Şiir Akademisi - Ana Sayfa

Geri git   Şiir Akademisi Forum > ŞİİR > Güldesteler - Antolojiler -

Cevapla
 
Seçenekler Stil
  #11  
Alt 14-08-2006, 15:05
FulyaÇelikbilek FulyaÇelikbilek isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Oct 2005
Nerden: stanbul
Mesajlar: 1.081
FulyaÇelikbilek - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart



Unutamadığım





Açardın,
Yalnızlığımda
Mavi ve yeşil,
Açardın.
Tavşan kanı, kınalı - berrak.
Yenerdim acıları, kahpelikleri...

Gitmek,
Gözlerinde gitmek sürgüne.
Yatmak,
Gözlerinde yatmak zindanı
Gözlerin hani?

"To be or not to be" değil.
"Cogito ergo sum" hiç değil...
Asıl iş, anlamak kaçınılmaz'ı,
Durdurulmaz çığı
Sonsuz akımı.

İçmek,
Gözlerinde içmek ayışığını.
Varmak,
Gözlerinde varmak can tılsımına.
Gözlerin hani?

Canımın gizlisinde bir can idin ki
Kan değil sevdamız akardı geceye,
Sıktıkça cellad,
Kemendi...

Duymak,
Gözlerinde duymak üç - ağaçları
Susmak,
Gözlerinde susmak,
Ustura gibi...
Gözlerin hani?

Ahmed Arif
__________________
Kopuk dügmelerimi bir köseye gizledim...
günesin dogusuna uzak batisina yakin bir ülkede...
Alıntı ile Cevapla
  #12  
Alt 15-08-2006, 11:39
FulyaÇelikbilek FulyaÇelikbilek isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Oct 2005
Nerden: stanbul
Mesajlar: 1.081
FulyaÇelikbilek - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart




GELSEYDİN EĞER




Gittiğin uzaklardan
Gelseydin eğer,
Sana neler diyecektim.
Unutup dağlarıma yağan kar’
ı,
Yok sayıp susuzluğumu,
Senin için
Kuru dallarımı süsleyecektim.

Gelseydin eğer,
Çözüp yüreğimdeki düğümleri
İlmek ilmek
Dantel dantel
Aşkımızın öyküsünü işleyecektim.

Gelseydin eğer,
Bir bahar gecesinde
Susamış ceylânları,
Yaylalarda nazlı nazlı akan
Irmaklara indirecektim.
Duracaktı zaman,
Takılıp kalacaktı
Kenetlenmiş ellerimizde.
Geçerken sıcaklığımız birbirimize,
Kulağına aşk dolu sözler söyleyecektim.

Gelseydin eğer......
Ama gelmedin.
Oysa ben
Biliyordum dokunduğun telleri,
Benim gönül tellerime değmeyecektin,
Gelmeyecektin....
Gelmedin zaten
İşte gelmedin,
Biliyordum
Bana asla
Dönmeyecektin.


Kamuran Esen
__________________
Kopuk dügmelerimi bir köseye gizledim...
günesin dogusuna uzak batisina yakin bir ülkede...
Alıntı ile Cevapla
  #13  
Alt 18-08-2006, 20:55
Vela Vela isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Mar 2006
Mesajlar: 184
Standart

Ellerin


Ellerimden çıkmıyor ellerinin izi
Yalnızlık çalarken sirenlerini,
Sensiz duygular da anlamsız
Nasıl yığdın aramıza
Bunca dağı ovayı denizi
Ayaklarıma dolaşıyor gözyaşlarım
Özlem yine dizi dizi
Sular akmıyor
Sevişmeler yakmıyor tenimizi.

Ben hüzün avcısıyım bilirsin
Bu yakınmalar kendime
Sen üstüne alınma
Yalnız da çoğaltırım gizi
Gece beni çağırıyor bak
Şimdi dalarım cadde sokak
Yüreğimde gecikmiş boşluk
Ellerimde ellerinin izi.


A.Kadir

Konu suece tarafından (02-08-2009 Saat 10:54 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #14  
Alt 20-08-2006, 18:48
FulyaÇelikbilek FulyaÇelikbilek isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Oct 2005
Nerden: stanbul
Mesajlar: 1.081
FulyaÇelikbilek - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart



AŞK BURALI DEĞİL





......\bir şairi en çok kelimeler öldürür/........


a.

burası sürgün sevgili
burası ateş
kanayan bir gelincik taşıyorum içimde
yüzün ki
mektupların som sayfasında hüzün

konuşursam
canı acıyacak bu sürgün ateşinin
bak kopuyor ipliği ağır ağır yağmurun
dudakların çatlayacak bu seste
ıslak geceler aydınlıktır hep
sokak lambaları kandırılıyor
ağlama/sana

şarkılardan geçiyorsam alelacele
ömür boyu aşk yeter mi gülizbe
gözyaşında büyütülen sevgiler
çocukların dilinde bir oyundur sadece
sende kıyamet koparan bir tılsım mıdır
söyle

b.

yusufun semasını gören mi vardı
kuyunun kalbinde acıyla yanan
anahtar ve açık kalan kapılar
güz kokusu damlıyor patikalardan
anahtarın ne önemi var kapanınca kapılar

zülfün söze düştüğü andı
güvercinin kayboluşu semada
yarını görülmez delişmen sevdaların
bir yağmura yenik düşen sevinçler
bırakıp gitmeyi istediğin zamandı

geride kalan iki yalnız şiirden
okunup çoğaldım dur(ul) dukça içimde
penceredeki rüzgâr anlatıyorken seni
söndü birden ışıklar
gören gözüyle kalbimin
bir sen vardın sevgili
bir de dolunay

c.

sen ve ben
acının denizinde sürgüne ateş miyiz
hem titrek hem kırılgan
yolun sonu bir kumsala varınca
eylül dediler sararan rengine yaprakların
bir yanımı ele verdi sonbahar

haberini melekler mi getirir
iç ısıtan yanık uçlu mendilin
eriyip dökülen kelimeler seninse
bir gelincik tarlasına benzeyen gülüşü gizem
bırak da öpeyim yalnızlığını

bir şiir sadece kelimeleri sever
kalbimi zamansız ıslatır sözün

adını yıldızlarla yazıyorum geceye
bir dolunay kuşu ikide bir siliyor kanatlarıyla
utanıyorum kaçamak düşlerimden

her ayrılık batık bir efsanedir
alıp götüren
senin vardığın yasak kentlere
kaybolan düşler midir
en acı sözlerle şakağından vurulan
sabır yakasındaki aşkı der/ince
elbette sonu vardır yolların

d.

hüma kuşu
/kanadında benek var/
alnımda rüzgârı kalmış dağların
bir çoban kavalını toprağa saklar
nedeni bilinmez kuruyan ırmakların

bir ince ateşten yükselen saçlarından
yanık buğday taneleri dökülür avucuma
beklerim ki ellerin üşüsün saçlarında
derin bir sürgünden iz kalan akşamında

unutulmuş yüreğindir
dokunduğum her çiçek
seni görmek için yanan kelebeklerdir
hasretin sokağında baygın düşmezdi sevda
peşinden gölgen gibi yürüseydim
delice

e.

sebepsiz bekleyişler yıldızları söndürür
kıpkırmızı bir sürgünsün sen
bense beyaz bir ateş
yalnızlığın yetmiyor aşkını unutmaya
gözlerine gömülmeyi ne çok isterdim

şimdi benzi solgun bir gül gibi
ne işe yarıyorum
saltanatına boyun eğmekten başka

gülün izbesine takıldı ruhum
sımsıcak bir tebessüm geçti dudaklarımdan
konuştukça artıyor suskunluğum gülizbe

sana söylenmedik sözler bırakıyorum
tut ellerinden başlayan hikayenin

aşk buralı değil
sevgili
buralı değil



<BR style="mso-special-character: line-break">Mehmet Şâmil Baş<BR style="mso-special-character: line-break">
__________________
Kopuk dügmelerimi bir köseye gizledim...
günesin dogusuna uzak batisina yakin bir ülkede...
Alıntı ile Cevapla
  #15  
Alt 21-08-2006, 17:58
esra saygı esra saygı isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Oct 2005
Mesajlar: 914
esra saygı - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart



O TEMMUZLAR

Nereye gitsem karşıma çıkıyor ansızın
O temmuzlar, gözlerine benzeyen bir kızın

O temmuzlardı karanlığı sevdiren bana
Parlarken uzaklarda ışığı bir yıldızın

Otlarla, böceklerle uyuduğum günlerdi
Simgesiydim sonsuz bozkırlarda yalnızlığın

Şimdi unuttum bütün adları ve yüzleri
Yüreğimde yangınları kaldı temmuzların

Solumak, bir daha solumak o temmuzları
Güzelliğine vararak çok eski yazların






AHMET UYSAL
Alıntı ile Cevapla
  #16  
Alt 21-08-2006, 18:42
FulyaÇelikbilek FulyaÇelikbilek isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Oct 2005
Nerden: stanbul
Mesajlar: 1.081
FulyaÇelikbilek - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart

<?:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-comfficeffice" />
Aşka Ve Terke Dair...


Öyle bir ilişkiye tutulursunuz ki, ne sevebilir, ne terk edebilirsiniz.
Kör kütük bağlanmışsınızdır aslında...
En güzel yıllarınızın, acı tatlı hatıralarınızın ortağıdır;
İç çekişmelerinizin nedeni, yazılarınızın ilhamı, sohbetlerinizin konusudur.
Göz yaşlarınızda, bilinçaltınızda, kahkahanızdadır.
Korkunca saklandığınız bir sığınak, coşunca öptüğünüz bir bayrak...
Sevdanız riyasız, çıkarsız, karşılıksızdır. Sınırsız ve nihayetsiz; "Ölmek var, dönmek yok"tur.
Gün gelir anlarsınız; içten içe bir şeylerin kanadığını...
Tutkulu sevdaların gizli hançerleri başlar parıldamaya...
Şurasından, burasından eleştirmeye koyulursunuz:
"Şöyle görünse, öyle demese, değişse biraz ya da eskisi gibi olsa..."
Başkalarını örnek göstermeye, "Bak onlar nasıl yaşıyor" demeye başlarsınız.
Hem birlikte yaşayıp, hem özgür olmanın yollarını ararsınız.
Aşkınızın gözü kör değildir artık, yanlışını görür düzeltmek istersiniz.
"Eskiden böyle miydi ya..." diye başlayan sohbetlerde açılır eleştirinin kapısı;
Açıldıkça, bastırılmış itirazlar yükselir bilinçaltından...
Böyle süremeyeceğini bilirsiniz.Değişsin istersiniz.
O, sevgisizliğinize yorar bunu... İhanete sayar.
Tutkulu ilişkilerde ihanetin bedeli ölümdür.
"Ya sev böyle ya da terk et" diye gürler...
Bir zamanlar bir gülücüğüyle alacakaranlığı ısıtan o rüya bir kabusa dönüşür birden...
Kapatır gönlünün kapılarını, yasaklar kendini size...Hoyrattır, bakmaz yüzünüze...
Zehir akar dilinden, konuşturmaz, suçlar, yargılar mahkum eder.
Mühürler dudaklarınızı, yırtar atar yazdıklarınızı, siler sizi defterden...
"İyiliğin içindi hepsi, seni sevdiğim için..." dersiniz, dinletemezsiniz.
Ayrılırsanız yaşamayacağınız bilirsiniz, ama böyle de sevemezsiniz
İhanetten kırılmıştır kaleminiz; severek, terk edersiniz...
"Madem öyle..." nin çağı başlar ondan sonra...
Madem ki siz böylesine tutkunken, o hep başkalarını seçmiştir,
Madem ki kıymetinizi bilmemiştir, o halde "günah sizden gitmiştir".
Lanet ederek bu karşılıksız aşka, çekip gitmeleri denersiniz.
Aşkın göçmenlik çağı başlar böylece....
Daha özgür olacağınız limanlara demirlersiniz bir süre...
Ne var ki unutamaz, uzaktan uzağa izlersiniz olup biteni...
Etrafı bir sürü uğursuzla dolmuş, kurda kuşa yem olmuştur.
Delikanlılar, eli kanlılar, uğruna ölenler, sırtına binenler sarmıştır çevresini
Gurur duyar onlarla, koynunda besler, gözünü oysunlar diye
Uğruna kan dökenleri sever, yoluna gül dökenlerden fazla
"Bana ne.kendi seçimi" diye omuz silkmeye çabalarsınız bir süre
Ama sonra ansızın kulağımıza çalınan bir şarkı ya da kapı aralığından süzülüp gelen bir koku, hatırlatır onu yeniden
Yaban ellerde, başka kollarda ondan bahseder ağlarsınız.
Kokusunu özlersiniz; türküsünü söylemeyi, şarkısını dinlemeyi, yemeğini yemeyi, elinden bir kadeh şarap içmeyi...
Karşı nehrin kenarından hasret şiirleri haykırırsınız, sular kulağına fısıldasın diye...
Dönüp "Seni hala seviyorum" diye bağırmak geçer içinizden...
Dönemezsiniz... Göremedikçe bağlanır, uzaklaştıkça yakınlaşırsınız.
Anlarsınız ki bir çaresiz aşktır bu, ne onunla olur, ne onsuz...
Hem kollarında ölmek, kucağına gömülmek arzusu, hem "Ne olacak sonunda" kuşkusu...
Böyle sevemezsiniz, terk de edemezsiniz.
Sürünür gidersiniz...









Can Dündar

__________________
Kopuk dügmelerimi bir köseye gizledim...
günesin dogusuna uzak batisina yakin bir ülkede...
Alıntı ile Cevapla
  #17  
Alt 27-08-2006, 04:51
FulyaÇelikbilek FulyaÇelikbilek isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Oct 2005
Nerden: stanbul
Mesajlar: 1.081
FulyaÇelikbilek - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart



KIRIK HAVA





Ah yaban gülü
Ah karahazer çiçeği
Ah gurbetin şıvan yıldızı
Bir dağda bıraktığım
Bir dağda bulacağım leyla menekşesi
Gün yüzü görmemiş memleket gülüm
Olursa bir yağlı kurşundan olur ölümüm
Bir seherde açsınlar bağrımı en deli rüzgarlar essin
Ne yiğitti desinler, ne filinta
Dönüp baktıkları zaman bir oltu tesbihi
Bir gümüş tabaka
Bitlis tütününden yarım kalmış bir sarma cigara
Şeyh izzetttinin dünyanın bütün çokcuklarına yazdığı muska
Ve sevda adına kurutulmuş bir karanfil bulsunlar mintanımın altında
Yağmurlu bir akşamda duldada
Dedemden öğrendiğim ilk dua gibi
Harran üstünde her gece parlayan süreyya gibi
Emek gibi, toprak gibi, kan gibi, hoyrat gibi
Adilcevaz fırtınası, yedi dağın eşkiyası gibi
Yasak gibi, bayrak gibi, baskın gibi
Erişilmez bir şeydi seni sevmek

Ah leyla menekşesi
Ah yaban gülü
Ah karahazer çiçeği
Ah yaktığım o içli türkü
Hani o zalım diyen hani o hayın
Hani o kaç para eden perakendesi şu üç kuruşluk periuşan darı dünyanın

Hepimiz geldik zulümlere
Şehy İzzettin'i toprağa verdiğimiz o gece
Sakalları ağardı Dünya'nın
Yedi yıldız koptu gökte, yedi yumruk yedim yüzüme
Sevdim seni, bir seni sevdim ve yakalandım
Ah leyla menevşesi, ah yabangülü
Ah karahazer çiçeği
Sattılar beni pazarda
Göksüme şifasız ecza sürdüler ve yürüdüler geçliğimin üzerinde
Kahpe bir akşamdı yürüdüler
Türkülerime yürüdüler, canıma yürüdüler, darmadağın
Yağmur da yağıyordu kuşlar da vardı
Uzandım yıldızlara tutamadım saçlarım ağardı şehir zindanlarında
Alem uykudaydı Adilcevaz uykudaydı
Sevdam, menekşem, memleket gülüm uykudaydı
Kuyudaydım saçlarım ıslanmıştı
Çıplaktı üzerim mintanım kana bulanmıştı
Ah karahazer çiçeğim sen uzaktaydın yıldızlar uzaktaydı
Zöhre uzaktaydı tarık uzaktaydı
Adilcevaz uzaktaydı, Şeyh İzzettin uzaktaydı
Memleket uzaktaydı

Ah gurbetin şıvanyıldızı
Sen böyle gideceksen
Memleket böyle ağlayacaksa
Ben kabuslarına tabir düzeceksem şehir eşkiyalarının
Kıyamet diyeceksem ve seni bekleyeceksem
Bütün kuyulara bütün suna boyunlu dağlara adını bağıracaksam
Yırtılan umutlarım, akan kanım, ağaran saçlarım
Ve memleketim için
Dön diyeceksem
Dön yaban gülü dön Karahazer çiçeği
Memleket gülüm
Dön gurbetin şıvanyıldızı leyla menevşesi

Yağmurlu bir akşamda duldada
Dedemden öğrendiğim ilk dua gibi
Harran üstünde her gece parlayan süreyya gibi
Emek gibi, toprak gibi, kan gibi, hoyrat gibi
Adilcevaz fırtınası, yedi dağın eşkiyası gibi
Yasak gibi, bayrak gibi, baskın gibi
Erişilmez bir şeydi seni sevmek.
<BR style="mso-special-character: line-break"><BR style="mso-special-character: line-break">

İBRAHİM SADRİ
__________________
Kopuk dügmelerimi bir köseye gizledim...
günesin dogusuna uzak batisina yakin bir ülkede...
Alıntı ile Cevapla
  #18  
Alt 14-09-2006, 17:22
suece suece isimli üye şimdilik offline konumundadır
Administrator
 
üyelik tarihi: Oct 2005
Nerden: Turkey
Mesajlar: 3.482
Standart



AYRILIK


Ayrılık şiiri ne kadar yalın
Sevdiğimiz aşk sözcükleri gibi
Kılıçla kesiyor bir hain nokta
Öpüşen virgüllerle akan cümleyi


Nasıl soğuk ayrılığın güneşi
Gölgeli bir çınar olan gövdemin
Dallarını içten kırınca acı
Buzdan bir alçıyla tutuyor beni


Ayrılık sabahı ne kadar beyaz
Ölümün hüzünlü arkadaşı kar
Bana ütülü bir çarşaf hazırlar
Bir karanfil tam yüreğimin üstünde


Onat KUTLAR
__________________
olmaz hayal bizimkisi
olurundan bin güzel...
e.g.
Alıntı ile Cevapla
  #19  
Alt 27-09-2006, 22:22
suece suece isimli üye şimdilik offline konumundadır
Administrator
 
üyelik tarihi: Oct 2005
Nerden: Turkey
Mesajlar: 3.482
Standart



Ayrılıklar


Karadenizde gemilerin mi battı,
Ağzını bıçaklar açmaz,
Üzüntüdesin gayet.
Sen sızlanmışın çok mu,
Bize edebiyat öğretmeni anlattı:
Neyler bile etmiş şikayet.


Baktın ki olacak gibi değil,
Unuttu diyelim nihayet;
Yine de bulunur tesellisi:
Dünyada başka kız yok mu,
Elini sallasan ellisi -
Mesele bundan ibaret.


Behçet Necatigil
__________________
olmaz hayal bizimkisi
olurundan bin güzel...
e.g.
Alıntı ile Cevapla
  #20  
Alt 22-10-2006, 23:42
suece suece isimli üye şimdilik offline konumundadır
Administrator
 
üyelik tarihi: Oct 2005
Nerden: Turkey
Mesajlar: 3.482
Standart



Konuşsam Sessizlik Gitsem Ayrılık

Resmin rehindir gurbetimde.
Gurbetimde sesleri aşındırmış kimliksiz bir kasaba
ve senin kederini ıslatan o yağmurlar rehin.


Alnı özlemle dağınık bir akşam getirdim sana.
Sar, büyüt ellerinle, konuk et sıcaklığına;
konuk et kanatları kanatılmış kuşlar getirdim sana...
Ve akşam, bir kez daha;
saçlarını topla ve dağıt sesini rüzgârlara!
“Bir of çeksen karşıki dağlar yıkılır”:
Çekmiyorsun!


Akarsuları imrendiren yüzün de,
sabahçı kahveler de biliyor:
Görüşmeyeli yorgunum
yıkık kentler kanadı sevinçlerimle.
Görüşmeyeli ya sen nasılsın,
adım, adresim durur mu defterinde?


Şimdi Siirt'te koyun kokulu bir gecedeyim.
Beynimde iklimsiz papatyalar
ve kuşatılmış bir akşam duruyor penceremde.
Sokakların gün batınca neden boşaldığını
ve yüreğimin neden kabardığını bilmiyorum.
Konuşsam sessizlik/ gitsem ayrılık…


Sonra kıpırtısız yasladım göğsümü boğulmuş güne.
Al bu çağrıları sulara göm, o uzak sulara,
gurbetini rehnetme özlemimde…

Yılmaz Odabaşı
__________________
olmaz hayal bizimkisi
olurundan bin güzel...
e.g.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


şu Anki Saat: 11:13


Online Ziyaretçi: site statistics
Powered by vBulletin
Şiir Akademisi Forum