PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Nobel Edebyat Ödülü Müller'in oldu


Mustafa Fırat
12-10-2006, 14:13
Orhan Pamuk; 2006 Nobel edebiyat ödülünü aldı.Artık biz de nobelliyiz...Vatana millete hayırlı olsun...Edebiyata mı?Edited by: mustafaF

ibuyukcebeci
12-10-2006, 15:11
Darısı ELİF ŞAFAK'ın başına...





Hoş Geldin Cilalı Sanat Devri. İntihaller, Kolajlar. Postmodern kolaylık. Magazinleşen yazın. Paparaziye dönen yazar tipleri. Sahici edebiyat nerde?


"Ben buradayım sevgili okur, sen nerdesin?" i kim söylemişti...


Piyasayı kasıp kavuran,Sevgili Zeki Coşkun'un nitelemesiyle "para-roman"dan başka ne ki?


Yıllar önce bir yazın dergisinde (şimdi kitaplığımın neresinde bulamıyorum) bir inceleme vardı. Orhan Pamuk'un BEYAZ KALE romanını sayfa sayfa karşılaştıran; neredeyse birebir apartma olduğunu ortaya koyan. Kitabın orijinali bir İtalyanyazara aitti. Sonra Beyaz Kale, ödüller aldı,pek çok dile çevrildi. Farsçaya da. İtalyanca romandan kaç kişinin haberi var? Birkaç yüz kişi dışında, o yazın dergisinden, o apartmadan kaç kişinin haberi var?


"O güzel insanlar, o güzel atlara binip gittiler."


Goethe demiş ki:


"Doğruya, İyiye, Güzele"


Ama nasıl, ama ne zaman, ama kiminle?


Kutlu olsun O.Pamuk hayranı akademisyenlere
ve okurlarına!


İlhan Büyükcebeci

MUSTAFA ERGİN KILIÇ
12-10-2006, 15:17
Oğuz Atay söylemişti hocam. Ve bu soykırım ve bu 301. maddenin tam da gündemde olduğu bir zaman da ödülün gelmesi.

Kurgu iyi.

selamlar</font>

emre gümüşdoğan
12-10-2006, 15:30
Ülkemizden bir yazarın Nobel kazanmasına sevinebilseydik keşke...

Keşke Nobel gözümüzde hep Nobel kalsaydı piyasaya düşmeden...

deniz engin
12-10-2006, 17:09
ah yaşar kemal ah!!!

hilalmakami89
12-10-2006, 18:35
"Nobel Edebiyat Ödülü’ne değer görülen Harold Pinter, ödülün kendisine neden verildiğini anlamadığını, Nobel’i Orhan Pamuk’un hakettiğini söyledi.


Ödülü kazandığının ertesi günü dahi, gazetede Orhan Pamuk’un adını aradığını söyleyen Pinter, Pamuk için “O olağanüstü bir yazar” dedi. Ödülü siyasi duruşundan ötürü aldığını düşündüğünü vurgulayan Pinter, aralık ayında Stokholm’deki törene gittiği zaman konunun özünü anlayacağını da sözlerine ekledi."


24 Ekim 2005 Pazartesi

hilalmakami89
12-10-2006, 18:38
bugün sana,yarın bana mı?


öhö öhö

Mustafa Fırat
12-10-2006, 18:47
sanırım biraz öyle sevgili hilal!ama işin içinde başka şeyler olabilir!ben yine de bir Türk'ün kazanmasına seviniyorum ama o kişi kim olabilirdi diye...

vahdettinyılmaz
12-10-2006, 19:33
Veriliş ölçüsünün edebiyat olmadığı bir ödülün,edebiyata hayrı ne olabilir?


'Kedi ulaşamadığı ciğere murdar der' sözünü hatırlatmayacağınızı bilsem,'bombacı Nobel, adına ödül konulacak adam mı' sözünü rahatça sarfedebilirdim.

mvstafa ısık
12-10-2006, 20:14
HAYIRLISI OLSUN! NE KADAR GÖRÜŞLERİNE KATILIYOR YADA KATILMIYOR OLSAKTA BİR TÜRK'ÜN DÜNYANIN EN PRESTİJLİ EDEBİYAT ÖDÜLÜNÜ ALMIŞ OLMASI BÜYÜK BİR KIVANÇTIR...DARISI DİĞER EDEBİYATÇI,DÜŞÜNÜR VE BİLİM İNSANLARIMIZIN BAŞINA...


TEBRİKLER, ORHAN PAMUK!

zeynel çok
12-10-2006, 21:42
Orhan Pamuk Nobel Edebiyat Ödülü'nü aldı diye nerdeyse üzüleceğiz.


Ne oluyor bu ülkenin insanına ve hele ki edebiyatçılarına. Pamuk'un düşüncelerini paylaşmak zorunda değiliz ama bu ödülden en azından mutsuzluk duymamalıyız.


Ben kendi payıma Pamuk'un başarısından göneniyorum. Dilerim bu ödül bu sitede yazanlara da ödüller kazanmak için bir kamçı olur.

utkucem
12-10-2006, 22:54
.Edited by: utkucem

poseidon
12-10-2006, 23:46
Bu ödülü bir zamanlar da Soljenitsın denilen çapsız ve yeteneksiz bir adama lütfetmişlerdi. Neydi bu adamın özelliği ? Sovyetler birliğinde anti-komünist olmaktan öte ne değeri vardı ? Bugün kim anımsıyor bu kırkıncı sınıf yazar müsveddesini?

zeyno
13-10-2006, 03:21
.Edited by: zeyno

Apolemia
13-10-2006, 04:59
Edebiyat adına romanlarıyla ortada olan Orhan Pamuk'la

Siyasi kimliği Türklüğe uymayan Orhan Pamuk'u ayırmak gerekir.

Beğeni/Tepki bir yere kadar götürür bizi, ama siyasi kimliğin altında edebi kimliği de ezmemek gerekir. Ödül siyasi duruşuna (duruşsuzluğuna) verilmiş olsa da edebi kimliğine verilmiş gibi düşünüp polyannacılık oynamaya çalışıyorum. İlk kez millet olarak tarihimizde altın harflerle geçecek bir olaya sevinemiyoruz, ama sevinmeyi bilmediğimizden!..

Siyasi ve edebi olarak ikiye ayırdığım Orhan Pamuk ismini; ülkemize başarısız bir Nobel ödülü getirdiği için kutluyorum içimden. Amacına ulaştı.

zeyno
13-10-2006, 05:53
.Edited by: zeyno

utkucem
13-10-2006, 09:55
.Edited by: utkucem

selami karabulut
13-10-2006, 10:33
smileys/smiley32.gifsmileys/smiley32.gifsmileys/smiley32.gifsmileys/smiley32.gifx


Orhan Pamuk'un iyi bir romancı olduğunu ve bu ödülü de hakkettiğini düşünüyorum. Onu eleştirenlerin bir çoğunun, kitabını okuyamadığından eleştirdiğine çok tanık oldum.


Oğuz Atay'dan sonra Orhan Pamuk'turmoderin insanın çıkmazlarını gizemli bir dille anlatan. Eleştirenlerin bir çoğu da, burjuva aydını ve postmoderinist olduğundan sevmediğini söylüyor. Bunlar doğru olabilir, ama doğu kültürünü özellikle bize ait olan yaşam biçimimizi entellektüel bir bakışla anlatanilk romancımızdırOrhan Pamuk. Roman okuyucuları iyi bilir bu şimdi moda oldu. Herkes öyle yazmaya çalışıyor. Bunlara örnek olarak, en kötüsünün Elif Şafak'ın en iyisinin de Hasan Ali Toptaş'ınyazdıklarınıgöstebilirim.


Evet ödül almasında, verilmiş olduğu bir takım siyasi mesajların da etkisi olabilir. Bir aydın aynı zamanda sorumluluk sahibi de olmalı. Söyledikleri bir takım fırsatçıların işine yarıyorsa uslubuna dikkat etmeli. Bu nedenlerden dolayı ben de eleştiriyorum. Yalnız unutmayalım ki Yaşar Kemal'de bunu yaptı bir zaman. İkisi de bu ödülü hakketiyor. Öyleyse neden böyle siyasi mesajlar verme ihtiyacını duydu bu romancılarımız. Biraz da onu tartışsak diyorum. Acaba neden her konuda batıya karşıböyle bir kompleksimiz var. Edited by: selami karabulu

selami karabulut
13-10-2006, 10:43
"ikinciolarak burada asıl senin düş çizgisine tamamen aykırı olan ben varım.Bundan böyle ancak saldırılarınızı ben üstünden gerçekleyiniz"


Utkucem arkadaşım, bu sözünü beğenmedim. Lütfen misyonunu kendine sakla. Burada herkes, kendini savunabilir. Aykırı olduğunu sanan bu sözlerisöylemez zaten, hissetiririr. Üstelik uslubun çok kötü. Perihan Yakar'ın ( şimdi Zeyno takma adını kullanan da o sanırım) uslubunu da sevmediğimi daha önce yazmıştım. Sen de aynı dili kullanmışsın. Kabul edilir gibi değil...Edited by: selami karabulu

nursena
13-10-2006, 14:26
Ne tesadüf.


Gecen yil degil de tam da bu yil ödüllü olduk.Oleyyyy,yasasiiiiin.woooow.


Ne mutlu türküm diyene(pardon demeye´ne de mi olacakti)


Asli ne olursa olsun mu demeliyim yoksa?


Türkiye'yi kötüle, yerden yere vur, önemli olan ödül.Önemli olan bencilligim.Önemli olan PARA VE KARIYER...Türk halkinasil olsa ödülü alinca sus pus olurlar.


Keske avrupali'larin ic yüzünü biraz görebilseydiniz.


Ne kadar türk'ü kötülerseniz o kadar yücelttiklerini yakindan görebilseydiniz.


Avrupadadogup büyüyenbirisi olarak. üzülmeli miyim, yoksa sevinmeli miyim, bilmiyorum.

utkucem
13-10-2006, 18:05
Sevgili Selami,kadirşinas dost


yazdıklarımdan kendinize hisse çıkarmışsınız.Üzüldüğümü ifade etmeliyim.


yazdıklarım zeynonun üzerineydi.Bana uzun bir mektup bırakmış


kendisine teşekkür ederim...Ben de cevabi yazı yazdım. sağolsun yazıyı çekince benimkinin anlamı kalmıyor.Ben de çektim yazdıklarımı.tecrübeler sabittir.Üslup belki hoş olmayabilir,


ancak sizin ki hala orada duruyor...


misyonum var ama:doğruluk ve gerçeklik adına sanata ve edebiyata kendi çapımda katkı sunabilmek yol alabildiğimce





sevgilerimle.Edited by: utkucem

selami karabulut
13-10-2006, 18:21
Teşekkür eder yolunda başarılar dilerim. Yazdıklarını severek okuyorum. Edebiyatçı idiasını içinde taşıyandır. İddalı olmak güzel bir şey tabii ki... Edited by: selami karabulu

venessa
13-10-2006, 20:57
AKADEMİDE KİMSENİN İNANIŞLARI, SİYASİ FİKİRLERİ, CİNSİYETLERİ BENİ ASLA İLGİLENDİRMİYOR. BU YAZIN YAŞAMIMDA DA BÖYLE.ORHAN PAMUK'UN SİYASİ KİŞİLİĞİ, İNANCI, EDEBİYAT DIŞI SÖYLEMLERİ BENİ BAĞLAMIYOR. BENİ YAPTIĞI EDEBİYAT BAĞLIYOR. TÜM KİTAPLARINI OKUMUŞ BİRİ OLARAK, PAMUK'UN NOBEL ÖDÜLÜNÜ HAKETTİĞİNİ, BUNUN İÇİN GEÇ BİLE KALINDIĞINI SÖYLÜYORUM. BURADA ONUN ESERLERİ TARTIŞILSIN. BAKINIZ İLHAN BÜYÜKCEBECİ ONUN BİR DİĞER KİTAPTAN ALINTILADIKLARININ ROMANINDA SERPİŞTİRİLMİŞ OLDUĞUNA YÖNELİK ELEŞTİRİSİNİ SUNDU. PAMUK'U ELEŞTİRDİ. BURASI SİYASET YERİ OLMADIĞI İÇİN BİZ DE ÖYLE YAPALIM. ONUN YAZINI ÜZERİNDE ODAKLAŞALIM. YOKSA GERİSİ BOŞ GİBİ GELİYOR BANA...Edited by: venessa

Apolemia
13-10-2006, 23:54
İletime aslında kendi tepkimin altında kalarak yazdıklarım için eklenti yapmak istedim. Orhan Pamuk bu ödülü hak etti ve kazanan Türk Edebiyatı oldu. Bu konuda bütün olumlu yaklaşımlar sevindirici. Siyasi söylemleri kendini ilgilendiren kişisel açıklamalarıdır, ona da saygı duymak gerekir. Ama istedi ve başardı, üstelik kalemiyle.

emre gümüşdoğan
14-10-2006, 00:36
Birisi bana: "Bir Türk yazar" -moda deyimiyle -"Türkiyeli yazar Nobel kazandı." dese, elimdekileri fırlatır "yaşasınnnn" diye bağırır gök yüzüne sıçrardım.


Buruk bir sevinç yaşadım...

Olaya ırkçı yaklaşmadım, ne 301 den baktım ne diğer açıdan...

Sevincimdeki burukluk, nobelin kıstaslarından birinin, yazarın ülkesine ve toplumuna muhalifliğine indirgenmesi, popülist yaklaşım,ikincisi, daha iyi Türk yazar ve romancıların olması...

Hasan Ali Toptaş, Orhan Pamuk'a göre on gömlek edebiyatcı, romancı...


Şunu da biliyorum, beş on yıl geçmeden, Orhan Pamuk'un sözleri de, Fransızların yasası da, günün diğer olumlu ya da olumsuz etkenleri, nedenleri de unutulacak, Nobel tarihinde Orhan Pamuk adı kalacak...
Zaman ağartsın...

asuman atakuman
14-10-2006, 01:48
orhan pamuk kendi adıma çok severek okuduğum bir yazardır. "kar" dışında bütün kitaplarını severek okudum. bazılarını üç beş kez okudum.
"öteki renkler" adlı kitabı özellikleyazma konusunda bir çok anahtar sunan bir kitap.
gerçekten büyük edebiyatçı olup olmadığına zaman karar verecek. hepimiz biliyoruz ki, ödüller her zaman gerçek yazarlara verilmediği gibi ille de kötü yazarlara verilmiyor. ayrıca bu vatanseverlik ödülü değil, edebiyat ödülü. ve genel eğilim olarak içindeyaşadığı politik sistemle zoru olan yazarlara veriliyor.
elbette daha iyi yazarlar var. ödüllü diğer yazarların ülkelerinde yok muydu?
biraz şansın, tanıtımın ve uluslararası bağlantıların önemi de göz ardı edilemez.
türk edebiyatı'nın adının dışarıda duyulması açısından büyük bir adım bence.
umarım bu ödül, dünyanıngözlerinin uyuşturucu ve fuhuş trafiği ile üzerimize çevrildiği bu günlerde dikkatlerin biraz da kültürel ve sanatsal zenginliklerimizeyönelmesine neden olur.

vahdettinyılmaz
14-10-2006, 12:51
Orhan Pamuk tartışmasında üç şey netleşti:

1. Olaya edebi kimlik ve estetik yaratıcılık açısından bakamama donanımsızlığı,

2.Nobel Ödülü'nün niteliği ve özellikle edebiyat ödüllerinde baz alınan ölçülerin edebi olmaması,Nobelcilerin ideolojik duruşunu okşayan sloganik boyuttaki sözlerin,onu sarfeden yazarın hiç bir yapıtına edebi bir özümsemeyle sindirilememiş oluşunun görülemeyişi,

3.Gelinen konjüktürde; 'Türkiye' diye derdi olan her aydının,konuya vakıf her yurttaşın Kürt sorununa ve Ermeni iddalarına karşı çağdaş cumhuriyetin hoşgörülü ve pozitivist düşün değerleriyle yaklaşmaları gerektiği.
Edited by: vahdettinyılmaz

Nur Sicimoğlu
14-10-2006, 16:45
Orhan Pamuk ve Nobel Edebiyat Ödülünü düşündüğümde, onun yaşam hikâyesini anlatan İstanbul: Hatıralar ve Şehir, isimli kitabını bir kez daha anımsadım.<?:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-com:office:office" />

Orada okuduğum ve basından takip ettiğim Orhan Pamuk, varlıklı bir ailenin çocuğu olarak Nişantaşı’nda dünyaya gelmişti ve aynı apartmanda yaşayan yakın akrabaları, babaannesi arasında çocuk gözünden izlediği ilişkiler daha sonra anne baba ayrılması, onda içe dönük bir çocukluk yaşatmıştı.

Yalnız başına oynayabilen, kendi hayalinde kurguladığı oyunların içine dalan, gölgeli odalarda dolaşan bir çocuktu…

Daha sonrasında ressam olmak istemiş senelerce resimle uğraşmış İstanbul Teknik Üniversitesinde okurken Mimar ya da ressam olamayacağına karar verdiğinde,Gazetecilik Enstitüsüne geçmişti(devam zorunluluğu olmadığı için)..

Sonrasında yazı yaşamında önemli bir yer almış ve ilk romanını çıkarma aşamasında yedi seneye yakın bir süre kendini neredeyse sadece yazıya vermişti.

Cevdet Bey ve Oğulları’nı okuduğumda ise onun yaşamından kesitler izledim ve ilk roman olmasının verdiği her şeyi yazayım duygusunu yaşattı bana o roman…

Orhan Pamuk, bu ilk romanından sonra dilini değiştirerek daha katmanlı, geçişkenli bir dile dönmüştür. Post modern kapsamında yer alır.

Ve… Melankolik ruhunun yazıya yansıması sonucu ruhen ağırlaşarak okuduğum bir edebiyatçı.

Nobel Edebiyat Ödülü aldı.

Keşke Edebiyat adına yüreğim pır pır edebilseydi..





Edited by: Nur Sicimoğlu

nesredede
14-10-2006, 17:49
ORHAN PAMUK için elbette söylenecek çok şey var. Birkaçını zevk alarak çoğunu ise sıkıntıyla okuduğum -bunun nedeni o uzun ve lezzetsiz türkçesi-romanlarındaki tiplemeleri hiçbir zaman gerçeğe yakın durmaması biryana(en son kar romanındaki kemalist tiplemesi bayağı ve basitti) bende önyargılı perspektifsiz yazar duygusu uyandırdı. En son atalarımıza attığı çamurun- bu ülkeyi kuran kurtaranlara bir övgüsünü görememiştik-Nobel kazanma numarası olduğu aşikardı, evrensel yahudi lobisiyle birleşince mutlu son geldi.


Geldi ancak, hiçkimse gerçekten mutlu olamadı. O.pAMUK bu kişisel zaferini daha önce bu ödülü almış bir çok yetersiz ismi düşününce haketmedi demek haksızlık olur. Yaşar Kemal'e verilse bu kadar tartışmaz daha çok sevinirdik çünkü daha çok hakettiğine dair konsensus vardı sanıyorum.

nesredede
14-10-2006, 18:02
Burada venessa bey için de söyleyeceğim şey o. pamuk'un bu ödülü almasında siyaset hiç mi rol almadı.haketti etmedi benim değerlendirmem bundan önce alanların çoğundan iyi olduğu. Siyaset yapmayalım düşüncesi edebiyatla kuramsal biçimde ilgilenmiş ortalama bilgili bir insana bile yakışmaz. Yaklaşımınız yanlış hoşgörü ile apolitikliği karıştırmayalım.

utkucem
14-10-2006, 18:30
daha çok ayrışılacak daha çok pekiştirilecek bir Orhan Pamuk...


Şahsı münhasır bir Orhan Pamuk geçip gitti gözümün önünden...o halaylarla o derviş ruhuyla erdi muradına.


Orhan,edebiyatın bulunduğu süreci doruk noktalarına taşımıştır,aldığı ödülle birlikte.Bu bir kıskanılacak durumdur.İzlediğim kadar herkes hasedinden öldü,ödülle birlikte.


Demokratik düşüncelerin kalıntısına sağılan omurgasızlar şimdi kendilerine alan yaratmak için saldırıya geçti.Utanmadan kişilik haklarına bile saldırıları eksik etmediler.


dışardanbakan biri olarak,utanç duydum evrensel etiğe her dem sığınıpta her türlü kini boşaltan ,acz içinde kıvranan sözde yazar ve sanatçılara...


gerçek yüzlerini bu meyanda açığa çıkaran sözde demokrat yazar ve sanatçıların maskesini indiren...


Orhan Pamuk'u bir kez daha yürekten kutlarım...


Sanatın özü muhalifidir sistemin...bana sanattan söz etmeyin...Çünki hiç bir zaman sanatçı üzerine giydirilmiş bedenle ruhunu örtüştüremez.


yürekli kalemlere saygılarımla...





Edited by: utkucem

nesredede
14-10-2006, 19:09
önce vanessa beyden özür diliyorum -ortalama bilgili -sözünden ötürü inceleyince dolu bir insan olduğunu anladım.mahçubiyetlerimi bildiriyorum naçizane. Utkucem beye gelince hiçkimse sanırım orhan pamuk'u cezaevine atalım vs. demiyor. Siz de Fransa gibi bir başka diktatörlük şekli deniyorsunuz üslubunuzla. evet o. pamuk emperyalizme karşı başkaldırmış bir ulusun destanı peşinde koşacağına ihanet edenleri haklı gösteren- dün ve bugün-davranış kipine girmiştir, girebilir.benim de söz söyleme hakkım vardır eğer utku-cem bey izin verirse..orhan pamuk maddi ödülünü almıştır utku-cem bey ne peşindedir anlamadım. Eğer yurt-dışından gelip yerleşmediyse aynı atalara sahibiz sanıyorum. Birazcık tarih kitaplarını karıştırırsa ermenilerin de ne yaptıklarına dair fikir sahibi olur, diğer etnik küme için birşey söylemeyeceğim eğer mezarlıklara arada bir gidiyorsa şehitlerimizin miktarı konusunda da fikir sahibi olur. ille fikir sahibi olamam ben böyle geldim böyle gideceğim diyorsa da yine kendi tercihidir insanların böyle düşünmeye de hakkı vardır. yalnız lütfen ama lütfen, yok yürek yok böbrek yok muhalefet muhabbetine girmeyin, sıktı çünkü bu ülkeyi gerçekten seven birçok muhalife haksızlık etmiş olursunuz.

poseidon
14-10-2006, 19:12
Ne ilginç bir durum... Bütün ömrünü son derece apolitik bir biçimde yaşamış biri hayatının tek politik çıkışıyla ortalığı birbirine kattı. Orhan Pamuk'un kitaplarında bu görüşlerden zerre kadar bir iz yoktur. Yani aslında söyledikleri tamamen politik bir manevradır ve inanarak söylememiştir. Sürdürülen bütün tartışmalara ve medyadaki değerlendirmelere bakınca bütün fırtınanın tamamen milliyetçi bir bakış açısıyla, Orhan Pamuk'un 'Türk düşmanlığı' noktasında kördüğüm olduğu görülüyor. Ödül de bu bakışla değerlendiriliyor. Yani Orhan Pamuk'un o çıkışı olmasaydıbugünkü tartışmaların büyük çoğunluğu olmayacaktı. Aslında bu site gibi edebiyat derdinde olan bazı çevrelerin dışında kimsenin, Orhan Pamuk'un yapıtlarındaki edebi düzey umurunda bile değil. Bu çok kötü... Benim açımdan ise Orhan pamuk'un bir yazar olarak yeteneksizliği ve kitaplarının bazılarının başkalarından aşırdıklarıyla oluşturulmuş olması önemlidir. İlk romanı 'Cevdet Bey ve Oğulları, Thomas Mann'ın 'Buddenbrook Ailesi' adlı romanından alınmadır. İki kitabı yanyana koyup okumak bu gerçeği ortaya çıkarmak için yeterlidir. Başka arkadaşların verdiği bir çok örnek var. Üstelik bu iddialar yeni değil ve hiç birine de yanıt verilmemiştir. Sorun, Nobel Edebiyat Ödülü'nün Türkiye'deki böyle çapsız ve yeteneksiz bir yazara verilmesidir.


Önemli bir konu da Nobel Edebiyat Ödülü'nün kendisidir. Bu ödülün ne kadar nesnel ölçütlere dayandığı ve edebiyatı ne kadar dert edindiği tartışılmalıdır. Bu ödülün edebiyata katkısı nedir? Tartışılmalıdır.Edited by: poseidon

utkucem
14-10-2006, 19:19
kibar yazınız karşısında epeyce bilgilendim,sevgili nesredede.Burası yazın dünyası.Sanırım kendinizi geliştirdikçe güçlü kaleme sahip olcaksınız ama...


edebiyat adına farklı bir sözünüz varsa şimdi alabilirim...yoksa bekleyebilirim,sabırla...sabırçiçekleri hep bahçemde ..sık aralıklarla suluyorum..boynunu uzatıp eğildikçe yeniler ekiyorum...


Siz en iyisi evinizde oya işleyip tevekkül edin..annemin ağzına çok yakışırsınız...o da sizin gibi,yumuşacık ve içten..


daha sonra benden de özür dilersiniz


sevgilerimle...Edited by: utkucem

utkucem
14-10-2006, 19:34
artı hiç bir eser kendinden bağımsız değildir sevgili poseidon.Bu yüzden aklı başında her edebiyatçı,sanatı ve edebiyatı etkileşim içinde yürütür.Okumak okumak ve okumak.Okudukça üslup gelişir...Okudukça etkileşim artar...ekoller durup dururken ortya çıkmıyor.


Postmodern hayat düşlemi(bana çok sıcak gelmezse de)ekseninde beden bulan yazın dünyası bir çok saçmalık ve eksiklik taşımasına rağmen yine de bir nehir bulmuş akıyor.Bu süreçte yazılan eserlerin geleceğe birer köşe taşı olduklarını da ilerde edebiyat tarihi değerlendirecektir,geçmişi anlamak adına...


Yazılarımda dikkat ederseniz farklı bir açıdan baktım Orhan Pamuk'a..

vahdettinyılmaz
14-10-2006, 20:14
Dünyada hiç bir şey birbirinden bağımsız değildir.Bu diyalektik yasa;özümsemenin ve gerçekliği yeniden yaratmanın tutunduğu önemli bir daldır,çalmanın ve hırsızlığın değil.


Etkileşim,insanın içindeki yaratıcı bilinci ateşlemeli;etkilendiğini yansıtmayı değil.Poseidon'un söyledikleri;gerçekliği imgesel olarak yeniden yaratmaya yönelik şeylerdir.Siz 'artık hiç bir eser kendinden bağımsız değildir' derken,başkalarından kopye çekmeye tatlı bir kılıf dikiyor gibisiniz.Etkileşim kapsamında düşündüğümüz yapıtın en azından prototipini aşıp,sahibine ait özümsenmişlik içinde özgünlüğünü ortaya koymuş olması gerekir.


''Nobelcilerin ideolojik duruşunu okşayan sloganik boyuttaki sözlerin,onu sarfeden yazarın hiç bir yapıtına edebi bir özümsemeyle sindirilememiş oluşunun görülemeyişi,''


Evet bu iddamı sürdürüyorum.

CengizOrhan
14-10-2006, 22:22
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">GÜNCEL BİR KONU[/B]<B style="mso-bidi-font-weight: normal"><?:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-com:office:office" />[/B]
Sepetinde üç dirhem pamuğu olmayan takımı
Fena halde tebelleş oldu Orhan Pamuk'a...
Yok efendim, bu Nışantaşı çayır züppesi
-Romancılık ne gezer serde!-
Reklâm yazarıymış düpedüz
Veya son model helikopteriyle kapı kapı dolaşan
Post-modern bir seyyar satıcı...
Ben ki pre-modern bir şairim, diyorum ki size:
Bakmayın Orhan'ın hep geçmişe mazilerden dem vurduğuna
Harem dairelerinde oryantal göbekler attığına!
O mu sanki edebiyatımızda tek yağmur kaçağı
Üslubu bihoş mesleği nakkaş muşambası makintoş!
Bakmayın sokaklarda bir müze bekçisi gibi dolaştığına
O tam Günün Adamı
Antika olan biziz asıl
Gırtlağına kadar beyaz eşyaya kara paraya batmış
Bu tüketim toplumunun has çocuğu o!
Bir kalemde yeni bir kalem sürdü piyasa ekonomisine
Kitapsızlar mahallesinde salyangoz bellenen, o yasaklı
O tu kaka KİTAP kapış kapış gidiyor sapamarketlerde
Orhan eskiden yok olan bir şeyi yok satıyor
Biz ne kızıllar gördük kızılı yok pahasına satan...
Varsın o da Kırmızı'yı okutsun ateş pahasına
CAN YUCEL/31.12. 1998/DATCA

deniz engin
14-10-2006, 22:27
mekanın datça olsun!!!

nesredede
14-10-2006, 23:21
seni özlüyoruz can baba..

nesredede
14-10-2006, 23:38
utkucem ise yazın erbabından çok komedyene benzemeye başladı, komik..tanımıyorum ancak yazın konusunda imrendiğim bir noktada durmadığı kesin. analitik düşünemiyor ve fazla ezbere yaşıyorsun,önceden kodlanmış cümleler yerine araştırarak konuşsan yazın hayatın için iyi olur kanısındayım.

utkucem
14-10-2006, 23:56
sevgili nesredede...


dah dün üye oldun ve peşin yargılara kapıldın .Sizi tanımıyorum ki...mesleğimi de belirlemişsiniz.Gurur duyarım komedyenlikten,onlar adına...(bağlam çok tutarsız ve acilen tüm komedyenlere bir özür borcunuz daha oldu:))
öncelikle size bir hoş geldin demeyi unutmuşum,eksikliğe bağlayın...Hayatımda hiç bir şeyi kodlayarak esiri olmadım simgenin.Ama simge üretme konusunda çabaladım.Kendime dergah oldum..aramaya koyuldum iyilik vd güzellikleri..


Sizi üzmek istemem ama analitik düşünceyi sizinle tartışabilirim...Siz en iyisi okuyun,ilk defa yazıyorsanız.düşünceyi oluşturan bendir..olmayan ben yani siz bende olmadığınız ölçüde kendinize varsınız bir nevi de yoksunuz kendinizde demek oluyor..


ben yoksam sizi anlamlı kılan hiç bir gerçeklik yok...Hayata dair sözü olan söyler..


ama sizi bağışlıyorum söyleyeceklerinizle..bundan sonra dahi...
ne olur hiç olmazsa kendinizi betimleyen sözcüklere ağırlık veriniz...bel ki üretkenliğiniz daha artacaktır.Ama dün gibi olmamak koşuluyla.


sevgilerimle...

nesredede
15-10-2006, 00:26
evet benden önce bu sitede varolman doğru düşüncelere sahip olman anlamına gelmiyor. garip bir tarzın var-komik-o.pamuk konusunda eleştiri getirenlere "hased, omurgasızlar vs." ifadelerle mahkum ediyor sonra başkalarına "kibarlık" dersi vermeye çalışıyorsun açıkçası hocalığın da komik..

utkucem
15-10-2006, 00:53
ya kızım yine tutarsızlıklara takılıyorsun.Senden önce ya da ben den sonra kavramını açalım isterseniz .Diyelim ki siz beni yıllardır tanıyorsunuz düşlerimi ve celerimi iyi biliyorsunuz ve yazdıklarımı bu pencereden değerlendiriyor olabilirsiniz.Sizi niçin üzeyim ki bu konuda .ama iyi bir ilerleme başlangıcı gibi..


kimseyi kimseye mahkum ediyormuymuşumamaaçılımçokfarklıburada...
Örneğin bir ayyılasırfalanfilan...dediğime geleceksen niye önyargılı davranıyorsunlarmış...


Hocalık konusuna gelince,öğretmenliği tercih ederim...yaramaz ve çılgın gençleri iyi yetiştirmek için yoğun çalışırdım
Bak notun hala iyi ona göre takdire az kaldı...


şimdi Orhan pamuk meselesine dönelim...çün ki sayfayı bu bağlamda düşüncelerle donatmalıyız.


Diyorum ki Orhan Pamuk çok iyi bir romancı örneğidir.Betimlemeler ve cümleler arası geçişkenliği özdeksel devinime uygun formata indirgeyen bana günümüz yazar ve romancılardan daha iyisini örnekleyebilirmisiniz.(Kanımca var türdeşim)
siz en iyisi beş kez okuyun benim adım kırmızıyı..benim adım kırmızı benim adım kırmızı diye.O zaman yüzünüzün kızarması sizi söylemlerinize pişman etmeyecek mi.Orhan Pamuk romanlarında siz gençliğe hitap ediyor.Sizin dilnizle konuşuyor.Bana daha yabancı oysa.Buna karşılık adamın hakkını teslim ediyorum.Her defasında Okudukça başka haz ve başka yaşamlar bulacaksınız.


En iyisi siz siyaseti bırakın edebiyat yapın ve bolca Orhan Pamuk okuyun..ve sonra banahem özür hem de teşekkür edersiniz vaktinizi anlamlı geçireceğiniz için


sevgilerimle.


not:bu konuyu artık daraltmayalım.sayfa kimvurduya gitmesin..isterseniz hakkımdaki düşüncelerinizi nesnel gerçeklik ışığında şiir sayfasına taşıyın..Edited by: utkucem

çelişki
15-10-2006, 01:43
Ne acı!


Adam bir laf etti, milliyetinden oldu. Adam bir laf etti, inanıyor muydu, duruşu ettiği kelamla uyuşuyor muydu bilmem ama ülkesinde onuru alaşağı edildi. Bir laf, insanlara bu kadar kini nasıl enjekte etti? Aklım almıyor,demokrasi anlayışımız bu kadar dar mı?


O adam iyi bir yazar,bu işe emek vermiş, çok çalışmış. Nobel ödülünü alacak kadar. Türklüğünü överek alsaydı bu ödülü, hani bir arkadaşın dediği gibi siyasi görüşü milliyetiyle uyuşsaydı-bu da nasıl bir duruştur bilmiyorum-, Nobel'in bombacılığı hatrınıza gelecek miydi?


Anlaşılan 301, mantığımızın tamda içine çöreklenmiş!

nesredede
15-10-2006, 10:17
yine analitik düşünceye geldik.


1.kendinden önce alan bir çok isimlekıyaslandığında o.pamuk haketmiştir.


2.o.pamuk'un -daha önce de olduğu gibi -nobel alımında siyaset rol oynamıştır.( daha önce barış ödülünü israil cumhurbaşkanı almıştı)


3. o. pamuk başta "benim adım kırmızı" olmak üzere iyi romanları vardır.


4.o.pamuk türkiye günceli ve tarihi ile ilgili düşüncelerini açıklamıştır


a)samimiyetine inanmıyorum.


b)ülke gündemiyle ilgili birçok konuda nötr kalmış bir insanın demokrasi havariliğinin zamanlaması ilginçtir. bunu 12 eylül sonrası yapılması gerektiği noktalarda yaptı mı? araştırın lütfen.AB sürecinde ceza almadan prim alacağını tahmin etmiş midir ?


5.biz atalarımıza atılan çamura ve ülkemiz insanının en duyarlı olduğu konuda binlerce şehidimize mi sahip çıkmalıyız yoksa dağdaki katillere zamanında emperyalistlere güvenip beraber yaşadığı insanları katledenlere mi? muhalif olmak istiyorsanız- ki sevdiğim bir tarzdır -önce ülkenize, insanınıza sahip çıkmayı öğrenin. Size ermenileri yaptıklarıyla ilgili kaynakça da gönderebilirim.demokrasi evet farklı düşüncelerin yarıştığı bir sistemdir ancak birtakım konularda konsensus sağlayamayan toplumların sonu parçalanmadır. Ben o.pamuk'un söyledikleri ile ilgili gelişen toplumsal refleksi sağlıklı buluyorum.


ülkemle gurur duydum yavaş yavaş vatandaş oluyoruz galiba. Bakın y.küçük, d.perinçek, i.özel, s. yalçın, c.dündar birçok isim bulundukları noktada ortak refleksleri vardır.- farklı düşünseler de-


6. o. pamuk'a nobeli hayırlı olsun söylediklerideki samimiyete inanmadığım için yarın farklı şeyler de söyleyebilir ben inanmamaya devam edeceğim.


7. başkalarının değerlendirmelerindeki "incitici" noktaları ararken kendi yazdıklarımızı da kontrol etsek iyi olur kanısındayım.


8.bence "düzey" önemlidir onun da tesbitini bilinçli "şiir akademisi" takipçilerine bırakalım.

poseidon
15-10-2006, 18:56
nesredede arkadaş, yazdıklarınızı okuyunca, Orhan Pamuk o malum çıkışını yapmasaydı bugün bu ödül umurunuzda bile olmayacakmış gibi bir kanıya kapılıyorum. Gördüğüm kadarıyla Orhan pamuk'un eserlerindeki edebi düzey değil de onun " ..... kadar ermeni öldürüldü.." sözü sizin hareket noktanız. Politik bir tartışmada neyse ne de konu edebiyat olunca yapıtlar üzerinden tartışmak bir zorunluluk oluyor.

poseidon
16-10-2006, 10:35
" artı hiç bir eser kendinden bağımsız değildir sevgili poseidon.Bu yüzden aklı başında her edebiyatçı,sanatı ve edebiyatı etkileşim içinde yürütür.Okumak okumak ve okumak.Okudukça üslup gelişir...Okudukça etkileşim artar...ekoller durup dururken ortya çıkmıyor..."


Sevgili utkucem arkadaş, etkileşimle aşırma, çalma aynı şey değildir. Burada söz konusu ettiğimiz şey etkileşim değil. Orhun Pamuk, ABD de nasıl popüler yazar olabileceğini iyi öğrenmiş ve gördüğüm kadarıyla iyi de uygulamış. Kitapları düpedüz çalıntı unsurlarla dolu.

venessa
16-10-2006, 18:29
ORHAN PAMUK'UN ALDIĞI ÖDÜLLER AŞAĞIDAKİ GİBİDİR. BUNLAR DA PAMUK'UN SİYASİ GÖRÜŞÜNE VERİLMEDİ DEĞİL Mİ? ONUN KİTABINI GERÇEKTEN OKUMAK GEREKİYOR.


KAZANDIĞI ÖDÜLLER

<LI>1975 Altın Portakal Hikâye Ödülü
<LI>1979 Milliyet Roman Yarışması Ödülü "Karanlık ve Işık" (Daha sonra 'Cevdet Bey ve Oğulları' adıyla yayımlandı. Pamuk, ödülü Mehmet Eroğlu ile paylaştı.)
<LI>1983 Orhan Kemal Roman Ödülü "Cevdet Bey ve Oğulları"
<LI>1984 Madaralı Roman Ödülü "Sessiz Ev"
<LI>1990 Independent Yabancı Roman Ödülü (İngiltere) "Beyaz Kale"
<LI>1991 Prix de la Decouverte Europeene (Fransa) "Sessiz Ev" (Fransızca çevirisi nedeniyle)
<LI>1991 Antalya Altın Portakal Film Festivali En İyi Senaryo Ödülü "Gizli Yüz"
<LI>2002 Prix du Meilleur Livre Etranger (Fransa) "Benim Adım Kırmızı"
<LI>2003 Premio Rinzane Cavour (İtalya) "Benim Adım Kırmızı"
<LI>2005 Alman Yayıncılar Birliği Barış Ödülü (Almanya)
<LI>2005 Prix Medicis Etranger (Fransa) "Kar"
<LI>2006 Nobel Edebiyat Ödülü

</LI>Edited by: venessa

nesredede
16-10-2006, 21:07
beyler anlaşılıyor ki analitik düşünme yerine olayı orhancılar-ulusalcılara indirgediniz. yazdıklarım ortada o.pamuk'un ödüllerini de romanlarını da biliyorum çoğunu sıkıntıyla da olsa okudum.(kara kitap, yeni hayat en sıkıcılarıydı) Cevdet bey ve oğullarında klasik roman tadı vardı. en kötüsü "kar" romanıydı kişiler yerine oturmamış yapay kalmışlardı, siyasi mesajlar vermeye çalışan ancak yerine oturmamış karekterler yüzünden başarıya ulaşamıyordu. Benim adım kırmızı'yı beğendiğimi yazmıştım. özeti evet o. pamuk başarılıdır ancak ona yöneltilen eleştirilerde haklılık payı yüksektir.(haksız olan romancılığının yoksayılmasıdır) biz niye böyleyiz aristo'dan bir adım öteye geçemiyoruz..o.pamuk'la aynı güçte kalemi olan bir başkası bu ödülleri alabilir miydi? sorun burada.

venessa
16-10-2006, 21:41
sevgili nesredede yazımın hedefi sen değilsin, ben sana inanıyorum. kitabı okumayan da eleştiri yapıyor. çok selam

utkucem
16-10-2006, 22:10
Analitik düşünme:bir problemin matematiksel izah yoluyla simgesel hale dönüştürülmesi sürecidir..


İlk aşamada problemin tanınmaya ve algılanmaya başladığı süreç(sayın nesrededenin bulunduğu safha)


ikinci aşama düşüncenin kendini sancılama süreci(kuluçka safha da diyebiliriz)


üçüncü aşama çok yönlü tanı ve teşhise dönüşme süreci


son aşama akıl ve bilincin devreye girip problemin çözümünün tamamlanması sürecidir


Dekart analitik felsefeyi kurarken seçilen referansın değişkenliğinden söz etmiştir


hadamard ise olayı felsfeden arındırıp matematiksel gerçekliğe dönüştürmüştür.


birinci...şimdi sayın nesredede analitik düşünce derken matematiksel olgulardan bağımsız mı hareket ediyor.Yoksa dile pelesenk bir sözcük mü


ikinci... ortada ne gibi bir matematiksel problem var anlamış değilim.Orhan Pamuk un ödülü alması problem mi?


üçüncü olarak sevgili nesredede ye bir matematik problemi sorup analitik düşünceyi nasıl kullanıyormuş öğreneceğim... :)


sevgilerimle...

masal
17-10-2006, 15:15
Ne yazik ki ne sevinebiliyorum, ne de
kutlayabiliyorum.
Üzülmüyorum dersem yalan olurdu.
Orhan Pamuk ad?na, UTANIYORUM</font></font>

ibuyukcebeci
17-10-2006, 15:59
"Hayatta namusumuzla yaşamanın en gerçek yolu,
olduğumuz gibi görünmektir."


-S o c r a t e s -

deniz engin
17-10-2006, 16:06
YASAR KEMAL MI DAHA YETKIN BIR YAZAR YOKSA ORHAN PAMUK MU?

nesredede
17-10-2006, 21:58
Edebiyatta böyle bir tartışma ilkokula yakışır şiir akademisine değil(y.kemal-o.pamuk mu yetkin) kardeşim ganyan oynamıyoruz edebiyat konuşuyoruz.

vahdettinyılmaz
17-10-2006, 22:33
Değerli nesredede,bir ilkokul öğretmeni olarak beni çok üzdünüz.


Aslında bu kadar kızgın olmasanız,belki sizin yanıtlarınız ilkokula yakışacak.


Öğrencilerim diyor ki; öğretmenim,O.Pamuk zengin oldu.Arkadaşların neden çenesini yoruyor?


Bir düşünün;O.Pamuk derken,tartışmalar neden edebiyatı içleyemiyor?


Bu da küçümsediğiniz ilkokuldan size basit bir soru.


Selamlar,kızgın nesredede'ye.

nesredede
17-10-2006, 23:16
yaşadığım çevrede sukunetimle bilinirim bakın abiler, amcalar her neyseniz. ilkokul seviyesi dersem bu ilkokul öğrencileri seviyesi anlamına gelir ilkokul öğretmeni seviyesi değil. niye tartışmada belli bir düzeyin üstünde kalamıyoruz.? iki edebiyatçı ortaya koyup (üstelik bunların biri o.pamuk diğeri y.kemal ) karpuz gibi hangisi yetkin diye sorulmaz. siz hiçbir aklı başında hatta en prestijsiz dergide bile böyle dosya konusu duydunuz mu? şu daha fazla haketmiştir falan tartışılır ancak bu yaklaşım doğru değildir. peki sizinkinin benzeri soru soralım ismet özel mi yetkindir yoksa cemal süreya mı? çok saçma oldu değil mi? burada keselim. ilkokul öğrenci seviyesinin tartışma biçimini anlatmak istemiştim ama aynı yöntemi kullanan ilkokul öğretmeni de varmış demek ki..saygılar öğretmenim.


bende bir terslik var herhalde kendimi açıklamaktan yoruldum ben mi anlatamıyorum bilmiyorum, foruma girmemek en iyisi galiba..

vahdettinyılmaz
17-10-2006, 23:42
Forumu terketmek sizi dinlendirecekse ve sağlığınıza katkısı olacaksa,ben sağlığınızı tercih ederim.


Burada odağa alınmak istenen O.Pamuk.Sizi verdiğiniz yanıtlarla izlediğimde çok kızgın bir tabloyu tamamlar gibisiniz.Verilen yanıtlar sizin şahsınıza değilse ve sizin yanıtlarınız edebi bir platforma oturamıyorsa,bu benzetmeyi yaptığım için sizden şimdiden özür diliyorum ama yazdıklarınızın göstergesel bir dili varsa o dil de sizi kızgın bir avukat gibi gösteriyor.


Verilen yanıtlar edebiyat dışı ise ve bu sizi rahatsız ediyorsa, ki öyle gözüküyor,lütfen edebi performansınızı koyarak tartışmayı da bu anlamda bir içeriğe oturtunuz.


Eleştirinin de edebi bir tür olduğunu unutursak,birbirimize laf ulaştırmaktan başka


ne işe yarar yazdıklarımız?


Lütfen internet ortamının,'sen de kimsin,ulan' ortamından uzak duralım.


Kabuğu kırmağa çalışırken,özün canını çıkarmayalım.


Yarın öğrencilerim ikimizi de okur.Lütfen onlar için kalıcı bir şeyler bırakalım.Kızgınlıklar değil.


Tekrar selamlar.başarılar.Edited by: vahdettinyılmaz

utkucem
18-10-2006, 11:07
sevgili Vahdettin kardeşim...


herhalde bir yanlış anlama yüzünden durum hüzünlendirilmiş...Bazen hüzne bazen sevinçlere bazen düşünmeye de ihtiyaç olabiliyor..biz hüzünlerimizle var olalım..duygudan yoksun hiç bir anlayış insani değildir.


Burada artı sevgili Nesrededenin


Edebiyatta böyle bir tartışma ilkokula yakışır şiir akademisine değil(y.kemal-o.pamuk mu yetkin) kardeşim ganyan oynamıyoruz edebiyat konuşuyoruz.


Sözlerinin analitik düşünme kaygılarının bir sonucunun olduğu tartışma götürmez.Bu konuda sevgili nesredede düşünceleriyle var olmaya devam etsin...çünki düşlem ve arzu yönelttikçe eskiyen sen yeni olacak bir ben...Bu konuda sevgili nesrededeye sahip çıkmalıyız...


sevgilerimle..

masal
18-10-2006, 11:29
<center>Yillar önce ne güzel söylemis
Can Yücel..
Iste gerçek sanatçinin bakis acisi, ufkunun genisligi bu olsa gerek..
Sanki bugünü yillar öncesinden görmüs.

Günümüze ne uygun degil mi sevgili dostlar?</font>
</font>


GÜNCEL BiR KONU

Sepetinde üç dirhem pamugu olmayan takimi
Fena halde tebelles oldu Orhan Pamuk'a...
Yok efendim, bu Nişantasi çayir züppesi
Romancilik ne gezer serde!
Reklâm yazariymis düpedüz
Veya son model helikopteriyle kapi kapi dolasan
Post-modern bir seyyar satici...
Ben ki pre-modern bir sairim, diyorum ki size:
Bakmayın Orhan'ın hep geçmişe mazilerden dem vurduğuna
Harem dairelerinde oryantal göbekler attigina!
O mu sanki edebiyatimizda tek yagmur kaçagi
Üslubu bihos mesleği nakkaş muşambası makintos!
Bakmayin sokaklarda bir müze bekçisi gibi dolastigina
O tam Günün Adami
Antika olan biziz asil
Girtlagina kadar beyaz esyaya kara paraya batmis
Bu tüketim toplumunun has çocugu o!
Bir kalemde yeni bir kalem sürdü piyasa ekonomisine
Kitapsizlar mahallesinde salyangoz bellenen, o yasakli
O tu kaka KiTAP kapis kapis gidiyor sapamarketlerde
Orhan eskiden yok olan bir şeyi yok satiyor
Biz ne kizillar gördük kizili yok pahasina satan...
Varsin o da Kirmizi'yi okutsun ates pahasina

CAN YÜCEL / 31.12.1998 / DATCA</font></font></center>

utkucem
18-10-2006, 11:50
masal da saadete erdi...mutlu sona ulaştı...

masal
18-10-2006, 11:58
<center>Sevgili Utkucem,
Ben tartismaktan korkarim smileys/smiley4.gif

Birakin mutlu sonda yasayayim..

Tesekkürler smileys/smiley2.gif </center></font>

Mustafa Fırat
18-10-2006, 14:12
Nasılsa nasıl;ama sonuçta bir "şey" var işin ucunda...O da herhalde gerçeklik payına denk düşüyor...Aldığı maddi getirisi...Edebiyat alanında ne getirdiği tartışılır -ki nasıl gündeme geldiği ortadadır-Bakınız Camus da ödülü almadan önce Cezayirlilerle ilgili Fransızların yaptığı ile ilgiliaçıklamada bulunmuştu o yıl ödülü aldıydı,sonra kendisi bu söylemini geri çekmiştir o ayrı bir şey elbette sonra Mahfuz'a bir bakın...Neden Nobel ödülü hep muhaliflere verilmiş acaba?Edebiyatımız için değil;ama yazaramaddi anlamda bir getirisi var ...

esra saygı
18-10-2006, 17:42
Kendi adıma Orhan Pamuk'a almış olduğu Nobel Ödülünden dolayı teşekkürlerimi değil ama tebriklerimi borç bilirim..

ibuyukcebeci
19-10-2006, 00:41
- Son olarak, edebiyat dünyamızın bugünkü panoraması hakkındaki düşüncelerinizi alabilir miyim?


- Yazdıklarımı tekrarlatacaksınız bana! 12 Eylül 1980'den beri Türkiye yokuş aşağı gidiyor benim gözümde.Edebiyatın o gidişten payını alması sanırım kaçınılmazdı. Estetik ölçüler dağıldı, etik kaygılar geri itildi, ortam enikonu bozuştu, magazin değerleri baskın çıktı. Bu tabloya ayak uydurmayan edebiyat adamlarının, sayıları birkaç bini aşmayan sıkı okurun varlığı tek avuntu kaynağımız. Toz bulutu bir gün dağılır mı bilemem, bize kalan doğru bildiğimizi yapmayı sürdürmektir. Yeni yazar adaylarının işi açıkçası oldukça güç: Gürültü çıkarmayı tek varoluş yolu saymalarını sağlayan bir atmosferin içine dalıyorlar. Medya gücünü genellikle kötüye kullanıyor bu alanda, projektörlerini boz ve uçucu sorunumsulara tutarak gündemi hafifletiyor. Buna hemen hemen çökmüş bir eğitim sistemini eklersek, iyimser bir gelecek projesinden sözetmek güçleşiyor. Türkiye'de edebiyat adamı yazmak istediklerini yazmakla yetinemez bu nedenle, ayrıca sürekli olarak direnişe geçmek zorundadır. Edebiyat adına şüphesiz üzücü bir durum, ama başka türlüsü bizi içinde yaşanılmaz bir dünyaya teslim olmaya götürür.


(Enis Batur, "Dev aynasının karşısına geçmekle cücelikten kurtulamazsınız" başlıklı, Erdem Öztop söyleşisinden.) Cumhuriyet Kitap,868, 5 Ekim 2006

vahdettinyılmaz
22-10-2006, 21:11
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">PAMUK İLE KEMAL ARASINDAKİ ON ÜÇ FARK<?:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-com:office:office" /><O:P></O:P>[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal"><O:P></O:P>[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal"><O:P></O:P>[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">BİR: Orhan Pamuk Tek parti döneminde devletten ihale alma imtiyazını yaşayarak zengin olmuş bir babanın talihli çocuğudur.

Yaşar Kemal ise anacığının iç gömleğine diktiği bozuk paralarla 15 yaşında İstanbul’a gelip üç ay Gülhane Parkı’nda yatıp kalkarak alışmıştır İstanbul’a...

İKİ: Orhan Pamuk içi kitaplarla dolu bir evde büyümüştür. Yaşar Kemal ise içi masallar, destanlar ve ağıtlarla dolu bir evde...

ÜÇ: Orhan Pamuk yazı, Yaşar Kemal sözdür.

DÖRT: Orhan Pamuk’un bir ağabey kompleksi vardır, hálá hesaplaşmasını tamamlayamadığı... Yaşar Kemal’in ise bir Çukurova kompleksi vardır ama bu kompleksinden memnundur.

BEŞ: Yaşar Kemal, Çukurova’nın bütün dağlarını, taşlarını, kuşlarını, ağaçlarını, çiçeklerini sular seller gibi bilir... Orhan Pamuk ise soğuk kış geceleri can sıkıntısıyla dolaştığı İstanbul’un kara sokaklarını...

ALTI: Orhan Pamuk romanına malzeme toplamak için bir çılgın gibi Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesi’ne vurur kendini. Yaşar Kemal ise ağıt toplamak için halkın arasına.

YEDİ: Orhan Pamuk ilham gelmesi için evinin salonunda volta atar. Yaşar Kemal ise eski bir alışkanlığı sürdürür, yani mahpushane voltası atar.

SEKİZ: Orhan Pamuk bir cümle yazar, okur beğenmez, yırtıp atar, sonra yeniden yazar. Yaşar Kemal ise vurur daktilonun tuşlarına savaşır gibi. Gürül gürül yazar, bir de bakar ki 40 destan sayfası çıkmıştır temizinden.

DOKUZ: Yaşar Kemal Katip arzu halim yaz yare böyle dizesinde işaret edilen arzuhalcilik mesleğinden tüpçülüğe kadar her türlü işe girip çıkmıştır. Orhan Pamuk ise hayatı boyunca çalışmak zorunda kalmamıştır.

ON: Orhan Pamuk AB’ye şimdiden girmiş bir Nişantaşı’dır, Yaşar Kemal ise halis muhlis bir Anadolu.

ON BİR: Yaşar Kemal kitapları yabancı dile zor çevrilir. Çevrilince de değerinden çok şey kaybeder. Orhan Pamuk kitapları ise yabancı dilde daha iyi durur.

ON İKİ: Orhan Pamuk’a kasmak ve gerginlik yaratmak acayip yakışır... Yaşar Kemal’e ise ağız dolusu sövmek şahane bir hava katar.

ON ÜÇ: Orhan Pamuk, içindeki manevi boşluğu doldurmak için edebiyatı seçmiştir. Yaşar Kemal ise içindeki manevi doluluğu boşaltmak için.<O:P></O:P>[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal"><O:P></O:P>[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal"><O:P></O:P>[/B]
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Not: edebiyatdefteri sitesinden aktardım.Onlar da aktardıklarını söylüyorlar ama kaynak belirtmiyorlar.Ama ben yine de adını belirtemediğim için ilk kaynaktan özür diliyor ve bu yazı için teşekkür ediyorum.<O:P></O:P>[/B]Edited by: vahdettinyılmaz

utkucem
22-10-2006, 22:51
mukayese yapmak bilginin değerlenmesi ve yeni anlam kazanılması açısından önemlidir..


ama bu mukayeseyi yapan zat-ı muhteremin mantıksal tutarsızlıkları diz boyu..neresinden baksan bir tarafı felç..neresinden tutarsan elinde koca bir hiç..


bir kere feodaliteden sıyrılmış bir saray çocuğu ...istenen davranış örneklemesi..bir yandan hezimete uğratma gardını elinde tutan köylülük..nersinden tutarsanız ayrık otu misali içimizde kök salan..


sahici ve sahiden benim orhan pamuk sevdası yok bilinir..ben dağların susuz yazların yulaf tarlası değil çavdar arpa tarlasıyım..kıraç bedenimden..sulak düşler ne yapsam ekin vermiyorsa..tutupta kulağından,sevgili Yaşar'ın ardından..çakırkeyf halime bir kadeh sulanışı masaların dip köşesinde..çok zamandır içimde gidiş ve gelişler..özlermişim..ben Yaşar'ın doğudan acısıyım..Yaşar Kemal'in sesinde beden bulmuşum..bana Pamuk ipliğinden yaşam sürmüşlerse...önüme..


devir post devri..devir yapağı devri..devir kırkma devri..Ya devrin içindesin..ya nevrin başka döner..başka kapılar..açılıp ya kapanmayan ya da derin yaralar açan..


Orhan Pamuk romanın gidişine çoktan musallat olmuş acil vakıanın post prodüksiyonu ve kondöktor edasıyla..kalem oynatırken...Yaşar Çukurovanın tozlu yollarından sıyrılmaya çalışır ve derdini anlatan mostaction pozisyonunu evrilir çevirirken Orhan çoktan sosyete gülü cavidan ve envai turfanda güllerini sırnaşırken doğudan acısıydım Yaşar'ın..


gönlüm Yaşar'ı özlerken snopy duruşlar karşısında mantıksal çıkarımlar hep Orhan'dan yanaydı..ne yapalım gerçeklik böyle...Yaşar alsaydı da aynı teraneyi,gerçekleştirirdi..benim ulu eleştirmenlerim...


ha orhan almış ha yaşar..ha nazım ya da hilmi ya da cemal süreyya..ha edip cansever..ha melih cevdet...ne farkeder ki..sıcak bir okşayışla yüzümüzün elmacık kemiklerini..bir hoş tutalım geçen zamanı...biliyorum komplekslerimiz azalırsa...daha çok severiz insanı ve huzurunu hayatın..


sevgilerimle...

Mustafa Fırat
23-10-2006, 12:20
**Edited by: mustafaF

emre gümüşdoğan
08-10-2009, 14:55
Nobel Edebyat Ödülü Müller'in oldu


http://www.hurriyet.com.tr/_np/2518/8992518.jpg


İsveç Akademisi tarafından verilen Nobel Edebiyat ödülünü Alman yazar Herta Müller kazandı.

Akademi tarafından yapılan açıklamada, Romanya doğumlu Alman yazar Müller'in bu ödülü, "şiirin yoğunluğu ve nesirin açıklığını kullanarak yoksulların dünyasını tasviriyle" aldığı kaydedildi.
Romanya'da gizli servisle çalışmayı reddettiği için işinden olan Müller, 1987 yılında Almanya'ya göç etti. 1953 doğumlu yazarın, 'Tilki Daha O Zaman Avcıydı' ve 'Yürekteki Hayvan' adlı kitapları Türkçe'de yayınlandı.
Romanya doğumlu Alman yazar Müller bu ödülü, "şiirin yoğunluğu ve nesirin açıklığını kullanarak yoksulların dünyasını tasviriyle" aldı. Müller bu ödülü alan 51. kişi oldu.

1960'dan bu yana Nobel Edebiyat Ödülünü kazananların tam listesi şöyle:
2008: Jean-Marie Gustave Le Clezio, Fransız
2007: Doris Lessing, İngiliz
2006: Orhan Pamuk, Türk
2005: Harold Pinter, İngiliz
2004: Elfriede Jelinek, Avusturyalı
2003: J.M. Coetzee, Güney Afrikalı
2002: Imre Kertesz, Macar
2001: V.S. Naipaul, Trinidad asıllı İngiliz
2000: Gao Şingcien, Çin doğumlu Fransız
1999: Günter Grass, Alman
1998: Jose Saramago, Portekizli
1997: Dario Fo, İtalyan
1996: Wislawa Szymborska, Polonyalı
1995: Seamus Heaney, İrlandalı
1994: Kenzaburo Oe, Japon
1993: Toni Morrison, Amerikalı
1992: Derek Walcott, St. Lucia
1991: Nadine Gordimer, Güney Afrikalı
1990: Octavio Paz, Meksikalı
1989: Camilo Jose Cela, İspanyol
1988: Necip Mahfuz, Mısırlı
1987: Joseph Brodsky, Rusaya asıllı Amerikalı
1986: Wole Soyinka, Nijeryalı
1985: Claude Simon, Fransız
1984: Jaroslav Seifert, Çekoslovakyalı
1983: William Golding, İngiliz
1982: Gabriel Garcia Marquez, Kolombiyalı
1981: Elias Canetti, Bulgaristan asıllı İngiliz
1980: Czeslaw Milosz, Polonya asıllı Amerikalı
1979: Odisseus Elitis, Yunanlı
1978: Isaac Bashevis Singer, Polonya asıllı Amerikalı
1977: Vicente Aleixandre, İspanyol
1976: Saul Bellow, Kanada asıllı Amerikalı
1975: Eugenio Montale, İtalyan
1974: Eyvind Johnson ve Harry Martinson, İsveçli
1973: Patrick White, Britanya doğumlu Avusturalyalı
1972: Heinrich Boell, Batı Almanyalı
1971: Pablo Neruda, Şilili
1970: Alexander Solzenitsin, Rus
1969: Samuel Beckett, İrlandalı
1968: Yasunari Kawabata, Japon
1967: Miguel A. Asturias, Guatemalalı
1966: Shmuel Y. Agnon, Polonya asıllı İsrailli ve Nelly Sachs, Alman asıllı İsveçli
1965: Mihail Şolohov, Rus
1964: Jean-Paul Sartre, Fransız(ödülü kabul etmedi)
1963: Yorgo Seferis, Urla doğumlu Yunanlı
1962: John Steinbeck, Amerikalı
1961: İvo Andriç, Yugoslav
1960: Saint-John Perse, Guadeloupe asıllı Fransız

dem
09-10-2009, 10:32
Nobel Edebiyat ÖdülüRomen asıllı Alman yazar Herta Müller'in

Edebiyat dünyasının iki büyük ödülü The Booker Man ve Nobel için bahisler, dedikodular ve tartışmalar nihayet dindi. Önceki gün açıklanan Booker ödülünden sonra dün de İsveç Akademisi tarafından Nobel Edebiyat Ödülü'nün sahibi duyuruldu.

Ödüller bu yıl kadın yazarlara gitti. Romen asıllı Alman yazar Herta Müller'in layık görüldüğü Nobel Edebiyat Ödülü'nün gerekçesinde ise, "şiirin yoğunluğu ve nesirin açıklığını kullanarak yoksulların dünyasını tasviriyle..." ifadelerine yer verildi. Akademinin vereceği altın madalya ile birlikte 1 milyon Euro para ödülünün sahibi olan Müller, Nobel Edebiyat Ödülü kazanan on ikinci kadın. Ödül, geçen yıl Fransız yazar Jean-Marie Le Clezio'ya gitmişti. Alman yayıncısı aracılığıyla konuşan Müller, ödülün kendisi için büyük bir sürpriz olduğunu ve buna hâlâ inanamadığını söyledi. İsveç Akademisi sözcüsü Peter Englund ise "Müller'in çok farklı bir tarzı var. Kitabında yarım bir sayfa okuduğunuzda evet bu Herta Müller demeniz çok kolay. Ödül Doğu Avrupa'da ve Romanya'da olan baskının tanınması anlamına geliyor." dedi.

Müller, ödülünü 10 Aralık'ta Oslo'da düzenlenecek törende alacak. İsveç gazeteleri, dün edebiyat ödülü açıklanmadan, internet sayfalarında yer verdikleri tahminlerde, en yakın adayın Herta Müller olduğunu açık etmişti. Ödülü 1901 yılından bu yana 10'uncu kez bir Alman yazar kazanıyor. Bu yılki adaylar arasında, Amerikalı şarkıcı-şair Bob Dylan, İsrailli yazar Amos Oz, Amerikalı yazarlar Joyce Carol Oaets, Philip Roth, Suriyeli şair Adonis ile Cezayirli romancı Asya Cebar'ın da adları geçiyordu. Bu anlamda akademi tüm bahisçileri şaşırttı.

Herta Müller, 1953'te Romanya doğumlu. Alman ve Romen edebiyatı okudu. Bir makine fabrikasında çevirmen olarak çalıştı, daha sonra öğretmen oldu ve yazarlığa başladı. Edebiyat alanındaki çıkışını 1982 yılında, Romanya'da sansürlenen ve kısa öykülerden oluşan 'Niederungen' kitabıyla yapan Herta Müller, iki yıl sonra kitabın sansürsüz halini Almanya'da yayımlattı.

Herta Müller'in çalışmaları, Romanya'da basın tarafından eleştirilirken, Alman basını eserlerine çok olumlu yaklaştı. Romanya'da Çavuşesku dönemini açıkça eleştirmesi nedeniyle kitaplarının basılması yasaklandı. Herta Müller, kendisi gibi yazar olan eşi Richard Wagner ile birlikte 1987 yılında Romanya'dan Almanya'ya göç etti. Müller, Almanca ve Romenceyi çok iyi kullanmasıyla edebiyat çevrelerince tanınıyor. Müller'in kitaplarının pek çoğu Almanca. Eserleri İngilizce, Fransızca ve İspanyolcaya çevrilmiş. Yazar Berlin'de yaşıyor ve uzunca bir ödül listesine sahip. Ödüllerinden birkaçı şöyle: Aspekte Edebiyat Ödülü, Kranichstein Edebiyat Ödülü, Kleist Ödülü, Franz Kafka Ödülü, Alman Edebiyatı Joseph Breitbach Ödülü, Avrupa Edebiyatı Würth Ödülü.

Türk okurların pek aşina olmadığı Müller'in, Türkçede iki kitabı mevcut: Yürekteki Hayvan (1997) ve Tilki Daha O Zaman Avcıydı (1998). İnternet kitap sitelerinde şöyle bir bakındığınızda ise Müller'in kitapları, kimi sitelerde 'kelepir' kitaplar arasında satılıyor. AA

admin
11-10-2009, 11:44
Siyasi gerekçeler mi yoksa edebî nitelik mi

Daha önceki yıllarda Almanya’dan Günter Grass, Heinrich Böll, Hermann Hesse ve Thomas Mann gibi isimlerin aldığı Nobel Edebiyat Ödülü’nü Herta Müller’in almasının ardından özellikle Alman basınında yazara geniş yer verildi. Gazetelerin bir kısmı ödülün siyasi gerekçelerle verildiğini Müller’in çok da iyi bir yazar olmadığını yazarken bazıları ise edebî niteliği sayesinde ödülü hak ettiğini belirtti. Frankfurter Allgemeine Zeitung’da Müller, göç etmek zorunda kalan ailesinin kaderini, ihanetlerle dolu ve hainlerle kesişen hayat öyküsünü, korkularını, kapalı yerlerde nefes alamayışını, vurdumduymazlığını ifade ederken, son kitabı Atemschaukel de dahil, eserlerinde genellikle kendisinin de mağdur olduğu devlet kaynaklı baskılardan söz ettiğini yazdı. Bu noktada da gazeteye göre Müller, yedi yıl önce Nobel Edebiyat Ödülü’ne layık görülen Imre Kertesz’le karşılaştırılabilir.

Polonya gazetesi Dziennik Gazeta Prawna ise Herta Müller’in dünya edebiyatında çok da olay yaratan bir isim olmadığını belirterek Nobel ödüllerinin artık siyasi gerekçelerle verildiği eleştirisini getirdi.

İsveç gazetesi Dagens Nyheter de Dziennik Gazeta Prawna’nın tersine, Müller’in ödülü kesinlikle hak ettiğini iddia etti. Nürnberger Nachrichten gazetesi de Nobel ödüllerinin ülkeler arasında bir yarışa dönüştüğünün altını çizerek, tüm edebiyat çevreleri tarafından takdir edilen ve çok okunan yazarlardan biri olan Herta Müller’in doğru seçim olduğunu yazdı.

dem
12-10-2009, 11:06
Son kitabı yakında Türkçede

Türkiye’de çok tanınmayan Herta Müller’in ülkemizdeki yayıncısı Zafer Yılmaz, kitapların ilgi görmediğini söylerken müjdeyi verdi

http://www.taraf.com.tr/fotoraflar/10trfsy14cirkinherta.jpg

Yapıtlarında, özellikle şiirlerinde, yoksulların yaşamını betimleyen Herta Müller Türkçede şiirleriyle değil sadece iki romanıyla tanınıyor.

1997 yılında Yürekteki Hayvan ve 1998 yılında Tilki Daha O Zaman Avcıydı adlı romanları Telos Yayıncılık etiketiyle yayımlanmıştı. Tilki Daha O Zaman Avcıydı adlı romanı; klostrofobik bir fabrika, bir çiftçi kasabası, açlık, intihar ve yoksulluk çerçevesinde yapılandırılan bir kurgudan oluşuyor ve Çavuşesku’nun Romanyası’nda geçiyordu. Şimdilerde baskısı bulunmayan romanda yazar, ülkesinin maddi güçlüklerini şiirsel bir dille aktarıyordu. Türkçede yayımlanan diğer bir romanı Yürekteki Hayvan’ın ana teması ise diktatörlüktü. Roman yayımlandığında Herta Müller 21. yüzyılın en büyük romancılarından biri olarak gösterilmiş ve kitabın yayın hakları hızla satılmıştı. Herta Müller, en önem verilen bu romanında diktatörlükle hayatları yıkıma uğramış dostların mücadelelerini “sert” bir şekilde ele alıyordu. Yine bu romanında da intihar, ölüm, yoksulluk ve hayata karşı sert duruşları olan roman kişileri başrolde.

Yakında yeniden Türkçede
Herta Müller’i Türkçeye kazandıran Telos Yayıncılık’tan Zafer Yılmaz, yazarı ve yayımlanacak olan kitaplarını Taraf’a şu şekilde değerlendirdi: “Herta Müller iki dilde yazabilen, iki farklı sistemde yaşamış, dolayısıyla ilginç gözlemleri olan bir yazar. Daha çok sıradan insanların yaşamlarıyla ilgilenen, onların dertlerini, sıkıntılarını konu edinen bir edebiyatçı. Bu yönüyle kendine özgü bir anlatım dili geliştirdiği, şair kimliğinin romanlarına ayrı bir tat verdiği söylenebilir. Telos Yayıncılık olarak biz onu, Özdemir İnce’nin editörlüğü sırasında keşfettik. Türkiye’deki okurun, edebiyat çevrelerinin pek tanıdığı bir yazar değil Herta Müller. Bugüne kadar onun iki kitabını yayımladık. Ne yazık ki bu kitaplar bizde çok ilgi görmedi. Ama yazarının en büyük edebiyat ödülüne layık görülmüş olması bizim doğru bir seçim yaptığımızı göstermektedir. Aslında Telos’un Türkçeye kazandırdığı pek çok kitabın aynı kaderi paylaştığını söyleyebiliriz. Pek öne çıkmayan, vitrinde görünmeyen, ama kendine özgü edebî bir ağırlığı olan kitaplardır bunlar. Herta Müller’in bir diğer önemli eseri, Türkçeye Nefes Salıncağı adıyla çevirebileceğimiz Altemschaukel adlı yapıtıdır. Telos Yayıncılık olarak, Yürekteki Hayvan ve Tilki Daha O Zaman Avcıydı adlı kitapların yeni baskılarının yanı
sıra bu kitabı da yayımlamak niyetindeyiz. Umarız bu kitaplar artık gereken ilgiyi görür.”