Şiir Akademisi - Ana Sayfa

Geri git   Şiir Akademisi Forum > SAYFAM / Bir Emekle... > Şiir Sayfam

Cevapla
 
Seçenekler Stil
  #1  
Alt 07-11-2011, 23:36
Payanda Payanda isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Dec 2010
Mesajlar: 100
Standart Payanda

Göğe


çok susmuş gemilerin karşısında
gölgemi kendimden büyük buldum denizde
sonra sarhoş balıklar kalkıştı dalgaya
tenini sıyırdı bir kadın: dağ fermuarla

sabahın kaçı bilmem akşamın akı içmem
rakısıdır yağmur, yeryüzüne
gökyüzünün mantarından fırlar evime
çatı katlarında bir gemici öpülmüş bulunur

saçlarım uyanınca güneşe
kaçırılmış günlerin lokomotifi
üstümde motifli melankoli
yazdı üstüme kırık dümeni
argo oldu sevişen cetvel
haritam asık yüzümdür
şeker satan tanrıları bu yüzden sevmem


ağzını aç: ham
maddedir gözleri, basınç gereği
çekilirim dudaklarından bir müddet
dakika sayarak doğurdum annemi
çok susmuş gemilerim lütfen acele et
gölgemi, suya gömmüş çocuk martılar
tenini yazmış buğulu cama: acımış kediler
kendilerine ayna gibiydiler:
soramadım nereden geldiklerini


ama dünya uyanınca Allah'a
kaçırılmış duaların nöbetini tutarım
annemin elleri üstümde toprağa karışır aklım
sayıklarım suskunluğumu sanki ağzımda geveler gibi
geviş getiririm geçmişimi üstüne su içer gibi
gece: farları patlamış bir arabadır
buna da böyle inanan şairler vardır
yağmur, tıraşını olmamış bir balondur
işte bu vakitler adamı şarkı olur dedirtir


tanrı zamandır böyle zamanlarda
burnunu çekerek ilerler mendil
sonbahar ayları kendini tekmeler yaprak
içten içe hüzünlenir duvardaki kan
kendimi ararım mumla baykuşla
çırılçıplak ağlayarak


yanıma yanaştı saati sordu: tenini sıyıran kadın
susmuş sözcüklerin tanrı alfâbesiyim, dedim
ona
o da gitmiş evine söylemiş bunu
geç çıkmışlar hayatımdan: çok geç!





Payanda
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 08-11-2011, 18:48
Payanda Payanda isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Dec 2010
Mesajlar: 100
Standart

Geçmemiş Günler Sözlüğü



gecenin sayfasını çevir, ağzına gül tutturulmuş
kuşlar uçmayacak bu gece
kanatlarında ölü mektuplarla
hiç gelmediğin o yerlere- bana özellikle


sabunlanmış yazgılardan kayacak kedi,
tırnağında hayat izi- madalyonu aynası
yünleriyle ezberlediği çiçekleri kanatacak
sütünü içen ayyaş ihtiyar;
sobeleyecek gölgesini
-
öyle bir yalnızlık düşün ki
üşümek şık kalıyor dümdüz bir odada
paragraflar dolusu ağlarken eti
adını Verenda koyduğum bu şehirde


Verenda, sana gelirim akşamüstleri
zehirli pirinçler ayıklarız kontrol etmeden ölüm saatini
kurarız uyanmamak için bir daha güneşe
uyanmamak için güne ve bize feveran eşe
uyanmak sadece sonsuzluğa bir gül
onu da alıp gitmek için


gecenin sayfasını çevir, ağzına ölüm tutturulmuş
mektuplar savrulmayacak bu gece yüzümüze
son gemiyle giden kadınlarla
hiç bitmeyecek aşkların erkeklerine- bana özellikle


siyah tablalarına bastığımız kamburlarla
ağırlığını çektiğimiz özlemin
önünde topallayarak kaydığımız- bir kedi gibi
yere düşüp adıyla ağladığımız anne
sonbaharın göğsüne dayadım başımı
emiyorum tek meramı düşmek olan yaprakları
ezilmiş güvercinleri içen küçük su birikintileri gibi


hatırlarım: burnunu çekmiş tanrılardır akan
babam: üvey zaman hastalığı
öksürüğüyle ayrılır kuzey yarığı
saçlarımdan ezberlenir kuvvetli rüzgâr


Verenda, kanamış kitapların önsözü,
yalnız sevgilim benim, özgür sevgilim benim,
özgül sevgilim, seyir sevgilim benim
geçmiş günler sözlüğünde- aslında bir türlü geçemeyen
acı bir iç çekişimsin artık!




Payanda
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 08-11-2011, 18:49
Payanda Payanda isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Dec 2010
Mesajlar: 100
Standart

Kadın Gece Olmak İstiyordu


kadın gece olmak istedi
istanbul'da çok mümkün olacağına inanıyordu
sarhoş ayaklarını sapladı bir duble üzüme

kaprisini üstüne asmıştı duygular soğuk olabilirdi diye düşündü belki de
yağmur kırıtışı yaptı bütün sokaklara
kaldırımların ilgisini çekmiş olmalı özellikle de arnavut kökenlileri
iyi kandırdı herkesi balkonda sigarasını içen bu şairi misâl
veyahutta elinde şekerli sütüyle kocasını bekleyen ihtiyar bir deliyi


öyle avutucu bakışı vardı
üzerinize düşecek kadar üzüme karışmıştı artık
düşse siz onu belki göktaşı sanabilirdiniz
bütün mitolojiyi altüst edecek güzelliği de vardı ve mucizevîliği
lâkin sarışın değildi hiç yalan olmasın günah olmasın soran olmasın bir daha


kadın gece olmak istedi
istanbul'da zaman sorarak başlayacak bu işe
saatin orada buluşmamızın manası yoktur belki de tesadüfe göre


zaman sudan korkan bir kedidir hanımefendi
gül kokan ağzınız fularınız şimdi ağır günah çimen işlemeli
kandırdınız beni de sonsuz kadın
afedersiniz ama gece olmak sizin neyinize
derken anlaşıldı kadın kötürüm korkular besleyen zehirli sarmaşıktı
aklı karmakarışıktı aklı intikamdı aklı hırsızdı
bir başka şairden çalıntıydı


şarkılar söyleyeceğini belirtti bütün çiçeklere
alkol alan turuncunun suçu neydi
belki de haberi yoktu elinde kahveyle gezen ölülerden
çok da korkaktı hani mezar bekçileriyle gizli kaçak sevişirken
çeyizine sakladığı organı titriyordu aşktan bahis ederken
herkesin kanı en çok kanamazından alınıyordu
hayat hemşire denen şapşal uykusuzluktan haberi yoktu
bir gün ölümün o hemşireyi kovalamasından da hiç bahsetmemişti gasteler
yahut okumuştu üç beş satır başka şairinden
katil olduğunu gece olmak isterken farketti bilhakis



kadın ağzı burnu gökyüzü yürüdü
buluta söndürdü yanaklarındaki kıpkızıl güneşi
çapraz ateş altında kalan çocukları kurtaracak kadar öğretmendi
ona hiç çiçek olmayı öğretemedi kaprisli yağmur kırıtışı
şapkasız role bürünmezdi çıplak da gezmezdi hani



sanacak ki hatalıyım ona yanlış adresi verdiğimden
yol yanlış adresleri gösterip doğruya eşlik etmekti belki
belki aşk ekmekti aç göğüslü yalnız oğlan böyle derdi
işe hiç gitmemişti henüz gidemezdi


kadın gece olmak istedi
gri çantasına uygun bir renk aradı,
topuklu ayakkabısında kaç karınca eziyordu bilmeden
sarhoş olacağını sandı Akdeniz'de
oysa lafına hayran kalınan o şair kurtaramazdı
kurtlu şiirler okudum elmalar ağladı


zor yürüyordu gölgesi,
ilaçlarını almadan çıktığı belliydi
kulaklığında üstsüz bir şarkı çalıyordu göğsüne
sütyen giymeyi severdi ölümün önünde



ı'm sorry, ı love you
no woman, no cry belki
bulanık sular doğuruyordu serçeler için
düşünceliydi biraz da belki de
elleri gözlerinde yürüyordu görmemek için yağmur kadınlarını
kırıtış yaparken güneşsizliğe
eşsizliğine çarpıyordu aynada kendince narsistçe
lâkin sarışın değildi hiç yalan olmasın günah olmasın soran olmasın bir daha




tanrım, dünya dönüyor saçlarını savurduğunda
sakızını yutarak yaşamaktan bıktım dedi
olamadım bir türlü gece
gibi bir emzirdiği çocuğu bağışladı geçmişine
sandığından ölü papatyalar şehrini çıkardı
yürüdüğü nasırlı vücutlardan kapmıştı tılsımını
fala inanmaz falsız da kalmazdı hani
gökyüzünün elini tutar yıldızlara üç vakte kadar gülücük bırakırdı
hesabı aşk bize ödetirdi
aşk hesabı ödemektir her şeyle
bunu böyle bilin yalan olmasın günah olmasın soran olmasın bir daha




kadın gece olmak istedi
istanbul'da çok mümkün olacağına inanıyordu
oysa sarhoştu ayakları kaymış güneşe düşmüştü
çok çalıştı yalnız yalan olmasın günah olmasın soran olmasın bir daha
bir türlü gece olamadı!







Payanda
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 09-11-2011, 18:11
Payanda Payanda isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Dec 2010
Mesajlar: 100
Standart

Ölüm Zangocu


gecenin oymasına kanamış parmağım
elimi çeksem sesinden sağır uyanırım sabaha


burun kanamalarımı da üç kez söyledim nehir oluşuma
üzerinden başkasıyla denemek amaçlı geçtiğinden
şerefsiz koydum adını güvertelerinin


martılar seçilmiş gökyüzüne gidiyor:
mavi bozulmuş siyahından zangoç kukla


ilk kez susarak eminim:
senin için yapıyorum bunu
zamanı iyi ayarlaman için anlaman için duygumu


elvan simli rujlarından akıyorum
başka aynaların yatak odalarında
hayat bir gayya kuyusu
tutsak edip atıyorsun içine
duramıyorum kanamadan kanmadan daha küçüğüm


çekindikçe kendimden küçülürüm
şimdi bozlağında kâbusun sesleniyorum
göstereceğim rüyalardan


sanırım utanmıyorum gururluyum
elime elini sonsuza dek değdireceğim için
sen beni bir kafesten ittin
diğer kafeste hapsedeceğim için
ölüler diyârında gezeceğimiz için


ne kadar rol yapmamı bekliyordunuz ki
yaşıyorum gibi göstermem için
tükendi tiradım tükendi vaktim
tükendim tükenmelere kaynağım


gecenin oymasına kanamış parmağım
elimi çeksem sesinden sağır uyanırım sabaha


yazgımı çizsem suyun üstüne
vitamin hapları kafa hapları ruh hapları
kalp hapları: yetmedi yetmedi yetmedi
bana
çarem olmadı senden başka- daha sâde bir cümle yoktur
kutsal kitaplarımda


bütün insanlar adına yapıyorum bunu:
ölüyorum, ölüyorum, ölüyorum bıraktığınızca!






Payanda
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 11-11-2011, 14:47
ezheri ezheri isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Sep 2009
Mesajlar: 175
Standart Not 2

Bu şiirde,çoklu şairlere rasgelmiş bir konuyla yeniden rasladım,bazen siz bir şiir yazıb onun bazi bölümlerini özünüz fazla seversiniz diger bölümlerinden vaz geçmek istemiyorunuz,çünkü o bölümlerde heç olmasa sizin ortaseviyeli şiirinizdi,ama bu bence yanlış yapmaktır,şiirlerinizin ortaseviyeli setirlerini oldukca kurban etmenizi öneririm,çünkü sizin bu şiirde çok güzel ve özü tam özgür bir şiir olan dizeleriniz var,bakın bu sizin şair oluğunuz için yeterli,ne kadar güzel söyledin:

sanırım utanmıyorum gururluyum
elime elini sonsuza dek değdireceğim için
sen beni bir kafesten ittin
diğer kafeste hapsedeceğim için
ölüler diyârında gezeceğimiz için


ne kadar rol yapmamı bekliyordunuz ki
yaşıyorum gibi göstermem için
tükendi tiradım tükendi vaktim
tükendim tükenmelere kaynağım


gecenin oymasına kanamış parmağım
elimi çeksem sesinden sağır uyanırım sabaha


yazgımı çizsem suyun üstüne
vitamin hapları kafa hapları ruh hapları
kalp hapları: yetmedi yetmedi yetmedi
bana
çarem olmadı senden başka- daha sâde bir cümle yoktur
kutsal kitaplarımda


bütün insanlar adına yapıyorum bunu:
ölüyorum, ölüyorum, ölüyorum bıraktığınızca!

bütün insanlar adına yapıyorum bunu:
ölüyorum, ölüyorum, ölüyorum bıraktığınızca!


Bir de sizin insan Peskolojya dünyasına girişim Pasportanız var,şiirinizde peskolojik konuları çok gözel ayırd etmek yeteneyi görüyorum sizde,sağolun.
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 11-11-2011, 17:50
Payanda Payanda isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Dec 2010
Mesajlar: 100
Standart

Güzel yorumunuz için çok teşekkür ederim Sayın Ezheri. Yorumlarınızı hep bekliyor olacağım.
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 12-11-2011, 12:40
Payanda Payanda isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Dec 2010
Mesajlar: 100
Standart

Boğuk Ses



deniz seviyesinde kulağını dayamışlara
ihanet çınları duyulur ağır ağır
biri beni mi konuşuyor- dercesine geçer rüzgâr
ağzımda yelkenlenir bir uçurum
konuşursam oradan herkes atlayacak


tanımazlar beni bu şehirde
ayakları yere basmayan güvercinler
t

anımazlar
andığım yuvarlanırken pencereden
gül gibi destelere ayrılır duygum
kendimi çeker alırım son nefesinden kadınımın
saatleri kurarım kaldıramazlar
çok sevişmiş bir yatağın uykusu ağır olur
durduramazlar susarım
gider kendimi kirpiğine asarım bir çocuğun
olan olur elbet olur o da olur
y

anımda
andığım yuvarlanırken göğsümden


deniz seviyesinde unutulmuşlara
hatıralar çalınır ipince gitarlarla
biri beni sildi içinden- dercesine bir mektup kaybolur
ağzımdan haykırırken yastıklı kenar yolları
cümlesini unutur tiyatroda aşk
ayrılık bu sufler korkuları satır satır


s

öylemeliyim
nefesini saatlerce tutamayanlara güvenmiyorum
hani şapkadan İstanbul çıkartsa bir sihirbaz
yanaklarında Eminönü ve Boğaz
gırtlağında geçse uykum
uykumu da kimse tanımaz


kandıramazlar beni artık bir sokağı dönercesine
inanmam onlara bir balığın yemine inanışı kadar
çarpmam duvarlarına çığlıklarımla
hatırlarım ki yüzüm ağlama duvarıdır
çocuğum, diye kimse kur tutmaz
kandıramazlar beni artık bir su kadar
geçinip giderken yollarından
ayrılırım tıkanır gövdem tanımadığım bir bedende
yutarlar beni
yutsalar da kimse midesinden tanımaz


s

övmeliyim yarasını Allah sananları
içerken alkol ve sigara bir köşede
boylumboyunca uzanmış yarım ada'yı
saat yönüne çeviririm kolumu
kolum mavi sevaplara aittir
onu da kimse tanımaz bu şehirde
ayakları yere basmayan güvercinler gibi



deniz seviyesinde kulağını dayamışlara
ihanet çınları duyulur ağır ağır
biri beni mi konuşuyor- dercesine geçer rüzgâr
ağzımda yelkenlenir bir uçurum






Payanda
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 12-11-2011, 12:41
Payanda Payanda isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Dec 2010
Mesajlar: 100
Standart

Son Film



dolaba sıkışmış bakışların vardı
sonra çamura batıp çıkan bir ayakkabı gibi hüzünlü
ellerin, seni gördüğüm sokağı andırıyordu
bukalemun sevgilim
yüzünün aritmatiği alınmıyordu


dağlara şeker taşıyan tavşan gibi ağzın
aceleyle yağan bir yağmur gibi kıskacına aldığında
tanrı seni,
tanrım seni biliyorum sen aramızdan çekil
gibi giderdi bir tren bacaklarını sağa attığında
dur diye atılırdım raylara: gitme
önce çocuğumuzu emzir sonra sularız çiçekleri
sonra biletlerini kontrol ederiz rüzgâra benzeyen herkesin

herkes, denize benzeyen bir sudur
kurur gülüm, kurur ağzından yapışmış koku
sevişirken üstümüzü bir buluta asarız
sonra yaşıyor taklidi yaparız aynanın karşısına geçip
seni en çok kefeninle beğeneceğim derim
babaannemin ağıtları duyulur yan odadan
çıkar üst kata aklımızı yıkarız
buhardan şüphelenir annem
bizi yağmur duasına çıkmış karınca sanar
kaçar gideriz bakışının dolaba sıkıştığı o ayrıntıdan
sonra dudakların bir gece bende kalabilir mi, derim
demesine de tanrı buna çok kızar
tanrım, seni biliyorum bilmesine de
öpmek istiyorum o pak kardan alnından
kader çizgini bulmak istiyorum avuçlarından
ellerinde ne dağlar var bilirim
ne çok yol gitmemişsindir
göğsüme yapışan ayaklarından



yüzümüzün aritmatiği alınsa ne çıkar
buğulanmış bir tende sönerken yıldızlar
karşılar mı ay onları sabahları çaya dâvet eder mi
yahut şu mezarlarda şiir dinletisi yapmış bir yaprak var mıdır
ağaçtan düşer gibi düştüm çünkü ben hayattan
ağzım yüzüm felek kanaması
adını iç kanamam diye adlederim annem duymasın
dizimde kapaklanmış bir ruj lekesi
annem okumasın
gözlerinde sabun kayması
annem silmesin
ama annem seni bilirim,
tanrım gibi kalbin alev
üstünde sonbahar kızarır yanak eteklerinin




Chargall renkleridir şiirim
kedilerin akşamı nerede geçireceği gibi ümitsiz
kokar süt tenim,
ama seni biletini kontrol ederken kaybedersem
alırsa bir fırtına isimli haydut gövdemizi
denizin ortasında baş başa kalma ihtimalidir hayat
ölüme randevu verdiğimizi neden evden çıkarken unutmadık
yahut ayrılıklar yasak elmadır, böyle inanalım
gel bize inancımızı konuk ettir esrik zaman
yahut sen kapıyı arala: ardımıza bakmadan çıkalım
zaman tanrı gibidir böyle zamanlarda,
evinde guguklu saat besleyen yaşlı bir adamın
elinden düşürerek parçaladığı bir kuşun
ağzından, durun artık, cümlesinin evi tamamen sileceğini
nereden bilirdi ki yaşlı adam,
yaşlı adam gibiyim tanrım, ama çok yorgunum
tanrım gibi kalbim alev
üstünde ayrılık kızarır göğüs çevrelerimin







Payanda
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 12-11-2011, 17:25
ezheri ezheri isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Sep 2009
Mesajlar: 175
Standart Not3

Al***305;nt***305;:
Payanda Mesaj***305; g***246;ster
Boğuk Ses



deniz seviyesinde kulağını dayamışlara
ihanet çınları duyulur ağır ağır
biri beni mi konuşuyor- dercesine geçer rüzgâr
ağzımda yelkenlenir bir uçurum
konuşursam oradan herkes atlayacak


tanımazlar beni bu şehirde
ayakları yere basmayan güvercinler
t

anımazlar
andığım yuvarlanırken pencereden
gül gibi destelere ayrılır duygum
kendimi çeker alırım son nefesinden kadınımın
saatleri kurarım kaldıramazlar
çok sevişmiş bir yatağın uykusu ağır olur
durduramazlar susarım
gider kendimi kirpiğine asarım bir çocuğun
olan olur elbet olur o da olur
y

anımda
andığım yuvarlanırken göğsümden


deniz seviyesinde unutulmuşlara
hatıralar çalınır ipince gitarlarla
biri beni sildi içinden- dercesine bir mektup kaybolur
ağzımdan haykırırken yastıklı kenar yolları
cümlesini unutur tiyatroda aşk
ayrılık bu sufler korkuları satır satır


s

öylemeliyim
nefesini saatlerce tutamayanlara güvenmiyorum
hani şapkadan İstanbul çıkartsa bir sihirbaz
yanaklarında Eminönü ve Boğaz
gırtlağında geçse uykum
uykumu da kimse tanımaz


kandıramazlar beni artık bir sokağı dönercesine
inanmam onlara bir balığın yemine inanışı kadar
çarpmam duvarlarına çığlıklarımla
hatırlarım ki yüzüm ağlama duvarıdır
çocuğum, diye kimse kur tutmaz
kandıramazlar beni artık bir su kadar
geçinip giderken yollarından
ayrılırım tıkanır gövdem tanımadığım bir bedende
yutarlar beni
yutsalar da kimse midesinden tanımaz


s

övmeliyim yarasını Allah sananları
içerken alkol ve sigara bir köşede
boylumboyunca uzanmış yarım ada'yı
saat yönüne çeviririm kolumu
kolum mavi sevaplara aittir
onu da kimse tanımaz bu şehirde
ayakları yere basmayan güvercinler gibi



deniz seviyesinde kulağını dayamışlara
ihanet çınları duyulur ağır ağır
biri beni mi konuşuyor- dercesine geçer rüzgâr
ağzımda yelkenlenir bir uçurum






Payanda
Bence sayın payan şiirinde ya hiçolmasa bu şiirde bir geçiş niktasına varmış, anlatma şiirinden dil şiirine geçmek halindesin arkadaş!
bazen bir Empersiyona raslamak da mümkün, bakın:

kolum mavi sevaplara aittir ...

ressam Pisaro ve arkadaşlarına nedir çizdiyiniz bu mavi ağaçlar? söyleyenleri hatırladım
şiirin heyecan ve tutkusu çok değil ancak derindi ve az da derin değil, birkaç kere okuyub düşünmek olur yani şair bizi kendi şiirile meşkul ede bilir ve bizi kendi şiirinde tutmayı becerir, çok güzel, sonunda bu şiirin en kuvvet noktalarından olan şairane iphamlara tokunurum,, japon resimlerinde bir ağacın sadece gövdesinin ortasını görüyorsunuz, ancak kendi beynizde ve hayalinize o ağacı yeniden ve çeşitli formetlerde yaradirsiz, bu şiirin bazı setirleri bu atmosferde, ben sevdim ve bu tür şiirlerin ardını gözleyirem, sağolun.
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 14-11-2011, 14:09
Payanda Payanda isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Dec 2010
Mesajlar: 100
Standart

Merhaba sayın Ezheri; öncelikle bu güzel ilginize ve okuyup düşüncelerinizi söylemenize çok minnettâr olduğumu söylemek isterim. Gelişimim için önemli yorumlar ve katkılarda bulunuyorsunuz. Benim amacım da şiirde birçok şeyi deneyerek, kendimi daha üst yerlere götürmek yazım için. Sonuçta duyguları aktarmak öncelikle şairin bir rahatlaması olarak görüyorum, şiir bence bir hastalık. Ve ben bu hastalığımı paylaşırken, kendime de paylaşım yaparken iyisini okumak istiyorum ve bunun için uğraşıyorum. Gözlerinize sağlık, teşekkür ederim.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


şu Anki Saat: 14:38


Online Ziyaretçi: site statistics
Powered by vBulletin
Şiir Akademisi Forum