PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Barış İçin Yaşlılar Heyeti'nde çağrı


emre gümüşdoğan
21-09-2010, 12:21
BARIŞ İÇİN YAŞLILAR HEYETİ’NDEN ÇAĞRI:

“Barışı görmeden ölmek istemiyoruz”

Biz, bu ülkenin yaşlı insanları, gün gördük, günler gördük… 20. Yüzyılın en yıkıcı savaşlarına tanık olduk. İkinci Dünya Savaşına, Kore Savaşına, Vietnam Savaşına… Atom bombasına... Hiroşima’da, Nagazaki’de yüzbinlerce insanın saniyeler içinde yanıp kül olmasına...

İkinci Dünya Savaşı sonrasını, ülkelerin nasıl geliştiğini de gördük... Sanatın, bilimin yükselişini; refah devletini, sosyal devleti gördük. Dünya gözlerimizin önünde, deviniyor, dönüşüyor, değişiyordu… 1968 hareketi dünya gençliğini, bizi, hepimizi kuşatmış, kanatlandırmıştı. Barışın, adaletin, eşitliğin, özgürlüğün bayrağı gençlikti. Biz de gençtik, umut doluyduk, umudun ta kendisiydik. O yükselişin heyecanıyla çalışıyor, yaratıyor, üretiyorduk.
Yazık ki ardından, dış güçlerle bağlantılı darbe heveslileri umutlarımızı boşa çıkardı.

Biz, bu toprağın yaşlı insanları, günler gördük, acılar yaşadık!.. Savaş tanrıları yeniden kurban istemeye başladılar. Kentlerde kırlarda çatışmaların, ölümün kol gezdiği yıllar yaşadık. Kardeşi kardeşe kırdırdılar; katliamlar düzenlendi; binlerce ölü verdik, analar ağlar oldu. Derken, üzerimizden darbeler geçti. Gözaltına alındık, sorgulandık, işkenceden geçtik, cezaevlerinde, sürgünlerde yıllar geçirdik. Ama yüreğimizi karartmadık. Bu ülkeye, güzelim dünyamıza barışın, demokrasinin, adaletin, eşitliğin egemen olacağı günlere inancımızı yitirmedik. Çünkü hayatımızı, emeğimizi, bu amaca adamıştık.

Ama ne yazık ki bu ahir ömrümüzde, kendi ülkemizde yüreklerimiz kendi evlatlarımızın acısıyla yanıyor. Yakın tarihimizde Halepçe’de, gençliğimizde Hiroşima’da, saçları tutuşup kavrulan ölü kız çocuğuna ağıt yakarken, otuz yıldır kendi yavrularımıza ağıt yakar olduk.

Yazık ki, Türkiye, bölgede ve dünyada barış için büyük misyon üstlenmeye, dünyanın hatırı sayılır devletleri arasına girmeye ve Avrupa Birliği’ne katılmaya adayken, kendi ülkesinde akan kanı durdurmaktan aciz bir devlet durumuna düşürülüyor. Oysa ülkemiz artık dünyanın sayılı ekonomileri arasında yer almaya; demokrasimiz eskiye göre daha gelişkin bir düzeye yükselmeye; hukuksal yapımız insan hak ve özgürlüklerini anayasal güvencelere bağlamaya hiç bu kadar yaklaşmamıştı. Tüm bunların ışığında, sorunlarımızı çözecek güce ve cesarete de sahip olabilmeliyiz, diye düşünüyoruz.

Biz, Türkiye’nin yaşlı insanları; biz, yakın tarihin tanıkları ve özneleri, ömrümüz sona ermeden konuşmaya karar verdik. Barış sürecinin başlatılması için bir kez daha elimizi taşın altına koyuyoruz. Bu çıkmaz yoldan dönülmesi, silahların susması, Kürt sorununun diyalog yoluyla, müzakerelerle çözülmesi için yola çıkıyoruz.

Kimsenin, bu ülkenin evlatlarını birbirine kırdırmaya, gencecik çocuklarımızın acısıyla yüreklerimizi yakmaya; kaynaklarımızı kurutmaya; köylerimizi yakıp yıkmaya; insanlarımızı göçe ve yoksulluğa mahkum etmeye; yollarımıza mayınlı tuzaklar döşemeye; dağlarımızı, ormanlarımızı yakıp, o kadim topraklarımızı tahrip etmeye hakkı yoktur ve olmamalıdır!

Biz, bu ülkenin yaşlı insanları; eylemsizlik süresinin son tarihi olarak ilan edilen bugün, 20 Eylül 2010 günü, tüm tarafları koşulsuz, süresiz bir çatışmasızlık sürecini başlatmaya, sorunu diyalog yoluyla çözmek için silahları susturmaya, barış sürecini başlatmaya çağırıyoruz!

Oluşumunu başlattığımız, Barış İçin Yaşlılar Heyeti olarak; bu amaçla, Cumhurbaşkanına, Hükümete, iktidarda olsun muhalefette olsun tüm siyasal partilere, Meclise sesleniyoruz: Kürt sorununun çözümünden sizler sorumlusunuz. Çözüm için koşullar bugün her zamankinden daha hazırdır. Son günlerde yaşanan talihsiz olayları bahane ederek diyalog yolunu kapatmayın. Savaştan rant devşiren barış düşmanlarına pirim vermeyin. Barışın ipeği kozasında örülür...

Kürt siyasal Partileri ve oluşumlarına, sivil kuruluşlarına, kanaat önderlerine sesleniyoruz: Barış için gösterdiğiniz çabaları, aldığınız inisiyatifi kimsenin kırmasına izin vermeyin. Türkiye’de demokrasi, barış, kardeşlik, adalet, eşitlik sağlandığında üstlendiğiniz önemli role, halkımız ve tarih hak ettiği değeri verecektir.

Bizler, barış yolunun açılması için tüm kapıları çalacağız. Süreci adım adım izleyeceğiz. Üzerimize düşen düşmeyen her göreve hazırız, gönüllüyüz. Uğruna ömrümüzü harcadığımız, gelişmesine canla başla hizmet ettiğimiz, her birimizin kendi alanında katkılar yaptığı bu güzelim ülkemizde, barışın kalıcı olarak inşa edildiğini görmeden ölmek istemiyoruz.

İmzacılar :
Abdulilah Fırat
Aziz Kaya
Behlül Yavuz
Cemal Toptancı
Celalettin Yöyder
Çağatay Anadol
Ersin Salman
Gencay Gürsoy
Gülümser Koçak
Gündüz Mutluay
Hüseyin Ergün
İbrahim Aksın
İbrahim Betil
İlhan Alkan
Kazım Genç
Mete Tunçay
Mıgırdiç Margosyan
Mahmut Ortakaya
Mahmut Yeşil
Nurten Tuç
Oya Baydar
Özden Sönmez
Sarkis Seropyan
Selim Sırrı Feroğlu
Tarık Ziya Ekinci
Yüksel Selek
Emre Gümüşdoğan