Şiir Akademisi - Ana Sayfa

Geri git   Şiir Akademisi Forum > ANLIK YAZIM PAYLAŞIM > Yarışmalar - Konulu, Süreli Yazım Çalışmaları

Cevapla
 
Seçenekler Stil
  #21  
Alt 04-04-2012, 22:41
irfan mutluer irfan mutluer isimli üye şimdilik offline konumundadır
Super Moderator
 
üyelik tarihi: Jun 2007
Nerden: Tire - İzmir
Mesajlar: 1.034
Standart

3- KÖTÜ ŞAKA / Vedat Sadioğlu

Rami: Türe uygun yaratıcılık:3/10
Konunun inandırıcılığı: 8/10
Karakterlerin tutarlılığı:8/10
Dilin özgün kullanımı:2/10
Dilin etkin kullanımı ve akıcılığı:3/10
Kurgusal tutarlılık ve özgünlük:3/10
Biçimsel düzene ve imla kurallarına uygunluk: 5/10
Okuyucudaki tatmin duygusu: 10/30
Toplam Puan:42

Gül Uğur: Son derece naif olan Kötü Şaka’yı, önkabul bakımından donanımsız buldum. Daha derin bir konu olabilirdi. 20 puan veriyorum.

Emin Eser: Değerlendirme: Kurgusu zayıf, çok tekrar var. Öykünün okuyucuyu da biraz yorması gereğine inanırım. Okuyucuya pek bir şey kalmamış. Ve kesinlikle daha fazla öykü incelemelerinde bulunulması gerekir diye düşünüyorum. Puan olarak 40.


Aysel Ekiz:Yazarımızın söylediği gibi “Herkesin bir öyküsü mutlaka vardır.” Yaşam öykülerle dolu.Bizler her gün birbirimizle kendi öykülerimizi günlük sözcüklerimizle paylaşıyoruz zaten.Fakat iş yazmaya,bu öyküleri okurla paylaşmaya gelince beklenti farklılaşıyor.Günlük hayatın en sıradan bir olayını bile okutabilmek,okuma tadını aldırabilmek edebiyatın işi.Sözün büyüsü,cümle kuruluşları,kurguyu destekleyen,büyüten edebi sınırlar.Buradan bakınca “Kötü Şaka” Açıkçası tuzu yetersiz bir öykü.Sıradan bir günün olağan günlük paylaşımı gibi.Kahramanın adının bu kadar çok tekrarı,yazım hataları çok daha etkili olabilecek bu öykünün eksiklerinden.
Puanım:50


Seda Han Doukas: 35/100: Bol imla hataları. Aynı kelimelerin bir cümle içerisinde ya da paragrafta sıkça tekrarı, noktalama işareti yanlışları, konunun özgün olmaması ve edebi tarzdan yoksun olması nedeniyle maalesef 35 puan almıştır.

İrfan Mutluer: Seyfettin Amca adlı öykü ile ilgili düşüncelerim bu öykü için de geçerli. Değiştirmeden alıyorum:
Duru bir anlatım, hepsi o kadar. Duru anlatıma ulaşmak zordur, ustalık gerektirir ama buradaki duruluğun ustalıkla ilgisi yok. Baştan savma da değil, buradaki eksiklik öykü derinliğine ulaşamama, yüzeysel ( sığ )kalma. (Bu düşüncem bundan sonraki Kötü Şaka adlı öykü için de geçerli ve öyküleri okuyunca nedense bu iki öykünün aynı kalemden çıkmış hissi uyandı bende!)
__________________
TÜL ve PUS / İrfan Mutluer
HOŞÇA KAL YAĞMUR / İrfan Mutluer
Alıntı ile Cevapla
  #22  
Alt 04-04-2012, 22:44
irfan mutluer irfan mutluer isimli üye şimdilik offline konumundadır
Super Moderator
 
üyelik tarihi: Jun 2007
Nerden: Tire - İzmir
Mesajlar: 1.034
Standart

4- AĞLAYAN KİTAPLAR / Nurettin Şimşek

Rami: Türe uygun yaratıcılık:4/10
Konunun inandırıcılığı: 6/10
Karakterlerin tutarlılığı:6/10
Dilin özgün kullanımı:7/10
Dilin etkin kullanımı ve akıcılığı:6/10
Kurgusal tutarlılık ve özgünlük:5/10
Biçimsel düzene ve imla kurallarına uygunluk: 6/10
Okuyucudaki tatmin duygusu: 15/30
Toplam Puan:55

Gül Uğur: Ağlayan Kitaplar, okuyucuda net ve yoğun bir etki uyandırıyor. Uzun cümleler olmasına rağmen anlatımı seçiler kelimeler bakımından özlü ve derindir.. İç seslerin soyut bir üslupla edebiyata yansıtılması, öyküyü ön plana çıkarıyor. Nurettin Şimşek’e yazım serüveninde başarılar dileyerek, Ağlayan Kitaplar adlı öyküsüne 70 puan veriyorum.

Emin Eser: Değerlendirme: Süslü ve yoğun. Ne anlattığın değil, neyi nasıl anlattığındır öyküyü öykü yapan unsurlardan biri de. Konuyu farklı bir biçim ve duru bir anlatımla dile getirmediğimiz vakit kendimizi okutamayız diye düşünüyorum. Bir özgünlük bulamadım…Puan olarak 40 diyorum.

Aysel Ekiz:Bu,çok güzel bir öykü başlığı.Daha öyküyü okumadan okurun zihnine bir çok öykü kurgusu serpiştiriyor.Peki öyküyü okumaya başlayınca…Uzun,sürekli devrik ve gereksiz sözcükler(kaos-kargaşa,karamsar-kötümser…)bazen anlamak için cümleyi yeni baştan okuma ihtiyacı…Fazla makyajın(abartılı) bozduğu doğal güzellik gibi. Zorlama anlatım, iyi bir öykü okurunun hemen farkedebileceği bir şeydir.Bunun için,uzun cümleler oluşturmak,cümleye oturmayan yabancı sözcükler kullanmak öyküyü daha da etkili yapmıyor.Aksine.Konu değişik ve çok güzel.Dokunulmadığı için ağlayan kitaplar.Keşke yazar bu kadar ağır,ağdalı sözler ve uzun cümleler yerine kurguyu öne çıkarsaydı diye düşündüm.Fakat yazarın kendine özgü bir öykü dili yaratacağına inanıyorum.
Puanım:70


Seda Han Doukas: 52/100: Bir paragraf boyutundaki devrik cümleler akıcılığı kesintiye uğrattığı gibi hatalara da sebep olmuş. Anlatımı pekiştirmek üzere kullanılan betimlemeleri beğendim. Aynı anlamda kullanılan kelimelerin tekrarı (kaos ve karmaşa gibi) betimlemeyi zenginleştirmekten ziyade söz kalabalığına sebep olmuş. Konu özgün gelmedi.

İrfan Mutluer: Bir cümle: “Ve o tam da bu karamsar, kötümser, ama bitmeyen bir umudun düşünceleriyle açmıştı o, ahşapla metal madeninden yapılan odasının sır andıran kapısını anahtar deliğini, bu durum gerçekten tanımsız bir ıstırabın içindeki umuttu.” Alıntıladığım cümleye dikkat edelim! Burada sözcük israfı, yazım hatası, noktalama işaretlerinin hatalı kullanımı, kurgu hatası (…) var. Ama göze çarpması gereken başka bir sorun var burada: Anlatamama! Sanırım yeterli…
__________________
TÜL ve PUS / İrfan Mutluer
HOŞÇA KAL YAĞMUR / İrfan Mutluer
Alıntı ile Cevapla
  #23  
Alt 05-04-2012, 11:28
irfan mutluer irfan mutluer isimli üye şimdilik offline konumundadır
Super Moderator
 
üyelik tarihi: Jun 2007
Nerden: Tire - İzmir
Mesajlar: 1.034
Standart

5- VİCDAN / Serkan Kılıç

Rami: Türe uygun yaratıcılık:3/10
Konunun inandırıcılığı: 6/10
Karakterlerin tutarlılığı:6/10
Dilin özgün kullanımı:5/10
Dilin etkin kullanımı ve akıcılığı:6/10
Kurgusal tutarlılık ve özgünlük:5/10
Biçimsel düzene ve imla kurallarına uygunluk: 7/10
Okuyucudaki tatmin duygusu: 15/30
Toplam Puan:53

Gül Uğur: Kurgu ve anlatım bakımından eksiklikleri olan ve üzerinde çok çalışılması gereken bir yazı okudum. 20 puan veriyorum.

Emin Eser: Değelendirme: Diğer katılımcı arkadaşlara yazdığımı size de yazmak isterim…Bence daha fazla öykü okumalı ve incelemelisin. Öykü, estetiğiyle, biçimiyle, anlatımı, inandırıcılığı ve sıcaklığıyla kendisini okutur. Konu ne kadar güzel ve çarpıcı da olsa, yukarıda saydıklarımla bütünleşmediği taktirde okunmaz, okunsa da kalıcı olmaz. Bence Gogol, Sait Faik, Çehov, Puşkin’den öyküler okumalısınız… Yazmaya devam…Puan olarak 40 diyorum…

Aysel Ekiz:Öyküyü okurken tv.de yayınlanan Kanıt programını izliyormuşum hissi uyandı bende.Bir cinayet işlenmiş,deliller toplanmış,sunucu geçmiş kamera karşısına izleyiciye o tek düze sesiyle o vahşetin üstüne basa basa anlatıyor gibi.Demekki sadece öykü için bir konu bulmuş olmak yeterli değil.Dille,sözle,sözcükle,sesle,incelikle, gidişatla desteklenmeli o konu.Size bu yolda çok çok okumanızı,mutlaka edebiyat dergilerini takip etmenizi tavsiye edebilirim.
Puan:45


Seda Han Doukas: 38/100: Konu özgünlükten uzak. İmla hataları, dilin kullanımındaki yanlışlar da okurken rahatsız edici. Bazen tek bir kelime ile ifade edebilecek durumları üç beş kelime ile ifade etme yöntemini seçmiş. Bu da, gereksiz söz kalabalığı oluşturmuş. Konunun akıcılığında kopukluk var.

İrfan Mutluer: Eleştiriden çok önerim olmalı bu öyküde. Önce insanı tanımalı, insan davranışları konusunda gelişmeli yazar. Ne zaman ne söylenir (ya da söylenmez), nasıl söylenir iyi düşünmeli. Sonra bol bol okumalı, kuram bilgisini pekiştirmeli, iyi gözlem yapmalı, düş kurmalı ve söyleyecek, kendisinden başkasına aktaracak bir şeyleri olmalı. Burada da aktardığı şey her ne ise özgün olmalı. Yaratıcı olmalı yazar. Bir kere yaratılmış şey bir daha yaratılmaz, bunu iyi bilmeli. Bunun için de bol bol okumalı. Henüz yaşınız çok küçük, ileride bu sorunların tümünü aşabilirsiniz elbette.
Bir de “Neden öykü?” sorusuna verdiğiniz yanıta değinmek istiyorum. Öykücü roman yazabilir elbette, roman yazarı da öykü yazabilir. Ama öykü ile romanı iyi ayırmak, birini diğerine ulaşmak için basamak olarak kullanmamak gerekir. Öykü romanın bir alt basamağı değildir. Öyküyü küçümseyerek romana ulaşamazsınız. Sadece başarısız bir öykücü olursunuz o kadar. Bundan dolayı eğer öykü yazacaksanız öyküyü önemseyiniz. Öykü ile roman birbirine çok yakın”mış” gibi görünseler de ikisi çok farklı türlerdir. Sizi yanlış yönlendirenlere karşı da dikkatli olunuz. Bu uyarı kulağınıza küpe olsun.
__________________
TÜL ve PUS / İrfan Mutluer
HOŞÇA KAL YAĞMUR / İrfan Mutluer
Alıntı ile Cevapla
  #24  
Alt 06-04-2012, 11:11
Rami Rami isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: May 2006
Mesajlar: 1
Standart Değerlendirmelerim

Merhaba,
2012 Kış Dönemi Öykü Yarışmasında puanlamama ek olarak birkaç öyküye yorumlarımı da eklemek istedim.
Yarışmaya katılanları tebrik eder yazın hayatlarında başarılar dilerim.
Rami

Vicdan-Serkan KILIÇ
Ne hikayedeki geçen süre ne de bu süre zarfındaki yaşanan duygular bir öyküye sığabilir. Bir yaşamın inceden ipliğe irdelemesi öykünün değil başka yazın türlerinin işidir. Öykü, roman yazma yolundaki bir aşama olmadığı gibi, roman yazımından daha kolay da değildir.

Kadının Geni- Nazlı YILDIRIM
Keşke konu seçiminde özgünlüğünüze ve cesaretinize üslubunuz da eşlik edebilseydi. Bu öyküye “argo” ne de çok yakışırdı…
Ağlayan Kitaplar-Nurettin ŞİMŞEK
Tür olarak ‘öykü’, gücünü ‘hikâye etme’ başarısından alır. Yazınız, epik söylemine, lirik sesine rağmen hikâyesine bir türlü erişemiyor. Ezgisi yüksek yazınızda yoğun tekrarlar kimi yerde sıkıcı hale gelebiliyor.
Depresyonun İzafi Teorisi-Çiğdem ALTUNDEMİR
İronisi, nüktesi, duygusu, anlatım biçemi yerli yerinde... Bir de biçimsel düzeni ve imla kurallarını da yanında taşısaymış öykünüz...
Yazar “öyle olmasını arzuluyor” diye bir öykü sonlanırsa yazık olur: Dikkat!
Alıntı ile Cevapla
  #25  
Alt 08-04-2012, 22:12
irfan mutluer irfan mutluer isimli üye şimdilik offline konumundadır
Super Moderator
 
üyelik tarihi: Jun 2007
Nerden: Tire - İzmir
Mesajlar: 1.034
Standart

6- NEZETE / Fatma Gür

Rami: Türe uygun yaratıcılık:6/10
Konunun inandırıcılığı: 4/10
Karakterlerin tutarlılığı:4/10
Dilin özgün kullanımı:7/10
Dilin etkin kullanımı ve akıcılığı:8/10
Kurgusal tutarlılık ve özgünlük:8/10
Biçimsel düzene ve imla kurallarına uygunluk: 7/10
Okuyucudaki tatmin duygusu: 23/30
Toplam Puan:67

Gül Uğur: Estetik, yaratıcılık ya da edebi keşif duyguları güçlü ve yoğun bir öykü fakat okuyucuya yeteri kadar hitap edemiyor. 60 puan veriyorum.

Emin Eser: Değelendirme: Farklı biçimde yazmak öyküye zenginlik katmaktır. Özgünlüktür aynı zamanda. Ancak farklı biçimler müthiş okumalarla gelir düşüncesindeyim. Yani bizden önceki yazarlardan başlayıp şimdiye değin ki öyküleri okuyup kafa yormak gerekir. Öykü çok güzel bir cümleyle başlamış. Tam da beni okuyunuz türünden…Ancak giderek hantallaşmış. Hatalar olmuş. Örneğin, öykünün başında : “Sahaf anlatırken ağlardı, ben dinlerken ağlardım.” Cümlesi var, ancak sona yaklaştıkça şöyle bir cümle okuyoruz: “İlk kez ağlamaya başladım. Hem de hıçkıra hıçkıra.” Bence satır aralarını doldurma görevini biz okuyuculara verip, daha fazla öykü yazma ve okumaya yelken açmanız gerekir… Puan olarak 55 diyorum…

Aysel Ekiz:Öykü içindeki öykünün mutlaka ayrılması,belirginleştirilmesi gerektiğini düşünüyorum.Bu farklılık yazı karakteriyle, geçişlerdeki farklı zaman ya da ifadelerle…yapılabilir.Ayrıca konuşmaların(cümle içindeki)mutlaka tırnak içine alınması gerekir.Bu öyküde bunlar yapılmadığı için okurken biraz karmaşa yaşadım.Öykü dili,kurgu başarılı.Bunlara daha dikkat edilirse daha güzel bir öykü olacağına inanıyorum.Giriş cümlesi dikkat çekici.
Puan:70

Seda Han Doukas: 75/100

İrfan Mutluer: Nezete tipik bir Fatma Gür öyküsü olduğunu ilk okuyuşta belli eden bir öykü. Sanırım biz yazarını artık tanıdığımız için bu böyle. Öykünün sorunsalı aynı, anlatım yönünden diğer öykülerden (yazarın yarışmaya katılan diğer öykülerinden) pek farkı yok, okura aktarılmak istenen düşüncesi var ama yine kendini toparlayamamış bir öykü. Anlatımın gerçekleştiği dış zamanla öykü içindeki Nezete’nin öyküsü çoğu yerde birbirine karışmış, okur her iki zamanı ve kişileri anlamakta zorlanıyor.
Öykünün ikinci paragrafı oldukça dağınık olmuş ve okuru öyküye alamadığı gibi “Öğrendiğinde dünya başına yıkılmıştı.” cümlesinin çekiciliğini de kaybetmiş, okuru dağıtmış. Oysa giriş paragrafı özen ister. Yine aynı paragrafta “En çok da halk hikayeleri anlatırdı.” diyen yazar, iki cümle sonra masalların anlatılışını yüceltmemeliydi. Ayrıca sahafla yazarın arasındaki (girişe göre) gidip geliyor, sonunda da neredeyse kaybolmuş, ikisi aynı yaşa gelmişler gibi bir hal almış.
“Yazılmamış ama yaşanmış bu acı aşk, sahafın yüreğinden kalemime döküldü.” Bitiş cümlesi ise ilk cümlenin çekiciliğini, çarpıcılığını, etkisini tamamen almış, götürmüş. Böylece hem hatalı başlamış öykü, hem de hatalı bitmiş. Biraz daha dikkat!..
__________________
TÜL ve PUS / İrfan Mutluer
HOŞÇA KAL YAĞMUR / İrfan Mutluer
Alıntı ile Cevapla
  #26  
Alt 08-04-2012, 23:11
irfan mutluer irfan mutluer isimli üye şimdilik offline konumundadır
Super Moderator
 
üyelik tarihi: Jun 2007
Nerden: Tire - İzmir
Mesajlar: 1.034
Standart

7- OYUN ZAMANI / Ümit Çalışıcı

Rami: Türe uygun yaratıcılık:5/10
Konunun inandırıcılığı: 7/10
Karakterlerin tutarlılığı:7/10
Dilin özgün kullanımı:7/10
Dilin etkin kullanımı ve akıcılığı:7/10
Kurgusal tutarlılık ve özgünlük:6/10
Biçimsel düzene ve imla kurallarına uygunluk: 8/10
Okuyucudaki tatmin duygusu: 20/30
Toplam Puan:67

Gül Uğur: Kurgu bakımından belli bir modelin dışına çıkamayan kalıplaşmış bir anlatım. Bu sonuç, biçimsel açıdan yalnız edebi bir üsluba dayanarak bilinen modelin dışına çıkarılmış bir kurgu ile düzeltilebilir. Başarılar dileyerek 30 puan veriyorum.

Emin Eser:DEĞERLENDİRME: öyküdeki gerçeklik, kurgu, yalın ve duru anlatım başarılı. Konu iyi yakalanmış ancak iyi estetize edilmemiş. Konu,anlatım,içerik ve biçim birbiriyle bütünlük oluşturduğunda öyküye zenginlik katmış oluruz. Bazı kesin hüküm veren cümleler olması öykü tadını biraz kaçırmış gibime geldi. “Pişmanlık dolu gözleri”, anlatımın sonucunda okuyucunun varması gereken bir yargı olsaydı daha başarılı olurdu. Yani öykünün karanlık noktalarının olması öyküyü geleceğe taşır. Okuyucuya bir şeyler kalsın diyorum. İlerde iyi öyküler yazacağına inanıyorum. Puan olarak 65 diyorum.

Aysel Ekiz:Bir solukta okunup anlaşılan,okuru yormayan,son derece de güncel bir konuyu anlatan güzel bir öykü.Ben dili beni zorlamayan öyküler okumayı seviyorum.Elbette kurgu edebi dille desteklenmeli.Öyküde beni tek rahatsız eden on dört yaşındaki genç kızın oyun için arkadaşına gizli gizli kaçışları.O yaş genç kızları oyunu artık günümüzde erkenden terk etmiş oluyorlar bence.Mahmut efendinin halüsinasyon anları daha etkili vurgulanabilirdi belki.
Puanım:65

Seda Han Doukas: 63/100:“Jet hızı” yerine Türkçe yazılabilirdi. “Hafif şiddetli ses yükselmeleri” yanlış kullanılan kelime nedeniyle anlam kargaşası. Başlangıç ve sondaki paragrafın aynı olmasını beğendim. Konuyu özgün buldum. Edebi açıdan derinlikli işlenmesini isterdim. Çarpıcı betimlemeler ile süslenmesini; belki okuyucuyu düşünmeye sevk eden birkaç aykırı cümle.

İrfan Mutluer: Son yılların güncel bir konusu gibi görünse de yıllardır yazıldığı için özgünlüğü kalmadı öykünün. (Bu aynı konular tekrar edilmeyecek demek değil, özgün ve yaratıcı olmalı yazar. Ayrıca günümüzün çocuk istismarları, çocuk gelinleri düşünülürse yazmakta hiç de sakınca yok.) Anlatımın tekdüzeliği, bazı cümlelerin birbiri ile çatışması, kurgunun zayıflığı, satır aralarının olmaması öykünün gücünü de azaltmış böylece. Aynı öyküyü tekrar tekrar yazmalı yazar, özgünlüğü, evrenselliği yakalayana kadar…
__________________
TÜL ve PUS / İrfan Mutluer
HOŞÇA KAL YAĞMUR / İrfan Mutluer
Alıntı ile Cevapla
  #27  
Alt 08-04-2012, 23:12
irfan mutluer irfan mutluer isimli üye şimdilik offline konumundadır
Super Moderator
 
üyelik tarihi: Jun 2007
Nerden: Tire - İzmir
Mesajlar: 1.034
Standart

8- ASLI İLE MURAT / Süleyman Ağırağaç

Rami: Türe uygun yaratıcılık:3/10
Konunun inandırıcılığı: 5/10
Karakterlerin tutarlılığı:5/10
Dilin özgün kullanımı:4/10
Dilin etkin kullanımı ve akıcılığı:5/10
Kurgusal tutarlılık ve özgünlük:3/10
Biçimsel düzene ve imla kurallarına uygunluk: 5/10
Okuyucudaki tatmin duygusu: 10/30
Toplam Puan:40

Gül Uğur: Başlarken, sonucun ne olacağını tahmin etmek bana göre iyi bir öyküde olmaması gereken unsurdur. 30 puan veriyorum.

Emin Eser: Değerlendirme: İmla hataları çok fazla. Kurgu olarak da zayıf. Bence daha çok öykü yazıp okuması gerekir. Puan olarak: 40

Aysel Ekiz: Öncelikle bir polis adayı olarak yazmaya meyillenmenizi tebrik ediyorum.Yalnız çok çok okumanızı,özellikle öyküler okumanızı tavsiye ediyorum.Yazım hatalarını gözden geçirmelisiniz.Özel isimlerin büyük harfle başlaması kuralı örneğin.Kurgu olarak da sıradan,tuzu eksik bir öykü.Okumaya ve yazmaya devam.
Puanım:50

Seda Han Doukas: 25/100: Okumayı engelleyecek nitelikte yoğun derecede imla ve dil kullanımında yanlışlar. Kelime tekrarları, mantıksal hatalar...vs.

İrfan Mutluer: Bol bol okumalı ve yazmalısınız, cümle kurgularındaki hatalara da dikkat! Bu olmayacak demek değil, olacak ama zamanla…
__________________
TÜL ve PUS / İrfan Mutluer
HOŞÇA KAL YAĞMUR / İrfan Mutluer
Alıntı ile Cevapla
  #28  
Alt 11-04-2012, 23:27
irfan mutluer irfan mutluer isimli üye şimdilik offline konumundadır
Super Moderator
 
üyelik tarihi: Jun 2007
Nerden: Tire - İzmir
Mesajlar: 1.034
Standart

9- DEPRESYONUN İZAFİ TEORİLERİ / Çiğdem Altundemir

Rami: Türe uygun yaratıcılık:7/10
Konunun inandırıcılığı: 8/10
Karakterlerin tutarlılığı:9/10
Dilin özgün kullanımı:6/10
Dilin etkin kullanımı ve akıcılığı:8/10
Kurgusal tutarlılık ve özgünlük:8/10
Biçimsel düzene ve imla kurallarına uygunluk: 3/10
Okuyucudaki tatmin duygusu: 23/30
Toplam Puan:72

Gül Uğur: Son derece akıcı ve derin cümleleriyle kurgu bakımından iki tür etkinin bulunması öyküyü farklı kılmıştır. Birincisi okuru düşündüren cevaplar, ikincisi de seçilen kurgunun okuyucunun düş gücünü etkilemesi. Bu nedenle de gelip geçici de olsa yaşama dair beklentilerde değişiklikler meydana getirmesidir. Öyküyü başarılı bularak 80 puan veriyorum.

Emin Eser: Değerlendirme: Neyi söylediği değil, nasıl söylediği öykü için de önemlidir kuşkusuz. Bu da bizi yeni öykü biçimlerine götürür. Biçim de bir bakıma içeriğin düzene sokulmasıdır. Yeni biçimler için bilgi ve hayal gücüne gereksinim vardır. Bu öyküyü bu yönüyle beğendim. Ancak hemen girişinden başlayarak hatalar olmuş. Oysa öyküde ilk cümleler çok önemelidir. Giriş üzerinde kesinlikle çok çalışmanız gerekirdi. Şöyle ki: “İnanın bana. İçinizden güldüğünüzü ve burun kıvırdığınızı görebiliyorum. (İçinizden bana güldüğünüzü ve burun kıvırdığınızı görebiliyorum.)Bir özel kliniğin iki kişilik odasında, yatağıma uzandım.( Burada bizi merakta bırakıp hemencecik özel klinikte olmadığı söylenmeseydi keşke. ) Düşünüyorum. Doktorum olumlu şeyler düşün, dedi. Oda arkadaşım varlığımla fazla ilgili değil. Karşımdaki yatağın sahibi.(Karşımdaki yatağın sahibi sanırım bir sonraki paragrafın girişi olmalı.) Giriş bakın şu halde olsaydı: İçinizden bana güldüğünüzü ve burun kıvırdığınızı görebiliyorum.
Düşünüyorum. Doktorum olumlu şeyler düşün, dedi. Oda arkadaşım varlığımla fazla ilgili değil.

Karşımdaki yatağın sahibi, yetmiş yaşlarında, bebek yüzlü, mavi gözlü bir kadın. Pencerenin önündeki, aralarında oymalı bir sehpa olan, pembe kadife koltuklardan birine oturmuş, birilerinin gelmesini bekliyor gibi. İki saati geçkin orada öylece oturuyor. Sürekli kapıya ve önünde açık duran gazeteye bakıyor. (Şimdi oldu sanırım.)
Ayrıca fazla sayıda “de” bağlacı ve noktalama yanlışlıkları var. Aceleyle yazılmış ve son kontroller tam olarak yapılmamış. Bunlar düzelecek şeyler diye bakıyorum. Daha iyi öykülere diyorum.

Aysel Ekiz: İç konuşmalarla kurgulanmış,yine iç konuşmalarla bir ilişkiyi sorgulayan anlatımı güçlü bir öykü.Çiğdem Hanım’ın öyküsünü okurken kendi öykülerimi anımsadım.Aynı yaş,aynı dönem aynı kadın ruhu sorgulamaları.Yazar için tek önerim yazım kuralları konusunda daha dikkatli olması.Özellikle “de” eki konusunda.

Seda Han Doukas: Genel olarak beğendim. Akıcı şekilde ilerliyor öykü. Tarz olarak da beğendim. İmla yanlışları söz konusu. Sadece konuşma parçacıklarından ibaret olması durum hakkında bilgi vermeyi kısıtlamış.

İrfan Mutluer:
Depresyonun İzafi Teorileri tastamam bir öykü olmakla birlikte yazım yanlışlarının gölgesinde kalmış birazcık. Aynı yazım hataları birden fazla yerde karşımıza çıktığı için öykü yazım hatalarıyla boğulmuş gibi görünse de hatalar genelde aynı. Örneğin “de” bağlacı her defasında hatalı yazılmış. Beş paragraf olması gereken ikinci paragraf tek paragraf olarak yazılmış. Konuşma çizgileri beş-altı kısa çizgi şeklinde kullanılarak noktalama işaretlerinde olmayan bir kullanım söz konusu olmuş. Bazı cümleler hatalı kurgulanmış. Buna birkaç örnek verelim: “Zaten sizde herkesin size yapışmasını istemediğinizden, bu size kendinizle baş başa kalabileceğiniz geniş alanlar yaratır.” “Ve hatta ilerleyen aşamalarda, bu çiçek hakkında şiirler yazabilir veya resim fırçanızla harikalar yaratabilirsiniz.” “ Çıkıp gidiyor, arkasında bıraktığı ayak seslerinin eşliğinde.”
Şu cümleye ise dikkat edelim: “Ellerini avuçlarımdan çekiyor.” Oysa kadının elleri erkeğin avuçlarındadır, dolayısıyla yazarın böyle bir cümle kurmaması gerekirdi. “Ellerimi bırakıyor.” Demesi daha doğru olurdu.
Yukarıda alıntıladığım cümleye de dikkat çekmek istiyorum, bir daha alalım cümleyi: “ Çıkıp gidiyor, arkasında bıraktığı ayak seslerinin eşliğinde.” Burada “çıkıp gidiyor” denmesi yeterliydi, devamı anlamı daraltıyor çünkü. Eğer arkasında ayak sesleri bırakacaksa giden kişi bu kez de “eşliğinde” sözcüğünün kaldırılması gerekir.
Yazım hataları genelde ilk sayfada toplanır, (tüm “de” eklerinin, “mi” soru eklerinin öykü boyunca hatalı kullanıldığını yukarıda belirttik) bir de girişi hatalıdır öykünün; sözcükler, cümleler daha özenli seçilebilir, giriş bölümü daha özenli yazılabilirdi.
Sanırım iç konuşmaların neredeyse tamamının yazım yanlışlığına da değinilmeli. Ya küçük harfle başlamıştır, ya yeri doğru değildir, ya da sonunda noktalama işareti yoktur.
Son paragrafta da ikinci cümlede bitmeliydi öykü. Orada bitmeli ki okur saka kuşunun sesiyle odaklaşsın, öyküden kalanlarla kendi öyküsünü oluştursun…
Bütün yazım hatalarına rağmen diğer öykülerden daha derin bir öyküdür Depresyonun İzafi Teorileri. Öyküyü çekici yapan da burasıdır. (Sanırım öykü yazarı buraya yerleştirdiğimiz “im”i görmüştür!)
Yazın yolculuğunda başarılar dileğimle…
__________________
TÜL ve PUS / İrfan Mutluer
HOŞÇA KAL YAĞMUR / İrfan Mutluer
Alıntı ile Cevapla
  #29  
Alt 12-04-2012, 18:55
irfan mutluer irfan mutluer isimli üye şimdilik offline konumundadır
Super Moderator
 
üyelik tarihi: Jun 2007
Nerden: Tire - İzmir
Mesajlar: 1.034
Standart

10- kan perdesi aralığında yaşam yansımaları / Hüseyin Korkmaz

Rami: Türe uygun yaratıcılık:4/10
Konunun inandırıcılığı: 5/10
Karakterlerin tutarlılığı:5/10
Dilin özgün kullanımı:5/10
Dilin etkin kullanımı ve akıcılığı:5/10
Kurgusal tutarlılık ve özgünlük:5/10
Biçimsel düzene ve imla kurallarına uygunluk: 6/10
Okuyucudaki tatmin duygusu: 15/30
Toplam Puan:50

Gül Uğur: Yaşamdan kesitler ve tanınan hikayeler gibi ele alınırsa, dil ve düzen açısından iyi sayılabilecek bir aktarım. Fakat okuyucunun aradığı gerçek, daha derinlerdedir. Başarılar dileyerek 50 puan veriyorum.

Emin Eser: Değerlendirme: Çok sayıda noktalama ve yazım yanlışları var. Keşke öyküyü göndermeden önce iyice okumuş olsaydınız. Her zaman söylüyorum, öykü eksilterek yazılır. Aceleye gelmez ve zamanın imbiğinden mutlaka ama mutlaka süzülmesi gerekir. Nitelikli bir okuma ve bol bol yazı yazmanızı tavsiye ediyorum. Puan olarak: 40 diyorum.

Aysel Ekiz: Akıcı, diyaloglarla kurgulanmış, noktalama işaretleri de yerli yerinde bir öykü.Giriş cümlelerinin özellikle öykü türünde etkisi malum.Bu öykünün giriş cümlesi de doğru seçilmiş bence.Etkili.
Puanım:70

Seda Han Doukas: 62/100: Yaratıcı bir konu. Akıcılık elde edilmiş. Bazı cümlelerde zamansal hatalar, yazım yanlışları, imla hataları kelime tekrarları. Konunun başlangıcı Elif’in kaçırılması gibi algılansa da sonucu sadece çatışmaya bağlanıyor ve apar topar bitiriliyor.

İrfan Mutluer: “Kan Perdesi Aralığında Yaşam Yansımaları” öyküsü, sıradan bir okura ilginç ve akıcı gelebilir ilk bakışta, fakat öykü üzerinde düşünülür, öykü derinliğine ulaşmak isterseniz sığ sularda debelenmekten öteye gidemezsiniz. Yazarını şiirde daha başarılı bulduğumu önceki yarışmalarda söylemiştim. Bu yarışmaya gönderilen öyküde de aynı hatalı cümle kurguları, hatalı diyaloglar, sorunun özüne inememe, satır araları bırakmama, sözcük israfı (…) gibi hatalarla karşılaşırız ki bu da öykünün aceleye geldiğini ve yazarının yazmakta ne kadar zorlandığını gösterir bize.
Birkaç örnek verelim: “Yüzünde kırışıklıkları bulunan genç adam atın yularını çekti, durdurdu.” Bu öykünün giriş cümlesidir. Eğer öyküye bu cümle ile başlanacaksa makas hemen işine başlamalı ve kırpmalı. Yüzünde kırışıklıklar varsa genç denmemeli, genç ise yüzünde kırışıklıklar bulunmamalı! Hadi onları geçtim, bu cümlede “bulunan” sözcüğü olmamalı. (Kırışıklıkları sözcüğündeki son “ı” harfinin gereksizliğini de parantez içinde belirtelim.) “Yüzü kırışık, sert bakışlı genç adam…” gibi daha etkili bir cümle kurulabilirdi.
Devam edelim, bu paragrafta sonraki cümlelerin öykü için hiçbir önemi yok. Eylülün ikinci günü olması, elma ağacından gelen sesin hatırlanması gereksiz cümleler olmuş. Elma ağacından gelen sesin hatırlanması gereksiz cümle olmuş ama öykü sanki o cümleye yaslandırılmış gibi bir anlam da çıkıyor. Öykünün seyri sanki bir iç konuşma/lar şeklinde gideceğini düşünüyor okur. Fakat yanıldığınızı hemen anlıyorsunuz.
Hatalı cümle kurgusuna da örnek verelim: “Şu sokağın sonunda bahçesinde yanık bir dut ağacı görürsün, o ağaca doğru yürü, hâlâ yarısı yanık olan bahçe kapısını çalarsın.” Açıklamaya gerek var mı? Bir başka örnek: “Silahlı adamlar ne olduğunu anlamadan üzerlerine, üç beş yerden ateş edilmeye başlandı.”
Birkaç yersiz (aslında olmaması gereken) konuşma da vardır öyküde. Belirtelim:
-Hoş geldin! Buyur içeriye…
Hemen sonra:
-Arkamdan gel, dedi.
Daha sonra:
-Gir içeri…
Bu üç konuşma birbiri ardına gerçekleşir. İlk konuşmanın ikinci cümlesi “Buyur içeriye…” yersizdir, hatalı kullanılmıştır.
Başka bir yersizlik örneğine de (iki kez) Afşin’in ağanın adamını ve ağayı vuruşundaki sevinç gösterilerindedir.

Yazım hataları üzerine söyleyeceklerimiz bu kadar değil elbette, bir de öykü başında birbirini tanımayan üç kişi, öykü sonunda üç arkadaş olmuşlardır! Öykü zamanı yaklaşık üç beş saatlik bir dilimdir.

Elif Eylül’ün kaçırılması şeklinde başlayan öykü, daha sonra örgütsel bir direnmeye dönüşür. Buna (kaçırılma) örgüt karar vermiştir ama Afşin’in gelişi, Battal’ı buluşu, oradan Nedim’e ulaşması son derece acemicedir. Yine örgüte bağlanan ve tek bir köy ile sınırlı kalmayan öykü, nedense diğer köylere hiç gidemez ve aceleyle bu (olayın geçtiği) köyde bitirilir. Her şey acemicedir, inandırıcılığını çoktan yitirmiştir…

Yılmak yok! Hatalarımızı bir bir temizleyip çok güzel öyküler okuyacağız sizden…
__________________
TÜL ve PUS / İrfan Mutluer
HOŞÇA KAL YAĞMUR / İrfan Mutluer
Alıntı ile Cevapla
  #30  
Alt 12-04-2012, 22:24
irfan mutluer irfan mutluer isimli üye şimdilik offline konumundadır
Super Moderator
 
üyelik tarihi: Jun 2007
Nerden: Tire - İzmir
Mesajlar: 1.034
Standart

11- Dönüm Noktası / Fikret Doğan

Rami: Türe uygun yaratıcılık:5/10
Konunun inandırıcılığı: 4/10
Karakterlerin tutarlılığı:4/10
Dilin özgün kullanımı:7/10
Dilin etkin kullanımı ve akıcılığı:7/10
Kurgusal tutarlılık ve özgünlük:5/10
Biçimsel düzene ve imla kurallarına uygunluk: 6/10
Okuyucudaki tatmin duygusu: 15/30
Toplam Puan:53

Gül Uğur: Melankolik bir keder karışımı günlüğü anımsatan dönüm noktasına 30 puan veriyorum.

Emin Eser: Değerlendirme: üzerinde çalışılması gereken bir öykü olarak gördüm. Fazlalıklar var. Öykü eksilterek yazılır. Etkili yazmanın biricik yolu, çok sayıda yazmak ve yazdıklarını zaman süzgecinden sonra eksiltmektir. Sözcük tasarrufudur, eksiltmek dediğim…İlerde çok güzel öyküler yazacağınıza inanıyorum. Puan olarak:45 diyorum.

Aysel Ekiz: Gelişecek bir öykü dili var yazarın.Bol bol okuyup yazarak,yazdıklarını yine yeni baştan yazarak ilerleyeceğine inanıyorum.
Puanım:65

Seda Han Doukas: 60/100: “ayaklarımın iplerini” “ne idüğü belirsiz” Yazım yanlışları, imla hataları, hikayenin özgün olmaması. Yazar akıcılığı sağlamış.

İrfan Mutluer: Derli toplu bir öykü Dönüm Noktası, okuru fazla yormayan, sonu başından belli olan bir öykü. Düz bir anlatım, olaylar sırasıyla zincirleme gelişiyor. İç ses yok, içe dönüş yok, iç zaman yok… Bir günün, bunaltını bir günün öyküsü… Bu yarışmaya katılan polis koleji kökenli öyküler arasında öyküye en yakın olanı…
Biraz da cümle kurgularına değinelim. Örnekleyeceğim cümle kurgularına öykü boyunca sık sık rastlarız.
“Canım yine kahvaltı yapmak istemiyor, beni boğacakmış gibi gelen evimin geniş mutfağında.”
“Anlam veremiyorum, bendeki bu değişikliğe.”
“Biraz daha bunalıyorum, bu manzarayı gördüğümde.”
Örnekler çoğaltılabilir, ama buna gerek yok. Yazarın devrik cümle kurgularından uzaklaşıp kurallı cümleler oluşturması gerekiyor. Bu tür kuralsız, devrik(miş) gibi kurgulara günümüzde hemen her yerde rastlıyoruz. Hele konuşma dili, tam bir felaket!
“Dönüm Noktası”nın yazarı için gerçek bir dönüm noktası olması dileğimle…
__________________
TÜL ve PUS / İrfan Mutluer
HOŞÇA KAL YAĞMUR / İrfan Mutluer
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


şu Anki Saat: 05:02


Online Ziyaretçi: site statistics
Powered by vBulletin
Şiir Akademisi Forum