PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Öz Türkçe


enginakbaba
20-08-2006, 20:23
Sayın Oktay Sinanoğlu'nun dilimize kazandırdığı "evrenkent", "yerleşke" ve "örütbağ" gibi sözcüklerinin kullanılmasını destekliyorum.





Ve ben de, "otomobil" sözcüğü yerine "Özdevinimli" sözcüğünü öneriyorum.


Türkiye demek, Türkçe demektir. Ne mutlu Türküm diyene!

Perihan Baykal
20-08-2006, 23:39
Sevgili Engin, Türkçe konusunda, dilimize sahip çıkmamız konusunda yerden göğe haklısın. Sadece öztürkçe sözcükler açısından değil; doğru yazıp konuşmak da çok önemli bence.


Otomobil yerine "özdevinimli". Güzel... Peki otobüs, minibüs, kamyon vs. için ne öneriyorsun?


Gülümsettin beni:)

ahmet uysal
20-08-2006, 23:56
sevgili engin, benim kadar öztürkçeci yaşamınolsun. evet türkçemiz güzeldir


güzel kalmalı, arınmalı. ama her önerilen sözcük şiire gitmiyor ne yazık. "nen" (şey) ataç öenerdi yır (şiir) ataç önerdi. tutmadı. tutanlar da çok. onları koruyalım. ben iki sözcük önerdim şiir için: "şiirtüven, güzaltı... bakalım tutacak mı? bir dilci: güzaltının kökü yok dedi. ama bu bileşik sözcük... ve şiir söz...kumsal/uysal nasıl ortaya çıktı.

enginakbaba
21-08-2006, 21:04
sevgili Perihan Hanım, gülümsemenize sevindim. diğerleri içinde belki başka birşey öneren arkadaşlarımız çıkar..


ben kullanlamaya başladım bile "özdevinimli" kelimesini..


bu yaptığım şey çocukça gelebilir belki...


içimdeki çocuk susarsa çıldıracak. :))


arkadaşımızın biri, "devinim"in bile kanıksanamadığı bir toplumda "özdevinimli" ne kadar kanıksanabilir ki dedi haklı olarak. elbette ben dilci değilim ama birşeyler de olsun istiyorum. belki başka bir arkadaşımız daha başka bir sözcük önerebilir.


-dün karşı yoldan gelen iki özdevinimli çarpıştı.


tümceiçinde de şık durdu ama:)))


saygılarımla.

venessa
21-08-2006, 21:05
E- MAİL YERİNE elmek kullanalım mı? bu öneri tuncer uçarol'undu. elmek: elektronik mektup

enginakbaba
22-08-2006, 11:16
mesele yüzlerce yıldır kullanılmış sözcükleri dilden atmak değildir. kitap, edebiyat, mektup zatn dil ile uyum sağlayıp türkçenin zenginliği olmuş ve dili zenginleştirmiştir.ve dahi dili korumaya çalışmanın ırkçılıkla zerre kadar alakası da yoktur. bu bir yurt, dil ve ekinsavunmasıdır. siz dış kaynaklar tarafından saldırıya uğrayandilimizi koruma çabamıza eğer ırkçılık ya da faşizm der iseniz; bu milletin verdiği kurtuluş mücadelesine de faşizm yada ırkçılık demeniz gerekmektedir.


neden bazı yabancı kelimelerin üzerinde tartışma çabamız sizi bu denli rahatsız etti? bunu anlayabilmiş değilim.


ya da bir şeyler bildiğiniziz ispatlamanızızn yolu mızraklarınızı çekerek saldırmak mı?


konuşurken kavga etmek uslubum olmadığından, bu tartışma yada konuşmanın asla kavgaya dönüşmeycğine dair sizi temin ederim.


gülümseyiniz efendim:)

sema
22-08-2006, 18:21
Türkçeyi korumak, "yeni ve haydaaa bu da ne?" dedirten yeni yeni sözcükleri dile yerleştirmekle olmuyor. Korumuyorsunuz ki, siz yeni sözcük türetiyorsunuz. Bir çoğunu ilk duyuyor ve yerine geçen sözcükle bağıntı bile kuramıyorum. Var olanları koruyalım, geliştirelimama bugüne kadar dilimize arapçadan yada batı dillerinden gelip yerleşmiş sözcükleri bir kenara atarak korumacılık olmaz. Bazı yabancı sözcükler teknoliji ile dilimize girerler ve tüm dünyada da neredeyse aynı anılırlar. Bunun yeri sözcük aramak gereksizdir. Bazı eski arapçadan gelenler vardır ki, dilde ne kadarhoş bir tad bırakırlar. Ahenkli ve kullanımları kolaydır. Benim çok severek kullandığım türkçe olmayan bir çok sözcük var ki, hiç de bırakacağımı sanmam. O tadı, yerine uydurulan hiçbir sözcük veremez. Üstelik hoşuma da gidiyor. Bu Türkçe karşıtlığı mı dır? Hayır efendim, değildir. smileys/smiley1.gif

enginakbaba
22-08-2006, 18:45
benim, eskiden bieri dile yerleşmiş olan ve cümle yapısında yadırganmayan sözcüklerle derdim yok. kim ile bu tür muhabbete girsek, bu bahsi açıyor. onlar artık anamızın ak sütü kadar türkçe'dir.


arapçadan ya da farsçadan geçmiş sözcüklerle benim kavgam yok, ama buna rağmen bunu açıkça anlatmış olmama rağmen beni faşizm gibi aşağılık bir durumla suçlamaya kalkışmanız, tahmin edersiniz ki, beni yeterince üzmüştür.


siz gülümsemenize devam edin sevgili ebrusuz.

AYKIZI
23-08-2006, 17:13
Allah aşkına köylüsünden kentlisine, dedesinden bebeğine, yazarından şairine, görmüşünden görmemişine kadar hemen hemen herkes vedalaşırken telefonda, kapıda, balkonda, sokakta "bay bay" demiyor mu... artık içimden geçenleri yazmayayım!!! smileys/smiley7.gif


Hoşça kal, görüşmek üzere, esen kal, iyi günler, iyi akşamlar... gibi harika veda ifadelerimiz varken neden Türklüğümüzden uzaklaşmak istercesine "bay bay" (!!!)deniliyor, anlamlandıramıyorum!


Hiç demedim, bundan böyle de demeyeceğim. Bu gereksiz vedalaşma ifadesini kullanmayanları da yürekten tebrik ediyor, sayılarının artmasını diliyorum. smileys/smiley31.gif


Dilimize en başta güzel Türkçe'mizin veda sözcüklerini kullanarak ve çevremizdekilerin de kullanmasını sağlayarak sahip çıksak, diyorum. Ne iyi olurdu.


Sevgiler.

ke.mail
06-09-2006, 17:59
Sayın öztürkçecilere sormak istiyorum üvey türkçe var mı ki özü olsun? Öz ingilizce, öz almanca, öz lazca, öz ermenice, öz arapça, öz latince, öz kürtçe, öz çince, öz japonca var mı ki öztürkçe olsun...


Bence çok saçma bu tartışmalar...


Dil yaşayan ve ihtiyaçtan doğan ve ihtiyaç kalkıncada otomatik olarak yerini başkasına bırakan bir şey... Dil toplumla özdeş, toplum nasıl yaşıyorsa öyle konuşur...


Önümüzdeki yüzyıllarda bir çok dil yok olacak, tıpkı sümerce, hititçe gibi... zayıf olan toplum yok olacak... Şimdi yok olmaya başlamış olan lazlar ve keldaniler gibi... dünya evrensel kardeşliğini sağladığında, anlamsız sınırlar kalktığında, eşit-özgür bir dünya olduğunda bu tartışmalar sadace arkolojik kazılarda çıkan çakıl taşı gibi olacak, yani kazıyı engelleyen, zora sokan yığıntı olacak...


otomobil demek özdevinimli olacak, peki faşist kavramı yerine ne öneriyorsunuz... iyi düşünün yaptıklarınızın çoğu bu kavrama tekabül ediyor...


öztürçecilerden bir gün özhakikitürkçeciler de çıkacak... bu işin sonu yok... tıpkı öz maraş dondurması gibi... ama bir yabancı sermaye gelip hepsini süpürüp roma dondurmasını piyasaya sürerekişi biterecek..


sahi biz hangi yazım pardon imlâ klavuzunu kullanacağız.. ya hangi tarihli tdk sözlüğünü...


Yunus Emre diyorki "yumuş oğlanıdır fikir"


daha ne diyebilirizki...


Edited by: ke.mail

emre gümüşdoğan
06-09-2006, 18:29
Özbeöz Türkçe'miz var.
Almanların bir "Yüksek Almanca" anlamına gelen, eğitim başta olmak üzere devletin her kademesinde kullandıkları bir dil, bir de yörelere göre farklılaşan Almanca'sı vardır. Bavyera eyaletinin konuştuğu Almanca ile Hamburg eyaletinin konuştuğu Almanca farlıdır.


Diller yaşayan organızma gibidir. Bir yandan bir çok hücre ölürken bir yandan çok sayıda hücre yaşama katılır. Üretim, tüketim, paylaşım, teknolojive sanat alanında değişen koşullar dilin de gelişmesini zorlar. Organizmada yeni hücre üretenkök hücreler ne ise dilde de kök hücreler üreten, dilin özüne uygun gelişmesini sağlayacak bir kuruma gereksinim vardır.

Geçmişte, Arapça ve Farsça'nın etkisinde kalan ve yeterli gelişmeyi gösteremeyen Türkçe, bugün de teknolojik gelişmeyeparalel gelişim izleyemediği içinbaşta İngilizce olmak üzere diğer yabancı dillerin egemenliğine boyun eğmektedir.

Özbeöz Türkçe'mize dönelim.

Eğer Türkçe kullanımıni özendirmek, istemek faşistlik ise Karaman Oğlu Mehmet Bey en eski faşisttir... 800 yıl önce farketmiş Tüekçe'nin katledildiğini...

ke.mail
06-09-2006, 19:51
Sayın Gümüşdoğan kavramlar zamandan ve mekandan menezzeh değildir. Karaman Oğlu Mehmet Bey hayatında faşist kelimesi hiç duymamıştır... ulus ve ulusal dil kavramı şurda 200 yıllık bile değil...


özbe öz türkçemizcilerde varmış demek... ilginç..smileys/smiley36.gif


öztürkçeciler, özbeöztürkçeciler, öz hakiki türkçeciler.. yolunuz açık olsun...


Bir dili kutsamak basbayağı ırkçılıktır... hiç bir dil, millet, toprak kutsal değildir.. zaten kutsallıkda mistik bir şey ya...


Arapça farsça diye dilimize yüzlerce yıldır yerleşmişkelimelerden kurtulalım uydurukça öztürkçemi konuşalım...


isterseniz dilimizdeki rumca, pontusca ve ermenice kelimeleride çıkaralım. Bütün balıklara, denizcilik ve el zanaatları kavramlarına oturalım yeni kelime türetelim.. Mesela Limana "kayık oturgaçı" hamsiye "badi parmağı" diyelim... Ve adınızdaki gümüş lafınıda çıkarılım nede olsa öztürkçe değil...smileys/smiley36.gif


ne güzel söylemişsiniz oysa; "Diller yaşayan organızma gibidir. Bir yandan bir çok hücre ölürken bir yandan çok sayıda hücre yaşama katılır. Üretim, tüketim, paylaşım, teknolojive sanat alanında değişen koşullar dilin de gelişmesini zorlar." Gelişim zorla mı olacak? Yada ekonomik-siyasi-entellektüel kalkınma ile mi? Yaşadığımız ülke üretim, tüketim, paylaşım, teknolojive sanat alanında uydurukça bir dil ilemi yerini bulacak. Yoksa emperyelizme ve her türlü sömürgeciliğe haddini bildirerek demokratik-eşitlikçi-özgür bir ülke kurarak mı? Yoksa Lüblan'a gidip öztürkçemizle israile asker olarak mı?


Öztürkçe dediğiniz ve bugün kabul edilen ve konuşulan dil anadolu türkçesinin istanbul ağzının kabul edilmiş halidir. Kastamonu ağzı kabul edilse idi nasıl konuşurduk."Hadi gari öztürçemizi geliştiriverek de gocaman olak ülkece" derdik...


150 yıl önce bizim şu konuştuklarımızdan hiç bir türk hiç birşey anlamazdı bunlar nereli derdi.. bu günden 150 yıl sonrada sanırım aynı şey olacak...


özbeöztürkçecilikte başarılır..


Ne demiş koca Yunus "yumuş oğlanıdır fikir"


bu cümle üzerinde düşünmenizi salık veririm...


"gayri golay gelivere hemşerim"

AYKIZI
06-09-2006, 20:14
Bence çok saçma bu tartışmalar...


Saçma olduğunu düşündüğünüz tartışmalar için bir haylizaman ayırmışsınız, teşekkürler.

vahdettinyılmaz
06-09-2006, 21:51
Sevgili ebrusuzun düşüncelerine katkıda bulunmak istiyorum.


Bir ulus felsefeden soyundurulursa,çıplak kalan dili komik düşmez mi?Yeraltında tanrının,yeryüzünde paranın ve tanrının kutsal egemenliğine karşı fikir üretebilmeye özgürmüyüz?Anadoluda bir çocuk korkuya büyür.Sunni ideolojinin cehennem korkusunu atabilmek,anadolulu bir çocuğun ilk devrimidir.Sırat köprüsünde ecele terleyen dimağ,hangi dili konuşur?


Bugün ülkemiz eğitim müfredatının yokluğuna kına yaktığı felsefe,en kutsallara hakaret etme töleransı ve dokuzuncu köyden kovulana bulunabilecek bironuncu köy olmadığı sürece dil,her türlü 'öztürkçe' özenmelerde yeni bir divana oturur ve halktan kopar.


Her ulusun yadsınamayacak farklılıklarının olması enternesyonalizmi tamamlayan bir zenginliktir.Ulusumun dilinin gelişmesini isterim.Ama onu sosyal mücadelenin bütün ittifaklarından kopararak geliştirmeye kalkmak,biraz da ulus olarak kendimizi kötü hissediyor oluşumuzdan kaynaklanmıyor mu?


Peki biz kendimizi neden kötü hissediyoruz?


Bizi, 'elimizden kaçacak' duygusuna iten nedir?


Her doğru söz,karşılığında açık bir zihin yeşertir.Edited by: pasabagi

zalifre
07-09-2006, 02:37
Öztürkçe yerine " Arı Türkçe " kavramı bana daha doğru geliyor.Değerli bilim ve edebiyat insanı prof.dr.Tahsin Yücel hocanın eserlerini okumakta anlamakta zorlanmamın nedeni onun anlamsız " Öztürkçe " inadı.Doğalki dilin arılaşması lazım Ve bir dilide en iyi arılaştıran,geliştirenler şair ve yazarlardır.Yaşam yerine hayat demeyi her zaman tercih ettim Kitap yerine betik sözcüğünü kullanmadım.Doğal ki altı yedi yüz yıllık Osmanlı maceramız olması eski sözcükleri kullanmamıza neden Bu bakımdan Osmanlıca sözcüklere karşı daha hoşgörülüyüm İngilizce sözcüklere elbet karşıyım iİngilizce ile altı asırlık bir maceramız olsaydı mesele yoktu.Şampiyon Fener Bahçe cümlesinde şampiyon sözcüğü Fransızca Fener sözcüğü rumca bahçe sözcüğü acemce.Yani Türkçe biraz esperanto gibi bu bir avantaj olarakta görülebilir. En kötüsü televizyonlardaki yabancı film ve dizilerdeki " Dublaj Türkçesi " Türkçe ye yönelik tehditten daha çok insan bugün tehdit altında.Sevgi aşk vefa vicdan kavramları artık teknik pragmatik dünyada unutuluyor dolayısıyla üç ya da beş yüz yıl sonra insan mutosyana uğrayacak.Nietzsche'nin üst insanı bu mutosyana uğrayan insan mı acaba ?Rahmetli Sosyalist aydın ve edebiyat adamı Rauf Mutluay'ın bir yazısını hatırladım : " Ben o çok özenilen imrenilen Avrupa'da çok uzun müddet bulundum Ama yinede Türkiye'de bu güzel insanlarım ve gelenekleri içinde yaşamak çok daha güzel "

Perihan Baykal
07-09-2006, 10:50
Türkçe’den çok insan’ın ve insani değerlerin tehdit altında olduğu konusunda sayın Zalifre’yle hemfikirim. Aslında hepsi birbirine bağlı, biri düştüğü zaman diğerlerinin de düşmesi kaçınılmaz oluyor.
<?:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-com:office:office" />
Öncelikle: Yanlış yazıyor, yanlış konuşuyoruz dili; bir edebiyat sitesinde, edebiyatla uğraşan insanlarda bile özen yoksa varın gerisini düşünün. Şiir, evet, dil kurallarına bir saldırıdır belki; dilin eğilip bükülmesi, yeni olanaklar arayışıdır. Şiir dili günlük dilden de, düzyazı dilinden de farklıdır. Şairin düzyazısında dahi bir üslup olabilir, onun ruhunu sezdiren; katılırım; bu da ayrı. Sait Faik’i Sait Faik yapanın dilindeki o naif eksiklik duygusu olduğunu okumuştum bir yerde. Ben bilinçsiz yapılan hatalardan, bu konudaki tembellikten, öğrenme konusundaki hevessizlikten söz ediyorum. Yazıya soyunmuş biri yapmaya soyunduğu işin yapıtaşını, malzemesini iyi öğrenmeli her şeyden önce. Ona okşarcasına saygılı ve sevgili olmalı. Ressamın boyalara, heykeltıraşın yonttuğu taşa duyduğu sevgi gibi… Bilgi de şart. Tabii ki şair neyi ve ne kadar bilmeli sorusu önemli. Şairden allâme-i cihan olmasını bekleyemeyiz, onun işi bu değil. Hatta Thomas S. Eliot’a göre “çok miktarda bilgi şairin duygularını saptırabilir ve öldürebilir.” Kendimizi attığımız adımlara verir, adım atarken hangi kasları kullandığımızı, nasıl yürüdüğümzü vs. düşünür ve anlamaya çalışırsak yürüyüşümüzü şaşırır ve o doğal canlılığı yitirebiliriz. İyi eleştirmen=İyi şair olmaması da bunun bir göstergesi. Ancak yine T. S. Eliot’tan alıntılarsak: “Büyük şair dediğimiz adamlar (insanlar olarak değiştirmek isterdim. PB) çoğunlukla geniş ilgi alanları olan kimselerdir. En azından şair olmalarının başlıca nedeni, öğrendiklerini, düşündüklerini ve bunun yanı sıra insanlarla olaylar konusundaki yaşantılarını sağduyuları ile özümlemiş olmalarıdır.”

Konu biraz dağıldı. Evet, neyin tehdit altında olduğu önemli. Tehditin yönü ve niteliği iyi saptanmalı. Körü körüne bir Öztürkçe saplantısıyla işin içinden çıkılabileceğini sanmıyorum. “Şampiyon Fener/bahçe” güzel bir örnek. Dil ortada, onun üzerine kapaklanıyoruz ama yanımızdan yöremizden ve ayağımızın altından akan heyelan bizim o sıkı sıkıya yapıştığımızı da, bizi de alıp götürecek; bunu göremiyoruz. Aslında ben öztürkçe konusunda içten bir duyarlılığı da artık çok az insanda görmeye, hatta hiç görememeye başladım ya, o da ayrı konu. Eski alışkın reflekslerimizle işi götürüyoruz. Oysa yarım yamalak bilgilerin değil, bu konuyla ciddi ve bilimsel olarak ilgilenen kurumların işi olmalı bu. N e yazık ki her alanda bir yozlaşma var ya da var olan kurumları işlevsizleştirme. Ne yapılabilir? Dil’in, Türkçe’nin gerçek ustalarına sahip çıkmakla başlayabiliriz, onları tu kakalayan kervana katılmadan.

Dilimize de, değerlerimize de sahip çıkmalıyız. O, yüzyılların imbiğinden süzülüp bize kadar gelmiş değerlere kokoreç muamelesi edersek ne kalacak şiirde savunacağımız? Y da başka türlü sorayım, “şiir” kalır mı geriye?

T. S. Eliot’tan olacak yine: “Her şairin kendi halkı için, başkalarınca o kadar paylaşılamayan bir önemi vardır; ve bir şair iyi bir Avrupalı ya da büyük bir evrensel şair olacaksa, öncelikle kendi halkı için büyük bir şair olması gerekir.”

Kökünden kopan ya da kökünü kurtların kemirdiği hangi ağaç büyüyüp gelişmeyi sürdürmüş?

arya
07-09-2006, 10:57
Konu, açılış başlığından farklı ve alakasız yönlere kaydırılmış. Dile sahip çıkmaktan söz edilmiyor Perihan hanım. Var olanları, kulanılanları değiştirmekten yerine yenisini koymaktan söz ediliyor. Siz de karar verin artıkhangi taraftaolacağınıza...

Perihan Baykal
07-09-2006, 11:45
Dil uzmanı değilim. Ama şunu bilirim: Biz istesek de, istemezek de dil gelişir, yenilenir, farklılaşır. Organik bir varlıktır dil. Gökten zembille ya da vahiyle inmemiştir. İnsanın ve koşullarının ürünüdür. Konuyu daha verimli alanlara kaydırmakta da (yanlış da olsa) özgürlüğüm var sanırım:)) İçinde "taraf" geçen cümlenizi yanıtlamaya bile gerek duymuyorum:) Şunu söylemek istiyorum yalnız: Amacı üzüm yemek değil, bağcı dövmek olanlardan ikrah geldi artık!


"Oysa yarım yamalak bilgilerin değil, bu konuyla ciddi ve bilimsel olarak ilgilenen kurumların işi olmalı bu. Ne yazık ki her alanda bir yozlaşma var ya da var olan kurumları işlevsizleştirme. Ne yapılabilir? Dil’in, Türkçe’nin gerçek ustalarına sahip çıkmakla başlayabiliriz, onları tu kakalayan kervana katılmadan."
<?:NAMESPACE PREFIX = O /><O:P></O:P>

karaçay
12-01-2008, 22:36
K.mail ablanın yazdıklarında öfke görüyorum,nedenini bilmesemde öfkesinin arkasında biliminin çatışmamazlığı da düşündürücü.Bircecik doğru sözü var:bir dili kutsamak bas bayağı ırkçılıktır.ama dil üzerine konuşmak dilde olan çatışmazlıkları aradan kaldırmaya kalkmak dili kutsamakmı?Öyleyse dünyamızda yaşayan bütün halklar ırkçı.Fars ve arap dillerinden dilimize keçmiş sözcüklerin karşıtlarını bulmak ırkçılıksa farsların ve arapların yapdıkları aynı çaba neymiş?İranda yaşamış bir azerbecanlı olarak fars dilinde geden temizlemeniyakından izlemişimdir.Uzun süre Almanyada ve şimdi Norveçte dillerin üzerinde aparılan işleri yakından görüyorum.
Bütün diller güzel bütün diller saygıdeyer ve sevimli.Kimsenin dilini küçütmüyoruz ki.Öz dilimizi sevgilimizi yaşatmak genç ve verimli görmek istiyoruz.
150 yıl önce bilgisayar olmadığı içinonun adı da yoktubu gün bilgisayar var şimdibilgisayara Komputer dersek sizin sorununuz çözülürmü?
150 il sonra ise bilgisayar sözcüyünün durumu bu günkü araba sğzcüyünün durumu olacak_bu gün araba sözcüyü ile ilgili 50den fazla söz birleşimi ata sözü vü birleşik fiiler var.uçak sözcüyü ile ilgili sadece 6 aded sözbirleşimi.Uçağın yaşı henuz bir kaç on yıllığı aşmaz.Bu sözcüğün yerine hangi dilin kapısına gitmemiz gerekirmiş acaba?Ve bu uçak yerine gelme sözcükle daha hangı sözcükleri dilimize akıtmalım olacaktık.sözüm uzun sürdü bağışlayarsınız,am iki küçücük söz daha:
1.gümüş sözü türk sözüdür hangı sözlüğe dayanark onun türkçe olamadığını yazmış bilmem.Bak yaşar çağbayır ötüken türkçe sözlük.
2.Kimseni irkçılıkta suçlamak kolay özellikle kendi adından çıkış etmeden yazırken.

Ersan Erel
13-01-2008, 11:06
Neden öz Türkce diyoruz? Öz Türkce demek yabancı sözcüklerden arınma anlamına geloyor. Ben başka dilleri bilmiyorum, ancak Türkce özel kurallarına göre ÖZTÜRKCELEŞMELİDİR. Türkcenin en belirgin özelliklerinin başında "ses uyumu" gelmekdedir. Yabancı sözcükler ses uyumu kuralina uymadiklarına göre, bu dilde konuk gibi kasalarda kullanım sürecleri bitdikden sonra yiyesiz ölü gibi ayaklar altında kalarlar. Ancak öz Türkce sözcükler döllenib, döğdukları için Türkcenin geleceğını sığortalarlar. Buda sizin umduğuz gibi Türkcenin zaman aşımında ölmesini önlerdir. Türk dilinin Özel, gözel özelliyi olan "ses uyumu" uygulanırsa yabancı sözcüklerin girmesini önler. Türkcenin geleceyi öz Türkceye bağlıdır. Türekceni N. Aytac gibi binlerle sözcük üreten yazarlar korumuş, koruyacakta. Bence bütün yazarlarla , şarirler duyarlılıkla ÖzTürkce yazmağa özen göstermelidirler. Çağımızın Teknolojisinin günde üretdiyi sözcükleri bir TDK kaşılığını üretemiyor. Bu nedenle Türkceye bütün kesimlerin yardımı gerekmekdedir.

Saygılarla : Ersan Erel