Şiir Akademisi - Ana Sayfa

Geri git   Şiir Akademisi Forum > ŞİİR > Hergüne Bir Şiir

Cevapla
 
Seçenekler Stil
  #21  
Alt 13-11-2009, 13:52
tiryakinim tiryakinim isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Jul 2006
Mesajlar: 1.137
Standart

Yalnızlık

Ben ne zaman yalnız kaldım, bilmiyorum
Ne tuhaf, vaktim olmazdı
yalnızlığı bunca bilirken
kendimi hiç yalnız sanmazdım
çevremde hep birileri vardı,
ben hep birilerinin yanındaydım
günler belirsiz bir gelecek için neredeyse kendiliğinden hazırlanırdı
aramızda habersiz gidip gelen gündelik armağanlarla
kendi kendini taşıyan bir ırmağın akıntısında hayat
bizi kendi sahillerimize ulaştırırdı
bazı evlerden taşınırdık, bazı insanlar girip çıkardı hayatımıza
bazı mektuplar alırdık, bazı sözler, çiçek selamları
sonraları bazı tanıdıklarımızın ölümleriyle de karşılaştık
elde olmayan nedenle
sudaki halkalar gibi genişleyen
küçük alınganlıklardan büyük dargınlıklara
vazgeçişler, unutuşlar, kayıplar
birbirimizi çok sevdik hep
yıllarla azala azala

şimdi ne zaman yalnız kaldığımı düşünsem,
yalnız olmadığımı kanıtlamak istiyorum kendime
eskiden iki albüme sığdırdığım hayatım,
şimdi sığmıyor eskilenlerle çoğalmış fotograflara
telefonun başına geçiyorum
alt alta dizilmiş onca ad arasında seken ömür parçası
gün ölüyor meşgul numaralarla
şimdi ne zaman yalnız olduğumu düşünsem,
şimdi ne kadar yalnız...
yalnız olduğumu anlamam için beni hiç yalnız bırakmadınız.

Ben ne zaman yalnız kaldım, bilmiyorum
her zaman yalnızdım, bunu biliyorum
büyücü ellerimin kara sanatı yazı
en çok ben onardım dostlukları, en çok benim elim dikiş tuttu
bağışlamasız sanarken kendimi
en çok ben unuttum kalbimin benden sakladıklarını
tığla içeri çektim takılmış kazakların ipini
denenmemiş başlangıçları göze aldım,
hafifletilmiş hasarları, görmezden gelinen enkazı
mutfağı beklemek hep bana kaldı
bir şiirden bir romandan bir filmden çıkıp
her seferinde aydınlık bir inat gibi yeniden karıştım hayata
hiç el değmemiş gibi yeniden konuk geldim
odalarınıza, ruhlarınıza
buraya

eski aşklarım neredesiniz? Hepinizi çok özledim.
Şimdi birdenbire bir köşeden çıkıp bana,
yalnızca, Merhaba, deseniz,
o zamanlar hiç mutlu etmediğiniz kadar mutlu edersiniz,
bir zamanlar bütün ağladıklarımı geri verebilirim size
sağ olun demenk isterim, sağ olun, sağ olun
sanki beni yeniden sevdiniz
ama biliyorum, pis bir yağmur başlıyor, şemsiyem yok yanımda,
yağmurda yürümekten nefret ederken, yürümekte ısrarlıyım gene de
isterseniz, kederdeki bütünlük, diyelim buna
ne kadar ıslansam, o kadar çıkacağım sanki
bir zamanlar çok daha bütün olduğumu sandığım
o yıkanmış zamanlara...

yeni değil keşfine gençlik verilmiş gerçekler
her zaman yalnızdım
kitaplar kadar yalnız
yalnızca yalnızlığımdan gürültücü bir kalabalık yaptım
herkes için farklı aldanışlar kurtarılmış hayatlar yok pahasına

her zaman yalnızdım
yanardağlar kadar yalnız
ey kafiye sevenler,
şimdi beni gökyüzünde bir yıldız sananlar, yanıldınız!

nankörlük etmeyeyim gene de,
yalnızlığımı daha az hissettiğim anlarım oldu yalnız

evimde hep aynı anda çalar telefonla kapı
gene öyle oluyor; hiç yalnız bırakmazlar beni
yalnızlık bilgisiyle çatılmış arkadaşlıkların korunaklı gölgesinde
yalnızlık için çalar telefonlar kapılar
İstersen bana uğra, ya da, Akşama buluşalım, ölmeden yapacak çok
iş var

Murathan Mungan
Alıntı ile Cevapla
  #22  
Alt 11-01-2010, 14:04
aysun colak aysun colak isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Oct 2008
Mesajlar: 2.336
Standart

Yine Sana Dair

Sende, ben, kutba giden bir geminin sergüzeştini,
Sende, ben, kumarbaz macerasını keşiflerin,
Sende uzaklığı,
Sende, ben, imkânsızlığı seviyorum.
Güneşli bir ormana dalar gibi dalmak gözlerine
Ve kan ter içinde,aç ve öfkeli,
Ve bir avcı iştihasıyla etini dişlemek senin.
Sende, ben, imkânsızlığı seviyorum,
Fakat asla ümitsizliği değil...

Nazım Hikmet Ran
Alıntı ile Cevapla
  #23  
Alt 12-01-2010, 14:29
aysun colak aysun colak isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Oct 2008
Mesajlar: 2.336
Standart

Karda İzler

Karda izler bırakıyorum avcılar peşime düşsün
Bir uçurum kenarında vursunlar beni ki dünya
Uğuldayıp duran bir uçurum değil miydi zaten
Karda izler bırakıyorum avcılar peşime düşsün
Siliyor adımı bir dal kırarak çam ormanından
Gibi incelterek yetişiyor ardımdaki tipi bana
Adımı yazıyorum kar üstüne ve ıslığını çığlık
Geçmişim kar sessizliğiyle özetleniyor artık
Bir kahkahayla çekip giderim karlı ovalardan
Bir uçurum kenarında vursunlar beni,vursunlar
Karda izler bırakıyorum avcılar peşime düşsün
Yolculuklar ve ayrılıklarla anlatılabilir ancak
Derim ki kar ve hüzün bir aşkın seyir defteridir
Kar yağıyorken milyon kere hüzün yağıyordur
Karda izler bırakıyorum avcılar peşime düşsün
Ömrüm parmak uçlarımda eriyen bir kar tanesi
yakışmıyor onlara.

Ahmet Telli
Alıntı ile Cevapla
  #24  
Alt 13-01-2010, 12:07
Aslı Aydın Aslı Aydın isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Nov 2008
Nerden: Samsun
Mesajlar: 575
Standart

AKŞAMIN İÇİNDEN GEÇEN KADINLAR


bahçeye açılan evler suskundur

1.
kendimden bildim seni, içerden
bir ses bir kopma
gibi düştün toprağıma
ne bu bahçeye girmişliğin var oysa
ne çıkmışlığın duvarıma

dağlar görmüş nehirlerden bildim seni
orada çok çocuk öldürdüm kendimi
acıya uzadım
şehre bir ayna koymuşlar
kendime azaldım

evler ev değil dere yatağı
eşiklerde bilenir kalmanın ağır bıçağı

köksüz bir ağaçtım
ağladım ara sıra, yalnızlığın Allahı
yerleşmiş dallarıma

bildim hiçbir şey geri dönmüyor
kendimden bildim dönmediğim şehirlerden
ellerin tutulmaya hevesinden bildim
insan, gölgesine yetişemiyor

kimseden mektup beklemedim
erken söktüm yazıyı bulut dilinden
konuşmayı ve susmayı öğrendim
bir çingene gösterdim kendimdir diye
saçındaki çiçeğe sokuldu dünya
koynundaki yaprağa
ben öyle uzağımda bir dal gibi inceldim
kuş yuvalarına özendim bir zaman
sırtımdaki kamburu gösterdiler
seni ürperen tenimden bildim
kesik kanadın seğirmesinden

ara sıra uçmayı denedim baş dönmesi
olarak verdim kendimi rüzgâra
dünya dediğim kerbelâ
döne döne içimdeki kuyuya
attığım taşları saydım
gecenin gözleriyle baktım içime
en çok buna inandım

aslında yalnızca buna…
insanın bir kuyudan olmuşluğuna
2.

bir dalgınlıktım dünyanın gözünde
sandık odalarında tavan aralarında
tozlu eşyalar arasında
kaybolmuş bir dalgınlık
iyi geliyordu sıkıntıya yelken açmak
rüzgâra vermek sustuklarımı
şefkât diye bellemek kıyıyı döven dalgayı
iyi geliyordu, adımı sorsalar şaşırıyordum
herkes bir şeylere inanıyordu oysa
ve herkes bir şeyler ezberliyordu
günaha ve sevaba ve iyiye kötüye şeytana meleğe
zor zamanlarda işe yarayacak bir şeylere
inanabilirdim bir çiçeğin ansızın büyümesine

bir çiçeğin ansızın büyümesine inanabilirdim
uzandığım yatağın gökyüzüne dönüşmesine
yıldızların gülüşürken çıkardığı seslere
inanabilirdim işe yaramayan bütün şeylere

aslında yalnızca buna inandım
sevişen avuçların terlemesine

3.
Ganita’da gemiler oturuyordu
yaşlıydılar ve hüzünlü ev kızları gibi
dalgaları saymakla geçiyordu ömürleri
onlardan birisin dedim kendime
kalın halatlarla ıslak bir güverteden ibaretsin
ve hiç dinmeyen bir yağmur diliyorsun
gökyüzünün bereketinden
gökyüzü bulutlarındır, biliyorsun
bunu biliyordum bildiğim pek çok şey gibi
kalbimin zayıflığını kelimelerin aczini
bir çamur gibi yoğrulduğunu insanın
ve eller beceriksizse
ve parmaklar narin değilse
nasıl da hatalı ve çirkin göründüğünü
biliyordum bildiğim pek çok şey gibi
yutuyordum ve karnım hiç durmadan büyüyordu

ama bir yol olmalıydı bir çift kanat
kızlar kanatlarını annelerinden alıyordu
ve burada rutubetten kanatları kurumuş anneler
uzun yaşamıyordu
ölmek öyle bir şeydi belki de
akşamla evler pencerelerini unutuyordu
Yomra’da bir gece kazası gibi deniz
kıyıya vurdukça, balıkçılar
ağlarını topluyordu nasipsiz sulardan
bir köpek havlaması bir fren sesi
uykuyu bölen bir çığlık
Yomra’da bir gece vakti yağmur
bütün izleri ortadan kaldırıyordu

saat kaçtı bilmiyordum onlar da bilmiyordu
ben yalnızca gecenin nabzına inandım
evin gece hâline eşyanın değişkenliğine
duvarlara sinmiş el izlerine unutulmuş kelimelere
hiç söylenmemiş belki de
uzun bacaklı geyiklere bir de
en çok buna inandım yalnız buna inandım
suya değiyordu bacakları
ben kalbimi onlarla sınadım
kanlı bir yumru bir çarpıntı
alıp bir dağa bırakırlar belki diye
ben kalbimi yalnızca bir geyiğe…

4.
sessizliğim duyulsun istemedim
bozuk bir musluk geceler boyu
kehanet gibi damlayıp durdu
senin adın “uzak” olsun
senin adın” uzak”
çatıdaki baykuş durmadan ötüyordu

her şey bekleyebilir sanıyorlar
çocuğun büyümesi acının hafiflemesi
oysa ne zaman sıkılsak akşam oluyor
zamanın içinden geçiyoruz
zaman içimizden geçiyor
kurtlar bile beklemiyor puslu havayı
kuşlar bile ağaç bile beklemiyor
biz toplanmış bekliyoruz hayat evimize gelecek
bir çay içimi bir konukluk süresi işte o kadar
yaz bitiyor kış da
bahar ara sıra bir çiçek dalımızda
sonrası filizkıran fırtınası
işte bu; durdukça koyulaşan o kirli su

hiç inanmadım masumiyetine çocukların
cennetin vaat edilmiş güzelliğine
oysa işe yarar şeydir inanmak
iyi düzenlenmiş bir ev,
kullanışlı bir yaşamak
inanmak böyle bir şeydir dolabın işlevselliğine
söküklerin dikilip yenilenmesine
duvar kâğıtlarının değiştirilmesine
ben yalnızca bulutlara inandım
yağmurdur diye
bütün bunlar iyi gelir, acıyı alır
insan kendine başka nasıl katlanır?

kavurduğum soğan yakıyor dünyanın gözlerini
gözyaşlarını iyiliğe yoruyoruz
oysa hiçbir iyilik işe yaramıyor
iyiliğin beyazında ölüm gibi üşüyoruz
kötülük renkliydi ve sıcak
aşk böyle bir şeydi
tutkuyla bağlanmak ruhun inceldiği yere
kedere ateşe ve sülfüre
kötülük yakıcıydı ateşti
cehennem tutkuyla vardığın yerdi

kim söylüyor bunları ben adımı şaşırdım
sorarlarsa, aklımda diyorum, erteliyorum
herkesin herkesi tanıdığı kasabaları bu yüzden sevmiyorum
5.
Ayafilibo’da bir kadın bahçeye bakıyor
ev bahçeye açılıyor suskunluğu bundan
kucağına alıyor bahçeyi
çocukluğunu uyutuyor
Ayafilibo’da bir kadın
gözlükleri yok, anneme mi bana mı
bizden olma bir kıza mı benziyor?

Ayafilibo’da kadınlar
dut ağacından dökülenleri süpürüyorlar
öylece geliyor gelmez sanılan akşam
sırayla akşamın içinden geçiyorlar

Çiğdem Sezer
Alıntı ile Cevapla
  #25  
Alt 17-01-2010, 16:46
aysun colak aysun colak isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Oct 2008
Mesajlar: 2.336
Standart

ZEHİRİNDE AÇAN ZAMBAK
Sevgili eşim Münevver’e


Anason Kokusu

Sarı, sessiz günlerdir
Mağrur ve soylu:
Nişanlı bir kız gibidir şimdi yaz

Şimdi yağmur yağsın beklenir
Çocukluk resimlerine bakılır gibi
Renklere ad verilir durgun denize bakılarak
Garip bir intihar gibi arada bir hatırlanan
Kan göğü götürür yüreklerde
Ve gülümseyerek deler geceyi
Kendi zehirinde açan zambak

Şimdi sarhoşuz, mızıka çalıyoruz
Dudağımızda bulanık söylence izleri:
-Hem duası hem ihaneti zamanın-
Ne yazılır böyle vakitlerde insana dair
Bir orman karanlığına benziyorsa hüznü
Haydi sevişelim, sevişmek biraz devrimci, biraz tutucu
Bu temmuzun ilk günleri, hain, hınzır
Denir ki insanın kendisidir yollara savrulan kar

-Sevgili, o ince yollarda yaz
Bir anason kokusudur beyaz

II
Varoşlarda
An gelir şarkılaşır suSisler arasından çıkıp gelen kuğu
Rüzgârlı bir ovaya dönüştüğünde

Adsız yönlerde bıraktığı iz
Dinle, bu esriklik sevinciyle
Sonsuzu sonsuz yapan biziz

Bu bizdeki renk, bizdeki titreyit
Ömür boyu sürecek en uzun gerçek
Ne demiş ilk düşünürü dünyanın
İnsan ki ardındadır kendi gölgesinin
Baharda bir üzünç ağacıdır dile gelecek
Kopmut bir defa içimizden
Tutmuş yankılanan yolunu
Issızlığa düşen imgeler gibi narlaşır
Ayrı yollarda giden dostlar gibi arkada
İz diye çan sesleri bırakır
-Sevgili, şimdi varoşlarda
Günahlardır, olgunlaşır

III
Ud Sesi
Dağlarda bir ud sesi derindenİç geçirir rüzgârda nar ve kar-
Üstünden sular süzülen kadın
Göğsünde efsaneler gizler kederinden
Mor demetleri tutkulu yüreklerin
Bu ud sesi, yeni doğan bir zaman nefesi
-Belirsiz tapınağı hayatın, görünmez tapınağı-
Yumuşak ve ağır ritimlerle mavi
Göğsünde gizden şiire doğru elma tadı:
Bir lamba ki yanar sabaha kadar
Işısın diye evler sokaklar
-Sevgili, bu ud sesi
Sonsuza uzayan gölge tek tesellisi

VIII
Yazın Sesi

Ulu bir ağaç rüzgârı yazın sesi
Esiyor hafifçe saydam ve tunçtan
Ötede, dö minör. Korku, umutsuzluk ve acı
Tutkular kar taneleri gibi yağıyor şiire
İnsan nasıl duyarsa zor günlerde güçsüzlüğünü
Öyle duyar notalarda çınlayan yazı
-Sevgili, titrer yazla yüreklerin sırları
Seninle birlikteyiz yine seninle ayrı

XIII
Pastoral Müzik
Sana pastoral bir müzik besteliyorumEskil duygular karışıyor havaya
Bir meleğin hıçkırığı
Fısıldayan koruluklar, aşk masalları
Belleğin kafesini yırtıyor bu çılgın uyum

Sana pastoral bir müzik besteliyorum
Döküyor çam ağaçları düşlerini
Unutulmuş ayinler dolduruyor geceyi
Karanlığın çatallı dilinde
Yasaklanmış masallar anlatıyor masalcı
Dokunup geçiyor menekşedeki gizli anlama

Sana pastoral bir müzik besteliyorum
Dilimin ucunda dans eden notalar
Kızarıyor büyülenmiş gözleri özlemin
Sonra bir yağmur başlıyor, içe kapanış
Yelden büstler kırılıyor eriyen gizlerde
Fenerler köreliyor, çarpıyor fırtına yüreğimize
Sözcükler göklerin ilk gücü, ilk çiçeği
Secdeye varıyoruz önünde

-Sevgili, sıyırıyor kemikten eti
Bir intiharın aşka kalan hasreti

XXI
Son İsyan
Saat, gece yarısıKaranlık ilenç gibi iniyor yere
Yazın son kalıntısı
Eski kapıların sesi gibi bahçelerde
Demek hançer yarasıyla süzülüyor güvercin
Otobüs durağından göğün uçurumuna doğru
Bir kadın silüeti çığlık çığlığa pencerede
Sızlatıyor yazı kemiksi acıyla
İşte, günler geçiyor saydam ve ağır
Yabanıl kahkahasını atıyor büyünün rüya treni
Bu belki görüntüsüdür gerçeğin belki değil
İpek telini koparan kimbilir hangi çağdır
-Sevgili, bu şiirle başlayan şölen
Yeryüzüne yağan ilk yağmur duasıdır

Metin CENGİZ
Alıntı ile Cevapla
  #26  
Alt 19-01-2010, 16:15
aysun colak aysun colak isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Oct 2008
Mesajlar: 2.336
Standart

Diyalektik Mutsuzluk

bir uzak sabah denizidir gittiğin kapı
ellerinde rüzgarın taşınmaz çamurları var
köpürmüş soylarımı toplarken çürüyen yanlarımdan
inan batmış şehirler gibi onarılmaz anılar
gözlerinde unuttuğum o eski aciz miras
almaya gelsem soluğumda dalgın yosun kokusu
biliyorum artık hiçbir gemi beni taşımaz
ve yeniden büyür içimde mağrur bir zakkum gibi terkedilmek korkusu


susarsın bir silahsızlanma akşamı
susarsın dudaklarında ıslıklar kanar
öpülmez dudakların ıslık yarası
mavzerdir dokunmalarım kirvem bilirsin
öpemem, öpersem tekmil bir aşiret tragedyası


hüznünü ver bana yeter, gizli hüznünü
kolları bağlı hüzün olsun dört yanım
ırağına vurma beni kirvem, ağlarım, delirirsin
sonra derler haklıdır sevdası
geç olur ki artık onarmaz rakılar
geç olur bir yaraya rakının dağılması


sen şehre sırtını dönen uykusuz dağlı
gemiler nerde (ki çoğu hüviyetidir melankolinin)
nerde aykırı mavzerler (onlara sığdıramazsın ki öfkelerini)
barut esmeri tenine sevdalarımı sürdüğüm
nasıl taşıdın bunca yıl delirmiş saçlarında o eski şark yelini
biliyorum dokunsam parmaklarım kırılır
dokunmasam eşkıya uykusuzluğu çetin silahlar gibi


Murathan Mungan
Alıntı ile Cevapla
  #27  
Alt 19-01-2010, 17:17
Aslı Aydın Aslı Aydın isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Nov 2008
Nerden: Samsun
Mesajlar: 575
Standart Beş Kuruşa Aşk Şarkıları

Bir yaln***305;zl***305;k b***252;y***252;t***252;rd***252;m saks***305;da
kaland***305; ***231;ok eski g***252;nlerden
bir bana yetsin, h***305;nc***305;m***305; artt***305;rs***305;n
a***351;k***305;m***305; peki***351;tirsin diye sevince.
G***252;n***252;yd***252;, gelip durdu h***252;zn***252;m***252;n ***246;n***252;nde
gidilmemi***351; bir sakl***305; deniz sand***305;m.

K***305;p***305;rdamazd***305; yapraklar geceyle
t***252;ketirdi ***231;i***231;e***287;i, ku***351;u sevdiremeyen konyak
bana neydi g***252;lmeler, ***351;ark***305;lar
otob***252;s duraklar***305;, alandaki kalabal***305;k
geldi durdu, alana merhaba dedim.

Bir g***246;z bozgundur yerine g***246;re
vururdu pencereme r***252;zg***226;r,
ben hep ***246;yle bir g***246;zd***252;m
***231;***305;***287;l***305;***287;***305;n***305; kendine saklayan.
D***252;***351; kurmazd***305;m, beklemezdim ***351;urda burda,
***231;i***231;ek demetleri, bisikletler ge***231;mezdi
apans***305;z geliverdi soka***287;***305;ma.

H***305;nc***305;m bana kals***305;n gayr***305;
sen yaln***305;zl***305;***287;***305;m***305; g***246;t***252;r.
Bana ***231;ay demlemeyi ***246;***287;ret
elimi y***252;z***252;m***252; y***305;kamay***305;,
a***287;z***305;ma rak***305; koydurma.
H***305;nc***305;m bana kals***305;n diyorum
***231;***252;nk***252; ben bu kenti kendimde b***252;y***252;tt***252;m
bir barbar***305;n vah***351;i ate***351;iyle,
***231;***252;nk***252; yap***305;lar***305;n***305;n ta***351;***305;nda onulmazl***305;***287;***305;m
***231;***252;nk***252; ***351;ark***305;lar kan***305;m***305;n bedeli.

En sevdi***287;im kelimeler gibisin
***246;rne***287;in ***246;fke gibi
hani bir zamanlar
da***287;da ve sokakta a***231;an.
***214;rne***287;in umut gibi
g***252;nde, gecede yitip durdu***287;umuz
zeytin dal***305;n***305; dal eden.
***214;rne***287;in a***351;k gibi
denizlerin ***252;zerinde y***252;r***252;ten.
***214;rne***287;in kavga gibi
y***252;re***287;imi s***305;k***305;, sa***231;lar***305;m***305; kara tutan
kayalar***305; yumu***351;atan kavga gibi.

Denizler benim kadar k***305;p***305;rdayamaz
bak ***351;imdi parklarday***305;m
bir ***231;ocu***287;un menevi***351;li g***246;zlerinde.
H***252;z***252;nleri b***305;rakman***305;n g***252;n***252;
g***252;n***252; ***231;***305;***287;l***305;***287;***305; olmak d***252;nyan***305;n,
h***252;zn***252;m***252; iki kat ediyor ama
gecede aln***305;ma dayal***305; aln***305;n.


Ahmet Oktay

Konu Aslı Aydın tarafından (20-01-2010 Saat 11:35 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #28  
Alt 01-02-2010, 21:59
Esin Tekige Esin Tekige isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Aug 2009
Mesajlar: 2
Standart SORMA, YARAMI KANATMA

SORMA, YARAMI KANATMA.....


Bir dostuma rastladim
Gecenlerde....
Dalgin dalgin gidiyordu
Caddede....

Bir yildan beri görmemistim
Kendisini...
Son görüstügümüzde
Cok bitkindi...

Cünkü terketmisti onu
Sevgilisi...
Ben olmustum dert ortagi
Tesellisi...

Öyle bir candan sarildik ki
muhabbetle...
Sordum:" unuttun mu o kadini "
Dedi: "elbette...."

Söyle bir yüzüne baktim dostumun
Dikkatlice...
Gülüyordu ama gözlerinde hüzünü
Görünce...

Dedim:" gec bunlari beni uyutamazsin
Onu unuttun ha..
Yüregine dantel gibi islemistin askini
O gönlünde daha"

"Delicesine seven unutabilir mi
Kuyruklu yalan....
Silip attim aklimdan diyorsun
Haydi oradan "

"Kalbimiz bilgisayar gibi olsaydi silerdik
bitmis sevgilerin izlerini
Antivirüs programina baglanirdik
Önlerdik ruhun cökmesini"

Dostum basini salladi dogruladi beni:
"Kabuk baglamisti yaram.
Anladin onu unutamadigimi, ne kasirsin
Niye kanatirsin be adam !!! "

Esin Tekige
Alıntı ile Cevapla
  #29  
Alt 19-02-2010, 20:59
Fatma Selva Sezen Fatma Selva Sezen isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Sep 2008
Mesajlar: 18
Standart

Trafik

kentin baskısı kaldı bize
ve ışıkları trafiğin ya da kazası

oysa biz hep bir düş kazasında
yitirdik arkadaşlarımızı

karşıdan karşıya geçerken
eli bırakılan çocuklardık

o insan kalabalığındaki
son gülümsemesiydi annemizin

sonra hangi tarafa geçsek karşıda kaldık!

Zafer Ekin KARABAY
Alıntı ile Cevapla
  #30  
Alt 27-04-2010, 14:54
aysun colak aysun colak isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Oct 2008
Mesajlar: 2.336
Standart

Sunu

İlle de görmek için mi beklenir güzel günler
Beklemek de güzel

Arif Damar
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


şu Anki Saat: 14:56


Online Ziyaretçi: site statistics
Powered by vBulletin
Şiir Akademisi Forum