Şiir Akademisi - Ana Sayfa

Geri git   Şiir Akademisi Forum > ŞİİR > Güldesteler - Antolojiler -

Cevapla
 
Seçenekler Stil
  #1  
Alt 27-07-2006, 17:10
emre gümüşdoğan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
emre gümüşdoğan emre gümüşdoğan isimli üye şimdilik offline konumundadır
Administrator
 
üyelik tarihi: Aug 2005
Nerden: Turkey
Mesajlar: 11.854
emre gümüşdoğan - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart






Yıllar önce, omuz omuzaemek mücadelesiverdiğimiz bir arkadaşım,Erguvan'lıHasan Hüseyin uğradı, yaşadığımız sürgünlerden, eylemlerden konuştuk.

Kırık bir mızrap gibi kanatırken içimizi o günler, emperyalizmi, savaşı, sömürüyü lanetledik.


İnsanlık onurunun galip geleceği düşüncesiyle...
__________________
ellerin kına türküsü
dokunsam
iliklenir parmakların parmaklarıma
*emre gümüşdoğan
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 27-07-2006, 21:15
emre gümüşdoğan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
emre gümüşdoğan emre gümüşdoğan isimli üye şimdilik offline konumundadır
Administrator
 
üyelik tarihi: Aug 2005
Nerden: Turkey
Mesajlar: 11.854
emre gümüşdoğan - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart



GÜNEŞİ İÇENLERİN TÜRKÜSÜ


Bu bir türkü: -
toprak çanaklarda
güneşi içenlerin türküsü!
Bu bir örgü: -
alev bir saç örgüsü
kıvranıyor;
kanlı, kızıl bir meşale gibi yanıyor
esmer alınlarında
bakır ayakları çıplak kahramanların!
Ben de gördüm o kahramanları,
ben de sardım o örgüyü,
ben de onlarla
güneşe giden
köprüden
geçtim!
Ben de içtim toprak çanaklarda güneşi
Ben de söyledim o türküyü!
Yüreğimiz topraktan aldı hızını;
altın yeleli aslanların ağzını
yırtarak
gerindik!
Sıçradık;
şimşekli rüzgâra bindik!
Kayalardan
kayalarla kopan kartallar
çırpıyor ışıkta yaldızlanan kanatlarını.
Alev bilekli süvariler kamçılıyor
şaha kalkan atlarını!



Akın var
güneşe akın
Güneşi zaptedeceğiz
Güneşin zaptı yakın!



Düşmesin bizimle yola:
evinde ağlayanların
göz yaşlarını
boynunda ağır bir
zincir
gibi taşıyanlar
Bıraksın peşimizi
kendi yüreğinin kabuğunda yaşıyanlar!
İşte:
Şu güneşten
düşen
ateşte
milyonlarla kırmızı yürek yanıyor!
Sen de çıkar
göğsünün kafesinden yüreğini;
şu güneşten
düşen
ateşe fırlat;
yüreğini yüreklerimizin yanına at!



Akın var
güneşe akın
Güneşi zaaptedeceğiz
Güneşin zaptı yakın!



Biz topraktan, ateşten, sudan, demirden doğduk!
Güneşi emziriyor çocuklarımıza karımız,
toprak kokuyor bakır sakallarımız!
Neşemiz sıcak!
kan kadar sıcak
delikanlıların rüyalarında yanan
o "an"
kadar sıcak!
Merdivenlerimizin çengelini yıldızlara asarak
ölülerimizin başlarına basarak
yükseliyoruz
güneşe doğru!
Ölenler
dövüşerek öldüler;
güneşe gömüldüler.
Vaktimiz yok onların matemini tutmaya!



Akın var
güneşe akın
Güneşi zaaaptedeceğiz
Güneşin zaptı yakın!



Üzümleri kan damlalı kırmızı bağlar tütüyor!
Kalın tuğla bacalar
kıvranarak
ötüyor!
Haykırdı en önde giden,
emreden!
Bu ses!
Bu sesin kuvveti,
bu kuvvet
yaralı aç kurtların gözlerine perde
vuran,
onları oldukları yerde
durduran
kuvvet!
emret ki ölem
emret!
Güneşi içiyoruz sesinde!
Coşuyoruz,
coşuyor!...
Yangınlı ufukların dumanlı perdesinde
mızrakları göğü yırtan atlılar koşuyor!



Akın var
güneşe akın
Güneşi zaaaaptedeceğiz
Güneşin zaptı yakın!



Toprak bakır
gök bakır.
Haykır güneşi içenlerin türküsünü,
Hay-kır
Haykıralım!

(1924)



Nazım Hikmet RAN
__________________
ellerin kına türküsü
dokunsam
iliklenir parmakların parmaklarıma
*emre gümüşdoğan
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 28-07-2006, 16:10
emre gümüşdoğan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
emre gümüşdoğan emre gümüşdoğan isimli üye şimdilik offline konumundadır
Administrator
 
üyelik tarihi: Aug 2005
Nerden: Turkey
Mesajlar: 11.854
emre gümüşdoğan - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart



İşçi Mihali'nin Ölümü


kurumuş kan çamur lekeli bir fes
petrol lambasının ölgün ışığında
bir gül gibi parıldıyordu yarası.


sakar gençlik, evli, cebinde revolver
geceleyin gizlice yasak kitaplar
doyceorientbank yün ipek şeker.


kahvelerin derme çatma peykeleri
bira meze yongo gazinosu rıhtımda
ayak bileklerinde zil ermeni kızları.


minareler çan kuleleri surlar
trenler cepheye asker götürüyor
1904, karanlık bir oda gibi selanik.


serez çarşısı dokumacılar grevi
ve bütün grevlerin iki önderi
biri rum biri türk, kandiya'dan.


gün ortasında esmer bir gece
veles demirkapı hattı greviydi
bir kurşun, işçi mihali yerde.


kurumuş kan çamur lekeli bir fes
petrol lambasının ölgün ışığında
bir gül gibi parıldıyordu yarası.


hristos henüz kundaktaydı öldürüldüğünde
babası. kandiya'dan gelen arkadaşları
onun mavi taşlı mezar boncuğunu çıkartıp
mihali'nin eski ceketinin
cebine koydular ve
ağladılar.


"giritli doğmak ağır bir şeydi."
kuğulardır ölüme giderken birlikte
şarkı söyleyen.


barbadan bir daha haber alamadım.
ikş yıl sonra yaros adasında, sürgünde öldüğünü
öğrenecektim.


aşk için şarkılar söyler dururdun
ayrılık için şarkılar


on sekiz yaşın
bir sokak ortasında


gülüp durunca sana
ve yıllar sonra


bilemezsin ne yapacaksın.


rüzgarı nasıl kucaklayacaksın
denizi nasıl alıp da yüreğine


alıp da
o hala acemi yüreğine
bir çocuğun gülüşüyle sokacaksın.


takis petrulas geceye kadar
koşarken koyu bir karanlığın içinde


aynı tarihlerde,


bemim de ranzamın kıyısından
kız kulesinin ışıkları görünürdü


ve lacivert deniz.


kırık kurşunkalemim
dolaşırken sarı kağıdın üstünde.


Behçet Aysan
__________________
ellerin kına türküsü
dokunsam
iliklenir parmakların parmaklarıma
*emre gümüşdoğan
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 18-08-2006, 22:30
Vela Vela isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Mar 2006
Mesajlar: 184
Standart

İnsan Ve Emek


Bir sergiyle geldi bahar
Ne don vurur, ne meyve verir
Öylece bir çiçek düşlemesi
Ne güzel bir oyundur canım
Taşlara bakan gözün çiçegi görmesi

Benim memleketimde bugün
Kırk elli bin liradır
Resmin metrekaresi
Ve dillere destandir canım
Turan Erol beyazıyla Bodrum'un mavisi

Bir gece kulübünde bugün
Kırk bin, elli bin liradır
Bir Zeki Müren dinletisi
Ve elbette güzeldir canım
Emeğin değerlendirilmesi

Ama benim memleketimde bugün
İnsan kanı sudan ucuz
Oysa en güzel emek insanın kendisi
Kolay mı kan uykularda kalkıp
Ninniler söylemesi

Belki bu nedenle, yazık
Asılmış gibi durur
Asılmış gibi kederinden
Duvarlarimda resim
Çalgılarimda müzik

Ruhi Su

Konu suece tarafından (06-09-2009 Saat 23:19 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 01-05-2007, 20:24
suece suece isimli üye şimdilik offline konumundadır
Administrator
 
üyelik tarihi: Oct 2005
Nerden: Turkey
Mesajlar: 3.482
Standart






1 mayıs marşı


günlerin bugün getirdiği
baskı, zulüm ve kandır
ancak bu böyle gitmez
sömürü devam etmez
yepyeni bir hayat gelir
bizde ve heryerde
1 mayıs 1 mayıs
İşçinin, emekçinin bayramı
devrimin şanlı yolunda
İlerleyen halkın bayramı
yepyeni bir güneş doğar
dağların doruklarından
mutlu bir hayat filizlenir
kavganın ufuklarında
yurdumun mutlu günleri
mutlak gelen gündedir
1 mayıs 1 mayıs
İşçinin, emekçinin bayramı
devrimin şanlı yolunda
İlerleyen halkın bayramı
vermeyin insana izin
kanması ve susması için
hakkını alması için
kitleyi bilinçlendirin
bizlerin ellerindedir
gelen ışıklı günler
gün gelir gün gelir
zorbalar kalmaz gider
devrimin şanlı yolunda
bir kağıt gibi erir gider
__________________
olmaz hayal bizimkisi
olurundan bin güzel...
e.g.
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 01-05-2007, 21:09
Gül Uğur Gül Uğur isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Feb 2007
Nerden: Ankara
Mesajlar: 1.838
Standart






BULUT MU OLSAM


Denizin üstünde ala bulut
yüzünde gümüş gemi
içinde sarı balık
dibinde mavi yosun
kıyıda bir çıplak adam
durmuş düşünür.
Bulut mu olsam,
gemi mi yoksa?
Balık mı olsam,
yosun mu yoksa?
Ne o, ne o, ne o.
Deniz olunmalı, oğlum,
bulutuyla, gemisiyle, balığıyla, yosunuyla.



Nazım Hikmet Ran








Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 18-02-2009, 16:03
suece suece isimli üye şimdilik offline konumundadır
Administrator
 
üyelik tarihi: Oct 2005
Nerden: Turkey
Mesajlar: 3.482
Standart

Emeğin Öyküsü

kitaplar ellerimle öykülendi
Düşlerim vurdu şiirler denizine
Eski ezgilerle coşkulanan
Sesimdir, çağları delip geldi.

En güzelle en yaşayan
Gözlerimden aldı rengini
Meriç köprülerinde
alın terim karıştı suya
Santim santim ellerimde büyüdü
Süleymaniye ve Aya Sofiya.

Kaç iklimin toprağı bağrına bastı beni
Ustalığıma kefil olur tarihler,
Kaç dönem içimde savaş verdi.
Utkularım çağımın türküsünü söyler,
O türküler tezgahında dönüyor şimdi.

Şükran Kurdakul
__________________
olmaz hayal bizimkisi
olurundan bin güzel...
e.g.
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 01-05-2009, 16:11
suece suece isimli üye şimdilik offline konumundadır
Administrator
 
üyelik tarihi: Oct 2005
Nerden: Turkey
Mesajlar: 3.482
Standart

Yerlerimİz

ben işçi çocuğuyum evladım
demiryolu atölyesi işçilerinden
emekli şükrü'nün oğluyum
ekmekle doydu karnım
ekmekle avutuldum
ekmekle korkutuldum
sen sofraya havyar da koysan kuzu kızartması da
önce ekmeğe varır elim
çilemin adı benim
ekmek kavgası

hiçbir şey istemedim şu dünyadan kendim için
ne köşk ne araba ne para
tükürmüşsem içine
senin tapındığın o sıfatların
satıyorsam emeğimi yok pahasına
ben işçi çocuğuyum evladım
benim davam başka dava

Hasan Hüseyin Korkmazgil
__________________
olmaz hayal bizimkisi
olurundan bin güzel...
e.g.
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 07-07-2009, 12:09
Amarilis Amarilis isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Mar 2009
Nerden: Balıkesir
Mesajlar: 103
Standart

palton yoksa ellerimi tut
kaportacı işçi çocuk
pusu kurmuş kapına
çakal gibi bir soğuk

Nevzat Çelik
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 07-07-2009, 12:12
Amarilis Amarilis isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Mar 2009
Nerden: Balıkesir
Mesajlar: 103
Standart

İn aşağı! Daha aşağı! Daha aşağı!
İn soğuk uçurumdan aşağı!
Orada terli bedenler ezilir, çürür,
orada, kara duvarlar üzerinde, kömürle aydınlanan
-yorgun bir yaşam, karanlıkta bunalan,
ve toprak, bogucu ve de kutsal olmayan,
sesler çınlar döne döne inilen tünellerden,
güçlü ellerin kavradığı kazmalardan çıkan,
açık göklere, güneşli günlere doğru
yankılanır duru umut ve isyan.
İn aşağı! Daha aşağı! Daha aşağı!
İn boşluksuz boşluğa!

İn aşağı! İn karanlık karnına
aç gözlü toprak ananın
in insanların tutsak edildiği o karına,
in insanların aç bırakıldığı o karına.
Bir lamba aydınlatacak bu emek tapınağını,
sinsi, sarp ve ıslak tapınağı,
kara taştan, ilkel topraktan tapınağı.
Orada çatar kaşlarını canavar putlar,
günsüz zamanlara tapanların alır canlarını.
İn aşağı! Daha aşağı! Daha aşağı!
İn ülkesiz ülkelere!

..........................

Hristo Smirnenski
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


şu Anki Saat: 13:49


Online Ziyaretçi: site statistics
Powered by vBulletin
Şiir Akademisi Forum