Şiir Akademisi - Ana Sayfa

Geri git   Şiir Akademisi Forum > İŞLİKLER (Atölyeler) > Öykü İşliği

Cevapla
 
Seçenekler Stil
  #11  
Alt 12-06-2007, 22:07
AYKIZI AYKIZI isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Oct 2005
Nerden: Turkey
Mesajlar: 808
Standart



Estağfurullah Sevgili San_


Benim öğretmenliğim Milli Eğitim Bakanlığı ile sınırlı. [img]smileys/smiley36.gif[/img]


Burada ben de dahil olmak üzerehepimiz birer "öğrenen" konumundayız. [img]smileys/smiley29.gif[/img]Bak okumaktan ne hale geldim. [img]smileys/smiley4.gif[/img]


Metin zaten bizim adımıza söylenmesi gerekeni söylüyor. Söylemiyorsa, olmamış demektir. Parmağımızı okurun gözüne sokmaya gerek yok, değil mi? Derler ki:


Kusarak değil, yutarak yazılır. Ben onu susarak yapmışım...


Sürç-i lisanlar affolur değil mi? [img]smileys/smiley9.gif[/img]


Sevgiler.
__________________
İlkay NOYLAN
Alıntı ile Cevapla
  #12  
Alt 13-06-2007, 00:28
irfan mutluer irfan mutluer isimli üye şimdilik offline konumundadır
Super Moderator
 
üyelik tarihi: Jun 2007
Nerden: Tire - İzmir
Mesajlar: 1.025
Standart

Sevgili San_,
(Son iletilerde alınmaya doğru yol almaya başladınız gibi, lütfen alınmayınız.) Yazı/eser her ne kadar yazarına ait olsa da (bir şekilde) yayımlandığı andan itibaren yazarın olmaktan çıkar. O artık bir eserdir; hatalı ya da hatasız, güzel ya da değil… Bunu çocuklarımıza benzetiyorum ben, anne karnında gelişme evresindedir bebek, sonra o müthiş doğum geçekleşir. Bağıra çağıra, kan revan içinde… Kendisini dünyaya getirenden bir şeyler alıp götürerek… Her ne kadar onu (bebeği) dünyaya getiren bir annesi olsa da o yeni bir birey, farklı bir kimlik, farklı bir insandır, sahibi olamadığımız. Annesi ya da babasıyız ama sahibi değiliz. Yazı da öyle. Yazarının tüm özelliklerini taşısa da yazarı asla sahibi değildir. Kendi başına bir yaratıdır (lütfen bunu yanlış anlamayınız). O artık okurundur, ulaştığı yüreklerindir, onu anlayanlarınındır…
<?:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-comfficeffice" />
Sahiplenme olursa ne olur? Koruma yoluna gideriz. Yazımıza gelecek her eleştiri (olumsuz eleştiri) bizi/yazarını yaralar. Yazarı hatalarını görmek, onları düzeltmek, kendini geliştirmek yerine yazmayı bırakma, yazıya küsme, bulunduğu ortamdan kaçma yollarını seçer çoğunlukla.

Bu da her şeyden önce kayıp demektir. Yazarın, eserin ve okurun kaybı… Giderek çoğalan bir kayıp!.. Yazık olmaz mı?

Yazım hatası, kurgu hatası bir başka deyişle “teknik hatalar” düzeltilir. Yeter ki düşünsel hata, içerik hatası olmasın. Bunun da tek çaresi bıkmadan yazmaktır. Yazmak, yazmak, yazmak… Kendinizi bulana kadar!

Yazmak için öncelikle üç şey gerekir: Okumak, gözlemek, düşlemek. Daha sonra yeteneğimiz, becerimiz, özgünlüğümüz (…) devreye girer. Bugün edebiyat dünyamıza baktığımızda şunu çok net görürüz; onlarca kitabı olduğu halde yazma yeteneği bulunmayan yazarlar ve bir kitapta kendini kanıtlamış olanlar. Bu kitapları yazarları yazmadı mı, diyebilirsiniz, ama onların hepsi eserlerine tapan yazarlardır. Eserlerini özgür bırakamamışlardır. Özgür olamayan bir eserin toplumu ne hallere dürebileceğini hep beraber düşünebiliriz!

Kendimden şüpheliyim, diyorsunuz. Ne güzel, sanatçı kendisiyle, giderek toplumla uyumsuz, aykırı, farklı olan kişidir. (Aslında yazınızın başından sonuna kadar (bunu söylemeli miyim!) kendinizi anlatıyorsunuz ama burada kişilik analizi yapacak değilim.) Şunu söyleyebilirim, kendinizi tanıyın lütfen ve yazın. Bıkmadan, usanmadan, korkmadan (…) yazın. Başaracaksınız…

(Tekrar) Kolay gelsin. Saygılarımla… İ.M.
__________________
TÜL ve PUS / İrfan Mutluer
HOŞÇA KAL YAĞMUR / İrfan Mutluer
Alıntı ile Cevapla
  #13  
Alt 13-06-2007, 02:32
san_ san_ isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Dec 2006
Mesajlar: 2.122
Standart






SAN_ı okuyup eleştiren değerli dostlar,
hepinizin, yazdıklarım hakkında gösterdiğiniz ilgiyi, değerlendirmeleri, dikkatle okuyor ve sanıldığının aksine, iyi kötü eksik fazla söylenen ne varsa, hepsinden yararlanmaya çalışıyorum.
dahası; bana olmayanı bile "neden"leriyle inceliyorum.
ancak;
büyük bir hevesle keyfle, burada zaman geçirirken, son zamanlarda bana yazılanlardan anladığım; kimliğimi ve kişiliğimi,( farkında olmadan) yazdıklarımın önüne geçirmek gibi bir hataya düştüğümün sanılması.
doğru mudur?
belki de öyledir, siz haklısınızdır, bilmiyorum.

özendiren, doyuran eleştirileri gülümseyerek, öğreten eleştirileri düşünerek, incitenleri de somurtarak okuduğum, doğrudur.
bugüne kadar düşüncesini belirtmeden, sadece okuduğunu ima edenlere bile, minnettarım.
okunmak değil mi zaten asıl hedefimiz?
biz her okuduğumuzu beğeniyor muyuz?
yalnız; az okuduğum az yazdığım sanılması yanlıştır. bana dokunur. alıngan mıyım?
sözün burasında, evet.
sadecesitede bile, okumak için, bir dolu zamangeçiriyorum. çünki burada, yazmanın teknik yanı konusunda bilgilenmeye çalışıyorum.
bana okumayan öğrenci muamelesi yapılırsa alınmaya hak kazanırım.
ders kitapları arasında, roman şiir eleştiri anı ve politika okuyan, kütüphanelerde saatlerce kendini unutanbir kuşağın insanıyım.

yazmaya gelince; epeyce yazdım, vitrine çıkarmadan yazanı. kendime güvenmediğimden değildi.

bu siteyi rastlantıyla buldum. yerimdir diye üye oldum. kabul görmek hoşuma gitti. öğrenilecekçok şey olduğunun bilinciyle, üretmeye çalıştım.
yine ben, diyorum, çünki konu başlığına, yazdıklarım varken, ben taşındım.
derdim anlaşılmak, ya da yanlış anlaşılmamak olabilir mi? belki!
övgüler yerini, uzun öğütlerebıraktığına göre, bişeyler ters gitmeye başladı, diye düşünüyorum.
düşünüyorum,
yazarken,hevesliyken, incelerken ve incelenirken;
nasıl ne oldu, son zamanlarda neyim uymadı, nasıl bir profil çizdim ki,yazdıklarımı okumayanların bileönyargılarına hedef oldum?

( yukarıdakiler, genel olarak bugünlerde bana düşündürülenler. bu parantez sizin için sayın hmros,siz banayanıt veriyorsunuz. zahmet ediyorsunuz anlatmak için vakit ayırıyorsunuz, sağolun. öğretmek istediklerinizin hepsini dikkate değer bulduğumu bilmenizi isterim. yazdıklarınızın takipçisiyim.)

sevgili aykızı, af ne demek, sürçmez senin lisanın. söylediklerinin hepsinde sen varsın. ağzın sanmam ki senden bağımsız çalışsın.[img]smileys/smiley1.gif[/img]
ben adamakıllı öğüde muhtaç bir öğrenci sırasındayım.[img]smileys/smiley17.gif[/img]
inandıklarımı söylemekten çekinmedim hiç. kimse bunu gevezelik saymadı benden başka.
yazdıklarıma gösterdiğin ilgi için teşekkür ederim.
kusura bakma, susarım dedim ama, (umarım son kez kendimi anlatmaya çalıştım) susamadım.

yoksa; öyküdeki hasan'ı, yiğit'i, şiirdeki militanı, kimsesiz çocuğu, deneme-m-deki babayı attilay'ı, mektuptaki aşkı...konuşmayı, beni konuşmaktan daha keyfli bulurum.
selamlarımla...

Edited by: san_
__________________
ayaklar çırpınırken, dansediyor eller...
Alıntı ile Cevapla
  #14  
Alt 13-06-2007, 22:50
irfan mutluer irfan mutluer isimli üye şimdilik offline konumundadır
Super Moderator
 
üyelik tarihi: Jun 2007
Nerden: Tire - İzmir
Mesajlar: 1.025
Standart

Sevgili San_,<?:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-comfficeffice" />

Bazen tek bir sözcük, upuzun cümlelerden daha etkilidir. (Şiiri muhteşem yapan da bu değil mi?) Bir sözcüğe rastlarsınız, belki küçücük bir cümleye… Uzun süre takılı kalırsınız o sözcükte, belki hiç gereği yokken yazarsınız. O sözcük çağırır çünkü sizi.
Benim rastladığım sözcük(ler), bir sözcük gurubuydu, bir cümlede yer almış: “… / ben teknik arızalıyım / …” Beni çeken, yazmaya çağıran…
Fazla söze gerek var mı? Sanmıyorum. Sanırım bireyselliğinizi fazla kurcaladım, fazla üzerinize gittim. Tanımadan, bir dolu şey yazdım. Dolayısıyla sıkıldınız… Affınızla…
Lütfen susmayınız

Saygılarımla… İ.M.
__________________
TÜL ve PUS / İrfan Mutluer
HOŞÇA KAL YAĞMUR / İrfan Mutluer
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


şu Anki Saat: 08:36


Online Ziyaretçi: site statistics
Powered by vBulletin
Şiir Akademisi Forum