Şiir Akademisi - Ana Sayfa

Geri git   Şiir Akademisi Forum > İŞLİKLER (Atölyeler) > Öykü İşliği

Cevapla
 
Seçenekler Stil
  #1  
Alt 07-06-2007, 23:29
irfan mutluer irfan mutluer isimli üye şimdilik offline konumundadır
Super Moderator
 
üyelik tarihi: Jun 2007
Nerden: Tire - İzmir
Mesajlar: 1.025
Standart

Merhaba,

“Roman türü çok dikkatli bir okur ister; öykü ise sadece bu dikkatin süresiyle romandan ayrılır. Bu türlerdeki teknik arızaları bulup çıkarmak hele usta eleştirmenler için işten bile değildir. Gelgelelim eleştirinin en zor yönü, bu sanatsal türlerin içeriğine ilişkin değerlendirmelerde, yargılarda ortaya çıkar.” Sözleriyle başlıyor Cavit Yıldırım, “Romanda ve Öyküde Teknik Arızalar” başlıklı yazısına.

Aşağıya sevgili hocam Cavit Yıldırım’ın “Romanda ve Öyküde Teknik Arızalar” başlıklı yazısını alıyorum.

Bu yazıyı Cavit hocam henüz yaşıyorken (takrar) kaleme aldım. (İzniyle) O dönemde henüz OCR yazılımları gelişmemişti ve Türkçe karakterler tanınmıyordu. İlk kez "imgenet"in birinci sayısında yayımladım. (Nette yayımlanan birçok yazı gibi o da çoğaldı.) Kendi açımdan burada da bulunmalı düşüncesiyle yayımlıyorum. Teknik arızalar üzerine yazılmış çok güzel bir yazı...

İstiyorum ki, yazmaya gönül vermiş arkadaşlar romanda ve öyküde ne tür teknik hatalar var, okusunlar ve kendi yazıları ile karşılaştırsınlar. Ayrıca (ki yeni yazarlar içinen önemli özellik bu) burada adı geçen yazarlar yurdumuzun ve dünyanın önde gelen yazarları, onlar bu hataları yaptıklarına göre biz kendi yazılarımızdan hiç, ama hiç utanmayalım. Hele ilk yazılarımızdan… Emeklenmeden yürünmüyor çünkü!..

Çok şey mi istiyorum?..

Saygılarımla… İ.M.

Romanda ve Öyküde Teknik Arızalar

Roman türü çok dikkatli bir okur ister; öykü ise sadece bu dikkatin süresiyle romandan ayrılır. Bu türlerdeki teknik arızaları bulup çıkarmak hele usta eleştirmenler için işten bile değildir. Gelgelelim eleştirinin en zor yönü, bu sanatsal türlerin içeriğine ilişkin değerlendirmelerde, yargılarda ortaya çıkar.

Gorki, Lenin’le buluştukları bir gün “Ana’nın yetersizliklerinden sözetmeye başlamıştı. Hem de Lenin daha kitap basılmadan, manuskript halinde onu L. P. Ladiçnikov’dan alıp okumuş.” (1) diye anlatır.
Lenin’in, Ana romanının yetersizliklerine ilişkin eleştirilerinin neler olduğunu öğrenemiyoruz. Çünkü Gorki bunları anlatmamış. Şimdi biz, Gorki’nin özeleştirilerine bir göz atalım: “(...) Genel olarak zarif bir üsluptan yararlanmaya çalışıyordum. Örneğin: “sarhoş, sokak fenerine sarılmıştı. Gülümsüyor, ve titreyen gölgesini inceliyordu.” Gece, yazdığıma göre, rüzgarsızmış. Ay ışığı varmış; o dönemde buna benzer gecelerde sokak fenerleri yakılmazdı, hem ayrıca, fener yakılmış olsaydı bile, adamın gölgesi titrer gibi kımıldamayacak, durduğu yerde duracaktı, çünkü rüzgar yoktu. Bu tür karışıklıklar ve yanlışlara her öykümde rastlanabilirdi; bunları yaptığım için kendime öyle ağır sövgüler savuruyordum ki...

“- Fırının olması gereken yerde değil.” dedi bana bir kez Leo Tolstoy. Yirmi Altı Erkek ve Bir Kız adlı öykümdeki fırındı bu. Öyle yazmışım ki, fırının alevi benim anlattığım biçimde, fırıncının yüzünü anlatamazdı. Foma GORDEYEV’imdeki Medinskaya’dan söz ederken Çehov, “Buradan, kadının üç kulağı varmış anlamı çıkıyor: - bir tane de çenesinde – bak!” demişti. Böylesi yanlışlar, küçük görülmekle birlikte, çok önemlidir, çünkü sanatın doğruluk sınırlarını aşarlar.” (2)

S. Freud, “Günlük Yaşamın Psikopatolojisi” adlı yapıtında şöyle yazar: “”Düşlerin Yorumlanması kitabımda birçok tarihsel ve özdeksel yanılgılara düşmüştüm. (...) a- O kitabımın 361’inci sayfasında Schillerin’in doğum yeri olarak Marburg kentini göstermiştim. (...) Marbach diye yazacağıma Marburg diye yazmışım. b- 217 ve 492’nci sayfalarda Zeus’un babası Kronos’u hadım edip, tahttan aşağı attığını yazmışım. Oysa Yunan mitolojisine göre, Kronos babası Üronos’u hadım etmiştir.” (3)

Öke (dahi) yazar Balzac’ın romanlarında bile, tarihsel ve özdeksel yanlışlıklar vardır. Örnekse “Vadideki Zambak”ta “Ingres’in Me’re de Dieu’sünde, şimdiden acılı olan ve oğlunun ölüp bırakacağı dünyayı korumaya hazırlanan Meryem’e verdiği tavrı takındı.” Yapıtın çevirisini yapan Tahsin Yücel, Ingres’in bu adı taşıyan tablosu olmadığını belirtir. (4)

Biz de, Vadideki Zambak’ın teknik bir arızasına değinmek istiyoruz. “- Emrimi dinleyin, diye bağırdı kontes tatlılıkla. (...) Böylece Charlemagne çoraklarının yalunu tuttuk, burda yağmur tekrar başladı” diye yazar Balzac; ama bir paragraf aşağıda Feli’nin öbür sevgilisi Leydi Dudley (Arbelle)le karşılaşması şöyle verilir: “Kontes, kıvrımları açılmış, uzun bukleleri sabırsız yüzüne garip bir biçimde eşlik eden bu masalsı yaratığı parlak bir ay ışığında seyrederek: - Evet, o, Madame diye karşılık verdi.” (5) Söylemek bile fazla, bir yandan yağmur başlamış, bir yandan parlak ay ışığında seyredilen masalsı yaratık... Böyle olmaz tabii. Gorki’nin özeleştirilerini anımsayalım.

Bu tür olay, zaman ve mekan kaymalarına birçok yazarda rastlıyoruz. Örnekse, Mehmet Eroğlu’nun Issızlığın Ortasında adlı romanında mekan kaymasına tanık oluruz: “Sonunda her şeyi bitirip lokantadan çıkıyoruz. Dışarda kışı haber veren ayaz kaybolmuş, sokaklar ılık bir karanlık kaplı. Vedalaşmayı kısa kesip dolmuşlara doğru yürüyorum. (...) kar, durağa varırken başlıyor.” Oysa lokantadan çıkılıyor, nihayet dolmuş durağına doğru yürünüyor, durağa dek gidiliyor, olayın geçtiği ye Ankara, üstelik dışarda kışı haber veren ayaz kaybolmuş... Eroğlu bir çok ödülün adamı...

Adalet Ağaoğlu’nun Bir Düğün Gecesi adlı romanı üzerine daha önce Fethi Naci yazmıştı. Ağaoğlu bu romanında Tezel’i (romanın temel figürlerinden biri) 1971’de İstanbul Boğaz Köprüsü’nden otobüsle geçirir. Oysa, köprü 1972’den sonra kullanıma açılmıştı. Bu da zaman, mekan ve olay kaymasına bir örnektir.

Ne ki, Adalet Ağaoğlu “Üç Beş Kişi” adlı romanında yine teknik arızaya takılmış durumda: Kısmet roman figürlerinden biridir. Şöyle der: “...Otuz üç yaşındayım. Doğum <?:namespace prefix = st1 ns = "urn:schemas-microsoft-comffice:smarttags" /><st1:metricc***111;nverter w:st="***111;n" ProductID="1947.”">1947.”</st1:metricc***111;nverter> (s. 322) aylardan haziran yinelemesi ise, romanın tüm bölümlerinin zaman olarak ortak paydasını oluşturur. Buna göre, olaylar 1980 öncesinde geçmektedir. O halde, Kısmet, yaşını söylerken “otuz üç yaşındayım” dememesi gerekirdi. (7)

Üç Beş Kişi’de bazı sözcüklerin yazımı da yanlış. Teyellemek sözcüğü “teğellemek”; kupür ise “gupür”, egzoz “egzost”; seğirmek “seğrimek”; organze de “organza” biçiminde yanlış yazılmıştır.

Ayla Kutlu “Bir Göçmen Kuştu O” adlı romanıyla Madaralı Roman Ödülünü almıştır. Ayla Kutlu’da “nicelik kayması”na rastlıyoruz: “Dünya; dört katır, sekiz baş insan, katır tıkırtıları, uzak bir su uğultusu,” diye yazar sayfa 7’de. Olayların devamı şöyle anlatılır: “Cevahir başını arkaya çevirdi. Hamza Amcayla Pilke Yenge ne kadar geride kalıyorlar. Hamza Amca topallıyor. Pilke Yengenin acısı zehir yeşiline yüzünde durmuş kalmış. Bu yüzde hiç anlam yok. (...) Nerelerdesiniz abrekler hepiniz mi öldünüz Böyle sekiz çocuk, beş kadın, bir kocamış adamı dağlara saldınız? Dört katırla...” Romanın başlangıcında sayfa 7’deki “sekiz baş insan”, sayfa 37’de “sekiz çocuk, beş kadın...” bunlara bir de “kocamış adam” eklerseniz on dörde çıkar insan sayısı. 8

Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun ünlü romanı Yaban’da önemli bir teknik arıza vardır. Bilindiği gibi Yaban’ın temel figürü Ahmet Celal, Birinci Dünya Savaşında bir kolunu yitirmiştir. İstanbul işgal edilince de emireri Mehmet Ali’nin köyüne gitmiştir. Romanda şöyle bir bölüm vardır: “Kapıdan çıkmak üzere iken ayaklarımın ucuna basarak ters yüz odama döndüm. Şimdi başım iki elim arasında düşünüyorum.” (s. 96 – Birikim Yayınları, 15. Basıma Hazırlayan Attila Özkırımlı. Ocak, 1981) Oysa, Ahmet Celal çolaktı ya... Onun için, “başım iki elim arasında” diye yazmaması gerekirdi Yakup Kadri’nin.

Yaşar Kemal’in (Kimsecik : 1 ) adlı romanında yazarların çok kez düştükleri yanılgıya “zaman ve mekan” kaymasına tanık oluyoruz. Kimsecik’in temel figürlerinden Mustafa “sofadadır” romanın 30’uncu sayfasında: “Mustafa sofanın korkuluğuna asılmış ana kırlangıcın gelmesini, ... bekliyordu.” Mustafa hala sofada olduğu halde, “Ana kırlangıcı beklemekten usanmış, onun gelmesinden umudunu kesmiş Mustafa sofaya dönünce bir de ne görsün, ışık yolunun içinde bir arı dönüp duruyor.” Diye yazar 31. sayfada Yaşar Kemal. Oysa, Mustafa hala sofadadır. “Mustafa odaya dönünce...”biçiminde yazması gerekirken yanlışlıklama yapılmıştır.

Tarihsel ve özdeksel bir yanlışlıklamaya da Halkalı Köle’de rastlıyoruz. Bekir Yıldız, Halkalı Köle’nin 147. sayfasında “Ezan sesleri duyuluyor hala. Bu sesler Cemel Savaşı’nı anımsatıyor bana... Cemel Savaşındaki mızrakları. (...) Cemel Savaşı’nda Kureyşlilerin mızraklarına taktıkları Kuran yerine, günümüzde de, bu mızraklara çocuklar mı batırılıp havada dolaştırılıyor yoksa?” diye yazmıştır. Oysa, Bekir Yıldız’ın andığı Cemel savaşı değil; Sıffin Savaşı’dır. Üstelik Cemel Savaşı diye bir savaş da yoktur. Cemel Vak’ası vardır. Bunun da uzaktan yakından bir ilgisi yoktur Sıffin Savaşı’yla.

Zaman, olay ve mekan kaymasına bir örnek de Selim İleri’nin “Erişmez Nevbahar” adlı öyküsünden verelim: “... Hafizeyle merdiven basamaklarına oturmuştuk. O bulutsuz sonbahar günü “Masal anlatsana” dedi Hafize. Bulutsuz bir sonbahar günü hava yavaş yavaş bulandı. Havada patlayacak fırtınanın sıkıntısı belirdi. Yağmur iri damlalarıyla yağmaya başladı. Hafize kolumdan yakalamış, bahçe gereçlerinin saklandığı kömürlüğe sürüklüyor beni. (...) Dışarda şimşek çakıyor, akşam aydınlandı bir an.” (Dostlukların Son Günü. S.58, Yaz-ko Yayınları.)

Altını çizdiğim yerlerde zaman ve mekan kayması var. Olay gün sözcüğüyle başlamakta, akşam aydınlandı bir an diye bitirilmektedir. Merdiven basamaklarında oturulan anla, kömürlüğe gidiş arasında geçecek olan zaman, o kadar çabuk tüketilemez. Öykülemede bu süreç boşlukta kalmaktadır. Selim İleri bu yapıtıyla Sait Faik Öykü Ödülü’nü almıştı.

“Kalemin bir kere yazdığını artık bir balta bile yok edemez” demiş Lenin. Gorki öyle aktarıyor. Yazarın işi sözcüklerle; sözcüklerin kurduğu dünyayla. Oysa, dünyada sözcüklerin işkencesinden daha ağır işkence olmadığını savunanlar da az değil.

Atalarımız demiş ki “Sinek küçüktür ama mide bulandırır.”

Cavit YILDIRIM

Dipnotlar


1-Özgün Yayınları tarafından Mart 1976’da Türkçeye çevrilmiş. Almanca Özgün adı: Lenin und Gorki. Ne yazık ki elimdeki yapıtın sayfaları yıpranmış durumda olduğu için çevirmenin adını anamadım.

2-M. Gorki, Edebiyat Yaşamım, s: 56-57. Payel Yayınları, Ç: Şemsa Yeğin

3-S. Freud. Günlük Yaşamın Psikopatolojisi. Ç: Erdem Özdoğan, s: 63. İnkılapve Aka yayınları.

4-H. De Balzac. Vadideki Zambak, s: 290. Varlık yayınları, Ç: Tahsin Yücel

5-A. G. Y. s: 246

6-Mehmet Eroğlu, Issızlığın Ortasında, Can Yayınları, s: 63

7-Adalet Ağaoğlu, Üç Beş Kişi. Remzi K. Y.

8-Ayla Kutlu, Bir Göçmen Kuştu O. Bilgi Y. Y. <BR style="mso-special-character: line-break">
__________________
TÜL ve PUS / İrfan Mutluer
HOŞÇA KAL YAĞMUR / İrfan Mutluer
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 08-06-2007, 00:03
emre gümüşdoğan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
emre gümüşdoğan emre gümüşdoğan isimli üye şimdilik offline konumundadır
Administrator
 
üyelik tarihi: Aug 2005
Nerden: Turkey
Mesajlar: 11.854
emre gümüşdoğan - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart






Güzel bir yazı, yazmaya yeni başlayanlar kadar "ben artık ustalaştım" diyenlerin de okunması gereken bir yazı, ders niteliğinde. teşekkürler...
__________________
ellerin kına türküsü
dokunsam
iliklenir parmakların parmaklarıma
*emre gümüşdoğan
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 10-06-2007, 21:56
AYKIZI AYKIZI isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Oct 2005
Nerden: Turkey
Mesajlar: 808
Standart



Al***305;nt***305;:
Hmros
Şimdi biz, Gorki’nin özeleştirilerine bir göz atalım: “(...) Genel olarak zarif bir üsluptan yararlanmaya çalışıyordum. Örneğin: “sarhoş, sokak fenerine sarılmıştı. Gülümsüyor, ve titreyen gölgesini inceliyordu.” Gece, yazdığıma göre, rüzgarsızmış. Ay ışığı varmış; o dönemde buna benzer gecelerde sokak fenerleri yakılmazdı, hem ayrıca, fener yakılmış olsaydı bile, adamın gölgesi titrer gibi kımıldamayacak, durduğu yerde duracaktı, çünkü rüzgar yoktu. Bu tür karışıklıklar ve yanlışlara her öykümde rastlanabilirdi; bunları yaptığım için kendime öyle ağır sövgüler savuruyordum ki...

Sevgili Hmros,


Ne kadar değerli bir çalışmayı bizimle paylaştınız. Evet bu yazıda hepimizin yararlanacağı bilgiler var.


Yazdığımız tür ne olursa olsun kesinlikle perspektif ve mantık hatası yapmamalıyız. Gerçeklerle çelişen kurgular kendini akrep gibi sokmaya ve yazıyı başarısızlığa itmeye adaydır. O denli dikkatli bir gözlemci olmalıyız ki gördüğümüzden emin olmak için gerekirsedefalarca aynı noktaya bakmalıyız. Kurgu, betimlemelerin büyük çoğunluğuelbette zihinsel bir süreçte yapılıyor ama en ufacık bir hata kocaman bir yapıyı yerle bir edebiliyor. Hatta gülünç kılıyor.


Paylaşımınız için teşekkürler.[img]smileys/smiley17.gif[/img]
__________________
İlkay NOYLAN
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 10-06-2007, 22:16
AYKIZI AYKIZI isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Oct 2005
Nerden: Turkey
Mesajlar: 808
Standart



Al***305;nt***305;:
Hmros
Ayla Kutlu “Bir Göçmen Kuştu O” adlı romanıyla Madaralı Roman Ödülünü almıştır. Ayla Kutlu’da “nicelik kayması”na rastlıyoruz: “Dünya; dört katır, sekiz baş insan, katır tıkırtıları, uzak bir su uğultusu,” diye yazar sayfa 7’de. Olayların devamı şöyle anlatılır: “Cevahir başını arkaya çevirdi. Hamza Amcayla Pilke Yenge ne kadar geride kalıyorlar. Hamza Amca topallıyor. Pilke Yengenin acısı zehir yeşiline yüzünde durmuş kalmış. Bu yüzde hiç anlam yok. (...) Nerelerdesiniz abrekler hepiniz mi öldünüz Böyle sekiz çocuk, beş kadın, bir kocamış adamı dağlara saldınız? Dört katırla...” Romanın başlangıcında sayfa 7’deki “sekiz baş insan”, sayfa 37’de “sekiz çocuk, beş kadın...” bunlara bir de “kocamış adam” eklerseniz on dörde çıkar insan sayısı. 8

Ayla Kutlu'nun "Hoşça Kal Umut" (Bilgi Yayınevi 1987) adlı romanı için Fethi Naci, Eleştiri Günlüğü İkinci Kitap (1986 - 1990)'ında 144 / 155 sayfaları arasındaoldukça ayrıntılı bir inceleme yapmış ve tespit ettipi yanlışları birer birer yazmıştır. O bölüm şu cümleyle biter:


"Hoşça Kal Umut için bu satırları yazarken üzüldüğümü saklamayacağım."


O halde ünlü olmak, olmamak değil asıl mesele. Dikkat ve özende. Geriye dönük çalışmalar yapma konusunda üşengeç olmamakta. Metinlerimizi defalarca mercekten, süzgeçten geçirip damıtıp deneyip sınayıp ondan sonra ortaya çıkarmakta...


Sevgiler.
__________________
İlkay NOYLAN
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 11-06-2007, 10:32
irfan mutluer irfan mutluer isimli üye şimdilik offline konumundadır
Super Moderator
 
üyelik tarihi: Jun 2007
Nerden: Tire - İzmir
Mesajlar: 1.025
Standart



Merhaba,


Aklımda kaldığı kadarıyla aktarayım: Ferit Edgü'ye bir arkadaşı ne kadar yalın, doğal, güzel yazdığını söyler. F. Edgü'nün yanıtı çarpıcıdır: "Bir yazıyı otuz kere yazarsan..." Devamına gerek var mı?


Ben bunu kendi adıma ilke edindim, -ne kadar başarılıyım tabi ki tartışılır- her yazımı tekrar tekrar yazarım. (Fakat yazdığım yazıyı kimseye göstermem, oldu diyene kadar. Acı bir deneyimle öğrendim bunu!)


Öykü ve Romanda teknik arızalar üzerine paylaştığım yazı (bu bütünsellikte) başka bir yerde yok. Cavit hocamın 1980-1990 Türk Roman Eleştirileri adlı kitabında yer aldı. Ondan birkaç yıl önce de o dönemde bir dergide yayımlandı sanıyorum. (Eser yanımda olmadığı için ayrıntılı ve net yazamıyorum.) Yukarıda adı geçen kitabı hazırlarken eleştirdiği romanlardaki genel teknik hataları bu başlık altında toplamış. Ayrıca her eserin tek tek eleştirisi de yapılmış.


Ayla Kutlu hakkındaki Fethi Naci eleştirisine (biliyorum) katılıyorum. Cavit hocamın Ayla Kutlu ile dostluğu da kendi eleştirisinin dergide yayımlanmasından sonra bitmiştir. Ne yazmıştır Cavit Yıldırım, ne yazmıştır da dostluğu sona ermiştir? Bunu, eleştiri yazısını (eletronik) metne döküp paylaşınca öğrenelim. (Hocam o kitaptaki bütün yazıların paylaşılması/paylaşılabilmesi için gerekli izni vermişti bana, kendisine bir kez daha teşekkür ediyorum.)


Saygılarımla... İ.M.Edited by: Hmros
__________________
TÜL ve PUS / İrfan Mutluer
HOŞÇA KAL YAĞMUR / İrfan Mutluer
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 11-06-2007, 17:14
san_ san_ isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Dec 2006
Mesajlar: 2.122
Standart






dikkatle okudum.okurken anladım ki, ben teknik arızalıyım. bir dolu eksiğim ve yanlışım var. dersimi aldım.
__________________
ayaklar çırpınırken, dansediyor eller...
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 12-06-2007, 01:07
irfan mutluer irfan mutluer isimli üye şimdilik offline konumundadır
Super Moderator
 
üyelik tarihi: Jun 2007
Nerden: Tire - İzmir
Mesajlar: 1.025
Standart

Al***305;nt***305;:
san_





dikkatle okudum.okurken anladım ki, ben teknik arızalıyım. bir dolu eksiğim ve yanlışım var. dersimi aldım.


Merhaba,


Size katılamıyorum, (aslında anladım yazınızı) teknik arızalı olan siz değilsiniz!!! Şaka bir yana yazınızla kendinizi aynı formata koymayınız lütfen, yoksa yazınızı geliştiremezsiniz. Anlamak işin yarısıdır, diğer yarısında ne kadar ısrarlı olduğunuzu zaman gösterecek. İnanıyorum ki yeni yazılarınızda öykü tadında öyküler yaratacaksınız. Bizler de zevkle okuyacağız. Kolay gelsin.


(Yukarıdaki satırları yazdım ama öykülerinizi okumadım, okuduğum için değerlendirme yaptığımı düşünmeyiniz. Sadece yukarıdaki yazınıza göre yazmış bulundum.)


Yazım yolculuğunuzda başarılar dileğimle...Saygılar... İ.M.
__________________
TÜL ve PUS / İrfan Mutluer
HOŞÇA KAL YAĞMUR / İrfan Mutluer
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 12-06-2007, 03:26
san_ san_ isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Dec 2006
Mesajlar: 2.122
Standart





merhaba sevgili hmros,


arızalardan sorumlu,kendimiz değil miyiz? yazdıklarımız; biraz teknik,çokça biz değil miyiz?
öyle olmasaydı, çalışıp dersimizi,yazılacakların tekniğini tamöğrendiğimizde, kusursuz ürünler yaratıp, iyi şair iyi yazar olmaz mıydık? [img]smileys/smiley1.gif[/img]yanlış mı düşünüyorum?
benim, yazarkensığındığım dünya,pek te, "burasını böyle yapmalıyım" lı değil doğrusu.
cevval, ısrarcı değiller dışarıya karşı ama;içinde,
başına buyruk,sahibini ikna edici, kendini beğenmişbir el, dil ve düş var. ve o dünyanın karalamaları.
yazım hatası başka, kurgu hatası başka gibi geliyor bana. kuramadığımız oyunu oynarken, ne kadar şansımız olabilir ki?

"öğreneceğim"den kastım, biraz da; yüksek sesle yapılan tekrarların, daha etkili olduğunu düşünmemle ilgili sanki.
kendime verdiğimsözü, varsın çok kişi duysun, dilim, kendi elimi bağlasınistedim belki de...
kendimden şüpheliyim doğrusu.
sizin gibi ben de , bana iyi şeyler diliyorum aslında. sağolunuz.
görüyor musunuz, arızanın tam olarak yerini bile saptayamıyorum daha...[img]smileys/smiley17.gif[/img]

şaka bir yana, emeğinize sağlık. gerçekten çok dikkatle okuyorum,burada ilgi alanıma giren, öğretici ve açıklayıcı çalışmaları.
bazen ilgilendirmeyen şeyler okusam, anlamsızmış gibi görünen şeyler yazsam da, daha iyiyi yapmak isteğim susmaz.
aynı yerde durduğum çoktur ancak,geri döndüğüm pek görülmemiştir.
"başarabilir miyim" i bilmiyorum.
kendimi daha çok beğenmek istiyorum.
yazmayı seviyorum. yazıya güzel görünmek, yazıda şık durmak ve yazdıklarımladikkate değer bulunmak gönlümün en büyük hevesi. yazarken çok ben'im. kimkendini çok sevmez ki?

iyi dileğiniz ve ilginiz için teşekkür ederim.
selamlar
Edited by: san_
__________________
ayaklar çırpınırken, dansediyor eller...
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 12-06-2007, 18:07
AYKIZI AYKIZI isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Oct 2005
Nerden: Turkey
Mesajlar: 808
Standart

Yazar metninin arkasından gelmelidir, diye bir cümle kalmış aklımda. Biz değil, metinlerimiz konuşmalı. Aksine bizler susmalıyız. [img]smileys/smiley36.gif[/img]
__________________
İlkay NOYLAN
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 12-06-2007, 18:45
san_ san_ isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Dec 2006
Mesajlar: 2.122
Standart






öğretmen sensin. aklında kalan doğrudur.[img]smileys/smiley1.gif[/img]
susarız. (cezalıysak)
Edited by: san_
__________________
ayaklar çırpınırken, dansediyor eller...
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


şu Anki Saat: 14:37


Online Ziyaretçi: site statistics
Powered by vBulletin
Şiir Akademisi Forum