Şiir Akademisi - Ana Sayfa

Geri git   Şiir Akademisi Forum > ŞAİRLER - YAZARLAR > Söyleşiler

Cevapla
 
Seçenekler Stil
  #1  
Alt 08-04-2018, 18:15
admin admin isimli üye şimdilik offline konumundadır
Administrator
 
üyelik tarihi: Jan 2009
Mesajlar: 1.806
Standart A. Ertan Mısırlı ile söyleşi ‘Ancak yanıla yanıla ustalaşır insan’


A. Ertan Mısırlı ile söyleşi ‘Ancak yanıla yanıla ustalaşır insan’


Ertan Mısırlı, “Zamana karşı koyma gücümüz azalıyor. Bilinçsiz bir darmadağınıklık içindeyim. Şiirime yüklediğim bir ‘anlam’ var mı yok mu bilmiyorum, umurumda da değil. Anlamın kalbi çoktan kırılmış içimde” diyor
A. Ertan Mısırlı ile Yasakmeyve Yayınevi tarafından yayımlanan yeni şiir kitabı ‘Ney Bahçesi’ üzerine söyleştik.




»Yeni şiir kitabınız ‘Ney Bahçesi’ni kelime terbiyecisi olarak adlandırdığınız Fazıl Hüsnü Dağlarca’ya adamışsınız. Dağlarca’nın sizdeki karşılığı, şiirinizdeki etkisi nedir?
‘Dağlarca Günlüğü’nün giriş yazısında değindiğim gibi, ‘Dağlarca benim için; şiirin Pisagarodur!’ Pythagoras’ın okuluna kabul edilen öğrenci ilk 5 yıl sadece ‘susmayı’ öğrenirmiş, ben 15 yıl sustum. Dinledim. Ama ne kadar susarsam susayım, Doğan Hızlan’ın ‘tek başına okul’ dediği Dağlarca’nın okuluna öğrenci olarak kabul edilmeyeceğimi biliyordum. Bu yüzden o okula ‘müstahdem’ olarak girdim. Adanmış bir hayat da diyebiliriz bir bakıma. Abartmadan söylüyorum bunu kimse yanlış anlamasın. Merak duygusu belki de daha derinlerdeki duygum. Dağlarca gibi bir ‘Şiir Devi’nin laboratuvarlarının gizlendiği şatonun, blok taşlarla ve yüksek duvarlarla örülü bahçesine atlamak ancak bir şairi ve şiirini merak etmekle mümkün olabilir. Sevgi, saygı ve korkudan örülü bir ‘merak’ sözünü ettiğim. Şiirimdeki etkisini ‘Ney Bahçesi’nde gördüm sanırım. Dağlarca’nın ‘haydi’lerine hayrandım hep.

»Kitapta 94 şiir yer alıyor. Tek sözcüklü isimler… Hepsi de dörder kıtalık şiirler… Aklıma yine Dağlarca geliyor.
Bir ‘etki’den söz edilecekse ‘Ney Bahçesi’ndeki bazı dörtlüklerde bu etki görülebilir sadece. Dağlarca ‘haydi’lerdeki yapıya ulaşmak için 19 yıl uğraşmış. İkinci anlatım yoludur ‘haydi’ler Dağlarca’nın. Bütün gereksizliklerden soyutlanmış bu dörtlükler kimilerince Japon Hayku’larına benzetilmişse de Dağlarca’ya göre bu bir yanılgıdır; çünkü Hayku’lar yüzeydeki anlatımlardır, suluboya resimlerine benzer. Dağlarca’nın ‘haydi’leriyse çeşitli derinliklerle, imgeyle, sanki yağlıboya birer resimdir. Haydi’de söylenmek istenen, kişiye ne durumda olursa olsun (aldanmış, yoksul, mutsuz, umutlu, umutsuz) sevince ‘haydi’ diye seslenmeye çağrıdır. Dağlarca 94 yaşında vefat etti. Ben de her biri dört dörtlükten oluşan 94 şiirle üstada saygı duruşunda bulundum. Her dörtlük kendi içinde bağımsız okunabilir ama dördü bir arada da bir bütünlük sağlayabilsin istedim.

»Neredeyse her kitabınızla ödüle değer görüldünüz. Ödüllerin şaire katkısı / etkisi...
“Karşılığında bir yaşama verilmemiş her şey yersizdir” derdi Dağlarca. Boydan boya tüm ömrünüzü istiyor şiir sizden; yoksa sadece hazım saatlerinizi, boş vakitlerinizi vererek bir yere ulaşamazsınız, bu diğer sanat disiplinleri için de böyle. Bir de hayatla kan bağınız olacak duyguyu eğitmek, dille aramızdaki uzaklığı giderebilmek için. Ne öğrenirsek, yaptığımız hatalara bakarak öğrenebiliriz; ancak yanıla yanıla ustalaşır insan.

William Faulkner şöyle diyor: “Yüzde doksan dokuz yetenek. Yüzde doksan dokuz disiplin. Yüzde doksan dokuz çalışma. Yaptığı ile hiçbir zaman yetinmemeli yazar. Yaptığı ne kadar iyi olursa olsun gene de yapabileceğinden iyi değildir. Yapabileceğinizi sandığınızdan her zaman daha yükseklerde olsun gözünüz. Çağdaşlarınızdan ya da öncekilerden daha iyi olmakla yetinmemelisiniz. Bütün sorun insanın kendi aynasında.” Maksat muhabbet değil de ‘iyi şiir’se ödül teferruattır.

»Dilsiz ve sınırsızdır şiir / Alınyazısıdır şairin / Vatanı yoktur şiirin / Şairin olabilir” dizeleriniz ışığında, asl’olan şiiri şairinden bağımsız olarak mı değerlendirmektir?
Bir yaşanan ‘sözcükler’ var, bir de rastlanan ‘sözcükler’ var; onlar da bizim gibi hayatın ortasında ölümün içinde, tıpkı gövdemizin içinde nasılsak, dilin içinde de öyleyiz. Aslına bakarsan hayat bir tesadüftür ama tesadüflere de yardım etmek gerekir, rastladığımız sözcüklere yardım edip elinden tutandır şair. Brice-Parain’in dediği gibi ‘dolu piştovlardır’ sözcükler. Jean Paul Sartre, “Yazarın ağzını açması, ateş etmesi demektir. Gerçi susabilir de ama ateş etmeyi seçtiğine göre, bu işi aklı başında bir insan gibi yapması, hedeflere nişan alması beklenir ondan, yoksa bir çocuk gibi, çatpatlarla oyalanması gözlerini yumup kurşun sıkması değil” demiş.

»’Kederin resmigeçidi yüzüm’ dizesiyle başladığınız ‘af’ adlı şiirinizin bir yerinde ise ‘ölü doğmuş bir oğulum’ dizesi dikkat çekiyor. Şiirinize yüklediğiniz anlamdan söz eder misiniz?
‘Yokluk ülkesi’ aşkın çaresi terk-i diyar etmek değil, onun bizi yükselttiği mertebeye hürmeten tahammül etmektir asl’olan. “Ölü doğmuş oğulların halvet – nişin bir hayatları vardır. Onlar yalnızlıkta oturan orada yalnızlıklarında mahsur kalmışlığın mahmurluğu içindedirler hep. Onlar, Eloğlu Metin’in Türkiye’nin Adresi’ndeki: “Üçüncü Cumhuriyeti zor görür dedemin Dilnişin’i” diyerek anlattığı dilnişin gibidirler. Dilnişin, Üsküdar-Beşiktaş arasında işleyen külüstür bir vapurcuktu. Yaşam çok yorucu. Zamana karşı koyma gücümüz azalıyor. Bilinçsiz bir darmadağınıklık içindeyim. Şiirime yüklediğim bir ‘anlam’ var mı yok mu bilmiyorum, inan, hiç umurumda da değil aslını sorarsan. Anlamın kalbi çoktan kırılmış içimde.


birgun.net




Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


şu Anki Saat: 05:02


Online Ziyaretçi: site statistics
Powered by vBulletin
Şiir Akademisi Forum