Tekil Mesaj gösterimi
  #14  
Alt 15-10-2014, 20:38
ekin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
ekin ekin isimli üye şimdilik offline konumundadır
 
üyelik tarihi: Jan 2006
Nerden: Turkey
Mesajlar: 39
Standart



GÜNÜMÜZDE NASIL BİR ŞİİR YAZILMALI?

Toplumun ekonomi politik gelişimi bağlamında kültürel üst yapısına uygun olarak yazılması gereken şiir nedir? Başka bir anlatımla toplumun- tarihsel maddeci temelde- gelişimine uygun şiir nasıl olmalıdır? Günümüzde toplumumuzdaki sağcı kesim genellikle çoğu dinsel içerikli klişelerle, imgelerle süslenmiş “âyet” benzeri “ümmetçi” dogmatic şiirler üretirken, solcu, lâik kesim de geçmişe özenmekten, geçmişte üretilen özellikle toplumcu gerçekçi, Garip ve İkinci Yeni şiirlerinin amalgam duyarlılığını, edasını ve imgelerini yinelemekten kurtulamamaktadır. Bu arada, internet ortamında, IŞİD barbarlığını kınayan şiirler yer aldığı gibi, onu öven ümmetçi şiirler de vardır. Özellikle sağcı ve dinci edebiyat dergilerinin IŞİD barbarlığını destekleyen şiirlere yer vermeleri kamu oyu önünde ortaya çıkartılmalı ve kınanmalıdır. Kısacası, dinci-sağci kesimde IŞİD yanlısı ve bu örgütün lehte propagandasını yapan bir IŞİD edebiyatının ortaya çıkması ve yaygınlaşmasına meydan vermemek gerekir. Sağcı şiirde, yakın geçmişte, solun toplumcu gerçekçi militan şiirlerinin yinelenmesine benzer bir devinim olarak siyasal ve militant bir şiire yönelme gözlenmektedir. Fayrap dergisi sayılarının içeriği buna örnek verilebilir. IŞİD terör olgusu sağcı-ümmetçi siyasal “şiire” maddi zemin hazırlar durumdadir.

Ülkemizdeki, yukarıda kalın çizgileriyle belirttiğim amalgam şiir birikimi, genç şairleri, bu arada editörleri yanlış yönlendiriyor ve böylelikle şiir adına bir türlü aşılamayan bir kısır döngü ortaya çıkıyor. Ayrıca, yeni ve farklı, buluş niteliğinde olmayan kısır döngüsel bir şiirin okunmayacağı, okuru kaçırttığı, piyasada satılamayacağı ve bir ticari değerinin bulunmadığı da artık anlaşılmalıdır. Marksçı düşünce bağlamında şiirimizi mitolojik haydut Prokrüstes’in yatağına yatırmak istemiyorum elbet. Aşk, bunalım şiirleri yazmayı sürdürebiliriz. Ancak, toplumu şiirden kaçırtmamak, mevcut kaçışı daha fazla kötü şiirler üreterek hızlandırmamak gerekir. Öncelikle edebiyat dergileri kendilerine gönderilen şiirleri seçmede titiz davranarak buna engel olabilirler. Ülkemizde şiirin gözden düşmesinin en önemli nedeni edebiyat dergilerinin şiir seçimi ile internette yayımlanan kötü şiirlerdir.

Şiirde yeniliğin toplumun ekonomi politik gelişim aşamasıyla çakıştığını düşünüyorum. Totaliter, örtük ya da açık faşizme, dogmatik dinciliğe dayanan kadim devlet aygıtı insan özgürlüğüne ve yaratıcılığına büyük bir engeldir. Toplumsal kötülüklerin asıl kaynağı baskıcı devlet aygıtı nedeniyle insanın özgür olamamasıdır. Toplumumuzda öteden beri insanımızı sınırlayan tüm totaliter, bağnaz dinci ve faşist “değerler” kötüdür ve ivedilikle ortadan kaldırılmalıdır. Şairler bu savaşımın tam ortasındadır ve sorumludur. Şiir, gerçek demokrasi, çoğullaşma ve sivil toplumun yanında olmalı; bu bağlamda gerçekten demokratik, sivil bir şiir yazılmalıdır.

Şiirin günümüzdeki politik işlevi, bu topraklarda, renklilik ve çoğulluğun yeniden ve çağdaş biçimde kökleşmesini kendi boyutları içinde desteklemektir. Bu bağlamda, yazınsal estetiğe uygun siyasal tavrı olabilmelidir şiirin. 12 Eylül 1980 askeri darbesinden sonra, metafizik, mistik, gizemli kodlar üreten bireysel, gerici bir şiir ve şairin karşısındayız uzunca bir süredir. Bir de, İkinci Yeni’nin tavanarasını karıştırıp bulduklarını şiirine taşıyan şairlerle... Bu alanda değişen bir şey olmadı henüz. Sığ ve kısır döngüsel bir şiir yazılıyor. Öte yandan demokratik çoğulluk, renklilik olarak etnik şiirin, özellikle Kürt şiirinin iletisine kulak verenler de çok az. Şiir, küresel dünyada milliyetçi / ulusçu bir kanavada kalmayı kendine uygun göremez. Başkaldırandır, ilericidir, evrenseldir şiir çünkü... Etnik şiirlerin çeviriler yardımıyla da olsa toplumumuzda anlaşılması, okunması yeni ve özgün şiirlerin üretimine ortam hazırlayacaktır. Salt Türkçe diline kapanmış, tek boyutlu şiirler okumayı, yazmayı, yayımlamayı kıyasıya eleştirmeliyiz.

Şiir, demokratik çoğulluğu yeniden üretebilmeli; ona katkı yapabilmelidir. Bu biçimde sağlıklı gelişebilir, geliştirebilir ancak... Ermeni, Yahudi, Laz, Çerkes, Süryani şairler de, çağdaş, demokrat, çoğulcu, sivil bir Türkiye’de eskiden olduğu gibi neden şiirler üretemesinler, onların şiirlerini de neden okumayalım? Şiir, bu toplumda, özgürlüklerimizi ve özgürce gelişmemizi sınırlayan, totaliter, demokratik hoşgörüden yoksun, bağnaz ve gerici dinci değerlerin hakimiyet kurmasına karşı kendi çerçevesinde mücadele etmeli; sivil ve gerçek kurumsal demokrasinin değerlerinin kurulmasına katkı sağlamalıdır. Çünkü şiirin elinde dil gibi çok güçlü bir araç vardır. Ölümün, dinci bağnazlıkların, kadına yönelik şiddetin giderek iyice ivme kazanmakta olduğu, siyasi açıdan cesaretlendirildiği bir toplumsal ortamda yazılacak şiirin nasıl olması gerektiği sorusunun yanıtı bana göre ana hatlarıyla bu kapsamda ortaya konabilir. Bu doğrultuda şiirimize değin başka özgün düşüncelerin geliştirilmesi de ilginç poetik-kuramsal katkılar sağlayabilecektir.


Ekim-2014, Ankara.
Abdullah Şevki




Alıntı ile Cevapla