Şiir Akademisi - Ana Sayfa

Geri git   Şiir Akademisi Forum > DÜNYADA EDEBİYAT > Dünyada Şiir

Cevapla
 
Seçenekler Stil
  #1  
Alt 30-03-2008, 14:08
emre gümüşdoğan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
emre gümüşdoğan emre gümüşdoğan isimli üye şimdilik offline konumundadır
Administrator
 
üyelik tarihi: Aug 2005
Nerden: Turkey
Mesajlar: 11.854
emre gümüşdoğan - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart İsyanın kadın şairi Füruğ’ya özlemle...




Sadece Ses Kalıcıdır


Ne için durmalıyım? Ne için?
Kuşlar çoğul maviliği aramaya gitmişler
Ufuk dikeydir,
Ufuk dikeydir ve hareket fıskiye gibi
Görünümde ışıklı yıldızlar oynuyor
yeryüzü, yükseklikte kendini tekrarlıyor
Ve gökyüzü kuyuları ilişki bağlantılarına dönüşüyor
Ve gündüz öyle geniştir ki
gazetenin küçük beynine sığmıyor.

Ne için durmalıyım?
Yol hayatin kılcal damarları arasından geçiyor.
Çevrenin niteliği tüm kokuşmuş hücreleri öldürecek
Ve şafağın kimyasal atmosferinde
Sadece ses kalacak,
Zaman zerreciklerine bağlanan ses.

Ne için durmalıyım?
bataklık; kokuşmuş böceklerin çoğaldığı yerden
başka ne olabilir?
Morgun benliği ölülerin şişmiş cesetlerinden ibarettir.

Ve ateş böceği... AH
Ateş böceğinin konuştuğu an
Karanlıktaki alçak adam koflanan
erkekliğini gizliyor

Ne için durmalıyım?
Kurşunlu harflerin işbirliği boşunadır
ve kurşunlu harflerin işbirliği
bu değersiz düşünceyi kurtarmaz.

Ben ağaçların soyundanım
Ve bu "bayat" havayı solumak kederlendiriyor beni,
Ölen bir kuş uçuşu unutmamayı öğütledi bana
Tüm güçlerin sonu güneşin gerçeği
ve ışığın bilinciyle birleşmekten ibarettir,
birleşmek.


Yel değirmenlerinin çürümesi doğaldır,
ne için durmalıyım?
Ben yeşil buğday salkımlarını
göğsüme alarak, sütle besliyorum,
Ses,ses, sadece ses,
su akışının sesi
ve dişi toprak kabuğu üzerine
yıldız ışığının düşüş sesi ve aşkın yayılma sesi
Ses, ses, sadece ses kalıcıdır.

Cücelerin ülkesinde
Sıfır üzerine dolaşıyor ölçü mihenkleri
Ne için durmalıyım?
Ben dört unsura itaat ediyorum
Ve yüreğimin yasalarını
körlerin yerel hükümeti düzenlemiyor.

Böceğin etle sarılı boşlukta, yararsız dolaşımı ve
vahşice ulumalar
beni ilgilendirmiyor.

Beni çiçeklerin kanlı soyu yaşamaya sorumlu kılmış
biliyor musun? Çiçeklerin kanlı soyu.

Furuğ Ferruhzad - Sadece Ses Kalır YKY-1997
Çeviri: Cavit Mukaddes
__________________
ellerin kına türküsü
dokunsam
iliklenir parmakların parmaklarıma
*emre gümüşdoğan
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 30-03-2008, 17:12
merâl özcan merâl özcan isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Dec 2007
Nerden: İstanbul
Mesajlar: 2.658
Standart



Yeniden Merhaba Diyeceğim Güneşe


Yeniden merhaba diyeceğim güneşe
Gövdemde akan nehirlere
Bulutlar gibi uzayıp giden düşünceme
Benimle birlikte kuru mevsimlerden gecen
Bahçemdeki ağaçların hüzünlü büyümesine
Gecenin kokusunu hediye eden kargalara
Yaşlılık biçimim olan ve aynada yaşayan anneme
Tekrarlanan şehvetimle döllenen yeryüzüne
Yeniden merhaba diyeceğim
Geliyorum, geliyorum, geliyorum,
Saçlarımla: Yeraltı kokularının devamı
Gözlerimle: Karanlık tecrübesiyle
Duvarların ötesinden kopardım dallarımla,
Geliyorum, geliyorum, geliyorum,
Ve aşkla dolu avluda bekleyen kıza
Yeniden merhaba diyeceğim.


Furuğ Ferruhzad
ÇEVİREN: Cavit Mukaddes
__________________
bir yolcu\"
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 30-03-2008, 18:18
Gül Uğur Gül Uğur isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Feb 2007
Nerden: Ankara
Mesajlar: 1.838
Standart

<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Cuma<?:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-comfficeffice" />[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Cuma suskun[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Cuma terk edilmiş[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Cuma hüzün veren eski sokaklar gibi[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Cuma tembel ve hasta düşüncelerin[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Cuma eziyet verici esnemelerin[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Cuma beklentisiz[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Cuma teslim olmuş[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Ev boş[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Ev incinmiş[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Ev gençliğin hamlelerine kapalı[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Ev karanlık, ev güneşin tasavvuru[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Ev şüphe edilen, fal açılan, yalnızlık çekilen[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Ev perde, kitap, dolap ve resimlerle dolu[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Ah ne suskunluk ve gururla geçti.[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Benim hayatım garip bir ırmak gibi[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Bu suskun ve terk edilmiş cumalarda[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Bu boş ve incinmiş evlerde[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Ah! Ne suskunluk ve gururla geçti.[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Furuğ Ferruhzad[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Çeviren: Hatice Gülcan Topkaya

[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 30-03-2008, 18:20
furkan furkan isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Mar 2008
Nerden: Kocaeli
Mesajlar: 7
furkan - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart

TUTSAK
Seni istiyorum ve biliyorum
asla koynuma almayacağım
Sen o aydın ve pırıl pırıl gökyüzüsün,
ben bu kafeste bir tutsağım.
Kara ve soğuk parmaklıklar ardından,
gözlerim hasretle bakıyor yüzüne doğru,
bir elin uzanışını düşlüyorum,
ansızın ben de uçayım sana doğru.
Boş bir anda düşlüyorum
bu sessiz hapishaneden uçmayı,
gülerek gardiyan adamın gözüne,
yanında yaşama yeniden başlamayı.
Düşlüyorum ancak bilirim asla
bu kafesten kurtulmaya gücüm kalmamış,
gardiyan adam istese bile
kanatlanıp uçmaya soluğum kalmamış.
Parmaklıklar ardında her sabah,
bir çocuğun bakışı güler bana doğru,
sevinç şarkılarına başladığımda,
dudağında öpücükle gelir bana doğru.

Şayet bir gün, ey gökyüzü
kanatlanırsam bu sessiz evden,
ağlayan çocuğa nasıl söylerim,
tutsak bir kuşum, vazgeç benden?

Bir mumum, canımın alazıyla,
harabeleri aydınlatırım,
sönüklüğü seçersem eğer,
bir yuvayı yıkıp dağıtırım...

Furuğ Ferruhzad

( 1935 - 1968 )
Çeviri : Haşim Hüsrevşahi
__________________
<font color=GREEN>FATMANUR & FURKAN</font>
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 20-05-2008, 10:52
merâl özcan merâl özcan isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Dec 2007
Nerden: İstanbul
Mesajlar: 2.658
Standart

RÜZGÂR BİZİ GÖTÜRECEK</PRE>küçücük gecemde benim, ne yazık
rüzgârın yapraklarla buluşması var
küçücük gecemde benim yıkım korkusu var

dinle
karanlığın esintisini duyuyor musun?
bakıyorum elgince ben bu mutluluğa
bağımlısıyım ben kendi umutsuzluğumun

dinle
karanlığın esintisini duyuyor musun?
şimdi bir şeyler geçiyor geceden
ay kızıldır ve allak bullak
ve her an yıkılma korkusundaki bu damda
bulutlar sanki, yaslı yığınlar misali
yağış anını bekliyorlar

bir an
ve sonrasında hiç.
bu pencerenin arkasında gece titremede
ve yeryüzü giderek durmada
bu pencerenin arkasında bir bilinmez
seni ve beni merak ediyor
ey baştan aşağı yeşil!
yakıcı anılar gibi ellerini,
bırak benim aşık ellerime
ve dudaklarını
varlığın sıcak duygusunu
benim sevdalı dudaklarımın okşayışına bırak
rüzgâr bizi götürecek
rüzgâr bizi götürecek.

<BLOCKQUOTE>
Furuğ FERRUHZAD


<A>Çeviri: </A>Haşim HÜSREVŞAHİ
</BLOCKQUOTE>
</PRE>
__________________
bir yolcu\"
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 21-05-2008, 11:34
merâl özcan merâl özcan isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Dec 2007
Nerden: İstanbul
Mesajlar: 2.658
Standart

YERYÜZÜ AYETLERİ</PRE>O zaman
Güneş soğudu
Ve bereket topraklardan gitti

Ve çöllerde yeşillikler kurudu
Ve balıklar denizlerde kurudu
Ve toprak
Ölülerini kabul etmez oldu artık.

Bütün solgun pencerelerde gece
Belirsiz bir düşünce gibi
Birikiyor durmadan ve taşıyordu
Ve yollar
Sonlarını karanlığa bıraktılar

Kimse aşkı düşünmez oldu.
Kimse düşünmez oldu yengiyi
Kimse
Hiçbir şey düşünmez oldu artık.

Mağaralarında yalnızlığın
Uyumsuzluk doğdu
Afyon ve esrar kokusuyla kan,
Başsız çocuklar doğdu
Gebe kadınlardan.
Koştular mezarlara sığındılar
Beşikler
Utançlarından.

Kötü günler geldi ve karanlık
Yenilince ekmeğe şaşırtan gücü
Tanrı elçiliğinin
Kaçtılar adanmış topraklardan
Aç ve sefil peygamberler.
İnsanın kaybolmuş kuzuları
Çobanın seslenişini duymaz
oldular
Çöllerin cennetinde.
Aynaların gözlerinde sanki
Tersine yansıyordu renkler
Kıpırtılar, davranışlar, görüntüler

Bir şemsiye gibi tutuşuyordu
Başlarında aşağılık soytarıların
Utanmaz yüzlerin orospuların
Tanrının o kutsal ışık çemberi

Bataklıkları alkolün
Ağulu buharlarıyla buruk
Çekti derin köşelerine
Durgun aydınlar yığınını
Kemirdi aç gözlü fareler
Altın yapraklarını kitapların
Eskimiş raflarda, dolaplarda.

Güneş ölmüştü
Güneş ölmüştü ve yarın
Uslarında küçük çocukların
Yitik, belirsiz bir kavramdı.
Defterlerine sıçrayan kapkara
İri bir mürekkep lekesiyle
Anlatıyordu çocuklar
Tuhaflığını bu eskimiş sözcüğün.

Zavallı halk
Yüreği ölgün, bitmiş, dalgın
Huzursuz ağırlığı altında ölü
gövdesinin
Bir yerden bir yere sürünüyordu
Ve önlenmez cinayet isteği
Durmadan büyüyordu ellerinde.

Kimi zaman ufacık bir kıvılcım
Bu cansız ve sessiz topluluğu
Ta içinden dağıtıyordu birden.
İnsanlar saldırarak birbirlerine
Biri karısının boğazını
Kör bir bıçakla kesiyordu
Bir ana birer birer çocuklarını
Tandırın ateşine atıyordu.

Boğulmuş kendi korkularında
Ürkütücü duygusu suçluluğun
Öldürdü öldürdü kör ruhlarını
Ve çocukları.

Ne zaman bir tutsak asılırken
Darağacının yağlı halatı
Korkudan kasılan gözlerini
Sıkarak dışarıya fırlatsa
Onlar dalardı içlerine
Şehvetle titreyen bir düşünceden
Gerilirdi yaşlı, yorgun sinirleri.

Ama her zaman alanın kıyısında
Bu küçük canileri görürdün
Durmuşlar ve dalgın bakıyorlar
Fıskiyelerden suyun durmaksızın akışına.
Ola ki gene de arkasına
Ezilmiş gözlerinin ve donmuş derinlerde
Yarı canlı bir küçük şey karışık,
Kalmıştır.
Güçsüz bir çırpınışla istiyordu
İnanmayı su sesinin doğruluğuna

Ola ki...
Ola ki.. ama ne sonsuz boşluk...
Güneş ölmüştü
Kim bilebilirdi artık
Yüreklerden kaçan o üzgün
güvercinin
İnanç olduğunu...

Ah tutsağın sesi...
Büyüklüğü senin umutsuzluğunun
Işığa bir küçük yol açmayacak mı
Bu uğursuz gecenin bir köşesinden?
Ah tutsağın sesi...

<BLOCKQUOTE>
Furuğ FERRUHZAD


<A>Çeviri: </A>
<a href="http://siirgen.org/siir/o/***111;nat_kutlar/index.html" target="_blank">Onat
KUTLAR</A> - Celal HOSROVŞAHİ
</BLOCKQUOTE>

</PRE>
__________________
bir yolcu\"
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 02-08-2008, 20:18
merâl özcan merâl özcan isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Dec 2007
Nerden: İstanbul
Mesajlar: 2.658
Standart



Yeniden Doğuş


tüm varlığım benim, karanlık bir ayettir
seni, kendinde tekrarlayarak
çiçeklenmenin ve yeşermenin sonsuz seherine götürecek


ben bu ayette seni ah çektim, ah
ben bu ayette seni
ağaca ve suya ve ateşe aşıladım


yaşam belki
uzun bir caddedir, her gün filesiyle bir kadının geçtiği
yaşam belki
bir urgandır, bir adamın daldan kendini astığı
yaşam belki okuldan dönen bir çocuktur
yaşam belki, iki sevişme arası rehavetinde yakılan bir sigaradır
ya da birinin şaşkınca yoldan geçişi
şapkasını kaldırarak
başka bir yoldan geçene anlamsız gülümsemeyle ***8220;günaydın***8221; diyen


yaşam belki de o tıkalı andır
benim bakışımın senin buğulu gözlerinde kendini paramparça yıktığı
ve bir duyumsama var bunda
benim ay ve karanlığın algısıyla birleştireceğim.


yalnızlık boyutlarındaki bir odada
aşk boyutlarındaki yüreğim
kendi mutluluğunun sade bahanelerini seyreder
saksıda çiçeklerin güzelim yok oluşunu
ve senin bahçemize diktiğin fidanı
ve bir pencere boyutlarında öten
kanarya ötüşlerini


ah...
budur benim payıma düşen
budur benim payıma düşen
benim payıma düşen
bir perde asılmasının benden aldığı gökyüzüdür
benim payıma düşen, terk edilmiş merdivenlerden inmektir
ve ulaşmaktır bir şeylere çürüyüşte ve gurbette
benim payıma düşen anılar bahçesinde hüzünlü bir gezintidir


ve ***8220;ellerini
seviyorum***8221; diyen
sesin hüznünde ölmektir


ellerimi bahçeye dikiyorum
yeşereceğim,biliyorum,biliyorum,biliyorum
ve kırlangıçlar mürekkepli parmaklarımın çukurunda
yumurtlayacaklar


küpeler takacağım kulaklarıma
ikiz iki kirazdan
ve tırnaklarımı papatya çiçeği yapraklarıyla süsleyeceğim
bir sokak var orada
aynı karışık saçları, ince boyunları ve sıska bacaklarıyla
küçük bir kızın masum gülüşlerini düşünüyorlar
bir gece rüzgarın bizi alıp götürdüğü.


bir sokak var benim yüreğimin
çocukluk mahallesinden çaldığı
zaman çizgisinde bir oylumun yolculuğu
ve bir oylumla gebe bırakmak bir zamanın kuru çizgisini
bilinçli bir simgenin oylumu
aynanın konukluğundan dönen


ve böylecedir
birisi ölür
ve birisi yaşar
hiçbir avcı,
çukura dökülen hor bir arkta inci avlamayacaktır


ben hüzünlü küçük bir periyi biliyorum
okyanusta yaşayan
ve yüreğini tahta bir kavalda
usul usul çalan
küçük hüzünlü bir peri
geceleri bir öpücükle ölen
ve sabahları bir öpücükle yeniden doğacak olan


Furuğ FERRUHZAD
Çeviren : Haşim Hüsrevşahi


__________________
bir yolcu\"
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 03-08-2008, 19:54
merâl özcan merâl özcan isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Dec 2007
Nerden: İstanbul
Mesajlar: 2.658
Standart



Öpücük


her iki gözünde onun günah gülüyordu
yüzüne ay ışığı gülüyordu
o suskun dudakların geçişinde
sığınmasız bir yalaz gülüyordu


utangaç ve silik bir istekle dolu
bakışları sarhoşluk renginde olmalı
gözlerine baktım ve söyledi:
aşktan bir ürün almalı


bir gölge eğildi diğer gölge üstüne
gecenin gizlisine saklandı
bir soluk kaydı bir yüze
iki dudak ortasından öpüş alazlandı


Furuğ FERRUHZAD
Çeviren : Haşim Hüsrevşahi
Tutsak***8217;tan
__________________
bir yolcu\"
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 14-08-2008, 18:16
merâl özcan merâl özcan isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Dec 2007
Nerden: İstanbul
Mesajlar: 2.658
Standart



Hediye


ben gecenin sonundan söz ediyorum
ben karanlığın sonundan
ve gecenin sonundan söz ediyorum


evime gelirsen eğer sevgili bana bir ışık getir
ve küçücük bir pencere oradan
mutlu sokağın kalabalığını seyredeyim.


Furuğ FERRUHZAD
Çeviren : Haşim Hüsrevşahi
Yeniden Doğuş***8217;tan
__________________
bir yolcu\"
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 14-08-2008, 18:17
merâl özcan merâl özcan isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Dec 2007
Nerden: İstanbul
Mesajlar: 2.658
Standart



Ben Senden Ölürdüm


ben senden ölürdüm
oysa sen benim yaşamımdın


sen benimle giderdin
sen bende okurdun
ben caddeleri
başıboş dolaşırken
sen benimle giderdin
sen bende okurdun


sen ulu çınarlar ortasında, sevdalı serçeleri
pencerenin gün ışığına çağırırdın
gece yinelendiğinde
gece bitmediğinde sen
ulu çınarlar ortasında, sevdalı serçeleri
pencerenin gün ışığına çağırırdın.


sen ışıklarınla gelirdin sokağımıza
sen ışıklarınla gelirdin
çocuklar gidince
ve akasya başakları uyuyunca
ve ben aynada yalnız kalınca
sen ışıklarınla gelirdin...


sen ellerini bağışlardın
sen gözlerini bağışlardın
sen sevecenliğini bağışlardın
ben açken sen
hayatını bağışlardın
ışık misali bonkördün


sen laleleri toplardın
ve örterdin saçlarımı
saçlarım kendi çıplaklığında titrediğinde
sen laleleri toplardın


sen yanaklarını yaslardın
memelerimin acısına
ve ben
söylemeye başka bir şey bulamadığımda
sen yanaklarını yaslardın
memelerimin acısına
ve dinlerdin
ağlayarak akan kanımı
ve ağlayarak ölen aşkımı


sen dinlerdin
görmezdin beni ancak.


Furuğ FERRUHZAD
Çeviren : Haşim Hüsrevşahi
Yeniden Doğuş***8217;tan
__________________
bir yolcu\"
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


şu Anki Saat: 09:34


Online Ziyaretçi: site statistics
Powered by vBulletin
Şiir Akademisi Forum