PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Dil Denetmeni


emre gümüşdoğan
22-10-2005, 19:39
Dil jandarması...


Yazım ve anlatım yanlışlarının ele alınacağı,


Dilimizi, kurallarıyla okumaya, yazmaya teşvik eden,


Arı Türkçe kullanmayı özendiren bir başlık olsun istedim...


Fransızca'dan dilimize yerleşen jandarma sözcüğünü, gönlüm razı olmaya olmaya kullanmak durumunda kaldım.


Edebiyat ağırlıklı bir forumda, dilimizin arılaşması, kurallarıyla kullanılması konusunda uyarıya gerek var mı? bilmem.


Sitemize gönderilen bir şiirden iki dize:


"Nûş u nisyân edelim; ezâ-yı derd-i demi,
Dâhi ondan muhammer şiir-i muhteşemi... "


Benim yanıtım:


Dile isyan edelim, anlatmazsa meramı,
Dilin sucu yok ise, nedir bunun anlamı.


İşle yücelt dilini, oyar gibi mermeri,
En güzel şiirler, dilin senden özlemi.


Yabancı sözcüklere, boğdurulursa dilim,
Yavaş yavaş kaybolur, sonunda kimliğim.


Rahmetle an, Karamanoğlu Mehmet Bey'i,
Oki ilk sahip çıkan, savunandı Türkçe'yi.





Dilimize sahip çıkalım...Edited by: emre

evin okçuoğlu
22-10-2005, 20:36
ne güzel düşünülmüş...


evet dilimizi güzel kullanalım özlü kullanalım.


yanlışları düzeltip doğruları çoğaltalım.


jandarma demesek de ne desek düşünelim..

AYKIZI
25-10-2005, 22:56
Jandarma yerine:


Dil Koru(yu)cusu


Nasıl? smileys/smiley2.gif

emre gümüşdoğan
25-10-2005, 23:23
Sevdim bu öneriyi...


Başlığın adını Dil Korucusu olarak değiştiriyorum...

yarasa
26-10-2005, 14:00
Önce jandarmaydı, sonra korucu oldu... (Ürkütücü ve rahatsız edici)


Yakında polis, zabıta, özel timde olur mu acaba?


Resmi sıfatlar dışında bir unvan bulunamaz mı?


Dil savunucusu gibi, dil denetimcisi gibi...Edited by: yarasa

yarasa
26-10-2005, 14:04
Bir de...


Nisyan:Unutmak


İsyan: Başkaldırı

evin okçuoğlu
04-11-2005, 11:41
KISALTMALAR


KISALTMALARI LÜTFEN İNGİLİZCE OKUMAYINIZ.


SİENBİSİE


SİENEN


BİBİSİ


EYCESBİSİ


DEMEYİNİZ


AKEPE DEYİNİZ AKPARTİ DEMEYİNİZ ÖYLE BİR PARTİ YOK ÇÜNKÜ

yarasa
04-11-2005, 12:33
"Dil korucusu", nihayet "Dil denetçisi" olmuş. Güzel de olmuş. Korucular, Türkiye'de şimdiye kadar neyi korudular ki, biz burada aynı adla dili koruyabilelim?


Ancak, dil yanlışlarını denetleme iddiasıyla açılan bu forumun adı yanlış yazılmış en baştan;


"Dil denetcisi" değil, "Dil denetçisi" olmalı.

emre gümüşdoğan
04-11-2005, 12:35
smileys/smiley4.gif


Altı üstü bir nokta, bu kadar büyütülür mü?smileys/smiley4.gif

yarasa
04-11-2005, 12:45
O "altı üstü bir nokta"lardır bu topiği açtıran...


Ve o noktalardır ki, dilimizi katleden...


Ve yine o noktalardır ki; yanlış anlaşılmalara yol açıp, insanlar arasında tartışmalar, kavgalar yaratan...

evin okçuoğlu
04-11-2005, 14:24
dil bilimciler bir takı buldular


-man


yazMAN


sayMAN


denetMEN neden olmasın


dil denetmeni


denetçi de olur da ne bileyim


gözcü, dahiliyeci, denetlemeci, tamam da denet-çi kök tam oturmuyo


denet kökü sözlükte ne demek baktınız mı?

Esra Güzelipek
05-11-2005, 20:41
Dil Annesi de olabilir, görevi dili korumakmadem... smileys/smiley1.gif

emre gümüşdoğan
05-11-2005, 20:49
eeee yeter... smileys/smiley4.gif


Kırk kez değiştim adını....smileys/smiley7.gif

Perihan Baykal
05-11-2005, 20:58
Dil babası, dil atası, dil sevdalısı, dil belalısı, dil badigard'ı gibi adları önerebilirim. Bi düşünün derim.


smileys/smiley18.gif

emre gümüşdoğan
05-11-2005, 21:14
Bayramlık ağzım baklava yemekle meşgul.smileys/smiley4.gif

ışıkçam
08-11-2005, 22:20
TEPKİ Mİ YANKI MI
Bugünlerde hangi tv kanalını açsam, hangi gazeteye baksam, TEPKİ sözcüğünün yanlış kullanımı çarpıyor kulağıma, gözüme....
Bu yanlışları yapanlar, salt iki kasetle ünlenen kişiler,mankenden bozma sunucular,ya dafutbolcudan bozma spor yazarları olsa gam yemeyeceğim... Ama koca koca yazarlar, değer verdiğim sanatçılar da aynı hatayı yapınca sinirlerim ayağa kalkıyor. Salt bu kadar da değil, daha önce bu sözcüğü yanlış kullanan kızımı da bu konuda uyarmış, doğruyu anlatmıştım. Şimdi, kızım da "Baba, doğruyu bir sen mi biliyorsun, bu koca koca sanatçılar, yazarlar da mı yanlış yapıyorlar sence?" demez mi?....
"tepki" sözcüğü olumsuzluk içerir... Çok satan bir kitabın, beğenilen bir müzik albümünün (Bu sözcüğü de sevmiyorum ya, bana eski aile resimlerinin bulunduğu cepli defterleri anımsatıyor.)ya da tiyatro yapıtının olumlu tepkiler alması olası değil... Olsa olsa OLUMLU YANKILAR, güzel yankılaralmıştır.... O..L..U..M..L..U.....Y..A..N...K...I...
TEPKİ değil........ Tepki eski dilde aksülamelin, Batı dillerinde reaksiyonun karşılığıdır. Reaksiyon gören bir sanat yapıtı başarılı sayılabilir mi?........
Sözgelimi, "Orhan Pamuk'un son yapıtı, siyasaletkilenmelerden dolayı tepkiyle karşılandı." diyebiliriz. Ya da "Orhan Pamuk'un son yapıtı üzerineBatı basınında olumlu yankılar çıktı." diyebiliriz.. Şimdi tutar da "Orhan Pamuk'un son yapıtı olumlu tepki topladı." dersek ne olur?
Bu konuda yanlış örnekleri burada sahibinin adıyla sergileyelim....Edited by: ışıkçam

evin okçuoğlu
08-11-2005, 22:55
Bence, övüldü, olumlulandıya dayerildi eleştirildi deswek daha iyi ışıkçam.smileys/smiley9.gif


olumlu yankı alınmaz yankı duyulur çünkü...yankı ilk sesin aynısıdır.


olumlu karşılanır denebilir gibi görünüyor bana...


eserin basında olumlu eleştirileri çıkar desek de olabilir


eser olumlulanır


basında olumlu karşılanır... gibi...


Türkçemizin olanakları çok sanırım.


düşüne düşüne denetmen'e de böyle ulaştıktı... sevgilerle

ışıkçam
09-11-2005, 22:57
Bence, övüldü, olumlulandıya dayerildi eleştirildi deswek daha iyi ışıkçam.smileys/smiley9.gif


olumlu yankı alınmaz yankı duyulur çünkü...yankı ilk sesin aynısıdır.


olumlu karşılanır denebilir gibi görünüyor bana...


eserin basında olumlu eleştirileri çıkar desek de olabilir


eser olumlulanır


basında olumlu karşılanır... gibi...


Türkçemizin olanakları çok sanırım.


düşüne düşüne denetmen'e de böyle ulaştıktı... sevgilerle








Elbette önerilerin daha uygun... Ben tepkiye tepkimi vurgularken bire bir çeviri hatası yaptım galiba.....


Bu "tepki" üzerinde bir de anekdot anlatayım...


Dilde özleşme hareketine karşı çıkanlardan biri olan PRof.Dr. Ali Fuat Başgil, ellili yıllarda bir gazeteye şunu yazıyordu:


"Bu kadar uyduruk söz mü olur. Neymiş aksülamele, reaksiyona karşı "tepki" .. Ne adi sözcük bana eşşek tepmesinden başka bir şey hatırlatmıyor..."


Aradan yıllar geçer... Yetmişli yılların başında yaşlanıp emekliye ayrıldığı bir dönemde bir gazeteci söyleşi yapmak için Yeşilköy'deki köşküne gider. Görüşme sırasında Üstat'ın hâli, keyfi sorulur... O da şu yanıtı verir:


"Keyfim çok iyi ama bir de köşkün tepesinden geçen tepkili uçakların gürültüsü olmasa.."


Eeee atalarımız büyük lokma yut, büyük lâf etme diye boş yere söylememiş...

muki
10-11-2005, 16:54
Ben bir de sunu anlamiyorum. Turkcemiz de karsiligi olan bir kelimenin ozellikle yabanci dilde yazilmasi ve soylenmesi. Mesela; anekdot, ajitasyon





Bizler bunu yapiyoruz, o zaman dukkanlara, asevlerine ve benzerlerineverilen yabanci isimlere sasmayalim. (Gerci bunu ben de yapiyorum ya, hehe)

Perihan Baykal
10-11-2005, 17:33
Evet... Recaizade Mahmut Ekrem de zamanında Fransız dili ve adetlerinihicvetmek için bir roman yazmış ama kitap diyalogların dışında da baştan sona Fransızca sözcük dolu.smileys/smiley36.gif


Bilirsiniz, "Araba Sevdası".

Nuray Çınar
09-12-2005, 21:17
* Sözcük Ölümü *


Her dilin sözvarlığını oluşturan sözcüklerden büyük bir bölümünün zamanla,dil içi ve dil dışı çeşitli etkenlerle yitirildiği,unutulduğu görülür.Ne var ki,bu unutulan ölen sözcükler lehçe ve ağızlarda ,daha uzun bir süre yaşamlarını sürdürür.Bu nedenle yazı dili,ortak dille, lehçe ve ağızlar arasında ,söz dağarcığı açısından her zaman ayrımlar bulunur.


Dilde sözcük ölümü adı verilen bu olayın bizce en başta gelen nedeni,dolayısıyla sözcük ölümünün en sık rastlanantürü,sözcüğün gösterdiği nesnenin ,toplumun ve bireyin yaşamında artık yeri kalmaması,tanınmaz olmasıdır.Her toplumda kimi araç ve gereçlerin


,giysilerin,sanların,yönetime ilişkin kavramların,geleneklerin unutulması,bunlara bağlı olarak sözcüklerin yitirilmesine yol açmıştır.


XIX yüzyılın tanınmış dilcilerinden A.Darmesteter'ın(la vie des mots etudieedans leurs significations 18.bask.1932 paris s/75) gösterdikleri şeyler; tarihsel nedenlerle ortadan kalkan sözcüklerin yitirildiklerini söylemekte,ortaçağa ait silah,araç,sikke gibi şeylerle,çeşitli toplumsal kurumlarailişkin sözcüklerin ortaçağla birlikte kaybolduğunubelirtmektedir.Başka yazarlarında değindikleri bu durumun örneklerine Türklerin yaşamından,Osmanlı çağının değişik kavram ve kurumlarından pek çok örnek gösterilebilir.


Yazı yazan insan bir süre bu iş için tüy kullanmış,daha sonraları yazı kalemi,kurşun kalem,dolmakalem,tükenmez kalem gibi kalem çeşitleri ve yeni kavramlar belirmiştir.


Yaşam koşulları değişen toplumların,örneğin bir başka ülkeye göçen,göçebelikten yerleşik yaşama,tarımcılıktan ,endüstriye,kır yaşamından denizciliğe geçen toplumların dilinde bu yeni yaşamla ilgili kavramlar yerleşmekte,eskileri unutulmaktadır


Toplum yaşamındaki siyasal değişmeler de bu arada sayılmalıdır.


...................


Türkçe gibi ,yabancı dillerin güçlü etkisinde kalmış dillerde


çekirdek sözcüklerde de -yabancıların yeğlenmesi nedeniyle-unutulma ve sözcük ölümlerine rastlanmaktadır.


alıntı/Her yönüyle dil 3.cilt Prof.Dr Doğan Aksan s:24-25-26

Nuray Çınar
18-12-2005, 18:15
YAZIM


Yazım,bir dilin sözcüklerinin doğru olarak yazıya geçirilmesini sağlayan ortak yazma biçimidir.Dilin yazıya aktarılmasında,yeryüzünde ,başlıca iki yazım türüne rastlanılır:GELENEKSEL YAZIM VE SESÇİL YAZIM.Bunların ikisi arasında yer alan,kimi nitelikleriyle birine ya da ötekine yaklaşan yazımlar da vardır.


Kökene biçime dayanan geleneksel yazımda,harfin sesi karşılaması ilkesi yoktur;sözcüklerin zamanla değişmesine karşın,yüzyıllar öncesindeki yazım biçimleri sürdürülür


Sesçil yazımda,dildeki seslerin karşılığı olan harflerin seçilmesi,her sese bir harfin ayrılması söz konusudur.1928'de yasayla saptanan yeni türk abecesi,okuma yazmayı kolaylaştıran,öğrenme ve öğretme kolaylığı getiren böyle bir yazımın temeli oluşmuştur.Türkçenin yazımı bu gün SESÇİL YAZIMdır.Türkçenin ses dizgesine ve niteliklerine de çok iyi uyan ve gereksinmeleri karşılayan yeni yazı,Türkçe sözcüklerin yazımında pek az sorun doğurmuştur.


Yazım sorunlarımızın en büyük bölümü,yabancı kökenli sözcüklerden gelmiştir.Dilin günden güne arılaşması,Türkçeden türetilen sözcüklerin durmadan artarak benimsenip yerleşmesi,yazım ilkelerinin sağlıklı bir biçimde saptanıp uygulanması,bu sorunları giderek azaltacaktır.


Yazım ilke ve kuralları,sürekli bir değişme ve gelişme içinde bulunan


dili izlemeli;yazım birliğinin sağlanmasına yararlı olmalı,uygulama kolaylığı getirmelidir.Ancak,yazım birliğinin sağlanmasının en önemli koşulu,dile saygı ve özen göstermek her yerde ,her zaman yazım kurallarına umaktır.


Kaynak/TDK-Yazım Kılavuzu


Edited by: nuray

evin okçuoğlu
18-12-2005, 20:34
Ben de bazı klavyeli yazımla ilgili kuraldan söz edeyim.



* tırnak işaretleri arası yazdıklarımız ya ünlem(!) ya (,) virgül ya da soru işaretiyle bitirip tırnağı kapatıyoruz. Nokta ile bitmesi demek tırnak dışında dedi - dediler gibi bir tamamlama kısmı yok demektir. örnek:


"Akşam gecikecek misin?" dedi.
"Evde herkes seni bekliyor," dedi.
Birden Ali'nin sesi duyuldu: "Arkadaşlar kapı çalınıyor."


* Her türlü noktalama işareti biten kelimeye bitişik olacak. Bir ara boşluğundan sonra diğer kelime yazılacak. örnek:


Kapılar açılınca, bütün ziyaretçiler odaya girdi. Ali de oradaydı.

Süleyman Güner
30-12-2005, 09:59
Sözlük okumanın öneminden bahsetmek istiyorum. Okumamaktan kaynaklanan günlük konuşma dilimizin bile kısırlaştığı günümüzde, güzel Türkçemizi işlek haline getirmenin ve dağarcığımızı zenginleştirmenin basit, güzel bir yolu var:


1-Türk Dil Kurumu Dağarcığınıza Her Gün İki Söz
E-POSTANI BİLDİR HER GÜN İKİ KELİME ADRESİNE GELSİN</A>
Türk Dil Kurumu, elektronik posta adresini bildiren herkese günde iki kelimeyi, anlamı ile birlikte ücretsiz olarak gönderiyor.

Aralarında gazeteciden yazara, öğrenciden polise her meslekten 25.000'i aşkınkişiye iki sözcük e-posta yoluyla gönderiliyor. Talep her geçen gün artıyor. Son yıllarda özellikle gençlerin kullandığı kelime sayısının azalmasını göz önünde bulundurarak alternatif çalışmalar üreten TDK, gençlerin İnternet'e olan ilgilerini değerlendirdi.
Kurum, ‘www.tdk.org.tr’ adresinden '<INS cite=mailto:ŞÜKRÜ%20HALUK%20AKALIN dateTime=2004-07-21T23:36>Dağarcığınıza Her Gün İki Söz (bilgi@tdk.org.tr?subject=Her%20Gün%20İki%20Söz %20Almak%20İstiyorum)</INS>' yazısına tıklayıp, elektronik posta adresini bırakan herkese anlamları ile birlikte her gün iki sözcük göndermeye başladı. TDK Sözlük Kolu uzmanları tarafından seçilen kelimelerin günün tarih ve önemiyle ilgili olmasına dikkat ediliyor. Örneğin cemrenin düşmesi ile birlikte e-postalara ‘cemre’, 29 Ekim’de ‘cumhuriyet’, Kurban Bayramı’nda ‘kurban’ sözü ile ilgili açıklayıcı bilgiler sunuluyor. Kelimelerin anlamlarının yanında gönderilen sözcüğün içinde geçtiği atasözleri ve deyimlere de yer veriliyor. Ayrıca, türü, söylenişi, vurgusu, yabancı kökenli ise Türkçeye hangi dilden geçtiği konularında bilgi veriliyor. Yabancı kelimelere bulunan Türkçe karşılıklar da e-posta sahiplerine bildiriliyor. TDK Başkanı Prof. Dr. Şükrü Halûk Akalın, halkın Türkçenin zengin söz varlığından yeteri kadar faydalanmadığını söylüyor. “Çok kısıtlı sayıda sözcük bilgimiz var.” eleştirisini yapan Akalın, Türk Dil Kurumu olarak amaçları doğrultusunda, teknolojiyi de kullanarak bu durumun önüne geçmek istediklerini belirtiyor. “Amacımız kişilerin söz varlığını geliştirmek ve Türkçenin zengin söz varlığından faydalanmalarını sağlamak.” ifadelerini kullanan TDK Başkanı Şükrü Halûk Akalın, e-posta adreslerini bırakanların sayısının her geçen gün arttığını kaydediyor.


2-Türk Dil Kurumu Elektronik Posta Hizmeti


Türkçe Sözlük'ten anlamını öğrenmek istediğiniz sözleri ve Türkçe karşılığını öğrenmek istediğiniz yabancı sözleri Bilgi Edinme Hakkı bölümündeki etkileşimli belgeyi kullanarak bildirebilirsiniz.


Adı, soyadı, adres ve telefon numarası açık olarak belirtilmeyen ve "İstenilen Bilgiler ve Belgeler" bölümü anlaşılır olmayan başvurular, Bilgi Edinme Hakkı Yasası gereğince değerlendirilemeyecektir. [/B]

evin okçuoğlu
30-12-2005, 11:58
TDK ATATÜRK MİRASI İDİ FAKAT 12 EYLÜL SONRASI YAPILAN BİR MANEVRAYLA BUNA SON VERİLDİ...


YERİNE KURULAN DİL DERNEĞİNDE DEĞERLİ DİL BİLİM VE EDEBİYATÇILAR ÇALIŞMALARA DEVAM EDİYORLAR


İŞTE DERNEK LİNKİ:


http://www.dildernegi.org.tr/Edited by: evin

Süleyman Güner
30-12-2005, 12:02
Bir de şu linki eklemek arkadaşlarımız için iyi olacaktır:


http://www.imlakilavuzu.8m.com/

Perihan Baykal
30-12-2005, 12:04
Arkadaşlar, harikasınız. Teşekkürler...

RoryGilmore
12-01-2006, 06:19
dil derneğinin sitesinde "dil devrimi kaynakçası" adlı yararlısayfanın altında şu dipnot bulunuyor:


"*Bu kaynakçada, Dil Devrimi’ne karşı olan, devrimi yadsıyan kimi yapıtlar da yer almaktadır."


çok hoşuma gitti.

evin okçuoğlu
02-02-2006, 09:52
İstanbullu yazarken yukarıdan tırnakla ayırılmayacak arkadaşlaaaaaaaaaaaarrr


şehir isimleri ardında ya da ülke isimleri ardındaki -li -lı ekleri ayrılmadan yazılacak.


çoğul takısı çokluk bildiren sözlerin ardındaki isimlerde gerekmiyor. bu dil Türkçe İngilizce değil.


bir sürü kitap okudum denecek


bir sürü kitaplar değil...


hala kar gibi kelimeler çift anlam taşıdıkları için şapkalı ve şapkasız yazılma söz konusudur. diğer şapkaları atmış bulunuyoruz. klavyede eğer yoksaekle= insert KISMINDAN SEMBOLLERDEN OLUŞTURUP BİR KISA YOL TUŞU BELİRLİYORSUNUZ.

Nurol Banabak
02-02-2006, 15:18
uuuyyyyy diline sağılk ögretmenim...


sık sık atlarım ben de buraları bre.

evin okçuoğlu
02-02-2006, 20:59
Yabancı dille eğitime karşıyım.


yabancı dil burada İngilizce oluyor.


Bilim dili herkesin anadili olmalıdır.


Banka isimlerinde bile Türkçe kısaltmasını değil de İngilizcesini söylüyorlar ben buna çok kızıyorum


eycesbisi HBBC hebebece olacak


sienbisie CNBCE cenebece e olacak


Hatta Değerli dilbilimci Ömer Demircan der ki,


yabancı sözcüklere takı eklerken Türkçe okunduğu gibi olana uyan takı eklenmelidir. Kimse Yabancıdil okunuş bilmek zorunda değil...


yani George'nin denecek George'un değil (corc) diye de okunuşu yazılacak der


yazım kuralı böyle


büyükler küçüklere örnek olsun...


doğru konuşsunsmileys/smiley11.gif

denizmavi
02-02-2006, 23:15
Ben bir de sunu anlamiyorum. Turkcemiz de karsiligi olan bir kelimenin ozellikle yabanci dilde yazilmasi ve soylenmesi. Mesela; anekdot, ajitasyon





Bizler bunu yapiyoruz, o zaman dukkanlara, asevlerine ve benzerlerineverilen yabanci isimlere sasmayalim. (Gerci bunu ben de yapiyorum ya, hehe)





Çok haklsınız. Hepimiz yapıyoruz bunu. Çok duyduğumuzdan mı acaba?


Bir de şunu söylemek istiyorum. TDK sitesinde anektod, poetika kelimelerini aradım ama bulamadım. ajitasyon (çırpıntı, kışkırtma)kelimesini buldum.


poetika (İng. poetic) şiirsel, anektod (ing. anecdote) kısa öykü, fıkra, anektod olarak açıklama var. Üstelik poetic olarak var. yani poetika diye biz yeni bir kelime türetmişiz.


Niye şiirsel yerine poetika ve niye kısa öykü yerine anektod?


Şiirsel deyince daha az vurgu, daha az ses mi alıyoruz? Yoksa bizler de geleneğe ayak uydurup daha bilgili olduğumuzu belgelemeye mi çalışıyoruz? Ya da illa anlaşılmaz mı olmak zorundayız? Üstelik de okunduğu gibi yazıyor ve okuyucuya"türkçe kelimelerden biri de anlamını bilmiyorum (mu)" düşüncesi uyandırıyoruz. smileys/smiley5.gif

esra saygı
02-02-2006, 23:25
http://dosya.hurriyetim.com.tr/harflerimiz/



<TABLE cellSpacing=10 cellPadding=1 width="100%" align=center><T><T>
<T>
<TR>
<TD vAlign=top ="hurtext">Türkçe alfabeye sahip çıkalım


<DIV align=center>
Tüketicinin bilinçsizliği ve devletin duyarsızlığı yüzünden Türkçe büyük bir tehdit altında. Teknolojik donanım ve yazılım üreticileri ne tüketiciden ne devletten talep olunca, ek yatırım yapıp ürünlerine Türkçe desteği koymuyorlar. Cep bilgisayarlarının klavyelerinde Türkçe karakter bulunmuyor, yazılımlarda kullanılan standartlar birbirini tutmuyor.

Sonuçta bir cep telefonunda yazılıp gönderilen mesaj diğer cep telefonunda okunmaz oluyor. Bir bilgisayardan gönderilen e.posta mesajı diğer bilgisayarın ekranına Türkçe karakterleri bozulmuş olarak gidiyor. İnsanlar bu başı bozukluğa tepki göstermek yerine işin kolayına kaçıp kendilerinde pratik çözümler üretiyor. Yeni nesil Türkçe karakterlerin yerine aksak karşılıklarını, örneğin "ı" yerine "i", "ğ" yerine "g", "ş" yerine "s" kullanmak gibi bir alışkanlık edinmeye başladı.

Türkçemize ve Türkçeye özgü milli değerimiz alfabemize sahip çıkalım.

</TD></TR>
<TR>
<TD vAlign=top ="hurtext">
<TABLE borderColor=#efefef cellSpacing=0 borderColorDark=#ffffff cellPadding=0 width="100%" borderColorLight=#d7d7d7 border=1><T><T>
<T>
<TR>
<TD style="PADDING-BOTTOM: 5px; PADDING-TOP: 5px" align=middle ="hurtext">ORTAK BİLDİRİ FORMU</TD></TR>
<TR>
<TD style="PADDING-LEFT: 5px; PADDING-BOTTOM: 5px; PADDING-TOP: 5px" background=images/bildiri_back.jpg ="hurtext">


Aşağıdaki formu doldurup göndererek devletin bir köşeye attığı harf devrimine sahip çıkabilirsiniz.



Bu kısımda bir form var ilgili arkadaşlar yukarıdaki linki tıklayabilirler
Kampanyaya şu ana kadar 142843 kişi katılmıştır.
</TD></TR></T></T></T></TABLE></></TD></TR></T></T></T></TABLE>Edited by: Esra Çallıoğlu

Nuray Çınar
07-02-2006, 02:42
Harf devrimi tehlikede
Yurtsan Atakan - 15.12.2002 14:12

Tüketicinin Abisi Erkan Çelebi'nin köşesinde bu hafta başında yayınlanan Yeliz Küçük imzalı ''Türk harflerine teknoloji tehdidi'' başlıklı yazının başına gelenlere bakınca, bu konu lanetli galiba diye düşünmeye başladım.

Konuyu birkaç hafta önce 24 Kasım pazar günü yayınlanan yazımla gündeme getirmiştim. Erkan Çelebi'nin köşesinde yayınlanan ve ayrıntılara inen ikinci yazı, konunun gündeme iyice girmesini sağladı. Sağladı sağlamasına ya, yazıda yakınılan yazılım ve işletim sistemleri, kendilerini eleştiren yazıya yapmadıklarını bırakmadılar.

Erkan Çelebi, Yeliz Küçük'ten gelen yazının üzerinden geçip, gerekli düzeltmeleri yaptıktan sonra klavyesindeki ilgili tuşa basıp yazıyı yayınlanmak üzere sayfa düzeninin yapılacağı bilgisayara gönderdi. Bayram haftası olduğu için yazının yayınlanacağı sayfa birkaç gün sonra yapılacaktı. Tüketicinin Erkan Abisi bayram ertesi tatilden dönüp, o gün basılan gazeteyi eline alınca gözlerine inanamadı. Sayfadaki haber, üzerinden geçip düzelettiği yazı değil, yazının ham hali olan taslağıydı. Yazının anafikri değişmemişti ve verilen bilgiler tek bir istisna hariç tamamıyla doğruydu ama haberin bazı unsurları eksik kalmış, konuyla ilgili çok önemli iki bilgi kutusu uçmuştu.

Bilgiişlem servisinden geldiler, baktılar, incelediler, olayın sırrını çözemediler. Yazının yayınlanmayan son hali sistemde, olması gereken yerde, masum masum duruyordu. Yazının ilk, taslak hali nasıl olmuştu da sayfaya girmişti, anlaşılamadı.

Bu Türkçe karakter sorununa çok önem verdiğim için Erkan Çelebi'ye ''Boşver,'' dedim, ''yazının basılmayan kutularını ve eksik kalan unsurunu haftasonu ben kullanırım. Sen yazının son halini sistemden bana geç yeter''.

''Tamam'', dedi, ''geçiyorum''... Biraz önce yazımı yazmak üzere bilgisayarımın başına geçtim ve Erkan Abi'nin gönderdiği yazıyı açtım. Ne görsem beğenirsiniz? Yok, yazının gazeteye yanlışlıkla girmiş düzeltilmemiş, taslak hali değil, basılmamış son hali ekranımdaydı. Ama yazıdaki tüm Türkçe karakterler uçmuş, yerlerinde garip işuaretler şşzkmşzşutşz. Umarşzm bu lanet sşrmez de, sizler bu yazşzyşz doş*ru dşzgşn okuyabilirsiniz.

Gavur icadı bilgisayar programının azizliğine uğrayan kutuların aslını bu sayfada bulacaksınız, yazının içinden sırra kadem basan bir paragrafın aslı ise şöyleydi:

''Türkiye'yi büyük pazar olarak görmeyen dünyanın önde gelen teknoloji devleri, Latin-1 karaktern kodları arasında yer almadığı için ürünlerin yazılım ve donanımlarına Türkçe karakter seti koyma gereği duymuyor. Oysa, İngilizce, Almanca, Fransızca'nın yanı sıra, İzlandaca bile Latin-1 karakter kodları içinde yer alıyor.''

İzlanda kadar olamadık
1983 ile 1987 yılları arasında yapılan çalışmalar sonucunda Bilgi teknolojilerinde yaygın olarak Latin-1 karakter kodlarının kullanılması kararı alındı. Bu karar, Latin 5 kodlarını içeren Türkçe karakterlerin, standart olarak kabul edilen Latin- 1 kodunda yer almamasına neden oldu. Oysa, nüfusu Türkiye'nin küçük bir ili kadar olmasına karşın, İzlanda bile kendi karakter kodlarını Latin-1 alfabesine koydurmayı başardı. Aynı başarıyı 70 milyonluk Türkiye'nin gösterememesi, bilgi teknolojisinde yaşanan karakter kodları birleşmesine Türkçe'nin dahil olmasını engelledi.

evin okçuoğlu
07-02-2006, 12:10
merak ediyorum... Dil Derneği Yazım kılavuzu ve Çağdaş Türk Dili dergisi ile ilgili duyurumdan sonra ilgilenip alan ya dasürdürümcü (abone)olan var mı? Eleştiririz de kendimiz bile kullanırız yabancı sözcükleri, kendimizi değiştirmek mi başkalarını değiştirmek mi kolay? Edited by: evin okçuoğlu

Perihan Baykal
07-02-2006, 12:22
Şunu söyleyebilirim. Pratik öneriler ve uyarılarçok yararlı olabiliyor. Evin'in bu sayfada yaptığı gibi.


Şu iki link benim sürekli elimin altında.


http://www.tdk.gov.tr/


http://www.imlakilavuzu.8m.com/

evin okçuoğlu
24-02-2006, 22:52
soru takılarını kelimeden ayrı yazıyoruz.


yazacak mısın?


görecek misin?


aldın mı?


gibi...

evin okçuoğlu
26-02-2006, 12:40
DEĞİN ve DEĞGİN arasındaki farkı anlatmak istedim. Yanlış kullanımları önlemek için...


DEĞGİN: Bir şeyle ilgili, bir şeye ilişkin anlamında (Dair)





DEĞİN: Bir işin sona erdiği zamanı gösteren ilgeç (Kadar)


Birisi de cümle içinde kullansın artıksmileys/smiley36.gifEdited by: evin okçuoğlu

evin okçuoğlu
12-03-2006, 21:11
yaygın bir yanlış:


çekipte


yazıpta


bozupta


burada iki yanlış vaaaaaarrrrrrrrr


birincisi de takısı ayrı olmalı


ve de da şeklinde yazılmalı


yaniiiiiiiiiiiiiiii


çekip de, yazıp da, bozup da





bir deeeeee" yalnış" değil "yanlış" YANILmaktan


YALINdan da "yalnız" diyoruuuuuuuuzzzzzzzzz

evin okçuoğlu
12-03-2006, 22:11
arkadaşlar


tabii iki "i" ile yazılıyor


bir de bağımlı anlamında bir kelime var ilk hecesi uzun söyleniyor


o da tâbi olmak diye geçer ama şapkasından emin değilim...

unabomber
13-03-2006, 00:07
ışıkçam'ın bu saptamasına katılmıyorum..yani "tepki" konusunda...dilimize batı dillerinden geçen "reaksiyon" sözcüğünün karşılığı yok..bence "geribildirim" fena değil ama halkımız bu tür tdk kokuşlu sözcükleri pek tutmuyor...onun dil zekası tepki sözcüğüne "reaksiyon" biçiminde bir yan anlam daha ekliyor..bence artık yerleşti, dolayısıyla "tepki" yalnızca olumsuz durumlarda kullanılırı artık bir kenara bırakalım..hatta "birtakım olumsuz gelişmeler gözleniyor"daki gelişme sözcüğü de böyle..

unabomber
13-03-2006, 00:18
başlıkla ilgili de bir eleştirim var...dil komiserliği, dil bekçiliği doğru bir tutum değil. dile karşı ideolojik bir tutum da doğru değil bence. (dil ve ideoloji ilişkisini çok önemli görsem de bu çalakalem "solcular öztürkçe kullanır" kolaycılığı ile geçiştirilmeyi hak etmeyen bir mesele) bence "dilim dilim" iyi bir başlık olabilirdi...:)) sevgiyle

evin okçuoğlu
13-03-2006, 21:53
Ben de bazı klavyeli yazımla ilgili kuraldan söz edeyim.



* tırnak işaretleri arası yazdıklarımız ya ünlem(!) ya (,) virgül ya da soru işaretiyle bitirip tırnağı kapatıyoruz. Nokta ile bitmesi demek tırnak dışında dedi - dediler gibi bir tamamlama kısmı yok demektir. örnek:


"Akşam gecikecek misin?" dedi.
"Evde herkes seni bekliyor," dedi.
Birden Ali'nin sesi duyuldu: "Arkadaşlar kapı çalınıyor."


* Her türlü noktalama işareti biten kelimeye bitişik olacak. Bir ara boşluğundan sonra diğer kelime yazılacak. örnek:


Kapılar açılınca, bütün ziyaretçiler odaya girdi. Ali de oradaydı.

unabomber
13-03-2006, 22:07
evin hanım, özür dilerim ama bu doğru değil. tırnak içinde bir cümle aktarıyorsak onun kendisine ait noktalama işaretini (nokta, soru işareti ya da ünlem) koyup tırnağı öyle kapatıyoruz. yüklem tırnaktan sonra olsa da olmasa da. Tırnak içindeki bir cümlenin sonuna virgül koymak çok alışılageldik bir noktalama değildir ama ben pek severim. Sadece özel durumlarda kullanılır.


Örnek:


"Aslına bakarsanız," dedi, "bunu ben de düşünmedim değil."


Ayrıca, yazınızın girişindeki


Ben de bazı klavyeli yazımla ilgili kuraldan söz edeyim.



ifadesinde bir tuhaflık var, sanırım doğrusu "klavyeli yazımla ilgili bazı kurallardan söz edeyim." olmalıdır.


Umarım, kızdırmıyorumdur sizi..sevgi saygı...Edited by: unabomber

evin okçuoğlu
14-03-2006, 10:37
benim dediğimin aynısını söylüyorsunuz.


ben de işaret tırnak içinde olur diyorum. ama word ile yazın bakalım ne olacak. tırnak içine eğer nokta koyarsanız tırnaktan sonraki ilk harfi büyük harfe dönüştürüyor. o halde bitmemiş cümle ise, yani "dedi" diye bitirilecekse mutlaka nokta koymamak virgül yazmak gerekiyor.


klavyeli yazımla ilgili bazı kurallardan demedim çünkü bunun dışındaki kurallar zaten yazım kuralıdır. klavyeli ortama özgü değildir.


kızmamaya çalışıyorum


selam saygı benden

evin okçuoğlu
15-03-2006, 19:33
Açılımı Adalaet ve Kalkınma Partisi olan partiye AKP demek doğru, Ak Parti demek yanlıştır. Ak Parti diye bir parti yoktur.


AKEPE diye okunan bir kısaltması olan parti vardır.

unabomber
15-03-2006, 19:44
yaptım..tırnaktan sonraki harf büyük harfe dönüşmedi:)) seçeneklerden ayarlayabiliyorsunuz...kaldı ki öyle olsaydı bile bilgisayara bağlı bir yazım, yani ayrı bir yazım geliştirmenin yol açabileceği felaketleri düşünemiyorum bile...zaten yeterince karışık...savunma refleksiyle davranmışsınız ama "bazı klavyeli yazımla ilgili kural"dan söz ediyorsak ortada tek kural olması gerekmez mi? ""bazı" sıfatı "klavyeli yazım"a aitse en azından birkaç tür "klavyeli yazım" diye bir şey olması gerekmez mi..lütfen savunmayın bu ifadeyi...kötü bir cümleydi deyin geçin...sevgi saygı

unabomber
15-03-2006, 19:47
bilgisayarda yazmak falan deyince aklıma düştü,eskiden kullandığımız, ama yeni neslin neredeyse hiç bilmediği saatlerin küsuratını yazma işaretimiz...ne acı ya...şurda size bile anımsatamıyorum...her b..u yapan bilgisayar bunu yapamıyor..:))

evin okçuoğlu
15-03-2006, 19:49
bazı sözü fazla ama cümlem kötü olamaz asla...


siz seçeneklerden ayarladınız demek iyi bari


"....." Dedi diye çıkıyor birçok kişide bunu da doğru sanıyorlar.

Perihan Baykal
15-03-2006, 20:10
Word'de şiir yazarken de aynı sorun yaşanıyor. İlk harf mutlaka büyük harf çıkıyor. Ben küçük harfle başlaması gereken dizeleri sonradan tek tek değiştiriyorum.

unabomber
15-03-2006, 20:24
"..." dedi Edited by: unabomber

deniz özlem
26-04-2006, 17:02
türkçe off ve dedim ah kitaplarını okumuşsunuzdur herhalde!onun yazarı feyza hepçilingirler geçen cuma okulumuza geldi.bize türkçenin yanlış kullanımı ile ilgili çarpıcı örnekler verdi.nasıl düzeltebileceğimiz hakkında bilgiler verdi.oldukça çarpıcı ve ironik bir konferanstı diyebilirim.kendisi gerçekten bir dil üstadı!

evin okçuoğlu
07-05-2006, 12:19
Sevgili Arkadaşlarım,


Sizlerin yazdığı güzel denemeleri, öyküleri ve şiirleri okurken gördüğüm, en çok yapılan yazım hatalarını bu sayfada genel olarak düzeltmekteyim.


Bugün de "ki" ile ilgili yazmak istedim.


bendeki soldaki sizinki BİTİŞİK


sen ki can dostumsun


madem ki gidiyorsun


seni özlemem öyle yakıcı ki


AYRI yazılacak


Örneklerle sunmayı dilbilgisi terimleriyle sunmaya yeğliyorum. Daha anlaşılır oluyor.


ikinci konu ise bir şehir ismi ardına -li -lı takısı getirirken yukarıdan virgül OLMAYACAK.


Yani Ankaralı diyeceğiz. eğer devamında başka takılar varsa o zaman şöyle olabilir: Ankaralı'dan haber aldım.


Yazılarınızı bu anlamda tekrar gözden geçirerek düzeltmeniz sitemizde kusursuzluğa doğru bir adım olacak diye düşünüyorum.Edited by: evin okçuoğlu

evin okçuoğlu
07-05-2006, 13:22
Bir de şu ayrı yazılan -de -da takısını yanlış yazma var. Ona da değinmek istiyorum... ayrı yazma halinde takı mutlaka -de -da olmalı -te -ta gibi yazılamaz.


evililikte medeni hukuk konusudur. burada iki yanlış var birincisi te değil de olacak ikincisi de -de takısı ayrı yazılacak. dahi anlamında olanlar ayrı yazılıyor. doğrusu: evlilik de medeni hukuk konusudurama örneğin her evililikte olur böyle şeyler derken "evlilikte" doğru yazılmıştır.

özgür hatem
07-05-2006, 14:09
Dilimin denetmeni, Evin annem :)


Teşekkür ederim.


:)

asuman atakuman
07-05-2006, 19:44
evin hanım,
sağolun velütfen devam edin. öyle çok yararlanıyoruz ki.
sevgiyle...Edited by: asuman atakuman

evin okçuoğlu
17-05-2006, 00:47
tabii devam ederim ben size tabiyim...


tabii=doğal olarak


tabi=bağlı, bağımlı

evin okçuoğlu
19-05-2006, 11:46
Sevgili Arkadaşlarım,


Bilgisayar ortamında yazarken, noktalama işaretlerinden sonra bir boşluk verilmesi gerekiyor.


Yani virgül, nokta, soru işareti gibi işaretlerin ardından klavyedeki ara çubuğuna basalım lütfen.


Dilin kurallarıyla yazılması; kendimize, dilimize ve okuyucumuza saygımızdır.


Teşekkürler.

hatiyce
31-05-2006, 03:45
smileys/smiley32.gifBu sayfalardan çok yararlanılmıştır ve yaralanılmaya devam edilecektir.

hatiyce
31-05-2006, 05:01
Arkadaşlar! Aydın Bey'inbir yazısını okurken farkettim. Benim okulda öğrendiğim; satır sonunda henüz bitmemiş sözcüğün hecesini bölmeden alt satıra geçmek. Ancak, bilgisayar satır sonunda bitmeyen sözcüğün tamamını, alt satıra geçiriyor. Zaten her sayfanın ve kullanılan harfin ölçüleri ile ilintili, satırın sonuna rastlayacak olan sözcük. Hangisi doğru diye soracakken; yanıtını da vermiş gibiyim sanki. yine de soracağım hangisi doğru? Benim okulda öğrendiğim mi, bigisayarın ezbere yaptığı mı? Sağlıcakla

evin okçuoğlu
31-05-2006, 11:55
Hatiycecim word programı hece bölmemeye programlanmıştır. Biz o nedenle tire sorunu yaşamıyoruz. Ama sanırım Aydın beyin eklediği yazılar bir kitap sayfası ya da quark dosyasından alınmış olduğu için satır sonları tirelidir. Bu da tarama sırasında aynen tire olarak çıkmaya neden oluyor. Dikkat ederseniz satır sonu olmayan yerlerde de tireler var. bu teknik sorunu zaman buldukça gidermeye çalışacağım.


sevgiler...O güzel dikkatinden kaçamadık yinesmileys/smiley9.gif

venessa
29-07-2006, 03:07
Akademide Türkçeyi önemsemeyen ve her satırda Türkçe hatalar yapan şairleri uyarmaya ne dersiniz? Ben dahil...

emre gümüşdoğan
29-07-2006, 12:38
Uyaralım derim.
Bıkmadan usanmadan uyaralım ve dilimize sahip çıkalım.





Lütfen aşağıdaki linki okuyalım ve okutalım.


http://dosya.hurriyetim.com.tr/harflerimiz/

Perihan Baykal
01-08-2006, 22:32
Az önce sayın İlhan Büyükcebeci'nin bir arkadaşımızın öyküsüyle ilgili yazdıklarını ilgiyle okudum. Bir konu dikkatimi çekti: Özel isimlerden sonra kullanılan bey ve hanım eklerinin büyük harfle başlaması kuralından söz etmiş İlhan bey. Bense tam tersini biliyorum, bu konuyu incelemiştim ve neredeyse emindim büyük değil küçük harfle başlaması gerektiğinden. Şimdi kuşkuya düştüm. Bu konuyu bilen arkadaşlardan yardım bekliyorum.


Ayşe Hanım mı, Ayşe hanım mı?

M.Burak Sezer
01-08-2006, 22:45
Benim hatırladığım, Türk Dil Kurumunun en son kararı ile imla kılavuzunda mevzu bahis geçen konunun Kutsi Bey ve Latife Hanım şeklinde olduğu idi.

Perihan Baykal
01-08-2006, 22:57
Evet, bu arada ben de araştırdım, netteki kullanımlarına baktım; sanırım haklısınız.


Teşekkürler Mustafa Bey!:)

asuman atakuman
01-08-2006, 23:41
http://www.tdk.gov.tr/yazim/kurallar.htm

Falcetus
13-03-2008, 18:05
Denetmeningörevi sona mı erdi ("misyon" demeye çekindim)? Neden kullanılmıyor artık?

Çok faydalı yazılar okudum.
İhtiyaç kalmadığını düşünüp sevinmeli miyim yoksa?Edited by: Falcetus

emre gümüşdoğan
18-08-2008, 14:27
Sevgili arkadaşlar,
Şiirakademisi var olduğu sürece dil denetmenliği görevini sürdürecek.
Dilimizin arılaşması vekurallarıyla kullanılması için gereken çabayı gösterecektir.

Geçen ay 52 ülkeden 4000 e yakın kişi giriş yaptı sitemize. Bunların çoğu Türkçenin kardeş lehçelerini kullanan ülkelerden giriş yapan arkadaşlarımız. Ancak bu dostlarımızdandevamlı bir yakınma var. Yakınma, "Şiirlerden oldukça yararlanıyoruz. Bazı arkadaşlarımız şiirlerinde Türkçeyiçok güzel kullanıyor, ancak düzyazı ve söyleşilerini anlamakta zorlanıyoruz. Çünkü internet diline, -chat diline -kayıyorlar." şeklinde.

Şiirakademisi gibi edebiyat, şiir, öykü ağırlıklı bir sitenin yazarı bazı sorumlulukları taşımalı bence. Önce kendi yazılarının dil denetimcisi olmalı, sonra diğer yazıları denetlemeli...

unabomber
13-09-2008, 12:32
"Bilseydim, bu mutluluğu koruyabilir, her şey de bambaşka gelişebilir miydi?"

Nobel Ödüllü bir yazarımızın son kitabından, hem de daha romanın ikinci cümlesi. Hayırlara vesile olsun:))

"Çadırın önünden iki karartı geçti."

Bu da Nobelli yazarımızın kankası olan "İnce" bir yazarımızdan...

unabomber
16-09-2008, 20:11
sayfanın başında syfa adı ile ilgili epey bir karmaşa yaşandığını fark ettim...kişisel düşüncem şudur: dil komiserliği, müffetişliği, denetmenliği, kolculuğu, bekçiliği vb. militer ve hiyerarşik sıfatlar dille birlikte (dil dışında da aslında) hoş değil. Bunlar yerine "dile kolay" gibi mecaz adlar daha iyi olabilirdi. :)