PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Bizi önce yabancı yaptılar, şimdi konuş diyorlar


emre gümüşdoğan
02-11-2009, 17:32
‘Bizi önce yabancı yaptılar, şimdi konuş diyorlar’
Seyit Aslan


TİROJ dergisi, Türkiye Yazarlar Sendikası, Evrensel Basın yayın tarafından düzenlenen “Kardeşin Dilini Anlamak” paneli, önceki gün TÜYAP İstanbul Kitap Fuarı’nda yapıldı.

TYS Genel Sekreteri Tevfik Taş’ın sunduğu panele konuşmacı olarak katılan Mıgırdiç Margosyan, Karin Karakaşlı ve Fehim Işık, halkların kardeşliğine “devletin taş koyduğunu” söylediler.

Açılış konuşmasını yapan şair-yazar Tevfik Taş, “Kardeşinin dilini anlamak için bize büyük diye gösterilen büyük abinin dilini bozmak gerekiyor, onun dilinden kopmak gerekiyor. Örneğin Kürt sorunu diye bir kavram kullanıyoruz, oysa asıl Türk milliyetçiliği ve ırkçılığı sorunudur; böyle adlandırmak gerekiyor” dedi.

Yazar Karin Karakaşlı, “Kardeşliği konuşmak için her birimizin önce birbirimize yabancı olmaması gerekirdi. Bizi birbirimize yabancı yaptılar, şimdi de birbirimizle konuşmamızı bekliyorlar” derken, Fehim Işık ise örneklerle egemen milliyetin anlayışının her yerde hakim olduğunu anlattı.

Mıgırdiç Margosyan da “Ben 70 yaşına geldim. Ben doğdum doğalı bu sorun var, ben öleceğim halen bu sorun var” dedi. “Demek ki devlet bu kardeşlik işine hep taş koymuştur” diyen Margosyan, “Her türlü tehcire maruz kaldık, yoksullaştırıldık, ben dilimi 15 yaşından sonra öğrenmek durumunda kaldım” diye devam etti. Yaşananları hatırlarken duygulanan ve izleyicileri duygulandıran Margosyan, “Ben bir daha dünyaya gelmeyeceğime göre kardeşliği ve bir arada yaşamı görmek istiyorum” diyerek sözlerini bitirdi.

‘Birbirimizin dilini hâlâ anlamıyoruz’
Şivan Ar (Avesta Yayınları-Yayınevi Sorumlusu): Memlekette empati sorunu var. Özellikle Türk kardeşlerimizle aramızda bu sorun var. Birbirimize kardeş diyoruz fakat birbirimizin dilinden hiçbir şey öğrenmemişiz ya da biz aldık ama onlara hiçbir şey verememişiz. Türkiye bu konuda çok sıkıntılı bir memleket. Tahammül edemeyen insanlarla çok sorun yaşıyoruz ama umudumuz var. Birbirimizi tanısak anlayabiliriz aslında. Biz de bunun için uğraşıyoruz. Tanımamanın verdiği hoşgörüsüzlük var biraz, çok renkli bir coğrafya çok renkli kimlikler var ama bu kimliklerin yaşaması güç bir durumda. Birbirimizi anlamak için empatiye ihtiyacımız var.

Bedri Adanır (Aram Yayınları Genel Yayın Yönetmeni): Oldukça ilginç bir konu seçmişler TÜYAP için. İyi bir konu seçilmiş ve çok da avantajları ve dezavantajları birlikte olan bir husus. Bizim karşılaştığımız bazı sorunlar var; onlara değinmek isterim. Yani çevirinin çevirisi olmuyor. Biz bunun sıkıntısını yaşadık. Son 85 yıldır Türkiye’deki Kürt dili üzerindeki asimilasyon politikasına dikkat çekmek gerekiyor. 2001 yılında devlet kimi yasal düzenlemeler yaptı, kimi özel kurslar açıldı ve biz dilimizi sanki yabancı bir dilmiş gibi kurslardan öğrenmek zorunda bırakıldık. Madem ki AKP hükümeti şöyle veya böyle bir sürece girdiğini söylüyor, TÜYAP yetkilileri de buna göre bir program belirlemeli. dil ve kültür üzerindeki asimilasyonu konu edebilirlerdi; bu, sürece denk düşerdi.

Cavit Nacitarhan (Evrensel Basım Yayın Genel Yayın Yönetmeni): Çok kültürlü bir ülkede yaşıyoruz ama Kürt, Çerkes, Gürcü, Laz ve diğer halkların anadilini kullanması bile çok uzun yıllar sonra, çok uzun mücadeleler sonucu elde edildi. Aslında hâlâ kazanılmış değil. Kültürlerin anlaşılması, benzerliklerinin ve farklılıklarının ortaya çıkmasında yayınevlerine önemli sorumluluklar düşüyor. Yayınevimiz de bu temaya destek vermek için Kürtçe kitaplar basıyor. Dördüncü Kürtçe kitabımızı bastık. Kürt kültürü ve edebiyatı üzerine araştırmalar yapmayı, anadil mücadelesine destek vermek için bunu genişletmeyi düşünüyoruz.