PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Her Güne Bir Şiir


Sayfa : 1 [2] 3 4 5 6 7 8 9 10

meryem
19-03-2006, 01:36
Onur.merhaba.bu günde bu siiri çok sevdim.sizi kutluyorum.

Rengin Özesmi
19-03-2006, 22:01
BİR AŞK ŞİİRİ 'SANA'
Ne zaman gözlerine baksam
bir okyanusla yıkanıyor kalbim.
Nereye gitsem hep sende kalıyorum
yıldızların gökyüzünde kaldığı gibi.

Bir yağmur damlasına çizdim
o küçük gölün kıyısında bana verdiğin ilk öpücüğü...
Şemsiyenin ucu yırtıyordu bulutları

Hiç bitmeyecek birlikte baktığımız yer
Saçlarımda uyuyan Ay ışığı olacaksın hep
omuzbaşlarımda akan sıcak bir ırmak.

Ve hiç silinmeyecek
Şafak renkli dudaklarından dökülen
dünyanın en güzel aşk ilanı:
Ellerimi yıkamıyorum
ellerinin kokusu çıkmasın diye

<BLOCKQUOTE>
<BLOCKQUOTE>
Özkan MERT (http://www.siir.gen.tr/siir/o/ozkan_mert/index.html)

(Varlık Dergisi, Sayı 1102, Temmuz 1999)<A href="http://www.siir.gen.tr/siir/o/ozkan_mert/index.html" target="_blank">
</A></PRE></BLOCKQUOTE></BLOCKQUOTE></PRE></PRE>

Kırmızı
19-03-2006, 23:00
<TABLE id=HB_Mail_C***111;ntainer height="100%" cellSpacing=0 cellPadding=0 width="100%" border=0 UNABLE="***111;n">
<T>
<TR height="100%" width="100%" UNABLE="***111;n">
<TD id=HB_Focus_Element vAlign=top width="100%" background="" height=250 UNABLE="off">DÖRT AŞK ŞARKISI

1.
Senden ayrıldığımda
O güzel günün sonunda
Açılınca gözlerim
Ne çok sevinçli insan varmış dedim.

İşte o akşamdan sonra
Sen bilirsin ya
Daha güzel dudaklarım
Çekirge gibi çevik bacaklarım

Ben böyle olalı beri
Daha yeşil ağaç, fidan ve tarla
Daha bir güzel suyun serinliği
Başımdan aşağı boşaltınca
2.
Beni sevindirdiğinde
Bazen düşünürüm:
Şimdi ölüversem
Mutlu kalırım
Sonsuza kadar.

Sonra yaşlanıp
Beni düşündüğünde
Tıpkı bugünkü gibi görünürüm sana
Bir sevdiceğin olur
Henüz gencecik.
3.
Küçücük dalda yedi gül
Altısını rüzgar alır
Ama biri kalır
Bulayım diye onu

Yedi kez çağıracağım seni
Altısında gelme
Ama söz ve yedincisine
Tek sözümle gel.
4.
Bir dal verdi bana sevgili
Üzerinde sarı yapraklarda

Yıl dediğin geçer gider
Aşk ise hep yeni başlar.

Bertolt Brech
</PRE></TD></TR>
<TR UNABLE="***111;n" hb_tag="1">
<TD style="FONT-SIZE: 1pt" height=1 UNABLE="***111;n">
<DIV id=hotbar_promo></TD></TR></T></TABLE>

bizimdeniz
20-03-2006, 01:37
Bunlar da benden. Enver Gökçe için.


30 Bölümden oluşan şiir çalışmamın bu sekiz bölümü "Evrensel Kültür Dergisi'nin "Eylül ve Kasım 2004" sayılarında yayımlanmıştır.
<?:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-com:office:office" />

1.
dutluca insanları

e.gökçe’ye

dutluca insanlarının
bakır renkli
kavlak derilerinde
güneşi gördüm
içim sindi


2.
çit köyü

kavruk bir zamanda akıyordu
başak sarısı ağustos
yakıyor
yıkıyor
duruluyordu gün
biz öğleyin indik
arapgir postası’ndan
dutluca meydanında tek tük
kahveler doluydu insan

çit köyünü sordum
deeeeyha şurası takip et şu yolu
oraya çıkarsın dediler
peki enver gökçe’yi tanır mısınız
diyecek oldum
kertimiş ekmeğe döndü suratlar

bakış üstüne bakış
bakış üstüne bakış fırlattılar
doldurdular gözüme
sonra da
demirci celal usta’yı(*) gösterip
kavlak derili kalın enselerini
döndüler yüzüme

köşe başı bir dükkan
önünde bir yeşil ağaç
dalları yıkılıyor yerde
(görkemli kehribar sarısı yaşlı bir dut)
içerdeki yetmişlik celal usta olmalı
bir yandan ateşi körüklüyor ocakta
bir yandan örsünde
demir döver denge denk
rengahenk bir gün akıyor ki
tutabilene aşk oldun





(*) enver gökçe’nin sürgün yıllarında ve sonrasında sıklıkla uğrayıp sohbet ettiği, dutluca’da demircilik
ve sobacılıkla uğraşan sevdiği yakın bir dostu.



3.
canlanır gözelerim

gün öyle yaralı
öğle yarıldı
ki
uçuruma döndü içim

paldır küldür palas pandıras
içimdekiler
yığılmaz mı dibe
apar topar peşlerinden
yollara düştük bizde

üstümde öyle bir mavi
öyle ki sonsuz
şırıl şırıl ışıklarıyla yıkanan ova
yıka yan güneş
sarı bir deniz’e açılır yolum
vangh’u çıldırtan sarılara
bata çıka ilerliyorum
canlanır gözelerim hüzün basar
bir türküye dadanır dilim

erzincan’a girdim ne güzel bağlar
erzurum’a girdim dumannı dağlar
elleri koynunda bir gelin ağlar
oy anam anam nasıl dayanam

(...)

dalar gider düşüncelerim
içlenir im

bir şey var bu türküde
gökçe yüzlü
insan özlü
dinleyen de yanar
oku
yan
us
da



4.
gün sürgünde

zehir zemberek piç bir hava
madımak’ta yanan-narın
kavrulur sıcağında
yiğidin karman çorman olduğu
ateşine yandığımın sivas’ında

hava su toprak
cayır cayır gürül gürül can
temmuzu tutuşturun
gün sürgünde
ki
devrildi gövde
kırıldı dal
düştü düşecek
filize kesmiş yaprak
ışıksızlık içinde
çiçeğe duran ağaç

mavi saçlarında keder
yeşil gözlerinde hüzün
bakır teninde balkıyan acıyla bu toprak
acıya kıvanıp
kıvranan bir acıyla
boğulduğu
gün
o
gün
temmuzlar hiç bitmeyecek



5.
talibana yenilmiş bir troya’ydı madımak

arap kısraklarına binmişlerdi
terkilerinde kesilmiş insan başı yerine
kum gibi kaynayan madımak’ı
tutuşturmak için
gaz bidonları getirmişlerdi

silme doluydu odalar
kadın erkek genç yaşlı
dal gövdeler
filiz şen gülü şen yaprağı şen dallar
semah dönen gonca güller
ak karanfillerin ve sümbüllerin
tutuştuğu o yangında
gözümde yaş eridim

ömrümüzün kuşatılmış o günü
içimizde boynu kırık yürekler
hiçbir zaman hiçbir menzile erişmeyecekler
talibana yenilmiş bir troya’ydı madımak
bağrımızda konuşlanan
kararlı bir karanlık
sapı kan demiri paslı
kör bir bıçaktı
dünden hazır bir ocaktı madımak
yiğidin karman çorman olduğu sivas’ın
çeliğinde su kaçağı

bu nasıl bir tarihsel döngüdür ki
ya istiklal ya ölüm
diyenlerin cumhuriyetini
teslim aldı karanlık
iktidara sultalık başımıza sarık
üstümüze yeşil bir cübbe geçirdi
ömrümüz de dört köşeli bir karanlık



6.
karıncanın su içtiği

inadına kök inadına gövde
yedi iklim dört köşede
dallanıp budaklanan yaprak çiçek
çiçeği burnunda uyanan şafak

ölüm kalım savaşı yaptığımız
o günlerden bu güne
arılar
karıncalar
daldaki yuva
yuvadaki kuş
elmayı yurt/sayan kurt
toprağa sığınan böcek
dal gövde
filiz
yaprak
kanat çırpan kelebek
tarlada hasıl bir ekin
bahçede yonca
gözede su
karıncanın su içtiği
her şey duru her şey dingin
gürül gürül anadolu

bir uçtan
öteki uca
kavlak derilerinde
güneş emziren
insanlarımız
nazlı seher yelinde
çiçeğe duran
şafakları
suladılar
suvardılar
yedi düvel gavuru
ingilizi fransızı anzavuru
uzun tüylü italyanı
ve bastı bacak urumu



7.
o güneşin yıkadığı şehir

çanakkale anavartalar seddülbahir
ondokuz mayıs ve samsun
amasya erzurum sivas
sonra ankara
büyük millet meclisi
aralıksız toplantılar
kaçınılmaz gerçeklik
çevik atak kararlı
herkesten hızlı düşünerek
düşüncelerinin peşinden koşturarak herkesi
kimsenin hayal edemediği
cumhuriyetin peşine düşerek
ille de düzenli ordu ille de kuvayi milliye
diyordu
ordulara emrediyordu:
ordular, ilk hedefiniz akdeniz’dir ileri
ya istiklal ya ölüm

o duruş o bakış o haykırış
nardaki hararet baştaki keramet
ne kudüs’te duyulur
ne mekke’de sezilir
günü gelir unutulur
vecd ile tavaf ettiğin
allı pullu “haç” günlerin

30 ağustos büyük taarruz
inönü savaşları
afyon
kocatepe
dayan yüreğim dayan
9 eylül
izmir
kızıl alevler içinde ışıyan
karanlıkları yırtıp
dağları tutuşturan
o ateşin tanrısı
o güneşin yıkadığı şehir
yani tarihten önce tarihten sonra
bütün agememnonları çıldırtan
us
bizim hektor...
mustafa kemalimiz
bizi yüceltip bizden yükseliyor
arşı kat kat aşıyor başımız


8.
60 baharında mavi saçlarını ağartan deniz

atmışlarda
konakla da
yan
soluklan biraz
devrime
koşarayak
soluk soluğa
kalarak
soluğumuz
kesileyazdı
o yaz

ama biz
en ileri
düşüncelere
atıldığımız
tozu dumana
kattığımız
ve pare pare
olduğumuz
o boz bulanık yıllarda
rotamızı şaşırdık
ki
karmakarışık

biz
o şaşkınlık içinde
boz bulanık yılların
fırtınalı denizinde
sarıldığımız yılandı
uğruna
darmadağınık
olduğumuz
ve
elimize
yüzümüze
bulaştırdığımız
o devrim

Kırmızı
20-03-2006, 17:15
<TABLE id=HB_Mail_C***111;ntainer height="100%" cellSpacing=0 cellPadding=0 width="100%" border=0 UNABLE="***111;n">
<T>
<TR height="100%" width="100%" UNABLE="***111;n">
<TD id=HB_Focus_Element vAlign=top width="100%" background="" height=250 UNABLE="off">BEKLE BENi<?:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-com:office:office" /></PRE></PRE>Bekle beni, döneceğim ben.</PRE>Çok çok, bıkmadan bekle!</PRE>Sarı yağmurların</PRE>Hüznü basınca,</PRE>Kar kasıp kavururken,</PRE>Kızgın sıcaklarda - bekle.</PRE>Uzak yerlerden mektuplar kesilince</PRE>Bekle beni.</PRE>Birlikte bekleyenlerin beklemekten</PRE>Usandığına bakma, bekle.</PRE>Bekle beni, döneceğim.</PRE>Unutmak zamanı geldiğini</PRE></PRE>Ezbere bilenleri</PRE>Hayırla anma!</PRE>Varsın oğlum, anam</PRE>Hayatta olmadığıma inansın,</PRE>Dostlarım beklemekten usansın,</PRE>Ocak başında toplanıp</PRE>Acı şarapla</PRE>Yadetsinler beni.</PRE>Sen bekle. Onlarla birlikte</PRE>İçmekte acele etme.</PRE></PRE>Bekle beni; döneceğim,</PRE>Bütün ölümleri çatlatmak için döneceğim!</PRE>"Şansı varmış..." desinler,</PRE>Beklemedikleri için,</PRE>Beni bekleyerek</PRE>Düşman ateşinden nasıl</PRE>Koruduğunu anlayamazlar.</PRE>Sağ kalışımın sırrını yalnız</PRE>Senle ben bileceğiz-</PRE>Bütün sır -senin</PRE>Başkalarının bilmediği gibi beklemeyi bilmende.</PRE> </PRE>Konstantin Mihavloviç Simonov</PRE></TD></TR>
<TR hb_tag="1" UNABLE="***111;n">
<TD style="FONT-SIZE: 1pt" height=1 UNABLE="***111;n">
<DIV id=hotbar_promo></TD></TR></T></TABLE>

Vela
21-03-2006, 02:41
DESTİNA

<BLOCKQUOTE>
Dün gece sen uyurken
İsmini fısıldadım
Ve hayvanların korkunç
Öykülerini anlattım
Dün gece sen uyurken
Yüreğim bir yıldız gibi
Bağlandı sana
İşte bu yüzden
Sırf bu yüzden
Yeni bir isim verdim sana:
Destina
Sen öyle umarsız
Uyusan da bir köşede
İşte bu yüzden
Sırf bu yüzden işte
Yaşamdan çok ölüme
Yakın olduğun için
Seni bu denli yıktıkları
İçin Destina
Yaşamımın gizini
Vereceğim sana

LALE MÜLDÜR
</BLOCKQUOTE>

serdengecti
25-03-2006, 05:40
Buluşmak üzere


Diyelim yağmura tutuldun bir gün
Bardaktan boşanırcasına yağıyor mübarek
Öbür yanda güneş kendi keyfinde
Ne de olsa yaz yağmuru
Pırıl pırıl düşüyor damlalar
Eteklerin uça uça bir koşudur kopardın
Dar attın kendini karşı evin sundurmasına
İşte o evin kapısında bulacaksın beni
Diyelim için çekti bir sabah vakti
Erkenceden denize gireyim dedin
Kulaç attıkça sen
Patiska çarşaflar gibi yırtılıyor su ortadan
Ege denizi bu efendi deniz
Seslenmiyor
Derken bi de dibe dalayım diyorsun
İçine doğdu belki de
İşte çil çil koşuşan balıklar
Lapinalar gümüşler var ya
Eylim eylim salınan yosunlar
Onların arasında bulacaksın beni
Diyelim sapına kadar şair bir herif çıkmış ortaya
Çakmak çakmak gözleri
Meydan ya Taksim ya Beyazıt meydanı
Herkes orda sen de ordasın
Herif bizden söz ediyor bu ülkenin çocuklarından
Yürüyelim arkadaşlar diyor yürüyelim
Özgürlüğe mutluluğa doğru
Her işin başında sevgi diyor
Gözlerin yağmurdan sonra yaprakların yeşili
Bi de başını çeviriyorsun ki
Yanında ben varım.


Can YÜCEL

Vela
25-03-2006, 05:53
<BIG><BIG>Hatırlatan / Yahya Kemal Beyatlı</BIG></BIG>

Hicran, gün ortasında öten bir horoz gibi,
Seslendi pek vakitsiz... İçim yandı ansızın.

Mazi yosunla örtülü bir göl ki yok gibi,
Mevsim serin ve bahçede yaprak yığın yığın.

Hicran gün ortasında neden böyle seslenir,
Birden hatırlatır unutan kalbe sevgiyi?

Keskin bir özleyişle hayal ettiren nedir.
Bir devre varsa insanın ömründe en iyi?

Ey sevgi anladım bu uzakta seda ile,
Ömrün yegâne lezzetidir hatıran bile.

Rengin Özesmi
25-03-2006, 20:20
Ç A Ğ I R D I N G E L D İ M G İ R İ T

türbelerden kemikleri kazdılar da
alıp gittiler
küçücük limanından Resmo’nun
tahta sandıklarda kırmızı yün battaniyeler
ve birkaç gün yetecek kadar su / peksimetler
ve sabun kalıbı birkaç tane
ve kemikler.
limanda sırtlarını döndüler taşlara
ve Resmo’nun kalesine ve duvarlara
kadınlar birkaç saksı ful / birkaç saksı selluka
koymak istedi sandığa
izin vermedi kocaları
soktu koynuna bir avuç yasemin
Sakize Hanumi / Saadet Hanumi /
göğsünde karardı yaseminler
ama kasıklarında
yeşil gözlü Musa Kazım’lar, Mehmet Ali’ler
<WBR> götürdüler Kordelyo’ya
ve tahta sandıklarda zeytin fidanları
geride kaldı ataları / anaları /
turunç ağaçlarına emanet ettiler onları.

Girit, ah Girit!
senden esen rüzgarla büyüdüm
senin müziğini örtündüm geceleri
simsiyah elbiseli kadınlarla uyudum
yediğim her tabak radikayla
seni düşündüm, Girit!
dilim dilime girdi küçükken /
“mesto diavlo” diye sövdüm sokak arkadaşlarıma
güldüler bana diye üzüldüm.
Çağırdın geldim, Girit!
geri getiremedim türbeden giden kemikleri
bakarım Resmo’nun eski evlerine
acaba hangisi, hangisi diye.

vazgeçtim evi barkı aramaktan
o arabadan inip herkese sarılan
çizmeli Giritliyi görünce,
umurunda değildi trafiği tıkamak
adamın ruhu /
işte o aradığım evi taşıyordu

<><!--
D(["mb","*********** üstelik dedeme çok benziyordu. * Çağırdın, çağırdın da geldim, Girit! *********** dar sokaklarında pis tezgahlardan <div style\u003d\"text-indent:35.4pt\">Stelyo Amcamın boğma rakısından <div style\u003d\"text-indent:35.4pt\">içtim <div style\u003d\"text-indent:35.4pt\">cömertti gözleri / bakmadım maşrapanın kirine <div style\u003d\"text-indent:35.4pt\">değil mi ki sokaktan geçen birine <div style\u003d\"text-indent:35.4pt\">peynir / badem / rakı sunuyordu <div style\u003d\"text-indent:35.4pt\">Stelyo Amca, <div style\u003d\"text-indent:35.4pt\">*********** unutmalı\n kemikleri / onarmalı eskileri <div style\u003d\"text-indent:35.4pt\">*********** hem Sofia’nın bu rüzgar hem benim <div style\u003d\"text-indent:35.4pt\">*********** kızları kızlarıma benzer / <div style\u003d\"text-indent:35.4pt\">*********************** oğlanları oğluma <div style\u003d\"text-indent:35.4pt\">************************* *****<WBR>**** Akdenizliyim ben, Egeliyim. <div style\u003d\"text-indent:35.4pt\">* <div style\u003d\"text-indent:35.4pt\">yıllarca çağırdın da işte geldim,\n Girit! <div style\u003d\"text-indent:35.4pt\">bulamadım evimi / yok oldu giden kemikler / <div style\u003d\"text-indent:35.4pt\">*********** ama ninemin koynunda giden <div style\u003d\"text-indent:35.4pt\">*********** yaseminleri geri getirdim! <div style\u003d\"text-indent:35.4pt\">* <div style\u003d\"text-indent:35.4pt\">* <div style\u003d\"text-indent:35.4pt\">* <div style\u003d\"text-indent:35.4pt\">* <div style\u003d\"text-indent:35.4pt\">Ayşe Lahur Kırtunç <div style\u003d\"text-indent:35.4pt\">23 Ekim 2004 / Resmo / Rethymnon <div style\u003d\"text-indent:35.4pt\">O eşsiz birlikteliğe katılan tüm dostlarıma armağan olsun.",1]
);

//-->
üstelik dedeme çok benziyordu.

Çağırdın, çağırdın da geldim, Girit!
dar sokaklarında pis tezgahlardan
<DIV style="TEXT-INDENT: 35.4pt">Stelyo Amcamın boğma rakısından
<DIV style="TEXT-INDENT: 35.4pt">içtim
<DIV style="TEXT-INDENT: 35.4pt">cömertti gözleri / bakmadım maşrapanın kirine
<DIV style="TEXT-INDENT: 35.4pt">değil mi ki sokaktan geçen birine
<DIV style="TEXT-INDENT: 35.4pt">peynir / badem / rakı sunuyordu
<DIV style="TEXT-INDENT: 35.4pt">Stelyo Amca,
<DIV style="TEXT-INDENT: 35.4pt"> unutmalı kemikleri / onarmalı eskileri
<DIV style="TEXT-INDENT: 35.4pt"> hem Sofia’nın bu rüzgar hem benim
<DIV style="TEXT-INDENT: 35.4pt"> kızları kızlarıma benzer /
<DIV style="TEXT-INDENT: 35.4pt"> oğlanları oğluma
<DIV style="TEXT-INDENT: 35.4pt"> <WBR> Akdenizliyim ben, Egeliyim.
<DIV style="TEXT-INDENT: 35.4pt">
<DIV style="TEXT-INDENT: 35.4pt">yıllarca çağırdın da işte geldim, Girit!
<DIV style="TEXT-INDENT: 35.4pt">bulamadım evimi / yok oldu giden kemikler /
<DIV style="TEXT-INDENT: 35.4pt"> ama ninemin koynunda giden
<DIV style="TEXT-INDENT: 35.4pt"> yaseminleri geri getirdim!
<DIV style="TEXT-INDENT: 35.4pt">
<DIV style="TEXT-INDENT: 35.4pt">
<DIV style="TEXT-INDENT: 35.4pt">
<DIV style="TEXT-INDENT: 35.4pt">
<DIV style="TEXT-INDENT: 35.4pt">Ayşe Lahur Kırtunç
<DIV style="TEXT-INDENT: 35.4pt">23 Ekim 2004 / Resmo / Rethymnon

Kırmızı
25-03-2006, 20:49
<TABLE id=HB_Mail_C***111;ntainer height="100%" cellSpacing=0 cellPadding=0 width="100%" border=0 UNABLE="***111;n">
<T>
<TR height="100%" width="100%" UNABLE="***111;n">
<TD id=HB_Focus_Element vAlign=top width="100%" background="" height=250 UNABLE="off">BU GECE EN HÜZÜNLÜ ŞİİRİ YAZABİLİRİM
Bu gece en hüzünlü şiiri yazabilirim
Şöyle diyebilirim; "Gece yıldızlarla dolu"
Ve yıldızlar masmavi, titreşiyor uzakta
Şarkılarla dönüyor gökte gece rüzgarı
Bu gece en hüzünlü şiiri yazabilirim
Sevdim ben onu, o da beni sevdi bir ara
Kollarıma aldım bu gece gibi kaç gece
Kaç defa öptüm onu sonsuz göğün altında
Sevdi beni o, ben de bir ara onu sevdim
O durgun, iri gözler sevilmez miydi ama?
Bu gece en hüzünlü şiiri yazabilirim
Yokluğunu düşünüp, yitmesine yanmakla
Duyup geceyi, onsuz daha engin geceyi
Ota düşen çiy gibi düşmekte şiir cana
Ne çıkar sevgim onu alıkoyamadıysa?
Gece yıldız içinde, o yakın değil bana
Hepsi bu. Uzaklarda şarkı söylüyor biri
Yüreğim dayanmıyor yitmesine kolayca
Gözlerim arar onu, sanki yaklaşmak ister
Yüreğim arar onu, o yakın değil bana
Aynı gece ağartıyor aynı ağaçları
Bizler, ah, o zamanki bizler değiliz ama
Artık sevmiyorum ya nasıl, nasıl sevmiştim
Sesim arar rüzgarı, ulaşmak için ona
Ellere yar olur, öpmemden önceki gibi
O ses, ışıl ışıl ten ve sonsuz bakışlarla
Artık sevmiyorum ya, severim belki yine
Ne uzundur unutuş, ah ne kısadır ayrılık
Yüreğim dayanmıyor yitmesine kolayca
Böyle gecelerde kollarıma aldım çünkü
Belki bana verdiği son acıdır bu acı,
Belki son şiirdir, bu yazdığım şiir ona
Pablo Neruda
</PRE></TD></TR>
<TR UNABLE="***111;n" hb_tag="1">
<TD style="FONT-SIZE: 1pt" height=1 UNABLE="***111;n">
<DIV id=hotbar_promo></TD></TR></T></TABLE>

Perihan Baykal
25-03-2006, 20:55
Neruda, mâlum, zaten biliyoruz (harikulâde bir şiirdir gerçekten; ben şiiri önce Nazım, sonra Neruda'yla sevdim), ancak bir üstteki şiir ne kadar güzelmiş! Rengin, kimdir bu şair? Biraz daha kalsaydı üstte keşki; Kırmızı, acelen neydi?

Rengin Özesmi
25-03-2006, 21:03
SOYAĞACI ÇIKARMAK İÇİN YARDIM İSTİYORLAR

LMV’nin sitesi (www.lozanmubadilleri.org) Girit’teki köklerini nasıl bulacağına dair sorular soran insanların mesajlarıyla dolu. Çoğu ailesinin soyağacını çıkarmak için yardım istiyor. ‘Büyükbabam Girit’te Ali Kaptan olarak bilinirmiş. Acaba bu konuda nereden bilgi edinebilirim?’ diye soruyor Lara. Nadide Akbulut, annesi ve kayınvalidesinden öğrendiği yemeklerin tariflerini vereceğini söylüyor. Bir İskenderunlu, en büyük idealinin anne ve babasıyla Girit’e gitmek olduğunu söylerken, kimisi de annesiz babasız da olsa eski memlekete gidip, ailelerinin yaşadıkları yerleri buluyor. Kimisi de bulamıyor, oturup Amerikan Dili ve Edebiyatı Profesörü Ayşe Lahur Kırtunç gibi, şiir yazıyor:



Çağırdın geldim Girit

(...)

Girit, ah Girit!

senden esen rüzgarla büyüdüm

senin müziğini örtündüm geceleri

simsiyah elbiseli kadınlarla uyudum

yediğim her tabak radikayla

seni düşündüm, Girit!

dilin dilime girdi küçükken /

‘mesto diavlo’ diye sövdüm sokak arkadaşlarıma

güldüler bana diye üzüldüm.

Çağırdın geldim, Girit!

geri getiremedim türbeden giden kemikleri

bakarım Resmo’nun eski evlerine

acaba hangisi, hangisi diye.
<DIV =yazi>


Ayşe Lahur Kırtunç
Amerikan Kültürü ve Edebiyatı Bölümü Başkanı
Edebiyat Fakültesi
Ege Üniversitesi
35100 Bornova
İzmir, Türkiye


Tel: (232) 388 40 00/3925
Faks: (232) 388 11 02
kirtunc@egenet.com.tr (Kirtunc@egenet.com.tr)



Edited by: Rengin Özesmi

Perihan Baykal
26-03-2006, 23:26
ÜSÜR ÖLÜM BİLE

Bir ormanda tutup onu
Bağladılar ağaca
Yumdu sanki uyur gibi
Gözlerini usulca

Bir soğuk yel eser
Üşür ölüm bile
Anlatır akan kanı
Beyaz sesiyle

Diz çöktüler karşısına
Sonra ateş ettiler
Parçalanan yüreğine
Yuva kurdu mermiler

Bir soğuk yel eser
Üşür ölüm bile
Anlatır akan kanı
Beyaz sesiyle

Gelip kondu bir güvercin
Ellerine o gece
Kırmızı bir çelenk oldu
Bileğinde kelepçe

Bir soğuk yel eser
Üşür ölüm bile
Anlatır akan kanı
Beyaz sesiyle


ÜLKÜ TAMER

sebnem korkmaz
26-03-2006, 23:35
Not;Yıllar evvel defterime kaydetmiştim bu şiiri, ama şairin yanlış almışım sanırım. Yanılıp yazdığımı şimdi farkediyorum. Bilenler bilir dalgımlığımı. Ama ben kendime ne diyeyim demeden de edemiyorum nedense... smileys/smiley9.gif


Baba Bana Bağırma/ Akgün AKOBA


yol ıslanmasın diye
şemsiye açanlara...

baba bana bağırma
bülbülleri kaçırdın ormanlarımdan
kulaklarımın kapılarını havalara uçurdun
kapılar baba kapılar pencereleri alıp gittiler
tenorlar kaçtı ses tellerinden
çevreye saçıldı yavru diktatörler
seni ne sopranolar istedi de vermedik baba

baba bana bağırma
bayrak direklerine konan kartalları anlat
uzun uzadıya
nasıl da göremediler avcıları
o keskin gözleriyle vah hah ha
şans yıldızlara özgü bir yalan baba
yıldızlara tükürüp tükürüp onları gezegen yaptınız
savaşan halklar taktınız dünyanın boynuna

yalanları yazdım defterime hiç unutmadım
radyasyonu radyo istasyonu sanan Bakanları
çiğleri, Meclis tavanını çiğ köftelerle çiğneyen
doğum sonrası acılarını cüce ülkeler doğuran kadınların

hiç unutmadım
sakallarını yüzlerinde
yüzlerini sakallarında unutan adamları
ve ısırgan tarlalarındaki parçalarını
Uğur Mumcu'yu biz yapan bombanın

hiç unutmadım
uzak yakın tüm tuzakları baba
yolun ezdiği oyuncak bir kamyonsun sen
bir gam ağacısın
kar yüküne dayanamayıp kırılan
ilkbaharı gerzeklere ödünç verdin
geri getirmediler
güneşin başına gelenleri
biz ilkbaharsız nasıl anlarız baba


baba bana bağırma
bir kulağımdan giriyor sözlerin
öbür kulağımı tıkıyor
Buenos Aires'te olsaydım diyorum içimden
Eva'nın peronunda
karanlıktan kuşlar çalan bir tren
bir bıçak kaçağı
tangonun bacaklarını havaya kaldırdığı kentte
ama iyi ki buradayım, burada hiçbir şeyi unutmadan
burada
bilginin bilgisizlikten daha çok acı verdiği yerde
burada, tam karşında
hapisanelerde hintyağı gibi bir şeydi zaman
hastanelerde pıhtılaşmış kan gemisi gibi
yol alırdı saatler
karılarının namuslarını dillerinde saklayan
adamlar vardı bir taraflarda
televizyon kanallarında yitirilen çocuklar
gökyüzüne düşmemek için denize yapışan balıklar
ve depolara indirilen Lenin heykelleri vardı
Sovyet Rusya'da
kafandaki duvarları
niye cebine koymuyorsun sen baba


baba bana bağırma
farkında değilsin
arkasını ezilenlerin yaladığı
bir posta puludur dünya
bir karadelik yutana kadar uzayda bizi
asansör boşluğuna itilen bir kedisin sen
söylemenin tam sırası
ülkeyi bu duruma senin oy verdiğin
partiler getirdi baba
ama ben buradayım, burada hiçbir şeyi unutmadan
bir yaşamlık kaygı duruşundayım
yakın tarihimiz için


baba bana bağırma
bacağından vurulursa bir şiir
nereye kadar gidebilir
bana bağırma baba
kendine bağır
yoksa her şey bitebilir http://www.aruz.com/turuncukare.jpg


Edited by: sebnem korkmaz

Vela
26-03-2006, 23:38
ÇAĞIMIZIN ŞAİRLERİNE
Öyle kolay sanma sen bu işi, kardeşim,
hemen kalkışma tellerden şarkılar döktürmeye!
Sazı bir kere eline almaya göresin,
bir görev yüklendin demektir, bilesin,
çok ağır bir görev, ve belâlı.
Geldinse anlatmaya yalnız kendi derdini, kardeşim,
yalnız kendi zevkini anlatmaya geldinse,
bırak elinden o kutsal sazı,
sana burda hiç kimse kulak asmaz.

Biz yaşamadayız bugün bir çölde, kardeşim,
çok eskilerde bir Musa vardı hani,
işte biz o Musa gibi yaşamadayız bugün;
tanrı tekparça ateşten bir kılavuz vermişti ona,
o da ateşten kılavuzun peşinden gitmişti.
Bugün tanrı tekparça ateşten şaire ne der bak:
Sizsiniz halkı mutluluğa götüren yolu aydınlatacak.

Ey şairler, gireceksiniz halkla kol kola,
alevlerin, fırtınaların içinden geçeceksiniz,
hiç durmadan yürüyeceksiniz, ama hiç durmadan;
alçaktır halkın bayrağını elinden düşüren de,
şurda, geride, bir kenarda gizli gizli,
bir parça dinleneyim, diyen de alçak.

Halk bakacak, görecek, anlayacak,
acı çeken kim, başkaldıran kim, dövüşen kim,
kim işi oluruna bırakmış,
kim günü gün eden,
kim şarlatan,
kim korkak!

Peygamberler çıkacak, yalancı ve kurnaz,
durun, diyecekler size, durun, ey insanlar,
işte burası, diyecekler, sizi yaşatacak yer,
işte burası bolluk ülkesi, mutlu toprak.
Bu korkunç yalanlara kanmayacak ama hiç kimse,
ne açlık kanacak, ne susuzluk kanacak, ne de umutsuz yaşamak,
haykıracak güneşte kavrulan milyonlarca insan,
hepsi yalan, diyecekler, hepsi yalan, hepsi yalan.

Ne zaman eşit pay alırsak bolluk sepetinden,
ne zaman hepimiz sırayla oturursak halk sofrasına,
ne zaman her eve girerse bereketli aydınlığı bilimin,
ne zaman pırıl pırıl yanarsa tekmil evler aydınlıklar içinde,
işte o zaman deriz, burada duralım, tamam,
işte burası bolluk ülkesi, mutlu toprak.

Biz o güne kadar, dur durak bilmeden
sürdüreceğiz amansız savaşımızı,
dağ taş demeden yürüyeceğiz,
gözler çakmak çakmak, yumruklar sımsıkı.
Sonunda, bütün bu çabalara karşılık
hiçbir şey geçmeyebilir de elimize,
yola çıkarken zaten biz bunu göze almıştık.

Ölüm kondurup alnımıza yumuşak bir öpücük,
kaparsa usulcana göz kapaklarımızı,
ve ipekten kefenler ve çiçekler içinde
alıp korsa bizi kara toprağa,
bu bile yeter de artar bize.

<BLOCKQUOTE>
Sándor PETOFİ (http://www.siir.gen.tr/siir/s/sandor_petofi/index.html)

Çeviri : A. KADİR (http://www.siir.gen.tr/siir/a/a_kadir/index.html) - Şerif HULÛSİ
<A href="http://www.siir.gen.tr/siir/s/sandor_petofi/index.html" target="_blank">
</A>


</PRE></BLOCKQUOTE></PRE>

ibuyukcebeci
27-03-2006, 03:29
Sevgili Şebnem Korkmaz,


Merhaba!


"Baba Bana Bağırma" nın şairi AKGÜN AKOVA olsa gerek...
( Akın Akoba ? ) değil.
Bilgisunar (internet) ın yanıltıcı ve tehlikeli diline küçümencik bir örnek. ( Bu şiiri herhalde, kopyala/yapıştır'la sayfaya taşıdınız. )
İşte sanal dünyanın, asla bir kitabın yerini alamayacağını, bize gösteren alacalı uçurum kıyısı.. İNTERNET: Üzerinde dikkatle yürünmesi gereken SIRAT.
Kuşku yok ki, bir şairin en çok titizlendiği şey, adının doğru bilinip, doğru yazılmasıdır. Alçakgönüllü bir beklenti. Değil mi? En az dilbilgisi kuralları kadar önemsenmesi gereken, duyarlılık isteyen bir konu.
Yalnızca anımsatmak istedim.


GOETHE'nin deyişiyle: " Doğruya, iyiye, güzele... "


Saygı ve Dostlukla.


İlhan Büyükcebeci

sema
27-03-2006, 15:54
<DIV align=left>
<TABLE style="BORDER-COLLAPSE: collapse" borderColor=#111111 cellSpacing=0 cellPadding=0 width="100%">
<T>
<TR>
<TD width="100%">
<DIV align=right>
<TABLE style="BORDER-COLLAPSE: collapse" borderColor=#ff0000 cellPadding=0 width="95%">
<T>
<TR>
<TD vAlign=top>
<TABLE style="BORDER-COLLAPSE: collapse" borderColor=#111111 cellSpacing=0 cellPadding=0 width="100%">
<T>
<TR>
<TD align=left width="100%">


Garipler


Gece soğuk, kar serpiyor
Fırıncı ekmek yapıyor,
Beş küçük çocuk

Bakıyorlar somunlara,
Yazık değil mi bunlara
Donları delik!

Ve fırıncının kolları
Çeviriyor somunları
Harlı fırında.

Somunların çıtırtısı,
Fırıncının zevzek sesi
Kulaklarında.

Büzülmüşler o daracık
Ana göğsü gibi sıcak
Delik önünde.

Ekmek, iftar sofrasının
Çörekleri gibi, bakın
Çıkıyor işte.

Delikten yaşam tütüyor
Böcekler ile ötüyor
Kızaran ekmek

Çarpıyor, nasıl iştahla
Yırtık giysiler altında
Beş çocuk yürek.

Toplanmış kuşluk vaktinde,
Kırağı, çiyler içinde
Yoksul İsalar.

Küçük delikte yüzleri,
Ekmeklerde aç gözleri
Ne söylüyorlar?

Büzülmüşler, bu alaca
Tan vaktinde, budalaca
Dualar kime?

Yırtık donlar patlıyor
Bağırmaktan. Savruluyor
Gömlekleri kış yelinde.

(Fransızcadan çeviren:Erdoğan Alkan)</TD></TR>
<TR>
<TD width="100%"></TD></TR>
<TR>
<TD align=left width="100%">
Arthur Rimbaud</TD></TR></T></TABLE></TD></TR></T></TABLE></TD></TR></T></TABLE>

Mavisu
27-03-2006, 22:21
EĞER

O kadar da önemli değildir bırakıp gitmeler,
arkalarında doldurulması
mümkün olmayan boşluklar bırakılmasaydı eğer.

Dayanılması o kadar da zor değildir, büyük ayrılıklar bile,
en güzel yerde başlatılsaydı eğer.

anılacak bir şey değildir ağlamak,
yürekten süzülüp geliyorsa gözyaşı eğer.

Yüz kızartıcı bir suç değildir hırsızlık,
çalınan birinin kalbiyse eğer.

Korkulacak bir yanı yoktur aşkların,
insan bütün derilerden soyunabilseydi eğer.

O kadar da yürek burkmazdı alışılmış bir ses,
hiçbir zaman duyulmasaydı eğer.

Daha çabuk unuturdu belki su sızdırmayan sarılmalar,
kara sevdayla sarıp sarmalanmasalardı eğer.

Belirsizliğe yelken açardı iri ela gözler zamanla,
öylesine delice bakmasalardı eğer.

Çabuk unutulurdu ıslak bir öpücüğün yakıcı tadı belki de
kalp, göğüs kafesine o kadar yüklenmeseydi eğer.

Yerini başka şeyler alabilirdi uzun gece sohbetlerinin,
son sigara yudum yudum paylaşılmasaydı eğer.

Düşlere bile kar yağmazdı hiçbir zaman,
meydan savaşlarında korkular, aşkı ağır yaralamasaydı eğer.

Su gibi akıp geçerdi hiç geçmeyecekmiş gibi duran zaman,
beklemeye değecek olan gelecekse sonunda eğer.

Rengi bile solardı düşlerdeki saçların zamanla,
tanımsız kokuları yastıklara yapışıp kalmasaydı eğer.

O büyük, o görkemli son, ölüm bile anlamını yitirirdi,
yaşanılası her şey yaşanmış olsaydı eğer.

O kadar da çekilmez olmazdı yalnızlıklar,
son umut ışığı da sönmemiş olsaydı eğer.

Bu kadar da ısıtmazdı belki de bahar güneşleri,
her kaybedişin ardından hayat yeniden başlamasaydı eğer.

Kahvaltıdan da önce sigaraya sarılmak şart olmazdı belki de,
dev bir özlem dalgası meydan okumasaydı eğer.

Anılarda kalırdı belki de zamanla ince bel,
namussuz çay bile ince belli bardaktan verilmeseydi eğer.

Uykusuzluklar yıkıp geçmezdi, kısacık kestirmelerin ardından,
dokunulası ipek ten bir o kadar uzakta olmasaydı eğer.

Issız bir yuva bile cennete dönüşebilirdi belki de,
sıcak bir gülüşle ısıtılsaydı eğer.

Yoksul düşmezdi yıllanmış şarap tadındaki şiirler böylesine,
kulağına okunacak biri olsaydı eğer.

İnanmak mümkün olmazdı her aşkın bağrında bir ayrılık gizlendiğine belki de,
kartvizitinde 'onca ayrılığın birinci dereceden failidir' denmeseydi eğer.

Gerçekten boynunu bükmezdi papatyalar,
ihanetinden onlar da payını almasaydı eğer.

Issızlığa teslim olmazdı sahiller,
Kendi belirsiz sahillerinde amaçsız gezintilerle avunmaya kalkmamış olsaydın eğer.

Sen gittikten sonra yalnız kalacağım.
Yalnız kalmaktan korkmuyorum da,
ya canım ellerini tutmak isterse...

Evet Sevgili,
Kim özlerdi avuç içlerinin ter kokusunu,
kim uzanmak isterdi ince parmaklarına,
mazilerinde görkemli bir yaşanmışlığa tanıklık etmiş olmasalardı eğer!!

CAN YÜCEL (http://www.siirperisi.net/sair.asp?sair=38)

<?:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-com:office:office" />

Vela
28-03-2006, 00:50
BELKİ BİR GÜN


Sana bu pembe bulutları göstermek istiyorum gecede.
Ama görmüyorsun. Gece olmuş -insan neyi görebilir ki?


Artık senin gözlerinle görmekten öte bir seçeneğim yok,
diyor,
demek ki yalnız değilim, yalnız değilsin. Gerçekten de
bir şey yok sana gösterdiğim yerde.


Sadece bir araya gelmiş yıldızlar, yorgun,
bir kır eğlencesinden kamyonla dönen insanlar gibi,
hayal kırıklığına uğramış, aç, hiç biri türkü söylemeyen,
terli avuçlarında ezik yaban çiçekleri.


Ama ben direteceğim, diyor, görmekte ve sana göstermekte
çünkü sen görmezsen, sanki ben de görmemiş olacağım-
hiç değilse senin gözlerinle görmemekte direteceğim-
ve belki bir gün buluşacağız başka yönlerden gelip.


Yannis Ritsos

Kırmızı
28-03-2006, 14:26
<TABLE id=HB_Mail_C***111;ntainer height="100%" cellSpacing=0 cellPadding=0 width="100%" border=0 UNABLE="***111;n">
<T>
<TR height="100%" width="100%" UNABLE="***111;n">
<TD id=HB_Focus_Element vAlign=top width="100%" background="" height=250 UNABLE="off">YOKLUGUNDAKI SEN

Yine yalnız değilim her zamanki gibi
Bu Uzakdoğu gecesinde yokluğunlayım,
Aramızda yirmibeşbin kilometre
Sen kıştasın ben yazdayım
Sen bir yarısında dünyanın
Ben öte yarısındayım
Yine de bırakmıyor ellerimi yokluğun
Daha da bir gönlümcesin
Varlığından bin kat güzel
yalımsal çıplaklığın yalaz yalaz
Ve en gizlerden konuşurken ellerin
İçimden gelmiyor mektup yazmak demeden
Sevişiyoruz yirmibesbin kilometreden

Aziz NESiN</TD></TR>
<TR UNABLE="***111;n" hb_tag="1">
<TD style="FONT-SIZE: 1pt" height=1 UNABLE="***111;n">
<DIV id=hotbar_promo></TD></TR></T></TABLE>

Mavisu
28-03-2006, 15:29
BULUSMAK ÜZERE

Diyelim yagmura tutuldun bir gün
Bardaktan bosanircasina yagiyor mübarek
Öbür yanda günes kendi keyfinde
Ne de olsa yaz yagmuru
Piril piril düsüyor damlalar
Eteklerin uça uça bir kosudur kopardin
Dar attın kendini karsi evin sundurmasina
iste o evin kapisinda bulacaksin beni
Diyelim için çekti bir sabah vakti
Erkenceden denize gireyim dedin
Kulaç attikça sen
Patiska çarsaflar gibi yirtiliyor su ortadan
Ege denizi bu efendi deniz
Seslenmiyor
Derken bi de dibe dalayim diyorsun
Içine dogdu belki de
Iste çil çil kosusan baliklar
Lapinalar gümüsler var ya
Eylim eylim salinan yosunlar
Onlarin arasinda bulacaksin beni
Diyelim sapina kadar sair bir herif çikmis ortaya
Çakmak çakmak gözleri
Meydan ya Taksim ya Beyazıt meydani
Herkes orda sen de ordasin
Herif bizden söz ediyor bu ülkenin çocuklarindan
Yürüyelim arkadaslar diyor yürüyelim
Özgürlüge mutluluga dogru
Her isin basinda sevgi diyor
Gözlerin yagmurdan sonra yapraklarin yesili
Bi de basini çeviriyorsun ki
Yaninda ben varim

CAN YÜCEL (http://www.siirperisi.net/sair.asp?sair=38)

mvstafa ısık
28-03-2006, 23:56
<TABLE cellSpacing=0 cellPadding=0>
<T>
<TR>
<TD>


Çıkış</TD>
<TD align=right></TD></TR>
<TR>
<TD colSpan=2>

<DIV style="TEXT-ALIGN: justify">Söndü herşey:
Gün, iç-ışık.
Ağrılı kütle,
Bulamıyordum gerçek zamanımı,
Evimi.

Kötü ölmüş, ölülerin rahvanı
Çalarken bütün boşluklarda
Bulutlu bir gökte
Sınırsızlaşıyordum.

Bu yerin olmayandan beslenip,
Adım adım, avunarak biraz.

Dolu olacaktır omuzumun
Savaştığı bağ,
Güneşle, onsuz ve.
</TD></TR>
<TR>
<TD colSpan=2>
René CHAR (http://www.amatorceedebiyat.com/eserler.asp?id=133)
Türkçesi : Enis BATUR </TD></TR></T></TABLE>

mvstafa ısık
31-03-2006, 12:35
<UL>
<LI>Afro-Amerikan Yazıt
</LI>[/list]


Langston Hughes
Çoktandır
Öylesine uzak ki bize
Afrika.
Hatıraları bile yaşamıyor artık
Tarih kitaplarının resmettiklerinden
Ve kanımıza karışan
Kanımızdan taşan şarkılardan başka
Şarkılar
Zenci diline yabancı
Ve hüzünlü kelimelerle söylenmiş.
Çoktandır
Öylesine uzak ki bize
Afrika.

Sönmüş ve yitmişse de
Sesi tamtamların
Yine de söyleniyor
Atalarımın toprağının şarkısı
Irkımın sisli bilinmezlikleri arasından
Benim bilemediğim
Yerini bulmayan acılı özleyişler.
Çoktandır
Öylesine uzak ki bize
Esmer yüzü Afrika'nın.



<TABLE width="100%" bgColor=#e21d1d>
<T>
<TR>
<TD>Orijinal Metin</TD></TR></T></TABLE>


Afro-American Fragment


So long,
So far away
Is Africa.
Not even memories alive
Save those that history books create,
Save those that songs
Beat back into the blood--
Beat out of blood with words sad-sung
In strange un-Negro tongue--
So long,
So far away
Is Africa.

Subdued and time-lost
Are the drums--any yet
Through some vast mist of race
There comes this song
I do not understand,
This song of atavistic land,
Of bitter yearnings lost
Without a place--
So long,
So far away
Is Africa's
Dark face.


<TABLE cellSpacing=2 cellPadding=1 width="100%" bgColor=#808080>
<T>
<TR>
<TD>ŞAİR HAKKINDA</TD></TR></T></TABLE>
<TABLE cellSpacing=1 cellPadding=1 width="100%" bgColor=#808080>
<T>
<TR>
<TD bgColor=#e9e9e9>http://www.dergibi.com/images/Langst***111;n_Hughes.jpgLANGSTON HUGHES: Amerikan zenci şairlerin önde gelenlerindendir. 1902 yılında ABD'nin Missouri eyaletine bağlı Joplin kasabasında doğdu. Cleveland'da öğrenim gördü. 1920'de Meksika'da İngilizce öğretmenliği yaptı. 1921'de ise Columbia Üniversitesi'ne girdi. İki yıl deniz yolculuğuna çıkarak Afrika ve Avrupa sahillerini dolaştı. Daha sonra Washington'da minibüs biletçiliği ve garsonluk yaptı. 1929'da doktorasını tamamladı. Bir çok edebiyat ödülü sahibi olan şair 1967 yılında öldü.</TD></TR></T></TABLE>

mvstafa ısık
31-03-2006, 12:47
Robert Lowell

Su içinde bir ağaç

Bu karanlıkları karanlıklar diledi - ve utanç
Bir omuz vuruşuyla geçti pencerelerimizin
önünden
Bu sokaklar Boston sokakları balam - ilk
sözümüz paradan
Bir kızoğlan kız gezinir sokaklarda
Şehrin karanlığını koyultur durur
Türlü çiçekler boy verir çevresinde
Yüzünden boyalan akar kaldırımlara
Ben bir zamanlar göz bebeğiydim onun
Gitti gider şimdi Babil'li kadınımız

Aşkımızdı gitti gider şimdi - bir böcek uçtu
uçar
Bir ağaca uçar sessiz - kaldırımlara uçar

Vızıl vızıl kulaklarımda duyuyorum
Bir konuyor bir uçuyor Babil'li sinekler
Bir karpuz gibi yarıyor - şehirleri duyuyorum
Bitmez tükenmez ağıdı bir şeytanın
Babil'in fildişi basamaklarını süslüyor - bir şehir
suda yüzüyor

Burası bankalar caddesi gün nedir görmemiş
Günışığı değmez - yalm bir kılıçtır Boston
Bir kanadını budamış tanrının - böğrümüze
saplanmış
Aşkımızdı gitti gider şimdi - bir böcek uçtu uçar
Bir ağaca uçar sessiz - kaldırımlara uçar

Bernadette'in yumuk gözlerine konarlar
Kalkıp giderler buz tutmuş sularına okyanus'un
Ve kadın mağaranın tam ağzındaydı - adam
gördü
Etli butluydu - Massabielle'de duruyordu
Aklın gözlerini kaybetmişti - görmüyordu
İsa'yla bir mezar ağzı açık bekliyordu
Jerico'nun duvarlarını - dünyanın bütün
sokaklarını yutacaktı
Bir şarkısını söylerdi okyanus şehirlerinin
"Şarkılar çağır ki Krallar kralı dirilsin"

Aşkımızdı gitti gider şimdi - bir böcek uçtu
uçar
Bir ağaca uçar sessiz - kaldırımlara uçar.

FulyaÇelikbilek
01-04-2006, 15:15
Yürek Yürekte Kilitli Kalacak

Sevgilinizin yüreğindeki sevda, dilindeki kelimelerle
Yaptığı otuz odalı konakta oturuyorsun
Konağın eşyalarını sen beğendin
Odalar kendi isteğine göre döşendi
Her odadan değişik bir manzaraya bakacaksın
Dudaklarında nar çiçeği gülümsemen
Kelimeler anlamlarını kaybedecek bir bir
Konuşurken gözlerinle konuşacaksın
Her gün bir başka odada oturacaksın
Dışarıda birileri emirlerin için bekleyecek
Otuz günde otuz kız hizmet edecek sana
Her oda ayrı kokular içinde
Gül, lâle, sümbül, papatya kokacak
Sarmaşık bir ağaca
Kıvrıla kıvrıla nasıl dolanırsa
Yüreğine sevda öyle sarılacak
Bundan önce hafızanda ne varsa
Bir bant gibi silinecek
Sevdayla dönen bir dünyada
Sevgilinle göz göze, yürek yüreğe yaşayacaksın
Adlarınız iki güvercin gibi
Bir senin, bir onun dudağına konacak
Konuşmaya başlandığı zaman
Muhakkak sözün başı canım olacak


İsteğin üzerine bu sevda
Kimseler duymasın diye şifrelendi
İki yürekten başka
Bilen yok çözme yöntemini
Bu sır hep saklı olacak
Bir gün unutulursa bu şifre
O zaman elâ gözlü, gözler gözlerde
Yürek yürekte kilitli kalacak


ARİF EREN

Mavisu
01-04-2006, 15:24
BASKA TÜRLÜ BIR SEY

Baska türlü bir sey benim istedigim
ne agaca benzer, ne de buluta
burasi gibi degil gidecegim memleket
denizi ayri deniz,
havasi ayri hava..

bir baska yolculuk dalindan düşmek yere
yaşadığından uzun

bir tatlı yolculuk dalından inmek yere
ağacın yüksekliğince
dalın yüksekliğince rüzgarda
ve bir yeni ömür
vardığın çimen yeşilliğince

nerde gördüklerim
nerde o beklediğim
rengi başka
tadı başka..

Can Yucel

Kırmızı
01-04-2006, 15:36
<TABLE id=HB_Mail_C***111;ntainer height="100%" cellSpacing=0 cellPadding=0 width="100%" border=0 UNABLE="***111;n">
<T>
<TR height="100%" width="100%" UNABLE="***111;n">
<TD id=HB_Focus_Element vAlign=top width="100%" background="" height=250 UNABLE="off">DOĞAN GÜN/Kemal BURKAY

Kırgın umutta
Keder tortusunda
Acıda, zehirde, pusuda
Yılma
Doğan günü bekle

Çünkü tutar bir erik ağacı sunar sana
Doğan gün
Van gölünden bir sabah
Bir kıvılcım, bir titreşim
Bir tutam akdeniz
Süphancı bir serinlik
Ve genç bir gerinme
Usulcacık saç hışırtıları
Bir dudaktan buğulanan sıcaklık
Tutar getirir
Doğan gün
Öpücük gibi konar gözlerinde bir melodi
Sevgilin gibi dokunur parmaklarına bir kedi
Ve kavga ve zulüm ve ateş
Hep birlikte örülen bir türkü
Güzel yapmak için, güzel olmak için
Çünkü hayat dönen, kıvrılan
Yanan bir ibrişimdir
Tutar getirir
Doğan gün


</TD></TR>
<TR UNABLE="***111;n" hb_tag="1">
<TD style="FONT-SIZE: 1pt" height=1 UNABLE="***111;n">
<DIV id=hotbar_promo></TD></TR></T></TABLE>

Vela
01-04-2006, 16:19
Akılla bir konuşmam oldu dün gece;
Sana soracaklarım var, dedim;
Sen ki her bilginin temelisin,
Bana yol göstermelisin.
Yaşamaktan bezdim, ne yapsam?
Birkaç yıl daha katlan, dedi.
Nedir; dedim bu yaşamak?
Bir düş, dedi; birkaç görüntü.
Evi barkı olmak nedir? dedim;
Biraz keyfetmek için
Yıllar yılı dert çekmek, dedi.
Bu zorbalar ne biçim adamlar? dedim;
Kurt, köpek, çakal, makal, dedi.
Ne dersin bu adamlara, dedim;
Yüreksizler, kafasızlar, soysuzlar, dedi.
Benim bu deli gönlüm, dedim;
Ne zaman akıllanacak?
Biraz daha kulağı burkulunca, dedi.
Hayyam' ın bu sözlerine ne dersin, dedim;
Dizmiş alt alta sözleri,
Hoşbeş etmiş derim, dedi.


Ömer Hayyam

ilgaz_b_cebeci
01-04-2006, 22:46
DÜNYANIN BÜTÜN ÇİÇEKLERİDünyanın bütün çiçeklerini diyorum
Bütün çiçekleri getirin buraya,
Öğrencilerimi getirin, getirin buraya,
Kaya diplerinde açmış çiğdemlere benzer
Bütün köy çocuklarını getirin buraya,
Son bir ders vereceğim onlara,
Son şarkımı söyleyeceğim,
Getirin getirin...ve sonra öleceğim.

Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,
Kır ve dağ çiçeklerini istiyorum,
Kaderleri bana benzeyen,
Yalnızlıkta açarlar, kimse bilmez onları,
Geniş ovalarda kaybolur kokuları...
Yurdumun sevgili ve adsız çiçekleri,
Hepinizi hepinizi istiyorum, gelin görün beni,
Toprağı nasıl örterseniz öylece örtün beni.

Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,
Afyon ovasında açan haşhaş çiçeklerini
Bacımın suladığı fesleğenleri,
Köy çiçeklerinin hepsini, hepsini,
Avluların pembe entarili hatmisini,
Çoban yastığını, peygamber çiçeğini de unutmayın.
Aman Isparta güllerini de unutmayın
Hepsini, hepsini bir anda koklamak istiyorum.
Getirin, dünyanın bütün çiçeklerini istiyorum.

Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum.
Ben köy öğretmeniyim, bir bahçıvanım,
Ben bir bahçe suluyordum, gönlümden,
Kimse bilmez, kimse anlamaz dilimden,
Ne güller fışkırır çilelerimden,
Kandır, hayattır, emektir, benim güllerim,
Korkmadım, korkmuyorum ölümden,
Siz çiçek getirin yalnız, çiçek getirin.

Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,
Baharda Polatlı kırlarında açan,
Güz geldi mi Kopdağına göçen,
Yörükler yaylasında Toroslarda eğleşen.
Muş ovasından, Ağrı eteğinden,
Gücenmesin bütün yurt bahçelerinden
Çiçek getirin, çiçek getirin, örtün beni,
Eğin türkülerinin içine gömün beni.

Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,
En güzellerini saymadım çiçeklerin,
Çocukları, öğrencilerimi istiyorum.
Yalnız ve çileli hayatımın çiçeklerini,
Köy okullarında açan, gizli ve sessiz,
O bakımsız, ama kokusu eşsiz çiçek.
Kimse bilmeyecek, seni beni kimse bilmeyecek,
Seni beni yalnızlık örtecek, yalnızlık örtecek.

Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,
Ben mezarsız yaşamayı diliyorum,
Ölmemek istiyorum, yaşamak istiyorum.
Yetiştirdiğim bahçe yarıda kalmasın,
Tarümar olmasın istiyorum, perişan olmasın,
Beni bilse bilse çiçekler bilir, dostlarım,
Niçin yaşadığımı ben onlara söyledim,
Çiçeklerde açar benim gizli arzularım.

Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,
Okulun duvarı çöktü altında kaldım,
Ama ben dünya üstündeyim, toprakta,
Yaz kış bir şey söyleyen sonsuz toprakta,
Çile çektim, yalnız kaldım, ama yaşadım,
Yurdumun çiçeklenmesi için daima, yaşadım,
Bilir bunu bahçeler, kayalar, köyler bilir.
Şimdi sustum, örtün beni, yatırın buraya,
Dünyanın bütün çiçeklerini getirin buraya.


</PRE>
<BLOCKQUOTE>
<A href="http://www.siir.gen.tr/siir/c/ceyhun_atuf_kansu/index.html" target="_blank">

Ceyhun Atuf KANSU
</A></PRE></BLOCKQUOTE>

FulyaÇelikbilek
02-04-2006, 06:38
IŞIKSIZ GÖZLER BİRER KUYU

Işıksız gözlerde bir mânâ arama
Görmeden bakar onlar sakın inanma
Tıpkı ayna gibi görmez gösterirler
Ve sadece görüntüyü aksettirirler
Baktımı gözlerine leylâ sanırsın
Her sanışında, bir başka aldanırsın
O gözler, bilki birer ateş böceği
Karanlıkta bırakırlar seven yüreği
Ara sıra alevli bir ateş yakarlar
Ateşi söndürür de hâline bakarlar
Bir görebilselerdi bu yürek ne halde
Bu kadar insafsız olmazlardı herhalde
Yürekte çağıldamazsa sevda suyu
Gözler göz değil, birer karanlık kuyu
Gözlerine bakar bakar da bir bir şey görmezler
Orda saklı olduklarını bilmezler
Yarasa örneği aranırlar loşlukta
Bir yer bulamazlar çırpınırlar boşlukta


İsterse, o gözler ceylanca bakınırlar
Bakındıkça duygular kıvılcımlanırlar
Böyle başlar yürekte sevda yangını
Bilemem, unutan var mı ilk aşkını
Sevenler bilirler farkında olmadan
Yeniden yaşanır o sevdalı zaman





ARİF EREN

Kırmızı
02-04-2006, 12:48
<TABLE id=HB_Mail_C***111;ntainer height="100%" cellSpacing=0 cellPadding=0 width="100%" border=0 UNABLE="***111;n">
<T>
<TR height="100%" width="100%" UNABLE="***111;n">
<TD id=HB_Focus_Element vAlign=top width="100%" background="" height=250 UNABLE="off">DE GULUM/Küçük iSKENDER

de gülüm! De ki: ela bir günde gelecegim
istanbul darmadagin olacak, saçlarim
darmadagin. Hepsi, darmadagin!
üzülme gülüm! Toparlanacagiz, birlikte,
ayaga da kalkacagiz, yürüyecegiz de gülüm
hem de çelikten topragini dele dele hayatin!

de gülüm! De ki: bitmistir umut, bitmistir
sevgi, bitmistir güven!
güven bana gülüm!
sana bitmemisligi ögretecek, tattiracaktir
hasretten-hakikaten-ten degistiren yüzüm!

göreceksin gülüm! Bekle!
hirslarimiz, acilarimiz gitgide ihanetlere
hainlere, ezilmelere alisacak..
göreceksin-sevinçten aglayacaksin gülüm-ki
iste o vakit bana-dogrudur!-
sair olmak, seni sevmek pek çok yakisacak!

bak! siirler var, mektuplar var, çocuklar var,
sokaklar var, kediler!
inan bana gülüm, ölüm yok bir tek! ölüm yok bize!
ölüm inananlar için sessizce
kara kapli kitaplardan çikartilacak..
göreceksin gülüm! Bekle! Göreceksin!
artik hiçbir insan, hiçbir kavga ve hiçbirimiz
bu dünyada, yapayalniz, umarsiz kalmayacak!


</TD></TR>
<TR hb_tag="1" UNABLE="***111;n">
<TD style="FONT-SIZE: 1pt" height=1 UNABLE="***111;n">
<DIV id=hotbar_promo></TD></TR></T></TABLE>

FulyaÇelikbilek
03-04-2006, 14:37
YÜREKLERİNİZ DEĞİŞMİŞ


Siz farkında olmadan
Yürekleriniz değişmiş
Seninki onda
Onunki sende atıyor


Birbirinize mesafece
Ne denli uzak ta olsanız
Aklınızda
Aynı düşünceler geçiyor


Biliyorsunuz ki
Nerede olursanız olunuz
Gözleriniz yine
Aynı yerlere bakıyor


Aynı renkleri görüyor
Aynı sesleri işitiyorsunuz
Birlikteliğiniz
Sımsıkı devam ediyor


Yüreklerde yaşayan
Bu büyük aşklar
Genç sevdalılara
Arkanızdan miras kalıyor


Siz farkında olmadan
Yürekleriniz değişmiş
Onun ki sende
Seninki onda atıyor





ARİF EREN

suece
03-04-2006, 17:15
<TABLE id=HB_Mail_C***111;ntainer height="100%" cellSpacing=0 cellPadding=0 width="100%" border=0 UNABLE="***111;n">
<T>
<TR height="100%" width="100%" UNABLE="***111;n">
<TD id=HB_Focus_Element vAlign=top width="100%" background="" height=250 UNABLE="off">
SANA BAKMAK
Herşey yapılabilir
Bir beyaz kağıtla
Uçak örneğin, uçurtma mesela.
Altına konulabilir
Bir ayağı ötekinden kısa olduğu için
Sallanan bir masanın.
Veya şiir yazılabilir
Süresi ötekilerden kısa
Bir ömür üzerine..

Bir beyaz kağıda
Herşey yazılabilir,
Senin dışında..
Güzelliğine benzetme bulmak zor,
Sen iyisimi sana benzemeye çalışan
Herşeyden:
Bir gülden bir ilk bir sonbahardan sor.
Belki tabiattadır çaresi
Senin bir çiçeğe bu kadar benzemenin..
Ve benim
Bilinci nasırlı bir bahçıvan çaresizliğim..
Anlarım bitkiden filan
Ama anlatamam
Toprağın güneşle konuşmasını
Sana çok benzeyen bir çiçek yoluyla

Sen bana ışık ver yeter
Bende filiz çok..
Köklerim içimde gizlidir
Gelen giden, açan soran, bere budak yok
Bir şiir istersin
"içinde benzetmeler" olan
Kusura bakma sevgilim
Heybemde sana benzeyecek kadar
Güzel birşey yok

Uzun bir yoldan gelen
Tedariksiz, katıksız bir yolcuyum
Yaralı yarasız sevdalardan geçtim
Koynumda bir beyaz kağıt boşluğu
Herşeyi anlattım..
Olan olmayan, acıtan sancıtan..
Bilsem ki sana varmak içindi
Bütün mola sancıları
Bütün stabilize arkadaşlıklar
Daha hızlı koşardım
Severadım gelirdim
Gözlerinin mercan maviliğine..

Sana bakmak
Suya bakmaktır..
Sana bakmak
Bir mucizeyi anlamaktır..

Sağa sola bakmadan yürüdüğüm yollar tanıktır
Aşk sorgusunda şahanem
Yalnız kelepçeler sanıktır
Ne yazsam olmuyor
Çünkü bilenler hatırlar..
Hem yapılmış hem yapma çiçek satanlar
Bahçıvan değil tüccarlardır
Sen öyle göz,
Sen öyle toprak ve güneş ortaklığı
Sen teninde cennet kayganlığı iken,
Sana şiir yazmak ahmaklıktır..

Bir tek söz kalır
Dişlerimin arasından
Ben sana gülüm derim
Gülün ömrü uzamaya başlar

Verdiğim bütün sözler
Sende kalsın isterim
Ben sana gülüm derim
Gül sana benzediği için ölümsüz..
Yazdığım bütün şiirler
Sana başlayan bir kitap için önsöz

Sana bakmak
Bir beyaz kağıda bakmaktır.
Her şey olmaya hazır
sana bakmak
suya bakmaktır..
gördüğün suretten utanmak..
sana bakmak
bütün rastlantıları reddedip
bir mucizeyi anlamaktır..
sana bakmak
Allah’a inanmaktır.

Yılmaz Erdoğan</TD></TR>
<TR hb_tag="1" UNABLE="***111;n">
<TD style="FONT-SIZE: 1pt" height=1 UNABLE="***111;n">
<DIV id=hotbar_promo></TD></TR></T></TABLE>

Kırmızı
03-04-2006, 17:51
<TABLE id=HB_Mail_C***111;ntainer height="100%" cellSpacing=0 cellPadding=0 width="100%" border=0 UNABLE="***111;n">
<T>
<TR height="100%" width="100%" UNABLE="***111;n">
<TD id=HB_Focus_Element vAlign=top width="100%" background="" height=250 UNABLE="off">KENT / Constantino KAVAFİS

"Başka diyarlara, başka denizlere giderim, dedin.
Bundan daha iyi bir kent vardır bir yerde nasıl olsa.
Sanki bir hükümle yazgılanmış bir çabam;
ve yüreğim sanki bir ceset gibi gömülmüş oraya.
Daha ne kadar çürüyüp yıkılacak böyle aklım?
Nereye çevirsem gözlerimi, nereye baksam burada
gördüğüm kara yıkıntılarıdır hayatımın yalnızca
yıllar yılı yıktığım ve heder ettiğim hayatımın."

Yeni ülkeler bulamayacaksın, bulamayacaksın yeni denizler.
Hep peşinde, izleyecek durmadan seni kent. Dolaşacaksın
aynı sokaklarda. Ve aynı mahallede yaşlanacaksın
ve burada, bu aynı evde ağaracak aklaşacak saçların.
Hep aynı kente varacaksın. Bir başka kent bekleme sakın,
ne bir gemi var, ne de bir yol sana.
Nasıl heder ettiysen hayatını bu köşecikte,
yıktın onu, işte yok ettin onu tüm yeryüzünde.


</TD></TR>
<TR UNABLE="***111;n" hb_tag="1">
<TD style="FONT-SIZE: 1pt" height=1 UNABLE="***111;n">
<DIV id=hotbar_promo></TD></TR></T></TABLE>

Vela
03-04-2006, 18:49
MEŞHUR DÜNYA

Bu mevsim insanlar
Taş gözlü korku ayaklılar
Gözbebeklerindeki rüyalar
Kafeste vahşi hayvanlar

Manzaranın tozu
Ateş ve demir
Günün büyük oyunu
Eski talanlara direnir

Kuruntusuz ormanda
Gidiyor kurtlar kadife adımlarla
Her günün Vebasıdır
Güneşin canavarlığında

Ayıp ve zafer arasında tutku
Ve inkarcılık arasında umut
Adaletin terazisi
Yanlışların lanetli kitabında

Nehrin güvensiz geçidindeyiz
Yaşayanlardan ölülere giden
Pişmanlıkların asma köprüsünden
Ölülerden yaşayanlara giden

Kalp ve gömlek arasında
Yer var sadece bıçağa
Tez mi geç mi
Her şey ihanetin tadında

Züllümün gizli rüzgarı
Acayip döndürdü başları
Ne dileniyor bu kişiler
Sözlerin ayrılığında

LOUİS ARAGON

Vela
03-04-2006, 19:10
Sayfada çok boşluk bırakmışım dalgınlıkla affola...

Kırmızı
03-04-2006, 19:27
<TABLE id=HB_Mail_C***111;ntainer height="100%" cellSpacing=0 cellPadding=0 width="100%" border=0 UNABLE="***111;n">
<T>
<TR height="100%" width="100%" UNABLE="***111;n">
<TD id=HB_Focus_Element vAlign=top width="100%" background="" height=250 UNABLE="off">
<B style="mso-bidi-font-weight: normal"><I style="mso-bidi-font-style: normal">KONUŞMA/ Yevgeni YEVTUŞENKO<?:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-com:office:office" />[/I][/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal"><I style="mso-bidi-font-style: normal">[/I][/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal"><I style="mso-bidi-font-style: normal">Cesur bir adamsın diyorlar bana.[/I][/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal"><I style="mso-bidi-font-style: normal"> Değilim.[/I][/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal"><I style="mso-bidi-font-style: normal">Cesaret nedir bilmedim şimdiye kadar.[/I][/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal"><I style="mso-bidi-font-style: normal">Yakışıksız olacağını düşündüm yalnız[/I][/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal"><I style="mso-bidi-font-style: normal">kendimi başkaları gibi alçaltmanın.[/I][/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal"><I style="mso-bidi-font-style: normal">Hangi kurum yerinden oynadı, hani?[/I][/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal"><I style="mso-bidi-font-style: normal">Şişirilmiş palavralara nasıl gülünür,[/I][/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal"><I style="mso-bidi-font-style: normal">öyle gülüp geçtiler sözlerime.[/I][/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal"><I style="mso-bidi-font-style: normal">Yalnız yazdım, kimseyi suçlamadan,[/I][/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal"><I style="mso-bidi-font-style: normal">aklıma gelen ne varsa sıraladım,[/I][/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal"><I style="mso-bidi-font-style: normal">övdüm övülmesi gerekenleri bir yandan,[/I][/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal"><I style="mso-bidi-font-style: normal">bir yandan karaladım yeteneksiz yazarları[/I][/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal"><I style="mso-bidi-font-style: normal">(nasıl olsa yapılacaktı bunlar bir gün).[/I][/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal"><I style="mso-bidi-font-style: normal">Şimdi cesurum dememi istiyorlar.[/I][/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal"><I style="mso-bidi-font-style: normal">Sonunda öcünü alırken bu kötülüklerin[/I][/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal"><I style="mso-bidi-font-style: normal">hatırlayıp utanacak çocuklarımız bir zamanlar[/I][/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal"><I style="mso-bidi-font-style: normal">cesaret sayıldığını doğruluk denen şeyin.[/I][/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal"><I style="mso-bidi-font-style: normal">[/I][/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal"><I style="mso-bidi-font-style: normal">Çeviri: Ülkü TAMER[/I][/B]</TD></TR>
<TR hb_tag="1" UNABLE="***111;n">
<TD style="FONT-SIZE: 1pt" height=1 UNABLE="***111;n">
<DIV id=hotbar_promo></TD></TR></T></TABLE>

serdengecti
04-04-2006, 20:57
Bugün Pazar


Bugün pazar.
Bugün beni ilk defa güneşe çıkardılar.
Ve ben ömrümde ilk defa gökyüzünün
bu kadar benden uzak
bu kadar mavi
bu kadar geniş olduğuna şaşarak
kımıldamadan durdum.
Sonra saygıyla toprağa oturdum,
dayadım sırtımı duvara.
Bu anda ne düşmek dalgalara,
bu anda ne kavga, ne hürriyet, ne karım.
Toprak, güneş ve ben...
Bahtiyarım...
Nazım Hikmet

Vela
04-04-2006, 22:58
Boşluğa bulut buluta yağmur
Yağmura toprak ne güzel uymuş

Gündüze güneş güneşe tarla
Tarlaya başak ne güzel uymuş

Başağa buğday buğdaya insan
İnsana emek ne güzel uymuş

Emeğe eylem eyleme yürek
Yüreğe sevgi ne güzel uymuş


BÜLENT ECEVİT " UYUM "

çingenepembesi
04-04-2006, 23:02
<TABLE cellSpacing=0 cellPadding=0 width="100%">
<T>
<TR>
<TD vAlign=top rowSpan=2></TD>
<TD style="FONT-SIZE: 13px; FONT-FAMILY: trebuchet MS" vAlign=top>
<TABLE style="FONT-FAMILY: tahoma,arial" cellSpacing=0 cellPadding=2>
<T>
<TR>
<TD colSpan=2 height=10></TD></TR>
<TR>
<TD width=35 bgColor=#eeeeee></TD>
<TD bgColor=#eeeeee></TD></TR>
<TR>
<TD colSpan=2 height=4></TD></TR>
<TR>
<TD width=35 bgColor=#eeeeee></TD>
<TD bgColor=#eeeeee></TD></TR>
<TR>
<TD colSpan=2 height=4></TD></TR>
<TR>
<TD width=35 bgColor=#eeeeee></TD>
<TD bgColor=#eeeeee></TD></TR></T></TABLE>

<TABLE cellSpacing=0 cellPadding=2 width="98%">Hikaye

Senin dudakların pembe
Ellerin beyaz,
Al tut ellerimi bebek
Tut biraz!

Benim doğduğum köylerde
Ceviz ağaçları yoktu,
Ben bu yüzden serinliğe hasretim
Okşa biraz!

Benim doğduğum köylerde
Buğday tarlaları yoktu,
Dağıt saçlarını bebek
Savur biraz!

Benim doğduğum köyleri
Akşamları eşkiyalar basardı.
Ben bu yüzden yalnızlığı hiç sevmem
Konuş biraz!

Benim doğduğum köylerde
Şimal rüzgarları eserdi,
Ve bu yüzden dudaklarım çatlaktır
Öp biraz!

Sen Türkiye gibi aydınlık ve güzelsin!
Benim doğduğum köyler de güzeldi,
Sen de anlat doğduğun yerleri,
Anlat biraz!


< =http://www.ideefixe.com/vitrin/arama_s***111;nuc.asp method=post>Cahit KÜLEBİ</>
<T></T></TABLE></TD></TR></T></TABLE>

evin okçuoğlu
04-04-2006, 23:11
OTOPSİ


Morgda açılınca kafatası
Doktor beyler beyin gördüler
İndirince tenkafesine neşteri
Doktor beyler yürek gördüler
Yürekte ne gördüler dersiniz
Yürekte memleket gördüler
Dünya gördüler
Bir de dost gördüler
Ama bu işte doktor beyler
Doğrusu geç kaldılar
Çok geç kaldılar


HALİM ŞEFİK OZANSOY

FulyaÇelikbilek
05-04-2006, 02:54
Beklenen / Necip Fazıl Kısakürek


ne hasta bekler sabahı
ne taze ölüyü mezar
ne de şeytan bir günahı
seni beklediğim kadar

geçti istemem gelmeni
yokluğunda buldum seni
bırak vehmimde gölgeni
gelme artık neye yarar

<?:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-com:office:office" />

FulyaÇelikbilek
05-04-2006, 20:22
İnandım Öleceğime / Pablo Neruda


İnandım öleceğime ve duydum yakındaki soğuğu
sesin kaybettiğim yalnız ömrümde,
ağzın günümdü benim ve toraktaki gecem
ve tenin öpücüklerimle kurulmuş ülke.

Demek şu an defterler tükendi
dostluklar, üst üste birikmiş hazineler,
ikimizin kurduğu şu pırıl pırıl ev:
her şey son verdi varlığına ayırıp gözlerini.

Çünkü aşk, kıydığında yaşam bize
yüksek bir dalgadır dalgaların arasında
ama yazık eğer ölüm kapımızı çalıyorsa.

Yalnız senin bakışındır boşluğu engelleyen
senin parıltındır yalnız yok oluşun karşısında:
ve yalnız senin aşkındır geceyi kapayan yeniden.
<?:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-com:office:office" />

FulyaÇelikbilek
06-04-2006, 12:43
Hatırlatan / Yahya Kemal Beyatlı


Hicran, gün ortasında öten bir horoz gibi,
Seslendi pek vakitsiz... İçim yandı ansızın.

Mazi yosunla örtülü bir göl ki yok gibi,
Mevsim serin ve bahçede yaprak yığın yığın.

Hicran gün ortasında neden böyle seslenir,
Birden hatırlatır unutan kalbe sevgiyi?

Keskin bir özleyişle hayal ettiren nedir.
Bir devre varsa insanın ömründe en iyi?

Ey sevgi anladım bu uzakta seda ile,
Ömrün yegâne lezzetidir hatıran bile.
<?:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-com:office:office" />

FulyaÇelikbilek
07-04-2006, 21:06
Sevgi Duvarı / Can Yücel


Sen miydin o, yalnızlığım mıydı yoksa
Kör karanlıkta açardık paslı gözlerimizi
Dilimizde akşamdan kalma bir küfür
Salonlar piyasalar sanat–sevicileri
Derdim gülüm insan arasına çıkarmaktı seni
Yakanda bir amonyak çiçeği
Yalnızlığım benim sidikli kontesim
Ne kadar rezil olursak o kadar iyi

Kumkapı meyhanelerine dadandık
Önümüzde Altınbaş, Altın Zincir, fasulye pilakisi
Ardımızda görevliler, ekipler, Hızır Paşalar
Sabahları açıklarda bulurlardı leşimi
Öyle sıcaktı ki çöpçülerin elleri
Çöpçülerin elleriyle okşardım seni
Yalnızlığım benim süpürge saçlım
Ne kadar kötü kokarsak o kadar iyi

Baktım gökte bir kırmızı bir uçak
Bol çelik bol yıldız bol insan
Bir gece Sevgi Duvarını aştık
Düştüğüm yer öyle açık öyle seçik ki
Başucumda bi sen varsın bi de evren
Saymıyorum ölüp ölüp dirilttiklerimi
Yalnızlığım benim çoğul türkülerim
Ne kadar yalansız yaşarsak o kadar iyi
(Sevgi Duvarı)<?:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-com:office:office" />

Vela
08-04-2006, 01:09
İnfilak

Ben gidince hüzünler bırakırım
Bu senin yaşadığındır
Bir ev sıkılır kadınlardaki
Bir adam sıkılır kadınlardaki
Seni sevmek bu kadar mı
O benim yaşadığımdır.

Bazan da bir yerde kuşlar vardır
Ne uçmak, ne görünmek için
Bir karanfil pencereyi deler
Bir kapı kendiliğinden kapanır
İstesek sevişirdik, ama olmadı
Biz değil yaşayan acılardır.

Gitsem de her yerde biraz vardır
Hatırda zamansız bir plak
Bir otel kapısı, biraz istasyon
Vardır o seninle birlikte olmak
Buluşur çok uzaktan ellerimiz
Ve nasıl göz gözeyiz ansızın bir infilak


EDİP CANSEVER

Vela
09-04-2006, 15:36
Biz Miydik</PRE>Dudakları gitmiş yontular gibi</PRE>Eski bir şairin esinlerinden kalan</PRE>Bergamalı çağrışımlar gelini.</PRE></PRE>Onlar mıydı omuzlarında şarap testileri</PRE>Biz miydik sarhoşluğun tadına bakan</PRE>Sıçrayıp geçenler kum saatlerini.</PRE></PRE>Onlar mıydı şaşarak yıldızlara</PRE>Ellerinde merakın fenerleri</PRE>Geceyi gündüzü kendilerine soran.</PRE></PRE>Biz miydik Homer'den en gencimize değin</PRE>Kilidine umut tohumları bırakan</PRE>Şakaklarındaki kelepçelerin. </PRE>Şükran Kurdakul (1927-2004)</PRE></PRE>

FulyaÇelikbilek
10-04-2006, 00:05
Bekleyen / Necip Fazıl Kısakürek



Sen, kaçan bir ürkek ceylânsın dağda,
Ben, peşine düşmüş bir canavarım!
İstersen dünyayı çağır imdada;
Sen varsın dünyada, bir de ben varım!

Seni korkutacak geçtiğin yollar,
Arkandan gelecek hep ayak sesim.
Sarıp vücudunu belirsiz kollar,
Enseni yakacak ateş nefesim.

Kimsesiz odanda kış geceleri,
İçin ürperdiği demler beni an!
De ki: Odur sarsan pencereleri,
De ki: Rüzgâr değil, odur haykıran!

Göğsümden havaya kattığım zehir,
Solduracak bir gül gibi ömrünü.
Kaçıp dolaşsan da sen, şehir şehir,
Bana kalacaksın yine son günü.

Ölürsün... Kapanır yollar geriye;
Ben mezarla sırdaş olur, beklerim.
Varılmaz hayale işaret diye
Toprağında bir taş olur, beklerim...<?:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-com:office:office" />

Süleyman Güner
11-04-2006, 10:26
ISLAK


Ne varsa güzeldir


yuvarlak olan


kendiyle başlar çünkü


kendiyle biter


oysa öyle minnacık ki yengeç


bilmez


dünyanın yuvarlak olduğunu


Sorarsanız


ıslak der





ZAHRAD ( ZAREH YALDIZCIYAN)


Türkçesi: Ohannes Şaşkal

FulyaÇelikbilek
11-04-2006, 13:12
Ben Sana Mecburum Bilemezsin

ben sana mecburum bilemezsin
adını mıh gibi aklımda tutuyorum
büyüdükçe büyüyor gözlerin
ben sana mecburum bilemezsin
içimi seninle ısıtıyorum

ağaçlar sonbahara hazırlanıyor
bu şehir o eski istanbul mudur
karanlıkta bulutlar parçalanıyor
sokak lambaları birden yanıyor
kaldırımlarda yağmur kokusu
ben sana mecburum sen yoksun

sevmek kimi zaman rezilce korkuludur
insan bir akşam üstü ansızın yorulur
tutsak ustura ağzında yaşamaktan
kimi zaman ellerini kırar tutkusu
birkaç hayat çıkarır yaşamasından
hangi kapıyı çalsa kimi zaman
arkasında yalnızlığın hınzır uğultusu

fatih'te yoksul bir gramofon çalıyor
eski zamanlardan bir cuma çalıyor
durup köşe başında deliksiz dinlesem
sana kullanılmamış bir gök getirsem
haftalar ellerimde ufalanıyor
ne yapsam ne tutsam nereye gitsem
ben sana mecburum sen yoksun

belki haziran'da mavi benekli çocuksun
ah seni bilmiyor kimseler bilmiyor
bir şilep sızıyor ıssız gözlerinden
belki yeşilköy'de uçağa biniyorsun
bütün ıslanmışsın tüylerin ürperiyor
belki körsün kırılmışsın telaş içindesin
kötü rüzgar saçlarını götürüyor

ne vakit bir yaşamak düşünsem
bu kurtlar sofrasında belki zor
ayıpsız fakat ellerimizi kirletmeden
ne vakit bir yaşamak düşünsem
sus deyip adınla başlıyorum
içimsıra kımıldıyor gizli denizlerin
hayır başka türlü olmayacak
ben sana mecburum bilemezsin

Atilla Ilhan

Vela
11-04-2006, 17:03
ÇİÇEKLERİ UMUDUMUZUN


Çok olun, çocuklar, çok olun,
yüzlerce olun, binlerce olun, onbinlerce.
Daha çok olun, daha çok olun,
yapraklar kadar, balıklar kadar çok olun.

Bu dünya ne tek tek yaşamakta,
bu dünya ne rakının, ne şarabın içinde,
bu dünya ne parada, ne pulda,
ne kalleşlikte, ne zulümde.
Bu dünya aşkın içinde, alın terinde.

Çok olun, çocuklar, çok olun,
el ele verin, çocuklar, el ele,
yaşayın dünyayı doya doya,
açın kapıları, camları güneşe,
ne yeise kapılın, ne korkuya,
çok olun, çocuklar, çok olun,
el ele verin, çocuklar, el ele.

Mutlu olmak varken bu dünyada,
geceler geldi dayandı kapımıza,
olduk acımızla sarmaş dolaş,
bekledik düşümüzle koyun koyuna.

Çok olun, çocuklar, çok olun,
yapraklar kadar, balıklar kadar çok olun,
el ele verin, çocuklar, el ele,
bütün gündüzler sizin olsun,
yaşayın dünyayı doya doya.

Çocuklar, çiçekleri umudumuzun


A.KADİR (http://www.siirperisi.net/sair.asp?sair=3)

evin okçuoğlu
12-04-2006, 19:28
EY OĞUL YAZICI OLURSAN



Ey oğul bir gün yazıcı olursan
gözü gözünde yüreği yüreğinde eli elinde
inancın tadını söyle ülkemin çocuklarına


Ey oğul bir gün yazıcı olursan
kuşkunun birikmenin ve beklemenin yazıcısı
sakın masal anlatma ülkemin çocuklarına


Zaman akıp gitmekte dağ taş değişmektedir
demir paslanmakta temel çürümektedir
al kalemi bildiğin en gerçek sözü yaz


İşte ateş tuğlası ağaçlar kökleri
işte ayağımızın bukağısı sırtımızdaki hançer
yazılmamış şiir isimsiz kapalı kitap


Erkeklerimiz var elmanın bir yarısı
biraz sabır biraz öfke biraz sarmaşık
sorusu sorulmamış yanıt boynu Pir Sultan


Ey oğul bir gün yazıcı olursan
sesini sev sevgini çoğalt yüreğini aç
onu güzel ölüyü anlat ülkemin çocuklarına


ÖZDEMİR İNCE
(1936)

Rengin Özesmi
12-04-2006, 20:35
salih ecer'in siiri

deliveren
soz agizdan cikti bir kere
seytan da senden yana
melek de



<TABLE style="BORDER-COLLAPSE: collapse" borderColor=#111111 cellSpacing=0 cellPadding=0 width="95%">
<T>
<TR>
<TD vAlign=bottom>Şiir İçin Değil
</TD>
<TD vAlign=right width=160>
</TD></TR></T></TABLE>
<DIV align=left>
<TABLE style="BORDER-COLLAPSE: collapse" borderColor=#111111 cellSpacing=0 cellPadding=0 width="100%">
<T>
<TR>
<TD width="100%">
<DIV align=right>
<TABLE style="BORDER-COLLAPSE: collapse" borderColor=#ff0000 cellPadding=0 width="95%">
<T>
<TR>
<TD vAlign=top>
<TABLE style="BORDER-COLLAPSE: collapse" borderColor=#111111 cellSpacing=0 cellPadding=0 width="100%">
<T>
<TR>
<TD align=left width="100%">Kasnak uçlarını tutuyorum.
Şiirde kasnağı bulmak zordur.
Ama iyi bir laf bütün şiiri gerebilir.
Alet mi kullanmayı öğrenmeliyim
..........
..........

</TD></TR>
<TR>
<TD width="100%"></TD></TR>
<TR>
<TD align=left width="100%">
Salih Ecer</TD></TR></T></TABLE></TD></TR></T></TABLE></TD></TR></T></TABLE>

adalı mirvari
12-04-2006, 22:07
LİVAR / Bayram Balcı
<?:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-com:office:office" />

zamanın kanseri
ne çekilmez bir sözcüktür herkes
kurşunî şafaklarda akıp gider safsata izlenimler
gecenin siyah kristali çözer tutkalını tenden
yılanların süslü derisinde gezinir âmade ilişkiler

eşya değişir
huzursuz suskularda başlar talan
sonsuzun sert boşluğunda kırılır yazgı
evreni ve dünyayı bölen sabır yarası
tutuşturur kanı lanetli hece kıvılcımları

yırtılır varlığın dehşetli gölgesi
suyun acıtarak akışına aldanır insan
hakikati teslim alır imajlar
bir önyargıdır oysa
geçer zaman

söyle bilici söyle
başkalarının ölümü mü yoksa
anılar mı uzatır ömrü

fizyolojik fonksiyon kalıntısı facir buluşmalar
çözer naifliğin bileşkelerini
çatlar beyaz kabuğu yeryüzünün
her şeyi bir kalıba sokar yasaların arsızlığı

bedenin istekleri yorar insanı
livar içinde çırpınır balık
ama hangi yaraya melhem olacak varlığın aktif tözü
biliyorum herkesin her şey olduğunu söylemek bana yakışmaz

söyle bilici söyle
çağın azaplarından hangi
hakikat kurtarabilir ömrü

ah benim temsil hakkı elinden alınmış uygar insanlıklarım
ikmale kalmış ihtilallerin ağulu çırpınışları
yetmiyor basit bir yalnızlıkla kendi evrenimize çoğalmak

sürtünür tensel varlık tülün ipek kıvrımlarına
çatlar arzunun ve şehvetin şahdamarı
omurgasız orgazmlarla kirlenir beden
çoğalır hayatımızdaki kılıçartıkları

yalnızlığımızdaki kusur
hangi kostümüyle çıkacak girdaptan
alalade aşklar
vaziyeti kurtarma operasyonu

anla bilici anla
arınır bir gün sözcüklerden
hayatı zehirleyen sözcüğün çocukları

02-gültepe

FulyaÇelikbilek
13-04-2006, 00:26
Dilenci

Sen hergün köşebaşlarında
Yırtık urbanla kirli ellerinle
Avuç açan, sefil insan.
İnan yok farkımız birbirimizden
Sen belki tüm yaşamınca dilenecek;
Beklediğin beş kuruşu biri vermezse
Ötekinden isteyeceksin.
Ama ben tüm yaşamım boyunca
Tek bir kez dilendim
Bir acımasız kalbin sevdası ile alevlendim.
Öylesine boş öylesine açık kaldı ki elim,
Yemin ettim bir daha dilenmeyeceğim.

Victor Hugo<?:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-com:office:office" />

münevver izgi
13-04-2006, 02:10
<TABLE id=HB_Mail_C***111;ntainer height="100%" cellSpacing=0 cellPadding=0 width="100%" border=0 UNABLE="***111;n">
<T>
<TR height="100%" width="100%" UNABLE="***111;n">
<TD id=HB_Focus_Element vAlign=top width="100%" background="" height=250 UNABLE="off">


Sevgili arkadaşım. Beni taaaaaaaaaaa nerelere... hangi yıllara götürdün bir bilsen!


Onüç-ondört yaşlarında hatıra defterlerine pek çok arkadaşımın "sepet sepet yumurta, sakın beni unutma" yazdığı yıllarda; benim Atilla İlhan, Orhan Veli, Ümit Yaşar Oğuzcan... vb. şiirlerinin yanında şairini bilmeden sevdiğim, yazdığım şiirlerden birisi de bu şiirdi. Ve Victor Hugo'ya ait olduğunu bilmiyordum.


Geçmişe yaptığım yolculuk için çok teşekkürler. Sevgiyle kal...smileys/smiley1.gifsmileys/smiley31.gif</TD></TR>
<TR UNABLE="***111;n" hb_tag="1">
<TD style="FONT-SIZE: 1pt" height=1 UNABLE="***111;n">
<DIV id=hotbar_promo></TD></TR></T></TABLE>

Perihan Baykal
13-04-2006, 11:17
<TABLE>
<T>
<TR>
<TD =row3>
<CENTER>Simgelerde Yüzler </CENTER>
</TD></TR>
<TR>
<TD =row2>Bir ışık üstünde gelir
Gelir o
Işırsın
Seversin yeri göğü
Uyanmış tutsaklar çağrısına dek.
Dolar da
Dolar da yüreğine tohumların davranışı
Uzarsın
Bir anıdan bir geleceğe gövermişçene.

Gelir de bir uykusuza su
Gelir bir orman uyanık yellerden.
Gider hele
Yıldızların
Gider hele göllerin yalnızlığı
Kalırsınız
Yaptıklarınızla yüz yüze, çırılçıplak.

Almıştınız
Vurmuştunuz
Ovalar başak çoğalımıyla doluydu,
Derelerde vardı bilinmez anıların gücü
Ağaçların yemişleri sizin ağırlığınızdaydı,
Çalmıştınız
Öldürmüştünüz çünkü.

Bir sorgu günü değil anlamak günü
Gözleriniz açılsa
Maviden
Açık kalsa ağzınız kandan şimdi
Sizi bağışlamaz yeraltı otları bile
Almaz yılan uykuları bile düşlerinizi sizin
Siz dikeysiniz, siz hamsınız.

Şimdi ne siz varsınız, ne o, ne öteki,
Yaban yeşili ev yeşilini kovmuştur.
Yine ıssız
Yeryüzü gökyüzü,
Yine ıssız
Ölüler unutulmuş gider
Ölülerin ardından bir köpek gider.

Kopmuşçasına sen şimdi
Karanlığın, yokluğun ardında sen
Bitersin yerden göğe;
Upuzun
Eğri uzun
Dar uzun.
Gider o
Gider
Gider bir ışık üstünde.</TD></TR>
<TR>
<TD =row1>
<CENTER>Şair : Fazıl Hüsnü Dağlarca (http://www.berzah.com/siir/siir.siirler.asp?dost=&amp;sair=sair&amp;id=83)</CENTER>
</TD></TR></T></TABLE>

evin okçuoğlu
13-04-2006, 11:35
sevgili Perihan DAĞLARCA Teşekkür

ironi
14-04-2006, 15:56
<DIV align=center>
<TABLE =Ms***111;normalTable style="WIDTH: 350.25pt; BORDER-COLLAPSE: collapse; mso-padding-alt: 0cm 0cm 0cm 0cm" cellSpacing=0 cellPadding=0 width=467>
<T>
<TR style="mso-yfti-irow: 0; mso-yfti-firstrow: yes">
<TD style="BORDER-RIGHT: #f2ecd7; PADDING-RIGHT: 0cm; BORDER-TOP: #f2ecd7; PADDING-LEFT: 0cm; PADDING-BOTTOM: 0cm; BORDER-LEFT: #f2ecd7; WIDTH: 100%; PADDING-TOP: 0cm; BORDER-BOTTOM: #f2ecd7; : transparent" vAlign=top width="100%" colSpan=2>
<A name=enust>BENİ BİR YAZA GÖMDÜLERDİ BİR ZAMAN</A></TD></TR>
<TR style="mso-yfti-irow: 1">
<TD style="BORDER-RIGHT: #f2ecd7; PADDING-RIGHT: 0cm; BORDER-TOP: #f2ecd7; PADDING-LEFT: 0cm; PADDING-BOTTOM: 0cm; BORDER-LEFT: #f2ecd7; PADDING-TOP: 0cm; BORDER-BOTTOM: #f2ecd7; : transparent" vAlign=top>
<?:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-com:office:office" /></TD>
<TD style="BORDER-RIGHT: #f2ecd7; PADDING-RIGHT: 0cm; BORDER-TOP: #f2ecd7; PADDING-LEFT: 0cm; PADDING-BOTTOM: 0cm; BORDER-LEFT: #f2ecd7; PADDING-TOP: 0cm; BORDER-BOTTOM: #f2ecd7; : transparent">
</TD></TR>
<TR style="mso-yfti-irow: 2; mso-yfti-lastrow: yes">
<TD style="BORDER-RIGHT: #f2ecd7; PADDING-RIGHT: 0cm; BORDER-TOP: #f2ecd7; PADDING-LEFT: 0cm; PADDING-BOTTOM: 0cm; BORDER-LEFT: #f2ecd7; PADDING-TOP: 0cm; BORDER-BOTTOM: #f2ecd7; : transparent">
Beni bir yaza gömdülerdi bir zaman
Her yer olabilecek bir kuytulukta
Bir kadın vardı bir balkonda
Sesinde yaralı bir gül olan

Hayat ve mevsimler aynı şeydi
Uyku kadar derin bir suda boğulurken
İlkbahar kekeleyerek geldi
Kırık çocuk gülüşlerinden

Deniz oracıktaydı ve buğusu
Eriyorken havada sesler
Herşeyin bir büyü oluşturduğu
Gizemli kokular ve gülüşler

Beni bir yaza gömdülerdi bir zaman
Annem olan bir sessizlikte
Belki de onun kalbidir açan
Derin bir gülün içinde

ATAOL BEHRAMOĞLU (http://www.siirperisi.net/sair.asp?sair=26)</TD>
<TD style="BORDER-RIGHT: #f2ecd7; PADDING-RIGHT: 0cm; BORDER-TOP: #f2ecd7; PADDING-LEFT: 0cm; PADDING-BOTTOM: 0cm; BORDER-LEFT: #f2ecd7; PADDING-TOP: 0cm; BORDER-BOTTOM: #f2ecd7; : transparent">
</TD></TR></T></TABLE>

ironi
14-04-2006, 15:57
<DIV align=center>
<TABLE =Ms***111;normalTable style="WIDTH: 350.25pt; BORDER-COLLAPSE: collapse; mso-padding-alt: 0cm 0cm 0cm 0cm" cellSpacing=0 cellPadding=0 width=467>
<T>
<TR style="mso-yfti-irow: 0; mso-yfti-firstrow: yes">
<TD style="BORDER-RIGHT: #f2ecd7; PADDING-RIGHT: 0cm; BORDER-TOP: #f2ecd7; PADDING-LEFT: 0cm; PADDING-BOTTOM: 0cm; BORDER-LEFT: #f2ecd7; WIDTH: 100%; PADDING-TOP: 0cm; BORDER-BOTTOM: #f2ecd7; : transparent" vAlign=top width="100%" colSpan=2>
ACIYI BAL EYLEDİK <?:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-com:office:office" /></TD></TR>
<TR style="mso-yfti-irow: 1">
<TD style="BORDER-RIGHT: #f2ecd7; PADDING-RIGHT: 0cm; BORDER-TOP: #f2ecd7; PADDING-LEFT: 0cm; PADDING-BOTTOM: 0cm; BORDER-LEFT: #f2ecd7; PADDING-TOP: 0cm; BORDER-BOTTOM: #f2ecd7; : transparent" vAlign=top>
</TD>
<TD style="BORDER-RIGHT: #f2ecd7; PADDING-RIGHT: 0cm; BORDER-TOP: #f2ecd7; PADDING-LEFT: 0cm; PADDING-BOTTOM: 0cm; BORDER-LEFT: #f2ecd7; PADDING-TOP: 0cm; BORDER-BOTTOM: #f2ecd7; : transparent">
</TD></TR>
<TR style="mso-yfti-irow: 2; mso-yfti-lastrow: yes">
<TD style="BORDER-RIGHT: #f2ecd7; PADDING-RIGHT: 0cm; BORDER-TOP: #f2ecd7; PADDING-LEFT: 0cm; PADDING-BOTTOM: 0cm; BORDER-LEFT: #f2ecd7; PADDING-TOP: 0cm; BORDER-BOTTOM: #f2ecd7; : transparent">
«pir sultan ölür dirilir»

bak şu bebelerin güzelliğine
kaşı destan
gözü destan
elleri kan içinde

kör olasın demiyorum
kör olma da
gör beni

damda birlikte yatmışız
öküzü hoşça tutmuşuz
koyun değil şu dağlarda
san kendimizi gütmüşüz
hor baktık mı karıncaya
kırdık mı kanadını serçenin
vurduk mu karacanın yavrulusunu
ya nasıl kıyarız insana

sen olmasan öldürmek ne
çürümek ne zindanlarda
özlem ne ayrılık ne
yokluk ne yoksulluk ne
ilenmek ne dilenmek ne
işsiz güçsüz dolanmak ne
gün gün ile barışmalı
kardeş kardeş duruşmalı
koklaşmalı söyleşmeli
korka korka yaşamak ne

kahrolasın demiyorum
kahrolma da
gör beni

kanadık toprak olduk
çekildik bayrak olduk
döküldük yaprak olduk
geldik bugüne

ekmeği bol eyledik
acıyı bal eyledik
sıratı yol eyledik
geldik bugüne

ekilir ekin geliriz
ezilir un geliriz
bir gider bin geliriz
beni vurmak kurtuluş mu

kör olsanı demiyorum
kör olma da
gör beni

Hasan Hüseyin Korkmazgil (http://www.siirperisi.net/sair.asp?sair=119)</TD>
<TD style="BORDER-RIGHT: #f2ecd7; PADDING-RIGHT: 0cm; BORDER-TOP: #f2ecd7; PADDING-LEFT: 0cm; PADDING-BOTTOM: 0cm; BORDER-LEFT: #f2ecd7; PADDING-TOP: 0cm; BORDER-BOTTOM: #f2ecd7; : transparent">
</TD></TR></T></TABLE>

ironi
14-04-2006, 15:59
<DIV align=center>
<TABLE =Ms***111;normalTable style="WIDTH: 350.25pt; BORDER-COLLAPSE: collapse; mso-padding-alt: 0cm 0cm 0cm 0cm" cellSpacing=0 cellPadding=0 width=467>
<T>
<TR style="mso-yfti-irow: 0; mso-yfti-firstrow: yes">
<TD style="BORDER-RIGHT: #f2ecd7; PADDING-RIGHT: 0cm; BORDER-TOP: #f2ecd7; PADDING-LEFT: 0cm; PADDING-BOTTOM: 0cm; BORDER-LEFT: #f2ecd7; WIDTH: 100%; PADDING-TOP: 0cm; BORDER-BOTTOM: #f2ecd7; : transparent" vAlign=top width="100%" colSpan=2>
SEVDA BİR ATEŞ BULDU SENDE<?:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-com:office:office" /></TD></TR>
<TR style="mso-yfti-irow: 1">
<TD style="BORDER-RIGHT: #f2ecd7; PADDING-RIGHT: 0cm; BORDER-TOP: #f2ecd7; PADDING-LEFT: 0cm; PADDING-BOTTOM: 0cm; BORDER-LEFT: #f2ecd7; PADDING-TOP: 0cm; BORDER-BOTTOM: #f2ecd7; : transparent" vAlign=top>
</TD>
<TD style="BORDER-RIGHT: #f2ecd7; PADDING-RIGHT: 0cm; BORDER-TOP: #f2ecd7; PADDING-LEFT: 0cm; PADDING-BOTTOM: 0cm; BORDER-LEFT: #f2ecd7; PADDING-TOP: 0cm; BORDER-BOTTOM: #f2ecd7; : transparent">
</TD></TR>
<TR style="mso-yfti-irow: 2; mso-yfti-lastrow: yes">
<TD style="BORDER-RIGHT: #f2ecd7; PADDING-RIGHT: 0cm; BORDER-TOP: #f2ecd7; PADDING-LEFT: 0cm; PADDING-BOTTOM: 0cm; BORDER-LEFT: #f2ecd7; PADDING-TOP: 0cm; BORDER-BOTTOM: #f2ecd7; : transparent">
Sevda bir ateş buldu sende, eğilip öptü seni
Artık kimse denizi bilmiyor.

Dirseklerini masaya koyuşundan belli
Gelip geçen bir günü bitirmek istemediğini
Sevda bir umut buldu sende.

Ey bir yolcu listesinde bir ölüyü arayan
Artık kimse gözlerini bilmiyor.

Şunu imzala
Bir mektup, bir telgraf alındısı değil
Unutulmuş bir sevdadır kapını çalan
Ve sevimsiz bir terlik gibi duran odan
Kimse artık bir şey giymek istemiyor.

Sonra bir pencereden kendine
Ay ışığı gibi vuran sen
Ne sana ne başkasına benziyor.

Ve işte bir dip balığı su boşluğunda
Çırparaktan yüzgeçlerini
Hiç kimseye uymayan bir mevsim öneriyor

EDİP CANSEVER (http://www.siirperisi.net/sair.asp?sair=49)</TD>
<TD style="BORDER-RIGHT: #f2ecd7; PADDING-RIGHT: 0cm; BORDER-TOP: #f2ecd7; PADDING-LEFT: 0cm; PADDING-BOTTOM: 0cm; BORDER-LEFT: #f2ecd7; PADDING-TOP: 0cm; BORDER-BOTTOM: #f2ecd7; : transparent">
</TD></TR></T></TABLE>

evin okçuoğlu
16-04-2006, 14:15
23 Sentlik Asker



Mister Dallas,
sizden saklamak olmaz,
hayat pahali biraz bizim memlekette.
Mesela iki yüz gram et alabilirsiniz,
koyun eti,
Ankara’da 23 sente,
yahut bir kilodan biraz fazla mercimek,
elli santim kefen bezi yahut,
yahut da bir ayligina
yirmi yaslarinda bir tane insan
erkek,
agzi burnu, eli ayagi yerinde,
üniformasi, otomatigi üzerinde,
yani öldürmeye, öldürülmeye hazir;
belki tavsan gibi korkak,
belki toprak gibi akilli,
belki gençlik gibi cesur,
belki su gibi kurnaz,
(her kaba uymak meselesi)
belki ömründe ilk defa denizi görecek,
belki ava merakli, belki sevdalidir.
Yahut da ayni hesapla Mister Dallas,
(tanesi 23 sentten yani)
satarlar size bu askerlerin otuzbesini birden
Istanbul’da bir tek odanin aylik kirasina,
seksen bes onda altisini yahut,
bir çift iskarpin parasina.
Yalniz bir mesele var Mister dallas,
herhalde bunu sizden gizlediler.
Size yirmi üç sente sattiklari asker,
mevcuttu üniformanizi giymeden önce de,
mevcuttu otomatiksiz filan,
mevcuttu sadece insan olarak,
mevcuttu,
tuhafiniza gidicik,
mevcuttu
hem de çoktan mi çoktan
daha sizin devletin adi bile konmadan.
Mevcuttu, isiyle gücüyle ugrasiyordu,
mesela Mister Dallas,
yeller eserken yerinde sizin New York’un,
kursun kubbeler kurdu o,
gökkubbe gibi yüksek,
hasmetli, derin.
Elinde Bursa bahçeleri gibi nakislandi ipek.
Hali dokur gibi yonttu mermeri
ve nehirlerin bir kiyisindan öbür kiyisina
ebem kusagi gibi atti kirk gözlü köprüleri.
Dahasi var Dallas,
sizin dilde anlami pek de belli degilken henüz
zulüm gibi,
hürriyet gibi,
kardeslik gibi sözlerin,
dövüstü zulme karsi o,
ve istiklal ve hürriyet ugruna
ve milletleri kardes sofrasina davet ederek
ve yarin yanagindan gayri her yerde,
her seyde,
hep beraber
diyebilmek için,
yürüdü pesince Bedrettin’in;
O, tornaci Hasan, köylü Memet, ögretmen Ali’dir,
Kaya gibi yumrugunun son ustaligi,
922 yili 9 Eylül’üdür.
Dedim ya, Mister Dallas,
Herhalde bütün bunlari sizden gizlediler.
Ucuzdur vardir illeti.
Hani sasmayin,
yarin çok pahaliya mal olursa size
bu 23 sentlik asker,
yani benim fakir, cesur, çaliskan milletim,
her millet gibi büyük Türk milleti.



16.07.1953
NAZIM HİKMET

Vela
17-04-2006, 22:13
ŞİMDİ SEVİŞME VAKTİ
Çıplak heykeller yapmalıyım.
Çırılçıplak heykeller
Nefis rüyalarınız için
Ey önünden geçen ak sakallı
kasketli,
Yırtık mintanından adaleleri
gözüken
Dilenci
Sana önce
Şiirlerin tadını
Aşkların tadını
Kitaplardan tattırmalıyım
Resimlerden duyurmalıyım,
resimlerden...

Şu oğlan çocuğuna bak
Fırça sallıyor
Kokmuş manifaturacının ayağına
Dörtyüzbin tekliğinden
On kuruş verecek.

Seni satmam çocuğum
Dörtyüzbin tekliğe.
Ne güzel kaşların var
Ne güzel bileklerin
Hele ne ellerin var, ne ellerin

Söylemeliyim
Yok
Yok... meydanlarda
bağırmalıyım,
Bu küçük
Güllerin buram buram tüttüğü
Anadolu şehri kahvesinde
Kiraz mevsiminin
Sevişme vakti olduğunu.

Resimler seyrettirmeli, şiirler
okutturmalıyım.
Baygınlık getiren şiirler.

Kiraz mevsimi, kiraz
Küfelerle dolu pazar.
Zambaklar geçiriyor bir kadın.
Bir kadın bir bakraç yoğurt
götürüyor
Sallıyor boyacı çocuğu fırçasını
Belediye kahvesinde hakla o eski,
o yalancı
O biçimsiz bizans şarkısı.

Sana nasıl bulsam, nasıl bilsem
Nasıl etsem, nasıl yapsam da
Meydanlarda bağırsam
Sokak başlarında sazımı çalsam
Anlatsam şu kiraz mevsiminin
Para kazanmak mevsimi değil
Sevişme vakti olduğunu...

Bir kere duyursam hele
güzelliğini, tadını,
Sonra oturup hüngür hüngür
ağlasam
Boş geçirdiğim bağırmadığım
sustuğum günlere
Mezarımda bu güzel, uzun kaşlı
boyacı çocuğunun
Oğlu bir şiir okusa
Karacaoğlan'dan
Orhan Veli'den
Yunus'tan, Yunus'tan...

</PRE>
<BLOCKQUOTE><A href="http://www.siir.gen.tr/siir/s/sait_faik_abasiyanik/index.html" target="_blank">Sait Faik Abasıyanık
</A>
</PRE></BLOCKQUOTE>

suece
19-04-2006, 16:00
<TABLE cellSpacing=0 cellPadding=0 width="80%" background=#F9FFF9>
<T>
<TR>
<TD>Acılar Denizi </TD></TR>
<TR>
<TD>
Ben acılar denizinde boğulmuşum
İşitmem vapur düdüklerini, martı çığlıklarını
Dalgalar her gün bir başka kıyıya atar beni
Duyarım yosunların benim için ağladıklarını

Ölüyüm çoktan, bir baksana gözlerime
Gör, içindeki o kanlı cam kırıklarını
bu ne karanlık, bu ne zindan gece böyle
Bütün gemiller söndürmüş ışıklarını

Ben acılar denizi olmuşum, yaklaşma
Sularım tuzlu, sularım zehir zemberek
Baksana; herkes içime dökmüş artıklarını

bu karanlık bitse artık, bir ay doğsa
Bir deli rüzgar çıksa; alıp götürse
Yılların içimde bıraktıklarını... </PRE></TD></TR>
<TR>
<TD width="100%">Ümit Yaşar Oğuzcan</TD></TR></T></TABLE>

Perihan Baykal
20-04-2006, 20:04
<TABLE>
<T>
<TR>
<TD =row3>
<CENTER>Kızılırmak Kıyıları </CENTER>
</TD></TR>
<TR>
<TD =row2>Kardaş, senin dediklerin yok,
Halay çekilen toprak bu toprak değil.
Çık hele Anadoluya,
Kamyonlarla gel, kağnılarla gel gayri,
O kadar uzak değil.

Çamı bitmiş, kavağı azalmış,
Gamla örtülü bayırlar, çıplak değil.
Yedi ay kıştan sonra,
Yeşeren senin yaşamındır,
Yaprak değil.

Yersin, içersin sofrasından, üç yüz senedir,
Kuvvetlisin ama kuvvet hak değil.
Bakımsızlıklarla göçüp gitmiş bir cihan,
Mevsimler soğumuş, sular azalmış,
Buğday, Selçuklulardan kalan başak değil.

Parça parça yarılmış öküz ardında,
Parmağı üç pare, tırnağı ak değil.
Utanır elin ayağın,
Korkarsın yakından görsen,
Eli el değil, ayağı ayak değil.

Gün doğar, tarla kuşları uçuşurlar,
Ağır bir aydınlık, bildiğin şafak değil.
Öyle dalmış ki yüzyıllar süren uykusuna,
Uyandırmazsan,
Uyanacak değil.

Dertle, sefaletle yüklü,
Siyah leşlerle kararmış, berrak değil.
Çağlayan ne,
Akan kim,
Kızılırmak değil.

Kardaş, görmüyorum ama hala duyabiliyorum,
Geçmiş zamanlar gelecek zamanlardan parlak değil.
Vakte şahadet edercesine yükselmiş,
Akşam parıltısından, bütün zaferler üzerine,
Dağlar dalgalanmakta, bayrak değil.</TD></TR>
<TR>
<TD =row1>
<CENTER>Şair : Fazıl Hüsnü Dağlarca (http://www.berzah.com/siir/siir.siirler.asp?dost=&amp;sair=sair&amp;id=83)</CENTER>
</TD></TR></T></TABLE>

Perihan Baykal
21-04-2006, 21:18
ENDÜLÜS'TE RAKS

Zil, şal ve gül. Bu bahçede raksın bütün hızı...
Şevk akşamında Endülüs üç defa kırmızı...

Aşkın sihirli şarkısı yüzlerce dildedir.
İspanya neş'esiyle bu akşam bu zildedir.

Yelpaze çevrilir gibi birden dönüşleri,
İşveyle devriliş, saçılış, örtünüşleri...

Her rengi istemez gözümüz şimdi aldadır;
İspanya dalga dalga bu akşam bu şaldadır.

Alnında halka halkadır aşüfte kâkülü,
Göğsünde yosma Gırnata'nın en güzel gülü...

Altın kadeh her elde, güneş her gönüldedir
İspanya varlığıyla bu akşam bu güldedir.

Raks ortasında bir durup oynar, yürür gibi;
Bir baş çevirmesiyle bakar öldürür gibi...

Gül tenli, kor dudaklı, kömür gözlü, sürmeli...
Şeytan diyor ki, sarmalı, yüz kerre öpmeli...

Gözler kamaştıran şala, meftun eden güle,
Her kalbi dolduran zile, her sineden: "Ole!"


<BLOCKQUOTE>

<A href="http://www.siir.gen.tr/siir/y/yahya_kemal/index.html" target="_blank">

Yahya Kemal BEYATLI
</A>


</PRE></BLOCKQUOTE>
</PRE>

Perihan Baykal
23-04-2006, 21:22
UZUN YAĞMURLARDAN SONRA

Sen yağmurlu günlere yakışırsın
Yollar çeker uzak dağlar çeker uzak evler
Islanan yapraklar gibi yüzün ışır
Işırsa beni unutma

Alır yürür sıcak mavisi gökyüzünün
Kuşlar döner uzun yağmurlardan sonra birgün
Bir sızlar yanar içinde büsbütün
Her şeye rağmen ellerin üşür
Üşürsen beni unutma

Yeni dostlar yeni rüzgarlar gelir geçer
Yosun muydum kaya mıydım nasıl unuttular
Kahredersin başın önüme düşer
Düşerse beni unutma



AYRILAR GEMİSİ


Bunlar en mutlu günleri ayrılığımızın
Yanaşmadan özleminin limanlarına
Bir uzun hava içinde kendimiz kendimizin
Uzasın dönmenin saçları, çağırma uzasın

GÜLTEN AKIN

FulyaÇelikbilek
25-04-2006, 18:23
SEN YOKTUN...<?:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-com:office:office" />

Kar kesti yolu
Sen yoktun.
Oturdum karşına dizüstü
Seyrettim yüzünü
Gözlerim kapalı.

Gemiler geçmiyor uçaklar uçmuyor
Sen yoktun.
Karşında duvara dayanmıştım
Konuştum konuştum konuştum
Ağzımı açmadım.

Sen yoktun,
Ellerimle dokundum sana
Ellerim yüzümdeydi.


Nazım Hikmet Ran

Perihan Baykal
25-04-2006, 22:58
<TABLE>
<T>
<TR>
<TD =row3>
<CENTER>Beyaz </CENTER>
</TD></TR>
<TR>
<TD =row2>Bir bademin altına, yorgun, oturmak biraz,
Ayrı ayrı seyretmek çiçek açmış her dalı.
Artık bütün renklerden, artık uzaklaşmalı:
Beyaz işte, aylardır gözümde tüten beyaz.

İş bitti... Uzaklarda ilk ümitler gibi yaz,
Duyuyorum bu sabah, kış içimden çıkalı,
İçimin dört duvarı bembeyaz badanalı,
Ah, sade nefes almak, göğsüme dolan bu haz...

Bir kuş ötecek şimdi... Havada bir durgunluk,
Mermeriyle konuşan açık kalmış bir musluk,
Beyaz çiçeklerini tektük düşüren kiraz.

Bahar pınarlarından içime damlayan su,
Bembeyaz çiçeklerin ıslak, temiz kokusu,
Kış bitti... Uzaklarda ilk ümitler gibi yaz...</TD></TR>
<TR>
<TD =row1>
<CENTER>Şair : Ziya Osman Saba (http://www.berzah.com/siir/siir.siirler.asp?dost=&amp;sair=sair&amp;id=259)</CENTER>
</TD></TR></T></TABLE>

Ahmet Taşcıoğlu
26-04-2006, 16:13
Suskun demokrat?!
“Almanya'da Naziler komünistleri içeri attı…
Sesimi çıkarmadım!
Çünkü komünist değildim!
Sonra...
Yahudileri içeri tıktılar...
Bu kez de sesimi çıkarmadım!
Çünkü Yahudi de değildim!
Derken...
Sıra sendikacılara geldi...
Hala susuyordum...
Çünkü sendikacı da değildim!
Sonunda beni de götürdüler...
Ama... Sesini çıkaracak kimse kalmamıştı...”
Alman şair Martin Niemüller

Rengin Özesmi
26-04-2006, 20:45
Ellerinize ve Yalana Dair

Bütün taşlar gibi vekarlı,
hapiste söylenen bütün türküler gibi kederli,
bütün yük hayvanları gibi battal, ağır
ve aç çocukların dargın yüzlerine benziyen elleriniz.
Arılar gibi hünerli, hafif,
sütlü memeler gibi yüklü,
tabiat gibi cesur
ve dost yumuşaklıklarını haşin derilerinin altında gizleyen elleriniz.
Bu dünya öküzün boynuzunda değil,
bu dünya ellerinizin üstünde duruyor.
Ve insanlar, ah, benim insanlarım,
yalanla besliyorlar sizi,
halbuki açsınız,
etle, ekmekle beslenmeye muhtaçsınız.
Ve beyaz sofrada bir kere bile yemek yemeden doyasıya,
göçüp gidersiniz bu her dalı yemiş dolu dünyadan.
insanlar, ah, benim insanlarım,
hele Asyadakiler, Afrikadakiler,
Yakın Doğu, orta Doğu, Pasifik adaları
ve benim memleketlilerim,
yani bütün insanların yüzde yetmişinden çoğu,
elleriniz gibi ihtiyar ve dalgınsınız,
elleriniz gibi meraklı, hayran ve gençsiniz.
İnsanlarım, ah, benim insanlarım,
Avrupalım, Amerikalım benim,
uyanık, atak ve unutkansın ellerin gibi,
ellerin gibi tez kandırılır,
kolay atlatılırsın...
İnsanlarım, ah, benim insanlarım,
antenler yalan söylüyorsa,
yalan söylüyorsa rotatifler,
kitaplar yalan söylüyorsa,
beyaz perdede yalan söylüyorsa çıplak baldırları kızların,
dua yalan söylüyorsa,
ninni yalan söylüyorsa,
rüya yalan söylüyorsa,
meyhanede keman çalan yalan söylüyorsa,
yalan söylüyorsa umutsuz günlerin gecelerinde ayışığı,
söz yalan söylüyorsa,
ses yalan söylüyorsa,
ellerinizden geçinen
ve ellerinizden başka her şey
herkes yalan söylüyorsa,
elleriniz balçık gibi itaatli,
elleriniz karanlık gibi kör,
elleriniz çoban köpekleri gibi aptal olsun,
elleriniz isyan etmesin diyedir.
Ve zaten bu kadar az misafir kaldığımız
bu ölümlü, bu yaşanası dünyada
bu bezirgan saltanatı, bu zulüm bitmesin diyedir.

Nazım Hikmet Ran (http://www.siirdefteri.com/?sayfa=sair&amp;sair_id=170&amp;sair=Nazım Hikmet Ran) </>Edited by: Rengin Özesmi

sebnem korkmaz
29-04-2006, 05:29
Gülten Akın, çok sevdiğim bir şair. SOn bir kaç günü onun şiirlerini okuyarak geçirdim diyebilirim. Şair arkadaşlar lütfen okuyun.


KESTİM KARA SAÇLARIMI

Uzaktı dön yakındı dön çevreyi dön
Yasaktı yasaydı töreydi dön
İçinde dışında yanında değilim
İçim ayıp dışım geçim sol yanım sevgi
Bu nasıl yaşamaydı dön.

Onlarsız olmazdı taşımam gerekti kullanmam gerekti
Tutsak ve kibirli -ne gülünç öfke be-
Gözleri gittikce iri gittikçe çekilmez
İçimde gittikce bunaltı gittikce bunaltı
Gittim geldim kara saçlarımı öyle buldum.

Kestim kara saçlarımı -n'olacak şimdi-
Bir şeycik olmadı deneyin lütfen
Aydınlığım deliyim rüzgarlıyım
Günaydın kaysıyı sallayan yele
Kurtulan dirilen kişiye günaydın

Şimdi şaşıyorum bir toplu iğneyi
Bir yaşantı ile karşılayanlara
Gittim geldi kara saçlarımdan kurtuldum.

Gülten Akın

sebnem korkmaz
29-04-2006, 05:30
oğlunu soran kadının şiiri

-İsayı çarmıha gerdilerdi
sonra Platus ellerini yıkadı-
ellerini yıkadın yıkamıştın
bitmiş aşağıdaki genç adama ait
bütün işler
kameralar beyanatlar basın bültenleri
işkence yoğun sürdüydü

o askıyı kuran, o akımı veren
elbet sen değildin
sen yalnız gözlerini kapadın
ellerini yıkadın sen
sonra bana uzattın biraz sıkıntıyla
ünvanın büyüdü kutlandın ödüllendin

her şey sorulduydu, herkes şunu sustu:
sonra o ellerle nasıl
okşadın kızını
nasıl şiir yazdın

Gülten Akın

perihan yakar
29-04-2006, 05:35
..........Edited by: perihan yakar

sebnem korkmaz
29-04-2006, 05:35
BİR GÜNEYDOĞU AĞIDI

İlk bu sabah
İlk bu sabah göğü görmedim
İlk bu sabah kaysı çiçeklerini
Hüzün ilk kez konuk gibi gelmedi
Efendim, ev sahabım

Karacamı suya indiremedim
Şahanım uçurdum döndüremedim
Dağlar

Enikli kapılar kitlendi
Taş avlular sustu, ben sustum
İlk kez bekledim ölümü
Dostu bekler gibi bekledim
Dağlar

Benim acım acıların beyidir
Canıma bir doru kısrakla gelir
Öfkeyi sabırda eritir
Umut yer
Suyunu gözümden içer bir zaman
Dağlar of dağlar

Gülten Akın

perihan yakar
29-04-2006, 05:44
.....................Edited by: perihan yakar

Kırmızı
29-04-2006, 12:26
<TABLE id=HB_Mail_C***111;ntainer height="100%" cellSpacing=0 cellPadding=0 width="100%" border=0 UNABLE="***111;n">
<T>
<TR height="100%" width="100%" UNABLE="***111;n">
<TD id=HB_Focus_Element vAlign=top width="100%" background="" height=250 UNABLE="off">
<TABLE style="BORDER-COLLAPSE: collapse" borderColor=#111111 cellSpacing=0 cellPadding=0 width="100%">
<T>
<TR>
<TD align=left width="100%">


Kimbilir Kaç Kişi Sevdi Seni


Kimbilir kaç kişi senin zarif hallerini sevdi
Kaç kişi güzelliğini sevdi
Belki gerçek aşkla; belki değil

Ama bir tek kişi seni sevdi.
Bir tek kişi değişen yüzündeki hüznü sevdi.</TD></TR>
<TR>
<TD width="100%"></TD></TR>
<TR>
<TD align=left width="100%">
William Butler Yeats</TD></TR></T></TABLE></TD></TR>
<TR UNABLE="***111;n" hb_tag="1">
<TD style="FONT-SIZE: 1pt" height=1 UNABLE="***111;n">
<DIV id=hotbar_promo></TD></TR></T></TABLE>

Perihan Baykal
30-04-2006, 13:47
DÜNYANIN EN TUHAF MAHLUKU

Akrep gibisin kardeşim,
korkak bir karanlık içindesin akrep gibi. Serçe gibisin kardeşim,
serçenin telası içindesin.
Midye gibisin kardeşim,
midye gibi kapalı rahat.
Ve sönmüş bir yanardağ ağzı gibi korkunçsun, kardeşim.
Bir değil,
beş değil,
yüz milyonlarlasın maalesef.
Koyun gibisin kardeşim,
gocuklu celep kaldırınca sopasını
sürüye katılıverirsin hemen
ve adeta mağrur, koşarsın salhaneye.
Dünyanın en tuhaf mahlukusun yani,
hani şu derya icre olup
deryayı bilmiyen balıktan da tuhaf.
Ve bu dünyada, bu zulüm
senin sayende.
Ve açsak, yorgunsak, alkan içindeysek eğer ve hala şarabımızı vermek
için üzüm gibi eziliyorsak
kabahat senin,
-demeğe de dilim varmıyor ama-
kabahatin çoğu senin, canım kardeşim

NAZIM HİKMET


<TABLE style="CLEAR: both" align=center>
<T>
<TR>
<TD align=middle></TD></TR></T></TABLE>
<><!--functi***111;n SiteStats_1078var t=new Date;var u='http://kurecik.7p.com/cgi-bin/sitestats.gif?p='+escapelocati***111;n.href+';r='+escape ***100;ocument.referrer+';t='+t.getTime;var I=new Image1,1; I.src=u; SiteStats_1078;//-- target="_blank">
<NO><img src=http://kurecik.7p.com/cgi-bin/sitestats.gifp=http%3A%2F%2Fkurecik.7p.com%2Fnazim _hikmet%2Fdunyanin_en_tuhaf_mahluku;r=-;t=1078; width=1 height=1 border="0"></NO>

Kırmızı
01-05-2006, 01:53
<TABLE id=HB_Mail_C***111;ntainer height="100%" cellSpacing=0 cellPadding=0 width="100%" border=0 UNABLE="***111;n">
<T>
<TR height="100%" width="100%" UNABLE="***111;n">
<TD id=HB_Focus_Element vAlign=top width="100%" background="" height=250 UNABLE="off">
<TABLE style="BORDER-COLLAPSE: collapse" borderColor=#ff0000 cellPadding=0 width="95%">
<T>
<TR>
<TD vAlign=top>
<TABLE style="BORDER-COLLAPSE: collapse" borderColor=#111111 cellSpacing=0 cellPadding=0 width="100%">
<T>
<TR>
<TD align=left width="100%">


HERŞEY SENDE GİZLİ/ Can YÜCEL


Yerin seni çektiği kadar ağırsın,
Kanatların çırpındığı kadar hafif..
Kalbinin attığı kadar canlısın,
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç...
Sevdiklerin kadar iyisin,
Nefret ettiklerin kadar kötü..
Ne renk olursa olsun kaşın gözün,
Karşındakinin gördüğüdür rengin..
Yaşadıklarını kar sayma:
Yaşadığın kadar yakınsın sonuna; ne kadar yaşarsan yaşa,
Sevdiğin kadardır ömrün..
Gülebildiğin kadar mutlusun.
Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin
Sakın bitti sanma her şeyi,
Sevdiğin kadar sevileceksin.

</TD></TR>
<TR>
<TD width="100%"></TD></TR>
<TR>
<TD align=left width="100%"></TD></TR></T></TABLE></TD></TR></T></TABLE></TD></TR>
<TR hb_tag="1" UNABLE="***111;n">
<TD style="FONT-SIZE: 1pt" height=1 UNABLE="***111;n">
<DIV id=hotbar_promo></TD></TR></T></TABLE>

Perihan Baykal
01-05-2006, 15:48
Nazım ile Piraye'yi unutmuşum. Onda buldum şiiri. Piraye İçin Yazılmış: Saat 21-22 Şiirleri'nden...


6 Aralık 1945


Onlar ümidin düşmanıdır, sevgilim,
akar suyun,
meyve çağında ağacın,
serpilip gelişen hayatın düşmanı.
Çünkü ölüm vurdu damgasını alınlarına:
-çürüyen diş, dökülen et-,
bir daha geri dönmemek üzre yıkılıp gidecekler.
Ve elbette ki, sevgilim, elbet,
dolaşacaktır elini kolunu sallaya sallaya,
dolaşacaktır en şanlı elbisesiyle: işçi tulumuyla
bu güzelim memlekette hürriyet.





7 Aralık 1945


Bursada havlucu Recebe,
Karabük fabrikasında tesviyeci Hasana düşman,
fakir köylü Hatçe kadına,
ırgat Süleymana düşman,
vatan ki bu insanların evidir,
sevgilim, onlar vatana düşman...


Edited by: Perihan Baykal

münevver izgi
01-05-2006, 17:39
<TABLE id=HB_Mail_C***111;ntainer height="100%" cellSpacing=0 cellPadding=0 width="100%" border=0 UNABLE="***111;n">
<T>
<TR height="100%" width="100%" UNABLE="***111;n">
<TD id=HB_Focus_Element vAlign=top width="100%" background="" height=250 UNABLE="off">


AY KARANLIK


Maviye
Maviye çalar gözlerin,
Yangın mavisine
Rüzgârda asi.
Körsem,Senden gayrısına yoksam,
Bozuksam,
Can benim, düş benim,
Ellere nesi?
Hadi gel,Ay karanlık...


İtten aç,Yılandan çıplak,
Vurgun ve belâ
Gelip durmuşsam kapına
Var mı ki doymazlığım?
İlle de ille
Sevmelerim,
Sevmelerim gibisi?


Oturmuş yazıcılar
Fermanım yazar
N'olur gel,Ay karanlık...


Dört yanım puşt zulası,
Dost yüzlü,
Dost gülücüklü
Cigaramdan yanar,
Alnım öperler,
Suskun, hayın, çıyansı,
Dört yanım puşt zulası,
Dönerim dönerim çıkmaz.
En leylim gecede ölesim tutmuş,
Etme gel,Ay karanlık...


ahmed arif
</TD></TR>
<TR UNABLE="***111;n" hb_tag="1">
<TD style="FONT-SIZE: 1pt" height=1 UNABLE="***111;n">
<DIV id=hotbar_promo></TD></TR></T></TABLE>
<BLOCKQUOTE id=5e9348c>
<TABLE id=HB_Mail_C***111;ntainer height="100%" cellSpacing=0 cellPadding=0 width="100%" border=0 UNABLE="***111;n">
<T>
<TR height="100%" width="100%" UNABLE="***111;n">
<TD id=HB_Focus_Element vAlign=top width="100%" background="" height=250 UNABLE="off"> </TD></TR>
<TR UNABLE="***111;n" hb_tag="1">
<TD style="FONT-SIZE: 1pt" height=1 UNABLE="***111;n">
<DIV id=hotbar_promo></TD></TR></T></TABLE></BLOCKQUOTE>

Perihan Baykal
01-05-2006, 19:54
Şaire Ağıt

şair ölmüş
yas denizi ışıldıyor -
bir yaşam dizesine gömün onu
şair ölmüş - toprağa gazel düştü
bir güz türküsüne gömün onu

sözün örtüsüne bürüyün -
mana kurganlarına teni!
ağu ağacının dalına bürüyün
açışına bürüyün ulusal dilin
bir bilgi adasına gömün onu

şair ölmüş
bir su tümseğinin sönümüne
dört Türk denizine

sulak çatlağı toprağa
ceviz gölgesine
bir yağmur damlasına gömün onu

şiirin doğduğu yere - kır masalına
- şiirsel yazının diviti su -
çimen kağıdına gök masasına
bir kır masalına gömün onu

bin köy kitaplığına bürüyün
anayurdun ana'sına bürüyün
mananın gözesine bürüyün

göksel damda sesini kasırga basar
soluğunun humusunda Azer ölür
şair! ölümün üzre bir filiz sürmüş -
Azer'in türküsüne gömün onu

şiirin uzamına gömün
tanrılar zamanına gömün onu


AZER YARAN

özgür hatem
01-05-2006, 21:17
Beni Tarihle Yargıla

Titrek bir mum alevinin havaya bıraktığı bulanık bir is,
Ve göz gözü görmez bir sis değildik biz
Beni bilimle anla iki gözüm, felsefeyle anla,
Ve tarihle yargıla...

Bal değildir ölüm bana,
İdam gül değildir bana,
Geceler çok karanlık,
Gel düşümdeki sevgilim,
Ay ışığı yedir bana...

Ahh... Ben hasrete tutsağım,
Hasretler tutsak bana
Bıyığımdan gül sarkmaz,
Bıyık bırakmak yasak bana,
Mahpus bana, sus bana.
Yağlık ilmek boynuma...
Sevgili yerine
Koynuma idamlar alır, idamlar alır yatarım,
Ve sonra sabırla beklerim,
Bulutları çekersiniz üstümden,
Suçsuzluğumun yargılayıcılarını yargılarsınız,
Ve o güzel geleceği getirirsiniz bana...
Ölüm tanımaz işte o zaman sevgim,
Tırnaklarımı geçirip toprağın sırtına, doğrulurum,
Gözlerimde güneş koşar,
Ve çiçekler ekersiniz, çiçekler ekersiniz toprağıma...

Duygu bana, öykü bana,
Roman gibi her an bana
Hücremde yalnızım gel,
Gel düşümdeki sevgilim,
Soyunup hazırlan bana.

Biraz sonra asmaya götürecekler beni,
Biraz sonra dalımdan koparıp öldürecekler beni,
Hoşçakalın sevdiklerim;
Dört mevsim, yedi kıta, mavi gök...
Bütün doğa hoşçakalın...
Hoşçakalın sevdalılar,
Çocuklar, üniversiteliler, genç kızlar,
Sonsuz uzay, gezegenler ve yıldızlar,
Hoşçakalın...
Hoşçakalın senfoniler, oyun havaları,
Sevda türküleri ve şiirler.
Bildirilerimizin ve seslerimizin yankılandığı şehirler.
Dağlarında yürüdüğümüz toprak,
Yalınayak eylem adımlarıyla geçtiğimiz nehirler hoşçakalın...
Hoşçakalın ağız tatlarım;
Sıcak çorbam, çayım, sigaram...
Havalandırma sıram, banyo sıram, kelepçe sıram...
Parkamı, kazağımı, eldivenlerimi, ayakkabılarımı,
Ve kalemimi, ve saatimi,
Ve kavgamı bıraktığım sevgili dostlar
Hoşçakalın, hoşçakalın...

Dostum bana, sevdam bana,
Soluğunu geçir bana,
Uyku tutmuyor gözüm,
Anılar sıraya girdi.
Gel anne süt içir bana.

Hoşçakalın anılarımı bıraktığım insanlar,
Mutluluğu için dövüştüğüm insanlar,
Yedi bölge, dört deniz,
Yedi iklim, altmış yedi şehir,
Okullar, mahalleler, köprüler, tren yolları...
Deniz kıyıları, balıkçı motorları, takalar,
Asfalt yolu boyu dizilmiş fabrikalar,
Ve işçiler ve köylüler...
Hoşçakal ülkem
Hoşçakal anne, hoşçakal baba, kardeşim,
Hoşçakal sevgilim, hoşçakal dünya,
Hoşçakalın dünyanın bütün halkları,
Sınırlı olmayan mekâna,
Sınırlı olmayan zamana gidiyorum ben;
En sevda halimle, en yaşayan halimle,
Gidiyorum dostlarım,
Hoşçakalın, hoşçakalın...
Beni yaşamımla sorgula iki gözüm,
Beni yüreğimle, beni özümle,
Bilimle anla beni, felsefeyle anla beni,
Tarihle anla beni,
Ve öyle yargıla.


Ersin Egün


(Fatsalı Şair)

FulyaÇelikbilek
02-05-2006, 12:31
Kim Demiş

Kim demiş haram nedir bilmez Hayyam
Ben helali haramı karıştırmam
Seninle içilen şarap helaldir
Sensiz içtiğimiz su bile haram


Ömer Hayyam<?:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-com:office:office" />

özgür hatem
02-05-2006, 17:02
MOR KÜLHANİ

1.Şiirimiz karadır abiler

Kendi kendine çalan bir davul zurna
Sesini duyunca kendi kendine güreşmeye başlayan
Taşınır mal helalarında kara kamunun
Şeye dar pantolonlu kostak delikanlıların şiiridir

Aşk örgütlenmektir bir düşünün abiler

2.Şiirimiz her işi yapar abiler

Valde Atik'te Eski Şair Çıkmazı'nda oturur
Saçları bir sözle örülür bir sözle çözülür
Kötü caddeye düşmüş bir tazenin yakın mezarlıkta
Saatlerini çıkarmış yedi dala gerilmesinin şiiridir

Dirim kısa ölüm uzundur cehennette herhal abiler

3.Şiirimiz gül kurutur abiler

Dönüşmeye başlamış Beşiktaşlı kuşçu bir babanın
Taşınmaz kum taşır mavnalarla Karabiga'ya kaçan
Gamze şeyli pek hoş benli son oğlunu
Suriye hamamında sabuna boğmasının şiiridir

Oğullar oğulluktan sessizce çekilmesini bilmelidir abiler

4.Şiirimiz erkek emzirir abiler

İlerde kim bilir göz okullarına gitmek ister
Yanık karamelalar satar aşağısı kesik kör bir çocuğun
Kinleri henüz tüfek biçimini bulamamış olmakla
Tabanlarına tükürerek atış yapmasının şiiridir

Böylesi haftalık resimler görür ve bacaklanır abiler

5.Şiirimiz mor külhanidir abiler

Topağacından aparthanlarda odası bulunamaz
Yarısı silinmiş bir ejderhanın düzüşüm üzre eylemde
Kiralık bir kentin giriş kapılarına kara kireçle
Şairlerin ümüğüne çökerken işaretlenmesinin şiiridir.

Ayıptır söylemesi vakitsiz Üsküdarlıyız abiler




6.Şiirimiz kentten içeridir abiler

Takvimler değiştirilirken bir gün yitirilir
Bir kent ölümünün denizine kayar dragomanlarıyla

Düzayak çivit badanalı bir kent nasıl kurulur abiler?



Ece Ayhan

Perihan Baykal
02-05-2006, 18:54
SENİ SEVE SEVE


Senin o tatlı soluğunu
Sindiriyorum içime.
Eşsiz güzelliğini
Seyrediyorum her gün.
Kuzey Rüzgârında duymaya
Can atıyorum sesini.
Seni seve seve gençleşsin
Diyorum bedenim.
Ruhumu okşayan ellerini
Ver bana, ellerini tutarak
Yaşasam diyorum.
Adım düşmesin dilinden
Sonsuzluğa kadar.





NE GÜNLERE KALDIK?


Eğri olan doğru, kötü şeydir
Eğik tartı gibi, çarpık çekül gibi...
İşte adalet yok artık, kalktı gitti!
Kötülük yapıyor kadılar;
Doğru işler hepten yanpiri...
Çalınmış malları aşırıyor yargıç.
Bir işi düzelten, bozuyor hemen.
Soluk verip canlandırması gereken kişi,
Düşkünleri boğuyor soluğunu keserek.
Haramiler hakem oldu;
Yoksulluğu ortadan kaldırması gereken,
Yoksulluk yaratıyor.
Kenti sel bastı...
Kötülüğe ceza vermesi gerekenler,
Suç işliyorlar boyuna.


(Eski Mısır şiirinden... Talât Sait Halman çevirisi.)

sema
03-05-2006, 14:15
MERDİVEN

Ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden
Eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak
Ve bir zaman bakacaksın semaya ağlayarak

Sular sarardı yüzün perde perde solmakta
Kızıl havaları seyret ki akşam olmakta

Eğilmiş arza kanar muttasıl kanar güller
Durur dallarda alevden kanlı bülbüller
Sular mı yandı neden tunca benziyor mermer

Bu bir lisan-ı hafidir ki ruha dolmakta
Kızıl havaları seyret ki akşam olmakta

Ahmet HAŞİM

Perihan Baykal
03-05-2006, 20:22
ÖZGÜR BİRLİK


orman ateşi saçlı karım
isı şimşeği düşünceli
kaplan ağzında susamuru belli karım
en iri yıldızlar demeti ağızlı, kokart ağızlı karım
ak toprak üzerinde ak sıçan izi dişli karım
amber dilli perdahlanmış cam dilli
kesilmiş kurban dilli karım
gözlerini açıp kapayan bebek dilli
inanılmaz taş dilli karım
çocuk elyazısı elifi kirpikli karım
kırlangıç yuvası kenarı kaşlı
kış bahçesi tavanı şakaklı, arduvaz şakaklı karım
cam buğusu şakaklı
şampanya omuzlu karım
buz altında kalmış yunus başlı, çeşme omuzlu karım
kibrit bilekli
rastlantı parmaklı kupa beyi parmaklı karım
kesilmiş saman parmaklı
zerdeva koltuk altlı karım
saint-jean gecesi ve kurt bağrı koltuk altlı karım
deniz köpüğü ve bölme kollu karım
değirmen ve buğday karışımı kollu
füze bacaklı karım
umutsuzluk ve saat makinası devinimli karım
mürver ağacı iliği baldırlı
baş harf ayaklı karım
anahtar demeti ayaklı, su içen gemi işçisi ayaklı karım
incili arpa boyunlu karım
val d'or boğazı boyunlu
sel yatağının ta içinde sözleşmek boyunlu karım
gece göğüslü
deniz tepeciği göğüslü
yakut postası göğüslü karım
çiğ altında gül görüntüsü göğüslü
günlerin açılan yelpazesi karınlı karım
dev pençe karınlı
dikey uçan kuş sırtlı karım
civa sırtlı
işık sırtlı karım
yuvarlanmış dövülmüş taş ve ıslanmış tebeşir enseli
ve biraz önce içilen bir bardağın düşüşü enseli karım
tekne kalçalı
avize ok tüylü kalçalı karım
ak tavus kuşu tüyü sapı kalçalı
duyulmaz dengeli
kumtaşı ve amyant kıçlı karım
kuğu sırtı kıçlı
bahar kıçlı karım
glayöl kasıklı
altın damarı ve ornitoresk kasıklı karım
yıllanmış bonbon ve yosun kasıklı karım
ayna kasıklı
islak gözlü karım
menekşe zırh takımı ve mıknatıs iğne gözlü karım
uçsuz bucaksız çayır gözlü
hapisanede içilecek su gözlü
hep balta altında kalan odun gözlü
su düzeyi gözlü, hava toprak ve ateş düzeyi gözlü karım


ANDRE BRETON


smileys/smiley4.gif

sebnem korkmaz
03-05-2006, 22:46
BEN SANA TEŞEKKÜR EDERİM


Ben sana teşekkür ederim


Beni sen öptün


Ben uyurken, benim alnımdan beni sen öptün.


Serinlik vurdu korulara canlandı serçelerim


Bir tilkiydin binmiştin mavi ata


Ben belki dün ölmüştüm belki de geçen hafta


Sen bana çok güzeldin


Senin ayaklarında.


ÜLKÜ TAMER

Perihan Baykal
05-05-2006, 01:42
CEZAYİR AĞACI


Sevgilim Cezayir beyaz bir duvar
Bir yanı akdeniz öbür yanı nar


Senin nar ağacın
Benim denizim
Ve duvar


Bir yasemin senin gibi Cezayir
Ve de zakkum benim gibi zehir


Aures'ten rüzgar
Senin kokunu
Bana getirir


Bütün gece Kabylie berberileri
Hurma dallarından denize geçti


Ama nice yıllar
Göremedim bile
Senin düşlerini


Kurşun kanatlarıyla tarihin
Derin ovasında uçuyor Konstantin


Ve göğsümü bir zeytin
Dalıyla okşayan
Yüreğin


Bu şiiri sevgilime adadım
Hadj Ali, Benzine ve öteki dostlarım


Kanlı bir gül çizgisiyle
Ayrılırken haziran


Mor perdelerle Otel Aletti
Bir ateş ağacı gibi yandı gitti


Sevgilim
Ayrılık
Canıma yetti


ONAT KUTLAR

Perihan Baykal
05-05-2006, 11:58
MARE NOSTRUM


En uzun koşuysa elbet


Türkiye'de de Devrim


O, onun en güzel yüz metresini koştu


En sekmez lüverin namlusundan fırlayarak ...


En hızlısıydı hepimizin,


En önce gögüsledi ipi...


Acıyorsam sana anam avradım olsun


Ama aşk olsun sana çocuk, Aşk olsun!


CAN YÜCEL

özgür hatem
05-05-2006, 18:52
UY HAVAR!
<DIV align=left> Yangınlar,
Kahpe fakları,
Korku çığları
Ve irin selleri, aç yırtıcılar,
Suyu zehir bıçaklar ortasındasın.
Bir cana, bir başa kalmışsın vay vay!
Pusatsız, duldasız, üryan
Bir cana bir de başa
Seher vakti leylim - leylim
Cellat nişangahlar aynasındasın.
Oy sevmişem ben seni...

Üsküdardan bu yan lo kimin yurdu!
He canım...
Çiçekdağı kıtlık, kıran,
Gül açmaz, çağla dökmez.
Vurur alnım şakına
Vurur çakmaktaşı kayalarıyla
Küfrünü, Medetsiz, Munzur.
Şahmurat Suyu kan akar
Ve ben şairim.

Namus işçisiyim yani
Yürek işçisi.
Korkusuz, pazarlıksız, kül elenmemiş,&n bsp;
Ne salkım bir bakış
Resmin çekeyim,
Ne kınsız bir rüzgar
Mısra dökeyim.
Oy sevmişem ben seni...

Ve sen daha demincek,
Yıllar da geçse demincek,
Bıçkılanmış dal gibi ayrı düştüğüm,
Ömrümün sebebi, ustam, sevgilim,
Yaran derine gitmiş,
Fitil tutmaz, bilirim.
Ama hesap dağlarladır,
Umut, dağlarla.

Düşün, uzay çağında bir ayağımız,
Ham çarık, kıl çorapta olsa da biri
Düşün, olasılık, atom fiziği
Ve bizi biz eden amansız sevda,
Atıp bir kıyıya iki zamanı
Yarının çocukları, gülleri için,
Koymuş postasını,
Görmüş restini.
He canım,
Sen getir üstünü.

Uy havar!
Muhammed, İsa aşkına,
Yattığın ranza aşkına,
Deeey, dağları un eder Ferhadın gürzü!
Benim de boş yanım hançer yalımı
Ve zulamda kan - ter içinde asi,
He desem, koparacak dizginlerini
Yediveren gül kardeşi bir arzu
Oy sevmişem ben seni...


&nbs p;&nbs p; Ahmed ARİF (http://www.siir.gen.tr/siir/a/ahmed%5Farif/index.html)</PRE>

münevver izgi
06-05-2006, 13:57
<TABLE id=HB_Mail_C***111;ntainer height="100%" cellSpacing=0 cellPadding=0 width="100%" border=0 UNABLE="***111;n">
<T>
<TR height="100%" width="100%" UNABLE="***111;n">
<TD id=HB_Focus_Element vAlign=top width="100%" background="" height=250 UNABLE="off">
SİNA AKYOL
(1950)



SU TADINDA
Ñ Yalnız değildim ki orda...
O çıplak
göğün altında,
sabahtı! ormana karışan
bir sabah
gibi indim
nice güzel duyguyla...


Çoğaltarak beni, yan yana
geçtiler, tuhaf bir tıpırtıyla
giden sürü
uzakta, bir çizgi olunca,.
yazdım erken
başlayan günü:


Mavidir
diye yazdım.
</TD></TR>
<TR hb_tag="1" UNABLE="***111;n">
<TD style="FONT-SIZE: 1pt" height=1 UNABLE="***111;n">
<DIV id=hotbar_promo></TD></TR></T></TABLE>

evin okçuoğlu
07-05-2006, 17:10
YARALISIN"

Havada "ölüm" sesi var
uçup yuvarlanıverdi bir atlı daha
gelip çöktü yaralı yüreğimin üstüne
"gülün solduğu" akşamlardaki sessizlik
gitmedi bir daha

Havada ayrılık sesi var
denizler solurken zamanın kuytusunda
servili bir bahçede kuş sesleri
"kanayan" yorgun bir yüregi karşılamakta
sular güzel aksada mayıs akşamlarında
yaralar tüm yürekleri
Erdal'ın "cam kırıkları"

T.Ayhan ÇIKIN
06.05.2006



Erdal Öz'ü kaybettik
6 Mayıs'ta öldü

Yazar-yayıncı Erdal Öz, fırtınalarla dolu 71 yıllık
ömrünü dün noktaladı. Aynı saatlerde, Deniz Gezmiş ve
arkadaşları ölümlerinin 34'üncü yılında anılıyorlardı

Perihan Baykal
10-05-2006, 15:52
AŞK

Aniden. Birdenbire, beklenmedik olandan...
Beklemeyene: Dilegelen bir dünya.
Vahiy gibi, en çok ona benziyor.
Baharın karnını öptüğüm rüya.

O yüzden "ayaklandım", yukarı ağdım.
Sana vardığımda ağlamam bundan...

Adını andığımda sıcak akıyor bütün nehirler
Dünyayı dolduran sözü olduran o.
Ve ben ne desem şimdi, benden değiller.
Hala soruyor musun bana, aşk ne demek:
O en "bir" ve "tam" olana yürümek.

Durup durup geçmesin içinden ağlamak
Dur, neden ağlıyorsun ca'nım,
yetmez mi ikimize bir sağanak...


BİRHAN KESKİN

Perihan Baykal
11-05-2006, 01:04
DİRENÇ DOĞURAN KADINA

Tırnaklarını etine geçir bağırma
Isır kanat dudaklarını parçala
Bırakma yaşamayı bırakma umudu
Daha çok yok sabaha

Yorulur gövdene inen sancılar
Acılar bakır
Beklemeyi bil
Başkaldırır gövden başkaldırır
Susar

Önce öleceğim sanacaksın
Direnmen bitsin diye uğraşacak sancın
Gitgide sıklaşacak kamçılar
Sessiz ağlayacaksın

Unutacaksın başın nerde nerde ayakların
Bin kollu bir boşluk beyninde
Dünyadan uzaksın

Kim duyar sesini haykırsan
Gücünü tüketme
Dayan bir sınav bu
G ü l ü m s e


SENNUR SEZER

Perihan Baykal
11-05-2006, 21:11
<TABLE id=Aut***111;number1 style="BORDER-COLLAPSE: collapse" borderColor=#111111 cellSpacing=0 cellPadding=0 width=440>
<T>
<TR>
<TD width=400 height=40>
<DIV =ortabaslik align=center>DELİDİZGİN
<DIV =ortabaslik align=center></TD></TR>
<TR>
<TD width=400>
<TABLE cellSpacing=0 cellPadding=0 width="90%" align=center>
<T>
<TR>
<TD>Ben esrik
Adını yinelemelerde
Yüzbinlerde kayar tespih ellerimden
Alacakaranlıkla yazıp içime
Gözlerini
Delidizgin düşerim yola.

Tükenmezdir sokaklar, geceden geçer
Sayıya sığmaz yıldızı
Pencerenden geçer
Tıklım tıklım ışık, odalarından.
Bir ordu martı vurur kıyılarıma.
Aşk düşüne kuş değil, aç diye martılar.

Bir yoksul çocuğun çıplak ayağını
Basar da canacıma
Yürürüm tükenmez sokaklarımı
Yıkarım içimi ahşap evlerin
Sokağa dökülen sabunlu sularında
Arınmaz can ağularım bir türlü

Ellerindir sevdiğim
Esinlenmelere
Ozansı eller
Can damarlarımdadır öldüresiye
Ellerin
Dokunulmaz.

</TD></TR></T></TABLE>


NURAN HARİRİ</TD></TR>
<TR>
<TD width=400 height=80>
<DIV =ortabaslik align=center>
</TD></TR></T></TABLE>

ilgaz_b_cebeci
12-05-2006, 00:44
<DL>
<DD>Şehir </DD></DL>
<DL>
<DD>Bir başka ülkeye, bir başka denize giderim, dedin
<DD>bundan daha iyi bir başka şehir bulunur elbet.
<DD>Her çabam kaderin olumsuz bir yargısıyla karşı karşıya;
<DD>-bir ceset gibi- gömülü kalbim.
<DD>Aklım daha ne kadar kalacak bu çorak ülkede?
<DD>Yüzümü nereye çevirsem, nereye baksam,
<DD>kara yıkıntılarını görüyorum ömrümün,
<DD>boşuna bunca yıl tükettiğim bu ülkede. </DD></DL>




<DL>
<DD>Yeni bir ülke bulamazsın, başka bir deniz bulamazsın.
<DD>Bu şehir arkandan gelecektir.
<DD>Sen gene aynı sokaklarda dolaşacaksın,
<DD>aynı mahallede kocayacaksın;
<DD>aynı evlerde kır düşecek saçlarına.
<DD>Dönüp dolaşıp bu şehre geleceksin sonunda.
<DD>Başka bir şey umma-
<DD>Ömrünü nasıl tükettiysen burada, bu köşecikte,
<DD>öyle tükettin demektir bütün yeryüzünde de. </DD></DL>


Konsta ntinos Kavafis


Çeviren:CEVAT ÇAPAN

münevver izgi
12-05-2006, 02:06
<TABLE id=HB_Mail_C***111;ntainer height="100%" cellSpacing=0 cellPadding=0 width="100%" border=0 UNABLE="***111;n">
<T>
<TR height="100%" width="100%" UNABLE="***111;n">
<TD id=HB_Focus_Element vAlign=top width="100%" background="" height=250 UNABLE="off">
<H3><A name="Gülüşün Eklenir Kimliğime">Gülüşün Eklenir Kimliğime</A></H3>
Gün biter gülüşün kalır bende
anılar gibi sürüklenir bulutlar
Ömrümüz ayrılıklar toplamıdır
yarım kalan bir şiir belki de
Aykırı anlamlar arayıp durma
güz biter sular köpürür de
kapanmaz gülüşünün açtığı yara
uçurum olur cellat olur her gece
Her gece yeniden bir talan başlar
acı ses olur, ses deli bir yağmur
eski bir eylüle gireriz böylece
Sığındığım her yer adınla anılır
ben girerim, sokağı devriyeler basar
bir de gülüşün eklenir kimliğime
Ahmet Telli</TD></TR>
<TR UNABLE="***111;n" hb_tag="1">
<TD style="FONT-SIZE: 1pt" height=1 UNABLE="***111;n">
<DIV id=hotbar_promo></TD></TR></T></TABLE>

sebnem korkmaz
12-05-2006, 14:41
Eski Denizlerden Kim Kaldi<?:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-com:office:office" />
yani sen de denizsen be Marmara
iki bogazin var diye gol demiyorlarsa sana
canina okurum ben boyle isin
haberin var mi ben alti bogaza birden bakarim
benden sorulur Elif'imin
benden sorulur dort seytanimin karin toklugu
senin Istanbul'un okula gider mi, kagit kalem ister mi
Canakkale'nin cocuk felci, yatak yorgan yatmasi var midir
adalarindan birinin bile ah Marmara kara midir bahti
yani sen de denizsen Marmara
otur hesapla bak, uc kere daha denizim senden
ama bana deniz diyen yok o baska dava
Sariyer'in oralara mavi bir nokta koyan yok
atlaslara falan da yazilmaz tuh ki adim
ne dersen de dunya tersine donuyor Marmara
seni Bogazlar besliyor iki ucundan
ben de alti bogazi ay ortasi biten maasla
kizip kopurme ama
hic deniz gormesek yutardik belki Marmara
Akgün Akova

nirvana_51
13-05-2006, 00:41
komik


....emanet.......yazık...


tahıl


hububat


0/ o


sonsuz ...


kendini bilmez küstah zevzek''tanrı ''


notaların miting alanı ''kaset''


bu notaların miting yatıkları yer ''kasetçalar''

FulyaÇelikbilek
13-05-2006, 12:35
KİM / Robert BRIDGES<?:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-com:office:office" />



Kim bırakmış seni serbest, kim
Gidiyorsun...
Uzun aşk günlerinden sonra
Böyle habersiz, böyle sessiz.
Bir öpücük bile bırakmadan.
Kim bırakmış seni serbest, kim
Gidiyorsun...

Kelimeler ne anlatabilir, ne anlatabilir ki,
Eğer bir günün bitiminde,
Bir rüzgâr eserse güneyden ılık ılık
Ve tohum toprağı zorlarsa,
O gün öyle habersiz, öyle sessiz
Gidebilirsin...

Kim bırakmış seni serbest, kim
Gidiyorsun...
Şimdi gün üstümüzden çekilivermiştir.
Koyu gölgeler düşmüş,
Yıldızlar getirmiş beraberinde geceyi,
Sıcak yaz göklerinde yıldızlar
Bir zalim yalnızlık içindedir.
Ve milyonlarca göz eğilmiş göklerden
Bakarken ikimize sadece,
Kim bırakmış, kim
Gidiyorsun...

Seni kollarımla sardım,
Kıskaç yaptım sana kollarımı
Kim bırakacak seni şimdi, kim
Gidebilesin...
<BR style="mso-special-character: line-break"><BR style="mso-special-character: line-break">

Perihan Baykal
14-05-2006, 13:05
BU KIRLANGIÇLAR GİTMEMİŞLER MİYDİ?


Giden gelen yok. Bir titreşimdir bu.
Durağan fulyanın üstünde arı
Bir diyapozon gibi titremekte. Kırlangıç
Tarihsizdir. Belleğim sarsılıp duruyor denizde.
Martı bir uçta kanat, bir uçta ses.
Ya sabah, ya öğle. Gemici ve bulut,
Güneş ve yağmur kıl payı bir dengede.
Dolu bir boşluğu doldurup boşaltmak işimiz.
Ölülerle, gecelerle, sümbüllerle.


MELİH CEVDET ANDAY

Perihan Baykal
14-05-2006, 15:07
ŞAFAK TÜRKÜSÜ
12.
beni burada arama anne
kapıda adımı sorma
saçlarına yıldız düşmüş
koparma anne
ağlama
kırıldıysa düş evinin kapısı
bütün kırık kapıların çağrılısıyım
kızların yanaklarında çukurlaşan
biten başlayan aşkların ortasındayım
her kavgada ölen benim
bayrak tutan çarpışan
her kadın toprağı tırnaklayarak doğurur beni
özlem benim kavga benim aşk benim
bekle beni anne
bir sabah çıkagelirim


bir sabah anne bir sabah
acını süpürmek için açtığında kapını
umarım kurtuluş haberleriyle dönmüş olur
çam ve kekik kokuları içinde acı yüzlü çocuklar
o zaman nasıl indirilmişlerse şen şakrak
öylece kalkar uykudan şalterler
dişleyip tükürmeden sigaralarını
türkü tadında giyinirken işçiler
bir sabah anne bir sabah
acını süpürmek için açtığında kapını
adı başka sesi başka nice yaşıtım
koynunda çiçekler içinde bir ülke getirirler
başlarını koymak için yorgun dizine
sen hazır tut dizini anne
o mükemmel güne


NEVZAT ÇELİK
Edited by: Perihan Baykal

Perihan Baykal
15-05-2006, 11:54
Elimden Geleni Yazdım!

Kısa önsözlerle geçtiğim hayatlar,
aldatmıyor beni yüzünüzdeki çıkar
sessizliğim son bulsun, kaybolsun
suretimi eşelerken çağlayan rüzgar!

Gözyaşlarımın takıldığı olta acıları
yemleriniz yetmiyor artık aşka...
Günahkar bir tutkundu yüreğim
değiştim şimdi, gençliğim başka.

Erken öleceğim ciğerlerime sindirdim
son nefesime kadar doldurdum gövdemi
bazen hoyrat tüketip kendimi azdım,
son sözümdür: Elimden geleni yazdım!


CENK KOYUNCU

Perihan Baykal
17-05-2006, 23:02
TÜRKİYE; ÜZGÜN YURDUM, GÜZEL YURDUM

Türkiye, üzgün yurdum, güzel yurdum
Boynu bükük ay çiçeği
Şiirin ve aşkın geleceği

Türkiye, üzgün yurdum, güzel yurdum
Dağ rüzgarı, portakal balı
Alçak gönüllü, hünerli, sevdalı

Türkiye, üzgün yurdum, güzel yurdum
Yazgısı kara yazılmış gelin
Kurumuş sütü memelerinin

Türkiye, üzgün yurdum, güzel yurdum
Harlı bir ateş gibi derinde yanan
Haramilerin elinde bulunan

Türkiye, üzgün yurdum, güzel yurdum
Güngörmüş, bilge toprağım
Yunus, Pir Sultan ve Nazım

Türkiye, üzgün yurdum, güzel yurdum
Bozlak, ağıt, halay ve zeybek
Dumanı üstünde ekmek

Türkiye, üzgün yurdum, güzel yurdum
Yüzü kırış kırış anam
Ağlayan narım, gülen ayvam

Türkiye, üzgün yurdum, güzel yurdum
Asmaların üstünde gün ışığı
En güzel geleceğin yakışığı

Türkiye, üzgün yurdum, güzel yurdum
Zinciri altında kımıldayan
Bitecek sanıldığı yerde başlayan

ATAOL BEHRAMOĞLU (http://www.siirperisi.net/sair.asp?sair=26)

sebnem korkmaz
18-05-2006, 16:46
ARTIK BENİM</PRE>Artık benim onurum
Çamurlara batarak,
Kendini aşınmaktan
Güç bela koruyacak.</PRE>Kirletecek çaresiz
Taammüden kendini;
Çarşı pazar gün boyu
Kentleri dolaşarak.</PRE>Artık benim onurum
Eğri pervazında,
Ahşap bir kapı gibi
Gıcırdayıp duracak.</PRE>
<BLOCKQUOTE>
<BLOCKQUOTE>Metin ALTIOK (http://siir.gen.tr/siir/m/metin_altiok/index.html)</PRE></BLOCKQUOTE></BLOCKQUOTE>

M.Burak Sezer
18-05-2006, 23:22
<TABLE id=Aut***111;number4 style="BORDER-TOP-WIDTH: 0px; BORDER-LEFT-WIDTH: 0px; BORDER-BOTTOM-WIDTH: 0px; BORDER-COLLAPSE: collapse; BORDER-RIGHT-WIDTH: 0px" borderColor=#111111 cellSpacing=0 cellPadding=0 width="100%" border=1>
<T>
<TR>
<TD style="BORDER-RIGHT: medium n***111;ne; BORDER-TOP: medium n***111;ne; BORDER-LEFT: medium n***111;ne; BORDER-BOTTOM: medium n***111;ne" width="93%">Sana, Bana, Vatanıma, Memleketimin İnsanlarına Dair


"Telgrafın tellerini kurşunlamalı"
Böyle değildi bu türkü bilirim
Bir de içime
-Her istasyonda duran sonra tekrar yürüyen-
Bir posta katarı gibi simsiyah dumanlar dökerek
Bazen gelmesi beklenen bazen ansızın çıkagelen
Haberler bilirim, mektuplar bilirim

Gamdan dağlar kurmalıyım
Kayaları kelimeler olan
Kırk ikindi saymalıyım
Kırk gün hüzün boşaltan omuzlarıma, saçlarıma
Saçlarının akışını anar anmaz omuzlarından
Baştan ayağa ıslanmalıyım
Gam dağlarına çıkıp, naralar atmalıyım

İçimde kaynayan bir mahşer var
Bu mahşer bir de annelerin kalbinde kaynar
Çünkü onlar, yün örerken pencere önlerinde
Ya da çamaşır sererken bahçelerde
Birden alıverirler kara haberini
Okul dönüşü bir trafik kazasında
Can veren oğullarının

Bir de gencecik aşıkların yüreklerini bilirim
Bir dolmuşta; yorgun şoförler için bestelenmiş
Bir şarkıdan bir kelime düşüverince içlerine
Karanlık sokaklarına dalarak şehirlerin
Beton apartmanların sağır duvarlarını yumruklayan
Ya da melal denizi parkların ıssız yerlerinde
Örneğin hint okyanusu gibi derin
İsyanın kapkara sularına dalan

Nice akşamlar bilirim ki
Karanlığını
Bir millet hastanesinde
Dokuz kişilik kadınlar koğuşu koridorunda
Başını kalorifer borularına gömmüş
Beyaz giysilerinden uykular dökülen tabiblerden
Haber sormaya korkan genç kızların yüreğinden almıştır

Bir de baharlar bilirim
Apartman odalarında büyüyen çocukların bilmediği
bilemeyeceği
Anadolu bozkırlarında
İstanbuldan çıkıp, Diyarbekire doğru
Tekerleri
Yamalı asfaltları bir ağustos susuzluğuyla içen
Cesur otobüs pencerelerinden
Bilinçsiz baş kaymasıyla görülen
Evrensel kadınların iki büklüm çapa yaptıkları
tarla kenarlarında
Çıplak ayakları yumuşak topraklara batmış
ırgat çocuklarının
Bir ellerinde bayat bir ekmeği kemirirken
Diğer ellerinde sarkan yemyeşil bir soğanla gelen

Yazlar bilirim, memleketime özgü
Yiğit köy delikanlılarının
İncir çekirdeği meselelerle birbirlerini kurşunladıkları
Birinin ölü dudaklarından sızan kan daha kurumadan
Üstüne cehennem güneşlerde mor sinekler
konup kalkan
Diğeri kan-ter içinde yayla yollarında
Mavzerinin demirini alnına dayamış
Yüreği susuzluktan bunalan
İçinden mapushane çeşmeleri akan
Ansızın parlayan keklikleri jandarma baskını sanıp
Apansız silahına davranan
Nice delikanlılarin figuranlık yaptığı
Yazlar bilirim memleketime özgü

Güzler bilirim, ülkeme dair
Karşılıksız kalmış bir sevda gibi gelir
Kalakalmış bir kıyıda melul ve tenha
Kalbim gibi
Kaybolmuş daracık ceplerinde elleri
Titreyen kenar mahalle çocukları
Bir sıcak somun için
Yalın kat bir don için
Dökülürler bulvarlara yapraklar gibi

Kadınlar bilirim ülkeme ait
Yürekleri akdeniz gibi geniş
Soluğu afrika gibi sıcak
Göğüsleri çukurova gibi münbit
Dağ gibi otururlar evlerinde
Limanlar gemileri nasıl beklerse
Öyle beklerler erkeklerini
Yaslandınmı çınar gibidir onlar sardınmı umut gibi

İsyan şiirleri bilirim sonra
Kelimeler ki tank gibi geçer adamın yüreğinden
Harfler harp düzeni almıştır mısralarda
Kimi bir vurguncuyu gece rüyasında yakalamıştır
Kimi bir soygun sofrasında ışıklı salonlarda
Hırsızın gırtlağına tıkanmıştır

Müslüman yürekler bilirim daha
Kızdımı cehennem kesilir sevdimi cennet
Eller bilirim haşin, hoyrat, mert
Alınlar görmüşüm ki vatanımın coğrafyasıdır
Her kırışığı, sorulacak bir hesabı
Her çizgisi, tarihten bir yaprağı anlatır

Bütün bunların üstüne
Hepsinin üstüne sevda sözleri söylemeliyim
Vatanım milletim tüm insanlar kardeşlerim

Sonra sen gelmelisin dilimin ucuna adın gelmeli
Adın kurtuluştur ama söylememeliyim
Cankuşum umudum canım sevgilim. http://www.aruz.com/kare.gif


Erdem Beyazıt</TD></TR>
<TR>
<TD style="BORDER-RIGHT: medium n***111;ne; BORDER-TOP: medium n***111;ne; BORDER-LEFT: medium n***111;ne; BORDER-BOTTOM: medium n***111;ne" width="7%"></TD>
<TD style="BORDER-RIGHT: medium n***111;ne; BORDER-TOP: medium n***111;ne; BORDER-LEFT: medium n***111;ne; BORDER-BOTTOM: medium n***111;ne" width="93%"></TD></TR></T></TABLE>

Perihan Baykal
19-05-2006, 11:59
68 KİŞİYDİ ANKARA'DA

seni öptüğüm sokakta mı
kaldı o yağmur, o rüzgar

duvarların ardı karanlıktı üşütürdü
soluğumuzla ısıtırdık ıssızlığı

ve biz aşıktık o yüzden aşkla
katılırdık işçilerin direnişine

ahmed arif'i arardık ulus'ta
hasan hüseyin içerdeydi

bulvarda şiir okur, sokaklara sığınırdık
parklara usulca kar yağardı

aklımızdan geçmezdi
kırılan bir dal, susuz kalan bir ağaç olmak

bir gün ölecektik iki güzel
kırmızı gül açacaktı toprağımızda

seni öptüğüm sokakta
ne o yağmur kaldı, ne o rüzgar


AHMET UYSAL

sebnem korkmaz
20-05-2006, 07:07
Sizin Hiç Babanız Öldü Mü?

Sizin hiç babanız öldü mü?
Benim bir kere öldü kör oldum
Yıkadılar aldılar götürdüler
Babamdan ummazdım bunu kör oldum

Siz hiç hamama gittiniz mi?
Ben gittim lambanın biri söndü
Gözümün biri söndü kör oldum
Tepede bir gökyüzü vardı yuvarlak
Soylemesine maviydi kör oldum

Taslara gelince hamam taslarına
Taslar pırıl pırıldı ayna gibiydi
Taslarda yüzümün yarısını gördüm
Bir şey gibiydi bir şey gibi kotu
Yüzümden ummazdım bunu kör oldum
Siz hiç sabunluyken ağladınız mi?
Cemal Süreya
Her seferinde daha mı çok sevilir bir şiir, seviliyor işte.

Vela
20-05-2006, 07:26
<TABLE cellSpacing=0 cellPadding=0 width="100%">
<T>
<TR>
<TD vAlign=top width=443>
<TABLE cellSpacing=0 cellPadding=0 width=443>
<T>
<TR>
<TD width=442>
<TABLE =metinler cellSpacing=0 cellPadding=0 width="100%">
<T>
<TR>
<TD =metinler width="100%">
<TABLE =metinler cellSpacing=0 cellPadding=0 width="100%">
<T>
<TR>
<TD width=407>Bir Gün Sabah Sabah</TD></TR></T></TABLE></TD></TR>
<TR>
<TD width="100%" background=images/design/kol***111;n_y_kare.gif>http://www.istanbul.net.tr/images/design/kol***111;n_y_kare.gif</TD></TR>
<TR>
<TD =metinler width="100%">Bir gün sabah vakti kapıyı çalsam,
Uykudan uyandırsam seni:
Ki, daha sisler kalkmamıştır Haliç`ten.
Vapur düdükleri ötmededir.
Etraf alacakaranlık,
Köprü açıktır henüz.
Bir gün sabah sabah kapıyı çalsam...
Yolculuğum uzun sürmüş oldukça
Gece demir köprülerden geçmiştir tren.
Dağ başında beş on haneli köyler,
Telgraf direkleri yollar boyunca
Koşuşup durmuş bizle beraber.
Şarkılar söylemişim pencereden,
Uyanıp uyanıp yine dalmışım.
Biletim üçüncü mevki,
Fakirlik hali.
Lületaşından gerdanlığa gücüm yetmemiş,
Sana Sapanca`dan bir sepet elma almışım..
Ver elini Haydarpaşa demişiz,
Vapur rıhtımdadır pırıl pırıl,
Hava hafiften soğuk,
Deniz katran ve balık kokulu
Köprüden kayıkla geçmişim karşıya,
Bir nefeste çıkmışım bizim yokuşu...
Bir gün sabah sabah kapıyı vursam,
-Kim o ? dersin uykulu sesinle içerden.
Saçların dağınıktır, mahmursundur.
Kimbilir ne güzel görünürsün sevgilim,
Bir gün sabah vakti kapıyı çalsam,
Uykudan uyandırsam seni,
Ki, daha sisler kalkmamıştır Haliç`ten.
Fabrika düdükleri ötmededir.

Turgut Uyar

</TD></TR>
<TR>
<TD width="100%" background=images/design/kol***111;n_y_kare.gif>http://www.istanbul.net.tr/images/design/kol***111;n_y_kare.gif</TD></TR></T></TABLE></TD>
<TD width=1 background=images/design/kol***111;n_kare.gif>http://www.istanbul.net.tr/images/design/kol***111;n_kare.gif</TD></TR></T></TABLE></TD></TR>
<TR>
<TD width=10></TD>
<TD vAlign=top width=443></TD></TR></T></TABLE>

Perihan Baykal
20-05-2006, 17:13
Akdenizin ufka doğru mora çalan mavisi


<TABLE>
<T>
<TR>
<TD>
Kim yeni terleyen bıyığına, sakalına sevdalanmışsa
Ölünceye kadar bu daireden dışarıya ayak atamaz
HAFIZ</TD></TR></T></TABLE>


Yaz günleri beni hatırlamıyor.
Salgılı bir hayvanla bitişiyorum yaz yaklaşınca
yayılıyorum ortasına sevgili tüylerimin
geniş uykulardayım, muazzam uykularda
yılların zulmünden haberim yok
ne de sürgün taşralı kızlar korosundan
geçiyor hazza yatkın dudaklarıyla gece
canımın ilmekleri arasından.

Beni artık kimseler arayıp da bulmasın
beyaz harmanilerin göklere açık sofrasında
yıktığım saltanatın dizinde inlediğim
aşkın en tabanında yattığım anlaşılmasın
çünkü ben çok gizli bir yanlışın
dehşetengiz yeteneğini ölçmek için
yepyeni bir hata için iniyorum Akdeniz'e
Meryemoğlu sanıp ben zavallı ademi
çarmıha çaktılar orda çok zaman önce.
Çok zaman önceydi ki otobüsler
mermer sütunlu şehirlerden sahil çardaklarına
nice yılgın havarilerle gidip geldi.
Hepimiz, yani taflan çiğnemekle güzelleşen çocuklar
havariler karşısında harami
gövdesinde hayvan kabarınca mecalsiz
kutlu bir tan çıkarmayı denedik
kayser makinasından
anneler
sevecen gözyaşlarıyla korurdular bizi.

Bizi sen ey beyhude ve baygın duyguların yırtıcısı
sen ey loş çalgıları uykulardan çıkarıp
Bahçelerin hayatına yerleştiren esrar
bizi bırakmıştın
acı güller salınırdı kanımın raddelerinde
ve ben güneş altında kendini bize öptüren neyse
gece onun kimlerle buluştuğunu araştırdım
o zaman yalın yürek kaldım şiddetin çölünde
aldanışların çölünde korkudan
denize dilimi soktum ayaklarımdan önce.
Bu kadar, bu kadardı Akdeniz
aslı yokmuş dinlediklerimin
eski moda güneş sanrılarından
bir şair cesedinden hiç farkı yok denizin.

Yok ve yaz günleri beni hatırlamıyor
boğulmuş hüznü gösteriyor bana memelerinden
geçiyorum bir yakıcı maviden derinleştirilmiş mora
geçiyorum ayaklarım altında kumları hıçkırtarak
Kara yaz! Karanlık yaz! Kararan vücutlardan
rıhtıma varmayan ceset elbette hatırlanmaz.
Akdenizin Ufka Doğru Mora Çalan Mavisi

İsmet ÖZEL

M.Burak Sezer
20-05-2006, 17:45
<TABLE style="BORDER-TOP-WIDTH: 0px; BORDER-LEFT-WIDTH: 0px; BORDER-BOTTOM-WIDTH: 0px; BORDER-RIGHT-WIDTH: 0px" height=1 cellSpacing=0 cellPadding=0 width=583 align=center bgColor=white>
<T>
<TR>
<TD style="BORDER-RIGHT: medium n***111;ne; BORDER-TOP: medium n***111;ne; BORDER-LEFT: medium n***111;ne; BORDER-BOTTOM: medium n***111;ne" width="100%" height=17>
<TABLE id=Aut***111;number3 style="BORDER-TOP-WIDTH: 0px; BORDER-LEFT-WIDTH: 0px; BORDER-BOTTOM-WIDTH: 0px; BORDER-COLLAPSE: collapse; BORDER-RIGHT-WIDTH: 0px" borderColor=#111111 height=17 cellSpacing=0 cellPadding=0 width="100%" border=1>
<T>
<TR>
<TD style="BORDER-RIGHT: medium n***111;ne; PADDING-RIGHT: 4px; BORDER-TOP: medium n***111;ne; PADDING-LEFT: 4px; PADDING-BOTTOM: 1px; BORDER-LEFT: medium n***111;ne; PADDING-TOP: 1px; BORDER-BOTTOM: medium n***111;ne" borderColor=#e9e9e9 width="61%" height=15>
<TABLE id=Aut***111;number4 style="BORDER-TOP-WIDTH: 0px; BORDER-LEFT-WIDTH: 0px; BORDER-BOTTOM-WIDTH: 0px; BORDER-COLLAPSE: collapse; BORDER-RIGHT-WIDTH: 0px" borderColor=#111111 height=1 cellSpacing=0 cellPadding=0 width="100%" border=1>
<T>
<TR>
<TD style="BORDER-RIGHT: medium n***111;ne; BORDER-TOP: medium n***111;ne; BORDER-LEFT: medium n***111;ne; BORDER-BOTTOM: medium n***111;ne" width="44%" height=19>Ceviz Ağacı</TD></TR>
<TR>
<TD style="BORDER-RIGHT: medium n***111;ne; BORDER-TOP: medium n***111;ne; BORDER-LEFT: medium n***111;ne; BORDER-BOTTOM: medium n***111;ne" width="44%" height=1>
<TABLE id=Aut***111;number40 style="BORDER-TOP-WIDTH: 0px; BORDER-LEFT-WIDTH: 0px; BORDER-BOTTOM-WIDTH: 0px; BORDER-COLLAPSE: collapse; BORDER-RIGHT-WIDTH: 0px" borderColor=#111111 height=24 cellSpacing=0 cellPadding=0 width="100%" border=1>
<T>
<TR>
<TD style="BORDER-RIGHT: medium n***111;ne; BORDER-TOP: medium n***111;ne; BORDER-LEFT: medium n***111;ne; BORDER-BOTTOM: medium n***111;ne" width=100 height=10></TD></TR>
<TR>
<TD style="BORDER-RIGHT: medium n***111;ne; BORDER-TOP: medium n***111;ne; BORDER-LEFT: medium n***111;ne; BORDER-BOTTOM: medium n***111;ne" width="100%" height=10>



Başım köpük köpük bulut, içim dışım deniz,
ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkı'nda,
budak budak, şerham şerham ihtiyar bir ceviz.
Ne sen bunun farkındasın, ne polis farkında.

Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkı'nda.
Yapraklarım suda balık gibi kıvıl kıvıl.
Yapraklarım ipek mendil gibi tiril tiril,
koparıver, gözlerinin, gülüm, yaşını sil.
Yapraklarım ellerimdir, tam yüz bin elim var.
Yüz bin elle dokunurum sana, İstanbul'a.
Yapraklarım gözlerimdir, şaşarak bakarım.
Yüz bin gözle seyrederim seni, İstanbul'u.
Yüz bin yürek gibi çarpar, çarpar yapraklarım.

Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkı'nda.
Ne sen bunun farkındasın, ne polis farkında. http://www.aruz.com/grafs/resim/kare.gif


</TD></TR></T></TABLE> Nâzım Hikmet Ran</TD></TR>
<TR>
<TD style="BORDER-RIGHT: medium n***111;ne; BORDER-TOP: medium n***111;ne; BORDER-LEFT: medium n***111;ne; BORDER-BOTTOM: medium n***111;ne" width="44%" height=1>
</TD></TR></T></TABLE></TD>
<TD style="BORDER-RIGHT: medium n***111;ne; PADDING-RIGHT: 4px; BORDER-TOP: medium n***111;ne; PADDING-LEFT: 4px; PADDING-BOTTOM: 1px; BORDER-LEFT: medium n***111;ne; PADDING-TOP: 1px; BORDER-BOTTOM: medium n***111;ne" borderColor=#e9e9e9 width="9%" height=15></TD></TR></T></TABLE></TD></TR>
<TR></TD></TR>
<TR></TR></T></TABLE>

Rengin Özesmi
20-05-2006, 21:27
JENNY'YE

I

Jenny! Gülerek sorarsın
Neden şarkılarım "Jenny'ye",
Yalnız senin için yüreğim hızla çarparken
Şarkılarım yalnız senin için ağlarken
Yürekleri yalnızca senden esinlenirken
Her hece söylerken yalnız senin adını
Alırken her ses yalnız senden tınılarını
Soluklarım Tanrıça'dan atmazken adımını.
Çünkü sevgili adın öyle tatlı çınlıyor,
Bana neler söylüyor onun uyacıkları,
Dopdolu, çeşit çeşit sesler yankılanıyor,
Uzaklarda titreşen Ruhlara gider sanki,
Altın telli Sitern'in dalgalanan uyumu,
Bilinmeyen, güpgüzel, tılsımlı birşey gibi.



II

İşte! Binlerce cilt doldurabilirim,
"Jenny" yazarak yalnız her satırına,
Gizleniverir yine düşünceler, duygular,
Sonsuz yapı, mutlak İstenç, dizeler arasına,
Taptatlı dizeler ki yumuşacık özlerler,
Bütün ışımaları Esîr pırıltısını,
Kutsal sevinci, korkunç kederin acısını,
Benim olan tüm Yaşam ve Bilginin tadını.
Yukarlardaki yıldızlarda okuyabilirim,
Zefir'den yankılanıp geri gelir o bana,
Kuduran dalgaların uğultusundan gelir.
Evet, nakarat gibi yazabilirim onu,
Görebilsinler diye gelecek yüzyıllara -
AŞK JENNY'DİR, JENNY DE AŞKIN ADI.

1836


<BLOCKQUOTE>
Karl MARX (http://www.siir.gen.tr/siir/k/karl_marx/index.html)

Çeviren : Barış PİRHASAN (http://www.siir.gen.tr/siir/b/baris_pirhasan/index.html)<A href="http://www.siir.gen.tr/siir/k/karl_marx/index.html" target="_blank">
</A>


</PRE></BLOCKQUOTE></PRE>

M.Burak Sezer
21-05-2006, 21:14
<H4 style="TEXT-ALIGN: left" align=left>Güzelcin </H4>
Koşu koşuver nar gözlüm
Yuvarlak biçimli ayakların
Küheylan kolanı gibi kuşağın
Gürbüz kalçalarının üzerinde
Koştur azaplardan kaçalım
Koruklar üzümlenmiş mi bakalım
Bir söze iki gülüş bir öpücük
İki bedeni birbirine katalım
Ruhsatlım sevdamsın beri gel
Kanın höpürtülü başın dik
O seven yuyan bakışınla
İçimi yu mermer döşegel
Dorukta yeni ay ince işaret
Geceye bir şey olmaz gayri
Ne kem gözler gizlenir karanlığa
Ne evin sevincinden korkan bulunur
Asmalarda güneş ve çocuklarımız
Çardakta ıslak ve ekşi uyur
Bacın bazlama yağlasın sahan
Mutluyuz tüm dünyaya duyur http://www.aruz.com/but***111;nmavikucuk.gif
Cahit Zarifoğlu

hicret
21-05-2006, 21:52
<TABLE width=503>
<T>
<TR>
<TD width=441>Aysel Git Başımdan


</TD>


<TD align=right width=52>
http://www.siirakademisi.com/metin.gif (http://www.siirakademisi.com/yazdir.asp?id=1052)</TD></TR>
<TR>
<TD width=497 colSpan=2>

Aysel Git Başımdan
Aysel git başımdan ben sana göre değilim
Ölümüm birden olacak seziyorum.
Hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim
Aysel git başımdan istemiyorum.

Benim yağmurumda gezinemezsin üşürsün
Dağıtır gecelerim sarışınlığını
Uykularımı uyusan nasıl korkarsın,
hiçbir dakikamı yaşayamazsın.
Aysel git başımdan ben sana göre değilim.
Benim icin kirletme aydınlığını,
hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim

Islığımı denesen hemen düşürürsün,
gözlerim hızlandırır tenhalığını
Yanlış şehirlere götürür trenlerim.
Ya ölmek ustalığını kazanırsın,
ya korku biriktirmek yetisini.
Acılarım iyice bol gelir sana,
sevincim bir türlü tutmaz sevincini.
Aysel git başımdan ben sana göre değilim.
Ümitsizliğimi olsun anlasana
hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim.

Sevindiğim anda sen üzülürsün.
Sonbahar uğultusu duymamışsın ki
içinden bir gemi kalkıp gitmemiş,
uzak yalnızlık limanlarına.
Aykırı bir yolcuyum dünya geniş,
Büyük bir kulak çınlıyor içimdeki.
Çetrefil yolculuğum kesinleşmiş.
Sakın başka bir şey getirme aklına.
Aysel git başımdan ben sana göre değilim,
ölümüm birden olacak seziyorum,
hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim.
Aysel git başımdan seni seviyorum...

Attila İlhan


</TD></TR>
<TR>
<TD width=497 colSpan=2>Attila İlhan
</TD></TR></T></TABLE>

münevver izgi
21-05-2006, 22:18
<TABLE id=HB_Mail_C***111;ntainer height="100%" cellSpacing=0 cellPadding=0 width="100%" border=0 UNABLE="***111;n">
<T>
<TR height="100%" width="100%" UNABLE="***111;n">
<TD id=HB_Focus_Element vAlign=top width="100%" background="" height=250 UNABLE="off">


KANLI ZAMBAK
onu vurdular, gözümle gördüm onu
ak bir zambağa binmiş gidiyordu
gidiyordu


zambak dur, sana da bulaştı kan.


bir damla gözyaşından
doğurmuştu anası onu


bir avuç sevinçle
büyüttü


bir avuç hüzünle
nice zorluklar
nice ayrılıklar
ve saçlarına beyazlar
düşürerek.


onsekizindeydi
bir sevgilisi vardı


aynı mahalleden
eyüpten


henüz öpememişti bile


konfeksiyonda
çalışırdı.
onu vurdular
gözümle gördüm onu


bir güvercin havalandı.


eyüpte, o basma
perdeli evde
kurudu saksıdaki sardunya


birdenbire


çatladı
bir fotoğrafın camı


tel çerçeveli


düştü
radyonun üzerinden


yere.



dağıldı kitapları


dağıldı şiirler
ve roma hukuku


güvercin
konamadı.


onu vurdular, gözümle gördüm onu
ak bir zambağa binmiş
gidiyordu


zambak dur, sana da bulaştı kan.



BEHÇET AYSAN</TD></TR>
<TR UNABLE="***111;n" hb_tag="1">
<TD style="FONT-SIZE: 1pt" height=1 UNABLE="***111;n">
<DIV id=hotbar_promo></TD></TR></T></TABLE>

M.Burak Sezer
23-05-2006, 22:30
<TABLE width="100%">
<T>
<TR>
<TD>Âşıkların Ölümü</TD>
<TD align=right>http://www.aruz.com/dunyasiir/metin.gif (http://www.aruz.com/dunyasiir/yazdir.asp?id=151)</TD></TR>
<TR>
<TD style="TEXT-ALIGN: justify" colSpan=2>
Yatağımız olacak, hafif kokuyla dolu
Divanımız olacak, bir mezar gibi derin
Bizim için açılmış, en güzel iklimlerin
O garip çiçekleri süsleyecek konsolu

Son sıcaklıklarını sarfederek hovarda
Birer ulu meşale olacak kalplerimiz
Çifte ışıklarından gidip gelecek bir iz
İkimizin ruhunda, o ikiz aynalarda

Pembe, lahuti, mavi bir akşam saatinde
Vedâlar dolu uzun bir hıçkırık halinde
Yanacak aramızda bir tek şimşeğin feri

Nihayet kapıları biraz aralayarak
Sadık ve şen bir melek gelip uyandıracak
Buğulu aynaları ve ölmüş alevleri http://www.aruz.com/grafs/resim/kare.gif

Çeviri: Sabri Esat Siyavuşgil </TD></TR>
<TR>
<TD colSpan=2>
Charles Baudelaire</TD></TR></T></TABLE>

mvstafa ısık
24-05-2006, 19:05
<TABLE cellSpacing=5 cellPadding=0 width="100%">
<T>
<TR vAlign=top>
<TD colSpan=2>TADIMLIK Theodore Roethke (http://www.ykykultur.com.tr/yazar/yazar.asp?id=487)

5. "Kış başlarıydı..."

Kış daha yeni başlıyordu,
Bir ara-zamandı yaşanan,
Kırlar kahverengiydi hâlâ yer yer:
Otların kemikleri sallanıp duruyordu rüzgârda,
Üstünde mavi karın.

Kış daha yeni başlıyordu,
Işık usulca geziniyordu donmuş arazinin üstünde,
Kuru tohum taçlarının üzerinde,
Hayatta kalmayı başaran güzel kemikler
Rüzgârda sallanıp duran.

Işık gezindi geniş arazinin üstünde;
Kaldı.
Otlar bıraktı sallanmayı.
Zihin devindi, yalnız değildi
Berrak havanın içinde, sessizlikte.

Işık mıydı?
Işık mıydı içindeki?
Işığın içindeki ışık mıydı?
Canlanmaya başlayan hareketsizlik,
Ama yine de hareketsiz?

Canlı, anlaşılması mümkün bir ruh
Eğlendirmişti seni bir vakit.
Gelecek yeniden.
Hareketsiz kal.
Bekle.

</TD></TR>
<TR vAlign=top>
<TD colSpan=2></TD></TR>
<TR vAlign=top>
<TD align=right colSpan=2 height=20> (http://www.ykykultur.com.tr/)</TD></TR></T></TABLE>

mvstafa ısık
24-05-2006, 19:16
Theodore Roethke


"Siz Kapılar, Yol Verin!"


Sen bir hayvanın yüreğine sahip çocuk,
Dönüştür beni ya bir kuşa ya da bir ayıya!
Oynadım balıklarla
Kırışmayan eğreltiotları arasında


Rüzgârdan bir geminin ardında bıraktığı köpüklerde;
Ama ân yaşlanmakta şimdi,
Ve düşüncem çıkmış başka bir bedenin avına.
Hüzünlüyüm küçük baykuşlarla beraber.

M.Burak Sezer
24-05-2006, 20:25
<TABLE height=57 width="100%">
<T>
<TR>
<TD height=8>Bir Kez Gönül Yıktın İse</TD>
<TD align=right height=8>http://www.aruz.com/halksiirleri/metin.gif (http://www.aruz.com/halksiirleri/yazdir.asp?id=110)</TD></TR>
<TR>
<TD style="TEXT-ALIGN: justify" colSpan=2 height=1>
Bir kez gönül yıktın ise
Bu kıldığın namaz değil
Yetmiş iki millet dahi
Elin yüzün yumaz değil

Bir gönülü yaptın ise
Er eteğin tuttun ise
Bir kez hayır ettin ise
Binde bir ise az değil

Yol odur ki doğru vara
Göz odur ki Hak'kı göre
Er odur alçakta dura
Yüceden bakan göz değil

Erden sana nazar ola
İçin dışın pür nur ola
Beli kurtulmuştan ola
Şol kişi kim gammaz değil

Yunus bu sözleri çatar
Sanki balı yağa katar
Halka matahların satar
Yükü gevherdir tuz değil http://www.aruz.com/grafs/resim/kare.gif
</TD></TR>
<TR>
<TD colSpan=2 height=38>
Yunus Emre</TD></TR></T></TABLE>

M.Burak Sezer
26-05-2006, 19:50
<TABLE height=57 width="100%">
<T>
<TR>
<TD height=8>(Acem Kızı)</TD>
<TD align=right height=8></TD></TR>
<TR>
<TD style="TEXT-ALIGN: justify" colSpan=2 height=1>
Çırpınıp da şan ovaya çıkınca
Eylen şan ovada kal Acem Kızı
Uğrun uğrun kaş altında bakarken
Can telef ediyor gül Acem Kızı

Seni saran oğlan neylesin mal
Yumdukça gözünden döker mercanı
Burnu fındık ağız kahve fincanı
Şeker mi şerbet mi bal Acem Kızı http://www.aruz.com/grafs/resim/kare.gif
</TD></TR>
<TR>
<TD colSpan=2 height=38>
Neşet Ertaş</TD></TR></T></TABLE>

Rengin Özesmi
26-05-2006, 20:33
İzle,
Gam
nasıl da gözlerimin içinde
damla damla eriyor,
nasıl da karanlık-serkeş siyah gölgem
Güneşin tutsağı oluyor.

İzle,
tüm varlığım harap oluyor!
bir kıvılcım içine çekiyor
fırlatıyor doruklara
izle , göktaşıyla dolup taşıyor tüm gökyüzüm benim.

Sen uzaklardan
Uzaktan gelmişsin.
Ağlar, Itırlar yurdundan,
Şimdi oturtuyorsun beni
Billurdan,
Buluttan bir tekneye.
Ey dilnevaz umut,
Şiir ve coşku yurduna,
Yıldızlarla dolu yola çekiyor,
Yıldızlardan daha yükseğe çıkartıyorsun beni.

İzle,
Nasıl da yandım bu yıldızla,
Tümden ateşli yıldız oldum.
kızıl ,safdilli renkli balıklar gibi
gece gölünün
yıldız avcısı oldum.

Ne uzaktı bundan önce zeminimiz,
Yeniden varıyor sesin
bu mavi gökyüzü hücrelerine
meleklerin kar cinsinden kanat seslerine,
izle nerelere vardım ben,
samanyoluna,
belirsizliğe
sonsuzluğa.

Şimdi vardık doruklara,
Dalgaların şarabıyla yıka beni.
Öpücüğün ipeksi tenine sar,
Ne olur bırakma artık ,
Bitmeyen gecelerden çağır beni.

İzle gece mumu nasıl da damla damla eriyor yolumuza,
Gözlerimin siyah sürahisi
Senin sıcak ninnilerinin rüyasıyla dolup taşıyor,
İzle,
Şiirimin gelgitlerine
Sen Doğuyorsun : Güneş doğuyor…

Furuğ
Çev: c / m

sebnem korkmaz
27-05-2006, 03:28
ARMALAR
Bazı sözler karanlıkta söylenir
bazı sözler hiçbir zaman
karşı karşıya kaldığımız armalardır
yüzümüzü parça parça aydınlatırken
uzaktaki ateş
yalnızca onlardır konuşan ve hatırlayan
simgelerde çökelir mağmalaşır tarih
armalanmış rüya ölü dil
bazı anlar için çözer kendini
sökülür taşınır çerçeve başka deneyimlere
yüzümüze değen alev
kadar içimizdeki çakım
belirler bizi ve kendi karanlığına döner
simgelerin dilsizliğinde
karşı karşıya dururken biz
armalardır her şeyi kararlaştıran
bazı sözler karanlıkta söylenir
bazı sözler hiçbir zaman<?:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-com:office:office" />
Murathan Mungan

emre gümüşdoğan
28-05-2006, 21:19
RUHİ BEY VE LİMONLUKTAKİ YANGIN<?:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-com:office:office" />

Niye olmalı öyleyse
Aşk mutlu bir sürgünlükte.

Üvey annemdi benim, ben sarışındım
On altı yaşımdaydım, sarışındım
Bulanık çıkmış fotoğraflar gibiydim, görünümsüz
Yalnızdım, karışıktım
Beni tanıyan kimseler yoktu
Hiç yoktu
İçime kapanıktım
Büyük ağaçların altında
Havuzun kırık taşları arasında
Bilemezdim mutluluk nedir
Bilemezdim
Alıp başımı gitmek isterdim
İsterdim ama, kalırdım

Sanki kar yağışlarının ardından
Uzun süren kar yağışlarının ardından
Sevimsiz bir lunaparkta
Kimsesiz bir atlıkarıncaydım

Bir limonluğumuz vardı, öğle saatlerinde
Bazen o limonlukta uyurdum
Karışık düşler görürdüm
Yalnızlık?
O bir başına kalırdı, ben bir başıma kalırdım

Sanki hiç tüketilmeyen bir otobüs durağı
Gibi kalırdım
Bir gün
İçeri girdi, uyanıktım
Yarı uzanmıştım, uyanıktım
Bir üşümüşlüğü tutuyordum yüzümde, uyanıktım
Dudakları aralıktı, benm uyanıktım
Bembeyaz dişleri vardı, ben uyanıktım
Öyle bir süre durdu, baktı
O baktı ben de baktım
Yanıma usulca uzandı
Uzandığını görmedim, ama uzandı
Dağıldı, uçuştu, bir gülüş gibi uzandı
Önce şaşırdım
Önce hiç kımıldamadım
---Yalnızlık biraz azaldı---
Saçlarımı sevdi, hiç kımıldamadım
Bir biçim değildim sanki, bir nesne, bir şey değildim
Biraz utandım
Sokuldu bana iyice, bana sarıldı
Dudaklarımı aldı, dudaklarımı taşırdı
Köpüren sütler gibi taşırdı
Köpükler içinde kaldım
--- Mevsim her zamanki gibi yazdı---
Birden beyaz bacaklarını gördüm
Sonra her şeyi gördüm
O her şeyi ben ilk defa gördüm
Ses çıkarmadım
Ses çıkarmadım, köpüren sütler gibiydik
Beni yeniden öptü, üstüne çekti beni
Köpüren sütler gibiydik

Limonlar beyazlandı
Bir limondan bir başka limona gerçtik
Bir limondan bir başka limona gerçtim
Gözlerim süt gibiydi, sayısız gözlerim vardı
İlk defa vardı
Upuzun sürdü, kısacık sürdü
Beni bıraktı
Ayağa kalktı, saçlarını düzeltti
Üstünü başını düzeltti
Bütün beyazlıkları düzeltti
Süt dindi
Ama ben kaldım
Çoraklar, çöller, tuzlu denizler gibi kaldım
O gözlerini dikti bana
---Ben suyun yanması gibi tuzda---
Anlamsız uzun
Gizli, korunaklı
Yüzüyle itermiş gibi ilk defa gördüğü bir yaratığı
Yıllarca ama yıllarca
Baktı baktı, baktı

Kimseye bir şey söylemedim
Ama bir daha gelmedi
Ne sevgi, ne nefret, önceleri bir şey duymadım
Sadece gelsin istedim
Uyanık bekledim
Gelsin istedim
Ama bir daha gelmedi

Anladım neden sonra
Anladım kötülük olsun diye geldiğini limonluğa
O bembeyaz dişleriyle yoktu, ben vardım
Üç gündüz daha geçti, ben vardım
On gün daha geçti, sonra ben günleri unuttum
---Unutmak! ben büyüdükçe o benim çocukluğum---
O yoktu
Beni uyardı, beni yalnız bıraktı, anladım
Çocukken vururdu, kanatırdı, ezerdi
Bu kez de
Anladım severekten
Okşayaraktan yapmak istedi aynı şeyi

Üvey annemdi, ben sarışındım
O da sarışındı
Beni uayrdı, beni yalnız bıraktı

(Açık saçık giyinirdi, pek anlamazdım
Dudaklarını ıslak tutardı, pek anlamazdım
Şehvetle aralardı, bembeyaz dişlerini görürdüm
Bembeyaz dişlerini görürdüm
Bembeyaz
Kalçalarını okşayaraktan tutardı.)

O günden sonradır ki iyi tanıdım ben kanı.

Bir gece uykudaydı bütün konak
Gizlice bahçeye çıktım
Yaralı bir hayvan gibi sürünerekten
Sokuldum limonluğa usul usul
Döktüm bir şişe gazı ve limonluğu yaktım

Edip CANSEVER

Sağol Mustafa,
Ne zaman şiir beni tetiklese, uyarsa ve uzaklaşsa bu şiiri okudum...

Mustafa Fırat
28-05-2006, 23:16
smileys/smiley1.gifsmileys/smiley9.gif

FulyaÇelikbilek
28-05-2006, 23:54
Ben Ruhi Bey Nasılım





Gördün mü hiç suyun yanmasını tuzda
Gördüm ben bu yaşam boyu iniltiyi
Büyük bahçelerin küçük içinde
Saksılardan birinde
Gördüm de
Uyurken uyandırılmış gibi
Beni bir sardunya büyüttü belki.

O ben ki
Bir kadında bir çocuk hayaleti mi
Bir çocukta bir kadın hayaleti mi
Yalnızca bir hayalet mi yoksa.

Ne peki
Yere dökülen bir un sessizliği mi
Göğe bırakılmış bir balon sessizliği mi
İşini bitirmiş bir org tamircisinin
Tuşlardan birine dokunacakkenki
Dikkati ve tedirginliği mi.

Bekler mi beni
Her yanı, ama her yanı çocuklar gibi gülümseyen
Bir sürü yaz gününün içinde
Acaba bekler mi beni
Uykularım, o sonsuz uykularım
Yanmış bir limonluktaki
- Ve limonlar ki her gün bir yaprak ayininde
Sesini hiç eksiltmeyen -
Ama bilmez miyim ben
Bilmez miyim hiç
Böyle sığ hayallerle oyalanmak yerine
Kısacık bir zaman olmalıydı elimde
Turfanda meyva gibi bir zaman
Yollar yollar kateden tadı ve ekşiliği
Geçerek erguvanların dönemecinden
Leylakların dörtyol ağzından
Yapıştırıncaya dek beni dudaklarına
Acının dudaklarına ve geçmişin
Bir yaban gülü yaprağı gibi beni
Ama ne gezer.

Korkmuyorum artık solmaktan
Solmaktan ve solgunluktan
Gelmişim nerelerden böyle
Kurumuş bir dere yatağı gibi
Ya da pek kurumamış da
Baygın, hasta ya da cançekişen
Çırparaktan yüzgeçlerimi dip sularında
Ya da yer tahtaları, muşamba, örtük perdelerin kasvetini
Yorgun düşerek taşımaktan
Ve ne çıkar ayırmasam kendimi
Suların büyük içkilere kavuştuğu koylardan.

Koylardan
Kapsayan o sevimsiz, o küçük aşkları da
Eskiyen turunçlar gibi ilk rengini pek aratmayan
Ayırmasam kendimi
Diyorum ayırmasam
Köhnemiş bir geminin -izine pek rastlanılmayan-
İçindeki bir yolcudan da, değerli taşlarla dolu cepleri
Cepleri yüreği cepleri
Ayırmasam da ben
Kim görürdü o yolcuyu, yani kim farkederdi beni
Sıradan acılardır çünkü bütün ilgileri toplayan
Oysa sıkıntıyı buruşuk bir iç çamaşırı gibi saklayan
Bu kımıltısız gövde
Görülmemiştir ki hiç görülsün şimdi
Görülmediği gibi gündoğumundan havalanan kuşların
Ya da bir oda kapısını açtığınız zaman
O müşiş öğle sıcağında
Pencerenin önünde örgü ören birinin
- Örgü mü, bir çay bardağını başka başka tutan ellerin becerikliliği mi-
Görülmediği gibi
Ama var mıydı sanki görülmek isteyen
Var mıydı bir şeyler bekleyen yüreğimin eskittiklerinden.


II

Ve her şey hızla yetişti sonra
Sarı bir günün kahverengi yarınına.

Yıkılmış bir ağacın üstünde yıllarca oturdum da
Gözleri avına benzeyen bir avcıydım sanki
Ağaç da çürümüş zaten
Kazımış, oymuş bir yerlerinden gelip geçen onu
Ağaç mı, içi yıllarla dolu bir kutu mu
Çözmek için mi acaba içlerindeki bir gizi
-Gizi mi, bir giz gereksinmesini mi-
Yoklamışlar orasından burasından
Kim bilir.

Ama sessizlikten başka ne bulmuşlar
Önemsiz bir iki anıdanbaşka
Ya insan kılığında ya da bir dekor taşkınlığında
Sorarım ne bulmuşlar
Çoktan yeni bir umuda dönüşmüştür onlar da
Anılar.

Oysa bambaşka şeyler olmalıydı ağaçta
Kazılmış, oyulmuş yerlerinde ağacın
Buruk mayhoş, daha çok da bir zehir tadındaki
Bir şeyler olmalıydı. Ve sanki
Yıllar var ki saklamışım orda ben

Saklamışım anlaşılan
Odasında yapayalnız doğuran bir kadının
Dışa vurmak istemediği
Ya da pek gereksinmediği
O iniltiyi andıran
Duyurulmayan her şeyi.


III

Ve her şey dönüştü işte
Kahverengi bir çarşambadan
Sapsarı bir cumartesiye.

Ansızın bir rüzgar çıktı demin
Çölde yanıt arayan alaycı bir rüzgar
Kolalı bir örtü gibi acıtıyor yüzümü
Yakıyor gözkapaklarımı da
Toplayıp getiriyor anılarımı bir bir
Uzun yolları hiç sevmeyen anılarımı.

(Kaç türlü girilirdi anılardan içeri?
1 - İşte bir zambağın özsuyunun içilişi gibi
2 - Süt emer gibi bir memeden
Bütün renklerin ve bütün kokuların bir anda bilinişi
3 - Dibini kazıyor alanlar: dünyanın iç çekişi.)

(Ansak mı anmasak mı
Yeri mi şimdi değil mi
Bir tren yolculuğunda ve her yerde
Her şeyin ya da hiçbir şeyin hiç mi hiç çekilmezliğini
Bir hafta tatilini, bir öğle vaktini, belki bir pazartesiyi
Saatler iyi
Adamlar gülüyorlarsa iyi, gülmüyorlarsa gene iyi
Ve bütün yolcuların dalgın
Koparıp koparıp bir şeyler yediklerini
Görünüşte kararsız
Görünüşte üzgün, endişeli
Görsek mi acaba, görmesek mi
Açıp da kapalı gözlerini arada
Şöyle bir görünümü tek bir solukta
Yalandan, inatla içine çekenleri
..........
..........
Edip Cansever


* * * * * * * * * * * * * * *





Bilmez Miyim Hiç...


Bilmez miyim hiç bütün bu sözler ne der ona
Bu sözler ve bu sözlerin içinde çırpınan uzaklıklar
Dolaşıyorum bir başıma, ortalıkta kimsecikler yok
Kıyılar da bomboş, kır yolları da
Soluğumu duyuyorum ara sıra, bir onu duyuyorum
Duymuyorum belki de, biliyorum yalnızca
Ayaklarımın altında yaban naneleri, kekikler
Yol kenarında bir kapı, tahta
Peki, kim yitirmiş evini, ya da
Hangi yitikle yok olmuş o yapı
Kimbilir
Vuruyorum yokuş aşağı, kıyıya
Bir taşın üstüne oturuyorum
Ben oturur oturmaz
Çıkıyor kuytularından bütün görünümler
Ve ufak bir oyun oynuyor bana doğa
Alıp alıp götürüyor gözlerimi bıkmadan
Kısalıp uzayan bir çift yılan balığını andıran gözlerimi
Güneşin şavkından yuvarlanan çakıllara
Tam o sıra bir vapur yanaşıyor iskeleye uzun sürecek bir sonbahar taslağı gibi
Denize yeni sürülmüs bir tarlaya benziyor, uyanık, diri
Ve işin tuhafı bense
Alışıyorum gittikçe
Her gün bir parça daha alışıyorum yalnızlığıma
Ürperiyorum bir ara arkamdaki ayak sesinden
Ve bu yüzden mi bilmem
..........
..........
Edip Cansever

M.Burak Sezer
31-05-2006, 21:23
<TABLE width="100%">
<T>
<TR>
<TD>Annabel Lee</TD>
<TD align=right></TD></TR>
<TR>
<TD style="TEXT-ALIGN: justify" colSpan=2>
Seneler,seneler evveldi;
Bir deniz ülkesinde
Yaşayan bir kız vardı,bileceksiniz
İsmi Annabel Lee;
Hiçbir şey düşünmezdi sevilmekten
Sevmekten başka beni.

O çocuk ben çocuk,memleketimiz
O deniz ülkesiydi,
Sevdalı değil karasevdalıydık
Ben ve Annabel Lee;
Göklerde uçan melekler bile
Kıskanırdı bizi.

Bir gün işte bu yüzden göze geldi,
O deniz ülkesinde,
Üşüdü rüzgarından bir bulutun
Güzelim Annabel Lee;
Götürdüler el üstünde
Koyup gittiler beni,
Mezarı ordadır şimdi,
O deniz ülkesinde.

Biz daha bahtiyardık meleklerden
Onlar kıskandı bizi,_
Evet!_bu yüzden (şahidimdir herkes
Ve o deniz ülkesi)
Bir gece bulutun rüzgarından
Üşüdü gitti Annabel Lee.

Sevdadan yana ,kim olursa olsun,
Yaşça başça ileri
Geçemezlerdi bizi;
Ne yedi kat gökteki melekler,
Ne deniz dibi cinleri,
Hiçbiri ayıramaz beni senden
Güzelim Annabel Lee.

Ay gelip ışır hayalin erişir
Güzelim Annabel Lee;
Bu yıldızlar gözlerin gibi parlar
Güzelim Annabel Lee;
Orda gecelerim,uzanır beklerim
Sevgilim,sevgilim,hayatım,gelinim
O azgın sahildeki,
Yattığın yerde seni . http://www.aruz.com/grafs/resim/kare.gif</TD></TR>
<TR>
<TD colSpan=2>
Edgar Allan Poe</TD></TR></T></TABLE>

sebnem korkmaz
02-06-2006, 09:34
Seni Günlere Böldüm...

Seni günlere böldüm, seni aylara
Daha yıllara, yüzyıllara böleceğim
Ve her zaman söyleyeceğim ki beni anla
Böyle eskitilmiş de olsa bu kalbi
Minesi çatlamış bir diş gibi durduracağım karşında.

Şiirler söylenir, şiirler biter
Biz bu sevdayı neresine sakladıktı sen ona bak da
Kahverengi avuçlarına mı gözlerinin
Tam oradan mı kahverengi yağan bir aydınlığa.

Bütün günler yenileşir her bekleyişte
Ve bütün dünler, bütün geçmişler
Kapını açarsın ki bir de, hiç kimseler yok
Çaresiz, benim sana gelişim de hep böyle.

Dün akşama doğru turuncu bir bulut geçti
Sonra bütün bulutlar hep birden geçti
Anılar, anılar, belki hepsi bir kelime.

Edip Cansever</>Edited by: sebnem korkmaz

M.Burak Sezer
02-06-2006, 22:48
Mernuş


Bu engin ayrılık canıma yetti,
Başımdan aşıyor kederim Mernuş,
Bu yolda yazılmış fermanı kaza,
Bunu da gösterdi kaderim Mernuş.

Bağlanmıştım bütün kalbimle sana,
Şu fani cihanı okuttun bana.
Sen göçtükten sonra ben yana yana
Hicranla gözyaşı dökerim Mernuş.

Bu yolda cahilim, bildiğim kısa,
Sen girdin toprağa ben düştüm yasa.
Haklı haksız hatırını kırdımsa
Affet günahımı beşerim Mernuş. http://www.aruz.com/kare.gif


Neyzen Tevfik

Mustafa Fırat
02-06-2006, 22:49
Beni Aşka Terkettiğin İçin
Seviyorum Seni

bir sır- çocuksun, yalnızca aşk açık sende
ne sen kalıyorsun ne o, aşktan başka
biri yok, gel, aşk istediği için varsın
ne onu kurtarıyorsun ne kendini, aşktan başka
biri yok, git, aşk istediği için yoksun

ayrılıktan değil, taşıdığı saflıktan konuşursun;
ayrılık sana dönmektir, yeniden bana
ruhumuz öpüşür ya, başkasındayken ağzımız
gövde gözaltındadır, oysa ruhumuz sereserpe
seni senden beni benden bağışlar birbirimize

bir sır- çocuksun, aşkla açıyorsun kullandığın herşeyi
burda değilsin, çoktun çekilmişsin ve seninle
gitmiş senin olan, her zamankinden çoksun bu evde
çünkü aşk hepimizden çalışkandır, ben duruyorum
vefa aşk listesindeki ceza nöbetine

bu karanlıkta daha iyi görüyorum seni
aynı tünelden geçiyorsun gelişte ve gidişte
kavuşmaya, ayrılığa aynı yolu kullanıyorsun
beni büyüten aşktan söz ediyorum, yolculuğa övgü
zaman yok ki aşktan başka, uykusuzluğa övgü

bir sır- çocuksun, baştan çıkarır gibi açığa çıkardın beni
ayrılık mı; beni aşka terkettiğin için seviyorum seni!

(Eskiden Terzi’den)

HAYDAR ERGÜLEN

Mustafa Fırat
03-06-2006, 14:23
Nâzım Hikmet</PRE>hüzün ki en çok yakışandır bize</PRE>belki de en çok anladığımız</PRE></PRE>biz ki sessiz ve yağız</PRE>bir yazın yumağını çözerek</PRE>ve ölümü bir kepenek gibi örtüp üstümüze</PRE>ovayı köpürte köpürte akan küheylan</PRE>ve günleri hoyrat bir mahmuz</PRE>ya da atlastan bir çarkıfelek</PRE>gibi döndüre döndüre</PRE>bir mapustan bir mapusa yollandığımız</PRE></PRE>biz, ey sürgünlerin nâzım'ı derken</PRE>tutkulu, sevecen ve yalnız</PRE>gerek acının teleğinden ve gerek</PRE>lâcivert gergefinde gecelerin</PRE>şiiri bir kuş gibi örerek</PRE>halkımız, gülün sesini savurup</PRE>bir türkünün kekiğinden tüterken</PRE>der ki, böyle yazılır sevdamız</PRE></PRE>hüzün ki en çok yakışandır bize</PRE>belki de en çok anladığımız</PRE></PRE>HİLMİ YAVUZ</PRE>

M.Burak Sezer
03-06-2006, 22:30
Güle Şiirler


Ben ne zaman bir kelebek görsem
Seni anımsarım
İncecik bir kelebek
Düşlerime konup konup kalkan
Ufalanmış bir hüzün tozuna
Bulanmış kanatları
Ben ne zaman bir gülüş duysam
Sana uyanırım
Sakar karanlığıma gündüzün
Aydınlanır duygumun her katı
Seni görürüm
Ben ne zaman bir gül koklasam
Elindeki gül daha çok gül olur
Dolarsın gözlerime
Toz pembe bir düş gibi
Ben ne zaman bir çift göz görsem
Hüzne uyumuş tembel kış suları
Suyunu taşırmayan bir havuz
Güzün gri kanatlarıyla örttüğü
Seni anımsarım
Ben ne zaman bir çift el görsem
Bileğinde ters takılmış altın saat
Altınla kaplanır sevincim
Ve ben özlemlerimin renkli uçurtmalarını
Sana uçururum... http://www.aruz.com/kare.gif


Sedat Umran

Mustafa Fırat
04-06-2006, 00:27
</PRE>
GECE SÖZLERİ
</PRE>
Geceyle dinlemeli genişleyen
Bir ağacın gövdesini


Üzerine yıldız sekerken
Su vermeli gülün toprağına


Şiir geceyi sever çünkü
Aşk geceyle açıklar kimliğini


Eski bir ırmak yatağında
Yeni bir serüvendir gece


Ve bir kadın sevilmeyi bekler
Gecenin en ince yerinde


<BLOCKQUOTE>

<A href="http://www.siir.gen.tr/siir/a/ahmet_uysal/index.html" target="_blank">

Ahmet UYSAL</A></PRE></PRE></PRE>Geceye böylesine güzel bir şiir yakışır diyerek
</PRE></BLOCKQUOTE></PRE>

M.Burak Sezer
04-06-2006, 21:15
<TABLE width="100%">
<T>
<TR>
<TD>Anlar</TD>
<TD align=right></TD></TR>
<TR>
<TD style="TEXT-ALIGN: justify" colSpan=2>



Eğer, yeniden başlayabilseydim yaşamaya,
İkincisinde, daha çok hata yapardım.
Kusursuz olmaya çalışmaz, sırtüstü yatardım.
Neşeli olurdum, ilkinde olmadığım kadar,
Çok az şeyi
Ciddiyetle yapardım.
Temizlik sorun bile olmazdı asla.
Daha çok riske girerdim.
Seyahat ederdim daha fazla.
Daha çok güneş doğuşu izler,
Daha çok dağa tırmanır, daha çok nehirde yüzerdim.
Görmediğim bir çok yere giderdim.
Dondurma yerdim doyasıya ve daha az bezelye.
Gerçek sorunlarım olurdu hayali olanların yerine.
Yaşamın her anını gerçek ve verimli kılan insanlardandım ben.
Yeniden başlayabilseydim eğer, yalnız mutlu anlarım olurdu.
Farkında mısınız bilmem. Yaşam budur zaten.
Anlar, sadece anlar. Siz de anı yaşayın.
Hiçbir yere yanında termometre, su, şemsiye ve paraşüt almadan,
Gitmeyen insanlardandım ben.
Yeniden başlayabilseydim eğer, hiçbir şey taşımazdım.
Eğer yeniden başlayabilseydim,
İlkbaharda pabuçlarımı fırlatır atardım.
Ve sonbahar bitene kadar yürürdüm çıplak ayaklarla.
Bilinmeyen yollar keşfeder, güneşin tadına varır,
Çocuklarla oynardım, bir şansım olsaydı eğer.
Ama işte 85'indeyim ve biliyorum...



Jorge Luis Borges </TD></TR></T></TABLE>

asuman atakuman
05-06-2006, 11:33
Elem Çiçeği

Beni sen ittin tehlikede yaşamaklara
Beni sen zorla ittin hatırlatırım.
Gitme dedim gözlerimle yalvardım.
Işıklara büyülenmiştin
Sönmeden günah yanan
Işıklara koştun, beni karanlık bıraktın.

Oysa ben ezilecek kız değildimbiliyorsun.
Bayrakaçmış orduyu çiğner de geçerdim.
Tek seni çiğnemedim, çiğnemek istemedim
Acımak kuşandım sana karşı sonra sevmek denedim.
Anıtladım ellerimle, yücelttim kendim de kendim.


Seni ben çizdim, ben işledim, ben yoğurdum.
Bayramladım, şölenledim, süsledim içten.
Tuttun çaresizliğimi kollayıp bir casus gibi sen,
En umulmaz zamanlarda bıraktın beni gittin
Yalnızlığımın çorak ülkesine ehramlar diktin.

Söksem koparsam durmaz açar yine
Yüreğime diktiğin elem çiçeği
Ben eksilirim de o çoğalır her geçen gün
Hatta yaşantımı tüketir de
Tükenmez senin bendeki hüznün

Bu hüzündür bu hüzün beni asıl iten,
Tehlikede yaşamaklara yasaklara
Yayından fırlamış ok gibiyim
Dönemem artık istesem de dönemem
Geçtiğim bütün köprüleri yıktım anla.


Türkan İldeniz


akademili dostlarım,
bu şiiri ezberimde kaldığı kadarıyla yazıyorum. internette çok aradım bulamadım. Ola ki,yanlışlıklar vardır, doğrusunu bulup düzeltene sonsuz teşekkürler.

Perihan Baykal
05-06-2006, 15:07
GİZLİ


Anımsa benimle bugün-sözünü
karşı-sözünü
tanıklığın: Yumruğumda söken
dokunsal şafağı: Güneşin
kirpiksi kavrayışını: Karanlık parçasını,
uykunun masasına
yazdığım.


Şimdi
gelme zamanı.
Benden almaya
geldiğin her şeyi benden
şimdi al. Unutmayı
unutma. Ceplerini
toprakla doldur,
mühürle ağzını
mağaramın.


Oradaydı
Düşledim yaşamımı
düşleyip dönüştürdüm
bir ateş düşüne.


Paul AUSTER - kaybolmalar-(Türkçesi: Mustafa Ziyalan - Varlık Şiir)

M.Burak Sezer
05-06-2006, 22:14
4Siyah Gözlerine Beni De Götür


Daha dokunmadan kurudu irem
çöllere bir türlü yağamıyorum
yeni bir koşunun başlangıcında
biraz deprem sonrası
biraz şehir hülyası
bir kalp yangınından geriye kalan
siyah gözlerine beni de götür
artık bu yerlere sığamıyorum.

Pembe uçurtmalar yolladığından beri
sarardı tiryaki menekşeleri
sonbaharın tozlu kafeslerinde
sevgi turnaları yakalıyorum
turnalar gidiyor;ben kalıyorum
avareyim,asudeyim,yorgunum
bilmiyorum neden sana vurgunum
Erzurum garında banklar üstünde
uyku tutmuyor karanlıkları
yitik düşlerimi kovalıyorum
gölgeler gidiyor;ben kalıyorum.

Binbir türlü kokuyorsa yaylalar
siyah gözlerine beni de götür
baharın koynundan koparıp sana
ipek bir mendile sardığım yüreğimle
şehzade gülleri gönderiyorum
umutlar kalıyor;ben gidiyorum.

Bütün yelkenlileri,deniz fenerlerini
kaptanları sorgulayan
yanından geçen küheylanların
korku tufanına yakalandığı
siyah gözlerine beni de götür
güneş ülkesinden gelen yiğitler
benzeri olmayan bir dünya kursun
cellat,ayrılığın boynunu vursun.

Usul usul intizarı çürüten
bu hercai diken,bu çılgın arzu
sürüklüyor imkansız muştuların
eşiğine gönül vadilerini
bir ağaçtan düşen yapraklar gibi
düşüyorum tanyerine
ya topla yaralı kırlangıçları
ya da bu vefasız şarkıyı bitir
özgürlüğe giden tutsaklar gibi
siyah gözlerine beni de götür.


Nurullah Genç

Körfez
07-06-2006, 12:06
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">NE GÜZEL ŞEY<?:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-com:office:office" />[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Yıldızlı semâlardaki haşmet ne güzel şey[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Mehtâba dalıp yâr ile sohbet ne güzel şey[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Dünyamızın üstünde bütün ruhlar uyurken[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Yıldızların altında ibâdet ne güzel şey[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Fâni ve âdavetlere mahşer bu cihanda[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Bir bitmeyecek aşk-u muhabbet ne güzel şey[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Dünyada senin âşıkın olmak ne saâdet[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Allah ile – hâşâ ! - bu rekabet ne güzel şey[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Lûtfen bana güldün,güzelim,mültefit oldun[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">İcâb-ı necâbet bu …necâbet ne güzel şey[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Ey hilkatin emsâli yok ibdâ’-ı kemâli[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Senden bana bir zerre inâyet ne güzel şey[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Hüsnündeki ma’nâyı semâvi ne ilâhî[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Aşkımdaki reng-î ebediyet ne güzel şey[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Faik Ali OZANSOY[/B]

seskici
07-06-2006, 12:15
Bestelenmiş bu şiir sanki Yahya Kemal'in "Rintlerin Akşamı" ile kardeş gibi!


Her ikisi de derin ürperişler uyandırıyor bende.


Ara sıra anımsamakta ve terennüm etmekte yarar var. Ruh dinginliğine eriştiriyor insanı.

Hale Oyal
07-06-2006, 14:12
KAR MUSİKİLERİ





Bin yıldan uzun bir gecenin bestesidir bu


Bin yıl sürecek zannedilen kar sesidir bu





Bir kuytu manastırda dualar gibi gamlı,


Yüzlerce ağızdan koro halinde devamlı





Bir erganun ahengi yayılmakta derinden...


Duydumsa da zevk almadım İslav kederinden





Zihnim bu şehirden,bu devirden çok uzakta,


Tamburi Cemil Bey çalıyor eski plakta





Birdenbire mes'udum işitmek hevesiyle


Gönlüm dolu İstanbul'un en özlü sesiyle





Sandım ki uzaklaştı yağan kar ve karanlık,


Uykumda bütün bir gece Körfez'deyim artık.





Varşova 1927 YAHYA KEMAL BEYATLI ( Kendi Gök Kubbemiz)

Körfez
07-06-2006, 15:32
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">AYKIRI BERABERLİKLER<?:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-com:office:office" />[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Bir yürek yangını ki sorma gitsin[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">düşlerde aşkı arar gibisin[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">acılar var tadılmadık kim ne bilsin[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">yaşayamadığın ömre yanar gibisin[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Bildiğini sandığın hiç bilmediğin[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">beraberliğine anlam veremediğin[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">sevdalara uyanıp eremediğin[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">acının kirmanında döner gibisin[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Zorlama alevini içindeki yangının[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">zamanı akışına bırak da gitsin[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">yıllarını verdiğin bir yabancıyı [/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">o kimdi , diye sorar gibisin[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal"> Bülent GÜLDAL[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">* Beste ;Cemil DERELİOĞLU, Makam; Hüzzam, Usûl; Düyek[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">** Şiirimin, bestelenmiş haliyle on yılı aşkın bir zamandır TRT Ankara Radyosu Hüzzam Makamı Repertuarında olduğunu ve TRT Sanatçıları tarafından söylenegeldiğini yeni öğrendim.Sayın bestekârla iletişim kurduğumda, bir band veya kaset göndereceğini söyledi.Aradan beş ay geçti sanırım; Ankara’yla yaşadığım yer arasında üç beş okyanus yok ki gecikti,diyeyim.Sanatın ve sanatçının tanımını unutmayalım lütfen...Bana bu şarkıyı dinletme olanağı sağlayacak bir makam arıyorum.Günün yirmidört saatini radyo başında geçiremeyeceğime göre,bir sanatseverden bu konuda yardım bekliyorum.[/B]

seskici
07-06-2006, 16:23
Şu telif ücreti sorununu adam gibi tartışmak zorundayız. Özellikle gazetelere ve kurumsal dergilere yazanlar, yazarlar arasında bir kast sistemi olduğunu biliyor musunuz?


Bu da bir emek gasbıdır sonunda!


Yazar örgütlerinin bu keşmekeş durumu sorgulaması gerekiyor.


Ne dersiniz?

Perihan Baykal
07-06-2006, 19:41
HAZİRAN AKŞAMLARI


Yazın, gün bittiğinde, çiçekli ovalardan,
Başımızı döndüren güzel kokular gelir,
Gözlerimiz kapalı, bir uğultu dışardan,
Yarı uyur yarı uyanıkken biz, yükselir.


Yıldızlar ışıl ışıl ve karanlık görkemli
Yalnızca yeni doğacak günün rengi gökte,
Donuk bir şafak uysalca bekliyor vaktini,
Sanki göğün altında dolanıyor tüm gece.


VİCTOR HUGO

M.Burak Sezer
07-06-2006, 22:26
<TABLE id=Aut***111;number4 style="BORDER-TOP-WIDTH: 0px; BORDER-LEFT-WIDTH: 0px; BORDER-BOTTOM-WIDTH: 0px; BORDER-COLLAPSE: collapse; BORDER-RIGHT-WIDTH: 0px" borderColor=#111111 height=1 cellSpacing=0 cellPadding=0 width="100%" border=1>
<T>
<TR>
<TD style="BORDER-RIGHT: medium n***111;ne; BORDER-TOP: medium n***111;ne; BORDER-LEFT: medium n***111;ne; BORDER-BOTTOM: medium n***111;ne" width="44%" height=19>Balkon</TD></TR>
<TR>
<TD style="BORDER-RIGHT: medium n***111;ne; BORDER-TOP: medium n***111;ne; BORDER-LEFT: medium n***111;ne; BORDER-BOTTOM: medium n***111;ne" width="44%" height=1>
<TABLE id=Aut***111;number40 style="BORDER-TOP-WIDTH: 0px; BORDER-LEFT-WIDTH: 0px; BORDER-BOTTOM-WIDTH: 0px; BORDER-COLLAPSE: collapse; BORDER-RIGHT-WIDTH: 0px" borderColor=#111111 height=24 cellSpacing=0 cellPadding=0 width="100%" border=1>
<T>
<TR>
<TD style="BORDER-RIGHT: medium n***111;ne; BORDER-TOP: medium n***111;ne; BORDER-LEFT: medium n***111;ne; BORDER-BOTTOM: medium n***111;ne" width=100 colSpan=14 height=10></TD></TR>
<TR>
<TD style="BORDER-RIGHT: medium n***111;ne; BORDER-TOP: medium n***111;ne; BORDER-LEFT: medium n***111;ne; BORDER-BOTTOM: medium n***111;ne" width="100%" colSpan=14 height=10>


Çocuk düşerse ölür çünkü balkon
Ölümün cesur körfezidir evlerde
Yüzünde son gülümseme kaybolurken çocukların
Anneler anneler elleri balkonların demirinde

İçimde ve evlerde balkon
Bir tabut kadar yer tutar
Çamaşırlarınızı asarsınız hazır kefen
Şezlongunuza uzanın ölü

Gelecek zamanlarda
Ölüleri balkonlara gömecekler
İnsan rahat etmeyecek
Öldükten sonra da

Bana sormayın böyle nereye
Koşa koşa gidiyorum
Alnından öpmeye gidiyorum
Evleri balkonsuz yapan mimarları


Sezai Karakoç</TD></TR>
<TR>
<TD style="BORDER-RIGHT: medium n***111;ne; BORDER-TOP: medium n***111;ne; BORDER-LEFT: medium n***111;ne; BORDER-BOTTOM: medium n***111;ne" width="8%" height=10></TD>
<TD style="BORDER-RIGHT: medium n***111;ne; BORDER-TOP: medium n***111;ne; BORDER-LEFT: medium n***111;ne; BORDER-BOTTOM: medium n***111;ne" width="8%" height=10></TD>
<TD style="BORDER-RIGHT: medium n***111;ne; BORDER-TOP: medium n***111;ne; BORDER-LEFT: medium n***111;ne; BORDER-BOTTOM: medium n***111;ne" width="7%" height=10></TD>
<TD style="BORDER-RIGHT: medium n***111;ne; BORDER-TOP: medium n***111;ne; BORDER-LEFT: medium n***111;ne; BORDER-BOTTOM: medium n***111;ne" width="7%" height=10></TD>
<TD style="BORDER-RIGHT: medium n***111;ne; BORDER-TOP: medium n***111;ne; BORDER-LEFT: medium n***111;ne; BORDER-BOTTOM: medium n***111;ne" width="7%" height=10></TD></TR></T></TABLE></TD></TR></T></TABLE>

Perihan Baykal
08-06-2006, 00:34
HER HARF BİR MELEK


Ah sözcükler,
Dalgaların ucundaki
Köpükler gibi çözülürken kıyıda,
Anlamıştım ki,
Hem fırtınanın kendisi,
Hem de ekini biçen
Oraktır 'A'.
Hem harfleri yaratır,
Hem de onlardan
Ömür dilenir kendine.


Hem şarkıdır,
Hem de ezgisi belli değil.
Sonsuzluğun neşesidir belki de
Yankılanan yüreklerde.
'A' ile birlikte
Bütün harfler,
Yunuslar gibi yarışıyor
Yazının içinde,
Ve gizli bir iletişim kuruyorlar
Birbirleriyle.


Zaten yazının ufkuna
Dikmeden gözlerini,
Karşıdan gelen
Hangi kadırganın direği
Görülebilir,
Hangi kölenin duyulur iniltisi?
Her dilin güneşi başkadır
Gün batımlarında
Ufka yaslanan.
Her dilin pembeliği
Bir başka.
İşte tam bu nedenle
Kendi alfabemi düşündükçe
Denizler yükselir içimde.


MELİSA GÜRPINAR (Her Harf Bir Melek kitabından bir bölüm _ Varlık Şiir)

Körfez
08-06-2006, 07:03
<B style="mso-bidi-font-weight: normal"><?:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-com:office:office" />[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">GEÇ YORUM[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Neyi düşünürsen onu yaşarsın[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Köprüyü düşünürsen ırmak olup akamazsın[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Kafanda geçmeden geçemezsin sokağı[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Tayfanın deniz kadar dalgalı olmalı kalbi[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">İçten içe yanan kömür değilsen[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Bilemezsin sobanın kışı beklediğini[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Neyi düşünürsen onu yaşarsın[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Kafanda bir otelle yola çıksan ne olur?[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Yüreğin at olmazsa jokeylik hayal [/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Tabancaysan öldürmek çıkmaz aklından[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">İçin kuyuysa eğer zirve nafile[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Tohum çatlatır mı tarla olmayan?[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">İçinde sabah olmayan sabaha nasıl çıkacak?[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Yani Eskimo’ysan güney imkânsız[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Tek kefeli teraziysen tartamazsın hayatı[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Neyi düşünürsen onu yaşarsın[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Ayrılık tende değil içimizde başlıyor[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Kavuşmayı düşün kavuşacaksın[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Yağmursan çözersin kara bulutları[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Mahalleysen taşınırsın bir şehre[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Balığı düşünenin oltasına vurur balık[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Kafası evde olan balıkçıların değil de[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Ölüme kurulu saat hayat çalar mı?[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Saatini aşka kur, vakti gelince çalar[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Neyi düşünürsen onu yaşarsın[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Kan renginde kar yağar kırmızı düşünene[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Yeşildir kiremidi yeşil düşünen çatının[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Harfler daha güzel durur senin adında[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Ben o harflerle düşündüm ondan[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Aşk duygusu aşktan önce gelirmiş[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Altına varamazmış demir düşünen[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Düello içimizde, tabancada değildir[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Kaldırdım bak içimdeki ölüyü[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Neyi düşünürsen onu yaşarsın[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Biraz geç oldu ama çözdüm düğümü[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal"> Abdülkadir BUDAK[/B]

ahmet uysal
08-06-2006, 07:39
sevgili dostum:"bir yürek yangını ki sorma gitsin" dizesiyle uyandım bu sabah. hey adam, böyle bir dizeyi hangi yürek yangını için yazmıştın sen. bu dizenin beni ne hallere düşürdüğünü sana daha önce söylemedim mi? bahçeye çıkıp dağlara baktım bir süre. iki gün önce "oğul ince olsun şiirin, sokulsun su gibi yüreğe. aman oğul dikkatli ol,sözcüklerii düşürme çöle çökeğe!" dedğini duydum göklerin, sanki bir buluteğildi üzerime.inan bu sesleri söyleyen biri vardı:ahududu, hatmi, zakkum, bulut, zeus.. hemen şiiri yazmaya başladım çimleri sularken "dilimiz kızımızdı bizim oğul" bu bir aşk ilaıydı. koştum senin şiirine sarıldım acımı alsın diye. iyi ki yazmışsın da şarkı olmuş. banabir gazelyazmak düşer ki "sorma gitsin" o gazel yürek yangınımla oluşacak. ona gözyaşım damlayacak. onda ıssız gecem eriyecek. tıpkı aşk ilanı gibi olacak bu şiir şiirin nasılyazıldığını ancak "yürek yangınıyla" yaşayan bilir. sen bu yangını göreli çok oldu. bana şiiradam dme ben sözcükler adamıyım. ben yürek yangınına körükle giden adamım. "çok eski bir sunakta buldum onu" adı şiirdi onun. tanrılara sunulmuştu. tanrılar unutmuştu onu sunalraında. o güzel mdillili şair sapho'nın kalıtıydı. ben şiirimi o kalıtın üzerine kurdum. ölüm pahasına..sevgili dostum. ben hiçbir zaman "şu adamın gönlünü alayım. onu kazanyım" diye yazı yazmam. içimden akanı söylerim .gizli hesaplarım yoktur. aşkım açıktır, şiiri de öyle. yazıyorum. bir yürek yangnıyla, ölüm yok olsun, dünya güzel olsun, dilimiz yalın olsun, ülkemiz bağımsız yüce ve benzersiz olsun diye... daha ne söylemek gerekir... dostum: "yaz/aydınolsun" ben şimdi günaydın yerine bunu söylüyorum. türçemiz kazansın. dilimizin yazı yazını aydın olsu.isterm ki akademi çalışanları bana laf olsun die günaydındemesin "şiirin aydın olsun" desin "yazların yazınlarınaydınolsun desin. bu saba h o arkadaşlara sesleniyorum: haziran aydın olsun perşembe aydın olsun. yürek yarası aydın olsun. işte böyle düşünsünler de şiir yağsın üzerime..

seskici
08-06-2006, 09:16
Sevgili Dostlar,


Size, modern İran şairi Sohrab-i Sipihri'den bir şiir sunmak istiyorum. Sabah sabah ufkunuz açılsın:


S U


Bulandırmayalım suyu


Aşağılarda galiba bir güvercin su içiyor


Ya da uzaktaki koruda, kanadını yıkıyor bir ispinoz


Ya da bir köyde bir testi doluyor





Bulandırmayalım suyu


Belki bir akarsu bir akkavağın dibine gidiyor


Yıkamak için gönüldeki kederi


Bir yolcunun eli belki, banmış kuru ekmeği suya





Güzel kadın geldi çay kenarına


Bulandırmayalım suyu


Güzel yüzlü olmuş, iki misli güzel





Ne leziz şu su!


Ne berrak akmakta!


Yukardaki insalar nasıl safa sürüyor!


Pınarları çoşsun, inekleri sütler saçsın!


Ben görmedim köylerini


Kuşkusuz çitlerinin dibinde izleri var Tanrı'nın


Oranın mehtabı aydınlatıyor kelam enginini


Kuşkusuz yukarı köyde alçaktır duvarlar


İnsanları bilir, şakağıyın nasıl bir çiek olduğunu


Kuşkusuz mavi arada mavidir


Bir gonca açarsa haberi olur köylünün


Nasıl bir köy olmalı?


Bahçeleri müzik dolsun!


Çay başındaki insanlar anlarlar suyu


Bulandırmayalım onu, biz de


Bulandırmayalım





Çeviren : Mehmet Kanar

Hale Oyal
08-06-2006, 14:16
KIYAMADIĞIM





Hey bir zaman bakıp bakıp


Seyrine doyamadığım!


Şimdi gurbette bırakıp


Sesini duyamadığım





Evde kapanıp kaldın mı?


Seyrana çıkıp güldün mü?


Başkalarının oldun mu?


"Benimsin" diyemediğim.





Akıtıp gözüm yaşını


Hatırlarım gülüşünü;


Kıvırcık saçlı başını


Göğsüme koyamadığım.





Dik yamaçların selisin,


Sen benden daha delisin.


Şimdi kimlerin kulusun?


Başını eğemediğim.





Nasıl vurgunum bilirdin,


Niçin benden yüz çevirdin?


Kimlerle gönül eyledin?


Öpmeğe kıyamadığım.





SABAHATTİN ALİ - 1932Edited by: Erguvan

M.Burak Sezer
08-06-2006, 22:22
sevgili seskici Sohrab-i Sipihri deyince aklima bu unlu sairin adini animsamadigim bir hikaye kitabini turkceye ceviren Fatih Sultan Mehmet'in oglu Cileli Cem Sultan geldi. Bugun cileli hayatini okudum biraz, bir kac bukle siirinden paylasmak istedim.



“Düşmenler içre niçe acep hale uğradum<?:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-com:office:office" />
Bir dost yok kim eyleye bir merhaba dirig
Kendü elümle başuma aldum belaları
Kendümden oldı bana bu cürm ü hata dirig
Oldum esir kâfire nâ-gâh bi-günâh
Kendü elümle ayağuma balta urdum âh...”

Cem Sultan

Fatih’in şehzadelerinden olan Cem Sultan bu şiirini Cihan İmparatoru babasının vefatı üzerine abisi Beyazid ile yaptığı taht kavgalarından sonra mücadelelerinin başarısız sonuçları doğrultusunda Rodos şovelyelerine sığınıyor ve bu olay onun kaderini belirleyen mihenk taşı oluyor. Bundan sonra Rodos şovalyelerinin oyalayıcı vaatlerinden sonra önce kendi tabiri ile frenkizistana (Fransa) ya oradan bir çok Avrupa ve Papa olmak üzere bir çok yere en iyi şekilde ağırlanarak fakat tıpkı bir tutsak gibi çok sıkı önlemlerle korunarak gezdiriliyor. Ve şair sonsuz bir derdin içersine düşüyor. Şiir Cem Sultanın ölümüne yakın aldığı bir şiirdir. 1495’te Fransa Napoli de esir olarak ölmüştür. İç organları Napoli’de Kral Fernand’ın sarayın bahçesine gömülmüştür. Abisi Beyazid ölümünden sonra üç gün Osmanlı topraklarında yas ilan eder ve gıyabi cenaze namazını kıldırtır. İki sene sonra naaşı Avrupa’dan İstanbul’a oradan Bursa’ya götürülerek Cihan İmparatoru Fatih’in büyük oğlu Şehzade Mustafa’nın yanına defnedilir...

Bir anekdot: Cem sultan Roma’ya getirilir. Burada onu Papanın temsilcileri karşılar. Bir gün sonra Cem’i Papayla görüştürürler. Karşılıklı iyi niyet temennilerinin ardından görüşme sonuçlanır. Görüşme sonunda, herkesin Papanın cübbesinin eteklerini öptüğünü gören Cem, onun karşısında eğilmeden yanından ayrılır (Sablıer, Edouard (2000) Cem Sultan çev. Nuriye Yiğiyler. Everest yay.)

“İrişmeyeli gaşuma âvâz-ı müezzin
Her kanda bakam gözde uçar sahn-ı musalla...”

“İy dostlar beni anıcak mâtem eylenüz
Eyle tutun ki gurbet içinde ben ölmişem...”

Cem Sultan

M.Burak Sezer
08-06-2006, 22:39
Ger derse ki Fuzuli güzellerde vefa var / aldanma ki şair sözü elbet yalandır”<?:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-com:office:office" />
Fuzuli

Perihan Baykal
09-06-2006, 01:37
ZEHİRİNDE AÇAN ZAMBAK


I


Anason Kokusu

Sarı, sessiz günlerdir
Mağrur ve soylu:
Nişanlı bir kız gibidir şimdi yaz

Şimdi yağmur yağsın beklenir
Çocukluk resimlerine bakılır gibi
Renklere ad verilir durgun denize bakılarak
Garip bir intihar gibi arada bir hatırlanan
Kan göğü götürür yüreklerde
Ve gülümseyerek deler geceyi
Kendi zehirinde açan zambak

Şimdi sarhoşuz, mızıka çalıyoruz
Dudağımızda bulanık söylence izleri:
-Hem duası hem ihaneti zamanın-
Ne yazılır böyle vakitlerde insana dair
Bir orman karanlığına benziyorsa hüznü
Haydi sevişelim, sevişmek biraz devrimci, biraz tutucu
Bu temmuzun ilk günleri, hain, hınzır
Denir ki insanın kendisidir yollara savrulan kar

-Sevgili, o ince yollarda yaz
Bir anason kokusudur beyaz


METİN CENGİZ

Hale Oyal
09-06-2006, 21:11
ALATURKA





Çık benim şair tabiatım ,çık orta yere


Fakir güzelinden söyle


Hasret ateşinden çal


Çal, söyle benim derdimi sevdalı sesinle.





Hep bilinen şarkılar gibi olsun


Hani dil-i biçareden


Sun da içsin yar elinden


Yani bilinen şarkılardan olsun.





Yeni sözler arama nafile


Derdim yeni olsa anlarım


Gel,hazırından söyle bu akşam


Üzme yetişir, üzme firakınla harabım.





Sonunda ah çekeriz derinden


Kim anlayacak sahiden olduğunu


Sen söyle yalnız


Zülfündedir baht-ı siyahım bestesini


Dede'den.





MELİH CEVDET ANDAY

Körfez
09-06-2006, 21:28
<TABLE width=503>
<T>
<TR>
<TD width=441>YAZ KIRGINI


Ahmet GÜNBAŞ</TD>


<TD align=right width=52>
http://www.siirakademisi.com/metin.gif (http://www.siirakademisi.com/yazdir.asp?id=2676)</TD></TR>
<TR>
<TD width=497 colSpan=2>


I.



Ben şurda kalırdım şuracıkta
yazı altımdan çekmeseler
Şurda bir zakkumun dibine sererdim kilimimi
sararıp beklerdim aşk başıma



Yağmurun rüzgârım da yeterdi hani
yağdırır estirirdim isteyene
Şurda bir şarap salkımı olurdum kıyıda
zeytin meytin emeklerdim



Bir yarayı dolaşıp geldiğimi
henüz söylemedim güz telime
Göç tadında kanyon serinliğine
dağların selamını eklerdim



II.



Ben şurda kalırdım şuracıkta
Ay ipliğiyle dokunmuş taş yastıkta
düşümü düş bilir kıvrılırdım
Serçeçik pürçeçik tüttürürdüm çubuğumu
Alnımda mısır püskülüydü zaman
böğürtlen öpümlüydü unuttun mu



( Nazlıca gererdin yelkenimi
İçimin en daral sokağına
taşkın pazarlar kurardın
Haraç-mezat eksiltirdik kederi )

Ters dönen uçurtmalardan bu kanama
Ordan söküldü gökyüzü
Dalgın bir güvercinin teleğinden
kırılıp dökülerek akşama
Durdu günebakanların görklü yürüyüşü
Bir köşeden seğirtmenin cümbüşü
çekti ayak izini tuvallerden
Cümbürçiçek birbirine üşüştü



Kirpiklerinle yaşıtmış meğer
kumlara gömdüğün hançer



Hışırtısı sobelendi suçüstü








</TD></TR></T></TABLE>

Körfez
09-06-2006, 21:36
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">KUM SÖZLER<?:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-com:office:office" />[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal"> Ahmet UYSAL[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Şiirin yan yana gelmez[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Harfleriydi aradığım[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Demir uyak, bakır imge[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Geçemedim tuz çölünü[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Talan edilmiş yüzler[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Kanlı dudak izleri[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Ay taşının yaraladığı[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Issız patikalar kaldı geriye[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Güzel Helena’yı bekledim[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Troya önünde çok geceler[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Burun buruna ölümle[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Köpüklü Ege’ye gömüldüm[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">O leylak rengi şehre[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Zaman yolunu uzattım[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Külliyeler avlusuna[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Savruldu şiirin külü[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Artık unutun beni[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Ey sevdiğim ‘zeytinanne’[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Eski nehir yatağında[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Baştan çıkardığım dağ eteği[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Bırakın da sürüklesin[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Çakılını üzerimden hızla,[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Harflerin ardında unufak[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Kumu olduğum İda[/B]

Hale Oyal
10-06-2006, 01:44
BİNDOKUZYÜZKIRKTAN KALMA BİR ÇOCUK





Bir gİdişti kim bilir nerelere varırdı


suçlu değildi ama suçlu duyardı kendini


her akşam üstü içi daralırdı


bağırırdı ama kim duyardı sesini





kuytu bir yalnızlığı vardı çocukluğundan kalma


eklenirdi kül renkli hüzünlerle kaygılar


içlenirdi türkülerle yokluklara yoksulluklara


bir yanıyla bir dünya yaratırdı azar azar





nereye uzansa bir sonsuza çıkardı


ayrılıklara katlanarak öğrenirdi sevgileri


ve her gün onda bir duvarı yıkardı


tek başına savaşların en güzelini verdi





yılgın adamlar değil dal gibi çocuklardır


gelecek savaşlara bağladığı umutlar


bir güneşe uzanır gizlice ağır ağır


her biri bir başka çiçek açan kuytuluklar.





ERAY CANBERK


(Kuytu Sular)

Körfez
10-06-2006, 07:48
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">SELÂM<?:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-com:office:office" />[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Uçuyor duran bir anın havasında[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Işıktan kuşları bir akşam sesinin[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Gündüzün geceyle bölüşen noktasında[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Duyuluyor musikisi eteklerinin[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Ve ufkuma sanki baştanbaşa gül rengi[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Kanatlarını açmada bir altın devir ;[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Başlıyor ömrün ve ölümün güzelliği ;[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Söyleyecek şimdi zaferlerini şiir[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Selâm sonsuzluğun aydınlık gecesinden :[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Selâm senelerce evvele :[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Hâtırası kalbe ışıklarla dökülen[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">En sevgiliye,en iyiye,en güzele[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Geçmiş bir zamanı kalbim bulmak üzeredir,[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Tamamlanacaktır yarı kalmış rüyalar :[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Ey hafıza,velût memenden beni emzir ,[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Zengin renklerini ufkuma dök ey bahar ![/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Uzattığımız bu tası dolduracak mı[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Tekrar bol sularla akarak o çeşmeler ?[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Yaklaşıyor perde perde açıp hülyamı[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Dudakları öpüşlerle dolu geceler[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Ve pembe akşamların malihülyaları[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Güzelliklerine doyulmamış zamanlar,[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Ergen yastığının ateşten rüyaları[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Bir gün kalbimizde sonrasız ölmüş anılar…[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">-Hâtırası kalbe ışıklarla dökülen[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">En güzele,en iyiye,en sevgiliye[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Selâm sonsuzluğun aydınlık bahçesinden[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Selâm senelerce senelerce öteye…[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Ahmet MUHİP DRANAS[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]

Hale Oyal
11-06-2006, 01:45
GURBET





Bir kuş tanıyordum ki baharda


Salkımlar açan bahçemin üstünde uçar da


Akşamların ürperdiği bir sesle öterdi.


Besbelli bu iklime yabancı,


Nereden koparak geldiği meçhul,


Endamı uzun,tüyleri parlak,sesi vahşi


Bir kuş





Akşamla yatan köyde sedalar durulunca


Mehtaba yakın ,gölgeli bir nokta bulunca,


Hicranla kısılmış,heyecanlarla boğulmuş


Bir sesle öterdi.





Öttükçe uğuldardı sesinde


Avare kuşun duyduğu hasret,


Bir bilmediğim kıt'ada,bir dağ tepesinde,


Binbir çölün ardında kalan yurduna dair.


Öttükçe o hasretle genişlerdi,duyardım,


Korkunç uçurumlar gibi ruhumda derinlik.


Hergün daha bir parça yakından sevişirdik:


Ben şair,o şair.





Bir gün camı açtım ki ufuk bir kara perde


Sahrayı beyazlar bürümüş,yollar uyuşmuş,


Gördüm ki o gurbet kuşunun gezdiği yerde


Cansız bir avuç tüy yatıyor...Baktım: O kuşmuş.





II





Ey gözlerinin çevresi mor, benzi tutuşmuş


Akşamladığım yolları yalnız gezen afet!


Kaç yıl geçecek böyle hazin,böyle habersiz


Sen Marmara'nın göl gibi durgun bir ucunda


Ben böyle atılmış gibi yurdun bir ucunda


Sen benden uzak,ben sana hasret..?


Sarmış beni gurbet


Sarmış beni mecnun diye zincir gibi dağlar


Bir türbe ki ruhum gelen ağlar,geçen ağlar


Herşey bana bigane bu yerde


Herkes gibi her şey...


Sessiz dereler,solgun ağaçlar,sarı güller


Dillenmiş ağızlarda tutuk dilli gönüller...


Hatta bana insanlara nisbetle yakındır


Bahçemde ölen kuş,


Bahçemde kefensiz gömülen kuş


Herkes bana bigane bu yerde


Bir yer ki sevenler sevilenlerden eser yok


Bezminde kadeh kırdığımız sevgililer yok


Yok...yok.





III





Karşımda hayalin diyorum ki:


Bir fırtınanın kahrına kurban


Kuşlar gibi derdinle bugün darmadağındır


Kalbimde güneş,sevgi,emel,neşe ne varsa.


Karşımda hayalin diyorum ki:


Bir gün bana ağlarsabu gözler


Beyhude değildir bunu bilsin


Bilsin ki bugün bir sen eziyette değilsin


Gurbet yayının,kalbi delinmiş de okundan


Günlerce uzakta


Yorgun biri uzlet gibi sessiz yaşamakta...


Yorgun biri uzlet denilen kabre gömüldü,


Ölmeden öldü.





Faruk Nafiz ÇAMLIBELEdited by: Erguvan

Perihan Baykal
11-06-2006, 11:42
BİR DAHA BANA BENZEME ANGEL
<?:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-com:office:office" />
Yağmura çok teşekkür ederim
Bu gece yalnızca cesedime yağdı

Bana bir şey olursa diye korktum
Seni birkaç saniye düşünürsem;
Düşünürken üşürsem diye korktum
Oturup siyah portakallar yedim
Oturup korkunç kitaplar okudum
İçimde bir sıkıntı gibi cinayet
İçimde bir sığıntı gibi telaş
İçimde felaket gibi bir merak
Hislerimin uzağına düştüm, şimdi çok üzgünüm
Şimdi çocukluğumun uzağına da düştüm
Daha da düşersem diye korktum
Seni birkaç saniye düşünürsem;
Ay kıvrılırsa diye
Kan kıvranırsa diye
Can sıçrarsa diye ölürken bir yerlere,
Daha da ölürsem diye korktum
Seni birkaç saniye düşünürsem;

Sessem, sersem bir heceysem eğer
Seni bir kelime edersem diye korktum
Seni kötü bir cümlede kullanırsam
Adını söylerken takılırsam, yanlış telaffuz edersem
Böyle bir günah işlersem
Tanrı affeder diye korktum

Yağmura çok teşekkür ederim
Bu gece yalnızca bu şiire yağdı

Sağol aşkım
Sağol kırık kolum, kesik bileğim, kırık yüzüm,
kesik geleceğim, kırık sonsuzluğum

her şeye rağmen
yağmura bulanmış, güzel bir yazdı

KÜÇÜK İSKENDER (Bir Daha Bana Benzeme Angel-Varlık yayınları)

Hale Oyal
11-06-2006, 11:57
Sevgili Peri.....


Bu ne güzel şiir..bu ne güzel anlatım..


" Sağol aşkım,


Sağol kırık kolum,kesik bileğim,kırık yüzüm


kesik geleceğim,kırık sonsuzluğum





her şeye rağmen


yağmura bulanmış ,güzel bir yazdı."


ŞİİR BU...ŞİİR BU.......Ağlamak geçiyor şimdi içimden..Edited by: Erguvan

Perihan Baykal
12-06-2006, 00:05
AY ŞARKILARI



İLK YILDÖNÜMÜ


O kız alnımda gezinir.
Âh, ne eski içleniştir!


Neyime yarar, sorarım,
kâğıt, mürekkep ve şiir?


Tenin görünür gözüme,
serin saz, al süsen gibi.


Ay ışığının esmeri.
Neylersin sen özlemimi?



İKİNCİ YILDÖNÜMÜ


Uzun bir ışık boynuzu
daldırıyor ay denize.


Boz ve yeşil tekboynuzlu,
titreyip duran ve esrik.


Gök yüzüyor havalarda
sonsuz bir lotus şeklinde.


Âh gecenin son evinden
gidiyorsun bir başına!



ÇİÇEK


Görkemli söğüdü
yağmurun, ağlayan.


Ak dallar üstünde
âh o yuvarlak ay!


FEDERİCO GARCİA LORCA

Körfez
12-06-2006, 07:33
<B style="mso-bidi-font-weight: normal"><?:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-com:office:office" />[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">KÛFE’DE BİR HÜSEYNÎ AKŞAM[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Saplı kalsın göğsümde[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">kanıma teşne hançerin,[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">yaramdan damlar tekrar[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">nasıl olsa bir Hüseyin[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Hüseyin bir ayna değil[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">ki kırılsın Yezid’e,[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">kan dökülsün ister hırkası[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Yezid bir bahane[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Sırrı aşikâr bir Hüseyin[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">aşka verir ser’ini,[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">tebeşir dairesinde Azrail’in[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">çözer zifaf düşmesini[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Hüseyin kadar şivekâr[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">kaç isim var dilinde,[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">kimseye ve herkese ait[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">bir başka menkıbe[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Sanır mısın ki Hüseyin[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">kumların fısıltısıdır bes,[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">yazılan sağdan sola[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">iki veya üç hecelik bir nefes[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Hüseyin bir cinaslı avazdır[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">kişiye özel bir temrin,[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">bengisuda boğmak gerekir[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">onu öldürebilmek için[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Hârelidir elbet Hüseyin[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">bir o kadar çocuk,[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">ateş çemberi değil ki bu çizdiğin[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">basbayağı bir boşluk[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Hüseyin gece bir vakit[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">dokunmak gibidir güneşe,[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">eski yarasını Kûfe’nin[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">yıldızlar basmadan önce[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Bencileyin külden bir Hüseyin[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">ezbere bilir ihaneti,[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">ruhuma sapladığın hançer[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">şehvetle ürpertir etimi[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Hüseyin bir sırma kamerdir[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">tasviri nafile bir şehrayîn,[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">zaten Kerbelâ’ya uçar[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">sûreti haktan her Hüseyin[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]<B style="mso-bidi-font-weight: normal"> Hüseyin FERHAD[/B]

Hale Oyal
12-06-2006, 11:26
ŞARKI





Dün kahkahalar yükseliyorken evinizden


Bendim geçen ,ey sevgili,sandalla denizden


Gönlümle uzaklarda bütün bir gece sizden


Bendim geçen ,ey sevgili,sandalla denizden





Dün bezminizin bir ezeli neşesi vardı


Saz sesleri ta fecre kadar körfezi sardı


Vaktaki sular şarkılar inlerken ağardı,


Bendim geçen ,ey sevgili,sandalla denizden.





Yahya Kemal BEYATLI





KÜRDİLİ HİCAZKAR FASIL





Bindokuzyüzelli'lerden kalma bir kuş uçuyor


Zamansız yalnızlığında ömrümün


Umut dolu yıllarım kanatları


Gözlerinde çocukluğumun kaf dağı





Fatih'te yüksek taş duvarlara konuyor ansızın


Duruşunda..ötüşündeki o çocuk..benim.


Küçüğüm,ufacığım pabuçlarımın içinde


İki beyaz tafta kurdeleyim


Örgülerinde saçımın


Anneannemin elleriyim


Tayyare Şehitleri Pak'ında,oyun sonrası


Sırtımın terini silen bir tülbentle


Sıcacık,sevgi dolu,bulutsu...





Ardından


Yirmili yaşların uçarılığında


Çocuk yüzlü bir dudağın gülümsemesiyim


Yüreği gözlerinde ,avare...


Beyazıt'ta ,Fakülte çıkışlarında


Elin ele değmesiyim utangaç


Saklı,gizli,tutkulu...


Kaçamak bakışıyım sevdanın


Yarınların umudu sonsuz


Bütün bir dünya yalnız biz!


Etrafa bigane duruşumuz...





Sonra..


Her saat başı öten bir guguklu saatim


Hızla geçen zamanın ötesinde...


Yalnız kalmışbir radyoda


Kürdili Hicazkar faslıyım


İnadına yorgun,inadına mahzun


İç kanatan bir sesleniş olmuşum yılların kıskacında


Sevda gibi olmayan bir sevdaya bağlanmışım çoktandır


Kürdili Hicazkar bir şarkıda alıp başımı gitmişim:


"Nice sevdi,nice yandı nice bağlandı gönül


Bir vefasız yare kandı hayli aldandı gönül


Nice cevrü sitem gördü,nice dağlandı gönül


Bir vefasız yare kandı,hayli aldandı gönül"





Zamansız yalnızlığında ömrümün


Bir kuş uçuyor zamanlar içinde


Ağırlaşmış kanatları


Gözlerinde yağmurlu bulutlar...


Beni arıyor.





ERGUVAN&nbsp ; ; 2003 Ocak





Edited by: Erguvan

Körfez
13-06-2006, 08:05
<?:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-com:office:office" />
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">YURTSUZ YUVASIZ[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal"> Hüseyin YURTTAŞ[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">yurtsuzum,yuvasızım[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">bana kanat gerek[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">gökleri tutmalıyım[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">varsın olmasın adresim[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">arayan bulur eğer isterse[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">yolçatıdır yüreğim[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">kimliksiz dolaşırım[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">en sorgulu günlerde[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">pencereden sızan ışıktır yanıtım[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">bulutlarla kardeşim[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">yağmurla yakın akraba[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">bir sevinci yaşayamam tek başıma[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">hepsiyle üleşirim[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">yurtsuzum,yuvasızım[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">bana kanat gerek[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">gökleri tutmalıyım[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">*Çürüme’den: sf. 56[/B]

Hale Oyal
13-06-2006, 10:19
ONURUMUZ





Onurumuz


O çok


O dağ





Aç bırakılmışızdır


Ayakta


Uykusuz





Onurumuz


Yıkar duvarları


Girer


Bir uzun ova gibi


Duvarların içine





Dudaklarımızda


Akarken kan


Değdirir ellerimizi


Tuzlu denizlerine





Bir yıldız akar


Çekilir geriyebinlerce yıldız


Onurumuz


Siler aydınlığını


Samanyolunun





Yoksulluğumuza


Giydirdiğimiz giysi


Onurumuz





Bozgundu


Çokları kodu gitti


Sığındık


Yırtıcı kuşlar kayalığına





Onurumuz


O çok


O kırıla kırıla koruduğumuz





ARİF DAMAR


Temmuz 1966





YOKSULDUK


DÜNYAYI SEVDİK








DE BRE..





Nasıl bildim görür görmez dünyam güzeli


Rumelindeniz,böyleyizdir


At uçar kanımızda doludizgin


Sarı kumral


Esmerizdir





Yolcuyuz kadim türküler içre


Yollarında nice karasevdalının


Varız bre dilber


Öyleyizdir





Hey başak boylu


Nasıl bildim görür görmez


Rumelindeniz bre canım


Eh


Güzelizdir





Hadi dilber hadi


Hadi birlikte:


" Akdeniz'den aman


Su gelir boydan boydan...."





ARİF DAMAR


ESKİ YAĞMURLARI DİNLİYORDUM....1995


















































Edited by: Erguvan

Perihan Baykal
13-06-2006, 10:50
Ne güzel şiirdir bre bu sonuncu.


Ey gidi, dayler dayler viran dayler...smileys/smiley36.gif

M.Burak Sezer
14-06-2006, 00:16
<TABLE id=Aut***111;number4 style="BORDER-TOP-WIDTH: 0px; BORDER-LEFT-WIDTH: 0px; BORDER-BOTTOM-WIDTH: 0px; BORDER-COLLAPSE: collapse; BORDER-RIGHT-WIDTH: 0px" borderColor=#111111 height=1 cellSpacing=0 cellPadding=0 width="100%" border=1>
<T>
<TR>
<TD style="BORDER-RIGHT: medium n***111;ne; BORDER-TOP: medium n***111;ne; BORDER-LEFT: medium n***111;ne; BORDER-BOTTOM: medium n***111;ne" width="44%" height=19>Canım İstanbul</TD></TR>
<TR>
<TD style="BORDER-RIGHT: medium n***111;ne; BORDER-TOP: medium n***111;ne; BORDER-LEFT: medium n***111;ne; BORDER-BOTTOM: medium n***111;ne" width="44%" height=1>
<TABLE id=Aut***111;number40 style="BORDER-TOP-WIDTH: 0px; BORDER-LEFT-WIDTH: 0px; BORDER-BOTTOM-WIDTH: 0px; BORDER-COLLAPSE: collapse; BORDER-RIGHT-WIDTH: 0px" borderColor=#111111 height=24 cellSpacing=0 cellPadding=0 width="100%" border=1>
<T>
<TR>
<TD style="BORDER-RIGHT: medium n***111;ne; BORDER-TOP: medium n***111;ne; BORDER-LEFT: medium n***111;ne; BORDER-BOTTOM: medium n***111;ne" width=100 colSpan=15 height=10></TD></TR>
<TR>
<TD style="BORDER-RIGHT: medium n***111;ne; BORDER-TOP: medium n***111;ne; BORDER-LEFT: medium n***111;ne; BORDER-BOTTOM: medium n***111;ne" width="100%" colSpan=15 height=10>
Ruhumu eritip de kalıpta dondurmuşlar;
Onu İstanbul diye toprağa kondurmuşlar.
İçimde tüten bir şey; hava, renk, eda, iklim;
O benim, zaman, mekan aşıp geçmiş sevgilim.
Çiçeği altın yaldız, suyu telli pulludur;
Ay ve güneş ezelden iki İstanbulludur.
Denizle toprak, yalnız onda ermiş visale,
Ve kavuşmuş rüyalar, onda, onda misale.

İstanbul benim canım;
Vatanım da vatanım...
İstanbul,
İstanbul...

Tarihin gözleri var, surlarda delik delik;
Servi, endamlı servi, ahirete perdelik...
Bulutta şaha kalkmış Fatih'ten kalma kır at;
Pırlantadan kubbeler, belki bir milyar kırat...
Şahadet parmağıdır göğe doğru minare;
Her nakışta o mana: Öleceğiz ne çare?..
Hayattan canlı ölüm, günahtan baskın rahmet;
Beyoğlu tepinirken ağlar Karacaahmet...

O manayı bul da bul!
İlle İstanbul'da bul!
İstanbul,
İstanbul...

Boğaz gümüş bir mangal, kaynatır serinliği;
Çamlıca'da, yerdedir göklerin derinliği.
Oynak sular yalının alt katına misafir;
Yeni dünyadan mahzun, resimde eski sefir.
Her akşam camlarında yangın çıkan Üsküdar,
Perili ahşap konak, koca bir şehir kadar...
Bir ses, bilemem tanbur gibi mi, ud gibi mi?
Cumbalı odalarda inletir "Katibim"i...

Kadını keskin bıçak,
Taze kan gibi sıcak.
İstanbul,
İstanbul...

Yedi tepe üstünde zaman bir gergef işler!
Yedi renk, yedi sesten sayısız belirişler...
Eyüp öksüz, Kadıkoy süslü, Moda kurumlu,
Adada rüzgar, uçan eteklerden sorumlu.
Her şafak Hisarlarda oklar çıkar yayından
Hala çığlıklar gelir Topkapı sarayından.
Ana gibi yar olmaz, İstanbul gibi diyar;
Güleni şöyle dursun, ağlayanı bahtiyar...

Gecesi sümbül kokan
Türkçesi bülbül kokan,
İstanbul,
İstanbul...</TD></TR></T></TABLE>


Necip Fazıl Kısakürek


</TD></TR></T></TABLE>

sebnem korkmaz
14-06-2006, 01:30
MUTLU AŞK YOK Kİ DÜNYADA
Aslında hiçbir şey kâr değil insana
Ne gücü ne zayıf yanları ne de yüreği
Gölgesi bir haç gölgesidir kollarını açsa
Ve kırar göğsüne bastırırken sevdiği şeyi
Tuhaf bir ayrılıktır hayatı kapkara
Mutlu aşk yok ki dünyada

Hani giydirilmiş erler bir başka yazgıya
İşte o silahsız askerlere benzer hayatı
Sabahları o yazgı için uyanmış olsalar da
Tükenmiştirler ve kararsızdırlar akşamları
Söyle yavrum şu sözleri ve sakın ağlama
Mutlu aşk yok ki dünyada

Güzel aşkım tatlı aşkım çıbanım derdim
Yaralı bir kuş gibi taşırım seni şuramda
Ve görmeden bakanlar şu halimize bizim
Süzdüğüm sözleri söylerler benden sonra
Ve her şey der demez ölür iri gözlerin uğruna
Mutlu aşk yok ki dünyada

Yaşamayı öğrenmek bizimçin geçti çoktan
Ağlasın gece içinde kalplerimiz yan yana
En küçük şarkıyı mutsuzluktur kurtaran
Her ürperiş borçlu baştan bir hayıflanmaya
Ve her kitar havası beslenir hıçkırıkla
Mutlu aşk yok ki dünyada

Acılara batmamış bir aşk söyle bana
Yıkmamış kıymamış olsun bir aşk söyle
Bir aşk söyle sarartıp soldurmamış ama
İnan ki senden artık değil yurt sevgisi de
Bir aşk yok ki paydos demiş gözyaşlarına
Mutlu aşk yok ki dünyada
Ama şu aşk ikimizin öyle de olsa


<BLOCKQUOTE>
Louis ARAGON (http://www.siir.gen.tr/siir/l/louis_arag***111;n/index.html)

Hamiş; Belki daha önce asılmıştır ama, yine de burada görmek istedim bu şiir doğrusu... </PRE>Ve kırmayacak kadar sevmelere....</PRE></BLOCKQUOTE></PRE>

Körfez
14-06-2006, 07:29
<B style="mso-bidi-font-weight: normal"><?:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-com:office:office" />[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal"> [/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal"> [/B]<B style="mso-bidi-font-weight: normal">DEMEDİM Kİ[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal"> [/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
Hasan HÜSEYİN
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">bu kenti sevdim dedim[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal"> benim olsun demedim ki[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">sevdim dedimse akşam kızıllığını[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">gönlüm gibi akıp giden şu çayı[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">şu ormanı şu denizi şu dağı[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal"> benim olsun demedim ki[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">vuruldum gözlerinin gül bahçesine[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">yürek çizen şimşeklerse kaçamak bakışları[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">işte buna sevmek derler dedimse[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">çattımsa acıların en güzeline[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">yedirdimse uykuları o tatlı kuşa[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal"> benim olsun demedim ki[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">bu akşam kankırmızı şarap istiyor canım[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">bu akşam dünyanın bütün şarkılarını[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">bu akşam dünyanın bütün özlemlerini[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">bu akşam beni yalnız bırakın[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">bu akşam yalnızca onu düşüneceğim[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">onu ve kendimi yalnızca[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]

Hale Oyal
14-06-2006, 11:16
KIŞ BAHÇELERİ





Dinmiş denizin şarkısı,rüzgar uyumakta


Rıhtım boyu sonsuz bir üzüntüyle karaltı...


Körfez düşünür,Kanlıca mahzundur uzakta


Mevsim gibi sislenmiş Emirgan,Çınaraltı





Can verdi kışın sunduğu taslarla zehirden


Her gonca kızıl bir gül açarken yolumuzda


Üstündeki son dallar ağarmış diye birden


Pas tuttu bu akşam suların rengi havuzda





Yerlerde gezen hatıralar var korulukta:


Yapraklar,atılmış nice mektuplara eştir


Mehtaba çalan sapsarı benziyle,ufukta,


Binlerce dalın verdiği tek meyve güneştir.





İçlenme,tabiattaki yekpare kederden


Yas tutma,dağılmış diye kuşlarla çiçekler:


Onlar dönecektir yine gittikleri yerden,


Onlarla giden günlerimiz dönmeyecekler.





Faruk Nafiz ÇAMLIBEL


( Han Duvarları) 1936

M.Burak Sezer
15-06-2006, 00:31
<TABLE width="100%">
<T>
<TR>
<TD>Sevdadan da Öte Bir Yerler</TD>
<TD align=right></TD></TR>
<TR>
<TD style="TEXT-ALIGN: justify" colSpan=2>
Her şey bizimle başladı:
zaman, böldü
geçmişimden geleceğime uzanan
canlı parçaları
yılana vurulan satır gibi;
ışıltılar ışıldadı,
bakalmanın kör bakışı;
sözcükler, ruhun delikdeşik ağı;
adlarımız, sende ve bende uyandırdıkları arasında
boşluğun duvarları hiçbir borazanın sarsamadığı.

Ne düşler ne umutları kırılmış halk
ne hezeyan ne peygamberce köpükleri
ne sevda dişleri ve tırmıklarıyla, bize yeterli.

Bizden daha ötelerde,
varolmanın ve bir yerlerde bulunmanın sınırlarından,
bu hayattan öte bir hayat hakkımız bizim.

Dışarda soluklanıyor gece, açılıp saçılıyor,
iri sıcak yapraklar sarmış her yanını,
döğüşen aynalar:
meyvalar, pençeler, gözler, dalbudak.
parıldayan omuzlar,
bedenler arasında yol açan bedenler.

Seril bu köpük basmış kıyıya.
Geçer onca ömür habersiz ve boşvermişlikle:
sende karışıver gitsin geceye.
Aç mahremiyetini efil efil beyazlık,
uza uzayabildiğince, ey parçalanmış yıldız,
şafağın ucuna kurulmuş terazide tartılan ekmek,
şu anda ve diğer ölçüsüzlükteki kan deveranı. http://www.aruz.com/grafs/resim/kare.gif
</TD></TR>
<TR>
<TD colSpan=2>
Octavio Paz </TD></TR></T></TABLE>

Kırmızı
15-06-2006, 02:18
<TABLE id=HB_Mail_C***111;ntainer height="100%" cellSpacing=0 cellPadding=0 width="100%" border=0 UNABLE="***111;n">
<T>
<TR height="100%" width="100%" UNABLE="***111;n">
<TD id=HB_Focus_Element vAlign=top width="100%" background="" height=250 UNABLE="off">
<H2>ATEŞ VE SU</H2>
<TABLE cellSpacing=0 cellPadding=0 width="100%">
<T>
<TR>
<TD colSpan=2>
Ates bir gün suyu görmüs yüce daglarin ardinda
sevdalanmis onun deli dalgalarina.
Hirçin hirçin kayalara vurusuna,
yüregindeki duruluga
Demis ki suya:

Gel sevdalim ol,
Hayatima anlam veren mucizem ol...
Su dayanamamis atesin gözlerindeki sicakliga
al demis;
Yüregim sana armagan...

Sarilmis atesle su birbirlerine
sikica, kopmamacasina...
Zamanla su, buhar olmaya,
ates, kül olmaya baslamis.
Ya kendisi yok olacakmis, ya aski...

Bastan alinlarina yazilmis olan kaderi de
yüregindeki kederi de
alip gitmis uzak diyarlara su...
Ates kizmis, ates yakmis ormanlari...

Aramis suyu diyarlar boyu,
günler boyu, geceler boyu
Bir gün gelmis, suya varmis yolu
Bakmis o duru gözlerine suyun,
biraz kirgin, biraz hirçin.
Ve o an anlamis; &gt;askin bazen gitmek oldugunu.
Ama gitmenin yitirmek olmadigini....
Ates durmus, susmus, sönmüs askiyla.

Iste o zamandan beridir ki:

Ates sudan,
su atesden kaçar olmus..
Atesin yüregini sadece su,
Suyun yüregini
Sadece ates alir olmus...


CAN YÜCEL
</TD></TR></T></TABLE></TD></TR>
<TR UNABLE="***111;n" hb_tag="1">
<TD style="FONT-SIZE: 1pt" height=1 UNABLE="***111;n">
<DIV id=hotbar_promo></TD></TR></T></TABLE>

Körfez
15-06-2006, 08:42
<B style="mso-bidi-font-weight: normal"><?:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-com:office:office" />[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">MEMLEKETİMİ SEVİYORUM[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Memleketimi seviyorum[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">çınarlarında kolan vurdum,hapisanelerinde yattım[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Hiçbir şey gideremez iç sıkıntımı[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">memleketimin şarkıları ve tütünü gibi[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Memleketim :[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Bedrettin,Sinan,Yunus Emre ve Sakarya[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">kurşun kubbeler ve fabrika bacaları,[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">benim o kendi kendinden bile gizleyerek [/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">sarkık bıyıkları altından gülen halkımın eseridir[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Memleketim .[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Memleketim ne kadar geniş ;[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">dolaşmakla bitmez,tükenmez gibi geliyor insana.[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Edirne,İzmir,Ulukışla,Maraş,Trabzon,Erzurum.[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Erzurum yaylasını yalnız türkülerinden tanıyorum,[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">ve güneye[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">pamuk işleyenlere gitmek için[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Toroslar’dan bir kere geçemedim diye [/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal"> utanıyorum.[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Memleketim :[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">develer,tren,Ford arabaları ve hasta eşekler[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">kavak[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal"> söğüt[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal"> ve kırmızı toprak,[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Memleketim :[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Çam ormanlarını,en tatlı suları ve dağbaşı göllerini seven[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal"> alabalık[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal"> ve onun yarım kiloluğu,[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal"> pulsuz gümüş derisinde kımıltılarla[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal"> Bolu’nun Abant Gölü’nde yüzer.[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Memleketim ;Ankara Ovası’ında keçiler :[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">kumral,ipekli,uzun kürklerin pırıldaması.[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Yağlı,ağır fındığı Giresun’un,[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Al yanakları mis gibi kokan Amasya elması,[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">zeytin[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal"> incir[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal"> kavun[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">ve renk renk[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal"> salkım salkım üzümler[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">ve sonra kara sapan[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">ve sonra kara sığır[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">ve sonra: ileri,güzel,iyi[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal"> her şeyi[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal"> hayran bir çocuk sevinciyle kabule hazır[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">çalışkan,namuslu,yiğit insanlarım[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal"> yarı aç,yarı tok[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal"> yarı esir …[/B]

<B style="mso-bidi-font-weight: normal"> Nâzım Hikmet[/B]

seskici
15-06-2006, 09:16
ŞAFAK HASATÇILARI


Açıyorum pencereyi dünyanın enginine:


Cadde bomboş. Ağaç gecenin hamilesi,


Gövde titremiyor; su gitmekten yorgun. Sen yoksun; hareket yok


Sen yoksun; çalkantısı var bir girdabın.


Sen yoksun; ırmakların homurtusu yok; vadiler ötmüyor.


Geliyorsun: Gece yüzlerden uçuyor, sır kaçıyor varlıktan.


Gidiyorsun: Çimenlik kararıyor; kırılıyor pınarın coşkusu.


Kapıyorsun gözlerini: Belirsizlik otlara dolanıyor


Esiyor yüzün ve uyanıyor su.


Geçiyorsun, ayna soluk alıyor,


Cadde bomboş. Dönmeyeceksin geri ve gözlerim beklemeyecek yolunu.


Şafak vakti geliyor hasatçılar karşıki yoldan:


Rüylarında görmüşler başaklarımdaki olgunluğu.


Sohrab-İ SİPİHRİ

Hale Oyal
15-06-2006, 11:17
USANMAZ MI ?





Beni candan usandırdı


Cefadan yar usanmaz mı?


Felekler yandı ahımdan


Muradım şem'i yanmaz mı?





Kamu bimarına canan


Deva-yı derd eder ihsan


Niçin kılmaz bana derman


Beni bimar sanmaz mı?





Şeb-i hicran yanar canım


Döker kan çeşm-i giryanım


Uyarır halkı efganım


Kara bahtım uyanmaz mı?





Gül-ü ruhsarına karşı


Gözümden kanlı akar su


Habibim ,fasl-ı güldür bu


Akan sular bulanmaz mı?





Gamım pinhan tutardım ben


Dediler: Yare kıl ruşen!


Desem ol bivefa bilmen


İnanır mı,inanmaz mı?





Değildim ben sana mail


Sen ettin aklımı zail


Bana tan'eyleyen gafil


Seni görgeç utanmaz mı?





Fuzuli rind-i şeydadır


Hemişe halka rüsvadır


Sorun kim :Bu ne sevdadır,


Bu sevdadan usanmaz mı?





FUZULİ


Edited by: Erguvan

Perihan Baykal
15-06-2006, 17:18
GECE KONUŞUYOR


Uyumayı seviyorum, bir taş olmayı daha da fazla
haksızlık ve utanmazlık varoldukça.
Hiçbir şey görmemek, hiçbir şey hissetmemek
büyük bir mutluluk benim için,
beni uyandırma sakın, yavaş konuş lütfen.



BEYİT


Yeşilliği seviyorsanız eğer
buraya mayısta gelmeyin.


MİCHELANGELO


(Evet evet, bildiğimiz heykeltraş Michelangelo. Ben de şaşırdım. Salvador Dali'nin bir uzun şiirini içeren bir kitabın önsözünde, çevirenin, ünlü kişilerin bilinmeyen yönleriyle ilgili örneğiydi...)Edited by: Perihan Baykal

Perihan Baykal
15-06-2006, 20:55
MAVİ MENDİLİN TÜRKÜSÜ

Sandığa koy bu mendili, kullanma
Üstünde martılar uçuşuyor
- Her biri bir mavinin telaşçısı -
Başedilmez bir deniz demektir bu
Kimseye gösterme, sandığına koy bunu

Onu benden daha genç,
Daha dirençli, daha umutlu
Bir savaşçıya sakla
Kavuştuğunuz en güzel sabahta
Çıkarırsın sandıktan

Bu deniz yıllarca seni bekledi dersin
Söz bilmez, söz anlamaz kuşlarıyla
Seni karşıladı dersin bu mendil
Hiç ıslanmadı boş bir anıyla

Ya da sen başka mendil ver ona
Denizi daha mavi, kuşları daha çılgın
Kıyıları daha temiz ve güzel
Bu da kalsın sandığında öylece
Kimindi, nedendi, nasıldı bilinmeden

AFŞAR TİMUÇİN

M.Burak Sezer
17-06-2006, 02:44
<TABLE id=Aut***111;number8 style="BORDER-TOP-WIDTH: 0px; BORDER-LEFT-WIDTH: 0px; BORDER-BOTTOM-WIDTH: 0px; BORDER-COLLAPSE: collapse; BORDER-RIGHT-WIDTH: 0px" width="100%" border=1>
<T>
<TR>
<TD style="BORDER-RIGHT: medium n***111;ne; BORDER-TOP: medium n***111;ne; BORDER-LEFT: medium n***111;ne; BORDER-BOTTOM: medium n***111;ne" width="63%">
BİR GÜNÜN SONUNDA ARZU

Yorgun gözümün halkalarında
Güller gibi fecr oldu nümâyân,
Güller gibi... sonsuz iri güller,
Gün doğdu yazık arkalarından!
Altın kulelerden yine kuşlar,
Tekrârını ömrün eder i'lân,
Kuşlar mıdır onlar ki her akşam,
Âlemlerimizden sefer eyler?
Akşam, yine akşam, yine akşam,
Bir sırma kemerdir suya baksam;
Akşam, yine akşam, yine akşam,
Göllerde bu dem bir kaçmış olsam! 1</TD></TR>
<TR>
<TD style="BORDER-RIGHT: medium n***111;ne; BORDER-TOP: medium n***111;ne; BORDER-LEFT: medium n***111;ne; BORDER-BOTTOM: medium n***111;ne" width="21%"> Ahmet Haşim<STR***079;NG style="FONT-WEIGHT: 400"> [/b]</TD>
<TD style="BORDER-RIGHT: medium n***111;ne; BORDER-TOP: medium n***111;ne; BORDER-LEFT: medium n***111;ne; BORDER-BOTTOM: medium n***111;ne" width="63%"></TD></TR></T></TABLE>

Kırmızı
17-06-2006, 02:53
<TABLE id=HB_Mail_C***111;ntainer height="100%" cellSpacing=0 cellPadding=0 width="100%" border=0 UNABLE="***111;n">
<T>
<TR height="100%" width="100%" UNABLE="***111;n">
<TD id=HB_Focus_Element vAlign=top width="100%" background="" height=250 UNABLE="off">


YAPRAK DÖKÜMÜ/CAN YÜCEL





Sararıp dökülmeden önce kızaran yapraklar ki onlar
Şan verdiler ortalığa bütün bir sonbahar

Mevsim dönüp de yeniden yeşermeğe başlayınca rüzgar
Çıplaklığında o atın yine onlar koşacaklar
O çocuklar
O yapraklar
O şarabi eşkiyalar

Onlar da olmasa benim gayrı kimim var?
</TD></TR>
<TR UNABLE="***111;n" hb_tag="1">
<TD style="FONT-SIZE: 1pt" height=1 UNABLE="***111;n">
<DIV id=hotbar_promo></TD></TR></T></TABLE>

M.Burak Sezer
18-06-2006, 00:15
<TABLE width="100%">
<T>
<TR>
<TD>Çığlık</TD>
<TD align=right>http://www.aruz.com/turksiiria/metin.gif (http://www.aruz.com/turksiiria/yazdir.asp?id=695)</TD></TR>
<TR>
<TD style="TEXT-ALIGN: justify" colSpan=2>
Bana kanlı mühürler kaldı
O tarih tacirinden
Uçurumlar çığlıklar ve ölüm tarifleri

Bildiğim tüm masallardan topladım acıları
Yakama iliştirdim
Yaşamak dedim adına sığınaklar emzirdim
Bütün sözcükleri yüzleştirdim ateşle
Anlatamadım günlerin cehennemini

Ajans haberlerinde kirleniyor insanlık
Bütün sevinçler çarmıhta hızla yaşlanıyor
Çocuklar
Bozguna uğramış aşk düşürmüş bayrağını
Geceler unutmuş sevişmeleri

Tanrılara bulaştırmak için bu cinneti
Deliyorum aşkın ambargosunu
Yeniden yollara vuruyorum kendimi

Teninden soyunsun artık çığlıklar
Şimdiki zaman'a çekiyorum bütün fiilleri
Bakışlarında köprüledim uçurumları
Uyak olup düşüyorum dünyanın gözlerine
Taze bir çığlığım artık bu kontra mevsiminde
Herkesin biraz "faili" olduğu
"Meçhul" bir cinayetim şimdi

Bana katliamlar kaldı
O tarih tacirinden
Ağıtlar sürgünler ve muhbir suretleri

Bütün yenilgilerimi temize çektim
Ölüm boy veriyor artık
Düşlerimle suladığım topraklarımda
Gözlerine ayarladım tüm imgeleri</TD></TR>
<TR>
<TD colSpan=2>
A. Hicri Özgören</TD></TR></T></TABLE>

sebnem korkmaz
18-06-2006, 16:41
<TABLE cellSpacing=0 cellPadding=0 width="100%">
<T>
<TR>
<TD style="PADDING-RIGHT: 0px; PADDING-LEFT: 0px; PADDING-BOTTOM: 3px; PADDING-TOP: 3px" width="100%">BİR İZMİR ŞİİRİ</TD>
<TD vAlign=top noWrap>http://arghackteam.forumup.com/templates/AcidTechBlood/images/lang_english/ic***111;n_quote.gif (http://arghackteam.forumup.com/posting.php?mode=quote&amp;p=751&amp;mforum=arghackteam) </TD></TR>
<TR>
<TD =post colSpan=2>Güzelyalı'dan bir okaliptüs
Aşık olmuş
Karşıyaka'dan bir palmiyeye
Gelgelelim arada
Koskoca deniz
Ah palmiye
Ah okaliptüs....


ERDOĞAN ÇOKDURU....
</TD></TR></T></TABLE>Tesadüfleri seviyorum...Bu şiiri her gün Konak Karşıyaka arasında gidip gelirken, vapurun tahta duvarlarından birine asılmış zavallı bir Eski İzmir fotoğrafının üzerinde görürdüm. Her seferinde de okumadan geçemezdim, şairinin kim olduğunu merak ederek. Dün gece okuduğum kitabın arasından döküldü bu şiir ve şairi. Sanırım denilen doğru; en güzel şeyler hiç beklemediğiniz anlarda geliyor başınıza. :)

Perihan Baykal
18-06-2006, 18:34
<DIV align=left>
<TABLE align=left>
<T>
<TR>
<TD =row3>
<CENTER>KUŞLAR DA GİTTİ</CENTER>
</TD></TR>
<TR>
<TD =row2>


yalnızlık senin o konuşkan kuşun
hani hep duvarlara anlattığın
hapislerden kalma sürgünlerden.

yalnızlık senin o konuşkan kuşun
bulutlar taşıdığın yakut sürahide
begonyalar büyüten eski alışkanlık.

yalnızlık senin o konuşkan kuşun
kırk kapıdan geçmiş kırk kilitten.

yaralı, dili lal, kanadı kırık
vurulmuş başında bir yokuşun.


BEHÇET AYSAN








</TD></TR></T></TABLE>

Rengin Özesmi
18-06-2006, 18:41
"Desen ki/ Gümüşsuyu'ndan aşağı in/


öğüt tutarım/sevgilini ihbar etmeden in


gönlümü ihtar ettim/ ne nefes/ ne bir polis/


hasret seninle anlaşamaz bu filmde"


Benim için en güzeli, Salih Ecer'in şiirinin altına "A. Dorsay'a" ibaresini düşmesi. Bu kargaşa, bu kadir-kıymet bilmezlik, bu inkâr çağında, küfür yerine şiire muhatap olmak doğrusu çok hoşuma gitti. Ve, kusura bakmayın, bu keyfi sizlerle paylaşmak istedim
<TABLE id=HB_Mail_C***111;ntainer height="100%" cellSpacing=0 cellPadding=0 width="100%" border=0 UNABLE="***111;n">
<T>
<TR height="100%" width="100%" UNABLE="***111;n">
<TD id=HB_Focus_Element vAlign=top width="100%" background="" height=250 UNABLE="off"></TD></TR>
<TR UNABLE="***111;n" hb_tag="1">
<TD style="FONT-SIZE: 1pt" height=1 UNABLE="***111;n">
<DIV id=hotbar_promo></TD></TR></T></TABLE>

seskici
18-06-2006, 22:37
Sevgili Şebnem,


Bir İzmirli olarak Erdoğan Çokduru'yu küçük bir şiiriyle anman hoşuma gitti. Çokduru 60'lı yılların şairi olarak bilinir. 6 Nisan 1937'de Marmaris'te doğmuş, 31 Ekim 1999'da Ankara'da GATA'da kanserden yaşamını yitirmiş. Uçucu Hava Kıdemli Albay rütbesini taşırken emekli olmuş. Geride, Şey (1956) ve Adam (1959) adlarında iki kitap bırakmış okurlara. Ölümünden sonra Şadan Gökovalı, şairin ilk iki kitabıyla birlikte tüm şiirlerini ,Salihli Belediyesi'nin katkılarıylaKarnaval Gecesi (2000) adı altında kitaplaştırdı.


Çokduru Garip tarzında, zeka ürünü kısa şiirleriyle ünlenmiştir daha çok.


Size, birkaç şiirini sunuyorum:


DELİ


Konak'tan Kemeraltı'na doğru


Aşksız bir adam


Aşk romanları satıyordu





SEVİ


Bunun Çincesi, Fincesi, Huncası


yok işte


Bunun, varsa bir insancası var


Ben seni severim örneğin


Sonra sen beni bir o kadar


Koskoca bir aydınlık derken...





SONRA


Sen gittikten sonra


Bu şehre İzmir demeyeceğim





Gözüm ısırmayacak bu palmiyeleri


Bu rıhtımda hiç gezmemiş olacağım





Sen gittikten sonra


Kimbilir ne olacağım...





PALYAÇO


Öylesine ağlayacağım ki bir gün


Güldüklerinizin utancını çekeceksiniz..

Perihan Baykal
18-06-2006, 22:43
NE FAYDA!


Sen benimsin,
Ciğerpârem, sevdiğim
Gülden ağır
Söylemem sana!


Saçlarına
Kızıl güller takayım
Salın da gel,
Bir o yana
Bir bu yana!


Meğer
Müşkil işmiş hürriyet
Savunmayla yetmiyor
Bir başka sevda!


Telden
Demirden geçsen
Mapusu delsen
Ne fayda!





UYAN ALİM


Yıllardır susmuşum lâl
Yanım yörem Tepegöz, Şahmaran!
Yürek çın çın eder ama,
Erdemli ve yiğit
Bir gerilla bıçağıdır, çatal
Dermen sorar kurda kuşa derman!
Dağlar gül gülistan içinde
Al al!
Bir ben kalmışım
Rüsvay, malamat, üryan!
Adı görklü Marx yadıma düşende,
Uyan derim Alim
Uykudan uyan!





GÖRÜŞ GÜNÜ


Bu gün görüş günümüz
Dost kardeş bir arada
Telden tele
Mendil salla el salla
Merhaba!


İzin olsun hapisane içinde
Seni
Senden sormalara doyamam
Yarım döner cıgaranın ateşi
Gitme dayanamam


ENVER GÖKÇE

Körfez
19-06-2006, 13:18
<B style="mso-bidi-font-weight: normal"><?:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-com:office:office" />[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">BAŞKA TARİH[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal"> Gültekin EMRE[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Benim yerime sen fotoğraf çektir yaşamımla[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Yaşayıp gittiğim bu uçurumun güneşsiz yüzünde[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Dalına konmasın kuşlar,ay gizemini yitirdiğine[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Yanmasın penceremde,uzak dursun ayrılıklar[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Yeniden başlasın isterim seninle bu dünya[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Göğün sütü kurudu,alevimi nerede söndürsem[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Ödünç al yaşadıklarımı,çağırır beni ince bir[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Gülüş,dost olalım mı diyen bir sızı,bu yetmeli mi[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Çocukluğumun çitlerini atlar sınır ötesi harekâtlarım[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">İşte orada bekle beni dilim çözülsün uzun hecelere[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Geleceğimi dosyalayan bir tarihle boğuşuyorum[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Kartay karta geçti çoktan gençliğimin yüzdesi[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Boş bir sayfa arıyorum seni yazabileceğim dünden[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Gülünü koklayan sahra,çölünü özleyen kutup yıldızı[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Bir öykünün en kırık cümlesi seninle buluştu bende[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Falı tıkalı mektuplarım,kendini geçemeyen ülkem[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Yaşımı bilmeyen sözcükler,sözcüklerini arayan[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Şiirlerim sensiz yarım,günlerim dilini yutmuş bilen[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Biliyor,yanımda bir değirmen taşıyorum sensiz[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Dört yanım büyük harfle başlayan bir akşama açılıyor[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Çapraz düşler altında kaldı geleceğimin imlâsı[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Oltamı atıyorum zarın yanına kapım çalınıyor[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Ödünç ver sende sendeki gençliği bana boyversin[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Bendeki sende,uzasın bir dal benden sana,uzan[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Kopar bendeki kendini,yollar çıksın teninden tenime[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Beni tanır mısınız hâlâ mısır tarlaları,günebakanlar[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Çok değiştim değil mi yıllardır görmediğim mahalle[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Arkadaşlarım,sen ordasın hiç geçmedim evinin önünden[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Sokağın nasıl kokar bilmiyorum,komşun olmayı isterdim[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Başka bir tarih el sallıyor ikimize,gülerek geliyor yanımıza[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Göğün olayım bulutsuz dupduru ve öylesine ince[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Mavin olayım içini dışını gösteren günlerinin koynunda[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Sen olayım gülünce yüreğimi hoplatan bir dizi sevinçle[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Gel bana hiç çıkmamasına bu uzak göğün altında[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Özet bir yaşam bekler bakir günlerimizi ıskalayıp[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Kör bir albüm resimlerimize yer açar yaralı bedeninde[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Bilet keser beni sana uğurlarken acar bir mevsim[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]

M.Burak Sezer
19-06-2006, 16:05
<TABLE width="100%">
<T>
<TR>
<TD>34 FN 346</TD>
<TD align=right>http://www.aruz.com/turksiiria/metin.gif (http://www.aruz.com/turksiiria/yazdir.asp?id=693)</TD></TR>
<TR>
<TD style="TEXT-ALIGN: justify" colSpan=2>
geceyarıları
tenhadır buraları
ne in ne cin
kırmızı lambası
sanki kan damlası
demiryolu geçidinin

dağılmış su dumanı şimşekli bir karanlığa
yağmurun altında çınar
çınarın altında o karaltı
bırakılmış bir araba
34 FN 346
sağ arka lastiği yırtılmış
camlarında kurşun delikleri
içinde barut kokusu var
hala çalışıyor silecekleri
bir sola bir sağa
bir sola bir sağa

geceyarıları
tenhadır buraları
ne in ne cin
kırmızı lambası
sanki kan damlası
demiryolu geçidinin

şimşekler yaladıkça nikelajını
tırnak uçlarında çıtır çıtır
yoğun bir elektrik sokağa
bu araba mutlaka çalınmıştır
şüpheli ne zaman bulabilecekleri
dışarda unutmuş bir ayağını
bir genç direksiyona yıkılmıştır
kanı sımsıcak damlıyor
dirseklerinden koltuğa
roman çoktan bitmiş
yol bitmiş bitmiş kavga
hala çalışıyor silecekleri
bir sola bir sağa
bir sola bir sağa
bir sola bir sağa

geceyarıları
tenhadır buraları
ne in ne cin
kırmızı lambası
sanki kan damlası
demiryolu geçidinin</TD></TR>
<TR>
<TD colSpan=2>
Attilâ ilhan</TD></TR></T></TABLE>

Perihan Baykal
19-06-2006, 23:04
KAN


Sonra kan lekesi belirdi asfaltın üzerinde;
büyüyordu leke, yayılıyordu, yutuyordu
avluyu, sandalyeyi, kuyuyu, kovayı;
bir metre ip sarkıyordu dışarda -o kadar sadece-,
Kırmızıya kesti Katedralin saati;
Postahane de öyle. Yayılıyordu elek,
yutuyordu evleri, telgraf direklerini, güneşi,
yutuyordu bizi de, gizliyordu bizi kırmızıda.
Ama boyutlarını görür görmez, kendimizi
güzel, sade, doğru ve aklanmış hissettik.





HEPSİ BU


Bir şey söyleme bana. Ölüme inanmıyorum.
Bilmezliğimden değil. İyi bilirim onu. Ama boyun eğmiyorum.


Bugün, önünden geçerken komşu bahçenin,
yaşamın dörtnala kalkmış olduğunu gördüm
yaldızlı gövdesinde bir portakal ağacının
ve uzaklara baktığını. Hepsi bu, söyleyecek
başka bir şeyim yok sana.


YANNİS RİTSOS

Körfez
20-06-2006, 07:29
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">YAŞAM KARŞILAMIYOR<?:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-com:office:office" />[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal"> Hülya Deniz ÜNAL[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Yaşam karşılamıyor düşlerimi[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Düşüncelerim eflatun gölge[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Coğrafyam uzaktı ince nakışlı[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Yanılgılar,tarihime işledim[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">İnişlere paralelim,çıkışlara ters orantı[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Meylettiğim dağlar ovasız düzlem[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Ahh !... Vurup kapıları çıkmak istesem[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Bıktım arkamdan çekiştiren[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Demir eldivenli gölgelerden[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Rahat rahat düşsem özlediğim boşluklara[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Görünmeze bata çıka yürüsem …[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Ki yürümek ; özleme ve düşe[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Korkuluksuz bir nehrin kıyısından[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Solmaya bırakılmış nergisle[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Gözümde gül çapağı ağlasam[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Nerede o sakınmasız liman ? Orada[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Boğulsam ; törensiz,alt yazısız[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Kuş resmi çizilir mi bulutların gözüne[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Özgürlük kırmızıdan başka hangi renge[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Nerede kızamık çıkarmayan çocukların ülkesi[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Ölmeyen anneleri,veremden önce kederden[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Taşabilir sürahi fazla doldurulursa[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Hepinizden kaçabilir bu satırları yazan[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">İçindeki ağacı ta kökünden kesebilir[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Yapraktı, daldı ,fidandı ! … Aldırmadan[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
*Hayatın Yerine Harfler’den;sf.19-20

evin okçuoğlu
20-06-2006, 11:12
Dost


Enver Gökçe


Ben berceste mısraı buldum
Hey ömrümce söylerim
Gözden, gezden, arpacıktan olsun
Hey ömrümce söylerim!
Bizsiz Ilgaz'ın çam ormanları güzel değildir.
Hayda günlerim hayda
Sırtını düşmana verdikçe
Murat dağları güzel değildir,
Dost dost ille kavga!
Biz olmasak gökyüzü, biz olmasak üzüm,
Biz olmasak üzüm göz, kömür göz, ela göz;
Biz olmasak göz ile kaş, öpücük, nar içi dudak;
Biz olmasak ray, dönen tekerlek, yıkanan buğday,
Ayın onbeşi;
Biz olmasak Taşova'nın tütünü, Kütahya'nın çinisi,
Yani bizsiz
Anne dizi, kardeş dizi, yar dizi
Güzel değildir.
Gel günlerim gel de dol
Gel Aydınlım İzmirlim,
Gel aslanım Mamak'tan
Erzincan'dan Kemah'tan
Düşmanlar selam ister
Gözden, gezden, arpacıktan!
Adana'nın pamuğu dokumada;
Diyarbakır, Afyon, Kütahya fabrikada
Ümit işkencede mahzun
Tenim, ayaklarım uryan
Ekmek işkencede mahzun
Ve Divrik'in demiri arabada
İşçi-köylü ve işçi birarada
Söyle türküler yadigarı kardeş
Söyle ağrılar yadigarı kardeş
Neden alınterleri
Nimetler, haklar haram oldu sana
Gel gunlerim gel de dol
Gel Aydınlım İzmirlim
Gel aslanım Mamak'tan
Erzincan'dan, Kemah'tan
Düşmanlar selam ister
Gözden, gezden, arpacıktan
Sana selam olsun
Hürriyetlerin meçhul olduğu dünya
Canım Türkiye,
Memleketimiz!
Calısşn halklarıyla ümmi
Calışan halklarıyla garip,
Irgadı, esnafı, madencisi, iptidai aletleri
Kadınları, erkekleri, hapishaneleri;
Başı boş suları, dumanlı vadileri, yoz topraklarıyla,
İşşizleri, realist şairleri, mücahitleri,
Sokak şarkısı, keten helvası,
Akşam Haberleri satanlarıyla memleketim
Sana selam olsun
Sürgünler, mahkumlar, hastalar
Alacağın olsun
Seni İstanbul seni
Seni Bursa, Çankırı, Malatya,
Sizlere selam olsun üniversiteler!
Öğretmenleri alınmış kürsüler,
Öğretmenler
Sizlere selam olsun
Hürriyeti yazan eller, dizen eller
Sizlere selam olsun makineler
Entertipler, rotatifler, bobinler
Bu gülünç, aşağılık,
Namussuz şeyler dışında,
Sana selam olsun
Zincirin zulmün kar etmediği,
Kırbacın kar etmediği
Büyük tahammül!
Gel günlerim gel de dol!
Gel Aydınlım, İzmirlim,
Gel aslanım Mamak'tan
Erzincan'dan, Kemah'tan
Düşmanlar selam ister
Gözden, gezden, arpacıktan

Körfez
20-06-2006, 20:32
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">MUTLULUK BENİM ŞİRİN’İMDİR <?:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-com:office:office" />[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal"> Hasan Hüseyin[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">ben hiç turna görmedim[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">ama tanıyorum turnayı türkülerden[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">biri bir turnalı türkü tuttursa[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">hele de trendeysem[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">hele de hapisteysem[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">yitirmişsem sevdiklerimi[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">oy dağlar dağlar[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">mutluluğu hiç görmedim[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">ama tanıyorum yokluğundan[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">geceler böyle olmazdı herhal[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">ayrılık getirmezdi kucaklaşmalar[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">durup durup iççekmeler[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">kıyı köşe ağlaşmalar[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">ölüme kurtuluş denmezdi herhal[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">sevişmek suç sayılmazdı[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">mutluluk dilesem birine[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">ağlıyasım gelir ardından[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">mutluluk benim şirin’imdir[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">oy dağlar dağlar[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">nâzım’ı hiç görmedim ben[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">o çıktı ben girdim içeri[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">gördüm toprağını o acı gülün[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">o kuş ancak o bahçelerde[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">nesini anlatayım ben özgürlüğün[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">gün olur zincire vurulmaktır özgürlük[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">gün olur[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">göğsünü gere gere[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal"> ıslık çalmak caddede[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">o çekip gitti buralardan[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">o çekip gitmezden önce[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal"> bilmezdim gitmenin ne olduğunu[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">şimdi kim gitmelerden söz etse[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">karanlıkta bir baba[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal"> sessizce öpüyor çocuğunu[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">yapın bunun resmini[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">yapın bunun heykelini[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">müziğini şarkısını[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">yapın bunun romanını[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]

Perihan Baykal
21-06-2006, 00:00
HAZİRAN.



<TABLE id=Aut***111;number1 style="BORDER-COLLAPSE: collapse" borderColor=#111111 cellSpacing=0 cellPadding=0 width="100%">
<T>
<TR>
<TD vAlign=top>
<DIV align=justify>
<DIV style="PADDING-TOP: 0px">My love is like a red, red rose (e.e.cummings)

Kırmızı kırmızı bir güldür aşkım
İnce yüzünüzde. Kırmızı. Korkunç.

Kor sevişmemizden deli bir yalım
Koyuna sevdanın. Kırmızı. Korkunç.

Karanlık, büyür büyür benim aşkım
Gecenizde sizin. Kırmızı. Korkunç.

Vücudunuza, ağzınıza iner
Gezer etinizi. Kırmızı. Korkunç.

Kalır bir gün bir krallık olduğu
Güzelliğinizin. Kırmızı. Korkunç.


İLHAN BERK
<DIV style="PADDING-TOP: 0px" align=justify>

</TD></TR></T></TABLE>

M.Burak Sezer
21-06-2006, 00:35
<TABLE cellSpacing=0 cellPadding=0 width="96%">
<T>
<TR>
<TD>
<TABLE cellSpacing=0 cellPadding=0 width="100%">
<T>
<TR>
<TD>
<TABLE cellSpacing=0 cellPadding=0 width="100%">
<T>
<TR>
<TD>
<TABLE cellSpacing=0 cellPadding=0 width="100%">
<T>
<TR>
<TD width="84%">Ah benim esmer yanım...</TD>
<TD width="14%">
<DIV align=right></TD></TR></T></TABLE></TD></TR></T></TABLE></TD></TR>
<TR>
<TD background=themes/sayha/picture/line.gif height=4></TD></TR>
<TR>
<TD height=4></TD></TR></T></TABLE></TD></TR>
<TR>
<TD vAlign=top>
<TABLE cellSpacing=0 cellPadding=0 width="100%">
<T>
<TR>
<TD>http://www.sayhadergi.com/topicpicture/suda_agac.jpg - Faruk Yücel’e -





Ah benim esmer yanım
Kara derim, inadım, sıkılmış yumruğum…
Ah benim bir yarım.


Çok önceydi
Belki çocuktum.
Belki evet çünkü hayat,
ahşap ve uzun köprülerin karıncalarca bertaraf edildiği
bir mazidir hatıramda.
Çocuktum
Ve babam çatık kaşlarla bakıyordu
Merhameti gizleyerek.
Fitil o zaman yandı.
Bakraçlar devrildi toprağa.
Savletle savrulunca Battalgazi filmlerinden sonra
Göklere dahi uzanan tahta kılıcım
Suyu kesmez oldu.


Sene 1974 olsa gerek.
Ya da ona yakın bir milad.
Vadideki Hayat giriyor
Anadolu yaylası yüreğime.
Anadolu neresi, Amerika neresi diye sormaların
mahalle maçlarında yeri yok.
O aralar literatürü “elin avantajı olmaz”
ve “atan alır” kaplıyor.
Henüz parke taş döşeli yollar…
Adını bilmeden yaşadığımız özgürlük
Toprak yolda bisikletle uçmaktı
henüz.


Yıldırımların el aldığı bir gece
Fakir mahallemizde kesilen elektrikler
Babamın hışmıyla kapanan televizyonda
yarım bıraktı Vadideki Hayat’ı.
Sonu nasıl oldu
hâlâ bilmem.


Ve sonra
Kunta Kinteler girdi rüyalarıma.
Ayaklarda prangalar
Pamuk tarlaları
Gözler hep uzak,
daima uzak…
Zenci kardeşlerimin bir türlü muvaffak olmadıkları “kaçış”;
peşlerinde köpekler, silahlı adamlar, sığınılan dereler…
Ağladım mı bilmiyorum
ve fakat
Hınçla dolardı yüreğim,
eminim.


Kunta Kinteyi yakalayandı en büyük düşmanım.
Durmadan perişan ederdim beyazları,
kireç badanalı tavan altında.
Zenciler için beyaz dişlerinden daha beyaz,
kömür gözlerinden daha gece,
kocaman ellerinden daha yumuşak
düşlerim vardı.


Sonra Muhammed Ali geldi Kunta Kintelerin yanına.
Allah’a ne kadar şükrettim.
Ne kadar sabah gün ışımadan ekran karşısında
Sıkılmış yumruk, dizler karna çekik
Sahip beyazları patakladım.


Pis beyazlar vardı daha
Oturan Boğa’nın
Kanatsız kuşlarına kasdeden.
Kuşlar o günden beri
Gerenimo
Gökler o günden beri
Hep hüzün hep hüzün.


Malcolm sert adımlarla geldi sonra.
“Kardeşlerim” dedi
bütün zencilere ve
“Kardeşim” dedi
bana.
X ne idi Allah’ım!..
Ne çok cahil yanım vardı ah!..


Siyah Müslümanlar Hareketi
Siyah Aydınlık ve
"Şimdi artık şehadet zamanıdır!"
idi.
Ansızın atılıveren
Kara birer atmacaydık.


Afrika kardeşimdi,
Güney Amerika kardeşim.
Kolomb’un geçtiği her coğrafya
ben idim sonra.
Beyaz adamın ezdiği her iklim.
Ben bir beyaz zenci idim…


… / …


Büyüdüm elde olmadan. http://www.harunyahya.org/sosyal/sosyal_darwinizm/res/zenci.jpg
Kunta Kinte bir yerde,
içimde,
bütün ezilmişliği
ve masumiyeti ile sükût
kan soluyor.
Ekranlardan
Malcolm’ın “kardeşler”i yansıyor
apak tenleri ile.


Beyazlar karşısında kara idim,
Daha ne kadar ezilebilirdik
Saçlarımız daha ne kadar uzayabilir
Ne kadar kirlenebilirdi ayaklarımız
Ne kadar girebilirdik toprağa…
Oysa ah ben yine
Esmer yanaklarına kardeşlerimin
mağlubiyet hüznü damla olup akınca
sıkılmış yumruğumu ısırdım
binlerce kere.


Ezilmenin intikam saatiydi oysa.
Patronlara cevap zamanı
Ve hesabı toptan almanın sırası.
Onları öyle bir yenecektik ki
bütün ezilmiş,
horlanmış,
yanmış,
yakılmış
zenci kardeşlerimin intikamı
bir celsede alınacaktı.


Lakin olmadı
Dedim ya
Büyümüştüm elde olmadan.


Şimdi karşımda
zulme rıza gösteren kardeşlerim var
İstavroz çıkarmalar, haçlı kolyeler, efendinin ellerinden tutup kaldırmalar…
Demek esaret, bağımlılık yapıyor.
Demek tenin karalığı değil
kalbin karalığı zifiri gece ediyor dünyayı.
Demek ben de uzatamadığım ellerimle
Karanlıktan kafi derecede
sabıkalıyım.
Gömleklerden fışkıran
Kalplerin karalığı değil midir?


Oysa kardeşlerim
Besmele ile adım atıp
“Allah” nidaları ile
bütün kalelerini yıkmalıydılar
Şerefsiz keferelerin.


Oysa ah!..
Bir ceviz devriliyor sırtının üstüne
Perişan toztoprak içinde
Umudum…


Ah benim esmer yanım
Kara derim, inadım, sıkılmış yumruğum…
Ah benim bir yarım…</TD></TR></T></TABLE></TD></TR>
<TR>
<TD vAlign=top></TD></TR>
<TR>
<TD vAlign=top>
<TABLE cellSpacing=0 cellPadding=0 width="100%">
<T>
<TR>
<TD>Eklenme Tarihi: 20-06-2006</TD>
<TD>
<DIV align=right>Yazarı: Halid Aslan (http://www.sayhadergi.com/?mod=user&amp;act=info&amp;uid=303)</TD></TR></T></TABLE></TD></TR></T></TABLE>

M.Burak Sezer
21-06-2006, 00:42
/My love is like a red, red rose (e.e.cummings)/


/benim aşkım kırmızı, kırmızı bir gül gibi.../ başka bir yaklaşım smileys/smiley1.gif

M.Burak Sezer
21-06-2006, 01:09
<TABLE style="BORDER-TOP-WIDTH: 0px; BORDER-LEFT-WIDTH: 0px; BORDER-BOTTOM-WIDTH: 0px; BORDER-RIGHT-WIDTH: 0px" height=1 cellSpacing=0 cellPadding=0 width=583 align=center bgColor=white>
<T>
<TR>
<TD style="BORDER-RIGHT: medium n***111;ne; BORDER-TOP: medium n***111;ne; BORDER-LEFT: medium n***111;ne; BORDER-BOTTOM: medium n***111;ne" width="100%" height=17>
<TABLE id=Aut***111;number3 style="BORDER-TOP-WIDTH: 0px; BORDER-LEFT-WIDTH: 0px; BORDER-BOTTOM-WIDTH: 0px; BORDER-COLLAPSE: collapse; BORDER-RIGHT-WIDTH: 0px" borderColor=#111111 height=17 cellSpacing=0 cellPadding=0 width="100%" border=1>
<T>
<TR>
<TD style="BORDER-RIGHT: medium n***111;ne; PADDING-RIGHT: 4px; BORDER-TOP: medium n***111;ne; PADDING-LEFT: 4px; PADDING-BOTTOM: 1px; BORDER-LEFT: medium n***111;ne; PADDING-TOP: 1px; BORDER-BOTTOM: medium n***111;ne" borderColor=#e9e9e9 width="58%" height=15>
<TABLE id=Aut***111;number4 style="BORDER-TOP-WIDTH: 0px; BORDER-LEFT-WIDTH: 0px; BORDER-BOTTOM-WIDTH: 0px; BORDER-COLLAPSE: collapse; BORDER-RIGHT-WIDTH: 0px" borderColor=#111111 height=1 cellSpacing=0 cellPadding=0 width="100%" border=1>
<T>
<TR>
<TD style="BORDER-RIGHT: medium n***111;ne; BORDER-TOP: medium n***111;ne; BORDER-LEFT: medium n***111;ne; BORDER-BOTTOM: medium n***111;ne" width="44%" height=19>Anneme Mektup</TD></TR>
<TR>
<TD style="BORDER-RIGHT: medium n***111;ne; BORDER-TOP: medium n***111;ne; BORDER-LEFT: medium n***111;ne; BORDER-BOTTOM: medium n***111;ne" width="44%" height=1>
<TABLE id=Aut***111;number40 style="BORDER-TOP-WIDTH: 0px; BORDER-LEFT-WIDTH: 0px; BORDER-BOTTOM-WIDTH: 0px; BORDER-COLLAPSE: collapse; BORDER-RIGHT-WIDTH: 0px" borderColor=#111111 height=24 cellSpacing=0 cellPadding=0 width="100%" border=1>
<T>
<TR>
<TD style="BORDER-RIGHT: medium n***111;ne; BORDER-TOP: medium n***111;ne; BORDER-LEFT: medium n***111;ne; BORDER-BOTTOM: medium n***111;ne" width=100 height=10></TD></TR>
<TR>
<TD style="BORDER-RIGHT: medium n***111;ne; BORDER-TOP: medium n***111;ne; BORDER-LEFT: medium n***111;ne; BORDER-BOTTOM: medium n***111;ne" width="100%" height=10>


Ben bu gurbet ile düştüm düşeli,
Her gün biraz daha süzülmekteyim.
Her gece, içinde mermer döşeli,
Bir soğuk yatakta büzülmekteyim.


Böylece bir lâhza kaldığım zaman,
Geceyi koynuma aldığım zaman,
Gözlerim kapanıp daldığım zaman,
Yeniden yollara düzülmekteyim.


Son günüm yaklaştı görünesiye,
Kalmadı bir adım yol ileriye;
Yüzünü görmeden ölürsem diye,
Üzülmekteyim ben, üzülmekteyim http://www.aruz.com/grafs/resim/kare.gif


Necip Fazıl Kısakürek </TD></TR></T></TABLE></TD></TR>
<TR>
<TD style="BORDER-RIGHT: medium n***111;ne; BORDER-TOP: medium n***111;ne; BORDER-LEFT: medium n***111;ne; BORDER-BOTTOM: medium n***111;ne" width="44%" height=1>
</TD></TR></T></TABLE></TD>
<TD style="BORDER-RIGHT: medium n***111;ne; PADDING-RIGHT: 4px; BORDER-TOP: medium n***111;ne; PADDING-LEFT: 4px; PADDING-BOTTOM: 1px; BORDER-LEFT: medium n***111;ne; PADDING-TOP: 1px; BORDER-BOTTOM: medium n***111;ne" borderColor=#e9e9e9 width="9%" height=15></TD></TR></T></TABLE></TD></TR>
<TR></TD></TR>
<TR></TR></T></TABLE>

Hale Oyal
21-06-2006, 02:05
ÇOCUĞUN ÖVGÜSÜ





Islanıyor yaprakları güllerin


Çözülmez gibi duran sis altında


Sen bu gülleri bilirsin


(düşler gibi işlemiş çocukluğuna)





Güzlerde ıslanan denizleri bilirsin


Sen her şeyde varsın çocuksun çünkü


Dünyada güneşsin ilk günden beri


Resimlerde aysın,aydedesin


(bir gün alıp gitmiştin geceyi)





Daha o gün gördüm bütün kavgayı


Gülüp geçtin(Savaşmaktır gülmek


çünkü sen de savaşçısın


çocuk olmak kolay mı ?)





Umudun en yalını,en doğrusu


Senden öğrenildi her çağda


Varolan bütün sularda anlamsın


(belki biraz kuşkusun akşamlarda)


Denizlerde gemisin ,denizsin hiç bitmeyen


Güllerde pembeliksin,morluksun zambaklarda..





Afşar TEMUÇİN


(Böyle Söylenmeli Bizim Türkümüz)

Perihan Baykal
21-06-2006, 02:57
ÜÇ KEZ SENİ SEVİYORUM DİYE UYANDIM


Üç kez seni seviyorum diye uyandım
Tuttum sonra çiçeklerin suyunu değiştirdim
Bir bulut almış başını gidiyordu görüyordum

Sabahın bir yerinden düşmüş gibiydi yüzün

Sokağı balkonları yarım kalmış bir şiiri teptim
Sıkıldım yemekler yaptım kendime otlar kuruttum
Taflanım! diyordu bir ses duyuyordum

Cumhuriyetin ilk günleri gibiydi yüzün

Kalktım sonra bir aşağı bir yukarı dolaştım
Şiirler okudum şiirlerdeki yaşa geldim
Karanfil sakız kokan soluğunu üstümde duydum

Eskitiyorum eskitiyorum kalıyor ne kadar güzel olduğun


İLHAN BERK

Körfez
21-06-2006, 08:50
<B style="mso-bidi-font-weight: normal"><?:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-com:office:office" />[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">SEVDADIR[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal"> Arkadaş Z. ÖZGER[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Göğü getirdim sana[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">kokla [/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">açılırsın[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Solmuşsun[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">benzin sararmış[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">yorgun bir işçinin yüzüne benziyor yüzün[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">öyle bükük bakma bana[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Çam kolonyası getirdim sana[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">kentli dağlıların haklı sevdasını[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Bolu ormanlarından çarpan bir koku[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">sanki Köroğlu’nun ter kokusu[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">aman kokusu,billah kokusu[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Canlarım,canım benim[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Üzme kendini bu kadar[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">sana umudu öğretmeyenlerin suçu mu var[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">bak yeryüzü ne kadar geniş[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">ne kadar dar[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Dur[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">akıtma gönlüm yaşını[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">gözünden öpücek bir yer bırak[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">oy bana en yakın[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">bana en uzak[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">sevgili yar[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Hasretine vur beni[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Giyecek çamaşır getirdim sana[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">adettir diye değil,sevdim diyedir[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">bağışla eski biraz[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">bedenim uygundur diye bedenine[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">elimle yıkadım,ütüledim[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">elma ağacında kuruttum[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Günler sarmal bir yay gibi[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">bunu unutma[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Bahar annemizin yemenisindeki solgun çiçektir[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">bunu unutma[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Seni ben heryerinden öperim[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">beni unutma[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">kadere inansaydım[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">sana inanırdım[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Düşürmem sigaramın ucundaki külü ben[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">öyle kırık bakma bana[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Caddeler nasıl da genişliyor[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">sana bunu söyleyecektim[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">bileyli bir makas vardı yanımda[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">sana bunu söyleyecektim[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Hadi kes tırnaklarındaki kiri[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">sana bunu…[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Oyy nasıl söyleyebilirim[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">deliren sevdamızın kısrak huyunu[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Elimi tut[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">tuttururlar,o kadarına izin verirler[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">kahreden bir ayrılığın çılgınlığı değil bu[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">bir isyanın kelepçeleşmiş resmidir parmaklarımız[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">sen içerde[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">ben dışarıda[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">oyy mapusluk mapusluk[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]

Hale Oyal
21-06-2006, 10:54
MENDİLİMDE KAN SESLERİ





Her yere yetişilir


Hiç bir şeye geç kalınmaz ama


Çocuğum beni bağışla


Ahmet abi sen de bağışla.





Boynu bükük duruyorsam eğer


İçimden böyle geldiği için değil


Ama hiç değil


Ah güzel Ahmet abim benim


İnsan yaşadığı yere benzer


O yerin suyuna,o yerin toprağına benzer


Suyunda yüzen balığa


Toprağını iten çiçeğe


Dağlarının,tepelerinin dumanlı eğimine


Konya'nın beyaz


Antep'in kırmızı düzlüğüne benzer


Göğüne benzer ki gözyaşları mavidir


Denizine benzer ki dalgalıdır bakışları


Evlerine,sokaklarına ,köşebaşlarına


Öylesine benzer ki


Ve avlularına


(Bir kuyu halkasıyla sıkıştırılmıştır kalbi)


Ve sözlerine


(Yani bir cep aynası alım-satımına belki)


Ve bir gün birinin bir adres sormasına benzer


Sorarken sorarken üzünçlü bir ev görüntüsüne


Camcının cam kesmesine,dülgerin rende tutmasına


Öyle bir cigara yakımına,birinin gazoz açmasına


Minibüslerine,gecekondularına


Hasretine,yalanına benzer


Anısı ıssızlıktır


Acısı bilincidir


Bıçağı gözyaşlarıdır kurumakta olan


Gülemiyorsun ya, gülmek


Bir halk gülüyorsa gülmektir.


Ne kadar benziyoruz Türkiye'ye Ahmet abi.


Ne güzel kadeh tutuşun vardı eskiden


Dirseğin iskemleye dayalı


-Bir vakitler gökyüzüne dayalı ,derdim ben-


Cıgara paketinde yazılar resimler


Resimler:cezaevleri


Resimler:özlem


Resimler:eskidenberi


Ve bir kaşın yukarı kalkık


Sevmen acele


Dostluğun çabuk


Bakıyorum da şimdi


O kadeh bir küfür gibi duruyor elinde.


Ve zaman dediğimiz nedir ki Ahmet abi?


Biz eskiden seninle


İstasyonları dolaşırdık bir bir


O zamanlar Malatya kokardı istasyonlar


Nazilli kokardı


Ve yağmurdan ıslandıkça Edirne postası


Kıl gibi ince İstanbul yağmurunun altında


Esmer bir kadın sevmiş olurdun sen


Kadının ütülü patiskalardan bir teni


Upuzun boynu


Kirpikleri


Ve sana Ahmet abi


Uzaktan uzaktan domates peynir keserdi sanki


Sofranı kurardı


Elini bir suya koyar gibi kalbinden akana koyardı


Cezaevlerine düşsen cigaranı getirirdi


Çocuklar doğururdu


Ve o çocukların dünyayı düzeltecek ellerini işlerdi bir dantel gibi


O çocuklar büyüyecek


O çocuklar büyüyecek


O çocuklar...


Bilmezlikten gelme Ahmet abi


Umudu dürt


Umutsuzluğu yatıştır





Diyeceğim şu ki


Yok olan bir şeylere de benzerdi o zaman trenler


Oysa o kadar kullanışlı ki şimdi


Hayalsiz yaşıyoruz nerdeyse


Çocuklar,kadınlar,erkekler


Trenler tıklım tıklım


Trenler cepheye giden trenler gibi


İşçiler


Almanya yolcusu işçiler


Kadınlar


Kimi yolcu,kimi gurbet bekçisi


Ellerinde bavullar,fileler


Kolonyalar,su şişeleri,paketler


Onlar ki, hepsi


Bir tutsak ağaç gibi yanlış yerlere büyüyenler


Ah güzel Ahmet abim benim


Gördün mü bak


Dağılmış pazar yerlerine benziyor şimdi istasyonlar


Ve dağılmış pazar yerlerine memleket


Gelmiyor içimizden hüzünlenmek bile


Gelse de


Öyle sürekli değil


Bir caz müziği gibi gelip geçiyor hüzün


O kadar çabuk


O kadar kısa


İşte o kadar.





Ahmet abi,güzelim,bir mendil niye kanar?


Diş değil,tırnak değil,bir mendil niye kanar?


Mendilimde kan sesleri.





Edip CANSEVER


( Sonrası Kalır )

Hale Oyal
21-06-2006, 11:02
YERÇEKİMLİ KARANFİL





Biliyor musun az az yaşıyorsun içimde


Oysa ki seninle güzel olmak var


Örneğin rakı içiyoruz,içimize bir karanfil düşüyor gibi


Bir ağaç işliyor tıkır tıkır yanımızda


Midemdi, aklımdı şu kadarcık kalıyor





Sen o karanfile eğilimlisin,alıp sana veriyorum işte


Sen de bir başkasına veriyorsun daha güzel


O başkası yok mu bir yanındakine veriyor


Derken karanfil elden ele.





Görüyorsun ya bir sevdayı büyütüyoruz seninle


Sana değiniyorum,sana ısınıyorum,bu o değil


Bak nasıl,beyaza keser gibisine yedi renk


Birleşiyoruz sessizce.





Edip CANSEVER


( Yerçekimli Karanfil )

seskici
21-06-2006, 11:56
HEYBE


puslu camlara düşen ışık gölge oyununda


soluğuma çizdiğim acının korlaşan yüzünü


dönerken geceye sığındığım bütün yollar


çiçek saplarından ördüğüm dar geçitlerde


dudağımda savruk bir mevsimin buruk tadı





zamanla kırık bir suskunluk edindim


uğultusu dinginleşen yağmur sonrası sessizliğinde


heybemde düşük imlalı, hırpalanmış sözcükler...


külüydü, zamanın rüzgarına savurduğum


bensiz akşama hazırlanan çocuk yanımın


SELAMİ KARABULUT


( İz ve Kaçak,2005, s:49)

selami karabulut
21-06-2006, 11:59
Teşekkürler Üstat. İnan çok duygulandım...

seskici
21-06-2006, 12:43
Doğru olanı yapıyorum Selami. Sevgiyle ve şiirle...

Perihan Baykal
21-06-2006, 22:55
MAVİ KARANFİLLER
<?:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-com:office:office" />
Demek karanfilin mavisi de olurmuş!
Peki öyleyse
Sana mavi karanfiller getireceğim

İşte rahat geçmiyor uykular
Bahar dokundu dudaklarımıza
Menekşeler leylaklar bir işkence
İyi niyetler çılgın
İlgiler masum bir yağmur damlası

Sana mavi karanfiller getireceğim
Kararsızlıklarına
İç sıkıntılarına
Sadeliğine mavi karanfiller
Mavi karanfiller hayatı tanıma çabalarına
Düzgün-âsi saçlarına
Gözlerine kirpiklerine
Sessizliğine
Anlayışlarına
Mavi, masmavi karanfiller getireceğim

Güneşin altında karanfillerden
Ve senden başkası yok
Sen dünyaya bakıyorsun: bahar
Kardelenler, mimozalar, sümbüller
Ceylanlar murat alıyor gözlerinden
Ben sana bakıyorum: bahar
Gelincikler, nergisler, mineler
Terli işçiler hayatı ölünmez yaratıyor
Dünya bir daha mağlup
Bir daha galip
Bademler sel sularına çiçek döküyor
Fakat boşunadır senin
Yüreğini bastırmaya uğraşman
İşte dudakların
Nasıl da susamışlar
Gizleyebilir misin?
Kirpiklerinin açılıp kapanması
Yüreğinin vuruşlarını andırıyor
Yüreğin böyle çiçeklenip taşması
Söylesene nedir?
Avuçlarında çalkalanan okyanus
Onu söndürebilir mi?

İşte arkadaşım
İçinin içine sığmayışı
Hayatın kendisini sende ele vermesinden
Bu korkutuyor seni
Kaçıp çocukluklara sığınıyorsun
Oysa peşini bırakmıyor hayat
Tezgah başlarında türküler söylüyor işçiler
Denizin rengi can evinden vuruyor
Ufkun ötesindekileri merak ediyorsun
Anadolu’yu, kürt dağlarını..
Ve ben çıldırasıya istiyorum
Yüreğindeki serçeyi avuçlarıma almayı
Kaç sabah çıkıp gelişlerinle
Yollar yüreklendi, ben yüreklendim

Demek mavi karanfil de olurmuş!
İnandım, senin derinliğindir bu
Ah, gözlerinde kuşku var
Korkularına, telaşlarına
Binlerce mavi karanfil taşıyacağım
Alnına, meraklarına
İçinde çalkalanan deryaya
Hülyalarına, bakışlarına
Binlerce mavi karanfil!

TAHİR ABACI

M.Burak Sezer
21-06-2006, 23:47
<TABLE cellSpacing=0 cellPadding=0 width="96%"><T>
<T>
<TR>
<TD>
<TABLE cellSpacing=0 cellPadding=0 width="100%"><T>
<T>
<TR>
<TD>
<TABLE cellSpacing=0 cellPadding=0 width="100%"><T>
<T>
<TR>
<TD>
<TABLE cellSpacing=0 cellPadding=0 width="100%"><T>
<T>
<TR>
<TD width="84%">Mülteci Yalnızlığım!..</TD>
<TD width="14%">
<DIV align=right></TD></TR></T></T></TABLE></TD></TR></T></T></TABLE></TD></TR>
<TR>
<TD background=themes/sayha/picture/line.gif height=4></TD></TR>
<TR>
<TD height=4></TD></TR></T></T></TABLE></TD></TR>
<TR>
<TD vAlign=top>
<TABLE cellSpacing=0 cellPadding=0 width="100%"><T>
<T>
<TR>
<TD>http://www.sayhadergi.com/topicpicture/multeci.jpg aczimin külliyatında
tüm istikametlerim sana.
hiçliğimin en hat safhasında
bir tek rotasın;
bir tek seyir.
bir tek seni zayi edemedim
içimin dehlizinde.
kitabelerde biriken
figanımsın.
gecenin kertiğine
büzüşmüş izbeliğimle
istifledim manasızlığımı…
….

gidişinin menziline
düşlerimde öbeklendikçe sen !
ömrümün ehramında
gediklerden
yontuyorum seni .
bir ok gibi
sığıntılığım …





bitmek bilmeyen mevsimsizliğin
ikliminde,
tökezlediğim taşlar
kanatır ayak uçlarımdaki gölgemi.
hibe edeceğim neyim kaldı ki
marazi serkeşliğimden
başka ?
usumda kuyulanan
sesin,
mülteci yalnızlığımda
girdin düşlerime …
….



ey vefâsız !...

şimdi, avuçlarımda sakladığım
örümceğin zehrini
akıtıyorum
damarlarıma.
sana olan istikametlerimi siliyorum
usumun haritasından .
idrakine varamadığım
sevdanı bıraktım kapının eşiğine !…
</TD></TR></T></T></TABLE>





Filiz Nur Artalan</TD></TR>
<TR>
<TD vAlign=top></TD></TR>
<TR>
<TD vAlign=top>
<TABLE cellSpacing=0 cellPadding=0 width="100%"><T>
<T>
<TR>
<TD>Eklenme Tarihi: 01-03-2006</TD>
<TD>
<DIV align=right></TD></TR></T></T></TABLE></TD></TR></T></T></TABLE>Edited by: M.Burak Sezer

Hale Oyal
22-06-2006, 09:41
GİTME ...





Gitme,aşkım benim,bana sormadan.


Bütün gece uyanıktım,uykuyla ağırlaştı gözlerim şimdi.


Uyurken seni kaybetmekten korkuyorum,


Gitme ,aşkım benim,bana sormadan.


.........


Bırakırım şarkımı eğer istersen.


Kaçırırım gözlerimi yüzünden,kalbini titretirse.


Dolaşırken ürkütürse ansızın,çekilip başka yola saparım.


Çiçek örerken tedirgin ederse seni,bahçene girmem.


............





Öyleyse son şarkıyı söyle de gidelim.


Unut bu geceyi,gece bitince.


Kimi sarmak istiyorum kollarımla?


Düşler tutsak edilemez ki.


........





Gün ortasıydı sen giderken.





Güneş gökyüzünde parlıyordu.


İşimi bitirmiştim,tek başıma balkonda oturuyordum sen giderken.


Kesik esintiler,uzak tarlaların kokularını savurup geliyordu.


Gölgelerde yorulmadan ötüyordu kumrular,bir arı odama girmiş vızıldıyordu uzak tarlaların haberlerini.


Köy öğle sıcağında uyuyordu.Yol ıssızdı.


Ansızın yükselip ölüyordu yaprakların hışırtısı.


Göğe baktım,bildiğim bir adın harflerini işledim o maviliğe ,köy öğle sıcağında uyurken.


Saçımı örmeyi unutmuştum.


Baygın meltem yanağımda onunla oynuyordu.


Irmak usul usul akıyordu gölgeli kıyıda.


Tembel,beyaz bulutlar kımıldamıyordu.


Saçımı örmeyi unutmuştum.





Gün ortasıydı sen giderken.





Yolun tozu sıcaktı,tarlalar soluyordu.


Kalın yapraklar arasında ötüyordu kumrular.





Balkonumda yalnızdım sen giderken.





RABİNDRANATH TAGORE





Hintçe'den çeviren :Ülkü TAMER


KaynakTagore Hayatı,sanatı ,eserleri - VARLIK Yayınları


Ekim 1961Edited by: Erguvan

Körfez
22-06-2006, 14:03
<B style="mso-bidi-font-weight: normal"><?:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-com:office:office" />[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">DİLİM VARMIYOR[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal"> Ruşen HAKKI[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Savruluyorum …Yıldız kümesi [/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">kıpıştırdıkça gözlerimi daha da çoğalan,[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">görüyorum nefesime tutulan aynada[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">öylesine yakışmış gözüme mor çağlayan ![/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Savrulup dökülüyorum çağlayandan[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">göze gelmiş gibi ince esrikliğim,[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">birden taş kesiliyor düştüğüm su[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">çeteleye geçiyor az daha eksildiğim.[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Cin mi çarpmış,işte öyle bir şey[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">belleğime çarpıp dönüyor her ses[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">ve dönüp duruyor bir burgaçta adım,[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">davranacağım ama yüreğimdeki o kafes ![/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Birden her şey öylesine güzel ve derin[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">ki,belli artık dünyanızda değilim.[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Adım dahil neyim varsa üleşin[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">kefildir bana yeni kimliğim ![/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Sesiniz geliyor oldukça derinden[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">pürtelâş, yüzünüz hayal meyal sarımsı[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">ve hüznü bir yufka gibi açan annem[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">gülümsüyor, sırtında yeşil hırkası.[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">(*Üretimde Sevda’dan)[/B]

M.Burak Sezer
23-06-2006, 01:02
4Evet, İsyan


Demirden sağnaklar altında uyur sevdiğim
göğsünde hazin ayak izleri eski şubatların
onu yaralar kıpırdatıyor
ve o sertelmektedir yaralardan
kasıklarına boşalmaktadır nal sesleri.
Keserle yontulmuş bir agzi var sabahın
varınca bayrakları, marşları duyuyorum
başım çılgınca sarsılan dallarla uğraşıyor
durup dineliyorum bütün taframla
bütün taframla, bütün yumruklarım, bütün
hantal yüreklerin olduğu orda.
Kesik kolları var askın
döl ve inat barındıran.
Hırpani bir okşayışla aksam
yanaşınca çocuklara
ben kara kavruk yüzümün arkasında
kırbaçlayarak büyüttüğüm ağrıyı bırakıyorum
bana ne çerçilerden, çerilerden, kullardan
halksa kal'am onu kal'a kılan benim
boşanır damarlarıma yılların kahraman gürültüsü
çünkü kavganın göbeğidir benim yerim.
Ay vurunca çatlatır göğsümdeki mahşeri
çünkü kavganın göbeğidir benim yerim
canlarım, kollarında Parti pazubentleri
dik baslar, erkek haykırışlarla
göndere, en yukarlara çekiyorlar
en yukarlara çatlıycak kadar askî yüreklerini.
yıllardır çocuk başları akıyor yamacımızdan
yıllardır balçıklı bir hayvan çeperlerimizde
kentlimiz cebinde cinayet fotoğraflarıyla sofraya oturuyor
köylü -biraz sessizlik- ne tuhaf bir kelime?
Asfalt yakıyor genzimi
asfalt adamlarını topluyor aramızdan
yıkılıp omuzdaşlarının seslerine
yıkılıp bir boran içinde toplayarak çiçeklerimi.
Ben merd-i meydan
yani toprağın ve kanın gürzü
güllerin bin yıllık mezarı bendedir
yukardan bakarım efendilerin pusatlarına
insanların bütün sabahlarını merak ederim
gök hırpalanmaktadır merakımdan
ıtır kokan benim yumruklarımdır
benim kavgamdır o, aşk diye tanınan.

Alanlara çok bilenmiş yüreğim alanlara
vurulsun kösleri su gavur sevdamızın
vursun isyanın bacısı olan kanım karanlığa
Zülküf de vursun.
Yüzüne ay kırıkları çarpıp uyansın sevdiğim.http://www.aruz.com/turuncukare.jpg


İsmet Özel

Mustafa Fırat
23-06-2006, 01:33
CÜNEYD

-------------------- (Arapça karakterler)


bakanlar bana
gövdemi görürler

ben baska yerdeyim

gömenler beni
gövdemi gömerler

ben baska yerdeyim

aç cübbeni cüneyd

ne görüyorsun

görünmeyeni


cüneyd nerede
cüneyd ne oldu

sana bana olan
ona da oldu

kendi cübbesi altinda
cüneyd yok oldu


Asaf Halet Çelebi

Perihan Baykal
23-06-2006, 10:13
EVVEL ZAMAN ŞAİRLERİ



NECATİGİL

Sokaktan eve taşırdı
İncecik kırgın bir aşkı

EDİP CANSEVER
Mendilinde kan sesleri
De bıraktı Edip Abi

TURGUT UYAR
En güzel ona uyardı
Büyük Saat, erken durdu
Kayayı Delen İncir'in
Yurduydu onun da yurdu

CEMAL SÜREYYA
Çiçek dolu şapkasıyla
Hep güvertede oturdu
Ölümünden sonra bile
Cıgarası yandı durdu

CAHİT KÜLEBİ
Mavi bir türkü söyledi
Bergüzâr oldu Külebi

NÂZIM
Yeryüzüne bir kez gelir
Adı Nâzım olan şiir



AHMET UYSAL

Hale Oyal
23-06-2006, 12:03
İÇERDE





Dışarıyı dinleme ,içerdeyim


Kımıldayan perdenin şimdi az berisinde.


İnsan kimi geceler niçin uğrar dışarı?


Bir gerçeğin içinde kendini dinlediyse.





Yaşlanmak,o her şeyin biraz biraz yettiği..


Anılar yerini tutuyor.


Ben bu oyunu küçükken de görmüştüm:


Çoklarını kovalıyor,birini tutuyor.





Yaşlanmak,bir korkunun hep uzağa ittiği..


İçerdeyim.


Yangın duvarlarının yıkıldığı geceler


Ama nasıl geleyim?





İnsan kimi gemileri ne de çabuk unutuyor


Binmiştik sözde,


Bir çocukluk yatıyor


Battığı yerde.





Sağım solum doldu.Zil çaldı.Bu kaçıncı?


Bir telaştı geçti,oturdu hepsi.





Behçet NECATİGİL


(VARLIK- 15 Haziran 1963)





LİMİT





Çoğu sıkıntıdandı,düşmemiz


Bir silindir dümdüz etsin diyeydi


Dostluklara,sevgilere,sokaklara..


Sonunda belki...





Saçlar,aynalar..ama işte hepsi


Geriledi,çekildi.Düşmemiz


Bırakılsaydı yay


İşten bile değildi.





Döner kasnak boşa,kaslar eridi;


Yaşamanın tek anlamı çelişme.


Aranır dalgın kağıtlarda


Evvelce var idi.





Ya biz böyle nelerden kaçarız


Çalarlar da kapımızı.


Ama sıfır çarpı yalnızlık


Toplasalar hepimizi.





Behçet NECATİGİL


(VARLIK - 1962 )





SOLGUN BİR GÜL OLUYOR DOKUNUNCA..





Çoklarından düşüyor da bunca


Görmüyor gelip geçenler


Eğilip alıyorum


Solgun bir gül oluyor dokununca.





Ya büyük şehirlerin birinde


Geziniyor kalabalık duraklarda


Ya yurdun uzak bir yerinde


Kahve,otel köşesinde


Nereye gitsem bu akşam vakti


Ellerini ceplerine sokuyor


Sigaralar,kağıtlar


Arasından kayıyor usulca


Eğilip alıyorum,kimse olmuyor


Solgun bir gül oluyor dokununca.





Ya da yalnız bir kızın


Sildiği dudak boyasında


Eşiğinde yine yorgun gecenin


Başını yastıklara koyunca.





Kimi de gün ortası yanıma sokuluyor


En çok güz ayları ve yağmur yağınca


Alçalır ya bir bulut,o hüzün bulutunda.


Uzanıp alıyorum,kimse olmuyor


Solgun bir gül oluyor dokununca.





Ellerde,dudaklarda,ıssız yazılarda


Akşamlara gerili ağlara takılıyor


Yaralı hayvanlar gibi soluyor


Bunalıyor,kaçıp gitmek istiyor


Yollar, ya da anılar boyunca.





Alıp alıp geliyorum,uyumuyor bütün gece


Kımıldıyor karanlıkta,ne zaman dokunsam


Solgun bir gül oluyor dokununca.





Behçet NECATİGİL


(VARLIK)- 1962

Ali Tekmil
23-06-2006, 12:24
ÖLDÜRÜN SEVGİLİMİ


Öldürün sevgilimi.Biraz akşamdır o


Perdeleri çeker, küllüğümü döker


Kendi yatağında büyütür beni.


Tutsak kitaplara bakın,bir parça yağmur


Beyaz yağardı üstüme, bu resim onun


Hiç sormadım, siz dişleri dökülmüş adamlara


Denizlere sorun.Dalgalardan kalma diyorlar


Ağlarını boğarken balıkçıların.





Biraz kahramandır, karıncalı meşeler kölesi devleri yenen


Evlere girin, misketini yitirmiş çocuklar bilir


Yolları tutun , bir kadının suskusunda arayın


Dağlara sorun, kayalar ardında acıyı ateşlerken


Öldürün sevgilimi. Bir kentin ortasında olsun ölümü.


ADNAN SATICI ( Ülkesiz Şarkılar )

Perihan Baykal
23-06-2006, 21:09
<TABLE style="BORDER-COLLAPSE: collapse" borderColor=#111111 cellSpacing=4 cellPadding=4 width=518>
<T>
<TR>
<TD width="100%" bgColor=#d29da7>
HAVUZ

Akşam Yine Toplandı Derinde

Canan gülüyor eski yerinde
Canan ki gündüzleri gelmez
Akşam görünür havuz üzerinde,

Mehtab kemer taze belinde
Üstünde sema gizli bir örtü
Yıldızlar onun güldür elinde...</TD></TR>
<TR>
<TD width="100%" height=1>
<TABLE id=Aut***111;number4 style="BORDER-COLLAPSE: collapse" borderColor=#111111 cellSpacing=0 cellPadding=0 width="100%">
<T>
<TR>
<TD width=453 bgColor=#2f2b28 height=1></TD></TR></T></TABLE></TD></TR>
<TR>
<TD width="100%">
KARANFİL

Yârin dudağından getirilmiş
Bir katre âlevdir bu karanfil,
Rûhum acısından bunu bildi!
Düştükçe vurulmuş gibi, yer yer,
Kızgın kokusundan kelebekler,
Gönlüm ona pervâne kesildi.


BİR GÜNÜN SONUNDA ARZU

Yorgun gözümün halkalarında
Güller gibi fecr oldu nümâyân,
Güller gibi... sonsuz iri güller,
Gün doğdu yazık arkalarından!
Altın kulelerden yine kuşlar,
Tekrârını ömrün eder i'lân,
Kuşlar mıdır onlar ki her akşam,
Âlemlerimizden sefer eyler?
Akşam, yine akşam, yine akşam,
Bir sırma kemerdir suya baksam;
Akşam, yine akşam, yine akşam,
Göllerde bu dem bir kaçmış olsam!

AHMET HAŞİM</TD></TR></T></TABLE>

Azime Akbaş
23-06-2006, 23:39
GURBETE

gurbete kaçacağım
o lâcivert ülkeye

o üzünç denizine
uzayan iskeleye

ansızın sormaksızın
neler kalır geriye

gurbete kaçacağım
o kimsesiz ülkeye

o geri dönülmeze
bağlanan ilk köprüye

umarsız durmaksızın
acılar tüketmeye

gurbete kaçacağım
o duvaksız tepeye

o yolunda gözyaşı
çeşmesi kuru köye

kopup yalnızlığımdan
kopup sonsuzluğumdan

gurbete kaçacağım
gurbete tükenmeye


<BLOCKQUOTE><A href="http://www.siir.gen.tr/siir/y/yasar_mirac/index.html" target="_blank">Yaşar MİRAÇ
</A></PRE></BLOCKQUOTE>Edited by: Azime Akbaş

Körfez
24-06-2006, 08:34
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">DIŞARDAKİLERİN ŞİİRİ<?:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-com:office:office" />[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal"> ÖZCAN YALIM[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Durdurun dünyayı binecek var[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Yer açın para babaları din bezirgânları[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Biraz da biz eğlenelim dönmedolapta[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Çekilin silah tüccarları tefeciler üçkâğıtçılar[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Bizim de dalımıza konsun mutluluk kuşları[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Eli kanlı sömürgeciler uyuşturucu kaçakçıları [/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Durdurun dünyayı binecek var[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Tramvayın arkasına takılan yoksul çocuklarız[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Oldum olası kuyruğunda dünyanın yarı aç yarı tok[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Kımıldanın borsa oyuncuları tröstçüler haraççılar[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Sarıderili Karaderili Kızılderili soykırımcıları[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Neredeyse bizim de soyumuz tükenecek[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Babalar savaş zebanileri halkavcıları[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Soyguncular işbirlikçileri karaborsacılar[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Durdurun dünyayı binecek var[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Meclisler dolusu kendi için el kaldıranlar[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Patlayıncaya kadar neler neler yiyenler[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Kalkın sofradan çocuklar açlıktan ölüyor[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Ey düşkünezen mafyacılar cebi dolu aracılar[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Üfürükçüler şeyhler muskacılar[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Demir beton hırsızı yaşam hırsızı yapsatçılar[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Gecekondu ağaları köy ağaları aşiret ağaları eşraf[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Susmayın ey basın kralları tüccar medyacılar[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Yorulduk usandık boşlukta sürüklenmekten[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Yüzümüze kapandı size açık kapılar[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Yeter bu sömürü bu talan bu işkence[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Durdurun dünyayı binecek var[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]<B style="mso-bidi-font-weight: normal"> (*Sonra Tufan: Sf.8-9)[/B]

Ali Tekmil
24-06-2006, 10:04
ATEŞ HIRSIZLARI SÖYLENCESİ


.......................


gecede yıldız var ve ay öksüz bir şarkıcıdır uzun yoldan gelmişim





şimdi rüzgar esecek şimdi mavi bir kuş yaylımı ayışığının kanadında


kirpiklerime üç damla ışık düşürecek, üç damla yıldız ışığı kirpik uçlarıma





şimdi rüzgar esecek şimdi gecenin en güzel vakti demirörgünün saçağında


şakaklarımaüç tel sarmaşık düşürecek, üç asma sarmaşığı şakak duvarlarıma





şimdi rüzgar esecek şimdi haziran sağnağı dalbastı kirazların şıvgasında


dudaklarıma üç yaprak su düşürecek, üç ırmak yaprağı dudaklarımın kuytusuna





şimdi rüzgar esecekşimdi gecenin en ölüm vakti göğsümün ateş yollarında


gözlerime tuz ölümler düşürecek, üç kök kerbela tuzu gözlerimin kovuğuna





gecede yıldız var ve ay öksüz bir şarkıcıdır uzun yoldan gelmişim


..........................


ATEŞ HIRSIZLARI SÖYLENCESİ /Emirhan Oğuz Edited by: rimbaud

Hale Oyal
24-06-2006, 14:53
"Bağımsızlık ve özgürlük benim karakterimdir"


Mustafa Kemal ATATÜRK








BAĞIMSIZLIK ÖĞRETMENİ





Bakın çocuklar bizim ilk dersimiz bağımsızlık


İşte buldum İnebolu denizinden çıkarttım


Solgun bir resim,mor bir duman bir resim


Bu bir mavna,Anadolukavağı'ndan gelme


Bu Recep Reis,bakın bu kolsuz yüzbaşı


Bu sandıklar...bu sandıklar...bu sandıklar


Kadınların,kağnıların yağmurunda


En güzel ağırlığıdır bağımsızlığın


Hafifler şimdi umut,bir güvercin olur


Geçer yağlı geçitinden namlunun.





Bakın çocuklar bizim ilk dersimiz bağımsızlık


Çiz fındık,çiz ceviz,çiz tütün


Çarşamba ovası ,işte!


Buğday çiz,elma çiz,incir çiz


Oğullarımız,kızlarımız gider gelir işte


Biz işleriz,biz toplarız,biz satarız


Koy kulağını dinle,toprağın altında


Kömürün türküsü,petrolün türküsü


Ve mevsimlerimizin gergefçisi gökyüzü


Mavi bir güldür işlenir ellerimizde.





Bakın çocuklar bizim ilk dersimiz bağımsızlık


Bir bozkır dikeniyle delip parmaklarımızı


Kanımızı defterimize bastık


Kan bu,soylu ırmağı yüreğimizin


Coşkunun alyuvarları ve çocukluğun


Akıyor,dağ kaynaklarından alabalıklarla


Anlıyorsunuz değil mi herşeyi?


Şimdi açın vatan haritasını


Bastırın işaret parmaklarınızı


Bir yaralı kuş gibi çırpınır tepelerimiz.





Bakın çocuklar bizim ilk dersimiz bağımsızlık


Pencereleri açıp söyleyelim türkümüzü


Korkusuzluğun yelinde bu güz günü


Alsın götürsün üvez yapraklarını


Çağrısını yurdumuzun.


Gelir belki çocukların hatırına


Erzurum'dan yola çıkıp Anadolu kırına


Gizli ordusuyuzonun dersliklerde,işliklerde


Gelir belki,elinde Sivas'ın buğday başağı


İner,Kalpaklı bir adam dağ yolundan aşağı.





Bakın çocuklar bizim ilk dersimiz bağımsızlık


Anladınız değil mi? Haydi,başlayın artık!





Ceyhun Atuf KANSU





Varlık, sayı:707, 1 Aralık 1967





Edited by: Erguvan

sebnem korkmaz
24-06-2006, 22:50
AYRILIK SEVDAYA DAHIL<?:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-com:office:office" />

Acilmis sarmasik gulleri kokulariyla baygin
En gorkemli saatinde yildiz alacasinin
Gizli bir yilan gibi yuvarlanmis icimde kader
Uzak bir telefonda aglayan yagmurlu genc kadin
Ruzgar uzak karanliklara surmus yildizlari
Mor kivilcimlar geciyor daginik yalnizligimdan
Onu cok ariyorum onu cok ariyorum
Heryerimde vucudumun agir yanik sizilari
Bir yerlere yildirim dusuyorum
Ayriligimizi hisettigim an demirler eriyor hirsimdan
Ay isigina batmis karabiber agaclari gumus tozu
Gecenin irmaginda yuzuyor zambaklar yaseminler unutulmus
Tedirgin gulumser
Cunku ayrilik da sevdaya dahil cunku ayrilanlar hala sevgili
Hic bir ani tek basina yasayamazlar
Her an otekisiyle birlikte hersey onunla ilgili
Telasli karanlikta yumusak yarasalar
Gittikce genisliyen yakilmis ot kokusu
Yildizlar inanilmiyacak bir irilikte
Yansimalar tutmus butun sahili
Cunku ayrilmanin da vahsi bir tadi var
Oyle vahsi bir tad ki dayanilir gibi degil
Cunku ayriliklar da sevdaya dahil
Cunku ayrilanlar hala sevgili
Yanlizlik hizla alcalan bulutlar karanlik bir agirlik
Hava agir toprak agir yaprak agir
Su tozlari yagiyor ustumuze
Ozgurlugumuz yoksa yalnizligimiz midir
Eflatuna calar puslu lacivert bir sis kusatti ormani
Karanlik coktu denize
Yanlizlik cakmak tasi gibi sert elmas gibi keskin
Ne yanina donsen bir yerin kesilir fena kan kaybedersin
Kapini bir calan olmadi mi hele elini bir tutan
Bilekleri bembeyaz kugu boynu parmaklari uzun ve ince
Simsicak bakislari suc ortagi kacamak gulusleri gizlice
Yalnizlarin en buyuk sorunu tek basina ozgurluk ne ise yarayacak
Bir turlu cozemedikleri bu olu bir gezegenin soguk tenhaligina
Benzemesin diye ozgurluk mutlaka paylasilacak suc ortagi bir sevgiliyle
Sanmistik ki ikimiz yeryuzunde ancak birbirimiz icin variz
Ikimiz sanmistik ki tek kisilik bir yalnizliga bile rahatca sigariz
Hic yanilmamisiz her an dusup dusup kristal bir bardak gibi
Tuz parca kirilsak da hala icimizde o yanardag agzi
Hala kipkizil gulumseyen sanki atesten bir tebessum zehir zemberek aşkımız
ATTILA ILHAN

elysian
24-06-2006, 23:11
<H3 style="MARGIN: 0cm 0cm auto">Bıçak</H3>


bendim şehre duyulmamış öyküler anlatan
nereye gittiğini bilmeden bindim gemiye
soğuktu, ıslaktı, karanlıktı gözlerimi kapadım
uyuduğum yalnızlığımmış
trenlerde tabut taşıma tarifesinin olduğunu
öğrendiğim gün yalnız kaldım
oturup bir evin kiremitlerine
yıldırım bekledim
fazladan boş bir sayfaydım kitaplarda


ne zaman kuracağımı bilmediğim bir düşe inandım
boyum yetişmiyor çivilere
çivi dedim de
bilmiyorum hala yüzümdeki yaranın adını
körsen renkler giyme derdi annem
"gülüşünü zedeler"
bildim mat bir yalnızlıktı benimkisi
siz ne kadar severseniz o kadardım
koparıldım; katlanıp bir cepte saklandım


yalansız ama yanlış bir cümleydim boş sayfalara rastlayan
kaç kere karalandım saymadım
korkardım fotoğraflardan
olsam olsam siyah beyaz bir ömürdüm
hangi sabahçı kahvesiydi
uyudum mu hiç yüzümü masalara gömüp
sahi hiç söylememiş miydim adını
zaman acıkır; biri ölür Helen
söyledim işte; öylesine bir cümleydim, okunmadan yırtıldım


yüzümün yarısı göz izi yarısı kara
ben diye başlayan şiirler yalnızlık diye bitiyor
kimi sevsem aynı çakıl taşı büyüyor içimde
ilk kez bir kadının ağzından duydum adını
sessiz fısıltıları öper gibi söyledi
sığamadım kendime, öp ve küçült beni
göz ucumda toplanıyor yaşam
hüzne yakışan bir mevsimden ekledim sesime bu sarıyı
eskidim, eksildim, sarardım beni cebinde unuttun Helen


acemi bir sihirbazdım, çalışsam çabalasam
belki düşünüzden bir ipek çıkarırdım
bana fısıldayan akıl; çözemedim kum saatinin sırrını
şimdi çöl, gövdendeki çatlaktan sızıyor içime
okuma bilmeyen kitaplık bekçisi kadar yakışıyorum yaşama
cepte taşınan bıçak kadar sıcağım
arada bir el açıp kapıyor paslanan ağzımı
sessizce korkuyorum çünkü her bıçağın bir ölümü var Helen


boş bir sayfaydım kitaplarda unutulan
sustuğum yalnızlığımdı


Abdullah Eraslan / Çıkın Dergisi Mayıs 2001 sayısı
<?:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-com:office:office" />

Perihan Baykal
25-06-2006, 00:38
GÖKANLAM
<?:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-com:office:office" />
I

Hani nerde o yalancı kadınlar
Söyleşen kapı önlerinde –kalın erik kokusu-
Bembeyaz örtülerde çürümüş karanlıklar
Sızıp da köşelerden ve yağmur sularından
Dökülen taşlıklara esmer, Selçuki
Onlar, o hiçbir şeyden yapılmamış adamlar.

Gecelerden sabaha usulca kanayanlar
Üşümüş, yorgun ve bütün gün adres soranlar
Hangi telefonu açsalar gökyüzü
Hangi telefonu açsalar gökyüzü
Ya da aç bir kuş sürüsü onları boşuna kollar
Çünkü onlar ki yalnız kendilerinde gömülü
Yüzlerinde dağa çıkmışların yüzü var.

Giderler, gelirler ve asıl gök kıvamındalar
Her şey bu sıkıntı vakti için ve pullar
Posta mühürleri, burçlar –bir gün hiç satın
almadığımız kır menekşeleri-
O limonlu votkalar, yerine asılmamış şapkalar
Sanki hiç açmayacak bir erguvanın
Yaşamsız, loş erguvanlığında
Upuzun bir yolculukta, bir tanrı kılığında
İçimizden biridir, yakın olmayan şeyleri ufalar.

Onlar, o hiçbir şeyden yapılmamış adamlar.
Üşümüş, yorgun ve bütün gün adres soranlar.

EDİP CANSEVER

M.Burak Sezer
25-06-2006, 00:58
<TR><TD style="BORDER-RIGHT: medium n***111;ne; BORDER-TOP: medium n***111;ne; BORDER-LEFT: medium n***111;ne; BORDER-BOTTOM: medium n***111;ne" height="19" width="44%">Monna Rosa</TD> </TR><TR><TD style="BORDER-RIGHT: medium n***111;ne; BORDER-TOP: medium n***111;ne; BORDER-LEFT: medium n***111;ne; BORDER-BOTTOM: medium n***111;ne" height="1" width="44%">
<TABLE id=Aut***111;number40 style="BORDER-TOP-WIDTH: 0pt; BORDER-LEFT-WIDTH: 0pt; BORDER-BOTTOM-WIDTH: 0pt; BORDER-COLLAPSE: collapse; BORDER-RIGHT-WIDTH: 0pt" borderColor=#111111 height=24 cellSpacing=0 cellPadding=0 width="100%" border=1><T><T><T><T>
<T>
<TR>
<TD style="BORDER-RIGHT: medium n***111;ne; BORDER-TOP: medium n***111;ne; BORDER-LEFT: medium n***111;ne; BORDER-BOTTOM: medium n***111;ne" width=100 colSpan=14 height=10></TD></TR>
<TR>
<TD style="BORDER-RIGHT: medium n***111;ne; BORDER-TOP: medium n***111;ne; BORDER-LEFT: medium n***111;ne; BORDER-BOTTOM: medium n***111;ne" width="100%" colSpan=14 height=10>


Monna Rosa, siyah güller, ak güller.
Geyve'nin gülleri ve beyaz yatak.
Kanadı kırık kuş merhamet ister;
Ah senin yüzünden kana batacak.
Monna Rosa, siyah güller, ak güller!

Ulur aya karşı kirli çakallar,
Ürkek ürkek bakar tavşanlar dağa.
Monna Rosa bugün bende bir hal var.
Yağmur iğri iğri düşer toprağa,
Ulur aya karşı kirli çakallar.

Açma pencereni perdeleri çek,
Monna Rosa seni görmemeliyim.
Bir bakışın ölmem için yetecek.
Anla Monna Rosa ben bir deliyim.
Açma pencereni perdeleri çek.

Zeytin ağaçları, söğüt gölgesi,
Bende çıkar güneş aydınlığına.
Bir nişan yüzüğü bir kapı sesi.
Seni hatırlatır her zaman bana.
Zeytin ağaçları, söğüt gölgesi.

Zambaklar en ıssız yerlerde açar
Ve vardır her vahşi çiçekte gurur.
Bir mumun ardında bekleyen rüzgar,
Işıksız ruhumu sallar da durur.
Zambaklar en ıssız yerlerde açar.

Ellerin, ellerin ve parmakların
Bir nar çiçeğini eziyor gibi..
Ellerinden belli olur bir kadın,
Denizin dibinde geziyor gibi.
Ellerin, ellerin ve parmakların.

Zaman ne de çabuk geçiyor Monna.
Saat on ikidir söndü lambalar
Uyu da turnalar girsin rüyana,
Bakma tuhaf tuhaf göğe bu kadar.
Zaman ne de çabuk geçiyor Monna.

Akşamları gelir incir kuşları,
Konarlar bahçemin incirlerine.
Kiminin rengi ak kiminin sarı.
Ah beni vursalar bir kuş yerine.
Akşamları gelir incir kuşları.

Ki ben Monna Rosa bulurum seni
İncir kuşlarının bakışlarında.
Hayatla doldurur bu boş yelkeni.
O masum bakışların su kenarında.
Ki ben Monna Rosa bulurum seni.

Kırgın kırgın bakma yüzüme Rosa.
Henüz dinlemedin benden türküler.
Benim aşkım uymaz öyle her saza.
En güzel şarkıyı bir kurşun söyler.
Kırgın kırgın bakma yüzüme Rosa.

Artık inan bana muhacir kızı,
Dinle ve kabul et itirafımı.
Bir soğuk, bir mavi, bir garip sızı
Alev alev sardı her tarafımı.
Artık inan bana muhacir kızı.

Yağmurdan sonra büyürmüş başak,
Meyvalar sabırla olgunlaşırmış.
Bir gün gözlerimin ta içine bak
Anlarsın ölüler niçin yaşarmış.
Yağmurdan sonra büyürmüş başak.

Altın bilezikler o kokulu ten
Cevap versin bu kuş tüyüne.
Bir tüy ki can verir gülümsesen,
Bir tüy ki kapalı geceye güne.
Altın bilezikler o kokulu ten.

Monna Rosa, siyah güller, ak güller.
Geyve'nin gülleri ve beyaz yatak.
Kanadı kırık kuş merhamet ister;
Ah senin yüzünden kana batacak.
Monna Rosa, siyah güller, ak güller.


Sezai Karakoç</TD></TR></T></T></T></T></T></TABLE></TD></TR>Edited by: M.Burak Sezer

Körfez
25-06-2006, 08:28
<B style="mso-bidi-font-weight: normal"><?:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-com:office:office" />[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">ORMAN ;[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">SONRA[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal"> Nuri DEMİRCİ[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">buradan gidiliyor sandım yağmuru dinmiş koruluğa[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">sesler oraya doğru çekilmişti çünkü[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">ve aşk,sanki hiç gitmemiş gibi,gülümsüyordu orda[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">çocuk bahçesi kadar şen bir ağaca yaslanıp[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">güne bakarım,dedim ;günün akşama yuvarlanışına[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">bu kadar kalmıştır zaten hayat,kalmışsa[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">kırları gökyüzüne kadar boyayan çocuğun resmine baktım[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">ve yürüdüm içimden geçen patikada[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">önce bulutlarmış,önce rengini bilen gelincikler[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">orman sonraymış,yok gibi,epey uzakta[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">ıslak bir ağaç[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">saatleri yırtılmış günlerle yamadım hayatı[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">dedi[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">ve en uzun gölgesini düşürdü üstüme[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">yolu uzattım,tarlalara saptım[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">içine güz sızmış eylül gülleriyle oyalandım[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">kolladım arada bir güneşi,önüne geçtim[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">bir tepeyi daha aşıyordu,ormana doğru[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">gölgemin ucuna baktım[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">* Kör Hattat’dan ; Sf. 26[/B]

Ali Tekmil
25-06-2006, 10:00
YENİDEN ŞAŞMAK GÜNEŞE





yapıp yaratanların o büyük adlarıyla başlıyorum-merhaba!


yüreğimde bahar taylarının delişmen çarpıntısı


hadi koçum hadi yiğidim hadi gelinim hadi


sevmek yapabilir bu dünyayı yeni baştan


yeniden bölünebilir bu güneş gözlerimize


hadi koçum hadi yiğidim hadi gelinim hadi





dağlarda duyulur - gece büyük büyük esnerken yalnızlıklara


bir şarkı söyleyip çoğalmak yığınlarla


çoğalmak ekinlerce ormanlarca sularca ve direnmek karanlıklara


kafatutmak korolarla


yine içim kalabalık


yine içim doğurmaklı


ey düşleri yaşamlarından büyük barış savaşçıları


haykırıp çıkmak karanlıklardan





toplayın meyvaları açın sofraları bir bir kardeşliklere


çocuklar güldürün çocuklar, akarsularca


ak elleri pırıl pırıl hünerli


ak elleri öpülesi çocuklar


süpürün öksüzlüğü yeryüzü sokaklarından


yine içim kalabalık


yine içim doğurmaklı


sizi ben hangi savaşlardan sorup öğrenmeliyim


ey düşleri yaşamlarından büyük barış savaşçıları





yeniden şaşmak güneşe, yeniden boyun kırmak kutsal ağrıya


oluşmak yeniden anakarnında gibi


hadin kardeşlerim hadin


silkin meyvaları yeni bayram sabahlarına


doldurun caddeleri ölümsüz adımlarınızla


biraz daha biraz daha biraz daha yükseltin seslerinizi


kurtulun bu yalınkat sızlanmalardan


ey düşleri yaşamlarından büyük barış savaşçıları


HASAN HÜSEYİN KORKMAZGİL /Temmuz Bildirisi

Hale Oyal
25-06-2006, 12:19
BİR AŞKA VURAN GÜNEŞ





Öyle sevdalar vardır,biter biter başlar;


Buruk tatlar vardır,ağızda sürüp giden;


Bir aşka vuran güneş kolay batmıyor.


Yanıyor bin kollu şamdanı,tutuşuyor


Ufkunuzda camları göksel konağının


Ve bir yaz akşamı buhurdan gibi tüten


Hanımellerinin morumsu buğusunda


Bekliyor bahçenize dönük balkonunda,


Sarmaşık gülleri kokladıkça kırmızı,


Hüzünler,japon fenerleri arasında.





Öyle günler var,öyle anlar,hiç bitmeyen!


Nasıl bir ışık emmişler ki sevginizden,


Ansızın başka bir yüzle güzel,kopmuşlar


Büyük Irmak'tan,ayrı düşmüşler desteden,


Yağmışlar ilkyaz yağmurlarınca ve özlem


Açmış yaban çiçekleri tarlanızda.


Ölümsüz günler onlar,bir hiçle beslenen;


Zaman dışı güvercinler,uçma bilmeyen;


Uzay ötesi ovalar,ayak değmemiş;


Başka bir mevsim,başka bir dal,başka bir yemiş.


Esrir kim bassa o toprağa ve kim tatsa


O yemişten.Balla dolar testi,açılır


Açılmayan kilit,çiçeğe durur badem,


Dolanır bilgelikle mutluluk yüreğe.


Ak bir bulut bekler üstünüzde havada,


Kuşlar iner,devinme birden bitiverir,


Çıt çıkmaz evrenden.İşte oradasınız,


Havuz,ağaç,deniz,ne varsa size göre.


İşte aydınlık size göre.Kısarsınız


Güneşi,gökyüzünü yakarsınız.Neden


Sonra,uzaklarda çektirilmiş bir resim


Gibi kalır aklınızda,gölgesiz,duru,


Küçük bir bahçede susar gibi yaparak


Karşılıklı gizemlere daldığınız gün.





Oktay RIFAT


(YENİ ŞİİRLER )





MAHALLEDE ESEN





Mahallede esen akşam rüzgarında


Bir kuş kafesi gibidir Zaman; usul


Usul sallanır arka bahçeye bakan


Penceresinde aşıboyalı evin,


Tütün kokan evin,ekmek kokan evin.


Ve kuş öter: Çipet Çipet Çitalinya.


Güneş batar odalara kapanırız.


Döneriz ağaçlar,evimiz ve dünya.





Oktay RIFAT


(YENİ ŞİİRLER)





XXXI





Köşe başını tutan leylak kokusu


Yakamı bırak da gideyim.








VII





Güzel günlerin sokakları bunlar


Güzel günlerin insanları bunlar


Yoksa ne durulur ne yürünür.





Oktay RIFAT


(perçemli Sokak)





YALANCI DOLMA





Şu zeytin yağlı dolma


Yemek değil rezalet


Rezalet rezalet.


HÜRRİYET MÜSAVAT ADALET





Oktay RIFAT


(AŞAĞI YUKARI)





KADEH





Burası dalyan kahvesi


Ortalık süt mavisi


Apostol bu ne biçim meyhane?


Tabağımda bulut


Kadehimde gök yüzü





Oktay RIFAT


(Karga ile Tilki)





Edited by: Erguvan

M.Burak Sezer
26-06-2006, 01:16
<TABLE id=Aut***111;number4 style="BORDER-TOP-WIDTH: 0px; BORDER-LEFT-WIDTH: 0px; BORDER-BOTTOM-WIDTH: 0px; BORDER-COLLAPSE: collapse; BORDER-RIGHT-WIDTH: 0px" borderColor=#111111 height=1 cellSpacing=0 cellPadding=0 width="100%" border=1>
<T>
<TR>
<TD style="BORDER-RIGHT: medium n***111;ne; BORDER-TOP: medium n***111;ne; BORDER-LEFT: medium n***111;ne; BORDER-BOTTOM: medium n***111;ne" width="44%" height=19>Melankoli</TD></TR>
<TR>
<TD style="BORDER-RIGHT: medium n***111;ne; BORDER-TOP: medium n***111;ne; BORDER-LEFT: medium n***111;ne; BORDER-BOTTOM: medium n***111;ne" width="44%" height=1>
<TABLE id=Aut***111;number40 style="BORDER-TOP-WIDTH: 0px; BORDER-LEFT-WIDTH: 0px; BORDER-BOTTOM-WIDTH: 0px; BORDER-COLLAPSE: collapse; BORDER-RIGHT-WIDTH: 0px" borderColor=#111111 height=24 cellSpacing=0 cellPadding=0 width="100%" border=1>
<T>
<TR>
<TD style="BORDER-RIGHT: medium n***111;ne; BORDER-TOP: medium n***111;ne; BORDER-LEFT: medium n***111;ne; BORDER-BOTTOM: medium n***111;ne" width=100 colSpan=14 height=10></TD></TR>
<TR>
<TD style="BORDER-RIGHT: medium n***111;ne; BORDER-TOP: medium n***111;ne; BORDER-LEFT: medium n***111;ne; BORDER-BOTTOM: medium n***111;ne" width="100%" colSpan=14 height=10>


Ey sokaklarında yıllarca avare dolaştığım
İçinde ilk aşkımı yaşadığım küçük şehir
Umutsuz akşamlarımda sesini duyduğum lir
Sihrinde ilk acıyı tattığım

Ey sarhoş akşamlarımın biricik tesellisi
İlk şiirlerimdeki biricik dert ortağım fener
Soğuk kış geceleri ısındığım kalorifer
Gitgide uzaklaşan tren sesi

Ey en masum arzularımı gizleyen oda
Yıldızlarla dost eden küçük pencere
Her akşam gönlümün dilediği yere
Götüren sihirli araba

Ey en içli en yanık türkülerimi duymayan
Rüzgârı saçlarımı dağıtan sokak
Ve ey saçı ak gönlü ak
Anneciğim pencerede ağlayan

Ah biliyorum güç gelecek sizlere
Ama artık gitmek geliyor içimden
Bir sabah masmavi bir bulutun peşinden
Dönüşü olmayan yerlere http://www.aruz.com/grafs/resim/kare.gif

(1959)</TD></TR></T></TABLE>Ataol Behramoğlu </TD></TR></T></TABLE>

Ali Tekmil
26-06-2006, 09:45
........ ......... ..........


Bize, yeraltı sessizliklerini sor güzelkızım;


umutların zebercet kabzasından tutan ellerimize yenilmiş


masalları sor.


Batık gemilerin kaderini taşıyan yüreğimize-abis


sessizliğimize- gir ve sor:


kimdedir beratı , çalınmış sevgilerin.


d ) İklimleri yalanlarla örtüyorlardı


ve kentler tarumar,


ah, oysa , ne kuşatılmaz haritalardık - yeraltı katmanı


ve hep bir deprem vakti-


Telife düşmemiş sözdü ve derdi ki : Ya toprak yan tutarsa


ki, toprak yan tuttu,


sanırsın ki, doğanın zülfünde kıran yiyen papatyalar düştü,


grizu sızmış yeraltında , yarın adına


taraf / sızıydık.


........... ........... .........


eskatologya / tevfik taş

Hale Oyal
26-06-2006, 11:10
Söylesem tesiri yok


Sussam gönül razı değil...





FUZULİ





VEFASIZ DÜNYANIN VEFASIZ DOSTLARI....





Vefa her kimseden kim istedim, andan cefa gördüm


Kimi kim bivefa dünyada gördüm, bivefa gördüm





Kime kim derdim izhar kıldım isteyip derman


Özümden bin beter derd-ü belaya müptela gördüm





Mükedder hatırımdan kılmadı kim kimse defin


Sefadan dem uran hemdemleri ,ehl-i riya gördüm





Ayak bastım reh-i ümmide,sergerdanlık el verdi


Emel zerriştesin tuttum, elimde ejderha gördüm





Fuzuli ayb kılma yüz çevirsem ehl-i alemden


Neden kim her kime yüz tuttum,andan yüz bela gördüm.





FUZULİ





BERCESTELER





ATEŞ-İ DİLDEN ÖZGE...





Ne yanar kimse bana, ateş-i dilden özge


N e açar kimse kapım,bad-ı sabadan gayrı





TUTİ...


Eylesen tutiye talim-i edayı kelimat


Sözü insan olur amma özü insan olmaz





AVARELER...





Avareler,felekzedeler,müptelalarız


Alemde bir muhabbete kalmış gedalarız.





FUZULİEdited by: Erguvan

Ali Tekmil
26-06-2006, 11:47
VEFAYA GAZEL





ne vefasız yüzler ki bahçeme düşmüş gölgeleri


bir gölge peşinde gönlümü aslını arar gördüm





herkes bir kökün hesabına itiraz eder iken


bin gölge başında kendimi bin kökü sular gördüm





alem gözün menzilini nefs ile bağlar iken


suya katıp gözlerimi kamuya bakar gördüm





ey Tekmili dosttan yana nedir ki aradığın


bugün yorgun avazını acunu tutar gördüm





Ali Tekmil / 26.06.2006-Urla

M.Burak Sezer
26-06-2006, 13:51
<TABLE cellSpacing=0 cellPadding=0 width="96%">
<T>
<TR>
<TD>
<TABLE cellSpacing=0 cellPadding=0 width="100%">
<T>
<TR>
<TD>
<TABLE cellSpacing=0 cellPadding=0 width="100%">
<T>
<TR>
<TD>
<TABLE cellSpacing=0 cellPadding=0 width="100%">
<T>
<TR>
<TD width="84%">Muttasıl</TD>
<TD width="14%">
<DIV align=right></TD></TR></T></TABLE></TD></TR></T></TABLE></TD></TR>
<TR>
<TD background=themes/sayha/picture/line.gif height=4></TD></TR>
<TR>
<TD height=4></TD></TR></T></TABLE></TD></TR>
<TR>
<TD vAlign=top>
<TABLE cellSpacing=0 cellPadding=0 width="100%">
<T>
<TR>
<TD>http://www.sayhadergi.com/topicpicture/f_20.jpg Adın huruf-u mukattaa ile Suyu ikiye bölerken
Göğün çanağından sırrı pençeliyordu ebabil
Şakaklarında asrın nüshası ömür
Kaç firkati çeker kınından
Ebu Greyb'de ikindi vakti
Seccadesi çekilir önünden
Kapanır elleri kelepçeli
Ya Hay !..
Gazabını gönder Yarab,
Rahmetini çekme üzerimizden
İki sur arasına sıkışır ruh
Sakladığın yerdeyim
Hani okşamadığın çocuğun gözlerinde
Semaya açılırken eller
Dilinin varmadığı yerde
Af dilemediğin aziz annen de
Belki ihtiyar baban da
Ve temaşa edipte aslını göremediğin
Alemde Sakladığın yerde !..

Adın huruf-u mukatta ile
Ummanı ikiye bölerken
Asasından yapışır nallarından ateş çıkaran
Hasat zamanıdır topla
Burçlarından göğermiş başakları
İbrahim'in gülistanından ,
güllerin kokusunu
Medreselerin de Yusuf yüzlü çocukları
Değirmeni yavaş dönen
Ama incecik öğüten, bir adalete
Teslim et hasadını
Neresi burası ,Bu kuytuluk da ki de ne?
Meryem'in sırtını dayadığı ağaç mı ?
Eyyüb'ün topuğunu vurduğu toprak mı?
Ah sürgün muştu !..
Göz kapaklarımdaki ağırlık
Kalbimdeki süveydâ leke
Kulağımda tufandan kalan ses
Birkaç yırtık mektup
Efsunlu muskalar
Sırrına ermek için kuşandığım
Haydi ben hazırım !.. </TD></TR></T></TABLE></TD></TR>
<TR>
<TD vAlign=top></TD></TR>
<TR>
<TD vAlign=top>
<TABLE cellSpacing=0 cellPadding=0 width="100%">
<T>
<TR>
<TD> Filiz Nur Artalan</TD>
<TD>
<DIV align=right></TD></TR></T></TABLE></TD></TR></T></TABLE>

Perihan Baykal
27-06-2006, 01:37
ALEKSANDRE LOŞLUK


Susku altın tozlu bir cevap sende
Acı vermek mi istiyorsun, gizemi
Sürdürmek mi?
Gümüş bir kaptan su içip
Seni düşünüyorum
Senin altın tozlu suskunu


Bırak barok bir Mevlevi
Uzaydan dönerek insin kalbine
Bırak herşey herşey
Eriyip gitsin
Ağızdan pastel gibi başını da öne eğsin
Doğulu musun, batılı mısın nesin?
Yoksa bölünmüş bir kişilik misin?
Yok gibisin, benim yok-sevgilim
Yoksa başka bir gezegenden mi?
Geldin
Benimle uyu, kanatlarımız
Birbirine değsin
Yok istediğim başka hiçbir şey
Bu esrarengiz loşlukta.


LALE MÜLDÜR (kitap-lık, sayı:89-ŞİİR DEFTERİ'nden alınmıştır)

Ali Tekmil
27-06-2006, 10:11
KAYBOLDU YÜREKLERİMİZ





Yanlış aynalara yöneldik görünmek için


Göstermek için birşeyleri unutmak için


Olmayan bir şeyleri olan bir şeyleri...


En zayıf yanımızda bulvar tuzakları


Öyle bir süsledik ki bedenlerimizi


-Evlerimizi, eksiklerimizi-


Bakarak birbirimize saklı öykünmelerle


Giysiler takılar boyalar içinde


Kayboldu yüreklerimiz


Ve bir ince düşünce...


ŞÜKRÜ ERBAŞ / Aykırı Yaşamak

Hale Oyal
27-06-2006, 11:13
O BELDE...





Denizlerden


Esen bu ince hava saçlarınla eğlensin


Bilsen


Melal-i hasret ü gurbetle ufk-ı şama bakan


Bu gözlerinle,bu hüznünle sen ne dilbersin!


Ne sen,


Ne ben,


Ne de hüsnünde toplanan bu mesa,


Ne de alam-ı fikre bir mersa


Olan bu mai deniz,


Melali anlamayan nesle aşina değiliz.


Sana yalnız bir ince taze kadın


Bana yalnızca eski bir budala


Diyen bugünkü beşer,


Bu sefil iştiha,bu kirli nazar,


Bulamaz sende,bende bir mana,


Ne bu akşamda bir gam-ı nermin


Ne de durgun denizde bir muğber


Lerze-i istitar ü istiğna


Sen ve ben


ve deniz


ve bu akşam ki lerzesiz,sessiz


topluyor bu-yi ruhunu guya.


Uzak


ve mai gölgeli bir beldeden cüda kalarak


Bu nefy-i hicre müebbed bu yerde mahkumuz...


O belde?..


Durur menatık-ı duşize-i tahayyülde


Mai bir akşam


eder üstünde daima aram;


Eteklerinde deniz


Döker ervaha bir sükun-ı menam.


Kadınlar, orda güzel,ince,saf,leylidir


Hepsinin gözlerinde hüznün var


Hepsi hemşiredir veyahut yar


Dilde tenvim-i ıstırabı bilir


Dudaklarında giryendeki buseler,yahut


O gözlerindeki nil i sükut-ı istifham


Onların ruhu ,şamı muğberden


Mütekasif menekşelerdir ki


Mütemadi sükun ve samtı arar


Şule-i bi ziyayı hüzn-i kamer


Mülteci sanki sade ellerine


O kadar natüvan ki ,ah,onlar


Onların hüzn-i lal ü müştereki,


Sonra dalgın mesa,o hasta deniz


Hepsi benzer o yerde birbirine...


O belde...


Hangi bir kıta-ı muhayyelde?


Hangi bir nehr-i dur ile mahdud


bir olan yer midir veya mevcud


fakat bulunmayacak bir melaz-ı hülya mı?


Bilmem...yalnız


bildiğim,sen ve ben ve mai deniz


Ve bu akşam ki eyliyor tehziz


Bende evtar-ı hüzn-ü ilhamı,


uzak


ve mai gölgeli bir beldeden cüda kalarak


bu nefyü hicre müebbed bu yerde mahkumuz.





Ahmet HAŞİM








Edited by: Erguvan

Zeki Çalar
27-06-2006, 20:46
N'EYLEYİM?


Değirmenden geldim, beygirim yüklü,
Şu kızı görenin dellenir aklı,
On beş yaşında da, kırk beş belikli,
Bir kız bana emmi dedi, n'eyleyim?


Bilem dedim, bilemedim adını,
Birem birem toplayayım odunu,
Elbistan yanaklı Türkmen kadını,
Bir kız bana emmi dedi, n'eyleyim?


Bizim ilde urum olur, uç olur,
Sızılaşır bozkurtları, aç olur,
Bir yiğide emmi demek güç olur,
Bir kız bana emmi dedi, n'eyleyim?


Karac'oğlan der ki: N'olup n'olayım?
Akan sular ile ben de dolayım,
Sakal, seni cımbız ile yolayım,
Bir kız bana emmi dedi, n'eyleyim?


KARACAOĞLAN

seskici
28-06-2006, 09:10
METİN ALTIOK'U BİRKAÇ ŞİİRİYLE ANALIM


ÖNDEYİŞ


Bedenim üşür, yüreğim sızlar.


Ah kavaklar, kavaklar!





Beni hoyrat bir makasla


Eski bir fotoğraftan oydular.





Orda kaldı yanağımın yarısı,


Kendini boşlukta tamamlar.





Omuzumda bir kesik el,


Ki hala durmadan kanar.





Ah kavaklar, kavaklar!


Acı düştü peşime ardımdan ıslık çalar.








AZALAN ÖMRE GAZEL


Zaman eksiltir insanı, her geçen gün, ömründen çala çala


Geçende oturup düşündüm, ne kadar kaldığımı, azala azala.





Sonra çıkıp yürüdüm, içki de istemedi her nasılsa canım


Tesbih gibi çekip geçmiş yılları, yüreğim darala darala





Bu dünya bakidir ve herkesten, elbette bir şeyler kalır


Kanayan bir sevda kalacak, delik deşik, benden kala kala





Ben sizleri içinizdeki, o bilmediğiniz yüzünüzle sevdim


Usandım yıllar boyu durmadan, kuyulara bakraç sala sala





Yetti artık Altıok Metin, sürdüğün şu pıtraklı zor ömür


Tuzak ol bir ölüme, denizler gibi, var git çoğala çoğala





NE Mİ KALIR


Ne mi kalır banden sana;


Kıpraşan civasıyla,


Menevişli göller kalır,


Hazır sırdaşın olmaya.





Ne mi kalır benhden sana,


İğde kokan soluğuyla,


Perçemli yeller kalır,


Hazır yoldaşın olmaya.





Benden sana az biraz


Kül içinde uykuda,


Yaşamımdan közler kalır,


Hazır candaşın olmaya.

Hale Oyal
28-06-2006, 14:31
AKASYA





Niçin senden ayrı bir kaderi yaşıyor


kafasını yasak bir kitap gibi yüreğinde taşıyarak


sonra sen sarı saçları salkım saçak


ve beyaz öğlelerinde akasya





neyle avunur ak duvarlardan başka


eğer solarsa kaçmak


her dalgası kayalara tutsak bir deniz


ve yaprağı düşen akasya





kör ışıklarla sabaha varır gece


gözleri hep gözleri ihanetle direnir


sayfalarda tükenen bir adamsa yaşamak


ve kuruyan akasya





niçin senden ayrı bir kaderi yaşıyor


niçin kenar yollarda çiçek açar akasya





Eray CANBERK


(Kuytu Sular)
































Edited by: Erguvan

Ümran Ünlü
28-06-2006, 14:34
Çok sevdiğim şairlerden birisidir.Sağol canım.

Hale Oyal
28-06-2006, 14:41
UMMUCUĞUM,


ŞİİRİ DEĞİŞTİRMİŞTİM...HANGİSİ A.İLHAN'mı..yoksa E.CANBERK'mi?


Ben CANBERK'i çok yalın ve içten bulurum..severim..hüzün lü şair...A.İLHAN'sa taç çiçeğimiz...Işıklar içinde yatsın..Edited by: Erguvan

Ümran Ünlü
28-06-2006, 18:43
aslında ikisi de ama illede A.İlhan

Perihan Baykal
28-06-2006, 20:13
MARMARADA AKŞAM

Çıkar gelir alacakaranlık
yeni sürülmüş tarlalardan
her adımda biraz daha yiten topukları
ve taflan külüne kokan elleriyle
çıkar gelir
her solukta bir dermansız hastalığın
iç kanamalarını çekerek sinesine

dalgalarda çözer
saçlarını alizeler
fosfor su yüzüne vurur
bir çağanoz çıkmak ister
göğsünün sarmal dehlizlerinden

ağır ağır yürür gece
taşlarında otlar bitmiş
Aspendos'un sahnesine
ve eski, alışkın bir oyuncu gibi
okur ceneviz gününden kalma tiradını

ak benekli gömleğini aranır
soğuk kıkırdaklarıyla ürpererek
kum engereği

çıkar gelir kutup yıldızı
ışıltılı bir pelerin gibi savurarak
samanyolunu
bağdaş kurup oturur
gök tapınağının mimberine

deniz / ah! o uçsuz bucaksız göğsünde
yeşil hareler oynaşan / deniz
gece dev bir çoban gibi
kara kepeneğiyle abanınca üstüne
çırpınıp bırakır kendini
vahşi bir aşkın öpüşlerine


ADNAN ÖZER

Nuray Çınar
28-06-2006, 23:00
<TABLE width=503>
<T>
<TR>
<TD width=441>Kar


</TD>


<TD align=right width=52>
http://www.siirakademisi.com/metin.gif (http://www.siirakademisi.com/yazdir.asp?id=525)</TD></TR>
<TR>
<TD width=497 colSpan=2>kar, kar gibi yağıyor ince ince
ipek gibi kar yağıyor özlenen
kar yağıyor haydar'ın şiirlerine
kederine yağıyor nâzım'ın
yüzüncü yaş gününü kutluyorum
kar altında kalıyor hasreti

kar yağıyor günlerce gecelerce
durmaksızın yağıyor kar kar
gökyüzüne bakıyorum, kar nerede
başlıyor, nerede bitiyor kar kederi
ağaçların dalları karla yüklü
kara bir kedi geçiyor sokaktan

kar yağıyor ipekten inceliği
kar yağarken beresi kaşında
bir kız geçiyor sokağı
keyifle seyrediyorum, uçuşuyor
beresinin altında güzelliği

kar yağıyor sürekli ve aydınlık
ıssızlığı geçen kar sesidir geceden
kar yağıyor ipeksi ve inceden
kocaman boşlukta durmaksızın büyüyor
yüreğime dolan kar kederi

kar yağıyor ruhum kardır benim
ince ince yağıyor geceden beri
kardır nâzımı'ın bütün sözcükleri
yüzüncü yaş gününü şiiriyle kutluyorum
odama doluyor nâzım kederi

Ahmet Ada
Agora Dergisi Mart-Nisan 2002 sayısı

</TD></TR></T></TABLE>

Nuray Çınar
28-06-2006, 23:06
Edited by: Nuray Çınar

Nuray Çınar
28-06-2006, 23:39
<TABLE style="BORDER-COLLAPSE: collapse" borderColor=black cellSpacing=0 cellPadding=0 rules=n***111;ne width=747>
<T>
<TR>
<TD vAlign=top width=270>



</TD>
<TD vAlign=top width=477 rowSpan=2>
<TABLE width=503>
<T>
<TR>
<TD width=441>İşçi Mihali'nin Ölümü


</TD>


<TD align=right width=52>
http://www.siirakademisi.com/metin.gif (http://www.siirakademisi.com/yazdir.asp?id=221)</TD></TR>
<TR>
<TD width=497 colSpan=2>kurumuş kan çamur lekeli bir fes
petrol lambasının ölgün ışığında
bir gül gibi parıldıyordu yarası.

sakar gençlik, evli, cebinde revolver
geceleyin gizlice yasak kitaplar
doyceorientbank yün ipek şeker.

kahvelerin derme çatma peykeleri
bira meze yongo gazinosu rıhtımda
ayak bileklerinde zil ermeni kızları.

minareler çan kuleleri surlar
trenler cepheye asker götürüyor
1904, karanlık bir oda gibi selanik.

serez çarşısı dokumacılar grevi
ve bütün grevlerin iki önderi
biri rum biri türk, kandiya'dan.

gün ortasında esmer bir gece
veles demirkapı hattı greviydi
bir kurşun, işçi mihali yerde.

kurumuş kan çamur lekeli bir fes
petrol lambasının ölgün ışığında
bir gül gibi parıldıyordu yarası.

hristos henüz kundaktaydı öldürüldüğünde
babası. kandiya'dan gelen arkadaşları
onun mavi taşlı mezar boncuğunu çıkartıp
mihali'nin eski ceketinin
cebine koydular ve
ağladılar.

"giritli doğmak ağır bir şeydi."
kuğulardır ölüme giderken birlikte
şarkı söyleyen.

barbadan bir daha haber alamadım.
ikş yıl sonra yaros adasında, sürgünde öldüğünü
öğrenecektim.

aşk için şarkılar söyler dururdun
ayrılık için şarkılar

on sekiz yaşın
bir sokak ortasında

gülüp durunca sana
ve yıllar sonra

bilemezsin ne yapacaksın.

rüzgarı nasıl kucaklayacaksın
denizi nasıl alıp da yüreğine

alıp da
o hala acemi yüreğine
bir çocuğun gülüşüyle sokacaksın.

takis petrulas geceye kadar
koşarken koyu bir karanlığın içinde

aynı tarihlerde,

bemim de ranzamın kıyısından
kız kulesinin ışıkları görünürdü

ve lacivert deniz.

kırık kurşunkalemim
dolaşırken sarı kağıdın üstünde.

Behçet Aysan



</TD></TR>
<TR>
<TD width=497 colSpan=2>Behçet Aysan</TD></TR></T></TABLE></TD></TR></T></TABLE>

M.Burak Sezer
28-06-2006, 23:40
Hüznün Anlayışı


tut ki bir yalnızım ben
tut da kurtulayım bu soğuk bahçeden
hızla geçti günün arzuları
hızla geçti gecenin dinmeyen anıları
sabır taşını ikiye böldüm
geçtim binbir acıdan umuttan

ayışığına muhtacız dedim dinlemediniz
duaya muhtacız selâma muhtacız
muhtacız bahara bahar sabahına

tut ki bir yalnızım ben
esintine muhtacım ey ulu rüzgâr
bana bir sır gerek şafak vaktinden
hatırama başdönmesi

hüznün anlayışını isterim
ey hüzün anlayışını isterim
badısabanın sabahla dostluğunu
badısabanın sabahla savaşını isterim
ey badısaba ekmeğini aşını isterim

isterim hızla geçen arzuyu
bu dansın çağrısı beni bulur beni arar


Ebubekir Eroğlu

Nuray Çınar
28-06-2006, 23:47
Edited by: Nuray Çınar

Nuray Çınar
29-06-2006, 00:01
Edited by: Nuray Çınar

Laser Fidan
29-06-2006, 10:18
<H3 =posttitle>Masalların Masalı</H3>


Su başında durmuşuz,
çınarla ben.
Suda suretimiz çıkıyor,
çınarla benim.
Suyun şavkı vuruyor bize,
çınarla bana.


Su başında durmuşuz,
çınarla ben, bir de kedi.
Suda suretimiz çıkıyor,
çınarla benim, bir de kedinin.
Suyun şavkı vuruyor bize,
çınarla bana, bir de kediye.


Su başında durmuşuz,
çınar, ben, kedi, bir de güneş.
Suda suretimiz çıkıyor,
çınarın, benim, kedinin, bir de güneşin.
Suyun şavkı vuruyor bize,
çınara, bana, kediye, bir de güneşe.
<A name=more></A>


Su başında durmuşuz,
çınar, ben, kedi, güneş, bir de ömrümüz.
Suda suretimiz çıkıyor,
çınarın, benim, kedinin, güneşin, bir de ömrümüzün.
Suyun şavkı vuruyor bize,
çınara, bana, kediye, güneşe, bir de ömrümüze .


Su başında durmuşuz.
Önce kedi gidecek,
kaybolacak suda sureti.
Sonra ben gideceğim,
kaybolacak suda suretim.
Sonra çınar gidecek,
kaybolacak suda sureti.
Sonra su gidecek
güneş kalacak;
sonra o da gidecek...


Su başında durmuşuz.
Su serin,
Çınar ulu,
Ben şiir yazıyorum.
Kedi uyukluyor
Güneş sıcak.
Çok şükür yaşıyoruz.
Suyun şavkı vuruyor bize
Çınara bana, kediye, güneşe, bir de ömrümüze.......


Nazım Hikmet RAN
7 Mart 1958, Varşova - Şvider

Hale Oyal
29-06-2006, 11:22
GAZEL





Mende Mecnun'dan füzun aşıklık istidadı var


Aşık-ı sadık menem,Mecnun'un ancak adı var





N'ola kan dökmekte mahir ola çeşmim merdümü


Nurfe-i kabil dürür gamzen kimi üstadı var.





Kıl tefahür kim senun her var men tek aşıkın


Leyli'nin Mecnun'u, Şirin'ün eger Ferhad'ı var





Ehl-i temkinem meni benzetme ey gül,bülbüle


Derde yok sabrı anun her lahza min feryadı var.





Öyle bed-halem ki ahvalün görende şad olur


Her kimün kim devr cevrinden dil-i naşadı var.





Gezme ey gönlüm kuşu gafil fezayı ışk da


Kim bu sahranun güzer-gehlerde çok sayyadı var





Ey Fuzuli, ışk menin kılma nasihden kabul


Akl tedbiridür ol sanma ki bir bünyadı var.





FUZULİ

Laser Fidan
29-06-2006, 13:34
Fuzûlî'nin 'İçindir' Redifli Gazeli


Âh eylediğim serv-i hırâmânın içindir
Kan ağladığım gonce-i handânın içindir

Ser-geşteliğim kâkül –i müşkınin ucundan
Âşüfteliğim zülf-i perîşânın içindir

Bîmâr tenim nerkis-i mestin eleminden
Hûnin ciğerim lâ’l-i dür-efşânın içindir

Yaktım tenimi vasl günü şem’ tek ammâ
Bil kim bu tedârük şeb-i hicrânın içindir

Kurtarmağa yağmâ-yı gamından dil ü cânı
Sa’yim nazar-ı nerkis-i fettânın içindir

Can ver gönül ol gamzeye kim bunca zamandır
Cân içre seni sakladığım ânın içindir

Vâiz bize dün dûzahı vasf etti Fuzûlî
Ol vasf senin külbe-i ahzânın içindir


Günümüz Türkçesi:


1-Âh edişim,salınarak yürüyen selvin (yani:selvi boyun) içindir,kan ağlayışım gülen koncan (yani:konca gibi ağzın) içindir.

2-Başımın dönmesi mis kokulu kâkülündendir;perişanlığım perişan saçın içindir.

3-Sarhoş nerkisinin (yani:süzgün gözünün) derdinden vücudum hastadır,inci saçan lâ’lin (yani:arasından inci gibi dişlerin görünen lâ’l gibi kırmızı dudakların) için ciğerim kanlıdır.

4-Kavuşma günü vücudumu mum gibi yaktım;bil ki,bu hazırlık senin ayrılık gecen içindir.

5-Gönül ve canı gamını yağmasından kurtarmağa çalışmam,fettan nerkisine (yani:nerkis gibi gözüne) feda etmek içindir.

6-Gönül! O süzgün bakışa can ver ki,bunca zamandır seni onun için canımın içinde saklıyorum.

7-Fuzuli!vaiz bize dün cehennemin nasıl olduğunu anlattı,o anlattıkları kulübesi içindir (yani:senin gam yuvası olan kulübene uygun düşmektedir.)

Hale Oyal
29-06-2006, 14:51
Sayın Laser Fidan;


Ne kadar iyi etmişsiniz..şiirin açıklamasını yazmakla..genç kuşaklar anlar en azından....Ben de düşündüm ama fazla yer kaplayacağı korkusuyla yazmadım..


Saygıyla..