Tekil Mesaj gösterimi
  #7  
Alt 20-11-2005, 12:31
AYKIZI AYKIZI isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Oct 2005
Nerden: Turkey
Mesajlar: 808
Standart

Öyküde anlatıdan uzak durulmalıdır. Her şeyi anlatma çabası hiçbir şey anlatamamayı getirir. Öykünün temel taşı kurgudur. Kurgu çok tartışılan, üzerinde çok yazılan bir konu. Somut şekilde şu basit anlatımla kurguyu açıklayabiliriz:<?:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-comfficeffice" />

Güzin Abla’ya gelen bir mektupta genç kız içini döküp, akıl danışır.

“Sevgili Güzin Abla

Yirmi iki yaşında bir genç kızım. Bundan birkaç ay önce Mehmet adında bir delikanlıyla tanıştım. İlişkimiz çok iyi gidiyor. Mehmet’le evlenmeyi düşünüyoruz. Bir gün Mehmet bana dedi ki:
- Seni ailemle tanıştırmak istiyorum. Bizim eve gidelim.
Kabul ettim, gittik. Evde annesi, babası yoktu. Biraz oturduktan sonra ona sordum:
- Hani beni annenlerle tanıştıracaktın? Evde yoklar?
Mehmet ailesinin pazara gitmiş olduğunu, birazdan döneceklerini söyledi. Hava çok sıcaktı. Birer kola içmemizi önerdi, kolaları doldurdu. İçmeye başladıktan sonra derin bir uykuya daldı, uyanmadı.
Güzin Abla’cığım, Mehmet’in, benim bilmediğim, gizli bir hastalığı mı var?”

Güzin Abla’nın cevabı kurguya en iyi örnektir:
“Sevgili kızım annen seni Kadir Gecesi doğurmuş!”

Güzin Abla anlatıya kaçıp “Aman kızım bu oğlandan uzak dur. O iyi niyetli birisi değil. Senin saflığından yararlanmaya kalkmış, kolana uyku hapı katmış. Kötü emelleri olan birisi. İyi ki kolaları karıştırıp haplı olanı kendisi içmiş. Yoksa seni iğfal edecekti...”

Bu şekilde açıklamalarda bulunmamak öyküde vurucu gücü, dolayısıyla başarıyı getirir.

Dünyanın en kısa öyküsü Türkler tarafından yazılmıştır. Bu bir cümlelik öykü yurt dışındaki üniversite kürsülerinde incelenmiştir:

“Bayram değil, seyran değil; dayım beni neden öptü?”
__________________
İlkay NOYLAN
Alıntı ile Cevapla