Şiir  Akademisi Forum

Şiir Akademisi Forum (http://www.siirakademisi.com/forum//index.php)
-   Şiir (http://www.siirakademisi.com/forum//forumdisplay.php?f=115)
-   -   Hüzün Belki / Erdoğan KUL (http://www.siirakademisi.com/forum//showthread.php?t=1741)

emre gümüşdoğan 11-01-2008 22:48

Hüzün Belki / Erdoğan KUL
 



Hüzün Belki
<?:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-com:office:office" />
yüzün güvenli bir bölge gibi
duruyordu
en pahalı silahlarla korunan
karşıda

yine de sordum sana
"benimle gelir misin?"

dünya ne kadar yuvarlak
olsa da bir düzlük mutlaka
vardır onda
istediğimiz kadar koşup yorulacak

yüzün
birliklerle duruyordu
en önde ve en arkada

ben güneşte bir eğimdim
ya da kimsesiz bir
karakolda
Erdoğan KUL





selami karabulut 12-01-2008 16:14

Erdoğan bizim kuşağın en iyi şairlerinden biridir. Bakmayın siz dergilerde pek görünmediğine. Ara da bir şiir yayımlatır, ama yayımlattığı her şiir benim için önüme konulmuş bir çıta gibidir. Kıskanarak bakarım önümde yükselen o çıtanın imlediği ufka...

emre gümüşdoğan 16-01-2008 21:05




Merdiven
<?:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-com:office:office" />
1.
Ölü Ağız´ın odasında
hiç kullanılmamış bir serçe
ve nereye bırakılsa yüzü ona çevrili kalan
bin yıllık o pıhtı

´puhu´ anlayıp ´pıhtı´yı
ürküyorsun (üff, söyleme böyle şeyler ya,
korkuyorum.
bak, dün gece sevgilimle...)

yani çoktan unutmuşsun, içimizden biri
not almaya çıkmış ve bir daha dönmemişti
bakışımsız yağmur tanelerini?

2.
aslında günlerden son pazar ama
seni getiren siyahlık
hâlâ konuşmuyor.

diyorum bari çatlasın o zaman
bir türlü noktasını denk getiremeyen
alnımın ortası.

3.
bir şeye takılıyorsun boynumda
soruyorsun: bu ne?
ur. hep aynı köprüden
geçmenin uru.

ama onu aldırırsam
tek geçecek köprümü de dünyada
aldırmış olurum.

4.
sonra büyük evlerin büyük yalnızlık çocukları
geliyorlar.
sabahın yoncalara sorduğu yol
kalmış bende,
alıp biraz da onu yürümek diye
bekliyorlar.

Erdoğan KUL


emre gümüşdoğan 18-01-2008 14:26



BOZGUNDAN DÖNEN KUŞLAR ALTINDA


1.
resmini çiziyor gibi
ustaca
saklıyordun ellerini



2.
ben senin yokuşlarında
suya gidip dönemeyen
gençliğimi söylüyorum:
ak geniş duvarlar boyu
birden çakılmış kuşların
kaç leke kaldıklarını benden


ya da tam bir parıltıya
eğiliyorum yerde ki
etek ucunda bir damla bekâr
kanını savuruyor gökyüzü çok uzaklara


pek üzülgen pencerelerine kurulmuş
papyonlu sel sularına bakarak
ağıt yakan genç kızlar duyuluyor arada sırada:


sen hep kenar duruşundan mı içmiştin suyunu
ayakta kalmanı anlamını huyunu

zamanı fısıldar gibi dudak-öte kan zamanı
birbirini gösteriyor yokluğa önümde geç kalmış ağaçlar
Erdoğan KUL

Erdogan Kul 19-01-2008 21:58

Sevgili Emre Gümüşdoğan,
Şiirlerime yer verdiğiniz için çok teşekkür ederim.
Saygılarımla...


karaçay 20-01-2008 02:26

Dünya ne kadar yuvarlak
olsa da bir düzlük mutlaka
vardır onda
istediğimiz kadar koşup yorulacak

ne Mutlu bu güzelliği bulana,bu güzelliği paylaşana.

emre gümüşdoğan 20-01-2008 13:49




Yürürtaş


aşk upuzun bir ölüyü gezdiriyordur dışarda
akşam mı değil mi ne önemi var
sabrın o kızıl müziği öter üstünde doğanın
alnına bastırılacak bir parmak-uçluk is için
anlarsın nasıl öyle özenle
tutturulmuştur yokluğa ay
akşamdır bazen ve ayakları suda küçük bir kız
duyularından
artık vazgeçiyordur
adamsız bir damar bulmuştur bir ara yolda
sevmiş emzirmeye durmuş ve sanki iyileşmiştir
o sıra yaşamaktan
dönüş sonralarında hep aynı yokluğa bakan adam
düşünedursun bakalım dünyadan akılda son kalan
bu yuvarlak mı
(dönüş sonralarında
her yerde birden oluşum
içimde bir çıt sesiyle üstümde bir git)
yürümek vardıkça taşlaşıyor kalıbıma
bilmiyorum bugünlerde kimin düşünde ölmüşüm


Erdoğan KUL





emre gümüşdoğan 24-01-2008 22:13




Geçki

alnın balkon demirinde miladını çekiyorsun,
elinde karıncalanan insan sesleri...
biri yaşıyor sen onu bazen kendin sanıyorsun.
kömür olmuş elmasların terzisi
rabbinden kıyı biçerken varışı kalmayanlara,
çocukluk'u anlam boyu susan bir arla onarmış
gidiyorlar birileri ondurmaz bir tazelikle;
ilkbaharda yaprakların ucuna doğru,
sonbaharda yapraklardan kuşlara geçiyorlar.
çember çevirmekten taş kesilmiş koydukları
nöbetçilerse başında, ölçerlerken:
ilkelliğin (mi) doğurur(muş) doğanın belleğini?

hastane önleri kaynar delikanlı kırmızısı,
alnın balkon demirinde bütün göllerin dibinde


Erdoğan KUL






Erdogan Kul 25-01-2008 03:12

Sevgili Emre Gümüşdoğan,
Sizin gibi bir şairin şiir beğenisine hitap edebilen şiirler yazabilmişsem, imgelerim sizin gibi bir şiirsel beğeni sahibinin imgeleminde karşılık bulabilmişse ne mutlu bana... İşte hayatını şiire, edebiyata vermiş olanların biricik mutluluğu: Yazdıklarının, gerçek bir edebiyatçı için "var" olması, karşılık bulabilmesi...
Şimdi insan sözcükleri, sözcüklerin o sonsuz evrensel tınılarında açılan bambaşka/yepyeni/biricik yaşanası dünyayı nasıl sevmez?... Olanaklı mıdır ki o dünyadan kapmak? Değildir elbet; çünkü bizler birbirimizi zaman ve mekânları aşıp o -bence- "biricik gerçeklik" uzamında duyumsayarak "şu an"ımızı ve "yarınlar"ımızı var kılıyoruz...

Şiir Akademisi gerçek bir akademidir; burada bulunmak benim için çok büyük bir onur...



Erdogan Kul 14-02-2008 23:29

KURTÇUK VE ÇOCUK


vınlıyor çürüyüşü kurtçuğun
çürüyüşü sıra kurtçuğumuzun.


saydam yaz gecelerimizin içobur
ayışığına sunmak için
en uygun simge-hayvan o o,


diye düşünüyor, çoktan aynanın karşısında
yaşamını düzeltirken kaybolmuş çocuk:


derisindeki d harfi
görülecek kadar ıssız... oda-salon
uğramamış kafka'cıl falanlığında
çıkartıp üstünden oluşu, bir taşın
üstüne bırakıp, gidiyor;


kendini okumaktan usanmış bir mektup
gibi -kimse
dokunamaz ya ona; öyle... neden sonra


anımsıyor fırlayıp korkuyla
soruyor gidene çocuk:


olmuşluğun var mıydı hiç
elinden bir tek zaman
gelmeyen ustam benim?


şu Anki Saat: 02:30

Powered by vBulletin
Şiir Akademisi Forum