emre gümüşdoğan
30-07-2006, 21:11
Temmuzun en yakıcı sıcakları, günlerden pazar olsa, ve siz bir tatil kentinde, yazlığınızda olsanız, günü nasıl geçirirdiniz? diye sorsam.
"Bu da sorulur mu?" dediğinizi duyardım sanırım.
"Ben olsam güne balkonda kahvaltıyla başlardım. Başımı çevirir, bakışlarımı birkaç metre ilerimden başlayan denizin gökyüzü ile birleştiği ufuk çizgisine kadar ağır ağır gezdirir, sonra deniz mavisi ile güvercin kanadı dağların kesiştiği kıyılara uzanırdım." diye başlayan:
"Uzun süren kahvaltı keyfinden sonra sahilde şezlonguma uzanır elimde kitabım, denizin keyfini çıkarırdım.... " süren yaşama istekleri sıralardınız.
O deniz kıyısında kitabını okumak, kendini serin sulara bırakmak yerine burayı seçenlerden.
Burası mı? Bir internetkafe.
Onu da internetkafede tanıdım.
Hayır hayır o bir netkolik ya da halk deyimi ile çetçi değil. Ara sıra msn sini açık tutsa da chat yapmaz.
Kimden mi sözediyorum, AYKIZI'ndan.
Onu tanıyalı beş yıl geçti, altıncı yıla döndü zaman.
İnternet kafede, yaz sıcağında, harıl harıl edebiyat sitelerini karıştıran birini görünce çok şaşırmış, çok sevinmiştim.
Sonra arkadaş, dost olduk.
Bugün gün boyu onu izledim.
Geldi geleli yazdı, araştırdı yanıtladı okudu, sözlüğü karıştırdı, yazım kılavuzuna baktı. Öyküsünü yazdı, çıktısını aldı. Şiir akademisini izledi, yanıtlar verdi.
Alış veriş yapıp evine dönme saatlerden, kısabildiğince kısarak nette kaldı.
Önce şiirle başlamıştı, tam şiirin kapısını aralayacakken eşiğinden öyküye geçiş yaptı.
"Emre, iyi bir yazar olmak istiyorum", demişti üç yıl önce.
"İnanıyorum İlkay." demiştim, oldu.
Haftanın yedi günü az geldi ona.. Bir ayağı Ankara'da, diğeri Eskişehir'de oldu. Dertsen çıktı, koşa koşa başka kentlerde açılan yaratıcı yazarlık ve yazım atölyesi kurslarına katıldı. Eskişehir Sanat Derneği'nin en faal üyesi oldu. Yazım etkinliklerini kaçırmadı. Özel yaşamından fedakarlık etti, okudu yazdı, çırpındı...
İlk öyküleri, yazıları yayımlandığında sevincini paylaştı benimle. Gözlerinde mutluluğu gördüm, daha ötesi başarma isteğini, hırsını...
Şimdi:
"Emre 2007 yedi benim yılım olacak." diyor.
"İnanıyorum." diyorum.
İnanıyorumki 2007 AYKIZI'nın (İlkay Noylan'ın) yılı olacak. Ondan çok söz edilevek. Bir dostu olarak koltuklarım kabaracak.
"Bu da sorulur mu?" dediğinizi duyardım sanırım.
"Ben olsam güne balkonda kahvaltıyla başlardım. Başımı çevirir, bakışlarımı birkaç metre ilerimden başlayan denizin gökyüzü ile birleştiği ufuk çizgisine kadar ağır ağır gezdirir, sonra deniz mavisi ile güvercin kanadı dağların kesiştiği kıyılara uzanırdım." diye başlayan:
"Uzun süren kahvaltı keyfinden sonra sahilde şezlonguma uzanır elimde kitabım, denizin keyfini çıkarırdım.... " süren yaşama istekleri sıralardınız.
O deniz kıyısında kitabını okumak, kendini serin sulara bırakmak yerine burayı seçenlerden.
Burası mı? Bir internetkafe.
Onu da internetkafede tanıdım.
Hayır hayır o bir netkolik ya da halk deyimi ile çetçi değil. Ara sıra msn sini açık tutsa da chat yapmaz.
Kimden mi sözediyorum, AYKIZI'ndan.
Onu tanıyalı beş yıl geçti, altıncı yıla döndü zaman.
İnternet kafede, yaz sıcağında, harıl harıl edebiyat sitelerini karıştıran birini görünce çok şaşırmış, çok sevinmiştim.
Sonra arkadaş, dost olduk.
Bugün gün boyu onu izledim.
Geldi geleli yazdı, araştırdı yanıtladı okudu, sözlüğü karıştırdı, yazım kılavuzuna baktı. Öyküsünü yazdı, çıktısını aldı. Şiir akademisini izledi, yanıtlar verdi.
Alış veriş yapıp evine dönme saatlerden, kısabildiğince kısarak nette kaldı.
Önce şiirle başlamıştı, tam şiirin kapısını aralayacakken eşiğinden öyküye geçiş yaptı.
"Emre, iyi bir yazar olmak istiyorum", demişti üç yıl önce.
"İnanıyorum İlkay." demiştim, oldu.
Haftanın yedi günü az geldi ona.. Bir ayağı Ankara'da, diğeri Eskişehir'de oldu. Dertsen çıktı, koşa koşa başka kentlerde açılan yaratıcı yazarlık ve yazım atölyesi kurslarına katıldı. Eskişehir Sanat Derneği'nin en faal üyesi oldu. Yazım etkinliklerini kaçırmadı. Özel yaşamından fedakarlık etti, okudu yazdı, çırpındı...
İlk öyküleri, yazıları yayımlandığında sevincini paylaştı benimle. Gözlerinde mutluluğu gördüm, daha ötesi başarma isteğini, hırsını...
Şimdi:
"Emre 2007 yedi benim yılım olacak." diyor.
"İnanıyorum." diyorum.
İnanıyorumki 2007 AYKIZI'nın (İlkay Noylan'ın) yılı olacak. Ondan çok söz edilevek. Bir dostu olarak koltuklarım kabaracak.