Konu: gün'ce
Tekil Mesaj gösterimi
  #46  
Alt 16-05-2010, 08:53
ogün kaymak ogün kaymak isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Mar 2008
Nerden: Samsun
Mesajlar: 1.532
ogün kaymak - MSN üzeri Mesaj gönder ogün kaymak - YAHOO üzeri Mesaj gönder
Standart

Amacımız Aşk mı?
*
Ogün Kaymak *




Niçin şiirle uğraşırsınız? Sizi şiire çeken nedir? Beni şiire çeken en önemli etken, şiirin çokgen yapısıdır mesela. Her okuyuşta benliğimi farklı bir düş dünyasına devşirmesi, sezgilerimin şiirle ağarması, imgenin dayanılmaz ağırlığını göğsümde hissetmek bu çokgen geometrinin belli başlı köşelerini oluşturur. Dünyayı, dünyanın dışından bakarak algılamaktır şiirin okuruna getirdiği; gerçeği, gerçekliğin uzağından. Bir eğriden doğruları üretebilir böylece insan. Tuzdan kayayı çoğaltmak gibidir, geleceğin heykelciklerini yontmaktır belki de şiirle edindiğimiz deneyim.

Tersinden bakalım bir kere de: Neden şiire uzaksınız? Bu soruların yanıtını ararken şiir de okuyabilirsiniz, şiir olamadığı halde şiirim diye kendini ortaya atanı da. Önümdeki kitabın yazarı şiirin neyliği üzerine günümüz ve günümüze yakın zamanda en çok kalemini terletmiş şiir-adamlarının başında geliyor. Bu nedenle rahatım ve kendimi şiire bırakabilirim.

‘’… Çocukların gülüşünde başlayan ayaklanma / o tohum, şimdi toplumun doğurduğu.’’ Toplumsal dönüşümün nerede başlarsa, taşların yerli yerine oturacağını ancak bu şiirsel dille – kısa ve vurgulu – tanımlayabilirsiniz. Buradan bakınca ilk çözümleme şöyledir: Veysel Çolak’ın tüm mısra dizimleri; birer paragraf, mantık ve örgüsünü barındırıyor içinde.

‘’… bir kavgası olmalı bu bedensel varlığın.’’ Kitap adı seçmek hepimizin zaman zaman en zorlu saatlerini işgal edebiliyor. Okura kitaptaki imgesel, biçimsel ve anlamsal bütünlüğünüzü kısa ve kült sözcüklerle hissettirmelisiniz. Zor iştir. Amacımız Aşk kabul edelim ki çarpıcı bir kitap adıdır. Rafta gören okur şöyle bir eline alır yoklar mutlaka ( sahi, raftan kitap satın almayalı uzun zaman oldu mu hepimizin? Sanal reyonlar, sipariş formuna tıkla, vs… ). Neyse, bir şiiri, aşk şiiri olması muhtemel bir lirizmi bu dizeyle sonlandırmak damıtılmış bir politik duruşu olduğu kadar, durulanmış bir poetik açılanmayı da gerektirir.

Bir sloganı çevresine tükürüğünü saçmadan ‘’duru’’ bir lirizmle, sözcükleri şiir değirmeninde öğüterek, yumuşatıp ekmekleştirerek sunuyor tinsel soframıza Veysel Çolak. Ki, toplumsal kavganın ve kaygının kapısını da aralıyor; bireysel olana, aşk’a. Nedir ‘’Amacımız Aşk’’? Dikine genişleyen bir geçittir bu kısa cümle. Çünkü gelecek aşk’la kurulur. Çünkü iyilik’e aşk’la varılır. Kötülükler yumağı, para tanrı, sivri dişli zindanları tiranların; ancak aşk’la kotasında eritilip atılır geleceğin çöp sepetine.

Kedinin de, hançerin de farklı şiir ve dizelerde, değişken imgeleri oluşturmakta kullanıldığı bir şiir kitabı Amacımız Aşk. Bunun ederi şudur: Veysel Çolak çevresine dayanarak kurar yazısını. Evindeki, günündeki, sokağındaki nesnelere, katı gerçekliğe yaslanmak. Ve şair ancak o buz gibi nesnellikten çekip çıkarır şiirin yumuşak sesli çoğulluğunu. Düşünü uykusunun önünde kuran şairdir Veysel Çolak Bu durumda okuru onu asla yalnız bırakamaz; şair, şiir, okurun çoğaltıcı üçgeninde. Şiirini çalıştığı ortamın kokusu sinmiştir yazısına. O masada çalışmıştır, o nefeste buluşmuştur seslerin yoğunluğuyla. Ne kadar puslansa, o kadar açıktır. Ne denli gizlense, o denli ışıldar. Şiirini gecenin koynundan kotarırken dipdiri bir yorgunluğa erer. Şiiri ter içinde kalmıştır ki bu bir bilgenin elinde olmadan vardığı ermişliktir. O zaman eline aldığı yapay gül, yaprağını kıpırdatır; masasına koyduğu bardak kumsalları karşılar.

‘’…Bütün yanıtlarımın sorusu sensin.’’ Şiiri felsefeyle beslemek. Şiirini tarihle sulamak. Şiirin ışığını ve gövdesini coğrafyasının kuz’unda saklayabilmek. Şairin modern çağlara dair sorumluluğu, hayatından daha ağır çeker. Bu ağırlığı da, darasını da izleyebiliyorum Veysel Çolak şiirinde.

‘’ Bu dünyaya dudağını öptürme / saatleri kır, bitsin o kurmaca yaşamak / aslolan toprağın dişiliği…’’ Bu bir şiir türü değil! Çünkü bu şiir ne itaatkâr, ne de itaate davetkâr. Bu ve buna benzer cümleleri kuran ‘dil sahibi’ ya şiirden bihaber, ya hayattan bihaber, ya da şair veya şiir-eleştirmeni kisvesi altında içindeki ejderhayı besliyor. Biliriz ki ejderhalar gerçek değildir. Çocukların ve çocuk kalan büyüklerin korkularında, kötülük anlarında yaşarlar sadece. Oysa Veysel Çolak haber ve emir kipini bilinçle kullanıyor şiirinde. Modern şiirin önermeler atlasını da örebiliyor böylelikle. Bu öğeleri şiirine taşıyan tüm şiir emekleri gibi davranıyor. Bu ne bir itaattir, ne de diretme. Bu bir tür soluk alıp veriştir. Sert bir kayaç olma umududur, çürümenin karşısında. Bir Tutku’dur bu! Evet, Tutku bir aşk ve direnç şiiridir. İyidir. ‘’… bir kadın, keskisi aşktan / toplumu yonta yonta kendine kıyı…’’, ‘’…kalmadı kandan başka mürekkep / atıldığı ateşi söndüren kitap…’’ Böylece daha iyi anlayabiliriz şairin Tutku’yu kendi seçkilerinden oluşan şiir yıllığına neden kattığını.

Amacımız Aşk, çoğu 2009 imzalı 32 şiirden mürekkep. Bu aynı zamanda şu anlama gelebilir. ( elbette kişisel düşüncem bu zaman diliminde Veysel Çolak’ın kitaba giremeyecek nitelikte şiiri yok denecek azlıktadır ) Yılda 30 şiir çalışmak, bir şiiri ortalama 10 gün çalışmak demektir. Yine matematiği çalıştırırsak; her 3 dizeye 1 gün, her dizeye 8 saat ayırmak anlamına da gelebilir. Özellikle genç şair ve şiir okurları, bu tür damıtılmış ürünleri ellerine aldıklarında, bu anlamı göz ardı etmeksizin tartmalıdırlar da. Bunla da kalmayıp, bu ilkeyi kendi şiir deneyimlerine ve hayatlarına taşımalıdırlar.

Amacımız gerçekten aşksa, şiire dönelim tekrar: ‘’ …kalbi ağır ve yaşlanmış akşamlar…’’, ‘’…giderken yanında götürdüğü son gece ve çalışkan karanlık…’’, ‘’… fiyakalı bir yığın yalan…’’ gibi yoğun imgeleri okuyucuyu yormadan şiire yedirmek bir ustalık talimidir. Veysel Çolak’ın bunu kolay kotarmasının altında yatan en önemli unsur seslere olan bağlılığı, şiiri bilgi düzeyinde ele alışı, sözlükçülüğü, araştırıcılığı ve çalışkanlığı olsa gerek diye düşünürüm. İlk dize ne kadar önemliyse Veysel Çolak şiirinde son dize de o ölçektedir: ‘’Öldürür bütün yalnızlıkları şimdi karnını anımsamak.’’

‘’Postacıları da yok artık, yüzleri park yalnızlığı’’ derken, Edip Cansever’i incecik ansıtmak, ona duyulan saygının üst göstergesi değil de nedir? Ustalarımızla yeşertiriz varlığımızı, onlara yükleriz yalnızlığımızı ve onlara böleriz sonralarında yaşamışlığımızı. Nefesimizde yaşarlar, şiir başka neye yarar ki?

Veysel Çolak şiiri, derdi olan bir şiir. Ve derdini okuruna dolambaçsız bir görsellikle iletebiliyor, hissettirebiliyor. Veysel Çolak şiirin adamakıllı ağrıları var. Okudukça bizim de ağrılarımız – varsa –artıyor. Ya hayatı boyunca başı ağrımamış şanslı insanlar? Onlar yakınımızda durmasınlar! Yönü apaçık bellidir şairin: Bu tarih beni anlatmaz, kalsın / kalbim, ben sana inanıyorum. Bununla da kalmıyor şair; ‘’…ama yüzün hâlâ gürleyen orman’’ ile umudu, ‘’omuzlarında, kanatlarıyla ölümü silen o kuş’’ ile teslim olmayışın temsilini, ‘’…el yazımı tamamla’’ ile paylaşımcılığı temsil ediyor. Bütün şairlerin boyunlarının adanmışlığından söz açarak da gün şairlerine duruş, etik, sorumluluk dersini veriyor, kısaca.

Bunca üretkenliğiyle şairliğin, iki saf seçeneği vardır: kendini tekrarlamak ya da kendini sürdürmek. Birincisi kolay ve değersiz, ikincisi zorlu ama biriciktir. Veysel Çolak şiiri ‘’…kuytuda bir saat / ne zaman durduğu unutulmuş…’’

*Eliz'den
__________________
...
Şair dediğin nedir ki
Şair sıska bir gavvas
Gayb suyunda incisine uzanan
Alıntı ile Cevapla