Şiir Akademisi - Ana Sayfa

Geri git   Şiir Akademisi Forum > SAYFAM / Bir Emekle... > Deneme Sayfam

Cevapla
 
Seçenekler Stil
  #1  
Alt 26-04-2009, 18:09
Neşe Karakoyun Neşe Karakoyun isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Jan 2009
Mesajlar: 262
Neşe Karakoyun - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart Neşe Karakoyun...Akış içinden salınımlar...

Bir yaprak gibi sal***305;nmak, evrende olman***305;n hakk***305;n***305; vermenin hazz***305;n***305;n d***252;***351;sel bir bahar el***231;isi olmak gibi bu ak***351;am ***252;st***252;***8230;


Var olman***305;n ***231;ok ince bir dalga boyunda akmakla e***351; olman***305;n dayan***305;lmaz hafifli***287;iyle ***246;z***252;m***252;n nefes al***305;***351;veri***351;lerinin bildik ama ***231;ok sevilen melodisi***8230;


Ayaklar***305;m***305;n topra***287;a dokunu***351;u, yan***305;***351;***305; ve bedenime ***8220;can***8221; olman***305;n enerjisini sunu***351;u***8230;
Anlat***305;lacak ***246;yk***252;ler var renklerime dair, bu ak***351;am ***252;st***252; en ***231;ok ye***351;ilim, en ***231;ok mavi***8230;
En ***231;ok beyaz***305;m asl***305;nda hep ebruli***8230;


***350;imdi izliyorsun beni, d***252;***351;***252;n***252;yoruz, s***246;yl***252;yoruz, alg***305;l***305;yoruz, var ediyoruz biliyorum***8230;
Kirpi***287;imdeki tozu al***305;yorsun, siliyorum kirpi***287;indeki tozu***8230;


Bakt***305;***287;***305;m, y***246;neldi***287;im sen, bana d***246;n***252;yorsun biliyorum***8230;
Hi***231; gitmedik ki***8230;


Aynalar sunduk birbirimize***8230;Sa***231;lar***305;n***305; izledin sa***231;***305;mda, aya***287;***305;mdaki s***305;cakl***305;k y***252;re***287;ini ***305;s***305;t***305;yor biliyorum***8230;
Sevgili bir evrende sevgililikle ya***351;anm***305;***351; bir d***246;ng***252; hayat***8230;


Sevi***351;tik***231;e parl***305;yor tuttu***287;umuz aynalar***8230;


Daha ***231;ok var oluyoruz***8230;


Bana verdi***287;in nefesin ***305;***351;***305;***287;***305;, g***246;zlerine fer biliyorum***8230;


Biz hep birlikteydik, araya sava***351;lar girdi, araya h***305;rslar, araya tebess***252;ms***252;z bak***305;***351;lar***8230;


Ama ben buradayken gidemezsin, gidemedik***231;e ben buradan ayr***305;lamam***8230;


Tam buradan i***351;te, aynam***305;n krall***305;***287;***305;ndan***8230;


Sevgilim, senin aynandaki beni nas***305;l seviyorum bir bilsen***8230;


***199;ok uzakta ar***305;yor insanlar seni, g***246;kte bir koltukta oturdu***287;unu san***305;yorlar***8230;
K***305;r***305;lma onlara, bir g***252;n bulacaklar***8230;


Bir g***252;n mutlaka***8230;


Ne***351;e Karakoyun
__________________
Neş'e...
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 09-05-2009, 01:49
Neşe Karakoyun Neşe Karakoyun isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Jan 2009
Mesajlar: 262
Neşe Karakoyun - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart

Bu şehirde akşamüstü şimdi…


Gülen gözler geçiyor yoldan, rüzgarla savrulan saçlar, sevgiyle tutuşmuş eller…
Hissedemesem de sıcak bir güneş var, biliyorum, oynuyor çocuklar sere serpe yerlerde.


Baktıkça camımdan ne görüyorum?..
Nereye bakıyorum, aslında neyi istiyorum…


Kelimelerin de düğümlendiği çaresiz anlar var ikindi vakti, dualarımın yaş olup aktığı ama benim anlatacak kelimeleri bulamadığım saatler.yine bakacaklar biliyorum, yine boş boş sözlerle gelecekler, anlamsızca oturup gidecekler yada acıyacaklar içten içe ne bunun derdi böyle diyecekler hemen de unutacaklar…hem hatırlanmak neye yarar ki tekrarlayan anlamsızlık sahnelerinde…

Sıkılıyorum, bunalıyorum, taşamıyorum taşsam öleceğim biliyorum…durmak bilmeyecek arkası kesilmeyecek dayanamayacağım, daha çok erken istemiyorum böyle erimek…

Sorular sordukça çözülmüyor işte, cevapları buldukça bitmiyor. Dinmiyor bu sızı kaynağı durmuyor.bir şey bekliyorsunuz hepiniz biliyorum ama o şeyi ben de bilmiyorum. Bir gece normal uyuyabilseydim, bir gece ağlamadan dalsaydım uykuma güzel rüyalar da görür müydüm, bilmiyorum…bulur muydum o şeyi, bilmiyorum…

Büyüdüm mü ben şimdi küçüldüm mü yoksa daha da…
Hiç ısınmayan ellerim kaç avuca sığabilir şimdi….Bunu da bilmiyorum…
Saçma sapan dehlizlerde saçma sapan eylemlere taşımakta gelgit hüzünlerim, biliyorum bu oyunu, çektiklerimi yine de dönemiyorum…acı çekmenin ısrarlı bir cazibesi mi var , ya da bağlılığın acı çektiren bir ivmesi…şimdi ben neyi yaşıyorum cazibenin büyüsünü mü acının hükmünü mü ?..

Bir sınır var mı bu yaşadıklarıma…biteceği bir anı düşleyerek uyuyabilir miyim bir gece…
Artık yorulmadığım, kaçmadığım,sığınmadığım, avunmaya çalışmadığım gecelerin de bir geleceği var mı beklenecek…çok konuşan ama aslında tek kelime içimi görmeyen insanlardan kaçabileceğim, özgür kalacağım, ağlasam da acıyı duyumsamayacağım, isyanın olmadığı bir ülke var mı evrenimde ruhuma…

Niye böyle hüzünlü salınıyor ruhum…bedenim neden böyle kırılgan…ben neden hep böyle biraz eksiğim…neden hep böyle arafta… renklerimin net olacağı bir kuşağım olacak mı benim, yedi değil bir de olsa ben olabileceğim bir renk…

Nerede kırıldı hayatım böyle…hangi zamanın hangi izi bu sızılar…bir türlü tam olamayışımın nedeni hangi günde Allah ım hangi kimlikte hangi gözde hangi çizgide… yoruldukça omuzlarım çöküyor görmüyor musun, daraldıkça içimde boğuluyorum, nefeslerim yetmedikçe çırpınıyorum kıyıma görüyorsun… oysa ne hevesliydim ben her şeye…nasıl da yorulmazdım, nasıl da neşeli…ne zaman yapıştı bu keder dizlerime, hangi gün soyundum keyfimin derisini…nerde bıraktım da dönemiyorum giyinmeye yeniden sevinçlerimi…

Yetmedi mi artık kuruduğum, denizlerimi tüketiyorum yanaklarım tuzlarımdan yangın yeri, artık kalmadı mecalim görmüyor musun?..

Konuş deme bana anlatıyorum ama konuşamıyorum aynı dili onlarla, bakıyorlar ama göremiyorlar uzağımdalar yarama… kim adımı söylese o sanıyor beni, yok gören içimi yangınımda…şimdi kaçıp gideceğim yerler düşlüyorum, onları bile kuramıyorum kafamda…nerde bıraktım düşlerimi ben, kaçamıyorum uzağıma…

Dört duvarın şahitliğidir kısa tarihi ömrümün…
Ben ölümümü seçebilecek kadar cesaretli olabileceğim günümü beklerken yine yanaklarım yangın yeri, bir güne daha aynı hüzünle elveda diyorum, ikindi güneşi el sallamasa da el sallayarak ardından…
Belki bir gün hiçbir şey anlatamayan dilim çok şey anlatacak…
Belki kuramadığım cümleleri kuracağım…
Belki çizemediklerimi çizeceğim yaşama…
O gün uzağınız da sanacaksınız beni, dönüp de bakmayı akıl etmeyeceksiniz ruhuma…
Bulduğum şeyin aradığım şey olduğunu yazdığımda sırrıma, beni anlayacaksınız…
Gözleriniz yaşlı başımda…

Bu ikindi vakti anlam
Gökte biz iz olabilecek kadar sezmektir
Ve örmektir akan zamanı
Ölümümün urganı için boynuma…


neşe
__________________
Neş'e...
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 16-05-2009, 15:07
Neşe Karakoyun Neşe Karakoyun isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Jan 2009
Mesajlar: 262
Neşe Karakoyun - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart Hey Sen !..

Hey sen…Sana diyorum…Aynadaki....Dönsene bana !..

Dönemezsin biliyorum, dönersek ikimiz de döneriz, sırtlarımız eş olur karanlığa.

Ama bugün ışıldama zamanı güneşle bir… Parıl parıl parıldayıp, gözleri kamaştırma vakti…

Öyle ısıtmalıyız ki yürekleri hiçbir kış üşütmesin bu güzellikleri…

Bir bebeğimiz de olmalı, sonra bir dedemiz bir de çiçeklerimiz baharda…

Renkli çakıl taşları sonra, buz gibi suyun ferahlığı…

-Kuşlarla bir uçmalıyız özgürlük kanatlarımızda…-

Telaşsız olmalı yürümek, koşmak vebalsiz, haykırmak bedelsiz her şeyi…

Hakkını vermek yaşamak olmalı her anı, nefesleri tüketmeden boşlukta, her şeyin varlığına şükran duymalı !..

Sevgi olmalı bir de tüy kadar hafif…
Sorumluluklara boğmadan, acılara bulamadan gülüşleri, sevginin varlığını yaşayıp planlar yapmamak…

Öpüşlerde tatmalı özün tadını, bedenlerde ateşi paylaşmalı, yanarken alev alev tekrar tekrar doğmalı…

Zincirsiz salınmış ruhlarla şiirler yazmalı, mutluluğa dair öykülerle doldurmalı güzelim gök mavisini…

Keyfin tanımını keyiflenerek yapmalı bu güzel akşam üstü…

Aramadıklarımızı aramalı, borçlandırmadan sunmalı sevgimizi etrafımıza…

Bir çocuğun eline en sevdiği dondurmayı tutuşturmalı, akşama komşuyaa seslenmeli bir fincan kahve için, geceye sevgiliye iki dize seslendirmeli kendi sesinden aşk dolu…

Şimdi şarkı söylemeli tüm bunların Neş’esiyle …
Tüm ritimler sevince atmalı,
Tüm kelimeler keyifle koşmalı cümledeki yerlerine…
Bu akşam üstü bahçemde,
Yaşam baştan ayağa huzur olmalı…


Neş’eeee
__________________
Neş'e...
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 11-07-2009, 22:06
Neşe Karakoyun Neşe Karakoyun isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Jan 2009
Mesajlar: 262
Neşe Karakoyun - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart Bir Adam Ve Düşünceler

Bir taşa sırrını verir gibiydi adam. Yazılacak onca şey var ama yazacak kalem dermansız, bitmişti belki de umudun sabrı,taştı gitti sabaha pencereden. Camını açtı önce, derin bir nefes aldı bir daha vermemek istercesine, hırsla, tutkuyla, aşkla… Oysa sevmezdi hayatı, bu iyimserlik eğretiydi üstünde, biliyordu, görüyordu her gece aynada. Çok uzaktı bilmecelerin tarihi, arasa da bulamazdı, mezarlıkları bile kayıptı cevapların. Yazarak kurtulurum sandı hep, sırrını taşa anlatır gibi yazarım sandı, arınırım, kaçarım…

Kaçar mı insan, kaçabilir mi, ne kadar kaçabilir ve nereye… Bir örümcek değil midir bellek ruhunda, taşınmaz mı tüm mülkiyetin kendisiyle deniz derya ?.. Geride bıraktıkça daha çok “o” olmaz mı insan, daha çok benzemez mi kaçtıklarına ?.. Hem bavula da sığmaz kaçak umutlar, daha bir kararırlar vagonda. Gün batımına yetişemez nefesi insanın, kıran kırana bu kaçış biraz da ölmektir aslında.

Kalktı adam masasından, dolandı şöyle biraz olmadı. Yok olmuyordu böyle, geçmiyordu göğsündeki sancı, bir yudum su aldı. İnadına saçılmış dallarına baktı kavakların, imrendi özgürlüğe, belki de di ama belki işte…

Özgür müdür insan?.. Ne kadar özgür ya da özgürlük kime göre ne kadardır zaten hayatta?.. Kendi prangalarını üretmez mi insan, zaman hapsetmez mi düşlerini, saatlere sığdırmaz mı anları, kendi sonunu yazmaz mı körü körüne… Özgürlüğünü yok edenken, gerçeğe bu kadar asiyken ve bunca düşmanken kuşlara, mutlu mudur insan?.. Olunabilir mi mutlu kanatları olmadan?..

Dışarı çıktı adam, bir odunun üstüne yarım yamalak oturdu. Rahat etmedi böyle kalktı yere diz çöktü.Ne kağıdı vardı şimdi ne kalemi. Aslında çoktu cümleler, geziniyorlardı salına salına etrafta. Akşam oluyordu, ay geliyordu yavaş yavaş tahtına. Nereye kadar dedi adam, nereye kadar hüzün bu hayatta?..

Hüzün en çok yakışan mıdır bize,şairin de yazdığı gibi… En çok hüzünler mi besler şiiri, aşklar hüzünle mi mayalanır sevdalara?.. En çok gözlerde midir hüzün yoksa dizelerde mi ya da kaçtığımız her hüzün bir acı mıdır limanda?.. Ağlamak ve ağlamamak arasında mıdır sevinç, hüzünsüz bir sevinç iğreti midir hep kitaplarda?..

Geri döndü adam, girdi köhne yatağına. Dizlerini çekti önce karnına, soğuk yatağını ısıttı nefesiyle sonra. Başına çekti yorganını saklanırcasına geceden, kaçtığı karanlıkta kararttı sözcüklerini, kapadı gözlerini, rüyaya daldı tanda.

Bir rüya mıdır yaşam, uyur ve uyanır mı insan iki ömür arasında?..



Neşe Karakoyun
__________________
Neş'e...
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 11-07-2009, 23:02
muslumdanaoglu muslumdanaoglu isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Oct 2007
Nerden: Gaziantep
Mesajlar: 110
Standart

__________________
Pencereme Vurur Ayrılıklar
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 24-11-2009, 14:59
Neşe Karakoyun Neşe Karakoyun isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Jan 2009
Mesajlar: 262
Neşe Karakoyun - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart Tersine Düşüşler...

Hadi pineklesin ruhun, uyu… Kör gözle gördüğün rüyaların, valizine toplanmış karaltıları…

Düşüyorsun her gece, her gece savuruyorsun astarını dallardan, kozacasına ördüğün maskelerin çocukları korkutuyor, yapma… Düşüyorsun durmadan, valizin ağır, ruhun ağır, ağırsın hayata… Sen sende sen olan, orda olmayanı arayan, bulamayınca öfkesinde boğulan, savuruyorsun ellerinden, yapma.


Arsız bir savaşçı olmamalı bu yolun yolcusu, akıttığın kan kırmızı değil, civa dolu kederlerinin gölgesinde saklandığını görmüş bir cenin, artık kaçma, tırnak uçlarının gizini bekliyor bir bebek, büyüyor, düşüyorsun… Yapma.


Yine sarsılmış bir göç kasası gönlün… Oraya buraya çarpmış, çizilmiş duygularının, ikinci el gerçekliği ömür… Bu değilim mi yazıyorsun camına, cam yok, sadece görüyorsun… Düşüyorsun…Yapma.

Dev merdivenler dayamışsın da yine de varamamışsın rengine… Ey renksizliğin tuvali der haykırırsın… Duyar mı acaba?.. Ses sandığın bir dua… Dua sandığın rüya, rüya sandığın… Bittiğin yer tohumu varlığının, düşüyorsun, yapma.

Bitmedi deyip ağlıyorsun, görüyorlar seni avlularda, dönüp dolaşıp duruyorsun koynunda delice bir suskunluk… Yazmalıyım dedikçe ellerin çözülmüyor bir türlü, huşuyla dönerken yürekler, çıkamıyorsun yüce aşkın meydanına… Düşüyorsun…Yapma.

Öyle bir dize yaz ki...

Olabildiğin tek şey anlamın,

Anlamının tek ispatı ummanın,

Umanının tek ışığı aydınlığın olsun.



Düşmekten korkmayanın övgüsünü yaz …

Parıldayandan utanma, mahmur olma sensin bu övünç!..



Cevabı verensin;

aynıdır çıkmak ve düşmek

birdir gerçek yalnızca.

Neşe
__________________
Neş'e...
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 08-01-2010, 00:35
Neşe Karakoyun Neşe Karakoyun isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Jan 2009
Mesajlar: 262
Neşe Karakoyun - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart Aforizmalar...

“Geçmiş zaman olur ki insan, sakladıklarını büyük bir dehşetle hayatına saçıvereceğini bilmeden, karartmaya sarınır delilerini. Deliller biriktirilenlerdir geceyle. Sabahında tanınmaz olur izler. Gölgeler öyle yabancıdır ki korkmaya bile gerek duymaz bellek yansıttığından.”

“Yaşanılan, yazılan, ezbere alınan, derinlerde tutulan, rüzgara bırakılan… Daha niceleri ömrün kara kutusunda. Nerede neyin bulunulacağını, hiç de düşünmeden yaşanır aslında ümitsizlikler. Sonraya gizlenecekler doğrulur sancıyla. Yalanlar bir tarihin suskun kalmış bülbülleridir. Konuşabilselerdi çok aşk ölürdü seherde. Bildiler. Hiç çıkmadılar sığınaklarından. “

“Bazen eskimiş mektupların verdiği arkadaşça teselli için, uzak şehirlere gider ayaklar. Adımlar atılır, geri sayar ömür bir yandan. Tuhaf bir çelişkidir hayat. İleriye koşmakken tüm çaba, zaman hep geriye akar. “


“İhtiyar bir gözle bakmak çok da değiştirmez aslında karaltıları. Göz bazen görmek istemez, kaçar aydınlıklardan. Bazen de görmek için varır uçurumlara. Eğildiğinde serilmiş hüzünler bulur ayak altı. Sofralarımız, çocuklarımız, kuşlarımız.
Bizler böyleyiz kışları…”



“Kalabalıklar; kimi yolunda, kimi yurdunda, kimi usunda. Yalnızlık, üşümenin sol baştan sayınca bana gelen kısmı. Oysa en çok masal yazmak istedim. Köhne binaların bodrum katlarında hem kediler dinleyecekti, hem yaşlılar. Şimdi anlıyorum; özlemek belki de hiç binmeyeceğimi bilmek uçan halıya.”



Neşe
__________________
Neş'e...
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 25-03-2010, 17:16
Neşe Karakoyun Neşe Karakoyun isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Jan 2009
Mesajlar: 262
Neşe Karakoyun - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart Bütün İnsanlık Yürüdük...

Yürüdük…

Bir fosfor bombasıyla Gazze’de onlarca ayak yok oldu.




Yürüdük…

Bir imzayla evlerinden yurtlarından atıldı yüzlerce kadın, çocuk.




Yürüdük…

Sürekli açlık çeken insan sayısı 1 milyarı geçti dünya üzerinde.




Yürüdük…

En az 81 ülkede ifade özgülüğü yasalarla kısıtlandı.




Yürüdük…

Dünyanın yüzde ellisinde insanlar işkence ve kötü muameleye maruz bırakıldı.




Yürüdük…

Antarktika'da 2007, 2008 ve 2009 yıllarının yaz mevsiminde erime hızının, simülasyonlarda hesaplanan ve BM'nin son olarak 2007 yılında hazırladığı Dünya İklim Raporunda belirtilen ortalama hızdan yaklaşık yüzde 40 daha fazla olduğu açıklandı.




Yürüdük…

Şu atmış saniye içinde dünya üzerinde 500 çocuk tacize ya da cinsel şiddete uğratıldı.





Yürüdük…

Dünya üzerinde uyuşturucu madde kullanımı 200 milyonu aştı.




Yürüdük…

Geçtiğimiz yıl dünya üzerinde 13 milyon hektarlık orman yok edildi.




Yürüdük…
Dünyada toplam 439 nükleer reaktör kuruldu.




Yürüdük…

Dünyada 2025 yılında 1 milyar insanın ileri derecede su kıtlığı yaşamaya başlayacağı raporlaştırıldı.




Yürüdük…

Dünya üzerinde ruhsal rahatsızlığı/hastalığı olan insan sayısının yaklaşık 500 milyon kişiyi bulduğu tespit edildi.




Yürüdük…

Yürüdük…

Yürüdük…

Bütün bu tablo aynı sevimsizliğiyle, soğuk bir duvar gibi göğsümüze çarptı durdu.


Bir gün geldiğimiz yere dönmek istediğimizde,soğumuş küller göreceğiz belki…

Gri, paslanmış, kurumuş bir yaşam yığını…

Yürüyelim evet…

Ama görerek,

Ama düşünerek,

Ama sorgulayarak tüm bunları.

Yürüyüşümüz sevgiye, yürüyüşümüz doğaya, yürüyüşümüz yaşamın tam da yüreğine olsun.

Düşüncelerimize rövaşata attırmanın zamanı geldi de geçiyor bile...

Değişerek, dönüşerek, yükselerek yürümek, yeniden yeşermek için; sende elinini taşın altına koy.



Neşe Karakoyun
(Sayısal veriler uluslararası kurulaşların araştırmalarından edinilmiştir)
__________________
Neş'e...
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 15-10-2010, 01:22
Refika Doğan Refika Doğan isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Jan 2008
Nerden: Antalya
Mesajlar: 83
Refika Doğan - İCQ üzeri Mesaj gönder
Standart

Hayata, insana dokunan gerçekliğiyle muhteşem paylaşımlar...
Yaratıcı, güçlü, derinlikli kaleme saygıyla, dostça...
__________________
insan, düşünen beyni, sağaltan yüreğiyle tutunur yaşam dalına!Yüreğim..yaralı su..
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 13-04-2012, 09:57
Neşe Karakoyun Neşe Karakoyun isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Jan 2009
Mesajlar: 262
Neşe Karakoyun - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart Ten ve Taş (demişti...)

Uyandığımda aklımda hiçbir şey yoktu. Rüyalarımın belli belirsiz kokusu, yormuşluğu, biraz da öylesinelik… Okula gelirken kaldırım taşlarında çıkan sesini dinledim ayakkabılarımın. Ritmiktiler, dünyanın dönüş ivmesine yakındılar kendilerince… Toprağa serilmiş uzanan taşları gördüm sonra…
Aklıma düştü, Ten ve taş:

“Bir beden farklı tür insanlardan oluşur;
benzer insanlar bir şehir meydana getirmezler.” (Richard Sennet)

Erimiş bir taşa ne çok benziyordu derim… Ten rengi dedikleri, taş rengi dediklerine ne çok benziyordu… O en içimden birden fırlayıveren en soğuk ve en anacıl yanımı düşündüm ve cevabımı aldım: Sertleşmiş bir taş, erimiş bir kayaç ruh halimin tasvirine yetip de artıyordu…

Evet: olamıyorduk bir bedende baştan ayağa kendimiz ve çok bedende hiçbirimiz…

Olunamayan kimlikleriyle şehirler, çöl ruhlu iklimlerin az nemlenmiş yüreklerine hala dost değil...







Neşe Karakoyun (bu sabah...)
__________________
Neş'e...
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


şu Anki Saat: 00:21


Online Ziyaretçi: site statistics
Powered by vBulletin
Şiir Akademisi Forum