Şiir Akademisi - Ana Sayfa

Geri git   Şiir Akademisi Forum > SAYFAM / Bir Emekle... > Şiir Sayfam

Cevapla
 
Seçenekler Stil
  #41  
Alt 30-12-2011, 19:27
Payanda Payanda isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Dec 2010
Mesajlar: 100
Standart

Son Telefon Görüşmesi


nesnelerim var, o nasıl göz öyle
ressam otursa çizemez, kuşkuya yatırılmış
öğle dudaklı kan çivisiyle şehre çakılmış gibi.
üstünden atladım zamanın, bacaklarından fiyonklu
çekiştirilmiş kokular, hatırlatıyor bir perşembeyi.

iğrendiğinle utanırsın hep, çamurlu
sözcüklere sığınır ince taşlar, sürter derini
dediğini fiil sürter, alır sıfat bekâretini gecenin.
sana hayat dedim, ne meyvası bu bilmiyoruz
irinle yatağa uzanıyoruz, saat burkulmuş gül perisi
ayak numarası hiç uymazdı zaten uykuma.

hadise bu, çatlayan otlarıyla ormanlarda
sesimden üşür biri, biri hep yanlış telefon numarası
çevirir, ölüme son dakikasında.
tanrı açar: "Alo, iyi misin?"
demez belki ama,
ben açsam "Ne şanslı adamsın!" derim bir çırpıda.


kulak vermiş bana rüzgâr adımlarımı dinliyor bütün kent
bir, iki,
aşk çarpar bir kedi izi
ezilir altında yağmur şemsiyeleri
kızıla çalan günbatımında sevgilinin al dişleri
üç,
burcunu söyler ay, gülümser yıldızlar
baktığın gökyüzü birdir, söylemce yalan
aynı dudaktan çıkan kara duman


geçiyorum seviştiğim yatakların ıssız soğukluğundan
hey siz odama bakın, odam konuşmayı biliyor
her şey yalnızlıktan
sevgilim, çok kaybolmuş bir bozuk parasın
yüzündeki kara lekeden anlıyorum kederini
kaderin çevriliyor bütün baş ucu masalarda,
adını ağzına alan üşeniyor yaşamaya
ya da hırçınlaşıyor yeni doğmuş denizler gibi.


dört,
fötr şapkalı bir fransız kadın, bükmüş çenesini
sanıyorum ki gökkuşağı açmış yüzünde
eğreti bakışlarını çalıyorum gün içine
kendime saklıyorum, kendimi sayıklıyorum ben zaten
her dört kişinin birinde, sanırım yanlış yaptım seni
yanlışlarımı kanattım bir gece bileklerimde
süslenmiş yanaklarına çarpmış bir fincan kahve tokluğu
üstüne yakıyor çakmağı, dünya da tüketir vals'inde.

beşinci adımım hiç de kolay olmuyor,
gitmek, gelmenin yegâne ödevi bir yerlere
altıncı adımda diyorum kendi kendime:
keman çalsam çok mavi çalardım, koyu bir mavi
kuş olsam bir bacanın dumanıyla akar giderdim
hiç bilmediğim derinliklere,
bir asansör boşluğu gövdene iner çıkardım uzayın köşelerinde

ben hangi geceyi saplasam birinin aklına
sesimden üşür biri, biri hep yanlış telefon numarası
çevirir, ölüme son dakikasında.
tanrı açar: "Alo, cehennemliksiniz!"
der belki ama,
ben açsam "Ne kadar âşıktınız?!" derim bir çırpıda.




Payanda
Alıntı ile Cevapla
  #42  
Alt 30-12-2011, 19:28
Payanda Payanda isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Dec 2010
Mesajlar: 100
Standart

Şeytan Görünümlü Gidişin Kesilmiş Melek Sebebi



doldurduğum şeytanlardan bir melek silüeti kestim
bütün suç benim...


yaz yağmurları gibi girmişken odamın her yanına ıssızlık
çekip almalıydım kimde varsam
kızmasın artık bana lacivert uykulu kuşlar
hiç kızmasın beraktan meraka attığım o derin sular
ses etmem ölürsem bir daha!


vazosunu kırdığım için annem öperdi beni
çocukluğum vardı elbet yaşadığım konusu ise muamma
hep iri meyve olmaktansa sağlam çekirdekliydim
olgunluğun irdelenmesinde ruhen temenniydim
tamam indim yarı yolundan karanlığın
ama ben sana hiç gülümsemedim.
tövbeler olsun yarı çıplak ayağımla dolaşırsam
bu kentin aptal suskunluğunu!


beni asın,
kartlar karışmışken kumarda
yanıma aldığım sinek valesi olsun adım
sert taşlardan sekerken alnım
kötü dostlara da uğrarım ölümken vaktim daha yakın
saati soran kadına da mendil sallattırırım
söz konusu gitmekse gittim kendimden
her korkuyu gri anladım siyaha bir chagall çekmekten
her şeyi bana bıraktın gittin teşekkür ederim aşkım.


üz yağmurları gibi girerken her yanıma usulca soğukluk
çekip savunmalıydım kimde varsam
kızmasın artık bana eskittiğim babam
hiç kızmasın gökkuşağından trabzanlara attığım o derin korkular
ses etmem yolum kaldıysa arkamda!


bir plağım şimdi gerisin geriye sardığın
ağladığın, içip içip sözünde durmadığın bir akşamüstü parfümü
kokarken,
sorarken fularında kanlı gözlerimi
bir bulut tekmesiyle yıkılan güneşin
ezbere aldığı duaları tanrıya götürürken bir melek
sebebini sorarken tam vaktin
geciken öpüşmelerin
sana baka baka giderim bu şehirden
ayaklarımın altı veda birikimi her gece git dediğin
anımsatır plağın tersten doğru akışı
sana baka baka usulca gidişimi!


yarın sana söyledim dün şarkımız öyle kalacak!
her beden bir notadır unuttuğum solfejimi!




Payanda
Alıntı ile Cevapla
  #43  
Alt 12-01-2012, 22:25
Payanda Payanda isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Dec 2010
Mesajlar: 100
Standart

Dolu


bardağın dolu tarafından yansıyan yüzün;
gibi gecelerin koynunda sayıklıyordum ölümü
sancılarımı koparıp bir buket çiçek yapsam
bahçende bilirim susuz uçan kuşlar yetişirdi
portofino'da acil kan aranır gibi geçerdi bir gemi
bakışlarına iner oradan tekrar havalanırdı rüzgâr

sen hoyrat bakışınla ezer geçerdin yağmur kadınları
korktuğunu gizlerken yürüme telaşından önüne bakmadan
düşürürdün bardağın dolu tarafını, olan yüzüne olurdu
her olan senin yüzünden olurdu
bir akşam kahvehanede içerken
çarptığım bir kadeh viski gibi öykünürdün
memelerinden giriş, gelişme ve sonuç çıkardı
sevişmelerin kavrulduğu anlarda tenimizde cehennem mesaisi;
gibi ateş koynumda yokluğunu unuttururdu


baksam saate, geçtir hep
ya sana geç kalınmış bir zarflı mektubu
postacı sen evden çıktıktan yarım saat sonra koyardı kutuya
sen alamadan yürürdün nefesimi
kristallenirdi hüznüm belli olurdu
tanrının çayını karıştırıp ağzına götürmek gibi bir his doğardı içime
mütamadiyen memnun, hizmetli ve yorgun
bir güneş doğsa senden bilirdim
bir ay çıksa elimi olduğun yere uzatır demlenirdim
senin haberin yoktu gülüşümden
gülüşümü eskitilmiş ölülerden getirirdim


soğuktun, hani filikaları indirmiş gibi
kavisli vücudundan akan terin sesleri
bütün dünyaya yayılırdı
oysa soğuktun, bir melek gibi süzülürken omzumdan
yanlış yere yanlış günahlarımı yazardın
beni almazdın cennetine, cennetinin gölgesinde bile tutmazdın
zaman akardı babamın avcundan
bir kedinin dışarıda sersem bakışları olurdu uykum


bardağın dolu tarafından yansıyan yüzün;
gibi gecelerin koynunda sayıklıyordum ölümü
gittin, tamam, reşit artık nöbetlerin övüncü
bari gitmeden güzelce toprakla ört üstümü!
hadi ört üstüme üstünü...




Payanda
Alıntı ile Cevapla
  #44  
Alt 12-01-2012, 22:25
Payanda Payanda isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Dec 2010
Mesajlar: 100
Standart

Binlercesine Bilmemcesine


içim nar bu akşam, aç bakalım kaç tane
kaç hüzün, kaç gece, kaç makyaj
sislerin süslediği sütlü evler
çatılardan çocuksuluk tüter, paklanır akran
sapından tutup sapanla vurulur sinsi kuşlar


telefon etmeyeceğim, biliyorum son hakkım
bir veda mektubunun mührünü kanımla basacağım
istifini bozmayan kelebek maketi gözlerin, ki
eskittiğim aynaların tadlarında soykırım
kim denemiş bir ruju aniden fren yapmadan
bırak ben bari deneyeyim bırak beni Allah'ım

içim bal bu akşam, aç bakalım kaç dertle
kaç arı, kaç çiçek, kaç peyzaj
ölümün örttüğü ince toprak
yağmurdan kadınlar tüter, haplanır zaman
yakından bakıp yakından görülür hepsi aşktan


kaç soru sorabilir ki bir mahkûma gardiyan
sesimi kısarım alırım çatlamış nefesimi
burkula burkula yürür, gider tirenlerin yanına
lokomotifin zihninde uçarı atlar
yat- lar kalk- lar bir asker mumunda patlar
gece olmuş haberim yok
bak hâlâ içimde nar gibi saçılı hayatlar!


içim elvada sana bu handan



Payanda
Alıntı ile Cevapla
  #45  
Alt 12-01-2012, 22:26
Payanda Payanda isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Dec 2010
Mesajlar: 100
Standart

Babamın Kokusu


babam parfüm sıkmıştı acaba nereye gidiyordu
(bir yağmur da vardı dışarıda sessizce gülüyordu)

hani desem nereye diye, bilirim küserdi
(babam küsünce pek de bağırıyor niyeyse)

çınladı birkaç kadeh kulağımda
(babam sevgi nedir bilmez mi acaba)

bir kadının yanına uzanma ihtimali
(annem ağlayarak bıçakladı korkusunu
daha anneme söylemedim)

babam parfüm sıkmıştı acaba kime niye gidiyordu
(bir hüzün de vardı üstümde belki de paranoya)

hani desem gel içeri bir, iki sohbet edelim
(babam şaşırır kahkaha atardı çocukluğumdan
beri ilk defa konuşuyor oluşuma)

tanrı mı aramıştı yoksa
(babam mezar ayinlerini çok sever)

yoksa eski bir tanıdığın yeni yüzünü görmeye mi gidiyordu
(eski tanıdıklar tenini şaraba değiştirir)

belki bir mektup bulmuştu ölüm tehditi alıyordu
(piyango babama çıktı desenize!)

yarın oldu öğrendim
(babam bu nasıl son nefesini verir)

kırık bir sandalyeye oturmuş boynu düşmüş aşağı
(kalp hep krizlerin yeminidir)

son bir buğu kalmış üşengeç camlarda
(demiş oğlum ben öldüm sıra belki ananda)

olur mu öyle şey
(ağlamak yağmurdan çok)

bir de baktım duyan yok
(kapıyı vurmuş vurmuş da)

tanrı demiş aramadım
(babam çoktan kırılmış)

bu son şiirim sana baba
(evlat dediğin ölmeye çoktan hazırmış)

ey baba
benim ellerimi al lütfen yanmayı bırak da!




Payanda
Alıntı ile Cevapla
  #46  
Alt 13-01-2012, 10:27
ezheri ezheri isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Sep 2009
Mesajlar: 175
Standart Not 9

Al***305;nt***305;:
Payanda Mesaj***305; g***246;ster
Babamın Kokusu


babam parfüm sıkmıştı acaba nereye gidiyordu
(bir yağmur da vardı dışarıda sessizce gülüyordu)

hani desem nereye diye, bilirim küserdi
(babam küsünce pek de bağırıyor niyeyse)

çınladı birkaç kadeh kulağımda
(babam sevgi nedir bilmez mi acaba)

bir kadının yanına uzanma ihtimali
(annem ağlayarak bıçakladı korkusunu
daha anneme söylemedim)

babam parfüm sıkmıştı acaba kime niye gidiyordu
(bir hüzün de vardı üstümde belki de paranoya)

hani desem gel içeri bir, iki sohbet edelim
(babam şaşırır kahkaha atardı çocukluğumdan
beri ilk defa konuşuyor oluşuma)

tanrı mı aramıştı yoksa
(babam mezar ayinlerini çok sever)

yoksa eski bir tanıdığın yeni yüzünü görmeye mi gidiyordu
(eski tanıdıklar tenini şaraba değiştirir)

belki bir mektup bulmuştu ölüm tehditi alıyordu
(piyango babama çıktı desenize!)

yarın oldu öğrendim
(babam bu nasıl son nefesini verir)

kırık bir sandalyeye oturmuş boynu düşmüş aşağı
(kalp hep krizlerin yeminidir)

son bir buğu kalmış üşengeç camlarda
(demiş oğlum ben öldüm sıra belki ananda)

olur mu öyle şey
(ağlamak yağmurdan çok)

bir de baktım duyan yok
(kapıyı vurmuş vurmuş da)

tanrı demiş aramadım
(babam çoktan kırılmış)

bu son şiirim sana baba
(evlat dediğin ölmeye çoktan hazırmış)

ey baba
benim ellerimi al lütfen yanmayı bırak da!




Payanda
Tırnak arasındaki satırlar() bana ölüm ve yaşam sınırını form açısından anlata biliyor,işte bu konunu böyle yorumlaya bilirim,hem de bu konu şiirin düzenini kururmada pek yardımcı olur,sağol
Alıntı ile Cevapla
  #47  
Alt 16-01-2012, 12:56
Payanda Payanda isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Dec 2010
Mesajlar: 100
Standart

Al***305;nt***305;:
ezheri Mesaj***305; g***246;ster
Tırnak arasındaki satırlar() bana ölüm ve yaşam sınırını form açısından anlata biliyor,işte bu konunu böyle yorumlaya bilirim,hem de bu konu şiirin düzenini kururmada pek yardımcı olur,sağol

Çok teşekkür ederim Sayın Ezheri. Sağ olun.
Alıntı ile Cevapla
  #48  
Alt 16-01-2012, 12:57
Payanda Payanda isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Dec 2010
Mesajlar: 100
Standart

Kıpırtısızı



hiç kımıldamamış bir yaprak görürsen al içeri
sanki zambak kokularıyla gelmişim olur

bir yıldız varsa hani dünyana baktığında
parıldamaları geliyorse sesinden önce korkut geceni

sana bir süs diye sunulmuşsa hayat
koy sevgilinin aldığı kalp vazo-ya sustur içini

nehirler gör rüyanda sana adımlarını saydıran çocuksu
şekerlemelerden yapılmış tanrı silüetleri

hiç ölmemiş bir cümle kur bizim için
sanki sahi hiç doğmamış gibi bilirim

vardiyasında kal suskunlukların
bir kelime edersen bana eksilt yine severim

bir ayraç olarak al bedenini koy önüme
yansın ateşler ben yine sana doğru üflerim

hiç kımıldamamış bir rüzgâr görürsen al beni
sanki naftalin kokularıyla gitmişim olur geri!




Payanda
Alıntı ile Cevapla
  #49  
Alt 16-01-2012, 12:58
Payanda Payanda isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Dec 2010
Mesajlar: 100
Standart

Ne Yapsam Ne Etsem



ten kokulu masalardan geldim
sarhoş gemilerin düşüp boğulduğu derin sulardan
salkım söğüt bahçeler ve evcimen kuşların
arada sırada tahta kulelere yuvaya kanadığı
kanatlarından bir yıldız takımı merakın
korkuların ve ümitlerin birarada olduğu
ten kokulu masalardan geldim
oldu olsun olduğu


bir bardağa dokunsam
boylum boyunca uzanmış kaşığın alnında
pürüzsüz senin yüzün çıkar
kaç şeker atsam da dünya bu
rakının yanında berdevam peynirler kanar
aklım mı, aklım bir şişe çevirme oyununda yenik
gölgelerin sokakları aramaya çıktığı geceleri tutsam
ah unutsam,
yine sapanla vurduğum göğüsler düşer
elmanın kan kızılı acılarından
içim Âdem'e küser Havva çekilir mi aradan


farz edelim başka bir gezegendeyiz seninle
dipdibe oturmuşuz hattâ bağdaş kurmuşuz
hüzünlü kâğıt uçaklar atıyoruz birbirimize
bir ot bile yok yanımızda bizden başka
bir günah bile seslenmiyor içerimize
çılgın sevişmelerde dağılmış yataklarız
başka odaların devrik cümlelerinde
bundan çocuk rüzgârlar bile farkında

ten kokulu hayatlardan geldim
şimdi bir çiçek öpsem adın kalır aklımda!





Payanda
Alıntı ile Cevapla
  #50  
Alt 16-01-2012, 12:59
Payanda Payanda isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Dec 2010
Mesajlar: 100
Standart

Sır Döngü


yorgun geldim açma ışığı
bir söz bile söyleme dünyaya
yırt at resimleri ve eskit
sonradan öğrenilmiş bütün gerçekleri

şimdi ne isterdim bilemiyorum
kuş uykusu mu yoksa mavi bir portakal mı
yahut yakut gözler mi
esneyerek yan odada yazıyorum
kibrit suyuna gölgelenmiş avcumu


bir kül daha düştü
köz kor kör
neden şeytanlar hep bonkör
siyah denizler görüyorum kepenkleri indirmişim
yorgun geldim anla biraz açma ışığı


sancılarımı bile hissedemiyorum
boşluğun şarkılarında söylüyorum
annemi öpmeden bile
kendi cenazemi kaldırmışlar hiç bilmiyorum


sorsan adım nedir
cevap veremem başımı aşağı yukarı sallarım
belki sallarım
belki bir oltam olsa zaman
tutardım sakındığım ellerini
gece kör nevresimini çekerken yıldızlar


tanrına bile söylemediğin şeyler vardır ya
onları söylemek istiyorum sana sadece bu gece




Payanda
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


şu Anki Saat: 21:39


Online Ziyaretçi: site statistics
Powered by vBulletin
Şiir Akademisi Forum