PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Emek Şiirleri Güldestesi


emre gümüşdoğan
27-07-2006, 17:10
Yıllar önce, omuz omuzaemek mücadelesiverdiğimiz bir arkadaşım,Erguvan'lıHasan Hüseyin uğradı, yaşadığımız sürgünlerden, eylemlerden konuştuk.

Kırık bir mızrap gibi kanatırken içimizi o günler, emperyalizmi, savaşı, sömürüyü lanetledik.


İnsanlık onurunun galip geleceği düşüncesiyle...

emre gümüşdoğan
27-07-2006, 21:15
GÜNEŞİ İÇENLERİN TÜRKÜSÜ


Bu bir türkü: -
toprak çanaklarda
güneşi içenlerin türküsü!
Bu bir örgü: -
alev bir saç örgüsü
kıvranıyor;
kanlı, kızıl bir meşale gibi yanıyor
esmer alınlarında
bakır ayakları çıplak kahramanların!
Ben de gördüm o kahramanları,
ben de sardım o örgüyü,
ben de onlarla
güneşe giden
köprüden
geçtim!
Ben de içtim toprak çanaklarda güneşi
Ben de söyledim o türküyü!
Yüreğimiz topraktan aldı hızını;
altın yeleli aslanların ağzını
yırtarak
gerindik!
Sıçradık;
şimşekli rüzgâra bindik!
Kayalardan
kayalarla kopan kartallar
çırpıyor ışıkta yaldızlanan kanatlarını.
Alev bilekli süvariler kamçılıyor
şaha kalkan atlarını!



Akın var
güneşe akın
Güneşi zaptedeceğiz
Güneşin zaptı yakın!



Düşmesin bizimle yola:
evinde ağlayanların
göz yaşlarını
boynunda ağır bir
zincir
gibi taşıyanlar
Bıraksın peşimizi
kendi yüreğinin kabuğunda yaşıyanlar!
İşte:
Şu güneşten
düşen
ateşte
milyonlarla kırmızı yürek yanıyor!
Sen de çıkar
göğsünün kafesinden yüreğini;
şu güneşten
düşen
ateşe fırlat;
yüreğini yüreklerimizin yanına at!



Akın var
güneşe akın
Güneşi zaaptedeceğiz
Güneşin zaptı yakın!



Biz topraktan, ateşten, sudan, demirden doğduk!
Güneşi emziriyor çocuklarımıza karımız,
toprak kokuyor bakır sakallarımız!
Neşemiz sıcak!
kan kadar sıcak
delikanlıların rüyalarında yanan
o "an"
kadar sıcak!
Merdivenlerimizin çengelini yıldızlara asarak
ölülerimizin başlarına basarak
yükseliyoruz
güneşe doğru!
Ölenler
dövüşerek öldüler;
güneşe gömüldüler.
Vaktimiz yok onların matemini tutmaya!



Akın var
güneşe akın
Güneşi zaaaptedeceğiz
Güneşin zaptı yakın!



Üzümleri kan damlalı kırmızı bağlar tütüyor!
Kalın tuğla bacalar
kıvranarak
ötüyor!
Haykırdı en önde giden,
emreden!
Bu ses!
Bu sesin kuvveti,
bu kuvvet
yaralı aç kurtların gözlerine perde
vuran,
onları oldukları yerde
durduran
kuvvet!
emret ki ölem
emret!
Güneşi içiyoruz sesinde!
Coşuyoruz,
coşuyor!...
Yangınlı ufukların dumanlı perdesinde
mızrakları göğü yırtan atlılar koşuyor!



Akın var
güneşe akın
Güneşi zaaaaptedeceğiz
Güneşin zaptı yakın!



Toprak bakır
gök bakır.
Haykır güneşi içenlerin türküsünü,
Hay-kır
Haykıralım!

(1924)



Nazım Hikmet RAN

emre gümüşdoğan
28-07-2006, 16:10
İşçi Mihali'nin Ölümü


kurumuş kan çamur lekeli bir fes
petrol lambasının ölgün ışığında
bir gül gibi parıldıyordu yarası.


sakar gençlik, evli, cebinde revolver
geceleyin gizlice yasak kitaplar
doyceorientbank yün ipek şeker.


kahvelerin derme çatma peykeleri
bira meze yongo gazinosu rıhtımda
ayak bileklerinde zil ermeni kızları.


minareler çan kuleleri surlar
trenler cepheye asker götürüyor
1904, karanlık bir oda gibi selanik.


serez çarşısı dokumacılar grevi
ve bütün grevlerin iki önderi
biri rum biri türk, kandiya'dan.


gün ortasında esmer bir gece
veles demirkapı hattı greviydi
bir kurşun, işçi mihali yerde.


kurumuş kan çamur lekeli bir fes
petrol lambasının ölgün ışığında
bir gül gibi parıldıyordu yarası.


hristos henüz kundaktaydı öldürüldüğünde
babası. kandiya'dan gelen arkadaşları
onun mavi taşlı mezar boncuğunu çıkartıp
mihali'nin eski ceketinin
cebine koydular ve
ağladılar.


"giritli doğmak ağır bir şeydi."
kuğulardır ölüme giderken birlikte
şarkı söyleyen.


barbadan bir daha haber alamadım.
ikş yıl sonra yaros adasında, sürgünde öldüğünü
öğrenecektim.


aşk için şarkılar söyler dururdun
ayrılık için şarkılar


on sekiz yaşın
bir sokak ortasında


gülüp durunca sana
ve yıllar sonra


bilemezsin ne yapacaksın.


rüzgarı nasıl kucaklayacaksın
denizi nasıl alıp da yüreğine


alıp da
o hala acemi yüreğine
bir çocuğun gülüşüyle sokacaksın.


takis petrulas geceye kadar
koşarken koyu bir karanlığın içinde


aynı tarihlerde,


bemim de ranzamın kıyısından
kız kulesinin ışıkları görünürdü


ve lacivert deniz.


kırık kurşunkalemim
dolaşırken sarı kağıdın üstünde.


Behçet Aysan

Vela
18-08-2006, 22:30
İnsan Ve Emek


Bir sergiyle geldi bahar
Ne don vurur, ne meyve verir
Öylece bir çiçek düşlemesi
Ne güzel bir oyundur canım
Taşlara bakan gözün çiçegi görmesi

Benim memleketimde bugün
Kırk elli bin liradır
Resmin metrekaresi
Ve dillere destandir canım
Turan Erol beyazıyla Bodrum'un mavisi

Bir gece kulübünde bugün
Kırk bin, elli bin liradır
Bir Zeki Müren dinletisi
Ve elbette güzeldir canım
Emeğin değerlendirilmesi

Ama benim memleketimde bugün
İnsan kanı sudan ucuz
Oysa en güzel emek insanın kendisi
Kolay mı kan uykularda kalkıp
Ninniler söylemesi

Belki bu nedenle, yazık
Asılmış gibi durur
Asılmış gibi kederinden
Duvarlarimda resim
Çalgılarimda müzik

Ruhi Su

suece
01-05-2007, 20:24
1 mayıs marşı


günlerin bugün getirdiği
baskı, zulüm ve kandır
ancak bu böyle gitmez
sömürü devam etmez
yepyeni bir hayat gelir
bizde ve heryerde
1 mayıs 1 mayıs
İşçinin, emekçinin bayramı
devrimin şanlı yolunda
İlerleyen halkın bayramı
yepyeni bir güneş doğar
dağların doruklarından
mutlu bir hayat filizlenir
kavganın ufuklarında
yurdumun mutlu günleri
mutlak gelen gündedir
1 mayıs 1 mayıs
İşçinin, emekçinin bayramı
devrimin şanlı yolunda
İlerleyen halkın bayramı
vermeyin insana izin
kanması ve susması için
hakkını alması için
kitleyi bilinçlendirin
bizlerin ellerindedir
gelen ışıklı günler
gün gelir gün gelir
zorbalar kalmaz gider
devrimin şanlı yolunda
bir kağıt gibi erir gider

Gül Uğur
01-05-2007, 21:09
BULUT MU OLSAM


Denizin üstünde ala bulut
yüzünde gümüş gemi
içinde sarı balık
dibinde mavi yosun
kıyıda bir çıplak adam
durmuş düşünür.
Bulut mu olsam,
gemi mi yoksa?
Balık mı olsam,
yosun mu yoksa?
Ne o, ne o, ne o.
Deniz olunmalı, oğlum,
bulutuyla, gemisiyle, balığıyla, yosunuyla.


Nazım Hikmet Ran

suece
18-02-2009, 16:03
Emeğin Öyküsü

kitaplar ellerimle öykülendi
Düşlerim vurdu şiirler denizine
Eski ezgilerle coşkulanan
Sesimdir, çağları delip geldi.

En güzelle en yaşayan
Gözlerimden aldı rengini
Meriç köprülerinde
alın terim karıştı suya
Santim santim ellerimde büyüdü
Süleymaniye ve Aya Sofiya.

Kaç iklimin toprağı bağrına bastı beni
Ustalığıma kefil olur tarihler,
Kaç dönem içimde savaş verdi.
Utkularım çağımın türküsünü söyler,
O türküler tezgahında dönüyor şimdi.

Şükran Kurdakul

suece
01-05-2009, 16:11
Yerlerimİz

ben işçi çocuğuyum evladım
demiryolu atölyesi işçilerinden
emekli şükrü'nün oğluyum
ekmekle doydu karnım
ekmekle avutuldum
ekmekle korkutuldum
sen sofraya havyar da koysan kuzu kızartması da
önce ekmeğe varır elim
çilemin adı benim
ekmek kavgası

hiçbir şey istemedim şu dünyadan kendim için
ne köşk ne araba ne para
tükürmüşsem içine
senin tapındığın o sıfatların
satıyorsam emeğimi yok pahasına
ben işçi çocuğuyum evladım
benim davam başka dava

Hasan Hüseyin Korkmazgil

Amarilis
07-07-2009, 12:09
palton yoksa ellerimi tut
kaportacı işçi çocuk
pusu kurmuş kapına
çakal gibi bir soğuk

Nevzat Çelik

Amarilis
07-07-2009, 12:12
İn aşağı! Daha aşağı! Daha aşağı!
İn soğuk uçurumdan aşağı!
Orada terli bedenler ezilir, çürür,
orada, kara duvarlar üzerinde, kömürle aydınlanan
-yorgun bir yaşam, karanlıkta bunalan,
ve toprak, bogucu ve de kutsal olmayan,
sesler çınlar döne döne inilen tünellerden,
güçlü ellerin kavradığı kazmalardan çıkan,
açık göklere, güneşli günlere doğru
yankılanır duru umut ve isyan.
İn aşağı! Daha aşağı! Daha aşağı!
İn boşluksuz boşluğa!

İn aşağı! İn karanlık karnına
aç gözlü toprak ananın
in insanların tutsak edildiği o karına,
in insanların aç bırakıldığı o karına.
Bir lamba aydınlatacak bu emek tapınağını,
sinsi, sarp ve ıslak tapınağı,
kara taştan, ilkel topraktan tapınağı.
Orada çatar kaşlarını canavar putlar,
günsüz zamanlara tapanların alır canlarını.
İn aşağı! Daha aşağı! Daha aşağı!
İn ülkesiz ülkelere!

..........................

Hristo Smirnenski

Amarilis
07-07-2009, 12:13
Sizin için, insan kardeşlerim,
Her şey sizin için;
Gece de sizin için, gündüz de;
Gündüz gün ışığı, gece ay ışığı;
Ay ışığında yapraklar;
Yapraklarda merak;
Yapraklarda akıl;
Gün ışığında bin bir yeşil;
Sarılar da sizin için, pembeler de;
Tenin avuca değişi,
Sıcaklığı;
Yumuşaklığı;
Yatıştaki rahatlık;
Merhabalar sizin için;
Sizin için limanda sallanan direkler;
Günlerin isimleri,
Ayların isimleri,
Kayıkların boyaları sizin için;
Sizin için postacını ayağı,
Testicinin eli;
Alınlarından akan ter,
Cephelerde harcanan kurşun;
Sizin için mezarlar, mezar taşları,
Hapishaneler, kelepçeler, idam cezaları;
Sizin için;
Her şey sizin için.

ORHAN VELİ

Amarilis
07-07-2009, 12:14
Kim bizim kadar sevebilir
Bu çığlık çığlığa doğan günü
Kanımızla boyanmış günü
Bu açlığımız, acılarımızdır
Binlerce yıldır süregelmiş
Öfkemiz, hıncımız, kavgamızdır

Söyler tarla kuşu türküsünü
Söyler karınca
Çiçek, dal, rüzgar ve su
Söyler türküsünü bir ağızdan
Emekçi kardeşlerim
Anam, kardeşim, karım
Bu türkülerin en güzelidir

Bizi bekliyor işte toprak
Dallar yaprak açmaya
Başaklar dolgun olacak
Bekliyor vermek için en kırmızıyı
En ballıyı
En sevdalıyı
Hayat

Ve makinalar şimdi düşmanım değil
Dostumdur
Namlular uzanmaz gözlerime
Geçmez sevincimin umudumun üstünden
Tanklar, toplar, uçaklar
Hapisane duvarları değil
Evler öreriz ak taşlarla
Balkonlarında çiçekler ve çocuklar

Sen olmadan önce sömürgen
Biz vardık
Kuşlar, çiçekler, insanlardık
Vardı sen olmadan önce sömürgen
Toprağa söylenen türküler
Yıldızların ışıltısı
Denizlerin soluğu
Vardı acıların güzelliği
Hüzün ve umut
Aşk ve alınteri
Sen öldükten sonra yine olacak

....

KEMAL BURKAY

Amarilis
07-07-2009, 12:15
Almanya'da topraklar
Aynı bizimki gibi
Ağaçları görgüsüz cahil
Ne Beethoven'i bilen var ne Spartakistler'i
Nerde dünya durdukça duran
Çınarlar bizimki gibi

Bir adam gördüm Frankfurt'ta
Noel ağacının dibinde
Kasketini açmıştı gözleri yerde
Yoksulluğun utancı aynı bizimki gibi

Memleketim diye kucakladı işçilerimiz bizi
Biri ağladı usul usul boynumda durdu
Uykuda kaymış da sanki yüzleri
Bıyıkları aynı bizimki gibi

Ellerim ayaklarım gibi buldum
Hiçbir şeye şaşmadım da
Neden takılıp kaldı aklım
Bizim bebelere Almanya'da
Adları kalmış ancak
Söylenen bizimki gibi

RUHİ SU

Amarilis
07-07-2009, 12:16
Gazetelerde ve kitaplarda,
radyolarda ve televizyonlarda,
ve de açık oturumlarda
söz ediyorlar hep senden,
gündemdesin,
haberin var mı?

Haydi, dile bizden ne dilersen.

İşte alabildiğine özgürlük sana,
yap dilediğini.
Kaldır şu tabakları istersen, sil masaları.
İstersen şu bulaşıkları yıka.
İstersen şu iskarpinleri bir güzel parlat.
İstersen diz şu simitleri tablaya.
İstersen soy şu patatesleri, soğanı.
İstersen git kova kova su dök
şu ayakyoluna.

İstersen şu tuğlaları yukarı taşı.
İstersen şu tenekede kireci karmaya başla.
İstersen kır şu formaları.
İstersen şu kitapları tutkalla.
İstersen boşalt şu tüpgazları kamyondan.
İstersen şu motoru yağla.
İstersen şu kazana kurşun dök gel.

İstersen gez kapı kapı, gazete topla kiloyla.
İstersen açıver iliklerini şu gömleklerin.
İstersen şu ceketleri, pantolonları teğelle.
Yıka şu arabaları istersen, kız gibi yap.
İstersen kes şu camı, macunla.
Gazete sat istersen, limon, maydanoz,
ciklet, marlboro, anahtarlık, tarak
(kendini polis amcadan kolla ama)
Yüklen şu küfeyi istersen,
nedir ki? Sen kırk kilosun, o altmış.
İstersen karpuz sergilerinde kuş gibi şakı.
İstersen git güneşin altında çeltik topla, pamuk topla.
İstersen git davarını güt ağanın,
bağır istersen gücün yettiğince,
bağır dağlara taşlara.

İstersen işsiz dolaş, aç dolaş, çıplak dolaş.
Dolaş dolaş
akşam olmaz
gurbet elde.

İstersen köprü altında yat,
istersen parkta,
yat koyun koyuna bitlerinle,
baka baka yıldızlara,
görmeden yıldızları.

İstersen bekle sinema kapısında,
istersen garda,
istersen söndür pis zevkini şu hergelenin
iki somun ekmek parasına.

İstersen çık en üst katına şu inşaatın,
ister tüttür bir cıgara,
başın döne döne seyret deryaları.
İstersen atla ta on altıncı kattan,
dal yolun ortasına çivileme,
doldurmadan on beş yaşını,
yüzünü bir ana eli okşamadan,
çek git,

son model otomobilleriyle geçerken caddeden son hızla.
Göztepe'nin şımarık oğlanları.

A. KADİR

Amarilis
07-07-2009, 12:17
ben gördüm
siz de gördünüz mü

taa uzaklarda bir evin penceresinde
bir evin penceresinde tek başına
karanlıkta keman çalan bir çocuğun
mavi gülümsemesini

ben gördüm
siz de gördünüz mü

gökyüzündeki akça kuşların
kanatlarından süzülen
bulut bulut özgürlük rüzgarlarının
üzerimize üzerimize yağdığını

ben gördüm
siz de gördünüz mü

yarı aydınlık sabahlarda
saçlarında tel tel yıldızlarla yürüyen
işçi kızların
vardiyalarına
ekmekarası umut taşıdıklarını
güle oynaya

ben göreceğim
ya siz.

İDRİS ATMACA

Amarilis
07-07-2009, 12:18
SABAH TÜRKÜSÜ

Hey!
Bir sabahın üç kapısı var göğe.
Biri umut
Al umudu ver çocuğa büyütsün
Büyütsünde yürüsün.

Hey! Hey!
Bir sabahın üç kapısı var göğe.
Biri emek ellerinde ışıyan
Işıt gitsin
Yol boyu
Türesin

Hehey de hey!
Bir sabahın üç kapısı var göğe.
Biri korku
Çal yere

Emek senin umut senin
Korku ne?
Yeter ki ellerin ellere kavuşsun

SENNUR SEZER

suece
24-11-2009, 23:05
Şairin Emekleri

I
gece teninin en koyu tonuna ulaştığında
çöküyorum bir gölge masanın başına
gizlerini demek istiyorum gönlümün
kimseyi şaşırtmasa da
çalakalem mıncıklamak istiyorum orasın burasın
önümdeki dişi kâğıdın
ellerimin zekâsıyla başlıyorum
bir şeyler karalamaya

II
gece kara çarşafının altında
sevişiyor sinsi âşığıyla
- eziliyor atmosferin çimenleri -
çekip gidiyor o tanrısal hovarda
iliği boşalınca
ve yıldızlar, gökkurusu dadılar
dikiyorlar gecenin bekâretini
ışıktan iğnelerle

Adnan Özer

suece
01-05-2010, 13:32
İŞÇİ MARŞI

Hava döndü işçiden işçiden esiyor yel
Dumanı dağıtacak yıldız-poyraz başladı
Bahar yakın demek ki mevsim böyle kışladı
Bu fırtına yarınki sütlimanlara bedel
Hava döndü işçiden, işçiden esiyor yel

Tekliyor işte çağın çarkına okuyan çark
Ve durdu muydu birgün bu kör, avara kasnak
Bir zincir yitirenler bir dünya kazanacak
Sen de o dünyadansın sınıfın bil safa gel
Hava döndü işçiden, işçiden esiyor yel

Köylükler uykusunda döndü dönüyor sola
Güne bakıyor bebek büyüyen yumruğuyla
Başaklar gövderdi bak başkoydular bu yola
Şaltere uzanıyor allaha açılmış el
Hava döndü işçiden, işçiden esiyor yel

Can YÜCEL