Şiir Akademisi - Ana Sayfa

Geri git   Şiir Akademisi Forum > GENEL KONULAR > Genel Konular

Cevapla
 
Seçenekler Stil
  #1  
Alt 01-05-2012, 11:38
Hâdiye Kaptan Hâdiye Kaptan isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Oct 2009
Mesajlar: 1.222
Standart TÜRKİYE CUMHURİYETİ ÜZERİNE OYNANAN OYUNLAR

Merhaba,
Yılmaz Özdil'in, "Siyasal İslamın Türkiye Cumhuriyeti'ne yönelttiği Psikolojik Harekat"ın temel ögelerinden biri olan, "Atatürk (kastedilir ama bu aşamada toplum hala istenen kıvama gelmedi diye düşünüldüğünden ismi sıklıkla telaffuz edilmez) ve İsmet İnönü döneminde camilerin ahır yapıldığı" iddia ve iftiralarına çok güzel bir cevap mahiyetindeki yazısını aşağıda sunuyorum.
Bu yazı ve devamında sunduğum Altan Öymen 'in yazısının geniş kitlelere ulaşmasında neden gereklilik olduğu, ikinci yazıda çarpıcı bir şekilde vurgulanmaktadır.
Zira, Başbakan elinde sözde belgelerle, camilerin o dönemde satıldığını, kışlaya, depoya ve hatta ahıra döndürüldüğünü, her zamanki nezaketi ile haykırmakta, bu "çok önemli"! haber tüm medyada canlı cansız ve de tekraren duyurulmakta, ardından garibim Kılıçdaroğlu' nun verdiği yanıt ve muhatabına yönelik mesnetli yolsuzluk iddiaları, yazılı ve görsel medyanın samanlıklarına bir iğne olarak düşmektedir.
Herkes hatta bu yalanlara nasılsa inanmaz dedikleriniz de duymalı bunları. Bilmeliyiz ki, karşı karşıya olduğumuz kadar güçlü yayma, dağıtma, duyurmaya sahip bir propaganda, önce "acaba mı", sonra "neden olmasın", daha sonra "olabilir de" ve nihayetinde "demek ki öyleymiş" reaksiyonları yaratır. Bu süreci çevrenizdeki insanlarda gözleyebilirsiniz kolayca.
Orduyu, Hava Kuvvetlerimizi, hergün şehit olma ihtimaliyle sevdikleri ile helalleşerek uçuşa çıkan pilotlarımızı tanıyanlar, Hava Harp Okulu'ndan mezun bir devrenin tüm pilotlarının şehit olup o devreden artık hiç pilot kalmadığını bilenler, sözde Balyoz iddianamesinde yer verilen, "kendi uçağını düşürerek kriz yaratma" safsatasının nasıl bir iftira olduğunu da elbette idrak ederler. İnanın bana, kendi arkadaşının uçtuğu uçağı kriz çıksın diye düşürme görevi alan Türk pilotu, ya emri vereni vuracaktır veya bunu yapamıyorsa kendi hayatına son vermeyi yeğleyecektir arkadaşınınkinin yerine. Ama ya bunları bilmeyenler, onlarca tv kanalından ve yazılı medyanın tamamına yakınından hergün bu düzmece planları, iftiraları dinleyenlerin temiz ruh ve dimağlarını iğfal edilmekten kim ve ne koruyacaktır.
Çok yakınınızda olanlara, sevdiklerinize, büyüklerinize de aktarın bunları, zira yaş ilerleyince, rahmetli babamın deyişiyle imamın kayığı ufukta yaklaşmakta ve akibetteki bilinmezliklerin baskısı daha güçlü hissedilip dini hassasiyetler de artabilmektedir ve inanın aynı reaksiyonu onlar dahi gösterebilirler.
Kalın sağlıcakla.


(25.042012 TARİHLİ VATAN GAZETESİ’NDEN ALINTIDIR.)
İşte 'ahır yapıldı' dediği caminin gerçek hikayesi
Yılmaz Özdil, Başbakan'ın dünkü konuşmasında verdiği örneği nasıl çürüttü?

Hürriyet yazarı Yılmaz Özdil, Başbakan Erdoğan'ın dün AK Parti grup toplantısında Cumhuriyet gazetesinden gösterdiği küpür ile verdiği örneği irdeledi.
Özdil, camiinin hikayesini anlatarak gerçeğin aslında sanılanın tam aksi olduğunu ortaya koydu.

İşte o yazı:

"Başbakan açıkladı:

“Camiyi ahır yaptılar.”

Nerede?

İzmir Seferihisar’da.

Ne zaman?

1936’da.

Atatürk zamanında mı?

Atatürk zamanında.

Kanıt?

Belge gösterdi.

20 Nisan 1936 tarihli.

Cumhuriyet gazetesi.http://haber.gazetevatan.com/haberde...?Newsid=446126

“Bu ne insafsızlık, Seferihisar’da tarihi cami ahır yapılmış” başlıklı haberin kupürü.

O caminin bulunduğu köyün ismi, Düzce... Küçücük, yemyeşil, şirin bi köydür. Eski adı, Hereke’ydi. Heraklia antik kentinin üzerine kurulduğu rivayet edilir, ismi ordan gelirdi. Osmanlı döneminde nüfusunun yüzde 60’ı 70’i Rum’du. İşgal sırasında neredeyse hiç Türk kalmadı. Sene 1922, hoş gelişler ola, Yunan denize döküldü, Seferihisar kurtuldu. Ufak ufak göç ettik, yeniden yerleşmeye başladık. Harabeydi. Galiba 60’lı yıllarda, adını Düzce yaptık. Sit alanıdır.

Şimdiiii... Gelelim belgeye.

20 Nisan 1936 tarihli, Cumhuriyet gazetesinde “Bu ne insafsızlık, Seferihisar’da tarihi cami ahır yapılmış” başlıklı haber var mı?

Var.

Peki haberin içinde ne yazıyor?

Şu yazıyor...

“Seferihisar’ın Hereke Köyü’nde bir cami tahrip edilmiş ve ahır haline getirilmiştir. Müze müdürü, tahkikat yapmıştır. Verdiği malumata göre, kütüphane ve medresesi vardır. Kütüphanesinden eser kalmamıştır. Evren oğullarından Kasım tarafından inşa ettirilmiştir. Üstündeki Arapça yazıya göre, 641 yıllık olduğu anlaşılmıştır. Osmanlı-Türk stilindedir. Tahribata rağmen, geriye kalan kısmı muhafaza edilirse, kıymettir.”

Yani?

Camiyi ahır haline getiren, CHP değil, işgal sırasındaki vandallıktı. Türk nüfusun seneler süren yokluğunda, caminin insafsızca ahır haline getirildiğini tespit eden ve bu bilgiyi Cumhuriyet gazetesine veren, bizzat, CHP’nin İzmir Müze Müdürü’ydü.

(Antik bölge olduğu için, Müze Müdürü tarafından tespit edildi... Cami ibadete açık olsaydı, 1936’da ahır yapılsaydı, teee 1924’te kurulan Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından tespit edilirdi. Diyanet’in haberi bile yoktu, çünkü, senelerdir cami olarak kullanılmıyordu, ibadete kapalıydı. O nedenle, arkeolojik sayım yapan Müze Müdürü tarafından bulundu.)

(Kaldı ki, İzmir’de camiyi ahır yaptılar dedikleri dönemde... Diyanet İşleri Başkanı olan, Börekçizade Mehmet Rifat Efendi “İzmir paye-i mücerridi” unvanını taşıyordu.)

Bu sonuca nereden varıyorsun derseniz... 1936’da CHP tarafından ahır haline getirildiği iddia edilen o köydeki camiyi, 1936’da, bizzat CHP cami yaptı da, oradan varıyorum!

Kasım Çelebi Camii...

Metruk halde bulundu. Sadece antik ören yerlerinden araklanarak monte edilen sütun duvarı ayaktaydı. Revakları temizlendi. Minaresi onarıldı. İbadete açıldı. İnanmayan, zahmet edip Düzce Köyü’ne gitsin namaz kılsın, öyküsünü ahaliye sorsun.

Üstelik.

Kupürün başlığını gösterip, içinde ne yazdığını anlatmayan iktidarlar, Menderes’ten Demirel’den beri “İzmir’de tarihi camiyi ahır yaptılar” sakızını çiğniyor ama...

İzmir Seferihisar’daki o tarihi caminin tarihi medresesini yeniden açmak da CHP’ye nasip oluyor!

Seçimi ezici üstünlükle kazanan CHP’li Belediye Başkanı Tunç Soyer, CHP tarafından ibadete açılmasına rağmen, CHP tarafından ahır yaptırıldı denilen Kasım Çelebi Camii’nin medresesini restore ettiriyor. Proje hazırlandı, Anıtlar Kurulu’na sunuldu, kabul edildi, kaynak tahsis edilmesi için İl Özel İdaresi’ne başvuruldu, bugün yarın inşaatına başlanacak.

Dolayısıyla...

Söz konusu kupürün sadece “bu ne insafsızlık” tarafı doğrudur.

Mustafa Kemal Atatürk’ü camiyi ahır yaptıran kişi olarak göstermek...

Hakikaten insafsızlıktır."

------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
'Minareler süngü'...
Radikal yazarı Altan Öymen, Erdoğan'ın grup toplantısında CHP'ye yönelik olarak açıkladığı belgeleri eleştirdi ve şu yazıyı kalem aldı...

"MİNARELER SÜNGÜ"...

Camilerin savaş tehlikesi karşısında askeri ihtiyaçlara tahsis edilmesinin gerekçesi, o şiirdedir: 'Minareler süngü, kubbeler miğfer/Camiler kışlamız, mü'minler asker...'

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan dünkü salı konuşmasını yapıyor. Dinliyorum: Çok eski bir filmin kim bilir kaçıncı tekrarını izler gibiyim. ‘CHP cami kapattı’ iddiasının filmini...
Bunun ortaya atılması, 1950’de CHP’nin seçimi kaybedip muhalefete düşmesinden sonra başladı. O zamanlar, başta Necip Fazıl Kısakürek’in Büyük Doğu Dergisi olmak üzere, laikliği din karşıtlığı diye görüp göstermeyi iş edinmiş bazı yayın organları vardı. Türkiye’de bir ‘İslam inkîlabı’nın gerçekleştirilmesini istiyorlardı. CHP’yi bunun engeli olarak görüyorlardı. 1924’teki ‘Öğretim Birliği’ yasasından ezanın -1932 ile 1950 arasında- Türkçe okunmuş olmasına kadar, laiklik konusunda atılan tüm adımları kötülüyorlardı. O arada da ‘cami’lerle ilgili suçlamalar öne sürüyorlardı. Camiler ‘kapatılmış’, ‘askerin eline geçmiş’, ‘depo’ yapılmış... Hatta ve hatta, ‘ahır’ yapılmış...
Bu iddiaların çoğu uydurmaydı. Atatürk ve İnönü dönemlerini yaşayarak görmüş olanlardan büyük kısmı o sırada hayatta oldukları için, o uydurmaların etkili olması o kadar kolay değildi. Artık iktidar partisi olan Demokrat Parti’nin liderleri de bunların CHP ile aralarındaki tartışmaların unsurları arasına girmesinden yana değillerdi. En azından Atatürk’ü o suçlamalardan korumaya çalışıyorlardı. 1951’de çıkardıkları ‘Atatürk’ü Koruma Kanunu’nun gerekçelerinden biri, o suçlamalardı.
Tabii, bazen, Demokrat Parti içinden de, parti liderliğinin o çizgisini aşan politikacılar çıkabiliyordu. Büyük Doğu’cuların iddialarını iki büyük parti arasındaki tartışmalara yansıtabiliyorlardı. Ama o iddialarla ilgili Atatürk döneminin başbakanı ve sonraki dönemin Cumhurbaşkanı İsmet İnönü hayattaydı ve CHP Meclis grubunun başındaydı. İktidar partisinden o suçlamaları yapanlara, hep birlikte yaşadıkları o dönemi hatırlatarak cevap veriyordu.

***

Şimdi, tabii, durum değişik. Atatürk ve İnönü dönemlerinde sorumluluk taşımış olan devlet adamları, artık dünyamızda yok. Eski belgeleri saptama amacıyla değil, gerçeklere ulaşmak için inceleyen objektif tarihçiler de ortada görünmüyor. O zaman da işte, meydan, o dönemleri ne görmüş, ne de okumuş olan bazı ‘araştırmacılar’ın numara sırasına koyarak Başbakan’a sunduğu sözüm ona ‘belge’lere kalıyor. Başbakan da bunları, CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’na hücum etmek için kürsülerden okuyup duruyor.
Televizyonların büyük kısmı Başbakan’ın bu hucumlarının tamamını canlı yayın halinde seyircilere ulaştırıyor. Peki, bunlara Kemal Kılıçdaroğlu’nun cevapları?..
Onların tamamını arayıp bulup dinlemek için televizyonlarda uzun süre ‘zaping’ yapmanız gerekiyor.

***

Bu köşede kalan yerim azaldı, ama o karşılıklı konuşmalardan gene de bir özet yapayım: Başbakan’ın, camilerle ilgili iddiaları, şunlardır:
“Bu millet,camilerin nasıl kapatıldığını, nasıl satıldığını (...) çok iyi hatırlıyor. Camiler depo olarak kullanılmıştır. Kışla yapılmıştır. Ahır yapılmıştır. İçine asker yerleştirilmiştir. Yatakhane yapılmıştır. Bunları Kılıçdaroğlu’nun yol arkadaşı da bilir. (Süleyman Demirel’i kastediyor.)”
Bunlara karşı Kılıçdaroğlu’nun ve CHP sözcülerinin verdiği cevapların özeti de şudur:
“Başbakan’ın sözünü ettiği camilerin büyük bir kısmı savaş tehlikesi karşısında geçici olarak askeri ihtiyaçlar için tahsis edilmiştir. Örnek: Başbakan’ın ahır yapıldığını öne sürdüğü Alaaddin Camii 1914-1918, 1920-1923, 1940-1945 tarihleri arasında, yani Birinci Dünya Savaşı, Kurtuluş Savaşı ve İkinci Dünya Savaşı sırasında askeri ihtiyaçlara tahsis edilmiştir. İslam Ansiklopedisi’nde de anlatılan bu önlem, gerek Osmanlı, gerek TBMM yönetimi, gerek Cumhuriyet dönemlerinde başka camilerde de alınan savaşa hazırlık önlemlerinden biridir.”

***

Buna ben de şunu eklemek isterim: Kılıçdaroğlu’nun bu saptamasını, benim daha çocukken, askerden dönen yakınlarımdan dinlediklerim de doğrular. Ülkemize yönelen savaş tehlikesine karşı, camilerimiz, gerek manevi, gerek maddi açıdan savunma gücümüzün en önemli kaynaklarıdır.
Ayrıca Başbakan Erdoğan’ın hapis cezası almasının nedeni olan ünlü şiire yansıyan gerekçe de odur. (‘Minareler süngü, kubbeler miğfer/Camiler kışlamız, mü’minler asker.’)
Camilerimizin, savunma ihtiyaçları dışındaki, deprem tehlikesi gibi, imar planları gibi, yenilenme gibi, nedenlerle işlev değiştirmesinin örneklerine gelince… O örnekler, sadece CHP döneminde değil diğer bütün partilerin iktidar dönemlerinde de vardır. Başbakan, onların sayısını da sorup öğrenmeli ve açıklamalıdır.
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 01-05-2012, 17:49
ezheri ezheri isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Sep 2009
Mesajlar: 175
Standart Bir Not daha

Kendı adıma sizden bu yazı için çok teşekkür ederim,Faşizmı biran önce çare bulmalı ve Türkiye şunu beceremiyecek
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


şu Anki Saat: 15:01


Online Ziyaretçi: site statistics
Powered by vBulletin
Şiir Akademisi Forum