PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Tophaneli Timo Nereye Koşuyor?


emre gümüşdoğan
14-03-2009, 18:44
Tophaneli Timo Nereye Koşuyor?

1. Bölüm

Dostlarınızı, hatalarını yüzlerine söyleyecek kadar çok seviniz. Mutlaka başkalarından duymuşsunuzdur bu sözü. Bu kısa ama derin yazı disisinde, dostlarımın hatalarını yüzlerine söyleyeceğim. Bana kızacaklarını bilerek... Ama öfkelerini yendiklerinde, egolarından arındıklarında, hırslarını yendiklerinde haklılığımı anlayacaktır...

"Arkadaşlar, Türkiye’de şiir eleştirisinin azlığından yakınıyorsunuz sürekli değil mi? İnanın mazoşist ruhlu ya da sonsuz özgüveni olmayan birinin kol kolay yapabileceği bir iş değil bu! " böyle diyor bir yazısında.

Bu özgüven sahibi arkadaşımız, Şiirakademisi'nde kendisine yönelik eleştiri yazısının yayınlanması üzerine "Tophaneli Timo" imzasıyla gönderdiği yazısında üç seçenek sunuyordu. İşte sunduğu üç seçenek.


"3 seçenek:

1. ya o sayfayı kaldırırırsın,
2. Ya beni polise şikayet edersin seri katil gibi davranmamam için,
3. Ya de seri katil harekete geçecek.

Çünkü bunun edebiyatla, şiirle, yazıyla ilgisi kalmadı kafamda.
Top şu anda sende.

Tophaneli Timo"


Oysa size dönük bir eleştiri varsa siz de yanıt hakkınızı kullanırsınız. Kendisine yönelik en ufak eleştiride kendi deyimiyle seri cinayetler işleyeceğini söyleyen kişinin yazacağı eleştiriler hakkında nitelik kaygısı duymamak, endişelenmemek mümkün mü?


devam edecek...

emre gümüşdoğan
15-03-2009, 11:58
Bir yazısında "32 yıllık hazırlığıma sonunda nokta koyup şiir eleştirisi yazmaya başlar gibi yaptım yenilerde.." diyor. Yine aynı yazısının başka yerinde "Ege köylüsü duyarlılığım ve 7-8 yıllık ot çalışmışlığımın zenginliğiyle..." diye devam ediyordu. Doğru söylüyordu, son 7-8 yılını tamamen bitkilere, otlara ayırmış "Otlar çöpleri" de yazmıştı. Sadece para kazanmak için bitkilerle ilgili kitaplar yazması onu mutlu etmiyordu. Zamanının çoğu internette geçiyordu. Her bitkiyi Türkçe, latinca adlarıyla arıyor, buluyordu. Arada kırlara çıktığı, ya da köylü pazarlarında satılan otları araştırdığı da oluyordu.

Son 7-8 yıldır şiirden tamamen kopmuştu. Şiirimizi yakından izlemeyi bırakınız "şiir, şair, eleştiri" sözcüklerini duyduğunda küplere biniyordu. Dergiye de ayıracak zamanı yoktu. Arkadaşları tıkır tıkır yürütüyordu işleri, her sayı çıkıyordu.

Peki nereden çıktı büyük eleştirmen olma düşü, ne olmuştu da 32 yıllık hazırlığın sonuna geldiğine karar vermişti...

Her şey Mehmet H. Doğan'ı kaybettiğimiz 17 Şubat 2008'den sonra başladı.

Türkiyede şiir üzerine yazacak nitelikli eleştirmen sayısı oldukça azdı. Mehmet H. Doğan'ın kaybından sonra bu alanda büyük bir boşluk doğmuştu. Neden bu boşluğu dolduran kendisi olmasındı?

Bilgisi, birikimi vardı. Hırsı da...
Uzun ara şiir dünyasından uzak kalmıştı, birden bire ortaya çıkmak, çıkmakla kalmayıp Mehmet H. Doğan'ın bıraktığı boşluğu doldurmak...
Eş dost, şiir üzerine yaz demiyor muydu?..
Adını yeniden duyurması gerekiyordu. Kesinlikle adını yeniden duyurmalıydı. eleştiri konusunda otorite olmalıydı, elini çabuk tutmazsa başkaları doldururdu bu boşluğu, fırsat da kaçardı...
Kahretsin diye söylendi kendi kendine, keşke dergideki yazıları ihmal etmeseydi. Ne yapsın şiir, şiir üzerine yazmak karın doyurmuyordu ama ne yapsın? emekli maaşı ile geçinmek zordu.

Onca emek verdiği Bursa Edebiyat Günleri'ni de başkaları düzenliyordu, hem de o nitelikli günler okul müsameresi ciddiyetinde kutlanır olmuştu..

Birkaç sert eleştiri, bir kaç polemikle yeniden adını duyurabilirdi.
Mutlaka varlığını hissettirmeliydi...

devam edecek...

emre gümüşdoğan
16-03-2009, 16:07
Birkaç sert eleştiri, bir kaç polemikle yeniden adını duyurabilirdi.

İşe dergiden başlamalı, derginin tek hakimi olduğunu dost, düşman herkese göstermeliydi. Hem bu dergiyi üç arkaş kurmamışlar mıydı? İki arkadaşı hakkın rahmetine kavuşmuştu. Kurucu olarak bir kendisi kalmıştı. O zaman dergi de onundu.

Kendisine ait bir dergiye gönderilen ürünler sadece kendi adına gönderilmeliydi, kendisi dururken Nasıl olur da yayın kurulundaki kişilere ürün gönderirdi bu şairler, yazarlar... Bunlar dergiyi ele geçirmişti, geri almalıydı...

Dergiyi istediği gibi yönetir, istediği kişiyi eleştirir, istediği kişiye aba altından sopa gösterebilirdi. Dergi içinde buna muhalefet edecek kişileri dergiden uzaklaştırmakta yarar vardı. Adını yeniden duyurmaya dergiden başlamalıydı. Ama nasıl olacaktı?.

Önce "Dergi misyonunu doldurdu, bir anma sayısıyla kapatalım." görüşünü attı ortaya.

Bu görüşüne kimsenin rağbet etmediğini görünce fikir değiştirdi. Bazı isimleri dergiden uzaklaştırmada yarar vardı. Başardı da...

Bir yandan dergiyi tek başına nasıl idare edeceğini düşünüyor, öte yandan derginin gücünü kaybetmesi korkusunu yaşıyordu. İşleri yapacak birilerini bulmalıydı. Kıyıda köşede kalmış, karşılarına böyle bir fırsat çıktığında hemen atlayacak, çantasını taşıyacak, işleri yürütecek çok insan vardı... Bir edebiyat dergisi, hem de beş yılı doldurmuş bir edebiyat dergisinin yayın kurulunda olmak, adını ülkeye duyurmak...

Ya ayrılanlar yeni dergi çıkarırsa...

devam edecek...

emre gümüşdoğan
02-11-2009, 19:45
Ege köylüsü Kars köylüsüne karşı...

Ege köylüsü duyarlılığı ve 7-8 yıllık ot çalışmışlığının zenginliğiyle eleştirmenliğe başladığını söyleyen Tophaneli Timo aslında köylülere düşmandır. Birine kızdığı zaman "köylü" der, kendince aşağılamaya çalışır. Kaç arkadaşını "köylü" diye aşağılamış, kırmış, küstürmüştür.

Kendi dışındaki herkes köylüdür.

O yaparsa her şey mübahtır.

Edebiyat ödüllerinde eş dost kayırmak etik bir davranış değildir.
Edebiyat ödülünde seçiciler kuruluna "Bu ödülü bana verin, parya ihtiyacım var." diye ödül dilenciliği yapmak etik değildir. Saygısızlıktır. Yarışmayı düzenleyenlere, katılanlara, edebiyat dünyasına, emeğe karşı saygısızlıktır...

"Bu ödülü bana verin, paraya ihtiyacım var." diyen kişi ile o ödülün seçiciler kurulunda bulunan, olayı açıklayan, ödül dilenciliği yapanı eleştiren ve düne kadar biribirini "köylü" diye aşağılayan kişilerin arasından şu an su sızmıyorsa vay o edebiyat dünyasının haline, vay o edebiyat örgütünün haline...

Tophaneli Timo insanları aşağılamak için "köylü" der.
Tophaneli Timo egosunu tatmin için insanları kullanmayı sever. Örgütleri ele geçirmek için köprüden geçene kadar "köylü"lere üstad der.
Tophaneli Timo dün köylü dediğine bugün üstad, bugün üstad dediğine yarın köylü der.

Tutarsızlık...
Tutarsızlık sadece eleştirmenlik alanında değil, her alanda...

Tophaneli Timo'nun nereye koştuğu da açık, yalpalaya yalpalaya koştuğu da...

emre gümüşdoğan
07-12-2009, 20:09
Bir önceki yazıda Tophaneli Timo'nun bir edebiyat ödülü sırasında seçiciler kuruluna "Paraya ihtiyacım var bu ödülü bana verin ." dediğini yazmış, bu durumu etik bulmadığımı belirtmiştım. Herhangi bir yalanlama gelmedi.

Ülkemizde; kitap eleştirisi, kitap tanıtım yazısı yazmanın piyasası olduğu bilinmektedir. Yanılmıyorsam Metin Celal bir yazısında konuyu dillendirmişti. Bu saptamayı yalanlayan bir yazı da anımsamıyorum. Demek ki dergilerde kitap eleştirisi yazan gerçek eleştirmenlerin yanı sıra sipariş üzerine kitap tanıtım yazısı yazan, eleştiri! yazan "övgümen"ler de vardır.

"Paraya ihtiyacım var bu ödülü bana verin ." diyebilen kişi, paraya ihtiyacım var banka hesabıma şu kadar para yatırırsan kitabına övgüler dizerim, şiirini göklere çıkarırım da der... Ya da beklediğini bulamadığı, nemalanamadığı kişilerin kitaplarını, şiirlerini yerin dibine batırır. Eleştirmenlik önemli müessesedir. Bilgi ve birikimin yanı sıra sağlam bir etik yapı da gerektirir.

Her ne kadar Tophaneli Timo çalıştığı üniversitenin kağıt, baskı makinası gibi matbuat olanaklarını kullanarak bir dergi çıkarmış, bir edebiyat yarışmasında seçiciler kuruluna "Paraya ihtiyacım var bu ödülü bana verin ." demiş ise de kimse onun için hortumculuk yaptı, ihaleye fesat karıştırdı diyemez. Çünkü Tophaneli Timo o işleri yapmıyor. Ama Tophaneli Timo eleştiri! yazıyor, kitap tanıtıyor...

Ateş olmayan yerden duman çıkmaz.

Ve Tophaneli Timo'nun yazılarının, eleştirelerinin ardından da kapkara dumanlar çıkıyor...

Vay ki edebiyatımızın hali...

Tophaneli Timoların cirit attığı edebiyatımız, vay benim köse sakalım...

Not: Bu yazıdan sonra da Tophaneli Timo'dan tehdit içerikli, küfür dolu iletiler gelirse onları kendime saklamak yerine buradan sizlerle paylaşacağım.

emre gümüşdoğan
20-12-2009, 12:23
Bugün "Bursa Edebiyat Günleri" bu kadar düzey kaybettiyse, köy şenlik oyunları düzeyinde yapılıyorsa, en büyük sorumluluk kaprisleri uğruna Bursa yazın dünyasını parçalayanlarındır...