PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Dokunma, yorgunum çok...


karabalık
10-02-2008, 21:56
<H5>Doğup büyüdüğüm bu şehir… Kar kokulu bu sokaklar, bu kaldırımların umarsızlığı, bu fısıltılar ki hep beynimi kemiren…</H5>
<H5>Acaba kaçıncı insanım ben bir hiç uğruna katil olmayı seçecek. Yürüyorum… Elimde bir sigara… İçiyorum, soğuk ellerimi titretiyor… Eldivenim yok, takmıyorum tütün içiyormuşum gibi gelmiyor o zaman, kokusu elime sinmiyor zehrin… Ciğerlerimi acıtıyor ,evet çok canım yanıyor … Üfledigim duman nefretimi kusarcasına ‘ püfff ‘… Yakalayamıyorum hangisi ağzımdan çikan, hangisi havanın soğuğu… İhaneti kaldıramıyor sözlerim, edebin adabını kaçırıyor bir anda, dudaklarım titriyor ritmin hakkını veren dansöz edasında, ellerimse en gaddarı idam etmeyi bekleyen bir cellat gibi… Bu yol ne kadar da uzun, ne kadar da uzun, uzun, uzun… Beynimi tırmalıyor sadece bu cümle ve bu kelime … Nasıl düşünürüm annemi bir başkasıyla ? Nasıl geçiririm aklımdan bir onu bir de annemi birlikte el ele? Öyle duygulardan bir tanesi yaşadığım; insanın kendine bile yüksek sesle söyleyemediği… İhanetin en büyüğü, anne kucağı sıcaklığından uzak, bir yabancı kadın kahkahası gibi ve parçalanmanın bir değişik biçimi, babayı tavanda hareketsiz sallandıran, bir kardeşi ise sonsuz boşluğa sürükleyen… Bu gece bir yıldız kayacak gökyüzünden, ihanetin ölümü, masumiyetle dünyaya gelecek yeniden…Elimde tuttuğum bir şey var, çok soğuk, canımı yaktı ‘ahh’ , bakmak istemiyorum orda kalmalı o, cebimde, bir köşede… Karşidan gelen bir otobüse biniyorum, adresi biliyorum, bakışlar bana odaklıymış gibi sanki, suç işlemiş bir çocugun en utangaç hali gibi.Yollar nasıl da yarışırcasına ilerliyor otobüsle,ağaçları sayamıyorum, insanlar bir siluet gibi gözümde bir var bir yok.Sanırım geldim evet burası olmalı, karanlıkta hiç bilmediğim bir yerdeyim … Adres neydi? Hıh! Evet, Menekşe Sokak Yıldız Apartmanı Kat:2 Daire:4 …</H5>
<H5>Kapıyı hızlıca çaldim istedim ki ellerimin titrekliği kapı vuruşunda hissedilmesin… Nefret ,utanç ,acı ,kırgınlık,kızgınlık ve birazdan sahip olacağım rahatlama hissi hepsi etrafımda; saklı kinimle ‘iyi akşamlar’ dedim. Bu ne ukala, bu ne utanmaz bir tavır, sanki sebebin esası o değilmiş gibi, yüzünde bir pişkinlik ‘iyi akşamlar’…Sakincekonuşacağım, bizden ne istedin, babamdan ne istedin diye kelimeleri tek tek yüzüne çarpacagim, cevap vermesine engel olup sadece kendi cümlelerimin hakimiyetini kuracağım…</H5>
<H5>Oturuyorum bir kanepeye, pis kokuyor, iğreniyorum, sanki koca bir bok çukurunun tepesindeyim… ‘bakın buraya sizi görmeye gelmedim’ sesim titriyor ama devam ediyorum konuşmaya, kelimeler çok hızlı yetişemiyorum, karıştı hepsi iç içe sanki ‘üff’… Bir sigara yakıyorum, suratıma bakıyor ne hissediyor anlayamıyorum… ’yaşadıklarını anlayabiliyorum’ diyor… Neyi anlayacaksın ki ‘sen babanı tavanda asılı gördün mü? Onun o buz gibi elleriyle sana dokunamayacağı gerçeğini içine sindirmeye çalistin mı? Söylesene sen babana doyasıya sarılmayı hiç bu kadar özledin mi?… Kendimi ayakta buluyorum birden, sesimin yüksekliğine karşi verebileceği bir cevap,bir kelime bekliyorum… Yok… Susuyor, yüzüme bakıyor, gözyaşlarımla boğuyorum sanki onu, acınası halimi seyretmesine daha fazla izin vermeden sakinleşiyorum, pis kanepede kendime açtığım yere tekrar oturuyorum…</H5>
<H5>Artık daha fazla bekleyemem, beklememeliyim, yoksa yapamayacağım…Birden ayağa kalkıyor, kır saçlı, kısa boylu, elleri lekeli, utanmazca yürüyor bir de her hareketi gözüme batıyor,arkasını dönerek ‘bir kahve ikram edeyim ‘….</H5>
<H5>Söylediği son cümle buydu sadece sade bir kahve, bir canın, bir hayatın, bir hiçliğin bedeli sadece bir kahveydi… Sessizce ayağa kalktım cevap vermedim sorusuna cevap da beklemedi zaten zamanı tükenmişti artık 21.50, onun yaşadığı son dakika, eline uzanan son şey ise bir kahve fincanı olacaktı, daha fazlasını hak edemezdi zaten…Yaşlı vücudun arkasından gittim sessizce ,belki de sesimi duydu ,adımlarımı hissetti ama arkasını dönmedi sanki yaptığı ayıbı ölümüyle örtmek istercesine…Ellerimintitreme şiddeti arttı, kontrol edilemeyen bir hız motoruna döndü, bıçağı ensesinin ortasına ,evet tam ortasına saplarken aklımda kalan tek şey babamın buz soğukluğundaki ,bembeyaz yüzüydü…Bu kadar basit işte, bu kadar acımazca ve soğuk, kapkara bir delik, yaşamaya değecek kadar bile değil, bir saniye kadar kısa… Saat 21.52… Kapıyı açık bırakarak, apartmandan koşar adımlarla ayrıldım… Sokak geldiğimden beri çok değişmiş, etrafa bakınıyorum, artık bir suçluyum tedirginlik, korku, nefret ve tarif edemediğim bir rahatlık, babama olan borcumu ödemisçesine, ‘hey! Bu kış vakti, bu gece senin sonun, benimse başlangıcım … Bir ağaç ,yakında,sanki ona dayanmamı beklercesine beni çagirdi … Koştum nefes nefese ,haykırarak,iki büklüm,yarı ayakta,yarı yerde,titremeye devam ettim.</H5>
<H5>Ben iyi bir dost, iyi bir kardeş, iyi bir evlat ve yine ben bir de iyi bir katil oldum…Elime bir el uzanıyor… ‘bayan iyi misin?’ bir soru kulaklarımda uğulduyor…</H5>
<H5>`dokunma, yorgunum çok…`</H5>

Gül Uğur
13-02-2008, 19:59
Kutlamak istedim.
Sevgimle...

kadın
21-06-2008, 21:17
BENİM BİR YANLIŞIM OKUMAKTAN GİDEREK UZAKLAŞMAM.
BELKİ SANATIN BU KADAR ANLAMLI OLMASINI DA KISKANMIŞIMDIR.
Bu kadar karamsar olamadım,gittiğim yerlere havai fişekler ve lazerler götürdüğümü sanmıştım,sevgi adına.
sevginin el değiştirmesi gibi,karamsarlığın da el değiştirmesi belki yeni ufuklar açacaktır,
tüm gün beynini hazır konan yemek ve emekleri nasıl tüketirim diye kodlayan ben gibilere.