PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Ramis Dara, Fadıl Oktay’ın ikinci kitabı "Lay Lay Dilayla"yı eleştiriyor!


Fadıl Oktay
02-07-2009, 12:50
Bir arkadaş geçenlerde geldi ve “Akatalpa” şiir dergisi var ve orada Ramis Dara adlı kişi senin kitabınla ilgili eleştiri yapmış.” dedi.

Merak edip dergiyi edindim ve Ramis Dara ‘nın eleştirisini okudum.Ve bir kez daha anladım ki Türk Şiiri köşebaşlarını tutup racon kesenlerin yetersizliği yüzünden hakikaten vahim bir durumda.

Aslında insan tabiatı gereği kendi veya kendinin bir emeği hakkında yazılmış söylenmiş bir haksız hatta haksızdan da öte absürd ve saçma bir söze sinirleniyor ama sonradan da anlıyorsunuz ki olay sizden çıkmış yani bu tip durumlarda karşınızdakine yapacağınız bir şey yok, çünkü ne deseniz karşınızdakinin algı alanına nufuz edip anlatamayacaksınız çünkü algı sınırları kişisel ve yetersizliklerle örülü dikenli tellerle çevrilmiş.Bu durumda da rahatlıyorsunuz.

Bu durumda ne yapılır ? Ya susulur görmezden gelinir ya kişiye yanlışları anlatılır ya da üçüncü bir yol olarak konu genelleştirilir.
Ben üçüncü yolu seçip kişiye değil genele yönelik şiirimizin şu andaki durumuna atıfta bulunan bir yorum yapmak istedim.İçinden Ramis Dara ismi geçmesi olayın kendi iç dinamiklerinden kaynaklanıyor.Yoksa kişiyi tanımam etmem kendisiyle de bir işim yok.

İşte eleştirmen Ramis Dara nın Fadıl Oktay’ın Lay Lay Dilayla şiir kitabı hakkındaki ibretlik “eleştirileri” ve benim bu eleştirilere yanıtlarım parantez içindeki kırmızı ile işaretlenmiş sözcükler!

-Fadıl Oktay’ın ( 1961) üç bölüm halinde sunulan 38 şiirden oluşma ikinci kitabı Lay Lay Dilayla , bana öncelikle Tom Jones’un gençlik yıllarımızın ünlü şarkısı Delilah’ı ( okunuşu Dilayla) çağrıştırmış olsa da ,( sanırım Ramis Dara’nın tek dişe dokunur ve alkışlanacak çıkarımı bu, çünkü kitaptakı Lay Lay Dilayla şiiri Tom Jones’un bu şarkısı çok kere dinlenerek yazıldı.) kitabı okuyunca bu çağrışım , içerik açısından belki desteklenmekle birlikte , estetik açıdan boşa gitti. ( Ve başlıyoruz; Ramis Dara raconu kesiyor, neymiş yani ? kitabın estetiği yokmuş!Yani “bir kitabın estetiği nasıl olmalı” diye bir yazsa da biz de artık bu işi ögrensek ve tabii diğer şairler de)

Erkek egemen bakışlı aşk ve ayrılık yorumu baskın kitapta ( eh Ramis bey bir erkek olarak kitap erkek egemen bakışlı öyle evet, kusura bakmayın şiir yazacağız diye cinsiyet değiştirecek veya homoseksüelleşecek halimiz yok) ; bu durum da toplamda zaten az sayıda bulunan “iyice” (“ iyi” değil dikkat ediniz lütfediyor “iyice”.) şiire zarar veriyor.( yani Ramis Dara diyor ki; şiirlerinizi erkekseniz bile erkek egemen bakışlı yazmayınız, olur hay hay mesela Charles Bukowski’ye söyleriz o da biraz kendini toplar, gerçi gitti adamcağız ama iletiriz) Şairin cinsiyetinin şiire yansımasından daha doğal ne olabilir şüphesisz ( burada biraz bocalıyor ama söylediğini de yutmamak için bir başka ve uydurulmuş konu ile destekliyor) ama Oktay’da bu yaklaşım karşı cinsi hor gören bir ağız ve şiddetle gündeme geliyor yer yer ;
“ hey gidi bir zamanlar zulasına üç kız koyan adam” ( sf 68 )
( insanlar özellikle bekar erkekler zamanlarında aradıgı hayat arkadaşını bulmak için içgüdüsel olarak birkaç kadınla ilgilenebilir, sizin hiç olmadı mı, yalan söylememizi mi istiyorsunuz ?Bunun neresi hor görme? üstelik kitapta kadını yücelten onlarca belki yüzlerce dizeler varken ! Hadi zahmet edip şairin bu konudaki görüşlerini eski kitabından sağdan solda bulup anlamıyorsun bari kitabın tamamından da mı çıkmıyor? Baştan sonra çok az yeri hariç kadın estetiği üzerine kurgulanmış bir kitabın şairine bir dizeden sen nasıl bu yaftayı yapıştırıyorsun ?? Üstelik hepsini geçtim bir tarafa, benim karakterimden SANA NE ? Şairin kimliği karakteri vs ile uğraşacaksan bu memlekette epey şiir yazanı elemen gerekiyor)
“ah ulan kadın ahh böyle mi olacaktı sonumuz” (sf 69)
( bunun neresi hor görmedir anlayan varsa beri gelsin ! tam aksine o kadın ile kavuşulmadı diye hayıflanıyor dize)

Hatta sözde şiir eleştirisi yaprken de aynı ağız ve şiddet içeriğini yansıtıyor Fadıl Oktay; “ yine de sen orospulara takmış ikinci yenicilerden uzak dur / dillerini koparıyorum adını geçirseler masalarında” ( sf 81)
( Belki buna bir şey diyemem ve bir parça hak verebilirim, bu da onun algıladığı gibi öyle değil ama anlatmak uzun sürecek çünkü fazla vakit yok,zaman çok değerli, algılama negatif başlayınca haliyle herşey negatif yöne sürüklenmiş)

“Okramak , ocumak , çavmak , çenilemek , çağanaklı , çiğnek , boliçe, göğem “ gibi çoğu halk ağzından gelen kenarda köşede kalmış sözcükleri kullanmak da farklı bir renk , bir çeşni taşımıyor şiirlere.”
( dünyanın neresine giderseniz gidin kıyıda köşede kalmış-gerek halk ağzında gerek sözlükteki- sözcükleri dile kazandırmaya çalışan şair ve yazarlara övgü yapılırken burada bizim eleştirmen Ramis Dara hor görüyor,çünkü daha baştan işe –henüz bilmediğim bir nedenden dolayı önyargılı ve kasıtlı başlamış zaten, topunu tüfeğini almış gelmiş,bunu da anlarız yakında ya neyse)

Sevmişin , Görmüşün” tarzı fiil çekimleriyse şairin Kıbrıs doğumlu olmasıyla mı ilgilidir bilemiyorum.-
( Buyrun burdan yakın ! Yani bu durumda örneğin Ahmet Arif’in kullandığı “ oy sevmişem ben seni” vs tür dizeler de( ki diğer başka büyük şairlerden de yüzlerce örnek bulunabilir) Ahmed Arif’in doğulu olmasıyla ilgili bir edebi yetersizliğidir.!
Yaa işte böyle.Şair Kıbrıslıymış cart curt.! Gülünecek işler bunlar..Şairin bilinçli kullandığı ile bilinçsiz kullandığı sözcükleri sezemeyecek kadar bile zayıf eleştirmen, daha ne diyeyim bilemiyorum.
Bunu da Akatalpa dergisi düşünsün.Sahibi de Ramis Dara’nın kendisi ise yapacak da bir şey yok.”Vermeyince Mabud” misali...

RAMİS DARA

sibel eylul
02-07-2009, 14:09
genele taşımanız iyi olmuş eleştiriye daha objektif yaklaşmak için kitabı okumak gerek Attila İlhan kitaplarının son sayfalarında şiirlerini anlatma açıklama gereğinde bulunmuş anlaşılamadığına dair eleştiriler yapıldığı için mi bir de ünlü şarlerimizden biri yerden yere vurmuş ve o bu eleştirilere kitabında yer vermişti gülümseyerek işte şair olması gereken de bu demiştim kendi kendime neden mi:confused:!!!

Tayyibeatay
02-07-2009, 15:03
gerek yaşadıklarımdan,gerekse kendini şair sınıfında sayan kişilerle olan temasımdan şunu çıkardım:

yeni kişileri sokmuyorlar aralarına!.bakıp duruyoruz biz de, misketin içinde yaşadıkları dünyalarına!..onlar yuvarlanıyorlar, biz ise tozlanıyoruz!.

işte böyle sevgili Oktay..inanın, kitapsız ölmek lazım bence!..

kitabınızı muhakkak isitiyorum, ona göre!..:)))küserim yoksa:))))

selam,saygı ve sevgiler Ankara'ya...

Fadıl Oktay
02-07-2009, 17:01
Tayyibe hanım;

Özleştik vallahi,nerelerdesiniz nasılsınız umarım her şey iyi gidiyordur ki öyle görünüyor:)

kitabı yollayım size adresinizi verin lüten .

Sibel hanım;

Daha dozu düşük yazılamaz mıydı elbet yazılırdı ama artık benim bu tip yetersiz adamlara tahammülüm kalmadı.Nasıl kendisi yazıyorsa yanıtı da öyle dozda vermek en azından insanı rahatlatıyor.Gereksiz yere sizi aklınca aşağılayıp batağa batırmak isteyene " sevgili bilmem ne şimdi efendim şöyle felan feşmekan" falan diye lafa giremiyorum.Bu ikiyüzlülüğü yapanlar varsın kaliteli insanlar olsun biz de uslubu sert adamlar olalım.Hiç de ziyanı yok.

Türk Şiiri bu çeteleşmeden mutlaka kurtulmalıdır.Haydi bizi geçin, biz ihtiyarladık da, başka Pırıl pırıl şiirler yazan gençler var ve bunları aralarına sokmak istemiyorlar.Kendi vasat ve kalitesiz bakışlarını siyasi görüşlerine şiiri yem ediyorlar.