
Her azgın yaraya bir dert baş olmuş
Yürekler katıdır sanki taş olmuş
Ağlasan bir duyan olur mu bilmem

Kara talih hiç başından gitmiyor
Ömrün bitti acıların bitmiyor
Can Nuri ağlarsın fayda etmiyor
Akan gözyaşların pınar mı bilmem
















Rüzgarın önünde yaprağım şimdi

Çok susadım dostlar kalmadı suyum
Bağrı yanmış kara toprağım şimdi
Yolunu şaşırmış garip yolcuyum
Rüzgarın önünde yaprağım şimdi

Çok yoruldum dostlar yüreğim hasta
Arzuhalim kaldı gidemem dosta
Güller boyun eğmiş sümbüller yasta
Hazana uğramış bir bağım şimdi

Çok ağladım dostlar gözyaşım duman
Ah felek vermiyor ömrüme aman
Çağlayıp dursamda ben zaman zaman
Bentleri yıkılmış ırmağım şimdi

Çok üşüdüm dostlar nasıl ısınsam
Anamda yok kanadına sığınsam
Kime içim döksem, derdimi yansam
Başı karlı ıssız bir dağım şimdi

Çok kanadım dostlar yaram derindir
İncinip sızlayan gönül yerimdir
Kederler, çileler, dertler benimdir
Acılar toplayan bir ağım şimdi

Çok üzgünüm dostlar sevinçler nerde
Göğsüme gam indi, gözüme perde
Ecel dedikleri her dem siperde
Zulümle inleyen bir çağım şimdi

Çok yalvardım dostlar geçmedi sözüm
Anasız babasız garip öksüzüm
Dünyaya geleli yaş döker gözüm
Sellere kapılan çardağım şimdi

Çok kırıldım dostlar gönül telimden
Sevda türküleri düşmez dilimden
Can Nuri’yim kimse tutmaz elimden
Kırılıp atılan bardağım şimdi












Sılaya Dönecek Kervan mı Kaldı

Şu gurbet ellerde perişan olduk
sılaya dönecek aman mı galdı
ölüm gelip tepemize oturdu
ecelden kaçacak zaman mı galdı

kırıldı kemanlar çalmıyor utlar
nafile avuntu boşa umutlar
üstümüzde kara kara bulutlar
dağlara çekilir duman mı galdı

ne yazımız galdı ne baharımız
ne ovamız galdı ne de dağımız
uzak ele düştü yük katarımız
sılaya dönecek kervan mı galdı

gurbette tükendi ömrümüz heyhat
merhem kar etmiyor yaralar kat kat
kimi hasta yatar kimimiz sakat
dertler sıra sıra derman mı galdı

kimi gün garipçe kimi gün hasta
kimi gün karalı kimi gün yasta
hasret kaldı gönül sılaya dosta
bize bir acıyan yanan mı galdı

bahar gelir neydim ömür kış iken
dudak gülse nolur gözler yaş iken
bağrımıza bastığımız taş iken
yüzümüze gülen canan mı galdı

bazen boran gibi bazen bir tipi
bir ömür hasretle tükendi bitti
Can Nuri geçenler seyredip gitti
halimi yazacak ozan mı galdı















Şu kırık sazımda aykırı bir teldin

Ne baharda geldin ne yazda geldin
ne yüzüme güldün ne aşkı bildin
şu kırık sazımda aykırı bir teldin
diyar diyar seni
çağırdım durdum

duymadın kalbimin haykırışını
bilmedin gönlümün yalvarışını
silmedin gözümün
akan
yaşını
diyar diyar seni ağladım durdum

savurdun yellere hayallerimi
soldurdun bağımda al güllerimi
her baharın sonu hazan değil mi?
yaprak yaprak seni aradım durdum

ey benim ömrümün hasret çiçeği
ey benim gönlümün sevda gerçeği
şaşırdım yönümü, gündüz - geceyi
mevsim mevsim seni
k
aradım durdum





Hani nerde şimdi o gülen yüzün
Alnın çizgi çizgi yaş dolu gözün
hani nerde şimdi o gülen yüzün
acılar beldesi gecen, gündüzün
içinde ne heves ne umut kalmış
diyardan diyara yorulmuş gibi
kalbinin içinde vurulmuş gibi
rüzgarın önünde savrulmuş gibi
başında ne duman ne bulut kalmış
ölmeden mezara koymuşlar seni
kefensiz bırakıp soymuşlar seni
ülkeden ülkeye kovmuşlar seni
gezmedik ne sınır ne hudut kalmış
arabesk aşkların kalan külüsün
yapmacık bağların yalan gülüsün
yaşıyorsun ama sen bir ölüsün
girecek ne mezar ne tabut kalmış
Deyme felek deyme

Deyme felek deyme bu gönül hasta
Bir yanım ah çeker, bir yanım yasta
Arzuhalım kaldı gidemem dosta
Nerdeyim nasılım bilemez oldum
Gözümün yaşını silemez oldum

Yaralı yollarda ömür treni
Bir sonsuz hasrete sürükler beni
Acılar kapladı yorgun sinemi
Gurbetin kahrını çekemez oldum
Derdimi kimseye dökemez oldum

Tükendi ömrümde baharlar, yazlar
Kayboldu göğümde aylar, yıldızlar
Eylemez gönlümü davullar, sazlar
Dünyanın zevkini alamaz oldum
Yitirdim yönümü bulamaz oldum

Başladı bahçemde yaprak dökümü
Kırdı dallarımı, söktü kökümü
Hangi yana vursam hasret yükümü
Kırıldı kanadım uçamaz oldum
Doludan, yağmurdan kaçamaz oldum












Yolcu Pınarı

Derinden derine çağlayıp duran
Söyle derdin mi var yolcu pınarı
Her geçen yolcuya ağlayıp duran
Söyle derdin mi var yolcu pınarı

Doldur pınar doldur bir tas içeyim
Derdime dermandır gülün çiçeğin
Bunca gam yükünü nasıl çekeyim
Benimde derdim var yolcu pınarı

Bir nebze derdimi dinlemez misin
Dinleyip kalbimle inlemez misin
Durmadan akarsın dinlenmez misin
Söyle derdin mi var yolcu pınarı

Kaç yanık yolcuya soğuk su verdin
Hangi dağ gülünü koklayıp derdin
Kaç çınar yeşerdi kaç çağ devirdin
Söyle derdin mi var yolcu pınarı

Doldur pınar doldur şu kırık tası
Silinmez gönlümün gam ile pası
Bir gün öldürecek hasret yarası
Benimde derdim var yolcu pınarı

Ülkeden ülkeye akıp gidersin
Güzelden güzele bakıp gidersin
Nice yürekleri yakıp gidersin
Söyle derdin mi var yolcu pınarı

Yüreğim yanıyor söndür ey pınar
Pervaneler gibi döndür ey pınar
Öldürürsen burda öldür ey pınar
Benimde derdim var yolcu pınarı















Hasret damla damla düşünce kalbe

Hasret damla damla düşünce kalbe
Yağmurla ağladım selle ağladım
Kader dedikleri vurunca darbe
boranla ağladım yelle ağladım

dostluklar yalancı, dostlar yalancı
burda yabancısın, orda yabancı
hüzün ülkesinde bir tek ben hancı
gelenle ağladım gidenle ağladım

yüreğimi yakan alevdi kordu
çekilmiyor hayat öyleki zordu
bülbülün çilesi bir uzun yoldu
dikenle ağladım gülle ağladım

aşk ile yitirdim doğru yönümü
bir sevdaya kurban verdim ömrümü
nere gitsem felek kesti önümü
sazımla ağladım telle ağladım

bin umutla sarılmışken yaşama
karadı hayatım döndü akşama
İster bağışla ister bağışlama
dost ile ağladım elle ağladım
Yıldızlara gün taşımak ereğim
Acılara omuz versin direğim
sevgilere beşik olsun yüreğim
uçun kuşlar uçun sılaya doğru
yıldızlara gün taşımak ereğim
ister hasret ile bağım çöl olsun
ister aşkı narla bağrım kül olsun
yeterki ömrümde açan gül olsun
dosttan dosta bir tadımlık vereyim
açlara verecek ekmeğim olsun
bahara gülecek bir rengim olsun
dünyaya yetecek bir sevgim olsun
uçan kuşa, açan güle ne deyim
Yol ver sılamıza dönelim dağlar

Gurbetlik garibe meskenmiş yurtmuş
Avcı vurmuş yuvasından uçurtmuş
Uzak düştük dostlar bizi unutmuş
Yol ver hanemize dönelim dağlar
Hasretin acısı bağrımı dağlar

Bu gün bayram günü eller öpülür
Benim gurbet elde boynum bükülür
Avuç avuç gözyaşlarım dökülür
Yol ver sılamıza gidelim dağlar
Gurbetin acısı sinemi dağlar

Yıllardır çekerim gurbet elinde
Dertsiz nerden bilsin dertli halinde
Her kuş öter imiş kendi dilinde
Yol ver köyümüze dönelim dağlar
Hasretin ateşi bağrımı dağlar

Can Nuri’yim bahçe bağım har oldu
Ömür gelip geçti, mevsim kar oldu
Geniş dünya acımıza dar oldu
Yol ver evimize dönelim dağlar
Gediğin başında sevdiğim ağlar















Bergüzar Gibi

acılar içinde geçti yıllarım
yürekten gülmeye intizar gibi
kırık bir dal gibi düştü kollarım
inledim her gece rüzigar gibi

hicran mı, firgat mi, hasret mi dersin?
yaramı kanatan gurbet mi dersin?
dilerim sevdiğim tez elden gelsin
dolaşsın gönlümü bergüzar gibi

estikçe dallarda bahar yelleri
okşardı ruhumu nazlı elleri
kırıldı gönlümün yasemenleri
ağlarım her gece gülizar gibi

bir poyraz yelidir durup dinlerim
vurdukça bahçeme bende inlerim
Can Nuri figanla geçer günlerim
bülbülün ettiği ahu zar gibi
__________________
Nuri CAN

Konu NuriCAN tarafından (12-02-2010 Saat 00:28 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 02-03-2007, 20:15
NuriCAN NuriCAN isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Sep 2006
Nerden: Netherlands
Mesajlar: 348
Standart

Bölüm - 3 -



(Karışık Şiirler)








Kan Çiçek Açtı












Kimi Bir Dikene Takılmış Gider

Nice dertli kullar gezer alemi
kimi bir kenara atılmış gider
kimi esir etmiş para zalimi
kimi beş paraya satılmış gider

hep başka başkadır yaşam izleri
kimisi bunalmış yaşlı gözleri
her kimi dinledim acı sözleri
kimi bir ateşe yakılmış gider

kimi darda kalmış canından bezgin
kimisi yol almış ilimden sezgin
kimi yalnız kalmış bir garip gezgin
kimi bir sürüye katılmış gider

kimi kaderine boynunu eğmiş
kimi isyan edip bayrağın çekmiş
kimi bir çiçeğe gönlünü vermiş
kimi bir dikene takılmış gider

kiminin yalanla geçer her demi
Can Nuri alemin doğru ademi
kimi huy edinmiş hakkı erdemi
kimi bir nefsine kapılmış gider















Savcı para, polis para, cop para

Zengine elpençe duran durana
Sevgi para, saygı para, dost para
Yoksula tekmeyi vuran vurana
Savcı para, polis para, cop para

Kimine ak, kimine siyah olmuş
Kimini öldüren tür silah olmuş
Zenginin taptığı bir ilah olmuş
Tanrı para, iman para, din para

Tanrım bilmemki bu nasıl zaman
Zalimler vermiyor mazluma aman
Her dağın ardı bir kara duman
Güneş para, yaşam para, düş para

Gerçeğin üstüne karanlık çökmüş
Aslanlar kediye boynunu bükmüş
Yoksul bu dünyada çekmişde çekmiş
Derman para, deva para, dert para

Onu yapan biziz, ona tapan biziz
Alıp başımıza buyruk yapan biziz
Uğruna doğruluktan sapan biziz
Çirkef para, lanet para, kir para

Kardeşi kardeşe düşman eden o
Kimi doğduğuna pişman eden o
Haramzadeleri şisman eden o
Dünya para, ahret para, yer para

Can Nuri’yim sitem eder mehtine
Lanet okur kadir kıymet fendine
Kimisi kul olmuş düşmüş derdine
Vicdan para, akıl para, hak para













Kalbini Dinle

Sevgi denizinden sevda nehrine
Dalmak ister isen kalbini dinle
Hayal ülkesinden gönül şehrine
Bakmak ister isen kalbini dinle

Yüce dağ başının sisi dumanı
Sarınca geçilmez derya ummanı
Kendi benliğinin hanı sultanı
Olmak ister isen kalbini dinle

Alemde nesnenin her zerresini
Rüzgarda ürperen gül nefesini
Hakkın kantarında vicdan sesini
Duymak ister isen kalbini dinle

Camlarda damlanın son akışını
Yüreğe işlenen aşk nakışını
Yaralı cerenin kor bakışını
Yanmak ister isen kalbini dinle

Can Nuri görmezsen hakkı gerçeği
Derilmez baharın gülü çiçeği
Gönül sofrasında aşkı, sevgiyi
Bulmak ister isen kalbini dinle
















Kan Çiçek Açar

Şu gurbet ellerde garipçe boynum
büküldüğü yerde gam çiçek açar
vurduğun hançerle kanıyor kalbim
döküldüğü yerde kan çiçek açar

yağmurum yağmıyor hayat gam çölü
sustu şu gönlümün garip bülbülü
tomurcuk çiçekti sevdamın gülü
söküldüğü yerde kan çiçek açar

ne gönülde huzur ne gözde uyku
cigere saplanmış ihanet oku
uzaktan uzağa bir sisli korku
büründüğü yerde tan çiçek açar

gözlerim yıkılmış bir şehir şimdi
sözlerim yakılmış bir şiir şimdi
hayat ki kurumuş bir nehir şimdi
süzüldüğü yerde can çiçek açar

hayal darmadağın , ümitler kırık
boğazlarda düğüm düğüm hıçkırık
ey gönül, gidenler dönmüyor artık
göründüğü yerde gam çiçek açar

çoşkun akan seller bir gün yorulur
hasret ateş olur bahçe kavrulur
yaprak yaprak sokaklara savrulur
süründüğü yerde sam çiçek açar

yalancı dünyada bir garip kuldum
gönül defterinde sevda okurdum
yürekten yureğe sevgi dokurdum
örüldüğü yerde zan çiçek açar

Can Ozan gün güne bir başka yandım
Kerem'in ahını şimdi anladım
Aslı’yı kendime yar imiş sandım.
sürüldüğü yerde gam çiçek açar


















Gel Benim Kalbimde Ağla Ey Çocuk

Gömleğin yamalı benizin uçuk
Söyle nerelere böyle yolculuk
Bir kuş gibi garip, gül gibi soluk
Gel benim kalbimde ağla ey çocuk

Yaslanıp göğsüme kalbimi dinle
İstersen ağlayıp kalbimle inle
Boynunu büküpte garip halinle
Gel benim kalbimde ağla ey çocuk

Sanmaki sarsacak bu boran tipi
Acılar derindir görünmez dibi
Ürperip titreyip bir yaprak gibi
Gel benim kalbimde ağla ey çocuk

Geçilir mevsimler geçilir dayan
Umutlar yeşerir gelir bir zaman
Dağılır bulutlar dağılır duman
Gel benim kalbimde ağla ey çocuk
















Elimi Attığım Gül Diken Oldu

gözyaşıyla büyüttüğüm bahçemde
elimi attığım gül diken oldu
geceler boyunca gönül hanemde
sarılıp yattığım bel diken oldu

başımı koyduğum toprak misali
benzeri olmayan bir aşk misali
bir sevda gülüydü yaprak misali
tutunup kaldığım dal diken oldu

kırıldı tutmuyor kolum kanadım
kara topraklara yazıldı adım
duyulmuyor yürek yakan feryâdım
sazımda inleyen tel diken oldu

ümit dedikleri kupkuru daldı
ne bir candan seven, ne bir dost kaldı
güvendiğim dağa dolu, kar yağdı
bağrımı açtığım yel diken oldu

alem güler oynar, ben hep gamdayım
garip bülbü gibi, ah-u zardayım
dardayım hey deli gönül dardayım.
derdimi döktüğüm dil diken oldu

yüreğim, sevdiğim, dilim dediğim
gözlerim, ayağım, elim dediğim...
her gün bir huzurla gidip geldiğim
yükümü yıktığım yol diken oldu

iyi günde dostum, ahpabım çoktu
dar günümde kimse yanımda yoktu
yüreğe saplanan bıçaktı, oktu
dost diye tuttuğum el diken oldu

ömrümden bir asır çaldı çalanlar
gönlümden bin parça aldı alanlar
beni dertten derde saldı salanlar
acıma kattığım bal diken oldu

acılar kederler hep beni buldu
bal diye yediğim aşlar zehroldu
yemyeşil ağaçlar saçını yoldu
başıma sardığım tül diken oldu

Can Nuri dertlerden bıktım yoruldum
deli çaylar gibi aktım duruldum
bulanıp, başımı taşlara vurdum
acımı yuduğum sel diken oldu
















Önünde Kadehler Zehir Olunca

Esmezse gönlünde sevda rüzgarı
Erimez dağların erimez karı
Neylersin dünyada vefasız yari
Yaz bahar ayların kışa dönünce

Çaresiz dertlere düşsen ne çıkar
Yenilip hayata küssen ne çıkar
Kahredip dünyaya içsen ne çıkar
Önünde kadehler zehir olunca

Şeyda bülbül için gül naza gelir
Seven yüreklere aşk ceza gelir
Sineni yakmaya nar eza gelir
Gönlünde umudun yenik düşünce
















Gözlerimde boran boran yaş kaldı

Yalancı dünyada bir gün gülmedim
gözlerimde boran boran yaş kaldı
gelen geçen vurdu dalıma benim
yüreğimde yığın yığın taş kaldı

bir seven olmadı candan seveyim
bir bağım olmadı gülüm dereyim
karlı dağlar yol vermedi gideyim
önüm arkam dört mevsimim kış kaldı

kırıldı çanağı gülden sazımın
çekilmez cefası gönül nazımın
hükmüne baş eğdim alın yazımın
ele düğün bayram bana yas kaldı

dağ demedin, taş demedin yürüdüm
duman oldum karlı dağlar bürüdüm
kaderimi peşim sıra sürüdüm
ne giyecek çul ne yiyecek aş kaldı

yolcu incitmedim, yol incitmedim
çiçek koparmadım, dal incitmedim
bir gönül kırmadım, kul incitmedim
Can Nuri’ye bir belalı baş kaldı















Acımı inleyen teller merhaba



her sabah dağlarda şafak sökerken


başıma dolanan yeller merhaba


yapraklar sararıp gazel dökerken


goncalar besleyen güller merhaba



erirken dağlarda hayatın karı


neyleyim geciken yazı baharı


içimde yapraklar hep sarı sarı


bin kahırla esen yeller merhaba



ceylan gibi avcılardan kaçmışım


derdimin üstüne dertler açmışım


yağmur, boran sahralara saçmışım


inleyip bulanan seller merhaba



yıllar varki diyar diyar gezerim


taşlar vurup şu sinemi ezerim


hasretimi türkülere dizerim


acıya yas tutan diller merhaba



tükendi gençliğim hasretle gamla


eridim yıllarca hep damla damla


derdimi arzettim kırık bir sazla


acımı inleyen teller merhaba



yalan dünyada doğarken ölmüşüm


ayinsiz, törensiz hem gömülmüşüm


düşmanımı dost belleyen körmüşüm


dertli halim bilmez kullar merhaba



Can Nuri sustukça sustu dillerim


hazana savruldu boş hayallerim


kurudu dalında açan güllerim


halimi sormayan eller merhaba




















Sazlarda pas tutmuş tele ne deyim

O eski türküler söylenmez oldu
dillerde yas tutmuş güle ne deyim
neylesek gönüller eylenmez oldu
sazlarda pas tutmuş tele ne deyim

Birer hayal olmuş o hatıralar
Dillerde düşmeyen içli şarkılar
Yakıp yandırımıyor artık sevdalar
Keremden savrulmuş küle ne deyim

Hazana vermişler gönül bağını
Yollara dökmüşler gül yaprağını
kimseler duymuyor ağladığını
Gözlerde buz tutmuş sele ne deyim

Sevdalar o eski çağlarda kaldı
Ceylanı salınan dağlarda kaldı
Çiçekler al yaşil bağlarda kaldı
Yüreği kavrulmuş çöle ne deyim

Dünya bir hengame kemlik yarışta
Kalmamış itibar dostluğa aşka
İnsan çeşit çeşit us başka başka
Maddeye kul olmuş köle ne deyim

Can Nuri o eski çağları arar
Canlanır gözünde tüm hatıralar
Dallarda her mevsim bir yaprak ağlar
Bahçeler tarumar yele ne deyim

















Kimseden merhamet dilemem gayrı



Gönülden gönüle bir yol olsada
kapandı yollarım gelemem gayrı
herkesin kederi bir son bulsa da
sonsuza ağladım gülemem gayrı

Hayatın tadına yeni dalmışken
dert ile kederi sele salmışken
kaderden bunca yılyara almışken
gözümde sel aksa silemem gayrı



Çileli bir ömrün sanığıyım ben


onmaz acıların tanığıyım ben
bir zalim sevdanın yanığıyım ben


söner mi bu ateş bilemem gayrı



Eridim güngüne hep damla damla


geçip gitti günler hicranla gamla


ister yargılasın felek idamla


kimseden merhamet dilemem gayrı
















Baharı neyleyim kış yeter bana



Bir ömür kışlarla boğuştum durdum


baharı neyleyim kış yeter bana


başımı taşlardan taşlara vurdum


gerçeği neyleyim düş yeter bana



sahte dostluklara takılma gönlüm


kıymet bilmezlere satılma gönlüm


çıkarcı sürüye katılma gönlüm


bir ekmek, bir yaban aş yeter bana



kimi insanlıktan, haktan uzaktır


kimi öz ruhunda zehir akıtır


satma alçaklara bana yazıktır


yeter bu belalı baş yeter bana



kaçarken yağmurdan doluya tuttun


ayaklar altında eza okuttun


onmaz acılarla beni avuttun


bağrıma bastığım taş yeter bana















Hazanlarla soluverdin yüreğim

Zaman ile yarışırken koşarken
Bir başına kalıverdin yüreğim
Hayat bahçesine güller taşırken
Hazanlarla soluverdin yüreğim

Ufuktan ufuğa koşarken gemim
Hayal denizinde kaybolan benim
Sevda iksiriyle geçerken demim
Çıkmazlara dalıverdin yüreğim

Gam yelleri elden ele savurdu
Yaz ayında bağım bahçem kurudu
Türkü türkü hasret ile kavurdu
Ateşlerle doluverdin yüreğim

Bu dünyayı hep tozpembe sanarken
Bir çiçek ezilse içten kanarken
Hep dostluğu hep vefayı ararken
İhanetler buluverdin yüreğim













Gonca gonca gül çocuk



Gül senin adındır sevgili çocuk


gonca gonca gül ey, deste deste gül


dallarında duygu duygu tomurcuk


gamze gamze gül sen, beste beste gül



gül olur açılır körpe yüreğin


derin denizleri kulaçlar gibi


gün gelir büyür küçücük ellerin


büyük umutları avuçlar gibi



gözlerinde apaydınlık bir pencere


defneler sunarsın güvercinlere


yüreğinde kardeşliğin şellalesi


akıp gider masmavi denizlere



bakışların pırıl pırıl akan su


gözlerinde masum bir ay uykusu


gün gelir alanlar kuşatır sesin


özgürlük sunarsın gönül dolusu



tomurcuk açınca sevgi bahçende


bahar bahar gül sen, sümbüller gibi


türküler söyleyip güzel lehçende


güller gibi gül sen, bülbüller gibi












Dünya

Sen bir hansın dünya, ben bir yolcuyum
Ne bir durak verdin ne de yer verdin
Yüküm keder dolu, ben dert doluyum
Ne bir kanat verdin, ne de per verdin

Dost olmak istedim düşmanlık güttün
Doğrulmak istedim belimi büktün
Mevsimi gelmeden yaprağım döktün
Dolu hazan verdin, dolu har verdin

Kul eyledin kullarına ezdirdin
Yoksul edip diyar diyar gezdirdin
Genç yaşımda bu canımdan bezdirdin
Garip bülbül gibi ahu zar verdin

Kapanmadan yaram yeniden deştin
Yel oldun üstüme estin de estin
Tipiyle boranla yolumu kestin
Dolu yağmur verdin, bir de kar verdin

Yoksulun alnında karası oldum
Yürekte kapanmaz yarası oldum
Yurdumun değersiz parası oldum
Ne bir payım verdin, ne de kar verdin

Ne aldımsa dünya senden güç aldım
Ele neler verdin bense hiç aldın
Ev bark kurmaya şimdi geç kaldım
Ne bir murat verdin, ne de yar verdin

Ben bir yana döndüm, sende bir yana
Sebepsin gözümde akan hicrana
Bir kendi halinde bu Nuri Can’a
Bitmez acı verdin, bir de ar verdin

















Bir gülüm bağıma tez hazan düştü

Bir gülüm bağıma tez hazan düştü
Şimdi bir tenhada susarım dağlar
Talihsiz başıma dertler üşüştü
Acımı bağrıma yazarım dağlar

Ömrümce bir aşkın sonsuz izinde
Yürüdüm kalmadı derman dizimde
Yalancı dünyanın gam denizinde
Yüzme bilmeyenim batarım dağlar

Gönül kervanımı felek heyledi
Varıp bir sahrayı mekan eyledi
Gör ki, aşk denilen cana neyledi
Şimdi bir köşede yatarım dağlar

Anladım dünyanın kahrı bitmezmiş
Yaralı yürekte sevda gitmezmiş
Sanki benim derdim bana yetmezmiş
Derdime dert alır katarım dağlar

Dertlerin içinde sıralı kaldım
Yaralar içinde yaralı kaldım
Can Nuri’yim bahtı karalı kaldım
Kalmadı tesellim, tutarım dağlar

















Ne yazar hazanla solduktan sonra



Bahar gelse bile ne fark ederki
her günüm bir çile olduktan sonra
güler mi bir daha bu gönül sanki
bir ömür kahırla dolduktan sonra

hep hayaller, hülyalar beklense de
her güne yeni umutlar eklense de
dallarda yapraklar çiçeklense de
ne yazar hazanla solduktan sonra

bağrımıza bastığımız taş iken
dudak gülse n'olur gözler yaş iken
bahar gelse n'olur ömür kış iken
gönlümüz ayazda donduktan sonra

bülbül ki, gül için eyler intizar
aşk için gönlünü eylemiş mezar
kader yüze gülse artık ne yazar
kurumuş bir dala konduktan sonra

bahtıma yazılı bu aşk-ı çile
dolaştım diyar diyar, dilden dile
yüzbin tabib gelse yine nafile
ah edip belayı bulduktan sonra

Can Nuri dünyada hep cefa gördüm


sahte dostluklara takıldı gönlüm
sonunda bahtiyar olsa da ömrüm
ne yazar saçımı yolduktan sonra


















Namuslu yaşamak çok acı olmuş

Bu ben miyim dünya aynalardaki
Bak gözlerim bana yabancı olmuş
Bütün sevenlerim el olmuş sanki
Dostlarımın hepsi yalancı olmuş

Yürürüm üzgünce gözümde yaşlar
Bakarım dört yanda el beni taşlar
Beyhude sızlayış ah yalvarışlar
Doğruyu söylemek bir sancı olmuş

Ne merhamet kalmış, ne kalpte sevgi
Bozulmuş dünyanın ahir, ahengi
Güçlüler güçsüze vermişler cengi
Baş kaldırmış herkes isyancı olmuş

Nereden bakarsan kanlı topraklar
Hangi yöne kaçsan dolu duraklar
Vicdansız yüreği hangi su paklar
Namuslu yaşamak çok acı olmuş

İnsanlar bir garip, bir hain dünya
Yaşamak işkence korkulu rüya
Her köşe başı kin, her sokak riya
İhanet vefanın baştacı olmuş
















Dolu yağmur düştü bağım üstüne

Küstü garip gönlüm sensiz günlere
Bir hüzün üşüştü bağrım üstüne
Bülbül figan eder yaslı güllere
Dolu yağmur düştü bağım üstüne

Türküler en ince yanımdı benim
Hasretle yandığım ahımdı benim
Ümidim, sevdiğim, canımdı benim
Firgate dönüştü çağrım üstüne

Bir hazan yelidir içimde acım
Sevinçler, ümitler oldu yabancım
Kayboldu önümde düzüm, yamacım
Kara duman çöktü dağım üstüne

İçimde duygular bahar bahardı
Herkese yetecek bir sevgi vardı
Vefasız yağmurlar başıma yağdı
Ağrılar depreşti ağrım üstüne

Yaz bahar aylarım kışlara döndü
Sımsıcak duygular taşlara döndü
Yaralı ırmağım yaşlara döndü
Kahırlar yüklendi kahrım üstüne












Ömrüm Elveda
-Türkü-
Bir hayat yoluydu gelip geçtiğim
Pınarından kana kana içtiğim
Her bahçede türlü çiçek seçtiğim
(Elveda ey dünya, ömrüm elveda)
deli sevdam deli sevdam
hangi güle seni soram

Arzular taşıdım bahar safında
Umutlar kuşandım şiir tadında
Sevdalar yaşadım gönül katında
(Elveda ey dünya, ömrüm elveda)
deli sevdam deli sevdam
hangi yele seni soram

Bazen sevgi dolu bakışım oldu
Gökte yağmur gibi akışım oldu
Bir güle kalbimi yakışım oldu
(Elveda ey dünya, ömrüm elveda)
deli sevdam deli sevdam
hangi tele seni soram

Bazen sevindiğim güldüğüm oldu
Pervaneler gibi döndüğüm oldu
Bazen üzüldüğüm öldüğüm oldu
(Elveda ey dünya, ömrüm elveda)
deli sevdam deli sevdam
hangi ele seni soram















Akma pınar akma bir yol ara ver

Doldur pınar doldur kırık tasımı
Kaldır yüreğimde kara yasımı
Seni böyle eden aşk yarasımı
Akma pınar akma bir yol ara ver
Götür isyanımı mor dağlara ver

Gurbeten gelmişim yolum çok uzak
Özlemler getirdim bak kucak kucak
Garip feryadımı kimler duyacak
Akma pınar akma küsmesin seher
Yüreğim yanıyor bir yudum su ver

Hani bir zamanlar bir çocuk vardı
Dalıp akışına düşler kurardı
Mevsimler değişti hazanlar sardı
Akma pınar akma dağlar dumandır
Çok hasretlik çektim halim yamandır

Geldi yaz ayları durulmaz mısın?
Gece gündüz akar yorulmaz mısın?
Bir ahu gözlüye vurulmaz mısın?
Akma pınar akma kurbanın olam
Yolunun üstüne duranın olam

Mestanın olayım döndür ey pınar
Yüreğim yanıyor söndür ey pınar
Can Nuri'yi burda öldür ey pınar
Akma pınar akma mestanın olam
Türküler şarkılar destanın olam











Sırtımda Vurmadık Yer Bırakmadı

Ömür gelip geçti bir günmüş gibi
gençlikten bir damla eser kalmadı
ümitler içimde hep sönmüş gibi
gülen gözlerimde hiç fer kalmadı

zaman çizgi çizgi alnımı ördü
mutluluk diledim yüzünü döndü
ince kamçısıyla kalbimi dövdü
sırtımda vurmadık yer bırakmadı

ne aldımsa dünya senden güç aldım
ele neler verdin bense hiç aldım
sevinip gülmeye şimdi geç kaldım
akıl baştan gitti ser bırakmadı

el vurma yarama bırak kanasın
içimde yılların hüznü kalmasın
ağlarsa bu gönül her dem ağlasın
kalbimde gülmeye bir yer kalmadı












Dünya geniş olmuş kahpeye puşta

Dünya geniş olmuş kahpeye puşta
Doğruları yedi köyden kovmuşlar
Namertlerin suyu gider yokuşta
Mert olanı kara selde boğmuşlar

İyiye kapanmış hanlar, kapılar
Kötüye açılmış şanlar, tapılar
Doğruya yıkılmış bütün yapılar


Fakiri dardadon gömlek soymuşlar



İlik ilik sömürmüş milleti kene
Dur diyen olmamış böyle düzene
Torpiller, morpiller hepsi zengine


Rüşvetin adını selam koymuşlar



Alemde kahpenin forsu hep sökmüş
Mazlumlar zalime boynunu bükmüş
Fakirin dosdoğru duvarı çökmüş
Zenginin harcına taş koymuşlar

Gel dostum hainlere ver veriştir
Diren bu düzeni artık değiştir
Şimdilik zenginlerin işi iştir
Yoksulun ortada gözün oymuşlar



Bozulmuş dünyanın ahir ahengi


Kalmamış yoksula merhamet sevgi


Varsıla, haine, elpençe ilgi


Vicdanları renkten renge boymuşlar
















Ömrümün Son Eylülü

Bu son çırpınış ey ömrüm, son uçuş
Kalbim sanki kanadı kırık bir kuş
Keder zincirleri sarmış boynumu
Ne bir çaresi var ne de kurtuluş

Kalbim çırpındıkça uçurumlarda
Pınarlar sızıyor gözuclarımda
İpekten düşümü yırttı rüzgarlar
Ölüm bayrak açtı gökburçlarımda

Ey kızıl akşamın alevden gülü
Ey kırgın kalbimin suskun bülbülü
Hasret ateşleri düştü içime
Anladım ömrümün bu son eylülü

Bir zamanlar bende sevildim, sevdim
Ben de gümüş renkli düşlerden geçtim
Son mutluluk izleride silindi
Bütün anılara bir kefen biçtim











Gün Olur

Gün olur kapanıp dört duvarına
Hıçkıra hıçkıra ağlarsın bazen
Gün olur katılıp dert kervanına
Kötü kaderine yanarsın bazen

Bakarsın dostların vefasız olmuş
Elemler çileler hep seni bulmuş
Dünyanın acısı kalbine dolmuş
Dününü bu güne bağlarsın bazen

Seversin goncayı bülbüller ile
Bükersin boynunu al güller ile
Unutup adını yad eller ile
Geçmiş yıllarını ararsın bazen

Gün olur hayata isyan edersin
Meyhane, derthane içer gezersin
Sevgiye, şefkate hasret gidersin
Dost için bağrını dağlarsın bazen

Türküler söylersin bak inleyerek
Kalbinin telinde ah dinleyerek
Bazen ne yaptığını bilmeyerek
Coşup ırmak ırmak çağlarsın bazen

Sılanı gözünde yol eder gurbet
Dert ile mihneti bol eder gurbet
Gönlünü hasrete kul eder gurbet
Oturup kenarda ağlarsın bazen

Gam ile yoğrulur emelin özün
Yaş ile doldurur temelin gözün
Yalvarsan yakarsan geçmezki sözün
Gözyaşın herkesten saklarsın bazen

Dert bir yana çeker, sen bir yana
Bakmaz olmaz gönlündeki hicrana
Duman duman çöker garip dünyana
Karadan beyazı aklarsın bazen













Gönülname

Bazen dostluk için yarış olursun
Dünyaya sevgiler sunarsın gönül
Bazen ak güvercin barış olursun
Bir defne dalına konarsın gönül

Bazen güller gibi güler geçersin
Güzeller içinde güzel seçersin
Sevda zehir olsa alıp içersin
bağrını aşk ile dağlarsın gönül

Bazen sevgi dolu bakış olursun
İnce duygulara nakış olursun
Nice özlemlere yakış olursun
Yaranı har ile bağlarsın gönül

Bazen gökyüzünde mavi bir boncuk
Bazen gül dalında nazlı tomurcuk
Bazen gözü yaşlı öksüz bir çocuk
Acını kalbinde saklarsın gönül

Bazen dostluk için pazar olursun
Nazlı güzellere nazar olursun
Gurbette sahipsiz mezar olursun
Yalnız ölenlere ağlarsın gönül

Bazen özlemlere ocak olursun
Öksüze, garibe kucak olursun
Merhamet dağıtan sıcak olursun
Bazen nehir olur akarsın gönül















Anlamaz Oldu

Dünyanın kahrından bıktım yoruldum
deli çaylar gibi aktım duruldum
bulanıp başımı taşlara vurdum
halimi kimseler anlamaz oldu

günler gelip geçer ben hep gamdayım
eller güler oynar ben hep dardayım
dertli bülbül gibi ah u zardayım
dilimi kimseler anlamaz oldu

Kapılmışım yağmurlara taşkına
vefasız dünyada döndüm şaşkına
sor şu halimi bir allah aşkına
halimi kimseler anlamaz oldu

gündüz hayalimde gece düşümde
bir ateştir düştü yanar içimde
çektiğim acılar türlü biçimde
halimi kimseler anlamaz oldu

Deli gönül inil inil inliyor
Ne uslanır nede söz dinliyor
Ben bir Can Nuri'yim kimse bilmiyor
dilimi kimseler anlamaz oldu


















Bal diye yediğim aşlar zehroldu

Hazan yaprakları çok erken düştü
bir hışımla esip geçti rüzgarım
şu garip başıma dertler üşüştü
ah etmekle geçip gitti baharım

Gençliğimin kıymetini bilmedim
ne uslandım ne dost sözü dinledim
ömür gelip geçti bir gün gülmedim
sular gibi akar akar çağlarım

Dağ demedim, taş demedim, yürüdüm
duman oldum karlı dağlar bürüdüm
nice derdim peşim sıra sürüdüm
yağmur ile yağar yağar ağlarım

Gelen vurdu ey hayat, giden vurdu
ne huzur kaldı serde, ne gözde uyku
yüreğe saplandı ihanet oku
hançer vurup şu sinemi dağlarım

acılar kederler hep beni buldu
bal diye yediğim aşlar zehroldu
yemyeşil ağaçlar saçını yoldu
yaz ayında gazel döktü bağlarım



















Kime Anlatayım Derdimi

Bulut olup ağdığımı bilmezsen
Yağmur ile yağdığımı bilmezsen
Kerem gibi yandığımı bilmezsen
Ya ben kime anlatayım derdimi

Sevgiyle süzülen bakış değilse
Toprağa işlenen nakış değilse
Yüreği pişiren yakış değilse
Ya ben kime ah yanayım derdimi

Dünyada sevdiğim var diyemezsem
Başıma yağdığın kar diyemezsem
Üşüdü yüreğim sar diyemezsem
Ya ben nice yalvarayım derdimi

Kaşlar karasında göz ile vurdun
Yürek yarasında köz ile vurdun
Dudak arasında söz ile vurdun
Söyle nasıl anlatayım derdimi

Katre idim deryalara karıştım
Boran oldum rüzgar ile yarıştım
Kader ile gah darıldım, barıştım
Daha nice ağlayayım derdimi

Can Nuri'yim gece gündüz andığım
Mecnun olup gahi leyla sandığım
Aşkın çöllerinde yanıp kaldığım
Ey ben kime anlatayım derdimi


















Bakarız yollara sislenir dağlar



kar yağar dağlara kar yağar oğul


bir dertli türküdür dertli ömrümüz


yollar geçit vermez yel uğul uğul


kimbilir nerde garip kalır ölümüz



bakarız yollara duman sis çökmüş


hasret bağlarını hazanlar dökmüş


sılada çiçekler boynunu bükmüş


açmadan soluyor kahır gülümüz



günbegün artıyor yürek ağrımız


içimizde çıban çıban çağrımız


her akşam hasretle yanar bağrımız


leylasız mecnuna döner çölümüz



bakarız yollara sislenir dağlar


hasretlik çekenler karalar bağlar


her gece içimde bir türkü ağlar


ne gözümüz güler ne de gönlümüz

















Hayat bir nehir mi?



Çevreme güneş doğsa üstüme yağan kardır


hangi yana dönsem aşılmaz nice dağ vardır


kalbimdeki çiçekler açmadan hep solmakta


ben baharı beklerken gelen hep sonbahardır



ey mavi akan pınar, başı dumanlı dağlar


ey yeşil gözlü bahar, deseni güllü bağlar


hayat bir nehir midir akıp gider durmadan?


hangi suya baksam içimde bir çocuk ağlar














Dünya senin olsa ne yazar



Arzular, emeller, umutlar biter


gönülde hüzünler silinmez imiş


kötünün katarı her yerde gider


iyinin kıymeti bilinmez imiş



savaşlar, zulümler, açlıklar uzar


insanlar insana kuyular kazar


dünya senin olsa sonuç ne yazar


ölenler bir daha dirilmez imiş



meyletme dünyanın saltanatına


herkes binip gider bir gün atına


dostluk hanesine, sevgi katına


yalanla, dolanla girilmez imiş



dünyaya her gelen bir gün göçecek


ecel şerbetinden bir tas içecek


herkes ektiğini kendi biçecek


kimseye hesabı sorulmaz imiş














Ayrılık Treni



Ayrılık treni kalkıp giderken


içimi bin sızı kapladı birden


üç günlük dünyada gülelim derken


kalbimiz sonsuza ağladı birden



gelenler ağladı, giden ağladı


kırlmış kalplerin kolu kanadı


ayrılık ölmenin bir başka adı


bir eza başladı biri bitmeden



sislendi ardından gök perde perde


düşler nerde kaldı, ümitler nerde


gönülden bir veda busesi verde


alıp gözyaşımı götür gitmeden



Can Nuri diner mi bu kar, bu rüzgar


kavuşuruz derken ayrılık uzar


bir başka ölüm bu, bir başka mezar


bir dipsiz kuyuya düştük bilmeden














Sevmem



Kalender mert ve iyilik perverim
Bu yüzden olmadı dünyada yerim
Sevdiğim insana canım veririm
Ama seni seviyorum demeyi sevmem

Mühlit dost insanım mihnetim yoktur
Onur gururuma hürmetim çoktur
Yüksekten atana bilincim toktur
Ama altdan alan yağcıyı sevmem

Köpek olup kimseye kuyruk sallamam
Kendi tükürdüğümü alıp yalamam
Izzeti nefsime leke kondurmam
Ama ukala kibirli kişiyi sevmem

Fakir bir insanım gönlüm zengindir
Güzel duygulara ruhum engindir
Kimsenin malında gözüm değildir
Ama fukara sürünüp ölmeyi sevmem

Kemlik cennet olsa bir adım varmam
Zayıfı bırakıp güçlü kayırmam
Gavur, müslüm diye insan ayırmam
Ama kendini beğenmiş züppeyi sevmem

Emeğin hakkını savunan işçiyim
Doğrunun, gerçeğin çağ bilinciyim
Aydınım, devrimciyim, ilericiyim
Ama tanrıya küfreden deliyi sevmem

ismim Nuri’dir benim soyadım Can
Köyüm Caferli’dir şehrim Erzincan
Dinim islam dini kitabım kuran
Ama softa, yobaz hocayı sevmem














Adam olamayan adam



Ben aşkın ve acının çıkmazında


umutlarını çarmıha geren adam


bekleyip yoksulluğun yol ağzında


herkese ekmeğini veren adam



ben aşkın ve acının deltasında


yüreğini dalgalara bırakan adam


bir gülücükle çocuklar gibi sevinip


bir ahla yüreğini yakan adam



yıllardır herkese sığınak olan


kendine sığınak bulamayan adam


o kadar çok çekmişken hayattan


akıllanıp adam olamayan adam
















Fanisin behey dünya fanisin



fanisin sen behey dünya fanisin


kimler gelip geçti yolunda senin


genç ihtiyar demez yiyen canisin


sanmaki gözüm var çulunda senin



zengin parsel parsel etmiş bağrını


bölmüş arşın arşın ova, dağını


görmüyorsun atom, ölüm çağını


hayır mı var sanki kulunda senin



her yerde namerdin forsu söküyor


yoksullar varsıla boyun büküyor


ağaçlar yellenip yaprak döküyor


kılın kıpırdamaz dalında senin



kimine şirinsin kimine zehir


kimine damlasın kimine nehir


dört bir bucağını dolaştım bir bir


açık gözler yürür kolunda senin



Can Nuri'im derki susar giderim


bir ucdan bir uca uzar giderim


sanadır bu kahrım kusar giderim


sanmaki gözüm var malında senin















Ey Gül



Bilmem kimler kırmış nazlı dalını


kanıyor durmadan yüreğin ey gül


içli nağmelere vermiş ahını


dönüyor başında yaralı bülbül



pınarlar yas tutmuş akmıyor dere


gözyaşın dünyayı boğmuş kedere


yapraktan saçların dağılmış yere


rüzgarda inleyen incecik bir tül



gönüller virane puslanmış dağlar


bülbüller divane bozulmuş bağlar


sonbahar hıçkırır bahçivan ağlar


bahçeler tarumar örenler hep kül



sensiz yeşerir mi dalında ağaç?


dostluk sana hasret, sevgi sana ac


gözyaşın kalplerde örülü bir taç


gülüşün dünyaya en kutsal ödül



ruhunu canından canıma veren


rengini kanından kanıma veren


her bahar acını acıma veren


yeter bunca ağladığın artık gül















Caferli



Nereye bakarsan bir renk cümbüşü


ova ayrı güzel, dağ ayrı güzel


her dalın başında yeşil örtüsü


ağaç ayrı güzel. bağ ayrı güzel



güneş pırıl pırıl, bulutlar ap ak


kuşlar cıvıl cıvıl tasadan ırak


yüzünü yaşamın seyrine bırak


zaman ayrı güzel, çağ ayrı güzel



hayat güzel dostum gülenler için


yaşamın zevkini bölenler için


sevip, sevildiğin bilenler için


ana ayrı güzel, yar ayrı güzel


















Çekilmez olur



yüklemiş derdini kervanı göçer


bilinmez yolları ne yana düşer


meyhane, derthane içer de içer


üfleti ayyaştan seçilmez olur



solar al gül, hasbahçeler çöl olur


akar gözyaşları kanlı göl olur


kalbe ateş düşer hepsi kül olur


bağrını yakmıştan geçilmez olur



dertler dizi dizi, yol duman duman


mesken olur gayrı deryayı umman


kalır cihan içre garip, perişan


kahrı gurbet elin çekilmez olur

















Halım mı kaldı?



Döküldü saçlarım göründü kelim


sılaya varacak halım mı kaldı


kırıldı kollarım büküldü belim


el atıp tutacak dalım mı kaldı



düşmüşüm gurbetin zalim ağına


kar yağar ömrümün sefil dağına


dalsamda hayalin ak ırmağına


deryada yüzecek salım mı kaldı



ciğerinden kurşun yemiş ceylanım


bir yanım yaralı, vurgun bir yanım


karalar içinde geçti zamanım


üstüme giyecek alım mı kaldı



Can Nuri sargısız azgın yarayım


yıllar oldu can ilimden ayrıyım


peteksiz, oğulsuz kalmış arıyım


dostlara verecek balım mı kaldı

















Allemler dolusu kallemler yüklü



bir kervandı gelip geçti ömrümde


allemler dolusu kallemler yüklü


her yükten bir kahır kaldı gönlümde


ölümler dolusu elemler yüklü



umudum çırpınan yaralı serçe


ihanet kalbime vurulan pençe


olmadı bir anım kuşkusuz geçe


kaygılar dolusu korkular yüklü



yer kısım kısım insan farklıdır


bilinmez kim haksız, kim haklıdır


herkesin kalbinde bir sır saklıdır


anılar dolusu ağrılar yüklü



bu dünya öyle bir zalim dünyaki


dümeni tersine dönüyor sanki


yüreğimde bir fırtına, bir harpki


sancılar dolusu acılar yüklü



gam yüküyle geçti ömrüm dünyada


yıkıldı köprüler kaldım arada


şeyda bülbül gibi düştüm feryada


feryatlar dolusu fiğanlar yüklü













Kadere lafım yok, Feleğe sözüm yok



Alıp gittin ümitlerimi elimden


yıktın hüsran ettin hayallerimi


kaç eşiğe diz çöktüm,


kaç ihanet gördüm,


kaç ihanet gömdüm şu dağlı sineme.


kadere lafım yok, feleğe sözüm yok


ben bu ahları senden aldım


dünya... dünya...



bir bahardı esip geçtin üzerimden


mutluluğumu benden alıp götürdün


ahlar yükselirken yaralı yüreğimden


hicran yaşlarını kalbime gömdün


dünya... dünya...



ya benide al götür gittiğin yöne


ya saadetimi bana geri getir


delirdim bu dertle ben döne döne


söyle benden istediğin nedir


dünya... dünya...



bir mutsuz adamım sitem ederim


sanadır bu kahrım kusar giderim


boynu bükük ara yerde bıraktın


fiğanla, firgatle feryat ederim


dünya... dünya...












Dünyanın ilk şiircisi



Buz tutmuş bir zaman dilimindeyim


içimde kaç bin yıllık tortular taşıyorum


dünyanın ilk şiircisiyim belki, yalnız ve yaralı


yaşamın her gün bir yanardağını aşıyorum



Dudaklarım ölü çocukların kanıyla kızıl


karanlık çağların acısıyla kör gözlerim


insanın dininden geliyorum, vahşetinden, kininden


çiçeklerin hala nasıl güzel açtığına şaşıyorum

















Kutupta eriyen buzlara döndük



Kırıldı kolumuz tutmaz elimiz


küstük türkülere suskun dilimiz


koptu aramızda gönül telimiz


gayrı düzen tutmaz sazlara döndük



Ne yıllarda vefa ne giden geldi


yaş otuzu geçti ömür eksildi


mevsim ayaz oldu ümit kesildi


yeşili tükenmiş yazlara döndük



Direndik silinmez alın karamız


engellerle dolup taştı aramız


volkan volkan sızlar iken yaramız


kutupta eriyen buzlara döndük















Savurup duruyor çarkımı devran



Kaderin elinden değirmen oldum


çevirip duruyor çarkımı devran


feleğe kurbanın biri ben oldum


devirip duruyor çarkımı devran



Denizde deryada pür umman gibi


dağların başında sis duman gibi


rüzgarın önünde bir harman gibi


savurup duruyor çarkımı devran



Zalimi başıma bin mamur etmiş


adımı yerlere bir çamur etmiş


kötünün dilinde un hamur etmiş


yoğurup duruyor çarkımı devran



Yarin bahçesinde mahzun gül etmiş


dalında inleyen bir bülbül etmiş


bağrımı aşk ile yakmış kül etmiş


kavurup duruyor çarkımı devran

















Dikene dönüştü güller elimde

bir zincir misali hep sıra sıra
çevirdim yönümü geçen yıllara
ömrümce başıma hep vura vura
dikene dönüştü güller elimde

ömrümde ne bahar ne de yaz oldu
hep kışa tutuldum hep ayaz oldu
türküler efkarım, derdim saz oldu
kırıldı tuttuğum teller elimde

kötü kaderimdi belimi büken
nereye tutunsam her taraf diken
gönlümü gül aldı elimi diken
kurudu tuttuğum dallar elimde

Can Nuri'yim nar-ı aşk ile piştim
gahi Ferhat oldum dağları aştım
Mecnun oldum susuz çöllere düştüm
Borana dönüştü yeller elimde

















Üşürüm Anne

Hayat bir pınarmış çağlayamadım
Gülüp doya doya ağlayamadım
Yaram cerah cerah bağlayamadım
Sarmaz oldu kollar üşürüm anne

Kırıldı çanağım teller ses vermez
Boranlar olmazsa yeller ses vermez
Yaram derinlerde diller ses vermez
Sormaz oldu kullar üşürüm anne

Gurbet de çürüdü şu garip ömrüm
Ayrılık oduyla tutuştu gönlüm
Hep hasretlik çektim acılar gördüm
Varmaz oldu yollar üşürüm anne


















Tanrım Yokluğunu Vermesin Anne

Dara düşsem sığındığım kucaksın
Kış ayında ısındığım ocaksın
Eylül güneşinden daha sıcaksın
Tanrım yokluğunu vermesin anne

Gözlerin üstümde bir sıcak yorgan
Bir içten gülüşün bin derde derman
Sana canlar feda ömürler kurban
Tanrım yokluğunu vermesin anne

Ulu çınarların kaddim dalısın
Hasret bağlarının solmaz alısın
Gönül kovanımın soylu balısın
Tanrım yokluğunu vermesin anne

İstemem acıyla boynun bükülsün
İstemem gözünde yaşlar dökülsün
Sen benim dünyamda solmayan gülsün
Tanrım yokluğunu vermesin anne

Bir gün göç edersen nasıl yaşarım
Şu yüce dağları nasıl aşarım
kollarımı açıp kime koşarım
Tanrım yokluğunu vermesin anne

__________________
Nuri CAN

Konu NuriCAN tarafından (12-02-2010 Saat 00:34 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 02-03-2007, 20:16
NuriCAN NuriCAN isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Sep 2006
Nerden: Netherlands
Mesajlar: 348
Standart

Mehtabım Olsan

Karanlık gecede mehtabım olsan
Süzülsen o hayal sessizliğinle
Dilinde nağmeler elinde keman
Okşasan ruhumu güzel sesinle

Özge canım olsan gönül yoldaşım
Bir ömür dizinde dinlense başım
Akarsa uğruna aksın gözyaşım
Yakarsa ateşler yaksın elinle

Bir daha sönmesin içimde közün
Bir daha çalmasın kapımı hüzün
Çiçekler açtırsa gülünce yüzün
Dağılsa efkarım gül nefesinle

Kimse okşamasın al yanağını
Öpmesin başkası gül dudağını
Bana bağışlasan gönül bağını
Sevgiden bir yuva kursak seninle


Nuri CAN
__________________
Nuri CAN
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 02-03-2007, 20:18
NuriCAN NuriCAN isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Sep 2006
Nerden: Netherlands
Mesajlar: 348
Standart

Bir Sen Değişmedin Şu Yüreğimde

http://uk.youtube.com/watch?v=cbiAckNOHLA



Yıllar gelip geçti zaman değişti
Bir sen değişmedin şu yüreğimde
Dağlara kar düştü duman değişti
Bir sen değişmedin sevdiğim bende

Ovalar nehirler düzler değişti
Baharlar rüzgarlar güzler değişti
İnsanlar nesiller yüzler değişti
Bir sen değişmedin şu yüreğimde

Sen hala içimde incecik sancı
Biricik sevdiğim başımın tacı
Sevenler eskidi herkes yabancı
Bir sen eskimedin şu yüreğimde

Mevsimler takvimler yıllar eskidi
Resimler kavimler kullar eskidi
Gelenler gidenler yollar eskidi
Bir sen eskimedin sevdiğim bende

Şaşsada yollarım kesilsede hız
Gözlerin gönlümde sönmeyen yıldız
Hala yavuklumsun o nazenin kız
Bir sen değişmedin şu yüreğimde

Kurallar töreler bazlar değişti
Sevdalar sevgiler hazlar değişti
Kadınlar gelinler kızlar değişti
Bir sen değişmedin şu yeryüzünde

Eserken başımda kavak yelleri
Bağlanmıştı gönlüm öyle serseri
Sen hala sevecen nazlı cilveli
Hiç mi değişmedin sevdiğim bende

Bakışlar işmarlar gözler değişti
Şarkılar duygular sözler değişti
Saçlara ak düştü yüzler değişti
Bir sen değişmedin sevdiğim bende

Şehirler sokaklar evler değişti
Bahçeler tarlalar köyler değişti
Ağalar köleler beyler değişti
Bir sen değişmedin şu yeryüzünde

Can Nuri’yim yıllar ne çabuk geçti
Avurtlarım çöktü şeklim değişti
Doldu vadem ölüm çağım erışti
Bir sen değişmedin durursun öyle

Nuri CAN



__________________
Nuri CAN

Konu NuriCAN tarafından (02-02-2009 Saat 11:02 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 02-03-2007, 20:20
NuriCAN NuriCAN isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Sep 2006
Nerden: Netherlands
Mesajlar: 348
Standart

Yunus'um

Çağlardan çağlara bir köprü olan
Sessiz deryaların sırrı yunusum
Her gerçeği insan özünde bulan
Sonsuz sevdaların sırrı yunusum

Erenler katında hakka eriştin
Kırklar meclisinde badeler içtin
Çile dergahında kavruldun piştin
Olgun meyvaların sırrı yunusum

Dotluğun meyvesi bir bağ gibisin
Zamanın dehlinde bir çağ gibisin
Yücelerden yüce bir dağ gibisin
Seyri seyranların sırrı yunusum

Asırlar geçse de adın yaşıyor
Gönülden gönüle sevgin taşıyor
Sencileyin nazlı güller açıyor
Bülbül şeydaların sırrı yunusum

Yangınsın sönmeyen küller sendedir
Bülbülsün şakıyan diller sendedir
Özün hasbahçeden güller sendedir
Cennet alaların sırrı yunusum

Miskin yunus oldun dolaştın durdun
Düşmanın kalbinde dostluğu kurdun
Sevgi insan için haktır buyurdun
Aşkı merdanların sırrı yunusum

Sen bir ulu pirsin CAN Nuri kulun
Sırat köprüsünden incedir yolun
Dervişlik şanından biçilmiş donun
Merdi meydanların sırrı yunusum



Nuri CAN
__________________
Nuri CAN

Konu NuriCAN tarafından (01-05-2009 Saat 11:08 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 02-03-2007, 20:21
NuriCAN NuriCAN isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Sep 2006
Nerden: Netherlands
Mesajlar: 348
Standart

Yunus Gibi

Derviş olsam yunus gibi
Yönümü hakka çevirsem
Terkeylesem kibir kini
Benlik dağını devirsem

Şu gavur müslim demeden
Güzel çirkin hor görmeden
Nefret akan her çeşmeden
Sevgileri bendeylesem

Dostluk ile engin olsam
Düşkün ile yengin olsam
Hoşgörüyle zengin olsam
Dünya malını neylesem

Dosta giden yola selam
Sevgi olsun başa belam
Şiir şiir kelam kelam
Gönüllere bir taç örsem

Çoşup dursam sellerleyin
Engin esen yellerleyin
Sırma saçlı tellerleyin
Yanık yanık inildesem

Dilsizlere söz olayım
Gözsüzlere göz olayım
Eğrilere düz olayım
Gelip geçen eydür desem

Hal bilenle haldaş olup
Yol bilenle yoldaş olup
Kamillere sırdaş olup
Gönül ehli söz söylesem

derince okyanus olsam
katı yüreklere dolsam
mevlanaya yoldaş olsam
gelen geçene gel desem

Tutsam düşkün ellerini
Dersem küskün güllerini
Sevsem şirin dillerini
Dünya alem birdir desem

Kör kuyuya ışık olsam
İnsanlığa aşık olsam
Dünyayla barışık kalsam
Düşmanlık nedir bilmesem

Can Nuri’yim erenlere
Gönül gözü görenlere
Hakka meyil verenlere
Canımı bazar eylesem

Nuri Can

www.nurican.com
__________________
Nuri CAN

Konu NuriCAN tarafından (01-05-2009 Saat 11:09 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 02-03-2007, 20:24
NuriCAN NuriCAN isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Sep 2006
Nerden: Netherlands
Mesajlar: 348
Standart

Dokunki Yansın Yüreğin

Ey sevdiğim bir çiçeğe
Dokunki yansın yüreğin
Aşka yanmış bir yüreğe
Sokulki yansın yüreğin

Usul usul ince ince
Yapraklara kar duşünce
Aç kolların bütün gece
Sarılki yansın yüreğin

Mor dağları aşa aşa
Ay doğunca baştan başa
Yanakta bir damla yaşa
Dokunki yansın yüreğin

İster sümbül boyun eğsin
İster dallar yere değsin
Seviyorsan nerden bilsin
Sokulki yansın yüreğin

Sabah seher yellerince
Coşan bahar sellerince
Sazın sarı tellerince
Dokunki yansın yüreğin

Can düşerken al toprağa
Hayat gelir bin yaprağa
Aşka susuz bir dudağa
Dokunki yansın yüreğin

Aşk denilen bir ummana
Düşer isen yana yana
Nuri Can gibi bir cana
Sokulki yansın yüreğin

Nurı CAN
__________________
Nuri CAN

Konu NuriCAN tarafından (01-05-2009 Saat 11:10 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 07-04-2007, 00:34
NuriCAN NuriCAN isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Sep 2006
Nerden: Netherlands
Mesajlar: 348
Standart

Kördüğüm

Gözlerin ufkumda bir nur inanki
En umutsuz karanlık gecelerde
Seninle kördüğüm gibiyim sanki
Çözülmek bilmeyen bilmecelerde

Seni sevipte unutmak mümkün mü?
Kalbime vurulan mühür gibisin
Ben deli divane hayat küskünü
Sen daha taptaze ömür gibisin

Sen bir leyla isen bende mecnunum
Bir sana yangınım bir sana vurgunum
Sensiz yaşayamam anlıyor musun
Hava gibi su gibi sana mecburum

Sensin içli sevdam nazlı çiçeğim
Benim tatlı hülyam haklı gerçeğim
Bu can bu bedende var oldukça
Seni ölümüm gibi bekleyeceğim



Nuri CAN
www.nurican.com
__________________
Nuri CAN

Konu NuriCAN tarafından (01-05-2009 Saat 11:11 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 07-04-2007, 00:35
NuriCAN NuriCAN isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Sep 2006
Nerden: Netherlands
Mesajlar: 348
Standart

.

Damla Damla Yanağına Çiz Beni


Sen uykuysan, ben gördüğün düş olam
Sen yuvaysan, ben bir yavru kuş olam
Ağlar isen gözlerinde yaş olam
Damla damla yanağına çiz beni

Sen sevda ol, ben uğrunda can veren
Sen gülnişah, ben eteğe yüz süren
Sen avcı ol, ben yaralı bir ceren
Sıra sıra kurşunlara diz beni

Sen güneş ol, ben günyüzü görmeyen
Sen neşe ol, ben ömrünce gülmeyen
Sen tabip ol, ben derdinden inleyen
İlmek İlmek acılardan süz beni

Sen leyla ol, ben yağmursuz çöl olam
sen yangın ol, ben savrulan kül olam
sen bahçevan, ben bahçende gül olam
arı gibi daldan dala gez beni

ben bir etek, sen kocaman bir dağ ol
ben bir çalı, sen alımlı bir bağ ol
ben Can Nuri sen canımda bir can ol
isterisen toprak toprak ez beni

Nuri CAN
__________________
Nuri CAN

Konu NuriCAN tarafından (01-05-2009 Saat 11:11 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


şu Anki Saat: 00:49


Online Ziyaretçi: site statistics
Powered by vBulletin
Şiir Akademisi Forum