PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Her Güne Bir Şiir


Sayfa : 1 2 3 4 5 6 [7] 8 9 10

sibel eylul
17-01-2010, 16:10
Anadolu Mozaği

efkâr Bitlis'te bir akşamüstüdür
Siirt'te azap, Alaplı'da tasa
nice atlılar gelip geçti tarih boyunca
Lidya'da bir güzel zeytinler kanar

Efes Celsus'ta İlyada Homer okunurken
henüz yazılı dile geçmemiştik o zaman
atlarımız vardı bizim rüzgârdan devşirdik
bükemediğimiz bileği öpmesini bilirdik

İskender Hierapolis'ten aşşağı bir kartal gibi süzülüp
Denizli ovasında ordusunun başına konmuş
İskenderun'dan geçmişler işte tekerleklerin izleri
tarçın ve karabiber kokuyormuş çöl rüzgârları

Kleopatra Çıralı'da aşka gelmiş çırılçıplak yüzüyor
mızraklar parlıyor, ayışığında yakamozlar kıpırdıyor
Julius Sezar yalın ayak denize yürürken
ateşler Olympos'un karnına bir tanrı bırakıyor

Herekliya bir gece Ereğli'ye ter içinde varmış
Selanik'ten bir kalyonla doksan günde gelmişler
beş yüz kişi epey kalmışlar krallar gibi
denize dönmüşler sonra kürekler alesta vira

Damalis'te yazlık saray vardı bir zaman
sene milatdan sonra sekiz yüz filan
Thedores fahişeler kraliçesi, müşterileri Ceneviz'den
Boğaz'da mercanlarla çinekoplar karışık











Rumi at sırtında girmiş Konya'ya henüz onsekizinde
peşinde bir Afgan bulutu süt gibi ak
kaplanlar dadanırmış tepelere gözünde korku yok
Meram ovasında kayısılardan ballar sızıyor

Horasan'da Araplar çok dövdü tövbe dedik
çareyi hemen Merzifon'a ilerlemekte bulduk
aç olanlara pastırma kımız yoğurt mayaladık
Angora önlerinde günlerce halimiz perişan

Anadolu epey doluydu bizden önce de
yine de bizi bağrına bastı eksik olmasın
Roma hamamlarında yıkandık sütunlar mermer
Bergama'da bir güzel kadife güneşe boyandık

Nasreddin bir mağarayı güldürmüş Göreme'de
hâlâ yankısı döner gelir Ihlara vadisine
lazlar bile tutamamış kasıklarını duyunca
rumlar da kıkır kıkırmış bizimle birlikte

Hacı Bektaş'ın yüzü öteki dünyadan bakar
ellerine yüz sürenin ruhunda kelebekler
üç gün kapısında aç susuz bekledik çoluk çocuk
muradından bir dem aldık, ömrümüze füsun

Selçuklular'la aynı safta yaman vuruştuk
suyu bölüştük Truva'dan kalanlarla
bir Hitit güneşi doğmuştu hâlâ hatırlarız
Kızılırmak akardı, alageyikler geçerken















Karacaoğlan, Köroğlu, Pir Sultan bu toprağın çocukları
kamalarını toprağa bırakıp diz çökmüşler
güneşler yeşile gömülürken Mudurnu dağlarında
saz çalmışlar, ferman padişahın dağlar bizimdir

Bedreddin Edirne'de kavuğunu bir sopaya takmış
soluğu tez elden Manisa ovasında almış
Börklüce Mustafa on bin murid ile varidat deyince
Allahtan başka bir şeyden korkmadan yalın kılınç

Trabzon bir rumelidir tepelerinde fındık çok
Karadeniz habire çırpınır horonuna sözüm yok
uşaklar çalmaz lirlerin ritmini balığında gözüm yok
Trabzon'dan Erzincan'a düştüm yola azığım çok

Sipahioğulları Çanakkale boğazını tek kulaçla geçince
Kırklareli'ne varmışlar, gürgen ormanları varmış sımsıkı
Roma kralı Konstantin'in geçtiği yollardan koşup
Tuna nehri görünmüş yeşilini Macar'dan aşırmış

Orhan Gazi İstanbul'dan bir prensesi eş almış
bir Bizans yangını yakınca yirmi yaşında kalbini
es geçmişler Konstantipolis'i bir çırpıda
soluğu Budapeşte, Tiran, Bükreş'te almışlar

kadınlar yeni askerler doğurmuş ateşte demirler erirken
ölenler unutulmuş sağlardan bir ülke kurulmuş
Anadolu şişirmiş karnını, Kibele hepsini emzirmiş
Adriyatik'te pes demiş, yelkenliler bize katılmış

Yeniçerilileri bilmem ama araptır atlarımız siyahı akşamdan
Kürtler kirvemiz olur aynı orduda çocuklar gibi şendik
Fas'a kadar gidip döndük elimizde altın anahtarlar
Akdeniz'in mavi körfezlerinde pasaport nedir bilmeden

Mimar Sinan'in kalemini gülden yontmuş Süryani bir usta
çizmiş şu köprüleri, kemerleri, çeşmeleri geyik derisine
onun camilerinde güneşler bir batıp bir doğarken
Kumkapı'da şarap içermiş, Anadolu'dan Ermeni bir deha



Sultan Süleyman bile gözyaşlarını tutamamış
oğlunun boynunu gözlerinin önünde kırdırınca
Şehzade Mustafa âlem çocukmuş, boyu babasından uzun
yatar Konya ilinde upuzun çocukları, karısı kan çekince

Vahdettin dedelerine benzemez hiç, uzaktan yakından
bir İngiliz gemisine yükleyip yükünü, bavulunda üç beş akçe
soluğu San Remo'da almış, kilise çanları benzemez ezana
döşekleri Dolmabahçe'de kalmış, hâlâ acı gül yağı kokuyor

Mustafa Kemal Şişli'den Anadolu'ya bakınca
bir vapur olsa demiş şöyle yüz mavzer yüz asker
Karadeniz'i Herakliye gibi geçip Samsuna çıksam
Sivas'dan yollara düşüp, İzmir'de sakızlı rakı içeriz

Neyzen Tevfik, Boğaz vapurunda oturmuş Ney çalıyor
şapkasında birikiyor iki şişe şarap parası
bir sarı lira şapkaya değil yere düşüyor
Neyzen şapkasını takıyor, sarı lira yerden bakıyor

Nazim Hikmet Bursa hapishanesinde yatıyor hâlâ
Uludağ'ın gölgesi vurmuş pencerede demirler siliniyor
saatinin içini boşaltmış, bir yelkovan kuşu uçup gidiyor
Piraye kol saatinde bekliyor, gözlerinde sevdalar

Anadolu bir beşiktir, niceleri orada sallandı
tiyatrolarda yıldızların altında masallara daldı
kim geldiyse sarıldı, burası benimdir dedi
gelen gidene katıldı, kimseye sevmeden olmadı yar

efkâr bir akşamüstüdür Adıyaman'da
Safranbolu'da huzur, Tokat'da hüzün
gittikçe denize kayıyor ya bastığımız bu toprak
Anadolu sıcak, Anadolu dost, Anadolu sevgilim



HİLMİ BİTİM

sevgili hilmi'nin kendi sesinden dinlemek ayrı bir güzellikti,teşekkür ederim güzel insan .

tiryakinim
18-01-2010, 22:53
KURUMUŞ ELVAN ŞEKERİ

Davarı sağmaya gitti Beri’ye
Ben de gittim
İri cevizin gölgesinde bir taşın üstünde oturdu
Ben de oturdum.
Mor puşunun gölgesi vurmuştu yanağına
Gözleri sev beni diyordu kara kara
Dalıp dalıp mor dağlara.

İçini çekti
Ben de çektim.
- Şeherde davar var mı? dedi
- Yoh, dedim.
- Şeherde süt içiy misin? Dedi
- He, dedim.
- Şeher gızları gozel mi? dedi
- Yoh, dedim.
- Saa süt sağam mı? dedi
- He, dedim

Bir koyunu bacağından yakaladı
Koyunun ardına diz çöktü
Fışşır fışşır
Fışşır fışşır
Fışşır fışşır bir süt sağdı sitile
Sonra kuşağından bir tülbent çekti
Bir tasın üstüne yaydı tülbenti
Sitildeki sütü tasa boşalttı
Süzüldü süt.
- Al, iç!... dedi. Afiyet şekker ossun!
Aldım, içtim, ılık ılık… aşkımsı…
- Canın şekker de istiy mi Şemsocan?
- Yoh, dedim.
- Hoşlaştın mı sütten? dedi
- Çoooooh, dedim.
- Garnın acıhdı mı? dedi
- Doh, dedim.

………………………..
Bizim köyün eteğinden bir çay akar
Akar gider murat ırmağına doğru.
Dönüşte, o çayın kenarında oturduk
Yan yana, diz dize.
Üst tarafa bıraktık sitilleri, sütleri
Su serptik birbirimize.
Ben O’nu ıslattım, O beni
- Ohuyup tasildar mı olacan? dedi
- Niye gittin şehre, ne var şeherde?

Gözlerine baktım ağlamaklı
Gözleri sev beni diyordu kara kara
Birşeyler demek istedim, diyemedim
Bir sarı elvan şekeri çıkardım cebimden

- Şeherden mi aldın? Dedi
- He, dedim.

Süt kokulu ellerine uzattım elvan şekerini
- Beni seviysen ye! Dedim.

Aldı kuşağına soktu, yemedi.
Çayın sularına çevirdi kara gözlerini
Başka bir şey demedi.

Nice yıllar gelip geçti aradan
O’nu, beni.
Yeri, göğü yaradan
Yazılarımızı ayrı ayrı yazmış
O’nun yazısı kapkara
Benim yazım bembeyazmış.

Ben büyük kentlerde kaldım
Aklım, fikrim, gönlüm, kafam o dağlarda.

Bir gün
Ta yıllardan sonra bir gün
Bir kış günü, yolum köye düşende
O’nun kapısını çaldım.
Ondördünde yeni doğmuş ay gibi
Bir kız açtı.
Sonra içeriye kaçtı
- Tanrı misafiri Anoooooo!
Şeherli biri geldi!
Kızı kendisinin aynı
Kendisi kadar güzeldi.

Biraz sonra kendi geldi,
Abooooooov!... Bu kim, bu ne böyle?
Bu mu birlikte Beri’ye gittiğimiz gonca?
Bana süt sağan eller bu mu?
Dağda-bağda yemlik, yonca
Topladığımız
Kız
Bu mu?

Sevgi, özlem, umut, arzu
Bende herşey
Yine öyle.
Sendeki sen n’oldu söyle?
N’oldu o simsiyah saçlar?
Dokuz bölük üstüne örerdin saç bağlarıyla
N’oldu on beşlik kız başın?
Bana süt sağdığın eller n’oldu?
Nerede Halep malı puşun?
Kızın tıpkı senin gibi, amma sen nerdesin, söyle:
Bu nasıl göz
Bu nasıl yüz,
Bu ne böyle?...

…………………………..
Bir gelin sandığı açıldı önümde
Nakışlı yazmalar
Kuzu postları
Çoraplar, işlikler, solmuş bohçalar.
Bir mendilin ucunda küçük bir düğüm
Katladı hepsini teker teker
Sonra mendildeki düğümü çözdü:
Kurumuş, taşlaşmış, sarı bir şeker
Bilya gibi, boncuk gibi.
Dudaklarına değdirdi kuru elvan şekerini
Sonra elime uzattı
Mahzun mahzun gülümsedi:
- Beni seviysen ye!... dedi.



Şemsi BELLİ

suece
19-01-2010, 16:35
SİZDEN SONRA

önümüzde sonsuzluğu toprağın
taşları ve dikenleri ve gökyüzünü iterek
girdiğimiz düşünceden bir gölge kalıyor geride
simsiyah saçlarını rüzgâra vermiş uzun koşucu
tetiği düşmeye hazır bir yüreği dayıyor
kısacık ömrüne dolan güz güneşine
yağmur yağıyor bütün zamanlarına dünyanın

bir taş kemerin altından geçiyor koşarak
kemer bir gökkuşağıdır / yedi rengin kilimini taşıyan
otlar rüzgârın ellerindeki beşikte
toprak güneşe teslim olmuş
günler bir kurşun gibi fırlıyor yatağından

ölüm ve yaşam kıskacında
sevgi ve korkusuzluk damlıyor genç adamın yüzünden
uzaktan turaçlar geçiyor / çoban ateşleri yansıyor ufkun alnına
suyun sesi kanıyor ağıtları anlatan mektuplarda
uykuyu unutmuş iki göz dalıyor şafağa
ölümün kıyısında bir çığlık: gençliğimiz kalıyor afişte.

Varlık Dergisi Şubat 2002 sayısı
Ahmet ÖZER

aysun colak
20-01-2010, 21:46
YAĞMUR GELDİM

su sızdı denize
bulutun gölgesi büyüdü
tenime yağmur değdi
ellerimi
en önce
sardunyalar beğendi

anamın
canını acıtmadan
geldim dünyaya

önce ezan-ı muhammedi
sonra
üç kez adımı söyledi biri
sessizce çizdim
gelecekteki bahçemi

babama
cephedeyken söylemişler
dünyaya geldiğimi
iki kurşun fazla
sıkmış havaya
sırrı çözüldü doğmanın
doğmak
ilk ayrılıkmış meğer
insan kısmı varolduğundan beri

doğduğumdan bu yana
sardunyalar
gizlice gül kokar
ah ah onlar
güllerin yoksul ikindisidir

sökülen yerlerime
daima
gül kokusuyla
dikişim
boşuna değildir

Dinçer SEZGİN

aysun colak
21-01-2010, 22:35
DÜZ-BAHAR

Ben mi koştum bu hünsalığa ?
Gece taşarken kadın topuklarından,
Bilerek ya da bilmeden sevdim diyenler,
Yasını kazarken yüreğimin.
Güz mü yanlış rengiyle ?
Kışlar mı yaşam aralığı kadına?
Kutlandık ezgisi böyle uzak,
Yalnızlık, yalnızlık bitimsiz.
Gece: ipek dokusu çözüldüğünde
Ellerim: eksik cennetim benim.

Nilgün MARMARA

aysun colak
22-01-2010, 16:18
İSPİRTO

sevgili kutumdan çıkıyorum
elma koyuluğunda bir deniz
karşılıyor,
ellerini tutup, bir yerde
sarmaşıyoruz
evimiz bir tilkinin kuyruğu

sesini dinleyin:
bu jandarma kabimde, yanlış
yola yürüyen bir oyuncak
ve kolumda takvimli saat
o nesi?

hüzünlerle ispirto kanlar
onlar bir yerden taşan
çakal sürüsüdür, ürkek
sütün çelik kabuğu gibi
çekirdeğinde yangın saklar

içimin sessiz ve canlı koğuşu
sayfalarında serin kurtlar gizleyen
ıslak saçlı karıcığım
penceremden tüfeğini niye geçiriyorsun?

sevgili kutumdan çıkıyorum
uğraşıp değişiyorum üstümdeki sarılığı
katılıyorum katılıyorum denize
denizde boğulmak yok delice


Hüseyin PEKER (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/1018)
Şiir Sanatı dergisi, ocak 1966

aysun colak
24-01-2010, 17:15
DAĞ

sabahın karşısında konuşmak ne zor!
incecik kül gibi kalıyorsun,
dağ susmaya giden yolu biliyor
sen bilmiyorsun.

taş yarılıyor bir çiçek için, yol veriyor.
kısacık konuşuyor çiçek: “dünya” diyor,
“gördüm, benimle tamamlanıyor.”

yeryüzü karşısında konuşmak ne zor!

yamaçtan aşağı bak, uçurumu gör!
-görsene kekeme!
içindeki zayıf kan, dayanıksız dil,
olmamış hal
gümüş bir zirvede eriyor.

Birhan KESKİN (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/184)
Yeryüzü Halleri’nden

aysun colak
26-01-2010, 21:15
DÜĞMELERİN YAZGISI

Etrafında dönerdi fare deliklerinin
Biraz muhtaç ama erdemli Suzi Anjelik
Dörtte biri Bolşevik -kurnaz çapkın
Öpmüştü birilerini ama bu sayılmaz
Karnı acıkınca çaresiz dudakları

Ağzında yarasıyla, o gece Atıf Bey
Durmadan ona baktı, gücü varmış gibi
Liseden beri üçgen görmemiş zaar
Bu gün gördü de deyyus gönyeyi kırıverdi

Sanki bir ölüde biten hastalık gibi
Sansürlü kahırlı ıssız dokunuş
Riyaziye mezunu Atıf Bey çarptı kendini
Yirmi yıl geriden geliyor Suzi Anjelik
Birine kenetlense küçülürdü elleri

Mağrur çapkın Atıf Bey Suzi’ye sevdalı
Yağmursuz gecede paslanmış cesareti
Biraz ıslandı işte Suzi Anjelik
Sanki pavyonda değil de bir medresede
Nizâmı çizmesinin içinden çıkarıp
Kâğıt para gibi fırlattı aşk diye
Kırk derece kaysın şimdi gülüşünün açısı
Yarası düşsün ağzından Atıf Bey’in

Boğazında salvo kristal ışıltılı aklık
içine akacak iki aşık ve bir üçüncüsü
Sekseninde de kanto söyleyecek Suzi
“kardeşinin kalbi delik” böyle şarkılar söyledi
Ömür pavyondan sırılsıklam dönecek evine
Cumhuriyeti aşka emanet etti bu gece
Bir çözülen düğme beş iliklendi
Huysuz atlar gibi
Cimri tüccarlar gibi

Lâkin böyle olmadı hiçbir şey
Tek hamlede Atıf Bey ve Suzi Anjelik
Mayalanıp içinde yaşlı volkanın
Birlikte söylediler “tombul meleği”
Birinin dörtte biri bolşevik
Diğeriyse buz gibi karadenizli

Emel İRTEM (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_goster/276)
Zehirli Rüya’dan

Yusuf Bal
28-01-2010, 16:46
Müberra

gel_____kanatlanırken ruhlar ötesi bir alemin seyrine
hadi______sana söylenen türkülerin sesini duyup gel
müberra______adınla sana seslenip, çağırıyorum seni
umutların______ ___harabelerinde yeşerdi gelincikler
yangınlarında_______ __asırlar öncesinden ey rüzgar
geceye düşen nar_____ __taş sütunlara yazıldı adın
vuslat zamanı geldi_______ ___veda içinde saklı yar
taş sütunlara yazıldı adın___ ____geceye düşen nar
asırlar öncesinden ey rüzgar____ _____yangınlarında
harabelerde yeşerdi gelincikler___________umutların
seslenip adınla sana, çağırıyorum seni______müberra
sana söylenen türkülerin sesini duyup gel______hadi
kanatlanırken ruhlar ötesi bir alemin seyrine___ __gel

Yusuf BAL
MOR TAKA ŞİİR VE KENT KÜLTÜRÜ
13 / kış 2009

aysun colak
28-01-2010, 23:01
ÇÜNKÜ ANNEM

Çünkü annem bir yorgun zorunluluk
Yüzünde içi çiçekli eski kutu duruşu
Neydi unuttuğu mutfağa girip çıkarken?
Dalgınca boyayıp duruyordu kirli göğü

-Annem yelkovanın bıkkın dönüşü

Tek katlı evlerde mutluluklar aradı. Yok.
Çok çocuklu evlerde cıvıltılar istedi. Yok.
Çukur yerlerinde geçmişin titreyişi
Toz suretinde yapışmış anılar duvara

- Annem bir tekerlemeydi odalarda

Geçkin yazlarla soldu ahşap düşleri
Eski bir telaşın dinmez sancısında
Ağlardı annem gülmek gibi dururken
Küçülür incelirdi aya baktıkça

-Annem balkıyan bir göl gülümsemesi

Bir kuşun uçuverişi gibi kolay ölümler çağı
Rahat yataklarda dikeni batar gecenin
Örterken annem yıllanmış perdesini
Babam bir ünlemdi akşamla uzayan

-Annem ki deltaların yazılmamış tarihi

Gonca ÖZMEN (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/358)
Dize, sayı: 100

aysun colak
30-01-2010, 13:57
CENAZE KALDIRICISI ADEM


Bir ölü nedir ki bir ölüm nedir
Acıyla kirlenmektir, acıya sevinmektir.

Siz bilirsiniz, isterseniz biraz gecikiriz
Gelmesine geliriz, biraz gecikiriz
Ne kadar gecikirsek biz o kadar iyiyiz
Ben o kadar iyiyim.

Bir zamanlar hamaldım, çelenk taşırdım
En güzel çiçekleri ben sırtımda taşırdım
Caddelerden geçerdim, büyük vitrinlerin önünden
Serlerden bahçelerden güne damlardım
Renklere karışırdım, kentin ışıklarına
İçinden soyulan bir portakal gibi
Kendi içdenizlerimi öper okşardım
Süslenmiş gibi olurdum
Kokular içinde kalırdım.

Sonra beni bir gün çağırdılar
Sonra beni bir gün gene çağırdılar
Artık hep çağırdılar, dört kişi olduk
Dört kişi gerekliydi, dört kişi olduk
Ölüleri gördük, ölüler koltuktaydılar
Ölüleri gördük ölüler yatakta
Ölüler giyinik, ölüler çıplak
İşte biz dört kişi buna alıştık
Bizi alıştırdılar.

Omuzlarım kesik kesiktir, nasırlıdır
Her zaman bir ölü vardır omuzlarımda
O kadar ölü vardır ki her yanımda benim
- Ölüler içindeyim ölüler içindeyim -
Örneğin bir bardak su içsem bir ölü kayar şuramdan
Su içmeyen bir balık gibi kayar
Ölülere takılmış bir uçurtma gibiyim
Biraz öyleyim.

Ve otel müşterileri, onlar
En inandırıcı ölülerimdir benim
Her biri biri bir ölümü her gün yeniden yaşar
Camlara yapıştırılmış yüzler gibi
Sevgiyi unutmuş yüzler gibi
- Unutmak utanmaktır, siz bilirsiniz -
Hüzünsüz, anlatımsız, soğuk
Akşamüstü rengindedirler ve yorgundurlar.

Siz daha iyi bilirsiniz, Hıristiyanları soyarlar
Ölüleri çıplaktır onların
Ne yalan söyleyeyim görünce huylanırım
Yeni ölmüş genç kızlar yeni doğmuş çocuklara benzerler
Görünce huylanırım
Bunu karıma da anlatırım, su dökünürüm
Adım mı, Ademdir, iyi adamımdır.

Karıma anlatırım ya, size de anlatırım
Bir gün bir ölü kaldırdık, Aşkenazlardan
Hani şu Leh Yahudilerinden işte
Gözleri o kadar mavi olan, mavi bir suda yüzer gibi gövdesi
Saçları tütün renginde
Her neyse, uzatmayalım, bir de baktık ki ölünün arka cebinde
Dolarlar, marklar, sterlinler
Önce paylaşmayı düşündük, yalan söylemeyeyim
Götürüp geri verdik az sonra
Götürüp geri verdik, yüz lira aldık
Hepsi hepsi yüz lira
Bir gün de bir ölüye asılı iki torba
Torbalar kalçalara inmiş, askılar omuzlarda
İçleri altın dolu
Ölüyse bir kocakarı, Ermeni
Çoluk çocuğu
Elbette geri verdik altınları da.

Ve genç bir kız ölüsünden ametist bir kolye çıkardım
Doğrusu sakladım onu gizlice
Karımdan bile sakladım, karımdan
Niye mi sakladım, uğurdur diye.

Bir karım, iki çocuğum, dört kişiyiz
Kimseler bizimle konuşmaz
Mahallede kahveye çıkamam, anlarsınız
Giderek alıştım içkiye de
Demin de söyledim ya, iyi adamımdır
Benden kötülük gelmez
İnanır mısınız, bir gün gene bir ölüyü kaldıracağız
Tam kaldıracağız, birden farkına vardım
Adam düpedüz yaşıyor
Oysa raporlar filan tamam
Buzluğa girdi mi o anda işi bitik
Başında mirasçılar yas giysileri içinde
Dedim ya, birden farkına vardım
Evet, o gün bugündür yaşıyor
Cihangir'de oturur, zengindir
Bir iki kez evine de uğradım
Beni pek sevmez.

Ne de olsa herkes biraz ölüdür
Otel müşterileri en önde gelir
Kendileri soyar kendilerini kendileri giydirir
Büyük kentlerin büyük tabutlarıdır oteller
Nedense işte onlar gökyüzüne gömülür.

Bu sabah on birde bitirdim işimi
Gidip uyuyacağım
Belki de
Ya karımla ya da
Bir başka ölüyle yatacağım.

Edip CANSEVER (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/264)
Ben Ruhi Bey Nasılım’dan

aysun colak
01-02-2010, 14:29
Adım Sonbahar

nasıl iş bu
her yanına çiçek yağmış
erik ağacının
ışık içinde yüzüyor
neresinden baksan
gözlerin kamaşır

oysa ben akşam olmuşum
yapraklarım dökülüyor
usul usul
adım sonbahar

Attilâ İLHAN (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/122)

aysun colak
03-02-2010, 16:00
UMUT YOK !

Boynuma yeter-
­genişlik bırakıp
düğüm attım
çarşafa.

Dedim ki,
ey çarşaf dedim;
kaldık,
biz bize.

Sonra dönüp
Kendime baktım..

..razıydım; bir güzel­-
astım korkumu

debelendim, ne çok­-
eyvah dedim!

Çarşafın
yırtılan
yerini
diksem,

yine yırtılır.

Sina AKYOL (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_goster/778)
Heves /Haziran 2005

suece
04-02-2010, 23:04
ADAM

Adam şapkasına rastladı sokakta
Kimbilir kimin şapkası
Adam ne yapıp yapıp hatırladı
Bir kadın hatırladı sonuna kadar beyaz
Bir kadın açtı pencereyi sonuna kadar
Bir kadın kimbilir kimin karısı
Adam ne yapıp yapıp hatırladı.

Yıldızlar kıyamet gibiydi kaldırımlarda
Çünkü biraz evvel yağmur yağmıştı
Adam bulut gibiydi, hatırladı
Adamın ayaklarının altında
Yıldızların yıldız olduğu vardı
Adam yıldızlara basa basa yürüdü
Çünkü biraz önce yağmur yağmıştı.

Cemal SÜREYA (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/221)

aysun colak
05-02-2010, 16:05
TUTTUM SEVDİM

karanlık sularımı çoktan terkettim
bağışlamayın beni

bir çocukla geçirdim
..........................en son gecemi
yağmurun şarkısını öğretti bana
kayanın yalın ışıltısını

eprimiş yıldızlara tutundum
ilk kez not almadım hatalarımı
geceler aşkların kurtuluş günü
çağırmadım kimseyi
..........................hem bayrağım da yoktu
örümcek ağlarına düş eklediğim
görülmesin diyedir bunca duvarlar

kimliğimi bir yolcuya bıraktım
sesimi ölülerin suskun ağızlarına

camgöbeği
..............hüzünlerim de oldu
haritasız acılarım da

göz notlarında kaldı
.........................yüzümün son mevsimi

tuttum, sevdim. bağışlamayın beni

Zeynep KÖYLÜ (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/904)
Son Arzum Gül ve Kedi’den

fazlı oğuz
06-02-2010, 00:49
SENİ ÇAĞIRAN TÜRKÜ

Onlar savaşçıdırlar sabah akşam
İnançlar örer umutlarından



Ellerin karanlıkta üşüdü gir içeri
Saçların yıkandı soğuk yağmurda
Gel sobanın yanına sokul da
Al eline sıcak kestaneleri
Kuş masalları anlat

Acıyı katık etme duruşuna

Afşar TİMUÇİN (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/30)

aysun colak
07-02-2010, 15:31
YAZIN SESİ

Gövdenin çeperinde bir başka gövde
içe doğru bir toprak kayması
ertelenmiş yaz: bir heyelandır

Duran bir kent: bir görünür
bir yiter toprak damlarla
Homeros'un kehribar denizi arasında

Bir kadın bir sarmal eksen
çıplak ayakları sel izi bırakır
avlunun mıknatıslı taşlarında

Yanından geçip gider o burgu
ateş yiyici bir ağız, bir etobur
kışkırtıcı baharat kokuları çoğalır

Gözünün yaşına bakmaz anla artık
bu iletken bu şehvetli ağustos
nisandan bile zalim bir aydır

Özdemir İNCE (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/681)

aysun colak
08-02-2010, 16:47
ah!


ah tutmaz, bu rüzgarlı çatılar
odalardan dilsiz uğultular yükselir
örtünme telaşında utangaç kızdır kasabalar
düşünü kurarlar bedenlerinde gezinen nefesin.

sonra akşamüstleri gelir
huzursuz eşiklerde bekleşir
kime ihanet etmemiştir ki zaman…
tedirgin ve tekinsiz… anlar
karanlık kuyulara birikir.

korkudandır bütün koruganlar
çatlağından endişe sızar
bir gül, yakasını yırtar kan revan
içimizi oyar aşktaki tereddüt.

tedirgin ve tekinsiz… hayat
eşiğinden gözü kapalı atlamak isteriz
bilmek istemeyiz; ama aldanmak…

Asuman SUSAM (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/1154)
ile-2007

aysun colak
09-02-2010, 15:02
NE Kİ EKSİLEN...

günlerden, gölgelerden, tropikal gecelerden...
işve kadar hafif, tutkudan ağır, ciğerotu gibi bir şey...
ne ki eksilen!
boyalı söz! kurnaz incelik! kadınlar kıvılcımlı, eğreltiler üretken... kurt kocaldı, çekildi sürüden... reçineler, balözleri, şuruplar... akıp gidiyor akıp giden...
ne ki eksilen!
belki de bir kıpırtı, mor taşkıran çiçeği, baygınlık anı belki, biraz alkol, etilen... gövdelerden gürültü, telaş mı çekirgeden... kaçtım, durmadan kaçtım mavi tilkiden, oklukirpiden... yazdı, kıştı, kutupsuz aşklardı, derken... güneş görmez tundra, rengeyikleri ve liken... ne ki eksilen!
günlerden
gölgelerden
tropikal gecelerden...

İlyas TUNÇ (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/415)

aysun colak
10-02-2010, 16:07
EYLÜL

Eylül, gülleri soldurarak
duyurdu bu yıl kendini
Böyle olacağını bile bile
şaşırttı bizi yinede

Daha bir demet kır çiçeği
alıp koymadık vazoya
Güller mi unutturdu bize sevinci
yoksa aşındırdık mı kimi duyguları

Şöyle bir akşam
söyleşemedik dostlarla
erkenden kapandı perdeler
yorgun muydu çocuklar da

Her gün yağmalanan
talan edilen sevincimiz
kurudu galiba büsbütün
su yürümüyor dallara

Ama kırpıntı, bir küçük
uç uç böceğinin her nasılsa
konuvermesi balkona
uyarıyor bizi irkilterek

Bu kahrolası tarraka
bitecek gibi değil sokaklarda
Çekip kapıyı çıkmak en iyisi
dalmak caddelere, varoşlara

Belki o zaman eylül
şaşırtmayacak bizi
bulup çıkaracağız çünkü
evrenin öteki yüzünü

Ahmet TELLİ (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/61)

aysun colak
11-02-2010, 16:55
SONSUZ BİR ŞİMDİKİ ZAMAN

Gümüştür Ay, altındır başak
Yaz geldi yine, ey çılgın!
Her sabah, ardından şu dağın
Güneş biraz daha güzel doğacak.

Söyle, sesini duymak, görmek seni
Ne zamandır böyle yasak bana?
Göçüm kalkar gider, ben çılgınca
Koşardım, bilmeden bastığım yeri.

Sonsuz bir şimdiki zamanda yaşar
Düşler ki, artık avucumdadır;
Gökyüzünü kocaman bir çadır
Gibi üstüme örtüp yatar

Ve gezinirdim uykularımda,
Hiçbir şeye benzemez yara
Acısa da, derinde, ta derinde.

Şiirin o eski gümüş bahçelerinde
Ozanları gördüm, şiirdir tek yasa
Ah şiir ah, göğsümde ulu bir dağ!

Ali PÜSKÜLLÜOĞLU (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/85)

aysun colak
12-02-2010, 16:43
YERYÜZÜ AĞACI

Kış geliyor
elim yaprak altında
es ey bad-ı semen
çatlak bedenime çarp kalbimi harmanla
gencelmiş tarih kabartmalarının haklılığı aşkına
beni kendime gebe bırak

kış geliyor
otobüs ne kalabalık

yaslan bana yeryüzü ağacı
dikili gövdenin üretkenliği için
çıldırtan bir gübre mi arıyorsun
kökünü toprağımda dene

kış geliyor
koru gövdemi pardösüm

ağzıma konacak kışlarım nerde
tutsana elimi canikom tarih tekerrürden ibaretmiş
Miş bir geçmiş zaman failiymiş
ey beşeriyet beni beş iftarda öp

şair olmak kolay değil yavrum
uzvun o kadar güzelken
bir yanda yaş ağaca balta vuran çokluk
bir yanda kanımı azdıran bokluk
beni artık hücre çoğaltmaktan da yargılarlar
zahir


Arkadaş Zekai ÖZGER (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/98)

aysun colak
13-02-2010, 13:55
KARA SEVDA

...ve nihayet gelip çattı
Bir dilimi zehir zıkkım
Bir dilimi candan tatlı.
Masallarla indi yere
Sebil oldu cümle hikayelere
kara kara kazanlarda kaynadı
Diyar diyar al kanlara boyandı
Türkülerde ateş alev yandı tutuştu
Gördes kiliminde nakış
Minyatür bahçelerinde suret kesildi.
Ve nihayet gelip çattı
Elveda belirsiz bedava sevince
Uçan kuşa eşe dosta elveda
Bütün haşmetiyle gelip çattı
Bir dilimi zehir zıkkım
Bir dilimi candan tatlı.

Bedri Rahmi EYÜPOĞLU (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/159)

aysun colak
14-02-2010, 15:01
ZAMİR

Tıknaz ömür. Bodur ay. Şubat gibi bir şey bu
mutluluk öksüzü şöyle bir yalayıp geçer
öylesine geçtiydi aklımdan adın, dönüp
bakmadın. Baksaydın keşke işitseydin ki
biri bizi kendisine benzetebilir isterse

Benzedik benzeye birazcık kaldık, evet
ben, sen, biz ona... tekil zamir sürüsü
toplanmıştık dört harf bir fiskos civarına
yayvanı yassısı ince bellisi kamburu; şirret
çağ bağiçesindeki kadınsı balta gürültüsü

kesilir. Kesilince büzülür çadırdan gece
neye benzer o zaman baş başa kaldığımız
birkaç soylu geveze vıdı vıdı bir ölü dille
köşeli bir boşluğa eğilir anlatırız
kim ölürken kimden daha güzeldi

Bırak yarışmayı da kaldır başını seyret
naylon tentelidir göğümüz bakılınca
görülür: kıyamet taburu geçiyor samanyolundan
sakalları var çocuklarının gün aşırı kırçıl güneşli
uzun uzun saçları kirli yıldızlar

Adamlar yay burcundan bir soluk ayrılmadı
kadınlar kadın olmadı hiç gök yaylamızda
cam gözü bakışları aydan da gerü
bir şiveyle saplanırdı kâğıdın duygusuna
yürek postamızda düşünce dergileri

Dönüşte okumalı Mudanya'dan Silvan'a
ağaçların ucun ucun kemirdiği kunduzu
kemikleri ulu gönder, eti sancak sayılır
kurutup yazdılardı kürkünü çıplak omuzlarına
bir ağızdan yeşerip tek tek solduğumuzu

orman ki şol tende kabuktan hatıradır

Adnan SATICI
(http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/28)Defter Dergisi / Kış 1999

aysun colak
15-02-2010, 16:33
PARÇA TESİRLİ

Mührü kazıdım dağıttım sihri
Bir dildirn sende aksanımı yitirdim
Tarif ve tanım hükümsüz artık
Bende kaydın silindi

Gören yaksın her kimse o anı defterini
Bu hayata bir intihar borcum var biliyorum
Yarım kalmış bir yürüyüş oldum hep
Açıyorum yeniden kapmın çengelini
Gören hayra yorsun beni

Çok örseledim demek hayat! yordum
Eski bir meselden esinlenmiştim oysa
Kann güneşe mağdurluğu gibi oldu hep
Bir düşe telefım yine
O malum heceye hep-yek geleyim şimdi

Önce söz vardı şimdi yok
Aylardan yağmur olsun istedim tahim ikindi
Belki doğru okuyamadım silikti ayak izleri
Bir keder uyak istedi benden
Aşktan sızmış bir makama
Heder ettim kendimi

Sabıka kaydım sorulmasın ne olur
Ben hep telaş oldum cinnet yazıldım sana
Hepsi bu işte belki bir körün gözleri gibi
Biz seninle iki mutlak kederiz artık
Kuş-dili bir zamana bütünlemeli

Kim demiş ömür kisa külliyen yalan
Varsın keyfe keder bir darbe olsun
Yeter ki doruktayken vurulsun parça tesirli
Bir rüzgâra gömülsün her aşk şiiri
Bir karşıdevrim gibi

A. Hicri İZGÖREN (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/2)
Yaratım / Mayıs-Haziran- Temmuz 2004

aysun colak
16-02-2010, 16:10
[/URL]

KAR KURTLANDI

.............ayşe için

intihar arşivcileri
sevmedi narin ölümümü
söz bundandır

uyandım ilk geceme
son düşümü uyurken
ne yana döndüysem
kendimle aynı yaştayım

kaç kör görür bende
soyunur beni giydiğimden
yakınlık sesimi sınar
uzaklık ziyandır

kendimsizim sana hep
yenildikçe güzelim aşk
başladığım suçtandır

ulaştım titrek söze
yaram mağrur
korkudandır

kar kurtlandı
üşüyorsa soğuk
bundandır

[URL="http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/215"]Celal SOYCAN (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/215)
Varlık, Haziran 2004

sibel eylul
17-02-2010, 01:26
Kendi eserimi asıyorum bulutlara



Son hızla daldım tarihin derinliğine
çekip çıkaracağım kendi yüzümü
kendi eserimi asacağım bulutlara...

ırmağın üstünde yüzüm
yalnızlığım kızgınlığım
bir taş attım yüzüme
sevinçlerim dağıldı suyun üstünde

canı yanıyor gözlerinin
bir cinayete kurban gidecek bak

bir yaprak usulca düşer göğsüme
yalnızlığımı alır götürür bir yaprak
kalbim yarılır inceden
tanrısal bir dokunuşla gülümserim hayata

hani damlarda yıldızları sayardık geceleri
uzanıp sırtüstü büyük romanlar yazardık
doyumsuz bir anın sonsuzluğunda
yüzerdik seninle geceleri
bir uçak geçerdi yıldızlarımızın ortasından
düşlerdik içindekileri tarifleri sınırsız

özgür bir senfoniydi yaşam
kutsal bir armoniye ulaşmaktı bütün derdim



aldılar götürdüler ellerimden
ellerim kanıyor
tam da parmaklarımın ucundan
kollarından astılar ilk sözlerimizi
yeminlerimizi bağladılar sımsıkı
tükürdüler öpüştüğümüz zamanlara
küfürler savurdular ısındığımız akşamlara

kimleri yaktılar gözlerimin önünde ah bir bilsen kimleri
hani hatırlar mısın kırşehir oynardık seninle
ben acemi sense usta
yaktılar kırşehir’i be gözüm hem de gözlerimin önünde

ölüm koymadım yaşamın adını
yalnızlıklar koymadım
çocuksu bir haykırışın sabırsızlığı var bende
ağır basacak fırtınada insanlığım
seni ararım bu cellat yüzlü duvarların arasında
bir sesini duysam
cellat çürür erir gider gözlerinin önünde

yine tanrıları çıldırttım
vaazlarını dinlemedim
secdeye durmadım
tüzükte bilmem ne maddesinin
bilmem ne fıkrasına uymadım
‘’anayasal düzeni bozmaktan’’ kıvanç duydum

yasak damlamasın gülüme
gülüm gül olsun kendince
saçsın buram buram özgürce

bir gün mutluluğu sorarlarsa eğer
seni hatırlamayı derim

bir gün bir şarkı oku derlerse
senin dilinden okurum

bir gün bir insan doğarsa
senin ve benim eserim
ve bize benzesin isterim

son hızla daldım tarihin derinliğine
çekip çıkaracağım kendi yüzümü
kendi eserimi asacağım bulutlara
kendi eserimle sarılacağım sana

Ahmet Gedik

Ocak 1999-temmuz 1999
berfin bahar sayı 35

aysun colak
18-02-2010, 13:51
kar

kar yağıyor oynak bir havayı kollayarak
ömrümüze tanık bütün zamanlarına dünyanın
sesimizin bembeyaz bir sayfasına/ sonsuzluğa
akan günlerimizin çocuksu yalnızlığına
gri bir gökyüzünden ışıltılar sağılıyor
ardımızdaki ağıdın kilitli kapılarına.

çiçeğini özleyen kirazın yapraksız dalına
bir kuşu salıyor rüzgarı uçacağı yön belirsiz
iki göz/ çarpan bir yürek/ camlardan akan bakışlar
uzun yolculuğa çıkan trenlere sefer eyliyor
kar aralıksız yağıyor dünyanın yüzünü öperek.

kar sevincin büyüsünü serperek karanlık denizlere
çocuk düşlerimize oturtuyor akşamın hüznünü
ipekle sargılanan yıllan getiriyor penceremize
bin bir nakış ekliyor yaşamı havalandıran şarkılara.

saatin sesi/geceye giren yolcular/istasyonların uğultusu
yarım kalan bir güncenin sayfalarını havalandırıyor
tuzu dudaklarımızda bir aşkın güncesine yazılan
bir damla kan bırakıyor uçsuz sayfasına tarihin
bütün yeryüzünü düşündüren bir ses büyüyor: kar yağıyor.

Ahmet ÖZER (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/59)
adam sanat / sayı: 229

aysun colak
19-02-2010, 22:17
ANLADIM

tarlaların sınır taşlarını kaldırdım
yaza hazırlanan böceklere baktım.

akan nehrin sürüklediği kuma sordum kin
nedir, nasıl geri dönülür kıyıdan?

gök haritalarını inceledim, yıldız motiflerini
savaşla barış arasındaki uzaklığa çalıştım.

ölüm yoksa bu dünyada, hayat da yoktu
eğilmek gerekirdi rüzgârın önünde, bunu bildim.

dere yataklarını izledim, gül tarhlarını
karıncanın yitirdiği yolu buldum.

unuttum kimdim, semt pazarında dolaşırken
anladım, su satan çocuklardan biriydim.

Salih BOLAT (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/737)
Evrensel Kültür/ Nisan 2004

aysun colak
21-02-2010, 15:32
BÜTÜN KAPILARDAN GERİ DÖNDÜ


Yağmurlarda yürümenin ustasıydı oysa
Yaprakların dört mevsimde aldığı biçimlerin
Sorsalardı bulutların o sonsuz akışını
Gökyüzü nasıl büyür uykusuz gecelerde
En iyi yanıtı alırlardı elbette.

Ustasıydı küçük ayrıntılardan
Büyük öyküler çıkarmanın.
Bir duvar dibinde başı elleri arasında
Dudaklarını yiyen bir adamın
Çok iyi bilirdi göz çukurlarındaki gölü.

Herkesin kocaman bir ağız kesildiği
O açlık saatlerinde silinip gitmek...
Bunca bolluk içinde evlerdeki varlığın
Sürmesi sokaklarda adım adım
Söylerdi sorsalardı yalansız ve ezik.

Bol kravat ütülü pantolon kaypak güiüş
Küçücük bir paketi dişlerinde taşıyarak
Bir binadan çıkmak yüz bin kişiyle bir
Ne müthiş ayrıcalıktır, söylerdi
Park bekçilerinin bile bıktığı biri olarak.

Ve ayakları altında binlerce bıçak
Bastıkça en ince yerlerine batarak
Döndü bütün kapılardan uzun boyları kırık...
Kim bilir neler derdi açsaydı ağzını
ışıklı vitrinler önünde susan biri olarak...

Şükrü ERBAŞ (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/806)
Bütün Mevsimler Güz / Toplu Şiirler 1

suece
22-02-2010, 17:55
Geldiğim Günün Hatırası

Sana nasıl anlatılır
Sensiz hayatın boşluğu,
Bir zindanın ağır ağır
Çöker üzerime loşluğu.
Dünya her mihnete bedel
Sen olduğun için güzel
Hayat, hayal, ümit, emel
Senden alıyor hoşluğu.
Arıyorum seni uzak
Bir şehirde sallanarak
Hala geldiğin günün bak
Üzerimde sarhoşluğu.

Orhan Seyfi Orhon

aysun colak
23-02-2010, 18:05
UMUDUN DAĞI

I

Bir kızın yaşı ve bisikleti ne kadar küçükse
o denli büyüktür umudu

Bursalı her kadın şunu bilir:
Ayağı pedala değer değmez
gözünü dağa çevirmiştir.

Bu şehirde her küçük kız
Hayat Bilgisi dersinin
“Şehrimizin Dağları” maddesinde
tılsımlar faslından Uludağ’ı ezberlemiştir

Küçük kızları sağlamlığı şüpheli bir bisikleti
pek çok sokağını henüz bilmedikleri büyük kentin dışına,
yalnızca adını öğrendikleri o dağa götüren
dağın fatihi olmaya niyetlenişteki cesaret…
Bu cesaret nereden gelir?


II

Ben kendi dağını küçükken kaybedip,
ömrü boyunca onu arayan kızlardan biriyim.
Yaşadığım onca şehirde hep bakındım, görmedim.
Giderek yaşlanıyorum, kentlerim dağlardan uzaklaşıyor.
Sokaklar yeraltından geçiyor burada, yukarıda kimse yaşamıyor.
Yumup gözlerimi fısıldıyorum:

“Gökdelenler kapatmış olsa da doruğunu,
yeraltına sığınarak geçse de bir hayat
Hayat Bilgisi kitapları ve tılsımı çocukluğun yalan söylemez,
o dağ duruyor hâlâ orada. Biliyorum var olduğunu”

Yaşadığım şehir dağlara çevirmiş sırtını,
çocukluğumun şehri yaslanır dağa
küçük kız soruyor, kirpiklerimin arasına saklanıp:
“Ablacığım, hangisi kalacak tufandan sonra?”

Arzu ÇUR (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/105)
Öteki-siz, Sayı: 16

aysun colak
24-02-2010, 17:21
DAĞILMA

Sözün ateşle bir ilgisi olmalı
Alevlenip sönmekle aşkın

Gölgesiz olduğum doğru, apansızlığım da
Dokunsan dağılacak yüzümün eğrileri
Gizliden düşeceğim sabahın boşluğuna

Bahçenin duvarı yok ki gizlensin
Balkonda hıçkıran çamaşırlar
Küf ve nem kokusu ve dalgın bir evin
Durmadan soyunması çocukluğuma

Taş sırrını unuttu
Ada hapsindeyiz, kayık gitti
Issız kaldım suyun gövdesinde

Anlatmayın artık iki kişilik aşkları
Çoğul ekleri de yaşar yalnızlığı

Gonca ÖZMEN (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/358)
Dize / Mart 2005

suece
25-02-2010, 15:12
Leylim Ley

Döndüm daldan kopan kuru yaprağa
Seher yeli dağıt beni, kır beni
Götür tozlarımı burdan uzağa
Yârin çıplak ayağına sür beni

Ayın şavkı vurur sazım üstüne
Söz söyleyen yoktur sözüm üstüne
Gel ey hilal kaşlım dizim üstüne
Ay bir yandan sen bir yandan sar beni

Yedi yıldır uğramadım yurduma
Dert ortağı aramadım derdime
Geleceksen bir gün düşüp ardıma
Kula değil yüreğine sor beni

Sabahattin Ali

aysun colak
25-02-2010, 15:17
BEN KAMİKAZE

Beyaz bulutları omuzuna rütbe edinen bir acemi çavuş
Sakladığı renklerden sıyrılıp mayınlara sürüyor kalbini
Gölgesi kendisiyle yarışta, amansız bir sürek
Peşinde çağlar öncesinden kalma fırtınalar
Hiçbir şey firarî kılmıyor onu korkuya karşı
Göğsünde ansızın açmış gülü saymazsak.
Oysa bir şeytan dirgeni kanatmıştı düşlerinde ayaklanan çocuğu
-günahsız bir yıldızı yasağa çağırmak, yaşarken yitirmek o falı-
Çıldırtmadı hiçbir oyun bu kadar: Sonuçsuzluk kutsal
kitaplarda bile bulunmayan esaret...

Sıradışı bir soru o kadından: "Niçin ben?"
Niçin okyanusu inciten muson yağmurları? Mevsimler,
ah evet onlar belki bir aşkı bunca biçimleyen
Darmadağın, yanıtsız, toplu sürgünlere lâyık kalbim
İçimin haritası çizilse dağlarında kuşlar kanar
Peki, nereye dökülür doğduğu yer belirsiz ırmak?

Bütün korkakların bir cesaret deneyi vardır hayatta
Atmaca beslemesi bundan emekli albayın
ya da yavrularını yiyen lepistesin raksını
akvaryumda izleyen malûl polis şefi
Dudaklarında Osman Nihat Akın’dan muhayyer kürdi
Şarkılar da mı kapatamaz ölen bir gülün üzerini?

Gecikmiş bir oyunun bittiğini yıllar sonra anladık
Meğer satranç tahtasının üzeri boşmuş
-hayalet hamleler, yenilgiler, rok'suz kaçışlar-
Beyaz bulutlan omuzuna rütbe edinen o acemi çavuş
15 bin feet yüksekte iki motoru da yanan uçağı
kentin en can alıcı hedefine nişanlamaktansa
bu düşü yarıda kesmeyi yeğlemiş

Cihan OĞUZ (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/234)
Alt Tarafı Aşktı'dan

aysun colak
26-02-2010, 17:56
EFSUNKIT

şuramda başladı her şey
elleri uzakta bağlı bir yalnızlık bitkisiydim
karanlık artığı, gitmeler kırıntısı

belki bir istiridye kabuğuna
üflemişti tanrının flütü seni

maviydin
ak dantel ayalı mavi bir havluydu deniz
bronz boncuklar ucunda
beyaz bronz maviydik değerken kuma

tam şuramdı
hayret kuşları tünemişti korkuma
bir dalgınlığı gidip bin hüznü gelirken işte sana
rastladılar içimde
bitirdin kızıl pıhtıyı kendine başladın
o küçük ölümün kalemini kırdın, müspetsin

tarihim yeni baştan, ezberim,
dilim sonsuz harfleriyle yepyeni bir alfabe artık
dışarıda hayat senden alıntılarla

sessiz bir albüm açılıyor düşümde
orada iki saksı fesleğenle
iki oğul büyüten kadın
geniş 'sular umuyormuş, uzun ovalar
fesleğen kokusunu oğul teri sanarak

anne sen şiir misin, rahim mi?
bol sus, çok duy, şaşkınım
yaşlı gökle aramda boşluk bırak bak
içimde bir hayat çalışıldı yakın
uçma üstümden
gölgen büyük ve soğuk

Serap ERDOĞAN (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/758)
Yasakmeyve, Eylül-Ekim 2005

aysun colak
27-02-2010, 16:57
NİLGÜN'ÜN GÖZTAŞI

Ahşap bir kutu.

Açtım.

Öylece duruyordun ve bakıyordun bana.

Göğermiştin.
Göz mıknatısıydın.

Ne tuhaf, içimde inanılmaz
bir istek uyandırdın.

Nilgün, "Sakın ağzına sürme!" diye uyardığında,
ben çoktan dilimi değdirmiştim sana.

Acıydın.

Acı.

Şimdi yüreğimde bir faş


Seyhan ERÖZÇELİK (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/772)
Gereyazısı, Ocak 2004
( Nilgün: Nilgün Marmara)

aysun colak
28-02-2010, 14:58
KIRIK AĞIT

Bazıları yatağında bir mermiyken ölüdür.

Kendini, akşamları unutma.
Ah, bir gülebilsen yıkanır ağzın
benim ömrüm seninle iki nefes arası
bırak, dağılsın çürüten uzaklıklar
bana bir deprem bağışla
saygılı ol yitirmek korkusuna.

Hiçbir silahı namlusundan öpme
belki yenilirsin, belki ayrılık haklı çıkar
teksin ve yalnızsın üstelik.
kimi nişanlasan kendini vurursun

Artık her kent senin uygunsuzluğunla başlar
çatlak bir yüzle ezberlersin yolları.

Necatigil'den kalma bir yazdı
kalın hüzünlü ve dibine kadar yorgun.
Bırak buluşmalar üşüsün,
çoğaldıkça insan kıran yasalar
her çocuk masalına çekilir. Sonra aşk
güzel kadınların gövdesinde bıçak yarası.

Anlattığın dünyaya bu çığlık nasıl sığar!

Veysel ÇOLAK (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/862)
dize, sayı: 117

suece
06-03-2010, 14:56
YOKSUL YOKUŞU

yoksulların çocukluk fotoğrafı az olur
hiç olmaz belki de avuntunun bez bebeği
misketler yuvarlanır yokuş aşağı
her şey masallar kadar yakınken gerçeğe
sabahları umuda yoran babalar
akşamları yarı bunak ve kambur
yokuşu sırtlanıp da gelirler eve


çok yokuşlu semtlerde yaşadık hep
derimiz de bahtımız da abanozgillerden
beş taştan biri yuvarlanır dört taşa
kız oyunu der çekilir erkekler
eğilir topaçlar ve gazoz kapakları
ölüler de yoksulluğun payandasıymış gibi
eğik yatar mezarda yokuş aşağı


ama gülümsemiştim bu yokuşa ben bir kez
ancak ilkokula başlarken çektirdiğim
ödünç yakalıklı fotoğrafımda
kuş ayaklı bir sevinçtim yokuş yukarı
bir kamyon freninden koptu yokuş aşağı
altında ben okulda fotoğrafım
avuntunun bez bebeği hiç olmadı sanırım...

Nilay ÖZER (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/612)
(Zamana Dağılan Nar’dan)

aysun colak
07-03-2010, 18:03
YOL YORGUNU

Bana bir türkü öğretsen
Ayın aydınlığında söylesem
Gecenin karanlığında söylesem
Yağmur yağınca söylesem
Toprak uyanınca söylesem
Bana bir türkü öğretsen

Bana bir türkü öğretsen
Beraber olunca söylesem
Ayrı kalınca söylesem
Seni unutunca söylesem

Bana bir türkü öğretsen
Geldiğim yerlere er geç dönebilsem
Sevebilsem her şeyi yeniden sensiz
Sensiz vazgeçebilsem
Gece demesem gündüz demesem
Kimseleri dinlemesem
Hem yürüsem hem söylesem
Hem söylesem hem yürüsem


Arif DAMAR (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/100)

aysun colak
08-03-2010, 20:58
ÖDÜNÇ ALKIŞLAR


siz değil miydiniz
gün olur yaşamdan alkışlar alırım diye
uysal bir tambur sesinden merdivenler kurup
olur olmaz şarkılara tırmanan

olur da içinden inci çıkar diye
yine siz değil miydiniz
denizlere küskün ırmaklarda
istiridyeler arayan

hadi çıktınız diyelim
peki nasıl ineceksiniz şimdi gerisingeri
karanfil kırıntıları serpe serpe çıktığınız
o hoyrat merdivenleri

Tekin GÖNENÇ (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/819)
Varlık , Nisan 2008

aysun colak
11-03-2010, 15:07
ÇİLİNGİR SOFRASI

Bu zikkimin yaninda
Arnavut cigeri ister, bir.
Çiroz salatasi ister, iki.
Cacik ister, üç.

Adalet, müsavat, hürriyet demeye
Sadece yürek ister.

Metin ELOĞLU

Rengin Özesmi
11-03-2010, 16:01
YOLDAN GEÇEN BİRİ

Bir kırlangıç bir su birikintisi bir parça gök.Bir şiirden düşmüş olmalı bunlar.Böyle diyordu yoldan geçen biri. Delta ve Çocukİlhan BERK (http://siir.gen.tr/siir/i/ilhan_berk/index.html)

suece
13-03-2010, 15:27
GÖN

Yorgun değilim
seni beklemekten seni düşlemekten geçen günlerden,
yeniden başlasam da bir başka yenilgiye.

Yorgun değilim
ne aşktan ne dostluktan ne de ölümden,
geceye gözlerimi açarak bakıyorum.

Yorgun değilim
ne acıdan ne umuttan ne de korkudan
sonbaharla birlikte kazıya başlıyorum

Yorgun değilim
ne geçmişten ne şimdiden ne de gelecekten;
bir yalnızlığım vardı, gittikçe aşıyorum

Özdemir İNCE (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/681)

Rengin Özesmi
13-03-2010, 23:41
HEDİYE

ben gecenin sonundan söz ediyorum
ben karanlığın sonundan
ve gecenin sonundan söz ediyorum

evime gelirsen eğer sevgili bana ışık getir
ve küçücük bir pencere oradan
mutlu sokağın kalabalığını seyredeyim
Joe BOUSQUET

aysun colak
14-03-2010, 13:30
AYKIRI SEVDA SÖZLERİ

1.
Sevdigim, tabutum, ak kefenim;
Derin ve dar mezar çukurum benim.

2.
Yeni bir kaliba dök, beni arit bir potada.
Geçmişim sakli ama gelecegim ortada.

3.
Kabahatinden daha büyüktür özürü;
Yüregimin aşik olmaktan ötürü.

4.
Sen vazgeçilmez kötü bir alişkanliksin,
Cinnete ve ölüme karşi bir esrarsin.

5.
En büyük yanliş bir kadina baglanmaktir;
Gerçek aşk bir kadindan kadinlara akmaktir.

6.
Seni kuşanip çikarim sokaklara.
Tuhaftir, hep ben olurum hazir patlamaya.

7.
Yüregime benzin döküp kibrit çakan;
Ey usta kundakçim iz birakmayan!

8.
Söylentiler çiksin, elimi kana bula;
Yeter ki günlerim olsun çirilçiplak koynunda.

9.
Kumar borcum, yani namusumsun;
Masum degil, iflah etmez tutkumsun.

10.
Bütün pislikleri ortaya çikardigindan,
Aşiksam nefret ediyorum yaşamaktan.

11.
Aşk bütün kötülüklerin anasidir.
Her aşk sonunda bir bozgun anisidir.

12.
Seninle içimde bir yakin ölüm sevinci;
Sen vaktini şaşmazsin salginlar gecikmeli.

13.
Aşkin fincanindan kayip gitmiş bir pul sirça
Ve güve yenigi umudun havli kumaşinda.

14.
Benim solugum barut kokar ve de kan.
Seninki bir agittir kendini yerden yere vuran.

15.
Bu ham dünyada zoraki bir söz gibi sevgim.
Sevsem sana yazik, sevmesem incinirsin.

16.
Sevgimiz bir taştir yarisi gömük topraga;
Kaldirsan böcekler görürsün altinda.

17.
Temiz kalmiş ne bulunur bir çöplükte
Aşk da kirlenir elbet insanla birlikte.

18.
Gözlerine derinden ne zaman baksam;
Hep uzaklaşip giden yalniz bir adam.

Metin ALTIOK (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/526)

aysun colak
17-03-2010, 16:20
ÇOCUKLUK AŞKI

Düşün, düşün ki anne ben daha çok küçüğüm,
Ilık ellerimden tut, beraber götür beni,
Oyuncakçıda büyük mavi bir gemi gördüm,
İşlenmiş, dalgaların köpüğüyle yelkeni.

Şu renk renk toplara bak, anne, ne güzel renk renk
Dönüyor içimde bir bayram yeri dönüyor,
Yuvarlanıyor gönlüm şu uçan toplara denk,
Bir yokuştan koşarak kalbim sana iniyor.

Kan değil, zafer akar benim savaşlarımda,
Hürriyet için ölür genç kurşun askerlerim,
İnsanlığın cenneti saklı göz yaşlarımda,
Yeni bir bahar çağı getirecek zaferim!

Korkma, korkma kaçmam ben, tahta atımla dağa,
Senden daha güzel bir dağ var mı rüyalarda?
Niçin uğraşsın küçük kuş yurdundan kaçmağa,
Yaşarken annesinin yeşerttiği kırlarda?

Kırılır, bütün iyi oyuncaklar kırılır,
Çocuk kalblerinden mi yaparlar hep onları,
Niçin oyun biterken en sonra hatırlanır,
Hâtıralarımızın en tatlı oyunları?

Satılır mı zengin bir oyuncakçıda söyle,
Anne, dün okuduğun masaldaki güzel kız?
Yeter, altın bir kalbim olsun, Tanrıdan dile,
Bütün zenginliğimi verir onu alırız.

Ceyhun Atuf KANSU (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/232)

aysun colak
18-03-2010, 17:08
16 HAZİRAN AKŞAMININ ŞİİRİ

Hâlâ durur o akşam, belleklerinde,
mayalanır durur, birlikte bakmanın derinliğiyle,
önüne geçilmez coşkusuyla, birlikte yürümenin,
bir ağızdan söylemenin güzelliğiyle bir şarkıyı,
birlikte sahip çıkmanın bir öfkeye
bir hesabı birlikte ödetmenin
“düşen kalır, bırakın ağlamayı”
demenin kutsal ve hüzünlü aleviyle
yaşayıp durur o haziran akşamı.

Birlikte baktılar her şeye,
tek tek bakınca göremedikleri,
içine giremedikleri evlere baktılar,
bir yabancı gibi sığındıkları parklara,
bir ucundan geçip de yalnızlık çektikleri
koca koca alanlara,
tutamadıkları inceliklere baktılar
ellerinin nasırıyla,
kaçırılan değerlere baktılar, korunan bankalara.

Önlerine çıkarılan parmaklıklar
demirden değildi artık,
kendi sesleriyle konuşmuyorlardı
ağızlar karşılarında,
ve yerlerinde başka bir şey
dikilip duruyordu engellerin.
Yani korunan ve kaçırılan neyse
oydu yollarını tıkayan da,
üstlerine çeviren de oydu namluları.

Apaçık gördüler kim neyin hizmetinde,
gördüler kendi eğittikleri demir
düşman edilmiş ellerinin emeğine,
suyuna ter kattıkları çeliğin
gördüler çevrildiğini göğüslerine.
Ürettiği ne varsa, daha özgür,
daha yoğun, daha anlamlı yaşamak için,
esirgendiğini gördüler insandan
ve kavgasız elde edilemeyeceğini hiçbir şeyin.

Birlikte yaratılanı birlikte devşirip
evlerine dönenlerin o haziran akşamı
her sokağa çıkışları bir gerçeği belirtir:
Yaşamın güç ve onurlu kavgasında
omuz omuza olmak verimli bir ırmak gibidir,
yeni tohumlar saçar geçtiği tarlalara,
yürekleri yeni zaferlerle doldurur.
Ve birlikte duyulacak yeni sevinçlere kadar
o haziran akşamı mayalanır durur.

Kemal ÖZER (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/452)

aysun colak
19-03-2010, 21:23
Büyük Söz

Şiir o büyük sözü söyleyince
bütün silahlar birden susacak
ölmüşlerin hep bir ağızdan söylediği
tarihten çıkıp gelen kalabalığın
akan kanın ve acıların çığlığı olan söz

Çiçek usulca fısıldayacak bu sözü
gökyüzündeki ağlayan bulut
coşkulu dalgaları denizin
asker olmak istemeyen çocuklar söyleyecek

İste o gün
köpüklerden yeni bir aşk doğacak
milliyeti belirsiz

Büyülü sözcükler
susmuş yüreklerin intikamı tarihten
aşkın rüzgarıyla öpüşürken
utancından ölecek savaş

Yarım vatana ihanet
ulaşmaksa bütün vatana
şahane boynuzların olacak milliyetçilik
ihanet edeceğim sana
bütün düşmanlarla sevişip
peşime kanlı ordular koysan da
ihanet edeceğim sana
yeryüzünün bütün kıtalarında

Şiir o büyük sözü söyleyince
bütün pazarlıklar ve görüşmeler bitecek
işsiz kalacak arabulucular

İçinde yıldızları ve nehirleri taşıyan
bütün zamanlardaki sonsuz sevişmeleri
yağmurları denizleri ve sesleri taşıyan
o büyük sözle boyun eğecek tarih

Şiir söyleyince o büyük sözü
ya kurşuna dizilecek bütün şairler
ya da barış inecek toprağa

Neşe YAŞİN (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/icerik_goster/247)

aysun colak
23-03-2010, 23:50
Al Beni Sevecenliğine


Ben sevdayım, al beni sevecenliğine
Ben gülüm, dallarına aşıla beni
Çocuğum ben, göğsünde büyüt,
Umudum ben, düşüncende geliştir.

Acıyım, gerçeği ararsan bende,
İnancım, çoşkuyu yaşarsan bende..

Şükran KURDAKUL (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/805)

aysun colak
26-03-2010, 21:02
VEFA



Sen kanatsız bir kuş oldun
Daldan dala uçup durdun

Bir adam, karısının rahmini ovdu
Kurt pisliği ile. Güldüm. Deniz yüzüme

Bir ayıp gibi vurdu dalgalarını. Saçının
Üç telini aldım, üç kibrit çöpüyle yaktım

Büyüm tutmadı. Karganın kanını döktüm
Perdelere yapıştım, dua ettim, dilek tuttum
Diz kapağım, burnumu emdi geceler boyu
Kara bir horozun kanı ve bal denildi

Denedim. Tırnaklarını kes dediler
Ayak uçlarından ayrılmadım
İkimizin tırnakları yandıkça ve kapandıkça
Ayaklarına, biliyordum...

Yeşil kurbağanın dili, uyuyan kadının göğsüne
Sürtününce dili çözülürmüş, benden içre
Denedim. Kırk bir çeşit baharat, kırk bir saat
Tuz yaktım, ekmek kırdım, suyunu içtim kirin

Gitmemen için, Çarşamba sabahı
Yumurtasız kara bir tavuk kestim, olmadı
Üç vakte kadar üç yıldız kaydı
Üç gömlek değişti yılan, ben Üşüdüm

Kanatsız bir kuş olmuştum
Bütün bahçeler senindi

Müslüm YÜCEL (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_goster/580)
Ölü Evi / Yom Yayınları

aysun colak
28-03-2010, 16:15
AŞK

biz seninle ikimiz şubat gibiydik
kayadan düşsek ağrımazdı bir yerimiz
küçücük bir taş görsek irkilirdik

öyle sıkılırdık ki birbirimizden içimiz kalkardı
bir şiiri tersten okumak bile anlamlıydı
karıncaları başparmağınla ezmek
sinek kanatlarını yakmak o günlerde

hiç boş kalmayan ama hep yalnız
bir otel odası gibiydik seninle
boşuna aldatılırdık, boşuna susardık
boşuna bakardık çöken bir balkondan kendimize

bir anlam veremezdik çekip gitmememize

her aşk
aynıdır zaten çoğalır kan kaybettikçe

Altay ÖKTEM (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/94)

aysun colak
29-03-2010, 22:12
SON KAVGA


Ölüm bir kez çalar kapıları
Doğumdan öncesi, ölümden sonrası yalan
Yumruğu, göğsü ve altın başıyla
Ne güzeldir ayakta dimdik insan.


Pul pul damar damar
Dünyamızın derisi dökülüyor
Nedendir?
Nar ağlıyor, ayva gülüyor.


Yer depremde,
Sallanıyor gök ağaç
Nedendir?
Birimiz tok, birimiz aç.


Orman orman
Lif lif Asya, Afrika yanmada
Nedendir?
Toprak uyanmada.


Eller sarıldı gırtlaklara
İnsan insanın üstüne yürü, yürü...
Nedendir?
Sömürü...


Bulutların gür elma ormanları tutuşuyor
Güneş yarıldı kırmızı nar gibi
Nedendir?
Son kavga var...gibi!


Ölüm bir kez çalar kapıları
Doğumdan öncesi, ölümden sonrası yalan
Yumruğu, göğsü ve altın başıyla
Ne güzeldir ayakta dimdik insan.

İlhami Bekir TEZ (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/407)

aysun colak
01-04-2010, 22:47
küçük teologya dersi

Oktay beyin akrep gibi tırmanan gecesinin tersine
yan yan, yengeç adımlarıyla yürüyor güneş,
oturduğum yerde dakikadan dakikaya bana
sokuluşunu görüyorum. Bir yengeç olduğumu yoksa
bildiği için mi yaklaşıyor sevimli kararlılığıyla,
o lanet hastalıktan Ölüm'den çok korktuğumu
öğrenmiş, kime ne zaman ilişeceğine kendisi
karar vereceğini söylemeye mi çalışıyor böyle---
bir adım geldiğinde bir adım geri çekiliyorum.
Pekâlâ biliyorum ki düşünemez, konuşamaz
güneş: yaşama da, ölüme de yol açan gücünden
büsbütün habersiz, ne korkudan kaygıdan anlar,
ne kuruttuğunun yeşerttiğinin bilincine varabilir,
işte benim tanrı düşüncesinden anladığım budur.

Enis BATUR (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/290)
gece yazısı, sayı: 8

aysun colak
02-04-2010, 14:10
BİR GÜL BU KARANLIKLARDA

Bir gül bu karanlıklarda
Sükute kendini mercan
Bir kadeh gibi sunmada
Zamanın aralığından.

Başında bu mucizenin
Sesler, kokular ve renkler
Ebediyete kadar derin
Bir anın vadiyle bekler.

Ve diyor fecirden berrak
Sesiyle her ürperişte
Geceyi yumuşatarak
Bütün gözyaşlarım işte.

Serinletmesin, ne çıkar
Bu ümitsiz yalvarışı
Hiç bir meyve ve pınar
Ne de günlerin akışı.

Yetmez mi bu müjde sana
Aydınlatırsam alnını
Ben her rüyayı zamana
Taşıyan yıldız kervanı.

Ahmet Hamdi TANPINAR (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/48)

suece
04-04-2010, 00:16
Mavi Liman

Çok yorgunum, beni bekleme kaptan.
Seyir defterini başkası yazsın.
Çınarlı, kubbeli, mavi bir liman.
Beni o limana çıkaramazsın...

Nazım Hikmet Ran

aysun colak
04-04-2010, 17:09
SEVDA KALICIDIR
Kayboldum
Bir köpeğin bir çocuğu beklediği gibi
Hasretle kamaşık yüreği

Kayboldum
Bağırırlar, seslerinin yankısı
Dönemez bir türlü

Kayboldum
Çevrilir sayılar sonuncuya değin
Ansımaz sonuncu kaçtı, biter telefon

Kayboldum
Herkesin adı okunur, düşmüştür onunki

Kayboldum
Yıllarca beraber uyumak uyanmak
Suya ve ekmeğe uzanmak birlikte
Tartışmak, küsüşmek, sevişmek
Ama sevda nerde sevda nerde

Kayboldum
Kimlere hüzündü kimlere nostalji
Kimler tutkun idi kimler unuttu

Siz hepiniz ölüleri ve mezarları seversiniz
Çoğa sürmez bir gün ben de beklerim

Gülten AKIN
(http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/371)

(http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/371)

(http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/371)

(http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/371)

aysun colak
14-04-2010, 22:27
AŞAK İKİ KİŞİLİKTİR

Değişir rüzgarın yönü
Solar ansızın yapraklar;
Şaşırır yolunu denizde gemi
Boşuna bir liman arar;
Gülüşü bir yabancının
Çalmıştır senden sevdiğini;
İçinde biriken zehir
Sadece kendini öldürecektir;
Ölümdür yaşanan tek başına
Aşk iki kişiliktir.

Bir anı bile kalmamıştır
Geceler boyu sevişmelerden;
Binlerce yıl uzaklardadır
Binlerce kez dokunduğun ten;
Yazabileceğin şiirler
Çoktan yazılıp bitmiştir;
Ölümdür yaşanan tek başına,
Aşk iki kişiliktir.

Avutamaz olur artık
Seni bildiğin şarkılar;
Boşanır keder zincirlerinden
Sular tersin tersin akar;
Bir hançer gibi çeksende sevgini
Onu ancak öldürmeye yarar:
Uçarı kuşu sevdanın
Alıp başını gitmiştir;
Ölümdür yaşanan tek başına,
Aşk iki kişiliktir.

Yitik bir ezgisin sadece,
Tüketilmiş ve düşmüş, gözden.
Düşlerinde bir çocuk hıçkırır
Gece camlara sürtünürken;
Çünkü hiç bir kelebek
Tek başına yaşayamaz sevdasını,
Severken hiçbir böcek
Hiç bir kuş yanlız değildir;
Ölümdür yaşanan tek başına,
Aşk iki kişiliktir.

Ataol BEHRAMOĞLU (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/118)

aysun colak
16-04-2010, 22:54
Dünyayı Alıyor Sevginin Ağırlığı

Yarı gecenin içinde eteklerinde dünyanın
Ay ışığı vurmuş kuma
Bunca deneyler bunca alın terleri
Geçiyor ölümün ötesine insan
Bir sonsuzluk sofrası gibi açılır doğa

Öfkeyi ve çamuru al burdan ey geleceğin insanı
Umutlar söz vermeler günün karnında
İyi bir ışık iniyor sessizce uyuyan denize
Korkuyu ve ikiyüzlülüğü al
Acı soğanı ve taşı

Toprakta kan ve ıssızlık aylardan haziran
İnce bir rüzgâr güllerin fısıltısı havada
Yorgun yürekler bölünen elleri havanın
Çocukların anımsamadığı bir zaman
Soluk bir zaman günlerin bilinmediği
Buğulu sulara düştüğü ölü bakışların

Dünyayı alıyor sevginin ağırlığı
Kapılarda bekleşen bebeler
Sürecek aydınlık topraktaki izi
Tuzun ve gücün şafağında yıkanmış
Geniş adımlarınız var artık güvenli sesiniz
Özlediğiniz bir yaşam var

Sonsuza gider yollar geçer insanlar
Karanlıktan ve içinden tartışmaların
Ve rüzgârla dolu çırpınan yürekleri
Gördük gördük düşlediğimiz yerdeki
yağmuru inen uzak aynalara
yıkanan gözyaşları gibi

Sabri ALTINEL (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/727)

Rengin Özesmi
22-04-2010, 11:20
Belirsiz

Bazen kapatılır Dünyanın Ekseni
kızıla ayarlı bir alanda
Ama yine de kızıl bilir dönemecini
ve dışarı fırlar yürekten
bir ruha sızmak ve kanatlanmak üzere
Derin yara açılır .. böylece

Asırlardır bir deniz odası safra
bulamadık kendimize
Ayak bileklerimizde Yeşim asma Zincir
ne bir Kovuk ne bir kuyu
ne ki ishak kuşu şakır
durur buzlu dalda
sonsuz aşkın mavileştirdiği.

gülseli inal

aysun colak
27-04-2010, 15:42
Unutulmuş Bıçaklar

Hem kendine kıydın
Hem de bana
Ardına bile bakmadan gidiyorsun şimdi
Hey delikanlı
Hey delikanlı
Sırtımda unuttun bıçağını
Ne kadar gitsen de uzağa
Kanımın izi kalacak avuçlarında
Hey delikanlı
Hey delikanlı
Geri döneceksin
Bir dolunay vakti
Geri döneceksin
Gömmek için
Beni öldürdüğün yere
Kendini usulca
Aşka, şiire, ölüme bırakmış
Ve çoktan toprağa karışmış
Bedenimin sırtında
Bulacaksın ay ışığında bıçağını
Kanını silip alacaksın koynuna
Saplamak için başkalarına
Hey delikanlı
Hey delikanlı
Unuttuğun bu kadar mı?

Murathan Mungan

aysun colak
30-04-2010, 16:16
DURUŞMADA


geniş denizlerde kanat seslerimize takılan
yıldızlar kayıyor boşluğuna aklımızın
baharın çiçekleri öptüğü akşamda
kanın sesidir ömrümüzün mavisine damlayan
kuşlar ayrılık resimleri çiziyor yaşamın atlasına
rüzgâr
bir atkıdır boynumuzda
ilmekleri gökkuşağından savrulan.

martın güneşle yıkanan sabahında
ellerini veriyor birbirilerine
vuruşarak artlarında kalan gençliğin
bütün gülleri açıyor birdenbire.

öndeki/gri gökyüzünü kuşanmış sonbahar
omuzdaaşı/cansever'in en uzun dizesindeki yaprak
ışıl ışıl bakışların ortasında
kilitli düşüncenin kırlarında uçuşuyor sözcükler
yürüyor düşlerimiz çocuk sevinçlerine tutunarak.

hayatımızdır duruşmada suçun tümünü omuzlayan
savunmasız bir halkın oğulları olarak tarihe kazılan.

Ahmet ÖZER (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/59)
İle, sayı:9, 2007

aysun colak
01-05-2010, 14:03
1 Mayıs Marşı

Günlerin bugün getirdiği baskı zulüm ve kandır
Ancak bu böyle gitmez sömürü devam etmez
Yepyeni bir hayat gelir bizde ve her yerde

1 Mayıs 1 Mayıs işçinin emekçinin bayramı
Devrimin şanlı yolunda ilerleyen halkların bayramı

Yepyeni bir güneş doğar dağların doruklarından
Mutlu bir hayat filizlenir kavganın ufuklarından
Yurdumun mutlu günleri mutlak gelen gündedir

1 Mayıs 1 Mayıs işçinin emekçinin bayramı
Devrimin şanlı yolunda ilerleyen halkların bayramı

Vermeyin insana izin kanması ve susması için
Hakkını alması için kitleyi bilinçlendirin
Bizlerin ellerindedir gelen ışıklı günler

1 Mayıs 1 Mayıs işçinin emekçinin bayramı
Devrimin şanlı yolunda ilerleyen halkların bayramı

Ulusların gürleyen sesi yeri göğü sarsıyor
Halkların nasırlı yumruğu balyoz gibi patlıyor
Devrimin şanlı dalgası dünyamızı kaplıyor

Gün gelir gün gelir zorbalar kalmaz gider
Devrimin şanlı yolunda bir kağıt gibi erir gider

Söz ve Müzik : Sarper ÖZSAN

aysun colak
03-05-2010, 16:42
ÇÖL

Ben bir imge yolcusuyum
İkizinii arıyorum yollarda
Beni herkes kanlı gömleğimden tanır
Tarlalar bağlar ürünle dolu
Sular akıyor yeşillikler içinde
Kızlar yıldızlar gibi gökte
Bu görüntü ormanı öyle derin

Dostlar çevirmiş yanımı yöremi
Soframızda yemekler meyveler
Ne güzel gümüş bir kahkaha
Ama ölü sesler inliyor kulağımda
Herkesin ikizi ölü beniınki uzakta
Arada bir ateşte yakıyorlar beni
Lanetleyip atıyorlar şehirlerden
Söz dileniyorum açlığımı gidermek için
Tam tutacakken bitiyor büyü
Sıcak kavuruyor soğuk yakıyor
Tutup kendimi boğuyorum ikizim yerine
Bütün taşları yerli yerine koyuyorum

Önümde uzanıyor bitimsiz bir çöl
İnsanlar kafatasları gibi yolda
Güneşin içinden su içtiği
Ben imgemi buluyorum sonunda
İçimizde uzayıp giden yolmuş çöl
Ve her görüntü bir vaha

Metin CENGİZ (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/528)
(Mühür, Eylül-Ekim 2006)

aysun colak
07-05-2010, 17:46
O fotoğraf

Yaşından da yaşlı bir 'adam'
kuyruğun üçüncü sırasında
yüreği acıdan nasır bağlamış
kendisine değil, torunlarına
alacağı üç ekmek, bir de rüzgâr
katık olsun diye gözyaşına

O fotoğraf, çünkü ömrünün hikayesi

Yaşadığı yaşından büyük bir 'çocuk'
kuyruğun sekizinci sırasında
ucuza kapatılmış yoksulluğu
kendisine değil, kardeşlerine
alacağı beş ekmek, bir de gökyüzü
yorgan olsun diye rüyalarına

O fotoğraf, çünkü ömrünün hikayesi

Anıları çalınmış bir 'kadın'
kuyruğun en sonunda
alnında nakış misali kederi
kendisine değil, çocuklarına
alacağı altı ekmek, bir de umut
sermaye olsun diye hayatına

O fotoğraf, çünkü ömrünün hikayesi

Ömrüm de bir 'fotoğraf' olarak yaşıyor artık
yaşından da yaşlı bir 'adam'
yaşadığı yaşından büyük bir 'çocuk'
anıları çalınmış bir 'kadın' sûretinde
rüzgâr ve gökyüzü, bir de umut olarak
sabahı erken, akşamı geç ekmek kuyruğunda...

O fotoğraf, benim de ömrümün hikayesi çünkü...

Refik DURBAŞ (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/708)

aysun colak
08-05-2010, 18:32
Sevdiğim Kadın Adları Gibi / 10



İrem
bana şöyle bir bak diyorsun
alıcı gözüyle, tepeden tırnağa
yeni dalınmış uyku gibi bak
çobanların söndürmeyi unuttuğu dağ ateşi
kaleden kaleye uçurulan ak güvercin
rüzgâra emanet edilen fısıltı gibi
yazdan kalma bir gün gibi bak bana

bana şöyle bir bak diyorsun
posta kutusuna gece yarısı bırakılan bir mektup gibi
kızağından kayıp bitmeden denize inen bir tekne
gökyüzünün denizyıldızlarıyla dolduğunu gören
bir dalgıç gibi bak
akşam kırılmaya başlarken içimde
dağılan bir ilkokulun zili gibi bak bana

bana şöyle bir bak diyorsun
bir ışın demetine sarılır gibi bak
unuttuğum ve istesem de
yüzlerini bir türlü anımsayamadığım
çocukluk arkadaşlarım gibi

kahve fincanına damlayan gözyaşı
kara düşen kan damlası gibi
diyorsun ki -evet, mavi gözlerinden bile ürpertici bu-
kınından çıkarılan bir hançer gibi bak bana

bana şöyle bir bak diyorsun
yaşama sevincini sana ben veriyormuşum gibi
sevgilin olmasam da sevgilinmişim gibi bak
kumsalda bırakılan ayak izi
kanadın üzerine değen bulut gibi
kayalıklara sürüklenen bir gemiye
yanıp sönen deniz feneri gibi bak bana
çünkü unutmamanın eşiğidir
ve anımsamanın kapısıdır bakmak
sevgili İrem
bunun için bile kibrit çakılabilir
okyanusun kıyısında
karanlıkta
bir kedi gözü gibi
pençeleriyle dolaşırken aşk

Akgün AKOVA (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/68)
Varlık Dergisi Ocak 2000 sayısı

Aslı Aydın
09-05-2010, 20:01
Unuttum Nasıldı Annemin Yüzü


Unuttum, nasıldı annemin yüzü
Unuttum, sesi nasıldı annemin.
Gece bir örtü olsun anılardan
Kara yüreğime örtüneyim.

Unuttum, nasıldı annemin gülüşü
Unuttum, nasıldı ağlarken annem.
Yaşam sallasın kollarında beni
Küçücük oğluyum onun ben.

Unuttum, elleri nasıldı annemin
Unuttum, gözleri nasıldı bakarken.
Kuru ot kokusu getirsin rüzgar
Yağmur usulcacık yağarken.


Ataol Behramoğlu



Tüm Annelerin Günü kutlu olsun.

aysun colak
10-05-2010, 14:54
GİTMEK VE KALMAK

sevgili Akif KURTULUŞ'a

gitmek ve kalmak arasında
beklemenin kozasını ören sıkıntı
kalbimi bir elmas gibi oyarak
ölümün hecesine uyan ölçü.

bir göl birikiyor gözyaşlarının aktığı yerde
belki bulutlardan yaratılmış bir ülkede
yağmurdan insanlar yanyana,bakıyorum da
göl kendi sorusunu yanıtlıyor.

zamanı kaçırıveriyorum ellerimden.

Koray FEYİZ (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/963)

aysun colak
11-05-2010, 15:37
BİR GÖÇMEN KUŞTUR MARTI DA


Nimet'e

Gözlerinin bittiği yerde deniz başlar
yorgundur kanatların-uzun yola çıkamazsın
Çatlar tohum-iyi işlenmemiş bir mozaiğin
iğreti cam kırıklarını savurur devran
Yarım kalmış ıslak bir park buluşmasını
vapur işletmez bir sis sabahının buruk sevincini
Çınaraltı'nda yarım kalmış çay içimlerini
ve gururunu yaşlı sahafı bir kez daha yola getirmenin
Sakarya'nın yeni güvercinleri ve dilenen eski çocuklar
ucuz biracılarda unutulmuş soluk resimler
Yeni korkular-adi suçlularla paylaşılan koğuşta
sönmesi yasak ampulün sağırlığına gömülen çığlıklar
Çatlar tohum-iki lezbiyen yakalanır üst ranzada
Gece vardiyasının yapışkan yorgunluğu-uykusuzluk
ve ezberlenmiş adımlara öfkesi betonun.
Yorgundur kanatların
buzul sofalarında kapı aralarında konuklukların
Halden anlamaz gece iner erkenden
kentler de büyük değil artık o kadar
kaçamaklarında sabahlayasın-bir adın çıkmış serseriye
Öbür adın
bıraksalar ah bir örselemeseler, itip kakmasalar
bir ad bulacaktın elbet kuşanacaktın
Öbür adın
ezberlenmiş adımlara öfkesi betonun
İki lezbiyen yakalanır üst ranzada
Yine zarfsız gelen mektubun baş döndüren sevinci
bulvarlar, pasajlar, mevsim değiştiren vitrinleri kentin
Tahtakale'de bitmez pazarlıklar, Ulus'ta bitmez
dağılan pazaryerlerinin istilası, yitirilmiş bir şeyler ve ilhak
Samanpazarı'ndan alınıp yeniden boyanmış ve eskitilmiş pantolon
kaç kez geçtiğini unutmuş anesteziden, yeni bir cebe kavuşmak için
ve artık dikiş kabul etmeyen derisi
Ve ezberlenmiş ritmi umudun
her gün tozunu almalısın yine de
ayırabildiğin son parçaya dek söküp parlatmalı
yağlayıp yeniden birleştirmelisin
Tohumların tohumu olmalısın
en bayramlık sevincini takınıp çıkmalısın
iddianameyi bir kez daha dinleyip sonuna kadar
bir kez daha reddetmek için
İfadenin baskı altında alınmış olduğu gerekçesine
adlî tabibe sevkin talebini de ekleyerek
yumruğunu gülümsetmelisin bir kez daha,
sorgulamada bulunduğunu sesinin çamurundan tanıdığın
şehremininin karşısında-gözünün içine baka baka
Ve ezberlenmiş ritmi hayatın
sönmesi yasak ampulün sağırlığına gömülen çığlıklar
Sakarya'nın yeni güvercinleri ve dilenen eski çocuklar
Ve ertelenmez ritmi hayatın
aradasın-vapur işletmez bir sis sabahının buruk sevinci
Çınaraltı'nda yarım kalmış çay içimleri
ucuz biracılarda unutulmuş soluk resimler
Aradasın
ne karasın artık ne su
teknen yok uzun yola çıkamazsın
kaçamak bir zaman aralığında
bir ad bulur yakıştırırsın kendine
ve sonra öğrenir şaşar kalırsın
Bir göçmen kuştur martıda

İbrahim BAŞTUĞ (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/395)

aysun colak
13-05-2010, 14:52
CEZAEVİNDE BARIŞ TÜRKÜSÜ


Kalkın kardeşler ışıklar görünmeye başladı
Eski duvarlar değil bu duvarlar
Bir ak kuş gelip kondu kara çatıya
Dünyayı böylesine sardı mı kollar
Ne etsin kelepçe neylesin zincir
Kaç kez gösterdi tarih aldatmayacak bizi
Bu denizli kuşlu dünyada
Bir tek acılar mıdır payımıza düşen
Dökülsün yollara beş kıtada
Ekmek de özgürlük de barışın gülleridir
Yumuk elli bebekler pencerelerde bekliyor
Dünyayı çepeçevre kuşatan barış kervanlarını
Çelik canavarlar gibi tanklar değil
Caddelere yakışan özgürlük ekmek türküleridir

Limanlar barışla çalkalanmış
Çöller dağlar stepler denizler barış fırtınasında
Resimler gördük cezaevlerine yakışmayan
Kitaplar dergiler gazeteler dolusu
Siz bir meydan dolusu gülen esmer kardeşlerim
Kara güller gibi açılmıştınız bir sabah aydınlığında
Asya barış diyor Afrika barış diyor
Elde silah barış diyor
Seren direğinde ufuklara bakan gemici
Avrupalı çıkmış toplama kampından
Ekmek barış türküleri bekliyor
Bombardıman uçakları değil
Karşısına dikilmiş ölüm tüccarlarının
Dünya barış diyor
Sevmek yaratmak yaşamak nedir
Görelim milyara yakın korkusuz cıvıl cıvıl
Görelim Kore'den Çekoslavakya'ya kadar
Düşlerimiz ellerimiz sizinledir
Barış sizinledir

Bu taş duvarlar bu demir parmaklık kardeş
Van Gölünden Ağrıdan Ergene Irmağına
Çürüyüp dökülmüş karanlıkta kökleri
Mapusane bahçesinde el kadar mavilik
Bir zaman gerili dursun başımızda
Gardiyanlar dolaşsın daha bir zaman
Parmaklık hükmünü yürütsün
Çiçeklerle donatacak kollarını bahar dalları gibi
Karanlıkta barış kervanlarını bekleyen
Çileden çileye batmış senin emekçi halkındır
Yirmisinde bir delikanlı gibi dalıp maviliklere
Yirmisinde bir delikanlı gibi
Dudaklarından öpeceğim gün
Masmavi özgürlüğün
İnan ki yakındır

Vedat TÜRKALİ (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/860)

aysun colak
14-05-2010, 15:29
ŞAİRLER BÜTÜN CİNAYETLERE TANIKTIR


Söze başlamanın eşiğinde kuruyan düşer yeşerirken
çıban gibi büyürken hayatın dar ağacı; cinayetlerin
kabaran ölümleriyle dallanırken kayıp listesinde çizik-
çiz ik aşklar için yargılanmış sözcüklerle dolu kafam!..

Odamda sıkılan mermiydi gece... Bilmediğim iki hece
gece: Arananlardanım! Bir suçluyu andırıyorum
şakağının arclında saklananı yurmak isteyenlerden
biriyim; kimin kaatilivim? Bunu soruyorum size?

Son hamle düştü bu rus rulerinde, arclımda kan
yangınlan; hayatıma girmiş tüm yaşamlann gözyaşları
yeşertmez bendeki kısır ömrün canını, can ki unutkan:
Yaralı ve acı çekiyor aynaya bakarken at'ar damarı!

Şairin tanığı olmaz; şaırler bütün cinayetlere tanıktır!
Sözcük: Kendi ölümlerini işleyenlerin; yaşamın ucunda
ömrü ateşleyip, arclından yürüdükleri yolların sonunda
en derin kurtuya attığı ve hayatta ele geçmez kanıttır...

- Şairin tanığı olmaz! Şairler bütün cinayetlere tanıktır!

Cenk KOYUNCU (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/227)
Şiiratı, Yaz Kitabı 2004

aysun colak
17-05-2010, 21:39
AKIP GİDEN SULARA BAKMA

Ter içindesin, eskimesin yaz titreyen dudağında
ellerinde uğultulu bir boşluk çoğalacak birazdan
öyle yaşanmış hep, yüzüne inmiş akşam

bu acı, bir yürek bulmuş sende
yorulmuşsun insan olmaktan
yırtık bir güzellik artık o düşlenen gezegen

Uzakları düşünüp azalmışız
üşümüşüz aşkların kıyısında
karşımızda duran o dalgınlıkta
bir hercai menekşe ve bakımsız bir hayat
dalgın çocukların o kaybolma arzusu
sonunda aramızda bir kırmızı şakayık.

İyileşmez bir yaradan oyulmuş,
yorulmuş savrulmaktan, eksilmiş kalbi
dünyanın ağrıyan yeri olmaktan.
gecelerin ucunda yandıkça unutulmuş
kavrulmuş o kargaşada, hırpalanmış gülüşü
durup dağlara bakmış, onların arkasına
boğulmuş sesi susarak anlatmaktan.

Çıplaktın sular kadar, tükendin aşınmaktan
yabanıl bir umut yeşert şimdi
beni bir söğüt dalına aşıla
yenile o tuz tadını, akıp giden sulara bakma.

Sözcükler / Sayı 4
Veysel ÇOLAK (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/862)

aysun colak
24-05-2010, 22:59
ZEYL

Soluğu rüzgârlardan derlendi
Yollar o çingeneden bulaştı bana
Tek gerçek düşlerimdi belki de
Bir masaldan aldım rengimi
Tutku yaşından büyük gösteriyorsa
Sağır ve dilsiz geceler sorumludur
Gözlerin
Ve şer iklimi

A.Hicri İZGÖREN
(http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/2)

aysun colak
10-07-2010, 17:23
PAS VE GÜNEŞ

Ömür çıkınından sarkmaya başlayınca güneşin eli
bir umut fiyaskosudur anla ki daldığın sev da gölü:
pervazı aşınmış kapının önünde üç-beş nöbeti!..

Eski tadı yok girişin ve çıkışın, gülüşün ve ağlayışın;
coğrafya dersinde tırmandığım tepeler bile aşınmış,
haberi yok elimin ayasında esen heves yelinin!..

Koştum sana geldim ey karanlıkların gizli iyiliği,
acımasız gerçeğin aydınlığı!.. Koştum sana geldim,
aklımı ısıtmıyor eylül güneşi, bir dilim medet!..

Unutulmuş bir iyilikti binip gittiğimiz ömür kısrağı,
bütün iyilikler gibi unutulmaya yazgılı. Umutlar gibi
pembe, çözüm değilse de ölüme. kaygılardan azade!..

Gün görmüş sevdalar gibidir yine de eylül güneşi,
sarkmaya başlayınca bohçasından kızların ördüğü tül
yoklar pencereleri rüzgarın eli, menteşeler paslı!..


Hüseyin ATABAŞ (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/1009)
Gösteri / sayı 280 / Mayıs 2006

aysun colak
11-07-2010, 14:43
SALH BRSELN AKI

Fasl Evvel

Bu olaylarla dp kalkan mevsim bahardr
Salh Birsel'in ak olduunu haber veren alametlerdir
Kzla olann arasn ayran bir drt duvardr
Olann karsna geip oturduu levha Ya Sabr'dr
Ol stanbul ehri ite bu akn duyulduu yerdir
Bu akn ardn hikaye eden fasl dierdir

Fasl Dier

Bu akn dal budak sald ay nisandr
Kz Taksim'de oturan bir sarndr
Geceleri ah ile yataa den olandr
Bu iir ise dileke hkmnde bir ilandr

Salah Birsel

aysun colak
13-07-2010, 00:22
HALK

Halkım ben,
hani şu sayılamayan,
hani şu çok halk.
Soluğumun öyle bir gücü var ki
sessizliği deler geçerim, dinlemem,
filiz verir, boy atarım,
zifiri karanlık demem.

Zulüm, acı, ölüm, şu bu
bir anda gizlerse de tohumu,
ölmüş gibi görünürse de halk,
döner gelir elbet bir gün nisan ayı,
kavuşur baharına toprak,
kızgın eller dağıtır atar ağır havayı.
Ölümün içinden yeşerir yaşamak.

Pablo NERUDA (http://www.siirakademisi.com/forum/showthread.php?t=1734)
Türkçesi: A. KADİR

aysun colak
13-07-2010, 12:36
MOR KÜLHANİ

1. Şiirimiz karadır abiler

Kendi kendine çalan bir davul zurna
Sesini duyunca kendi kendine güreşmeye başlayan
Taşınır mal helalarında kara kamunun
Şeye dar pantolonlu kostak delikanlıların şiiridir

Aşk örgütlenmektir bir düşünün abiler

2. Şiirimiz her işi yapar abiler

Valde Atik'te Eski Şair Çıkmazı'nda oturur
Saçları bir sözle örülür bir sözle çözülür
Kötü caddeye düşmüş bir tazenin yakın mezarlıkta
Saatlerini çıkarmış yedi dala gerilmesinin şiiridir

Dirim kısa ölüm uzundur cehennette herhal abiler

3. Şiirimiz gül kurutur abiler

Dönüşmeye başlamış Beşiktaşlı kuşçu bir babanın
Taşınmaz kum taşır mavnalarla Karabiga'ya kaçan
Gamze şeyli pek hoş benli son oğlunu
Suriye hamamında sabuna boğmasının şiiridir

Oğullar oğulluktan sessizce çekilmesini bilmelidir abiler

4. Şiirimiz erkek emzirir abiler

İlerde kim bilir göz okullarına gitmek ister
Yanık karamelalar satar aşağısı kesik kör bir çocuğun
Kinleri henüz tüfek biçimini bulamamış olmakla
Tabanlarına tükürerek atış yapmasının şiiridir

Böylesi haftalık resimler görür ve bacaklanır abiler

5. Şiirimiz mor külhanidir abiler

Topağacından aparthanlarda odası bulunamaz
Yarısı silinmiş bir ejderhanın düzüşüm üzre eylemde
Kiralık bir kentin giriş kapılarına kara kireçle
Şairlerin ümüğüne çökerken işaretlenmesinin şiiridir.

Ayıptır söylemesi vakitsiz Üsküdarlıyız abiler

6. Şiirimiz kentten içeridir abiler

Takvimler değiştirilirken bir gün yitirilir
Bir kent ölümünün denizine kayar dragomanlarıyla

Düzayak çivit badanalı bir kent nasıl kurulur abiler?

Ece AYHAN (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_goster/262)

aysun colak
14-07-2010, 14:33
(http://www.ussuz.com/2010/07/bu-kucucuk/)
Bu Küçücük


– bu küçücük sokuluşlu tabutu ne
yapacaksın
ara ara uyanmaklarında bulduğun?

– bilmem, gök onda solur
yer onda inip çıkar bazen…

hani vardır
maden iğrisi gözleri önünde doğa’nın
ışığı ellemek birden, yüzünü soyup
çıkarıvermek sesinden:

(Çökük
Köprü… öyle yavaş ki!)

götürüp evini elyazması bir yolculuk üstüne
bir iki hece bağı üstüne
kurarsın yeniden
gövdeni aşılamak için ona
sesini beklersin kapılarda
işleyerek bir dağ yankısı gibi ona

seyreltisi, denizlerle
denizlerin arasıdır ve gelir
en küçücük sokuluşlu bir tabuttan ayakları.

Erdoğan KUL (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/304)
www.ussuz.com (http://www.ussuz.com)

aysun colak
15-07-2010, 16:44
UKDE

Tam köşede şişlenseydim, boşansaydı elim kolum,
donakalıp şaşırsaydım, sustalı sertçe dönünce-
öylece yığılsaydım yere, yayılsaydım yüzüstü.
Saldıran o hayta kimdi, neden kararmıştı dünya,
üşümeyi, bulantıyı, karnımdan sızan kanı
bilebilseydim. Kaldırsalardı beni, taşısalardı,
siren çalsaydı durmadan, sallansaydım iki yana:
Melek gelir, bastırırdı buzdan maskeyi yüzüme.
61 İmpala’mda kızlar olsaydı Çin Pavyon’dan,
bir yaz geçseydi Hayyam’da, Ayhan Işık bıyığımla.
Baksaydım önümdeki parlak parke taşlarına,
dalmadan önce derinliğe. Beyaz firenk gömleğim
delinmeseydi; kurumasaydı ah, üstümde kanım!
Bakkal, manav, yorgancı, şen kasap, cici berber -ah, hepsi-
“Yazık oldu aslan gibi delikanlıya, yoksuldu,”
derlerdi kırkım çıkınca, mevlidim okununca

Coşkun YERLİ (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/236)
Başka, Sayı: 10

aysun colak
16-07-2010, 13:20
Dört Duvar Arasında

Bir şeyler kapanıyordu bir yerlerde
belki bir kapı, belki bir mezar -
ama çatı değildi - sanki bir yangın
tavşanların, kuşların hızından anlıyordun
ama çatı değildi kapanan
üzerinde bir bayrak dalgalanan

Ama çatı değildi kapanan
biraz daha ışık, diye haykırdın
dağlarıma ve uçurumlarıma
hepsini gövdeme
duvarlarıma kazıyacağım

Bir şeyler kapanıyordu bir yerlerde
Kiminin bahtı, kiminin yüreği
kiminin kapısı ve penceresi

Düşündün: Her şey bütün bir sonsuzluk
ve bir dakikaydı önünde ve sonunda

Bir dakika, o senin olan bir dakika
yani yaşaman için sana bırakmadıkları

Özdemir İNCE (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/681)

aysun colak
17-07-2010, 14:57
SABAH TÜRKÜSÜ

Gün doğdu, kıpkızıl karşı kavaklar,
Yosmam, uyku yetmedi mi?
Rüyadan gözünü açtı yapraklar,
Bağda pırıldıyor top yapıncaklar,
Uyan da kolumdan al sepetimi,
Yosmam uyku yetmedi mi?

Kapının üstünde asmalar yeşil,
Güllerin yürek biçimi,
Saksında kor olmuş iki karanfil
Uyan, ak elinle gözlerini sil,
Yorulan kolumdan al sepetimi,
Yosmam, uyku yetmedi mi?

Yakuttan salkımlar getirdim sana,
Mercandan al ibrişimi.
Kimi taneleri benziyor kana,
Altın damlaları düşmüş bir yana,
Uyan da kolumdan al sepetimi,
Yosmam, uyku yetmedi mi?

Vasfi Mahir KOCATÜRK (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/855)

aysun colak
18-07-2010, 12:52
KIRILIR


"Bu sayfaya her şeyİ yazdım, her şeyi söyledim
Kırmızı kiremitlerı; evcil domuzları bir hir efledim"
(T. Uyar)
Bağrı yanık köz, dili pas terli zaman: heeyy
sözü umut, usu keskin taş, üfle tefi!

uzan karlı dağlara, in, sorgula nefi
kır-aç iade, dibe vurmuş düş her şey!

sancımı kesme, yaramı azdır, hiç sevmem
merhemi kurusun gülün, özü zehir!

suskun aşkım şafakta gel, kumrular uyanırken
çocukluğumu okşayan tohum kal, filize gebe!

kam göze gelmiş, çölsü ister suyu vaha!
yatan Azrail, Necef'den uzanır Irak'a!

ben yürüdüm mü? evet! tozar kum öyleyse:
gözlerimde kırılır bir su çiçeğinin yarası!

öfkemin saçını çözmeli, gömmeli sin(e)ye denizi
papatyalar saymalı midye kabuklu balkonda!

sevginin z'arına güneş dökmek için
aç-tım pen-ceremi araladım perdeleri!

beni anlayan on'lar size teşekkür:
acı gizemden mutluluk, aha şuramda!

Zeki KARAASLAN (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/1134)
Dize, Ekim 2005

aysun colak
19-07-2010, 13:48
küçük teologya dersi

Oktay beyin akrep gibi tırmanan gecesinin tersine
yan yan, yengeç adımlarıyla yürüyor güneş,
oturduğum yerde dakikadan dakikaya bana
sokuluşunu görüyorum. Bir yengeç olduğumu yoksa
bildiği için mi yaklaşıyor sevimli kararlılığıyla,
o lanet hastalıktan Ölüm'den çok korktuğumu
öğrenmiş, kime ne zaman ilişeceğine kendisi
karar vereceğini söylemeye mi çalışıyor böyle---
bir adım geldiğinde bir adım geri çekiliyorum.
Pekâlâ biliyorum ki düşünemez, konuşamaz
güneş: yaşama da, ölüme de yol açan gücünden
büsbütün habersiz, ne korkudan kaygıdan anlar,
ne kuruttuğunun yeşerttiğinin bilincine varabilir,
işte benim tanrı düşüncesinden anladığım budur.

Enis BATUR (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/290)
gece yazısı, sayı: 8

aysun colak
20-07-2010, 12:26
Dokundukça Hep Kış


Ömrüm ilkgünden
Akşamüstü

Binyüzlüyüz şimdi
Irmaklar suskun

İğreti gülüçükler açmış
Yaşamın renginde
Saksılarda yapma çiçekler
Dokundukça hep kış

Boğuluyoruz sessizce
Çağ artığı kıyılarda
Saatler sanal zamana ayarlı
Sevginin kurma kolu kırık

Ütopya
Yenik bir düş kendi ülkesinde

Kirkor YETEROĞLU (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/457)

aysun colak
21-07-2010, 13:02
ZİYAN EDECEK BENİ BU ŞEHİR

bu şehir eşkıya edecek beni
böyle sürerse, kötüye
gidecek aşkın sonu

“arap şükrü”ye yılda bir
defa uğramak,
zarardır ömre

her sokakta karşıma
çıkması eski sevgilimin,
hayal kapıları açılması önümde

üstelik ahşap konaklarda
kederli bir balkan türküsü,
yıkılsın bre mori, setbaşı köprüsü

bir bulut takılır ardıma, gelir
pare pare olurum maksem’de yürüsem,
bilmem daha ne desem :

ziyan edecek beni bu şehir

Ahmet UYSAL (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/62)

aysun colak
22-07-2010, 12:48
Yosma akşamıyım istanbul'un

Yosma bir İstanbul akşamı gibiyim.
Dudaklarımda kiraz tadı yaşamanın
Mavinin denize kestiği,
tuza bulandığı yerden gözlerimin
uykusuz bir Ada vapuru geçmiş
Bir martı geçmiş peşisıra gökyüzünü yırtıp,
Kanatlarında ay rengi düşlemeler..

Yosma bir İstanbul akşamı gibiyim.
Ellerim ceplerimde yürürüm
en eski Arnavut kaldırımını.
Ne gün batar yüreğimde,
ne gözüm yaşarır dosta, acıların ötesinde
Ayrı kıtaların kavakları el sallaşır,
fenerler göz kırpar ya birbirine;
öyle düşlerim iki insanı, engellemesiz..

Yosma bir İstanbul akşamı gibiyim.
Deli kahkahalarım parçalar
Bostancı sahilinde bir kayayı
yüreğim yanar ölü bir balığa
Kavgalarımın son noktasında değilim henüz,
baharımın adı sevda.

Kankırmızı doğumgünlerimi,
gün doğumları gibi yaşarım.
Beklemelerim
en yosma gecesine İstanbul'un

Ruhan ODABAŞ (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_goster/717)

aysun colak
23-07-2010, 12:43
YOL YORGUNU

Bana bir türkü öğretsen
Ayın aydınlığında söylesem
Gecenin karanlığında söylesem
Yağmur yağınca söylesem
Toprak uyanınca söylesem
Bana bir türkü öğretsen

Bana bir türkü öğretsen
Beraber olunca söylesem
Ayrı kalınca söylesem
Seni unutunca söylesem

Bana bir türkü öğretsen
Geldiğim yerlere er geç dönebilsem
Sevebilsem her şeyi yeniden sensiz
Sensiz vazgeçebilsem
Gece demesem gündüz demesem
Kimseleri dinlemesem
Hem yürüsem hem söylesem
Hem söylesem hem yürüsem

Arif DAMAR (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/100)

aysun colak
24-07-2010, 13:16
Ölüme Aşk Engeli -2

Kırdın Kalbimi Cankörüğüm
Ne zaman yağmur yağsa
Bir buluşma yeri olurdun
İstanbul'da rüzgâr soluklara
Mavisi yasaklanmış deniz
Kızıl tufanı yaratmadan daha
Ne zaman yağmur yağsa
Tarihin şiir tanığı olurdun
Yağmurdan sonra
Toprak kokusu bakışlılara

Tam otuz yıl nasıl kıydım sana
Bin zehirli duman arasında
Islığınla besteledim hep
En pembe çocuk düşlerini
Pan'ın flütünden mi kalma
Babam'ın dilsiz kavalından mı
Hep rüzgârla bir tuttum seni
Hani yolu yakın
Aşkı sonsuz kılan rüzgârla bir

Ey can içre cankörüğüm
Hangi kentin temiz havası
Yetmez oldu ki soluğuna
Çıkardın kendini ölüm doruğuna
Ölmek kolay değil cankörüğüm
Kalbimde sevinç gözesi pınarlar
Kalbimde yaşamak aşkı çınarlar
Ve bir nice coşkular coşkular
Sende onlar gibi yaşayacaksın
Akıp ırmaklara karışacaksın
Sırılsıklam bütün sevişmeleri
Yine soluğunla kurutacaksın


Adnan YÜCEL (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/29)
Söylem Dergisi Ekim 2001 sayısı

aysun colak
25-07-2010, 14:08
VATAN HAİNİ

"Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ.
Amerikan emperyalizminin yarı sömürgesiyiz, dedi Hikmet.
Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ."
Bir Ankara gazetesinde çıktı bunlar, üç sütun üstüne, kapkara haykıran puntolarla,
bir Ankara gazetesinde, fotoğrafı yanında Amiral Vilyamson'un
66 santimetre karede gülüyor, ağzı kulaklarında, Amerikan amirali
Amerika, bütçemize 120 milyon lira hibe etti, 120 milyon lira.
"Amerikan emperyalizminin yarı sömürgesiyiz, dedi Hikmet
Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ."

Evet, vatan hainiyim, siz vatanperverseniz, siz yurtseverseniz, ben yurt
..........hainiyim, ben vatan hainiyim.
Vatan çiftliklerinizse,
kasalarınızın ve çek defterlerinizin içindekilerse vatan,
vatan, şose boylarında gebermekse açlıktan,
vatan, soğukta it gibi titremek ve sıtmadan kıvranmaksa yazın,
fabrikalarınızda al kanımızı içmekse vatan,
vatan tırnaklarıysa ağalarınızın,
vatan, mızraklı ilmühalse, vatan, polis copuysa,
ödeneklerinizse, maaşlarınızsa vatan,
vatan, Amerikan üsleri, Amerikan bombası, Amerikan donanması topuysa,
vatan, kurtulmamaksa kokmuş karanlığımızdan,
............................ben vatan hainiyim.
Yazın üç sütun üstüne kapkara haykıran puntolarla :
Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ.

28.7.962

Nazım Hikmet RAN (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/587)

aysun colak
26-07-2010, 12:07
YOL BOYUNCA

Koparabilir misin bana yıldızlardan
Avuçlayabilir misin karanlığı
Sen ki milyonlar içindesin
Neden kalbinin yalnızlığı

Bulabilir misin bana dost dost dost
Ki sevsin seni karşılık beklemeden
Buz üstünde yazılır mı çocuğum
Düşündün mü deniz dikiş tutmaz neden

Düşündün mü gecelerde ne var
Böyle insanı ürperten
Sanır mısın ruhsuz bu karanlıklar
Ölüm sükûnuyla yürüyen

Tutabilir misin geçen zamanı
Dönebilir misin on beşine
Şaşmadın mı hiç çocuğum
Baharın sessizce gelişine

Kim sürdü gözlerine maviyi
Ki denizleri hatırlatır
Hiç dönen var mı öteden
Sır.

Halim YAĞCIOĞLU (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_goster/988)

aysun colak
27-07-2010, 12:02
Yıldız Kokuyordu Gökyüzü


Bir aşklık yer aradık güvertede iliştik
ayışığına tuttuk yüzümüzü.

Uçuştu
saçlarımıza serpiştirilmiş tek tük ağarmış tel
açık kalmış göğün penceresinden.
Yıldız kokuyordu gökyüzü.

Işıklarını sarkıtmış suya
kımıldıyor şehir
seçilmiş düşler tutturulmuş yakaya
el tersiyle itilmiş sığıntı dün.

İskelede
dantelli bluzumun fırfırıyla oynaşırken rüzgar
çekip gitti 'kalın sağlıcakla'sız vapurumuz
usuldan içime dönmüştüm bile
çoktan çimdiklenmişti hüzün.

Oya UYSAL (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/664)

aysun colak
28-07-2010, 12:01
Şairler Sessiz Ölür

(hayallere dalıp kandırma kendini
yüreğini yeşil bir kasabada unuttun sen
düşün biraz avuçlarınla kapatıp gözlerini. )

baharı kucaklayan bir mevsimdi sesi
dokunsa ellerime dökülecek parmaklarım
yüzüne baksam değişir yüzünün giysisi
yüreğimin yaşı yok... ya saçlarımın akı!
kirpiğimden dökülenler anlatır beni.

gam yüklüyüm bugün yine, güllerime dokunmayın!
bir öbek kuş yuva kurmuş gelip göğsüme
'sorguda'ki çocuğuyum milyon yılların
eşik taşlarına kazılmış kimliğim paslı sulara
yaşamın gözlerinde açan gülleri özlüyorum.

saatleri kemirip duruyor zaman denilen şey
alıp götürüyor güneşe akan güzellikleri
işte benim dünyam... dost bildiğim yalnızlığım
ve suların köpüğünden topladığım sevi
bu ben değilim aynalardan sessizce süzülüp geçen.

derin yaraya benzer eski şarkılar, içini oyan hançer
karanlığa kayan çocukluğumsun benim
yalnızlığın uçurumunda bin yıl öncesi sürgün
ben hasreti ezberledim, sen uçurtmaları
düş müydün, umman mı yoksa
özlemim özlüyor seni.

ateşe verilse de yazlar, sürer çiçek mevsimi
bu mevsimde iner yakamozlar denize
çoktan silinmiş olur gülde dudak izleri
ve sular coşar akşamın kül renginde ölüme inat
kiminde biter, kiminde başlar yeni bir yangın
kiminin gözlerinde hasret türküsü kalır.

nehirler hırçın akar... şairler sessiz ölür...

Arzu K. AYÇİÇEK
(http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/106)Edebiyat Eleştiri Dergisi Temmuz-Ağustos 2002 sayısı

aysun colak
29-07-2010, 12:01
RÜZGÂR TAHTI

Senden dönüyordum, rüzgâr yönünü kaybetmişti
(yengeç burcunun çocukluğuydu henüz). Ben ki
burada ölemem, öperken kasığındaki otları
yıkılan bir bakışla
ardında kalmıştı yol
beyaz bir gül, daha ne kadar beyaz olabilir
çözülü göğsünden
bütün gün dolaştım durdum çıplak etini.

Soluğum diyorum, soluğunun alevini öpüyor
sen söyle, ırmaklar, dikenler bilir bunu
aşk sende suların kucaklaşması gibi bir şey
(doru atlar, sözcükler misali sökülüyor bayırdan.)

Öyleyse alev alsın kanatlandığımız bu göğ
bu deli mavi, birbirine uyansın rüzgâr ve yele
dağ ve uyku
bir değirmenin ıslanmış kirpikleri
ona uyanalım, sözcüklere dönerek yüzümüzü.
Anla ki her sözcük seni sevmeye uzanır
dal gibi.

Yürek devrilse bu gidiş gelişle
kendini bulur, - menzili yokluğun sesi
kendimi buldukça seni yitirdiğim o çetin rüzgârda
şimdi bir hıçkırık aramızda duran ayrılık.

İnsan bazen tek bir dize için sevgili olabilir.

(İnsan bazen tek bir dize için dünyalar yaratabilir.)

Sonsuzluk ki suyun çağrılısıdır, bir sözcüğün tutsağı
buluşmaların birbirine tapınan birleşmesi…

-Şimdi hangi rüzgâra okuyorsun beraber yazdığımız şiiri?

Ersan ERÇELİK (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/1217)
AKKÖY dergisi, sayı 61, Temmuz-Ağustos 2010

aysun colak
30-07-2010, 11:53
Yusuf’un Çile Odası

hançer iyi seçmeli saplanacağı kâlbi
babamın matemi Yakup’un gözyaşları
kıskandılar on iki yıldızla süslü tacımı
kuyuya attı beni kardeşler

hafife almayın deli yaftası asılı boynumu
darağacı yadırgadı bin kez asılışını
şehrin meydanında seyretsin beni o güzel bedevi
kahkahadan başka hüneri olmayan ahali

ah! neden taşar her ağladığımda Nil nehri
o şehrayin kör etti gözlerini Züleyha’nın
çelik duvarlar öremedim yufka yüreğime
açtım kırk kapıyı buğday verdim kardeşlerime

yüreğinde kartal pençesi
yüceleri yüceleri göze alan abdalın
hakkımda vur emri çıkardı haramiler
bir yandan kanlı gömleğim bir yanda kurtlar sofrası

Hüseyin Avni CİNOZOĞLU (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/1010)

aysun colak
31-07-2010, 11:08
Sevda Demi

Sevdiğim bir kadın var
Çocukluk resmi cebimde
Bir sevda içindeyiz ki sormayın
Gündüz gece eli elimde
Gezdiğimiz yer park
Bazan sinema
Bir de bakıyorsun ev olmuş
Şu İstanbul baştanbaşa bizim
Böyle olur aşk dediğin
Şaşkına çevirir insanı bir bakıma
İş güç arkadaş
Ne varsa unutturur adama
Sabahattin Kudret AKSAL (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/723)

aysun colak
01-08-2010, 12:24
SÖZCÜK MESAFESİ SIFIR

kalbim
acının altında
eksi iki derece

yoğun kar yağışı gibi
bir şeyiz
ikimiz de

durmadan devam eden
tipi şeklinde
aralıksız

kalbim acının altında
eksi iki derece
şehrin göğsüne kadar ulaştı
kar kalınlığı
sözcük mesafesi sıfır !

kapanan
köy yolları gibiyiz
sonunda işte

kim bilir kaç çocuğu öldürdük
biz
bu soğuktan,
kaç karanfili
kaç serçeyi
kaç evsizi...

bu beyaz
bu saf afet yüzünden
kardan!

kalbim acının altında eksi iki
derece
karda sevişmek gibi bir şeyiz
ikimiz de
soluklarımızın bile çatlayarak
soğuktan
incecik kanadığı

bu aşk burada donar diyorum
donar buzlanma nedeniyle
anıların

ben kayıp düşerim teninden
düşerim yalnızlıklar içinden
bir yalnızlığa daha
senın
bütün öpüşlerine kardeş...

Nur SAKA (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/620)
Varlık, Mayıs 2004

aysun colak
02-08-2010, 12:56
Sakla Yamalarını Kalbim


Ne gül,
ne yarın!

Gül, küle karılmış günlerin tortusunda.
Yarın, vurulmuş yatıyor bugünün avlusunda.

Sakla yamalarını kalbim...

İnsanlar büyüdükçe günler kısalırlar;
günlerimiz gibi aşklarımız da
yittikleri duraklarda kalırlar.

Sakla yamalarını kalbim...

Kendini bıçak gibi ışıyan yeni güne bağışla.
Yürü, arkana bakma, ama umursa.

B a z e n a n ı l a r a e n ç o k y a k ı ş a n e l b i s e,
b i r k a ç d a m l a g ö z y a ş ı d ı r u n u t m a...


Yılmaz ODABAŞI (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/883)

aysun colak
03-08-2010, 12:30
OLMAK YA DA VURMAK ***214;LD***220;RMEK

Bir su***231; oluyorum ben de k***252;l***252;m***252; kar***305;***351;t***305;r***305;nca
Kimleri, kimleri, kimleri vursam
***214;nce kendimden mi ba***351;lasam ***351;akala***351;maya
***214;nce kendimden mi ba***351;lasam

Ben istesem Horoz gibi ***246;terim

Al***305;ngan ve i***231;li ***231;ocuk oldu***287;um i***231;in
Rahatlar***305;m Bankan***305;n cam***305;n***305; k***305;rsam
Sular***305;m sonra at***305;m***305; bir derede
Ne zaman ne zaman k***305;rlara ka***231;sam

Ben istesem Kilidimi k***305;rar***305;m

Kumral bir Yaz pe***351;imdedir, dola***351;***305;r***305;m ben
Alt***305; ya***351;***305;nda t***252;t***252;ne gittim, o***287;lak g***252;tt***252;m, ***231;***305;rak
Neler de ***231;***305;k***305;yor e***351;elenince
***304;nsan b***252;y***252;yor adam vurarak

Ben istesem Pusu bile kurar***305;m

Duygulu ve sivri bir ***246;***287;renci oldum
Ate***351; okudum kitap yakarak
Art***305;-de***287;er kavram***305;n***305; ve g***252;nlerce Matematik
B***305;***231;aklar edindim Bursa'ya giderek

Benim ***351;im***351;ir Kaz***305;klar***305;m vard***305;r

Ne zaman seni vursalar ***246;c***252;n***252; komam
***304;pekli dokunur gibi i***351;liyor zaman
***214;fke ***231;i***231;e***287;im, av borum, i***351;lek ***231;***305;ng***305;rak
B***252;t***252;n g***252;n kan i***231;inde yo***287;ruluyorum

Yorulmam dersem Yalan olacak

Bir su***231; oluyorum ben de k***252;l***252;m***252; kar***305;***351;t***305;r***305;nca
Kimleri, kimleri, kimleri vursam
***214;nce senden mi ba***351;lasam ***351;akala***351;maya
***214;nce senden mi ba***351;lasam

Ergin G***220;N***199;E (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/1113)

aysun colak
05-08-2010, 12:06
İNSANIN GURBETLERİ İÇİNDE

Gecesel bir yer altı sesiydi,
kehanet fısıldaşmasındaydı kökler, kemikler;
açıkta tüfercilerin parıldayan
lüks'leri. Av vakti, o tedirgin
kaşılıklı bekleyiş; gövdemdi sanki
oltadan ışığın yalımına kapılan.

Yanılsamalar ve aldanışlar.
Beklediğim inmedi trenden,
bir söylen olacaktı dönüşü;
kara büyülere çarpılmaya hazırdım
dönsündü yeter ki.
Oysa kıpırtısızdı istasyon;
öyleyse kırmızı bir mendille
kimdi el sallayan geçen akşam?

İnsanın gurbetleri içinde;
sürgün yeri bu yüzden tanıdık,
ayrıldığı günkü gibi dönüyor kişi.
Gide gide, yata yata bitmeyen
yol değil, zindan değil;
bedenin ve kırılgan sözlerin,
bahçıvanın budadığı dalın
suladığı fidanın içinden geçen
o karanlık menzil.

Ezberimde tüm zulümler,
belleği öyle beslemez
çünkü aşklar.

Sevgililer! Bazılarınızı unuttum
burnumda tütüyor bazınızın kokusu.
Terk edilmenin acısı dinliyor, aldatılış
gülümsetiyor: parmakların arasında
buruşturduğum hercai menekşenin
o tuhaf hışırtısı.

Vahşet vahşetle açıklanmalı.
Tazeyken yanık et kokusu
kılınabilir mi beş vakit namaz?
Hangi kösnü, hangi düş, hangi dua
unutturabilir toplu mezarları?

Kardeşler! Çoktan verdim
vereceğim filizi. Gittim gideceğim
yerlere; döneceğim yerlerden
döndüm. Yol alırken değiştirdi
görüntüleri, biçimleri, çelik
keskisi zamanın ve güzergâhın.

Kazınıyor anılar, bir gül
sesiyle birbirinin üstüne;
son eskinin, artık unutulmuşun
bir yorumu en yakın katmandaki
yara gibi taze anı.

Anımsadıkça bilecek insan
neyi unutmaması gerketiğini.

Ahmet OKTAY (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/55)
Kitap-lık, Kasım / Aralık 2000 sayısı

aysun colak
06-08-2010, 11:55
AYNADA DÜELLO

o yaralı bir adam, bir hain
mağaranın kapısındaki mühür
ve mührü kirlenmemiş sevgiler açar ancak
sev onu onu çok sev
ruhunu paylaştın bir parça - sı senin
o suçlu bir adam acılı ve günahkar
ilk gün doğumunda kurşuna dizilecek
açmamış tomurcukları düşün
sev onu
deşilsin içindeki hüzün
o korkak bir adam kibirli
yırtıcı kuşlar kralı
yarasa kanatlarında uçuşan balonları düşün
onu sev pembe mavi
ve denizi yeni görmüş bir çocuk gibi gül
sev onu çok
o bir zalim bir melankolik şelale
hayata kurban seçmiş kendini
belki hep ve yalnız akabilirdiniz
içinde haç çıkarmış bir öfke
o bir yersiz yurtsuz tanrı bir şair
mızıkayla kutsuyor suların bastığı kentini
sarıl ona
birisine ilk kez sarılır gibi
sev onu
bildiğin bütün şifrelerde
şimdi artık dönüşme zamanı yapraklarını topla
ucu kırılmış yanıtların dönüşme zamanı
kozanın dişleri kamaşıyor
kamaşıyor parlak kancaları
ağlar toplanıyor düşlerden
birazdan bütün yarınlar dün
şimdi dönüşme zamanı
ucu kırılmış yanıtların
kozanın
kamaşıyor
sevgisiz evlerde açmıyor gardenyalar

Zeynep ALİYE (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/902)
Milliyet Sanat 1 Ağustos 2000 sayısı

aysun colak
07-08-2010, 12:34
Ayrı Olmak

Ayrı olmak;
kırmızışarabın kesmesi gecenin soğuğunu
ayrı olmak:
sonsuz çölde ilk adımı koşunun
çocukluğumdan uçurduğum tarlakuşunun
kanat çırpması loşluklarda

zamanıydı herşeyin
aşkın zamanıydı, aydınlığın zamanı
bir gemiyi başka gemide yitirmenin
kırılan şişede kesilip gitmenin
yalnızlığı kana kana içmenin zamanı

ayrı olmak biraz da buydu
karmaşık bir soğukbulutlarkümesinde
alabildiğine üşümek
boşluklarda yitirdiğimiz zamanı
güz anılarında bölüşmek

Baki Ayhan T. (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/150)
Ağır Ol Bay Düzyazı Dergisi Haziran 2001 sayısı

aysun colak
08-08-2010, 13:54
Edip CANSEVER - Mendilimde Kan Sesleri
MENDİLİMDE KAN SESLERİHer yere yetişilir Hiçbir şeye geç kalınmaz ama Çocuğum beni bağışla Ahmet Abi sen de bağışla Boynu bükük duruyorsam eğer İçimden öyle geldiği için değil Ama hiç değil Ah güzel Ahmet abim benim İnsan yaşadığı yere benzer O yerin suyuna, o yerin toprağına benzer Suyunda yüzen balığa Toprağını iten çiçeğe Dağlarının, tepelerinin dumanlı eğimine Konyanın beyaz Antebin kırmızı düzlüğüne benzer Göğüne benzer ki gözyaşları mavidir Denize benzer ki dalgalıdır bakışları Evlerine, sokaklarına, köşebaşlarına Öylesine benzer ki Ve avlularına (Bir kuyu halkasıyla sıkıştırılmıştır kalbi) Ve sözlerine (Yani bir cep aynası alım-satımına belki) Ve bir gün birinin adres sormasına benzer Sorarken sorarken üzünçlü bir görüntüsüne Camcının cam kesmesine, dülgerin rende tutmasına Öyle bir cıgara yakımına, birinin gazoz açmasına Minibüslerine, gecekondularına Hasretine, yalanına benzer Anısı işsizliktir Acısı bilincidir Bıçağı gözyaşlarıdır kurumakta olan Gülemiyorsun ya, gülmek Bir halk gülüyorsa gülmektir Ne kadar benziyoruz Türkiye'ye Ahmet Abi. Bir güzel kadeh tutuşun vardı eskiden Dirseğin iskemleye dayalı -- Bir vakitler gökyüzüne dayalı, derdim ben -- Cıgara paketinde yazılar resimler Resimler: cezaevleri Resimler: özlem Resimler: eskidenberi Ve bir kaşın yukarı kalkık Sevmen acele Dostluğun çabuk Bakıyorum da simdi O kadeh bir küfür gibi duruyor elinde. Ve zaman dediğimiz nedir ki Ahmet Abi Biz eskiden seninle İstasyonları dolaşırdık bir bir O zamanlar Malatya kokardı istasyonlar Nazilli kokardı Ve yağmurdan ıslandıkça Edirne postası Kıl gibi ince İstanbul yağmurunun altında Esmer bir kadın sevmiş gibi olurdun sen Kadının ütülü patiskalardan bir teni Upuzun boynu Kirpikleri Ve sana Ahmet Abi uzaktan uzaktan domates peynir keserdi sanki Sofranı kurardı Elini bir suya koyar gibi kalbinden akana koyardı Cezaevlerine düşsen cıgaranı getirirdi Çocuklar doğururdu Ve o çocukların dünyayı düzeltecek ellerini işlerdi bir dantel gibi O çocuklar büyüyecek O çocuklar büyüyecek O çocuklar... Bilmezlikten gelme Ahmet Abi Umudu dürt Umutsuzluğu yatıştır Diyeceğim şu ki Yok olan bir şeylere benzerdi o zaman trenler Oysa o kadar kullanışlı ki şimdi Hayalsiz yaşıyoruz nerdeyse Çocuklar, kadınlar, erkekler Trenler tıklım tıklım Trenler cepheye giden trenler gibi İşçiler Almanya yolcusu işçiler Kadınlar Kimi yolcu, kimi gurbet bekçisi Ellerinde bavullar, fileler Kolonyalar, su şişeleri, paketler Onlar ki, hepsi Bir tutsak ağaç gibi yanlış yerlere büyüyenler Ah güzel Ahmet Abim benim Gördün mü bak Dağılmış pazar yerlerine benziyor şimdi istasyonlar Ve dağılmış pazar yerlerine memleket Gelmiyor içimden hüzünlenmek bile Gelse de Öyle sürekli değil Bir caz müziği gibi gelip geçiyor hüzün O kadar çabuk O kadar kısa İşte o kadar. Ahmet Abi, güzelim, bir mendil niye kanar
Diş değil, tırnak değil, bir mendil niye kanar
Mendilimde kan sesleri.

Edip CANSEVER (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/264)






Edip CANSEVER - Mendilimde Kan Sesleri

aysun colak
08-08-2010, 13:55
MEND***304;L***304;MDE KAN SESLER***304;

Her yere yeti***351;ilir
Hi***231;bir ***351;eye ge***231; kal***305;nmaz ama
***199;ocu***287;um beni ba***287;***305;***351;la
Ahmet Abi sen de ba***287;***305;***351;la

Boynu b***252;k***252;k duruyorsam e***287;er
***304;***231;imden ***246;yle geldi***287;i i***231;in de***287;il
Ama hi***231; de***287;il
Ah g***252;zel Ahmet abim benim
***304;nsan ya***351;ad***305;***287;***305; yere benzer
O yerin suyuna, o yerin topra***287;***305;na benzer
Suyunda y***252;zen bal***305;***287;a
Topra***287;***305;n***305; iten ***231;i***231;e***287;e
Da***287;lar***305;n***305;n, tepelerinin dumanl***305; e***287;imine
Konyan***305;n beyaz
Antebin k***305;rm***305;z***305; d***252;zl***252;***287;***252;ne benzer
G***246;***287;***252;ne benzer ki g***246;zya***351;lar***305; mavidir
Denize benzer ki dalgal***305;d***305;r bak***305;***351;lar***305;
Evlerine, sokaklar***305;na, k***246;***351;eba***351;lar***305;na
***214;ylesine benzer ki
Ve avlular***305;na
(Bir kuyu halkas***305;yla s***305;k***305;***351;t***305;r***305;lm***305;***351;t***305;r kalbi)
Ve s***246;zlerine
(Yani bir cep aynas***305; al***305;m-sat***305;m***305;na belki)
Ve bir g***252;n birinin adres sormas***305;na benzer
Sorarken sorarken ***252;z***252;n***231;l***252; bir g***246;r***252;nt***252;s***252;ne
Camc***305;n***305;n cam kesmesine, d***252;lgerin rende tutmas***305;na
***214;yle bir c***305;gara yak***305;m***305;na, birinin gazoz a***231;mas***305;na
Minib***252;slerine, gecekondular***305;na
Hasretine, yalan***305;na benzer
An***305;s***305; i***351;sizliktir
Ac***305;s***305; bilincidir
B***305;***231;a***287;***305; g***246;zya***351;lar***305;d***305;r kurumakta olan
G***252;lemiyorsun ya, g***252;lmek
Bir halk g***252;l***252;yorsa g***252;lmektir
Ne kadar benziyoruz T***252;rkiye'ye Ahmet Abi.
Bir g***252;zel kadeh tutu***351;un vard***305; eskiden
Dirse***287;in iskemleye dayal***305;
-- Bir vakitler g***246;ky***252;z***252;ne dayal***305;, derdim ben --
C***305;gara paketinde yaz***305;lar resimler
Resimler: cezaevleri
Resimler: ***246;zlem
Resimler: eskidenberi
Ve bir ka***351;***305;n yukar***305; kalk***305;k
Sevmen acele
Dostlu***287;un ***231;abuk
Bak***305;yorum da simdi
O kadeh bir k***252;f***252;r gibi duruyor elinde.
Ve zaman dedi***287;imiz nedir ki Ahmet Abi
Biz eskiden seninle
***304;stasyonlar***305; dola***351;***305;rd***305;k bir bir
O zamanlar Malatya kokard***305; istasyonlar
Nazilli kokard***305;
Ve ya***287;murdan ***305;sland***305;k***231;a Edirne postas***305;
K***305;l gibi ince ***304;stanbul ya***287;murunun alt***305;nda
Esmer bir kad***305;n sevmi***351; gibi olurdun sen
Kad***305;n***305;n ***252;t***252;l***252; patiskalardan bir teni
Upuzun boynu
Kirpikleri
Ve sana Ahmet Abi
uzaktan uzaktan domates peynir keserdi sanki
Sofran***305; kurard***305;
Elini bir suya koyar gibi kalbinden akana koyard***305;
Cezaevlerine d***252;***351;sen c***305;garan***305; getirirdi
***199;ocuklar do***287;ururdu
Ve o ***231;ocuklar***305;n d***252;nyay***305; d***252;zeltecek ellerini i***351;lerdi bir dantel gibi
O ***231;ocuklar b***252;y***252;yecek
O ***231;ocuklar b***252;y***252;yecek
O ***231;ocuklar...
Bilmezlikten gelme Ahmet Abi
Umudu d***252;rt
Umutsuzlu***287;u yat***305;***351;t***305;r
Diyece***287;im ***351;u ki
Yok olan bir ***351;eylere benzerdi o zaman trenler
Oysa o kadar kullan***305;***351;l***305; ki ***351;imdi
Hayalsiz ya***351;***305;yoruz nerdeyse
***199;ocuklar, kad***305;nlar, erkekler
Trenler t***305;kl***305;m t***305;kl***305;m
Trenler cepheye giden trenler gibi
***304;***351;***231;iler
Almanya yolcusu i***351;***231;iler
Kad***305;nlar
Kimi yolcu, kimi gurbet bek***231;isi
Ellerinde bavullar, fileler
Kolonyalar, su ***351;i***351;eleri, paketler
Onlar ki, hepsi
Bir tutsak a***287;a***231; gibi yanl***305;***351; yerlere b***252;y***252;yenler
Ah g***252;zel Ahmet Abim benim
G***246;rd***252;n m***252; bak
Da***287;***305;lm***305;***351; pazar yerlerine benziyor ***351;imdi istasyonlar
Ve da***287;***305;lm***305;***351; pazar yerlerine memleket
Gelmiyor i***231;imden h***252;z***252;nlenmek bile
Gelse de
***214;yle s***252;rekli de***287;il
Bir caz m***252;zi***287;i gibi gelip ge***231;iyor h***252;z***252;n
O kadar ***231;abuk
O kadar k***305;sa
***304;***351;te o kadar.

Ahmet Abi, g***252;zelim, bir mendil niye kanar
Di***351; de***287;il, t***305;rnak de***287;il, bir mendil niye kanar
Mendilimde kan sesleri.

Edip CANSEVER (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/264)

aysun colak
09-08-2010, 11:47
GÖZYAŞLARI DA ÇİÇEK AÇAR

Ellerimi dokunduğum her yerde
Çığlık çığlığa kıvranıyor hayat
Ve ölen arkadaşların giysilerini
Bir kere daha dürüp koyuyor analar
Çamaşır sandıklarına
Gözyaşları da çiçek açar

Bugün yurtyeri olsa da acılara
Kayaların en sarp yerlerindeki
Kırlangıç yuvalarını andıran alnın
Bir gün terli bir gelecek uçuracak
Sabahlardan akşamlara kadar
Gözyaşları da çiçek açar

Ansızın oyuna başlayan çocukların
Sesleri kadar canlı ve huylu
Sevinçleri kadar taze ve acemi
Bir duruş kuşatır seni o zaman
Gözyaşları da çiçek açar

Başını dayadığın ağaç dalı
Bak hafifçe eğildi toprağa doğru
Uyuyan bir çocuğun soluk alışını
Dinler gibi kendini vererek
Yaklaş yüzünü örse de acılar
Boynundan ter boşalan herkese
Gözyaşları da çiçek açar

Yaklaş, yüzünü örse de acılar
Ve nasıl yakalarsa toprağı kök
Suları renk, dalları kiraz
Sen de öyle yakala hayatı
Yürü kol kola canıma değsin
Gözyaşları da çiçek açar



Abdülkadir BULUT (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/16)

aysun colak
10-08-2010, 17:29
Gülüşüm


Duvarların bile konuştuğu andır,
taş plakta bütün şarkılar.
Anlatmak zor belki,
belki imkansız;
gözlerim
buğusu yağmur sonrasının,
karanfil kırmızısı gülüşüm...

Ruhan Odabaş (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/siir_goster/4215)

aysun colak
11-08-2010, 14:27
Göz

Şu bizim dışa dönük gözümüz,
Bir daldan bir orman çıkaran
Usumuza her zaman.
Şu bizim bulup seçen gözümüz,
bir kuşu yüzlerce yapan.
Bir kanatla göğünü durmadan kımıldatan,
Bak çapak tutmuş sevgiyi çoğaltmaktan.

Şu bizim çok arayan gözümüz,
Baktığında karıştıran kendini.
Aldatılan, yadsınan, başımıza vurulan.
Bir yas çıkarır ortaya yaşamasından;
Suskun ve gizemli,
Küflü bir kitap gibi yazısı okunamayan

Metin Altıok (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/526)

aysun colak
12-08-2010, 16:05
Nur İndi


Kış kışlada kışlar iken
Karakuşi bir yazıylan
Kışkışlanıp, kışkışlanıp
Akkuğulu yazmalarla
İne inmez yazılara
Elif oldu ne demezsin
Teliflerim, teleflerim
Sivil oldu savaşlarım
Onbeş gündür kardı yağdı
Daha da yağacakmış eyvah
Yarına kalmaz görürüm
Bütün çocuklarıyla çocukluğumun
Ve tuşları üzerinde -İLAHİ- bir orgun
Nur baba gibi geçerken Bach

Zeyil
Bu sulu kar ve bu pespaye şiir
Sürerse bu minval üzre
Bizi bilmem ama, aziz karilerim
Gözlerimde hüzünlü ve tütsülü bir tebessüm
Yarına kalmaz, ben, fücceten ölürüm...


CAN YÜCEL (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/siir_goster/1288)

aysun colak
13-08-2010, 15:50
Şiirbeyi

Sıcak bir boşluk
Bırakacak ardında
Öldü şiirbeyi

Yalnız koydu
Çocukları ve kadınları
Kadıköy'ü ve dünyayı

Kimden sorulacak şimdi
Aşkın işleri
Ve sözün güzeli

Tevfik AKDAĞ (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/siir_goster/1433)

aysun colak
15-08-2010, 00:48
ÖP BENİ KONUŞTURMA

gelişin yorgun bir kuşun
uzun yoldan dönüşü
ayrılık ve kavuşma üzerine
ışığın dansı gölge oyunu
iki meme arası
ben uykusu

-dilim tuz kesiği
adım tekil şahıs-

kollarıma sar
büyüt çocukluğunu
değil mi her kadın saçı-
örgülü okul bahçesi biraz-
da rüzgarın soldurduğu
gül kokusu

-masallara kanmadan
sözcükten kes dilimi-

mum bitiyor tütsü de...
sabahın yanağı penceremde
saçlarını terime yatır
kavsime yasla gövdeni
bir şeylere zorla beni
içimde soyundu su

-kaçık dudağımın damarı
öp beni konuşturma-

Emre GÜMÜŞDOĞAN (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/siir_goster/88)

aysun colak
16-08-2010, 12:22
Yusuf’un Çile Odası

hançer iyi seçmeli saplanacağı kâlbi
babamın matemi Yakup’un gözyaşları
kıskandılar on iki yıldızla süslü tacımı
kuyuya attı beni kardeşler

hafife almayın deli yaftası asılı boynumu
darağacı yadırgadı bin kez asılışını
şehrin meydanında seyretsin beni o güzel bedevi
kahkahadan başka hüneri olmayan ahali

ah! neden taşar her ağladığımda Nil nehri
o şehrayin kör etti gözlerini Züleyha’nın
çelik duvarlar öremedim yufka yüreğime
açtım kırk kapıyı buğday verdim kardeşlerime

yüreğinde kartal pençesi
yüceleri yüceleri göze alan abdalın
hakkımda vur emri çıkardı haramiler
bir yandan kanlı gömleğim bir yanda kurtlar sofrası

Hüseyin Avni CİNOZOĞLU (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/1010)

aysun colak
18-08-2010, 17:36
Linç

B u s e n s i n
bu d a b e n
herkesin kendini gördüğü
aynaya benziyor y ü z ü m
b i r l i n ç h a t ı r a s ı !

H a d e s’ e gittiğim zaman
hangi gözlerle bakacağım
babamın y ü z ü n e ?

u n u t t u m
iyi ki baba değilim
ölü doğmuş bir oğulum

A. Ertan MISIRLI (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/siir_goster/5299)

aysun colak
19-08-2010, 12:20
SABAH OLURSA

Bu memlekette de bir gün sabah olursa, Halûk,
eğer bu memleketin sislenen şu nâsıye-i
mukadderatı, kavi bir elin kavi, muhyi
bir ihtizâz-ı temasiyle silkinip şu donuk,
şu paslı çehre-i millet biraz gülerse... O gün
ben ölmemiş bile olsam, hayâta pek ölgün
bir irtibatım olur şüphesiz; - O gün benden
ümidi kes, beni kötürüm ve boş muhitimde
merâretimle unut; çünkü leng ü pejmürde
nazarlarım seni maziye çekmek ister; sen
bütün hüviyyet ü uzviyyetinle âtisin:
Terennüm eyliyor el'an kulaklarımda sesin!
Evet, sabah olacaktır, sabah olur, geceler
tulû-i haşre kadar sürmez; âkıbet bu semâ,
bu mâi gök size bir gün acır; melûl olma,
Hayâta neş'e güneştir, melâl içinde beşer
çürür bizim gibi... siz, ey fezâ-yı ferdânın
küçük güneşleri, artık birer birer uyanın!
Ufukların ebedi iştiyâkı var nura.
Tenevvür.... asrımızın işte rûh-i amali;
Silin bulutları, silkin zılâl-i ehvâli,
zıyâ içinde koşun bir halâs-i meşkûra
Ümidimiz bu: ölürsek biz, yaşar mutlak
vatan sizinle, şu zindan karanlığından uzak!

Tevfik FİKRET (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/1129)

aysun colak
20-08-2010, 14:50
MAVİ FİLİNTA

nasıl söylemeli
kime anlatmalı
günübirlik acıların
işkencelerin
ve
vadesi dolan
büyük aşkların
voltasını

örneğin
günleri aylara
ayları yıllara bağlayan
göçebe kız
sen bilir misin
bahar
tek mevsim değildir
bahar
bütün mevsimlerin toplamıdır

düşün bir
hangi şarkı anlatabilir
sağanaklardan sonra
toprakta kalan kokuyu
ve hangi marş öğretebilir
denizleri yıldızlara
ekleyen rüzgarı
çünkü
nereye baksan
mavi bir filinta

Metin GÜVEN (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/532)

aysun colak
21-08-2010, 12:34
GECEDE

Kararmaya durdu mu ortalıklar
Büyük mor bir ışık yalın kat yüreğinde
Oysa birçokları yalnız gecede
Yaşar en ışıksız yerini bölünerek
Unuttuğu bir şey vardır başkalarının
Oysa bir yerlerde hepsini duyar
Üşür gecelerden bir ince yürek

Ama dağ başında bir yalnız diken
Ama tepelerde iri bir rüzgar
Yaşamazlar birçokları gecede
Karanlık gölgeler düşer yollara
Sonra geçip bütün korkulardan, karanlıklardan
Yiğitçe karşı koyar da bir ince yürek
Yansıyan duru ışıklar gibi iyimserliği
Geçer uzak güneşlerden, sulardan...

Ülkü TAMER (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/852)

aysun colak
22-08-2010, 20:32
Akşam üstü rüyası

Akşam üstü rüyası
Şimdi gemiler geçer uzaklardan
Gönlüm güvertede sereserpedir.
Işıklı geceler,saz sesleri, peynir ekmek
Ne biletim ne param ne dostum var
Pır pır eder yüreğim bakındıkça...
-Uyan Turgut um, garibim, uyan
Bura Terme'dir.

Terme köprüsünden kamyonlar geçer,
Irgatlar üç orada beş burada konuşurlar
Bir gece başlar, yarı siyah, yarı kırmızı
Cigaramı yakar evime dönerim...
-Gidin gemiler, gidin
Vardığınız yerlere selam edin
Gün olur bütün kaygılardan uzak
Ben de gelirim...


Turgut UYAR (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/836)

aysun colak
23-08-2010, 11:48
yaşamak için ne lazım

gözlerin açılır kuyumcular çarşısı kapanır…

tek gecede toplanan misafir
çarşafı gibi seriliyim hayata
bilinmezliğe gerili
okları çekindiren

suları seyrederim ağrıları geçer
su ağırlığı bana durgun su
sağırlığı çöker

sorarım rüzgardan başka
kim kaldırır yaprak ölüsünü
ölse bile nasıl defnedilir
insanın defne kalbinin gürültüsü

hayat aslında düz bir çizgidir
yaşadıkça eğrilir
bu koca karanlık gaz lambasıyla
daha ne kadar dertleşir

kıvılcım vereceği günü bekler demir filizi
uysallaşmaz tenimdeki emir kipi
içimde yuvarlanan kirpi

bir silah gibi sesim kurcalanır
yanlışlıkla patlamam
ip sallarlar da çocukluğuma atlamam
çocukluğum bir boya sandığı mücevher değil

kurumuş çamaşırım
kuru ayazları gövdesinde sakinleştiren
kalbim uzun
yıkıma programlarında
ve sıkılmış hayatta

bana yağmur lazım bana börülce
bana bir yaprağın kökteki gürültüsü
düşünce
bana bir çimenin rüzgarda
başını eğmeyen görüntüsü

bana bir çift söz ama tamlama
birbirinden ayrılmama

bana bir kadeh eski rakı
bir neşet ertaş türküsü

Mustafa Ergin KILIÇ (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/559)
(yer yara kabuğu, yasakmeyve, ekim 2009)

aysun colak
24-08-2010, 20:06
ÖLÜMDEN BAŞKA


çünkü uçurumum kısa
buraya kadar
ve ben ağzıma kadar doluyum
hayatı
bir yudumda çekip içime niye gidemiyorum?
bir şiirin zor dizesi olsam
bir sözün buharlaşması ya da
artık nereyeyse
artık nasılsa
artık hangi sözse
her şeyi sıralayıp sırayı karıştırmak sonra yine
yani
saçlarını dağınık bırakmak gibi
dağınık yaşayıp dağınık bırakmak her şeyi
atlıyorum
aklımdaki uçurumdan
.
.
ben hayata ne söyleyebilirim ölümden başka?


Emin AKDAMAR (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/siir_goster/6643)

REHGÜZAR (1 Haziran 2006)

aysun colak
25-08-2010, 13:54
Çocuk ve Akşam



işte akşam, tül, bakır ve yas
havada kuş tüyleri, ıssızlık

ay şimdi sularda gizli bir veda
kumdan kalelerine ağlarken çocuk
ruhta köpüklenen o kızıl yara

doğunun akşam faslı bu eprimiş gün
isli lamba, misk kokusu, hüzün
ve siyanür tanrıya diz çöken vaha

çocuk rüyalarında denize benzer kuşlar
kanatsız düşler gibi halkbilgisi hep kırık
çocuk-kuşlar yansıtan buğulu aynalarda

dans bu, fonda garip bir arya
sözcükleri yitiren sesin boğuk tınısı
tül, ıssızlık ve daracık odalarda
anka uçuran ruhun gizemli dansı

akşam işte, araftaki âmâ kuş
halkbilgisi hep zayıf çocuk düşleri
gibi masum ve suçlu darağacında

ah akşam, lirik bir bağbozumu şimdi
yakutun alacada rengini yitirdiği

Ayten MUTLU (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/140)

aysun colak
26-08-2010, 17:02
ÖZGÜRLÜĞÜNE DAL BUDAK SALAN


Ağaç bir ülkedir
Dalları kentler
Yaprakları yurttaşlar
Gün doğarken aydınlanmasıdır sizin uyanmalarınız


Gece gündüz sallanır ağaç
Geceyi okurkendir gündüzü okurkendir
Geçmişbilimin yerbilimin anılarındadır
Yaz geldi mi yeniler evren yaşamını


Çok güçlüdür ağaç
İnandığı toprakta yeşilde
İnandığı erdemde
Durur bir tek yalan söylemeden


Ağaç söz verdiğini yapar
Kiraz mı dedi kiraz verir
Armut mu dedi armut verir
Adıdır söz verdiği


Ağaç bir insandır
Yurdunda dal budak salan
İnsanlar ağaç olmalı
Özgürlüğüne dal budak salan


Fazıl Hüsnü DAĞLARCA (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/343)
Akatalpa, Mayıs 2004

aysun colak
27-08-2010, 14:46
V a s i y e t

"ki en kötüsüdür,
ölümden sonra da istemek.”

Benden firar eden dünyadan,
son isteklerimi taşırken bana,
dikkat et; aynı olmasın torbanın rengi,
ayağına giydiğin galoşlarla.

Şu bizim yan odada,
Kürt kaşlı kız çok inledi dün gece,
boştu yatağı,
bugün iyileşmiş, tahliyesi olmuş,
inandıramadılar bana.

Bir uçlu sakla da göğsüne,
teninin kokusu olsun izmaritinde.
Bu yalnızlığı biz yaratmadık,
bilakis tütünü bile dost eyledik kendimize.

Ya sen,
ellerini yıkıyorsun bana her gelişinde,
benimle aynı gün ölecek olan alyansında,
bir sabun parçası,
ne demekse.

Yarın belki de son kez,
ziyaret saatini özleyeceğim yine,
yemek yiyeceğim,
tadını tuzunu alıp, öyle veriyorlar yemeği,
mercimeğin içindeki böceğin bile hesaplı kalorisi.

Giydiğin eteğin yırtmacı ilk defa dokunuyor bana,
beni yolcu eden akciğer
kediye atsan yemez
geç kalmayacak randevusuna.

Gidince çürümeyeceğini bilsem,
ellerimizi değiştirelim derdim.
Ellerimin ellerinde verdiği güzel ve uzun mola,
ayrılık Allah’ın emri,
ölüm olmasa...

29.03.2002
Özge DİRİK (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/682)
Kuzey Yıldızı / Sayı:5

ezheri
27-08-2010, 15:01
Bazen dizeleriniz başqa ve yeni bir duyğy boyutuna taşır beni,şeirinizden bir tür boyut (hacm) yaddaşımda qalir,oxurken qonuya ayid radikal düşüncelere de götürür beni,sağol.

aysun colak
28-08-2010, 14:43
GÖK BOŞ


Rüzgârın günüydü, kayalardan dönüyordum
Sonsuzluk neden bir dağ yolu olmasın
Neden sen olma. her şey kalmaktadır.

Bilinmeyen doğadır
Bir gün küçük bir sokak
Senin de arkadaşın olmuştur
çağırıyorsa bir su, bir dal çağırıyorsa

Her şey her şeyin içindedir
Kaya kayanın kardeşidir

Anımsa bizimle olan o zamanı

Sev ne varsa olanaksız ne varsa
Taş adını bilmez
Her şey kendine döner

Böylece söylenmeyen o yere geldim
Gök boş
Yineleyip duruyor kendini

Kitap-lık, sayı 110, 2007

İlhan BERK (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/siir_goster/5489)

aysun colak
29-08-2010, 18:22
***8220;Yaz Neredeyse Bitti***8221;

***8220;Nerede olaca***287;***305;z / yaz bitti***287;inde?***8221;
The Doors, Summer***8217;s Almost Gone


Anlad***305;m ki elimden gelen bu, birka***231; m***305;sra
sesi ipekten bir sabah sonras***305; denize uzanan
yaz ya***287;muru gibi kendini a***287;***305;rdan al***305;rken.
***304;***351;te bu k***305;y***305;da b***246;yle kald***305;m, ufka d***246;n***252;p y***252;z***252;m***252;
dedim ***8220;A***351;kla geldim buraya, a***351;kla giderim ancak!***8221;

Asmalar***305; budad***305;m, ok***351;ad***305;m kuruyan her dal***305;
***8220;A***287;a***231;, y***305;ld***305;zlara dokunma hasretidir***8221; dedim kendime.

***350;imdi su toplam***305;***351; bir elle yaz***305;yorum bunlar***305; sana
a***287;ustos sonu ama eyl***252;l kokuyor hava.
Bir kumrunun havalan***305;***351;***305;yla ba***351;l***305;yor ***246;***287;len
y***305;lk***305;ya yeni kat***305;lm***305;***351; k***246;rpe taylar***305;n havas***305; bu
denize ak***305;p giden bir soka***287;***305;n nefes al***305;***351;lar***305;.

Ben bir mavi, ben bir hasret ad***305;na gelmedim mi size
ya***287;muru, dinlenen ***231;iy tanelerini beklerken
Morrison ***8220;Yaz neredeyse bitti***8221; diye ***351;ark***305;la***351;***305;rken
bir nehir ge***231;iyor g***246;***287;s***252;n***252;n ortas***305;ndan
bir nehir ikiye b***246;l***252;yor ku***351; seslerini
yaz g***252;ne***351;i alt***305;n rengine boyarken sa***231;lar***305;m***305;z***305;
haz***305;rl***305;ks***305;z ba***351;lat***305;lan sabahlar***305;
geceleri g***252;len denizlere b***305;rakt***305;k.

Anlad***305;n ki elimden gelen bu, birka***231; m***305;sra
***8220;Durma, tut elimden***8221; dedin, ***8220;b***252;y***252;s***252;n sular
an***305;lar biriktiriyoruz ama yaz nereyse bitti.***8221;
***304;***351;te bu k***305;y***305;da b***246;yle kald***305;m, bana d***246;n***252;p y***252;z***252;n***252;
dedin ***8220;A***351;kla geldin buraya, a***351;kla gidersin ancak.***8221;

Limon a***287;ac***305;n***305; budad***305;m, ok***351;ad***305;m her kesti***287;im dal***305;
***8220;A***351;k, yaln***305;zl***305;***287;***305;na dokunma hasretidir***8221; dedim kendime.

Ersan ER***199;EL***304;K (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/1217)
28 A***287;ustos 2010, 14:48
Fethiye

aysun colak
30-08-2010, 12:07
ÇOCUKLUĞUM ÇAMBURNU


1.
Sürmene çarşısında kırk yaşında bir adam
Havada keskin bir muhlama kokusu
O eski peynirlinin tadı damağımda yıllar sonra
Hey gidi yalınayak çocukluğum
Sürmene’den Zarha’ya düğün evine
Hayde uşağum hayde kayde vur kemençeye
Gir horona horona şiir damıt horondan
Geçiyor güzel günler hovunu al zamandan
Zarha’dan Kuşluca’ya, Kuşluca’dan Sargona
Altın kumsalımızda bir kara örtü asfalt
Ne zodi zodi oynadığımız yerler kalmış
Ne esir oynu
Nerde bokuç, kosgovel
Asfalt üstünde oyunsuz büyüyor çocuklar
Oy Çamburnu Çamburnu getir çocukluğumu

2.
İrfan, Yücel, Emin, Dursun, Nurettin
Karabük’ten misafir teyzeoğlu Sabahattin
Kuşluca kumsalında kargalak toplar
Çocuk kere çocuk olurduk
Bir kayık ustasıydık, keskindi çakılarımız
Sargona Deresi’nde yarışırdık yelkenlilerimizle
Su alır sandalımız, yan yatar, yenilirdik
Bir destandır arkadaş bizim çocukluğumuz
Makrandoz’dan Memişli’ye uçuşur kohragalar
Nasıl da ürkütürdü çocukları
Uzaktan bakılır gözle sevilirdi
O güzelim Hazreti Ali kuşları

3.
Hey gidi doğup büyüdüğüm yerler
Karalina Yenge’nin bol şekerli çırahtaları
Kuşluca yalısında viya çektiğim günler
Kör Temel’in karoser atölyesinde gördüğüm ilk kan
İlk babayiğitliğim
Keleş’e kastığımız fuş fındıklar
Tufan’ın sert bakışı, dobra sözlü Kadir Ağa
Hey gidi Muhtar Hamdi’nin dostluk kokan imeceleri
Köy yollarında briket taşıyan on yaşımın elleri
Sultan Fatih’le yaşıt ulu çınar altında
Kulağımıza küpe olmuş
Emicelerin hayat dersi veren öğütleri
Sinop yollarında kırılmış belki
Demirci Ömer’in alınteriyle boşalan testisi
Hayat kokar bu topraklar
Bu peştemallı analar
Eli yatkın çocuklar doğurur tekneciliğe
Yusuf Usta’nın babadan kalma ince sanatı
Bayram Ağabey’in, Emice’nin güler yüzü, tatlı dili
Resmolmuştur kalbimize çekiç sesleriyle birlikte
Sargona yalısında dört otobüs
Yolculuk Sürmene’den Araklı, Araklı’dan Trabzon’a
Yeni Hayat, Başaran, Tufan’ın şitayiri, Kınalı Ada
Gönlü bol insanlardı şoförlerimiz
Severlerdi mektepliyi
Adam olsunlar yeter ki öğrenciler bedava
Selahattin, Mehmet Salih sakin ruhlu
Hep ağırdan alırlardı
Tufan’ın Recep ile Hacıkürdün Ömer’se
Tedbirliydiler ama gaza fazla basarlardı
Sıcak soğuk dinlemez çeker sandalyesini
Matis eder Varis Dayı ağları
Kayıklar çekilirken hessa yalessa
Felenk yağı elinde kimseye bırakmazdı
Bir kenarda foşa fındıklı vondelası
Kırılır da ağlar Çınar Kâmil’in oğlu
Çinolar başucunda uçardı kumsalda
Kooperatif denince övünür
İlk kez onun babası gelir akla
Ahır altında ahpin kokusu sarardı etrafı
Kınalı, Nazara ve anneannem üç kişiydiler
Kenarda bir küçük çocuk anlamsız bakardı
Otuz beş yıl geçmiş de sözde büyümüş
Büyümüş de gönlü dünden küçülmüş


4.
Bizden önce bir zamanlar
“Dağ başını duman almış”
Erzurum cephesinde Mehmet Dede’m
Don altında eksi kırk, otuz bin şehit
“Dağ başını duman almış”
Yıl bin dokuz yüz on beş
O duman ne başlar almış
Garip bir kadın olmuş babaannem
Kanat germiş yetimleri üstüne
“Hayırlı” demişler bir ömür boyu
Bunca dert bunca acı içinde
“Hayırlı olasın”mış en kötü sözü
Tükenmez güzelliklere doyamazken
Hayırlı’nın torunu olmak ne güzel
Nur olsun yattığınız yerler
Günümüzü var eden rahmetliler


5.
Dalıp çıkar denizde bir yalnız karabatak
Hey gidi doğup büyüdüğüm yerler
Gözünü sevdiğim memleket
Hey gidi Fındık Ahmet’in motoru
Okyanuslara açılmaktı sana dokunabilmek
Oy Çamburnu Çamburnu getir çocukluğumu


6.
Kaç kaveya odunu var habu kayık batacak
Nazlı gelinler gibi salınıp sağa sola
Kalle’den Argofağa, Argofağa’dan Sargona
Kuşluca yalısında hazırlanmış felenkler
Siya uşağum siya
Yok artık bu görüntü, bu duygu
Neydi o eski günler
Asfalt gözün kör olsun yedin kumsalımızı

7.
Ayanlı’dan Fos’a doğru yollanalım ağırdan
Duralım düşünelim şu evin önünde
Avluda ifteriler, serin bir rüzgâr
Karaymişin dallarında iki çocuk, bir kugara
Ocakta korgot çorbası, anneannemin kokusu
Kalkmış da bin yıllık uykusundan gelmiş gibi
Korç üstünde oturur nur yüzlü ihtiyar
Hayde artık hayde çıkalım başyukarı
Bu ev beni deli edecek uşaklar

8.
Trabzonlu olmak ne zormuş gurbet ellerde
Nasıl giderim artık bu yerlerden
Sevdalandım köyüme, Sürmene’me
Duman duman bulutuna
Çiseleyen yağmuruna
Toprağının kokusuna kurban olduğum
Oy Çamburnu Çamburnu giydir çocukluğumu
Sar beni düşlerimle sımsıkı
Hiç bu kadar çocuk olmamıştım ben

İhsan TOPÇU (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/403)
(Yıl 1988)

aysun colak
31-08-2010, 13:24
GÜZALTI ŞİİRLER

hüseyin'e, hidayet'e

artık gizlisi kalmadı arka bahçemin
ele verdim saklı orman yolumu

yaşlı kadınlara dağıttım
kurutulmuş otlarımı da

genç şairlere gönderdim, kırk yıldır
biriktirdiğim rüzgârları

seksen öncesi, sonrası,
ben hep bir kırgınlığı yazdım

nasıl olsa bilirdi büyük ustalar,
yalnızca gül alıp satmadığını bir şairin

Ahmet UYSAL
(http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/62)

aysun colak
01-09-2010, 11:25
Bahçıvan


Rüzgara bırakma şikayet dilekçeni
yakarmalarla gelmez dünya
sen git onun ayağına

Rüzgara bırakma şikayet dilekçeni
veba sesiyle konuşuyor kahinler
yasaların dünyayı kirlettiği söyleniyor
yas tutuyor üzümde şarap
ve su dileniyor kavmin çocukları

Rüzgara bırakma şikayet dilekçeni
zaman daralıyor, aylardan dikim ayı
derinden sür tarlanın toprağını
yeni mahyalar dik
mahşerin karıklarına

Rüzgara bırakma şikayet dilekçeni

Sen dönek kent, yırtık kuma,
diye yaz kağıdın beyaz alınlığına,
sen hasret geçidinin softa bekçisi
çöl katlanıyor ve gelmiyor haberci.

Toprağa düşen neyin anlamıdır?


Özdemir İNCE (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/681)

aysun colak
02-09-2010, 12:03
VAROŞLARIN LADY' Sİ


Bir erkek istiyorum
Kafası pırlanta kesimi
Halkın çoğunda olduğu gibi
Ayakkabıları sahte benetton ama zevkli
Varoşların Lady' si olmak istiyorum
Kafayı parlatmak ve
Seçkin geçmişimi unutmak istiyorum
Bana ne verdiniz ki siz
Siz ve diğerleriniz?
Varoşların Lady' si olmak asla istemediniz
Beni bir varoş erkeği kurtaracak artık
Kafama, rüyalarıma, yatağıma girecek
Ve size ödetecek
Pahalıya hem de
Sizin ödeyemeyeceğiniz kadar pahalıya
Bir cigaralık saracak ve
Aldırmayacak alaycı bakışlarınıza
Ve yapacak ve yapacak ve yapacak
Sabaha ve ben sizi unutana kadar


Lale MÜLDÜR (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/459)
Ultra-Zone' da Ultrason adlı kitaptan, 2007

aysun colak
03-09-2010, 12:22
BEN***304; H***304;***199; G***214;REMEZS***304;N

haf***305;zad***305;r!
benim akl***305;ma belad***305;r!
g***246;zlerini g***246;rd***252;m
kalbimde kara noktad***305;r!

sesini duydum
han***231;erimde yarad***305;r!
y***252;z***252;ne bakt***305;m
tenime bedduad***305;r!
beklemezsin b***214;yle bir kara!
duymak istemezsin!
ben suya benzemem!
ate***351;e benzemem ben!
havaya topra***287;a benzemem!
bilemezsin gidersem!
beni hi***231; g***214;remezsin!
(http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/894)
Y***252;cel KAYIRAN (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/894)
Varl***305;k / 1148, May***305;s 2003

aysun colak
04-09-2010, 18:07
YOKSA BEN ***214;LMEK YER***304;NE ***8220;DURUM ***350;***304;***304;RLER***304;***8221; M***304; YAZSAM

1
***304;hanetler silsilesinden ge***231;tim
Ne a***351;k, ne arabesk sevgilim
Ben ger***231;ekten kederdeyim

2
Mart yine so***287;uk ge***231;ti, uzad***305; sakallar***305;m
D***252;***351;man gibi bilinen taraflar***305;n ortas***305;nda ***351;a***351;***305;r***305;p
kald***305;m
(Eski yolda***351;lar***305;m,
Yarg***305;s***305;z infaz timleri,
Ve bir de kirletilen do***287;an***305;n sayr***305;l***305;k melekleri
***220;***231;l***252; bir ***246;l***252;m ***231;apraz***305;na ald***305;lar beni***8230;)

3
Ne zaman d***252;***351;***252;nsem ayn***305;
Ne zaman ***252;***351;***252;rsem ya***287;mur ya***287;ar
Yoksullar ko***351;ar sokakta,
***350;im***351;ek ***252;st***252;ne y***305;ld***305;r***305;m,
Y***305;ld***305;r***305;m ***252;st***252;ne ***351;im***351;ek iner ba***351;***305;ma

4
Sokaklar umutsuz dola***351;***305;lm***305;yor
***350;iir desen i***351;siz ve a***231; yaz***305;lm***305;yor
(Bozk***305;rda da ***246;yleydi
Yaln***305;z kald***305;***287;***305;mda
***304;ki da***287; aras***305;nda a***231; ve umars***305;z
Sular beni ***231;ekerdi
Orda; kille y***305;kan***305;rd***305;m ba***351;***305;bo***351; akan k***252;l nehrinde
Doruklar***305; kimin i***231;in boyard***305;m ***351;ehvetin k***305;z***305;ll***305;***287;***305;na
Belli de***287;il sevgilim;
Ben neleri sevmi***351;im, kimlere ba***287;lanm***305;***351;***305;m bilir miyim
***350;imdi ama, tek ***351;ey varsa bildi***287;im;
Ormandaki ku***351;lar***305;na a***351;***305;kt***305;m,
T***305;pk***305; tutkunlara edilen ihanetler gibi,
Baharlar***305;na doyamadan ayr***305;ld***305;m
B***252;t***252;n ***246;mr***252;m
Ufkun o tatl***305; renkleri alt***305;nda ge***231;ecek sanm***305;***351;t***305;m***8230;)

5
Uzun y***305;llar bu ***351;ehirde
***304;***351;sizlikle i***351; aras***305;nda gidip geldim,
Cebim para g***246;rmedi,
Hangi sofraya bakt***305;ysam,
G***246;z***252;me eme***287;in teri ka***231;t***305;, yememe gerek kalmad***305;
Hangi ***246;zneye ba***287;land***305;ysam
Sonunda ***246;teki eliyle beni tokatlad***305;,
A***231;t***305;***287;***305;m musluklar
Y***252;z***252;me ***231;arpacak bir yudum su ak***305;tmad***305;***8230;
(Ge***231;ti***287;i yollardan sadece toz ***231;***305;kar***305;rd***305; ara***231;lar
***350;imdi ya***287;murda bile koku var;
M***305;nc***305;d***305; ***231;***246;p, m***305;nc***305;d***305; toprak, m***305;nc***305;d***305; beton y***305;***287;***305;nlar)
Evler sokaklar k***252;***231;***252;ld***252;k***231;e insanlar iyice domuzla***351;t***305;
Okullar paraland***305;k***231;a medreseler mantar gibi ***231;o***287;ald***305;
***304;***351;portaya d***252;***351;m***252;***351; bir mal gibi
Caddelere serer oldum k***305;ld***305;***287;***305;m b***252;t***252;n namazlar***305;

6
Dedim ya ***351;iir
Umutsuzken yaz***305;lm***305;yor sevgilim
(Kitaplara bakarken Beyo***287;lu sahaflar***305;nda
M***252;sl***252;man bir matbaac***305;
Abi gel hele, gel otur dedi
Sanki benden y***252;z y***305;l ***246;nce do***287;mu***351; gibi;
Biz seni tan***305;r***305;z, yetmedi mi kitaba verdi***287;in para
Sen i***351;***231;i de***287;il efendi olacak adamd***305;n ama***8230;
Madem ehli ***304;slam***305;z
Madem birbirimize yard***305;m i***231;in var***305;z, dedi,
Ve benzeri bir s***252;r***252; kocakar***305; ***246;***287;***252;d***252;nden sonra;
Sigortas***305;z bir ***351;apka ge***231;irdi ba***351;***305;ma.
Asl***305;nda ***351;apka m***305;yd***305; ge***231;irdi***287;i, kaz***305;k m***305; belli de***287;il,
Belli olan tek ***351;ey varsa sevgilim, geceyi g***252;nd***252;ze kararaca***287;***305;m
Ve ***246;rt***252;ld***252;***287;***252;m bu ***231;***246;pl***252;***287;***252;n alt***305;nda
Sonuna kadar senin i***231;in ***231;***305;rp***305;naca***287;***305;m***8230;)

Sevgilim,
Ah benim yanl***305;***351;lar***305;m y***252;z***252;nden, asyada
***214;l***252;m***252;n***252; bile ***246;rg***252;tleyip ***246;yle ***246;rten sevgilim
Ke***351;ke ***246;lmeseydin, ke***351;ke ***246;lmeseydin
Sevgilim bu ya***351;tan sonra gulyabani
Bukalemun ve hayalet gibi
Nas***305;l gezersin bu ***351;ehri, nas***305;l gezerim***8230;

7
***199;ekin ***252;st***252;mden, b***252;t***252;n ***305;***351;***305;klar***305; ***231;ekin
Y***246;n***252;m***252; saptayam***305;yorum ***246;***287;le vaktinde bile
G***252;ne***351; de***287;il bat***305;***351;a s***252;r***252;klenen benim
Karanl***305;k bir h***252;creye hapsedin beni
Orda
I***351;***305;kla g***246;lgeyi kar***305;***351;t***305;r***305;p
Resimle yapmal***305;y***305;m bir zaman
Karda izi okunmayan giz***8217;li bir ceren
Ve sokak f***305;rt***305;nalar***305;nda u***231;mayacak kadar
(Belki bir yer alt***305; kayas***305; gibi) a***287;***305;r olmal***305; resimdeki kad***305;n***305;m
Olmazsa simler ***231;ekmeliyim ***252;st***252;me
B***252;t***252;n a***351;***305;klar ***246;ld***252;, b***252;t***252;n a***351;klar kirlendi madem
A***351;ks***305;z ve kad***305;ns***305;z
Gebermeliyim bu ***351;ehirde

Sabah ***351;ebnemi kadar k***305;sa olmal***305; hikayem
K***252;rdistan***8217;da kirletilen masum a***351;iret k***305;z***305;
Ve da***287;da d***252;***351;m***252;***351; bir gerillan***305;n kesilmi***351; h***305;z***305; gibi
Benli***287;inizi sar***305;p, iliklerinize kadar titretmeli sizi

Su istedi, toprak istedi deyin, kurumu***351; ***231;i***231;eklerine
Bir kuyu a***231;abilseydi,
Bir kova, ***231;***305;kr***305;k olabilseydi
Sorabilseydi kuyunun ba***351;***305;na gelen herkese
Sorabilseydi
Mutluluk ta***351;***305;rd***305; onu bizlere***8230;

8
Ne kadar d***252;***351;***252;nsem ayn***305;
Ne zaman ***252;***351;***252;rsem ya***287;mur ya***287;ar
Yolum de***287;ilse bile sevgilim
Benim sonum belli
Sevginin ince t***252;l***252;yle sarmad***305;k***231;a ben seni (sen beni)
Yine kana d***252;***351;erim hi***231; yoktan
Yine davalar a***231;***305;l***305;r aleyhimde***8230;

Soysal EK***304;NC***304; (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/925)

aysun colak
05-09-2010, 21:18
YANILGI


Yetişmez gülüşlerin sarılışı
ne de anlayışın
adımlardan bir çizgi olduğu yaşamın
yetişmez anlatmaya sesinin kırılışını
gözlerinin parçalanışını
...............alışmadıkları bir soğuktan.
Gün bir ağartıyla karşılar pencerenden
seyreder gövdeni alaycı serinliğiyle

der: "Her şey yeniden başlayacak, yeniden
sen dokunuşlarını getir doğmamış aşkların
ben yayayım çıplaklığımda Geçmiş Zaman'ı."
Ve gürültüsü sarar çevreni seslerin, gölgelerin
alırlar seni uzayan bir yorgunluğa
bırakırlar büyüyen ayçasına gecelerin.

Sanırsın kimse görmedi ayla başbaşa kalırken
bilmediler ince bir camdan yapıldığını gülüşlerin
çünkü kimseler geçemedi dişlerinden öteye
dediler: "Bu gökyüzü bize yeter!
Ama ben, kargınmış çocuğu düşlerin sanrıların
geometri bozguncusu, büyücüsü kokuların
dinlerim taşların altında yatan yüreğimle
gövdenin kıvrımlarını, titreşen sokakları
giyerim lacivert geceden gömleğimi
derim: "Ey kent, gel dans edelim seninle!"
paylaşırım seni akışan bir çığıltıda
sanırsın kimse görmedi gözyaşın bıçaklanırken
paylaşırım, en güzel sesleri vermek için sana.

I
Ben bir yaban atıyım
Serseri rüzgârlardan doğma
Ömrüm benim, şu rodeoda.
Sarhoş bir denizanasıyım
Geçiyorum
Budanmış budunlar arasından
Ömrüm benim
Uyur gibi yapan çocuğun
Bütün duydukları.
Bir elim orgda
Bir elimde orak
Geçiyorum dünyadan
Turnede bir oyuncuyum
Uyandığı şehri tanımayan
Yaşım yok
Adım hiç Erdal olmadı benim
Kötü tarif edilmiş
Bir adres gibi
Dolaşıyorum gövdemi
Geçiyorum yıllardan
Unutmaktan yorgun
Beynim bir sonbahar sarayı
Kızgın kelimelerden bir kovan
Yunuslar gibi sıçrıyor
Aklımda dizeler


Erdal ALOVA (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/299)

aysun colak
06-09-2010, 21:46
HER AŞK YENİ BİR GÖK YARATIR


çerçeveden taşan resim
ortadan ayırır sesini
yaz tarlalarından geçer
kırlangıç güder göç yollarında
kederim
altın nokta gibi dikilir ufkuma
benden adres isteseler
dilimi verirdim

günlerce yazdım
şiirin sevisiyle durmadan
sözcüklere tuval aradım
esin
sözlük ve roman

o resim içimden geçti
bir kavşakta
kendini beklerken değişmiş
ben onu düşlerken
aşkıma yeni bir
gök bulmuşum

aşk katarlarına
katılır
sonsuzluk hanlarına
düşer yolum
anızlarda seken ardıçkuşu
resme girer

bense kırlarımda
dolaşan
sarışın bir gündüzle
göçerim şiirin ülkesine

simgelere sığınır yüreğim
anlamın kanı kurur
yeni bir yelken alırım kalbimden
içinde senin yüzün
rüzgârlarla dolu


Hidayet KARAKUŞ (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/1003)

aysun colak
07-09-2010, 12:04
KÖZ


kaç yıldır ayak burkulması bu şehir
tek tip elbiseleriyle kederleri bir
kindir bacalarından sızan
bir köy okulu yalnızlığı giderek
korktunuz
sofranız azalacak sanarak
arka tarafta oturmaktasınız
(süs bitkileri de öyledir)
bir imza kampanyasında çekimser
utancı madalya gibi omzunuza astınız

tabiiiiii

unvanlar önemliydi ve
önemsizdi hınzır çocukları şehrin
bir istasyon şefi çarşıyı üşüten telaş…
(şehrin fakirleri ayrı)
ayrı ayrı söylenmiştik
bodrum katlarına yazılalı beri
ve mazgallara düşürdüğümüzdü heves
şimdi
gökyüzünden tayyare geçmiş
dilim dilim kesilmiş gökyüzü bul
odamda gülmek saatleri gülmekler bul
yoksul evleri yetimler sazlıklar
bilirsiniz resmi elbise içinde
doğrudur yanlışlar bile
doğrular bul
git zayıflık bir beddua
yaldızlı saçlarında
kösnül bir şevk
alnındır o kirli şey
öldün cibinlik altında kutsal
ev keşkedir
kayıp bir baba resmidir asansör boşluğunda


b
u
ş
e
h
i
r




Betül TARIMAN (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/176)
Varlık 1170 / Mart 2005

aysun colak
08-09-2010, 12:20
Ah Tamara



frok için
ah! Tamara

(bitmemiş bir şiirin ipuçları)

yaşam ve ölüm
iki hasım şimdi
iki şüpheli şahıs
her an birisindir
her an ikisi

I
Samanyolu uzanmış sere serpe
hasat bitmiş
erzak, kuruyarı istif
geriye bir şairin hüznü kalmış biçilmedik
boy vermiş, Başak uçları göbekte!
incecik bileklerime batıyor ah, Tamara!
büyüdükçe mi yitiriyoruz saflığımızı?

Samanyolu çırılçıplak, gece yıldızlı
dut yaprakları hışırdıyor, orda mısın?

II
meyva dalları ağır, yorgun
er sabah doğuracaklar yarın
şimdi geceye karışıyorlar simsiyah yapraklarıyla
kapımın yüzyıllık mavisi
bir sağımlık çiyi çiçeklerimin
-en çok şafakta tazedirler
hep tükenmez bir umudun habersiz sebepleridir

ağzımda dağılan Toran üzümü
sapsarı tınazlarla sağılmayı bekleyen harman
saçları tutuşan dağlar
havaya akan kuru buhar!
hep bu umudun dirilişidir Tamara!
bundan tenim bu kadar esmer
ve savrulup gidişim
adı geri verilen diyarlara..

III
tandırdan ahker eksilmez olmuş
yapışmış hamuru yakıyor, bu koku oradan
Batman Çayı, Malabadê’nin ayaklarını öpüyor
ve tutsaklığının farkında
bunca yıllık kalıbında böyle aktığı görülmemiştir
bezgin, biteviye..
ve sesler eksiliyor geceden
hasretlik bir Fa vurulmuş en son
dört Mi yaralı Requiem’den
Re teslim olmuş, pişmanmış
diğerleri karanlıktan..

ama alev aydınlatır dumanı da
saçılmış bir beyinden içeri
kara burunlu kara postal
işte her şey bu kadar açık, Tamara..

IV
adım, soyadım da söyleniyormuş gibi uzundu
çok dövdüler beni, çok ağaçtan düştüm
kafamda on dört kırık izi var, sıyrıkları saymadım
katlayıp katlayıp boyuma uydururdu annem
yine de çıplak ayaklarımı gizleyemezdi pantolon
derken kırmızı bir kundura aldılar bir yaz Çermik’ten dönerken
eskimesin diye hiç giymedim
sonra ayağıma dar geldi..

yüzlerce bilye bulurdum düşlerimde
uyanınca hiçbiri olmazdı
hep ütüldüğüm günlerde görürdüm
karığım büyüdü, düşler seyreldi..

bir sabah ayrı bir dünya, intizam!
öğretmenin yazısı kadar yabancı..
paydosta kendi harfleriyle ağlayan annem
hangisi bendim.. ben hangisiyim..
biraz Kafka okumak gibi bir şey galiba
kapkara olmak belki
belki ismin ne? hâli

V
- a ha! bu atlı Mıhlıso’dur
ilerde itirafçı olacak!
Nuro bir kolcu daha vurur
bu kırkıncı!
sıtma çaputuna birebir ellerinin şifası..

Edip vurulmuş.
Edip vurulmuş..
Edip vurulmuş... hawaaar!

jandarma.
sıkıyönetim..
harekât...

içtima.
işkence..
terörist...

sıtma.
verem..
kolera...

ölüm.
yas..
taziye...

VI
dört parçalı göğsümü
paletler çiğner her gün
yürür giderler kirpiklerim boyunca
önüme atılan kardeş başları
taşırır yoksul gözlerimi de
inadına ağlamam işte
acım, yaşadığımca ağlasam bitecek değil!

birilerinin kahır doluyor içi Tamara!
birileri yakıyor kendini yunmak için acılardan
yeter
yeteeer
y e e e t e e e e e e e e e r r r...

VII
kaç çiçek kurusu
kaç kelebek ölüsü
kaç yüz buruşuğu
yaşanamayan kaç aşk
olası kaç heyecan
kaç eksik ürperti
hiç saramayacak kaç beden
bir
taş
oynuyor
yerinden
bir adam güç bela öpebiliyor sevgilisini
bir saz kırılıyor
bir civan uçuruma salıyor ağırlığını
bir köprü uçuyor bakmaktan
ellerim yanıyor kâğıtta
ellerime ağustos yağıyor durmadan
en çok Baharları ağlıyorum
bir yanardağın batısında

VIII
beklemek zamanı çoğaltır Tamara!
belki bir deprem, hadi bir deprem
taşırır yoksul denizleri

ilk kurşun.
ilk sağım..
ilk ağızsütü...

dışarda fırtına var:
bütün pencereleri açın!

ve kederli bir yüze kapanır kapı
tanrı kadar mağrur kadınlar bekler
köylerde, şehirlerde acır yalnızlık
başkasının ölümü: tek gerçek felaket!
sapsarı bir endişeyle sokaklara çıkılır:

Ağıt vurulmuş.
Ağıt vurulmuş..
Ağıt vurulmuş... ah, heval!

hiçbir romana sığmayacak
hiçbir yüzyıla hasretimiz
alnımdan kırgın sloganlarla bir şehir geçer her gün
bültenler kelle başı söz eder öldüğümüz ülkeden

IX
soğuk olur anneciğim.. soğuktur beklemek
soğuktur kör umut biriktirmek sağır beyinlerde
yeni yükünü yıkmaya benzemez
ama en az senden eksilen kanlar kadar kutsal
ve yardan, yarenden yoksun, öylece,
birbaşına, sebepli bir intihar
sebepli bir koyverip kendini, arkadan geleceklere..
yani anneciğim soğuk olur dizinden uzak her yer
ölüler.. ölümler artar ömründe
kaygıyla bültenleri izlersin.. soğuktur bahar gelmez
soğuktur, ihanet artar.. soğuktur, iftira..
ve ben cüzamlı bir yolcuyumdur kimsenin konuk etmediği
düşümde bir sevda bulurum, adı: Tamara!
uzar, uzar sesim sessizlikte, bıkkınlığında sessizliğin
derken yarına inanmaya başlar birileri
düşlerinde umut bulur
saçlarında bölünmüş bir şefkatin sımsıcak izi
dudaklarında kaçak tütün tebessümü
ve tokalaşmaları sertçedir, samimidir
kendi renginde akar Kızılırmak
Dicle kendi dilinde çalkanır
ansızın hatırlanmış bir şey gibi

X
a a h, Tamara!
niye mi tutuyorum ellerini
niye mi dönüyorum köklerime
sen ki birden çok, çoktan fazla
ve kelimenin birkaç anlamıyla dişi
ve ben tutuşmalıyım Tamara
bir aşk da mutlu bitsin!

XI
Ayışığı Sonatı’nı çaldığımız akşam..
tabanlarım ağırıyor
bıyıklarım gürültüyle uzuyor
hışmımdan korkuyorum Tamara!
bir namlu ucundaki darağacında
tepinir, tepinir kesilmiş bir kuş gibi içim
bıraksalar sulardım, dallarına çıkardım yeşilken
şimdi savaşçılık oynar içimdeki çocuk
artık hep ebe değil
ve oyunlarına almıyor Beko’yu..

korkarak
üşenerek büyüyen Feyzo’yu vurmuşlar!
ensesine ölüm sıkılmış, iki el!

Feyzo vuruldu.
Feyzo vuruldu..
Feyzo vuruldu... a a h, heval!

yaşam ve ölüm
iki hasım şimdi
iki şüpheli şahıs
her an biriyim, Tamara
her an ikisi,

94/95


Selim TEMO (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/750)

Rengin Özesmi
08-09-2010, 22:41
KUŞSUZLUK


Sait Faik'in anısına


Kuşlara yer kalmadı artık
Geçen yaz bıraktığı köyü bulamıyor leylekler
Asit yağmurları örttü üzerlerini
Kırlangıçlara ne çatı altları kaldı yuva yapacak
Ne ıslatıp biçimlendirecekleri toprak
Şıra içemezler artık
Asma kütükleri kahverengi birer haç
Petrol denizlerinde renkleri değişti martıların
Yalıçapkınları bilirler mi
Avları metal ölüsü bir balık.

Kuşlar için evler yapardık oysa
Penceremizde, saçağımızda, bahçemizde
Sesleri alıştığımız bir şeydi
Ne oldu da uzaklaştık kuşlardan
Kuşsuz dünya, biraz da insansızlık değil mi?



Turgay FİŞEKÇİ

aysun colak
10-09-2010, 15:57
ÜVERCİNKA

Böylece bir kere daha boynunlayız sayılı
yerlerinden
En uzun boynun bu senin dayanmaya ya da umudu kesmemeye
Laleli'den dünyaya doğru giden bir tramvaydayız
Birden nasıl oluyor sen yüreğimi elliyorsun
Ama nasıl oluyor sen yüreğimi eller ellemez
Sevişmek bir kere daha yürürlüğe giriyor
Bütün kara parçalarında
Afrika dahil

Aydınca düşünmeyi iyi biliyorsun eksik olma
Yatakta yatmayı bildiğin kadar
Sayın Tanrıya kalırsa seninle yatmak günah, daha neler
Boşunaymış gibi bunca uzaması saçlarının
Ben böyle canlı saç görmedim ömrümde
Her telinin içinde ayrı bir kalp çarpıyor
Bütün kara parçaları için
Afrika dahil

Senin bir havan var beni asıl saran o
Onunla daha bir değere biniyor soluk almak
Sabahları acıktığı için haklı
Gününü kazanıp kurtardı diye güzel
Birçok çiçek adları gibi güzel
En tanınmış kırmızılarla açan
Bütün kara parçalarında
Afrika dahil

Birlikte mısralar düşünüyoruz ama iyi ama kötü
Boynun diyorum boynunu benim kadar kimse değerlendiremez
Bir mısra daha söylesek sanki her şey düzelecek
İki adım daha atmıyoruz bizi tutuyorlar
Böylece bizi bir kere daha tutup kurşuna diziyorlar
Zaten bizi her gün sabahtan akşama kadar kurşuna diziyorlar
Bütün kara parçalarında
Afrika dahil

Burda senin cesaretinden laf açmanın tam da sırası
Kalabalık caddelerde hürlüğün şarkısına katılırkenki
Padişah gibi cesaretti o, alımlı değme kadında yok
Aklıma kadeh tutuşların geliyor
Çiçek Pasajında akşamüstleri
Asıl yoksulluk ondan sonra başlıyor
Bütün kara parçalarında
Afrika hariç değil

Cemal SÜREYA (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/221)

aysun colak
11-09-2010, 12:08
BENDEK***304; SEN***304;

Bir bulmacan***305;n tam g***246;be***287;inde
Yarg***305;sma k***252;sen iki bilinmeyenli
Bir denklem gibi upuzun duruyorum
Ayakta talan edilmi***351; halk orman***305;n***305;n
K***305;y***305;s***305;nda, doldurulmam***305;***351; bir bilgi
Formu gibi tertemiz bir d***252;***351; d***252;***351;***252;yor
Akl***305;ma sars***305;p ***351;uramdan beni beni

Sensiz bir gecenin uykusuz f***305;rt***305;nas***305;nda
bunca facian***305;n ortas***305;nda durup
Tanrmaya ***231;al***305;***351;***305;yorum uzakl***305;***287;***305;na
Al***305;***351;amadan seni, sana ba***287;lanan
Bu y***252;re***287;in ***252;lkesini i***351;gal eden
G***252;***231;lere kar***351;***305; direnen bir ge***231;mi***351;e
Yollanan bir mektup olsun diye

Seni anlatacak her dizenin yank***305;s***305;
Sana d***246;necek bir avu***231; g***252;vercinle
Mesaj yollaman***305;n da bir yolu
Olmal***305; bu a***231;***305;koturumlardaki
K***305;r***305;c***305; kasap havalar***305;na tutunup
D***252;zelme s***246;z***252; verse diyorum artik
Bu tek y***246;n, a***231; kap***305;y***305; bezirgan ba***351;***305;

Bu bendeki seni anlatman***305;n da bir yolu olmal***305;.

Dize, May***305;s 2004
G***252;ltekin EMRE (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/367)

aysun colak
13-09-2010, 21:15
Trafik

1995–1996 öğrenci hareketine kentin baskısı kaldı bize
ve ışıkları trafiğin ya da kazası

oysa biz hep bir düş kazasında
yitirdik arkadaşlarımızı

karşıdan karşıya geçerken
eli bırakılan çocuklardık

o insan kalabalığındaki
son gülümsemesiydi annemizin

sonra hangi tarafa geçsek karşıda kaldık!

(http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/899)Zafer Erkin KARABAY (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/899)
Edebiyat Eleştiri Dergisi • Eylül-Ekim 2002 • Sayı:63





(http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=5976379428130875155&postID=5026276191564162098)

aysun colak
14-09-2010, 12:45
A***350;K ***304;***199;***304;N GECE

1.
Olmam***305;***351; iki hayvan gibiydik.
O gece,
Sal***305;nan bir kabu***287;un kalbinde
Karanl***305;***287;***305; duyduk,
Bizden ***246;tede
Ve geride.

Ay kendini d***252;nyadan esirgemekle,
A***351;k***305; veriyordu bize. Ben anlad***305;m
Ve dedim ki sevgilime,
Seninim. G***246;***287;***252;n karanl***305;k bir k***246;***351;esinde
K***252;***231;***252;k bir y***305;ld***305;z olmak arzusunday***305;m
Ve bu istek,
***304;kimizi ***246;ld***252;rmeye yeter.

2.
Sevi***351;mek bir sarma***351;***305;***287;***305;n kalbiyle d***252;***351;***252;nmektir.
A***231;makt***305;r kendini sonsuzlu***287;a.
A***231;t***305;m ruhumu
***199;***305;plakt***305;m
***199;***305;r***305;l***231;***305;plak.
Birle***351;mek istiyordum karanl***305;kla.
Kainat***305;n bo***351;lu***287;unda,
Peltemsi bir karanl***305;kla
G***246;vdeme buland***305; y***305;ld***305;zlar.
Ruhum inceldi.
Ve bir ***231;i***231;e***287;in taze akl***305;yla uyand***305; akl***305;m.
G***246;zlerim yok.
Olmas***305;n

Olmas***305;n.

3.
A***231;t***305;m kendimi bir zambak arzusuyla.
Bir zambak nas***305;l isterse ***231;i***287;ini sabah***305;n
Ve gece nas***305;l g***246;lgeli ve nemliyse,
***214;ylece a***231;***305;ld***305; ruhum.
Son arzusuyla y***246;neldim suya
K***246;klerimle bir kuyunun ***305;slak
Duvarlar***305;na tutundum.
K***246;klerimin bana f***305;s***305;ldad***305;***287;***305; yol,
***214;l***252;m***252;md***252;.
Bitti a***351;k***305;m
Yoruldum.

Bitirdim a***351;k***305;m***305;
Ve onu bir zamba***287;***305;n
G***246;vdesine saklad***305;m.
Bir zamba***287;***305;n kendini a***231;ma arzusuyla,
Kapanma iste***287;i aras***305;nda ge***231;en an,
O and***305; hayat***305; yapan.
***214;l***252;m***252; ve a***351;k***305; i***231;i***231;e k***305;l***305;p
Bizi kuyuda tutan o an.

4.
Ya***351;l***305;
Yorgun bir hayvan***305;n yata***287;***305;na ***231;ekiliyor i***231;im
Da***287;***305;l***305;yorum.
A***287;***305;r kokuyor d***252;nya, kan kokusu bu, korkun***231;.
Sevgilim d***246;nd***252; yaln***305;zl***305;***287;***305;ma
***214;pt***252; aln***305;mdan ve g***252;zelle***351;tim.
B***246;yle sabahlarda beni sevgisiyle ac***305;tm***305;***351;
Herkesi hat***305;rlar***305;m.
Eskidendi, koca bir ruhla giriyordum bah***231;eye
Mavi ***231;i***231;eklere bak***305;yordum ve i***351;te ***351;u diyordum
Nas***305;l da benziyor bana.

***214;yle ya,
Sevi***351;mek bir sarma***351;***305;***287;***305;n kalbiyle d***252;***351;***252;nmekti.

Bejan MATUR (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/163)
Adam Sanat Nisan 2000

aysun colak
15-09-2010, 13:14
SUDA G***220;NE***350;

Suda g***252;ne***351; ***305;***351;***305;maya ba***351;lad***305; m***305;,
Suyun y***252;re***287;i ***231;arpmaya ba***351;lad***305; m***305;,
Bir a***351;k mektubu gibi gelir, k***305;rlang***305;***231;,
Uzaktaki sevgiliden,
Bir elinde ***231;i***231;eklenmi***351; badem dal***305;,
Bir elinde ***231;ay***305;r ***231;imen.

Oktay Rifat HOROZCU (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/637)

aysun colak
16-09-2010, 12:44
ACI SU


beni daha güzel bir söz yanıltır bundan böyle
bir anlam var ki kimse bulamadı onu daha

çok şey anlattım eski şiirde
buna benzer bir şeydir mesela mumya sözcüğü
sonraya saklanan birkaç damla gözyaşı gibi
bir bıçaktı dokundu geçti içimden

dağları kim görmez
aklımızda kalması uzayıp gittiğinden
ayrılık gibi güzel kumaştır iyi bir terzi elinde
ama burada bir yalnızlık var çırılçıplak
öyle kolay olmuyor giyinip gitmek

hangi cüretle yaşıyoruz bunu
aşık olsak acı olacak çocuk bile olsak
edilgen bir duruş
her şey yolunda diyorsa biri ve yalansa bu
bulamayacağımızdır her neyse o
sonuna kadar hayatımızın

beni daha güzel bir ölüm yanıltır bir de
bir anlam var ki yanında bir ayrılık daha

hangi cüretle?

Emin AKDAMAR (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/277)

aysun colak
17-09-2010, 11:43
S U Y U N H Â F I Z A S I



I.

Israr etmez su
bir yol bulur
nasılsa…

su direnmez
ateşle gelen
ateşle sınanmıştır
iflah olmaz
nasılsa…


II.

Suyun içinde gördüğün
dışarıdan y a n s ı r
suyun dışında aradığın
i ç i n d e d i r
nasılsa…

bugün sürüngenlerin günü
yalnız çıkma sokağa
bu şehirde şaire ihtiyaç yok
b i r k u k l a c ı y a da
nasılsa…


A. Ertan MISIRLI (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/1)

aysun colak
18-09-2010, 18:02
HESAPLAŞMA



bir akrep bırakıyorsun şafağın yastığına
boşluğun basamaklarında oyuklar açıyorsun
yaşadıklarımız adına ne varsa yakıyorsun cehennemimde
biz değil miydik çıplak ayaklarla basan
yoksulluğun sıcak küllerine
pazarda, meyvelerin içinde bir uçurum arayan
kuşların alnında patlayan ikindi rüzgarında
ellerini kaybeden, sonra bulan
şafağa kır çiçekleri taşıyan, onca çaresizlik varken
biz değil miydik geçmişini geri isteyen
bozulmuş hesaplaşma
dağılmış yükseklikten
gerilmiş ağdan
anlatsın bize hiçliğin terazisinde tartılmış kumaşı
zamansız verilmiş karar, biçilmiş ufuk
ay ışığında soluklanan tırpan.

bir düşün, ağaçlardaki gün batımının ağırlığını
uzun gölgeleriyle akşama soluklanan atları
balıkçının sepetindeki yılanbalıklarını
hemen görünüveren sabırsız birkaç yıldızı
bisikletiyle patikada ilerleyen genç kızın
saçlarına iliştirdiği papatyalar gibi
bir düşün, biz değil miydik şimşeğin acısını duyan?

kim unutabilir taşın yırtılan sesini
ölüme verilen sözden kim dönebilir
derler ki, insan ayrılınca bir ağaç sökülürmüş içinden
bak, bir orman sökülüyor ihanete uğrayınca
düşün, biz değil miydik kışı ve ateşi onaran?

Üçnokta, Ocak-Şubat-Mart 2004
Salih BOLAT (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/737)







(http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/737)

aysun colak
21-09-2010, 11:50
YARADANA MEKTUPLAR

Yıldızların, çivilediğin yerdeler,
Bulutların, eksik olmasınlar,
Hep ayni minval üzere, senden gelip sana giderler.

Güneşin böler günlerimizi
Bir portakal gibi ortasından ikiye
Yarısını kulların yer, yarısını geceler.

Denizlerin senin elinle doldurduğun kasede çalkalanmaktadırlar
Ne bir damla artmış, ne bir damla eksilmişlerdir.

Dağların bizim ayağımıza çok bol geldi;
Onları bir defa bile giyen olmadı.
Daha dün elinden çıkmış gibi hepsi yepyeni
Şimdilik eskiyen bir şey varsa ömrümüzdür!

Sorup duruyoruz:
Niçin nüfus kütüklerinde her gün yeni bir isim,
Kitaplarda yeni bir kahraman?
Biz ölen ağaçları yontup
Gemilerimize direk yapıyoruz
Bizim canlarımızı alan acep onlarla ne yapar?

Saksılarda hep aynı karanfiller açıyor Tanrım.
Niçin, biz bir defa doğuyoruz?

Bedri Rahmi EYÜPOĞLU (http://www.siirakademisi.com/forum/../../index.php?/site/sair_hayat/159)

suece
23-09-2010, 15:57
BAĞIŞLA

Ya zamanından çok erken gelirim
Dünyaya geldiğim gibi
Ya zamanından çok geç
Seni bu yaşta sevdiğim gibi

Mutluluğa hep geç kalırım
Hep erken giderim mutsuzluğa
Ya her şey bitmiştir çoktan
Ya hiçbir şey başlamamış

Öyle bir zamanına geldim ki yaşamın
Ölüme erken seviye geç
Yine gecikmişim bağışla sevgilim
Seviye on kala ölüme beş

AZİZ NESİN

aysun colak
24-09-2010, 13:19
gevrek hâli

yanakların büyüttü göz yaşımı
omuz başın sildi alnımdaki yanlışı
sera ılımanı aklıma sara yaratılışın

bakışlarının gevreğinden kırdım
küstü tüm ekmekler

sesinin gevreğimden kırdım
makam değiştirdi mevsimler

gemilerini karaya sularını yaraya
bağışlamış limanım

çekerken ay gövdesini denizden
bir ürperti kaldı
ve geçmedi
ve geçmedi

Mustafa Ergin KILIÇ (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/559)
Gam Kuşağı

aysun colak
25-09-2010, 17:00
BU'DUR!

Yokluğu aşkı bu'dur! yaşadığın
Okyanus gözler yoktur, bilirsin
Sahici sevinçler kanatlanmaz ki
Yalın aşklar yoktur, anlarsın

Kuytuluk gerçek değildir, yaşanmamış
Lalezar yoktur, laleler var. solgun.
Mayıs, aylardan biridir sadece
Işık, güneştendir yalnızca
Zaman kilidi 216'ya*... saniye yok

Kumda yazılı yazgını anlamazsın
Mavi'nin onurlu geçmişi
Nasıl olsa bir gün sarar seni
İyidir mavi ama; kıskanır sarıyı
Yarım kalsa da sevinci, sözcüktür o da.

Zalimdir, budur ve şiirdir;
Ölümsüzdür, budur ve de yaşamın içindedir...
Ümitsizdir, güzeldir, inkâr eder:
Mahzun bakışını...

*Güneş kendi yörüngesinde, saniyede 216 km hızla ilerliyor nedense.

Mehmet SARSMAZ (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/510)
Akatalpa, Şubat 2007

aysun colak
26-09-2010, 17:43
Gözler


Gözden duvarlar yol boyu iki yanda
Kesilmiş el sıkışan eller bileklerinden
Yollar boyu dizilmiş
Hep aynı eller
Ve bir kuğu
Gagasını bir kadın terliğinin ucuna
Sokmuş
Hep eksik eller ya da
Bitkilere eklenmiş, bağlanmış
İnsan iskeletlerinden parçalar
Yine gözler yine gözler
Yeniden dünyayı bildiren
ve her yerimiz göz ve sistem.

Sami BAYDAR (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/743)

aysun colak
28-09-2010, 15:39
TARANTULA DEFTERLERİ


I
Griden kaçan parıltılar
Tutulur gölgeler tuzağına
Nereye gider
Kukla bebeklerin
Karanlık kedileri
Dolaşırdı ayla gün
Gece ağustosu kırlarda
Çaldığım bir ıslıkmış mutluluğum
Rehine anılarda

II
Düşünü seç
İşte iki tarafı keskin bıçak
Kir ya da arınmışlık
Eski kan fısıldar
Ay düştü durgun saat
Yaşama odası
Aralık pencere
Bahçe kapısı açık
Rüzgâr çıkıyor

Bahri ÇOKKARDEŞ (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/1087)

aysun colak
29-09-2010, 11:38
İSTERSEN AL GÖTÜR BENİ

Ölümsüz gülüşünle başlıyorum
Her güzelliğe her sevince
Bir yağmur ince ince
Sürerken beni başka zamanlara

Zamanla yorgun hanlara
Dönüyor işte gördün her şeyim
Kuru topraklar gibi dağılıyor belleğim
Sınırsız bir boşluğu süre süre
Yorgunum çok uzaklardan geldim
Kaygılar sıkıntılar yaşadım uzun uzun
Korkuyu yakından tanıdım
Ölümsüz düşmanı oldum korkunun

Şimdi bakışınla bağlanıyorum
Kocaman bir dünyaya umutla
Bir akşam aşılmaz kaygılar
Çağırıken beni sozsuzluğuma

Sıcaklığın beni alıştırıyor
Soğuk ve yağmurlu akşamlara
Üşümüş bir kedi gibi sığınıyorum
Ellerine ayaklarına saçlarına

Afşar TİMUÇİN (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/30)

aysun colak
30-09-2010, 12:34
Tutunmadan akıyorum


Sen benim en güzel annemsin
Sevinç doğuran yüreğime

Gözlerimsin benim en tatlı ışığı ile
Aydınlığı alıştıran düşünceme

Yüzümsün en duyarlı inceliğim
Onunla bakıyorum uzaktaki benliğime

Ellerimsin beyaz ipekten
Isınıyorum birden dokunsam neye

Zamanım sensin yerim de
Bir sözcükten başka neyim kendime

Neredeysem sen nasılsan
Ben de seninle cisimleniyorum öyle

Sen benim irademsin
Bıraktım aklımı sana her şeyimle

Bir gerçek arayıcısıyım ben
Tutunmadan akıyorum sevgin içinde


Tevfik AKDAĞ (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/918)

aysun colak
01-10-2010, 17:38
AŞKREVAN

korkudan gelinlikle beyazlaşmış gitti ablam
ufunet salan kaymak aydınlığa kam otosuyla
parantez içinde izi var mıydı düşlerin bilmem
lojmanlar çocuk gizledi kolayca gözlerimden

devlet bacaklarıyla hilâl sarışındı kadın uzun
söz pınarında küs kutusu yaş mezat kuytusu
kanat çırptı geçmişinde parçalanmış serüven
ne yaz oldu ne bahar, evlât okulu eski mezun

sarılan o muydu boynuma kmşık anlayamadım
yağmurun kuraklığıydı ölüden uzaklığı yakının
uykunun uykusuzluğunda pus baktım kırgin çok
uçurum dibinde mühürlenitmiş ömür aşkrevan

Fergun ÖZELLİ (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/345)

aysun colak
02-10-2010, 13:54
Menekşeye Kaside

Metin Altıok'un anısına
kızılağaç danakıran kavak
ayrıntısına biteyin türkü
kabalak dereotu tavşankulağı
göğün örtüsüne gece gün
mor buhur mavi bulak
ayağı çıplak menekşe özgür
tüm menekşelerden boynu bükük
tüm menekşelerden daha gür

saf yaşam vraklıyor- cemre
evrenin iç bombası Karadeniz'e doğru
bu derenin yalpalayan kolu
akıyor sarhoş- yakın erimli
pare pare güneş karılmış
suda menekşe akıyor
bir sapın üstünde dinmiyor tütsü
bütün menekşelerden daha mor

üç anakaranın suyu- Karadeniz
yamaçlarda nefti fındıklıklar
floranın yer boyunca adsız çocukları
ben bu faciaya dayanamam
ufukların yanar saçları
yarın yarın patlar bu deniz
büyük denizlerin öfkeli kızı
tüm denizlerden daha kara
patlar- hayatı yakar iç kimya
tüm kırmızılardan daha kırmızı

gür yalnızlığın çetelesi
kuzdan çetelesi közden
dumandan çetelesi cinayetin
acının buzdan çetelesi
mor ağrılı güleç ufarak
yedi hatırayı saran kokusu
menekşe- kökten çıplak
menekşe- ıssızlığın takısı

kar baskısında- menekşe diri
ve ezilmiş dehrin tabanlarında
yerin yaka cebinde- mor bir şiir
menekşe şiirlerin en yoksulu
menekşe şiirlerin en varsılı

Azer YARAN (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/143)

aysun colak
03-10-2010, 14:55
NESL***304;'YLE KONU***350;MALAR


Avlu. ***304;kindinin anayurdu.
***214;nce avluya gelirdi ikindi,
Sonra ***231;at***305;ya ***231;ekilirdi
G***246;lgelerin sessizli***287;ine tak***305;larak.
Kumru ku***351;lar***305;m ak***351;ama haz***305;rlard***305;.

Denizi d***252;***351;***252;n***252;rd***252;m zerdali a***287;ac***305;n***305;n alt***305;nda,
Dergilerde resimlerini g***246;rd***252;***287;***252;m denizi.
***304;kindi nas***305;l sarmalard***305; o b***252;y***252;k suyu?
Ya okyanusu?

S***246;k***252;n ederdi sorular
Okudu***287;um s***246;zc***252;klerden s***252;z***252;lerek:
Denizin tuzu nereden gelir,
G***246;zya***351;lar***305;ndan m***305; denizk***305;zlar***305;n***305;n?

Yakamoz
An***305;lar***305; m***305;d***305;r bal***305;klar***305;n?

Dere okyanusun ipekb***246;ce***287;i midir?

G***252;ne***351;in o***287;lu kime k***305;l***305;***231; sallar g***252;nd***252;zleri,
K***305;z***305; geceleri kime g***252;l***252;mser?

Ay***305;n ard***305;nda da u***231;ar m***305; kartal?

A***287;a***231;kakan kimin ***351;iirini yazar a***287;ac***305;n defterine?

Neden topra***287;***305;n alt***305;nda arar
Y***305;ld***305;zlar***305; salk***305;ms***246;***287;***252;t?

C***305;rc***305;rb***246;ce***287;i
Neden yapra***287;***305;n sesine sarmaz uykusunu?

B***252;t***252;n bu sorular***305;n yan***305;tlar***305;n***305;
Y***305;llar sonra sende buldum. Nesli.

Sende buldum
Dergilerde resimlerini g***246;rd***252;***287;***252;m denizi.

***220;lk***252; TAMER (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/852)

aysun colak
04-10-2010, 12:38
Gün Eksilmesin Penceremden

Ne doğan güne hükmüm geçer,
Ne halden anlayan bulunur;
Ah aklımdan ölümüm geçer;
Sonra bu kuş, bu bahçe, bu nur.
Ve gönül Tanrısına der ki:
- Pervam yok verdiğin elemden;
Her mihnet kabulüm, yeter ki
Gün eksilmesin penceremden!

Cahit Sıtkı TARANCI (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/205)

Rengin Özesmi
04-10-2010, 17:12
Son Dünya Savaşı



Sığınaklara indirelim kuşları
Ne ciğerlerinin dayanabileceği gökyüzü
Ne içebilecekleri bir yudum su kaldı



Sığınaklara indirelim balıkları
Kurşuni gövdeleri kurşunlaşmadan



Sığınaklara indirelim ağaçları
Cevizleri, çınarları, servileri
Üzerindeki sincaplara dokunmadan



Arı bakışını çocukluğun
İndirmeliyiz sığınağa
Kirli bir kağıt para gibi buruşmadan
Elinde hayatın



Ucu işlemeli mendili, kavun kokusunu
Yumuşaklığını bir dere yatağının
Penceredeki hanımelini
Zor günlerde alnımıza konan o eli



Sığınağa indirelim Dünyayı

TURGAY FİŞEKÇİ

aysun colak
05-10-2010, 12:20
BİRAZ DA YAŞAMAK KORKUSU

sevgiyi ve baharı sil hançerden
çok şeyler anlatır, denizler
balıklar ve her gün
ölü bir güzün
karnaval diye katıldığı cami avluları
sebil ve kuşlarla dolmaktadır

kız usulca açar bacağını
her kızın bacağı biraz antalya
kızlar
cumhuriyetten yakınmaktadır
paralı varşovalı iyi giyimli insanlar
dirilir yüreklerinde derin acılarıyla
yüreklerinde cumhuriyet biraz da
yaşamak ve aldatılmak korkusu

ne yapsak ne etsek biz biraz da buyuz
geceyi ağartan dağ erikleri
eski saz, çakal ulumaları, yalnızlık
güle benzer mezarlıklar
uzun uzun seyreder gibi körfezi

gök yere değerken izmir
kemeraltı...
hüzünden birer heykel gibi insanlar
sonra manisa sonra kubilay
kasım boynuma atkı ve
sessiz körfeziyle izmir
duyulmaz ezilişleriyle insanlardan
birer resmi geçit gibi

sabah buğuludur
radyo ve
vücudumu vida gibi delen neyzen tevfik
neler anlatamaz bu sabah
bir bardak çay fabrika bacaları
acı ve hasret

kasımda hep büyüttüğüm izmir
sabahları her gül biraz umut
ve sevgilim
ve dostum
günlerce düşündürür ölümü
çünkü yabancı sular denizlerimize
karışmaktadır ve her insan
biraz kaybetmek, biraz da yaşamak korkusudur.
(http://www.siirakademisi.com/forum/../../index.php?/site/sair_hayat/976)
Ender SARIYATI (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/976)

aysun colak
06-10-2010, 13:09
nere gitsem i***231;imden

nere gitsem i***231;imden
gidelim kalk buradan!

kald***305;k***231;a y***252;kselen, ***231;***305;nlayan bazen
hangi halka varsam
ters d***246;nen bir ***231;ocuk ve sezaryen

uzun zaman sezeryan sand***305;yd***305;m
bir ermeni ad***305; gibi, birden
derin yara
ince kesik
tiz bir ad
o halk ki
her tufanda nuh a***287;***305;rlar ba***287;r***305;nda
nefesiyle nemlendirir de bo***351;lu***287;u
o bo***351;lu***287;a do***287;ar kardan ararat
***351;imdi derin yara ince kesik tiz bir ad

nere gitsem, hangi da***287;lara
s***252;phan, kapanm***305;***351; kalbinin ***252;st***252;ne
da***287; dedik***231;e da***287;lan***305;yor bir daha
her par***231;as***305; bir da***287;da k***252;rd***252;n
nere gitsem

***351;u atl***305;, ***351;u ince uzun ***231;erkez,
d***252;***351;lerde kavu***351;tu***287;umuz kaf
bir daha d***246;nemedik
d***252;nyadan masala
nere gitsem araf

o g***252;ng***246;rm***252;***351; rumla gitsem ***231;a***287;lara
iki yakada tek h***252;k***252;mdar olarak
ey tapt***305;***287;***305;m g***252;***231;, ey akl***305;m, ey yazg***305;m
yakt***305;***287;***305;m***305;z kadim kentlere bir bak
kan tutuyor is kapl***305;yor her ruhu
herkes tutu***351;uyor o ate***351;te
her yer ***305;rak

nere gitsem ***231;***246;l, ***231;***246;l
***305;ss***305;z***305;nda kalakalm***305;***351; arab***305;m
gecem leyla cesedi g***252;n***252;m kuyuda
binicisiz atlar gibiyim
alevler i***231;inde d***246;rt d***246;nen
a***287;***305;d***305;m duyulmaz yemenden ***246;te

kime varsam i***231;imden o ses...
o, ***231;emberinde unutulan ezidi
o herkes, cinneti k***226;busuna
beden olmu***351; yahudi
de***287;ilsem s***252;ryani, de***287;ilsem afgan
hep isli,
hep siyah,
hep incekara
her yol hayber ge***231;idi

do***287;udan bat***305;ya kuzeyden g***252;neye
akan ***305;rmak
umuttan umutsuzlu***287;a
o uzun yolcu, o yorgun t***252;rk
bilmiyorum vadim ne taraf

kim de***287;il ki s***252;merden hitite
frigden s***246;***287;***252;te s***252;rg***252;n
hangi dil var ki binbir
gece u***287;unmas***305;n
bu bast***305;k***231;a tozan yolda
kimin g***246;zleri de***287;il ki k***246;r
bu viran ***231;ad***305;r, bu bedensiz kule,
bu ensiz oyuk, bu ans***305;z***305;n
n***252;kleer ***231;arm***305;hta
kim de***287;il, kim
ortado***287;u

...
bir daha var***305;r m***305;y***305;z kim bilir
o meme tenli p***305;narlar***305;n ba***351;***305;na

Mahmut TEM***304;ZY***220;REK (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/478)

aysun colak
07-10-2010, 13:37
SENİ DÜŞÜNDÜĞÜM ZAMAN

Seni düşündüğüm zaman
İçimde bir çocuk bahçesinin kapıları açılıyor
Dünyanın bütün çocukları doluyor içeri

Seni düşündüğüm zaman
İlkbahar gibi bir şey oluyor
Anlatılmaz bir sevinç kaplıyor her şeyi

Elimdeki kalem
Parmaklarımda şakıyan
Bir kuşa dönüşüyor
Masam bir güneş denizinde yüzüyor

Seni düşündüğüm zaman
Yalnızlık çeken sözcükler
Kol kala giriyor birden

Seni düşündüğüm zaman
Bir bulut oluyorum
Uçmaktan başka bir şey bilmeyen

Ataol BEHRAMOĞLU (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/118)

Rengin Özesmi
08-10-2010, 10:12
Adam gitar***305;n ***252;st***252;ne e***287;ildi,
G***246;rm***252;***351; ge***231;irmi***351; bir adam.G***252;n ye***351;ildi.
Dediler ki, ''Mavi ya gitar***305;n,
***304;***351;in asl***305;n***305; ***231;almazs***305;n.''
Adam dedi, ''De***287;i***351;iyor i***351;in asl***305;
Terk ederken mavi gitar***305;.''
Wallace Stevens

mavi gitarl***305; adam
iyi ***351;eyler yay***305;nc***305;l***305;k

aysun colak
08-10-2010, 11:49
BENDEK***304; SEN***304;

Bir bulmacan***305;n tam g***246;be***287;inde
Yarg***305;sma k***252;sen iki bilinmeyenli
Bir denklem gibi upuzun duruyorum
Ayakta talan edilmi***351; halk orman***305;n***305;n
K***305;y***305;s***305;nda, doldurulmam***305;***351; bir bilgi
Formu gibi tertemiz bir d***252;***351; d***252;***351;***252;yor
Akl***305;ma sars***305;p ***351;uramdan beni beni

Sensiz bir gecenin uykusuz f***305;rt***305;nas***305;nda
bunca facian***305;n ortas***305;nda durup
Tanrmaya ***231;al***305;***351;***305;yorum uzakl***305;***287;***305;na
Al***305;***351;amadan seni, sana ba***287;lanan
Bu y***252;re***287;in ***252;lkesini i***351;gal eden
G***252;***231;lere kar***351;***305; direnen bir ge***231;mi***351;e
Yollanan bir mektup olsun diye

Seni anlatacak her dizenin yank***305;s***305;
Sana d***246;necek bir avu***231; g***252;vercinle
Mesaj yollaman***305;n da bir yolu
Olmal***305; bu a***231;***305;koturumlardaki
K***305;r***305;c***305; kasap havalar***305;na tutunup
D***252;zelme s***246;z***252; verse diyorum artik
Bu tek y***246;n, a***231; kap***305;y***305; bezirgan ba***351;***305;

Bu bendeki seni anlatman***305;n da bir yolu olmal***305;.

G***252;ltekin EMRE (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/367)

aysun colak
09-10-2010, 16:08
Sevgin bayrak olursa evrene

Dağılıp belkileri aramak öyle
Sonuçta belki şenlik belki yenik
İNSAN olmak sorunu ilk
büyük açılar bileşkesinde.

Hep kurtarmak baş tutku
Duyguları katı çarklardan
Korkusuz yaşamak hançer ucu
Şimdi yoluna ayna tutan.

Kurur savaşlar , haksızlıklar
Altı Kıta yürür el ele
Kurur şüphesiz kötülükler kökünden
Sevgi bayrak olursa evrene.

Yaklaşır arsız ve çabuk
Ölüm fırtınadır her an
Belirgin ve kesin
Tek tek başlarda esecek olan.

Yürek özgür yaşamak ister
Kimselere yüksünmeden , kızmadan
Buyurmaya açılan ağızlara bir tomurcuk
Barış Çocuklarından.

Türkan İLDENİZ (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/840)

aysun colak
10-10-2010, 16:50
İSTANBUL MEKTUBU


Bu şehir bıraktığın gibi Hasan.
Martılar
Yine öyle ürkek,
İnsanlar cesur,
Deniz bâzan yeşil, bâzan kurşunî

Liseli gençlerin selâmı var
Yeni bir çete kurmuşlar soygun için.
Çapkın hırsız emekliye ayrıldı.
Vapurlar naylon külot taşıyor Akdeniz'den.

Torpilsiz evlere baskın berdevam
Formalı öğrenciler yakalanmış geçenlerde
Evli kadınlar yakalanmış.
Yatakhaneye oğlan kapatmış kolejli kızlar
Üç gün misafir kalmış.

Bu şehir bıraktığın gibi Hasan.
Câmilerde yine kandiller yanar Ramazanda.
Duraklar boyunca kuyruk,
Sokaklar boyunca şen-dul.
Ocaklar, bucaklar, kucaklar açılıyor
Yine öylesine güzel İstanbul.

Her şey bıraktığın gibi Hasan
Ada'sı, Moda'sı, Şişli'si
Naylon boynuzlusu, altın dişlisi
Ahmed'i, Mehmed'i
Hâlâ aynı oyunu oynuyorlar
Repertuar değişmedi.

Takvimler değişti ama
Hiçbir şey değişmedi inan.
Eyüp Sultan'da dualar ediliyor
Vampirler kan emiyor çocuklardan.

'Boğaziçi şen gönüller yatağı'
Turistik oteller güzel.
Turistik otellerin odalarında
Et pazarları kurulmuş yine.
Koyun eti, ceylân eti
Öküz eti, manda eti
Yavrukuzu eti var
Müzikle sevişiyor bugünkü İstanbul
Aşkın bereketi var, Hasan!

Başka ne yazayım, yeter bu kadar
İstanbul bıraktığın gibi
Martılar ürkek
İnsanlar cesur.
Deniz bâzan yeşil, bâzan kurşunî


Şemsi BELLİ (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/794)

aysun colak
11-10-2010, 12:46
SU TADINDA

-Yalnız değilim ki orda...
O çıplak
göğün altında,
sabahtı! ormana karışan
bir sabah
gibi indim
nice güzel duyguyla...

Çoğaltarak beni, yan yana
geçtiler, tuhaf bir tıpırtıyla
giden süre
uzakta, bir çizgi olunca,
yazdım erken
başlayan günü:

Mavidir
diye yazdım.

Sina AKYOL (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_goster/778)

aysun colak
12-10-2010, 12:29
Ben ***214;l***252;rsem Ak***351;am ***220;st***252; ***214;l***252;r***252;m

Ben ***246;l***252;rsem ak***351;am***252;st***252; ***246;l***252;r***252;m
***350;ehre simsiyah bir kar ya***287;ar
Yollar kalbimle ***246;rt***252;l***252;r
Parmaklar***305;m***305;n aras***305;ndan
Gecenin geldi***287;ini g***246;r***252;r***252;m

Ben ***246;l***252;rsem ak***351;am***252;st***252; ***246;l***252;r***252;m
***199;ocuklar sinemaya gider
Y***252;z***252;m***252; bir ***231;i***231;e***287;e g***246;m***252;p
A***287;lamak gibi isterim
Derinden bir tren ge***231;er

Ben ***246;l***252;rsem ak***351;am***252;st***252; ***246;l***252;r***252;m
Al***305;p ba***351;***305;m***305; gitmek isterim
Bir ak***351;am bir kente girerim
Kay***305;s***305; a***287;a***231;lar***305; aras***305;ndan
Gidip denize bakar***305;m
Bir tiyatro seyrederim

Ben ***246;l***252;rsem ak***351;am***252;st***252; ***246;l***252;r***252;m
Uzaktan bir bulut ge***231;er
Karanl***305;k bir ***231;ocukluk bulutu
Ger***231;ek***252;st***252;c***252; bir ressam
D***252;nyay***305; de***287;i***351;tirmeye ba***351;lar
Ku***351; sesleri, hayk***305;r***305;***351;lar
Denizin ve k***305;rlar***305;n
Rengi birbirine kar***305;***351;***305;r

Sana bir ***351;iir getiririm
S***246;zler r***252;yamdan f***305;***351;k***305;r***305;r
D***252;nya b***246;l***252;mlere ayr***305;l***305;r
Birinde bir pazar sabah***305;
Birinde bir g***246;ky***252;z***252;
Birinde sararm***305;***351; yapraklar
Birinde bir adam
Her ***351;eye yeniden ba***351;lar

Ataol BEHRAMO***286;LU (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/118)

aysun colak
13-10-2010, 11:31
DÜŞÜ NE BİLİYORUM


Kimdi o kedi, zamanın
eşyayı örseleyen korkusunda
eğerek kuşları yemlerine,
bana ve suçlarıma dolanan?


Gök kaçınca üzerimizden ve
yıldız dengi çözüldüğünde
neydi yaklaşan
yanan yatağından aslanlar geçirmiş
ve gömütünün kapağı hep açık olana?


Yedi tül ardında yazgı uşağı,
görüldüğünde tek boyutlu düzlüktür o
ve bağlanmıştır körler
örümcek salyası kablolarla birbirine
sevişirken,
iskeletin sevincini aklın yangınına
döndüren, fil kuyruğu gerdanlıklarla.


Yine de, zaman kedisi
pençesi ensemde, üzünç kemiğimden
çekerken beni kendi göğüne,
bir kahkaha bölüyor dokusunu


düşler marketinin,


uyanıyorum küstah sözcüklerle:
Ey, iki adımlık yerküre
senin bütün arka bahçelerini
gördüm ben!

(http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/613)
Nigün MARMARA (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/613)

aysun colak
14-10-2010, 14:46
PAPATYA

Zamans***305;zl***305;***287;***305;mdand***305;r g***252;zelli***287;im.
Yol kenar***305;n***305; mesken tutan papatyalar,
kurtaramazlar canlar***305;n***305;,
dikkatli ***231;ocuklar***305;n tutkular***305;ndan.

B***252;t***252;n yapraklar***305;m ***8220;sevmiyor***8221; diye,
ucuz bir hediye olamam ger***231;i,
ama bilinir ki;
ne zaman bir ***231;i***231;ek dal***305;nda kurusa,
bir sevgili daha ***231;ok ***252;z***252;l***252;r.

Y***252;z***252;n***252; g***246;r***252;nce onun,
ne de ***231;ok isterdim incinmesin.
Benden ***246;nce sen ispiyonlasayd***305;n ke***351;ke
ba***351;ka bir adama harcad***305;***287;***305;n sevgini.

K***305;rm***305;z***305;y***305; esirgemeyen ***231;ay bardaklar***305;n***305;n
ince bellerine dayanamadan,
beni de aldat***305;yordur belki,
sevinince terleyen parmaklar***305;n.

***214;zge D***304;R***304;K (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/682)



***


UNUTULMU***350; B***304;R YAZ ***304;***199;***304;N

an***305;msa bizim unutulmu***351; bir yaz***305;m***305;z vard***305;
k***305;y***305;s***305;ndan ***231;ocuklar***305;n dokunarak ge***231;ti***287;i
yaz kirli denizlerin k***246;rfezine ***231;ekildi
biten o yaz m***305;yd***305; d***252;***351;***252;n istersen
bir ta***351;ra melankolisine kapt***305;r kendini
-***351;imdi an***305;msanmas***305; gereken bir***351;eyler vard***305;r
bir ***231;***305;***287;l***305;k kadar sessizlik de an***305;msan***305;r
hoyrat sevin***231;lerle sular***305;nda y***252;z***252;len
ola***287;an duygularla y***252;re***287;i ***246;rten
bir a***351;tan geriye suskunluk kal***305;r-

yazdan ne kald***305; sana yazdan ne kald***305;
birka***231; dize ***246;l***252; ozanlar***305;n gezindi***287;i
kimsesiz romanlara s***305;***287;***305;nan y***252;rek a***287;r***305;s***305;
denizle aran***305;zda ortak dil gibi
usulca ***231;o***287;alan yaz kederleri
-her zaman payla***351;***305;lan duygular vard***305;r
yeri gelince ***246;l***252;mler de payla***351;***305;l***305;r
b***246;l***252;***351;mek bir ***246;l***252;m***252; dostlu***287;u ve ***351;iiri
benzemez beyaz evlerden mavi sulara
ayn***305; pencereden iki yabanc***305; gibi bakmaya-

yaz bitti mi diye sorma yaz ***231;oktan bitti
yede***287;inde karart***305;lm***305;***351; sevgiler ta***351;***305;yarak
nas***305;l ***246;zlendi***287;ine tutkunlar gibi ***351;a***351;arak
korkarak geldi***287;i yollardan geri d***246;nmeye
s***305;radan ge***231;en bir yaz***305;n yan***305;na gitti
-bir a***351;kta s***305;radan yazlara da yer vard***305;r
s***305;radan bir a***351;k***305;n s***246;zl***252;***287;***252; gittik***231;e daral***305;r
art***305;k ne f***305;s***305;lt***305; gibi ilk ***252;rpertiler
ne geceyar***305;s***305;n***305;n b***252;y***252;l***252; g***252;zelli***287;i
ayr***305;l***305;klar gelir kap***305;m***305;za dayan***305;r-

incelik gibi bu ***351;iiri b***305;rakt***305; yaz giderayak
bir ozan olsam bana sorulmaz derdim
sorulsa da o yazdan inceli***287;in hesab***305;
yaz***305;k ***246;denmemi***351; bir bor***231; gibi kar***351;***305;mda
u***231;ucu bir yazdan kalanlar***305;n toplam***305;
-de ki o umutsuz duru***351;unun ard***305;nda
kendinden bile saklad***305;***287;***305; yaralar***305;
g***252;n gelir onulmaz ***246;zlemler gibi
***305;sl***305;kla s***246;ylenen bir a***351;k t***252;rk***252;s***252; olur
unutulmu***351; yaz***305;n k***305;rg***305;n yolcusu
sevdal***305; y***252;re***287;ini k***305;y***305;ya vurur.

Haydar ERG***220;LEN (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/1000)

aysun colak
15-10-2010, 13:03
GÖRMEK

Görmek, karanlık yapraklar üstünde,
Gece kadar yaşayan rüzgârı görmek.
Göz yaşlarından sonra gelen hatıralar gibi,
Ruha damlayan mavi yıldızları görmek.

Görmek, bir kör gibi içinden görmek,
Ellere değen manzaraları.
Ve yine bir kör gibi ellerle yoklayarak,
Görmek çiçekleri,görmek baharı.

Görmek altın kuşları ki uçar şiirlerde,
Ve parlar bir vezin gibi ruhun havasından geçerken.
Görmek mesafelerde kalbi,
Ve görmek aynaları, yaşıyor muyum, derken.

Uzaktan geçen bir sandal ki bembeyaz,
Bembeyaz görmek engini, bir ses kadar.
İçinde vücudunu hissederek,
Görmek bir mezarı, herkes kadar.

Görmek, bir dürbünün tersiyle uzaktan,
Bir bahçe, bir heykel, bir havuz.
Görmek, derin denizlerde yüzer gibi görmek,
Mavi şafakları ki aşk kadar sonsuz.

Görmek, çocukluğun yatakları kadar sıcak hislerle,
En uzak hatıraların en güzel yerini.
Görmek, geçip giden bütün hayatı görmek,
Ve düşünmek seni, düşünmek seni...

Fazıl Hüsnü DAĞLARCA (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/343)

aysun colak
16-10-2010, 16:19
VEDA


Silahlara veda
Geceye rüyaya ve sana
Yalnızlığın geyik gözlü köşesinden
Düzenlerin çıkmazına

Çizdiğim resmin
Saat kulesi ağlıyor
Ağzım o çeşit yok
Şişe bu çeşit var

Sen bir gece gelsen
Güneş doğmasa
Gitmeden yine gelsen
Bu yeni geleni
Bu bize bakanı
Sana bir anlatsam
Güneş doğmasa
Sandıkların içini göstersem sana
Çizdiğim resmin
Yalnızlığın geyik gözlü köşesinde
Bir rafa koyabilsen
Olup biteni ve onları
Sabaha kadar konuşsak
O ürkek ürkek bakanı sana bir anlatsam
Ateşi karı tüfeği çeksem
Ocağa pencereye kapıya

Kemana veda

Yağmurda şeytan ve şapkası
Silahın ölümünü kutluyorum

Tren kaçırmış gibiyim

Sana veda
Sezai KARAKOÇ (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/775)

aysun colak
17-10-2010, 17:23
İKİ KAPISI YALNIZLIĞIN

Sonsuz bir beyazlıkta
ses sesime değiyor

Sessizlik buzda eriyor

Dağlar da bu
beyazlık içinde
gökyüzü
ve Çıldır gölü de...

Havada kar kokusu
sessizlik sese değiyor

Sazların gölgesinde
kanat sesleri
kekliklerin
ve kışın uykusu

Gökyüzünün
iki kapısı olmalı :
Biri sessizliğin
öteki sesin pususu

Çıldır gölünün de
iki kapısından biri
hüzün ve elem
öteki yalnızlık korkusu

Yalnızlığın kapı önünde
bekliyorum ben de
sabah aydınlığını hüzünle
akşam karanlığını elemle...

Ve dayıyorum alnımı
Çıldır gölünün alnına
hayal ve hatıramda
karakışın kara duygusu

Hayatım ki, bilinmez
nerede ve nasıl
yalnızlığının kuyusu

Hayatım, ah
yalnızlığımda eriyor


Refik DURBAŞ (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/708)

aysun colak
18-10-2010, 12:50
AŞK SAVAŞLARI

binlerce kişinin yürüdüğü çığlık çığlığa
toprağıma basışlarındaki iç titreyişler
bir savaşı kazanırken ya da yenilirken aşkta
düşün uğultusunu fışkıran kanın damarlarda
aynıdır dallara yürüyen baharla
tozlu fünyelerde rüzgâr atılan dinamitlerde hırs kalbirn gibi patlayan el bombaları avucumda

yani sen
nice bayraklar dikerken yalnızlığımın burçlarına
esir düşmek ardında kalan kül tablasında
sönük sigaralar mermi, boş kadehler süngü
düşün hızla koşan atların vuruluşuyla tozduman yarılmış süvari alaylarım çocuk bakışlarınla
savaş ilan ettiğim fermandaki aşk lekeleri
imza
kapılarını kuşatan yorgun kumandan

yani senin içindi
denizin gemilerin batırdığı camkırığı mürekkep
işgal altındaki yerlerde gözyaşlarımdan çeteler
yarılan savunma hattımda bütün devrik krallarım
vurulacak biliyorum muzaffer komutan edalarıyla
düşün sarsılarak yenilmeyi yanan uzaklarda
çünkü her ihtilalde birileri harcanır haklı haksız
dağılmış ordularım terlemiş avuçlarına
yani yalnız...

Onur CAYMAZ (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/642)

aysun colak
19-10-2010, 11:43
Dünyayı Alıyor Sevginin Ağırlığı

Yarı gecenin içinde eteklerinde dünyanın
Ay ışığı vurmuş kuma
Bunca deneyler bunca alın terleri
Geçiyor ölümün ötesine insan
Bir sonsuzluk sofrası gibi açılır doğa

Öfkeyi ve çamuru al burdan ey geleceğin insanı
Umutlar söz vermeler günün karnında
İyi bir ışık iniyor sessizce uyuyan denize
Korkuyu ve ikiyüzlülüğü al
Acı soğanı ve taşı

Toprakta kan ve ıssızlık aylardan haziran
İnce bir rüzgâr güllerin fısıltısı havada
Yorgun yürekler bölünen elleri havanın
Çocukların anımsamadığı bir zaman
Soluk bir zaman günlerin bilinmediği
Buğulu sulara düştüğü ölü bakışların

Dünyayı alıyor sevginin ağırlığı
Kapılarda bekleşen bebeler
Sürecek aydınlık topraktaki izi
Tuzun ve gücün şafağında yıkanmış
Geniş adımlarınız var artık güvenli sesiniz
Özlediğiniz bir yaşam var

Sonsuza gider yollar geçer insanlar
Karanlıktan ve içinden tartışmaların
Ve rüzgârla dolu çırpınan yürekleri
Gördük gördük düşlediğimiz yerdeki
yağmuru inen uzak aynalara
yıkanan gözyaşları gibi


Sabri ALTINEL (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/727)

aysun colak
20-10-2010, 14:00
Acımın Soyadı

Irmağın söğütlerin sesiyle
Söylüyorum bu şiiri
Senin o kırılgan sesinle

Badem çiçeklerine
Sabahın ilk ışıklarına
Dönüştürüyorum hüznümü
Hüznümü ve acımı
Öfkemin karanlığı
Korkutuyor beni

Bir orman çiziyorum
Sesime kattığın sevinçle
Yalnızlığımın üstüne
Kıyımlar yaşamış yalnızlığımın
Kuşları unutmuyorum
Ve su başlarını
Bir geyiğin avcısına bakan gözlerini

Sevgimin silgisiyle sildim öfkemi
Öfkemi ve acımı
Yerine yeniden adını yazdım
Adın acımın soyadı

Bedrettin AYKIN (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/972)

aysun colak
20-10-2010, 14:05
An***305;s***305;na


BEN***304; UNUT

A***231;***305;k pencereden sesleniyor,
a***287;ac***305;n yapraklar***305;na s***246;yletiyor:
"Beni unut!"

Oturdu***287;u evin balkonundan,
bulutlara haber salm***305;***351; olacak,
ne dedikleri i***351;itilmiyor ama, anl***305;yorum:
"Beni unut!"

Damlar***305;n ***252;st***252;nden geliyor bu ses,
tramvaylar, otob***252;sler getiriyor,
denizden motorlar getiriyor.

Bazen dal***305;yorum, insan hali,
bir karanl***305;k i***231;inde g***246;zleri
***305;slak, siyah konu***351;uyor:
"Beni unut!"

O gece yan yana y***252;r***252;yorduk,
hi***231;bir ***351;ey konu***351;muyorduk,
fakat sesi, durmadan kula***287;***305;mda ***231;***305;nl***305;yordu:
"Beni unut!"

Bu trene de ne oluyor bilmem
yolunda do***287;ru d***252;r***252;st y***252;r***252;se olmaz,
Yenikap***305;'dan her ge***231;i***351;inde
avaz***305; ***231;***305;kt***305;***287;***305; kadar ba***287;***305;r***305;yor:
"Beni unut!.." "Beni unut!.."

Anlad***305;m, herkes ondan yana
r***305;ht***305;mdaki vapur, kilise ***231;anlar***305;,
radyoda ***351;ark***305;, sokak sat***305;c***305;lar***305;,
caddeler, bulvarlar onu tutuyor.
Olmayacak bir zamanda sesleniyor:
"Beni unut!.."

Arif DAMAR (http://www.siirakademisi.com/forum/../index.php?/site/sair_hayat/100)


***


YOL YORGUNU

Bana bir t***252;rk***252; ***246;***287;retsen
Ay***305;n ayd***305;nl***305;***287;***305;nda s***246;ylesem
Gecenin karanl***305;***287;***305;...nda s***246;ylesem
Ya***287;mur ya***287;***305;nca s***246;ylesem
Toprak uyan***305;nca s***246;ylesem
Bana bir t***252;rk***252; ***246;***287;retsen

Bana bir t***252;rk***252; ***246;***287;retsen
Beraber olunca s***246;ylesem
Ayr***305; kal***305;nca s***246;ylesem
Seni unutunca s***246;ylesem

Bana bir t***252;rk***252; ***246;***287;retsen
Geldi***287;im yerlere er ge***231; d***246;nebilsem
Sevebilsem her ***351;eyi yeniden sensiz
Sensiz vazge***231;ebilsem
Gece demesem g***252;nd***252;z demesem
Kimseleri dinlemesem
Hem y***252;r***252;sem hem s***246;ylesem
Hem s***246;ylesem hem y***252;r***252;sem

Arif DAMAR (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/100)


***

...


Can***305;ma tak dedi art***305;k
Ayn***305; sema ayn***305; y***305;ld***305;zlar
Hat***305;ras***305;z
Yersiz yurtsuz olmak istiyorum
Dizelerini yazarken
Ne aman aman bir hat***305;ram
Ne yerim yurdum vard***305; asl***305;nda

Kimsesiz bir ***231;ocuktum
Yar***305; a***231; yar***305;m toktum
Kumkap***305;'da
Kad***305;rga Talebe Yurdu'nda

***350;air Arif Barikat'***305;m
Bir ka***231; y***305;l
Ge***231;er ge***231;mez



Arif DAMAR (http://www.siirakademisi.com/forum/../index.php?/site/sair_hayat/100)

aysun colak
21-10-2010, 12:16
EN ORTA İKİ’ DE KALECİYDİM



1.
Ben oturmuş ne yapıyorum burada?
Gidip bahçemde leoparlarla oynasam daha iyi.
Ya da Tayland’da bar açsam; En fiyakalı
Akdeniz mavileri satsam.
Dudaklarındaki Leylak buğusu’nu
çek kenara
geçeyim sevgilim.

2.
Gömleğimi kırmızı bir okyanusa döküp
sürgülenmem Bangkok’a
suçlu olduğumu göstermez tenimin:
Tenin bilinci yoktur
S a v r u l u r

3.
Yırtık haritalara bir güvercin yuvası gibi
işaretledim gizli aşklarımı: Kimse görmüyor.
İnsanlar neyi görüyor zaten?
Bu sabah gökyüzünün adı ne?
Bir lavanta tomurcuğunun açarken
söylediği ilk sözcük nerede duyulur?
Siz ner’desiniz?

4.
Ben hangi atlarla koşturduysam
saçlarım bulutlara çarptı. Ah!!! O gökyüzünün
altında görüldüm hep.
Ne çok görüldüm!
Dudaklarımdaki
tuzlu ve limonlu Tekila parıltılarından tanıdılar beni.
Tanısınlaaar !!! Ne çıkar?
Gene de kimsenin bilmediği bir şey var;
Ben orta iki’de kaleciydim.
Şubat aylarında da Tayland’a kaçıp
Budist oluyorum: Tüm canlılarla
nasıl kardeş olunur
onu öğreniyorum.

5.
Belki de bahriyeliyim ben
kravatını bağlamasını bile bilmeyen ve
en toy akşamlarda
yüzü Akdeniz mavisinden geçilmeyen.
Herkes soruyor bana;
Hey Bahriyeli! Bahriyeli! Nasıl ödeyeceksin
ödünç aldığın tüm hüzünleri?

-Ödeyemezsem, defterimin
kenar süslerine konmuş
kuşları veririm size.

6.
En güzel Turgut Uyar kullandı
TERZİ sözcüğünü aramızda.
Nehir yataklarının adresini de
en iyi ben bilirim. İlk Okulda da
çok güzel soru sorardım:
- Kuşlarla, köylüler neden kardeştir?
(Değil midir yoksa?)

- Çükünü kaşısan
devlet yakanı bırakmaz: Neden?
(Bu soruyu saymayın
herkes yanıtını biliyor)
- Her kasaba
kasası imge dolu bir kamyon mudur?
(Değilse, neden değildir?)

Herkes bir şeyi bildiğini sanır
neyi bilmediğini bilmez.

7.
Ner’deeen nereye geldik
Nereye gidiyoruz.
Bu gökyüzünün altında
yeni olan ne?

Peki! Melekler de mi yok, be kardeşim !!!

8.
En iyisi ben gidip bahçemde leoparlarla oynayayım.
Sevgilim mutfakta çırılçıplak
bana nefis pilav yapıyor.
Ona bile söylemedim:
Ben orta iki’de kaleciydim
Bu yüzden hep rüzgarlı kaldı kalbim

Zaten ben artık
K a l b i m e i n a n m ı y o r u m

Özkan MERT (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/690)

aysun colak
24-10-2010, 13:46
Güzelleme

Kaç oyuksuz mihrabı kaya sanıp geçmişim,
Kaç zemzemi serince bir su deyip içmişim,
Minber sahanlığını yayla sanıp kaygısız,
Seccadeyi ot diye çiğnemişim saygısız.
Gözüm birden açıldı hem düne, hem yarına
Dayayınca alnımı Ağrı'nın karlarına;
Hidayetin ışığı erişti gören köre;
Gözlerimin önünde belirdi birden bire
Üç yanım diz çökmüş, el açmış sular saran,
Dağ dağ minberleriyle bir yandan Hakka varan,
Üstüne gök kubbenin çatıldığı tapınak,
Eski boy boy göçlere bağrını açan konak.
Yiğitliğin kulesi, güzelliğin kumaşı,
İnsan yaratışının tarih boyu potası
Harcı insan kanıydı, tozları insan külü,
İçi dışı tütsülü, suyu seli büyülü...
Ya taş kesilip onu dinlemek istiyorum,
Ya dağdan dağa şöyle ünlemek istiyorum:

Ey yıldızlı fistanlar, ey topraklı mintanlar,
Ey bire on başaklar, otlar, dağlar, bostanlar
Ve daha sık boy atan destanlar diyarı hey!

Ey ilk büyük insanı doğuran ilk ananın.
Ey çilenin, cefanın, güvenişin, inanın,
İnce minarelerle Sinan'ın diyarı hey!

En uysal barışların, en çetin hamlelerin,
Oyalı sütunların, abide cümlelerin,
Nefi'nin, Mevlana'nın, Homer'in diyarı hey!

Ey şehrâyin geceler, İrem bağı sabahlar.
Yunuslar, Köroğlular, Seyraniler, Emrahlar,
Eşsiz sevaplar, eşsiz günahlar diyarı hey!

Ey sebiller, kubbeler, hanlar, kervansaraylar,
Yola düşen gölgesi zafer olan alaylar,
Ey sinsinler, horonlar, halaylar diyarı hey!

Halılar, telkâriler, çiniler, kadifeler;
Keloğlanlar, adsızlar, Alperenler, efeler,
Gönlünün koltuğunda kafalar diyarı hey!

Ot görmemiş bozkırlar, kat kat yeşil yamaçlar,
Anadan doğma keller, topukta sırma saçlar
Keskin dertler, kestirme ilaçlar diyarı hey!

Ey ciritler, kalemler, oraklar, yatağanlar;
Ey turnalar, şahinler, ibibikler, doğanlar;
Selce taşıp rahmetçe yağanlar diyarı hey!

Ey mısır koçanından kırılan inci dişler,
Ey en derin bilgiye taş çıkartan sezişler,
Ey dile gelmiş kurtlar ve kuşlar diyarı hey!

Tanrı yeşili zeytin, çoban yeşili söğüt,
Halk türküsünde isyan, atasözünde öğüt,
Ey gümüş, kömür, demir ve kükürt diyarı hey!

Kız gibi ceylanların, ceylan gibi kızların,
Ötmez olmuş kuşların, ötüp duran sazların,
Ve sözün kısacası; Bizlerin diyarı hey!

Behçet Kemal ÇAĞLAR (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/161)

aysun colak
25-10-2010, 14:43
Hile ve Hayal

erdem bir ruh halidir, kömür hayatın gizi
akrebi henüz bilmiyorum, hayalse ben'im

belki benim nedenim bir pusu haberi
belki ben ateşe karşı bir sancıyım
şaşıyorum bana rağmen derin uykulara
bütün gece ateşe bakıyorum
gelgit oluyor aklım

ben kutsal azınlıktan biri, akşam ülkesine yabancıyım
ben flagellum dei, yağmura ve ekmeğe inanıyorum
biliyorum zehir bir kadın eli
kimseye söylemiyorum
yani sözünü etmiyorum birçok sırrın
ve simyayı ölümüme saklıyorum

yani göç eden maddedir, rüzgârımız gümüş
hileyi henüz bilmiyorum, hayalse ben'im
belki benim nedenim bir pusu haberi
belki ben erken ölümlere akan bir geceyim
gölgem dayanmıyor sevdiklerimin yokluğuna
benden önce gitmesin diye onlar
hileyi keşfedeceğim

ve rüzgârla birlikte ben
kan revan içinde bir hayal olarak
önce davranıp hemen
ateşi âleme
âlemi ateşe vereceğim

Oktay TAFTALI (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/638)

aysun colak
27-10-2010, 13:02
Hayat Bir Grevdi Sürekli Kırılan

evrenin bütün kıygıları zenci bir tenin sırtında
patlayan kırbaç gibi balkıdıkça;
sustuk sustuğunuza benzer
biraz fazla sıkarak vücudun dişlilerini

tiner koklayan bir kuşun iki kanat arası uzadık
ağır yalnız ve en yukarıya kadar güvensiz

"kendini anlatmalıdır herkes"
gülümseyişinin rengini kan gülü
anlatacak neyimiz kaldı
söyleyecek kimimiz uzak ve yakın
tuttuk sonu geldi
kavradıkça gelişen kaslarıyla ayrılığın
temmuz uzak solgun bir çocuğun eylülü içerdeydi
şehirler bitirmiştik
yürüyorduk en uzağına zayıf köylerin

safran ve katran aynıydı; dilimizle bilmiştik
büyüyorduk tapınağa doğru: kanayan toprağa

bilinir ki ortadoğu şehrinde
kolayına çıkmaz sokağın en sevileni ölüyse
beyaz bir kolanmışçasına yağar günün bütün yağmurları
giden su kalan toprak olur
turunç kapta açlık gibi kalın örgüsüyle tıkırdar zaman
manastır gülistanında kanayan sabır taşı
kahır köpürmesi çark inlemesi
şafak söker gece diker diye bütün sökükleri
işte öyle sevdim

bağlanacak biri kurulacak sevgi kalmasın
barınaksız son güzellik de utancın kamçısıyla
yaralansın için ışık söndü kör kaldık
yine de mersinler sardı bütün çocuklarımızı
prusya mavisi gök ender rastlanan bir sevgiyle sızdı

ne yazık nefretle uyanmak ve bir o kadar seninle hür
mum ölür aşk kalır şarkı söyleyen cüssesiyle
kaplar beni küçük dudakların
göğsünde yükselir en güzel devrim şiiri

sustuk sustukları gibi
şehir bitti köy kaldık yitik bir savın hâlâ ılık teninde
taşla
tortuyla
ve mızrakla sakat bırakılmış bir ütopyanın
son sözleriydik: hayat bir grevdi sürekli kırılan
birer grevdi gözlerin

Azad Ziya EREN (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/142)

aysun colak
28-10-2010, 14:34
N***194;ZIM H***304;KMET

h***252;z***252;n ki en ***231;ok yak***305;***351;and***305;r bize
belki de en ***231;ok anlad***305;***287;***305;m***305;z
biz ki sessiz ve ya***287;***305;z
bir yaz***305;n yuma***287;***305;n***305; ***231;***246;zerek
ve ***246;l***252;m***252; bir kepenek gibi ***246;rt***252;p ***252;st***252;m***252;ze
ovay***305; k***246;p***252;rte k***246;p***252;rte akan k***252;heylan
ve g***252;nleri hoyrat bir mahmuz
ya da atlastan bir ***231;ark***305;felek
gibi d***246;nd***252;re d***246;nd***252;re
bir mapustan bir mapusa yolland***305;***287;***305;m***305;z

biz, ey s***252;rg***252;nlerin n***226;z***305;m'***305; derken
tutkulu, sevecen ve yaln***305;z
gerek ac***305;n***305;n tele***287;inden ve gerek
l***226;civert gergefinde gecelerin
***351;iiri bir ku***351; gibi ***246;rerek
halk***305;m***305;z, g***252;l***252;n sesini savurup
bir t***252;rk***252;n***252;n keki***287;inden t***252;terken
der ki, b***246;yle yaz***305;l***305;r sevdam***305;z

h***252;z***252;n ki en ***231;ok yak***305;***351;and***305;r bize
belki de en ***231;ok anlad***305;***287;***305;m***305;z

Hilmi YAVUZ (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/1005)

aysun colak
29-10-2010, 11:59
YAŞASIN CUMHURİYET

Gölköy adında bir yer varmış gelibolu'da
Televizyonda gösterdiler geçen gün.
Gelenek edinmiş köy halkı,
"ben kendimi bildim bileli bu böyledir"
Diyor muhtar:
29 ekim'de toptan sünnet ederlermiş çocuklarını...
Derken ekranda entarili bir çocuk belirdi
Kirvesi tutmuş kolundan
Yatırdılar bir kamp yatağına,
Ardından sünnetçi olacak zat boy gösterdi
Elinde bıçağıyla,
Çocuk kaldırdı başını, bağırdı:
"yaşasın cumhuriyet" diye
Bunun üzerine de ekran karardı

Korkarım bu, sade gölköylülerin değil, umumuzun
Sade küçüklerimizin değil, büyüklerimizin de
Düştüğü bir tarihsel yanılgı
Çünkü sünnet değil, farzdır cumhuriyet

Can YÜCEL (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/210)

aysun colak
30-10-2010, 12:36
AYRILIK

Bir tren d***252;d***252;k ***231;alarak gitti,
B***305;***231;ak b***305;***231;ak poyraz esti dostlar***305;m.
Ezildik***231;e ezen bir da***287; i***231;imde,
G***252;z sonu bah***231;esine d***246;nd***252; d***246;rt yan***305;m
Salk***305;m salk***305;m, yumak yumak d***252;***351;***252;nce.

Salk***305;m s***246;***287;***252;tlerin d***252;***351;***252;ncesi bende,
Ac***305;s***305; y***252;re***287;imde ayr***305; olman***305;n
Ba***351;***305;mda kavak yelleri eser esmeye
"Saat on bir veya yar***305;m"
Salk***305;m salk***305;m an***305;, yumak yumak d***252;***351;***252;nce.

Bilinmez bir yolculu***287;a ***231;***305;kmal***305;y***305;m
K***246;m***252;r g***246;zl***252; esmerim, karanfil sa***231;l***305;m:
Sen bir yana, d***252;nya bir yana.
Yeni t***252;rk***252;ler s***246;yleyecek dudaklar,
D***252;nya, k***246;t***252; oldu bir defa daha.

I***351;***305;ktan dolu dolu, ba***287;l***305; g***246;zlerim
Devrilmi***351; a***287;a***231;, kavrulmu***351; yaprak misali.
B***305;***231;ak b***305;***231;ak poyraz eser dostlar***305;m,
Elinden al***305;nm***305;***351; deyne***287;i,
Kalakald***305;m.

O***287;uz TANSEL (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/939)

aysun colak
31-10-2010, 14:13
LONGUZLAR / AKINTILAR


yedi

ey sevdiğim
aşk dediğin seyrelmemiş
mısır tarlası mıdır
düştüğünde ortasına
haşlanmadan çıkılamaz

yağmur vurmuş kara incir
düşse ey yâr payına
anlar mısın
yürekteki yaraya
şeker serpsen şerbet olmaz

karadeniz alsın kıyılarımı
ay olup koyakları
aşamaz mıyım
göz yaş dökmek istemem
kim derdi ki
vaktiymiş ayrılığın

Fatma Nur (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_goster/341)

aysun colak
01-11-2010, 14:59
SENİ DÜŞÜNDÜĞÜM ZAMAN

Seni düşündüğüm zaman
İçimde bir çocuk bahçesinin kapıları açılıyor
Dünyanın bütün çocukları doluyor içeri

Seni düşündüğüm zaman
İlkbahar gibi bir şey oluyor
Anlatılmaz bir sevinç kaplıyor her şeyi

Elimdeki kalem
Parmaklarımda şakıyan
Bir kuşa dönüşüyor
Masam bir güneş denizinde yüzüyor

Seni düşündüğüm zaman
Yalnızlık çeken sözcükler
Kol kala giriyor birden

Seni düşündüğüm zaman
Bir bulut oluyorum
Uçmaktan başka bir şey bilmeyen

Ataol BEHRAMOĞLU (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/118)
Adam Sanat, Kasım 2004

aysun colak
03-11-2010, 13:48
GÖK MUSTAFA

Hüseyin anlatıyordu
Bir candarma gelmiş bizim köye
Keşkek komuşlar önüne yemiş
-Sevmemiş-
Bal komuşlar parmaklamış
-Sevmemiş-
Bir Gök Mustafa varmış
-Sağ mı bilmem-
Gülü gülüvermiş de candarmaya
"Neyliyek ağa,
Sana yumurta mı pişirek?"
Demiş.


Enver GÖKÇE (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/293)

aysun colak
04-11-2010, 14:29
İMKANSIZ AŞk

Falcı kadın yalan söylüyor yalan
Bizi birbirimiz için yaratmış Tanrımız
Nasıl mümkün değilse
Yıldızları toplamak gökyüzünden
Öylesine imkansız bir şey aşkımız

Kurudu gölgesinde oturduğumuz ağaçlar
Bahçelerde sevdiğin çiçekler kalmadı
Sadece hatıralarda ebedi olan
Vazgeçemediğimiz, unutamadığımız
Onlar bile bize yar olmadı

Unut benden kalan ne varsa
Unutmak tesellidir yalnızlığın
Güneşi bir kadeh şarap gibi içip
Delicesine sarhoş olmak
En güzel tarafı imkansızlığın

Ümitlerimiz fırtınalı denizler ortasında
Bir hurda teknedir şimdi
Dalgalar dünden daha zalim
Rüzgar daha hoyrat
Ne bulut var ufuklarda ne gemi

Mevsimler toz pembe değil
Gündüzler gecedir, geceler zindan
Güneşin doğmasını beklemek boşuna
Boşuna artık medet ummak
Taş kalpli zamandan

İnan ki! Kırılmış bir ayna gibi
Paramparça, kırık dökük aşkımız
Çaresizliğin, ümitsizliğin türküsü
Türkülerin en içlisi, en hüzünlüsü
Büyük aşkımız

Ümit Yaşar OĞUZCAN (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/853)

aysun colak
05-11-2010, 12:45
U***199;URTMA USTASI

***199;***305;plak g***246;zle erdi***287;in kadar***305;n***305; bileceksin yerin, g***246;***287;***252;n
hasat o kadarc***305;kt***305;r, fazlas***305;na g***246;nl***252;n gitmesin bo***351;una
hayat m***252;lk de***287;il ki u***231;an ku***351;a, ko***351;an kar***305;ncaya kumul
de***287;il musibet; sonsuzluk s***305;r madenidir ya***351;ayana, hem
***8220;Her ***246;l***252;m erken ***246;l***252;md***252;r***8221; demi***351; madem ki ustam***305;z
gayret niye erken vedalar i***231;in; keramet an***8217;da gizlidir
ya***351;anmam***305;***351;ta bulacaks***305;n iksiri, umudun fazlas***305;nda
beklenemez hem, hele imgesi yoksa, emaresi erincin
ya***287;***305; al***305;nm***305;***351; s***252;t, kokusu emilmi***351; g***252;l neyse odur d***252;n
***351;iiri kurumu***351; zaman makbul de***287;il kente, diyeceksin...

yoksul g***252;nlere ***246;d***252;ld***252;r alkol damlas***305;, dam***305;t***305;lm***305;***351; lirin
bir de harflerin mu***351;tusu elbet, varolmak ba***351;ka ne ki
hava ***246;nemliyse; yaln***305;zl***305;ktan kayda de***287;er aymazl***305;k o
hi***231;bir ***246;l***252;m ***351;aka ta***351;***305;maz tohumunda, aya ve y***305;ld***305;zlara
b***252;t***252;n hayatlar kanatlanm***305;***351; u***231;urtmad***305;r, mavilikte el***231;i...
c***246;mert g***246;ky***252;z***252; tarlas***305; ka***231; u***231;urtmay***305; a***287;***305;rlar, sormadan
sevincini onaylat***305;r dileklere, dile ***252;z***252;n***231; d***252;***287;***252;mlendik***231;e
yutkunulamaz, ya***287;muruna bula***351;an a***287;udan korkacaks***305;n
g***252;z***252; tarife ***351;ark***305;lar gerekmez; yapraklar a***231;***305;k s***246;zl***252; sar***305;
her ***246;l***252;m haks***305;z, topra***287;a ge***231;mi***351;tir ***246;yle; hi***231; veya hep
u***231;urtmas***305; bulutlara as***305;l***305; kalm***305;***351; ***231;ocukluktur her hayat
bekler ***246;zg***252;rl***252;***287;***252;, r***252;zg***226;rla dans eden, bakakalacaks***305;n...

Hilmi HA***350;AL (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/1004)

aysun colak
06-11-2010, 12:56
Yaz

kal orada, eskiyen yaz'da
dudaklar***305;n***305; bir ayr***305;l***305;***287;***305;n ***246;p***252;***351;***252;ne ak***305;t***305;p
ku***351;luk vakitlerinde, uykunun kendini sallad***305;***287;***305;
bir masal b***252;y***252;s***252;nde kalakal

kum, suyun hi***231; de***287;i***351;meyen dili
dokunarak tenine ya***351;at***305;r seni

ben, k***305;ra***231; bir y***252;zle d***246;n***252;yorum gurbetime
gurbetim, sar***305; bir dal yapra***287;***305;
sen, geceye durunca ***305;***351;***305;yan g***246;zlerinle
***246;yle kal, hat***305;rlan***305;rsa bir yaz hat***305;rlans***305;n

Rahmi EME***199; (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/704)

aysun colak
07-11-2010, 12:53
Filizk***305;ran F***305;rt***305;nas***305;

g***252;n do***287;madan ba***351;lad***305; filizk***305;ran f***305;rt***305;nas***305;
evler yemen t***252;rk***252;s***252;
...............sokaklar seferberlik
***246;yle bir gariplik ki
...................***246;yle bir tedirginlik
yaz ba***351;***305;nda g***252;z sonras***305;

ayvalar ***231;i***231;ekteydi
.......g***252;ller daha tomurcuk
a***231;***305;l demi***351;ti g***252;ne***351;
.......a***231;***305;lm***305;***351;t***305; k***305;ra***231;ta k***305;***351; elmalar***305;
***231;***246;z***252;l demi***351;ti g***252;ne***351;
.......***231;***246;z***252;lm***252;***351;t***252; y***305;lanlar karanl***305;k odalar***305;nda
dallarda yuvalar t***252;y kokuyordu
.......d***252;***287;***252;n***231;i***231;ekleri ***351;enlikli

g***252;n do***287;madan ba***351;lad***305; filizk***305;ran f***305;rt***305;nas***305;
ne dal kald***305; ne tomurcuk
yerden yere ***231;ald***305; otlar***305; a***287;a***231;lar***305;
.............insan y***252;zl***252; bir korkuluk
***252;***351;***252;d***252;m d***252;nyalarca
......bask***305;n yemi***351; bir kent gibi ***252;***351;***252;d***252;m
sergen etti filizleri sapsar***305; bir karanl***305;k
............bahardan k***305;***351;a d***252;***351;t***252;m

ac***305;l***305; g***252;nler g***246;rd***252;m
s***305;***287;d***305;ramam bir tek g***252;n***252; bir koca y***305;la
geceler ge***231;irdim yoz kentlerin bulvarlar***305;nda
...............nice baharlar***305; k***305;***351;lara g***246;md***252;m
uzak d***252;***351;t***252;m yelinden yelvesinden ac***305;l***305; yurdun
uzak d***252;***351;t***252;m umudundan mutundan
..............yomundan uzak d***252;***351;t***252;m
bunalt***305;n***305;n b***246;ylesini g***246;rmedim

severim f***305;rt***305;nan***305;n her t***252;rl***252;s***252;n***252;
ormanlar u***287;ultulu sular dalgal***305;
severim filizk***305;ran f***305;rt***305;nas***305;'n***305;
..............k***305;r***305;p kanatm***305;yorsa sevincin t***252;rk***252;s***252;n***252;
nerde benim bahar***305;m
.......dal***305;m yapra***287;***305;m nerde
gece ***231;***246;km***252;***351; ***252;st***252;ne kerpi***231;sel yaln***305;zl***305;***287;***305;n
.............sanki kaplan pen***231;esinde bir manda b***246;***287;***252;rt***252;s***252;
ne ku***351; kalm***305;***351; ne ***231;i***231;ek
ne k***305;rm***305;z***305; ne ye***351;il
sapsar***305; karanl***305;kta yerler bahar ***246;l***252;s***252;

Hasan H***252;seyin KORKMAZG***304;L (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/1119)

Burcu Yalkın
08-11-2010, 14:05
ELİMDE KALAN

-Karıma-

Yirmi yaşında hapse düştüm.
Yirmi beşimde sürgün oldum.
Yıllarca gençliğimi saçtım
Anadolu topraklarına.
Bir yokuşu yıllarca indim çıktım
döke döke kanımı
bir ekmek parasına.
İşte bugün altmış üç yaşındayım.
Bakıyorum gökyüzüne bugün gene
demir parmaklıklardan.

Bir senin yüreğin
ak bir güvercin
elimde kalan.

A.KADİR

Cüneyt Kaptanoğlu
08-11-2010, 17:27
bir şiir de Can Baba'dan olsun

Uygunsuz Erler

İnsanlarla benzeşmeyeceksin
Zaten birbirlerine benzerler
Çiçekleri sulamayacaksın
Çiçeğe çok benziyorsa

Türkçe bir laf var
Teşbihde hata olmaz diye!
Yannış!
İnsanları benzetmeyeceksin

İnsanları benzeteceksin!
Sadece bir laf geçerlidir

Gebe gibidir

Gibi de Gebe

Onu bile kullanmayacaksın.



CAN YÜCEL

aysun colak
09-11-2010, 12:57
UZUN ATLAR DENİZİ

o zaman çarşılarımızı suladık
atları seyre gittik ikindilerde
çok sıcaktı terden bunalıyorduk
küçük tayın ağzı süt kokuyordu
çünkü sevdiğimizi söylemiştik

hiç böyle at görmemiştik
üstüne adam binemiyordu kahkahkah
çarşı esnafı soytarı olmuştu
- derken bütün atlar yatakta -
belediye başkanı sarhoştu

çok gülen ağızlar hep atlara
unutmuştuk kocaman ellerimizi
ne denli sıcaktı öyle o gün
ne de çok istemiştik denizi
- durmadan atlar çıktı karşımıza -

hiçbirinde yüzemiyorduk
kalkıp çarşıya indik gene
- bu ne biçim at dedik kahkahkah
kaldırımlara doldurduk sandalye
suladık çarşılarımızı oturduk

Ali PÜSKÜLLÜOĞLU (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/85)

aysun colak
11-11-2010, 12:54
G***304;ZL***304; BAH***199;E

I
Sis bas***305;nca ruhumuzu
g***246;z g***246;z***252; g***246;rmezdi.
Zamandan ya***351;l***305; o kad***305;n
***246;r***252;l***252; sa***231;lar***305; bah***231;enin patikas***305;
salyangozlar***305;n a***287;***305;r dans***305;n***305; izlerdi
Sol yan***305; u***231;urumg***246;vde
ruh ***351;ark***305; s***246;yledik***231;e bulur dengesini.
Can***305; neresinde saklar bah***231;e?

II
Ruh ku***351;u u***231;tuk***231;a
bir anlam ediniyor d***252;nya.
Dengesini kaybetmi***351; d***252;***351;erken
gitmek i***231;in hen***252;z erken diyor.

F***305;rt***305;nay***305; yar***305;p ge***231;iyor
yorulmu***351; u***231;maktan g***246;vde.
Uzan***305;yor serinine ***246;ylece
bah***231;enin gizine eriyor.

Sonra gece geliyor.
Sorular***305;n***305; bo***287;duk***231;a
derin kuyu
***231;i***231;ekler ta***231;land***305;r***305;yor
s***305;rra eren ruhu.

Bah***231;e can***305;n***305; nereye gizler
art***305;k biliyor.
Susmalar tarihine y***252;kseliyor
bah***231;enin ku***351;u.

Asuman SUSAM (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/1154)

aysun colak
12-11-2010, 13:10
Sevi

sabah olur, uyan***305;rs***305;n yan***305;mda
ku***351;lar kanatlar***305;na sesini ***231;izer
durur geceki ya***287;mur
sokaklar g***252;ne iner

sen g***252;lersin, g***246;zlerine pazar yeri kurulur
bir ***231;ocuk annesini kaybeder
senin y***252;z***252;nde bulur

konu***351;uruz, yolcular eve var***305;r
yanar gemilerde b***252;t***252;n ***305;***351;***305;klar
ay iner denizlere
***231;ilingir sofralar***305; kurar bal***305;klar

y***252;z***252;ne dokunurum, g***246;zlerim dolar
d***252;nyan***305;n her yerinde
yeni bir ***351;ark***305;ya ba***351;lar kad***305;nlar

Ayten MUTLU (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/140)

aysun colak
13-11-2010, 13:17
Çocukluk Aşk Sevişmek

çocukluk bir evdir:
perili
çocukluk bir evdir:
karanlık
çocukluk bir evdir:
tekinsiz

aşk çocukluğun intikamını almaktır:
bir kadından
aşk annemizi özlemektir:
bir başka kadında
aşk kendimize öldürmektir:
çocukluğun ardından

sevişmek kaçmaktır:
unutuluşun kırılganlığından
sevişmek girilmez bir ırmaktır:
başkasının yatağında akan
sevişmek çocukluğun intikamını almaktır:
kadınlardan

Baki Ayhan T. (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/150)

aysun colak
14-11-2010, 13:22
Bisikletli K***305;z'***305;n Arkada***351;lar***305;

-Haydar Erg***252;len i***231;in-

selesinden u***231;u***351;an ***351;eytanarabalar***305;
kadar sessiz bir sevin***231;le,
bisikletli k***305;z oradan, korkumuzun
sol yan***305;ndan ge***231;erdi, gelecekten ***246;d***252;n***231; al***305;nm***305;***351;
bir zar***226;fetle...

tahterevalliden inemiyorduk
ey sa***231;lar***305;m***305;z***305; u***231;uran r***252;zg***226;r-zaman
pasl***305; demire yap***305;***351;an ellerimizde
korkumuzu tutuyorduk

***231;ok g***252;zeldik, ama bunu bilmiyorduk!
hayat karnemizde masum
carp***233; diem ***231;ocuklu***287;un ***8220;hepsi pekiyi***8221;
bir hevesle ikimizin a***287;z***305;ndan s***246;yleyelim;

bisikletli k***305;z***305;n sa***287; yan***305;ndan ge***231;mi***351;e
***8216;belle***287;in cilveli bir oyunuyla***8217; akan
ve k***305;z***305;n asla hat***305;rlamayaca***287;***305;
bir ***231;ak***305;ml***305;k uzun bir an

tahterevallinin kahkahalar***305;m***305;z***305; yava***351;latt***305;***287;***305;

r***252;zg***226;r s***305;zd***305;rmayan cam bir zaman
koridorundan ge***231;iyorlar
belle***287;imizin amat***246;r film karelerinden
r***252;zg***226;rl***305; kahkahal***305; mini etekli
k***305;z***305;n anlara b***246;l***252;nm***252;***351; ***231;a***287;lar***305;, o ayn***305; bisikletle!
(her pedalda bacaklar***305; g***252;zelle***351;erek...)

hen***252;z de***287;memi***351; mi on ***252;***231; on d***246;rt
ya***351;***305; kuytu boynuna?...
o zaman cam***305;ndan s***305;zamam***305;***351; m***305;?


camc***305; ***231;***305;ra***287;***305;yd***305;m ben o zaman
elmasla cam keserdim. cam sesi
taa i***231; kula***287;***305; kama***351;t***305;ran cam sesi!
caddede b***252;y***252;k***231;e bir cam ta***351;***305;yan sar***305;***351;***305;n
bir ***231;ocuk d***252;***351;***252;n***252;n Haydar Bey
bu ***351;iirde her ***351;ey o camdan g***246;r***252;n***252;yor

(kadrosuz) k***305;z bisikletleri utanga***231; eteklerle
***351;eytanarabalar***305;yla alt***305;n ***231;a***287;a akarken
a***287;***305;zlar***305; vi***351;neli dondurma
gibi -serin- g***252;l***252;***351;en k***305;z ***231;ocuklar***305;...
***252;stlerinden ge***231;en bulutlardan ba***351;ka
hi***231;bir ***351;ey bilmeyerek...

az sonra ba***351;ka bisikletliler
s***246;k***252;n edecek yoku***351; a***351;a***287;***305;
korkumuzun tam ortas***305;ndan!
cam zaman koridorunun ***246;b***252;r ucundan
onlara bakmak! ***8220;***246;l***252;m***252;n g***246;zleriyle***8221;! 3

***231;ocuklar***305;n ***8220;bir unutu***351; h***305;z***305;nda***8221; yava***351;layan
k a h k a h a l a r ***305; ve
tahterevallileri donmu***351; olacak
bir okul koridorunda bir g***252;n sonra y***252;z y***305;l sonra...

Cem UZUNG***220;NE***350; (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/218)

aysun colak
15-11-2010, 12:34
AKILLIM

bu deniz bu yaraya ka***231; dalga
dalga kuytular***305;nda k***305;r***305;ld***305; ak***305;ll***305;m
da***287;lana da***287;lana
l***226;l bir sese tutunan
gidi***351;im de kal***305;***351;***305;m da hep sana
unutma beni, kanar***305;m sonra
anla, anla***8230;

mor ka***287;***305;tta kara bir nokta
harfler yana yak***305;la
uyumsuz her mart***305; kendi yaln***305;zl***305;***287;***305;na
gitmesem gelmesem de unutma
d***246;n***252;***351;***252; yoktur akl***305;n ku***351;kulardan
duygular***305;n***305; bir imgede harmanla
g***246;merim y***252;re***287;imi g***252;n bat***305;m***305;na
hayat***305;n oyununday***305;z ak***305;ll***305;m
kalsam da perdenin arkas***305;nda
bir a***231;***305;ml***305;k fald***305;n bana
k***252;serim kanar***305;m bakma suskunlu***287;uma
unutma, unutma***8230;

***305;***351;***305;mayan geceye
saks***305;da solmu***351; ***231;i***231;ektik
g***252;n ***351;imdi yang***305;n ve k***305;r***305;lgan
s***246;zc***252;kler toplam***305; kald***305; hayata arma***287;an
***246;lmekle kalmak aras***305;yd***305;m
ben y***305;ld***305;zlara ben sana
k***226;hinin mektubunu yollad***305;m
yeniyetme d***252;r***252;stl***252;***287;***252;nde dilim
senin puslu aynanda sakl***305;d***305;r s***246;z***252;m
s***246;z***252;m denize s***246;z***252;m da***287;lara
k***246;r kemanc***305;ya ezgisi ard***305;m s***305;ra
giz y***252;k***252; dizelerden s***252;zd***252;m seni
k***305;ldan ince k***246;pr***252;leri ge***231;ersin
sanki d***252;***351;eceksin g***246;z***252;m***252; yumsam!

ellerini gezinemem
bilirim yasa***287;***305;md***305;r tenin
sus, su ***252;***351;***252;yor ta***351; bat***305;yor y***252;re***287;ime
gidiversem yakamoz toplamaya ay ***305;***351;***305;***287;***305;na
a***287;***305;tlar yakmaya, do***287;uda rojda***8217;yla a***287;lamaya
karadeniz***8217;de bir dalga esmeye tozmaya
unutulmu***351; bir ***351;ark***305;da ezgi olmaya
duymad***305;***287;***305;n t***252;rk***252;ler eklemeye kavgama.

elini tut g***246;ky***252;z***252;n***252;n b***305;rakma
beni b***305;rak
bir cehennem dans eder i***231;imde
bir ***231;ocuk uykusunda say***305;klar
y***305;k***305;l***305;r ***252;st***252;me ge***231;mi***351;in k***252;llerini savurur da***287;lar
ak***305;ll***305;m, okudu***287;un bu ***246;yk***252;de
r***252;zg***226;ra kap***305;lm***305;***351; bulutlar a***287;lar!

Neriman CALAP (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/1023)

aysun colak
17-11-2010, 11:38
B***304;R M***304;NEL***304;

Bir mineli alt***305;n saat,
Bir alt***305;n k***246;stek ve madalyon
Bir roza ma***351;allah,
On iki miskal inci.
Madalyonunu ve boncu***287;unu
***304;ttim i***231;eri,
Gozlerimizin dibi kar***305;***351;t***305;
Da***287; yollar***305;n***305;n uzak duman***305; gibi.
Ve konsolun ***252;st***252;nde noksan bir g***252;m***252;***351; kutu
Ke***351;ke yaln***305;z bunun i***231;in sevseydim seni.

Cemal S***220;REYA (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/221)

aysun colak
20-11-2010, 13:56
DAYAN HA YIKILMA

Ac***305;
Bir
R***252;zgard***305;r
Eser
Da***287;lardan
Ovalardan
Kapkara
Kan***305;n***305;
Kurutur
Yoksullar***305;n
Sonra
K***305;tl***305;k
Pahal***305;l***305;k
Ve
Fa***351;izm
Dayan
Ha
Y***305;k***305;lma...
***220;lkemiz
Yoksul
***220;lkemiz
Fakir
Ve
***304;***351;***231;iler
***214;***287;renciler
D***252;***351;er
Yanyana
D***252;***351;er ya
Vatan***305;n
Bir
Yan***305; da
***214;l***252;r.
Ve ***350;ahin Ayd***305;n
Kerim Yaman
B***246;yle
D***252;***351;***252;yorsa
Bir
Bir
***304;nsan
Daha
***214;zg***252;r
Olsun
Diyedir.

Enver G***214;K***199;E (http://www.siirakademisi.com/forum/../../index.php?/site/sair_hayat/293)

aysun colak
21-11-2010, 14:15
JARTİYER

bu benim içim;
kırmızı jartiyerli, beli düşük ikizim
zıp zıp zıplıyor kapalı kutular gibi odalarda

fingirdek bir bahar akıyor damarlarımda

şimdi düz bir çizgi üzerinde koşsam
sokakları, pörsümüş şehirleri bıraksam ardımda
bir köpeğin dilinden alsam aşkı
kim tutar beni

hani kim tutar ikimizi
vurmuşum cümleyi alnının ortasından
bölmüşüm kelimeleri hecelere
hani sallasam boşluğa harfleri
koyu bir sıvı içerisinde gelsek katı hale seninle

olsa olsa bir tutam yaban otu biter içimizde!

Deniz DURUKAN (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/243)

aysun colak
22-11-2010, 14:15
BUGÜN PAZAR

Bugün pazar.
Bugün beni ilk defa güneşe çıkardılar.
Ve ben ömrümde ilk defa
gökyüzünün bu kadar benden uzak
Bu kadar mavi
Bu kadar geniş olduğuna şaşarak
Kımıldamadan durdum.
Sonra saygiyle toprağa oturdum.
Dayadım sırtımı beyaz duvara
Bu anda ne düşmek dalgalara
Bu anda, ne hürriyet, ne karım.
Toprak, güneş ve ben...
Bahtiyarım.

Nâzım Hikmet RAN (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/587)

aysun colak
23-11-2010, 14:30
O VE BEN

Sana koşuyorum bir vapurun içinde
Ölmemek, delirmemek için.
Yaşamak; bütün adetlerden uzak
Yaşamak....

Hayır değil, değil sıcak
Dudakların hatırası;
Değil saçlarının kokusu
Hiçbiri değil.

Dünyada büyük fırtınaların koptuğu böyle günlerde
Ben onsuz edemem.
Eli elimin içinde olmalı,
Gözlerine bakmalıyım,
Sesini işitmeliyim.
Beraber yemek yemeliyiz
Ara sıra gülmeliyiz.
Yapamam onsuz edemem.

Bana su, bana ekmek, bana zehir;
Bana tad, bana uyku
Gibi gelen çirkin kızım.
Sensiz edemem.

Sait Faik ABASIYANIK (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/733)

aysun colak
24-11-2010, 14:29
KEDİLERİ SEVERKEN AĞLAYINIZ

Kedim ve ben
Ölüyoruz yavaş yavaş
Karşılıklı, köşemizde
Elenirken eleğinde sıkıntının saatler
Mutad olduğu üzre

Bazen o benim kucağımda
Bazen ben onun
Avutuyoruz birbirimizi
Özlerken aynı şeyleri gizlice
Nasıl tırmalardık hayatı
Bir zamanlar şehvetle

Gittikçe bozuluyor yazım benim
Bozuluyor resmi onun gittikçe
Yaptığı eskiden özenle
Döşemelerine koltukların, kanepelerin
Esin geldikçe pençeleriyle

Derim ki ben
Kedileri severken ağlayınız
Beyaz değil aslında mahzundur kediler
Bu şiiri okurken de ağlayınız
Görüldüğü gibi
Kemiriyor İsmail'i keder

İsmail UYAROĞLU (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/426)

aysun colak
25-11-2010, 14:09
AĞIRLIĞINIZCA ACI SİZE

Buradan bakışlarını eğerek
Geçişine çıkılır sokağın
Vedalaşmaların saçlarını okşamadan gitmelere
Boyun büküşünden elim sende çiçeğinin
Konuşmalarımızın kırılmış yerlerinden
Ormanımızın uğuldayan kederine

Kendi suyunu kaynatamayan ne çok ateş
İçtenliğin taşrası ne çok söz

Oy hesaplarının şaşırmışlığı
Şirketlerinize yoğun emek yoksulluğumuzda
Geçen yılın düş seçkisi
Dolmuşlardan taşan şarkılardan
Kolonyalı hırsınızda merdiven altı diziler
Kelepirden alınmış bir derginin geceye çakılmış kibriti
Resimle fotoğrafın aynı şeyler olmadığını
Öğrenemedik gitti diye üzülen adam

Ağırlığınızca acı size
Yarın çekiliyor

İbrahim OLUKLU (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/398)

aysun colak
26-11-2010, 14:29
G***246;zlerimi Kapatsam

g***246;zlerimi kapatsam
cenneti d***252;***351;***252;n***252;r***252;m
denizliyi g***246;r***252;r***252;m
haney evleri
bah***231;eleri ba***287;lar***305;
elmay***305; nar***305;
ak kara dut
erik
kavaklar***305; ya kavaklar***305;

ak toprak kokusu duvar***305;n
i***231;ime ***231;ekerdim
nereden an***305;msad***305;m ***351;imdi

kapatsam g***246;zlerimi
cenneti
denizliyi g***246;r***252;r***252;m
ar***305;klar***305; ya ar***305;klar***305;
i***231;inde ***231;ocuklu***287;um yalnayak

kumrular***305; duyar***305;m
a***287;ustosb***246;ceklerini
kar***305;nca katarlar***305;
horozlar***305; ya horozlar***305;
nereden an***305;msad***305;m ***351;imdi

g***246;zlerinizi kapatsan***305;z
cenneti d***252;***351;***252;nseniz
***231;ocuklu***287;umun denizlisini
g***246;rmediniz ki
g***246;remezsiniz

Cengiz BEKTA***350; (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/224)

aysun colak
27-11-2010, 14:15
KUŞLARIM VURULDU

kuşlar mıydı, ben miydim ölen gerçekten
bozgunum her sabah yeni bir kuşu yitirmekten…

kuşlarım vuruldu kurak bir nehirle kaldım
alacakaranlıkta bu yetim şarkısıyla
döndüm dolaştım kendime vardım
dağlarım kurşunlandı, ayazlarda yıkandım
kuşlarım vuruldu çoktan kimsesiz kaldım...

kuşlarım vuruldu, ömrüm paslandı, yiten yılları andım
ki rüzgârlar kadar çok karşılandım çok uğurlandım
hızla dökerken yapraklarını kalbim
gidip bir şarkının notasında saklandım
ama kuşlarım…
kuşlarım vuruldu çoktan kimsesiz kaldım...

kuşlarım vuruldu, kalbim dağlandı, o ah aşklara yandım
yas tutan bir dünyanın kalabalığında
gelenler gittiler gölgemle kaldım
çek git yolumdan kalbim artık uslandım
kuşlarım… kuşlarım vuruldu çoktan kimsesiz kaldım…

Yılmaz ODABAŞI (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/883)

aysun colak
28-11-2010, 14:03
D***214;NECE***286;***304;M

Da***287;***305;t***305;r sa***231;lar***305;n***305; ve yalvar***305;p uzaktan
Mavi bir iklim gibi ***231;a***287;***305;r***305;r beni sesin,
Tertemiz g***246;klerinde dal dal erguvan a***231;an
R***252;yalar***305;ma ***305;***351;***305;k ve ***246;zlem serpmektesin.

Bir may***305;s sabah***305;n***305; ya***351;ayacak b***246;cekler
***199;***305;lg***305;n karanfillerle dolacak ye***351;il saks***305;n,
Ve sen bir fidan gibi ye***351;ermi***351; olacaks***305;n,
Serin, ***231;ak***305;l yollarda ku***351;lar birikecekler.

Melih Cevdet ANDAY (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/518)

aysun colak
05-12-2010, 13:35
ŞATHİYE

Alev kuşku yedi dağ doruğu
Sevi tanrı yedi can doruğu

Gücüm ermez elim varmaz
Umar gelmez kan doruğu

Ay deli ay deli ay deli
Yere vuran ay deli

Kent yeli us yeli yer yeli
Gönül köşkünde mekân doruğu

Bin evet döner dilimde bin olmaz alır soluğum
Bin tanrı yok olur bir yok içinde

Dağ yok çevre yok eksi artı yok
Toplanır ses sessizlikte: yan! Doruğu

Er doruğu, eren doruğu var doruğu
Vardan vara yol var insan doruğu

Dağ dağ ha ha
Varılmaz yaman doruğu

Evler sus sus
Gölge sus sus

Durak in cin köz
Renk anlam. Anlam

Bırakır uğuldayan boşlukta
Gerçeği:
Kuşku doruğu

Tanrım bana tanrım dil ver
Tanrım bana dil ver

Tanrı ocağın yakar gönül kül olur
Gönül kül kül kül

Bahçe çerağın yakar yer gök gül olur
Yer gök gül

Gül. Erim yok derim yok
Sözüm çok söylerim yok

Halim hal ise
Beterim yok

Gönül beter ol beter ol beter ol
Beterin beteri imkân doruğu

Biçimden geçtim içimden geçtim
Göçmenim göçümden geçtim

Boş boşa boşal
Boşalt. İç
Kalan doruğu

Müzik
Müzik
(s.95-97)

Mehmet TANER (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/513)

aysun colak
06-12-2010, 12:56
ANADOLU

Beşikler vermişim Nuh'a
Salıncaklar, hamaklar,
Havva Ana'n dünkü çocuk sayılır,
Anadoluyum ben,
Tanıyor musun ?

Utanırım,
Utanırım fukaralıktan,
Ele, güne karşı çıplak...
Üşür fidelerim,
Harmanım kesat.
Kardeşliğin, çalışmanın,
Beraberliğin,
Atom güllerinin katmer açtığı,
Şairlerin, bilginlerin dünyalarında,
Kalmışım bir başıma,
Bir başıma ve uzak.
Biliyor musun ?

Binlerce yıl sağılmışım,
Korkunç atlılarıyla parçalamışlar
Nazlı, seher-sabah uykularımı
Hükümdarlar, saldırganlar, haydutlar,
Haraç salmışlar üstüme.
Ne İskender takmışım,
Ne şah ne sultan
Göçüp gitmişler, gölgesiz!
Selam etmişim dostuma
Ve dayatmışım...
Görüyor musun ?

Nasıl severim bir bilsen.
Köroğlu'yu,
Karayılanı,
Meçhul Askeri...
Sonra Pir Sultanı ve Bedrettini.
Sonra kalem yazmaz,
Bir nice sevda...
Bir bilsen,
Onlar beni nasıl severdi.
Bir bilsen, Urfa'da kurşun atanı
Minareden, barikattan,
Selvi dalından,
Ölüme nasıl gülerdi.
Bilmeni mutlak isterim,
Duyuyor musun ?

Öyle yıkma kendini,
Öyle mahzun, öyle garip...
Nerede olursan ol,
İçerde, dışarda, derste, sırada,
Yürü üstüne - üstüne,
Tükür yüzüne celladın,
Fırsatçının, fesatçının, hayının...
Dayan kitap ile
Dayan iş ile.
Tırnak ile, diş ile,
Umut ile, sevda ile, düş ile
Dayan rüsva etme beni.

Gör, nasıl yeniden yaratılırım,
Namuslu, genç ellerinle.
Kızlarım,
Oğullarım var gelecekte,
Herbiri vazgeçilmez cihan parçası.
Kaç bin yıllık hasretimin koncası,
Gözlerinden,
Gözlerinden öperim,
Bir umudum sende,
Anlıyor musun ?

Ahmed ARİF (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/32)

aysun colak
07-12-2010, 12:15
Akşam üstü rüyası

Akşam üstü rüyası
Şimdi gemiler geçer uzaklardan
Gönlüm güvertede sereserpedir.
Işıklı geceler,saz sesleri, peynir ekmek
Ne biletim ne param ne dostum var
Pır pır eder yüreğim bakındıkça...
-Uyan Turgut um, garibim, uyan
Bura Terme'dir.

Terme köprüsünden kamyonlar geçer,
Irgatlar üç orada beş burada konuşurlar
Bir gece başlar, yarı siyah, yarı kırmızı
Cigaramı yakar evime dönerim...
-Gidin gemiler, gidin
Vardığınız yerlere selam edin
Gün olur bütün kaygılardan uzak
Ben de gelirim...

Turgut UYAR (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/836)

aysun colak
10-12-2010, 20:10
AY TOPLAYAN KIZLARIN SESİ: AVNİYE HANIM



Sizden önce yoktu hiçbir şey sizden sonra da olmayacak.
Topraktan öncesiniz ağaçtan önce
Sizden sonra kirazlar çiçek açmayacak.

Siz İstiklal Caddesi'ne girer girmez metroda bir sarsıntı
Güvercinler durur mu onlar Üveninka okumuş
Havalanıyorlar havalanıyorlar havalanıyorlar
Siz geçmeden yerlerine konarnıyorlar bir türlü
Çiçekler de ayaklanıyar usul usul rüzgarlanıyor çimenler
Üst üste üç kez çalıyor Aya Triada'nın çanı
A vniye Hanım! A vniye Hanım! A vniye Hanım!

Mis Sokağı'na yaklaştırrnıyor adımlarınız sizi bir türlü
Oysa bir zamanlar o sokaktan bir peruk almıştıruz
Sanşın olmak size ne çok yakışıyor
Ama her saflık güzeldir geyikleri ne zaman kaybettiniz
Gryikli Gece'yi bilmenizi isterdim ve güneşe doğru değişmenizi
İşte ünlü bir mağazanın vitrinine dalıp çıkıyorsunuz
Mankenler canlanıp hep bir ağızdan bağınyor:
Buyrun A vniye Hanım! Buyrun A vniye Hanım! Buyrun A vniye Hanım!
Sahi bumunuzu en son ne zaman kestirmiştiniz?

En son ne zaman baktıruz ellerinize ayaklarıruza
Mısır çapalayan mısır ayıklayan fındık toplayan
Fındık ayıklayan o güzel çocuğun o güzel ellerini
Toprağa çıplak basan o güzel çocuğun ayaklarını ne zaman unuttunuz?
Bak işte Çiçek Pasaj ı' nda seni konu ediyorlar
Bütün masalarda sen varsın
Gazeteler radyolar televizyonlar seninle başlıyor güne
Gözlüksüz geçme bu caddeden herkesi görmek zorunda
Değilsin: Herkes görsün seni
Camlar çerçevesiyle döliilsün sen geçerken
Ama dikkat et! Ellerin ayakların görünmesin!
Çocukluğunu saklayamadm bari onları sakla
Çok anıların var onlarla ayın altında
Sahi unuttun mu Buğdqyın Türküsü'nü
Mısırların da türküsü var unuttun mu?
Madenci türküleri gibi siyah ve sıcaktır
Taydır terlidir çay toplayan kızların sesi
Onları kuruttun mu, ne zaman kuruttun Avniye Hanım?
Yeni saçlarıruz çok güzel kırmızı saçlar size çok yakışıyor
Bak, biraz sonra Narman1ı Han'ı geçeceksiniz
Ahmet Hamdi, Bedri Raluni hep oradalar
Zamanla solmaz ki sessizliğin derin sesi
Onlar da söyleyecekler sana kırmızının yakıştığını
Narman1ı Sümmani'yi bilir misiniz Avniye Hanım?
Erzurumlu Emrah'ın, Bayburrlu Zihni'nin kardeşi
Kırmızıyı onlar da sever
Yüreğinden kan çekip söylemişlerdir türkülerini

Leyla ŞAHİN
(http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/466)

aysun colak
11-12-2010, 13:07
***304;NSANIN GURBETLER***304; ***304;***199;***304;NDE

Gecesel bir yer alt***305; sesiydi,
kehanet f***305;s***305;lda***351;mas***305;ndayd***305; k***246;kler, kemikler;
a***231;***305;kta t***252;fercilerin par***305;ldayan
l***252;ks'leri. Av vakti, o tedirgin
ka***351;***305;l***305;kl***305; bekleyi***351;; g***246;vdemdi sanki
oltadan ***305;***351;***305;***287;***305;n yal***305;m***305;na kap***305;lan.

Yan***305;lsamalar ve aldan***305;***351;lar.
Bekledi***287;im inmedi trenden,
bir s***246;ylen olacakt***305; d***246;n***252;***351;***252;;
kara b***252;y***252;lere ***231;arp***305;lmaya haz***305;rd***305;m
d***246;ns***252;nd***252; yeter ki.
Oysa k***305;p***305;rt***305;s***305;zd***305; istasyon;
***246;yleyse k***305;rm***305;z***305; bir mendille
kimdi el sallayan ge***231;en ak***351;am?

***304;nsan***305;n gurbetleri i***231;inde;
s***252;rg***252;n yeri bu y***252;zden tan***305;d***305;k,
ayr***305;ld***305;***287;***305; g***252;nk***252; gibi d***246;n***252;yor ki***351;i.
Gide gide, yata yata bitmeyen
yol de***287;il, zindan de***287;il;
bedenin ve k***305;r***305;lgan s***246;zlerin,
bah***231;***305;van***305;n budad***305;***287;***305; dal***305;n
sulad***305;***287;***305; fidan***305;n i***231;inden ge***231;en
o karanl***305;k menzil.

Ezberimde t***252;m zul***252;mler,
belle***287;i ***246;yle beslemez
***231;***252;nk***252; a***351;klar.

Sevgililer! Baz***305;lar***305;n***305;z***305; unuttum
burnumda t***252;t***252;yor baz***305;n***305;z***305;n kokusu.
Terk edilmenin ac***305;s***305; dinliyor, aldat***305;l***305;***351;
g***252;l***252;msetiyor: parmaklar***305;n aras***305;nda
buru***351;turdu***287;um hercai menek***351;enin
o tuhaf h***305;***351;***305;rt***305;s***305;.

Vah***351;et vah***351;etle a***231;***305;klanmal***305;.
Tazeyken yan***305;k et kokusu
k***305;l***305;nabilir mi be***351; vakit namaz?
Hangi k***246;sn***252;, hangi d***252;***351;, hangi dua
unutturabilir toplu mezarlar***305;?

Karde***351;ler! ***199;oktan verdim
verece***287;im filizi. Gittim gidece***287;im
yerlere; d***246;nece***287;im yerlerden
d***246;nd***252;m. Yol al***305;rken de***287;i***351;tirdi
g***246;r***252;nt***252;leri, bi***231;imleri, ***231;elik
keskisi zaman***305;n ve g***252;zerg***226;h***305;n.

Kaz***305;n***305;yor an***305;lar, bir g***252;l
sesiyle birbirinin ***252;st***252;ne;
son eskinin, art***305;k unutulmu***351;un
bir yorumu en yak***305;n katmandaki
yara gibi taze an***305;.

An***305;msad***305;k***231;a bilecek insan
neyi unutmamas***305; gerekti***287;ini.

Ahmet OKTAY (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/55)

aysun colak
13-12-2010, 14:13
Sevgilerde

sevgileri yarınlara bıraktınız
çekingen, tutuk, saygılı.
bütün yakınlarınız
sizi yanlış tanıdı.

bitmeyen işler yüzünden
(Siz böyle olsun istemezdiniz)

bir bakış bile yeterken anlatmaya her şeyi
kalbinizi dolduran duygular
kalbinizde kaldı
siz geniş zamanlar umuyordunuz
çirkindi dar vakitlerde bir sevgiyi söylemek.
yılların telaşlarda bu kadar çabuk
geçeceği aklınıza gelmezdi.
gizli bahçenizde
açan çiçekler vardı,
gecelerde ve yalnız.
vermeye az buldunuz
yahut vakit olmadı

Behçet NECATİGİL (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/162)

aysun colak
14-12-2010, 13:30
RÜZGÂRI ÖPEN ÇOCUKLAR

bizi zamana sıraladılar
bizi kargaşaya
fazlayken eksik kıldılar
"gel dosta gidelim gönül"

oradan gelirim
yüküm toprak kovgunu
saçlarımda sivas tokası
taktıkça kararan
yundukça kirlenen

gurbet oğuldur bizim oralarda
anaların yüreğinde kızgın bir tuğla
rüzgarı öperdi çocuklarımız

oradan gelirim
yüküm direnç -dalgalara inat-
yüküm, telleri kopmuş bir asma köprü
sırt verdim dağlara, uçurumlar eskittim
demir tozu ciğerim, kömür tozu ekmeğim

babamız, ışıksız ölen...
anamız, göğsü çukur...

oradan gelirim -alnımı yakan güneşe inat-
yüküm portakal çiçeği
yüküm ayva ile nar
kamyonlar dolusu tablo gibiydik
çukurova düzünde
altın dişleri parlardı üzerimizde
gözleri yuvalarından fırlayan pamuk tüccarlarının

oradan gelirim, her yerden
yüküm ağır, yüküm...
-çiğdemlerden çelenk yapan çocuklardık biz-
bizi şehrin çarmıhına gerdiler
bizi İsa çağına
gurbet akar yüzümüzden
bayat ekmek
çürük et
mor pembeler sallanır çamaşır iplerinde

-çok zaman yitirdin gönül!

Arzu K. AYÇİÇEK (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/106)

suece
15-12-2010, 15:53
KARA SEVDA

...ve nihayet gelip çattı
Bir dilimi zehir zıkkım
Bir dilimi candan tatlı.
Masallarla indi yere
Sebil oldu cümle hikayelere
kara kara kazanlarda kaynadı
Diyar diyar al kanlara boyandı
Türkülerde ateş alev yandı tutuştu
Gördes kiliminde nakış
Minyatür bahçelerinde suret kesildi.
Ve nihayet gelip çattı
Elveda belirsiz bedava sevince
Uçan kuşa eşe dosta elveda
Bütün haşmetiyle gelip çattı
Bir dilimi zehir zıkkım
Bir dilimi candan tatlı.

Bedri Rahmi Eyüboğlu (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/siir_goster/204)

Rengin Özesmi
17-12-2010, 13:22
Baba Evi

örtün koyu gülümseme, ilk dişi
kaburgasında yitik kanat, eyleş,
yerçekimi meleklerin putlar anne
orda seyrekleşir, cisim baba. kafes bırakmak
açık bırakmak. Tüyler, kan, gaga.

büyük böcek gel sız ruhuma, ışıt
körpe zihni. o yarayı içer, sende
yalnızca dirime ve peyini, öde organınla.

Semih Kaplanoğlu

aysun colak
18-12-2010, 14:45
GİTTİN

Gittin/camlar kırıldı
Gökyüzünde çarmıha gerildi yıldızlar
Sözcükler mahzundu.
Bu yük çok ağır hayatın kollarında
Ve çok küçük anlarda
Saklı, yenik, ezik ve kırgın
Nasıl taşınır bu yük
Ağır ve kötü bir ur
Her gün tıkarken hayatın atardamarını
Sensiz/nasıl bulunur izi kaybolmuş bir yol.
Gittin/bu şehir şimdi
Terkedilmiş bir köy, harebe
Bir mumun son alevinde.
Dağınık yataklara benzeyen odalarda
Ölüm kokuyor ajanslar, açlık, çığlık, cinnet
İz düşümü bir deli gözün
Ki o tutmuş ucundan, küfre dönük her sözün
Zaman, dönp dolaşıp
Aynı yerde biriktiriyorken kirli kanını
Sensiz/ışığı firar geceler nasıl biter
Gittin/yabanıl bir hasret takvimlerde
Yaralı gözlerin düer yollarıma
Alır basarım dudaklarıma
Ne zaman ölümü düşünsem
Ellerin ateş olup düşüyor ellerime
Sesim bir yenilgiden dönüyor
Saçımın her telinde
Yanlış bir işgal
- gözlerimde sızı-
sensiz/depremlerde dünya. Nasıl döner.
Gittin/bütün asmalar bağ bozumunda şimdi
Tek bir gül diktim toprağa
Gülü boyuyoruz çocuklarla
Sen giderken de yanıyordu yıldızlar
Bir bardak çay avuçlarımızda
Bölüşüyorduk cinneti. Dağlanırken
Gözpınarlarımızdaki yaş
Bu yük çok ağır kollarımda.
Yüzümü camlara dayıyorum
Yüzüm yitiyor. Yüzümü bulamıyorum
Sensiz/nasıl çıkılır hayatın çukurundan
Gittin/ankara yağmur ışıdı
Kil rengi bir ay gözlerinden çatırdadı
Gecenin bütün tonları ağladı.
Kitaplarıma da yasak koydum artık
İçli bir rapsodi gibi hayat anlatmayın
Suskuya inat bir eylem yapacağım
Yenilgilerini diyorum yaşanmışlığın
Kızılay meydanında yakacağım
Çoğalacağım...çoğalacağım...çoğalacağı m
Tabansız bir dünyayı yokederken
Sensiz/bu zafer nasıl kutsanır...
Gittin/ıssız duvarları okşadım usulca
Bir kuş geçti içimden bozkıra
Kefilim şimdi gecenin bütün suçlarına
Bir haritalara gökkuşağı çizerdik
Maskelerdiz buza kesmiş her bir sabahı
Kırağılar çiçeklenirdi dağ başlarında
Renklerinden hasret armağandı analara
Ki o çocuklar:
Ömürsüz hayata dönük yüreklerin deseniydi
Gülüşlerini öper
Arındırırdık onlarla gövdelerimizi
Sensiz/nasıl takılır saçlarım bulutlara
Gittin/biliyorum dönüşünden tanıyacağım
Yaşanmamış düşler benim yanılgım olsun
Çığlık, deprem; cinnet: biraz durun
Ah çarpan bir yüreğin gezgin acıları
Usta alıcı-toy satıcı
Koşturuyor şimdi atını kavuşmalara
Bıçağın ucunda bilenirken hayat
Dedindi "Hezaren çiçeğini tanır mısın?
Güzeliğinde zehir yazgılı"
Her güzellik bedeliyle (mi) gelir?
Ödenir aşkın da bedeli...

Selma AĞABEYOĞLU (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/753)

aysun colak
19-12-2010, 14:50
AYRILIK

Bir tren düdük çalarak gitti,
Bıçak bıçak poyraz esti dostlarım.
Ezildikçe ezen bir dağ içimde,
Güz sonu bahçesine döndü dört yanım
Salkım salkım, yumak yumak düşünce.

Salkım söğütlerin düşüncesi bende,
Acısı yüreğimde ayrı olmanın
Başımda kavak yelleri eser esmeye
"Saat on bir veya yarım"
Salkım salkım anı, yumak yumak düşünce.

Bilinmez bir yolculuğa çıkmalıyım
Kömür gözlü esmerim, karanfil saçlım:
Sen bir yana, dünya bir yana.
Yeni türküler söyleyecek dudaklar,
Dünya, kötü oldu bir defa daha.

Işıktan dolu dolu, bağlı gözlerim
Devrilmiş ağaç, kavrulmuş yaprak misali.
Bıçak bıçak poyraz eser dostlarım,
Elinden alınmış deyneği,
Kalakaldım.

Oğuz TANSEL (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/939)

aysun colak
20-12-2010, 16:35
ZERDALİ AĞACI

I

Havalar güzel gidiyor
Sen de çiçek açtın erkenden
Küçük zerdali ağacım,
Aklın ermeden.

Bak kurt gibi kalın yapılı
Görmüş geçirmiş ağaçlara
Küçük zerdali ağacım,
Pişman olursun sonra.

Şimdi okşar da hafif hafif
Bir gün yerden yere çalar rüzgâr
Küçük zerdali ağacım,
Bakma güzel gitsin havalar.

Sallansın dalların çocuklar gibi
Bakma güneş ısıtsın varsın
Küçük zerdali ağacım,
Sonra donarsın.

Zemheride bahar mı olur
Akşamları seyret anlarsın
Sakın erkenden çiçek açma
Küçük zerdali ağacım.

Cahit KÜLEBİ (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/204)

aysun colak
21-12-2010, 13:24
AN

ellerimi al, hem de hepsini
yün eğiren, yaprak toplayan
çamur bedenlerin üzerinde dolaşıp
ırmaklarda boğulan ellerimi
gözümü kapatsam yağmur yüklü bulutsun
açacak olsam...

göz bebeklerimin içine alıp seviyorum sesini
uykulu bir yıldız geçiyor önümden
gökyüzünde iki buruk kanat izi

aşk mı, an mı, sen mi?

Özlem SEZER (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/692)

aysun colak
22-12-2010, 14:14
G***220;NEYAS

yaz bu.
h***252;zn***252;n gizemli bah***231;esi.

oysa sen, senin sesin, g***246;zlerin
kab***305;na s***305;***287;mayan sular gibi.

biliyorum dinecek susuzlu***287;u ***231;i***231;eklerin.
kendi g***246;lgesinde yok olacak erin***231;.

varl***305;k i***231;inde varl***305;k
yokluk i***231;inde aynas***305; k***305;r***305;lacak yazlar***305;n.

biliyorum.
uzun s***252;rer dokunulmu***351; yerlerin s***305;z***305;s***305;.
bir sabah uyan***305;r***305;z. bir ***351;air ***246;l***252;r.
cenazesine gideriz. d***252;nya d***246;ner.
d***246;nd***252;k***231;e d***252;nya bir ***351;air daha ***246;l***252;r.
***351;airi ya***351;ayan ***246;l***252; ***351;iirler de
buluruz istersek. bah***231;eye ***231;***305;kar***305;z.
onlarca, y***252;zlerce. otururuz susarak.

sen oluruz birg***252;n.
birg***252;n ben ***246;l***252;r***252;z.

Derya ***214;NDER (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/248)

aysun colak
23-12-2010, 12:52
ah!

ah tutmaz, bu r***252;zgarl***305; ***231;at***305;lar
odalardan dilsiz u***287;ultular y***252;kselir
***246;rt***252;nme tela***351;***305;nda utanga***231; k***305;zd***305;r kasabalar
d***252;***351;***252;n***252; kurarlar bedenlerinde gezinen nefesin.

sonra ak***351;am***252;stleri gelir
huzursuz e***351;iklerde bekle***351;ir
kime ihanet etmemi***351;tir ki zaman***8230;
tedirgin ve tekinsiz***8230; anlar
karanl***305;k kuyulara birikir.

korkudand***305;r b***252;t***252;n koruganlar
***231;atla***287;***305;ndan endi***351;e s***305;zar
bir g***252;l, yakas***305;n***305; y***305;rtar kan revan
i***231;imizi oyar a***351;ktaki teredd***252;t.

tedirgin ve tekinsiz***8230; hayat
e***351;i***287;inden g***246;z***252; kapal***305; atlamak isteriz
bilmek istemeyiz; ama aldanmak***8230;

(http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/1154)Asuman SUSAM (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/1154)

aysun colak
25-12-2010, 12:16
KÛFE’DE BİR HÜSEYNÎ AKŞAM

Saplı kalsın göğsümde
kanıma teşne hançerin,
yaramdan damlar tekrar
nasıl olsa bir Hüseyin

Hüseyin bir ayna değil
ki kırılsın Yezid’e,
kan dökülsün ister hırkası
Yezid bir bahane

Sırrı aşikâr bir Hüseyin
aşka verir ser’ini,
tebeşir dairesinde Azrail’in
çözer zifaf düşmesini

Hüseyin kadar şivekâr
kaç isim var dilinde,
kimseye ve herkese ait
bir başka menkıbe

Sanır mısın ki Hüseyin
kumların fısıltısıdır bes,
yazılan sağdan sola
iki veya üç hecelik bir nefes

Hüseyin bir cinaslı avazdır
kişiye özel bir temrin,
bengisuda boğmak gerekir
onu öldürebilmek için

Hârelidir elbet Hüseyin
bir o kadar çocuk,
ateş çemberi değil ki bu çizdiğin
basbayağı bir boşluk

Hüseyin gece bir vakit
dokunmak gibidir güneşe,
eski yarasını Kûfe’nin
yıldızlar basmadan önce

Bencileyin külden bir Hüseyin
ezbere bilir ihaneti,
ruhuma sapladığın hançer
şehvetle ürpertir etimi

Hüseyin bir sırma kamerdir
tasviri nafile bir şehrayîn,
zaten Kerbelâ’ya uçar
sûreti haktan her Hüseyin

Hüseyin FERHAD (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/1013)

aysun colak
27-12-2010, 14:37
He

vurma kazmayı
ferhaaat

he'nin iki gözü iki çeşme
aaahhh

dağın içinde ne var ki
güm güm öter

ya senin içinde ne var
ferhat

ejderha bakışlı he'nin
iki gözü iki çeşme
ve ayaklar altında yamyassı

kasrında şirin de böyle ağlıyor
ferhaaat

Asaf Halet ÇELEBİ (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/107)

aysun colak
28-12-2010, 13:26
KANAMA

Kumunu yitirmiş bir çölün hüznü
Önemlidir bir düş'ün depreminden
ölümün sevinci her silah sesi
kalbimde çalkalanır bir deniz bunu bilmekten.

Yüzünü yerinde kullanmıyor sevgilim
dalgınlığını da,
onda bir geyiğin dağlar kadar korkusu
kanı görünüyor bir avcının dürbününden
toplardamarında doğurgan bir acı
inciniyor zamansız gökyüzünden.

Sessizlikten öğrenmiş tutkuyu
ayrılıkla şakalaşmaktan
aşkı bir şarkıya uğramış durmuş
taş sözcüğünü duyunca kırılan cam gibi paramparça
bir bakıma göz ağrısı.
Çam kokulu dudakları değince ağzıma
kar diner, çiçek açar kasığındaki sudan.

Onu durmadan anımsamak bir kanama mı?

Nereme dokunsanız gül tadında bir sancı.

Veysel ÇOLAK (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/862)

aysun colak
29-12-2010, 11:57
Hile ve Hayal

erdem bir ruh halidir, kömür hayatın gizi
akrebi henüz bilmiyorum, hayalse ben'im

............ elki benim nedenim bir pusu haberi
............ belki ben ateşe karşı bir sancıyım
............ şaşıyorum bana rağmen derin uykulara
............ bütün gece ateşe bakıyorum
..................... gelgit oluyor aklım

ben kutsal azınlıktan biri, akşam ülkesine yabancıyım
ben flagellum dei, yağmura ve ekmeğe inanıyorum
biliyorum zehir bir kadın eli
............ kimseye söylemiyorum
yani sözünü etmiyorum birçok sırrın
............ ve simyayı ölümüme saklıyorum

yani göç eden maddedir, rüzgârımız gümüş
hileyi henüz bilmiyorum, hayalse ben'im
belki benim nedenim bir pusu haberi
belki ben erken ölümlere akan bir geceyim
gölgem dayanmıyor sevdiklerimin yokluğuna
benden önce gitmesin diye onlar
............ hileyi keşfedeceğim

ve rüzgârla birlikte ben
............ ..... kan revan içinde bir hayal olarak
............ önce davranıp hemen
ateşi âleme
............ âlemi ateşe vereceğim

Oktay TAFTALI (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/638)

aysun colak
30-12-2010, 13:28
GÖZYAŞLARI DA ÇİÇEK AÇAR

Ellerimi dokunduğum her yerde
Çığlık çığlığa kıvranıyor hayat
Ve ölen arkadaşların giysilerini
Bir kere daha dürüp koyuyor analar
Çamaşır sandıklarına
Gözyaşları da çiçek açar

Bugün yurtyeri olsa da acılara
Kayaların en sarp yerlerindeki
Kırlangıç yuvalarını andıran alnın
Bir gün terli bir gelecek uçuracak
Sabahlardan akşamlara kadar
Gözyaşları da çiçek açar

Ansızın oyuna başlayan çocukların
Sesleri kadar canlı ve huylu
Sevinçleri kadar taze ve acemi
Bir duruş kuşatır seni o zaman
Gözyaşları da çiçek açar

Başını dayadığın ağaç dalı
Bak hafifçe eğildi toprağa doğru
Uyuyan bir çocuğun soluk alışını
Dinler gibi kendini vererek
Yaklaş yüzünü örse de acılar
Boynundan ter boşalan herkese
Gözyaşları da çiçek açar

Yaklaş, yüzünü örse de acılar
Ve nasıl yakalarsa toprağı kök
Suları renk, dalları kiraz
Sen de öyle yakala hayatı
Yürü kol kola canıma değsin
Gözyaşları da çiçek açar

Abdülkadir BULUT (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/16)

aysun colak
31-12-2010, 14:35
Mecnun'un Tekiyim Ben

mecnun'un tekiyim ben leyla'ya bo***351;vermi***351;im
seni sevdada bulmu***351; sevdaya bo***351;vermi***351;im

nice bin ***226;***351;inayla k***226;m al***305;p g***252;listandan
tenh***226;da g***252;l kurutmu***351; goncaya bo***351;vermi***351;im

o alt***305;n t***252;yleriyle savrulan ku***351;lar gibi
hep z***252;mr***252;d'le avunmu***351; anka'ya bo***351;vermi***351;im

dem ***231;ekip kadehlere d***246;k***252;l***252;***351;***252;m bundand***305;r
u***351;***351;ak'ta karar k***305;lm***305;***351; nev***226;'ya bo***351;vermi***351;im

ey ***351;air, d***252;nya kahr***305; sevdas***305;z ***231;ekilir mi
d***252;nyalar kadar sevmi***351; d***252;nyaya bo***351;vermi***351;im

Ahmet NECDET (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/54)

aysun colak
01-01-2011, 13:35
UNUTMA DEFTERİ


Deniz

............."Serez çarşısı kapatmış elleriyle yüzünü. "
.................................................. .....Nâzım Hikmet

Sen Deniz' din. Uzun boylarımızdın. Evlerimiz yalnız düşmüş
harflerdi. Üstümüzde bizim olmayan bir hayat. Kuyularda
masaldık. Gecemiz yoksul güne unutma sürmesi. Dünyayı
gören rüyamızdın.

Sen Deniz'din. Uyanan sesimizdin. Gözlerimiz ellerimizde bi-
terdi. Uzağımız yine bizdik. Sözlerin birden kalabalıktl. Sözle-
rin şehre inmiş kenar mahalleler. İyiliğin sabahına mavi ha-
ritamızdın.

Sen Deniz'din. İpe değil yıldızlara çekilmiş onurumuzdun.
Ekmeğimiz korkuyla acıydı. Başkasını bilmezdik. Aklımız ke-
çeleşmis bir geçmiş. Gövdemize gelecek zamanları düşür-
dün. Karıncalaşmış özgürlüğümüzdün.

Sen Deniz'sin. Bize sonsuzluğu öğretensin. Kaç bin kadın,
kaç bin erkek, kaç bin çocuk, muradından doğurdu seni. Ölü-
münü aldık, hayatını verdik. Parmaklarımız cesaretin mum-
ları. Seni anladık, seni çoğaldık, seni ışıdık...

Şükrü ERBAŞ (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/806)

aysun colak
03-01-2011, 16:54
DAR GÜL

Şuramda bir şey… atıyor,,,
kimden düşmüş, hangi yardan
güneşler ki ezilmiş, anılar ki perçemli
dereağızları, koştukça eksilen atlar
sökülüp gelir arzulu bir diyardan

Kalbimi gezdirdim zarflarla
kalbimi… ölmüş köpeğimden kalma
tasmayla
havlayan tezgâhlardan geçip
teneke kutularda yanan
odunun huyunu gördüm
ağzım uykusuz, ikindilerle
beyaz dikenlerle işleyip durdu
tuzdan bir yol oldu
dar güllere doğru

Savaş haberleri parmaklarımın arasında,
parlıyor ölünün altın dişi gibi
çünkü bütün savaş nedenleri
paha biçilmez bir dişilik taşır
ve çarpar dişi sözcükler, dişi toprak
elektrik
savaş haberleri, kuruyan boğazlar
su kıyıları, soğan zarı
şuramda bir şey… yatıyor akşamdan
göğünü yakmış güvercinler için
göğsüme serptiğim darı

Şeref BİLSEL (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_goster/1099)

aysun colak
04-01-2011, 13:38
NESLİ'YLE KONUŞMALAR

Avlu. İkindinin anayurdu.
Önce avluya gelirdi ikindi,
Sonra çatıya çekilirdi
Gölgelerin sessizliğine takılarak.
Kumru kuşlarım akşama hazırlardı.
Denizi düşünürdüm zerdali ağacının altında,
Dergilerde resimlerini gördüğüm denizi.
İkindi nasıl sarmalardı o büyük suyu?
Ya okyanusu?
Sökün ederdi sorular
Okuduğum sözcüklerden süzülerek:
Denizin tuzu nereden gelir,
Gözyaşlarından mı denizkızlarının?
Yakamoz
Anıları mıdır balıkların?
Dere okyanusun ipekböceği midir?
Güneşin oğlu kime kılıç sallar gündüzleri,
Kızı geceleri kime gülümser?
Ayın ardında da uçar mı kartal?
Ağaçkakan kimin şiirini yazar ağacın defterine?
Neden toprağın altında arar
Yıldızları salkımsöğÜt?
Cırcırböceği
Neden yaprağın sesine sarmaz uykusunu?
Bütün bu soruların yanıtlarını
Yıllar sonra sende buldum. Nesli.

Sende buldum
Dergilerde resimlerini gördüğüm denizi.

Ülkü TAMER (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/852)

aysun colak
05-01-2011, 13:56
HAMLA***199;

Karanl***305;***287;***305;n taht***305;na yerle***351;en mavi hamla***231;
Evlerden sokaklara s***305;***231;rayan aleviyle
Sipersiz bak***305;***351;larda ***351;eytanca oyna***351;arak
D***246;n***252;***351;s***252;z bo***351;lu***287;unu kenetliyor geceye

Can ***231;eki***351;meye terk ettim b***246;cekleri
Art***305;k ***246;lecekleri yeri
Kendileri se***231;sinler

D***246;n***252;yorum
Belki de y***305;k***305;lm***305;***351; bir kent bulmaya
Belki de kentlerin art duvar***305;na
Ters yaz***305;lm***305;***351; bu ***305;***351;***305;***287;***305;n harfleri

Onlar***305;n g***246;rmedi***287;i bir yerde bir ac***305; var
(http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/506)B***252;t***252;n y***252;zler sars***305;lmaz perdelere ***231;evrili
Bir umuttu s***246;zc***252;kler! yer yok ***351;imdi onlara
Aram***305;zda bo***351;lu***287;un en ***231;amurlu elleri

Mehmet M***252;mtaz TUZCU (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/506)

aysun colak
06-01-2011, 14:04
MASA ÜSTÜ ÜÇ ŞİİR


SMİRNOFF

meskalin:
eşyanın zamanda
yolculuğu

ise

şöyle söylemeli
isli bir köle:

kraliçem
her çağ yakışır bize!


BACARDİ

henüz
şişede duruyor

ben de
minderimde

oturuyorum
geniş bir haz

vücudumla cam arasında

yüzümü görüyorum
ölü saçlarımın
altına sarkmış

hafif bir yarasa
çekiyor minderimi

birdenbire
yüzüm göl
saçlarım kamış!


KULÜP

akşamı doldur
uzun bardağına

akşamı doldur
ve uzat
gelin duvağı’na

gök sivil
az purusya mavisi

baktıkça hayli şiir

sahilde unutulmuş
bir asker ceketi

Salih MERCANOĞLU (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/1053)

aysun colak
07-01-2011, 13:15
Taşra kızın deliceleri

1.
Gözlerim seni görünce güzel
Saçlarım senin için uzun
Tenim seninle sıcak böyle.

Sakınmaklar gereksiz bunu yeni anladım
kırıp dikenli telleri geldim yanına.
Dört tarafımda elle tutulan karanlıktı-bilirsin
raylarca uzuyordu yalnızlığım
körkandil kısır anlayışlara
bir kinim vardı , zamanın eritemeyeceği
bir sancım vardı öylesine belirgin
yokluğun özlü çıbandı sanki
Duramadım.

Duramadım dayanılmaz isteklere
bütün bağlardan kurtulup bir an
gözlerinin büyüsüne geldim
ellerinin ateşine
Yak beni.

Sen uykusun vazgeçilmiyorsun
Seni kendim kadar seviyorum
Günlerden bir gün duysam acısını
Beni ilk öpenin sen olmasını istiyorum
Beni ilk öpenin sen olmasını.

Türkan İLDENİZ (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/840)

aysun colak
10-01-2011, 12:18
AŞK

Şimdi sen kalkıp gidiyorsun. Git
Gözlerin durur mu onlar da gidiyorlar. Gitsinler.
Oysa ben senin gözlerinsiz edemem bilirsin
Oysa Allah bilir bugün iyi uyanmıştık
Sevgideydi ilk açılışı gözlerimizin sırf onaydı
Bir kuş konmuş parmaklarıma uzun uzun ötmüştü
Bir sevişmek gelmiş bir daha gitmemişti
Yoktu dünlerde evvelsi günlerdeki yoksulluğumuz
Sanki hiç olmamıştı
Oysa kalbim işte şuracıkta çarpıyordu
Şurda senin gözlerindeki bakımsız mavi, güzel laflı
İstanbullar
Şurda da etin çoğalıyordu dokundukça lafların
dünyaların
Öyle düzeltici öyle yerine getiriciydi sevmek
Ki Karaköy köprüsüne yağmur yağarken
Bıraksalar gökyüzü kendini ikiye bölecekti
Çünkü iki kişiydik

Oysa bir bardak su yetiyordu saçlarını ıslatmaya
Bir dilim ekmeğin bir iki zeytinin başınaydı doymamız
Seni bir kere öpsem ikinin hatırı kalıyordu
İki kere öpeyim desem üçün boynu bükük
Yüzünün bitip vücudunun başladığı yerde
Memelerin vardı memelerin kahramandı sonra
Sonrası iyilik güzellik.

Cemal SÜREYA (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/221)

aysun colak
13-01-2011, 22:11
BU***286;DAYDAN ***214;***286;REND***304;M ***350;***304;***304;R***304;

Bu***287;daydan ***246;***287;rendim ***351;iiri
Can***305;m kara bu***287;daydan
Tad***305; tat binlerce y***305;ld***305;r
***304;yilik c***246;mertlikle al***305;r
Sofralarda yerini.

Akan sulardan ***246;***287;rendim
Kimsesiz ***231;e***351;melerden k***305;rda
Duru p***305;narlardan da***287;lar***305;n beleninde
Denizden ya da, yazlar k***305;***351;lar ge***231;er
T***252;kenmez bize anlatt***305;klar***305;.

K***305;r ***231;i***231;eklerinden ***246;***287;rendim
***220;rerler da***287; bay***305;r kendili***287;inden
Renkleriyle kurumlanmadan
Ay***305;rmadan ***231;oban***305; beyi
Sunarlar g***252;zelliklerini.

K***246;y kahvelerinde ***246;***287;rendim
Ya***287;mur, toprak, kad***305;nlar, severek
Bir ***246;m***252;r s***246;z***252;n***252; ettikleri
Ne k***305;tl***305;klar k***305;rar umutlar***305;n***305;
Ne istekleri biter t***252;kenir.

***199;ar***351;***305;da pazarda ***246;***287;rendim ***351;iiri
K***252;f***252;rlerinden bal***305;k***231;***305;lar***305;n ***351;of***246;rlerin
Saysam ustalar***305;m hep b***246;yle gider
Ads***305;z a***287;a***231;lar, g***246;***287;***252;n de***287;i***351;imleri
***304;***231;g***252;d***252;leri ku***351;lar***305;n b***246;ceklerin...

Nas***305;l renk renk a***231;arsa k***305;r ***231;i***231;ekleri
Kayan***305;n dibinden patlarsa kaynak
Sevince sarho***351; olunca bizlerden biri
***304;ndirir yumru***287;unu y***305;rtarsa g***246;mle***287;ini
***350;iir yazar***305;m ben de kan***305;m***305; ak***305;tarak...

Necati CUMAL***304; (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/591)

aysun colak
16-01-2011, 14:24
MANDOLİN

Eski bir mandolindi ölümdü anlatılan
Kır kahvesinde çocuklara çalardı
Temmuz örerken evini sarmaşıkla

Çan çiçekleri göğsünde kuru kalbi
Serilince bahçeye rakı sofrası
Kucağında mandolin, mandolin ve parmakları

Ne yalnızlık kalır ne aşk
Ne gizlice bildiği av şarkıları
Ay dudağında kuruduğu zaman
Ve ne zaman görse çocukları

Serin yaz geceleri penceresinden
Balkona akınca gölgesi
Saçlarında deniz ve uçuşan şapkası
Eski bir mandolindi ölümdü anlatılan

Şimdi kış ve uykusuz çocuklar
Uzak bir mandolin kulaklarında kalan

Ergin GÜNÇE (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/1113)

aysun colak
17-01-2011, 12:49
K***305;r***305;k De***287;irmen

Bir i***231;imin alacakaranl***305;***287;***305;na dayanmak meselesi,
Bir bu fena ***304;stanbul ak***351;am***305;n***305; ya***351;amak
Nice odalar***305;n kapanm***305;***351; penceresi
Gene bana iniyor yaln***305;zl***305;***287;***305;ma s***305;***287;***305;nmak.

Gene benim, ***351;imdi tek ba***351;***305;na, sonra beraber.
Bir yan***305;m ma***287;rur sa***287;lam, bir yan***305;m g***252;c***252;me gider.
Bir yan***305;mda kar***351;***305; koyma, bir yan***305;mda ezilmeler.
***304;kili tutkular gibi can***305;ma okuyacak.

Her ***351;eyler devam eder bu bildi***287;im gidi***351;te.
Evli evine giderken yolcu yoluna.
Ne r***252;zgarlar yapaca***287;***305;n***305; yapm***305;***351; ki bana
K***305;r***305;k de***287;irmenler gibiyim, d***246;nemiyorum i***351;te.

***350;***252;kran KURDAKUL

aysun colak
18-01-2011, 14:01
BANA DÜŞLERİNİ ANLAT

İstersen bana düşlerini anlat,
istersen sus sabahın sisli alacasında
yollara düşerken tökezlediğin,
dağ yamacındaki çiçekleri kokla
ve başla gene de anlatmaya
suyunu içmeye eğildiğin
o keklik pınarını, uykulu kanatlarıyla
havalanan kuşları…

Bir ince marangozdun sen Pekeriç
kuytusunda,
uzakta su değirmeni,
yatağın toprak damda,
düşlerinde bıldır yağan kar.
Haydi bir cıgara sar şimdi
nasırlı parmaklarınla
ve bana düşlerini anlat:

“Ah o bulutsuz gökyüzü, o çırpıntısız deniz,
kumsalını, kayalıklarını uzaktan görebildiğimiz
ada!”

Cevat ÇAPAN (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/229)

vahdettinyılmaz
18-01-2011, 21:31
MAYIS GÜNLERİ İÇİN AĞIT

Şiir tabanca oldu artık
Bir tarih düşelim şuraya
Kelimeden ve ustadan kurtuldum
Aşk gitti, başka kaleler kaldı geriye

Susun ki boynu vurulanlar olabilir
Aysız durur karla soğutulmuş gece
Susun ki göğüs kafesimden geçer yüzleri
Eller arkadan kelepçe gözler incedir

Şiir de barut kokmalıdır son günlere geldik
Kötülük kolordu gezmektedir bence
Kuduzlar, mermiler havlamaktadır
Gül düştü, başka kaleler kaldı geriye

Bağırdım, Yusuf’un bende bir gömleği kaldı
Bu boyunlar, alınmaz hınçlar, hesaplar olmasın
Suladım, nar çiçekleri serptim topraklarına
Uzun gün, uzun gece karanlıkta kalmasın

Şiir zorlu bir saldırmadır, oluklu hem de Sürmene
Oğulları gök ekinlere benzetir Yunus Baba
Koşuyorum ben de, bu satırların yazarı, dikenler parçaladıkça
Yol düşer, başka kaleler kalır geriye

Ben ki yazların ve güzlerin acemi sözleriyim
Her şeyi yarım kalmış bir ikindi kuşu gibi
Uzatırım hüznü beş vakit elem kalırım
Horozla donansa da dalgın yüreğim

Boşaldı şiir yayından, gözü keskin çocuk
Suratı yağmurla hırpalansa da
Bir tetik, birden bire bir tetik
Kol düşer, başka kaleler kalır geriye

Ergin Günçe / 1973
Türkiye Kadar Bir Çiçek, bütün şiirleri, Can, sf.56

aysun colak
21-01-2011, 15:04
Açık Kalp Ameliyatı

hepimize yeter bu aşk aralık tut kalbini
üşürsen temmuz tut, kar tanesinin
yumuşacık süzülüşü gibidir sevişmek bu kalabalıkta
her aşk biraz yaklaşmaktır kansız bir cinayete
her aşk taslaktır, tasadır belki de
yalnızca 5'i olan bir saate bakıp bakıp
ağlamamaktır, tutmaktır kendini boşalırken bile
kaybolan ya da ne bileyim güpegündüz çalınan
kum saatidir, çingene sesidir, hepsidir.

neşter girdi mi kalp guguklu saatin
ötmesini öğretir zamana; hasrettir zaman
kırılan aynaya. hepimize yeter bu aşk
neşter yetmez ama; tahta bir kazık, kızgın yağ
bir poşet tiner, yeni çekilmiş
ayak tırnağını yalamaktır
kapana uzatmaktır dilini
işlenmemiş suçları itiraf etmektir aşk

herkes birbirine fazla narkoz versin lütfen
rica ederim zorluk çıkarmayın baltaya
korkuluklara saygılı olun mesela, tırmanmayın
direklere neye yarar bu; neye yarar ısıtmak
dün ölen bir kadavrayı mor bir aşk uğruna

açık bırakıp bu kalbi ameliyat masasında
resim yapmalı, deli gibi resim yapmalı
kayıp bir turuncu kokusu var havada

Altay ÖKTEM (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/94)

aysun colak
24-01-2011, 17:07
Y***220;RE***286;***304;N TIKANDI***286;I YER

K***305;r***305;lm***305;***351;, h***305;rpalanm***305;***351; ta***351;lara benziyor insan y***252;zleri
O y***252;zler ki; y***305;llard***305;r bak***305;yorlar belirsiz bir gelece***287;e do***287;ru,
endi***351;e var g***246;zlerinde, korku var
Askerler gidiyorlar paran***305;n pe***351;inden, sava***351;***305;n foto***287;raflar***305;n***305; ***231;ekebilmek i***231;in
Atlar ***305;sl***305;k ***231;al***305;yor
K***246;pekler ***351;ark***305; s***246;yl***252;yor
Parampar***231;a hayatlar***305;n
Ve g***252;vercin kanad***305;na as***305;l***305; ***246;l***252;mlerin ***252;zerinde oturan b***252;y***252;k
cellatsa; te***351;ekk***252;r ediyor d***252;nyan***305;n b***252;t***252;n katillerine:
-H***305;zl***305; y***252;r***252;y***252;n
Gecikmeyin
Y***252;re***287;in t***305;kand***305;***287;***305; yerde sizi bekliyorum

Metin G***220;VEN (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/532)

aysun colak
25-01-2011, 13:25
VEDA

Silahlara veda
Geceye rüyaya ve sana
Yalnızlığın geyik gözlü köşesinden
Düzenlerin çıkmazına

Çizdiğim resmin
Saat kulesi ağlıyor
Ağzım o çeşit yok
Şişe bu çeşit var

Sen bir gece gelsen
Güneş doğmasa
Gitmeden yine gelsen
Bu yeni geleni
Bu bize bakanı
Sana bir anlatsam
Güneş doğmasa
Sandıkların içini göstersem sana
Çizdiğim resmin
Yalnızlığın geyik gözlü köşesinde
Bir rafa koyabilsen
Olup biteni ve onları
Sabaha kadar konuşsak
O ürkek ürkek bakanı sana bir anlatsam
Ateşi karı tüfeği çeksem
Ocağa pencereye kapıya

Kemana veda

Yağmurda şeytan ve şapkası
Silahın ölümünü kutluyorum

Tren kaçırmış gibiyim

Sana veda

Sezai KARAKOÇ (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/775)

aysun colak
26-01-2011, 13:32
M

gül yaprağı düşse
kanıyor bu yara
duruşun bakışların
böyle demiyor ama
bildim mi?

ah sen onu ne çok...
ne zaman ölsen adı karışıyor adına:
gök denize karışıyor
bak şurada gömülüsün
ondan kalan yakamozda
gördün mü?

gün doğuyor
ay doluyor
"Yoksa tek başına bu kuytu yerde"
rüzgâr ne soruyor sana
bildin mi?

batan güneş tecellin senin
seyret içindeki yangını
celallen yarattığın asi sevdaya
kıyam et denize doğru, heeyy
beni duydun mu?

Zeynep UZUNBAY (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/906)

aysun colak
27-01-2011, 15:30
BİR BAŞKA TEPEDEN

Sana dün bir tepeden baktım aziz İstanbul!
Görmedim gezmediğim, sevmediğim hiçbir yer.
Ömrüm oldukça, gönül tahtıma keyfince kurul!
Sade bir semtini sevmek bile bir ömre değer.

Nice revnaklı şehirler görülür dünyada,
Lakin efsunlu güzellikleri sensin yaratan.
Yaşamıştır derim, en hoş ve uzun rü'yada
Sende çok yıl yaşayan, sende ölen, sende yatan

Yahya Kemal BEYATLI (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/867)

aysun colak
28-01-2011, 17:09
MUM ALEVİ İLE OYNAYAN KEDİNİN ÖYKÜSÜ

Bir mum yanıyordu bir evin bir odasında.
O evde bir kedi vardı.
Geceler indiğinde kendi havasında
Mum yanar, kedi de oynardı.

Mumun yandığı gecelerden birinde
Kedi oyunlarına daldı.
Oyun arayan gözlerinde
Mumun alevi yandı,
Baktı,
Mumun titrek alevinde
Oyuna çağıran bir hava vardı.

Oyunlarını büyüten kedi büyüdü
Kendi türünde çocukcasına,
Döndü dolaştı, yavaş yavaş yürüdü
Geldi mumun yanına, oyuncakcasına.
Bir baktı, bir daha, bir daha baktı
Mumun alevinin dalgalanmasına
Uzandı bir el attı.
Bıyıklarını yaktırmadan anlamayacaktı...
İlk kez gördüğü mumun yakmasına
İnanmayacaktı.

Kedi oyunlarında büyüyordu,
Mum, üşüyordu yanmalarında.
Zaman ikili yürüyordu
Aralarında.
Bir ayrışım görünüyordu
Birinin yanmalarında
Öbürünün oynamalarında.

Kedi oyunlarında büyüyordu,
Yitirerek gitgide oyunlarını.
Mum küçülüyordu yanmalarında,
Yitirerek gitgide yakmalarını.

Oynarken büyüyen kedi yanacak,
Aydınlatırken küçülen mum yakacaktı.
Küçülen yaka-yaka aydınlatacak,
Büyüyen yana yana anlayacaktı.

Bir mumun yanmasından
Ve bir kedi oyunundan
Kaldı sonunda
Bir gecenin tam ortasında
Bir evin bir odasında
Göz-göze susan
İki insan.

Mum yandı bitti
Kedi büyüdü gitti.
oyunlar karıştı gecelerde
Suskun uykusuzluklara.

O iki insandan, sonunda
Birinin anılarında kedi,
Birinin dalmalarında mum
Kaldı gitti.

Nerede bir mum yansa şimdi,
Nerede oynasa bir kedi,
Birbirine yansıyor, karışıyor gölgeleri...
Bugün dün gibi oluyor,
Dün bugün gibi.
Mum ellerimi tırmalıyor,
Belleğimi yakıyor kedinin elleri.

Özdemir ASAF (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/680)

aysun colak
29-01-2011, 14:43
BAHARI BEKLERKEN YAZILMIŞ ŞİİR

O günü görmek için sade bekleyeceğiz,
Göreceğiz bir sabah yeşil tomurcukları.
Hazırlanıyor gibi, gökyüzü, ufuk, deniz,
Bir sabah dökülecek baharların baharı.

Bu bahar yalnız mesut günler taşımaktadır,
Başbaşa kalacağız kenarında bir suyun,
Göz alabildiğine yeşil uzanan çayır,
Bir saadet içinde sessiz otlayan koyun.

Bu bahar güleceğiz en içten bir sevinçle,
Bir melek ordan bize uzatacak elini.
-Beni bırakma kalbim, kalbim sen bana söyle.
Ümitlerin en güzelini!..

Ziya Osman SABA (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/908)

aysun colak
30-01-2011, 16:44
Akşamı Çağır Bana Çocuk

Geniş bahçeleri vardı ömrümün
Gülümü en uzağa fırlatırdım
Belki bir çakıl taşıydı mahzunluğum
Suların coşkusuna kapıldım
Aşk olup savruldum
şiir olup yağdım
Hep kendimi yaraladı uzaklığım

Akşamı çağır bana çocuk
epey seyreldim
Dalımdan düşen bin parça
Sana kalsın delidolu sevmelerim
mavi bir düş büyüsü buruk
gözlerimin saydam mürekkebi

Yorgunluğum şiirimden okunuyor
Güz burcuna çıkıyor bütün yollar
Kuşkuyla sevişmek bir hayli zor
Gayrı her seferimde isyan var
Kalbim son gemiyi terk ediyor

Bırak kızarıp bozarsın ufuk
Sen kal kıyıda ateşi çoğalt
Bir masal uydur gidişime
yalanı ve ihaneti kollayarak
Yak bütün ışıklarını salkımsaçak
yüzdür ıslığını alabildiğine

Akşamı çağır bana çocuk
epey geciktim
Şekere bandırdığım hüznümden al
Sen de köpürt o tadı bir süre oyalan
Benimse dumanım başımda
terim boncuk boncuk
Hayır yok bu gecenin sabahından

Ahmet GÜNBAŞ (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/45)

aysun colak
31-01-2011, 16:07
GÜL DÖNÜMÜ

ısrarcı tokalar nöbetteyken başımda
saçlarım hazırdı rüzgârla işbirliğine
bu yüzden biletsiz ve bavulsuzdum
istanbul yolcusu kalmasın,
diyen gözlerinde

hüznün ziline basıp kaçtım,
ortasından döndüm bir masalın
akordeon çalan kentlere kandım bilerek
gül dönümüdür ruhumun, rahat bırakın

şimdi sana azmışım fazlaymışım
ekimle yok artık alıp veremediğim
yine de ay üstüme silkiyor tozlarını
başka şiire giderim
yeter ki bitmesin yolum

yalanım yok diyorsam yalandır
bir yaprağı eksiktir bütün papatyaların

Özlem Tezcan DERTSİZ (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/693)

aysun colak
01-02-2011, 13:53
AJANS

Radyoda bir h***252;zzam ***351;ark***305; var
d***305;***351;arda s***252;mb***252;l havas***305;,
"halbuki ***351;imdi uzak ufuklara kar ya***287;***305;yor."

Daha evvel ajans dinledik,
zincirlerini ***351;ak***305;rdatarak ge***231;ti esaret
alev raylar ***252;zerinden demir arabalarla.

Toprak gebeydi,
toprak ***231;ocuklar: Dostlar,
kiminde orak, kiminde balta
-bu***287;day kokan avu***231;lar***305; kan i***231;inde-
emeklerini y***305;***287;***305;n y***305;***287;***305;n, ba***351;ak ba***351;ak
harman yerinde b***305;rakarak
d***246;***287;***252;***351;t***252;ler en ***246;n safta.

D***246;***287;***252;***351;t***252;ler ve ***246;ld***252;ler.

Sonra h***252;rriyet
-yaral***305; ceyl***226;nlar gibi-
ve sulh
-anam s***252;t***252; kadar hel***226;l-
y***252;z***252;nde ne bir kin, ne bir infial d***252;***351;t***252; yollara.

Yollar uzun, menzil ***305;rak
ayaklar***305; kan***305;yor, yalnayak!

Bir ***351;ark***305;d***305;r bu
sulh ve h***252;rriyet dedi***287;in
a***287;***305;z dolusu s***246;ylenir ufuklara kar***351;***305;.
Bir ***351;ark***305;d***305;r bu
kal***251; bel***226;dan beri s***246;ylenir
kurtlar dilinde, ku***351;lar dilinde.

Ben, onunla b***252;y***252;d***252;m
onunla y***252;r***252;d***252;m
onun i***231;in b***252;y***252;tt***252;m bu boyu
onun i***231;in ***246;lebilirim.

Demir bu ***351;ark***305;yla d***246;v***252;l***252;r
Bu ***351;ark***305;yla y***252;r***252;r gemiler
ve bir temmuz ***246;***287;lesinde
mola verdi***287;i zaman orak***231;***305;lar
bu ***351;ark***305;yla ayran i***231;er.
Bu ***351;ark***305;yla ge***231;er
semas***305;ndan insanlar***305;n
bo***351;alt***305;p rahmetini k***252;m***252;l***252;s bulutlar***305;.

Dostlar,
dostlar***305;n dostlar***305;;
bu b***226;bda ne s***246;ylesek az.

Bir ***351;ark***305;d***305;r bu
kan ve ***246;l***252;mle yaz***305;lm***305;***351; kalplerimize,
unutulmaz!

Niyazi AKINCIO***286;LU (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/944)

aysun colak
02-02-2011, 14:46
ANNE

hüznün damlalarıdır sevgime yağan
dolduğunda çatırdayan kalbim uçurum yarıklarıyla
dilim dilim kesilmekte gözbebeklerim
sarkarak toza bulanan
işte o zaman
ışığına dolanıp düşlerinin göğsüne yatardım
karışık sesinle kanat çırpardı sesim
elllerine erir karışırdım ıslaklığına
eğirmek isterdim kestane saçlarını iğle saçlarıma
zorlu anlarımda çıkıp gelirdin hep yanıma
eziyetle yürüdüğün yeter
dökünüyorum yorgunluğunu bedenime
sarnıçlarda yağmurlar dinlenirken senin için
anne, gül et beni kederine

Kaan İNCE (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/431)

aysun colak
03-02-2011, 14:17
YALAN

Ben güzel günlerin şairiyim
Saadetten alıyorum ilhamımı
Kızlara çeyizlerinden bahsediyorum
Mahpuslara affı umumiden...
Çocuklara müjdeler veriyorum
Babası cephede kalan çocuklara...

Fakat güç oluyor bu işler
Güç oluyor yalan söylemek...

Melih Cevdet ANDAY (http://www.siirakademisi.com/index.php?/site/sair_hayat/518)