Şiir Akademisi - Ana Sayfa

Geri git   Şiir Akademisi Forum > EDEBİYAT > Metinler Arası İlişkiler ve Çalıntı Ürünler

Cevapla
 
Seçenekler Stil
  #1  
Alt 23-04-2008, 06:57
Erdogan Kul Erdogan Kul isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Jun 2007
Nerden: Ankara
Mesajlar: 429
Standart




Metinlerarası ilişkilerin "çalıntı" boyutuna ilişkin güzel bir örnekleme... Yüzüncüyıl Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümü öğretim üyesi Alâattin Karaca, Hürriyet Gösteri dergisinde (Haziran 2006, Sayı: 281) Ahmet Altan'ın romanını bu bağlamda mercek altına almış ve ilginç bulgular elde etmiş...
</span>
</span>İSYAN GÜNLERİNDE AŞK'IN KİMİ YERLERİNİ AHMET ALTAN MI, ZİYA ŞAKİR Mİ YAZDI? / ALÂATTİN KARACA</font>
</span>Ahmet Altan***8217;ın romanı İsyan
Günlerinde Aşk
(2001) yayımlandığında pek çok tartışmaya konu olmuştu.
Tartışmalar ise genelde, yapıtta ele alınan tarihsel olayla ilgiliydi. Çünkü İsyan
Günlerinde Aşk
***8217;ta, etkileri günümüze değin süren, kimi siyasal
tartışmalarda ***8211;lehte veya aleyhte- hâlâ referans olma özelliğini koruyan ***8220;31
Mart Olayı***8221; konu edilmekteydi. Ahmet Altan, bu olaydan hareketle romanında
birtakım tarihsel/siyasal tezler ileri sürüyor; daha da önemlisi tarihin
karanlık bir noktasına ışık tuttuğunu iddia ederek, 31 Mart Olayı***8217;yla ilgili
yaygın görüş ve bilgilerin aksine savlar üretiyor ve Cumhuriyet***8217;ten sonraki
siyasal yapıyı eleştiriyordu. Kuşkusuz, Cumhuriyet***8217;e yönelik bu karşıt tezler,
kendine taraftar bulmakta gecikmedi ve bir kesim, içerdiği siyasal ve tarihsel
tezler nedeniyle romanı göğe çıkarırken, kimileri de yerden yere vurdu<a name="_ednref1"></a></span></span></span></span>(1)</span></span>.
Kuşkusuz İsyan Günlerinde Aşk, içerdiği siyasal/tarihsel tezlerle ilgi
çekici bir roman; ancak bu yazıda söz konusu tartışmalara girmeyeceğiz.
Amacımız yapıtı yazınsal açıdan çözümlemek de değil. Asıl üzerinde durmak
istediğimiz, İsyan Günlerinde Aşk***8217;ta bugüne değin kimsenin dikkatini
çekmeyen bir noktaya işaret etmek. O da Ahmet Altan***8217;ın söz konusu romanında
-adı hiç anılmaksızın- Ziya Şakir***8217;in Sultan Hamid***8217;in Son Günleri
adlı yapıtından alınmış (!) sayfalar dolusu tümcelerin bulunması. Yapıttan
aynen alınan tümceleri göstermeden önce, kısaca Ziya Şakir ve Sultan
Hamid***8217;in Son Günleri
(Anadolu Türk Kitap Deposu, İstanbul 1943) adlı
kitabından söz etmekte yarar var. Ziya Şakir (Soku, 1883-1959), romanları da
bulunmakla beraber, daha çok tarih araştırmalarıyla tanınmış bir yazar. Sultan
Hamid***8217;in Son Günleri
de bu tür yapıtlarından biri. Kitap, İkinci
Abdülhamit***8217;in yakınında bulunanların ve özellikle doktoru Atıf Beyin notlarının
derlenmesinden oluşmuş ve günlük biçiminde kaleme alınmış. Ziya Şakir yapıtında
Abdülhamit***8217;in tahttan indirilmesinden ve Selânik***8217;e sürgüne gönderilmesinden
başlayarak, ölümüne değin yaşadıklarını tarih sırasına göre dramatize ederek
naklediyor.</span>


Şimdi sırasıyla, önce İsyan Günlerinde Aşk***8217;tan (italikle dizilmiş) sonra
da Sultan Hamid***8217;in Son Günleri adlı yapıttan yaptığımız alıntılarla
(koyu siyah) iki parçadaki aynı tümceleri saptayalım.</span>


Aşağıda, her iki yapıtta Sultan Abdülhamit***8217;e tahttan indirildiğine ilişkin
kararı bildirmeye gelen heyetle padişah arasında geçen konuşmalar yer almaktadır:</span>


***8220;Buyursunlar, dedi Padişah.***8221; (Altan, İ.G. A., s. 353)</span>


***8220;Sultan Hamit, sükûnetini muhafaza ederek: </span>


-Buyursunlar. </span>
</span>


Cevabını verdi.***8221; </span>
(Ziya Şakir, S.H..S.G.,
s. 12)</span>


</span>


Heyetteki Dreç Mebusu Esad Paşa padişaha kararı şöyle bildiriyor ve Abdülhamit,
karardaki bir sözcüğü şöyle düzeltiyor:</span>


***8220;- Çıkarılan fetva uyarınca millet sizi azletmiştir.***8221; (Altan, İ.G.A., s.
354)</span>


***8220;Herhalde halletmiştir, demek istiyorsunuz.***8221; (Altan, İ.G.A., s. 354)</span>


Aynı olay, Ziya Şakir***8217;in yapıtında şöyle aktarılıyor:</span>


***8220;- Millet, seni azletti.***8221; </span>


</span>
Padişah, azil sözcüğünü şu tümceyle
düzeltiyor:</span>


***8220;- Zannederim ki hal***8217; demek istiyorsunuz***8230;***8221; (Ziya Şakir, S.H.S.G., s. 12)</span>

</span>


Romanda Abdülhamit, kızının bir kaza sonucu ölümünü şu tümcelerle anlatır:</span>


***8220;- Şehzadelik zamanımda idi, bir gün Çengelköy***8217;e giderek biraderimin deniz
hamamında yıkanıyordum. Adamlarımdan biri geldi, küçük kızımın biraz
rahatsızlandığından bahsederek saraya avdet etmemi söyledi. Derhal denizden
çıktım, kayığa binip Dolmabahçe Sarayı***8217;na geldim, beni uzaktan görünce
saraydakilerin birçoğu rıhtıma toplandı. Bu hali görünce benim merakım büsbütün
arttı. Kendimi rıhtıma zor attım. Saraya girmek için davrandım lâkin önüme
geçerek mani oldular. Bana mani olanları ite kaka zorla saraya girmeye
çalışırken Makro Paşa geldi, bana mani olanlara, bırakın, doğrusunu anlatalım,
diye çıkıştı. Bana dönerek, efendim, kızınız bir kazaya uğradı, vücudunun bazı
yerleri yandı, doktorlukça lazım gelenleri yaptık. Şifa Allah***8217;ın inayetine
kalmış, dedi. Ben bunu işitince, düşüp bayılmışım. Neden sonra kendime geldim,
hemen kızımın odasına koştum, zavallı yavrucağı yatağa yatırmışlar, her
tarafını pamuklarla sarmışlar***8230; Yüzünün bir kısmı açıktı.
***8221; (Altan, İ.G.A.,
s. 143-144)</span>


Ziya Şakir***8217;in yapıtında ise aynı olay, şöyle anlatılmaktadır:</span>


***8220;- Efendilik zamanında idi. Bir gün Çengelköyüne giderek biraderim Selim
Efendinin deniz hamamında yıkanıyordum. Adamlarımdan biri geldi. Küçük kızımın
biraz hastalandığından bahsederek acele saraya avdet etmemi söyledi. Derhal
denizden çıktım. Acele giyindim. kayıkçılara sıkı kürek çektirerek Dolmabahçe
sarayına geldim. Beni uzaktan görünce, saray halkından bir çokları rıhtıma
toplandı. Bu hali görünce benim merakım büsbütün arttı. Kendimi rıhtıma attım.
Saraya girmek için davrandım. Fakat oradakiler önüme geçerek mâni
oldular. Mâni olanları, ite kaka saraya girerken doktor (Marko Paşa) önüme
çıktı. Beni zaptetmek isteyenleri; (bırakın, doğrusunu söyleyelim..) diye
çıkıştı. Ve sonra bana dönerek: (Efendim; kızınız bir kazaya uğradı, vücudunun
bazı yerleri, tehlikeli bir surette yandı. Doktorlukça lazım gelenleri yaptık. Şifa
Allahın inayetine kalmıştır.) dedi. Ben bunu işitir işitmez sanki o koca saray,
başıma yıkıldı. Düşmüş, bayılmıştım. Neden sonra, kendime gelmişim. Hemen
kızımın odasına koştum. Zavallı yavrumu yatağa yatırmışlar.. her tarafını
pamuklarla sarmışlardı. Yüzünün bir kısmı açıktı.***8221;
(Ziya Şakir, S.H.S.G.,
s. 41-42)</span>

</span>


Romanın bir bölümünde padişah, doktorla konuşurken, Avrupa***8217;ya öğrenim görmek
için gönderilen öğrencilerden şöyle şikâyet eder:</span>


***8220;- Dikkat ettim Paşa, bizim Avrupa***8217;ya gitmemiş doktorlar içinde, Avrupa***8217;da
tahsil edenlerden daha iyileri, daha müstaitleri var. Hele Paris***8217;e tahsile
gidenlerden ben hiçbir şey beklemem. Çok iyi biliyorum ki, Paris***8217;e gidenlerin
ekserisi eğlenceye dalıyorlar, çalışmaya vakit bulamıyorlar. Ben Paris***8217;i gördüm
şehzadeliğim sırasında, orada geceleri bile gündüz gibidir, insan sefahetten
göz açamaz. Biz Paris2e gittiğimiz sıralarda Münür Paşa orada sefaret
kâtipliğinde bulunuyordu, onu daha sonra padişah olunca saraya aldım, kendisini
severdim, iyi adamdı. Ben Paris***8217;te hiçbir gece bilmiyorum ki şafaktan
önce yatağa girmiş olayım, derdi. Fkat daha otuz kırk yaşındayken bile artık
erkekliği kalmamıştı. O kadar suiistimalde bulunmuş***8230; Hiç unutmam, bir gün
süfera ile oturuyoruz, bir kalem iktiza etti, Münür Paşa***8217;nın kalemini istedim,
o da cebinden kalemini çıkarırken cebinden bir kutu düşürdü, o ne, dedim, kış
geliyor, kuvvetli olmak lazım, doktorlar kuvvet hapı verdiler, dedi. Epeyce
gülüştük***8230; İşte böyle Paşa, Paris***8217;te yaşayanlar daha genç yaşlarında kuvvet ilaçlarına
ihtiyaç gösteriyorlar. Bu ne kadar fena.
***8221; (Altan, İ.G.A., s. 135)</span>


Aşağı yukarı aynı tümceler, Ziya Şakir***8217;in kitabında şöyle yer almıştır:</span>


***8220;- Dikkat ettim. Bizim mektepten çıkıp da Avrupaya gitmemiş olan doktorların
içinde, Avrupada tahsil edenlerden daha iyileri, müstaitleri var. Hele Parise
tahsile gidenlerden ben hiç bir şey beklemem. Çok iiyi biliyorum ki, Parise
gidenlerin ekserisi eğlenceye dalıyorlar. Çalışmıya vakit bulamıyorlar. Ben
Parisi gördüm. Geceleri bile gündüz gibidir. İnsan orada, sefahatten göz
açamaz. Biz Parise gittiğimiz zaman, (tercüman Münür Paşa) orada sefaret
kâtipliğinde bulunuyordu. Onu, saraya sonra aldım. Kendisini severdim. İyi bir
adamdı. (ben, Pariste hiçbir gece bilmiyorum ki, şafaktan evvel yatağıma girmiş
olayım) derdi. Fakat daha otuz kırk yaşında iken bile, artık erkekliği
kalmamıştı. O kadar suiistimalde bulunmuş***8230; Hiç unutmam, bir gün süfera
ile oturuyorduk. Bir kurşun kalem lâzım oldu. Münür Paşanın kalemini istedim. O
da cebinden kalemini çıkarırken, yere bir kutu düştü. ( O ne?) dedim.
(Kış geliyor.. Kuvvetli bulunmak lâzımmış. Doktorlar kuvvet hapı verdi) dedi.
Epeyce gülüştük. İşte böyle***8230; Pariste yaşıyanlar, daha genç yaşlarında kuvvet
ilâçlarına ihtiyaç gösteriyorlar. Bu ne kadar fena.***8221;
(Ziya Şakir, S.H.S.G.,
s. 59)</span>

</span>


Romanda Abdülhamit, doktoruyla içki üzerine şöyle bir söyleşide bulunur:</span>


***8220;***8230; yani bu kral kadar içkiye mukavim insan azdır Doktor, en sert biranın
içine konyak koyarak içer, gene sarhoş olmaz, içkiye mukavemet eder***8230; Rahmetli
pederim Sultan Mecit de içerdi, zaten içki ile cimaa kurban gitti, genç yaşta
vefat etti. Biraderim Sultan Murad***8217;ın da çıldırmasına sebep içkidir.
Biraderimi, siz bilmezsiniz, meşhur Namık Kemal Bey baştan çıkardı, sabahlara kadar
oturur rakı içerlerdi. Namık kemal Bey, benim de ahbabımdı, kendisine kaç defa
söyledim, Kemal Bey, iyi bil ki biraderimin manen sebebi mevti olacaksın, o
kadar içkiye teşvik etme, dedim, lakin ne ona ne biraderime dinletemedim.
***8221;
(Altan, İ.G.A., s. 136)</span>

</span>


Aynı tümceler, küçük birtakım değişikliklerle Ziya Şakir***8217;in kitabında aşağıdaki
gibi yer alır:</span>


***8220;- Kral kadar içkiye dayanan adam azdır. En sert biranın içine konyak
koyarak içer, gene sarhoş olmaz; içkiye mukavemet eder.
</span>


Pederim Sultan Mecid de içerdi. Zaten içki ile cimâa kurban gitti. Genç yaşında
vefat etti. Biraderim Sultan Murad***8217;ın da tecennün etmesine (***8216;çıldırmasına***8217; A.K)
sebep, içkidir. Biraderimi, meşhur Namık Kemal Bey baştan çıkardı. Sabahlara
kadar oturur, rakı içerlerdi. Namık Kemal Bey benim de ahbabımdı. Kendisine kaç
defa söyledim: (Kemal Bey! İyi bil ki, biraderimin mânen sebebi mevti
olacaksın.. O kadar içkiye teşvik etme) dedim. </span>
</span>


Biraderime de çok rica ettim. İkisine de dinletemedim.***8221; </span>
(Ziya şakir, S.H.S.G., s. 69)</span>


Sultan Abdülhamit, Selânik***8217;te sürgünde olduğu yıllarda, turunç yaprağı ister,
bu bir türlü getirilmez; ayrıca kendisinin gazete okumasına da izin verilmez.
Bunun üzerine romanda şu tümceleri söyler:</span>


***8220;-Ben turunç yaprağı istemiştim, o günden beri getirilmedi, bu kadar basit
bir şey koca Selânik***8217;te bulunmaz mı? İstanbul***8217;a sipariş etsek, şimdiye on defa
gelirdi. Arttık anlıyorum ki bana hiç ehemmiyet verilmiyor. (***8230;)
</span>

- Hem
anlamıyorum, bana burada neden gazete verilmiyor***8230; Beni gazete okumaktan men
eden hangi kanun var. Ben bu memleketin haliyle ve istikbaliyle alakadar bir
adamım. (***8230;) </span>
</span>

- Vakıa,
artık benim siyasi hiçbir emelim kalmamıştır. Ancak memleketin vaziyetini,
memleketin ahvalini öğrenmek isterim. Ferahlı bir haberden memnun olmak, Allah
esirgesin kötü bir haberden keder duymak benim de hakkımdır. Canileri ve
katilleri bile bu haktan mahrum etmezler, bilmem ki bana niçin böyle
yapıyorlar?</span>
***8221; (Altan, İ.G.A., s. 427)</span>

Bu tümceler,
Ziya Şakir***8217;in yapıtında da var. Altan, Ziya Şakir***8217;den şu tümceleri almış:</span>

***8220;Kaç
günden beri turunç yaprağı istediği halde, el***8217;an buldurulup getirilememiş***8230;
</span>

-Bu kadar
ehemmiyetsiz bir şey, koca Selânik***8217;te bulunmaz mı?.. (***8230;) Eğer İstanbul***8217;a
sipariş etselerdi, şimdiye kadar on defa gelirdi***8230; Artık anlıyorum ki,
bana hiç ehemmiyet verilmiyor. </span>
</span>

(***8230;) </span></span>

-Hem
anlamıyorum. Bana, ne hak ile gazete vermiyorlar. Ben, hukuku medeniye ve
insaniyeden sakıt mıyım? Sakıt olsam bile beni gazete okumaktan meneden hangi
kanun var***8230; Ben bu memleketin haliyle ve istikbaliyle alâkadar bir adamım.
Vâkıa, artık benim siyasî hiçbir emelim kalmamıştır. Ancak memleketimin
vaziyetini, memleketimin ahvalini öğrenmek isterim. Ferahlı bir haberden memnun
olmak, Allah esirgesin keder duymak, benim de hakkımdır. Canileri, katilleri
bile bu haktan mahrum etmezler. Bilmem ki, bana niçin böyle yapıyorlar?..***8221; </span>
(Ziya Şakir, S.H.S.G., s. 79-80)</span>


Ahmet Altan***8217;ın, Ziya Şakir***8217;den aldığı tümceler bunlar. Yazar, görüleceği üzere,
bu tümcelerde kimi kez küçük değişiklikler yapmış; ancak genelde ise tümceleri
aynen almıştır. Kuşkusuz, bu yazımızda İsyan Günlerinde Aşk***8217;ın tamamen
bir başka yapıttan alındığını ileri sürmüyoruz. Ancak yukarıda her iki yapıttan
aldığımız tümceler, Altan***8217;ın Ziya Şakir***8217;den pek çok tümceyi olduğu gibi
ve üstelik kendisine mal ederek kullandığını göstermektedir. Ahmet Altan, her
ne kadar belirtmese de İsyan Günlerinde Aşk***8217;ın kimi sayfalarını merhum
Ziya Şakir yazmış. Buna ne denir? En doğrusu, kararı okuyucuya bırakmaktır. Ama
kimse bunları, metinlerarası ilişki, alıntı (iktibas) ya da tarihsel gerçekliğe
uyma kaygısı diyerek açıklamaya kalkmasın.</span>

<div style="text-align: center;" align="center">

<hr align="center" color="black" noshade="noshade" size="1" width="33%">



<a name="_edn1"></a></span></span>(1)Romanla ilgili tartışmalar için bkz. Alâattin Karaca,
***8220;İsyan Günlerinde Aşk***8221;, İlmî Araştırmalar, S.14, Güz, 2002, s. 84-100;
Okan İşbecer, ***8220;Ahmet Altan ve 31 Mart Paranoyası***8221;, İleri Dergisi, S.5,
Temmuz-Ağustos 2001; Ömer Türkeş, ***8220;Bu Tarih Kimin***8221;, Tarih ve Toplum,
C.36, S.211, Temmuz 2001; Orhan Koloğlu, ***8220;Şimdi de Hain Tarihçiler***8221;, Tarih
ve Toplum
, C.36, S.212, Ağustos 2001; Necdet Açan, ***8220;31 Mart***8217;ta Ayaklanan
Askerdi***8221; (Prof. Mete Tunçay***8217;la Söyleşi), Aktüel, S.516, 7-13 Haziran
2001; Selim Deringil, ***8220;Abdülcanbaz***8217;ın 31 Mart Serencamı***8221;, Virgül, S.45,
Kasım 2001; Filiz Aygün, ***8220;Tek Yalan 31 Mart Olsa Neyse***8221; (Söyleşi), Milliyet
Sanat
, S. 505, 1 Haziran 2001; Yılmaz Yeşildağ, ***8220;Ahmet Altan***8217;ın
Kitaplarında Kısa Bir Gezinti***8221;, İleri, S.6, Eylül-Ekim 2001.</span>
[Hürriyet Gösteri, (Haziran 2006, Sayı: 281)]</span>



Edited by: Erdogan Kul
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


şu Anki Saat: 07:06


Online Ziyaretçi: site statistics
Powered by vBulletin
Şiir Akademisi Forum