SirvanErciyes
18-12-2008, 20:26
NİETZSCHE’NİN ÖPÜCÜKLERİ
<?:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-com:office:office" /><O:P></O:P>
<O:P></O:P>
Kitabın kapağında her cümle bir öpücüktür, her paragrafsa bir kucaklaşma ibaresi yer aldığına göre yazarın Nietzsche’nin cümlelerinden yola çıkarak paragraflar oluşturduğu fikrine ulaşmamız pekte yanlış olmaz sanırım.Kitap dört bölümden oluşuyor
<O:P></O:P>
1.Bölüm “bedenin hor görülmesi üzerine”
Her cümle bir öpücüktür
Kuyruk
Geleceği olmayan müzik
18:00
Diş
Rüyayı yanlış anlamak
19:00
Dil
Gizli tarih
<O:P></O:P>
2.Bölüm
Yer çekiminin doğası üzerine
20:00
Mide
Kökenlerini arayan herkes bir yengece dönüşür
21:00
Bağırsaklar
Zamansız bir adamın baskınları
22:00
Eller
İmkansızlarım
<O:P></O:P>
<O:P></O:P>
3.Bölüm
İmgelem ve bilmece üzerine
23:00
Sinir sistemi
Bir kerecik ya da her zaman için bu kadar çok şeyi bilmiyor olmayı isterdim
Gece yarısı
Karaciğer
Bazı insanların önce yürekleri yaşlanır
01:00
Gözler
İstemsiz mutluluk üzerine
<O:P></O:P>
4.Bölüm
Dünya yüceltildi gökyüzü neşe içinde
Öğle vakti
<O:P></O:P>
Nietzsche’den iki alıntı önsözden sonra yer alıyor “Ölümsüzlüğün bedeli en ağır biçimde ödenmelidir:Henüz hayattayken yüzlerce kez ölmelidir insan”
Nietzche ,Ecce Homo
<O:P></O:P>
“Yalnızca yarından sonraki gündür bana ait olan. Bazı insanlar öldükten sonra doğarlar.”
<O:P></O:P>
Bu kitabı okuduktan sonra karmaşık hisler belirdi içimde belki de en sonda söylemem gerekeni en başta söyleyeceğim yine,büyük bir haz alarak bitirmedim kitabı.İçimde beğeniden çok öfke yarattı diyebilirim.N.O.’in filozoftan alıntıladığı iki deyiş kitabın omurgası belki de,yaşarken yüzlerce defa ölen Nietzsche.Zayıf,hastalıklı,bağırsakları bozuk,gözleri iyi görmeyen,yaşamak için başkalarına muhtaç,altını ıslatan,hafızası gelip giden,mekan ve zaman algısını yitirmiş bir Nietzsche Nels Olsen’in bize sunduğu.Filozof olmanın doğal getirileri belki de bunlar ve anlaşılamamak,yoğun bir yalnızlık,Wagner ve tarihçi Overbeck örneklerinden yola çıkarak dostlardan kopuş ve dostluğun irdelenmesi,yazgısal olarak her dostluğun yıpranacağı gerçeği.
<O:P></O:P>
Fiziksel olarak sürekli acı çeken hasta Nietzsche yatağından zaman ve mekan kısıtlaması olmadan seyahatlere çıkmakta, çocukluğu, babasının ölümü, öğrencilerine ders anlattığı dönem, Lou (kaçınılmaz olarak tam bir kördüğüm olarak ortaya çıkan Lou ve Poul Ree;ihanetin yeniden tanımı),gençliğinde gittiği bir genelevde kederli beyaz birer kese gibi taşıdıkları memelerini sergileyen onca yaşlı kadın arasında, çocuk yaştaki Ingred’i ve onun bedenini keşfeden Nietzche.
<O:P></O:P>
Odasında çırılçıplak dans eden Nietzsche, ya da sevgili laması Lizbeth’i nişanlısı ile sevişirken kapı deliğinden izleyip özdoyuma ulaşmaya çalışan Nietzsche.Kız kardeşine karşı sevgi ve nefret karışımı ensest kokulu hisler besleyen Nietzsche.Hitler tarafından beğenilenama ırkçılığa karşıolan birportre çıkıyor karşımıza.
<O:P></O:P>
Yazarın Nietzsche’ye dair izlekleri bir sanrı şeklini alıyor ve Nietzsche’nin kelimelerine dönüşüyor.Yazarın ve filozofun düşleri,kabusları,deneyimleri nerede kesişiyor yada ayrışıyor anlamak fazla mümkün değil.Yazar erimiş cam gibi Nietzsche’nin kelimeleri arasına girmeye çalışıyor.Ama bilmediği bir şey camın çabuk katılaşacağı.Yazarın kelimeleri katılaşmış ve olmasını arzu ettiği formdan oldukça uzak sanki.
<O:P></O:P>
Kimi bölümlerde bir paparazzi acımasızlığı ile özel yaşamın gözler önüne sergilendiği,çoktan bu dünyadan ayrılmış bir filozofun mahremine hoyratça saldıran cümleler ki bunların kurgu olması yada olmaması pek bir şeyi değiştirmiyor bence. Oldukça rahatsız edici.Yazarımız elbette Nietzsche yi çok seviyor hatta o kadar çok seviyor ki O’nun bedenine girmiş adeta.O’nun gözleri ile bakıp, onun cümleleri ile konuşmaya çalışıyor.İşte bu noktada eseri yaratanın özgürlüğüne elbette sözüm olmamakla birlikte sıradan bir okur olarak eleştiri hakkımı kullanıyorum.Acımasız cümlelerle bir filozofun aczini resmeden bir kitap.Aklıma şu da gelmiyor değil -kötü niyetli bir bakış açısı olduğunu kabul ederek- böylesine popüler bir isimden yola çıkarak popüler olma çabası mı?Nietzsche’nin adı geçmeseydi benim gibi pek çok insanda Nels Olsen ve kitaplarından daha uzunca bir süre bihaber olmaya devam edecekti.
<O:P></O:P>
Her şeye rağmen oldukça hoş betimlere,sözcük oyunlarına rastladığımı ve bazı cümlelerin oldukça keyif verici olduğunu ,Nietzsche üzerine düşünmeye sevk ettiğini de belirtmeliyim.Dili kullanma konusunda usta bir kalem karşımıza çıkıyor, keşke çevirmende aynı ustalıkta olsaydı.Edited by: Bozkırkurdu
<?:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-com:office:office" /><O:P></O:P>
<O:P></O:P>
Kitabın kapağında her cümle bir öpücüktür, her paragrafsa bir kucaklaşma ibaresi yer aldığına göre yazarın Nietzsche’nin cümlelerinden yola çıkarak paragraflar oluşturduğu fikrine ulaşmamız pekte yanlış olmaz sanırım.Kitap dört bölümden oluşuyor
<O:P></O:P>
1.Bölüm “bedenin hor görülmesi üzerine”
Her cümle bir öpücüktür
Kuyruk
Geleceği olmayan müzik
18:00
Diş
Rüyayı yanlış anlamak
19:00
Dil
Gizli tarih
<O:P></O:P>
2.Bölüm
Yer çekiminin doğası üzerine
20:00
Mide
Kökenlerini arayan herkes bir yengece dönüşür
21:00
Bağırsaklar
Zamansız bir adamın baskınları
22:00
Eller
İmkansızlarım
<O:P></O:P>
<O:P></O:P>
3.Bölüm
İmgelem ve bilmece üzerine
23:00
Sinir sistemi
Bir kerecik ya da her zaman için bu kadar çok şeyi bilmiyor olmayı isterdim
Gece yarısı
Karaciğer
Bazı insanların önce yürekleri yaşlanır
01:00
Gözler
İstemsiz mutluluk üzerine
<O:P></O:P>
4.Bölüm
Dünya yüceltildi gökyüzü neşe içinde
Öğle vakti
<O:P></O:P>
Nietzsche’den iki alıntı önsözden sonra yer alıyor “Ölümsüzlüğün bedeli en ağır biçimde ödenmelidir:Henüz hayattayken yüzlerce kez ölmelidir insan”
Nietzche ,Ecce Homo
<O:P></O:P>
“Yalnızca yarından sonraki gündür bana ait olan. Bazı insanlar öldükten sonra doğarlar.”
<O:P></O:P>
Bu kitabı okuduktan sonra karmaşık hisler belirdi içimde belki de en sonda söylemem gerekeni en başta söyleyeceğim yine,büyük bir haz alarak bitirmedim kitabı.İçimde beğeniden çok öfke yarattı diyebilirim.N.O.’in filozoftan alıntıladığı iki deyiş kitabın omurgası belki de,yaşarken yüzlerce defa ölen Nietzsche.Zayıf,hastalıklı,bağırsakları bozuk,gözleri iyi görmeyen,yaşamak için başkalarına muhtaç,altını ıslatan,hafızası gelip giden,mekan ve zaman algısını yitirmiş bir Nietzsche Nels Olsen’in bize sunduğu.Filozof olmanın doğal getirileri belki de bunlar ve anlaşılamamak,yoğun bir yalnızlık,Wagner ve tarihçi Overbeck örneklerinden yola çıkarak dostlardan kopuş ve dostluğun irdelenmesi,yazgısal olarak her dostluğun yıpranacağı gerçeği.
<O:P></O:P>
Fiziksel olarak sürekli acı çeken hasta Nietzsche yatağından zaman ve mekan kısıtlaması olmadan seyahatlere çıkmakta, çocukluğu, babasının ölümü, öğrencilerine ders anlattığı dönem, Lou (kaçınılmaz olarak tam bir kördüğüm olarak ortaya çıkan Lou ve Poul Ree;ihanetin yeniden tanımı),gençliğinde gittiği bir genelevde kederli beyaz birer kese gibi taşıdıkları memelerini sergileyen onca yaşlı kadın arasında, çocuk yaştaki Ingred’i ve onun bedenini keşfeden Nietzche.
<O:P></O:P>
Odasında çırılçıplak dans eden Nietzsche, ya da sevgili laması Lizbeth’i nişanlısı ile sevişirken kapı deliğinden izleyip özdoyuma ulaşmaya çalışan Nietzsche.Kız kardeşine karşı sevgi ve nefret karışımı ensest kokulu hisler besleyen Nietzsche.Hitler tarafından beğenilenama ırkçılığa karşıolan birportre çıkıyor karşımıza.
<O:P></O:P>
Yazarın Nietzsche’ye dair izlekleri bir sanrı şeklini alıyor ve Nietzsche’nin kelimelerine dönüşüyor.Yazarın ve filozofun düşleri,kabusları,deneyimleri nerede kesişiyor yada ayrışıyor anlamak fazla mümkün değil.Yazar erimiş cam gibi Nietzsche’nin kelimeleri arasına girmeye çalışıyor.Ama bilmediği bir şey camın çabuk katılaşacağı.Yazarın kelimeleri katılaşmış ve olmasını arzu ettiği formdan oldukça uzak sanki.
<O:P></O:P>
Kimi bölümlerde bir paparazzi acımasızlığı ile özel yaşamın gözler önüne sergilendiği,çoktan bu dünyadan ayrılmış bir filozofun mahremine hoyratça saldıran cümleler ki bunların kurgu olması yada olmaması pek bir şeyi değiştirmiyor bence. Oldukça rahatsız edici.Yazarımız elbette Nietzsche yi çok seviyor hatta o kadar çok seviyor ki O’nun bedenine girmiş adeta.O’nun gözleri ile bakıp, onun cümleleri ile konuşmaya çalışıyor.İşte bu noktada eseri yaratanın özgürlüğüne elbette sözüm olmamakla birlikte sıradan bir okur olarak eleştiri hakkımı kullanıyorum.Acımasız cümlelerle bir filozofun aczini resmeden bir kitap.Aklıma şu da gelmiyor değil -kötü niyetli bir bakış açısı olduğunu kabul ederek- böylesine popüler bir isimden yola çıkarak popüler olma çabası mı?Nietzsche’nin adı geçmeseydi benim gibi pek çok insanda Nels Olsen ve kitaplarından daha uzunca bir süre bihaber olmaya devam edecekti.
<O:P></O:P>
Her şeye rağmen oldukça hoş betimlere,sözcük oyunlarına rastladığımı ve bazı cümlelerin oldukça keyif verici olduğunu ,Nietzsche üzerine düşünmeye sevk ettiğini de belirtmeliyim.Dili kullanma konusunda usta bir kalem karşımıza çıkıyor, keşke çevirmende aynı ustalıkta olsaydı.Edited by: Bozkırkurdu