Şiir Akademisi - Ana Sayfa

Geri git   Şiir Akademisi Forum > İŞLİKLER (Atölyeler) > Öykü İşliği

Cevapla
 
Seçenekler Stil
  #1  
Alt 17-05-2007, 21:50
emre gümüşdoğan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
emre gümüşdoğan emre gümüşdoğan isimli üye şimdilik offline konumundadır
Administrator
 
üyelik tarihi: Aug 2005
Nerden: Turkey
Mesajlar: 11.854
emre gümüşdoğan - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart


Buraya yükleyeceğimiz fotoğraflara kısa öyküler yazalım.
İşte ilk fotoğrafımız

Biraz daha yakından

daha...



Kolay gelsin arkadaşlar...Edited by: emre
__________________
ellerin kına türküsü
dokunsam
iliklenir parmakların parmaklarıma
*emre gümüşdoğan
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 17-05-2007, 22:31
CANSEL CANSEL isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Jan 2007
Nerden: Turkey
Mesajlar: 253
CANSEL - AİM üzeri Mesaj gönder CANSEL - MSN üzeri Mesaj gönder CANSEL - YAHOO üzeri Mesaj gönder
Standart



Yaşlı bedeni,gün boyu koşuşturmaktan yorgun düşmüştü.Oysa işleri vardı yapılacak belki de.Belki de birşeylerden uzak kalmak içindi.Bilemiyorum.Sonuçta dayanacak gücü kalmamıştı.Biraz dinlenmek üzere sandalyeye oturdu. Gözlerine kara bir perde inmişti.Kalan işler umurunda değildi artık.Gözlerinin önünde başka bir dünya vardı şimdi.Türlü hayalleri canlandırdı belleğinde.En sonunda kendini uykunun en derin haline bıraktı öylece...[img]smileys/smiley9.gif[/img]
__________________
Sitem sanma ey Allah\'ım,nedir bu sevenlerin günahı
Mutlulukla kucaklaşsın,dönsün gurbet kuşları
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 17-05-2007, 23:32
Gül Uğur Gül Uğur isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Feb 2007
Nerden: Ankara
Mesajlar: 1.838
Standart






Yaşam ile yaşamak arasına gizlenmiş bir hayat...
Düşler boş, umutlar tükenmiş! Amaçlar unutulunca,
yetenekler de körelmiş. Yaşananlar ise hep yarıda kalmış. Dışarısı korku, dışarısı hengâme...
Elinde avucunda kalanlar ise başkalarına göre bahane.
İklim O'nu hiç etkilememiş. Yüreği üşümüş, sırtı buz tutmuş zamandan. Uzanıp bir iskemle çekmiş yavaşça hayattan.
Artık yorgun bedeninin esiri olmuş, kasketinin altında gölgelenen gözleri. Harcamış cömertçe bütün gençliğini ama yüreğinde kalmış hep can alıcı sözleri.
Ve birgün, geleceği adına planlar yaparken anlamış ki, koskoca bir hayat geçmiş başından.















Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 18-05-2007, 22:07
AYKIZI AYKIZI isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Oct 2005
Nerden: Turkey
Mesajlar: 808
Standart



Dönünce yazacağım.


Sevgiler.
__________________
İlkay NOYLAN
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 19-05-2007, 00:19
sema sema isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Oct 2005
Nerden: Turkey
Mesajlar: 409
Standart

Masa başı düşleri<?:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-comfficeffice" /><O:P></O:P>
<O:P></O:P>
Öğle vaktinin koşuşturması henüz sonlanmış, son bardak-tabak bulaşıkhaneye yollanmıştı ki, elindeki süngerin iyice tükenmiş köpüklü suyunu, son masaya vargücüyle sıkan uzunca garson, kısa ve şişman olana seslendi. Kaşını kapının yanına oturan adamdan yana kaldırıp “kaldır abi şunu hadi, daha ortalığı süpüreceğiz” dedi. Çatal-kaşık dizdiği çekmeceye dayalı göbeğini hoplata hoplata gülen öbürü, “çok zor... epey kebap yedi, üzerine de kaymaklı kadayıf götürdü, artık top atsan duymaz” dedi. Hakikaten de demin yanından geçmiş, müşteriler azalmış olmasına rağmen, onun hafif hırıltılı horlamasının burada bayağı münasebetsiz kaçmasından, hem onu uyandırayım, hem de bir çay ikram edeyim bari diye düşünmüştü. Omzuna dokundu, seslendi fayda etmedi. ”hıı” diyor, yine uyumaya devam ediyor, bir türlü gözünü açamıyordu. Hilmi ağabeylerini severler, kıramazlardı. O da her Cuma, namazdan sonra oraya uğrar, bir şeyler atıştırdı. Yaşlı ve çeşit çeşit hastalığı olmasına rağmen, yiyeceklerine pek dikkat ettiği söylenemezdi. Arada garsonlarla dertleşir, “evde Şükriye bana bunları yedirmiyor” deyip, kimse görmeden, “aman oğlanlara da söylemeyin” diye tembihleyip, kebabın en yağlı yerinden istediği bile olurdu. Şef garson birkaç kere çıkışmıştı bile, “Hilmi abi, yapma, yemek sonu kestirmene diyeceğimiz yok ama, Allah muhafaza burada yığılıp kalacaksın bir gün. Demezler mi bize, bile bile kebapları, he bir de üzerine kaymakları verdiniz diye.” Hilmi abi hep gülümserdi, “hadi, hadi get ordan. Eski toprağım ben, bana bir şey olmaz” deyip çalakaşık giderdi. O gün de, bu günlerden biriydi işte. <O:P></O:P>
<O:P></O:P>

Sıcaklar bastırınca, uyku daha bir tatlı geliyordu. Buradan çıkınca, biraz oyalanır camiye uğrar ikindiyi de kılar eve öyle giderim diye düşünüyordu. Şükriye nasılsa bugün torunlara bakacaktı. Evde gürültü kıyamet. Parkta otursaydı daha iyiydi ama o gün, masadan hiç kalkacak hali kalmamıştı. Herkes işine gücüne devam ederken, lokanta bir gürültü ile sarsıldı. Koşuşturma, bağırış çağırış, telefona koşmalar, tükürür gibi ağızdan çıkan “hay Allahlar, kahretsinler, ben demedim miler”, boşlukta oradan oraya gitti, geldi. Kargaşaya son bir siren sesi karıştı ve ortalık epey sonra duruldu. Orada kalanlar, kıçlarından damlayan terleri silenler, işleri hiç bitmeyenler ve günün en heyecanlı olayın yorumunu akşama kadar yapacak olanlardı. Uzun olan, kısaya “abi” dedi sesini içlendirerek. “Amma da sıkmıştı yumruğunu, doktor zor açtı. Hemen de biri alıverdi, ne olduğunu görmedim. Ne varmış yahu elinde,”. Diğeri acı acı gülümsedi ve kapıdan yana, bakabildiği en uzak yere bakarak “loto oynamış” dedi. Diğeri şaşkın “vay be ne tilkiymiş bizim, Hilmi abi, görürsün bak yarına bir şeyi kalmaz, dirilir” dedi. Diğeri amin dedi. Şaşkınlık ve hüzün, yavaşça uzaklaştı. Yerini, içinde ritm tutan, umuda bağlanmış bir türküye bıraktı. Müzik eşliğinde, elindeki bardağa hızlıca nefes verdi. Sonra da gri bezi içinde çabucak dolaştırıverdi. Gülümsüyordu. Ezana karşı. Uzaklara. <O:P></O:P>Edited by: sema
__________________
umut etmek güzeldir...
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 19-05-2007, 08:45
san_ san_ isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Dec 2006
Mesajlar: 2.124
Standart






sema, noktayı koymuşsunuz bence.
gönülden.. [img]smileys/smiley32.gif[/img]
çok düşündüm ama bu resimler bana bişey anlattırmadı. demek ki iyi yazana fısıldamış gizlice[img]smileys/smiley1.gif[/img]
anlaşılan, ben biraz sokaklara çıkmalı, gözlemeliyim hilmi ağabeyleri , şükriye teyzeleri...
ellerinize sağlık. sevgiyle...[img]smileys/smiley32.gif[/img]Edited by: san_
__________________
ayaklar çırpınırken, dansediyor eller...
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 19-05-2007, 09:38
emre gümüşdoğan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
emre gümüşdoğan emre gümüşdoğan isimli üye şimdilik offline konumundadır
Administrator
 
üyelik tarihi: Aug 2005
Nerden: Turkey
Mesajlar: 11.854
emre gümüşdoğan - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart






Çok güzel öyküler çıkıyor,
Çok güzel CANSEL, gül uğur, kutlarım.
Sema çok güzel bir öykü yazmışsın, kutlarım. san_ biliyorum çok kısa da olsa bir öyküyle katılacaksın[img]smileys/smiley17.gif[/img]içime doğuyor.
devam edelim lütfen... Edited by: emre
__________________
ellerin kına türküsü
dokunsam
iliklenir parmakların parmaklarıma
*emre gümüşdoğan
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 28-05-2007, 23:25
emre gümüşdoğan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
emre gümüşdoğan emre gümüşdoğan isimli üye şimdilik offline konumundadır
Administrator
 
üyelik tarihi: Aug 2005
Nerden: Turkey
Mesajlar: 11.854
emre gümüşdoğan - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart



Onun mutlaka bir öyküsü vardır...

Çünkü onun düşleri, umutları var...

Onun öyküsünü yazmaya ne dersiniz?
__________________
ellerin kına türküsü
dokunsam
iliklenir parmakların parmaklarıma
*emre gümüşdoğan
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 29-05-2007, 02:24
san_ san_ isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Dec 2006
Mesajlar: 2.124
Standart






bazen balık değil, oltadır denizin kaçırdığı hasan..

sana, konusu; deniz vesen olanöyküler yazabilirdim.
canım istemedi.
gözünün aktığıyerde, görmek istediğin başka şeydir diye.
ya da arayacağın hayatın boyunca, denizin dibinde...
"babanı bekleme boşuna."
deniz, hıdır amcanla onu yaktı. gün batımlarında, yalnızlığınla büyüyeceksin bundan böyle... diye başlayabilirdim örneğin.
veya, "ablan,birlikte gittiği kaptanı,eskiden çok severdi ama;
zamanı geçmiş aşkın ateşi çabuk söner, bekledöner..."diye, öyküye başladığımda, banaakan kırgınlığından öpebilirdim. o zamanburkulmazdı, ablayı paylaşmaktan habersiz, genç erkek olmayı öğrenmeye başlayan yüreğin, kimbilir...
sahi, "sünger avcıları ergeç avlanır" diye girerken öyküye, içbayan bilmişliğimeikimiz birden öfkelenip, başlatmaherşeyi bilen yanındandiyip küfredebilirdik üstüne.

doğru söylemeli, en fiyakalısı da bu olurdu...

aklıma takılan, senin tanımadığın,pazuları yengeç dövmeli balıkçı ahmet'i,nereden bilecektiçocukluğun?
bir bahaneyle öyküye sokar, onun, kadınlardan çok, kördüğüm yosunlarla seviştiğinden sözedebilirdim, alakasızca hatta ahlaksızca.
senin anlamayacağını bile bile hatta, sürdürürdümöyküyü saçmasapanlığında.
"önemli olan başlamak" der ya annen hani,yerli yersiz? sebep, annece yüreklendirmekelbette.
çok sinir bozucu, doğru. çocuk yüreklerin, anne denetiminde olduğu.
sen istemesen de, o yıllardasın sevgili hasan. öykünün bir başlangıcı olmalı.
şimdi, deniz kıyısıkaçağı, ne yapacağını bilmez haline bakar, annenden başlayabilirdik aslında.
benzırvalar, unutma bu sözleri derdim. hatta,her keresinde, laf olsun-lu söylediklerimle sürdürürdüm.
ahmet'in vurgun yemiş kara gözlerini bire bin katıp,kirpikleri yeşil yeşildi, bulaşan yorsunlar gibi.. diye, daha daha abartıp, okuyana hülyalar kurdurabilirdim...

sen bunların hiçbiriyle ilgilenmezdin biliyorum.

bütün derdin; oltaya yem takarken, elindendenize düşürdüğün aynalı çakın.
cebinde yedeği yok, arama hasan. deniz götürdüğünü geri getirmez, bilir karışık aklın.
yarın pazar kurulacak nasılsa,yenisini alırım kaybolanı arama. istersen yanında bir de kuşlu ayna.
ne dersin hasan?
hadi artık eve...saat 20.oo neredeyse.
bitmiştir işi annenin, gelir.
akşam oldu, çorbanız hazır bugün de.
gün batımının güzelliği, gençliğini kıyıda bırakan annen için, "işçiye paydos" diyen, fabrikanın bitiş düdüğü.
kasaba ıssız. durakta bekleyelim, korkar.
görürsün bak;
annenin yorgun elleri, sabah olduğundan dahabeter tütün kokar...

ben mi yazdım şimdi seni hasan? hani yazmayacaktım?
h.n.yalçın
Edited by: san_
__________________
ayaklar çırpınırken, dansediyor eller...
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 29-05-2007, 16:04
Rengin Özesmi Rengin Özesmi isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Oct 2005
Nerden: Turkey
Mesajlar: 463
Standart



SENİN ADIN MEHMET olsun


Kardeşime çok benzettim seni; tıpkı senin gibi otururdu
su kıyısında
deniz kıyısında
göl kıyısında


hayatın kıyısında
bir köşebaşında
bizi bırakıp gittiğinde
onbeşindeydi


sen biraz daha küçüksün


Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


şu Anki Saat: 09:58


Online Ziyaretçi: site statistics
Powered by vBulletin
Şiir Akademisi Forum