PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Dengbêjlik / Dengbêjlik Geleneği Yazılı Kültüre Dönüştürüldü


emre gümüşdoğan
22-10-2006, 13:24
Anadolu Ekininde Dengbejler
Nuri KAYMAZ


"Evet, dengbejler artık ölüyor; ama anlatı roman, anlatı öykü de ölüyor mu? Bence ölmüyor, bence tam tersine insan belki de her zamankinden fazla anlatı öykü ve romana gereksinim duyuyor. Anlatı, insanla ve kelamiyla başladı. insan ve kelamı olduğu sürece yaşayacak. Dengbejler ölüyor ama anlatı öykü ve roman değil." (Mehmet Uzun. 'Dengbejlerim' adlı kitabından.)


Dengbej, Anadolu ekininde çok önemli bir yer tutmasına karşın günümüzde ne olduğu fazla bilinmeyen bir ekinsel örgedir(motif). Nedir dengbej? Kürtçede "deng" ses, "bej' ise sese biçim veren, ruh kazandıran, canlandıran, sesi söze dönüştüren, söyleyen demektir. Bengbej, sesi, sözü iş ve uğraş edinmiş, mekanı ses ve söz olmuş kişidir. Dengbejler, halk ekini ürünlerinin, Anadolu yaşam biçiminin, en önemli tanıkları ve derlemecileridir. Anadolu insanının çeşitliliği ve bu çeşitlilikten doğan varsıllık, Anadolu halkının ekinsel yapısına, ürünlerine de büyük bir çeşitlilik ve varsıııık kazandırmıştır. Kürt halk yazınının ve folklorunun önemli bir dalı olan dengbejlik, bir anlamda Kürt halk ozanliğıdır. Ekinsel örgelerin dilden dile, ilden ile, kuşaktan kuşağa ulaşmasını sağiayan kişilerdir dengbejler.


Dengbejler, giyimleri ile özgün bir yapı oluştururlar. Başlarında elle örülmüş, canlı renklerden oluşan nakışlarla süslenmiş yün bir börk, ayaklarında da olabildiğince yalın ve yalınç, çarığa benzeyen ayakkabılar vardır. Giysileri ise yöre halkının giyimlerine benzer, gösterişsiz giysilerdir. Görünüşleri ve davranışlarıyla tam bir eski zaman insanını, eski dönemlerin anlatıcılarını temsil ederler. Denbejler, değişik zamanlarda başka başka evlerde toplanan yöre halkına, geçmiş zamanların ve dönemlerin duygu dünyasından ve yaşam biçiminden oluşturdukları öyküleri aktararak, insanların eğlenirken bilgilenmelerini de sağlarlar. çoğu kez düğünlerde ve özel günlerde, açık alanlarda yaptıkları gösterilerle köy seyirlik oyunu geleneğini yaşatırlar. Erkek deng-bejler zaman zaman kadın kılığına girerek taşlama ve atışma içeren yöntemlerle aşk öykülerini, masalları, destanları, türküleri aktarır ve canlandırırlar. Destanlardaki, masallardaki, türkülerdeki kahramanların seslerini, davranışlarını taklit ederek yaptıkları gösterilere tiyatro canlılığı kazandırırlar.


Oyuncu ve oyun yazarı KemalOlgun; dengbejlik ve tiyatro arasındaki bağı şu sözlerle anlatır:


"Kürtlerde tiyatronun tarihçesi belki de biraz dengbejlikle özdeştir. Dengbejlik, Kürtler için önem-li bir kaynaktır. Kürt tarihi de ona dayanır. Yüzyıllarca dengbejferden, çirakbejlerden(masaf anlatıcılan), gelen tiyatronun Kürt toplumunda sahneye taşmması 1991 yılmda gerçekleşir. Bir de ara süreç vardır ki ona da oda tiyatrosu süreci diyebiliriz. Dengbejin gittiği her yerde tiyatro olgusu söz konusu olmuştur. Köy odalannda özellikle tiyatro izlemek için bir araya gelen insan-lar olmuş ve bu dönem yüzyıllarca sürmüştür. "


KemalOlgun ve arkadaşları 1991 yılında kurdukları oda tiyatrosu ile dengbejleri oyunlaştırıp sahneye taşırlar. Anadolu geleneğinde gösteri sanatlarında genellikle erkekler öne çıkmışsa da


kadın dengbejler de vardır. Bunlar arasında Meyra Han (Xan), Rojzer, Ayşe Şen gibi adlar sayıla- \


bilir. Ayşe Şen 1992 yılında yaşamını yitirmiş son kadın dengbejler arasında yer alır.


Erkek dengbejler arasında ilk akla gelenler arasında Kado Amca (Ape Qado), Rlfak Dare, i Ehmede Fermane Kiki, Alihan, Arif Cizrevi (Cizrewi), Şakiro, Demir Ali, Mihemed Şekso (Şexo), Avdale Zeynike, Fakiye (Faqiye) Teyran, Molla Cizre vi (Cizrewi), Molla Hüseyin, Kullo gibi adlar sayılabilir. Ne yazık ki bunlarla ilgili yeterli ayrıntılı bilgi yoktur. Kullo biçem olarak diğerlerinden biraz ayrılarak gülmece dengbeji olarak dikkat çeker. Kimilerine göre Halep'te, kimilerine göre de Mardin-Ömerli'de doğmuştur. Derlediği ve anlattığı iki yüz'e yakın fıkra ve gülmece öyküsü olduğu söylenir. Kimi araştırmacılar dengbejlerin piri olarak Fakiye(Faqiye) Teyran'ı, kimileri ise Avdale Zeynike'yi öne çıkarırlar. Fakiye Teyran'ın, Türkiye, Suriye, Irak, iran ve Azerbaycan'da Kürtlerin yaşadığı yörelerde dolaşarak anlatımlarını gerçekleştirdiği, ömrü boyunca birçok halk ozanı ve dengbej gibi, bir güzelin, bir sevgilinin arayışına girerek sıla özlemi çektiği söylenmektedir.


Mehmet Uzun "Dengbejlerim" Belge Yaymlan
şairçıkmazı-aralık 2004
Evrensel Gazetesi-26 aralık 2004
Hüseyin Can "Sosyalist Sovyetler Birllğrnde Kürtler (1917-1956)" Perı Yaymlan


ŞAİRÇIKMAZI / mayıs -ağustos 2006Edited by: EmreGümüşdoğan

vahdettinyılmaz
22-10-2006, 20:39
Dengbejler Kürt kültür yaşamını zenginleştirirken,sosyal ilişkiler açısından da zarar vermişlerdir.Güçlü ataerkil bağlılık içindeki Kürt toplumunun yaşadığı feodal kan davalarının,süslenip canlı kalmasının aracısıdır aynı zamanda dengbejler.Sözün sanatsal taşıyıcılığı,kinin unutulmazlığa dönüşmesini de sağlamıştır. Edited by: vahdettinyılmaz

utkucem
22-10-2006, 23:09
dengbej:sözsel yorumcu,destan okuyucusu,masal anlatıcısı..bir devrin vazgeçilmez edebiyat ustaları..kulaktan kulağa,dilden dile...bir devrin canlı söz sanatçıları..ya da her köye gelen deli...köyün kaçkını..


dört gözle beklenen gelir..söz bırakır kendini ateşin dansına..kültürün bir nesilden diğer nesile kulaktan kulağa inlemesi işlevini gören dengbejler..maaalesef tükenme noktasına gelmiştir..


Postmodern süreç köylülüğün amansız karşıtıdır..mesleksiz topluluk ve halklar..


kış aylarını uykusuz geçiren ve üretkenliğin tek danışmanı dengbejler sayesinde kıvrak düşlerinin arasına bir parça ekin dökmüşlerdir..


Homeros bir dengbejdir..ilyadayı günümüze miras olarak bırakmış..ve o efsaneler şimdi..esatir ve gizli bir ruh halini taşıyan mitleri oluşturmuştur...


dengbejlerin bu işlevi kısıtlı ve zor şartlar altında mezopotamya kültürünün eşssiz mitolojisini oluşturmaya yeterli olmamıştır..


sadece dil üzerinde etkili ve şiirsel motif oluşturma da etkin olmuşturdiyebilirim..


tüm dengbejlerin edebiyatın km taşları arasında yer alacağının farkına varan araştırmacılar bir şekilde konu üzerine eğilip kitap üretimine geçti bile..


sevgilerimle..

emre gümüşdoğan
29-10-2006, 16:24
Önce deng ve bêj vardı!



'Dengbêjler' geleneksel Kürt ozanlarının dünya edebiyatındaki yerini, geleneklerini inceliyor ve modern kültür karşısında neden yok olup gittiklerini tartışıyor


İRFAN AKTAN


Abidin Panltı, Dengbejler başlığıyla yayımlanan kitabıyla, hayatın hengamesi içinde arkasına dahi bakmaktan korkarak sürekli 'ileriye' koşan, koşuşturan, hayatı, anlamı, heyecanı, korkuyu, yalnızlığı, aşkı, sözü, yazıyı, sesi, panldayan ekranlann ve alan derinliği olmayan karelerin içine gömülmüş olan bizlere, önemli bir hatırlatmada bulunuyor: Bir zamanlar soğuk ve ıssız Kürt köylerine, ışıksız ve upuzun gecelere misafir olan söz ustalan vardı. Onlar, birbirinden habersiz köyleri, şehirleri, ülkeleri sözlerine işleyip diyar diyar gezer, yapayalnız köylüleri, anlattıklan hikayeleriyle bir araya getirir, coştururlardı. Ve artık onlar yoklar. Çünkü artık sözün kıymeti yok Dengbej geleneği henüz ölmedi ölmesine ama bundan böyle onlar, olamayacaklan bir dünyada yaşadıklannın farkında olduklan için, seslerini (denglerini) çıkarmıyor, sözlerine anlam, anlamlanna söz eklemek için diyar diyar dolaşmıyor, gezdikleri yerlerde kannlannı doyuramıyorlar. çünkü "ileri"/ yazı/ ekran sadece onlan değil, sözlerinin besleyicisi kahramanlık öykülerini, yüzlerce kişinin hayatına malolan aşk maceralannı ve üstü aralanmamiş portakal memeleri ortadan kaldırdı. (Erkek dengbejler kadın memelerini türkülerinde çok abartarak işler, hatta temel fantezi olarak memeleri bilirler. Oysa anlatıcı çoğunlukla kadındır:
"Gül desenli desmalı getirdim
Sana memelerimin çiftini içine koyup
Sundum gönlümün azizine",
Derweşe Evdi). Sınırlar, savaşlar, mayınlar, o illah olmaz gezginlerin ayaklannı da prangaya vurdu. Hız, onlan da toza-dumana kattı.


Oysa Barıy Sanders, elektronik çağda yazılı kültürün krizini ve sözlü kültürün mazisini irdelediği Öküzün A sı adlı kitabında 1986'da, Amerika'da düzenlenen PEN kongresinde konuşan Amerika PEN Başkanı Norman Mailer'dan şunlan aktanyordu: "Biz Söze aşığız. Onunla gurur duyuyoruz. Söz, devletin kuruluşundan çok daha eskilere dayanır. Söz, yeryüzündeki en eski insan varlığının her dirilişiyle ulaşır bize. (h') Hindistan'da Vedalar bize hala şöyle der: 'Bütün tannlar kelama dayanır, tüm hayvanlar ve insanlar; tüm yaratıklar kelamda yaşar...


Kelam, ilahi dünyanın merkezidir."


Di'li geçmiş zaman...


İnanması güç ama yazı olmadan önce de hayat vardı! Şehirler insanı, insanın kelamını, sesini, sözünü yutmaya, bütün bir yaşam deneyiminin kaydedildiğini sandığımız 'bilişim teknolojileri' belleğimizi karanlık kuyulara gömmeye, söz üveyevlat olmaya başlamadan önce de hayat, bellek, kelam vardı. Once 'deng' (ses), sonra 'bej' (söyleyen) vardı. Zamanın başka bir hızla aktığı, aşklann savaş sebebi sayıldığı, gecelerin daha uzun sürdüğü, yollann bitmek tükenmek bilmediği, seferilerin kannlannın doyurulduğu, soğan yiye yiye bedenleri çatlayan seyyah1ann derman olarak sanmsağı bildiği, sesin söz olduğu, sözün kilam, yani stran, yani türkü yapıldığı, kelamın 'ilahi dünyanın merkezi' olduğu çağda, dengbejler vardı. Onlar, o eşsiz söz ustalan, gördükleriyle, duyduklanyla, hissettikleriyle anlattılar tarihi. Kürtlerin, sözlü kültürün egemen olduğu aşiretlerin, bir kalem çiziğiyle birbirinden ayırtılan halkın söz dağarcığı, belleği, aynası ve ama iflah olmaz yalnızlanydı dengbejler.


Onlar hakkında yazarken, yazık ki çoktandır di'li (belki de apostrof kullanmamak daha yerinde olur) geçmiş zamanı kullanıyoruz. Onlar, onlann 'deng'i, 'bej'i ilah olmaktan çıkalı beri, bizler iflah olamıyoruz işte. İnsanlan çiziklerle ayınp sınırlara hapseden kalem, artık kelamı da hapsediyor. Yazı, bütün sözlü kültürleri ve onun taşıyıcılannı ölümün soğuk pençesine bırakırken, onun kaynağı olan 'ilerilik', 'modernite', yazının da mezannı kazıyar. çünkü sözün bittiği yerde, yazı da anlamsızlaşıyor. Parıldayan 'söz kutulan', bilgisayarlar, televizyonlar, yazıyı da modernitenin çöpüne gömmeye hazırlanıyor...


Faydalı ve yetersiz bir tehlike


Abidin Panltı, DengMjler adlı kitabında, yazının ötesinde kalan, teknolojinin yarattığı toz-duman arasında yitip giden, televizyon ekranlannın ışığı altında görünmez olan söz ustalannı, yazıyla bir hayli geç buluşmalanna, televizyonla yeni yeni haşır neşir olmalanna karşın, onlann büyüsüne kapılıp -sözlü- belleklerini yitirmeye başlayan Kürtlerin dengbejlerini, 'eski' veya 'ilkel' dünyanın sözlü kültür deneyimleriyle, söz ustalanyla karşılaştırarak, sözün gücünü enine boyuna tartıp biçerek irdeliyor, tartışıyor, tanıtıyor. Saussure'ün "aynı anda hem faydalı, hem yetersiz bir tehlikedir" dediği yazı ile sözü, yazılı ve sözlü kültürü karşılaştınp derinlemesine irdeleyerek çalışmasına girişen Parıltı, sözlü kültürde anlatıcılann ne anlattığını açımlıyor evvela. Sahi, dengbej ne anlatır? Aslında, şu anki hengameyi, bilgisayan, televizyonu, radyoyu, interneti, hızı, pısınklığı, korkaklığı, günübirlikçiliği, itaatkarlığı çıkann hayattan; geriye ne kalıyorsa, dengbejler onu anlatıyor işte.


Panltı, Dengbejlerde, yazının 'araya' girmediği yaşamlann belleklerini, anlatıcılannı, söz ustalannı; yazıyla birlikte kıyınetlerini yitiren, yoksulluk ve küskünlük içinde, kendilerini yaratan sözlü kültür gibi zamanla yitip giden dengbejleri anlatan, -heyecanımı bağışlayın ama- enfes bir çalışmaya imza atıyor. Bu topraklann yazıSız halkının sözlü kültür taşıyıcılan olan dengbejler, ilk defa böyleSine kapsamlı, kuramsal bir çalışmanın konusu oluyor. Çok değil, on beş yıl kadar öncesinde bile, dengbejlerin dinleyiciyi mest ettiği


divanhanelerde; büyüklerini sarhoş eden bu anlatıcılann seslerindeki mucizeyi anlamakta güçlük çeken hangi 'çocuk', bu ses ve söz ustalan üzerine yapılmış böyle bir çalışmayı masasında görünce heyecanlanmaz ki! Dengbejlerin ölüm ilanını da içeren yazılı- bir çalışmayı, bir zamanlar onlann sesinin yankılandığı Hakkari'nin bir köyünde, bir divanhanede, dizüstü bilgisayarda 'anlatıyor olmak' hangi vicdan sahibine derin bir hüzün kaynağı olmaz ki!


Ömür uzatmak için ölmek


Parıltı'nın, sözlü kültür üzerine çalışan herkesin rehberi sayılan walter J. Ong'un Sözlü ve Yazılı Kültür başlıklı kitabından aktardığı şu söz bütün hadiseyi özetliyor aslında: "Sözlü kültür kökenli kişiler, bir bakıma ıstırap çekmektedirIer. çünkü gönülden öğrenmeyi arzu ettikleri okuma yazma yeteneğiyle yepyeni bir heyecan alemine girmez, eski sıcak, sözlü dünyalanndaki heyecanlara dönemeyeceklerini bilmektedirler. Ömrümüzü uzatınamız için ölınemiz gerekmektedir."


Parıltı, namı bütün Kürt köylerine yayılmış Evdale Zeynike'den, hayatı bir 'kahramanlık' öyküsü olan Karapete Xaço'ya, erotik kilamlanyla düğünlerin çiçeği olmuş Miradko'dan çileli yaşamını sözüne işleyen Eyşe Şan'a, yokluk ve yalnızlık içinde 'yazılı dünyaya' veda eden pek çok deng ustasını, dengbeji ve dengbejliği tanıtıyor bize. Zamanın 'uzun' olduğu çağlarda dünyanın her yerinde hikayeler anlatarak insanlık tarihini kayda geçiren hikaye anlatıcılannı, ('dengbejlerin akrabalan'nı) 'rhapsodoi'leri, 'minstrel' ve 'bard'lan, 'jester' ve 'mummer'lan, 'trubadur'lan, onlann anlatımlannı, sözlü kültürle yazılı kültür arasındaki geçişte insanlığın uğradığı kaybı irdeleyen Parıltı'nın zengin çalışması insana şöyle bir duygu da veriyor: Yazılı kültürün gazabına uğramış olan dengbejleri, yine yazılı bir çalışmayla tanımanın hüznü. Bu duygu, çağımızda dengbejlerin yaşadığı trajedinin de en yalın ifadesidir zaten.


Abidin parıltı, kitabın bir yerinde bu trajedinin arka planını çok güzel ifade ediyor: "Dengbejler kelime avcııanydılar. Her gittikleri yerden heybelerinde yiyecek yerine yeni sesler ve kelimelerle dönerlerdi. Biliyorlardı ki kendilerine değil sözlerine ve seslerine değer biçiliyordu..." Dengbejler, artık sözlerine değer biçilmeyen çağa gelip dayandıklannda, ses ve söz de anlamını yitirmiştİ. onlar için yapabileceğimiz hiçbir şey yok. Çünkü kendimiz, belleriz, hikayelerimiz için yapabileceğimiz hiçbir şey yok. Arada bir Abidin Panltı veya Mehmed Uzun gibi, dengbejlerin sihirli dünyasını koklamış olan araştırmacılar, yazarlar çıkıp geçmişimize tuttulan aynayı yüzümüze çevirdiklerinde bu çaresizliğimizi tekrar anımsayacağız, o kadar!


RADİKAL / KİTAP / Yıl 5 Sayı 293Edited by: EmreGümüşdoğan

emre gümüşdoğan
29-10-2006, 16:32
Bir dengbej portresi: Eyşa Şan
İrfan AKTAN


1938'de Diyarbakır'da doğan Eyşa Şan varlıklı bir ailenin kızıydı. Babasının etkisiyle dengbejlik geleneğiyle erken tanıştı. Ancak sonrasında ailesi onun dengbej olmasına karşı çıkmış ve memnuniyetsizliğini gizlememiştir.
Babası sanatı ve dengbejliği, kadınlar için büyük günah olarak kabul ediyordu. Yirmi yaşındayken babasının diretmesiyle evlendi. Ancak kısa bir süre sonra boşanarak Antep'e yerleşti.
Aynı dönemlerde Antep radyosunda Türkçe şarkılar söyledi. Kürtçe şarkılar da söylemek isteyince işinden oldu. Hemen sonrasında İstanbul'a gelip Kürtçe ve Türkçe şarkılardan oluşan bir albüm çıkardı. Türkiye'de ilk Kürtçe kaset çıkaran kişi olarak da bilinir ve Kürtlerin önemli kadın dengbejlerindendir. Hikayeleri kısa ve ezgili biçimde okudu. En bilineni Cemile Horo'yla birlikte icra ettiği Meme Alan hikayesidir.
1979 yılında Irak Kürdistanı'nda yaşamaya başladı. Birçok Kürt sanatçıya aynı sahneye paylaştı. Birçok stranı Türkçeye adapte edilse de adından söz edilmedi. 1996'da İzmir'de kansere yenilerek yaşamını yitirdi.


RADİKAL / KİTAP / Yıl 5 Sayı 293

emre gümüşdoğan
30-11-2006, 13:06
Sözün filozofları dengbejler
Ali Rıza Kılınç



Kürtlerin söz filozofu dengbejler, Abidin Parıltı’nın araştırmaları sonucunda kitaplaştı


Hikayeleri söz ile başlar, söz ile biter onların... Klamları ağır ağır yürür; Dewreşê Evdiî’den sesiz bir çığlık gibi çıkar yola, Mem û Zin’i rüzgarına alır; bir bakmışsınız Hakkarî Mîrî’nin yüzünde bir başka taht kurmuştur. Kış gecelerinde, köy divanında; bir sır gibi, dili, kimliği, kültürü büyüleyip de taşımıştır... Abidin Parıltı, “Dengbejler” adlı kitabı hakkında, sorularımızı yanıtladı.


Bugüne kadar dengbejlik üzerine çokça konuşuldu. Ama yeterli yazılı kaynak hâlâ yok gibi...

Evet ne yazık ki öyle. Dengbejlik söz konusu olduğunda, bu konuda kendilerini yetkin sayanlar “deng” ve “bej” sözcüklerinin bir araya gelmesi olarak tarif ederlerdi. Ama biliyoruz ki, dengbejlik sadece bu tanıma sığmayacak kadar kapsamlı bir konu. Benim derdim bir yönüyle de bunun böyle olmadığını kanıtlamaya yönelikti. Dengbejlik konusunda kaynaklar taradıkça içine girdikçe, iki noktada derinleşmem gerektiğini düşündüm. Birincisi, girdiğim Türkçe kaynakların hiçbirinde dengbejlik hakkında herhangi bir şekilde söz edilmiyor. İşte Fuat Köprülü’den tutun da, Özdemir İnce’ye, Naili Boratav’a, İlhan Başgöz’e...Yani Anadolu folklorunu anlattığına inandığımız yazarların hiçbirisi, dengbej ismine değinmemiştir. Sadece Fuat Köprülü’nün edebiyat araştırmalarında 1500’lü yıllarda Osmanlı Sarayında “...bir Kürt aşık Osmanlı sultanına anlattı...” şeklinde bir ibare var. Onun dışında hiçbir şey yok. Ama dengbejlik öyle es geçilebilecek bir şey değil. Dengbejlik, Kürtlerin kültürel oluşumundan beri varlığını sürdüren bir yapı olarak karşımıza çıkıyor. Bunun çeşitli versiyonları vardır. Çünkü hikaye anlatım biçimi kültürün var oluşuyla birlikte ortaya çıkar. Şimdi tiyatronun başlangıcına bile baktığımız zaman, insanlar ava gidip döndüğü zaman, kabilenin geriye kalan insanlarına bir hikaye anlatma gereği duyuyorlar ve böylece tiyatro oluşmaya başlıyor. İşte dengbejlik de bir bakıma Kürtlerin bir ihtiyacını gidermeye, bir eksiğini doyurmaya yönelikti.


Dengbejler nasıl hikayeler anlatırlar?

Kürtlerde kahramanlık ve aşk hikayeleri var. Tabii ki bunlar, toplumun ruhunu var etmeleri gerekir. Bunu tabii ki hikayelerle var edecekler. Mesela kahramanlık hikayelerine baktığımız zaman mutlaka bir model sunma ihtiyacı duyuyor. Örneğin Sîyabend’in hikayesine baktığımızda, Kel Abdin Dino’ya baktığımızda Dewreşê Abdî’ye baktığımızda, hepsinde şu var; kahraman toplumun görmek istediğini toplumun değer yargılarını, mutlaka yerine getirmek zorunda. Çünkü dinleyici o modeli dinledikten sonra o modeli benimsemek zorunda kalıyor. Bugünkü sinema izleyicisi ile film kahramanları arasındaki ilişkiye benzetebiliriz. Seyircinin, film kahramanının davranış biçimleriyle kendisini bir tutmaya çalışması gibi dengbejleri dinleyen kişi de anlatılan hikayenin kahramanıyla kendisini özdeşleştiriyordu.
Tanım olarak baktığımızda dengbeji, genelde okuma yazma bilmeyen, güçlü bir sese sahip, kendi toplumunun geleneklerini göreneklerini, yaşayış biçimlerini, eksikliklerini çok iyi bilen, usta çırak ilişkisiyle yetişmiş ve sanatını sunabilen, köy köy gezebilen, sonbahar, kış gecelerinde hikayesini anlatan kişi olarak tarif edebiliriz. Bu nokta onları meddahlardan ve aşıklardan da ayırır. Çünkü meddah geceleri anlatmaz, gündüz anlatır, ama dengbej hikayesini mutlaka gece anlatır. Dengbejlerin hikayesini sadece geceleri anlatmasının iki nedeni var. Bir tanesi, kışın bu insanlar boştadır. Boş zamanlarını değerlendirmek adına yapılır. Ama bir tanesi şu ki; diğer dünya sözlü kültürlerinden farklı olarak “kutsal gece” dedikleri bir inanışla ilgilidir.
Kutsal gece kavramı diğer sözlü kültürlerden farkı şudur; hikayeler gece anlatılır, çünkü gece kutsaldır, ritüeldir, büyü ile ilişkilidir. Gerçek dünyadan uzaklaşmadır. Kendi dünyasına sığındığı bir zamandır. Çünkü gerçek dünya gündüzdür ve sen bunun içindesindir. ama geceleyin büyüsel ayin başlar.


Sonuçta dengbejlik Kürt toplumunun bütün değer yargılarının söz ile ifadesidir. Tersten sorarsak, dengbejlik, Kürt dili, kimliği açısından, edebiyatı, gündelik ve aile yaşamı açısından, ya da başka uğraş alanları açısında ne gibi kazanımlar ile ilişkilendirebiliriz?

Hani hep böyle bir karşılaştırma ya da birleştirmeden söz ediliyor da; öncelikle şunun farkına varmamız lazım. Elbetteki dengbejliği söz ettiğiniz bütün alanlarla ilişkilendirebiliriz ve çok da ilgisi var. Ama şu temeli unutmamamız lazım. İki farklı kültürden bahsediyoruz, yazılı ve sözlü kültür. Şimdi yazılı kültür ile sözlü kültürün gelişim değerleri ve estetiği bambaşkadır. Sen sözlü kültürdeki bir yapıyı yazılı kültüre geçirdiğin zaman çok garip, hatta banal durur. Hatta bunun denemeleri yapıldı. Dewreşê Abdî olduğu gibi yazıya geçirildi ve edebi eser olarak sunulmaya çalışıldı. Ama böyle bir şey yok. Çünkü onun estetiği başkadır. Sözlü kültürün kendine göre bir estetiği vardır. Ha sen sözlü kültürden kendine bir yapı oluşturacaksan, onu temel alacaksan elbette olur. Şunu diyebilmeliyiz ki Kürt dili bugün hâlâ varlığını sürdürüyorsa bunun temel nedeni dengbejliktir. Dengbejliğin edebiyata katkısı da dildir. Dengbejliğin inanılmaz zengin bir dili var. Ve bu kelimeler çoğu arkaikleşmiş söz ile bugün durup düşündüğün zaman hayalini düşünce dünyanı geliştirmende ciddi katkıları sunar. Ama diğer türlü, dengbejlik modern edebiyatımızın üzerine oturtalım diyorsak, o zaman edebiyatçının fantezisine haksızlık etmiş oluruz. Çünkü o zaman kendi edebiyatımızı köreltebiliriz. Mesela Türk edebiyatına bakalım, onlar eğer bir aşık ya da meddah geleneği üzerinde edebiyatlarını kurabilselerdi, bugün geldikleri noktayı yakalayamazlardı belki. Cumhuriyet döneminde bunun denemeleri yapıldı. Ama arkası gelmedi. Elbette kendimizi var etmemizin yolu geçmişten gelir. kendi kültürel birikimimizden gelir. Ama bunu olduğu gibi taklit etmenin de bir manası olmaz. Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz, edebiyat kendisini dengbejlik üzerinde var edebilir ama illa da onun üzerinde var etmek zorunda değildir. Örneğin Mehmed Uzun dengbejliği çok kullanır. Ama Uzun dengbejliği sözlü kültürün değerleri içinde kullanmaz. Uzun, dengbejliği edebiyat estetiği içinde nasıl değerlendiririm kaygısıyla kullanır.


Dengbejliğin bir yönüne değinmedik sanırım. İzlediğimiz kadarıyla dengbejlik aynı zamanda dayanışma adına, ortak davranışlar, duygular sergileyebiliyor. Hasta olan bir insan için divan kurulması gibi... Doğrudur çünkü, dengbejliğin bir kere birleştirici gücü vardır. En basiti, cemaati divanhanede toplayabiliyor. Ve divanın hakimidir. Bu divanhanede kimler var? En basit köylü de var, ağa da var bey de var. İkincisi imece usulü ile dayanışma gerçekleştirebilir. Üçüncüsü dengbej, akılment olarak değerlendirilir. Akıl veren akıl danışılan kişi olarak öne çıkar. Atasözlerini, anekdotlarını, deyimlerini iyi bilen ustaca kullanan sözün filozofudur.


Son olarak, Kürt toplumu açısından dengbejliğin bundan sonra bir rolü olabilir mi?

Kürt dili ve edebiyatı açısından önemli. Ama sadece edebiyat değil, dengbejlik sanat ve felsefe açısından da derinlemesine ela alınması gereken bir konu. Dediğim gibi Kürtlerin geleneklerini, göreneklerini, davranış biçimlerini yüz yıldan bahsetmiyor, belki 600 yıldan belki 700 yıldan söz etmek gerekir. 2 bin yıllık bir hikayeden bahsediyoruz. Kürt ruhunu kültürünü gayet tabii buluruz.
Bugün için, dengbejliğin arşivlik için, belgelik değeri vardır. Ama bugünün değer yargıları dengbejliği yeterince taşıyamıyor. Çünkü artık görsel kültüre geçtik. Artık küresel bir köydeyiz. Dengbejlik yaşar, ama şekil değiştirerek yaşar. Homeros’un hikayeleri bitti. Ama bugün sinemada da tiyatroda da bu hikayeleri günümüz değerleri içinde görüyoruz. Kürtler de bunu yapabilirler, çok daha iyi yapabilirler. Kürt masallarına, hikayelerine baktığınız zaman, hiçbir masalı, diğer çağdaş masallardan eksik değildir. “Masalın Biçim Bilimi” diye bir kitap çıktı. Ben o kitaba baktım, Kürtlerin masalları aynısı.
Eğer dengbejlik kültürü doğru bir şekilde ela alınırsa bu hikaye unutulmaz. Ama yok sadece hikayeleri dinlenip, ama sadece festivallerde hatırlanırsa dengbejlik kültürü de zamanla yok olur. Taş çatlasa 20 yıl sonra yaşlı kuşak ölecek. Ki dengbejlik usta çırak ilişkisinde var olabilir. Eğer bunlar sağlanamazsa dengbejlikten geriye bir şey kalmaz.

emre gümüşdoğan
21-12-2006, 11:02
http://www.evrensel.net/fotolar/20061221/denbe.jpg
Kürt tarihi dilimin altındadır
Mustafa Akyol

Kendi deyişleriyle, Kürt tarihini dillerinin altında saklayan dengbêjler, bu tarihin en önemli hikayelerini İstanbul’da da anlatıyorlar

Mezopotamya Kültür Merkezi (MKM), yeni etkinlik dönemine, Kürt kültürünün canlı taşıyıcıları olan dengbêjleri konuk etti geçtiğimiz günlerde. Diyarbakır’dan Seyîtxanê Boyaxcî, Îsmaîlê Sêlimî, Tahsînê Pasûrê; Siirt’ten Salihê Qûbînê, Iğdır’dan Apê Bekir, Muş’tan Zahiro Kürt sözlü edebiyatının en bilinen hikayelerini: Sîyabend û Xecê, Evdalê Zeynikê, Mem û Zîn, Têlî, Derwêşê Evdî, Şêx Seîd , Mihemedê Seît Axa, Mûso-Melek, Şêx Behrî’yi İstanbul’da dile getirdiler bu kez.
Kürt kültür tarihinin belki de en önemli şahsiyetleridir dengbêjler. Kürtler gibi modern dünyanın kıyısında kalmış halkların, belleği sayılabilecek sözlü anlatım geleneği, onları, kendi kültürleri ve kimlikleriyle modern hayata taşıyacak temel dayanaklardan biridir de. Ulusal demokratik hak ve özgürlük mücadelesiyle, kültürlerini ulusal bir kimlik içinde yeniden oluşturmaya ve bütünlemeye çalışan Kürtler, unutulmaya yüz tutmuş dengbêjliği yeniden hatırlıyor ve dengbêjlerine sahip çıkıyor. Bunun en anlamlı örneği de, yıllarca Kürt kültür ve sanat alanında faaliyette bulunan MKM’nin geçtiğimiz günlerde düzenlediği ‘sê roj û sê şev’ etkinliği oldu.


‘Yedi köy toplanırdı’
Etkinliğe katılan dengbêjlerden Îsmaîlê Sêlimî, Diyarbakır’dan geldi. 50 yaşındaki dengbêj, “Bizim söylediklerimiz Kürtlerin türküleridir, “klam”larıdır. Bu klamlar nereden geliyor, insanın aşkından geliyor, yüreğinden geliyor. Herkes bu klamları öğrenemiyor. Biz küçüklükten başlamışız, o zaman beynimiz yeniydi, tazeydi. İnsan küçükken kendisini bir şeye verdi mi, mıknatıs gibi alıyor onu. Ben on iki yaşından beri söylerim” sözleriyle anlatıyor dengbêjliğe nasıl başladığını.
Eskiden dengbêjlere önem verildiğini, insanlar tarafından sayıldıklarını dile getiren Sêlimî, “Bizim orada bir tane Abdulladin vardı meşhur; Hacı Muhammedi vardı, Alîye Sor vardı. Bir köyde zengin kimse, onun davetiyle gelirdi köye dengbêj. Abdulladin Diyarbakır’da en meşhur dengbêjdi. Benim babam çağırmıştı onu, tam yedi köy toplanmıştı bizim eve o zaman. Ondan etkilendim ben” diyor.
Köy, köy dolaşarak hikayelerini anlatan dengbêjlerin kalmadığından yakınan Sêlimî, “Ben gezerek dengbêjlik yapmadım, şimdi yapan da yok. Beni kendi bölgemde herkes tanırdı. Karacadağ ve çevresinde...” diye konuşuyor.
Geçmişi hatırlamanın verdiği bir parça hüzünle, “Dengbêj çok muhterem bir şeydir, ben dengbêjliği çok seviyorum. Sevmezsem öğrenemem. Eskiden millet dengbêjleri çok sayıyor, seviyordu. Dengbêjlik eski kültürü getiriyor. Dünyada birinci kültür, Kürtlerin dengbêjleridir. Ağalar, beyler dengbêjleri getiriyorlardı, divanın en yukarısında oturtuyorlardı. Çok kıymetleri vardı. En iyi döşeklere onlar otururdu divanda” diye konuşan dengbêj, nasıl olup da gözden düştüklerini şöyle anlatıyor; “Burada otuz yıl evvel televizyon yoktu, radyo teyp yoktu, kaset yoktu. O zaman dengbêjlerin çok çok kıymeti vardı, anlatamıyorum. Ama şimdi biraz dengbêjler alt tabakada kalmış, şimdi benim sesim kaydediliyor, ondan sonra herkes benim sesimi evinde dinliyor, bana gerek kalmıyor ki! Ama fakat sağ olsun şimdi bizim televizyon çıktı, senin gibi yazarlar çıktı, yani bu üç-dört senedir dengbêjler canlanmış, biz istiyoruz ki daha böyle canlansın.”


‘Sevgi, saygı kalmazsa, bırakacağız’
Son zamanlarda kendilerine gösterilen ilginin sürüp sürmeyeceğinden emin olamayan Sêlimî, “Vallahi eğer bize kadir kıymet verirse, Kürt halkı bizi tutarsa, biz başlayacağız eskisi gibi devam edeceğiz. Yok bizim bir sevgimiz, saygımız kalmazsa, biz haliyle bırakacağız. Eskiden her ağanın bir dengbêji vardı, her sene dengbêjini değiştirirdi. Dengbêjler öyle yaşardı, geçinirdi, başka iş yapmazlardı. Biz öyle değiliz, kimse dengbêjlikten geçinmiyor, ben çiftçiyim. Ben bunu küçüklükten yapıyorum seviyorum. Eski zamanda gazete yoktu, televizyon yoktu... Bunları hep dengbêj yapardı” diye konuşuyor.


Dengbêjin 12 Eylül’ü
En iyi zamanlarının 12 Eylül öncesi olduğunu belirten Sêlimî, halka karşı yapılmış bu darbenin, yıkıcılığının sonuçları hakkında bize, kendilerinden örnekler veriyor; “İnan ki 12 Eylül’e kadar dengbêjlik kıymetliydi, o zaman Diyarbakır’da dengbêjler kahvesi vardı. Seksenden önce orada toplanıp söylerlerdi, atışırlardı. Ondan sonra yasaklandı, Kürtçe kasetler yasaklandı, hatta birkaç tane dengbêji yakaladılar, onlara ‘Siz niye devletin ve milletin üzerine söylüyorsunuz?’ dediler. Mesela Seydo devletle çatışmış, Rızayî Ferît devletle çatışmış. Biz hâlâ böyle türküleri söyleyemiyoruz. Benle Seyîtxanê Boyaxcî geçen sene canlı yayına Gün Televizyonu’na çıktık. Ben dedim ‘Söyleme’. O dedi ‘Ne var, ben söyleyecem’. Orada bir türkü okurken ‘Kürdistan’ dediği için bir ay televizyonu kapattılar.”


‘Dengbêjlik hatırlamadır’
Dengbêjlerin Kürt halkı için birer bellek olduğunu, “Dengbêjlik hatırlamadır. Bir şey söylediğin zaman, dile getirdiğin zaman dinleyen kişi eğer kulak verirse sanki o olayın içinde kendisini görür. Biz Kürtçe ‘bîranîn’ diyoruz. Dengbêjlik iki şey üzerinedir. Aşk üzerine, bir de acı olaylar üzerine. O tarihten bu tarihe dengbêjler birbirine devretmişler bugüne getirmişler. Kürtlerin tarihi dengbêjlerin dilinin altındadır” sözleriyle anlatıyor 57 yaşındaki Siirtli dengbêj Salihê Qûbînê. Sözü alınca durmak olmaz bir dengbej için:
“Dengbêjler ölmüştü. Dengbêjler 70’ten 75’e kadar biraz ayaktaydılar. Görüşüme göre, ondan sonra teyp piyasaya çıktı, ondan sonra dengbêjleri birkaç sene parlattılar, en fazla on sene içinde parlattılar. Ondan sonra millet, kendi sanatçısına, dengbêjine sahip çıkmadı.”
Halkının dengbêji olmanın verdiği gururla sürdürüyor konuşmasını Qûbînê: “Belki inanmayacaksınız, ben yedi sekiz yaşında söylüyordum, abim de söylüyordu, evde babam da söylüyordu. Eskiden köylerde yediden yetmişe insanlar toplanırdı, hatta kadınlar dışarıda kapıdan dinlerlerdi. Biz şimdi ancak düğünlerde isterlerse toplanan insanlara söylüyoruz.” Bölgede süren savaşın, kendilerini ve hikayelerini nasıl etkilediğini ise “Ben kendi bildiğimi, gördüğümü söylüyorum. Ben dile getirdim, on iki tane olay üzerinde ben şahsen söylemişim” sözleriyle dile getiriyor Qûbînê.


‘Dengbêjler arşivdir’
Muş’tan Zahiro ise, Kürt insanlarının neden dengbêjlere sahip çıkmaları gerektiğini ve bundan doğan kendi sorumluluklarını şöyle anlatıyor: “Halkın kültürü, halkın gelenek görenekleri, halkın içindeki olan olayları, diyelim ki eskiden ne olmuş nasıl gidip arşivlere bakıyorsun, dengbêjler de Kürt halkına bir arşivdir. Dengbêjlerin piri Evdalê Zeynikê’ydi. Kürt halkı bilirse dengbêjler büyük bir arşivdir, büyük bir nimettir. Dengbêjlerin cebinde her şey hazırdır, geçmişten günümüze kadar.”
Acı dile geliyor sonra Zahiro’nun sözlerinde: “Dengbêjler elbette son yıllarda yaşanılanlardan etkileniyor ve bunları hikayelerine katıyorlar, mesela köy yakmalar, göç etmeler, korucu sistemi. Mesela adamın iki oğlu, biri dağın başında, biri asker. Dağın başındaki şehit geliyor. Şehidin kardeşi askerden teskere alıp kardeşinin cenazesine geliyor. ‘Bakın işte bizi ne hale getirdiler’ diye bunları anlatıyoruz”. Dengbejlerin ‘mamosta’ diye hitap ettikleri Zahiro, “Dengbejlere kulak verilirse, dengbejlik sürecektir, ama tabii ‘Boş ver ya’denilirse de yaşamaz. Şimdi gençler biraz ilgili, biraz canlanmış, inşallah yeni gençler yetişecektir” diyerek yitmeyen bir umutla konuşuyor.
Iğdır’dan gelen Ape Bekir de, sohbete bir şeyler katma isteğinin heyecanıyla söz alıyor. “Valla ne diyeyim, bende şeker hastalığı var, ben söyleyince benim şekerim sıfıra iniyor. Kimse bizi bilmezdi. Televizyonumuz çıkınca herkes bizi tanıdı” sözleriyle halkıyla buluşmanın mutluluğunu yansıtıyor.


Kürt kültürünün taşıyıcıları
“Kürt tarihinin, kültürünün ve dilinin can damarları olarak düşündüğümüz dengbêjlik geleneğinin en önemli icracılarıyla açılışı yapmak bizim için çok anlamlıydı” diyen MKM’nin dönem sözcüsü Elif Kaya, amaçlarının, dengbêjliği en iyi temsilcileriyle genç kuşaklara; metropollerde yetişmiş, buralara göç etmiş, kendi kültürünü tanımak isteyen Kürt insanlarına tanıtmak, olduğunu dile getirdi. Dengbêjliğin bu haliyle yaşayabileceğini düşünmediğini dile getiren Kaya, “Dengbêjliğin tarzı canlı anlatıma dayalı, sözün sesle birleşerek anlatımına, güçlü bir hafızaya dayalı. Gelişen teknik karşısında zorlanıyoruz. Bugün yeni yetişen dengbêj yok kadar az. Ve yavaş yavaş bu geleneği yaşatanlar da aramızdan ayrılıyorlar. Bu bizim için ciddi bir sorundur aslında. Dengbêjlerin şimdiye kadar Kürt toplumu için yerine getirdikleri işlev, bundan sonra, onların belleklerinde taşıdıklarını kayıt altına alacak, kurumlaştıracak, okullaştıracak araştırmacılara, insanlara düşüyor. Dengbêjliğin bu haliyle kalacağını, yaşayacağını düşünmek gerçekçi değil. Şu an en önemli şey, yaşayan dengbêjlerin bildiklerini, okuduklarını kayıt altına almaktır. Bizim için önümüzdeki dönem problem olan budur” diye konuştu.
www.evrensel.net/kültür (http://www.evrensel.net/kültür)Edited by: emre

emre gümüşdoğan
08-01-2007, 11:38
Dengbejlik geleneğinin yaşatılması için Ab den destek


Büyükşehir Belediyesi'nce hazırlanan 'Dengbejler ve Dengbejlik Geleneği' Projesi AB'den yaklaşık 41 bin avroluk destek aldı. Büyükşehir Belediyesi Proje Ofisi Sorumlusu Necati Pirinççioğlu, yaptığı açıklamada AB'nin Türkiye'de Kültürel Hakların Desteklenmesi Kültürel Girişimler Destek Hibe Programı kapsamında projeyi onaylandığını söyledi. Pirinççioğlu, 10 ay sürecek proje ile, dengbejliğin (destancılığın) korunması, canlandırılmasına katkı sağlanmasının hedeflendiğini belirtti. Pirinççioğlu, dengbejlerin, toplumsal duyarlılığı, sesleri ve sözleri ile dile getiren önemli icracılar olduğunu kaydetti. Pirinççioğlu, proje ile dengbejlik kültürünün ve dengbejliğin gelecek kuşaklara aktarılması ve tanıtılması için yazılı ve görsel çalışmaların yapılacağını anlattı. Pirinççioğlu, şunları söyledi: "49 bin Avroluk bütçesinin 41 bin Avro tutarındaki bölümünü Avrupa Birliği fonundan alan bu yeni projeyle birlikte, bizler de Güney ve Doğu Anadolu'daki tüm dengbejlere mümkün olduğunca ulaşmaya çalışacağız. Onlarla ilgili konserler ve paneller düzenlenecek; antoloji basılacak. Ayrıca dengejlerin çalışmalarını sürdürebilmeleri için eski bir Diyarbakır evi restore edilerek dengejlere tahsis edilecektir. " AA

Güzin Dündar
08-01-2007, 13:40
Dengbejlik geleneğinin yaşatılması için Ab den destek


Büyükşehir Belediyesi'nce hazırlanan 'Dengbejler ve Dengbejlik Geleneği' Projesi AB'den yaklaşık 41 bin avroluk destek aldı.





Merak ediyorum...Saz şairlerimiz,ozanlarımız ile ilgili böyle bir proje hazırlansa aynı hızla ve iyi niyetle AB projemizi destekler mi acaba smileys/smiley9.gifBu desteği Belediye daha mütevazi bir hizmet olarak verebilirdi. Umarım bu yardım doğru ellere hedefini şaşırmadan gider.Edited by: Güzin Dündar

kaanturhan
10-01-2007, 02:16
Merak ediyorum...Saz şairlerimiz,ozanlarımız ile ilgili böyle bir proje hazırlansa aynı hızla ve iyi niyetle AB projemizi destekler mi acaba smileys/smiley9.gifBu desteği Belediye daha mütevazi bir hizmet olarak verebilirdi. Umarım bu yardım doğru ellere hedefini şaşırmadan gider.

Güzin hanım, Batı emperyalizmi, günümüzde mikro milliyetçilikleri, faşist yönelişleri her koşulda desteklemiştir. Bugün, Irak'ın işgaliyle birlikte 650.000 insanı yitirdik. Demokrasicilik oyunu, ikinci cumhuriyetçi, liberal aymazlığıyla birleşince; ortaya bu "katliam" çıkıyor. "dengbej"lerin emperyalizmden umut ettiği bir sürecin, emperyalizme sağladığı katkı görülmüyor. AB kendi iç çelişkileri ve uyuşmazlıkları içinde Türkiye'yi kendine bağlamış görünüyor. Ama bizim aydınlarımız çoktan bağlandı. Sol, Özgürlük; emperyalizmi özgürlük getirici olarak yorumluyorsa; vay halimize. Sağlıcakla...

Güzin Dündar
10-01-2007, 03:35
Doğru şeyler yazmışsınız. Ben de sadece doğru hedefe gitmesini dilediğimi belirtmiştim. Örneklerini gördüm ve yaşadım. Bu tip yardımların içyüzünü bilemezsiniz. çok sıkı bir takip gerektirir .( Ne yazık ki bizler vatandaş olarak oylarımızı bile takip edemiyoruz.) Çoğuproje kapsamıdışındakullanıldığı için çekincemi belirtmek istedim.Belediye başkanının özgeçmişine baktım. Tamamen onun inisiyatifinde olduğunu sanıyorum. Umarım yaptırım gücünü doğru kullanan bir insandır. smileys/smiley9.gif


YİNEDE DIŞ KAYNAKLI YARDIMLARA KARŞIYIM VE BU BENİM FİKRİM .


Sevgiyle dostça ...


Edited by: Güzin Dündar

Güzin Dündar
15-01-2007, 00:38
ÜZGÜNÜM...Bir sunu geldi bana ilk kez bu yardım ile ilgili dile getirdiğim çekincelerim geçerlilik kazandı.Tüm iyi niyetime rağmen...Bazen iyi niyetler yetmiyor demek ki. Sevgili Kaan Turhan isterseniz gönderebilirim.

emre gümüşdoğan
06-09-2007, 09:35
Dengbej antolojisi hazırlandı

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi tarafından uygulanan, Dicle Fırat Kültür Merkezi***8217;nin de proje ortağı olduğu ***8220;Dengbej ve Dengbejlik Geleneği Projesi***8221;...

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi tarafından uygulanan, Dicle Fırat Kültür Merkezi***8217;nin de proje ortağı olduğu ***8220;Dengbej ve Dengbejlik Geleneği Projesi***8221; çerçevesinde dengbejlik bu kez hem bir antolojiye konu oluyor, hem de CD***8217;si yapılıyor. Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Turizm Müdürlüğü***8217;nce uygulanan proje çerçevesinde bölgede yoğun olan dengbejlerle ilgili bir alan çalışması yapıldı. Yaklaşık yüz dengbejin biyografisinin yer aldığı dengbejlik antolojisinde, dengbejlerin biyografileri, seçme sıtranlar ve klamları yer alıyor. Dengbej antolojisi bu ayın sonunda basılacak. Proje çerçevesinde 15 gün sonra tamamlanması beklenen Diyarbakır Dengbejleri albümü hazırlanıyor. Diyarbakır dengbejlerinden Feleknas Esmer (Feleknas), Abdurrahim Pehlivan (Evdirhîmê Pîrikî), Yusuf Tutal (Ûsivê Farî), Seydo Şimşek (Seyitxanê Boyaxci) ve Ali Acun***8217;un (Eliyê Qerejdaxî) ikişer eseri albümde yer alıyor. CD***8217;ler ücretsiz olarak hedef kitlesine dağıtılacak.

Diyarbakır ve İstanbul***8217;da divan
Bölgedeki dengbejler, Diyarbakır***8217;da 8 Eylül Cumartesi günü saat 19.30***8217;da Sümerpark içindeki amfi tiyatroda bir divan kuracak. Bu divanda Cahido (Cahit Biter), Şakire Mezriki (Şakir Tutar), Cemale Mihe (Cemal Dayan), Ramezane Hazroyi (Ramazan Demirel), Mihemede Derike (Mehmet İnce) ve Feleknas (Feleknas Esmer) adlı dengbejler klamlarını seslendirecek.
Dengbejler aynı şekilde 15 Eylül Cumartesi günü saat 20.30***8217;da İstanbul Şişli Belediyesi Şişli Kültür Merkezi***8217;nde ikinci divanı kuracak. İstanbul Dengbej Divanı***8217;na Zahiro (Zahir Koç), Salihe Qubini (Salih Yorulmaz), Ebdillahe Goyi (Abdullah Kara), Mehmude Hase (Mahmut Demir) ve İsmaile Salimi (İsmail Tek) katılacak. Diyarbakır ve İstanbul***8217;da kurulacak divanda ayrıca, Büyükşehir Belediyesi Sinema Birimi tarafından hazırlanan 15 dakikalık dengbejlik geleneğinin anlatıldığı bir sinevizyon gösterilecek. Dengbejler Divanı***8217;na çok sayıda seçkin şahsiyet davet ediliyor.



Evrensel
www.evrensel.net (http://www.evrensel.net)

emre gümüşdoğan
12-04-2008, 10:17
Dengbêj geleneği koruma altında

Sözlü Kürt kültürünün temelini oluşturan, hem yerleşik yaşam öncesi Kürtlerin sosyal yaşamını, hem de yazılı dönem öncesi sözlü Kürt edebiyatını günümüze taşıyan dengbêj geleneği korunma altına alındı.

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Turizm Müdürlüğü tarafından hazırlanmış olan ***8220;Dengbêj ve Dengbêjlik Geleneği***8221; isimli proje antoloji, CD, divan ve tanıtım broşürüyle hayat buldu. Büyükşehir Belediyesi Kültür Müdürlüğü tarafından oluşturulan proje 10 ay sürdü. Projenin ana hedeflerinden olan kültürler arası etkileşim ve dengbêjlik geleneğinin tanıtımı ilkelerine sadık kalınarak gerçekleştirilen faaliyetler sonucunda, 2 bin adet dengbêj antolojisi, 4 bin adet ***8220;Diyarbakır Dengbêjleri***8221; CD***8217;si, 3 bin adet tanıtım broşürü oluşturuldu. Ayrıca Diyarbakır ve İstanbul***8217;da gerçekleştirilen 2 dengbêj divanı ile geleneğin canlı performansları dinleyicilere sunuldu. Dengbêjlik geleneğinin korunması, tanıtılması ve gelecek kuşaklara aktarılması amacıyla hazırlanan 361 sayfadan oluşan dengbêj antolojisi 2 bin adet basıldı. Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir***8217;in sunumunun yer aldığı antolojide, yaşamın her alanından kesitler içeren bu gelenekte Kürtlerin gözünden yaşam tarzı anlatılıyor. Antoloji hazırlanırken bir de alan araştırması yapıldı ve 100 dengbejin bilgilerine ulaşıldı. Antolojide Türkçede olmayan stran, kilam, dengbêj, şevbihêrk gibi kelimeleri olduğu gibi Türkçe çevirilerde de kullanılan antolojinin sonunda bu sözcüklerin anlaşılması için küçük bir sözlüğe yer verilmiş. Bu çalışma ile biyografilerin yer almasının yanı sıra, Türkiye***8217;de yaşayan dengbêjlerin önemli bir kısmının kayıt altına alınması ve belirli bir yöntemle derlenen bilgilerin tasnif edilmesi de sağlanmış oldu. Dengbêjlerin kendi seslerinden sanatlarını icra ettikleri Diyarbakır Dengbêjleri CD***8217;si ile tarihimizin seslerinin kulaklarda yer etmesi kültürün sesli tanıkları olarak arşivlerde yer bulması için 2 bin adet dengbêj CD***8217;si basıldı. Bu proje faaliyetlerinin dışında Diyarbakır Mimarlar Odası tarafından restore edilen bir Diyarbakır Evi***8217;nin Büyükşehir Belediyesi***8217;ne tahsis edilmesiyle avlusunda dengbêj seslerinin yankılandığı bir mekân yaratılmış oldu. Yarın projenin ürünlerinin tanıtılacağı Dengbêj Evi***8217;nde dengbêj divanı kurulacak. Ayrıca her cumartesi günü kurulacak dengbej divanına bu sanata ilgi duyanlara ev sahipliği yapacak.


(Diyarbakır/DİHA)

dilok
12-04-2008, 13:45
yanlış bilmiyorsam bir ülkede ki kültürel ve sanatsal gelişmeler Sosyal devlet denilen ihtiyar sistem tarafından desteklenip geliştirilir... eğer bir ülke kendi iç dinamiklerinigeliştirmek konusunda yetersiz kalıyorsa elbette farklı arayışlar gerçekleşecektir...

Dengbej ler asimilasyonpolitikalarına karşı, dilleriyle savaşmış, direnmişlerdir... bunu geliştirmek ve korumak elbette çok önemlidir... olaya hep teknik açıdan bakan arkadaşlara anlam vermek biraz zor...

madem dış desteklere karşısınız buyrun bi kampanya başlatın... Dengbej lik anadolu kültürüdür onu koruması gerekenler biziz diyerek, bi katkı sağlayın... böylece denetlemek te daha kolay olacaktır... http://www.siirakademisi.com/forum2/smileys/smiley2.gif

paylaşımlarınız için teşekkürler...

san_
12-04-2008, 14:00
çeşitliliklerin, zenginlik olmasından yola çıkar, desteklenmesi konusunu her zaman savunurum.
direnmek saygıdır kendi varlığına.. direnişlere hak vermek te saygıya saygı.
hangi konuda olursa olsun, dayatmak ne kadar kötüyse, gelişmek ve varolmak savaşı o kadar zor ulaşılan bir güzelliktir.
sevgili dilok, dış desteklere siz karşı değil misiniz yoksa? sanmam! o halde meydan okumak değil, meydana çıkarmak düşünceleri, daha önemlidir değil mi?smileys/smiley1.gif
sevgiler...

dilok
12-04-2008, 14:23
elbette her ne konu da olursa olsun, asıl muhattaplar her zaman içte olanlar-bire bir konu ile alakadar olanlardır, ancak içte gelişim yoksa dıştan gelecek yardım red edilemez...

bir hastalığı düşünün o hastalığı iyileştirmek için en iyi yol bağışıklık sisteminin üreteceği çözümdür ama iç bünye bunu yapacak durumda değilse hele hele yapmak istemiyorsa o zaman yapılacak şey dıştan bi çözüm beklemektir...

umarım... bu bi ders olur ve bundan sonra ülkemizde ki kültürleri geliştirmek için ab ye ya da başka yerlere muhtaç kalınmaz...

san_
12-04-2008, 15:21
sevgili dilok çok şey gördük çok şey yaşadık. iyi niyetin nerede ne kadar olduğunu bilecek kadar hem de...

dilok
12-04-2008, 15:39
...Edited by: dilok

dilok
12-04-2008, 15:39
herkes hayata kendi bakış açısıyla bakar, bu nedenle herkes bütün yerine bir parçanın varlığını kabul eder... sizin için iyi olan başkası için kötüdür, ya da size kötü olan başkası için iyi... bunda her iki tarafı da suçlamak ya da eleştirmek bi çözüm getirmez, çünkü bakış açıları kolay kolay değişmez...

siz siyah olanı görürsünüz başkası beyaz olanı, bir başkası siyah içinde ki beyaz noktayı görürken, bir diğeri siyah noktayı farkeder sadece... ama en kötüsü bakıp ta görmemektir diye düşünüyorum...

san_
12-04-2008, 15:44
felsefe yapacaksak ayrı, ben düşüncelerimi ve endişelerimi yazdım.
sevgiyle kalın.

dilok
12-04-2008, 15:56
neden se cevabı önceden tahmin ettim... ama amacım felsefe yaparak konuyu dallandırmak değil... ama demek istediğim herkesin aynı bakış açısına sahip olmasını beklemek doğru değildir... Ben merkeziyetçi düşünce gelişimin değil tekliğin ve darlaşmanın ürünüdür...

madem farklı kültürler olarak iç içe yaşıyoruz öyleyse birbirimize karşı sorumluluklarımız olmalı...

onlarca kültürün olduğu anadolu da kültürel gelişim ancak kültürel faaliyetlerin ortaklaştırılması sağlanarak birbirine katkı sunması çerçevesinde ele alınmalı... aksi taktir de doğacak boşlukları elbette birileri dolduracaktır...

eleştirmek çok kolaydır... çünkü mükemmel olan hiç bir şey yoktur ve eksikliğin olduğu yerde eleştiri en meşru haktır...

ancak eleştiriler yapılırken daha faydalı olacak önerilerin gelişmesi gerekmektedir... alternatif yaratmadıkça sunulan eleştiriler temelsiz kalacaktır...

selamlar--saygılar...

san_
12-04-2008, 23:12
beni iyi takibetmemişsiniz sevgili dilok. genel anlamda nasıl düşündüğümü farketmemişsiniz. ya da size anlatamamışım. hata benim.
doğrudur;
"eleştiriler yapılırken daha faydalı olacak önerilerin gelişmesi gerekmektedir... alternatif yaratmadıkça sunulan eleştiriler temelsiz kalacaktır..."
her alternatif doğruya götürmeyebilir.Edited by: san_

emre gümüşdoğan
26-02-2011, 22:58
Dengbêjlik Geleneği Yazılı Kültüre Dönüştürüldü

Kürt Edebiyatı'nın sözlü geleneği olan 'dengbêjlik' yapılan çalışmalarla yazılı kültür eseri haline dönüştürüldü.

Kürt Edebiyatı'nın sözlü geleneği olan 'dengbêjlik' yapılan çalışmalarla yazılı kültür eseri haline dönüştürüldü. Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Turizm Daire Başkanlığı, dengbêjlik geleneğini koruma altına alan Dengbêj Antolojisi'nin ikinci cildini tamamladı. Bir yıl boyunca değişik illerde süren çalışma ile ilgili olarak konuşan Kültür ve Turizm Daire Başkanı Muharrem Cebe, antoloji çalışmasıyla yakın tarihe kadar sözlü bir gelenek olarak süren dengbêjliği yazılı bir kültür haline dönüştürdüklerini söyledi.

Dengbêj Evi kurararak Kürtlerin en önemli sözlü kültürünün taşıyıcısı olan dengbêjleri koruma altına alan Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Turizm Daire Başkanlığı, bu geleneği yazılı bir kültür haline getimek için çalışmalarını sürdürüyor. Bu geleneği hem şimdiki nesillerin iyi tanıması hem de denbêjlik geleneğinin tarihe kazandırılması için daha önce Dengbêj Antolojisi'nin birinci cildini hazırlayan Kültür ve Turizm Daire Başkanlığı şimdi de antolojinin ikinci cildini hazırladı. Bir yıl boyunca süren çalışma için Erzurum, Muş, Doğu Beyazıt, Ağrı gibi pek çok il gezilerek dengbêjlerle tek tek görüşüldü. Dengbêjlerle yapılan tüm görüşmeler aynı zamanda kamerayla kayıt altına alındı. İçinde 80 dengbêjin kısa özyaşam öyküsü ve kılamlarının yer aldığı Dengbêj Antolojisi 345 sayfadan oluşuyor. Büyük bir ilgi görmesi beklenen antoloji iki bin adet basıldı.

Dengbêjlik Geleneği Artık Yazılı Bir Kültür
Dengbêj Antolojisi'nin ikinci cildi, Dengbêj Evi'nde Kültür ve Turizm Daire Başkanı Muharrem Cebe, Belediye Meclis Üyesi İhsan Uğur, pekçok denbêj ve DİAY-DER üyesi din adamlarının katılımıyla basına tanıtıldı. Burada bir konuşma yapan Kültür ve Turizm Daire Başkanı Muharrem Cebe, dengbêjlik geleneğinin Kürt tarihi içinde çok önemli bir yere sahip olduğunu, bu çalışmayı ortaya koydukları için çok mutlu olduklarını söyledi. "İnsanlar Kürt kültüründen bahsettiği zaman ilk başta akla dengbêjlik geleneği geliyor. Dengbejlik; dedelerimizden babalarımızdan, büyükannelerimizden; saraylardan ve köşklerden bu yana süregelmiştir" diyen Cebe, bu geleneğin şimdi de Dengbêj Evi'nde sürdüğünü hatırlattı. Cebe, dengbêjliğin tarihten bu yana sözlü edebiyat olarak bugünlere geldiğini belirterek, "Ancak Dengbêj Antolojileri ile birlikte bu kültürü sözlü bir kültür olmaktan çıkararak, yazılı bir kültür haline dönüştürdük. Böylece bu geleneği geleceğe taşımış olduk" dedi. Dengbêj Antolojisi'nin üçüncü cildi için çalışmalara hemen başlayacaklarını kaydeden Cebe, dengbêjlik kültürü çalışmalarını derinleştireceklerini vurguladı.

Cihan Haber Ajansı