Tekil Mesaj gösterimi
  #29  
Alt 12-04-2012, 18:55
irfan mutluer irfan mutluer isimli üye şimdilik offline konumundadır
Super Moderator
 
üyelik tarihi: Jun 2007
Nerden: Tire - İzmir
Mesajlar: 1.035
Standart

10- kan perdesi aralığında yaşam yansımaları / Hüseyin Korkmaz

Rami: Türe uygun yaratıcılık:4/10
Konunun inandırıcılığı: 5/10
Karakterlerin tutarlılığı:5/10
Dilin özgün kullanımı:5/10
Dilin etkin kullanımı ve akıcılığı:5/10
Kurgusal tutarlılık ve özgünlük:5/10
Biçimsel düzene ve imla kurallarına uygunluk: 6/10
Okuyucudaki tatmin duygusu: 15/30
Toplam Puan:50

Gül Uğur: Yaşamdan kesitler ve tanınan hikayeler gibi ele alınırsa, dil ve düzen açısından iyi sayılabilecek bir aktarım. Fakat okuyucunun aradığı gerçek, daha derinlerdedir. Başarılar dileyerek 50 puan veriyorum.

Emin Eser: Değerlendirme: Çok sayıda noktalama ve yazım yanlışları var. Keşke öyküyü göndermeden önce iyice okumuş olsaydınız. Her zaman söylüyorum, öykü eksilterek yazılır. Aceleye gelmez ve zamanın imbiğinden mutlaka ama mutlaka süzülmesi gerekir. Nitelikli bir okuma ve bol bol yazı yazmanızı tavsiye ediyorum. Puan olarak: 40 diyorum.

Aysel Ekiz: Akıcı, diyaloglarla kurgulanmış, noktalama işaretleri de yerli yerinde bir öykü.Giriş cümlelerinin özellikle öykü türünde etkisi malum.Bu öykünün giriş cümlesi de doğru seçilmiş bence.Etkili.
Puanım:70

Seda Han Doukas: 62/100: Yaratıcı bir konu. Akıcılık elde edilmiş. Bazı cümlelerde zamansal hatalar, yazım yanlışları, imla hataları kelime tekrarları. Konunun başlangıcı Elif’in kaçırılması gibi algılansa da sonucu sadece çatışmaya bağlanıyor ve apar topar bitiriliyor.

İrfan Mutluer: “Kan Perdesi Aralığında Yaşam Yansımaları” öyküsü, sıradan bir okura ilginç ve akıcı gelebilir ilk bakışta, fakat öykü üzerinde düşünülür, öykü derinliğine ulaşmak isterseniz sığ sularda debelenmekten öteye gidemezsiniz. Yazarını şiirde daha başarılı bulduğumu önceki yarışmalarda söylemiştim. Bu yarışmaya gönderilen öyküde de aynı hatalı cümle kurguları, hatalı diyaloglar, sorunun özüne inememe, satır araları bırakmama, sözcük israfı (…) gibi hatalarla karşılaşırız ki bu da öykünün aceleye geldiğini ve yazarının yazmakta ne kadar zorlandığını gösterir bize.
Birkaç örnek verelim: “Yüzünde kırışıklıkları bulunan genç adam atın yularını çekti, durdurdu.” Bu öykünün giriş cümlesidir. Eğer öyküye bu cümle ile başlanacaksa makas hemen işine başlamalı ve kırpmalı. Yüzünde kırışıklıklar varsa genç denmemeli, genç ise yüzünde kırışıklıklar bulunmamalı! Hadi onları geçtim, bu cümlede “bulunan” sözcüğü olmamalı. (Kırışıklıkları sözcüğündeki son “ı” harfinin gereksizliğini de parantez içinde belirtelim.) “Yüzü kırışık, sert bakışlı genç adam…” gibi daha etkili bir cümle kurulabilirdi.
Devam edelim, bu paragrafta sonraki cümlelerin öykü için hiçbir önemi yok. Eylülün ikinci günü olması, elma ağacından gelen sesin hatırlanması gereksiz cümleler olmuş. Elma ağacından gelen sesin hatırlanması gereksiz cümle olmuş ama öykü sanki o cümleye yaslandırılmış gibi bir anlam da çıkıyor. Öykünün seyri sanki bir iç konuşma/lar şeklinde gideceğini düşünüyor okur. Fakat yanıldığınızı hemen anlıyorsunuz.
Hatalı cümle kurgusuna da örnek verelim: “Şu sokağın sonunda bahçesinde yanık bir dut ağacı görürsün, o ağaca doğru yürü, hâlâ yarısı yanık olan bahçe kapısını çalarsın.” Açıklamaya gerek var mı? Bir başka örnek: “Silahlı adamlar ne olduğunu anlamadan üzerlerine, üç beş yerden ateş edilmeye başlandı.”
Birkaç yersiz (aslında olmaması gereken) konuşma da vardır öyküde. Belirtelim:
-Hoş geldin! Buyur içeriye…
Hemen sonra:
-Arkamdan gel, dedi.
Daha sonra:
-Gir içeri…
Bu üç konuşma birbiri ardına gerçekleşir. İlk konuşmanın ikinci cümlesi “Buyur içeriye…” yersizdir, hatalı kullanılmıştır.
Başka bir yersizlik örneğine de (iki kez) Afşin’in ağanın adamını ve ağayı vuruşundaki sevinç gösterilerindedir.

Yazım hataları üzerine söyleyeceklerimiz bu kadar değil elbette, bir de öykü başında birbirini tanımayan üç kişi, öykü sonunda üç arkadaş olmuşlardır! Öykü zamanı yaklaşık üç beş saatlik bir dilimdir.

Elif Eylül’ün kaçırılması şeklinde başlayan öykü, daha sonra örgütsel bir direnmeye dönüşür. Buna (kaçırılma) örgüt karar vermiştir ama Afşin’in gelişi, Battal’ı buluşu, oradan Nedim’e ulaşması son derece acemicedir. Yine örgüte bağlanan ve tek bir köy ile sınırlı kalmayan öykü, nedense diğer köylere hiç gidemez ve aceleyle bu (olayın geçtiği) köyde bitirilir. Her şey acemicedir, inandırıcılığını çoktan yitirmiştir…

Yılmak yok! Hatalarımızı bir bir temizleyip çok güzel öyküler okuyacağız sizden…
__________________
TÜL ve PUS / İrfan Mutluer
HOŞÇA KAL YAĞMUR / İrfan Mutluer
Alıntı ile Cevapla