Şiir Akademisi - Ana Sayfa

Geri git   Şiir Akademisi Forum > ŞİİR > Hergüne Bir Şiir

Cevapla
 
Seçenekler Stil
  #811  
Alt 23-02-2007, 13:05
a.yılmaz a.yılmaz isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Feb 2007
Nerden: Turkey
Mesajlar: 2
a.yılmaz - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart



seni sevdiğim için bütün güller kırmızı





diyorsun ki bana


akşamı sen mi astın göğe


bir yönsüz kurşun gibi


astım bunu koynyma


seni sevdiğim için bütün güller kırmızı








sabırsız sular akar boşluğa


kurt sesleri düşer şelaleden


ovaların üstüne, say ki göğsümdür


çarpar hırsla rüzgarını bahar üstüne








telaşlıyımdır bir kentte uyanmanın acemisi


kanatlarımda barut sızısı


yağan yağmur, yanan ateşlere şirk


eşitsizlik ilişkilerinin boğduğu denizlerde


yüzmeyi öğrendim ben


hem öyle dalgaları yaracak asam da yoktu


yalnızca ıssız bir şarkı,


ve suretin...


seni sevdiğim için bütün ağaçlar mavi


bütün denizler kırmızı


ve bütün güller firuze !





YILMAZ ARSLAN
__________________
yılmaz arslan
Alıntı ile Cevapla
  #812  
Alt 23-02-2007, 22:57
Güzin Dündar Güzin Dündar isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Jan 2006
Nerden: Turkey
Mesajlar: 595
Standart

Teşekkürler güzel seçimleriniz için.
__________________
Söylesem tesiri yok sussam gönül razı değil


Fuzuli
Alıntı ile Cevapla
  #813  
Alt 26-02-2007, 11:06
emre gümüşdoğan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
emre gümüşdoğan emre gümüşdoğan isimli üye şimdilik offline konumundadır
Administrator
 
üyelik tarihi: Aug 2005
Nerden: Turkey
Mesajlar: 11.855
emre gümüşdoğan - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart

KAYIP ALFABE
<?:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-comfficeffice" />
IV DESTE: <I style="mso-bidi-font-style: normal">yelkeni yırtık[/I]

<B style="mso-bidi-font-weight: normal"><I style="mso-bidi-font-style: normal">1.başak [/I][/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal"><I style="mso-bidi-font-style: normal">[/I][/B]
ağrılı ağıtlar gibi geçer
günler / yelkeni yırtılmış gemi
balinaların anayurdunda

kan çıkarsa gövdeden sevgili
sular kararır gündüzler kararır
ağrılı geceler uzanır önünde

kapanır alnını yasladığın pencere
salyangozlar dolaşır
salkımsöğütlerinde

sular kararır gökyüzü kararır
ağrılı ağıtlar gibi geçer gece

<B style="mso-bidi-font-weight: normal"><I style="mso-bidi-font-style: normal">2.başak [/I][/B]

cinnetler ocağında bir defter
sefer şiirinde sıraya girince
askılı bir intihara ayak direnir
ölümsüzlük dökülür mürekkepten
kendine kenetlenir kırık kalem
badem rengi masaya uzanarak
uzak bir buluşmaya aldanır
bir günah daha işler o çocuk

bir günah daha işler

MEHMET HAMEŞ
Yaratım, Eylül-Ekim 2004
__________________
ellerin kına türküsü
dokunsam
iliklenir parmakların parmaklarıma
*emre gümüşdoğan
Alıntı ile Cevapla
  #814  
Alt 27-02-2007, 22:23
emre gümüşdoğan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
emre gümüşdoğan emre gümüşdoğan isimli üye şimdilik offline konumundadır
Administrator
 
üyelik tarihi: Aug 2005
Nerden: Turkey
Mesajlar: 11.855
emre gümüşdoğan - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart




KÂBUS


usulca giriyorum, açık unutulmuş kapıdan
kalın bir sessizliğe uzanmış kauçuğun gölgesi
mutfak masasında
parmak izleri silinmiş iki boş fincan
ve tezgâhta çay lekeleri



eşikte, düşürülmüş hediyem, telaşın izi
güneşin topuzuna taktığım toka
üst üste iki terlik, holde
mavi mantonun boşluğu



paydos zili çalıyor evin
ve odalarda geziniyor ağır kanatları
zamansız leyleklerin


Nuri DEMİRCİ
AKATALPA / Şubat 2001
__________________
ellerin kına türküsü
dokunsam
iliklenir parmakların parmaklarıma
*emre gümüşdoğan
Alıntı ile Cevapla
  #815  
Alt 01-03-2007, 01:01
san_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
san_ san_ isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Dec 2006
Mesajlar: 2.130
Standart



<TABLE>
<T>
<TR>
<TD =row3>
<CENTER>Kendine Benim İçin Bir Gül Ver </CENTER>
</TD></TR>
<TR>
<TD =row2>sensizlikle flört etmeyi sen değil
sensizlik bilir
sesi ses/sensizliği sensizlik bilir

korkma, sana aşkı öğretmeyen kendinin
ellerinden tut!
çok ağrımış kendinin, siyah
ve ayaz kendinin
hep avuttuğum düşler için bana bir gül ver...

*

bak, palandöken dağlarında karlar erimiş
teknelerde kol kola bahar sulara inmiş
dağlar için, sular için bana bir gül ver
bir gül ver söküldüğüm günler için

- ve önce kendinin ellerinden tut! -

*

kendimin ellerinden tutunca
içimden nehirler gibi akmak geliyor
yollara çıkmak, yolculuklara bakmak geliyor
geberesiye içip salaş meyhanelerde
buralardan böyle ceketsiz kaçmak geliyor

tutunca kendimin ellerinden
pusulasız gemilerde yatmak
yaşlı ve şefkatli bir azizenin koynunda
sabaha dek kıpırtısız susmak geliyor

sevgilim, iyi insan, tutunca ellerimden
ömrümün içinden akmak geliyor...

*
sessizlik sensizliği ezbere bilir
sensizlik her şeyi bilir...
</TD></TR>
<TR>
<TD =row1>
<CENTER>Yılmaz Odabaşı</CENTER>
</TD></TR></T></TABLE>
__________________
ayaklar çırpınırken, dansediyor eller...
Alıntı ile Cevapla
  #816  
Alt 02-03-2007, 18:52
emre gümüşdoğan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
emre gümüşdoğan emre gümüşdoğan isimli üye şimdilik offline konumundadır
Administrator
 
üyelik tarihi: Aug 2005
Nerden: Turkey
Mesajlar: 11.855
emre gümüşdoğan - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart



KARAKAMU



Kardeşine kaç el ateş ettin diye soracaklar sana
ve kınayacaklar demek düştüğü yerde bıraktın onu
gömseydin keşke hazır alacakaranlıkken
elin ayağın tutuyorken hani derin olmasa da
bir mezar kazsaydın ya da atsaydın bir uçurumdan
gelip ağıdını yakardık seninle o zaman acını paylaşırdık
yüz yırıardık tuz ekmek hakkı için yarana tuz basardık


Göz göze geldiniz ve hiçbir şey söylemedi sana öyle mi
keşke bunu anlatmasaydın bize toprağın dağın
gökyüzünün tanıklığından haberdar olmasaydık hiç
saçtığımız tohumun bizi gözetlemek için çatladığını bilmeseydik
ağırlaşan uykular getirdin kazınacak rahimler
öyle geniş tuttun ki bir bakışla suçun atlasını
hiçbir ceza saramaz artık dünyanın yarasını


Herşeykontrolaltındacılar bak neler de biliyorlar
ama yine de hatırlat bişeyyokçulara olurböyleşeycilere
herşeyinbirkolayıvarcılara başı olan korksun başından
işte kardeşimin kanı işte benim kanım işte kim elini yıkarsa
saçtığı tohumda kilitlediği kapıda yürüdüğü yolda izi kalacak
seyircidir çünkü halk merhameti vurgun yemiştir
kimi zaman akıttığı kanda kimi zaman suskun bir bakışta


B ö y l e b ö y l e i n e r b a ş ı n ı z a b a l t a



Mehmet Can DOĞAN
(Defter 40, yaz 2000)
__________________
ellerin kına türküsü
dokunsam
iliklenir parmakların parmaklarıma
*emre gümüşdoğan
Alıntı ile Cevapla
  #817  
Alt 04-03-2007, 21:47
emre gümüşdoğan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
emre gümüşdoğan emre gümüşdoğan isimli üye şimdilik offline konumundadır
Administrator
 
üyelik tarihi: Aug 2005
Nerden: Turkey
Mesajlar: 11.855
emre gümüşdoğan - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart



"MAHALLENİN GÜLÜ" SOLAR
ZAMAN BİZE YAKLAŞIRKEN


bıraksın beni taksın mor çiçekler eyvallah
taksilere binsin kara camlar içinden baksın o yosma


rujlu kahkahalarla patinajlarla ordan geçerken
rüküş kenar bakkalları bisküvi koksun eyvallah


toz kapsın çocukluğu m ve görgüsüz, saksılı, yeşil sakallı
evler heyecanlansın ve duygulu sokağım


evlerin camlarından, karısından zılgıt yemiş
bir ayyaş gibi baksın... yalpalasın. sokağım yalpalasın


uzaklaşırken yeniyetmeliğimizden
trombon sesli eskicinin


teraazi las-tik jim-nass-tik! diye ebe seçerken
mahallenin mahcubiyetinden

aksın yüreğimizden çekirdek çitleyen kız kokuları
kalbimizden buharlaşan bir zamanda

trombon sesli eskicinin kavisli sesi
bir yavrukurt bandosuna karışırken


uçakların egzoz izi dağılırken
henüz saçlarımız uçuşurken


mezun olmamışken aşktan, taze aşk acısından
bıraksın beni taksın mor çiçekler eyvallah


Cem UZUNGÜNEŞ
(Defter 43, Bahar 2001)
__________________
ellerin kına türküsü
dokunsam
iliklenir parmakların parmaklarıma
*emre gümüşdoğan
Alıntı ile Cevapla
  #818  
Alt 05-03-2007, 15:55
Sevda Güngör Sevda Güngör isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Nov 2005
Nerden: Turkey
Mesajlar: 109
Standart

<TABLE style="BORDER-COLLAPSE: collapse" borderColor=#111111 cellSpacing=0 cellPadding=0 width="100%"><T>
<T>
<TR>
<TD align=left width="100%">



Ah Tamara
mızgin ve frok için
ah! Tamara

(bitmemiş bir şiirin ipuçları)

yaşam ve ölüm
iki hasım şimdi
iki şüpheli şahıs
her an birisindir
her an ikisi


ı
Samanyolu uzanmış sere serpe
hasat bitmiş
erzak, kuruyarı istif
geriye bir şairin hüznü kalmış biçilmedik
boy vermiş, Başak uçları göbekte!
incecik bileklerime batıyor ah, Tamara!
büyüdükçe mi yitiriyoruz saflığımızı?

Samanyolu çırılçıplak, gece yıldızlı
dut yaprakları hışırdıyor, orda mısın?


ıı
meyva dalları ağır, yorgun
er sabah doğuracaklar yarın
şimdi geceye karışıyorlar simsiyah yapraklarıyla
kapımın yüzyıllık mavisi
bir sağımlık çiyi çiçeklerimin
-en çok şafakta tazedirler
hep tükenmez bir umudun habersiz sebepleridir

ağzımda dağılan Toran üzümü
sapsarı tınazlarla sağılmayı bekleyen harman
saçları tutuşan dağlar
havaya akan kuru buhar!
hep bu umudun dirilişidir Tamara!
bundan tenim bu kadar esmer
ve savrulup gidişim
adı geri verilen diyarlara..


ııı
tandırdan ahker eksilmez olmuş
yapışmış hamuru yakıyor, bu koku oradan
Batman Çayı, Malabadê’nin ayaklarını öpüyor
ve tutsaklığının farkında
bunca yıllık kalıbında böyle aktığı görülmemiştir
bezgin, biteviye..
ve sesler eksiliyor geceden
hasretlik bir Fa vurulmuş en son
dört Mi yaralı Requiem’den
Re teslim olmuş, pişmanmış
diğerleri karanlıktan..

ama alev aydınlatır dumanı da
saçılmış bir beyinden içeri
kara burunlu kara postal
işte her şey bu kadar açık, Tamara..


ıv
adım, soyadım da söyleniyormuş gibi uzundu
çok dövdüler beni, çok ağaçtan düştüm
kafamda on dört kırık izi var, sıyrıkları saymadım
katlayıp katlayıp boyuma uydururdu annem
yine de çıplak ayaklarımı gizleyemezdi pantolon
derken kırmızı bir kundura aldılar bir yaz Çermik’ten dönerken
eskimesin diye hiç giymedim
sonra ayağıma dar geldi..

yüzlerce bilye bulurdum düşlerimde
uyanınca hiçbiri olmazdı
hep ütüldüğüm günlerde görürdüm
karığım büyüdü, düşler seyreldi..

bir sabah ayrı bir dünya, intizam!
öğretmenin yazısı kadar yabancı..
paydosta kendi harfleriyle ağlayan annem
hangisi bendim.. ben hangisiyim..
biraz Kafka okumak gibi bir şey galiba
kapkara olmak belki
belki ismin ne? hâli


v
- a ha! bu atlı Mıhlıso’dur
ilerde itirafçı olacak!
Nuro bir kolcu daha vurur
bu kırkıncı!
sıtma çaputuna birebir ellerinin şifası..

Edip vurulmuş.
Edip vurulmuş..
Edip vurulmuş... hawaaar!

jandarma.
sıkıyönetim..
harekât...

içtima.
işkence..
terörist...

sıtma.
verem..
kolera...

ölüm.
yas..
taziye...



dört parçalı göğsümü
paletler çiğner her gün
yürür giderler kirpiklerim boyunca
önüme atılan kardeş başları
taşırır yoksul gözlerimi de
inadına ağlamam işte
acım, yaşadığımca ağlasam bitecek değil!

birilerinin kahır doluyor içi Tamara!
birileri yakıyor kendini yunmak için acılardan
yeter
yeteeer
y e e e t e e e e e e e e e r r r...


vıı
kaç çiçek kurusu
kaç kelebek ölüsü
kaç yüz buruşuğu
yaşanamayan kaç aşk
olası kaç heyecan
kaç eksik ürperti
hiç saramayacak kaç beden
bir
taş
oynuyor
yerinden
bir adam güç bela öpebiliyor sevgilisini
bir saz kırılıyor
bir civan uçuruma salıyor ağırlığını
bir köprü uçuyor bakmaktan
ellerim yanıyor kâğıtta
ellerime ağustos yağıyor durmadan
en çok Baharları ağlıyorum
bir yanardağın batısında



vııı
beklemek zamanı çoğaltır Tamara!
belki bir deprem, hadi bir deprem
taşırır yoksul denizleri

ilk kurşun.
ilk sağım..
ilk ağızsütü...

dışarda fırtına var:
bütün pencereleri açın!

ve kederli bir yüze kapanır kapı
tanrı kadar mağrur kadınlar bekler
köylerde, şehirlerde acır yalnızlık
başkasının ölümü: tek gerçek felaket!
sapsarı bir endişeyle sokaklara çıkılır:

Ağıt vurulmuş.
Ağıt vurulmuş..
Ağıt vurulmuş... ah, heval!

hiçbir romana sığmayacak
hiçbir yüzyıla hasretimiz
alnımdan kırgın sloganlarla bir şehir geçer her gün
bültenler kelle başı söz eder öldüğümüz ülkeden


ıx
soğuk olur anneciğim.. soğuktur beklemek
soğuktur kör umut biriktirmek sağır beyinlerde
yeni yükünü yıkmaya benzemez
ama en az senden eksilen kanlar kadar kutsal
ve yardan, yarenden yoksun, öylece,
birbaşına, sebepli bir intihar
sebepli bir koyverip kendini, arkadan geleceklere..
yani anneciğim soğuk olur dizinden uzak her yer
ölüler.. ölümler artar ömründe
kaygıyla bültenleri izlersin.. soğuktur bahar gelmez
soğuktur, ihanet artar.. soğuktur, iftira..
ve ben cüzamlı bir yolcuyumdur kimsenin konuk etmediği
düşümde bir sevda bulurum, adı: Tamara!
uzar, uzar sesim sessizlikte, bıkkınlığında sessizliğin
derken yarına inanmaya başlar birileri
düşlerinde umut bulur
saçlarında bölünmüş bir şefkatin sımsıcak izi
dudaklarında kaçak tütün tebessümü
ve tokalaşmaları sertçedir, samimidir
kendi renginde akar Kızılırmak
Dicle kendi dilinde çalkanır
ansızın hatırlanmış bir şey gibi


x
a a h, Tamara!
niye mi tutuyorum ellerini
niye mi dönüyorum köklerime
sen ki birden çok, çoktan fazla
ve kelimenin birkaç anlamıyla dişi
ve ben tutuşmalıyım Tamara
bir aşk da mutlu bitsin!



Ayışığı Sonatı’nı çaldığımız akşam..
tabanlarım ağırıyor
bıyıklarım gürültüyle uzuyor
hışmımdan korkuyorum Tamara!
bir namlu ucundaki darağacında
tepinir, tepinir kesilmiş bir kuş gibi içim
bıraksalar sulardım, dallarına çıkardım yeşilken
şimdi savaşçılık oynar içimdeki çocuk
artık hep ebe değil
ve oyunlarına almıyor Beko’yu..

korkarak
üşenerek büyüyen Feyzo’yu vurmuşlar!
ensesine ölüm sıkılmış, iki el!

Feyzo vuruldu.
Feyzo vuruldu..
Feyzo vuruldu... a a h, heval!

yaşam ve ölüm
iki hasım şimdi
iki şüpheli şahıs
her an biriyim, Tamara
her an ikisi,
</TD></TR>
<TR>
<TD width="100%"></TD></TR>
<TR>
<TD align=left width="100%">
Selim Temo 94/95
</TD></TR></T></T></TABLE>Edited by: Sevda Güngör
__________________
günce
-----------------------
yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşcesinen.h.r
Alıntı ile Cevapla
  #819  
Alt 05-03-2007, 19:43
san_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
san_ san_ isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Dec 2006
Mesajlar: 2.130
Standart






yana yakıla okudum bir kez daha. siiri getirdiğiniz için sağolun sevda güngör.Edited by: san_
__________________
ayaklar çırpınırken, dansediyor eller...
Alıntı ile Cevapla
  #820  
Alt 07-03-2007, 13:20
emre gümüşdoğan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
emre gümüşdoğan emre gümüşdoğan isimli üye şimdilik offline konumundadır
Administrator
 
üyelik tarihi: Aug 2005
Nerden: Turkey
Mesajlar: 11.855
emre gümüşdoğan - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart



LEYLAKLARINI ANLATIYORUM

Leylak getiriyorsun bana güneşli bir gün
Onu saçlarından topladığın belli
Bir leylak bahçesisin karşımda

Böyle kucağında kalsa daha iyi
Bir vazoya bırakıp gidiyorsun
Sen gidiyorsun leylaklar kalıyor mu sanki
Önce renkleri gidiyor arkandan
Nesi varsa gidiyor soyunarak

Her vazoya baktıkça karşımdasın ne tuhaf
Her kokladıkça dönüp dönüp geliyorsun
Düşünceler gibi filizleniyor gün geçtikçe
Yaprak yaprak gelişiyorsun
Leylak leylak bakıyorsun gözlerimin içine
Ölümsüz bir mevsim oluyorsun

Rıfat Ilgaz


Şiiri gönderen Sevgili Hüseyin Alemdar'a (alemdar6105@gmail.com) teşekkürler...
__________________
ellerin kına türküsü
dokunsam
iliklenir parmakların parmaklarıma
*emre gümüşdoğan
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


şu Anki Saat: 15:34


Online Ziyaretçi: site statistics
Powered by vBulletin
Şiir Akademisi Forum