Şiir Akademisi - Ana Sayfa

Geri git   Şiir Akademisi Forum > ŞİİR > Güldesteler - Antolojiler -

Cevapla
 
Seçenekler Stil
  #11  
Alt 18-07-2006, 18:39
Perihan Baykal
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart



İstanbul şiirleri olur da "BİR GARİP ORHAN VELİ, İSTANBUL'U GÖZLERİ KAPALI DİNLEYEN ORHAN VELİ" nasıl olmaz?


İSTANBUL'U DİNLİYORUM / Orhan Veli KANIK


İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı
Önce hafiften bir rüzgar esiyor;
Yavaş yavaş sallanıyor
Yapraklar ağaçlarda;
Uzaklarda, çok uzaklarda,
Sucuların hiç durmayan çıngırakları
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Kuşlar geçiyor, derken;
Yükseklerden, sürü sürü, çığlık çığlık.
Ağlar çekiliyor dalyanlarda;
Bir kadının suya değiyor ayakları;
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Serin serin Kapalıçarşı
Cıvıl cıvıl Mahmutpaşa
Güvercin dolu avlular
Çekiç sesleri geliyor doklardan
Güzelim bahar rüzgarında ter kokuları;
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Başımda eski alemlerin sarhoşluğu
Loş kayıkhaneleriyle bir yalı;
Dinmiş lodosların uğultusu içinde
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Bir yosma geçiyor kaldırımdan;
Küfürler, şarkılar, türküler, laf atmalar.
Bir şey düşüyor elinden yere;
Bir gül olmalı;
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Bir kuş çırpınıyor eteklerinde;
Alnın sıcak mı, değil mi, biliyorum;
Dudakların ıslak mı, değil mi, biliyorum;
Beyaz bir ay doğuyor fıstıkların arkasından
Kalbinin vuruşundan anlıyorum;
İstanbul'u dinliyorum.















Alıntı ile Cevapla
  #12  
Alt 18-07-2006, 18:43
Perihan Baykal
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart

<H3>İstanbul Türküsü / Orhan Veli Kanık</H3>


İstanbul’da, Boğaziçi’nde,
Bir garip Orhan Veli’yim;
Veli’nin oğluyum,
Tarifsiz kederler içinde.
Urumelihisarı’na oturmuşum,
Oturmuş da bir türkü tutturmuşum:
“İstanbul’un mermer taşları;
Başıma da konuyor, konuyor aman, martı kuşları;
Gözlerimden boşanıyor hicran yaşları;
Edalı’m,
Senin yüzünden bu halım.”
“İstanbul’un orta yeri sinema;
Garipliğim, mahzunluğum duyurmayın anama;
El konuşur, sevişirmiş, bana ne?
Sevdalı’m,
Boynuna vebalim!”
İstanbul’da, Boğaziçi’ndeyim.
Bir fakir Orhan Veli;
Veli’nin oğlu,
Tarifsiz kederler içindeyim.

Alıntı ile Cevapla
  #13  
Alt 18-07-2006, 18:46
Perihan Baykal
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart

<H3>İstanbul / Ümit Yaşar OĞUZCAN</H3>


Evin içinde bir oda, odada İstanbul
Odanın içinde bir ayna, aynada İstanbul
Adam sigarasını yaktı, bir İstanbul dumanı
Kadın çantasını açtı, çantada İstanbul
Çocuk bir olta atmıştı denize, gördüm
Çekmeğe başladı, oltada İstanbul
Bu ne biçim su, bu nasıl şehir
Şişede İstanbul, masada İstanbul
Yürüsek yürüyor, dursak duruyor, şaşırdık
Bir yanda o, bir yanda ben, ortada İstanbul
İnsan bir kere sevmeye görsün, anladım
Nereye gidersen git, orada İstanbul

Alıntı ile Cevapla
  #14  
Alt 19-07-2006, 11:42
Perihan Baykal
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart



Bu şiirsiz İstanbul şiirleri antolojisi olur mu?
BİR BAŞKA TEPEDEN

Sana dün bir tepeden baktım aziz İstanbul!
Görmedim gezmediğim, sevmediğim hiçbir yer.
Ömrüm oldukça gönül tahtına keyfince kurul!
Sade bir semtini sevmek bile bir ömre değer.
Nice revnaklı şehirler görünür dünyada,
Lakin efsunlu güzellikleri sensin yaratan.
Yaşamıştır derim en hoş ve uzun rüyada
Sende çok yıl yaşayan, sende ölen, sende yatan.



Alıntı ile Cevapla
  #15  
Alt 19-07-2006, 11:55
Hale Oyal
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart



İSTANBUL'A HASRET


Behçet Necatigil'e





İstanbul'un bir başka hatırası


Sigara dumanı dolu kahve


Güven olmaz erkenden gitmeli eve


Kararsızdır eylül güneşinin seması





Sonbahardır yağmur yağacak elbet


Baksana, kuşlar yuva derdinde


Sen ekmek parası peşinde


Ah, dayanılmaz bir hale geldi gurbet





Dayanılmaz yolumun üstünde meyhane


" Çek canım çek


" Çek gülüm çek,


" Çek İstanbul aşkına bir tane."





Ne iştir ben de bilmem


İçtikçe hatırlıyorum


Hatırladıkça içiyorum


Doldur kadehi anam babam.





Muzaffer Tayyip USLU (Şimdilik)Edited by: Erguvan
Alıntı ile Cevapla
  #16  
Alt 19-07-2006, 22:00
suece suece isimli üye şimdilik offline konumundadır
Administrator
 
üyelik tarihi: Oct 2005
Nerden: Turkey
Mesajlar: 3.482
Standart

İstanbul Ağrısı

kanatları parça parça bu ağustos geceleri
yıldızlar kayarken
şangur şungur ayaklarımın dibine dökülen
sen eğer yine İstanbulsan
yine kan köpüklü cehennem sarmaşıkları büyüteceğim
pançak pançak şiirler tüküreceğim
demek yine ben
limandaki direkler ormanında bütün bandıralar ayaklanıyor
kapı önlerinde boyunlarını bükmüş tek tek kafiyeler
Yahudi sokaklarını aydınlatan Telaviv şarkıları
mavi asfaltlara çökmüş
diz bağlıyor
eğer sen yine İstanbulsan
kirli dudaklarını bulut bulut dudaklarıma uzatan
Sirkeci Garında tren çığlıklarıyla bıçaklanıp
intihar dumanları içindeki Haydarpaşadan
Anadolu üstlerine bakıp bakıp
ağlıyan
sen eğer yine İstanbulsan
aldanmıyorsam
yakaları karanfilli ibneler eğer beni aldatmıyorsa
kulaklarımdan kan fışkırıncaya kadar
yine senin emrindeyim
utanmasam
gözlerimi damla damla kadehime damlatarak
kendimi yani şu bildiğin Attila İlhanı
zehirleyebilirim
sonbahar karanlıkları tuttu tutacak
Tarlabaşı pansiyonlarında bekarlar buğulanıyor
imtihan çığlıkları yükseliyor üniversiteden
Tophane İskelesinde diesel kamyonları sarhoş
direksiyonlarının koynuna girmiş bıçkın şoförler
uykusuz dalgalanıyor
ulan İstanbul sen misin
senin ellerin mi bu eller
ulan bu gemiler senin gemilerin mi
minarelerini kürdan gibi dişlerinin arasında
liman liman götüren
ulan bu mazut tüküren bu dövmeli gemiler senin mi
akşamlar yassıldıkça neden böyle devleşiyorlar
neden durmaksızın imdat kıvılcımları fışkırıyor
antenlerinden
neden
peki İstanbul ya ben
ya mısralarını dört renkli duvar afişleri gibi boy boy
gümrük duvarlarına yapıştıran yolcu Abbas
ya benim kahrım
ya senin ağrın
ağır kabaranlarınla uykularımı ezerek deliksiz yaşattığın çaresiz zehirler kusan çılgın bir yılan gibi
burgu burgu içime boşalttığın
o senin ağrın
o senin
eğer sen yine İstanbulsan
yanılmıyorsam
koltuğumun altında eski bir kitap diye götürmek istediğim
Sicilyalı balıkçılara Marsilyalı dok işçilerine
satır satır okumak istediğim
sen
eğer yine İstanbulsan
eğer senin ağrınsa iğneli beşik gibi her tarafımda hissettiğim
ulan yine sen kazandın İstanbul
sen kazandın ben yenildim
kulaklarımdan kan fışkırıncaya kadar
yine emrindeyim
ölsem yalnız kalsam cüzdanım kaybolsa
parasız kalsam tenhalarda kalsam çarpılsam
hiçbir gün hiçbir postacı kapımı çalmasa
yanılmıyorsam
sen eğer yine İstanbulsan
senin ıslıklarınsa kulaklarıma saplanan bu ıslıklar
gözbebeklerimde gezegenler gibi dönen yalnızlığımdan
bir tekmede kapılarını kırıp çıktım demektir
ulan bunu sen de bilirsin İstanbul
kaç kere yazdım kimbilir
kaç kere kirpiklerimiz kasaturalara dönmüş diken diken
1949 Eylülünde birader mırç ve ben
sokaklarında mohikanlar gibi ateşler yaktık
sana taptık ulan
unuttun mu
sana taptık

Attila İlhan

Konu suece tarafından (16-07-2009 Saat 21:54 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #17  
Alt 24-07-2006, 21:29
suece suece isimli üye şimdilik offline konumundadır
Administrator
 
üyelik tarihi: Oct 2005
Nerden: Turkey
Mesajlar: 3.482
Standart






ISTANBUL

Kamyonlar kavun taşır ve ben
Boyuna onu düşünürdüm,
Kamyonlar kavun taşır ve ben
Boyuna onu düşünürdüm,
Niksar'da evimizdeyken
Küçük bir serçe kadar hürdüm.

Sonra âlem değişiverdi
Ayrı su, ayrı hava, ayrı toprak.
Sonra âlem değişiverdi
Ayrı su, ayrı hava, ayrı toprak.
Mevsimler ne çabuk geçiverdi
Unutmak, unutmak, unutmak.

Anladım bu şehir başkadır
Herkes beni aldattı gitti,
Anladım bu şehir baskadır
Herkes beni aldatti gitti,
Yine kamyonlar kavun taşır


Fakat içimde şarki bitti.


Cahit Külebi
(Modern Türk Siiri, düz. Ahmet Necdet, Broy Yayinlari, 1993)
Alıntı ile Cevapla
  #18  
Alt 24-07-2006, 23:27
Vela Vela isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Mar 2006
Mesajlar: 184
Standart

İstanbul

Orda, adamı düşündüren
denizler vardır
- ışıltılı ve berrak-,
şurda gemiler durmuş,
kimbilir,
zincirleri ne ağırdır.
Sarayburnu,
Kızkulesi,
Haydarpaşa...
Bak işte Köprü,
Böyle ayak altında bütün gün.
İşte yollar gıcır gıcır,
İşte Sultanahmet Meydanı şu gördüğün
Nihayet, ilerde deniz,
Mis gibi balık kokar.
Daha sonra Adalar
Ve hep çam ağaçları.
Oranın mehtabı tatlı olurmuş,
Öyle derler,
Rüyadaymış gibi yaşar insan.
Galiba böyle görülür İstanbul
Bir kartpostal önünde durup
İştahla bakarsan.

A. Kadir

Konu suece tarafından (16-07-2009 Saat 21:55 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #19  
Alt 25-07-2006, 12:01
Hale Oyal
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart



İSTANBUL





Seni görüyorum yine İstanbul,


Gözlerimle kucaklar gibi,uzaktan.


Minare minare,ev ev,


Yol,meydan.





Geliyor Boğaziçi'nden doğru


Bir iskeleden kalkan vapurun sesi,


Mavi sular üstünde yine


Bembeyaz Kızkulesi.





Bir yanda,serin sabahla beraber,


Doğduğum kıyılar:Beşiktaşım.


Baktıkça hep semt semt,yer yer,


Beş yaşım,on beş yaşım,ah yirmi yaşım!





Durmuş bir tepende okuduğum mektep,


Askerlik ettiğim kışladır ötesi.


Bir gün,bir kızını benim eden


Evlendirme Dairesi.





Benim de sayılmaz mı oralar?


Elimi tutar gibi iki yanımdan,


Babamın yattığı Küçüksu,


Anamın toprağı Eyüpsultan.





Önümde ,açık kollarıyla Boğaz,


Çengelköy'den aktarma Rumelihisarı.


İstanbul,İstanbulum benim,


Kadıköy'ü,Üsküdar'ı...





Gün olur,Köprü ortasında durur,


Anarım Adalar'da çamların uykusunu,


Gün olur,Beyoğlu'nu özler içim,


Koklamak isterim tünelin kokusunu.





Bulut geçer üstünden,


Gemi gelir yanaşır


Bir eski türküdür,kulağıma fısıldar:


" İçi dolu çamaşır".





Göğünde tanıdım ayın on dördünü,


Kırlarında bilirim baharı,


Her şey,içimde her şey,


İstanbul yadigarı.





Bir daha görüyorum seni dünya gözüyle,


Göğün hep üstümde,havan ciğerlerimdedir,


Ey doğup yaşadığım,yerde her taşını


Öpüp başıma koymak istediğim şehir!





(Nefes Almak) 1952


Ziya Osman SABAEdited by: Erguvan
Alıntı ile Cevapla
  #20  
Alt 31-07-2006, 22:33
M.Burak Sezer
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart

İstanbul'umun Dili


annemin dili
babamın dili
istanbul'umun dili
istanbullumun dili


istanbul'umun efendisi
hanımefendisi
sokaklarımın bekçisi
yoğurtçusu, balıkçısı
can dilimi konuşanım
canım benim


ninnilerimi bu dil söyledi
masallarımı bu dil
bu dille duydum türkülerimi
bu dille okudum şairlerimi
"zalim beni söyletme derunumda neler var"


Asaf Halet Çelebi

Konu suece tarafından (16-07-2009 Saat 21:56 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


şu Anki Saat: 07:04


Online Ziyaretçi: site statistics
Powered by vBulletin
Şiir Akademisi Forum